PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Altı Günde Yaratılış


ulpian
10-01-2010, 14:12
Aşağıdaki makale Turan Dursun Sitesi'ne ait MucizeYalanlari.com (http://www.mucizeyalanlari.com/) Sitemizden alıntıdır
ve Mucize Yalanları Sitesi Çalışma Grubumuzun ortak ürünüdür.


=> Altı Günde Yaratılış (http://www.mucizeyalanlari.com/alti-gunde-yaratilis/)

Sitemizdeki metin, bu başlıktaki öneri, açılım ve eleştirilere binaen veya çalışma grubunun kendi araştırmalarıyla değişebilir.

Forumumuzda daha önce bu konu >şu başlıkta (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=764)< tartışılmıştır.

Altı Günde Yaratılış (http://www.mucizeyalanlari.com/alti-gunde-yaratilis/)

1. Mucize İddiası (http://www.mucizeyalanlari.com/alti-gunde-yaratilis/#1)
2. İddianın Geçersizliği (http://www.mucizeyalanlari.com/alti-gunde-yaratilis/#2)
3. ”Altı Günde Yaratılış”ın Çarpıklığı (http://www.mucizeyalanlari.com/alti-gunde-yaratilis/#3)
4. Sonuç (http://www.mucizeyalanlari.com/alti-gunde-yaratilis/#4)


1. Mucize İddiası (http://www.mucizeyalanlari.com/alti-gunde-yaratilis/#)
Mucize arayacıları Kuran’daki “altı günde yaratılış” ifadesinin bir mucize olduğunu öne sürerler:


Harun Yahya (Adnan Oktar)’a ait sitelerden:
Gerçekten sizin Rabbiniz altı günde gökleri ve yeri yaratan sonra arşa istiva eden Allah’tır (Araf Suresi, 54)

Kuran ile modern bilim arasındaki uyumun bir örneği evrenin yaşı konusudur. Kozmologlar evrenin yaşını 16-17 milyar yıl olarak hesaplamışlardır. Kuran’da tüm evrenin 6 günde yaratıldığı açıklanmaktadır. İlk bakışta farklı gibi görünen bu zaman dilimleri arasında aslında çok şaşırtıcı bir uyum vardır. Gerçekte evrenin yaşı ile ilgili olarak elimizdeki bu iki rakamın her ikisi de doğrudur. Yani evren Kuran’da bildirildiği gibi 6 günde oluşmuştur ve bu süre bizim zaman algımıza göre 16-17 milyar yıla karşılık gelmektedir. 1915 Yılında Einstein zamanın göreceli olduğunu; mekâna, seyahat eden kişinin süratine ve o andaki yerçekimi kuvvetine bağlı olarak zamanın akış katsayısının değiştiğini öne sürmüştür. Kuran’da 7 farklı ayette bildirilen evrenin yaratılış süresinin zamanın akış katsayısındaki bu farklılıklar göz önünde bulundurulduğunda bilim adamlarının tahminleri ile büyük bir paralellik içinde olduğu görülür. Kuran’da bildirilen 6 günlük süreyi 6 devre olarak da düşünebiliriz. Çünkü zamanın göreceliği dikkate alındığında “gün” sadece bugünkü koşullarıyla Dünya üzerinde algılanan 24 saatlik bir zaman dilimini ifade etmektedir. Ancak evrenin bir başka yerinde, bir başka zamanda ve koşulda “gün” çok daha uzun süreli bir zaman dilimidir. Nitekim bu ayetlerde (Secde Suresi, 4; Yunus Suresi, 3; Hud Suresi, 7; Furkan Suresi, 59; Hadid Suresi, 4; Kaf Suresi, 38; Araf Suresi, 54) geçen 6 gün (sitteti eyyamin) ifadesindeki “eyyamin” kelimesi “günler” anlamının yanı sıra “çağ, devir, an, müddet” anlamlarını da içermektedir.

Evrenin ilk dönemlerinde zaman, bugün alışık olduğumuz akış hızından çok çok daha hızlı akmıştır. Bunun nedeni şudur: Big-Bang anında evren çok küçük bir noktaya sıkıştırılmıştı. Bu büyük patlama anından bu yana evrenin genişlemesi ve evrenin hacminin gerilmesi evrenin sınırlarını milyarlarca ışık yılı uzağa taşıdı. Nitekim Big-Bang’den bu yana uzayın geriliyor olmasının evren saatinin üzerinde çok önemli sonuçları oldu.


2. İddianın Geçersizliği (http://www.mucizeyalanlari.com/alti-gunde-yaratilis/#)
Onların izahatına göre büyük patlamadan bu yana geçen süre 16-17 milyar senedir ve evren azalan biz hızla genişlemektedir. Dolayısıyla dünyanın yaratılmasının ilk gününde 8 milyar sene geçmiştir. Altıncı gün geçen toplam süre 15,75 milyar senedir. O halde bu bir Kuran mucizesidir ve önceden bildirilmiştir.


Bu argümana göz attığımız vakit “Bir insan kendi inancını karalamak ve küçük düşürebilmek için bu kadar çok uğraşabilir mi?” diye düşünmeden edemiyoruz. İddiaların bilimsel ve matematiksel çarpıtmalardan oluşmasını bir kenara bıraksak bile bilimin bu gün geldiği nokta bile “altı günde yaratılış” iddiasını yalanlamaktadır.


Her şeyden önce bugün büyük patlamadan bu yana geçen sürenin 13,7 milyar sene olduğunu biliyoruz. Burada hata payı 200 milyon yıldır. Bilim için 200 milyon yıl olan bir hata payının bir tanrı için 2 milyar sene olması düşünülemez. Bu iddianın baştan çöküşü demektir.


Mucizecilerimiz savlarını kanıtlamak için nereden çıktığı belli olmayan bir “8 milyar sene” ortaya atmışlardır. Birinci gün 8 milyar seneye eşitmiş. Bu eşitligin nedeninin ne olduğunu bilebilmek mümkün değil. Ama biraz düşünülürse bilimsel sonuç olan 15,75 seneye ulaşabilmek için 8 milyar rakamından başka bir değer kullanmanın mümkün olmadığı görülecektir. Yani önce minare çalınmış sonra da kılıf uydurulmuştur.


Şayet niyet bir şeyi illa da ispatlamaya çalışmaksa artık yapılamayacak çarpıtma ve hile yok demektir. Mucizecilerimiz her geçen sene evrenin genişleme hızının yarıya düştüğünü bulmuşlardır. Bu hesaplamayı neye göre yaptıkları belli değildir ve üstelik evren hakkındaki bilgilerimizle uyuşmamaktadır. Hiçbir bilimsel tespit evrenin ilk 8 milyar sene sabit bir hızla genişlediğini söylemez. Aksine kurama göre evren ilk anlarında ışık hızını çok çok aşan bir hızla genişlemiş olmalıdır. Bunun aksi bir hız tanımlamasının sadece iddiayı kanıtlamak için uydurulduğu aşikârdır.


Biz bu çarpıtmalara göz yumalım ve sanki hiçbir şey olmamış gibi bunların doğru olduğunu varsayalım. Buna rağmen vardıkları sonuç kendileri için bir hüsrandır ve yalanlarını ortaya çıkarmaktadır.


Eğer ilk gün 8 milyar sene geçmişse ve evrenin yaşı da 13,7 milyar sene ise bu “Biz şu anda üçüncü günün içinde bulunmaktayız” demektir. O zaman ortaya iki sonuç çıkar: Birincisi Kuran’a göre evrenin iki günde, dünyanın da 4 günde yaratılmış olduğudur. Bu evren/dünya yaratımındaki zamansal çarpıklığı şimdilik bir kenara bıraksak bile şu anda henüz dünyanın yaratımının ilk aşamasındayız demektir. Çünkü mucizecilerin anlatımı uyarınca üçüncü günün sonunda 14 milyar sene geçmiş olacaktır ve biz hala oraya varamamış durumdayız.


İkinci sonuç burada bir anlatım hatası olduğudur. Ayet indiği anda “yaratma” eylemi tamamlanmamış olduğu için orada “altı günde yarattık” değil “yaratacağız” denmeliydi. Öyle ya, bitmemiş bir eylem için böyle bir kesinlik kullanmak doğru mudur? Daha yaratma eyleminin tamamlanmasına mucizecilerimizin anlatımına göre 3 gün ya da 1,25 milyar sene vardır.


Ayrıca nakledilen hadislere göre insanlık son günde yaratılmıştır. Altı gün masalınının açıklanışını böyle ele alırsak henüz insanlık yaratılmamıştır.
Gördüğümüz gibi asıl mucize -muhtemelen- iddiacılardır. Eski toplumun inanış ve geleneklerinin anlatmlarından başka bir şey olmayan Kuran’ı bilimsel yapmak için düştükleri durum gerçek bir mucize olarak görülebilir. Çünkü aklı başında hiçbir insan kendini bu kadar komik bir duruma düşürmeyi beceremez.

3. ”Altı Günde Yaratılış”ın Çarpıklığı (http://www.mucizeyalanlari.com/alti-gunde-yaratilis/#)
Kuran, Tevrat’tan devralmış olduğu(1) evrenin altı günde yaratılışı hikayesine Araf/54 (http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=7&ayet=54)‘ün yanı sıra diğer birçok ayetinde de yer verir.
bkz. Yunus 3 (http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=10&ayet=3), Furkan 59 (http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=25&ayet=59), Kaf/38 (http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=50&ayet=38), Hadid/4 (http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=57&ayet=4), Hud/7 (http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=11&ayet=7), Secde/4 (http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=32&ayet=4).

Fussilet 9-12 ayetlerinde ise bu altı günlük süreç farklı aşamalara tasnif edilir.


De ki: “Siz mi yeri iki günde (iki evrede) yaratanı inkar ediyor ve O’na ortaklar koşuyorsunuz? O, âlemlerin Rabbidir.” O, dört gün içinde (dört evrede), yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı, orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti. Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi; ona ve yeryüzüne, “İsteyerek veya istemeyerek gelin” dedi. İkisi de, “İsteyerek geldik” dediler. Böylece onları, iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk. İşte bu, mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allahın takdiridir.

Bu ayette zikredilen günleri toplayınca yaratılış sürecinin sekiz gün sürdüğü çıkmakta, bu da diğer ayetlerle çelişmektedir. Ancak İslam alimleri bu meseleyi de şöyle çözme yoluna giderler: ”Zikredilen dört günün içerisinde ilk iki gün de vardır. Yani iki günde yer, iki günde yeryüzündeki dağlar, bolluk ve bereket (yani yer ile gök arasındakiler), son iki günde de gökler yaratılmıştır.”(2) Biz burada ”8 gün mü, 6 gün mü?” tartışmasına girmeden ayetler arasında çelişki olmadığını varsayarak İslam alimlerinin bu yorumunu esas alalım.


Yer (yani gezegenimiz olan Dünya) üstünde barındırdığı dağ-taş ile birlikte toplam 4 günde (veya evrede) yaratılmış; gökler (yani uzay) ise 2 günde (veya evrede)… Sadece bu anlatım bile Kuran’dan günümüzün varmış olduğu bilim ve bilgi düzeyine dair herhangi bir mucizevi işaret çıkarma girişiminin başlı başına zorlama olduğunu göstermektedir. Bugün biliyoruz ki üstünde yaşadığımız gezegen uçsuz bucaksız uzayda herhangi bir gökcismidir. Kuran’daki evren algısına göre ise evren Dünya’dan ve işte bu Dünya üzerine kurulmuş, ”kandillerle süslenmiş” göklerden ibarettir. Dünya ve Dünya’nın üstündekilerinin yaratılmasına toplam 4 gün, göklerin (yani sayılarla ifade edemeyeceğimiz kadar galaksi, yıldız, gezegen barındıran uzayın) yaratılmasına ise sadece iki gün ayrılmış olması yalnızca bu ilkel evren anlayışı bağlamında anlaşılabilir (ayrıca bkz. ”Evrenin Genişlemesi” – ”3. Kuran’daki Evren Algısı” (http://www.mucizeyalanlari.com/evrenin-genislemesi/#3)).

4. Sonuç (http://www.mucizeyalanlari.com/alti-gunde-yaratilis/#)
Evrenin altı günde yaratılışı hikayesi Kuran’a daha eski mitolojilerden girmiş bir efsanedir. Bu efsaneyle bilimsel bulgular arasında bir ilişki kurmak yukarda gösterildiği gibi en zorlama yorum ve en açık çarpıtmalarla bile mümkün değildir. Aksine -Kuran’daki altı günde yaratılış hikayesi ciddiye alındığında- bu anlatımların ancak o dönemdeki ilkel ve yanlış evren anlayışı bağlamında anlaşılabilir olduğu görülmektedir.


Dipnotlar
(1) bkz. Eski Antlaşma, Tevrat 1:1 – 2:4 (http://incil.info/).


(2) Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb, Akçağ Yayınları: 19/355-356, Fussilet 9-12


Günlerin Toplamı
Birinci Soru: Allah Teâlâ yeri iki günde yarattığını belirtmiş ve bahsettiği bu üç şeyi de diğer dört günde ıslah ettiğini belirtmiş, daha sonra da gökleri iki günde yarattığını ifade buyurmuştur. Böylece bu günlerin toplamı sekize baliğ olmuştur. Ancak ne var ki O, diğer ayetlerinde gökleri ve yeri altı günde yarattığını ifade etmiştir. Böylece bir tenakuz (çelişki) ortaya çıkar. (Ne dersiniz?) Bil ki alimler buna şu şekilde cevap vermişlerdir: “Yeryüzünde, yeryüzündekilerin azıklarını, ilk iki gün ile birlikte dört günde takdir etmiştir” şeklinde olup bu tıpkı, bir kimsenin “Basra’dan Bağdat’a on günde, Kûfe’ye de onbeş günde gittim” demesi gibidir. Bu son cümlesi ile Basra-Bağdat ve Bağdat-Kûfe mesafelerini kastederek böyle söylemiştir.

Fakat besbelli ki alimlerin yapmış olduğu bu açıklama metnin Arapça orijinalinden net olarak çıkan bir sonuç değildir. Nitekim müfessirimiz, ikinci bir soruya da cevap vermeyi gerekli bulmuş:


Bu Müphemliğin (Belirsizliğin, Bulanıklığın) Hikmeti
İkinci Soru: Cenâb-ı Hak yeri iki günde yarattığını belirtmiştir. Binâenaleyh şayet O, geriye kalan bu üç şeyi de diğer iki günde yaratmış olduğunu belirtmiş olsaydı durum karışık ve yanılgıdan da iyice uzak olmuş olurdu. Öyleyse niçin Cenâb-ı Hak böylesi bir sarih (açık) ifadeyi terketmiş de bu mücmel (kapalı, izaha muhtaç) sözü getirmiştir? Cevap: Cenâb-ı Hakk’ın “arayanlar için dört günde müsavi…” İfadesinde O’nun “Ben bu üç şeyi iki günde yarattım…” demesinden daha kuvvetli bir manâ vardır. Zira O “Ben bu üç şeyi iki günde yarattım” demiş olsaydı bu söz o iki günün bütünüyle o işlerle dopdolu olarak geçirilmiş olduğunu ifade etmezdi. Çünkü Arapça’da o iş o iki günü kaplamadığı halde “Ben bu işi iki günde yaptım..” denebilir. Ama Cenâb-ı Hak yerin yaratılmasından bahsedip bu şeyleri yaratıp bundan sonra “arayanlar için tam dört günde…” buyurunca bu dört günün herhangi bir fazlalık ya da noksanlık olmaksızın o işlerle dopdolu geçmiş olduğuna delâlet etmiştir.

Error999
10-02-2010, 10:00
Zamandan münezzeh olduğu söylenen allah nasıl dünyayı 6 günde yarattığını söyler? zaman kavramının allah için geçerli olmadığı argümanlarını hangi dayanaklara dayandırarak söylerler?

(http://www.itusozluk.com/goster.php/m%FCnezzeh)

yafes_
10-02-2010, 11:50
http://www.quran-miracle.info/6-gunde-yaratilis.htm (http://www.quran-miracle.info/6-gunde-yaratilis.htm)

pek sanmıyorum ama belki tatmin eder sizi. daha dikkatli incelemek lazım. çelişki bulmak için gösterdiğiniz özeni anlamları incelerken de gösteriniz lütfen. ve eğer insanlık, saygı ve buana benzer duygulardan bahsediyorsanız (bu konu için demiyorum) diğer konulardaki aşağılayıcı ifadelere izin vermeyiniz.

sidarta_kalyani
11-02-2010, 18:21
GÜN kavramı nedir???...dünya nın kendi etrafında bir kere dönmesiyle oluşan olaya 1 gün derizzz...peki evren yaratılmadan önce dünya yaratılmışmıydı hayır..ozamn nasıl olurda evrenın yaratılması 6 gün sürdü gibi bir söz kullanılır!!!..gün dünyaya özgü bi kavram değilmidir? öledir!!! ozaman nasıl evrenın 6 günde yaratıltığına inananalım..aklı selim bi insan buna ancak güler:)

ilke
16-03-2010, 19:20
ya arkadaşlar olaya birde şu açıdan bakın. Gücü sınırsız olduğu söylenen tanrı ne diye o kasıyorda 6 günde yapıyor. Saniyenin sonsuzda biri bir sürede yapması gerekir çünkü aksi halde güçleri sınırlı olur. 6 günde yapabiliyorsa demekki gücü sınırlı

sidarta_kalyani
19-03-2010, 21:17
ya arkadaşlar olaya birde şu açıdan bakın. Gücü sınırsız olduğu söylenen tanrı ne diye o kasıyorda 6 günde yapıyor. Saniyenin sonsuzda biri bir sürede yapması gerekir çünkü aksi halde güçleri sınırlı olur. 6 günde yapabiliyorsa demekki gücü sınırlı
ayrıntıya incek olsak dinciler hiç bi soruya cevap veremez! evren yokken allah ne yapıyordu?..allah evrenı ve insanı yaratmaya nasıl kara verdi? allah'ın düşüncesi değişir mi? insanı yaratmadan önce onu düşüncesini değiştiren neydiki evreni ve insanı yarattı?..saymakla bitmeyecek sorular çıkar ortayaa!!..zamanın delinin biri kuyuya taş atmış çıkar çıkarabilirsen!!:)))

Khan
23-03-2010, 15:13
Bir gün gelecek bilim her şeyi açıklayacak. Ancak cahiller yine inanmaya devam edecek. Çünkü şuanda olan bütün gençlerimizin bu konuda beyinleri yıkanıyor. Dinin tamamen peygamberlerin uydurduğu bir kandırmaca olduğu ortadayken insanımız hala bunu reddediyor. Eğer bu cahillik yenilirse, ilerde umarım şuanda eskiden ineğe tapanlara güldüğümüz gibi bizim halimizede gülerler.

sidarta_kalyani
24-03-2010, 01:46
insanımız o kadar cahilki size bir örnek vereceğim görün bakalım evrim teorisinin çürüdüğünün ispatı:)
;
evrim teorisini savunan adamlar bir konferansa giderler ve maymundan geldiğimizi söylerler! ve evrim teorisinin açıklarlar..
sonra yaratılışçı bilim adamı sahneye çıkar ve maymun bilim adamlarına teşekkür ederiz der..bunu duyan evrimci bilim adamlarıda bu adam bize hakaret ediyor derler ve kızgın bi şekilde konferansı terk ederler..neymiş eğer maymundan geldiklerine kesin inansalar bunu kabullenirlermiş:)
işte cahil halkımıza göre bu evrimi çürütüyor..NE KADAR ÜZÜCÜÜ:s
adamlar gelmiş darwin orasından burasından uydurdu diolar.ama evrim hakkında tek bildikleri şey insanın maymundan gelmiş olması oda kulaktan duyma ayrıntılı bilmiyorlar..1000 yıla kalmaz yunan mitolojisi gibi ilerde gençler ansiklobedileri eline aldığında; baksana eskiden islam diye bir din varmış..ama şimdi sadece mitoloji:)..diyecekler..aynı maniheizm gibi dünyanın çoğu inandı ama şimdi tek bir taraftarı bile kalmadı...

Khan
24-03-2010, 01:51
insanımız o kadar cahilki size bir örnek 1000 yıla kalmaz yunan mitolojisi gibi ilerde gençler ansiklobedileri eline aldığında; baksana eskiden islam diye bir din varmış..ama şimdi sadece mitoloji:)..diyecekler..aynı maniheizm gibi dünyanın çoğu inandı ama şimdi tek bir taraftarı bile kalmadı...

Çok haklısınız. Şuanda eskiden ineğe tapanları güldüğümüz, aşşağıladımız gibi yıllar sonrada bize gülecekler. Umarım böyle olur. Aslında şuanda ineğe tapanlardan daha beteriz. Havaya tapıyor insanlarımız.

sidarta_kalyani
24-03-2010, 02:07
benim çanakkale bozcaada da arakadaşım vardı budistti annesinden dolayı ve inek sadece kutsal görülür çünkü budistler lükse karşıdır..ette onlara göre lükstür yani ineğe tapma müslümanların uydurması yani ineğe tapma die bişeyyok (hem tapsalar bile en azından adamlar gördükleri şeylere tapıolar) :)...o bir yana insanımız islama inansın diye müşriklerin helvadan put yapıp taptıktan sonra yediği anlatılır..bir kere insan bu kadar salak olamaz!! bide putataparların putun kendisine taptığıı anlatılır tersine puta değil onlar putun temsil ettiği tanrıya taparlar!!! AYNI MÜSLÜMANLARIN KABEYE DEĞİLDE ALLAHA TAPMASI GİBİ..eğer bunlar putperestler putun kendisine tapıyorlarsa müslümanlarda kabeye tapıyor..hem araştırılırsa muhammedin müşrikken hacerül esved taşı için kurban kestiği görülür ki bu putperest dinlerde görülür...

t_kara
03-05-2010, 16:02
selam arkadaşlar .. evet haklısınız bilim gittikce ilerliyor ama hala dünyanın yaradılışı hakkında istanilen yere varamadı .. tıkandı yahut gidebildiği son nokta bu idi .. sonucunda yoktan var olma sizin kabul etmediğiniz hep arkasında bilimsel bi açıklamanın var oldugunu düşündüğünüz hep umut ettiniz ama bir tek şunu yapmadınız hep görmediğiniz bişeyi bekliyorsunuz hisstmediğiniz bişeyi bekliyorsunuz umut ediyorsunuz ki böle olacak diye bu nasıl bi gözü karalıktır ki görmediğiniz bişeyi bekliyorsunuz umut ediyorsunuz da görmediğiniz ama hissettiğiniz maneviyatını yaşadıgınız tanrıya inanmıyorsunuz .. ki bilim şu anda tanrının varlıgını destekliyor .. ya varsa diye düşündünüz mü o zaman ne yapacagınızı hiç düşündünüz mü .. ben düşündüm olmasa ne olur diye benim açımdan hiç bişey olmaz ama szin açınızdan çok kaybınız olur çokkk .. İsrâ 67
(Mekkî 50) (Denizde başınıza bir musibet geldiğinde, O'ndan başka bütün yalvardıklarınız kaybolup gider. O sizi kurtarıp karaya çıkardığında, (yine eski halinize) dönersiniz. İnsanoğlu çok nankördür.)

kendineözgü
11-06-2010, 00:46
GÜN kavramı nedir???...dünya nın kendi etrafında bir kere dönmesiyle oluşan olaya 1 gün derizzz...peki evren yaratılmadan önce dünya yaratılmışmıydı hayır..ozamn nasıl olurda evrenın yaratılması 6 gün sürdü gibi bir söz kullanılır!!!..gün dünyaya özgü bi kavram değilmidir? öledir!!! ozaman nasıl evrenın 6 günde yaratıltığına inananalım..aklı selim bi insan buna ancak güler:)

Güzel söylemişssin.Ama şöyle birşeyde var.Allah dünyayı yaratmadan önce dünyanın donmesı sonucu oluşan surenın gün ismiyle adlandırılacığını bilmiyormuydu?Ne denmesi gerekiyordu?Biliyordu elbette.Ve insanlar böylee kıyaslama yapark bulabılırler dünyanın yaratılma sureceini.Ben bu sonucu çıkarıyorum.Kendimeözgü...

aliyarasfal
11-06-2010, 01:04
Sayın t kara;
Şimdi bir iddianız var ,"bilim tanrının varlığını destekliyor" pardon hangi buluşmuş yada bilimsel kanıtmış tanrının varlığını destekleyen, lütfen açıklayınız da şu körlüğümüzden kurtulalım. Ayrıca umut ettiğimizi nerden çıkardınız, hiç bakmaya cesaret edemeyeceğin bir bakış açısına sahibiz, senin gibi ne karımız yada zararımız olur hesabına girmeden sadece kendi düşüncelerimizin ulaştığı noktadayız. Sense kendine empoze edilmiş korkuları bize şırınga etme peşinde olmak dışında hiç bir düşünce üretmiyorsun.Korkularından sıyrılıp, kar zarar hesaplamalarından vazgeçebilirsen inandığını incele öncelikle, ama iyice incele, sonra karşıt görüşü veya farklı görüşleri incele, sonra gel kendi düşüncelerini kanıtlarıyla sun. Bilim desteliyor gibi desteksiz iddialarınız sadece inanmak isteyenlere fayda eder. Gerçeklerin peşindekiler ise sunacağınız kanıtları görmeden sizi ciddiye almaz. Şimdide alınmıyorsunuz düşünce bazında haberiniz olsun.
Şimdilik saygımla gittim...

Nova
11-06-2010, 01:25
Ol deyince koca evreni yaratan, nasıl oluyorda minicik dünyayı 6 günde yaratabiliyor? tabii haftada 7 gün var ve 7. güne bağlamak zorunda oluyorlar. Allah 6 günde yarattı 7. gün dinlendi yani yorulabiliyor.. eski Ahit’te “Yaratılış”, “6 gece ve 6 gündüz” boyunca sürmüştü:
“Tanrı yapmakta olduğu (yaratma) işini 7. gün bitirdi.O gün işi bırakıp dinlendi.Yedinci günü "Kutsal" bir gün olarak ayırdı.”(Eski Ahit-Yaratılış) Demekki yorulabiliyorda.

Halit ŞENER
11-06-2010, 04:23
binlerce milyon yıl gibi geniş zaman kavramını,elli bin yıl ile ifade etmenin bir değeri yoktur.Evet Abdülcebbar,söz almak istiyorsunuz madem buyurunuz.”
Abdülcabbar,havada tuttuğu elini indirdi:”Bismillahirrahmanirrahim.Ben Ebu Hureyre’den okudum,müsaadenizle onu size nakledeyim.Bu muhterem zat şöyle diyor.’Peygamber elimden tuttu ve şöyle dedi:Tanrı toprağı Cumartesi yarattı.Toprağın üzerinde dağları da Pazar günü yaptı.Ağaçları da Pazartesi var etti.Mekruhu,kötü olanı da Salı günü yarattı.Nur’u yani ışığı da Çarşamba günü.Hayvanları da Perşembe günü yaratıp yaydı.Adem’i yaratması da Cuma günü ikindiden sonra,ikindiyle gece arasında.Yüce Allah yarattıkları yaratma işini bitirince sırtüstü uzandı.O sıra da bir ayağını da öbür ayağının üzerine koymuştu,bunun benzerini yapmak hiç kimse için uygun değildir.Allah dünyayı altı günde yarattıktan sonra,iki günde de göğü yarattı.Allah,böylesine kısa günlerde bile her şeye güç yetirendir.”
“Abdülcebbar gerçeği saptırıyor!”Diye gürledi Hatemi.Kızgın veitirazlı ses tonuyla:”Allah Kaf Suresinin 38.Ayetinde “And olsun ki gökleri,yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı günde yarattık ve biz bir yorgunlukta duymadık.”diyor.Halbuki Abdülcebbar,Allah’ın işlerini bitirdikten sonra ayak ayak üstüne atıp dinlendiğini söylüyor.”

axzel
21-06-2010, 18:18
aslında bu kozmik ayet gercekten cok önemli,, ve bi o kadar da güsel, ve tabii kafa karıştırıcı, hele bizim gibi "fakir"lerin, yerlerde gezenlerin, milyarlarca ışık yılı genişlikteki uzayda mini mini genişlikteki bölgelerden başka bi şi görmemişizki,,

ilko derki:
ya arkadaşlar olaya birde şu açıdan bakın. Gücü sınırsız olduğu söylenen tanrı ne diye o kasıyorda 6 günde yapıyor. Saniyenin sonsuzda biri bir sürede yapması gerekir çünkü aksi halde güçleri sınırlı olur. 6 günde yapabiliyorsa demekki gücü sınırlı


kuran derki, allah ın adetinde bir değişiklik bulamazsın. bu şu demek, allah bir işi yaparken bilime aykırı haraket etmez, ve asla hiçbirşey bilimsel olarak aciklanamaz deildir, o kainatı yaratırkende aşama aşama yaratmıştır, sihirbaz gibi abrakadabra yapmamıştır, her yaptığı bilimsel izahatları olabilen aşamalardır,..

nova diorki:
Allah 6 günde yarattı 7. gün dinlendi yani yorulabiliyor..

dinlendi :) evt komik, esasen o kelime kuranda da gecior, "istiva eyledi" dior, "arş" a istiva eyledi, istiva ne demek, dinlenmek mi ki ? yooo,, yükselmek, konuşlanmak demek, daha bilimsel ve bir mana da ben eklim = ""yörüngeye girdi""...

.....................

allah bizim sistemimizi 6 gün de yarattı, zaten biliozki bu gün dünya günü değil, gün aşama demek burada, ki zaten allah dünyayı yaratırken dünya olmadığına göre dünya günü demek istemior, hangi gezegen günü acaba? neyse zaman dünya gününe göre bir hayli büyükkkkk,,

Fussilet 9-12 ile ilgili konuya gelince;
aşama aşama derken bu aşamalar da kesişme var, yani a işi 2 gün b işi 4 gün ama a işinin 1nci gününde (devresinde) b işi başlamış gibi, bilmem anlatabildimmi :D


herşey kelime oyunu...........mu.....
bir cümle den kaç farklı mana çıkabilir,,,,,,,,,ki

eRkistreet derki: Bir gün gelecek bilim her şeyi açıklayacak. Ancak cahiller yine inanmaya devam edecek. Çünkü şuanda olan bütün gençlerimizin bu konuda beyinleri yıkanıyor. Dinin tamamen peygamberlerin uydurduğu bir kandırmaca olduğu ortadayken insanımız hala bunu reddediyor.



Kuran derki:
O gün insanın "görüş gücü keskinleşecek" (Kaf Suresi, 22)
insan herşeyi bilicek, görecek perdenin arkasındakini, herşeyi,,,
hatta Allah ı bilem,
anlıcak ama iş işden geçmiş olacak.

İstese allah hepimizi inanan yapabilirdi, buna rağmen yapmadı. yapmak için illede zorlaması gerekmez, şöle 3-5 meleğini gönderir, herşeyi açıklardı, yapmadı ama, gerek yok,

ah sevgilim beni sevmen için sana arabamı alayım, sana ne kadar zengin olduğumumu göstereyim, beni seveceksen, sev, sadece beni sev,

insan_olmak
21-06-2010, 18:40
allah bir işi yaparken bilime aykırı haraket etmez

Tabiki allah öyle bilimseldir ki anlatılamaz.''her canlının erkeğini ve dişisini''yarattığını idda eden bakterilerden cinsiyetsiz canlılardan bir haber olan

kadınların adet görmesini bir eziyet olarak gören Kadınlara bir eziyet/Bakara:222 (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=313539#post313539)
kuran'dan adeta bilim fışkırıyor(!)

eee kolay değil ''Gökeri direk kullanmadan''yaratmak zor olsa gerek!

Saygılarımla

axzel
21-06-2010, 19:01
insan ketum olunca her doğruyu bükebilir,,

zeytin siyahdır, ayy ne iğrenç,,
kiraz kırmızıdır, irenc bi renk,,

olması gereken olacak, biz ne bilirizki,

ve ma edrake et tarik.. = sen tarık ın ne oldugunu bilirmisin

bilebilirmiyiz, bilsek anlayabilirmiyiz, anlasak uygun görmemizmi gerekior, biz bileceiz en dorusunu, koskaca insanı yaratan, adet halini yapmış, ehh bize göre zaten insan zayıf aptal pentium 3 celeron gibin bişi dimi,,,

biz olsak daha iyisini yapardık, biz allah tan iyi bilioruz,, dimi :(
yaratılmş olmayamı karşısınız, yoksa yanlış mı yaratılmışız, projede hata mı var, onaylamıorsunuz galiba,,

gökleri direk kullanmadan yaratmak çok kolay zaten, hatta gecende bir tane japonyada yapmışlardı,

kadınlara eziyet, olabilir, o bir eziyet, doumda bir eziyet bence, ama olması gereken oysa, işlerin yürümesi için birilerinin canı acıyabilir, acısın, tanrı olmak kolaymı, en iisini karar vermek, kolay mı?

belki sen olsaydın, çok daha ii bi kainat yapardın,

belki hiç ölmezdik, canımız acımazdı, hastalanmazdık, acıkmazdık, zorlanmazdık, ucabilirdik, yorulmazdık, terlemezdik, sakat insan olmazdı hiç,

amaç neyy,,,

allah neden böle yapdı peki, bilebilirmiyiz, bilsek anlayabilirmiyiz, anlasak kabul edebilirmiyiz,

direk bize cenneti verseydiya,,

pfff bu Allah bu işi becerememiş galiba,

Kuran:
O gün gelecek ve anlıcaz, insanın görüş gücü keskinleşecek..

Khaos
22-06-2010, 09:56
allah yahudi masalıdır.
tek bir delili bile olmayan yahudi masalı.
sadece sizden öncekilerin inanangeldiği sizin de onlardan duyup şartlanarak inandırıldığınız bir masal.
allah nerde hani.
sizin kafanızdaki bir kelime olmaktan başka varlığına dair tek bir delil varmı.
sadece tek bir delil.

axzel
22-06-2010, 14:59
nihilist derki:
allah nerde hani.


göremedin ya şimdi yok dimi :)
ii o zaman elektromagnetik dalga gördünmü hiç.. göremezsinki,
görmediin halde nasıl da var diolar bizi kandırıolar galba,

bilim öyle bir şey dir ki,
adamın biri neptun gezegenine bakmış, ötesini görecek kadar güçlü teleskobuda yokmuş, neptun gezegeninin yörüngesini bi garipsemiş, yaa demiş bu niye böle az yamuk gidior, sora öyle bi matematik kulanmışki, soraki gezegeni görmüş, ama gözüyle dil, matematiiyle, var demiş, bi tane daha, hatta var demekle kalmamış, çapını, yörüngesini, hızını, özkütlesini vs. hesaplamış, soraa gel zaman git zaman teleskobun yenileri çıkmış, eliyle koymuş gibi onu görmüşler: uranus.

bilim öyle bir şeydirki;
akşam denizin kenarında güneşin batışını izleyebilirsin, ama, istersen güneşin battığı saati ve sabah doğduğu saati kaydedip, sadece bu ikisinden dünyanın çevresini hesaplayabilirsin,

görmediğimiz ama inandığımız o kadar çok şey var ki,,,,,,

allah da var,

görmesekde,

taylan
23-06-2010, 19:22
Elektromanyetik ışımaların ortak özellikleri şunlardır;
Boşlukta düz bir doğrultuda yayılırlar.
Hızları ışık hızına (yaklaşık 300.000 km/sn) eşittir.
Geçtikleri ortama; frekanslarıyla doğru orantılı, dalga boylarıyla ters orantılı olmak üzere enerji aktarırlar
Enerjileri; maddeyi geçerken, yutulma ve saçılma nedeniyle azalır, boşlukta ise uzaklığın karesiyle ters orantılı olarak azalır.

Gezegenlerin yörüngelerinin biliniyor olması önce gezegenin ne olduğu ve özeliklerinin bilinmesiyle ilgilidir. Gezegenler gözle görülürler. Ne oldukları hakkında bilgimiz vardır. En azından prototipleri mevcuttur. Göremesek dahi gezegen denen kavramın ne olduğu hakkında somut veriler olduğundan haklarında yörünge tespiti yapabilmemiz için matematiksel formüller kullanabiliriz. Güneşin tüm hareketlerini, doğuş ve batış yönlerini, güneşi duyularımızla algılayıp gözlerimizle görebildiğimiz için, bilinen bir modeli olduğu için tahmin edebiliriz. Milyonlarca ışık yılı ötedeki galaksilerin hareketlerini elimizdeki somut veriler ışığında değerlendirebiliriz. Görmemiz gerekmez ama somut verileri ve prototipleri vardır.

Bir allah nedir? Hakkında ne gibi somut veriler vardır? Kendisiyle ilişkiye geçebileceğimiz fiziksel bir ortam var mıdır? Elimizde onu anlatan enini boyutunu tahmin edebileceğimiz temel model var mıdır? Allahın özellikleri nelerdir? Matematikle ya da fizikle bulunabilir mi? Hızı var mıdır? Onu oluşturan bir madde var mıdır? Gözle görmekten geçtim bu şekilde analiz edilebilir mi???

Elbette yoktur. Çünkü bu kadar zaman ve mekandan soyutlanmış, duyularımızdan ve algılaırımızdan uzak uçuk bir fikir hakkında ne ateistlerin ne de dindarların birbirlerinden daha fazla bilgileri yoktur. Bu kadar temel bilgiden ve veriden yoksun bir fikre vardır demek kuruntudur. Sosyal çevreyi ve toplumsal statüyü kaybetme korkusudur.

Sonsuz ve zamandan münezzeh bir varlık ne görülebilir ne yoklanabilir, ne de formüle edilebilir. Bir hiçtir. Hiç bile değildir. Zaten varlık olması demek sınırlı olması demektir. Alllah yoktur da demek bir açıklama getirmez.

En iyisi düşünmemektir.

axzel
24-06-2010, 10:09
taylan74 derki:
Bir allah nedir? Hakkında ne gibi somut veriler vardır? Kendisiyle ilişkiye geçebileceğimiz fiziksel bir ortam var mıdır? Elimizde onu anlatan enini boyutunu tahmin edebileceğimiz temel model var mıdır? Allahın özellikleri nelerdir? Matematikle ya da fizikle bulunabilir mi? Hızı var mıdır? Onu oluşturan bir madde var mıdır? Gözle görmekten geçtim bu şekilde analiz edilebilir mi???


Elektromanyetik ışımaların özelliklerini yazıp bizi bilgilendirdiğiniz için tesekkür ederiz. Lütfen şu bilgiyide yazarmısınız ? Bu elektromanyetik ışımaların özellikleri hangi yılda keşfedildi. Peki atıyorum (bilmiyorum) bu keşif 1930lu yıllar ise bundan önce şöyle diyebilirmiydiniz, 1930 dan önce:

Elektromanyetik ışıma diye bir şey yokdur, olsaydı onun hakkında bir sepktro analiz yapabilirdik, yada teraziye koyup tartabilirdik...

Peki eskiden yani bu kesif yapılmadan 1500 yılllarında misalen; şöyle bir şey deseler;
elektromagnetik ışıma dalgalar formüle edilemez, yoklardır, derdik dimi?


Bu şu demek:
Allah var, ilimsel olarak da var, senin veya benim veya tüm insanlığın teknolojisi bilgisi buna yetmeyebilir, bu bunu göstermez, Allah ın yeri ve mekanı var, oraya gidebilirmisin? hangi teknoloji ile? biz daha okyanuslarda 9000 mt derinliklere inemiyoruz, oraya nasıl gitcez, öyle bir uzay gemisi yapmalıyız ki ya insan ömrü yetecek kadar kısa bir sürede gitmeli, yada bu süre fazla ise, uzay gemisinde bir koloni oluşturmalı, bir topluluk oluşturmalıyız, acaba bu süre 1000 yıl ise varmaya 1 yıl kala 999 yıl gecdiken sonra, ya insanlık bu mesafeyi 1 günde aşacak bir teknoloji keşfederse ? peki 1000 yıl yetecek su, hava, yiyecek saglanabilirmi ?

Andromeda ya gidebilirmisin?
yada pulsar (tarık yıldızı) yıldızına ?

insanoğlunun hala çözemediği o kadar çok şey varki,
ama bilimsel mantık diye bir şey var, mühendissiz olamayacak şeyler var, tüm insanlık birleşdi ve allah ın bir ayetine benzer bir şey getirebildimi?
bir damla kan yapabilirmiyiz, bir damla süt? yada bir damla bal?
yada DNA yı biz yapabilirmiyiz?

o kadar teknolojik şeyler kendine kendine olabilirmi?

bi zamanlar kristof kolomb amerika ya ilk geldiğinde hindistan ne acaip yermiş demişdi ? :D

şimdi sen galileye olanlarıda bilirsin, dünya yuvarlak dediydide. ee biz bugunun teknolojisi ile eskideki inanışlara gülmüyormuyuz, neden? çünkü aydınlandık, şimdi bilim ilerledi, ama bundan 100 200 yıl sorakiler bize gülecekmi sence,

:)

ertin
24-06-2010, 12:01
Allahın Gücü Herşeye Yeter O 6 Günde yarattım Diyorsa Yaratmıştır 1 Günde yarattım diyorsa Yinede inanırım

Her resimin Bir resamı vardı Evreninde tabiki tasarımcısı Var O tektir O Alemlerin Rabbidir

taylan
24-06-2010, 13:36
Klasik yaratılışçı argümanları.

Herkesi Sev
24-06-2010, 14:32
hiçkimse hiçbirşeye inanmak zorunda değil fakat saygı göstermek durumunda.aynı sizlerin hoşgeldiniz mesajınızdaki gibi.fakat sizlerin bunu burda yapmadığınızı görüyorum.bu tavırlar propogandacılık olarak görüyorum.

taylan74 derki:
Alıntı:
Bir allah nedir? Hakkında ne gibi somut veriler vardır? Kendisiyle ilişkiye geçebileceğimiz fiziksel bir ortam var mıdır? Elimizde onu anlatan enini boyutunu tahmin edebileceğimiz temel model var mıdır? Allahın özellikleri nelerdir? Matematikle ya da fizikle bulunabilir mi? Hızı var mıdır? Onu oluşturan bir madde var mıdır? Gözle görmekten geçtim bu şekilde analiz edilebilir mi???

sevgiyi tarif edermisiniz_?mümkünse 250 gr sevgi alabilirmiyim? diye birşey nekadar saçmaysa görmediğim şeye inanmam mantığıda bi okadar saçmadır.sevgiyi görebiliyormusun?he bu elektriksel içsel faaliyet diyeceksiniz.peki 250 gr elektrik paketlermisiniz bana?buda bi okadar saçma elektrik görülmez hissedilir diyeceksiz.peki gözle göremediğimiz elektriksel faaliyetlere inanabiliyorsak otomatik olarak görmediğin şeye inanmış oluyorsun ve dolayısı ile görmediğim şeye inanmam mantığı çok havada bi felsefe oluyor.yine başka örnek vereyim.Tarihte yaşamadığınız halde tarihten konuşuyorsunuz ve tarihteki sizin inandıklarınızı yazıyorsunuz.Tarihi gördünüz mü ki inanıyorsunuz? Hani görmediklerinize inanmıyordunuz _?Zaten Allah yoktur demek bile saçma çünkü Allah yoktur diyebilmek için önce varlığını sindirmelisiniz.aksi halde Allah yoktur diyemezsiniz.

taylan
24-06-2010, 15:04
Görmediğim bir şeye inanmamak değil mesele. Bir olguyu görmeden de tanımlayabiliriz. Yukarıda da bahsettim zaten. Örneğin bir uzak yıldızın özelliklerini elimizdeki uzak yıldız modelinden anlayabilir ve aklımıza sığdırabiliriz. Tüm bilinmeyenleri akla sığabilecek şekilde açıklayan olguya bilim diyoruz zaten.

Sevgi, üzüntü, vs gibi soyut anlamlandırmalar organlarımızın gözle görülür faaliyetleri sonucu oluşan etkilere taktığımız soyut isimlerdir. Organları olmayan bir canlı ne sevinebilir ne de üzülebilir. Burada sevginin kendi başına bir anlamı olmasa dahi çıkış noktası kimyasal beden aktiviteleridir. Sevgiyi değil belki ama feromon hormonunu şişe içine koyabiliriz. :D Elektrik de kontrol altına alınabilen, fiziksel modeli olan, tanımlanabilen hatta aşırı yüklenmelerde veya yıldırım gibi olaylarda gözle de görülebilir bir kavramdır.

Tarihi görmüyoruz, evrimi görmüyoruz. Görmediğimiz halde doğruluğundan kuşku duymuyoruz çünkü tüm bunların akla sığabilen açıklanabilir modelleri ve kuramları vardır. Doğruluğundan kuşku duyduğumuz kavramlara ise bu şüpheyi giderecek açıklamalar getirmeye çabalıyoruz. Aklımıza sığdırabilmek için.

Allah fikri tamemen bu açıklamaların dışında modelsiz ve akla sığmayan bir fikirdir. Mesele onu görmemek değildir onun ne olduğu hakkında kimsenin fikir sahibi olmamasıdır. allah hakkında yapılan tanımlar onunla asla somut anlamda bir ilişkiye geçilemeyecek oluşunu gösteriyor. Çünkü onu tanımlayan özellikler aklen birleştirilebilecek özellikler değildir. (Mesela hem sonsuz kötülük hem de sonsuz iyilik sahibi olması.)

Sonsuz ve zamanın dışında denilen bir şeyin akla sığması mümkün değildir. Bu şeye var ya da yok da denilemez. Ki ben yoktur da demiyorum zaten. en iyisi bu kavramı düşünmemektir. Allah fikri düşünülmemesi gereken gereksiz bir fikirdir.

Bu gereksiz fikre değil ama buna inanan ve yaşamını buna göre düzenleyen insanların yaşamına saygı duyarım. Bu konu hakkında da toplum içinde kesinlikle görüş bildirmedim hayatım boyunca. Fikirsel forumlar hariç.

Herkesi Sev
24-06-2010, 15:35
Tarihi görmüyoruz, evrimi görmüyoruz. Görmediğimiz halde doğruluğundan kuşku duymuyoruz çünkü tüm bunların akla sığabilen açıklanabilir modelleri ve kuramları vardır. Doğruluğundan kuşku duyduğumuz kavramlara ise bu şüpheyi giderecek açıklamalar getirmeye çabalıyoruz. Aklımıza sığdırabilmek için.

Demişsiniz ki

Sadece aklınıza sığabilen şeylere inandığınız cevabını çıkartıyorum.Cep telefonunun nasıl çalıştığı ve devresi hakkında bilgim yok ama kullanıyorum.aklıma sığmıyor çok karışık devreler o yüzen olabilir.Amaan ne düşünüyorsun al kullan işte o görevi görmüyor mu?Acaba Allah da böle birşeymidir?
Bizde Allahı çok çok farklı bilmiyoruz zaten.Zaten seni yaratabilicek güçte olan varlığı nasıl hayal edebilirsin ? Elektronik bi karınca yapalım ve bu karıncayı bi sokağın içine bırakalım ve o karıncanın bizi algılayabilmesini sağlıyalım.Bi misal bizim Allahı Anlıyabilmemiz.Peki o karıncaya kamera ekleyince bizi tanımlayabilicek mi a dan z ye ? ona keza 5 duyu organımız var.Belkide dünyayı Allahı hisleri tam anlamıyla doğru şekilde algılayabilmek için 15 duyumuz olmalı.Buda bu oyunun bi parçası diye algılıyorum ben.

Bir olguyu görmeden de tanımlayabiliriz demişsiniz.illa mantıklı bi açıklama getirme zorunluluğun yok.bu zorunluluğu beynimiz yaratıyor.önemli olan onun kölesi mi yoksa efendisi mi olduğumuz.İnsan sadece bilimden ibaret değildir.

Sonsuz ve zamandan dışarda denilen bir kavramın akla sığması mümkün değildir. Bu kavrama var ya da yok da denilemez. Ki ben yoktur da demiyorum zaten. en iyisi bu kavramı düşünmemektir. Allah fikri düşünülmemesi gereken gereksiz bir fikirdir.

Demişsiniz peki neden var yada yok diye 2 seçeneğin varken yoka yöneldin?Yani olumsuza.Var demek olumlu yani artı.neden eksiyi seçtiniz?

Tarih ve Tarihçiler konusunda halen açıklama alamadım.görmek istediklerinizi mi okuyorsunuz ?Onun Dışındaki tüm tarihçiler ve dünyada okutulan kitaplar vs yalan mı ? Tarihte Sadece sizin okuduklarınız mı doğru ?

taylan
24-06-2010, 17:14
Cep telefonunun nasıl çalıştığı ve devresi hakkında bilgim yok ama kullanıyorum

Elbette. Ama açıklanabilir ve modeli olan devre şemaları ve elektronik bilimi var. Öğrenmek isteyen herkesin aklına gayet rahat sığabilir. Yine duyularla tanımlanabilir bir model.

Zaten seni yaratabilicek güçte olan varlığı nasıl hayal edebilirsin

Etmiyorum zaten. Bunu hayal ettiğim an bu hayal ya da varsayım benim kendi iç gerçekliğimi bağlar. Karınca örneğinin bununla hiç ilgisi yok. Doğal süreçlerle oluşmamış bir mekanik oyuncaktan bahsediyorsun. Ama kendi kendini kopyalamayı başarabilirse o da mutlaka kendini tasarlayan süreç hakkında fikir sahibi olabilecek bir kademeye ulaşabilir.

Belkide dünyayı Allahı hisleri tam anlamıyla doğru şekilde algılayabilmek için 15 duyumuz olmalı

Konu hakkında fikir üretmem mümkün değil. Çünkü 15 duyulu bir algılama hakkında fikir sahibi değilim olmam da imkansız.

Bir olguyu görmeden de tanımlayabiliriz demişsiniz

Açıklanabilir ve tanımlanabilir modeli varsa.. Bir model oluşturabilecek her kuram akla sığabilir.

Demişsiniz peki neden var yada yok diye 2 seçeneğin varken yoka yöneldin?Yani olumsuza.Var demek olumlu yani artı.neden eksiyi seçtiniz?

Benim için bu sorun varlık ya da yokluk sorunu değildir. Düşünüp düşünmeme sorunudur. olumlu ya da olumsuz bir fikir belirtmedim.

taylan
24-06-2010, 17:37
Bir bahçıvanın bahçedeki çiçekleri rahatça sulayabilmek için bahçeye açtığı yolu bahçede dolanan iki küçük karıncanın "kendilerinin rahatça geçebilmeleri için açılmış bir yol" olduğunu söylemeleri me kadar tutarlı olabilir?

Bu spekülasyonu kendimize uyarlayalım. Kendi kendimizi avutuyor da olabiliriz bu iki karınca gibi. Ben bu evrende tamamen yalnız ve kendi başımıza olduğumuzu düşünüyorum. Çok ürkütücü ama gerçek bu malesef.

axzel
24-06-2010, 18:38
Büyük meseleler;;;

(Mesela hem sonsuz kötülük hem de sonsuz iyilik sahibi olması.)
dior sayın taylan74 :)

Sayın ertin bey de demişki:
Allahın Gücü Herşeye Yeter O 6 Günde yarattım Diyorsa Yaratmıştır 1 Günde yarattım diyorsa Yinede inanırım

Her resimin Bir resamı vardı Evreninde tabiki tasarımcısı Var O tektir O Alemlerin Rabbidir

Ertin Bey, birincisi şu kaideyi unutma: "Allah ın gücü ile örnek verilemez."
Neden ?
Allah kuran da demişki: "Allah ın adetinde bir değişiklik bulamazsın." Yani bilimi Allah yazmışdır, ve Allah ın yaratması bilime aykırı değildir, ve bilimsel olarak açıklanamaz da değildir, mucize ise Allah ın bizim teknolojimizle anlayamıyacağımız üstün teknolojik olaylarıdır. Dolayısıyla Allah 1 günde yaratabilir denemez. Mesela Allah isterse duvardan bir adam çıkarır ve o seninle konuşur. Bu cümle saçma, çünkü Allah ın gücü senin elindeymiş gibi konuşursun, ve İslam bu yüzden derki; "Allah ın gücü ile örnek verilemez."

Bir Öğretmen, öğrencilerinin aklını karıştırmak için:
- Çocuklar, Allah hepimizin cennete gitmesini istediği halde, neden bizi dünyaya göndermiş?
Çocuklardan biri, soruya karşılık vermiş:
- Öğretmenim, demiş. siz bizim sınıf geçmemizi istiyorsunuz. O zaman neden hepimize birer on verip sınıfı geçirmiosunuz :thumb:

..............

Peh yani :)

Şu noktadan sorakiler, allah ı kabul etmiş ama anlyamamışlar için :)

nokta > .

Kötülük sahibi derken azap sahibimi kötülük sahibi mi ?
Burda azap ile kötülük arasında fark var..
Merhamet derken, ise, allah gerçekden merhamet sahibidir, öyle olmasaydı eğer, Allah bazılarının yapdığı gibi Allah a küfrler hakaretler edenleri hiçbeklemeden cezalandırmazmıydı. Yada bu kötü olanları seçip onlara fakirlik hastalık verirdi, ama vermior. Yani buna bakarak vermior. Allah dünya hayatında kimseye inancından dolayı bir lavukluk yapmıyor. :). Ama bir mühlet vermiş, ayrıca tövbe diye bir şey yapmış, yani pişmanlık yasası :) BUndan yararlanabilirsiniz demiş. Allah bize kötülük etmek istemez, sadece biz bazı şeyleri hak ederiz veya etmeyiz.

Yer o şiddetli sarsıntı ile sarsıldığında, Ve yer ağırlıklarını çıkardığında, Ve insan sorduğunda "bize ne oluyor" diye..

İşde mühlet gelince inkar ettiğiniz gün gelince ne olacak, kaçabilecekmiyiz, ölüp kurtulabilirmiyiz,

Bu dünya cehennem olacak ve cennet ise dünya dışında bir yer olacak.

başka şeylerde var ama ne önemi var, herşey organize edilmiş, sadece vakit bizim açımızdan.


Sonsuz ve zamanın dışında denilen bir şeyin akla sığması mümkün değildir. Bu şeye var ya da yok da denilemez.


Allah insana bilmeyi verdi ama sonsuz ömrü vermedi.

aliyarasfal
25-06-2010, 00:19
Farklı bir savunmanız yok mu kanıt diye sunabileceğiniz? Çünkü zaten insan ürünü olduğunu söylediğimiz bir inancın inanç biçimindeki tanrı anlayışını şöyledir, böyle yapar, eder gibi kanıta dayandırmadan sunuyorsunuz. Farkında mısınız o tanrı değil konuşan, sizsiniz. Yakıştırdığınız tüm özellikler sizin hayal gücünüz ve kabulünüz. Heleki tanrı diye insanlara kabul ettirmeye çalıştığınız kavram bunca evrilmeye rağmen bir türlü mükemmel bir tanıma ulaşamadı. Sıradan dinsel argümanlardan öte bir şeyler sunarsanız seve seve okuruz, şimdilik saygımla gittim...

ertin
25-06-2010, 01:04
Ertin Bey, birincisi şu kaideyi unutma: "Allah ın gücü ile örnek verilemez."
Neden ?
Allah kuran da demişki: "Allah ın adetinde bir değişiklik bulamazsın." Yani bilimi Allah yazmışdır, ve Allah ın yaratması bilime aykırı değildir, ve bilimsel olarak açıklanamaz da değildir, mucize ise Allah ın bizim teknolojimizle anlayamıyacağımız üstün teknolojik olaylarıdır. Dolayısıyla Allah 1 günde yaratabilir denemez. Mesela Allah isterse duvardan bir adam çıkarır ve o seninle konuşur. Bu cümle saçma, çünkü Allah ın gücü senin elindeymiş gibi konuşursun, ve İslam bu yüzden derki; "Allah ın gücü ile örnek verilemez."


Yahu nasıl Verilmez Allahın gücü örneğini

ışıkhızı Herkes biliyor saniyede yaklaşık 300.000 km. olan ışık hızı
Ama sadece Ölcülebilen Son hız budurIşıktan daha hızlı olanlar var
BigBang olayı nı Herkesin bildiği gibi Değil
Bigbang olayı Bir patlamadır bir patlamanın içinde ışınlar ışık hızından
daha hızlıdır tabikide 6 günde çıkar hiç evreyle alakası bile yoktur
bigbang büyük patlamadır adı üstünde
Ateistler ve Allaha inanmayan Gülerler Yahu Nasılda ol dedi oluverir Hayretler içerisinde şaşırıp dururlaR
O ol dese Olmaz mı

Örnek Vereyim cep Telefonumda Ev telefon numarası var Ara komutuna Bastığım zaman Aramazmı
Dünya üzerinden ne kadar uzak olursan ol arama komutuna basarsan sinyal anında ulşır cevaplanırsa hemen konuşursunuz

Ben Türk olmayıp Yunan olduğum için türkçem çok düşüktür

Herkesi Sev
25-06-2010, 02:20
Sn.taylan74


Cep telefonunun nasıl çalıştığı ve devresi hakkında bilgim yok ama kullanıyorum

Elbette. Ama açıklanabilir ve modeli olan devre şemaları ve elektronik bilimi var.
Öğrenmek isteyen herkesin aklına gayet rahat sığabilir. Yine duyularla tanımlanabilir bir model.

Bence size Allah çok karmaşık geldiği için ondan kurtulma fikri daha sıcak geliyor gibi geldi.

Zaten seni yaratabilicek güçte olan varlığı nasıl hayal edebilirsin

Etmiyorum zaten. Bunu hayal ettiğim an bu hayal ya da varsayım benim kendi iç gerçekliğimi bağlar.
Karınca örneğinin bununla hiç ilgisi yok. Doğal süreçlerle oluşmamış bir mekanik oyuncaktan bahsediyorsun.
Ama kendi kendini kopyalamayı başarabilirse o da mutlaka kendini tasarlayan süreç hakkında fikir sahibi olabilecek bir kademeye ulaşabilir.

peki bu süreç sonunda ya umulan sonuçla karşılaşılamazsa ne olucak?Dunya uzerindeki buyuk buluşlar hep mantığın bi adım ötesi varsayım ve hayal ile oluşturulmuştur.faraday einstain vs.

Belkide dünyayı Allahı hisleri tam anlamıyla doğru şekilde algılayabilmek için 15 duyumuz olmalı

Konu hakkında fikir üretmem mümkün değil. Çünkü 15 duyulu bir algılama hakkında fikir sahibi değilim olmam da imkansız.

zaten fikir sahibimisiniz diye 1 soru sorulduğunu sanmıyorum.sadece sesli düşünüyordum.yada yazılı diyelim:) sırf cevap vermek ve yermek adına verilmiş 1 cevap.



Bir olguyu görmeden de tanımlayabiliriz demişsiniz

Açıklanabilir ve tanımlanabilir modeli varsa.. Bir model oluşturabilecek her kuram akla sığabilir.

insan sadece beyinden ibaret değildir.herşey aklına sığmak zorunda değil.


Demişsiniz peki neden var yada yok diye 2 seçeneğin varken yoka yöneldin?Yani olumsuza.Var demek olumlu yani artı.neden eksiyi seçtiniz?

Benim için bu sorun varlık ya da yokluk sorunu değildir. Düşünüp düşünmeme sorunudur. olumlu ya da olumsuz bir fikir belirtmedim.

siz ateist değilmisiniz ?

Arkadaşlar burda bilgi paylaşımı mı yapmaya çalışıyorsunuz kendimizi geliştirmek adına ? Yoksa insanları aşağılayıp ve dinlerle dalga geçmek mi amacınız ? yoksa
bulunduğunuz bilinç seviyesini insanlara dikte etmek mi? Oluşmuş bi inanışı aşağılayarak bi yere varamazsınız.Ancak kendi bilinç seviyenizden örnekler vererek
bi takım şeyleri anlatarak ancak birşeyler olur.Egonun zaten bu bilinç seviyelerinin çok gerisinde kalması gerektiğine inanıyorum.Aslında dış dünyayla okadar fazla
ilgilenir olmuşuz ki kendi içimizi unutmuşuz.

Buarada halen bu soruya bi yanıt bulamadım.

Tarih ve Tarihçiler konusunda halen açıklama alamadım.görmek istediklerinizi mi okuyorsunuz ?Onun Dışındaki tüm tarihçiler ve dünyada okutulan kitaplar vs yalan mı ?
Tarihte Sadece sizin okuduklarınız mı doğru ?

Birde Tarih bölümüne bakayım bakalım kaynaklarda kimler var.

Herkesi Sev
25-06-2010, 02:24
Bu spekülasyonu kendimize uyarlayalım. Kendi kendimizi avutuyor da olabiliriz bu iki karınca gibi. Ben bu evrende tamamen yalnız ve kendi başımıza olduğumuzu düşünüyorum. Çok ürkütücü ama gerçek bu malesef.

Bu sizin kendi kişisel fikriniz.bana göre gerçek bu değil malesef.bunca mükemmellik içinde yaşayıpta bunu söyliyebilmek bırakın içselliği mantık çerçevesinde bile değil.BENCE

axzel
26-06-2010, 10:09
mmorpg tarzı oyunları duydunuzmu ;
örnek olarak silkroad online. çok güsel bir oyun. ben oynuyorum. oyun 30 küsür adet serverda geçior. bu serverları ayrı dünyalar olarak görebiliriz. zira bir serverdaki oyuncu diğer serverdaki oyuncuyla haberleşmesi mümkünsüz.

örneğin benim bir karakterim var oyunda (kısaca char dioruz). ben o char ı yönetiyorum. o server ı dünyaya benzetebiliriz. char oyun dünyası içinde oyunun ve çevre şartlarının elverdiği ölçülerde, harita(map) üzerinde isteiği noktalara gidebilmekte. bu imkanlar örneğin cebindeki para durumu olabilir, yada karşısına bir deniz çıkması gibi, yada bir dağ, yada ilerlerken kendisinden çok güçlü bir yaratık. gibi..

bu char ekndini kontrol eden, kendi az bir iradesi olan bir robotta olabilir. yani dışarıdan insan kontrolüne gerek olmadan. bu charada insan hükmünde bakabiliriz. char ın bu durumda iken kendi kendine dış dünyayı anlaması imkansız, bulunduğu dünyanın sanal ve programsal bir dünya olduğunuda anlayamaz. programcıların olduğunuda.

oyun içerisinde ayrıca GM (game master=oyun yöneticisi) olan char lar mevcut. bu charları silkroad ın yöneticleri kontrol etmekde. GM oyuncu oyun dünyası içersinde dolaşarak illegal hareketlerde bulunan oyuncuları uyarmakta, oyun içinde anons lar yaparak güncelleme vs gibi konularda oyuncuları bilgilendirmekte gibi görevleri icra etmekteler.

ben gm göremedim henüz :) görenler var..

gm charlar çok güçlü ve mavi zırh giyiyor diolar...

oyun içindeki programsal bir zekası olan char ımız şöle iddaa edebilir, ben benim ve bu dünya kendi kendine oldu, gmler ve programcılar yok, bu ağaçlar, bu denizler, dağlar, gökyüzü herşey kendi oldu..

diyebilir...

oyun içindeki diğer charlar ise buna bir kanıt getiremeyebilir, veya mantıklı sölemlerle getirebilir...

şimdi;;;;

o oyuna girin ve bakın, eğer bu dünya kendi kendine olduysa, bilinki o silkroad oyunu da yüz bin kat kesinlikle kendi kendine yazılmıştır. ve ayda 40 milyon dolardan fazla kazanan joymax diye bir şirket yoktur...

girin o oyuna ve bakın...

bu dünyaya nispetle binlerce milyonlarca daha az karmaşık bir dünya programlanmış,,
..............................

bir canlının kendi kendine oluşmasını idda ediorsunuz, peki bu durumda canlılar neden ortak bir ekosistem yapıolar, o zaman bir canlı kendi yapısını geliştirirken diğer canlı ile kardeş sen şu işi yap ben de bu işi yapcam mı dior,, yani atomlarda bilinç ve birbirleri ile danışma, toplantı gibi bir şeylermi var..

birbirleri ile konuşabilen atomlar varsa, herşey olabilir,

kendi kendine bir canlı olabiliorsa, bir cümlede olabilir,

alın işde deneyin;

bu cümleye bakın: "canlılar kendi kendine oluşabilir."
cümlesini 29 harf ve bir adet de boşluk karakteri ile rasgele seçimsel olarak seçin ve excelde kombinasyonları deneyin,
tutturabilirmisiniz...

yada kaç saatde ?

ihtimal sayısı sadece o cümle için nedir ?
33 karakterli cümle için;
30x30x30x30x30x30x30x30x30x30x30x30x30x30x30x30x30 x30x30x30x30x30x30x30x30x30x30x30x30x30x30x30x30

bu ihtimalden sadece 1 tanesi yukardaki cümleyi verir.

kaldıki rasgele dna oluşcak diosunuz onun ihtimali nedir?

eğr dna rasgele oluşuosa, ben her hafta sayısal tuttuturdum ........

saygılar...

unknowngod
27-06-2010, 03:29
ayrıntıya incek olsak dinciler hiç bi soruya cevap veremez! evren yokken allah ne yapıyordu?..allah evrenı ve insanı yaratmaya nasıl kara verdi? allah'ın düşüncesi değişir mi? insanı yaratmadan önce onu düşüncesini değiştiren neydiki evreni ve insanı yarattı?..saymakla bitmeyecek sorular çıkar ortayaa!!..zamanın delinin biri kuyuya taş atmış çıkar çıkarabilirsen!!:)))

ben dinci değilim ama şun diyeyim YARATİCİ senin tahmin edemiyeceğin bir güç ve teknolojiye sahip o yüzden evrenin sahibi hakkinda bişeyler söylereken bir daha düşün .... aciz mahluk.... tesadüf diye bişey olalmaz
olsa gezegenlerin hepsi geoit olmazdi... aciz mahluklar kendi tasarladiklari verileri ben tasarladim der kendileri nerden gelme .... :tsk: ha yaratici nerden gelme ??? onu ona sorcaksin

taylan
04-07-2010, 00:45
Gezegenlerin geoit olması tamamen doğal kütleçekim kanunlarıyla alakalıdır. Hepsi aynı materyalden oluşur. Bir süpernovanın patlaması sonucu oluşan artık maddeden.

Bizim sistemimiz korkunç bir kaos sonrası şu an ki haline gelebilmiştir. Bu süper nova artıklarının çekim kuvvetiyle bünyelerine madde çekmesi, son derece kaotik büyük bir meydan savaşı sayesinde olmuştur. Resmen bildiğimiz, güçlü olan hayatta kalır gibi. Bünyesine en çok madde çekebilenin kaya formasyonu oluşturabildiği bir savaş sayesinde oluşabilmiştir.

Tüm bu sürecin içinde elbette tesadüf yoktur. Tamamen birbirine tetikleyen süreçlerin belirleyiciliği söz konusudur. Buradaki tetikçi ise doğal kanunlardır. Bilinçsiz ve kör. Evren bir yaratıcıya gerek duyulmayacak kadar değişken hareketli ve anti statiktir.

Tahmin edemeyeceğimiz teknoloji nedir? Tahmin edilemeyecek denli sır dolu, anlaşılmaz ve akla sığmayan bu teknolojinin böyle olduğu hakkındaki bilgiye nerden ulaştınız? Eğer bilginiz varsa bu teknolojinin kaynağındaki enerji nedir? Bu enerji nerede üretiliyor? Bu enerjiyi teknolojiye çeviren süreç nedir? Nelerden oluşur?

Bizim tasarımlarımızın altındaki neden ihtiyaçlarımızdır. İhtiyaçlarımızın kaynağı muhtaç oluşumuzdur. Muhtaç olmamızın nedeni biyolojimizdir.

Süper tanrının ihtiyacı nedir? Neyden dolayı bu ihtiyaca muhtaç olmuştur? Muhtaç oluşunun altındaki biyoloji nasıldır?

sanane123
07-08-2010, 04:39
işte niye allah 6 günde yarattı daha kısa sürede yaratamaz mıydı o zaman güçsüz ayrıntıya girince kimse bişiy açıklayamaz filan hiç mi aklınız çalıştırmazsınız ey kitap ehli belki tüm suçlar ayrıntıya girmediğinizden belki de tüm suç allaha güvenin olmamasından belki de tüm suç FURKAN ı elimize alıp doru yanlışı hakkı batılı ayırt etmekten korkmak ya da neden sonucu biliniosa yaratıldığımızı örenmekten korkmak hm ? Allahın yarattığı dünyayı küçük görerek belkide görünmeyeni küçük görüoruz ? bahsedilen beyinsizlerden mi olmak isteriz bazılarının açıkladıkları şeyleri sonuna kadar hiç süzgeçten geçirmeden ölçüden geçirmeden sırf boy göstermek için yalanlayalım mı? aslında savunduğun yanlışlığın aslını sen yanlışlığı yalanlarken yapıosan ?

irsad
08-05-2011, 22:42
:))) Maşaallah kendi görmediği aklına inanan insan görmediği Allah'a savaş açıyor ya sizler ya aklınızıda inkar edin yada gerçeği bulmak için yola çıkın siz zamandan münezzeh olan Allah'a gün hesabı yaparken kendi ömrünüzün nasıl geçtiğini nasıl tükendiğinizi ve gittikçe sona yaklaştığınızı unutuyorsunuz Allah'ı yalanladığınız gibi kendi yaşlılığınızıda yalanlayıp genç kalın.
ve bunu yazan arkadaşlar

ya arkadaşlar olaya birde şu açıdan bakın. Gücü sınırsız olduğu söylenen tanrı ne diye o kasıyorda 6 günde yapıyor. Saniyenin sonsuzda biri bir sürede yapması gerekir çünkü aksi halde güçleri sınırlı olur. 6 günde yapabiliyorsa demekki gücü sınırlı
ayrıntıya incek olsak dinciler hiç bi soruya cevap veremez! evren yokken allah ne yapıyordu?..allah evrenı ve insanı yaratmaya nasıl kara verdi? allah'ın düşüncesi değişir mi? insanı yaratmadan önce onu düşüncesini değiştiren neydiki evreni ve insanı yarattı?..saymakla bitmeyecek sorular çıkar ortayaa!!..zamanın delinin biri kuyuya taş atmış çıkar çıkarabilirsen!!:)))

senin olmayan aklının alması için öyle yaratıldığını neden düşünmüyorsun sen annenin karnında ne yaptığını hatırlamıyorsun şimdi kalkmış Allah insanları yaratmadan önce ne yapıyordu diye düşünüyorsun Allah'ın ne yaptığını araştırmadan önce sen ne yapıyordun annenin karnında hatırlıyormusun aklın alıyormu yada maymundan insana nasıl dönüştüğünü ortaya atacağınıza yıllardır hala hiç bir maynun insan olmadı sen nasıl insan kaldın ben şaşırıyorum herhalde insan doğanda maynun (hayvan) oluyor zamanla evrim geçirmene çok varmı?

Özgürcan
08-05-2011, 22:59
Bu tezde kafama şu takılır,
Adem ve Hava'nın genleri nasıldı?
İlk sarışın, esmer kızıl nasıl oluştu?
Evrime göre doğal seçilim sonucu oluşan mutasyonlarla...

the supernova
09-05-2011, 23:19
axzel

Adamlar ömrünü bilime adıyor , deneyler gözlemler vs.den sonra bile sizin kadar çok bilmişlik yapmıyor.

Ama siz silkroad'la bunu çökerteceğinizi sanıyosunuz.

Senin o yazdığın cümlenin ortaya çıkabilmesi için kaç bin yıl geçti de
insanların kullandığı diller bugünlere geldi, düşünemediğin için böyle bir yanlış mantık yürütmüşsün.

Kendi cevabını kendin vermişsin farkında değilsin.

Benim asıl anlamadığım sanki bu inançlıların hepsi genetik mühendisliği filan okumuş gibi biyolojiyi katletmeleri.

Dna 'da ki bilgiler değiştiğinde değişik bir şekilde dünyaya gelirdin.

Ve yine aynısını soracaktın "rastgele mi oluşuyo?" diyecektin.

Yaptığın yorum , eksik bilgiden kaynaklı yanlış mantık yürütme.

Şimdi herkesin elinde 5 parmak olduğu için bu sana doğru geliyor , herkesin 6 parmağı olsaydı o zaman o normal gelecekti.

Ama sayısal lotoda sayılarını sen seçersin ve 6 farklı sayıdan oluşan tek bir ihtimalle karşılaştırırsın.

Cümle örneğinin birebir açıklamasını Richard Dawkins'in videolarında bulabilirsin.

AvniSinanoglu
11-05-2011, 22:55
Zamandan münezzeh olduğu söylenen allah nasıl dünyayı 6 günde yarattığını söyler? zaman kavramının allah için geçerli olmadığı argümanlarını hangi dayanaklara dayandırarak söylerler?

(http://www.itusozluk.com/goster.php/m%FCnezzeh)
Gün ne demek? Tanri insanlara bir bilgi veriyor ben diyor dünyayi 6 günde yarattim. Sayilarla sorunu olsaydi insanlara taa miraslarin nasil dagitilacagini ayetlerle aciklamazdi. Demekki gercekten insan günüdür bu yani 6x24 saatte dünyayi yaratmis. Cok güzel. Tüm ilim dünyasi bunu ispat etmeye calissa bile ben inanmiyorum o milyarlarca seneye, Tanri ol dedi ve dünya oldu. o kadari basit, altini üstünü aramaya ne gerek. Hem görünmez direklerin üstünde, günes battiginda Tanriya dua etmeye gider, hem ayrica Tanrinin günesi dünyadan kücük. Yildizlarda süstür ve cok kücüktür, dünya en büyüyüdür. Amerika kitasi, Avustralya ve Antarktis kesinlikle fitnedir ve asli yoktur. Asli olsaydi Tanri bahsederdi.

vladimir
04-07-2011, 13:50
"Gerçeklerden kaçan insana kanıt göstermenin yararı yoktur " diye biz söz vardır. Evet; şahsi menfaat uğruna -ki bu menfaat nakit para, şöhret ya da "huri kızları" vb şekilde gerçekleşebilir- nesnel hakikatlere gözünü kapatan insanlarla asla tartışılmaz/tartışılmamalıdır. Bunu yapmak, boş yere enerji ve zaman harcamak demektir zaten. Materyalist felsefeyi savunan bizim gibi insanların çeşitli çevrelerle polemik yürütürken içine düştüğü temel yanılgı budur bence. Sadece din değil, herhangi bir konu hakkında münazara yaparken dahi muhatap alınan kişinin sınıfını, karakter ve niyetini muhakkak göz önünde bulundurmak zorundayız. Zeytinyağı gibi sürekli üste çıkmaya ve son sözü söylemeye çalışarak "haklılığını" ispatlayan (!) demagoglara (Müslüman olsun ya da olmasın) hiçbir biçimde paye vermemeliyiz. Kendini beğenmiş, ukala, yanılabileceğini ya da birilerinden birşeyler öğrenebileceğini asla kabul etmeyen, algı kapasitesi zayıf ve kuru lakırdı savuran gevezelere bilimsel argümanların değil AK-47 mermilerinin sıkılması gerektiğini düşünüyorum.

hknskr
28-04-2013, 14:36
Powerpoint'ten video oluyor mu diye denedim oluyormus :-)
http://www.youtube.com/watch?v=GSoNph5V05E

inferno
01-11-2013, 02:31
İLK AKILLI HÜCRENİN OLUŞUMU

Şu yaratılış mucizesinden kurtulun artık. süper loto gibi tutturulması güç olan bir rakamı sadece tek başına oynarsan ömürlerin yetmez, tutturamazsın belki de tutturursun. ama çok küçük ihtimaldir, Yaratılışçıların bizleri yanıltmak ve söz etmediği bir şey var.
dünya genelinde her bir metre küpte her bir dakikada olan süper loto çekilişi olduğudur, bu şu demek oluyor, canlı bir proteinin oluşumu dünyanın tek bir bölgesinde ve tek bir seferde değil her dakika ve dünyanın her yerinde denenmesidir.
dünya 4.5 milyar yıl yaşındadır. dünya ilk önceleri güneş kadar sıcak ve lavlı bir gezegendi, soğumaya başladı, sular oluştu suların çoğu diğer gök taşları ile birlikte geldi, her bir gök taşı çarpmasında, dünya yine alevlere büründü.
son olarak dünya ilk bir milyar yılını doldurduğu sırada yerin altından çıkan yoğun akışlar sebebi ile bacalar oluştu bu bacalar sürekli maddeleri akışkan yapıyor ve orada sürekli bir süper loto oynanıyordu bu süper loto tam tamına 500 milyon yıl sürdü. sanmayın ki ilk hücre o zaman oluştu o süreden önce bile hücreler vardı fakat 2 milyar yıllık zamanda hep yanlışlı hücreler vardı üreyemeyecek, bölünemeyecek, çoğalamayacak hücreler, çoğalabilen hücreler bundan 3 milyar yıl önce oldu hatta öyle bir oldu ki artık deniz suyu su denemeyecek kadar jölemsi bir kıvama geldi, bu hücrelerin içlerinden en akıllıları birbirleri ile birleşebildiler, ve soyunu devam ettirebildiler bakterileri oluşturdular,
bu süre 2 milyar yıl sürdü, bakteriler basit canlılara basit canlılar karmaşık sistemli canlılara dönüştü,

CANLILARIN KARAYA ÇIKIŞI

denizin içi çok hareketli bir yaşam alanı sundu canlılara bazıları bitkilere dönüşmüş organizmalarla besleniyor bazıları, bitkilerle beslenen çalılar ile besleniyorlardı.

Denizin içinde iki tip canlı hayatına devam edebildi, memeliler, ve yumurtalılar

her ikiside karaya çıkmayı başardı

KARAYA ÇIKMA SERÜVENİ

Şu anki bilgiğimiz ay bizden yaklaşık olarak 400.000 kilometre uzaktadır ve yer yıl 4 santim de uzaklaşmaya devam etmektedir.

bundan 2 milyar yıl önce ay dünyaya 22.000 kilometre uzaktaydı. ve doğal olarak gel gitlerin de gücünü tahmin edebilirsiniz, canlılar her suyun çekildiği yerlerde beslenme ihtiyaçlarını karşılayabilmek için o bitkilere ulaşması gerekiyordu fakat ayın gelgitleri bir mücadeleye sahne oldu ve göğüslerini kıvrek bir şekilde kullanan balıklar ancak karaya bir süreliğine çıkıp besinlerden faydalanıyorlardı.

bu süre tam tamına 500.000 yıldır. sürüngenler karaya çıktıklarında asıl mücadele şimdi başlıyordu bitkiler koskoca ağaçlar alabildiğine yeşillik, ve bol bol oksijen diş girmemiş ormanlar.
canlılığın patlamasına sebep oldu. oksijenin fazla oluşu canlıların iri olmalarına sebep oldu fakat memeli küçük hayvanlar. o iri cüsseli yumurtalılardan korunabilmek için yer altında saklanıyorlardı, boyları (2 3 cm ile 60 70 cm kadar olan memeliler)

bu süre 450.000.000 yıl sürdü bu süre içerisinde bir çok doğa olayı da olmadı değil fakat kısmen canlıları yok ediyordu, bundan 65.000.000 yıl önce çok büyük bir patlama oldu ve dünyanın genelini etkiledi. buradan kurtulan tek canlı yer altında yaşayan memeliler, ve uçmayı başarabilen yumurtalılar oldu. artık memelilere gün doğdu ve o koskocaman yumurtalılardan korunmalarına gerek yoktu ve besinlerin tam yanında yaşamaya karar verdiler (ağaçlarda) ağaçlarda besin bulamayanlar yürüdüler,

DİNLERİN ORTAYA ÇIKIŞI

başka bir mücadele daha vardı avcı memeli hayvanlar. bu hayvanlardan kaçabilmek için korunabilmek için bakabilmek için doğrulmak zorunda kaldılar ellerini kullanmayı öğrendiler, düz yürümeye başladılar, 10.000.000 yıl önce ilk insansı maymunlar maymunsu insana dönüştüler 1.000.000 yıl önce ise insan artık yürüyebiliyor hatta konuşabiliyor da. alet kullanıyor sosyal bir yaşantısı var. ve ateşi buldular ateş onların tanrısıydı o çünkü mükemmel bir güç ve yardımcıydı yok taaa ki 8.000 yılına kadar o zaman işte insanlar neden buradayız dediler ve yaşadıkları için ateş onlara yetmiyordu ateşin ne olduğunu anladılar. tanrıları yukarıda aramaya başladılar güneşe aya yıldızlara taptılar. fakat her geöen gün yeni birşeyler keşifettikçe bu inançlarından vazgeçtiler,
ve zebur ile başlayan semavi dibler (Tek tanrılı) en güzel kaçamak oldu onlar içni bugün bile halen onların etkisi altındayız. ateşten kurtulmak 5.000.000 yıl sürdü ay ve güneşten kurtulmak 50.000 yıl sürdü semavi dinlerden ne zaman kurtulacağımızı az çok farketmişizdir.

Vefik Sami
01-11-2013, 12:25
Bu "Altı gün" meselesi beni bir imanlı olarak hep meşgûl etmiştir. Kur'anda da geçer bu anlatım. İslâm âlimleri 'gün mızrağı'nı çuvala sığdıramayınca, "altı evre" diye tevil ediyorlar.

Altmış yaşıma geldim. Şöyle bir dönüp geriye baktığımda din-iman noktasında nasıl debelendiğimi hatırladığımda, yapmaya çalıştığım şey'in Kur'an'ı sorgulamak, irdelemekten ziyâde, "Apaçık" çelişkilerin üzerini örtmek, bir takım garip teviller ile Kur'an'ın kusursuz bir kitap olduğuna kendimi inandırmakmış meğer.

Aynı şeyi Tevrat için de yaptım. Tevrat'taki insan ürünü düşünceleri "Tanrı insanı yarattığıma pişman oldum dedi" bir kılıfa uydurmak için debelenip durdum. Bütün bu gayretlerim, dünyada uğradığım haksızlıklar karşısında adâleti bulmamı sağlayacak Tanrı gücüne dayanma isteğimden kaynaklanıyordu. Çünki uğradığım haksızlıkların karşılığını verecek bir güç yoksa eğer, demek ki çektiklerim yanıma "kâr" kalacağı gibi; dünyadaki bütün zâlimler de kötülüklerinden dolayı herhangi bir ceza görmeyeceklerdi.

Bu, her insanın kolayca kabul ve hazmedebileceğibir husus değil.

Tevrat'ta kendi halkı için suçu günahı olmayan "kadın, çocuk at, eşek hepsini öldür"diyen Tanrı'nın, Hristiyanların anlattığı "Tanrı sevgidir" betimlemesiyle bir ilgisinin olmadığı muhakkak. Bu gün İsrail'in Filistindeki sivilleri, kadın ve çocukları hiç vicdâni rahatsızlık duymadan öldürmeleri de inandıkları "Tevrat"a dayanıyor olmalı.

Şimdi geldiğim nokta şu.

MESİH'in "Babam" diye niteleyip özelliklerini anlattığı Tanrı ile Tevrat'taki Tanrı aynı Tanrı olamaz. Kullarının yapacaklarından korkup dillerini karıştıran, onların ne yapmaya çalıştıklarını görmek için "aşağı"ya inen Tanrı olur mu ya hu ? Tanrı "aşağı" iniyorsa, bir mekâna muhtaç olarak yaşıyor demektir.

Ne yalan söyleyeyim; İncil'e (Matta/Markos/Luka/Yuhanna) olan hayranlığım hep devam ediyor. Özellikle Matta ve Yuhanna İncilleri muhteşem. Müslüman arkadaşların özelikle okumalarını tavsiye ederim. Ama ön yargıyla, "hatâ" aramak için değil. Tüm ön kabüllerinizden - Muharref kitap - arınmış olarak okuyun; artık ne kadar yapabilirseniz...

Bu "muharref" iddiası o denli Şeytâni bir fitne ki; İncil'i okurken zihninizdeki ön yargı, kitabın içindeki hazineleri görmenize mâni oluyor.

Arayıp durduğumuz dürüstlük, sâfiyâne temizlik, adâlet saygıi ve sevgi hepimizin içinde var. Çünki olmayan bir şeyi zihnen tahayyül etmemiz imkânsız. Ama nedense bunlar bizim içimizde iken hep "gökten" gelmesini beklemişiz.

Ne kadar tuhaf ve gülünç değil mi ?

Mes'eleyi biraz "derin tahlil" anlamında ele alırsak, içimizdeki "gök" beklentisi o kadar da komik görünmüyor. Çünki; herkesin hissettiği sevgi, adâlet ve dürüstlük gibi hasletlerin sınırları o kişinin hayat algısı ile ilintili. Herkeste sevgi var ama; hiç kimsenin duygusu, bir başkasının hissettiği ile denk değil.

Söylemek istediğimi biraz açayım. Ülkeler kanunlarla yönetilir. Ama anayasa olmaz ise kanunlar keyfilikten kurtulmaz. Tıpkı Mevlânâ'nın pergel metaforunda olduğu gibi bir "sâbit ayak" şart. İşte sevgiyi, saygıyı, dürüstlüğü, adâleti kişisel ölçekte bırakmayan ve herkesin uymak durumunda olduğu bir "göksel anlayış" ile kutsanmasının kimselere bir zararı olmaz. Ama maalesef dinler, insanlara örnek olup yararlı hzimetlere aracılık edecekleri yerde, zamanla siyasal erki ve ekonomik gücü elerinde tutanlar tarafından anlaşılamaz ve içinden çıklamaz kurallar yığını haline getirilerek, "üst" sınıfların "alt" sınıfları sömürmesine araç olmuşlar.

"Din nasıl sömürü aracı olabilir ki ?" diye sual edilirse;
Sebep çok açık ve net.
Tanrı fikri ilkesellikten çıkarılıp kuralcılığa dönüştürülmüş.
İlkelerle oynayamazsınız.
Ama kurallar ehlinin elinde değme dansözlere parmak ısırıtacak derecede göbek attırır insanlara.

Bu forumda çok değindiğim şu "ilke" husûsunu biraz açmam gerekiyor. Çünki anlatmakta pek başarılı olamadığımın farkındayım.

Antoine Laurent Lavoisier, "Hiç bir şey vardan yok, yaktan var olamaz" der. Bu, fen kitaplarına bir "kanun" olarak geçmiştir. Ama bu kanun değil ilkedir. Çünki kanun denen şeyler yeni bilimsel gelişmelerin ışığında değişebilir Ama ilke asla değişmez. İster tüm varlığın sahibi bir "Tanrı" olsun ister olmasın. Varlığın devamı için şaşmaz değişmez ilkeler şarttır. Ben buna "Ruh" diyorum. Bu ilkeler içindeki çalışma prensipleri ise zekâ olmalı. İşte bence "Tanrı" bu. Biz sevgiyi, dürüsrtlüğü adâleti hissedebiliyor, tanımlayabiliyorsak; bunun kökü aslı Tanrıda olmalı. Siz bunun adına ister maddenin doğası deyin, ıster Tanrı deyin durum değişmez. Madde içinde yer almayan hiç bir özellik, bedenimizde bulunamayacağı gibi, "Ruh" dediğim prensiplerin, üst zekânın düşün(e)mediği hiç bir şeyi de, bizim düşünmemiz mümkün olmayacaktır.

Bu Ruh/prensip'leri bir "Tanrı" olarak düşündüğümüzde, zihnimizde inançsal olarak, O'na bir ayrıcalık vermemiz gerkiyor.
Peki nedir o ?

"Tanrı dışında mümkün olmama"

Bu durumda Tanrı'yı hiç bir ihtimal ile ölçüp yargılamamız da mümkün olmayacaktır. Geriye düşünebileceğimiz, yapabileceğimiz tek şey kalıyor.

Tanrı kendisini özel/üstün/ayrı kılan ruhuna, yani ilkeselliğine aykırı davranamaz. Bu O'nun"açmaz"ı değil yüceliğinin sonucudur. Meselâ şunu yapamaz.

"O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah'tır. Güzel isimler O'nundur. Göklerdeki ve yerdeki her şey O'nu tesbih eder. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir." Haşr: 24

Tanrı mutlaktır.
Bir şeye "yok" demişse, o mutlak anlamda yoktur.
Tanrı bir şeye "yok" demiş de sonra yok dediğinden "var" çıkarmışsa bu kendi yüceliği ile güreşmesi anlamına gelmektedir.

Ayrıca şunu da yapamaz.

"Allah dilediğini siler, dilediğini olduğu gibi bırakır; Ana kitap O'nun katındadır." Rad:39

Allah'tan başka "yaratıcı" yoksa Allah'ın sildiği ne ?
Bir olgu, bir "hâl"den başka bir "hâl"e geçebilir.
Ama asla o olgu yok olmaz.
Çünki "yok" olduğunda Tanrı'nın kendinden bir şey eksilmiş olur.

Bunu bir başka misal ile açıklayayım.
Muazzam bir baraj artık eskidiği için yıkılması zorunlu hale gelmiş olsun.
Siz o barajı yıkıp yenisini yapabilirsiniz.
Çünki yıktığınız şey, zâten bir ömrü olan, siz dokunmasanız da kendi kendine dönüşüme uğrayacak olan şeydir.
Ama o barajın ayakta durmasını çalışmasını sağlayan prensipler barajı yapan mühendisin zihninden silinecek olursa, biz o kişiye artık "mühendis" diyemeyiz.

İnanrılar " imanlı demiyorum - bir "sağlam kazık"a bağlanma uğruna hayâl güçlerini öylesine işletmişler ki; "Tanrı sınırsızdır" demişer.

İyi de neye göre sınırsız ?
Tanrı dışında başka şeylerin de olabileceğini düşünüp hepsinin üzerini örtme adına bir" sınırsızlık" icâd etmişsiniz.
Etmişsiniz de;
Sınırsız olan, kendini nasıl kontrol edebilir ki ?

Konuyu fazla dağıtmadan sadede geleyim. "Evrim" fikri arık bana kabul edilemez görünmüyor. Çünki; esas kabul edilemez olan "yoktan var etme" üfürmesidir. Tanrı için yok olan mutlak anlamda yoktur. Buradan bir "cacık" çıkmaz. İnsana göre "yok" olan ise görecedir. Yok dediğimiz milyarlarca belki de trilyonlarca şey hâlen vardır. Fakat biz gerek kapasitemizle gerekse bilimsel olarak gelebildiğimiz noktada bunları farkedemiyor olabiliriz.

Şunu da unutmamak gerekir. Evrim teorisi canlılığa ilişkin sunumlar yapıyor. Maddenin katı, sıvı gaz ve enerji hallerini açıklamıyor. Özetle ben evrim'i henüz tam anlamıyla kabul etme noktasında değilsem de, artık eskidenn olduğu gibi "yok sayma" modunda kendimi heder etmeye de niyetli değilim.

spartacus
02-11-2013, 00:14
Konuyu fazla dağıtmadan sadede geleyim. "Evrim" fikri arık bana kabul edilemez görünmüyor. Çünki; esas kabul edilemez olan "yoktan var etme" üfürmesidir. Tanrı için yok olan mutlak anlamda yoktur. Buradan bir "cacık" çıkmaz. İnsana göre "yok" olan ise görecedir. Yok dediğimiz milyarlarca belki de trilyonlarca şey hâlen vardır. Fakat biz gerek kapasitemizle gerekse bilimsel olarak gelebildiğimiz noktada bunları farkedemiyor olabiliriz.

Şunu da unutmamak gerekir. Evrim teorisi canlılığa ilişkin sunumlar yapıyor. Maddenin katı, sıvı gaz ve enerji hallerini açıklamıyor. Özetle ben evrim'i henüz tam anlamıyla kabul etme noktasında değilsem de, artık eskidenn olduğu gibi "yok sayma" modunda kendimi heder etmeye de niyetli değilim.

İmzanız bir çok şeyi özetliyor...

Her şey değişiyor, verdiğiniz baraj örneği gibi, hiç kimse dokunmasa bile, hiç bir irade olmasa bile her şey hareket halinde. Değişim bir bütün halinde ve her şey birbirini etkileyerek gerçekleşiyor? Evrim dediğimiz başka nedir ki?

Süreğen bir hareketlilik içinde canlıların değişmezliği, gelişmezliği kabul edilebilir bir olgu olabilir mi?

Görünen evrende milyarlarca galaksi, galaksilerin içinde milyarlarca yıldız, ama 21. Yüzyılda hala 2000 yıl öncelerin yer, gök, in, cin, abuk subuk hurafi, hayali korku, övgü masallarıyla, inancıyla körleniyoruz.

Bu ve bunun gibi bir çok nedenle dinler değişime karşı direniyor, akıntıya kürek çekmek gibi bir inanç-korku-ödül bağlamında bireyleri resmen kendi iç korkularına, dünya ve arzularına kafesliyor...

Sorun evrimde değil, bizlere şırınga edilen bilinçtedir diye düşünüyorum.

vartor
02-11-2013, 00:42
Vefik kardesimiz de, biraz gec de olsa, gercegi anlama yolunda, buyuk adimlarla ilerliyor. Biliyorum ki, ayakta durabilmemiz icin ille de bir inanca ihtiyac yok; insan olabilmemiz yeter. Din mevhumu hic olmasaydi, insanlarin daha birbirlerine daha saygili, daha anlayisli bir hayati olabilecegini dusunurum. Eger olumden sonra hayat vaadi olmasaydi, insanlar yek olan omurlerini daha yapici, daha degeli bulacaklardi zannediyorum.
Hristiyanlik, laiklikle birlikte, daha cok vicdan dini haline gelmesini, humanist gorunusunu devletten eli cekilmek zorunda birakildigindan beri yasamakta. Daha onceleri muslumanliktan daha iyi olmadigini, tanri ve Jesus adina yapilan katliamlari unutmamiz gerekir. Bugunku masum gorunusu, diger dinlerden farkli oldugu anlamina gelmez. Old testamenti ve icindeki hic de tanriya yakismayacak barbarliklari da kabul etmeden hristiyan olunmaz.

upuaut
02-11-2013, 00:49
Vefik kardesimiz de, biraz gec de olsa, gercegi anlama yolunda, buyuk adimlarla ilerliyor. Biliyorum ki, ayakta durabilmemiz icin ille de bir inanca ihtiyac yok; insan olabilmemiz yeter. Din mevhumu hic olmasaydi, insanlarin daha birbirlerine daha saygili, daha anlayisli bir hayati olabilecegini dusunurum. Eger olumden sonra hayat vaadi olmasaydi, insanlar yek olan omurlerini daha yapici, daha degeli bulacaklardi zannediyorum.
Hristiyanlik, laiklikle birlikte, daha cok vicdan dini haline gelmesini, humanist gorunusunu devletten eli cekilmek zorunda birakildigindan beri yasamakta. Daha onceleri muslumanliktan daha iyi olmadigini, tanri ve Jesus adina yapilan katliamlari unutmamiz gerekir. Bugunku masum gorunusu, diger dinlerden farkli oldugu anlamina gelmez. Old testamenti ve icindeki hic de tanriya yakismayacak barbarliklari da kabul etmeden hristiyan olunmaz.

Düşüncelerine tamamen katılıyor ve bir adım ileri gidiyorum.

Şu,

Kuran'ın "Sağcılar" ile ideolojiye dönüştürülmesi (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=33959)

tartışmada görüldüğü üzere tüm "Kutsal Kitaplar" günümüzde zahirde bir ideoloji kitabına dönüştürülmüş olsa da, gerçekte de öyledir.

Buradaki tartışma bu minval üzerinde yürütülürse daha sağlıklı sonuçlar alınır ve hedefinize kestirmeden ulaşabilirsiniz.

RainFall
10-12-2013, 09:31
6 günde yaratılışta bile çelişkiler vardır.Evren 6 gündemi 8 gündemi yaratıldı çelişkisi gibi.

Nova
27-08-2014, 01:24
1 Gün: dünyanın kendi ekseni etrafından dönmesi sonucu oluşan ve zaman şablonlarında yer alan bir dilimdir.

E madem öyle arkadaş adama sormazlarmı, gün denen kavram dünyanın varlığı ile başladı. Dünya yok iken bu zaman dilimini ne ile ölçtün. Hayır allhın elinde kronometre vardı da bunu ilkel kabileye anlatamadı da, ya işte toplam 148 saat 22 dakika 16 sn. sürdü demek yerine mi 6 gün diye salladı..pii.

upuaut
27-08-2014, 06:00
1 Gün: dünyanın kendi ekseni etrafından dönmesi sonucu oluşan ve zaman şablonlarında yer alan bir dilimdir.

E madem öyle arkadaş adama sormazlarmı, gün denen kavram dünyanın varlığı ile başladı. Dünya yok iken bu zaman dilimini ne ile ölçtün. Hayır allhın elinde kronometre vardı da bunu ilkel kabileye anlatamadı da, ya işte toplam 148 saat 22 dakika 16 sn. sürdü demek yerine mi 6 gün diye salladı..pii.

Sözkonusu ayette geçen zaman dilimi bildiğimiz "Gün" anlamındadır. Dolayısıyla Araplar da her günkü gibi yaşadığımız bir zaman dilimi olarak anlıyorlardı. Tabii ki durum böyle olunca o zaman "Dünya 6 günde nasıl yaratılmıştır?" sorusuyla karşılaşırız ki bu mümkün değildir. Çünkü Dünya'nın Güneş'ten bir ateş parçası olarak kopup yörüngesinde soğuması (ki daha sonra Mars büyüklüğünde bir gezegen Dünya'ya çarpacak ve Dünya-Ay ikilisi oluşacaktır) ve akabinde kuyrukluyıldızlarla Dünya'ya getirilen su ile hayatın başlaması birkaç milyar yıl almıştır. Bu süreye "6 gün" demek insansızlıktır, haddini bilmemek demektir.

Günümüzdeki hiçbir astronom ve astrofizikçi bunu kabul etmez. Bu kadar açık bilgi karşısında ayak diremek, cahillik ve saflıktan da öte başka bir anlama girer. Onu da siz bulun!

RainFall
27-08-2014, 11:20
6 devirlede kurtaramazlar olayi arkadas 300.000 yil gibi bir sureye uzaniyor ama gel gorki kurani dogrulamiyor.

alpha
24-10-2014, 12:44
Dil bilimcilere göre ;

incil de geçen gün kelimesi bildiğimiz dünya gününü temsil etmekte iken kurandaki gün kelimesinin bir devir anlamında kullanıldığı ortaya çıkmıştır.

İncil de zaten hatalar mevcuttur. Değiştirildiği için olabilir. Bu konuyu bilmiyorum. Ama kuran da bu tür bir hata yok.

asder55
25-02-2015, 22:34
Bir de senden acele azap istiyorlar. Elbette Allah sözünden caymaz. Bununla beraber Rabbinin katında bir gün, sizin sayacaklarınızdan bin sene gibidir. Hacc/47

Yukarıdaki ayet zamandaki göreliliği zaten tek başına anlatmakta.Buna göre 6 günde sanırım kafası çalışan için anlaşılır bir seviyeye gelmekte.. Ayrıca gün sözü zaman olarak değil safha aşama olarakta belirtilebilmektedir.Hani herşeyi bilimin çözeceğine inananlarada pascal denklemini öneririm.
Hangisi daha büyüktür?
a) Beklenen değer (hedonizm yani fiziksel yaşamdan zevk alma)
Ya da
b) Beklenen değer (dini hayat)
Varsayım…
a) Olasılık (ölümden sonra hayat yok) * (hedonizmden alınacak zevk) +
Olasılık (ölümden sonra hayat var) * (sonsuza dek lanetlenmek) Ve
b) Olasılık (ölümden sonra hayat yok) * (dinden alınacak zevk)
Olasılık (ölümden sonra hayat var)* (sonsuz mutluluk)

Pascal’ın mantığı çok basitti: Eğer (a) (b)’den büyükse o zaman hedonizme devam edecekti, ama
eğer (a) (b)’den küçükse o zaman dindar olmalıydı.”
“Ama değişkenlerin değerlerini bilmeden bu denklemi nasıl çözdü?”
“Birkaç varsayımda bulundu, örneğin, sonsuz mutluluğun değeri pozitif sonsuzdu ve sonsuza dek
lanetlenmenin değeri negatif sonsuzdu.”
Sonsuz mutluluk = +00
Sonsuza dek lanetlenmek =-00
“Eğer bir denklemde sonsuzu kullanırsanız bu diğer her şeyi etkiler, çünkü çok büyük bir sayıdır,
böylece (a) hedonizmin beklenen değeri negatif sonsuz ve (b) dini hayatın beklenen değeri pozitif
sonsuz.”
(a) hedonizm = -00 ve (b) din = +00
o zaman
{a)< (b) böylece...
(b) beklenen değer (hedonizm) < beklenen değer (dini hayat)

"Anladınız mı? Ölümden sonra insanın ruhunun yaşamasının veya her hangi bir şekilde bir hayat olmasının olasılığı ne kadar az olursa olsun, Pascal’ın dine bağlı bir hayat yaşamasından beklediği getiri, yine de dünyevi zevklerle hedonistik bir yaşam sürüp de sonsuza dek lanetlenmeyi göze alacağı bir durumun getirisinden daha büyüktür.”

asder55
25-02-2015, 22:39
1 Dünya günü 24 saattir. 1 merkür günü 59 gündür. Einstein'i biraz okuyun...

evrensel-insan
25-02-2015, 22:51
Bir de senden acele azap istiyorlar. Elbette Allah sözünden caymaz. Bununla beraber Rabbinin katında bir gün, sizin sayacaklarınızdan bin sene gibidir. Hacc/47

Yukarıdaki ayet zamandaki göreliliği zaten tek başına anlatmakta.Buna göre 6 günde sanırım kafası çalışan için anlaşılır bir seviyeye gelmekte.. Ayrıca gün sözü zaman olarak değil safha aşama olarakta belirtilebilmektedir.Hani herşeyi bilimin çözeceğine inananlarada pascal denklemini öneririm.
Hangisi daha büyüktür?
a) Beklenen değer (hedonizm yani fiziksel yaşamdan zevk alma)
Ya da
b) Beklenen değer (dini hayat)
Varsayım…
a) Olasılık (ölümden sonra hayat yok) * (hedonizmden alınacak zevk) +
Olasılık (ölümden sonra hayat var) * (sonsuza dek lanetlenmek) Ve
b) Olasılık (ölümden sonra hayat yok) * (dinden alınacak zevk)
Olasılık (ölümden sonra hayat var)* (sonsuz mutluluk)

Pascal’ın mantığı çok basitti: Eğer (a) (b)’den büyükse o zaman hedonizme devam edecekti, ama
eğer (a) (b)’den küçükse o zaman dindar olmalıydı.”
“Ama değişkenlerin değerlerini bilmeden bu denklemi nasıl çözdü?”
“Birkaç varsayımda bulundu, örneğin, sonsuz mutluluğun değeri pozitif sonsuzdu ve sonsuza dek
lanetlenmenin değeri negatif sonsuzdu.”
Sonsuz mutluluk = +00
Sonsuza dek lanetlenmek =-00
“Eğer bir denklemde sonsuzu kullanırsanız bu diğer her şeyi etkiler, çünkü çok büyük bir sayıdır,
böylece (a) hedonizmin beklenen değeri negatif sonsuz ve (b) dini hayatın beklenen değeri pozitif
sonsuz.”
(a) hedonizm = -00 ve (b) din = +00
o zaman
{a)< (b) böylece...
(b) beklenen değer (hedonizm) < beklenen değer (dini hayat)

"Anladınız mı? Ölümden sonra insanın ruhunun yaşamasının veya her hangi bir şekilde bir hayat olmasının olasılığı ne kadar az olursa olsun, Pascal’ın dine bağlı bir hayat yaşamasından beklediği getiri, yine de dünyevi zevklerle hedonistik bir yaşam sürüp de sonsuza dek lanetlenmeyi göze alacağı bir durumun getirisinden daha büyüktür.”

Bilimsel mantikta;

Ya olabilirlik olasiligi olmustur ve algilanir, gozlem verir;

Ya da olabilirlik olasiliginin olabilmesinin mantiken olanagi yoktur.

Birincisi, "olumden sonar yasam"

1- Doga, dunya evren olarak boyle bir algi yoktur.

2- Yasam ve olum dogada ic icedir ve yasam olum, sadece mustakil var olan fenomen icin gecerlidir.

Mustakil olan varlik;

Yasaminin sonu demek, mustakilliginin ortadan kalkmasi demektir.

Tabi ki onun fiziki varligindan baska canlilar yeserir.

Burada olmek, mustakil var olan varligin, mustakilliginin olmesi demektir. Yani mustakilligi bozuldugunda artik o yasayan mustakil varlik degildir.

Ayrica hic bir mustakil varlik, kendi olmesini de yasayamaz. Onun icin bir tk yasam vardir.

Yani dogum yasam ve olum sadece mustakil var olan varlik icin gecerlidir. Dogada dunyada evrende bu ucu ic icedir ve biri digerine degisir, donusur ve baskalasir.

Kisaca sperm degismistir, embriyoya donusmustur, fetusa baskalasmistir, insanoglu olarak ta olusmustur. Olmek demek, insanoglunun degismesi baska yasamlara donusmesi mustakil olarak baskalasmasi ve mustakil varlik olarak olusmasidir.

Yani diyelim olen bir insasnoglunun curuyen etlerinin ustunde yeni canlilar olusur, mezarinin ustunde bitki bitebilir. O bitki meyvaya donusebilir, o meyvayi mustakil var olan varlik tuketebilir, o mustakil varlik yeni bir uretimde bulunabilir.

Kisaca ve bilmsel olarak bir mustakil var olan varlik, oldukten sonar ayni mustakil varligini koruyamaz.

Vefik Sami
26-02-2015, 01:04
İster Tevrat'ta geçsin, ister Kur'anda; zaman ve mekândan 'münezzeh' bir Tanrı'nın yaratma işini "altı gün" olarak vermesi pek anlaşılır değil. Bizim zaman algımız ile Tanrı'nın zaman algısı farklı olabilir. Ama hitap insana ise, insanın anlamayacağı bir zaman kavramı ile yaratışı tasvir etmek mantıklı gelmiyor. Üstelik Tevrat'ta "yedinci gün dinlendi" ziyadesi var. Burada sadece gün değil, haftadan da söz edilmekte.

Kutsallık atfedilen metinlerin hangi şartlarda ve kimler tarafından kaleme alındığı bilinmiyor. Sâdece "Tanrı sözü değişmez" denmek sûretiyle, sıradan bir araç olan yazı kutsanıyor. Halbuki yazı kutsal değildir. Yazının ihtiva ettiği Tanrısal kaynaklı hüküm kutsaldır ve değişmez.

Bunun için de adına "kutsal" denen kitaplarda yazılanları gözü kapalı "Tanrı hükmü" gibi almak yerine, mevzûya ilkesel bakmak gerekiyor. Tanrı'yı nesnel araçlarla müşâhede etmek mümkün olsa idi,zaten Tanrı olmaz, nesne olurdu. Bu itibarla Tanrının varlığı noktasındaki kişisel kanâ'atlerimizi ilksel metodlar ile desteklemeliyiz.

Bir misâl vereyim.

Yas 20:19 ‹‹Bir kentle savaşırken, kenti ele geçirmek için kuşatma uzun sürerse, ağaçlarına balta vurup yok etmeyeceksiniz. Ağaçların ürünlerini yiyebilirsiniz, ama onları kesmeyeceksiniz. Çünkü kırdaki ağaçlar insan değil ki kuşatma altına alasınız.

Yas 20:20 Yalnız ürün vermediğini bildiğiniz ağaçları kesip yok edebilirsiniz. Sizinle savaşan kenti ele geçirene dek kesilen ağaçları kuşatma işinde kullanabilirsiniz.››

Burada ilginç bir mantık var.
Tanrı'nın isteği ile doğrudan ilgili olmayan şeyler kural dışı kalıyor.
Savaş insanlar arasında olurken, insanın savaşıyla ilgisi olmayan ve de özellikle meyve veren ağaçların zarar görmesini istemiyor Tanrı.

Fakat; Eski Ahit'e göre aynı Tanrı I. Samuel 15/3'te şunu diyor.

"Şimdi git, Amalekliler'e saldır. Onlara ait her şeyi tümüyle yok et, hiçbir şeyi esirgeme. Kadın erkek, çoluk çocuk, öküz, koyun, deve, eşek hepsini öldür."

Suçu günahı olmayan bir ağacı dahi düşünen Tanrı'nın "...çoluk çocuk, öküz, koyun, deve, eşek hepsini öldür." diye emir vermesi pek tutarlı görünmüyor.

Tanrısal ilkesellik, Tanrı'ya yakışan; ağaçlar hakkındaki hüküm ise - ki, bence de budur - diğeri Tanrı hükmü gibi durmuyor. Yazıya kutsallık atfettiğinizde okuduğunuz her garâbeti Tanrı hükmü gibi kabul etmek durmunda kalırsınız. Aslında "Tanrı'ya hakâret" O'nda bulunmayan/bulunmaması gereken bir sıfatı, O'na yakıştırmaya çabalamaktır.

İncilde de benim bu mantıksal çıkarımımı destekleyen bir âyet var.

"Bugün var olup yarın ocağa atılacak olan kır otunu böyle giydiren Tanrı'nın sizi de giydireceği çok daha kesin değil mi, ey kıt imanlılar?" (Matta: 6/30)

Bir kır otuna bu güzelliği veren Tanrı'nın "Kendi suretinde" yarattığı insana daha çok değer vermesi kesin deği mi ? Ayrıca insanın suçu-günahı ile doğrudan ilgisü bulunmayan hayvanların telef edilmesi emrinin verilmesi de Tanrısal adâlet bakımından sıkıntılı.

Hagii
28-06-2018, 03:24
Kuran'da yazan ve mucizevi olarak ifade edilen olayların, kuran yazılmadan önceki kaynaklarda bulunması yazılanların yanlış olduğu anlamına gelmez veya yazılanların mucize olmadığı anlamına da gelmez. Zira kuranda yazanlar sadece şimdiyi değil geçmiş ve gelecek olarak ifade ettiğimiz zaman dilimlerinin hepsinde geçerlidir. Gerçi şimdi zamanın dışındadır o çok ayrı bir konu. Kur'an'ın doğruluğunu tartışmak tanrının varlığı ile yokluğunu tartışmak gibi. Kuran'da evrenin yaratılmasına ilişkin verilen ayetlerin bugün ki bilimle çatışmaması bir mucizedir. Kurandan önceki kaynaklarda binlerce konu tartışılmış ve yazılmış iken Kuran'da bugünki bilimle örtüşen ayetlerin bulunması üzerine düşünülmesi gereken bir konu. Mitolojide onca öge varken kuranda nasıl oluyorda bilimin kabul ettiği öğeler varken diğerleri yok. Gelelim mitolojiye. Çok sevdiğim ve sanırım birçoğumuzun enleri arasında olan bir filmin başlangıcında mükemmel bir giriş cümlesi var(LOTR). "Tarih efsaneleşti, efsaneler masal oldu." Benimsediğim ve öyle olduğuna inanmak istediğim bir düşüncedir. Mitolojiye giren bahsi geçen olaylar bir zamanlar tarihti ve zamanla şekillenip bugünkü şartlarda inanılması güç bir hale evrilince mitolojiye dönüştü. Ve tabi tarih mitolojiye dönüşürken çeşitli değişikliklere uğradı. İnsan psikolojisini incelediğimiz zaman bu değişime neden olan etkenler bulunup değişimin sebebi saptanabilir ve ne ölçüde değişimler olduğuda tahminlenebilir. Bu benim teorim, buraya kadar her şey tamam. Bağlamak istediğim nokta şu: kurandan önce sayısız kitap geldiğinden bahsediliyor, ve son kitabın kuran olduğu konusuda tamam. Kuranda bahsedilen olayların önceki kitaplarda yazmasıda gayet normal bir durum. Bildiğimiz ve bilmediğimiz gönderilen kitaplar ve peygamberlerden bahsediyorum. Hepsinin tek bir kaynağı var yani. Kurandan önceki kaynaklarda, kuranda yazan olayların varolması bu olayın öyle olmadığı anlamı taşımaz veya kuran o kısmı mitolojiden aldı anlamıda taşımaz. Taşısada bu bir sonuç doğurmaz. Çünkü kurandan öncede kitaplar ve sayısını bilmediğim kadar peygamber geldi ve o günkü insanlarla çok sayıda etkileşim oldu. Bunların inanışlara ve yazılı kaynaklara yansıması kadar doğal bir şey olamaz. Ve bunlar tarih iken efsaneleşti, masal oldu. Sonuç olarak kurandaki olayların daha önceki inanışlarda veya kaynaklarda olması Kur'an'ın uydurma bir kitap olduğu anlamına gelmez, aksine onun doğruluğunun kanıtıdır. Kutsal kitaplar geldiğinde inanmak istemeyenler peygamberlerden mucize göstermesini isterlerdi, bugünlerde ise o mucizeler inanmak istemeyenlerin inanmama sebebi. Düşüncelerim bunlardan ibarettir, sürç-i lisan ettiysem affola. Saygı ve sevgi çerçevesinde insanların birbirini dinlediği ve anlamaya çalıştığı bu ortamı bizlere sunanlarada teşekkürü bir borç bilirim :)

pianola
28-06-2018, 04:57
(...) Kuranda bahsedilen olayların önceki kitaplarda yazmasıda gayet normal bir durum. Bildiğimiz ve bilmediğimiz gönderilen kitaplar ve peygamberlerden bahsediyorum. Hepsinin tek bir kaynağı var yani. Kurandan önceki kaynaklarda, kuranda yazan olayların varolması bu olayın öyle olmadığı anlamı taşımaz veya kuran o kısmı mitolojiden aldı anlamıda taşımaz.

hepsinin "tek bir kaynağı" olduğu için mi Kur'an geleneksel Yahudi-Hristiyan jeneolojisini aktarırken hata yapmış, Musa'nın kız kardeşi Miryam (מִרְיָם) ile Mesih'in annesi Meryem'i (مريم) birbirine karıştırmıştır?

Hagii
28-06-2018, 16:33
Öncelikle ben herhangi bir inancın temsilcisi değilim, düşüncelerim o inanışları bağlamaz ve söylediklerim tamamen doğrudur da diyemem. Hipotetik bir şekilde kendi doğruma ulaşma amacı gütmekteyim. Söylediğin konuya gelmek gerekirse, önceki yanıtımda zamanla gerçekleşen değişimden bahsettim. Bu doğanın kuralıdır ki Darwin bunu mükemmel bir şekilde açıklamıştır. Benim düşünceme göre değişim kaçınılmazdır. Fakat bu değişim kuranı etkilememektedir. Ondan önceki kaynaklar ve inanışların bugün değişime uğramış olması kuranda yazanın doğruluğunu götürmez. O yüzden esas alınan kaynak kurandır. İncilin ve diğer kutsal kitapların değişime uğradığını biliyoruz. Ve buradan çıkan sonuç diğer kitaplarda yazan hususlar kuranı bağlamaz. Örtüştüğü ve çatıştığı noktalar olabilir ki bu olağan bir durum ve Kur'an'ın doğruluğunun bir nevi ispatı olarak görülebilir. Kuran'dan öncekiler değiştiği için Kur'an geldi ve son kitap olarak geldi. Aslında bir şeyler arıyoruz. Fark şu ben doğruları bulmaya çalışırken benim gibi düşünmeyenler yanlışlar üzerinden ilerliyor. Sayı doğrusu üzerinde +sonsuz ve -sonsuz gibiyiz ulasacağımız nihai sonuç 0 dır. 0 ise bir sırdır. 0 dan başladık 0 a dönüyoruz. Sıfır mevcut aklımızla açıklanamaz. Mevcut aklımızla evrende meydana gelen bütün olayları idrak edemediğimiz aşikar. Sınırlarımız olduğunu reddetmek büyük yanılgıdır. Fiziksel formumuzun sınırlarını düşünelim. Okyanusta belirli bir derinliğin altına inemeyiz çünkü yüksek basınca dayanıklı değiliz. Biz okyanusun altına inemediğimiz için okyanusun altı yok değildir. Çeşitli teknolojiler kullanarak bunu gerçekleştirebiliyoruz. Ve okyanusun dibini keşfedebiliyoruz. Sınırlarımız aşmak için teknolojiyi kullandık. Aklımızın sınırları olduğunuda kabul edersek. Her şeyi algılayamadığımız aşikar. Ve Tanrı algılayamadığımız tarafta. Fiziksel formumuzun sınırlarını aşmak için nasıl teknolojiyi kullandıysak. Aklımızın sınırlarını aşmak içinde kalbimizi kullanmalıyız. İnanmak sadece zihinsel bir aktivite değildir. Sevgi ile saygı ile bir şekle bürünmüş halidir. Bugün sevgi ve saygıyı nasıl yok sayamaz isek algilayamadığımız şeyleri de yok sayamayız. Bu kavramları çeşitli bilimlerde farklı şekillerde açıklayabiliriz. Ve bu açıklamalar bunların varlığının ispatıdır. Sonuç, ben haklıyım veya haksızım demiyorum, haklısın veya haksızsın da demiyorum. Yalnızca haklı olduğuma inanıyorum. Bence ateistler Tanrının yokluğunu ispat etmeye çalışmamalı. Olmayan bir şeyin yokluğunu ispat etmek bir çelişki. Olduğuna inananlara ise saygısızlık etmemeli. Bilimsel olarak tanrının varlığı veya yokluğu ispat edilemez. Çünkü Tanrı yalnızca akıl ile idrak edilemez. İnsanlık dünden bugüne bunu aramıştır ve bilimsel bir sonuç bulamamıştır. Tanrının varlığını iddia edenler akıl dışında bir varlığın yardımıyla ulaştığını iddia etmektedir. Bununda ne olduğunu yukarıda yazdım. Tekrar söylüyorum bunlar benim düşüncelerim, bir inanışa yormak, ona mal etmek doğru değil. Kendimi temsil ediyorum :)

pianola
28-06-2018, 21:30
(...) Ondan önceki kaynaklar ve inanışların bugün değişime uğramış olması kuranda yazanın doğruluğunu götürmez. O yüzden esas alınan kaynak kurandır. İncilin ve diğer kutsal kitapların değişime uğradığını biliyoruz.

peki niçin esas alınan kaynak kur'andır? önceki kaynakların değişime uğradıklarını nereden biliyoruz?

ilahimasal
29-06-2018, 00:05
Altı değilde , on altı gün denseydi islam dini mensupları onada İNANIRLARDI . Nasıl diye soran olmazdı. İNANIRDI.

O dönem bu iddiayı ortaya atan kişiye NASIL yani diye soran olmamış . Olduysa bile Ne anlatıldıysa ön kabulle dinleyip İNANMIŞTIR.

şu yukarıda ki ALTIGÜN safsatasına bilime dair hiç bir veri yoktur. Tamamen uydurulan yada evvelden duyulanlara İNANMAKTAN başka hiç bir şey ifade etmez.


İnanan kişi şunları soramaz

- ol diyen tanrım niye altıgün gibi bir zaman diliminden bahsediyor.

- ortada zamanı ifade edecek HİÇ bir şey yokken altıgünü neye göre baz alıyor.

- HER ŞEYİ altı günde yaptıysa iş bitmiş demektir . DEĞİŞEN hiç bir şeyin olmaması gerekir. Halbuki her an DEĞİŞİM var.

- Tanrı neden ZAMANDAN bahis ediyor.

- Altı günde yapmak niye mucize olsun ki ! 5 günde yapmak daha mucizevi !

Aklıma gelen sorular bunlar. Benim bunları sormam BİLİM ifade etmez. Felsefeye dair olur.

Bilim ise Evreni inceler , kurcalar , test eder , sayar , bulduklarınıda getirir insanların önüne koyar. Kendince hipotez der , teori der , KANUN der ama birisi yapmış demez.

İnanç sahipleri İNANÇLARI yada ÇIKARLARI zarar görmesin diye bilimin ortaya koyduklarını İNANDIKLARI ile eşleştirmeye ve kendilerince eşleştirdiklerini MUCİZE diyerek garip bir tavırla diğer inançlılara tabirimi mazur görün İTEKLERLER.

Kalbi ile düşündüğünü yada inandığını sananlara , Allah taburede oturuyormuş desem olmazzz olamazzzz derler. Olurmu öyle şey , allah tabureye nasıl oturur derler.! Altı günde evreni nasıl yapıyorsa öyle derim ama yinede ikna olmazlar.

Tabiki allahın bir tabureye oturamayacagı durumunu YAKIŞTIRAMADIĞİNDAN dolayı kabul etmezler . Oturamayacağından sebep olduğunu akıllarına dahi getiremezler. Alın size allahın istesede yapamayacağı bir şey.

Bu durumlar TANRI masalı var üzerinden konuşulacak durumlar. Tanrı diye kendinden bir şey olmadığı için OTURACAK TABUREYİ VE EVRENI BULURUZDA ALLAH UFÜRMESINI BULAMAYIZ.

Inançlı arkadaşlara tavsiyemiz TANRINIZI dahi bulamaz iken neden sözleri dediğiniz şeylerle İNSANLIĞI meşkul ediyorsunuz.

Sümer tabletleri çok daha sağlam kanıtlar içerirken KUTSAL kitaplarda neymiş. Masal.

Hagii
29-06-2018, 01:50
Doğrular içerisinde yanlış aramak oldukça basit bir eylem. Bulmaca çözmek gibi ya da farklı olan resmi bul şeklinde sürekli karşımıza çıkan basit zihin egzersizleri. İnananlar düşünmez, mantıklı davranmaz, sorgulamaz vb. önyargılar gerçekten çok ilginç. Elbette açıklığa kavuşturmak için bilimsel yöntemlerle bunu araştırmak gerekir. Fakat varolan her şeyi bilimsel bir temele oturtmak mümkün değil çünkü geçmişe gidemiyoruz mevcut bilimle. Ve bugün ki teknolojiye rağmen gerçekleri çarpıtmak, değiştirmek mümkünken neden çok eski zamanlarda ki kaynaklar değiştirilmemiş olsun. İnsan aklı kıyaslama yöntemiyle çalışır çoğunlukla. Aydınlık-karanlik gibi. Bugün aynı kitabın farklı farklı şekillerde olması onun değiştirilmiş olabileceğinin emaresidir. Çok sayıda kaynak var açıp okuyabilirsiniz. Tanrıya inananlar nasıl onun varlığından şüphe etmiyorsa bilime inananlarda bilimin varlığından ve doğruluğundan şüphe etmiyor. Kafalarda şöyle bir saplantı söz konusu. Sürekli yanlış olanı arama, sürekli bir eksiklik bulma üzerine kurulmuş bir zihin. Faydacı yaklaşmakta fayda var gibi görünüyor. Ve inandığım kitabın ayetlerine inanmamak çok çelişkili bir durum oluşturur sanırım. En eski kuran vs. gibi çeşitli kaynaklarada bakıp değişiklik olup olmadığına bakabilirsin. Geçmişte olan olayları mevcut teknoloji ile detaylı olarak inceleme şansımız da yok. İnanırsın veya inanmazsın. Ayette şu şekilde yazıyor şeklinde söylediğim zamanda bağnaz bir bakış açısı varmış gibi görülebilir. Bilimsel olarak ifade edilebilseydi her şey inanç diye bir kavram olmazdı. Maalesef bilim her şeyi açıklayamamakta. Viktoryen tutumlar sergilemem nasıl öyle olduğum anlamına gelmiyorsa ayette yazıyor dememde bağnaz bir bakış açısına sahip olduğum anlamına gelmez. Bir şeyi anlamak istiyorsan anlamak için çabalamak gerekir. Fakat anlamak istemeyen birisine istediğin kadar e=m.c kare de o bunu anlamayacaktır. Buda buna benzer bir durum. Benim kurduğum her cümlede hata arayarak, bağımlı hale gelmek ne kadar doğru? Sürekli hata aramak ne kadar doğru? Ben sınırlı birisiyim herkes gibi.

pianola
29-06-2018, 04:42
ben size değiştirildiklerini "neye dayanarak" ileri sürdüğünüzü sordum kısaca..

ilahimasal
29-06-2018, 10:17
Sınırlıyım diyen birisinin , kendisi gibi sınırlı olan birisinin ortaya attığı fikirleri yüceltmesi ! Çok manalı !!!.

Hagii
29-06-2018, 14:59
En eski İncilin isadan sonra 70ler de yazılması bozulmaya uğramış olabileceğinin ilk emaresidir. Bilinen ve farklı şekillerde tanımlanan 4 ana İncil bazı çelişkilere sahiptir. Bu yüzden değiştirilmiş olduğunu düşünmekteyim ve Kur'an da bu konuda çok sayıda ayet vardır açıp bakabilirsiniz. Konuyu geçersiz görülen bir kaynak ile genişletmek istemediğim için ayetleri yazmıyorum. Ve Kur'an'a inanmanın ilk şartı diğer kitapların doğruluğunu kaybettiğini değiştirildiğini kabul etmektir. Yoksa ne diye kuran gönderilsin. Tekrar tekrar ifade ediyorum bir durumu: kitapların değiştiği konusunu bilimle nasıl ifade edebilirsiniz. Üzerinde kaç yıl geçmiş bir olayı nasıl inceleyebilirsiniz. Yapılacak şey ipuçlarını birleştirip bir sonuç çıkarmaya çalışmaktır. Darwin in türlerin kökeni kitabının yanılmıyorsam son bölümünde teorisine getirilen eleştiriler yer alıyor. Bir eleştiri geçiş türlerinin kalıntılarının neden olmadığını sorar ve Darwin bunu çeşitli başlıklar altında açıklar fakat elinde sonuç olarak net bir kanıt yoktur. Örn. Değişimin çok uzun yıllar aldığını ve bu uzun yıllar içerisinde dünyanın çok fazla değişikliğe uğradığını söyler ve bu değişimler esnasında bu emarelerin kaybolduğunu ifade eder. Bunu bilimsel olarak ispatlayamazsın fakat darwinin yaptığı açıklamalar mantığa uygun olduğu için kabul edilir. Bende katılıyorum Darwine. Bizim üzerinde konuştuğumuz konuda aynı şekilde geçmişte yaşanmış ve üzerinde bilimsel çalışma yapmamızın olanaksız olduğu bir durumdur. Aşağıda bazı çelişkileri yazdım.
1. Matta, Markos ve Luka İncillerine göre Hz. İsa(as)’ın risaleti bir yıl, Yuhanna’ya göre ise iki yıldan fazla sürmüştür.
2. Hz. Davud’dan Hz. İsa ya kadar geçen kuşakların sayısı Matta’ya göre yirmi altı iken Lukaya göre kırk'tır.
3. İncillerin bazı yerlerinde Hz. İsa (as)’a uluhiyet isnad edilirken, bazı yerlerde de ona insanoğlu denmektedir. Bu ikisi arasında gözden kaçmayacak açık bir çelişki görülmektedir.

Sence bir tanrı nın gönderdiği kitap nasıl olmalı? İçeriği ne olmalı ne zaman gönderilmeli? Evrenin tüm işleyişini anlatan bir kitap mı olmalı? Teşekkür ederim :)

Neva
30-06-2018, 13:35
Kuran'a gore kitaba inanmanin ilk sarti, kitabin anasinin Allah katinda saklanmasi sebebiyle, icerigin muhkem ve mutesabih olarak ikiye ayrilmasi degil midir!? Yoksa ne diye sozgelimi Bahalik dinini gondersin? Kaldi ki imanin sartlarinda kitaplarin degistigine inanmak gibi bir ibare olmamasini nasil aciklayacaksiniz? Size gore kitaba inanmak icin oncekilerin degistigine inanmak ilk sart, imanin sartlarina gore tam aksi durum!?

Hagii
30-06-2018, 15:00
Kitaba inanmak kapaklı içi boş bir kitaba inanmak değil. Kitabın içeriğini kasteder. Kitaba inanırsan kitabın içindekilere inanmış oluyorsun. Ve son kitapta öncekilerin değiştiği yazdığından, onların değişmiş haline inanmamak gerekir. İmanın şartı değişmeyen kitaplara inanmatır. DBu durumdan çıkarılan bir sonuçtur. Bütün olasılıkları hesaplayıp kitap yazmaya kalksan kitabı hiç bir yere sığdıramazdık. Buda başka başka sorunlara yol açardı :) sen olsan nasıl yazardın kitabı?

Bay Bruce Wayne18
16-11-2022, 22:02
Aslında altı günde yaratılış eski ahit Tevratta geçiyor. Ve ondan sonra Kur'an kutsal kitabında geçmiş. Yani kısaca toparlamak gerekirse Kur'an diğer kutsal kitaplar gibi bilimsel hatalarla doludur. Çünkü Kur'an yazarları o dönemin bilgisi ile yazılmıştır. Aynı şeyler diğer kutsal kitaplar içinde geçerlidir.