PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İç Ses


evrensel-insan
13-04-2010, 19:54
Saygideger arkadaslar;

Bu basliga "ic ses" adini vermemin sebebi; UlulEbsar yazar arkadasimizin, kullandigi bir tamlamadir. Almis oldugum bir om mesajida bu konunun onemini ortaya koymaktadir.

Eger, ben bu konunun acimini, UlulEbsar arkadasa biraksaydim, ya "cikmaz ayin son carsambasi" n da, acilacakti.:pray2::boink:

Oyuzden UlulEbsar arkadasin "affina siginarak, basligi ben aciyorum.

Once gelen mesaji ve ceabimi alintilayayim.

sevgili E-i

Öz ego (kişiyi oluşturan bileşenler) ile İdeal ego (öz egonun belirleyici gücüyle oluşturulanlar) arasında nasıl bir ilşki vardır. bunların arasında bir muhabbet var mıdır ? Yani İçten kendiyle konuşmak söz konusu mudur yoksa deli mi derler adama

beni bu ego konusunda aydınlatır mısınız , vaktiniz varsa ?
teşekür ederim

sevgiler

Saygideger arkadas;

Bence bu konu hakkinda baslik at. Cunku, birey bilincinin evrensel insan duzeyi, tam da bu konuya bagli. Kimilerinin icses dedigi bu konu, bir kisinin kendi kendini sorgulamasi ve bu sorgulama temelinde de kendini hem birey bilinci alma yolunda, hem de bu bilinci mekan butunu evrenin evrenselligine ve tur butunu insanoglunun insansalligina tasiyacak en onemli konudur.

Yani baskalarina kendi dogrularini kabul ettitmek yerine, kendi kendine kendi oz iraden ile kendi dogrularini sorgulamak ve bu dogrulara ihtiyac duyup duymadigini kendine algilatmak ve de dogumdan beri alinan veri, deger ve tabulari kendini kendin sorgulamanla; hem ogreni den bilmeye tasimak, hem de ihtiyac temelinde sorun olanlari elimine edip, o konuda serbest dusunur bilincine cikmak.

Bu ayni zamanda kendi bilincinin farkindaligi ve bu bilincin duzeyinin algilanmasidir. Sonrasi icinde bulundugun bilinc duzeyini insansal/evrensel tabanda sorununu alglayip, bu sorunu sorgulamaktir.

Iste boylece tum sorunlarin kaynagi olan dogal dusuncenin kokenine inilebilir ve bu kokenin temellerinden birini kullanmak yerine, bu kokenin kokensel sorunu algilanip, alternatife yonelinebilinir, benim evrensel/insansal alternatifim gibi.

Izin ver, ben senin bu om ini siteye alayim, yeni bir baslik acarak. Konu katkilarla daha da detaylanir. Cunku ego sorunu, dogal dusuncenin teslim oldugu ve son duragi olan sorundur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
13-04-2010, 20:08
Saygideger arkadaslar;

Icses, ego, super ego, benlik, ozbenlik, sahtebenlik, bilinc, safbilinc, ozbilinc cesit ve duzeyleri; soyut oldugundan, evrensel bir ortak onayi olmadigindan sadece kisilerin kendi duzeyleri(ideoloji, inancsallik, etiksel degerler, bilgi, bilinc, birikim, deneyim v.s.) temelinde verecekleri icerik ile ortaya konabilen kavramlardir.

Bu kavramlar "psychologism" in konusu olmakla birlikte, verilen iceriklerin anlam ve algisi, felsefenin; epistemolojisinin, ve de metafizik ve etiksel dallarinin kendi ideolojik inancsal dogrusu temelinde ortaya koydugu kavramlardir.

Epistemoloji, bu konuyu; etiksel bilimler temelinde ortaya koyar.

Bu konuda bir dogru ortaya koymaktan, ya da dogrular arasi bir mucadele vermekten ziyade, herkesin biribirinin verdigi cerigi algilama acisindan, bu konuyu isleyelim.

Bu konuda, tarih surecinde, felsefi olarak, tarihi karakterlerin ortaya atilmis tezleri debulunmaktadir.

Evet buyrun, bu konuyu masaya yatiralim. Herkes isterse, bu soyut, fakat somutlastirilan kavramlara; ya tarihi karakterleri referans gostererek, onlara atifta bulunarak ya da kendi verdigi icerik temelinde basliga katkida bulunabilirler.

Saygilarimla;
evrensel-insan

UlulElbab
13-04-2010, 20:49
Değerli Evrensel-insan,

Başlığı yen gördüm.
Öncelikle böyle bir başlık açma zahmetinden beni kurtardığın için teşekkür ederim...
Elbette konuştuğumuz gibi benim bu konuda söyleyeceklerim var;
Öncelikle insan BEN derken hangi BEN? sorusunu sormalı kendine...
İç Sesin keşfi böyle başlar...
Ancak burada iç ses den bahsederken ve monologları ele alırken,
Bipolarize olmuş bir kişilik ve Şizoid -paranoid kişilik bozukluklarını ayrı tutmak gerekiyor.
Her monolog/içses bir kişilik bozukluğunun göstergesi değildir.

Ayrıca yine bu başlık altında BİLİNÇ DÜZEYİ yükselişleri esnasında ne gibi değişiklikler hissederiz? sorusunu da ele almakta fayda görüyorum.
Farkındalığın arttığı geçiş dönemlerinde insanlar ne tür bir İç sarsıntılar yaşarlar?
Teist düzlemden nonteist düzleme geçişte yaşanan monologlar ve içe doğru yapılan yolculukta ÖZ Benlik ve Sahte benliğin dialogları nasıldır? sorularına cevap arayabiliriz.
Bu dialoglar kişiden kişiye değişiklik gösterecektir elbet...Bizler ancak yaklaşık birşeyler ortaya koyabiliriz.
Ancak şimdi oğlumun uyku saati ve ben ona zaman ayırmam gerekiyor:)
Bu akşam başlamak dileğiyle...
Saygılarımla...
UlU

evrensel-insan
13-04-2010, 21:03
Saygideger arkadaslar;

Bu arada "ic ses-inner voice" yani "Conscience", Turkce de "vicdan" olarak ta degerlendirilir.

Buradaki vicdan algisinin sorunu da, sadece dini, mistik ve idealist duzeyde bir icerik verilerek algilanmasidir.

Hem vicdan, soyutunun; sinirlari idealizm ile sinirli degildir, hem de buradaki vicdan, ne suurun (conscious), ne de bilincin (acknowledgement), es anlamlisidir.

Yine bu temelde de; Turkce de bilinc ile suur birbirine karistirilip, esanlamli kilinmaktadir.

Farkindalik ise, bilince paralel olan (cognition, awareness) icerigindedir.

Bilhassa 20. yuzyildan baslayarak gelisen, bu kavramlar 21. yuzyilda cok farkli iceriklere burunmuslerdir.

Bu temelde kendilerini bu gelisime uyarlayamayan diller ve bu dilllerin 20. yuzyil oncesi ve yapisi kavram icerik ve farklarini ortaya koyma bakimindan yetersiz kalmaktadir.

Maalesef, dilimiz Turkce de, bu dillerden biridir. Ustelik kavramlarin soyut temeli, konuyu iyice "cikmaz" a sokmaktadir.

Oyuzden bu konuda mesaj yazacak arkadaslarin, sadece kavramlari kullanmalari degil; ayni zamanda o kullandiklari kavramlara verdikleri icerik ve anlamlari da belirtmeleri, mesajlarin algilanabilmesi acisindan, rica olunur.

Cunku ne vicdanin kokeni sadece dini ve idealisttir, ne de suur ile bilinc ayni icerige sahiptir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
13-04-2010, 21:09
Saygideger UlulEbsar;

Bipolarize olmuş bir kişilik ve Şizoid -paranoid kişilik bozukluklarını ayrı tutmak gerekiyor.-UE-

Bu mesajina sadece ufak bir esprili ve ironik yanitla cevap vereyim. Ustelik senin cevabinin "evet olacagini bile bile.:peace:

Buradaki, senin kisiligin; bipolarize olmus kisilik oluyor, degilmi? Ya da olma yolunda olusmakta mi?:lock1::sad:

Birde, bende olan bipolarize disilik kisiligi var. Bilhassa dusunce uretiminde, yani, bipolariteye notr algi ve disaridan bakis ve de bipolaritenin kokenini veren ile birlikteki UCLEMI, ki evrensel insan bu uclemin de disaridan goruntusunu ortaya koyabiiyor.

Tabi bunlar, temellerin algilanmasindan sonra gelen, ilerki konular. Bence onemli olan, once dogal dusuncenin temelsel dusunme yapi ve isleyisini veren kokenini ve sorununu ortaya koymak. (Son iki paragrafi, simdilik "gale alma")

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
13-04-2010, 21:31
Saygideger UlulEbsar;

"Pole" ingilizcede "kutup" temelli anlam tasir ve pol- kokeni coculculugu ifade eder, "bi" ise, basina geldigi kelime temelinde ya karsitliktir, ya da ikilemdir (yani ikiside ayni karakterdedir, karsitlikta ise, ikisinin karakteri biribirine zittir)

Bu temelde, polarite, politics, policy, polizm, polimer v.s. hep ayni icerikte algilanmalidir. Basina gelen bi, onun cogullugunu degil; ikililigini (ikilem ya da karsitlik) belirtmek icindir. Yani ya ikilem, ya karsitlik, ya da cokluk. Duality de ki du ikilemi verir, karsitligi degil.

Oyuzden, daha onceki mesajimda da belirttigim gibi, dilin yetersizliginden, kelimeleri sadece kulklanmakla kalma, ayni zamanda verdigin icerigi acikla ki; daha net algilansin.:playball::faint2:

Senin yerine bipolariteyi ben acikladim, sonucta hic bir kismi Turkce degil, ama her zaman aciklamam ona gore:croc:

Saygilarimla;
evrensel-insan

UlulElbab
13-04-2010, 23:13
Saygıdeğer E.İ,

Öncelikle sağlıklı bir tartışma için asgari saygıyı hitabda değil içerikte sağlamalıyız diye düşünüyorum.
Açıkcası o konuda bazı endişeler taşıdığımı belirtmek zorundayım.
"Bipolar" yada diğer bir deyişle bölünmüş kişilikler konumuzun dışında çünkü bir hastalık olarak tanımlanıyor diye belirtmeme rağmen şahsıma bu yönde "Latife" yapmanızı hoş karşılıyorum ancak tartışmanın devamı açısından kaygı uyandırıcı buluyorum.
Bu tür nükteleri Sayın Paslıçivi'ye de yapmaya başladığınızı Teke-Tek tartışmalarınızı takip ettiğim kadarı ile görüyorum ve "Ego-centric" bu tür yaklaşımları onaylamıyorum.
Katkıdan ziyade tartışmalara zarar verdiği açık.
Tekrarkonuya dönmek adına konuya "SEZGİ" (intuition)yi de eklemek istiyorum ve bu Terim hakkında ki görüşleriniz ile konuya son günlerin moda kelimesi ile bir "açılım" getireceğini düşünüyorum.
Saygılarımla...
UlU

evrensel-insan
13-04-2010, 23:27
Saygideger UlulEbsar;

Eger mesajimin dil ve uslubu senin algin olarak, sana rahatsizlik verdiyse, ozur dilerim. Mumkunse bunun hangi cumlemden kaynaklandigini da gosterirsen, sevinirim. Zaten ben ironi ve espri oldugunu belirttim.

Ben ciddi oldugum kadar, pratik zekali bir nuktedanimdir da. Bunun benim algimda ego ile bir iliskisi yoktur. Bu kisioye duyulan, "yakinlik/samimiyet" ten kaynaklanir. Ama bu tabi ki tek tarafli ve "zorla" olmaz.

Oyuzden hangi cumlemin sana boyle bir algi verdigini buraya izah edersen, bende bir dahaki sefere daha dikkatli dil ve uslup kullanirim.

Umarim, bunun bir amac tasidigini dusunmuyorsundur, eger boyle bir dusuncen varsa da, bu beni uzer.

Paslicivi arkadastan, boyle bir algi almadim. O yuzden onun adina bu alginin sadece senin algin oldugunu soyleyebilirim.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
13-04-2010, 23:37
Saygideger UlulEbsar;

son günlerin moda kelimesi ile bir "açılım" getireceğini düşünüyorum.-UE-

Nedir, bu atifta bulundugun, son gunlerin "moda" kelimesi.

"Intuition" kelimesi, literaturde; genelde inancsal duzeyde ve tamamen bilim disi gecer. Bilim, bu konuda "Imagination", yani "hayal gucu" kelimesini, bilim ve bilimselligin soyutu olarak degerlendirmeyi daha yegler.

Cunku intuition, ayni zamanda; 6. his, parapsikoloji, medyumluk, gelecegi gorme v.s. temelli bilim kurgu ve epistemoloji ustu, doga ve dunya otesi guclere ya da bilimin henuz epistemolojik olarak aciklayamadigi, spekulatif teorilere dayanir.

Hem sezgi, hem de hayal gucu; beynin bir fonksiyonudur. Fakat, bilim ve bilimsellige acilan soyutu; hayal gucudur.

Sonucta, inanclar duyum olarak; mutlaka bir somut tabandan esinlenmek, ya da soyutlarina bir somut taban bulmak zorundadir. Hayal gucu'nde bu bilimselligin epistemolojik siniri olarak belirgindir. Ama; bilimselligin temeli, somuta yani deney, bulus, gozleme dayandigindan, sezginin boyle bir tabani yoktur. Var denilen taban, sadece varlayani baglar. Evrensel bir onayi ve yanlislanabilirligi yoktur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Natan
13-04-2010, 23:43
Bu akşam sadece başlık için sevindiğimi belirterek başlamak istiyorum.

UlulElbab
14-04-2010, 00:01
Saygideger UlulEbsar;

Eger mesajimin dil ve uslubu senin algin olarak, sana rahatsizlik verdiyse, ozur dilerim. Mumkunse bunun hangi cumlemden kaynaklandigini da gosterirsen, sevinirim. Zaten ben ironi ve espri oldugunu belirttim.

Ben ciddi oldugum kadar, pratik zekali bir nuktedanimdir da. Bunun benim algimda ego ile bir iliskisi yoktur. Bu kisioye duyulan, "yakinlik/samimiyet" ten kaynaklanir. Ama bu tabi ki tek tarafli ve "zorla" olmaz.
evrensel-insan

Rica ederim Değerli evrensel-insan,
Beni rahatsız eden birşey yok:)üstelik Yakınlık/samimyet karşılıksız da değil ...
Ayrıca onur duyarım:pray2:

UlulElbab
14-04-2010, 00:05
Değerli Evrensel-insan,

Siz sezginin Bilimsel olarak olmadığını ancak "hayalgücü" olarak adlandırılabileceğini yazmışsınız...
Haklılık payı olmakla beraber,"İÇ SES" konusu ile dolaylı yoldan ilgili olduğu için Ansiklopedik kısa bir Bilgi ile geçmeyi öneriyorum;

'''Sezgi''' (intuition) felsefede, mistisizmde, ezoterizmde ve farklı öğreti sistemlerinde farklı anlamlarda kullanılmış bir terimdir.


Sezgi hakkında ansiklopedik bilgi


Sezgi (intuition) felsefede, mistisizmde, ezoterizmde ve farklı öğreti sistemlerinde farklı anlamlarda kullanılmış bir terimdir.
Kimi felsefi akımlarda akıl yoluyla kavranamayacak gerçeklerin derin düşünme (tefekkür) yoluyla aranışı sezgi kapsamında değerlendirilir.
Ruhçulukta sezginin, insanın kendi düşüncesi olmaktan ziyade çeşitli etkenlerden kaynaklanan tesirlerle belirdiği kabul edilir ki, bu etken genellikle bedensiz bir ruhtur. Bu yüzden ruhçular yüksek bilgileri içeren tebliğlerin alındığı ruhsal irtibatlara "sezgisel (intuitif) irtibat" derler.

Gnostiklere ve antikçağ inisiyelerine göre spiritüel aydınlanma yolunda üç tür bilgi mevcuttur ki, bunlardan öğretim yoluyla öğrenilebilir bilgi mathesis, his ya da ıstırap yoluyla edinilebilen bilgi pathesis, sezgi yoluyla öğrenilebilir bilgi de gnosis olarak adlandırılmıştır. İnisiyasyonlarda en yüksek aşamaya ulaşanların, yani inisiye oluş aşamasına erişenlerin sezgi yoluyla aldıklarını çevresine aktararak aydınlatması sözkonusu olur. İnisiye adayının bu hale gelişi kimi inisiyasyonlarda tohumun bitki haline gelmesi sembolizm'iyle, kimi inisiyasyonlarda ise meşale sembolüyle temsil edilmiştir.

İlham (inspiration) adı verilen sezgi söz veya yazı tarzında dışarı yansıdığında vahiy (revelation) adını alır. Vahiy sözcüğü yalnızca peygamberler için kullanılan bir terim değildir. Terim Araplar'da İslamiyet gelmeden önce de bilinen ve kullanılan bir terimdi.



Felsefi bir bakış açısıyla sezgi


En genel anlamıyla, gerçekliği dolaysız olarak içten ya da içeriden kavrayabilme, tanıyıp bilme yetisi. Adım adım ilerleyen gidimli düşünmenin ya da birtakım uğrakdardan geçerek yol alan usavurmanın tersine, bir şeyi doğrudan doğruya algılayıp kavrama; bilinçli bir düşünme ve yargıya varma süreci olmaksızın doğrudan, aracısız gerçekleşen anlama ya da bilme; hiçbir çıkarıma dayanmaksızın, dolaysız bir biçimde bilgiye ulaşma yordamı. Başka bir deyişle, önermelerden başka önermelere yönelerek, mantıksal yolla çıkarımlar yaparak ilkelerden sonuca ulaşan, tek tek parçalardan bütünlüğü olan bir düşünce oluşturan gidimli düşünme yoluna karşı, doğrudan ya da aracı kullanmaksızın düşünce kuran, bütünü bir kerede, bir bakışta tümüyle ele geçiren, şeylerin özüne dolaysız bir biçimde, doğrudan doğruya ulaşan, şeyleri tüm bir devingenliği içinde bütünlüklü kavrayan içten duyma yolu.

kaynak:
Turkcebilgi.com: Sezgi hakkında ansiklopedik bilgi
Genel Başvuru ve Bilgi Sitesi
Under Creative Commons License: Attribution Non-Commercial

evrensel-insan
14-04-2010, 00:27
Saygideger UlulEbsar;

"Felsefi bir bakış açısıyla sezgi" alt basligiyla belirttigin seyler, gercek v.s. gibi bazi kavramlarin ortak algi saglanabilmesi temelinde aciklanmasi baki kalarak, benim gozlemsel yalanlama dedigim konunun pozitifidir.

Yani bunu ortaya koymanin amaci, SORUNU ORTAYA KOYMAKTIR.

Su an paslicivi ile de yazismamizin odaklastigi nokta bu.

Yani, ben; disaridan bakis acisini, notr algiyi, bir cesit ayna gibi yansitabilmeyi; dogal dusuncenin SORUNU icin kullanmaktayim.

Yani burada bakis acisi olarak; bilinc duzeyi ile, bilincinde olmak farki var. Cunku bilinc duzeyi SORUNUN FARKINDA DEGILDIR, FARKINDA OLAN BILINCINDE OLMAKTIR.

Soyle bir ornek vereyim, bir milliyetci veya inanir; milli ve dini bilinc duzeyindedir, ama ne milli ne de dini icerigin SORUNUN bilincinde degildir.

Ya da bir non teist; bir teistin bilinc duzeyinin bilincindedir. Yani Teist duzeyin sorunun bilincindedir.

Oyuzden bilinc duzeyine gore bilincinde olmak, bir duzey ileridedir.

Iste bu felsefi acilimdaki bilinc duzeyinin ben BILINC OLARAK SORUN OLDUGUNUN FARKINDAYIM, o yuzden de pozitif degil; yani one surme degil, onerme degil; CIKARSAMA VE CURUTME amacini tasir, benim mesajlarim.

Yani Dogal dusuncenin ONERDIGINI, evrensel-insan CURUTUR. Dogal dusuncenin one cikardigini, evrensel insan cikarsamayla eler.

Cunku, oneri bilinc duzeyi, o onerinin sorunsal algisi ve curutulmesi, bilincinde olmaktir.

Iste benim bunyemdeki mucadele, tam da bu dogal dusunce cekirdek ortaya koyumu ile, bundan arinma, bunun sorununu dile getirme ve evrensel insan alternatifini sunma mucadelesidir.

Yani mucadele, bilinc duzeyi ile bilincinde olmak arasindadir. Buradaki one surme, bilincinde olmak, onun bir ust duzeyi de bu ne surumu sorun olarak farkedebilip, algilayabilecek bilince ulasmaktir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

UlulElbab
14-04-2010, 01:06
Sayın E.İ,

Bir teistin bir nonteisti anlaması ancak kendisinin dinden çıkması ile mümkündür.
Bir nonteist ise teisti daha iyi anlar eğer teizm düzleminden geliyorsa...
Oysa anladığım kadarı ile sen hiçbir zaman teist düzlemi deneyimlemedin?
Bu bir eksiklik mi bilmiyorum ama Empati yapabilmek açısından bu çok önemlidir.
Evrensel-insan düşüncesini anlatırken empati yapamamandan dolayı yeterince etkili olamadığını düşünmekteyim.
Ancak E.İ düşüncesi ve onun felsefesi konusuna bu başlıkta belki ilerleyen bölümlerinde gireriz diye düşünüyorum...
Ondan önce Teist düzlemde insanların algılarını irdeleyelim istiyorum;
Teist düzlemde düşünce ile Futbol takımı tutmak pek de farklı şeyler değildir aslında..
İnsanlar ebeveynlerinden (ana-baba) aldıkları Tanrı/Allah inancı ile bir din üzerinde doğarlar...
Bu bizim ülkemizde "müslüman doğmak" olarak algılanır...Başka ülkelerde Hristiyanlık veya Budistlik olabilir...
İşte benim iddiam odur ki müslüman doğmak diye birşey yoktur...Çünkü müslümanlık asıl itibarı ile bir EYLEMdir...Etimolojisini başka bir başlıkta incelemiştik...TESLİM olmakla ilgilidir diye...Bir insan Teslim olmuş vaziyette nasıl doğar...
Dinde istenen AKLIN Teslim olmasıdır...
Yeni doğmuş bir bebeğin Aklının teslim alınması söz konusu bile değildir...
Burada size bir sorum olacak;
İnsan yavrusu doğdu sizce Agnostikmidir?

sonra dilerseniz devam ederiz...

Saygı ile...

evrensel-insan
14-04-2010, 01:21
Saygideger UlulEbsar;

Burada size bir sorum olacak;
İnsan yavrusu doğdu sizce Agnostikmidir?-UE-

Insanoglu yavrusu, TABULU RASA dogar. Yani dusunme, soyut ve kavram yetisi ile, ama 0 dusunce, soyut ve kavramla. Tum bunlari yasam ve iliskilerinde ogrenir. Dogumdaki fiziksel yapisi, soyut uretimine hazirdir.

Evrensel insan bilinci; tum soyut curutumu ve cikarsamasi ile, tekrar tabulu rasaya donup; ordan dogal dusunce yerine, evrensel insan'a yonelimdir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
14-04-2010, 02:12
Saygideger Ulul Ebsar;

Bebek konusuna daha da aciklik getirecegini dusundugum bir link vereyim sana;

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=5958&page=57

Mesaj 570

Sygilarimla;
evrensel-insan

UlulElbab
14-04-2010, 02:49
Saygıdeğer E-İnsan,

Link için teşekkürler...
Hepimiz bir amaç peşindeyiz...nedir o? İnsanlığı bir adım ileri taşımak..Belki de onu düzeltmek...Peki ama insanlık nasıl düzelir?
İnsanlık önce bireyde düzelir, sonra toplumlar sonra dünya düzelir. Önce kendimizi düzelterek ancak dünyayı düzeltebiliriz.

Ben beyni iyi kullanmanın en iyi yönteminin, düşünen kısmını iyi takip etmek ve onu kontrol altına almak olduğuna inanıyorum. Düşünüşü izleyen bir bilincimiz olduğunu asla unutmamamız gerektiğini ve gözlemleyen olarak daima orada olmamız gerektiğini savunuyorum.

Eğer kendimizi, psikolojide "otomatik düşünce" diye yer alan düşünen zihnin ellerine bırakırsak, kendimizi ondan ibaret zannetme hatasına düşebiliriz.. oysa biz sadece zihinden ibaret değiliz! Öz benliğimiz yani derin bilincimiz evrendeki "bir" olan o büyük varoluşun bir parçasıdır. Öz benliğimiz doğasına aykırı bir davranış, tutum sergilemez.. ancak, kontrolü zihnimize bırakmış isek doğamıza ve bilince aykırı tutumlar sergilemeye başlarız.

Zihnimiz doğası gereği olumsuzu üretmekle görevlidir, bizi hayvandan ayıran, insan yapan bu yararlı mekanizma, kendimizi ona teslim ettiğimizde maalesef hayatımızı karartan, savaşlara neden olan karanlık bir dünya yaratmamıza neden olabiliyor.

Bir bebek ilk yürümeye başladığında yolda rastladığı bir taşa takılıp düşeceğini bilmediği için takılıp düşüyor, ama ikincisinde zihin onu depolamış ve bir daha aynı hatayı yapmaması için olumsuzu üretmiş ve ona ikinci taşı gördüğünde "bu taş kötü dikkat et ayağına takılacak" önermesi ile sentezlediği kurguyu sunuyor insana. Bu olumsuz doğaya sahip zihin, bizi aslında tüm kötü tecrübelerimizden uzak tutması gerekirken bazen de çok büyük yanlışlar yapmamıza neden oluyor.

Düşünün ki; çocukken size daima şiddet uygulayan adama benzer bir adamla karşılaştınız ,işte o an eğer kontrol bilincinizde değil de zihninizde olursa, o yine olumsuz doğası gereği ama sizi koruma amaçlı, başlayacak kurgulamaya "Bak bu adam o adama benziyor hem de galiba o, şimdi sana saldıracak, o saldırmadan sen ona saldırmalı ve ona engel olmalısın" önermesiyle o kişi ile benzerliğe sahip bu zavallı hiç bir şeyden habersiz adama saldırmanızı önerecek ve siz bu ilizyonla zavallı masum birine saldırmış olacaksınız.

Evet en basit örnekten yola çıkarak beynimizin işlevini düşünüşe teslim etmememiz gerektiğini asla unutmayalım.. onu, düşüneni izleyen büyük iradeye yani derin bilincimize teslim edelim.
Düşüneni izlediğinizde göreceksiniz öyle anlamsız önermeler sunuyor ki bize.. bunlar, durmadan geçmişle geleceğe projekte eden ama asla gerçeğe dayalı olmayan kurgulardan ibaret oluyorlar. Zihin, anı değerlendirirken olumsuz önermeleriyle aslında sadece bizi koruyor.. ama ne yazık ki, kendisini sadece zihinden ibaret sanan derin bilinçten yoksun zavallı varlıklar durmadan kaos, savaş ve kavga üretebiliyorlar. Ya da durmadan illüzyon içerisinde herkesi rakip görüp kardeşçe yaşanması gereken bu güzel dünyada hayatı kocaman bir yarış parkuruna çeviriyorlar.

İzleyin düşüneni, daima izleyin.. bazen onu öyle komik anlarda yakalayacaksınız ki, gülümseme ihtiyacı hissedeceksiniz.

Eğer düşünen mekanizma olmasaydı ne olurdu?... Hayvanlar gibi yaşar, tecrübelerimizden ders alamaz, hatalarımızı göremez, daha iyi bir yaşam kalitesine asla ulaşamazdık. Düşüneni takip eden bilincimiz, düşünüşün önermelerini iyi gözlemleyip yerinde değerlendirdiğinde hayat kalitemiz artar ve biz düşünceyi kullanmış oluruz, o bizi kullanmış olmaz!

Bu değerli mekanizmanın daima farkında olalım ve kendimizi ona kaptırmayalım.. sadece onu iyi gözlemleyip, onun analizlerini iyi değerlendirip, onu kendimiz ve çevremizin yaşam kalitesini arttırmak için kullanalım. Düşüneni kullananlardan olalım kendisini düşünenden ibaret zannedenlerden değil.. ki, içimizdeki o büyük ve tüm evrenle "BİR" olan Varoluşla buluşalım.

Saygılarımla...
UlUL

evrensel-insan
14-04-2010, 03:02
Saygideger UlulEbsar;

İnsanlık önce bireyde düzelir-UE-

Aynen, zaten o yuzden de; evrensel insan bilinci birey bilinc duzeyinin en genis mekansal ve tur olarak ta en butunsel bilinci.

Varolus, konusunu su an zaten "haril, haril", "hara,gure" paslicivi ile bire bir de yazisiyoruz.:playball:

Oyuzden o konuya burda girmeyecegim.

Yalniz senden bir ricam var. Yazi engini lutfen mavi secme, okurken gozlerim rahatsiz oldu. Ne yaparsin, fiziksel "yaslilik iste.:humble:

Bu basligi ben senin icin actim. Sen hangi konuya yogunlasmak istersen, ona yogunlasiriz.

Becerebilirsek "daldan dala atlamadan" bir takip izliyelim, derim ben.

Istersen once, benligi, istersen bilinci masaya yatiririz.

Ya da su, dogal dusuncenin son duragi olan ve herkesi "teslim alip, elini ayagini baglayan" "gen bencildir", konusunu, ya da egonun icerigini v.s. Secimi sana birakiyorum.

Bu arada evrensel'in kosesi'nin "icindekiler" linkini vereyim, konu basliklarina bakarak; ilgini ceken konuyu kolayca bulur ve okursun.

http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=280176&postcount=743

Saygilarimla;
evrensel-insan

UlulElbab
14-04-2010, 03:29
Değerli E-insan gözlerine verdiğim rahatsızlıktan dolayı özürdilerim.
Yaızıyı buraya Siyah olarak tekrarlıyorum:) maksat mesaj sayım artsın:)
UlulElbab olarak yazdığım 1000'e yakın mesaj güme gitti..şimdide hodri meydana çıkacak mesaj sayısına ulaşamıyorum.
Bu arada nazik yaklaşımından dolayı teşekkür ederim.
Konu seçimini bana bırakman büyük incelik..Lakin ben biraz dağınık ilerlerim...
Toparlamak maalesef sana düşecek...Ancak Bilinç ve zeka ile devam edelim diyorum...

Saygıdeğer E-İnsan,

Link için teşekkürler...
Hepimiz bir amaç peşindeyiz...nedir o? İnsanlığı bir adım ileri taşımak..Belki de onu düzeltmek...Peki ama insanlık nasıl düzelir?
İnsanlık önce bireyde düzelir, sonra toplumlar sonra dünya düzelir. Önce kendimizi düzelterek ancak dünyayı düzeltebiliriz.

Ben beyni iyi kullanmanın en iyi yönteminin, düşünen kısmını iyi takip etmek ve onu kontrol altına almak olduğuna inanıyorum. Düşünüşü izleyen bir bilincimiz olduğunu asla unutmamamız gerektiğini ve gözlemleyen olarak daima orada olmamız gerektiğini savunuyorum.

Eğer kendimizi, psikolojide "otomatik düşünce" diye yer alan düşünen zihnin ellerine bırakırsak, kendimizi ondan ibaret zannetme hatasına düşebiliriz.. oysa biz sadece zihinden ibaret değiliz! Öz benliğimiz yani derin bilincimiz evrendeki "bir" olan o büyük varoluşun bir parçasıdır. Öz benliğimiz doğasına aykırı bir davranış, tutum sergilemez.. ancak, kontrolü zihnimize bırakmış isek doğamıza ve bilince aykırı tutumlar sergilemeye başlarız.

Zihnimiz doğası gereği olumsuzu üretmekle görevlidir, bizi hayvandan ayıran, insan yapan bu yararlı mekanizma, kendimizi ona teslim ettiğimizde maalesef hayatımızı karartan, savaşlara neden olan karanlık bir dünya yaratmamıza neden olabiliyor.

Bir bebek ilk yürümeye başladığında yolda rastladığı bir taşa takılıp düşeceğini bilmediği için takılıp düşüyor, ama ikincisinde zihin onu depolamış ve bir daha aynı hatayı yapmaması için olumsuzu üretmiş ve ona ikinci taşı gördüğünde "bu taş kötü dikkat et ayağına takılacak" önermesi ile sentezlediği kurguyu sunuyor insana. Bu olumsuz doğaya sahip zihin, bizi aslında tüm kötü tecrübelerimizden uzak tutması gerekirken bazen de çok büyük yanlışlar yapmamıza neden oluyor.

Düşünün ki; çocukken size daima şiddet uygulayan adama benzer bir adamla karşılaştınız ,işte o an eğer kontrol bilincinizde değil de zihninizde olursa, o yine olumsuz doğası gereği ama sizi koruma amaçlı, başlayacak kurgulamaya "Bak bu adam o adama benziyor hem de galiba o, şimdi sana saldıracak, o saldırmadan sen ona saldırmalı ve ona engel olmalısın" önermesiyle o kişi ile benzerliğe sahip bu zavallı hiç bir şeyden habersiz adama saldırmanızı önerecek ve siz bu ilizyonla zavallı masum birine saldırmış olacaksınız.

Evet en basit örnekten yola çıkarak beynimizin işlevini düşünüşe teslim etmememiz gerektiğini asla unutmayalım.. onu, düşüneni izleyen büyük iradeye yani derin bilincimize teslim edelim.
Düşüneni izlediğinizde göreceksiniz öyle anlamsız önermeler sunuyor ki bize.. bunlar, durmadan geçmişle geleceğe projekte eden ama asla gerçeğe dayalı olmayan kurgulardan ibaret oluyorlar. Zihin, anı değerlendirirken olumsuz önermeleriyle aslında sadece bizi koruyor.. ama ne yazık ki, kendisini sadece zihinden ibaret sanan derin bilinçten yoksun zavallı varlıklar durmadan kaos, savaş ve kavga üretebiliyorlar. Ya da durmadan illüzyon içerisinde herkesi rakip görüp kardeşçe yaşanması gereken bu güzel dünyada hayatı kocaman bir yarış parkuruna çeviriyorlar.

İzleyin düşüneni, daima izleyin.. bazen onu öyle komik anlarda yakalayacaksınız ki, gülümseme ihtiyacı hissedeceksiniz.

Eğer düşünen mekanizma olmasaydı ne olurdu?... Hayvanlar gibi yaşar, tecrübelerimizden ders alamaz, hatalarımızı göremez, daha iyi bir yaşam kalitesine asla ulaşamazdık. Düşüneni takip eden bilincimiz, düşünüşün önermelerini iyi gözlemleyip yerinde değerlendirdiğinde hayat kalitemiz artar ve biz düşünceyi kullanmış oluruz, o bizi kullanmış olmaz!

Bu değerli mekanizmanın daima farkında olalım ve kendimizi ona kaptırmayalım.. sadece onu iyi gözlemleyip, onun analizlerini iyi değerlendirip, onu kendimiz ve çevremizin yaşam kalitesini arttırmak için kullanalım. Düşüneni kullananlardan olalım kendisini düşünenden ibaret zannedenlerden değil.. ki, içimizdeki o büyük ve tüm evrenle "BİR" olan Varoluşla buluşalım.

Saygılarımla...
UlUL

____

UlulElbab
14-04-2010, 03:33
Evet, işte böyle; insanlığın sorunu derin bir biçimde zihinden kaynaklanıp gidiyor.

Ya da daha doğrusu bizim zihinle yanlış özdeşleşmemizden, bizim onu kullanacağımız yerde onun otomatik işleyişine teslim olmamızdan kaynaklanıyor.

Yani aslında kadim dinlerin dikkat çektikleri “nefis” tabiri ile anlatılmaya çalışılan, zihnin ta kendisidir.

Amma ve lakin kadim dinlere inananlar da günümüzde, bunun özdeşleştikleri zihinlerinden farklı bir şey olduğunu sanmaktadırlar ve dışarıda bir şeytan aramaktadırlar.

Akıntıya kapılıp sürüklenen farkındalığımız, içinde bulunduğumuz anda tam uyanık ve mevcut olmama eğilimimiz bir boşluk yaratıyor.

Ve yararlı bir hizmetkar olarak tasarlanmış zamana bağlı zihin bu boşluğu kendisini efendi ilan ederek dolduruyor.

Bir çiçekten diğerine uçan bir kelebek gibi, zihin geçmiş deneyimlerle meşgul olup, ya da kendi ürettiği filmi projekte ederek bizi illüzyoni bir yaşam skalası içerisinde gelecek olanı bekler hale getiriyor .

Biz yüzyıllardır süregelen bu kaybolmuşluğumuzda nadiren anda gerçek yaşamın içinde burada bulunuyoruz.

Oysaki fiziksel bedenimizin, değişen duygularımızın ve geveze zihnimizin ardında yatan gerçek benliğimizi ancak ve ancak andaki gerçek hayatın içerisinde tam ve bütün olarak, zihinsel perdelerimizi aralayıp hatta yırtıp ortadan kaldırarak, yüksek farkındalıkla bulabiliriz.

Zihnimiz bizim için tecrübelerinden faydalanmamızı sağlayan dolayısıyla bizi bir bölümüyle hayvandan ayıran mükemmel bir mekanizmadır aslında.

Ancak, insan tekamülünün en önemli ve en değerli kazanımı asırlardır güdümlendiği gibi düşünme yeteneğimiz değildir.

Düşünenin altında izleyen doğal zeka, tıpkı içgüdü gibi, yol boyunca sadece tek bir noktadadır, ne geçmişte, ne gelecekte, ne de başkalarının sorumluğunda ve etkisinde değildir.

Bizim etki altında kalan kısmımız o asli realitemizi perdeleyen ve onu bize fark ettirmeyen zihinsel kimliğimizdir.

Bizlerin nihai kaderi, asli Var’lığımız ile yeniden birleşmek ve olağan fiziksel dünyadan anbean, katbekat olağanüstü değerli realitemizi ifade etmekdir.
Saygıdeğer Evrensel-insan biliyorum şimdi diyeceksiniz ki “bunu söylemek çok kolay ama biraz da uygulama konusuna gel
” evet haklısınız sadede geleliM;

Çünkü gerçekten de bunu söylemek kolaydır, ancak uygulama konusunda henüz insan tekamülünün daha ileri erimlerine erişmiş olan insanların sayısı yeterince çok değildir.

Elbette bizlere rehberlik edecek yol boyunca farkındalıkla yaşamak için yardım edebilecek kaynaklar ve öğretmenler ve bilgeler vardır.

Bizler eğer bu farkındalıklarımızı kazanmak adına birer adım atarsak, kuşkusuz bildiğimiz haliyle dünya değişip çok daha iyiye doğru gidecek ve o değerli bilgeler daima rehberimiz olarak bizlerden bir adım önce sevgi varlığımıza yolculuğumuzu aydınlatan feneri tutacaklardır.

Önemli olan seçimimizin sorumluluğumuzu almak kararında olmasıdır.

Böylece öz-varlığımızın, farkındalığıyla ve gücüyle korkular ortadan kalkacak, tüm değerler olumlu yönde değişip ve yepyeni bir uygarlık doğacaktır.

Bizler artık zihnimizin esaretinden kurtulmuş, onun sadece harika bir mekanizma olup sınırsız hizmetimizde olduğunun bilinciyle ve onu kullanarak (o bizi değil) gerçek insan olmanın doyumsuz huzurunu yaşayacağız.

Saygılarımla...
UluL

evrensel-insan
14-04-2010, 03:45
Saygideger UlulEbsar;

Ancak Bilinç ve zeka ile devam edelim diyorum-UE-

UlulElbab olarak yazdığım 1000'e yakın mesaj güme gitti..-UE-

Neden, iki niki birlestirebilirsen, eski yazilarina kavusursun. Bu teknik olarak, mumkun. Yoneticilere ya om ile ya da mesajla bir danis bu konuda.

Aslinda yazini okumustum. Guzel bir ikili secmissin. Zekanin, geri planda, vicdani mi (benim vicdan algim; hem kendine, hem de baskasina hem fiziksel, hem dusunsel zarar vermemek), yoksa akli mi, one cikaracagi; hangisi one cikinca da; aklin mantiginin mi, yoksa vicdanin duygusunun mu one cikacagi soz konusu.

Burada cok ilginc bir ters oranti var. Aklin one cikmasi, tamda "gen bencildir" in kaniti yani EGOIST BEN,

Vicdanin one cikmasi, tamda bireyin, cogulcu yonunun, paylasiminin, birliginin, beraberliginin, v.s. one cikmasi, yani COGUL BEN

Mantik ve duyguda ise, ters durum var. Cunku, mantigi one cikaran akil, duyguyu one cikaran vicdan.

Eger aklin yonlendirdigi vicdanin duygusu one cikarsa, tam anlamiyla yandin.

Eger vicdanin yonlendirdigi duygun one cikarsa, ic celiski.

Eger vicdanin yonlendirdigi, mantik one cikarsa bingo.

Iste burada zkanin; geri plandaki, pratikligi, planlama ve projesi v.s. one cikiyor.

Aslinda su an hatirlamiyorum ama; zeka konusunun sitede islendigini biliyorum.

Vicdan akil onderligini de, burdan

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=9740

bulabilirsin.

Bilinc ise; once duzey ve sonra bilincinde olmak temelli farkindalik olarak iki duzeye ayriliyor, tabi cesitleri de var.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
14-04-2010, 03:59
Saygideger UlulEbsar;

20 nolu mesajini okudum. Sadece yorumsuz okuyorum. Fark ettigim bir konu, paslicivi ile konulari aciklamaniz, benzerlik tasiyor.

Oyuzden once senin ondan farkini algilamam gerekiyor ki; teslimiyet, sahiplik, sabitlik, caresizlik v.s. konulari ve kavramlara verilen icerik, mesela tanri veya her turlu yaratici ve onunla kurulan bag ve iliski.

Bu aynen, varlik/varolus icin de gecerli.

Neyin sorun olarak ve neden algilandigi ve sorunun mu, yoksaalgilanan farkindaligin mi one suruldugunu algilamak v.s.

Bu ve buna benzer konulari algilayabilmem icin; neleri kendine sabitliyerek ve sahiplenerek rehber yaptigini ve bu rehberin senin dogruladigin ideolojik inancsal icerigini algilamam gerekiyor. tabi bu da zaman isi.

Yeterki sen, dusuncelerini ortaya koy.

Saygilarimla;
evrensel-insan

UlulElbab
14-04-2010, 04:01
Saygıdeğer E.İ,

Paylaşımıniçin teşekkür ederim...TR saati ile oldukcageç bir saat..O nedenle ben iznini isteyeceğim...
Yarın devam etmeyi umuyorum:)
Gider ayak sana konumuzla kısmen ilgili bir fıkra aktarmak istiyorum;
Yüzünde gülümseme eksik olmasın. İyi Geceler....


Adam işi sebebiyle Ankara’ya uçacakmış, tam uçağa bineceği sırada bir ses duymuş; "Uçağa binme uçak düşecek".

Adam korkmuş, binmemiş. Öbür uçağı beklerken haber ulaşmış; – Ankara uçağı düştü kurtulan yok.

Haydarpaşa garına gidip tren bileti almış , trene bineceği sırada yine aynı ses; "Binme bu trene, raydan çıkacak " Adam iyice korkmuş, binmemiş trene, evine dönmüş sabah gazeteyi açınca şok olmuş : Ankara treni raydan çıktı 234 ölü,

adam şükretmiş ama Ankara’ya gitmesi lazım, bari otobüs ile gideyim demiş, bilet almış.Yine o ses; "Otobüs kaza yapacak binme" adam dayanamamış bağırmış;
-Kimsin sen yahu?
-Ben senin iyilik meleğinim.
Adam iyice kızmış ;
-Ulan o zaman evlenirken niye sesini çıkarmadın? :D:D

evrensel-insan
14-04-2010, 04:09
Saygideger UlulEbsar;

Dusuncelerini daha yakindan ve net tanimak adina; su an icsesinin (yani kendi oz iraden ile kendinle verdigin mucadele), varmak istedigi bir nokta, amac var mi? var ise, bunun yol ve yontemini belirledin mi?

Bu soruyu istersen genel algila ve oyle cevap ver. Yani icsesin bir amaci olmali mi?, olsa bu amac nedir? ve bu amaca ulasmak icin cizilecek yol ve yontem ne olmalidir?

Biliyorsun "aciklanmayan yasami, yasamanin anlami yoktur"

Guzel bir fikraydi.

Saygilarimla;
evrensel-insan

UlulElbab
14-04-2010, 21:53
Saygideger UlulEbsar;

Dusuncelerini daha yakindan ve net tanimak adina; su an icsesinin (yani kendi oz iraden ile kendinle verdigin mucadele), varmak istedigi bir nokta, amac var mi? var ise, bunun yol ve yontemini belirledin mi?

Bu soruyu istersen genel algila ve oyle cevap ver. Yani icsesin bir amaci olmali mi?, olsa bu amac nedir? ve bu amaca ulasmak icin cizilecek yol ve yontem ne olmalidir?

Biliyorsun "aciklanmayan yasami, yasamanin anlami yoktur"

Saygilarimla;
evrensel-insan

""aciklanmayan yasami, yasamanin anlami yoktur""
E.İ.

Saygıdeğer E.İnsan,

Çok güzel bir o kadar da isabetli bir söz bu...Ancak yaşamın anlamı öyle bir kaç sayfaya yazarak..veya kitablar yazarak açıklanancak bir fenomen gibi görünmüyor...

ve işin en ilginç yanı "Biliyorum" diyenin defalarca yanıldığı,bilmeyenin bilmeye zorlandığı bir dünyada yaşıyoruz...

Varoluş/Hayat bizi KARARLAR almaya-vermeye zorluyor...

İnsan hiçbir karar almadan-vermeden bir Gün geçiremez...Mutlaka karar almak zorundadır...Aldığı kararlarıda kısmen veya tamamen-duruma göre uygulamak zorundadır...
Küçük veya büyük,mutlaka bir çok kararlar....
İşte bunları Determizm ile açıklamak mümükün görünmüyor...
Küçük Nedenler ve onların sebep olduğu Sonuçlar ...
Bir zincir olup uzayıp gidiyor...

Bizler bu söz konusu, kendimizin ürettiği/üretmek zorunda kaldığımız
"Sebep-Sonuç" zincirlerinin tamamına HAYAT diyoruz...

Bu Sebep ve Sonuçların sorumluluğu bize ait...ve bizler bunların Nihai sonuçlarına da katlanmak veya keyfini çıkarmak Zorundayız...

Positif veya Negatif...Olumlu yada Olumsuz ne üretirsek onunla ve ona rağmen yaşıyoruz...

Bir örnek verecek olursak; Okula gidiyoruz...Öğrendiklerimizi ve kavradıklarımızı bir Sınav ile ispatlıyoruz...Çalıştıysak iy sonuçlar aksi takdirde kötü sonuçlar...Sonra iş hayatına atılırız...başarı veya başarısızlık...
Kazanç veya Kayıp..Refah yahut Sefalet...
Herşey Ellerimizde.

Peki bu Tablonun neresinde Tanrı? Allah? Varoluş?

Tanrı bu sahnenin Heryerinde ve aynı zamanda Tablo Tanrının duvarında :)

Bu kısma tekrar döneceğiz...

"Bu Dünyada ne işimiz var ?" sorusuna devam edelim...

Biz istedik mi bu Dünyaya gelmeyi? Anne Babamızı ve Doğacağımız Ülkeyi ve Zamanı? Hayır.
Bunları biz seçmedik...
Ne zaman nerede ve nasıl öleceğimizi BİLebiliyormuyuz? Hayır...
En azından şimdilik:)

Demek ki Denklemin çok bilinmeyenli karmaşık bir denklem olduğunu kabul ediyoruz.

Aslında Anahtar kelimemiz DEĞİŞİM...Çünkü Klasik İslam felsefesine göre SINAV anlamsız...
Sınav anlamsız çünkü 3 ve daha fazla bilinmeyenli bir denklemle karşı karşıyayız...

İnsan hayata başladığı ve bitirdiği nokta arasında ki nicelik ve nitelik farkı açısından değer kazanır.

Yukarıda ki cümlemi biraz daha açmam gerekirse;
Her insan bazı özellikler ve yine bazı "eksikler" ile doğar...
Genleri vasıtası ile taşıdığı ve barındırdığı özellikler vardır...
Her yeni doğan Muhteşem bir Sanat esedir...Unique'dur

Babasında aldığı 23 kromozom ve annesinden aldıkları birleşir...
ama Hayat Enerjisini Anasından alır..Tıpkı Bitkilerin Toprkatan aldıkları gibi...
Mitokondrisi yani Nüklear Raktörleri Anadandır...

Dolaysı ile Babanın farklı bir Versiyonudur...

Konuyu toplamak gerekirse; Bazı özellikleri kendisinde açığa çıkar..Bazılarını da bir sonraki nesil için taşır.

Açığa çıkanları Aktive etmek zorundadır ve MÜMKÜNSE yeni Anahtarlar eklemelidir...
Böylece -Genelde- Mükemmlelliğe doğru uzuuun bir yolculuğa çıkmış "mankind" evrimleşerek OLGUNLAŞIR.
Özelde ise herbir insan İÇE Doğru bir yolculuğa çıkar...
İşte bizde tamda bu yolculuktan bahsediyoruz...

Devam etmek üzere...

Saygılarımla...

evrensel-insan
14-04-2010, 22:13
Saygideger UlulEbsar;

Peki bu Tablonun neresinde Tanrı? Allah? Varoluş?

Tanrı bu sahnenin Heryerinde ve aynı zamanda Tablo Tanrının duvarında

Bu kısma tekrar döneceğiz...-UE-

Bekliyorum. Ayrica aciklamalarin icin, tesekkurler.

Yalniz; benim evrensel insan bilinci; herseyi ortaya koyanin insanoglu oldugunu, ortaya konanin kendi kendini ortaya koyamayacagini, insanoglu olmadan insanoglunun algisininda olmayacagini ve ortaya koyumun algilanamayacagini, ne ortaya koyanin ne ortaya konanin ortada olmadigini ve sadece ortaya koymun oldugunu, insanoglunun kendi dahil; bu ortaya koyumu sadece kendi eliyle/adina/ait/icin bir monolog ile gerceklestirdigini ve bu ortaya koyum da, ortaya konanin bir rol ve fonksiyonu olmadigini, insanoglunun ortaya koyduguyla ortak bir dialogunun bulunmadigini ve bu ortaya koyumun bir SORUN oldugunu v.s. ORTAYA KOYUYOR.

Saygilarimla;
evrensel-insan

UlulElbab
14-04-2010, 22:50
Saygıdeğer E-insan,

Umarım yanılıyorumdur ve yine umarım sana haksızlık etmiyorumdur;

Ama içimden geçeni dürüstce söylemek zorundayım...Bu Dialoğu kesmek istemem seninle zira sen okumuyor/anlamıyorsan bile bir okuyan-anlayan olur...Aynısı senin tarafından bakınca da geçerli...
Açıkcası ben senin ilk birkaç paragrafı yüzeysel okuyup geçtiğini düşünüyorum.
Bu bir zandan ibaret..Belki de yanılıyorum ama düşüncem o ki sen şu an "karşıdan almaya" müsaid değilsin.
Yanılıyorsam düzelt ama sen "vermenin" derdindesin...
Bana anlat diyorsun ama nihai hedefin evrensel-insan düşüncesinin propagandasını yapmak:) Bence mahsur yok ama senin karşıdan Alışa kendini kapatman bir Ego yansıması gibi görünüyor? Bir anlamda sanki karşımda bir Teist varmış gibi ve beni kendi inancına ters birşeyler anlatan tebliğci veya misyoner gibi görüyor..sen anlat..diyor:)
Yanılıyormuyum?
Belki de daha açık fikirli olmalıyız? Belki ön yargılaımızdan arınmalıyız?
Benim amacım kesinlikle seni birşeylere ikna etmek değil...
Belki biraz dağınık bir anlatımım var..Ama sende asgari beklentim..yazdıklarımı Lütfen anlamak için oku.

Yalniz; benim evrensel insan bilinci; herseyi ortaya koyanin insanoglu oldugunu, ortaya konanin kendi kendini ortaya koyamayacagini, insanoglu olmadan insanoglunun algisininda olmayacagini ve ortaya koyumun algilanamayacagini, ne ortaya koyanin ne ortaya konanin ortada olmadigini ve sadece ortaya koymun oldugunu, insanoglunun kendi dahil; bu ortaya koyumu sadece kendi eliyle/adina/ait/icin bir monolog ile gerceklestirdigini ve bu ortaya koyum da, ortaya konanin bir rol ve fonksiyonu olmadigini, insanoglunun ortaya koyduguyla ortak bir dialogunun bulunmadigini ve bu ortaya koyumun bir SORUN oldugunu v.s. ORTAYA KOYUYOR.


Ben katılmadığım noktaların altını çizdim.Değerligörüşlerini tartışmaya değer buluyorum.
İlerleyen mesajlarda benim ortaya koyduklarımla senin ortaya konulmasını SORUN olarak gördüklerinle karşılaştırabilir diye umid ediyorum.
Ayrıca mavi kısma katıldığımıda belirtmek isterim.Kısacası ben makul ve mantıklı olan herşeye açığım...Bir ön yargım yok...Sanırım imzam ve imajım sende klasik bir müslüman hissi ve ön yargısı uyandırıyor:)
Saygılarımla....

evrensel-insan
14-04-2010, 23:52
Saygideger UlulEbsar;

Ama içimden geçeni dürüstce söylemek zorundayım...Bu Dialoğu kesmek istemem seninle zira sen okumuyor/anlamıyorsan bile bir okuyan-anlayan olur...Aynısı senin tarafından bakınca da geçerli...

Benim bilincimin algisinda; anlamak ile algilamak farklidir. Anlamak, ya baskasinin dedigini dogrulamak, ya da yanlislamaktir. Yani baskasinin dedigini kendi dogru yorumunla degerlendirmektir. Algilamak ise "UlulEbsar, bu konuda boyle diyor", temelli UE'i kendi tanittigi gibi, tanimaya calismak ve dediklerini kendi dogrunla yorumlamamak notr algilamaktir.

Açıkcası ben senin ilk birkaç paragrafı yüzeysel okuyup geçtiğini düşünüyorum.
Bu bir zandan ibaret..Belki de yanılıyorum ama düşüncem o ki sen şu an "karşıdan almaya" müsaid değilsin.

Konu almak veya vermek degildir. Hem kendi dusunceni dile getirmek, hem de baskalarinin dile getirdigi dusuncelerden, bilgi alis verisi yapmak, dusunce paylasmak , dusunceyi getireni daha yakindan tanimak, bu karsilikli dusunce alis verisi temelinde de bilgi, birikim, gozlem v.s. yi ilerletmek, gelistirmektir. Sonucta butun bu alis verisin yarari kisinin kendi kendisini sorgularken kullanacagi bilgi ve birikimdir.

Yanılıyorsam düzelt ama sen "vermenin" derdindesin...

Dedigim gibi, bu konudaki yanilip yanilmama kararini verecek olan sensin.

Bana anlat diyorsun ama nihai hedefin evrensel-insan düşüncesinin propagandasını yapmak Bence mahsur yok ama senin karşıdan Alışa kendini kapatman bir Ego yansıması gibi görünüyor? Bir anlamda sanki karşımda bir Teist varmış gibi ve beni kendi inancına ters birşeyler anlatan tebliğci veya misyoner gibi görüyor..sen anlat..diyor
Yanılıyormuyum?

Buradaki "bana anlat" in anlami, "bu konudaki dusuncelerini dile getir" demektir. Sebebi de bu konuda ne dusundugunu bilmek ve dusuncenden seni daha detayli tanimaktir. Ben henuz evrensel insan 'in dusuncesinin nelere dayandigini bu sitede aciklayamadim ki, propagandasini yapayim. Ustelik bir orgut, kitlesellik cikar, v.s. yokki propagandasini yapayim. Ben ancak dogal dusuncenin her onudaki sorununu ortaya koyabilmekle mesgulum. Sorun algilanmadan zaten evrensel insan ortaya cikamaz. Bu temelde belki de benim ilettigim her dusunce her konuda diger her dusunceye terstir. Cunku, dogal dusunceye her yonuyle kokten terstir. Bu konuda "delalet" mesajim var kosede.

Belki de daha açık fikirli olmalıyız? Belki ön yargılaımızdan arınmalıyız?

Ben zaten boyle bir kaygi tasimiyorum. Cunku benim algima gore herse epistemolojiktir. Yani senin sadece su an dile getirdigin dusuncelerin vardir. Daha sonra ayni konuda bile farkli hatta ters dusunceler dile getirebilecegin bakidir. Cunku hersey degisimdir. Oyuzden ben, bana gore her zaman acik fikirli ve hic on yargi ile hic bir dusunceye yanasmayan bir bilince sahibim.

Benim amacım kesinlikle seni birşeylere ikna etmek değil...

Ayni amac bende de gecerli.

Belki biraz dağınık bir anlatımım var..Ama sende asgari beklentim..yazdıklarımı Lütfen anlamak için oku.

Anlamak icin degil; bilgi alis verisi yapmak senin dusuncelerini duymak ve seni tanimak icin okuyor ve "UE, bu konuda bunlari soyluyor" olarak yorumsuz ve notr algiliyorum.

Ben katılmadığım noktaların altını çizdim.Değerligörüşlerini tartışmaya değer buluyorum.

Ne guzel iste, bilgi alisverisi yapmak istersen, devam ederiz. Cunku altini cizdigin cumleler, dogal dusunce bunyesinde degerlendirilebilecek ve olabilecek cumleler degil.

İlerleyen mesajlarda benim ortaya koyduklarımla senin ortaya konulmasını SORUN olarak gördüklerinle karşılaştırabilir diye umid ediyorum.

Bende.

Ayrıca mavi kısma katıldığımıda belirtmek isterim.Kısacası ben makul ve mantıklı olan herşeye açığım...Bir ön yargım yok...Sanırım imzam ve imajım sende klasik bir müslüman hissi ve ön yargısı uyandırıyor

Hic bir seye katilmak mecburiyeti veya istemi yokki, ben de, sende herkeste sadece dusuncelerimizi dile getiriyoruz, ben de her turlu dusunce dile getirimine ustelik onyargisiz olarak hazirim. Sirf seninle yazisirken degil; bir kendini musluman olarak ortaya koyanla bile yazisirken on yargim ve etiketlemem yoktur. Kisinin yazisini okurken, "o budur" gibi bir dusunceyle okumam, sadece yazdiklarindan "ne demek istemis, neye deginmis, bu konuda ne dusunuyormus v.s." diye okurum. Hem bilgi alis verisi icin, hem de dusuncesinden yazari tanimak icin. Aslinda, uzerinde dusunce yurutmeden ve kendi oz iraden ile sorgulamadan, bana katilman beni uzer. Cunku sonucta kendi kararlarini kendin verirsin. Benim imzamda dusuncemi ortaya koyuyor.


Saygılarımla....

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
16-05-2010, 16:43
Saygideger arkadaslar;

Bir birey olarak, icsesimi dile getiriyorum.

"Bre gafil, bilmezmisin ve hala ogrenemedin mi, bazi basliklar dokunulmaz ve hasmetmaab basliklaridir, sen hangi curetle, oralara mesaj yazmaya cesaret ediyorsun. Ustelik mesajinin icerigi, ne kadar sana gore onemli ve algi gerektiren oldugunu bile bile, harcanmasina neden oluyorsun? Eeee, kendi dusen aglamaz, ondan sonra da oturup, neden bu mesajim "kirler" bolumune tasindi diye "hayiflanma."

Bir daha da bilhassa, boyle "onemli" basliklara mesaj atmamayi ogren. Yoksa mesajinin sonu, kirler bolumu olur."

Bu mesaj kimseye yonelik degil; sadece bir ic sesin dile gelmesidir. Yani bir cesit, bireyin kendi dusunce ve davranisinin sonucunu sorgulayarak, bir sonuca varmasi. Herkese kendi kendini sorgulamasi ve ic sesine, kulak vermesi, onun gelismesi, ilerlemesi v.s. adina tavsiye edilir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Dr. Neo
16-05-2010, 17:23
Saygideger arkadaslar;

Bir birey olarak, icsesimi dile getiriyorum.

"Bre gafil, bilmezmisin ve hala ogrenemedin mi, bazi basliklar dokunulmaz ve hasmetmaab basliklaridir, sen hangi curetle, oralara mesaj yazmaya cesaret ediyorsun. Ustelik mesajinin icerigi, ne kadar sana gore onemli ve algi gerektiren oldugunu bile bile, harcanmasina neden oluyorsun? Eeee, kendi dusen aglamaz, ondan sonra da oturup, neden bu mesajim "kirler" bolumune tasindi diye "hayiflanma."

Bir daha da bilhassa, boyle "onemli" basliklara mesaj atmamayi ogren. Yoksa mesajinin sonu, kirler bolumu olur."

Bu mesaj kimseye yonelik degil; sadece bir ic sesin dile gelmesidir. Yani bir cesit, bireyin kendi dusunce ve davranisinin sonucunu sorgulayarak, bir sonuca varmasi. Herkese kendi kendini sorgulamasi ve ic sesine, kulak vermesi, onun gelismesi, ilerlemesi v.s. adina tavsiye edilir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Vicdan, Hakk'ın seslenişidir. Liyakatsız kalmıyanlarca değerlendirilir.

evrensel-insan
17-05-2010, 22:21
Saygideger Dr. Neo;

Vicdan, Hakk'ın seslenişidir. Liyakatsız kalmıyanlarca değerlendirilir.-Dr. Neo-

Buradaki vicdan'in hak ile bir ilgisi yoktur, tamamen bir insanoglu urunudur. Icerigi de, hem kendine hem de baskasina dusunsel ve fiziksel zarar vermemektir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

agnostik_25
21-02-2011, 05:36
Ben korku duygusu ve hislerle alakalı bir baslık acmak istiyorum ama olmuyor...

Astur
21-02-2011, 07:01
10 mesajdan önce başlık açılamıyor sevgili agnostik 25, bazı yeni üyeler başlık açma özelliğini istismar ettiğinden böyle bir önlem almak gerekmişti.