Orijinalini görmek için tıklayınız : İnancımı kaybettim ; Hükümsüzdür :)
Arkadaşlar, öyle uzun öykü felan beklemeyin benden. Kısaca TD ye duyurmak istedim .
Hrıstıyan inancından vaz-geçiyorum .Tanrı(lar),cennet,cehennem,in-cin-peri,melekler gibi kavramların düşünme organı olan beynin ürettiği fikir olduğunu fark ettim. Bu yüzden bu kavramları reddediyor ve gerçeklikten uzak hayali konular olduğunu söylüyorum. Dini inanç mentalite temelinde bir gerçeklik ifade etmiyor ve bilimsel temelli olmadığından benim için hiç bir önemi yok. Görünmeyen bir zürafanın olduğuna da iman edebilirim ama bu inancım /imanım o zürafayı var kılmaz. Kavramları sorguladım, akıl süzgecinden geçirdm ve bu sonuca ulaştım.
Her varlığın bir yaratıcısı varsa , O zaman Tanrı dediğimiz adamı kim ne zaman var etti ? Burdan hareketle ;
her varlığın bir yaratıcısı /var edeni vardır.
Tanrı bir varlıktır.
O halde tanrının da bir yaratıcısı vardır.
Çok basit bir önerme.Ki sosyoloji okuyanlar yada azıcık genel kültürü olanlar tanrının nasıl bir evrim geçirdiğini de bilirler. Varlığı açıklarken hayali/ mitolojik varlıklara başvurmak yerine yine varlıkla nesnel bilimsel açıklamaya çalışmak en doğrusu. Oltayı gök'e atmıyorum .Orhan hançerli oğlunun düşünce tarihi kitabı gerçekten bana yardımcı oldu.
Algımdaki bu değişimden dolayı bazı hrıstıyan arkadaşlarım beni dışlayacak/ sapkın ilan edicek bunu biliyorum ama doğruluğu sonsuz inanç (hrıstıyanlık ),pratikte hayata geçirilmezse )zaten masaldır.Hikayedir.Bir gerçekliği yoktur.
Unutmadan bana yardımcı olan, tüm arkadaşlarıma da teşekkür ederim.
herkese duyrulur.
saygılar
insan_olmak
04-05-2010, 18:10
hallelujah akıl dirildi :)
sevgili natan aklın yolunu seçtiğin için senin adına inanan çok mutlu oldum.
aydınlanma için bir mum daha yakmış oldun kutlarım
sevgilerimle
insan_olmak
Gerçeğe ne kadar da güzel bir adım. Kutluyorum sizi Natan. Özgürlük düşüncesini doya doya yaşayabilmenizi dilerim.
Saygı ve selamlar
sevgili natan
nasıl sevindim bilemezsin.
akıl insanı olduğunu zaten hissediyordum.
seninle bir kişi daha fazlayız.
bir gün gelecek bütün insanlık kurtuluşu kendi elleriyle akılla bilimle sağduyuyl iyilikle paylaşımla kuracak diye umud ediyorum.
sen umutlarımı yeniden yeşerttin.
müşkülpesent
04-05-2010, 18:28
Sevgili Natan, senin adına gerçekten sevindim. Akıl referans olarak kullanılınca, sağlıklı yolda yürümek kaçınılmaz olur.
Natan dostum hristiyanlığı savunup durdun bugüne kadar , çok uzun zamandır girmiyorum, durumuna şaşırrdım.
Umarım Allah'ı en kısa zamanda bulursun, eşsiz ve benzersiz , teklik ilkesinin temeli olan Allah'tır.
Yaratma oplayına gelkince yaratmak insan düşüncesine giren bir kavram , yaratıcının yaratıldığı düşünülemez, ezeli ve ebedi tek varlık elbette olabilir.
sayın mongus
natanın gösterdiği düşünsel samimiyeti sizin de göstermenizi ve aklınızı özgürleştirmenizi dilerim.
yaratıcının yaratılmış ve zihinsel varoluştan başka bir varoluşa sahip olmayan bir şey olduğunu natan sanırım zaten düşünüyordu.
cesaretini topladı ve aklını temizledi.
hepimiz aynı yoldan geçerek geliyoruz.
ve yaptığı şeyin ne çok zorlukları olduğunu biliyoruz.
belki de bütün sosyal ilişkilerini yenilemek zorunda kalacak.
aslında pek çok insan yaratıcının yaratılmış bir imgeden ibaret olduğunu bir çok kez farkediyor.
ancak kendini inandırdığı sonsuz hayattan ve sosyal konumundan vazgeçemiyor.
sayın mongus
akıl biliyor ama cesaret de gerekiyor.
sizi de bekleriz.
Anarchist dostum, benim düşüncem gökten indirildiğimiz şu fani dünyadan geri vatanıma cennete ve rabbime dönmektir. Çilemi doldurup , derdimi çekip huzura ermektir. bak ne güzel söylemiş Aşık Veysel
şaşar Veysel iş bu hale
kah ağlayıp gahi güle
erişmek için menzile
gidiyorum gündüz gece
Bende başa gelene rıza gösteriyorum
Tabi insan haklarını daima savunuyorum
Çünkü Hakkın kulu , hakkın dostuyum.
kendini uyanık zannedenlerin cezasını elbette verecek Allah bizi bekliyor.
Kalplerin güzelleği ve kiri elbette hesap günü yargıya çekilecek.
Cennetin bekçisi Rıdvan rıza gösterendir.
Cehennemin bekçisi malik mülk sahibidir. , mal sahbi olmak isteyendir.
Sonsuz rızk ve rahmet kapısı evrenin ulaşılmazlığından bile belli.
Bende sonsuz huzuru isteyen kalbimle teslim olmuşum, aciz bir insan olup , dünyaya mahkum olduğumu çok iyi biliyorum.
O yüzden değişmeyen bu gerçek benimlew hep var olacaktır.
SAYGILAR Anarchist.
Tüm arkadaşlarıma çok teşekkür ederim.
Ailemde bir ben inançlıydım :) şimdi hepten inançsız olduk be yahu :D
Bence bir şeyi inançla temellendirmek onun doğruluğunu göstermiyor.Onun dayanağı ,bilim akıl ve mantık olmalı. Bu tür kavramlar yıkıldı şimdi, gökte bir jandarma yok . ajandasına sürekli sevap , günahları not etmiyor. İnsanları gözetlemiyor. Şimdi gerçekten komik geldi.ataerkil dönemden kalma , efsanelerden kurtuldum. Kendimi daha da geliştiricem. :playball:
Şimdi mutluyum. Huzurluyum.
Sevgiler saygılar
Kimse hakkıyla yorumlamasa da böyle bir özgürleşmeyi özelde, yeni bir doğuştur birey için inançsızlık. İnanırların aksine fethe hazırlıktır bilgiyi. Yaratan yok, hazır mekanizmalar yok, varlık var. Yaradanı "var edeni" anlamak var. Anladıkça sevmek var, aklı, bilgiyi, erdemi. Anladıkça nefret var akla, fikre, bilgiye, eskiden erdemli bildiklerine. Çalkalanma var. Ha birde meditasyon, yoga, moga, gaga, gugu yok, düşünmek var bolca.
Sevindim senin adına, sanki son zamanlarda farkeder gibi de olmuştum inançsızlığını.
saygıyla.
ozgur_beyin
04-05-2010, 20:50
sevgili natan çok cesurca bir karar tebrikler. benim anlamadığım bir şey var onu söylemeden edemiyeceğim.
islamiyet, hrıstiyanlığa göre daha ayakları yere basan bir din çünkü
peygamberi ve kitabı daha gerçekçi veyaşadığını biliyoruz. elimizde tek yazardan çıkmış bir kitabı var hrıstiyanlığın her şeyi derme çatma elde ki şeyler uydurma.hep birilerinin hayali
yani müslümanlıktan hrıstiyanlığa geçen yurdum insanları anlamakta zorlanıyorum.
neyse sanada geçmiş olsun sevgili natan
şimdi seni hrıstiyan forumdan şutlamasınlar
insan_olmak
04-05-2010, 21:01
sayın ozgur beyim hüküm getiren yeni kanıtlar diye bir kirap var türkçeyede çevirdiler.Misyonerler bol bol satıyor hediyede edebilirler.
bir tane edinin diyorum içinde İsa'nın yaşadığına dair tarihsel kanıtlar sunmaya çalışıyor.Hatta ben size Kitap'ın isa'ın tarihsel kişiliği ile ilgili türkçe bir link atayım özelden bir bakın.Yaşıyor mu yaşamıyor mu bende bilemeyeceğim ama bu iddalarada bakmamız gerekiyor diye düşünüyorum
saygılarımla
İslam'ın, Hıristiyanlığa göre daha ayağı yere basar bir din olduğu görüşüne katılmıyorum.
Örnek olarak verilen İsa'nın tarihi varlığı tartışmaları zaten sadece Hıristiyanlığı değil ki, aynı derecede İslam'ı da ilgilendiriyor. Yaşamadığının kanıtı aynı zamanda İslam'ın da yanlışlanması olur.
Genel olarak üç monoteist din de birbirinden saçma, akla aykırı, ayağı yere basmayan tonlarca şey içeriyor. Ama üçü arasında bir 'inandırıcılık' yarışı yapacak olsak, bir sonra gelen bir öncekinden çok daha az inandırıcıdır derim. Çünkü kendinden önceki dinin hikayelerini, masallarını, mucizelerini vs. olduğu gibi devralıp üzerine yenilerini ekliyor...
saygılarımla
ozgur_beyin
04-05-2010, 21:25
ulpian bunlar somutşeyler değil ikimizin görüşüde doğru olması mümkün veya aksi . bunu
tartışmak bile abesle iştigaldir
ayrıce ben öyle düşünüyor olama hakkım var seninde aksi
Aramıza hoşgeldin natan ,kutlarım..
Bireysel ilerleyişin adına çok sevindim sevgili Natan. Aydınlığının devamını diler ve kutlarım.
evrensel-insan
04-05-2010, 23:50
Saygideger Natan;
Seninle olan mesajlasmalarimizdaki algiladigim sezgiler, beni yaniltmadi. Cunku ben, bir birey olarak, senin mesajlarindaki gelismeyi, hem gozlemliyor, hem de takip ediyordum. Bu kararini, siteye aciklamakla, kendine olan, bilgi, bilinc, birikim guvenini de dile getirmis oldun. Senin adina, seni kutlarim.
Ayrica, bundan sonra da bir yardimim olacaksa, seve seve yaparim. Sen, bu bilinc asamasiyla, eger farkinda isen, ki oyle oldugunu umuyorum; yeniden dogdun ve bundan sonra hersey, herkes, her dusunce ve davranis; sana farkli gelecek. Bilincinin daha da acilmasini ve kendini, kendine tanitan bu ozguveninin yeni bilgiler ile percinlesmesini dilerim.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Sayin natan bizlere inanc empoze edenlerde cok iyi biliyorlar yukarda kimsenin olmadigini mesela din baronlari cok iyi bilir ama ne yapsinlar ekmek parasi,düsünebilmekmek güzelmis ,benim beyin damarlarim acildi düsünce cok daha net akiyor,kurtulduguna sevindim.saygilar
Natan hoş geldin abi, bir insanı daha özgür düşünürken görebilmek mutluluk verici samimiyetimle söylüyorum. Yeni düşüncelerinin filizlerini en kısa zamanda okumak isterim, vardır kafanda 1-2 taslak.
Sevgi ve saygılarımla.
Nihayet gercegi kavrayabildigine sevindim sevgili natan: gerci elinde sopasi Baba-ogul ve kutsal ruh uclusunden siyrildin ama simdi seni daha mesuliyetli bir hayat bekliyor. Artik kendine vermek zorunda olacaksin hesabi; ve bu daha kolay olmayacak, insanlik icin olacak mesuliyet duygularin.
simdi seni daha mesuliyetli bir hayat bekliyor. Artik kendine vermek zorunda olacaksin hesabi; ve bu daha kolay olmayacak,
Bir insan, kendine nasıl hesap verebilir ki? Ya kandırırsa biri ötekini?
Sayın Natan
İslam bu dünyadaki tek dindir. Bir gün İslam ile tanışmanızı Allah'tan dilerim.
Saygılar
UlulElbab
05-05-2010, 11:33
Sevgili dostum Natan,
Verdiğin kararın ufkunu daha da genişletmesini diliyorum.
"Farklı Tanrılar" düşüncesi farklı insanların Subjektif bakış açısının ürünüdür...
Sevgi dolu Tanrı ile Zalim ve acımasız, despot Tanrı sadece Filin farklı farklı "Körler" tarafından tarif edilişidir.
Hepsi birer "Yel değirmeni"dir...
Bu Tanrılar ile savaşanlarda herbiri birer "Don kişot" olan Ateistlerdir.
Bilinçlenme ve Aydınlanma yolunda durmak mümkün değil...Duranlar ise aslında durmuyor,bir kısır döngü içinde dolaşıyorlar...
Bu olgunlaşmanın doğal sonucudur.Şimdi bir "Rahatlama" sözkonusu ancak yakın zamanda yeni "Arayışlar" seni bekliyor...
Sende çatışmaksızın geçişini tamamlayanlardan olabilirsin...
Sevgili Natan,
Teist düzlem bir "Tırtılın Kelebek olabilmesi için gereklidir"...Bolca yaprak yer ve günü gelince etrafını sarmalar bir Koza oluşturursun...Sonra kozadan Bambaşka bir şekilde çıkar diğer Tırtılları kıskandıracak güzelliğe erişirsin...
Ben yıllardır "Müslüman DOĞMUŞ Tırtıllara" bunu anlatmaya çalışıyorum:)
Ama şunu bil ki Ateizm kesinlikle "Son Durak" değildir.
Sana tüm içtenliğimle başarılar diliyorum...
Sevgi ile...
UlulElbab
Sayın Natan, son zamanlarda yazdığın yazılarda bana sempatik ve sıcak gelen ancak açıklayamadığım mesajlar vardı.
İlk yazılarındaki sert üslup gitmiş yerine daha akılcı bir tarz oturmaya başlamıştı.
Yine de beklemediğim bir gelişme idi bu açıklaman.
Özellikle rahatlama ve özgürlük duygunu paylaşıyorum. Ben de yaşamıştım aynısını. Vicdanından başka hesap vereceğin bir merci olmaması ikiyüzlülüğün ve riyakarlığın en büyük ilacıdır. Çünkü hiç kimse vicdanını kandıramaz.
Saygılar.
Yazan, paylaşan tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.Önce bunu söyleyeyim :)
İkincisi Akıl isyan edip,zincirlerini kırınca ,kavramları daha net anlayıp sorgulayabiliyor. Farklı coğrafyalarda yaşayan insanlar dolayısıyla yaşadıkları toplumun getirdikleri tabuları/ kalıpları devralıyor. Kimse de çıkıp kavrammları kendilerinin oluşturduğunu fark etmiyor yada farkettiğini kabullenemiyor. Çünkü önünde koca bir din / tanrı duvarı var. Aklım yine isyan ediyor , karşımdaki dokunulamaz /sorgulanamaz /eleştirilemez olan bu "şey"ler nedir diye soruyor ,ve sonunda yıkıyor. Din, kendi anlayış ve duygularımızın bize bağımsız ve dışımızda varlıklar olarak göründüğü bir rüyadır. Dinsel akıl özne ve nesne arasında ayrım yapmaz, şüpheden muaftır . Yukarlardaki ne olduğu ve nerden geldiği bilinmeyen bi mafya babasını (çünkü sürekli tehtit ediyo ve ağzı da bozuk :) )Kabulenme üzerine kuruludur.Tanrının ve dinin dünyası mistik bir dünyadır, gerçeğin bozulmuş bir görüntüsüdür. Fakat tüm fikirler gibi bu fikirlerin de kaynağı gerçek dünyadadır ,insandadır.Aslında tanrının algılayış bozukluğu olduğunu gördüm.
Hrıstıyanlığı seçmemdeki sebep ;Alevi bir aileden geliyorum. İslami kurallara göre yaşamadım hiç ve islam hiç yoktu hayatımızda. Kuranı da pek bilmiyordum. Kaba sert bir din olarak algıladm hep ve küçüklüğümde başladım Turan Dursunun kitaplarını okumaya. Zaten O kitaplar sonraki yıllarda bana rehber oldu. Hrıstıyanlık daha sevimli ,sempatik görünüyordu.
Kiliselere gittim geldim. Ailem "Din boş iştir boşuna zaman harcama" derdi. Ben İsanın büyüsünde sarhoş olmuştum :)
Öte yandan Richard Dawkins'i okumaya başladım. Tanrı Ynılgısı,Kör saatçi ,Gen Bencildir, Ardından S.J. Gould .Sonra Orhan hancerlioğlunun Düşünce Tarihi adlı kitabı beni etkiledi. Ve bunların üzerinde düşünmeye başladım. Yapım gereği sürekli araştıran,soran sorgulayan biriyim. Şimdi mutlu ve huzurluyum. Masal ve efsanelerden korkmuyorum. :)
İyi temennide bulunan ve fikrini paylaşan tüm arkadaşlarıma tekrar teşekkür ederim.
Not: sevgili nova ,aklımda elbete bir iki şey var , şu anda yazmaktayım ,bazılarının da olgunlaşmasını bekliyorum :)
sevgiler saygılar
Sayın natan doğruyu bulmanıza sevindim. Sizin durumunuz çok kolay aslında. Zira her ailede "din boş iştir "diyen birileri bulunmaz. Daha doğrusu bir çoğumuz kucağımızda bir dinle dünyaya geldik. Kimimiz daha muhafazakar bir ailenin çocuğu olarak yetiştik, kimimiz daha rahat ailelerde büyüdük dini açıdan. Bu kuralları hiç sorgulamamamız gerekmedi zaten sorgusuz sualsiz kabul esastır. Bir çok inanan arkadaşımız şöyle der:
Biz sorguladık ve kafamıza uyuyor. Külliyen yalan . Çünkü sorgulamak objektif olarak yapılan bir şeydir. Baştan doğru olduğunu kabul edip sonradan bunları sorguladım demek orda var olan hükümleri , hayata uydurma ve doğrulatmak çabasından başka bir şey değildir.
Çevremde birçok insan var aslında kuran hükümlerinin anlatılan şeytan peri masallarının uydurma olduğunu düşünen .Ama yine de bir türlü yok diyemiyorlar. İçlerinde bir yerlerde sürekli "ya varsa " kuşkusu mevcut. Sanırım bazı şeyler olgunlaşmadan reddetmek çokta kolay olmuyor.
Bir beyin yikama olusturuyor dini telkinler; Daha beyinler herseyi algilamaya acikken kapilar kapattiriliyor ocu masallariyla. Tabi ki kurtarmak siyrilmak, korkuyu yenmek zaman alacaktir. Sitemize ugrayan cogu imanlilarin yoksa benim kaybedecegim birsey yok, ya varsa duz mantigiyla, yalniz kendilerini degil, inandiklari guc her neyse, onu da kandirmaya calistiklarini gorebiliyoruz. Yapacaklari iyiliklleri bile sevap diye , puan kazanmak gayesiyle yaptiklarini, dini bir alis veris vesilesi, ticarethane haline getirdiklerini fark etmezler bile. Sevgili natan'a, bundan sonra isin guclesti, kendine hesap verme zorunda kalacaksin dememin nedeni de bundan dolayi. Dini kurallardan ayrilmak, benim gozumde, genelde, daha ustun bir ahlak seviyesine, korku olmadan, insan gibi yasamak ve yasatma seviyesine ulasmak demektir.
teşekkür ederim ferzan ve vartor.
Aklın özgürlüğüyle dokunulmaz olan tabuların üzerine gideceğiz.
'ya varsa düz mantığı' mı?Hiç bir Müslüman ya varsa diye düşünmez,düşünmemelidir;hiç değilse ben 'ya varsa' şeklinde düşünmüyorum.Şu an nefes aldığımı biliyorsam,ya da ne bileyim elimi kolumu hareket ettirebildiğimin farkında isem Allah'ın varlığına da o denli inanıyorum.Peki bu kesin yargıya nasıl ulaşabiliyorum?!Manevi haz' dediğimiz olay burada devreye giriyor.Görüldüğü üzere herkesin de tadamayacağı bir olgu bu.Zaten bunlar Allah'ın var olduğunun birer kanıtıdır.(Örnekler fazlaca çoğaltılabilir.)Bu dünyada yaptığımız iyilikleri ticarethane haline getirdiğimizi söylemiş bir arkadaş.Şimdi size soruyorum siz neden iyilik yaparsınız?Karşınızdakini mutlu etmek için ya da ne bileyim kendinizin mutlu olacağınızı düşündüğünüz için değil mi?Bakınız iyilik yapanların sevap kazanacağı belirtilmiştir de.Yani Müslüman kişi iyiliği sadece iyilik yapmak için,karşısındakini mutlu edebilmek için iyilik yapar.Bir alış-veriş gibi görmez iyilik yapmayı.vartor isimli üye de dini kurallar ile korkuyu bağdaştırmış.Lütfen bu konuda bir örnek yazabilir misiniz buraya?
.Lütfen bu konuda bir örnek yazabilir misiniz buraya?
Aşağıdaki linke gözatmanızı öneririm. Ancak, islam forumumuzda, bu konuda daha fazla başlık altında, farklı düşüncelere ulaşabilirsiniz.
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=17850
Saygılar.
Evrende irade saibi olan tek canlı insandır.İnsan iradesiyle iyiyi kötüden,doğruyu yanlıştan,haklıyı haksızdan ayırabilir.Şimdi,sizin bilinç altınızda fazlaca büyüttüğünüz bu gereksiz yanma,haşlanma korkusu ebevenynlerinizin bilinçsizliği yüzünden edindiğiniz bir durumdur.Büyükler çocuklarına 'Bak çocuğum şu şu şu günahları işlersen öbür tarafta büyük acılar içinde yanacaksın' şeklinde bunu çocuklarına öğretmeye kalkarsa tabii ki korkar çocuk,keza korkmalıdır da.Çünkü bu kişi çocuk,çocuk yahu!Saf,temiz her şeyden habersiz,ne dersen onu benimser.Bir de şu açıdan ele alalım konuyu:Ebeveyn çocuğuna derk ki'Bak yavrum bu dünya bir imtihan dünyasıdr.Akol,küfür,yalan söylemek vs kötü şeyleri yaparsak cezalandırılacağız;iylilikten,dürüstlükten,İslam'd an vs iyi şeylerden ayrılmazsak mükafatlandırılacağız.'Bakınız bu şekilde bilgilendirilen bir çocuğun neyi benimseyeceği aşikardır.Dediğim gibi bilinçsiz insanlar yüzünden çocuklarımız küçük yaşlarda gerektiği gibi eğitim almıyor bu konuda.Bu işin sadece kötü yanları,cezası,cefası anlatılıyor.Çocuğa yaptıklarının sonucunda gelebilecek olumsuz durumların yanında olumlu durumlarını da anlatsana! Unutmayalım ki ''Ağaç yaşken eğilir''
Haklisin burn, onun icin, yasken egile bukule, her toplumda degisik cocuklar uretir. Yalniz ebeveynler degil, buna kendi arkadaslari da katkida bulunur. Kafasina bazi dogmalari gercekmis gibi sokulan cocuklar da, dusunmeyi terk edip, kolaya kacmayi yegleyip, bukulemez odun haline cocuk yasta erisir....
Gerçek olduğu için o düşünceler kafasına sokulduğundan bir problem yoktur.Ayrıca bu kişi çocuk da olsa düşünmeden karar vermez.Önce aklına sokulanları bi düşünür beyninde,sonra kendince doğru olana karar verir.
Tek gerçek, bizim de içinde olduğumuz, duyusal olarak algılanabilen maddi dünyadır. Bilincimiz ve düşüncemiz, ne kadar duyuların üstünde görünürlerse de, maddi ve bedensel bir organın, yani BEYNİN ÜRÜNÜDÜRler. Madde ruhun ürünü değil, tersine, ruhun kendisi maddenin en yüksek ürününden baska bişi değildir. Tanrı kavramını ortaya koyan insan beynidir. Yani defalarca söyledim yine söyleyeyim. Bu kavramı yaratan ve ortaya koyan sonra ona ideoloji yükleyen İNSANdır.
Nesnel varlık ,bize duyularla verilen nesnel bir gerçektir .Duyu organlarıyla algılanabilir gerçeklik. Tanrı hangi duyu organıyla algılanabilir. Dolayısıyla tanrı diye yarattığımız şey , duyum da değildir algı da. Sadece bir Düşüncedir. Düşünce .
Beyni bir sekilde dumura ugruyanlara bakmak kafidir her dusuncenin ve dolayisi ile ruhun, beynin kendi imalati oldugunu gormek icin. Bitkisel hayata gecmis bir insan, artik adi ustunde, beyin fomksiyonu kalmadigindan, bitkiden farkli bir sey degildir. Ne ahlak anlayisi, ne din ne de sosyal yasamin kurallari ona islemez.
Degisik din ve mezheplerine, sadece en dogrusu benimkidir diye tutturan ve mantik kabul etmeyen yine kendi beynimizdir. Halbuki, normal dusunen bir beyin, "neden herkes kendi inancini dogru diye tutturuyor" diye sorgular. aksine imanlilarda gordugumuz, baskalarininkini rahatlikla sorguladigi halde, kendi inancini her zaman en dogrusu olduguna iddia etmektir ki, bu da normal mantiga zit , ama beyinin savunma mekanizmasinin yarattigi kor bir mantiktir.
Arkadaşlar, öyle uzun öykü felan beklemeyin benden. Kısaca TD ye duyurmak istedim .
Hrıstıyan inancından vaz-geçiyorum .Tanrı(lar),cennet,cehennem,in-cin-peri,melekler gibi kavramların düşünme organı olan beynin ürettiği fikir olduğunu fark ettim. Bu yüzden bu kavramları reddediyor ve gerçeklikten uzak hayali konular olduğunu söylüyorum. Dini inanç mentalite temelinde bir gerçeklik ifade etmiyor ve bilimsel temelli olmadığından benim için hiç bir önemi yok. Görünmeyen bir zürafanın olduğuna da iman edebilirim ama bu inancım /imanım o zürafayı var kılmaz. Kavramları sorguladım, akıl süzgecinden geçirdm ve bu sonuca ulaştım.
Her varlığın bir yaratıcısı varsa , O zaman Tanrı dediğimiz adamı kim ne zaman var etti ? Burdan hareketle ;
her varlığın bir yaratıcısı /var edeni vardır.
Tanrı bir varlıktır.
O halde tanrının da bir yaratıcısı vardır.
Çok basit bir önerme.Ki sosyoloji okuyanlar yada azıcık genel kültürü olanlar tanrının nasıl bir evrim geçirdiğini de bilirler. Varlığı açıklarken hayali/ mitolojik varlıklara başvurmak yerine yine varlıkla nesnel bilimsel açıklamaya çalışmak en doğrusu. Oltayı gök'e atmıyorum .Orhan hançerli oğlunun düşünce tarihi kitabı gerçekten bana yardımcı oldu.
Algımdaki bu değişimden dolayı bazı hrıstıyan arkadaşlarım beni dışlayacak/ sapkın ilan edicek bunu biliyorum ama doğruluğu sonsuz inanç (hrıstıyanlık ),pratikte hayata geçirilmezse )zaten masaldır.Hikayedir.Bir gerçekliği yoktur.
Unutmadan bana yardımcı olan, tüm arkadaşlarıma da teşekkür ederim.
herkese duyrulur.
saygılar
Sayın Natan,
bu kararınızı yeni öğrendim. Böylece bana çelişkili ve değişken görünen yazılarınızın nedenini şimdi anlıyorum.
Tanrı insanı özgür irade ve seçme özgürlüğü ile yaratmıştır.
Bu da sizin seçiminiz. Saygı duymak lazım.
Saygılarımla
Teşekkür ederim. Diğer dinler bölümünde ilgili başlıktaki yazınızı da okudum. Şahsen ben gerek yehova şahitleri gerek Mormon cemaatine gitmiş, gerekse katolik ve protestan kiliselerinden hrıstıyanlığı öğrenmiş birisiyim. Kutsal kitap dediğiniz kitabı defalarca da okudum (cümlelerin altını çizerek )
Ancak yaklaşık dokuz aydır bir kilise ayinine katılmıyorum. Uzun bir zaman bu. Bu arada pek çok kitap alıp okudum ,araştırdım kavramları sorguladım.
Bazen bu forumda yada başka yerlerde savunma psikolojisiyle hareket edip ,teolojik -savunma yazıları da yazdım. Kabul ediyorum . Ama bunlar teizmin son çırpınışlarıydı.Materyalist bakış açısına sahibim. Kişilerin algısı zamanla değişebilir. Bu çok normal bir şeydir. Ki mesela bu forumda eskiden kilise Rahibi /önderi olan şimdiyse ateist arkadaşım da var. Pek çok kişi de dinsel inançlarından kurtulmuştur.
Tekrar vurgulamak istediğim nokta ; Algımdaki değişimim bir günlük/anlık bir değişim değil yaklaşık bir yıllık bir süreçtir. Zaten yavaş yavaş ilerledim.
Bir süre cesaret edemediğimden açıkça yazmadım insanlara bilimsel duruşumu ifade etmedim.
anlayışınız içinse teşekkür ederim
Natan arkadaş; bence dönüşüm sürecinle ilgili ayrıntılı bir izahat yazman ve burada bir yerlere asman gerekir. Yalnız öyle teferruatlı yaz ki okuyan dini bütün kardeşim bir daha "inançsızlaşan" bir kimseye "geri dön" diyemesin. :)
saygıyla
Aslında ne kadar desem de az :)
Zamanla herşey daha iyi anlaşılacaktır sanırım.
Değerli Natan kardeş kararından ve deklerasyonundan dolayı tekrar tekrar kutlar ve sevinçlerimi bildiririm.
Sevgi ve saygılarımla.
Teşekkür ederim. Diğer dinler bölümünde ilgili başlıktaki yazınızı da okudum. Şahsen ben gerek yehova şahitleri gerek Mormon cemaatine gitmiş, gerekse katolik ve protestan kiliselerinden hrıstıyanlığı öğrenmiş birisiyim. Kutsal kitap dediğiniz kitabı defalarca da okudum (cümlelerin altını çizerek )
Ancak yaklaşık dokuz aydır bir kilise ayinine katılmıyorum. Uzun bir zaman bu. Bu arada pek çok kitap alıp okudum ,araştırdım kavramları sorguladım.
Bazen bu forumda yada başka yerlerde savunma psikolojisiyle hareket edip ,teolojik -savunma yazıları da yazdım. Kabul ediyorum . Ama bunlar teizmin son çırpınışlarıydı.Materyalist bakış açısına sahibim. Kişilerin algısı zamanla değişebilir. Bu çok normal bir şeydir. Ki mesela bu forumda eskiden kilise Rahibi /önderi olan şimdiyse ateist arkadaşım da var. Pek çok kişi de dinsel inançlarından kurtulmuştur.
Tekrar vurgulamak istediğim nokta ; Algımdaki değişimim bir günlük/anlık bir değişim değil yaklaşık bir yıllık bir süreçtir. Zaten yavaş yavaş ilerledim.
Bir süre cesaret edemediğimden açıkça yazmadım insanlara bilimsel duruşumu ifade etmedim.
anlayışınız içinse teşekkür ederim
Sayın Natan,
Dinlerden "özgür olduğunuzu" düşündüğünüze göre, müsadenizle bir şeyi hatırlatmak isterim:
Hristiyanlığınızla özdeşen rumuzunuz "Natan" ı artık değiştirseniz iyi olur kanısındayım....
Ne de olsa bir pegamber adı.... :)
Bu rumuzla İsa'nın Tanrı'lığını bu forumda ve diğer forumlarda epey süre savundunuz......"İsa Mesih Tek Rabbimdir!" dediniz....Hatta farklı inandığımız için bizi sürekli tenkit ettiniz, kilise inananlarının alkışını aldınız..
Epey bir süre karşılıklı atıştık. Şimdiki ve önceki rumuzunuzla..
Dinsel içerikli rumuzlar size artık uymaz diye düşünüyorum....
Ne de olsa sizin için artık "Tanrı öldü".... Değil mi?
Ya da siz "onun gözünde öldünüz".... Bilemiyorum.
Neyin doğru olduğunu zaman açığa çıkaracaktır.
Sadece aklıma geldi, hatırlatmak istedim.
Ve size çok daha önce sormuş olduğum bir soruyu tekrar sormak istiyorum:
Kararınıza sevinçle katılanların beyanlarına benzer ifadeleri daha önce başkalarından da farklı zamanlarda duyduğum için haddim olmayarak soruyorum, elbette sizin kararınız ve saygı duymak lazım ancak,
-Gerçekten son kararınız mı? :)
Saygılarımla
sayın hurkus
şu sorunuz ''gerçekten son kararın mı''
bunu sorma hakkının kendinizde nasıl bulabiliyorsunuz.
neye dayanarak bir insanın fikir değiştirmesini bir tür olumsuzluk gibi sunabiliyorsunuz.
bu arada;
daha önce hristiyan olduğu bilinen bir üyenin fikir değiştirdiğinin bilimesinden rahatsız oldğunuz için mi ismini değiştirmesini öneriyorsunuz.
bir başkasına müdahale etmek sabit inançlıların ortak davranışı mı!!!
sayın hurkus
şu sorunuz ''gerçekten son kararın mı''
bunu sorma hakkının kendinizde nasıl bulabiliyorsunuz.
neye dayanarak bir insanın fikir değiştirmesini bir tür olumsuzluk gibi sunabiliyorsunuz.
bu arada;
daha önce hristiyan olduğu bilinen bir üyenin fikir değiştirdiğinin bilimesinden rahatsız oldğunuz için mi ismini değiştirmesini öneriyorsunuz.
bir başkasına müdahale etmek sabit inançlıların ortak davranışı mı!!!
Sayın anarchist,
Natan yarın tekrar fikir değiştirip Tanrı'ya döndüğünde bu olumlu tutumunuzu ve hoşgörülü tavrınızı bekliyor olacağım. :)
Bu günkü tarihi lütfen bir yere not ediniz.
Saygılarımla
sayın hurkus
natan yarın tekrar fikir değiştirip hristiyan olma hakkına doğuştan sahiptir.
ben o hakkı sorgulamam.
ama umarım öyle birşey olmaz.
karanlıktan kurtulan birisinin tekrar karanlığa dönmesi kadar üzücü bir şey olamaz.
natan materyalizmi içselleştirdi.
bu şu demek,
din denen şeyin tamamen mantık dışı olduğunu anladı, ve ancak aklını boğduğu takdirde inılabilir olduğunu da gördü.
bir gün gelip yeniden iman etse bile;
aklının bir köşesi şunu hep bilecek: bu ancak aklı birt tarafa koyabildiğim için mümkün.
o yüzden sizin şu an içinizde bulunduğunuz sarhoşluk benzeri durumu bir daha yaşayabileceğini sanmıyorum.
Temeli boş inanç olursa değişir. Deney gözlemden uzak iddalar yığınıysa yine değişir. Bilimsel bir duruş fikre göre değişmez. Bunu iyice anlayın.
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=305774#post305774
başlığında cevap verdim . Buraya da açıkça yazıyorum ki benimle ilgili bir durum olduğu için ;
Ben fikir değiştirebilirim.Bu çok normaldir. Ki benim materyalist felsefi görüşüm bilime dayanmaktadır. Bilimseldir. Gerçekten de, gerçekte görebildiğimiz, dokunabildiğimiz, ölçebildiğimiz ve maddi denilen şeyler vardır .Bu İLK VERİ dir. Öte yandan fikirlerimiz, duygularımız, isteklerimiz, anılarımız de vardır. Bunlar Maddeye bağlı olarak ortaya çıkar ve ikinci veridir. Türevdir. Düşünce dahi maddenin ( düşünme organı olan beyin )ürünüdür. Tanrı var önermesini KİM ortaya koyuyor ? İNSAN !!
Yani insan beyni tanrı vardır diye bir düşünce ÜRETİYOR! Onu var kılıyor.Madde ilk birinci veriyken düşünce ikinci bir veridir türevdir. Madde çıkışlıdır. (beyin ) .Bu bilimseldir.
Peki sizin görüşünüz bilimsel midir ??????
Eşeklerin ,yılanların konuşması , melekler,cinler -periler,sonsuza kadar yaşayabileceğin bir öteki dünya ? Bilimsel ne demektir ? Bir an önce google amcaya sorun ,göstersin size :) Denenebilir mi sizin inancınız? deneye gözleme dayanır mı ? İspatlanabilir mi ?
Bilimsel verilere uygun mudur ????
Benim gösterdiğim şey bilimsel duruştur. Fikir elbette değişir.
Gelin görün ki Kitabı mukaddesin Tanrısı da FİKİR DEĞİŞTİRİR/ PİŞMAN OLUR !!
Tıpkı İnsan gibi yani ! Üstelik fikir değiştirmem dediği halde !!
"RAB göndereceği yıkımdan vazgeçti." ----2 Sam.24:16
"uyardığım ulus kötülüğünden dönerse, başına felaket getirme kararımdan vazgeçerim." Yer. 18:8
"Bunun üzerine RAB düşüncesini değiştirdi." --Amo.7:3
Düşüncesi DEĞİŞEN bir tanrınız var bay capito :) :)
"Bunun üzerine RAB düşüncesini değiştirdi.
Rab Yahve, "Bu da gerçekleşmeyecek" dedi. -----Amo.7:6
Bu nasıl bir tanrı ki fikir değiştiriyor. İnsani bir özeliktir bu. Allahınız tıpkı insan gibi duygu ve düşünceye sahip. Boşuna demiyorlar Tanrı insanı kendi benzeyişinde DEĞİL ,İnsan tanrıyı kendi benzerliğinde yaratmıştır diye !
Üstelik Kitabınız da hatalıdır." Fikir değiştiren" tanrı başka yerde diyor ki "fikir değiştirmem,insan mıyım ki düşüncemi değiştireyim ! "..
Ben bilemem insan mıdır değil midir ama ortada açık bir ÇELİŞKİ !!! var ;
"İsrail'in Yüceliği olan Tanrı düşüncesini de değiştirmez. Çünkü O insan değil ki, düşüncesini değiştirsin."
1 Sam.15:29 Şimdi soruyorum Tanrı fikir değiştirir mi değiştirmez mi ????
he , syn hur kuş ????
YuhannaSarov
17-05-2010, 15:46
Tanrı'nın düşünce yapısı yani karakteri değişmez denmek istenmektedir orada.
Sevgiler.
insan_olmak
17-05-2010, 15:54
"Bunun üzerine RAB düşüncesini değiştirdi." --Amo.7:3
Tanrı insan değil ki, Yalan söylesin; İnsan soyundan değil ki, Düşüncesini değiştirsin.
Sayılar 23:19
:)
yorumsuz
saygılar
YuhannaSarov
17-05-2010, 17:31
"Bunun üzerine RAB düşüncesini değiştirdi." --Amo.7:3
Tanrı insan değil ki, Yalan söylesin; İnsan soyundan değil ki, Düşüncesini değiştirsin.
Sayılar 23:19
:)
yorumsuz
saygılar
Çevirilerde nüanslar kaybolabiliyor.
Demek istiyorum ki, Tanrı'nın karakteri ve yapısı değişmez. Tanrı yalan söylemez, vaadinden dönmez, standartlarından vazgeçmez.
Amos bölümündeki o anlatımlara bakarsanız Tanrı'nın standartlarında bir değişme söz konusu değil. İnsanlar tövbe ettiğinde tövbeyi kabul eden bir Tanrı'yla karşı karşıyayız. Tanrı zaten biliyor onların tövbe edeceğini. Burada Tanrı'nın merhametliliğinde bir değişmenin olmadığını, olmayacağını görüyoruz. Aslında ayetlerin geçtiği bölümleri tam ve düşünerek okusaydınız bence anlardınız.
Sevgiler.
Demek istiyorum ki, Tanrı'nın karakteri ve yapısı değişmez. Tanrı yalan söylemez, vaadinden dönmez, standartlarından vazgeçmez.
Bu sözlerinize karşılık pek çok ayet getirebilirim. Hepsi de sizin yanılgınızı gösterir.Açıkça uğraşmak istemiyorum çünkü iş polemiğe kayıyor. Ayetlerle yazar mısınız ?
"İnsanı yarattığına pişman oldu. Yüreği sızladı." Şimdi Tanrı üzülebilir mi ? Sevinebilir mi ? üzüntü,sevinç, pişmanlık, aşk vs bunlar madde çıkışlı ürünlerdir. Yani Beyinle ilintilidir. Tanrının BEYNİ Mİ VAR Kİ ÜZÜLÜYOR ? Bu ayrı birşey. Ayete dönecek olursak ; Ben şunu sormak istiyorum madem ki pişman oldu ve gelecekte ne olacağını da biliyordu ,o halde neden yarattı insanı ??? Yada Dinozorları mesela ? Mademki yok olacaktı ? ve biliyordu bunu neden yarattı efendi ?
Burada Tanrı'nın merhametliliğinde bir değişmenin olmadığını, olmayacağını görüyoruz
Emin misiniz ? Siz tevratı okudunuz mu ? Burada pek çok kişi Tevratı da İncili de bilmektedir. Siz de biliyorsanız bu cümleyi kullanırken dikkat etmeniz gerekecek.
insan_olmak
18-05-2010, 12:44
sayın yuhanna çevirilerde hata var diyorsanız orjinalini sunup karşılaştırmalı olarak inceleyin.Bir iddanız varsa kanıtlayınız
sayın natan açıkçası bende artık sıkıldım konuyu bulandırmalar boş mesajlar atmalar.
neyse bakalım elimizden geldiğince tartışmayı kaliteli tutmaya çalışalım
saygılar
Arkadaşlar, öyle uzun öykü felan beklemeyin benden. Kısaca TD ye duyurmak istedim .
Hrıstıyan inancından vaz-geçiyorum .Tanrı(lar),cennet,cehennem,in-cin-peri,melekler gibi kavramların düşünme organı olan beynin ürettiği fikir olduğunu fark ettim. Bu yüzden bu kavramları reddediyor ve gerçeklikten uzak hayali konular olduğunu söylüyorum. Dini inanç mentalite temelinde bir gerçeklik ifade etmiyor ve bilimsel temelli olmadığından benim için hiç bir önemi yok. Görünmeyen bir zürafanın olduğuna da iman edebilirim ama bu inancım /imanım o zürafayı var kılmaz. Kavramları sorguladım, akıl süzgecinden geçirdm ve bu sonuca ulaştım.
Her varlığın bir yaratıcısı varsa , O zaman Tanrı dediğimiz adamı kim ne zaman var etti ? Burdan hareketle ;
her varlığın bir yaratıcısı /var edeni vardır.
Tanrı bir varlıktır.
O halde tanrının da bir yaratıcısı vardır.
Çok basit bir önerme.Ki sosyoloji okuyanlar yada azıcık genel kültürü olanlar tanrının nasıl bir evrim geçirdiğini de bilirler. Varlığı açıklarken hayali/ mitolojik varlıklara başvurmak yerine yine varlıkla nesnel bilimsel açıklamaya çalışmak en doğrusu. Oltayı gök'e atmıyorum .Orhan hançerli oğlunun düşünce tarihi kitabı gerçekten bana yardımcı oldu.
Algımdaki bu değişimden dolayı bazı hrıstıyan arkadaşlarım beni dışlayacak/ sapkın ilan edicek bunu biliyorum ama doğruluğu sonsuz inanç (hrıstıyanlık ),pratikte hayata geçirilmezse )zaten masaldır.Hikayedir.Bir gerçekliği yoktur.
Unutmadan bana yardımcı olan, tüm arkadaşlarıma da teşekkür ederim.
herkese duyrulur.
saygılar
Site dışı link verebiliyorsak: Yaratıcı yaratılamamış mı? (http://www.turkish-media.com/forum/topic/10613-eger-mesele-kursatotcu-gibi-dusunulurse/page__view__findpost__p__865903)
Tanrılar neden var olamazlar ? Buyrun ;
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=4600
sevgili natan
nasıl sevindim bilemezsin.
akıl insanı olduğunu zaten hissediyordum.
seninle bir kişi daha fazlayız.
bir gün gelecek bütün insanlık kurtuluşu kendi elleriyle akılla bilimle sağduyuyl iyilikle paylaşımla kuracak diye umud ediyorum.
sen umutlarımı yeniden yeşerttin.
Sayın Anarchist
Sürekli yazılarınızda inanan insanlar birer zeka özürü abideside siz inanmayanlar mini birer Einstein'cik mişsiniz gibi yazmaktasınız. sayısı oldukca fazla olan inançlı bilim adamı da bulunmaktadır .
İnanç sahibi olup olmamanın zeka ile bir alaksı yoktur.
Sizin Ateist olmanız bir dahi olduğunuz anlamaına gelmemektedir
Haddinizi biliniz
sayın vera
akıl derken İQ anlamında bir göndermede bulunmuyorum.
ne kendimle ne ateist ne de inanlarla ilgili olarak.
akıl derken,
bilimsel bilgi-inanç düalitesi bağlamında akla vurgu yapıyorum.
zekaya vurgu yapmıyorum.
ben de bir zamanlar inanandım.natan da öyle.
zekamız attığı için inancı terketmedik.
daha önce aklımızı kullanmak yerine iman etmeyi seçmiştik.
sonra bundan vazgeçip akla döndük.zeka aynı zeka yani.
dolayısıyla burda had aşmak gibi bir durum sözkonusu bile olamaz.
muhammedin gökyzüne uçtuğuna inanan, allaha inanan , isanın babasız doğduğuna inanan, ölümden doğduğuna inanan,tekrar gelip inananlarını kurtaracağına inanan,
İQ su benden ve natandan yüksek pek çok insan olsada onlar akıl insanı değildir.
inanç insanıdır.
İQ ları yüksek bile olsa akılları zayıftır.
çünkü atıldır.kullanılmamaktadır.
Bakın şöyle bir yazıya rasladım ;
Ateist ve liberaller daha akıllı ;
http://www.agnostik.org/12033-ateist-ve-liberaller-daha-akilli.html
Bilim ile dinin çatışma alanı ;
http://www.agnostik.org/2122-bilim-ile-dinin-catisma-alani.html
İdealist tezler ve cevapları
İdealistler, tanrının bütün sonsuzluk boyunca varolmuş olduğunu ve hiçbir değişikliğe uğramadığı için her zaman aynı kaldığını söylerler. Tanrı, salt ruhtur, tanrı için zaman ve uzay (mekan) mevcut değildir. O, maddenin yaratıcısıdır.
İdealistler; tanrı hakkındaki savlarını savunmak için de herhangi bir kanıt göstermezler. Maddenin yaratıcısını savunmak için bilimsel bir aklın kabul edemeyeceği bir yığın gizeme başvururlar.
Materyalistler ise kanıtlarını savunmak için, insanların "bilgisizliklerinin sınırlarını" geride bırakarak gitgide geliştirdikleri bilimden yararlanacaklardı.
Peki, bilim, ruhun maddeyi yaratmış olmasını düşünmemize izin verir mi? Hayır.
Salt bir ruh tarafından yaradılış fikri, anlaşılmaz bir şeydir, çünkü biz, deney ve gözlemimizde böyle bir şey tanımıyoruz. Bunun olanaklı olabilmesi için, idealistlerin dedikleri gibi, ruhun maddeden önce yalnız başına varolması gerekecekti, oysa bilim bunun olanak-dışı olduğunu ve hiçbir zaman maddesiz bir ruh olmadığını bize tanıtlıyor. Tersine, ruh (akıl) her zaman maddeye bağlıdır ve özellikle insan ruhu (aklı), fikirlerimizin ve düşünmemizin kaynağı olan beyne bağlıdır. Bilim, fikirlerin boşluk içinde varolduklarını kavramamıza izin vermiyor...
Şu halde, tanrı ruhunun varolabilmesi için bir beyin olması gerekecekti. Bunun içindir ki, maddeyi, dolayısıyla insanı yaratan tanrı değildir, ama ruh-tanrıyı yaratmış olan insan beyni biçimindeki maddedir, diyebiliriz.
Bu konuda şu anda okuduğum bi kitabı önerebilirim ; Felsefenin başlangıç ilkeleri. Ve felsefenin temel ilkeleri kitabına da bakılabilir.
YuhannaSarov
19-05-2010, 09:35
Harbiden mi? =D
Bilim, düşüncenin kaynağı hakkında henüz kesin birşey söylemiyor. Dediğimi anlamıyor musunuz, bulunduğumuz boyutun kapsamından daha kapsamlı bir boyut olsa nasıl algılayacaksınız?
Akıl ve zeka konusuna gelince,
kendimden örnek vereyim.
Sandığınızın aksine şüpheci bir akıl insanıyım. Kendimi övmek için söylemiyorum fakat söylediklerimin ikna ediciliğini göstermek açısından zamanında ÖSS derecemin olduğunu ve ondan önce de üstün zekalı ilan edildiğimi belirtmek isterim. Ama nedense kimilerinin hoşuna gitmiyor zeki kişilerin İMANLI olması. Aklım bana, içinde bulunduğum evrenden fazlasının olma olasılığının hayli yüksek olduğunu söylüyor. Benim fikrime göre, Bir Tanrı var. Üstelik o Tanrı Kutsal Kitap'ta anlatılan Tanrı'dır. Yani demek istediğim, aklımı kullanarak Hristiyan oldum. Hala da yine aklımı da kullanarak Kutsal Kitap'ı incelerim.
Hristiyanlık'a M.S. 30'lu yıllardan beri saldırılıyor,kimse de yıkamadı. Diyeceksiniz ki "baskıcı kilise sayesinde oldu". Ben de derim ki o bazı kimselerin anlata anlata bitiremediği, Hristiyanlık'ı kötülemek için kullanmaya can attığı bilim düşmanı engizisyon dönemleri sadece Roma Katolik Kilisesi'nin etki alanında gerçekleşmiş ve belirli bir zamanda gerçekleşmiş birtakım olaylardır. Aynı şeylere aynı dönemlerde Doğu Kiliseleri'nde rastlamıyoruz.
Sadece görmek istediğiniz şeylere bakarsanız nasıl göreceksiniz neden bizim imanlı olduğumuzu?
Şu anda vaktim kısıtlı olduğundan link vereceğim ;
Beynin evrimi için ;
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=18158
Bilim açıklamıyor diyorsunuz.Sanki ruh açıklıyormuş gibi. Bunu sayın Vera da tekrar etmişti. Cevap vermiştim ,tekrar etmek istemiyorum ,katılmadığınız noktalar varsa ,verdiğim cevap üzerinden gidebiliriz tabiki ;
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=18191&page=3
sayfanın sonundaki yazı (30.msj)
saygılarımla
sayın yuhannasarov
burası kişisel bir başlık.
adımı kullanarak eleştiri yazdığınız için mecburen size cevap vermek zorunda kaldım.
kimsenin zekası(İQ) üzerinden gönderme yapmadığımı yukarıda açıkladım.
gereksiz biçimde aynı bağlamda konuyu olmaması gereken bir başlıkta devam ettiriyorsunuz.
ne yani dünyanın en zeki adamını bulalım, o inançlıysa hepimiz inançlı, o inançsız ise hepimiz ateist mi olalım.
ne kadar zeki olduğunuzun hiç önemi yok.
çünkü tanrının akılla yada zekayla alakası yok.
tanrının bir tek delili yok.
tanrı tamamen psikolojik ihtiyaçlar sebebiyle inanılan bir kurgu.
bir tür kaçış mekanizması.
felsefi açıdan tutarsız bir cümle kuracağım izninizle.
ancak ironiyi gösterebilmek için.
tanrının olmadığı ispat edilemez.
ancak ispat edildiğini varsayalım.
yine de insanların belki de çoğunluğu inanmaya devam edecek.
çünkü inasanlar ölümden sonraki bir hayata inanarak avunmak istiyorlar.
eğer bu konuda tartışmak istiyorsanız bir başlık açarsınız , ya da açılmış ilgili bir başlıkta devam ederiz.
saygılar.
sayın hur-kus
sizin mantığınıza göre tanrı suretinde yaratılan yegane varlık insan olamaz.
çünkü;
annenin çocuğuna duyduğu sevgi diye başlayan bir cümle sadece insana özgü olamaz.
tüm memeliler ve kuşlar için bu durum öne sürülebilir.
sevgi denen duygunun hangi süreçlerle evrildiğinin bilimsel olarak son derece açık biçimde defalarca ortaya konulduğunu görmezden gelerek hala aynı masalı öne sürmek inkar psikolojisidir.
tanrı sevgi falan değildir.
tanrılar ırkçıdır.şovendir faşisttir.
takıntılıdır.
sırf kendisine inanılmadığı için insanları SONSUZA kadar defalarca ateşte yakar.
bumu sevgi.
hangi baba çocuklarını kendine karşı geldi diye sonsuza kadar ateşte yakar.
sadece tanrı.
Sevgi kötülüktür.
Farklı teorilerde var.
Slavoj Žižek (Okunuşu: Slavoy Jijek) (d. 21 Mart 1949 Ljubljana, Slovenya) Sloven Marksist sosyolog, filozof ve kültür eleştirmeni.
http://www.facebook.com/video/video.php?v=114809488556366
sizin özgürlük dediğiniz şey buysa ne diyim.
evrensel-insan
21-05-2010, 22:39
Saygideger Natan;
Bende papillion arkadasin dediklerine katiliyorum. "Ogun oyle dusunuyorum, simdi boyle dusunuyorum, hersey degisimdir, en azindan ben bunun bilincinde ve farkindayim" dersiniz, olur biter.
Bu da belki de, kendini inanc veya dusunce olarak, sabitlemis arkadaslarin "kulagina kupe olur"
Verdigin tepki duygusal oldukca da, bu tip yuzlesmelerle karsi karsiya kalirsin. Bence mantikli dusun ve "kendi, dusuncesini sorgulayip, degisimine musade etmeyen bir dusunce; benim degisimimi algilayamaz ve ancak degisenin "yuzune vurur" v.s. icerikli bir mantik yurut.
Sonucta senin bu degisiminin, yerine oturabilmesi icin, senin bu degisimin bilincinde oldugunu hem kendine, hem de boyle algilayamayanlara karsi ortaya koyman lazim ki, bu degisimin "bir gelip/gecicilik" olmadigi, senin dusuncendeki degisimi algilayamayanlar icin, bir ornek olsun.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Sevgili Natan, yaratılışçı düşünce herşeyin mutlak yanıtını vermeye alışık olduğundan, (Tanrı evreni ve dünyayı ve insanı yarattı, sınav, cennet, cehennem vs.) Bilimsel düşüncenin herşeyden şüphe eden yaklaşımını anlayamazlar.
Bilimsel düşünce ile yaşama bakanlar, şu anda en kesin bilimsel kanunların bile yarın değişebileceğini yanlışlanabileceğini bilirler.
Sorgulama , eleştiri ve şüphe bilimsel düşüncede kesintisizdir.
Yaratılışçı arkadaşların bu tarzda dinsel inançlarına yaklaştıklarını düşünsene. Hangisinin dini buna izin veriyor. İlk şüphede inançsızlıkla damgalanırlar. Aforoz, kafir vs. ilan edilirler.
Bir de bu sitede dini savunup sonradan bilimi, sorgulamayı seçenleri nasıl değerlendirdiklerini düşün. Eminim biz eski ateistlerden çok daha fazla nefret ediyorlardır senden.
Çünkü sen canlı bir değişim örneğisin. Senin dönüşümün onlar üzerinde atom bombası etkisi yaptı.
Bu arada, sitemizde akıl süzgecini kullanabilen, tebliğden kaçınıp, bizleri anlamaya ve kendilerini anlatmaya çalışan dürüst inananları tenzih ederim. Sözlerim onlara değildir. Hiçbir şekilde paylaşım derdi olmayan tebliğcileri kastediyorum.
Sen, onların en korktuğu şeyi yaptın. arkandan gelebilecek inanırların olması en büyük kabusları.
Bu nedenle belden aşağı vurup çirkin yöntemlerle gerçek yüzlerini ortaya çıkarıyorlar.
Ama siteyi terkedersen onlar kazanmış olacaklar. Çünkü senin varlığından korkuyorlar. Her yazın onlara acı ve korku yaşatıyor.
Bu nedenle seninle uğraşıyorlar. Daha çirkin yöntemlerle de karşılaşman olası.
Bu durumda iki seçenek kalıyor sana, ya meydanı onlara terkedip gitmek, ya da aklın ve bilimin donanımı ile cephede özgürlük savaşçısı olarak kalmak.
Saygılar.
= Sizin bu forumda bu tür çirkin davranışınız ve politikanız devam edecekse ben bu forumdan ayrılacağım ve bir daha da forumlara girmeyeceğim. = <-- Natan
Bunu yaptığın anda sevgili dostum -müslüman, hristiyan ya da non-teist ol- sistemin yarattığı fiziksel haz odaklı tipik(!) insan profilinden bir farkın kalmayacak. Buradan, bu veyahut benzeri bir sebeb ile gittikten sonra hristiyan olursan tanrıya inanan, olmazsan inanmayan bir insan olarak kalıcaksın. Daha fazlası değil...Tanımın farklı olabilir fakat icraat bazlı bakacak olursak arada fark olmayacak. Fakat kalmayı seçtiğinde farkında oldukların ve olmadıklarında dahil olmak üzre bir çok beyni et yığını olmaktan kurtarıp, onları yozlaşmış bencillik odaklı sistemin içindeki sahte bütünselcilikten ayırıp, aydın bireyselciliğe adım atmalarında birer anahtar görevi görmüş olacaksın. Şuan da busun zaten. Eğer bu olmak istemiyorsan tahmin edeceğin gibi seni engelemeyeceğiz, zira istemiyorsan zaten bu olmayı başaramamışsın demektir.
Seni sistemdeki diğerlerinden ayıran tek şey, farkında olmadan veya olarak sistemi parçalamakta olan karşıt sistemin binlerce yapı taşlarından biri olmandır. En önemliside bu ünvanın sana verilmiş olması değil, bunu kendin kazanmış olmandır.
Saygılarımla
Öncelikle teşekkür ederim .Estafulh. Ben sadece düşüncemi dile getiriyorum. Hristiyanlık üzerine alglayışımı dile getiriyorum.
Hrkesin burada şöyle böyle bir katkısı oluyor, bu yadsınamaz. Ancak bazı din tüccarlarının sürekli şahsıma yönelik yazmaları,psikolojik baskıya kadar varması beni rahatsız ediyor. Kişiler konular üzerinde tatminkar bir cvp bulamayınca böyle yapıyor sanıyorum.
Değişimi anlayamadıkları için sabite peşinde koşuyorlar. Herkesin düşüncesi değişebilir.Temeli bilimsel olmayınca kişinin ruh haline göre değişik fikirleri benimsemesi doğaldır. Benim algımdaki bu şey ise tamamen bilimsel bir şeydir. Bilimsel duruştur. Efsanelere dayanmamaktadır. Temellendirmek çok önemli.
meydanı elbetteki din tüccarlarına bırakmak stemiyorum ama zaman zaman belden aşağı oynuyorlar.
YuhannaSarov
22-05-2010, 21:41
sayın hur-kus
sizin mantığınıza göre tanrı suretinde yaratılan yegane varlık insan olamaz.
çünkü;
annenin çocuğuna duyduğu sevgi diye başlayan bir cümle sadece insana özgü olamaz.
tüm memeliler ve kuşlar için bu durum öne sürülebilir.
sevgi denen duygunun hangi süreçlerle evrildiğinin bilimsel olarak son derece açık biçimde defalarca ortaya konulduğunu görmezden gelerek hala aynı masalı öne sürmek inkar psikolojisidir.
tanrı sevgi falan değildir.
tanrılar ırkçıdır.şovendir faşisttir.
takıntılıdır.
sırf kendisine inanılmadığı için insanları SONSUZA kadar defalarca ateşte yakar.
bumu sevgi.
hangi baba çocuklarını kendine karşı geldi diye sonsuza kadar ateşte yakar.
sadece tanrı.
Hep Batı Kiliseleri'nin yorumlarıyla karşılaştığınız için inancımız hakkında bu tür şeyler söylemenize şaşırmadım.
Evrim ve inancım çelişmiyor. Bu konuda isterseniz daha sonra bir başlık açarım.
"Sonsuza kadar ateşte yanmak" bir benzetmedir. ORTODOKS KİLİSESİ'nde farklı bir yorumumuz da vardır bu konuda. =)
Ayrıca kimin Göklerin Egemenliği'ne gireceği Tanrı'nın kararıdır. "İman etmeyen asla giremeyecek" deme hakkı bizim değildir. Tanrı sever insanları.
Sevgiler.
insan_olmak
22-05-2010, 21:49
Sayın Yuhanna bence doğu kilisesini iyice bir araştırın derim.Kimleri aziz ve azize ilan etmişler bir pederinize sorun.Batı kilisesi kadar olmasada doğu kilisesininde son derece kanlı bir geçmişi vardır.İkonlar olayını biliyorsunuzdur diye düşünüyorum.
hatta ben biraz yardımcı olayım
Bizans'ta Kilise ve Siyasi İlşkiler (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=18077)
saygılarımla
insan_olmak
"Ayrıca kimin Göklerin Egemenliği'ne gireceği Tanrı'nın kararıdır. "İman etmeyen asla giremeyecek" deme hakkı bizim değildir. Tanrı sever insanları."
ilginç olan bu tanrıların durduk yere niye insanı bir yerlerin egemeni yapmaya çalıştığı. her biri ayrı ayrı bir yerleri işaret edip duruyorlar kendilerine inandırmak için bu da rüşvete girer! Ben şimdi ne demeye göklerin egemenliğini düşüneyim ki! ne yapacağım göklerde yıldız savaşlarına mı katılacağım. banane göklerden yerde olmak bana yetiyor. nerde olacağımın kararını niye bana dayatıyor ki.
insan_olmak
22-05-2010, 22:18
"Ayrıca kimin Göklerin Egemenliği'ne gireceği Tanrı'nın kararıdır. "İman etmeyen asla giremeyecek" deme hakkı bizim değildir. Tanrı sever insanları."
5İsa yanıtladı: "Sana doğrusunu söyleyeyim, insan sudan ve Ruh'tan doğmadıkça Tanrı'nın Hükümranlığına giremez. (Matta 3:5)
İsa bunu neden söylemiştir?
tanrı insan sudan ve ruhtan doğmadıkça tanrının hükümdarlığına giremez diyor.
şimdi kişi isa ya iman etmeyip sudan doğmadan ruhtanda doğmadan öldüğünde
''bu kişi hükümdarlığa giremedi'' dediğimizde malumun ilanında başka birşey yapmamış oluyoruz.
çünkü bunun aksi olamaz eğer bunun aksi olursa tanrı yalan söylemiş olur böyle bişeyde mümkün değildir heralde bir tanrı için
Yani isa'nın yargılamayın öğretisini abartıp sunmanız biraz komik kaçıyor.
dediğiniz gibi olsaydı tanrı şunlar şunlar hükümdarlığa girecek şunlar şunlar girmeyecek demezdi.
bunlari söylüyor ki insanlar korksun söylüyor ki insanlar kimin girip giremeceğğini bilsin ve girmek için uğraşsın
komik ama böyle
saygılarımla
insan_olmak
Sayın Yuhanna bence doğu kilisesini iyice bir araştırın derim.Kimleri aziz ve azize ilan etmişler bir pederinize sorun.Batı kilisesi kadar olmasada doğu kilisesininde son derece kanlı bir geçmişi vardır.İkonlar olayını biliyorsunuzdur diye düşünüyorum.
hatta ben biraz yardımcı olayım
Bizans'ta Kilise ve Siyasi İlşkiler (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=18077)
saygılarımla
insan_olmak
yazdığım bir yazıyı sildim şimdi.
Hrıstıyanlık bölümünde yarın güzel ve eğlenceli bir konu açılacak sanırım :)
takip etmeye devam edin ,:)
sevgiler
neyse sanada geçmiş olsun sevgili natan
şimdi seni hrıstiyan forumdan şutlamasınlar
Şimdi girdim baktım ,gerçekten de forumdan atılmışım :)
Bravoo ,hrıstıynlara ,ateistleri şutlasınlar bakalım.
:clap2::clap2::clap2:
İste, der, insanoğlunun geçmiş hayati bu.
Ve baslar bize maval okumaya.
Ninniler uydurup uyutur bizi
dedelerimizin derin boşluklar içinde, uzun,
zifiri karanlık hayatından.
Gösterir bize evvel zamanı,
tek doğru, en güzel örnek, der.
Bakarsın gelecek günlerin farkı yok gecen geceden.
Senin tarih dediğin iste budur,
alnında altı bin yıllık buruşuklar
ve bir o kadar da kuşku.
Bası geçmişe bir düşe değer,
sürünür ayağı bomboş bir geleceğe,
bir deri bir kemik,
ayakta zorla durur.
...
Din şehit ister, gökyüzü kurban.
Her yanda durmadan kan akacak,
durmadan her yanda kan!
İşte böyle inler, sayıklar o,
anlatır insanoğlunun bu belalı ömrü
ne yolda, nasıl sürdüğünü.
Tevfik Fikret
evrensel-insan
28-05-2010, 22:13
Saygideger Natan;
Nerden bildiler, senin bilinc atladigini?, kuslar mi var hemen haberi yetistirdi?:laugh:
Saygilarimla;
evrensel-insan
Beni izliyorlar :)
Zira ben inançlıyken de buraya uğramamı hoş karşılamıyorlardı.
Bu çok kaprisli bi yaklaşım değil midir ? Öç mü alıyorlar kendi akıllarınca :D
sevgiler
evrensel-insan
28-05-2010, 22:29
Saygideger Natan;
Zira ben inançlıyken de buraya uğramamı hoş karşılamıyorlardı.-Natan-
Demekki senin "bastan/raydan cikacagini" hissetmislerdi. :pound:
Saygilarimla;
evrensel-insan
Muhammedin kitabına göre sen inansanda zaten yinede cehenneme gidecektin, inanmıyorsan işte ayet aramıza hoşgeldin.:D:D
Her kim İslam’dan başka bir din ararsa asla kabul edilmez ve o, ahirette hüsrana uğrayanlardan olur.(Ali imran. 85 )
Deistic Thought
06-06-2010, 16:48
Eski bir başlıkta Natan ile tartışmamızda ''zaman geçtikçe, aklında yarattığın bu garip inançtan çıkacağını düşünüyorum'' demiştim. Öyle de olmuş :)
Hüdai ÇAKMAK
16-08-2010, 13:26
AKIL-BİLGİ-BİLİNÇ NEDİR? NE DEĞİLDİR?
Bir eserin ortaya konulabilmesi için bilgi, bu bilgiyi amaç için kullanan bir irade, bilgi ve iradeyi maddeyle amaca yönelik eyleme dönüştüren bir güç ve yeterli zaman gereklidir. Diğer ifade ile eserler bu beşlemenin (bilgi-irade-güç-madde ve yeterli zaman) sonucudur. Ortaya konulmuş olguların eser olup olmadıklarını bu niteliklere sahip olup olmadıklarına bakarak karar verebiliriz. Bu gerçekte varoluş bir eser midir yoksa değil midir sorusunu gündeme getirir. Bu soruya doğru yanıtlamamız için her şeyden önce bilgi ve bilincin ne olduğunu bilmemiz gerekir.
Bir materyalist yazar bu konuda şunları yazmaktadır.
-Bilincin tam bir tanımını bugün için yapamıyoruz. Onu ancak bileşkenlerini tanımlamak yoluyla tanımlamaya çalışıyoruz. Yine de biliyoruz ki bilinç her zaman bileşenlerinin toplamından fazlasıdır…
Bu tarife göre bilinç, bileşenlerinin, örneğin beyinde görme merkezi, duyma merkezi gibi maddi etkenlerin toplamından daha farklı, madde üstü bir şeydir. Bilimsel bulgular, zihnin sadece beyinden yani maddeden ibaret olmadığını, aksine beynin ötesinde, beyni kullanan madde-ötesi bir varlığın bulunduğunu göstermektedir.
Materyalist yazarımız bu gerçeği görebilmekte, bilincin ne olduğunun doğru olarak açıklanması için bu konuda 19. yüzyıldan beri hâkim olan materyalist bakış açısının değişmesi gerektiğini kabul ederek şöyle yazmaktadır:
-Tüm bunlardan sonra bilinç nedir? Yazının başında da belirttiğimiz gibi tam ve doğru bir yanıta henüz ulaşabilmiş değiliz. Bu tanımın yapılabilmesi ya da hiç olmaz ise onu daha iyi anlayabilmemiz için, bugün için kabul edilen değerler dizilerinin değişmesi ile oluşacak olan bilimsel devrimlere ihtiyacımız var gibi gözükmektedir.
Hemen fark edileceği gibi yazarımızın tespiti doğrudur. Yazarımızın içtenlikle ihtiyacımız var dediği bilimsel devrim bir kaç seneden beri yaşanmakta, sayısız bilim insanları materyalizmin ortaya koyduğu felsefeyi ciddi olarak eleştirmektedirler.
===========
Materyalizm ve uzantısı olan evrim teorisi maddenin zaman içinde örgütlenerek var oluş dediğimiz bu muazzam olguyu meydana getirdiğini iddia eder. Materyalizme göre varoluş sadece güç ve zamanın eseridir, diğer ifade ile amaca yönlendirilmiş bilgi ve irade söz konusu olmadığından eser değildir.
Bu varsayımı kabul edersek varoluşu deniz kenarlarında ya da çöllerde rastlantılarla meydana gelmiş estetik görünümlü tepecikler gibi bilgi ve irade dışı amaçsız olgular topluluğu olarak nitelendirebiliriz.
Fakat varoluşta DNA RNA gibi öylesine kompleks oluşumlar vardır ki bilgi içerdikleri konusunda en küçük bir kuşku yoktur. Canlılık konusunda bilgimiz arttıkça canlı vücutlarının basite indirgenemez kompleks sistemlerin bütünsel kurgusunda oldukları ve muazzam bir bilgi birikimi içerdiklerini hayretle ve şaşkınlıkla gözlemlemekteyiz.
Var oluşta bir iradenin varlığını ret ve inkâr eden materyalizm ve uzantısı olan felsefelerin bu gerçek karşısında canlılarda hayret ve şaşkınlıkla karşılanan bu muazzam bilgilerinde rastlantılarla oluştukları dışında savunacakları alternatif varsayımları yoktur. Fakat bilgi, madde dışında soyut bir kavramdır. Genelde maddeyle ifade bulur ama madde değildir. Akıl ve mantığın ortaya koyduğu bir sonuçtur. Diğer ifade ile akıl ve mantık yoksa bilgi ortaya çıkmaz.
Alman Federal Fizik ve Teknoloji Enstitüsü'nün yöneticisi Prof. Dr. Werner Gitt, bu konuda şunları söyler:
-Bir kodlama sistemi, her zaman için zihinsel bir sürecin ürünüdür. Bir noktaya dikkat edilmelidir; madde bir bilgi kodu üretemez. Bütün deneyimler, bilginin ortaya çıkması için, özgür iradesini, yargısını ve yaratıcılığını kullanan bir aklın var olması gerektiğini göstermektedir...
Maddenin bilgi ortaya çıkarabilmesini sağlayacak hiçbir bilinen doğa kanunu, fiziksel süreç ya da maddesel olay yoktur.
Werner Gitt'in sözleri, aynı zamanda, son 20-30 yıl içinde gelişen ve termodinamiğin bir parçası olarak kabul edilen Bilgi Teorisinin vardığı sonuçlardır.
Bilgi teorisi, evrendeki bilginin yapısını ve kökenini araştırır. Bilgi teorisyenlerinin uzun araştırmaları sayesinde varılan sonuç ise şudur:
Bilgi, maddeden ayrı bir şeydir. Maddeye asla indirgenemez. Madde dışında soyut bir kavramdır. Bilginin ve maddenin kaynağı ayrı ayrı araştırılmalıdır
DNA'yı inceleyen bilim adamlarının ifadesiyle bu yapıda muazzam bir bilgi birikimi vardır. Bu bilginin rastlantılarla oluştuğunu düşünüp maddeye indirgenemeyeceğine göre, madde-ötesi bir kaynaktan geliyor olmalıdır.
Bilgiyi maddeye indirgemek bir kitabın kâğıdını ve mürekkebini içindeki yazıyla ve yazıdaki anlamla bir tutmak gibi bir şey olmalıdır. Anlam kâğıt üzerindeki mürekkebin şekillenmesiyle ortaya çıkar ama ne kâğıt ne mürekkep, ne de her ikisidir.
Evrim teorisinin en bilinen savunucularından biri olan George C. Williams, çoğu materyalistin görmek istemediği bu gerçeği kabul eder ve şunları yazar:
-Evrimci biyologlar, iki farklı alan üzerinde çalışmakta olduklarını şimdiye kadar fark edemediler; bu iki alan madde ve bilgidir. Bu iki alan, indirgemecilik olarak bildiğimiz formülle asla bir araya getirilemezler. Genler, birer maddesel obje olmaktan çok, birer bilgi paketçikleridir.
Biyolojide genler, genotipler ve gen havuzları gibi kavramlardan söz ettiğinizde, bilgi hakkında konuşmuş olursunuz, fiziksel objeler hakkında değil... Bu durum, bilginin ve maddenin var oluşun iki farklı alanı olduğunu göstermektedir ve bu iki farklı alanın kökeni de ayrı ayrı araştırılmalıdır.
Maddeye indirgemecilik materyalizmin temelidir. Madde dışı hiç bir şeyi gerçek kabul etmez. Evrim teorisi de materyalizmin bir uzantısı olduğundan maddeye indirgeme temeline dayanır. Fakat canlılık maddelerin meydana getirdiği fakat madde dışında, maddeyi düzenleyen irade bilgisinin anlamı olduğundan maddeye indirgenemez.
Williams bu konuda şöyle devam ediyor:
-Darwin sonrası biyoloji, materyalist dogmanın egemenliğine girdiği için, biyologlar organizmaların gerçekte olduklarından çok daha basit olduklarını varsaydılar. Onlara göre yaşamın kendisi sadece kimyadan ibaret olmalıydı. Gerekli kimyasalları yan yana getirin ve yaşam oluşsun. DNA'da aynı şekilde yalnızca kimyanın bir ürünü olmalıydı.
Materyalistler uzun yıllar savundukları Volkanik Gazlar + Yıldırımlar = DNA = Yaşam eşleniğiyle yaşamı olabildiğince basite indirgemeye çalışırlar. Fakat gelişen ilim en ilkel dolaysıyla basit zannedilen mikroorganizmaların bile basite indirgenemez kompleks sistemlerin bütünsel kurgusunda olduklarını, muazzam bilgiler içerdiklerini açık bir şekilde göstermiştir. Tek bir hücrenin sırlarını bile yeterince çözebilmiş değiliz.
Konunun uzmanlarından Prof. Johnson, bilgiyi maddeye indirgemeye çalışan bilim adamlarının durumunu şöyle açıklamaktadır.
-İndirgemeci biyologlar gerçekliğe bakmıyorlar, sadece indirgemeci amaçların başarıya ulaşabileceği bir program uyarınca hayata bakıyorlar. Bu, anahtarlarını çalılar arasında kaybeden ama onları sokak lambası altında arayan, kendisine sorulduğunda da:
-Çünkü anahtarları görmek için orada ışık yok. Burası ise aydınlık cevabını veren bilinçsiz bir insanın hikâyesine benziyor.
Son dönemlerde maddeye indirgemenin basite indirgeme çabalarına dönüştüğünü hayret ve şaşkınlıkla izlemekteyiz.
Varoluşta var oldukları inkâr edilemeye basite indirgenemez sistemleri mümkün olduğunca basite indirgeyerek açıklamaya çalışmak materyalizm ve uzantıları olan felsefelerin tek çıkış yolu gibi görünmektedir ama bu çıkış yolunun bilimselliği hayli şüphelidir. Güneşin balçıkla sıvanamayacağı açıktır.
Sonuç olarak şunları rahatlıkla söyleyebiliriz. Bilgi için bilgiyi algılayacak bir bilinç gereklidir. Rastlantılarla bilginin oluşması ve algılanması mümkün değildir. Hayvanlardaki gibi bilincin dışa kapalı ve sınırlı olması bu gerçeği değiştirmez.
Gözlem ve deneylerle sınama bilim için yeterli mi? Yaratılışı, dolaysıyla Yaratıcıyı kabule yönelik genelde deney ve gözlemlerle sınanmaya dayanmayan görüşlerin bilim dışı olduğu iddiası; deney ve gözlemlere dayandığını varsayan, bunu kuvvetle iddia eden, bu nedenle bilimsel bir görüş olduğunu ilan eden materyalizmin sıkça öne sürdüğü varsayımlardan birisidir.
Şüphesiz ki gözlem ve deneylerle sınanma gerçek olduğu iddia edilen bir varsayımın gerçekliğini ya da gerçek dışılığını kısmen de olsa onaylar. Bu nedenle gerçeklerin gerçekliğini gösterip perçinleyen bir yol olduğu söylenebilir fakat yeterli olmadığı açıktır.
Var oluşun sadece birbirine zıt iki yanıtının bulunması; yanıtlardan birinin doğruluğu bilimsel olarak kanıtlanmadığı sürece her iki yanıtta geçerliliğini korur. Bu nedenle kesin bir dille birine doğru, diğerine yanlış diyemeyiz. Böyle bir sonuca ulaşmamız hatalı olur. Bilimin tarafsızlığına da uymaz.
Materyalizmin bilimsel ve akılcı olduğunu iddia ettikleri gözlem ve deneylerle sınanma kavramının ardına gizlenmelerinin nedeni her şeyi maddeye indirgemeleri, madde dışında gerçeklerin olabileceği gerçeğini kabul etmemeleridir. Maddeye indirgemenin gerçekte varoluşun karmaşık ve o kadarda kompleks yapısını basite indirgeme çabaları olduğunu daha önce söylemiştik.
Şüphesiz ki gözlem ve deneylerle sınanma bilimsel bir yoldur fakat yeterli değildir. Gözlem ve deneylerle sınanabilen gerçekleri kabul edip; duyu organlarımızın dışında kalan, gözlem ve deneylerle sınanamayanları yok kabul etmek bilimi duyu organlarımızla sınırlamak anlamına gelir.
Algılayabildiklerimizin, bu yolla öğrenebildiklerimizin dışında pek çok gerçekler olduğunu bilmek bilimsel zannettiğimiz metotlarda bir şüpheyi de beraberinde oluşturur. Bir bakıma yaratılışımızdan gelen eksikliklerimizi, zaaflarımızı; bu eksiklikler, zaaflar nedeniyle yanılabilir, aldanabilir olduğumuz gerçeğini beraberinde getirir ama bilimsel bakış açımızı da değiştirir. En azından kendimizi gereğinden ve olduğumuzdan daha yüksek, daha değerli görmemizi engel olabilir.
Duyu organlarımızın dışında kalıp da algılayamadığımız, bilemediğimiz; algılamaktan, öğrenmekten aciz kaldığımız pek çok gerçeklerin varlığını hiç bir zaman ret ve inkâr edemeyiz. Gözlem ve deneylerle sınanma şartının dışında kalan bir konuyu akıl, mantık ve bilim dışıdır diye yorumlarken çok dikkatli olmak zorundayız.
Duyu organlarımızın sınırı dışında olduğundan algılayamadığımız gerçekleri yok kabul etmek bilimsel bir anlayış değildir. Örneğin can, ruh, bilinç gibi metafizik değerlerin varlığını gözlem ve deneylerle sınayamayız ama vardırlar.
*******
İnsan beyni çok büyük kapasiteli bir bilgisayar gibidir. Keşfedilmiş ya da keşfedilmemiş şaşırtıcı ve ancak harikulade olarak nitelenebilecek pek çok özelliklerle doludur. Bu nedenle bir makineden çok daha öte bir anlam ifade eder.
Beyin ne kadar şaşırtıcı ve harika özelliklere sahip olursa olsun dış dünya ile bağları koparsa bütün bu şaşırtıcı ve harika özelliklerinin bir anlamı olmaz.
Beyin dış dünya ile bağlantılarını duyu organları ile yapar. Duyu organlarının eksikliği ve yetersizliği beyninde algılama eksikliği ve yetersizliğine neden olur. Bir bakıma duyu organları beynin dış dünyayı algılayabildiği, bu yolla bilgiler edindiği, meziyetler kazandığı birer pencere gibidirler. Beynin edindiği bilgilerin ve meziyetlerin azlığı, çokluğu ve kalitesi bu bağlantı pencerelerinin büyüklüğüne, küçüklüğüne, adedine ve hassaslığına bağlıdır.
Örneğin belirli bir banttaki ışıkları görebilir, belirli frekanstaki sesleri duyabilir, belirli molekülleri koklayabiliriz. Derimizde belirli bir sıcaklığı algılayabilir. Bütün bunları yaparken de duyularımız kolaylıkla yanılabilir. Duyularımızın yanılması, aldanması beynimizi yanlış bilgileri algılamasına neden olabilir. Bir bakıma öğrenmemiz duyu organlarımıza bağlıdır. Bir şeyi öğrenmemiz o şeyin duyu organlarımızın sınırları içinde olmasıyla ya da o şeyin her hangi bir yolla duyu organlarımızı etkilemesi sonucu oluşabilir.
Örneğin elektromanyetik dalgaların çok uzak mesafelere yayılabildiği gerçeğini bir başka amaçlı deneyler sırasında bir rastlantıyla duyabileceğimiz ses frekansına dönüşmesi sayesinde algılayıp öğrenebildik.
Söylemek istediğimiz beynimizin kapasitesi ne kadar yüksek, meziyetleri ne kadar çok ve şaşırtıcı olursa olsun duyu organlarımızın kısıtlı ve sınırlı olmaları nedeniyle ancak çok az bir kısmını kullanabilir olduğumuzdur. Duyu organlarımızın sınırları bir parça daha çok ya da az olsaydı algıladığımız diğer ifade ile yaşadığımız dünya çok daha farklı olabilirdi.
Bu konuda en akılcı yol yanılabilir, aldanabilir oluşumuzu göz önüne alarak ilgili konu ya da görüşleri tamamen ve kesinlikle ret etmemek, küçük ve zayıfta olsa olabilirliğini göz önüne almak, buna göre davranmak, en azından şüpheyle bakmak daha bilimsel, daha akılcı bir davranış olacaktır.
muhterem5151
30-08-2010, 23:59
aydınlığa hoşgeldin nadan.
önce biraz gözlerin kamaşacaktır ama sonra alışırsın inan bana.