ozgur_beyin
25-04-2010, 18:13
elimde bulunan 1978 yılıbasımı ulusal kültür adlı kültür bakanlığı dersini karıştırırken. metin and'ın islamda tragedya kahramanı ve tragedya örnekleri adlı yazısını tekrar tekrar okudum. buraya aktarmayı düşünürken google abide bir arayayım dedim baktım biri aktarmış o aktarmayı bende cafe bölümüne aktarayım dedim. hz hüseyinin matemini daha iyi anlamamızı anlayacağımızı düşündüm. ve aktarıyorum
İSLAMDA TRAGEDYA KAHRAMANI
VE
TRAGEDYA ÖRNEKLERİ
Metin And
İslam dünyası Aristoteles’in Poetika’sını tanıyordu. Ya çeviri, ya da özet yoluyla Arap yazarları buradaki çeşitli tragedya kavramlarını değişik terimlerle karşılamışlardı; Sözgelimi, Ebu Bişr Metta b. Yunus, ya da İbni Sina gibi. Bu tanışıklıktan ne yazık İslam dünyasında bir dramın varlığını söyleyemeyiz. Ancak bir dramın, bir tragedyanın doğumu için, ritüel ve mithos’a uygun ortam, ve koşullar yeterliydi. Özellikle Şii’lerde Muharrem uygulamaları ve buradan doğan Taziye, denebilir ki İslam dünyasının yaratabildiği tek dramdır. Gerçi ritüel ve mithos’un drama yani Taziye’ye dönüşmesi çok yakın tarihte gerçekleşmiştir, ancak bu oluşumu hazırlayan etkenlerin içinde gene dramatik öğeler buluyoruz. Konu Anadolu Türkiyesi’ni de yakından ilgilendirmektedir. Bunlar üzerinde çeşitli incelemelerimde durmuştum.(1)
Taziye ne ölçüde Yunan tragedyasına benzer, ne ölçüde ondan değişiktir? Temmuz 1977’de Atina’da toplanan Uluslararası Kongre’nin konusu Yunan tragedyasıydı. Bu kongreye sunduğum uzun bildiride(2) Taziye ile Yunan tragedyasını gerek kökenleri ve oluşumu, gerekse dramatik yapısı ve tekniği açısından ayrıntılı karşılaştırmıştım. Bu bildiri henüz yayımlanmadı ancak Yunanca’ya çevrilip resimli olarak THEATRO dergisinde yayımlandı. Çok ayrıntılı ve uzun bu karşılaştırmaya burada yeniden dönecek değilim, ancak iki dram arasındaki bir iki önemli noktaya kısaca değinmek isterim. En önemlisi trajik tersinleme (tragic irony) bakımındandır. Her iki dramın seyircisi olaylar dizisini, öyküyü çok iyi bilirler. Ancak Yunan tragedya kahramanının yazgısını bilmemesine karşın, Taziye kahramanının alın yazısının, sonunun üzerine ön bilgisi vardır. Başta eksen kişi Hazret-i Hüseyin olmak üzere tüm kahramanlar ne zaman, nasıl öleceklerini ya da sonlarının ne olacağını bilirler.
Her iki dramda da insan yazgısı önemlidir. Gerçi çektikleri onları yüceltirse de Yunan tragedya kahramanında insan, ne denli soylu, yüceltilmiş olursa olsun, Tanrıların istemine karşı eylemleri için cezalanacaklardır. Oysa Taziye’de Hazret-i Hüseyin, Tanrının istemine karşı çıkmaz, öyle ki Tanrının isteğini yerine getirmek uğruna, utkuya sırtını çevirir. Hazret-i Hüseyin ve yandaşları Tanrının değil insanoğlunun istemine başkaldırır.
Yunan tragedyasında kahramanın eylemi Tanrının istemine karşıysa kusurlarının değçesini ödemelidir. Taziye’de ise, kişi ne denli haklı ve kusursuz olursa olsun gene de acı çekmeli ve yok olmalıdır. Yunan tragedyasında kahraman, yıkıntıya götürmesine karşın, gerçeği bulmak, ona erişmek ister. Oysa Taziye’de gerçek, kahraman için bellidir, Yunan tragedyasının tersine gerçeği başkalarının da öğrenmesini ister. Yunan tragedyasında kahramanın karşıtı yazgısı, dolaylı olarak Tanrılardır. Taziye’de Tanrı, Hüseyin’in yol göstericisi, koruyucusudur, karşıtı ise insan oğludur. Yunan tragedyasının Tanrıları acımasızdır, hoşgörüleri yoktur, öç alıcıdırlar. Bunun gibi Taziye’de Suriye ordusu, onun komutanları İbn Saad ve Şimr, sanki Yunan tragedyasındaki Tanrılar gibidir. Bu ordu ve komutanları Taziye’de en önemli dramatik karşı güçtür. Yunan tragedyasında trajik kahramanın Tanrılara baş kaldırması, bunun sonunda yok olarak yücelmesi, ululanması gösterilir. Taziye kahramanı, kendi eliyle değil fakat öteki insanların eliyle yok olur. Yunan tragedyası dine, Tanrıya saygılı ile günahlı ayrımını yapmaz. Seyirci bakımından kimin cennete kimin cehenneme gideceği üzerinde durulmaz. Taziye ise seyirciye, kişiler üzerine değer yargılarıyla sunulur. Yukarıda da belirttiğim gibi, bu benzeşmezliklerin yanı sıra Yunan tragedyasıyla Taziye arasında çok yakın ve benzeşen ortak noktalar bulunmaktadır, ancak burada konumuz bu değil. Ayrıca buraya dek söylenenler aşağıda özetle verilecek Taziye örneklerinden de çıkarılabilir.
İSLAMDA TRAGEDYA KAHRAMANI
VE
TRAGEDYA ÖRNEKLERİ
Metin And
İslam dünyası Aristoteles’in Poetika’sını tanıyordu. Ya çeviri, ya da özet yoluyla Arap yazarları buradaki çeşitli tragedya kavramlarını değişik terimlerle karşılamışlardı; Sözgelimi, Ebu Bişr Metta b. Yunus, ya da İbni Sina gibi. Bu tanışıklıktan ne yazık İslam dünyasında bir dramın varlığını söyleyemeyiz. Ancak bir dramın, bir tragedyanın doğumu için, ritüel ve mithos’a uygun ortam, ve koşullar yeterliydi. Özellikle Şii’lerde Muharrem uygulamaları ve buradan doğan Taziye, denebilir ki İslam dünyasının yaratabildiği tek dramdır. Gerçi ritüel ve mithos’un drama yani Taziye’ye dönüşmesi çok yakın tarihte gerçekleşmiştir, ancak bu oluşumu hazırlayan etkenlerin içinde gene dramatik öğeler buluyoruz. Konu Anadolu Türkiyesi’ni de yakından ilgilendirmektedir. Bunlar üzerinde çeşitli incelemelerimde durmuştum.(1)
Taziye ne ölçüde Yunan tragedyasına benzer, ne ölçüde ondan değişiktir? Temmuz 1977’de Atina’da toplanan Uluslararası Kongre’nin konusu Yunan tragedyasıydı. Bu kongreye sunduğum uzun bildiride(2) Taziye ile Yunan tragedyasını gerek kökenleri ve oluşumu, gerekse dramatik yapısı ve tekniği açısından ayrıntılı karşılaştırmıştım. Bu bildiri henüz yayımlanmadı ancak Yunanca’ya çevrilip resimli olarak THEATRO dergisinde yayımlandı. Çok ayrıntılı ve uzun bu karşılaştırmaya burada yeniden dönecek değilim, ancak iki dram arasındaki bir iki önemli noktaya kısaca değinmek isterim. En önemlisi trajik tersinleme (tragic irony) bakımındandır. Her iki dramın seyircisi olaylar dizisini, öyküyü çok iyi bilirler. Ancak Yunan tragedya kahramanının yazgısını bilmemesine karşın, Taziye kahramanının alın yazısının, sonunun üzerine ön bilgisi vardır. Başta eksen kişi Hazret-i Hüseyin olmak üzere tüm kahramanlar ne zaman, nasıl öleceklerini ya da sonlarının ne olacağını bilirler.
Her iki dramda da insan yazgısı önemlidir. Gerçi çektikleri onları yüceltirse de Yunan tragedya kahramanında insan, ne denli soylu, yüceltilmiş olursa olsun, Tanrıların istemine karşı eylemleri için cezalanacaklardır. Oysa Taziye’de Hazret-i Hüseyin, Tanrının istemine karşı çıkmaz, öyle ki Tanrının isteğini yerine getirmek uğruna, utkuya sırtını çevirir. Hazret-i Hüseyin ve yandaşları Tanrının değil insanoğlunun istemine başkaldırır.
Yunan tragedyasında kahramanın eylemi Tanrının istemine karşıysa kusurlarının değçesini ödemelidir. Taziye’de ise, kişi ne denli haklı ve kusursuz olursa olsun gene de acı çekmeli ve yok olmalıdır. Yunan tragedyasında kahraman, yıkıntıya götürmesine karşın, gerçeği bulmak, ona erişmek ister. Oysa Taziye’de gerçek, kahraman için bellidir, Yunan tragedyasının tersine gerçeği başkalarının da öğrenmesini ister. Yunan tragedyasında kahramanın karşıtı yazgısı, dolaylı olarak Tanrılardır. Taziye’de Tanrı, Hüseyin’in yol göstericisi, koruyucusudur, karşıtı ise insan oğludur. Yunan tragedyasının Tanrıları acımasızdır, hoşgörüleri yoktur, öç alıcıdırlar. Bunun gibi Taziye’de Suriye ordusu, onun komutanları İbn Saad ve Şimr, sanki Yunan tragedyasındaki Tanrılar gibidir. Bu ordu ve komutanları Taziye’de en önemli dramatik karşı güçtür. Yunan tragedyasında trajik kahramanın Tanrılara baş kaldırması, bunun sonunda yok olarak yücelmesi, ululanması gösterilir. Taziye kahramanı, kendi eliyle değil fakat öteki insanların eliyle yok olur. Yunan tragedyası dine, Tanrıya saygılı ile günahlı ayrımını yapmaz. Seyirci bakımından kimin cennete kimin cehenneme gideceği üzerinde durulmaz. Taziye ise seyirciye, kişiler üzerine değer yargılarıyla sunulur. Yukarıda da belirttiğim gibi, bu benzeşmezliklerin yanı sıra Yunan tragedyasıyla Taziye arasında çok yakın ve benzeşen ortak noktalar bulunmaktadır, ancak burada konumuz bu değil. Ayrıca buraya dek söylenenler aşağıda özetle verilecek Taziye örneklerinden de çıkarılabilir.