Orijinalini görmek için tıklayınız : Nazlı Ilıcak'tan Melih Aşık ve benzerlerine...
wiperandcleaner
30-01-2010, 17:42
Nazlı Ilıcak sürekli okuduğum ve takip ettiğim bir yazar değildir!
Ancak bu kadına dönük cunta sevdalısı kemalist klik'in öteden beri yalan ve dezneformasyon beslemeli saldırıları takibimiz altındadır!
Dün bir tetikçinin aracılık yaptığı "operasyon" için Habertürk'te "yarın yazımı okuyun" demişti, şimdi okuyoruz:
Melih Aşık'ı kim kullanıyor?
Balyoz Harekâtı'nda "tutuklanacak gazeteciler" arasında ismim çıktıktan sonra, bir psikolojik harekâta maruz kaldım. Kâh twitter'dan, kâh e-mail'den, sözde 12 Eylül'ü destekleyen makalelerimden satırlar gönderilerek, "Ilıcak, eskiden darbeleri desteklerdi. Bugün, AK Parti'ye sahip çıkmak için darbe karşıtı görünüyor" mesajı verilmekte.
http://www.haberturk.com/haber.asp?id=204152&cat=140&dt=2010/01/31
Tetikçi ve gerçek "yandaş" basına bu kapak yeter mi dersiniz!
Ya elnize sağlık. başka bir yazıda Soda adlı üye basetmişti bundan.
Meyerse gerçekler çok farklıymış.
Gene Soda adlı üye orada bir okul açılışından bahetmişti.
O konuda gerçek değilmiş. Nasıl olacak. Biz her yazılan haberi
önce bi araştırcakmıyız.
wiperandcleaner
04-02-2010, 18:11
Nasıl olacak. Biz her yazılan haberi
önce bi araştırcakmıyız.
Dostum haberin kaynağı "Beyaz Türkler" ise check etmeden hüpletmeyeceksin.
Melih Aşık, Özdemir İnce, Yalçın Bayer vs bunlar düşünce üretim kabiliyetleri bakımından o cenahın ayak takımı.
Çok daha tehlikeli ve tesirlileri var, bkz gizli amerikan tüfeği kadrolu cuntacı ilhan abi, pop sosyolog ertuğrul özkök, halkın milletin değil kışlanın sesi olmayı yeğleyen diğer zevat :painkiller:
Böylelerinin her sözünü check etmek lazım, bunların kariyeri ve tarihi asparagas üzerine kurulu.
O yüzden kaynakları bu isimler olan (andığın arkadaş gibi) arkadaşların yazıp çizdiklerini de check etmeden "doğru" kabul etmek sonunda kabul edeni her daim duvara dayar!
:ranger:
Ancak bu kadına dönük cunta sevdalısı kemalist klik'in öteden beri yalan ve dezneformasyon beslemeli saldırıları takibimiz altındadır!
!
komiserim !
Bu saldırılar ne zamandan beri takibiniz altındadır ?
Wip yazmış Kim'in de gönlü ferahlamış.
Benim yokluğumda Wip ahaliyi iyi kandırmış.
Mehmet Altan kısmı işin espirisi idi, ben Mehmet Altan'ın bizim Memo olduğunu iddia etmedim.
Darbesavar Hilmi Özkök
Darbe karşıtı Bülent Arınç
ve darbeci Kanan Evren okul açıyorlar
ve espiri cuk oturuyor ki;
okulun adı da Mehmet Altan okulu.
Bak yine söyledim.
Hikayenin birinci asıl kısmını es geçip ikinci espri kısmından mana devşirmek isteyen "Kim" gibi gönlünü ferahlatma ihtiyacı hissedenlere duyrulur.
Nazlı Ilıcak meslesine gelince:
Wip de burada gönlünü ferahlatama gereği duymuş.
Ama sadece kendi ve Kim'in gönlü ferahlayabilir.
Çünkü Nazlı Ilıcak'ı savunmak bir demokratın düşeceği en ters pozisyondur.
Şahsen ben böyle bir duruma düşmek istemezdim.
http://img694.imageshack.us/img694/9381/1264582.jpg
nazlı ılıcak'ın da yaptığı gibi en son başvurulacak silahları da yalan.
yalan da;
işte görüldüğü gibi tek bir resim yalanı ortaya çıkarıyor.
nazlı ılıcak'ın dünkü yazısını lütfen okuyunuz.saldırdığı insanların yanıtlarını da...
kim SAHTEKAR görünüz...
wiperandcleaner
06-02-2010, 23:38
Benim yokluğumda Wip ahaliyi iyi kandırmış.
Yokluğunda mı :lol:
Sodam bir şeyler yazmama varlığın engel olmadığı gibi yokluğunda kolaylaştırıcılık kazandırmıyor :sorry:
Sonra sodam kimi kandırmışız, yalan yanlış ne yazmışız?
Senin gibi "MP'yi DP kapattı" diye asparagas mı ürettik, yoksa tek parti dönemi ve kemalizm tariflerinde olduğu gibi olmuşlar için "olmadı", olmamışlar için de "olmuş" mu dedik ve kerameti imal edicisinden menkul tarifler mi imal ettik söyler misin :hug:
Mehmet Altan kısmı işin espirisi idi, ben Mehmet Altan'ın bizim Memo olduğunu iddia etmedim.
Soda zaten bayatlamış taktiğiniz budur sizin, "alçakları tanıyalım" diyen ağabeyin de, "mini etekli kızı diri diri yaktılar" asparagasının servis edicisi de diğerleri de ya espri yapmışlardır, ya maksadı aşan sözler sarfetmişlerdir yada kaynakları(sen bunu emredicileri olarak oku) onları yanıltmıştır!
Tepeden tırnağa esprisiniz kardeşim :painkiller:
Çünkü Nazlı Ilıcak'ı savunmak bir demokratın düşeceği en ters pozisyondur.
Şahsen ben böyle bir duruma düşmek istemezdim.
Korkma zaten istesende düşemezsin sodam, çünkü demokrat değilsin :photo:
Demokratlıktan çok önce, hakkı çiğnenen, gaspedilen kim olursa olsun(adı sanı siyasi kimliği etnik ve dini kökeni farketmez), böylesinin uğradığı zulme karşı durmak, onunla dayanışmada bulunmak hiç birisi yapılamıyorsa bile en azından "bu bir haksızlıktır" demek insan olmanın gereğidir.
Nazlı Ilıcak'a duyulan husumet, ona iftira atma hakkını kimseye vermez ve yine sırf Nazlı Ilıcak'la ayrı ideolojilerde olmak Nazlı Ilıcak'a atılmış çamura "bu çamurdur" demekten de kişiyi alıkoymamalı, hele hele çamur atılanın çamura konu yazıları(yukardaki gibi) ortadayken.
Bütün bunlar insani hasletlerdir sodam.
En kısa zaman da bu hasletleri edinmen dileklerime :ballchain:
wiperandcleaner
07-02-2010, 23:55
Melih Aşık'ı kim kullanıyor?
Balyoz Harekâtı'nda "tutuklanacak gazeteciler" arasında ismim çıktıktan sonra, bir psikolojik harekâta maruz kaldım. Kâh twitter'dan, kâh e-mail'den, sözde 12 Eylül'ü destekleyen makalelerimden satırlar gönderilerek, "Ilıcak, eskiden darbeleri desteklerdi. Bugün, AK Parti'ye sahip çıkmak için darbe karşıtı görünüyor" mesajı verilmekte.
http://www.haberturk.com/haber.asp?i...&dt=2010/01/31
Alıntı oradan değil buradan Melih Aşık'ı kim kullanıyor? (http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/ilicak/2010/01/30/melih_asiki_kim_kullaniyor)
Sodam kötü haber, alıntılar hoş karşılanmıyormuş :juggle:
Bundan sonra uzun uzun kopyala yapıştırlarını görürsem yandın :brick:
Ne diyorsun Wipciğim ben uzun alıntı falan yapmam sadece kanıt babında ilgili alıntıyı eklerim ki tezim güçlensin. Melih Aşık yerinde bi yazıyla özetle Nazlı Ilıcak'ın darbeciliğini kanıtlamış. Ben de bunu kullanırım tabii. Ayrıca Melih Aşık'ın alıntıları sadece ufak bir kısım. Ben biraz yoklasam çok daha fazlasını bulurum eski kitaplardan. Mesela Uğur Mumcu'nun RABITA kitabında vardı Nazlı Ilıcak'ın RABITA gerçekliği ortaya çıkınca nasıl Uğur Mumcu aleyhine yazılar kaleme aldığı. Sadece o mu, dönemin liberal muhazafakar yazarları Kenan Evren yağcılığı adına Uğur Mumcu'ya yüklenmişlerdi de Mumcu bunları kitabına eklemişti. Her zaman iddia ederim, Türk muhafazakar sağı kadar kaypak, güce tapan bir siyasi akım dünyada yoktur.
Nazlı Ilıcak her daim güce taptı.
Demirel, Evren, Erbakan ve RTE....
Hep ikitidar olanın yanında idi. Dün de bugün de.
Şimdi çıkıp Hanım ağa gibi çevresine topladığı marabaları ile şov yapmasına sadece gülünür.
Sen de onu savunarak ters pozisyona düştün.
"Melih Aşık'ı kim kullanıyor" sorusu bile bu insanın kendi meslektaşlarına olan saygısızlığının kanıtıdır. Melih Aşık'ı hiç kimse kullanamaz. Nazlı Ilıcak daha bunu bile öğrenememiş. Ama o zaten kendi meslektaşlarına değil iktidardakilere saygı duydu ve bu yüzden de bugün ancak senin gibi partizanlar dışında da ona sempati ile bakan kalmadı
Eğer ben "Nazlı Ilıcak kimi kullanıyor?" diye sorarsam tam yerinde bir soru sormuş olurum. Göreceksin AKP iktidardan düşecek ve Nazlı hanım yeni iktidarın peşine takılacak ve sen o zaman bile Nazlı Ilıcak'ı savunmaya devam edeceksin.
Niye?
Çünkü işini bilenlere
hayran olan marjinaller her daim olagelmiştir.
Nazlı Ilıcak her daim güce taptı.
Yanlış teşhis.
Her daim İsraile tapar.
HTÖzal zamanında SSDemirele ihanet etmemişti...
wiperandcleaner
09-02-2010, 22:41
Ne diyorsun Wipciğim ben uzun alıntı falan yapmam
:lie:
Melih Aşık yerinde bi yazıyla özetle Nazlı Ilıcak'ın darbeciliğini kanıtlamış.
Kanıtlamış mı :lol:
Melih Aşık'ı kim kullanıyor? (http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/ilicak/2010/01/30/melih_asiki_kim_kullaniyor)
"Melih Aşık'ı kim kullanıyor" sorusu bile bu insanın kendi meslektaşlarına olan saygısızlığının kanıtıdır.
Bu soruyu sormakta yerden göğe kadar haklı, bende soruyorum "faydalanılacak gazeteciler" taifesinden melihin aşıkını kimler kullanıyor?
Tabi bu soru derhal hafızamda bazı şimşekler çakmasına vesile oldu ve arşvime daldım, birde ne göreyim:
17 Mayıs 2006 günü işlenen Danıştay cinayetinden sonra 24 Mayıs akşamı ekrana çıkan Doç. Dr. Emin Gürses, fail Alparslan Arslan’ın arkasında bir şeyhin olduğunu söyledi. Melih Aşık, bu iddiayı, 26 Mayıs günü Milliyet’teki köşesine "Keramet Şeyhte mi?" başlığıyla taşıdı.
Oysa, 21 Mayıs günü savcılıkta ifade veren Arslan, böyle birinden söz etmemişti. Ne var ki, süreç, Aşık-Gürses ikilisinin işaret ettiği yönde gelişti. 40 gün sonra ifadesini değiştiren Arslan, 26 Haziran günü savcılıkta, 83 yaşındaki Salih Kunter’i Gürses’in işaret ettiği “şeyh” olarak gösterdi.
Sonra ne oldu?
Arslan, ilk duruşmada yalan söylediğini açıkladı. Kunter, davanın ilk görüldüğü Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde beraat etti. İddianın sahibi Gürses, Ergenekon sanığı olarak tutuklandı.
Şapa oturan yazar (http://www.stargazete.com/gazete/yazar/samil-tayyar/sapa-oturan-yazar-222099.htm)
Bunun devamı var sodam, hani uzun alıntı yasakmışya, o bakımdan devamını buradan (http://www.stargazete.com/gazete/yazar/samil-tayyar/sapa-oturan-yazar-222099.htm) mutlaka oku :boink:
Melih Aşık'ı hiç kimse kullanamaz. Nazlı Ilıcak daha bunu bile öğrenememiş.
Demek öyle! Melihin aşıkının bir kullanma klavuzu varda, sen oraya mı müracat edip "kullanılamaz" diyorsun ve "Ilıcak daha bunu bile öğrenememiş" diye ekliyorsun?
Şu klavuza nereden ulaşılabilir söyleyiver de ılıcak değil ama biz okuyup teskin olalım sodam :dance:
Göreceksin AKP iktidardan düşecek
Bir gün mutlaka, ama o gün yakınlarda değil sodam.
Bu dönem hariç daha en az bir dönemi var AK Parti'nin.
"Nolamaz" falan dersen teklifim hala cari, hani cevap veremediğin teklifim :boxing:
Kanıtlamış mı :lol:
Melih Aşık'ı kim kullanıyor? (http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/ilicak/2010/01/30/melih_asiki_kim_kullaniyor)
Bu yazıya bakınca aklıma ilk gelen neydi biliyor musun?
Nazlı Ilıcak'ın bu cansiparane hükümet destekçiliğine rağmen 10 satırdan fazla yazacak yerinin olmamasına üzüldüm.
Sabah'ta köşe alabilmek için de çok uğraşmıştı ve sonunda kıyıda köşede bir yeri olmuş ama tam da köşeye itilmiş bir hali var. Acaba nedendir?
O aslında AKP'nin gözde bir yazarı değil ama göze girmek için çok uğraşıyor.
İkincisi, yine her zaman olduğu gibi meslektaşına gayrı nizami giydirme yapmış.
Zaten kendi meslektaşları ile hükümetler arasındaki her ihtilafta hep hükümetlerin yanında, hükümetlerin tetikçisi gibi kendi meslektaşlarına saldırarak yazdı.
Bugün Melih Aşık'a söylediklerini 30 yıl önce Uğur Mumcu için söylüyordu. Onu da bir yerlerin adamı olmakla suçluyordu. Can çıkar huy çıkmaz.
Şamil Tayyar'a gelince:
O önce sanık olmak ile suçlu olmak arasındaki farkı öğrensin.
Başkasının sanık olmasını bile suç gibi gösterirken
kendi aldığı cezayı masumiyet gibi göstermekten beis görmez.
Daha iddianame yazılmadan iddianamenin kitabını yazarak (ki iddianameler bile suçu kanıtlamazken) insanları tek tek itham etmekten çekinmeyecek bir etik, hukuk ve de guguk anlayışa sahip birisinin söylediklerini ciddiye alana da adam sıfatı yakıştırmam.
Kendine daha sağlam adamlar bul.
wiperandcleaner
10-02-2010, 16:11
Bu yazıya bakınca aklıma ilk gelen neydi biliyor musun?
Nazlı Ilıcak'ın bu cansiparane hükümet destekçiliğine rağmen 10 satırdan fazla yazacak yerinin olmamasına üzüldüm.
Sodam aklına gele gele bu mu geliyor o yazıdan, hay aklını seveyim senin :popcorn:
Oysa bende belki şu melihin aşıkının bir kullanma klavuzu varsa aklına o gelirde bunu bizimle paylaşırsın diye ümid ediyordum!
Ayrıca sodam satır sayma noktasında sıkıntın mı var yoksa "10 satır" teşbih mi?
Bu arada sizin "faydalanılacak gazeteciler"in kaç satırlık eylem alanı var sodam?
İkincisi, yine her zaman olduğu gibi meslektaşına gayrı nizami giydirme yapmış.
Hareket son derece nizami, ayrıca giydirme de değil hakikat!
Gayrı nizami giydirme "alçakları tanıyalım" demekle oluyor, yada apoletli telefonları sonrası kaleme sarılıp andıç gazeteciliği yapmak oluyor.
Melihin aşıkının Emin Gürses'in ipiyle kuyuya inmesi gibi oluyor o işler sodam.
Daha iddianame yazılmadan iddianamenin kitabını yazarak
İftira atmaktan bıkmadınız be soda?
Tayyar'ın 1. kitabı Ergenekon iddianamesini değil "Ergenekon" örgütünü Danıştay saldırısı ekseninde ve açıklanmış mahkeme kayıtları, tutanakları ile anlatan bir kitaptır.
Çok da faydalı olmuştur :fish2:
Silivridekilerin başucu kitaplarındanmış duyumlarıma göre sodam, Veli paşan elinden düşüremiyormuş kitabı, tabi sonradan yazılanı da :lol:
Senin gibi "MP'yi DP kapattı" diye asparagas mı ürettik, yoksa tek parti dönemi ve kemalizm tariflerinde olduğu gibi olmuşlar için "olmadı", olmamışlar için de "olmuş" mu dedik ve kerameti imal edicisinden menkul tarifler mi imal ettik söyler misin :hug:
MP'yi DP kapatmadı mı?
"Kafalarını kıracağız partilerini kapatacağız" diyen büyük Türk büyüğü kimdi?
MP davasının savcısı daha sonra DP'den bakan olmadı mı?
Benimle DP'li yıllar polemiğine girme ...............................
Kore'ye Amerikan'nın anzak askeri olarak Mehmetçiğin gönderilmesi ve Mehmetçiğin kanı üzerinden yapılan Amerikan yanaşmacılığı siyaseti başka hangi dönemde var?
ABD ile yapılan ikili anlaşmalarla kaç adet ABD üssü ilk defa o dönemde kuruldu?
"Tought provacation" yapıyorum bak.
Teker teker öğreneceksin merak etme.
wiperandcleaner
17-02-2010, 15:38
MP'yi DP kapatmadı mı?
Sodam çok sevdiğini söylediğin sokak ağzı ile sorayım "salağa mı yatıyorsun?" yoksa genç nesilleri kandırabileceğini mi sanıyorsun?
Demokrat Parti'nin adı "Asliye Hukuk Mahkemesi" mi ki sen "MP'yi DP kapatmadı mı?" diye soruyorsun :roll:
MP'nin kapatılma gerçekçesi de pek bir tanıdık sodam, pek bir "eşhedü en laik"çi bir refleks!
MP'nin kapatılma sebebğ: Laikliğe muhalefet!
:nod:
Ah sodam ah, hiç değişmediniz ve kusurlarınızı başkalarına yamamaktan da çekinmiyorsunuz, "eşhedü en laik"çi bir refleksin faturasını DP'ye kesiyorsunuz!
Ne diyordum ben, "eşhedü en laik ve eşhedü enne kemalizm, lazimihu ve zarurihu" cephede her daim ciddi bir dik durma, omurga sorunsalı vardır diyordum.
Benimle DP'li yıllar polemiğine girme alırım façanı aşağıya.
Ah canım benim :hug:
"Tought provacation" yapıyorum bak.
Çok iyi yapıyorsundur mutlaka o yaptığını da ya bu tought nedir ve bu provacation nedir onu anlamadık :lol:
Sakın bu thought provocation olmasın sodam :party:
Üzülme Türk yakın tarihinden de İngilizce'den daha fazla anlamıyorsun, sıkıntı bu zaten :target:
Türkiye'nin Amerikan'ın şefkatli kollarına bırakılması sürecinin başlatıcısı bu ülkeye atılmış kazıkların %99.9'un patentine sahip CHP'dir, tek parti rejimidir.
Milli şefiniz İnönü'dür :D
Asıl sana ve senin üzerinden bu gerçekleri bilmeyen genç nesillere bunları öğreteceğiz.
Gerçekler ilelebet saklanamaz sodam, bunu İnönü bile görmüş ve söylemiştir.
Başbakanlık da savcılık makamı değil ama RTE ben bu davanın savcısıyım diyor.
Oraya gelince neden sesin çıkmıyor çelişkiler prensi.
Neden RTE'ye sen başbakan mısın yoksa savcı mısın diye soramıyorsun?
1-MP'yi kapattıran savcı Cemil Bengü daha sonra bu başarılı görevinden dolayı DP'de bakanlık yapmıştır. Yani bir DP'li olduğunu kendi kendisi ifşa etmiştir.
2- Dönemin Türk büyüğü Adnan Menderes MP kapatılmadan önce "kafanızı kıracağız, partinizi kapatacağız" diye konuşma yapmıştır MP'yi kastederek. Mecliste mi yoksa mitingde mi onu da sen bul.
Kaynak mı istiyorsun?
Altan Öymen "Öfkeli Yıllar"
Oku canım benim oku da ufkun açılsın.
Benim ingilizceme laf atıyon bi de.
Vallahi bir Amerikalı kadar iyi değilimdir haklısın.
Mesela Merve Kavakçı ve onun destekçileri kadar iyi bilemem.
Gözünün üstünde kaşın var refleksi.
Başka bi şey bulamıyor garibim harf hatalarımla uğraşıyor.
Yazdıkça batıyorsun.
wiperandcleaner
17-02-2010, 18:19
Başbakanlık da savcılık makamı değil ama RTE ben bu davanın savcısıyım diyor.
Oraya gelince neden sesin çıkmıyor
Kim diyor sesimin çıkmadığını?
Ne zaman birisi şu yalanı, şu dezenformasyonu yapmaya kalksa anında gerçekle onu yüzleştirir sevdiğin sokak ağzı ile söyleyeyim "bırak bu bayat numaraları" derim :fencing:
Şimdi MP meselesinde olduğun gibi bu konuda da yaptığın dezenformasyonu yüzüne vuralım:
Tarih 4 Temmuz 2008
CHP lideri Baykal, Ergenekon soruşturmasını totaliter rejimlerdeki davalara benzetti. Baykal, AK Parti’nin “Baykal zanlıların avukatlığına mı soyundu” şeklindeki değerlendirmesine “Savcısı Başbakan ise Deniz Baykal da avukatı olur” karşılığını verdi.
Ama ayrıca başka bir noktaya dikkat çekmek isterim böyle bir dava ki sanki bu davanın savcısı başbakan. Eğer bu davanın savcısı başbakansa avukatı da ana muhalefet partisinin lideri Deniz Baykal olur.
Baykal: Savcı Erdoğan ise avukat benim (http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/452165.asp)
Tarih 16 Temmuz 2008
Kim kimlerin avukatlığına soyunmuş veya kimler kimlerin avukatlığına soyunmuş bu çok önemli. Biz kendimize hiçbir vasıf tayin etmemişken bize de savcılık görevini sağolsun yine onlar veriyor. Bu da güzel bir şey. Niye? Savcı millet adına vardır, iddia makamı millet adına ordadır ve biz de millet adına hakkı aramanın hakkı savunmanını gayreti içerisindeyiz. Eğer bu anlamda savcılıksa evet savcıyız.
AKP GRUP TOPLANTISI BAŞBAKAN ERDOĞAN: 'SAVCI MİLLET ADINA KARAR VERİR, BİZ SAVCIYIZ' (http://www.tumgazeteler.com/?a=3902991)
Gördün mü sodam, "Avukat" aforizması da "Savcı" aforizması da Baykal patentli.
Bir yalanı imal edip dolaşıma sokuyorsununz, sonra bu yalana kendinizde inanıyorsunuz ve yapışan sakız gibi muhataba bu yalanı yamamaya gayret ediyorsunuz :spit:
1-MP'yi kapattıran savcı Cemil Bengü daha sonra bu başarılı görevinden dolayı DP'de bakanlık yapmıştır. Yani bir DP'li olduğunu kendi kendisi ifşa etmiştir.
Şimdi öncelikle MP gerçeğinin bir altını çizelim:
Millet Partisi (1948) (http://tr.wikipedia.org/wiki/Millet_Partisi_(1948))
Millet Partisi (MİLLET), 1948 - 1953 yılları arasında etkin olan Türk siyasi partisi.
Mareşal Fevzi Çakmak, Osman Bölükbaşı, Enis Akaygen, Prof. Dr. Yusuf Hikmet Bayur, Prof. Dr. Kenan Öner, ve General Sadık Aldoğan tarafından 1948'de Ankara'da kuruldu. Partinin kurulmasının bir nedeni Demokrat Parti'nin Cumhuriyet Halk Partisi'ne sert muhalefet yapmamasıydı.
Parti, Yusuf Hikmet Bayur'un genel başkanlığında girdiği 1950 Genel Seçimleri'nde Türkiye genelinde %3.11 oy oranıyla 250.414 oy aldı ve ancak tek milletvekili olarak Kırşehir'den Osman Bölükbaşı'yı TBMM'ye soktu. Millet Partisi laikliğe aykırı politika ürettiği gerekçesiyle 1953'te Ankara Ağır Ceza Mahkemesi Reisi Memduh Balamir tarafından kapatıldı.
Neymiş neymiş sodam?
MP'nin kuruluş hikmeti DP'nin CHP'ye sert muhalefet yapmamasıymış. MP sert CHP muhalefeti gayesiyle kurulmuş, bak sen şu haddini aşan esmer türklere :lol:
Sonra ne olmuş, bilindik replikle "eşhedü en laik" refleksle laikliğe aykırı politika üretme suçlamasıyla kapatılmış!
Yani sodam?
Tamamen "Beyaz Türk" operasyonu, laikçi refleksler ile anti-CHP muhalefeti sindirme işi.
Şimdi bunun faturasını aklınca DP'ye keseceksin, nasıl?
İddian'a göre davanın savcısı Cemil Bengü. Ha aklıma gelmişken sodam, partileri savcılar kapatmaz, öğren bunu!
İddian doğru ise Cemil Bengü anca MP davasının savcısı olabilir ki seninle yazışmalarımızın geçmişinden edindiğim tecrübe ile bu bilgiyi check etmem lazım çünkü sen "ak"a "kara", "kara"ya da rahatlıkla "ak" diyebilen, bunu böyle gösteren bir arkadaşsın.
Şimdi "MP'yi DP kapattı" asparagasını servis için bu iş yeterli mi oluyor?
Yani savcı sonradan DP'de siyaset yaptı ise MP'yi de DP kapattı öyle mi :whip:
Muhtemeldir ki Cemil Bengü meselesinde de "tought provacation" yapmana benzer(o ne demekse) bir iş vardır :hand:
Araştırmak lazım davanın savcısı mıydı, kapatma talep etti mi vs.
Ama oraya gelmeden şu acı gerçekle seni yüzleştirelim. Eğer ki bir davada yer alan bir savcı, sonra bir siyasi harekete dahil olduğunda, o savcının geçmişteki bütün hukuksal pozisyon alışları dahil olduğu siyasi partiye fatura edilecekse, böyle bir garabet yapılacaksa şunu çok net söyleyebiliriz: Türkiye'de CHP'nin parti kapatma rekorunu kimse kıramaz :lol:
2- Dönemin Türk büyüğü Adnan Menderes MP kapatılmadan önce "kafanızı kıracağız, partinizi kapatacağız" diye konuşma yapmıştır MP'yi kastederek. Mecliste mi yoksa mitingde mi onu da sen bul.
Yok ya, sözü servis et, bide inandırıcılık sosu kabilinden kaynak göster sonra da "nerede söylenmiştiri sen bul" de yok ya :lol:
DP döneminde servis edilen yalanın bini bin para, hangisini gösterelim. Atılmadık iftira mı kaldı o dönem için.
İşte, bizzat tanığından, Güngör Yerdeş'in anılarından bazı ifşaatlar:
1959'da Uşak'ta CHP lideri İsmet İnönü'nün başının DP'liler tarafından atılan taşla yarılması... Tokat/Zile'deki İsmet Paşa'nın üzerine su sıkılması... Afyon/Emirdağ'da Menderes'e yeşil bayrak açılıp tekbirle deve kesilmesi...
27 Mayıs (1960) darbesine gidilen yolda önemli olaylardı bunlar...
Güngör Bey 2 Mayıs 1959 tarihli Hürriyet ve Akşam gazetelerinin manşetlerine yerleştirilen "DP'liler Uşak'ta milletvekili ve gazetecileri dövdü, İsmet Paşa'nın başını yaraladı" haberine konu olan olayın gerçeğini şöyle açıklıyor (s. 24-31): "İçimizden biri sağını solunu dirsekleyip bir pencereyi âniden kaplıyor ve sol elinin avucunu açıp uzatarak, sağ elinin işaret parmağının arasından geçirip tokmak şeklinde uzattığı sağ bileğini o sol avucunun içine yerleştirip sıkarak seyretmekte olan Demokratlara 'Naaa!' diye bağırıp başlıyor sallamaya... (..) Ve işte bundan sonra başlıyor taşlama... (..) Şurası bir hakikat: Bizim meslektaşımız, o 'Naaa!' işaretini yapmasaydı, trenimiz yavaş yavaş hızlanıp Uşak'tan ayrılıp gidecekti. Provokasyon böylece bizim meslektaşın üzerinde kalmıştır."
İsmet Paşa 27 Mayıs'a gidilen dönemde yolunu once Tokat'a, oradan da Zile'ye düşürüyor. Güngör Yerdeş'in de aralarında olduğu gazeteciler de peşinde. Ertesi gün gazeteler Zile halkını hayretten hayrete düşüren en hafifi "İsmet Paşa'nın üzerine su sıktılar" olan manşetlerle çıkıyor..
Haberlerin baştan ayağa 'yalan' olduğunu anlatıyor Güngör Yerdeş (s. 39): Gazeteci heyetinden biri "Zile'ye kadar zahmet etmenize gerek yok, ben gider ve notlarımı sizlerle paylaşırım" demiş... Dediği gibi de yapılmış...
Aynı olay Afyon/Emirdağ'da da tekrarlanmış... Yine aynı gazeteci öne atılmış ve "Bugün yeterince yoruldunuz, yarınki temasları sizin yerinize de ben izleyeyim" teklifinde bulunmuş... Güngör Yerdeş, "Cumhuriyet'in kıdemli Ankara muhabirinin bu teklifi hepimizi memnun ve mes'ut kılmıştı; arkasından tasla su dökmecesine sabahın kör karanlığında el salladık ve tekrar yataklarımıza döndük" diyor. Ertesi gün haberler bütün gazetelerde tek kalemden çıktığı biçimde yer almış...
Kendi sorduğu "Emirdağ ve diğer yerlerdeki karşılamalarda neler olmuştu?" sorusuna şu cevabı veriyor Güngör Bey (s. 53): "Neler mi olmuştu? Kıdemli ağabeyimize göre neler olmamıştı ki... Lâik bir memleketin gazetecilerine başbakanın tekbirli tespihli, Arapça yazılı bayraklar açılarak, develer, mandalar kurban edilip sureler okunarak karşılama yapıldığını söylerseniz, üstelik o gazeteciler muhalefetin borazancılığını da yapıyorlarsa, o habere dört elle nasıl sarılmazlar.."
Elli yılda bir parmak yol almadı medyamız (http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/Default.aspx?t=26.12.2009&y=TahaKivanc)
Maziniz bu açıdan çok defolu sodam!
Benim ingilizceme laf atıyon bi de.
Atmıyayım da ne yapayım "tought provacation" ne demek yahu :lol:
İbrahim Tatlıses'in İngilizcesini hatırlattı bana, ne diyordu ibo "İts count its board yeeesss" :smash:
Yazdıkça batıyorsun.
Hıhı öyledir sodam öyledir :whip:
Engse Hohol
09-07-2017, 22:56
1997'de Nazlı Ilıcak yaptığı bir konuşmasında, Fethullah Gülen hocanın ve Süleyman Demirel'in karşısında epey yağ çekici bir konuşma metniyle beraber her ikisine de 28 şubat için teşekkürlerini sunması.
"Kamer esna'yı zaafında müşari bil benan olmuş" yani "Ay hilal şeklindeki en zayıf anında bile hatta ay tutulması olsa bile işte orada diye parmakla gösterilir gene. Bu söylem direkt Fethullah hocaefendi de muhatap buluyor!
https://www.youtube.com/watch?v=idZaEVZdSJM