PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : James Cameron'un Avatar'ını gişelerde zorlayacak yapım vizyonda: 367 Sabih zorda!


wiperandcleaner
28-01-2010, 14:08
Dün akşam yatmadan önce bir zaping yapayım dedim, birde ne göreyim!

Habertürk'e Balçiçek Pamir'in "Karşıt Görüş" programında 367 Sabih'in "bunlar anayasa değiştiremez" kamuflajıyla dolaşıma soktuğu esasta "Darbe anayasına dokunanı yakarım" operasyonu ele alınıyor.

Ancak bir aksilik var, bu sefer 367 Sabih'in karşısına çetin bir çeiviz çıkarılmış, Osman Can :fencing:

Osman Can kelimenin tam anlamıyla muhatabını silkeledi, 367 Sabih'in Demokrasi'den nasipsiz olduğunu bilen halka birde onun "hukuk mukafarılığını" gösterdi!

Program bana tam anlamıyla Fener-Gs derbilerini hatırlattı, nasıl ki o derbide müsabaka Fener forvetleriyle gs savunması arasında geçiyor, bu programda tartışma Osman Can'ın yıldırıcı bitirici hücümları ve 367 Sabih'in buna karşın yetersiz savunma çabalarıyla geçti :lol:

Programın da neler yerle bir edilmedi ki!

-367 Sabih'in dolaşıma soktuğu AK Parti kapatma davasının sonuçlarına dair "laikliğe ayrkırı eylemlerin odağı" efsanesinin iç yüzü.

-27 Mayıs darbesi ve sonrasında kaleme alınan "özgürlükçü 61 Anayasası" efsanesinin çöküşü.

-Weimar Anayasası ve totalitarizm ile 27 Mayıs sonrası teşekkül ettirilen Türk Hukuk sistemi ve 367 Sabih'in fikir kardeşliği.

Ve daha neler neler :hungry:

Mutlaka izleyin.

http://video.haberturk.com/video/index/40747
http://video.haberturk.com/video/index/40748
http://video.haberturk.com/video/index/40749
http://video.haberturk.com/video/index/40751/1
http://video.haberturk.com/video/index/40752/1
http://video.haberturk.com/video/index/40753/1
http://video.haberturk.com/video/index/40754/1

wiperandcleaner
30-01-2010, 01:24
Avatar'ı gişede zorlayacak yapıma dair basında çokça değini var ancak bu gün gördüğün Ahmet Altan yazısının şu bölümü konuyu özetler mahiyette olduğundan bence tam buraya layık :whoo:


Hukukçu

Hitler iktidara geldiğinde Almanya’da geçerli olan “Weimar anayasasından” konuşmaya başladılar.

Anlaşıldı ki Kanadoğlu o anayasayı doğru dürüst bilmiyor.

Osman Can, faşist bir partinin iktidara, demokrasi yüzünden değil, “o anayasanın demokrasi dışı olması” yüzünden gelebildiğini çok güzel anlattı.

Kanadoğlu sadece “Weimar anayasasını” değil, “demokrasi-hukuk ilişkisini”, Avrupa’daki yargıç atamalarında parlamentoların rolünü, yargının bağımsızlığı kavramının asıl anlamını, dünyadaki içtihatları ve uygulamaları da bilmiyordu.

Çok uzun zamandır kendi mesleğiyle ilgili bir kitabı ya da yeni bir metni okumadığı, pencerelerini hukuktaki gelişmelere epeydir kapadığı anlaşılıyordu.

Beni asıl şaşırtan Kanadoğlu’nun bilgi eksikliği olmadı.

Tartışmanın bir yerinde Türkiye’de “hukukun” 1950’den önce de “iyi uygulanmadığı” konusu gündeme geldi.

Kanadoğlu, o düzeydeki hukukçuların tartışmasında asla olmaması gereken bir şey yaptı ve “siz ne demek istiyorsunuz, kimin döneminde hukukun olmadığını söylemeye çalışıyorsunuz” dedi.

Karşısındaki genç hukukçuyu “Atatürk’ü mü eleştiriyorsun yoksa” kabarmasıyla tehdit etti.

Yaşı yetmişe yaklaşan, yargının zirvelerine ulaşmış birinin bu derece kolaycı bir demagojiye sapması doğrusu biraz utandırıcıydı.

Gerçeği hukukla ilgilenen herkes bilir bu ülkede.

Atatürk’ün zamanında hukukun h’si yoktu.

Tek parti rejimiyle ülkeyi yöneten birinin döneminde nasıl hukuk olacak?

Kanadoğlu ve onun gibi hukukçular, Atatürk’ü ve onun dönemini kutsayarak, o dönemdeki bütün çarpıklıkların aynen sürmesini savunuyorlar aslında ve bu çarpıklığın artık düzelmesini isteyen gençleri de “yoksa sen Atatürk’ü mü eleştiriyorsun” diye korkutuyorlar.

http://taraf.com.tr/makale/9743.htm