PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : yine beyin yine beyin


gameover
28-02-2006, 23:13
bir hisse kapıldığımız için mi beyin faaliyete geçer yoksa beyin çeşitli faaliyetlerde bulunduğu için mi bir takım hisler içine gireriz?hislerimiz beynimizin bize yaptığı illüzyonlar mıdır ? bu konuda sadece bilgisi olan arkadaşların kaynak vererek bizleri bilgilendirmesini rica ediyorum.

kalbimizde sevgiyi bize hissettiren nedir ? sevgi hissetmek istediğimiz için mi hissederiz yoksa gerçekten sevgi var olduğu için mi ? hissettiğimiz sevgi beynin salgıladığı çeşitli kimyasallara mı dayanıyor yoksa sevgiyi hissettiğimizde mi o kimyasallar salgılanıyor ve sinirsel etkileşimler oluyor ?

saygılar.

korelmis
28-02-2006, 23:23
bir hisse kapıldığımız için mi beyin faaliyete geçer yoksa beyin çeşitli faaliyetlerde bulunduğu için mi bir takım hisler içine gireriz?

Aslında her ikisi de doğrudur gameover kardeşim... Mesela klavyenin tuşlarına basmak istediğin an, beynin faaliyete geçer ve beyinden başlayan elektriksel uyarı parmağı hareket ettiren kaslara kadar iletilir.

Aynı zamanda beynin elektrokimyasal yapısı, hislerini etkiler. Mesela görme sinirinden iletilen elektrik akımı, beynin arka kısmına kadar ulaşır ve sen "görüntü" algılamış olursun. Yine beyindeki çeşitli kimyasalların miktarı, hislerini etkiler. Bu nedenle, çeşitli ilaçlarla beyindeki kimyasalların mikatarını değiştirerek, psikiyatrik hastalıkların tedavisi yapılabilmektedir.

Senin de ifade ettiğin gibi gameover kardeşim, bir de kalbimiz vardır. Onun da duygusal sistemin bir parçası olduğuna ilişkin yeni bilimsel verilere ulaşılmıştır. Aşağıdaki forum sayfasında bu konu hakkındaki bir tartışmaya ulaşabilirsin. Oradaki "kor" benim...


Kalp Konusunda Bilim Kuran'a Doğru İlerliyor..., Kalbin Duygusal Yönü! (http://www.ateizminsonu.com/forum/index.php?s=c07bb9b9943e6260dd7d5f17be3cc2ef&showtopic=424)

gameover
28-02-2006, 23:30
beyindeki bazı kimyasallar arttırılıp azaltılarak çeşitli tedaviler uygulanmaktaysa bu konu ruh denilen olguyu etkisiz hale getirmiyor mu ?

korelmis
28-02-2006, 23:44
"Ruh" "etkilenen" olup, "kimyasallar" da "etkileyen" olunca, "ruh" kavramı neden ortadan kalksın ki gameover...

Yukarıda bir örnek verdim... Sen(ruh) isteyince, beynin yapısı değişiyor ve bir elektriksel uyarı doğuyor ve bu da parmakları hareket ettiriyor diye...Görülüyor ki burada beyin kendi yapısını değiştirmiyor, bir başka "şey" onu etkiliyor ki işte buna "ruh" diyoruz. Yoksa durup-dururken tamamen maddeden oluşan beynin bir anda kendiliğinden iç yapısının değişmesini ve parmakları hareket ettirmesini bekleyemeyiz.

Ruh, maddi aleme beyni kullanarak etki ediyor.(Klavyenin tuşlarına basmak gibi). aynı zamanda ruh, beyin ile şuur buluyor ve onun yapısından da etkileniyor... Bu nedenle beyindeki kimyasalların miktarı ruhsal yapımız üzerinde etkilidir.

korelmis
28-02-2006, 23:51
Ayrıca şöyle düşünebiliriz. Beyindeki kimyasallar değişince "sen"in hislerin değişmiş oluyor, (endişe, mutluluk, depresif hal gibi) ama "sen" değişmiş olmuyorsun. "sen" yine "sen"sin yani.

gameover
01-03-2006, 00:09
teşekkürler korelmiş kardeşim.bunları düşünücem.bu yazdıklarınla ilgili bir kaynak verebilir misin bana ?

korelmis
01-03-2006, 00:19
Gameover, beynin nasıl işlediği konusunda herhangi bir fizyoloji kitabını okuyabilirsin. O zaman sen de bir boşluk olduğunu çok açık olarak fark edeceksin eminim. Bana cevap yazarken klavyenin tuşlarına basmak için senin beyninde elektriksel uyarılar doğuyor. Bu elektriksel uyarıların ortaya çıkmasına yol açan şey nedir? Oturduğun sandalyede o an hiçbir değişiklik yaşanmazken benzer maddelerden oluşmuş beynindeki elektrokimyasal yapı niçin o an değişmektedir?

gameover
01-03-2006, 00:28
sevgili korelmiş dostum,

ben ruhumun varlığını hissediyorum ama bu aralar bunların bize beynimizin bir illüzyonu olup olmayacağı konusunda düşünmeye başladım.fakat biliyorum derinlerimde bir yerde farklı bir varlığım var.bunu çözmek galiba şimdilik bizim için imkansız.ruhla madde o kadar içiçe ki.bu sırrı anlamak çok zor olsa gerek.

doğruyu bulabilmek için inandığım herşeyi sorgulama ihtiyacı hissediyorum.bu konuda Tanrı nın bizi hoşgördüğünü düşünüyorum.

en doğru bildiklerimizi bile sorgulamamız, akıl,mantık,vicdan,sezgi gibi özelliklerimizi son noktasına kadar kullanıp vicdanlı kararlar almamız gerektiğini düşünüyorum.

saygılar.

korelmis
01-03-2006, 00:37
İyi niyetli olduktan sonra ve doğruya ulaşma amacı güdüldükten sonra, düşünmeye kim ne diyebilir ki? Yeter ki "düşünme" var olan inancı pekiştirmeye yönelik değil, doğru olanı bulmaya yönelik olsun...Senin samimiyetine inandığımı daha önce de ifade etmiştim. Rabbim bizleri, tıpkı onun bize öğrettiği duada olduğu gibi "Dosdoğru yola eriştirsin."

liopleurodon
01-03-2006, 12:17
Onun da (kalp) duygusal sistemin bir parçası olduğuna ilişkin yeni bilimsel verilere ulaşılmıştır.

Ne bilimsel verisi, ne yenisi.. Sana bilimsel verilerle desteklenen yeni bir şeyi söyleyeyim bak. Karaciğer naklinden sonra insanların psikoloijk bazı değişimler yaşadığı, bunların ise organ nakli, ölüm yakınlığı vs. gibi travmatik bir sendrom ile açıklanamadığına dair araştırma sonuçları mevcut.

Beyin vücuttan ayrı bir parça, oluşum değildir. Beyin kalptende, karaciğerden de, böbrektende informasyon alır ve duygularınız, karakteriniz, düşünceleriniz vs. üzerinde hepsinin etkisi vardır. Beyin bu noktada anahtar roldedir. Mide boşalır. Doldurmak gerekir ve beyin buna göre diğer organları harekete geçirir. Bir takım bezler testesteron salgılar, bunlar sperm üretilmesini sağlar. Ve insan bunları atmak ihtiyacı hisseder. İşte bu da gidip bir kız tavlamaya çalışmasındaki bir numaralı etmendir. Kısaca, vücut bir bütündür. Duygular, düşünce vs. üzerine doğrudan veya dolaylı hemen hemen tüm organların (az veya çok) etkisi vardır..

master
03-03-2006, 04:08
Ruh" "etkilenen" olup, "kimyasallar" da "etkileyen

Ruh etkileyen beden ve kimyasallarda etkilenen olması gerekmiyomu?

Klavyeenin tuşuna basma isteği ruhum düşünceme aksettiriyo o düşüncede beynimde algılanıyo ve kolum kalkıp tuşaa basıyo

Senin yazdınıı anladım korelmişş dostumm ama acaba tam tersi olmalı diilmi senin yazdının

varucan
03-03-2006, 04:41
Sevgili Gameover, hic bitkisel hayat yasayan birini gordun mu?
Beyin faaliyeti durdugunda,ne ruh kalir,ne ask ne sevgi ne de uzuntu. Hepsi beynin yarattigi ,sartlandirilmanin sonuclaridir.
Brain dead dedigimiz durumdaki bir insanda hicbir din ,peygamber,tanri mevhumu da kalmaz.
Bilmem bu sana birseyler acikliyor mu?

K.C.
06-06-2008, 21:51
Ruh (varsa) ne ilginç madde ötesi bir varlıktır (?) ki, maddeyle (ruh sağlığını düzenleyen ilaçlarla) yapısını değiştirebiliyoruz.

Yoksa ruh, madde ötesi bir varlık değil de, maddenin ta kendisi midir?

evrensel-insan
07-06-2008, 02:25
Saygideger K.C.;

Seyin otesi, zaten kavramdir-yansisal bilginin turevi veya duyumsal sezgi- ve seyle ozdeslesmistir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

vartor
07-06-2008, 03:00
Sevgili K.C.
. Eger beyin madde ise, ruh da maddenin yarattigi bir urun sayilabilir. Kimyasal etkilerle etkilenebilen bir ruh hali degistirilebildigine gore, ruhu maddeden ozgur tanimlamak tamamen yanlis olacaktir.

K.C.
07-06-2008, 03:10
Kesinlikle varthor ağbicim,
hatta basit bir deney bile düşündüm birden. :D

kişi öldükten, yani organlarının tüm işlevi sona erdikten sonra o kişiye bir kimyasal enjekte etsek ruh hali değişir mi değişmez mi?

Yani bu kimyasalın asıl etkilediği madde ötesi bir ruh mudur yoksa belli fonksiyonları olan organlar mıdır?

Bir kimyasal, ruhu ancak organlarının fonksiyonu devam ederken etkileyebiliyorsa buradaki etki ruha mıdır, organlara mıdır?

saçmaladım mı ne?

vartor
07-06-2008, 04:03
hic de sacmalamadin, beyin oldukten sonra diger organlar yasasa bile (ki bitkisel hayat dedigimiz durumda) , ruh dedigimiz seyden eser kalmaz. Ilahi aciklamayla bedenden ayrilmis olur ruh beyinin olmesiyle.

YIWALY
11-06-2008, 11:43
Beyinden parmak uçlarına ulaşan uyartıların göndericisi nedir? Diye söylediğin şey ruh olamaz. Kendini "kendin" olarak hissetmene neden olan şeyde "ruh" değildir. Kendini bütünüyle bir varlık olarak hissetmene neden olan şey bilinçtir. Peki bilinç nedir? Beynin bilinç ile ilgili bir bölümünün olduğu zaten biliniyor. Ancak bu bölümün nasıl olupta beyinden sinyalleri birleştirip seni sen yaptığı halen meçhul. Senin görme duyunu çıkardığımızı düşünelim. Beyin görme duyunu kullanamayacak ve benliğinden "görme" duyusu eksilmiş olacak. Yani ruhun görmek için gönderdiği sinyaller değil de beynin bir bütün olarak görme organını algılayamaması nedeniyle göremeyeceksin.
Ruh varsa maddeyle bir bağlantısı yoktur. Eğer varsa maddedir, yada başka bir formudur.

pante
11-06-2008, 22:37
İslam'da ruh inancı vardır.
Kur'an'daki ruh ise tartışılan bir konudur.
Örneğin Naziat-1-2 ayetlerinin diyanet meali şöyle:

Andolsun (kâfirlerin ruhlarını) şiddetle çekip çıkaranlara,
Andolsun (mü'minlerin ruhlarını) kolaylıkla alanlara,

http://www.kuran.gen.tr/?x=s_main&y=s_...id=1&sid=79

Parantez içleri, İslam'ın insan ruhuna inancını ortaya koyar.

Kur'an'dan anlaşılan ise şudur:
Allah ruhla veya kendi ruhuyla insanlara can verir (Adem'e ve İsa'ya).
Artık o insan bir ruh değil, can sahibidir. (Diğer insanlar ise can'ı spermlerden alır)
Ruhun ne olduğu hakkında insanlara bilgi verilmemiştir.
Cebrail de ruhtur, kutsal ruh. Fakat bu ruh (Cebrail) ile diğer canlılık veren ruh farklı anlamlardadır. Nitekim "sana ruhu sorarlar" ayetindeki ruh, Cebrail değildir. Adem'e, İsa'ya üflenen ruhtur.

Bir benzetmede bulunursak ruhtan kastedilen "ocağı yakmak için kullanılan kıvılcım, ateş gibidir. Ocak vardır, gaz vardır ama yakmak için kıvılcım, ateş ister.
Çakmak çakılınca gaz ateşe dönüşür.
İnsan da yaşadığı sırada bir ateşe, enerjiye sahiptir. Nasıl ki ocak kapanınca ateş söner, insan da ölünce ateşi, enerjisi yokolur.

Yeniden dirilişte de ruh yine çakar ve ölüler yeniden ateşe kavuşur, canlanır.

Beyni, vücudu kullanan bu ateştir, enerjidir. Tek başına bu enerjinin hiçbir fonksiyonu yoktur. Çünkü maddeden bağımsız varolamaz. Enerjisiz beyin olamaz, beyinsiz enerji olamaz. Bilgiye, hafızaya sahip olan ise enerji değil, beyindir. Beyin ölünce enerjide ölür. Bu enerjiye ister can, ister nefs, ister ruh deyin.