PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Dünya’nın Yerçekimi Kuvveti


ulpian
10-01-2010, 15:57
Aşağıdaki makale Turan Dursun Sitesi'ne ait MucizeYalanlari.com (http://www.mucizeyalanlari.com/) Sitemizden alıntıdır
ve Mucize Yalanları Sitesi Çalışma Grubumuzun ortak ürünüdür.

Sitemizdeki metin, bu başlıktaki öneri, açılım ve eleştirilere binaen veya çalışma grubunun kendi araştırmalarıyla değişebilir.



Dünya’nın Yerçekimi Kuvveti (http://www.mucizeyalanlari.com/dunyanin-yercekimi-kuvveti/)

1. Mucize İddiası (http://www.mucizeyalanlari.com/dunyanin-yercekimi-kuvveti/#1)
2. Ayet Yorumundaki Çarpıtma (http://www.mucizeyalanlari.com/dunyanin-yercekimi-kuvveti/#2)
3. Bilimsel Çarpıtma (http://www.mucizeyalanlari.com/dunyanin-yercekimi-kuvveti/#3)
4. Sonuç (http://www.mucizeyalanlari.com/dunyanin-yercekimi-kuvveti/#4)




1. Mucize İddiası (http://www.mucizeyalanlari.com/dunyanin-yercekimi-kuvveti/#)


Harun Yahya (Adnan Oktar)’a ait sitelerden:
Biz yeryüzünü bir toplanma yeri kılmadık mı? (Mürselat Suresi, 25)

Yukarıdaki ayette “toplanma yeri” olarak çevrilen “kifaten” kelimesi, “canlıların, meskenlerinde toplanıp himaye edilmeleri, barınmaları; canlı ve cansızların toplandıkları yerler; üzerinde şeyler yığılan; toplanan yer” anlamlarını taşımaktadır. Yeryüzünün bir “toplanma yeri” olduğunu bildirmek için kullanılan bu kelime -kifaten- Arapça’da “kefete” kökünden türetilmiştir ve “toplamak, kendine çekmek, kucaklamak” anlamlarına gelmektedir.

Bilindiği gibi yeryüzü, yerçekimi kuvveti etkisiyle insanları ve üzerinde barındırdığı tüm canlı ve cansız varlıkları merkezine doğru çekmektedir. Ayette geçen “kendine çekmek” fiili ile yeryüzünün bu çekim kuvvetine bir yönüyle işaret ediyor olması muhtemeldir. (En doğrusunu Allah bilir.)

Dünya üzerinde hayvanları, bitkileri, insanları ve diğer tüm varlıkları kendine doğru çeken yerçekimi sayesinde, insanların yere basmaları, cisimlerin uçmadan kondukları zeminde durmaları, atmosferin dağılmadan Dünya’yı çevrelemesi, yağmurun yeryüzüne düşmesi mümkün olur.

Tarihteki en büyük bilim adamlarından kabul edilen Isaac Newton yerin bu özelliğini araştırmış ve 1687 yılında ilk kez Philosophiae Naturalis Principia Mathematica (Doğa Felsefesinin Matematiksel İlkeleri)adlı eserinde yerçekiminden söz ederek, tüm zamanların en büyük bilimsel keşiflerinden birini yapmıştır. Hatta, Newton’un yerçekimi kuvvetinden bahsederken kullandığı Latince “attraere” kelimesi de, “çekme, biraraya getirme” anlamını taşımaktadır.
Ancak 17. yüzyılda tanımlanan Dünya’nın dört büyük kuvvetinden birisine, Kuran’da dikkat çekilmesi, Kuran’ın Allah’ın Katından indirildiğinin delillerinden sadece biridir.




2. Ayet Yorumundaki Çarpıtma (http://www.mucizeyalanlari.com/dunyanin-yercekimi-kuvveti/#)

(http://www.mucizeyalanlari.com/dunyanin-yercekimi-kuvveti/#)Yanlış okumadınız! Yukarda aynen alıntıladığımız metin gerçekten de mucizecilerimiz tarafından yazılmıştır. ”Biz yeryüzünü bir toplanma yeri kıldık” cümlesinin 17. yüzyılda Newton tarafından formüle edilen Kütle Çekimi Kanunu'na işaret ettiğini ve bunun ”Kuran’ın Allah’ın katından indirildiğinin delillerinden sadece biri” olduğunu söylemekteler.

Önce Mürselat/25 (http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=77&ayet=25) ayetinin çeşitli meal ve tefsirlerine bakalım...

Mealler:
Diyanet İşleri Meali(Eski): Biz yeryüzünü dirilerin ve ölülerin toplantı yeri yapmadık mı?

Diyanet İşleri Meali(Yeni): Biz yeryüzünü dirileri de ölüleri de toplayan (bir yurt) yapmadık mı?

Diyanet Vakfı Meali: Biz yeryüzünü toplanma yeri yapmadık mı?

Elmalılı Hamdi Yazır Meali: Yeryüzünü bir tokat (toplanma yeri) yapmadık mı?

Ömer Nasuhi Bilmen Meali: Biz yeri bir toplantı mevzii yapmadık mı?

Süleyman Ateş Meali: Arz’ı toplanma yeri yapmadık mı?

Yaşar Nuri Öztürk Meali: Yeri, bir toplanma zemini yapmadık mı?

Muhammed Esed Meali: Biz toprağı toplanma yeri yapmadık mı

Ali Bulaç Meali: Yeryüzünü bir toplanma yeri kılmadık mı?

Abdülbaki Gölpınarlı Meali: Yeryüzünü, bir toplantı yeri olarak halk etmedik mi?

Suat Yıldırım Meali: Gerek diriler ve gerek ölüler için Biz dünyayı toplanma yeri kılmadık mı?

Şaban Piriş: Yeryüzünü toplanma yeri kılmadık mı?

Ümit Şimşek Meali: Yeryüzünü bir toplanma yeri yapmadık mı?

=> KAYNAK (http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=77&ayet=25)

Görüldüğü üzere hiçbir mealde ”çekme” olarak yorumlanabilecek, yerçekim kuvvetini ufacık biçimde çağrıştırabilecek bir ifade yok.


Biz yine de bazı tefsirlere de bakalım:


Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, Mürselat/25:
KİFÂT, eklemek ve toplamak mânâsına gelen kökünden türetilmiş olup kale gibi, birbirine katılıp sıkışarak toplanılacak yer, dernek yeri ve Ebu Ubeyde’nin sözüne göre “kap” demektir. Biz buna meâlde “tokat” dedik. Bu tokat, “sille” mânâsına tokat zannedilmesin. Sürüden sapıp da ekinlere, bağ ve bahçelere dalan kaçak hayvanların bekçiler tarafından tutulup hapsedildikleri yere de Anadolu Türkçesi’nde tokat denir. Nitekim Tokat ilinin ismi de bunu andırır. Buna Rumeli’nin bazı yörelerinde “kapı” denildiğini de duydum. “Tutuklama evi” mânâsına “kapı altı” tabiri de Anadolu’da yaygın idi.




Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb, Mürselat/25 (Akçağ Yayınları: 22/386-388)
Arapça’da, “el-kifâf’ yapışmak, toplanmak, sığınmak anlamlarına gelir. Nitekim, “yapıştırdım, ekledim, kattım, uladım” anlamında, denilir. Yine, içine konulan herhangi bir şeyi zay etmediği zaman, bir dağarcık hakkında, denilir. Ve yine, küçük tencereye, bakraca, kaba çanağa, dif (kıft) denilir.
Keşşaf sahibi şöyle der: ekleme ve ulamaya verilen ad olup, bu tıpkı, Arabîarın, “eklenen, bir araya gelen şeylere” demeleri gibidir. Ve yine Arapça’da, “Bu kapı, diğerlerin cımâ’ı”, yani kendisine açıldığı ana kapıdır denilir.




Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Mürselat/25 (Ensar Neşriyat: 7/178)
Keft; toplamak ve katmak demektir. Yeryüzü bütün insanları topluyor ve kendine katıyor. O, insanların annesi gibidir. Canlılar onun üstünde, ev ve yurtlarda oturur; ölüler ise, toprağın karnında, kabirlerde oturur.


Görüldüğü üzere konunun uzmanlarının açıklamalarına göre de bu ayette ”çekme”, ”çekim kuvveti” gibi anlamları çağrıştırabilecek hiçbir yaklaşım bulunmamaktadır. Zaten ayetin bağlamına bakmak bile bunu anlamak için yeterlidir. ”Murselat” kelimesi "gönderilenler" anlamına gelir ve surede kıyametin, hesap ve azabın gerçekleşeceği; Allah’ın kudreti ve günahkârların akîbeti konu edilmektedir. Ne yerçekimi ile ilgili bir beyan vardır ne de kütle çekimi ile...

”Toplanma yeri” kelimesinden "yer çekimi" anlamı çıkarabilmek için subjektivizm ve keyfilik şarttır. Şayet sözcükler üzerinden böylesi zorlama ve keyfi yorumlarla mucize iddia edilecekse Homeros’un 'İlyada'sı bu yönden daha zengindir. Zira orada "kütle çekim kuvveti"ni çağrıştıracak daha fazla sayıda ifade bulunmakta... Bunu temel alarak nasıl Homeros’un yer çekimini bildiğini iddia edemezsek o durumda da böyle bir savı dile getiremeyiz.


”Toplanma yeri” kelimesinden yer çekimini çıkarabilmek için ise her türlü samimi niyeti de aşan bir subjektivizm ve keyfilik şarttır. Şayet kelimeler üzerinden böylesi zorlama ve keyfi yorumlarla mucize iddia edilecekse Homeros’un İlyadasında kütle çekim kuvvetini çağrıştıracak daha fazla kelime dağarcığı vardır. Şimdi bunu temel alarak nasıl Homeros’un yer çekimini bildiğini iddia edemezsek, burada da böyle anlamsız bir savı dile getiremeyiz.



3. Bilimsel Çarpıtma (http://www.mucizeyalanlari.com/dunyanin-yercekimi-kuvveti/#)

Üstelik söz konusu ayette -mucize iddiacılarının bile kabul ettiği üzere- üstünde yaşadığımız yeryüzünden (yani Dünya gezegeninden) bahsedilmektedir. Kütle çekim kuvveti ise evrendeki tüm cisimlerle ilgili bilimsel bir gerçektir. Yani sadece Dünya gezegeni değil bütün kütleli cisimler, içinde ve üstünde barındırdıkları maddeler için bir ”toplanma yeri” konumundadır. Dünya’nın evrensel bir toplanma yeri olması da söz konusu olamaz. Aksi halde "Dünya gezegeninin diğer gezegenler, yıldızlar, galaksiler, kara delikler vs. için de bir toplanma yeri olması gerektiği" gibi bir saçmalığı savunmak zorunda kalırız.

Ancak bütün evreni sadece Dünya’dan ve Dünya üzerine kurulmuş göklerden ibaret sanan, üstünde yaşadığımız Dünya’yı evrenin merkezi olarak kabul eden bir evren algısına göre ”Yeryüzünü toplanma yeri kıldık” ifadesi anlamlı olabilir.

Kuran’da hakim olan bu ilkel ve yanlış evren alıgısı için ayrıca bkz:


”Evrenin Genişlemesi” => ”3. Kuran’daki Evren Algısı” (http://www.mucizeyalanlari.com/evrenin-genislemesi/#3)
”Altı Günde Yaratılış” => ”3. Altı Günde Yaratılış”ın Çarpıklığı (http://www.mucizeyalanlari.com/alti-gunde-yaratilis/#3)
”Göklerle Yer Arasındakilerin Yaratılışı” => ”3. İddianın Tutarsızlığı” (http://www.mucizeyalanlari.com/goklerle-yer-arasindakilerin-yaratilisi/#3)



4. Sonuç (http://www.mucizeyalanlari.com/dunyanin-yercekimi-kuvveti/#)

Mürselat/25 (http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=77&ayet=25) ayetini ne kadar evirip çevirsek de çekim kuvvetini çağrıştırabilecek hiçbir ifade devşiremeyiz. Sadece bütün Türkçe mealler değil söz konusu kelimenin Arapçadaki yapısı, anlamları ve etimolojisini açıklayan en muteber tefsirler de bunu teyid etmektedir. Ayette sadece Dünya’nın bir ”toplanma yeri”, ”mesken”, ”barınak” vs. olduğu söylenmektedir. Bu ise modern bilimsel gerçeklere işaret etmek bir yana -tam tersine (eğer ayeti mucizecilerin yaptığı gibi bilimsel bir bağlama çekecek olursak)- gerçeklerle çelişmektedir. Yeryüzü (yani Dünya gezegeni) uçsuz bucaksız evren içerisinde -bugün biliyoruz ki- sadece bir toz taneciği hükmündedir ve ancak kendi barındırdığı maddeler için bir ”toplanma yeri” olarak görülebilir.

Kuran’da Dünya’nın kendi barındırdığı maddeler için bir ”mesken”, ”toplanma yeri” olduğunun geçmesini bir ”mucize” olarak adlandırmak ise bu mucizelere inanması istenen okuyucunun zekâsına hakarettir.

Kuran’da, Dünya’nın kendi barındırdığı maddeler için bir ”mesken”, ”toplanma yeri” olduğunun geçmesini bir ”mucize” olarak adlandırmak ise, okuyucunun zekasına hakerettir.

mehmet1965
07-02-2010, 01:13
Bir ayet bu kadar carpitilir ancak.
Ya islami savunuyoruz diye ayetide rezil etmeyin, Toplanti yeri ile yer cekiminin alakasi ney??? Simdi bir baskasi ciksa da bu ayeti farkli aciklasa o zaman ne diyeceksiniz aceba....
Nasil olsa okuyup arastiracak halk kitlesi yok uydur uydur ayetleri kafaniza gore yorumlayin.
Bunuda TV de konusunca cahil halk kitleside korkuya kapilarak herseyi kabulleniyor.

arsenic
23-02-2010, 03:17
Çok güzel açıklamışsınız. Yerçekimi kelimesi halk arasındaki bir kavramdır. Evrende tüm madde ve antimaddeler birbirini çeker. O zaman milyarlarca toplanma yerinden bahsetmemiz gerekecek :). Acaba bu mucize yorumunu yapanlar dünyayı evrenin merkezimi sanıyorlar? Güneşin dünyaya uyguladığı çekimi mi bilmiyorlar? Peki sonra dünyanın dünyanın güneşin etrafında döndüğünü nasıl açıklayacaklar? Din üzerinden yapılacak bilimde bu kadar olur zaten :).

YIWALY
24-02-2010, 03:28
Kuran, yoruma her yönden açık bir kitap. bu yönüyle gerçekten bilgi sahibi olan aynı zamanda inanan insanlar oturup kitabı okuduklarında, dikkatlerini çekiyor böyle ayetler. Sonra yayılıyor buralara kadar geliyor. İnancı olmayan insanlarsa kendine göre yorumlayarak kanıtlarını sunuyor. Sizin yazınız yanlış, yanlış düşünüyorsunuz demiyorum. Ama doğruda demiyorum. Çünkü inanan adam buna mucize der, siz değil dersiniz. Mealleri hiç duymadan okumuş olsam, ve bu iddiayı şu anda yeni gördüm, görmemiş olsaydım, o an aklımda şimşekler çakardı benimde. burda buna mı değinilmiş acaba, bir kasıtmı var diye. mecazi de olsa ıkınarak çıkıyor çünkü bir anlamlar.

İşte bu noktada kafam karışık kalmıştır hep. Çünkü 6 yy. dan kalma bir kitabın modern bilime uydurulmaya çalışılması mı marifet, yoksa kitabın kendisimi marifet, çözemiyorum.

Böylesine uzun bir kitap yazsam böylesine şiirsel olsa, bundan 1400 sene sonra insanlar kitabımı ıkına ıkına bilime uyarlasalar, ben bunu kendi marifetim sayarım. Zira o kadar yıl sonra tahminen insanlar evrenin sınırlarını, sırlarını, bilmem nesini keşfetmiş olurlar ben nasıl değinebilirm ki bunlara kitabımda? şans eserimi? yanından bile geçemem. yok yok, aklım almıyor.. bu işte birinin, ya da birilerinin parmağı var gibi gelmiştir hep. ama pozitif bilimle kalmak gerekli sonuna kadar.

turhann
22-09-2010, 17:24
bana göre insan elinde ne olursa olsun ona olan ilgisinden onun uzerinden her turlu sonucu cıkarabilir. kurandaki bu benzetmeler de bence bu şekilde orataya cıkmaktadır. bunun dısında dünyanın eski kavimlerinin (maya, azhtec vs..) bazı konularda sahip oldukları bilgilerin ne kadar yuksek oldugu bilinmektedir. yani demek istedigim kuran dan öncede insanoğlu arastırmalar ve buluslar yapmaktaydı. buna ek olarak sümer tabletlerindeki anlatılan olayların kuranla ve diğer 3 kitapla benzerliklerini göz önüne alırsak ortada tüm muhteşemliklerin birleştiği bir kitap elde etmiş olabilriz bence..