Orijinalini görmek için tıklayınız : Doğa Harikası Kanatlar Tasarım Ürünü Mü?
Sizce şunlardan hangisi havada daha beceriklidir?
Uçaklar mı yoksa yarasalar, böcekler ve kuşlar gibi canlılar mı?
Michigan Üniversitesi’nde profesör olan uzay mühendisi Wei Shyy’nın dediğine göre ister inanın ister inanmayın “fırtına, yağmur ve karda havada kalabilmek üzere üstün yeteneklere sahip” doğanın bu küçük harikalarıyla hiçbir uçak kesinlikle boy ölçüşemez.
Peki bu doğa harikalarının sırrı nedir?
Kanatlarını çırpabilmeleri.
Bu, havacıların en başından beri imrendikleri bir şeydir.
Şunu düşünün:
Uçuş halindeyken bazı kuşların ve böceklerin kanatları çevreye uyum sağlamak için sürekli olarak şekilden şekle girer. Bu, onların havada hareket etmeden durabilmelerini ve keskin manevralar yapabilmelerini sağlar.
Science News dergisi yarasalarda gözlemlenen şu özelliği bildiriyor:
“Yarasalar yavaş uçtukları zaman, yani saniyede yaklaşık 1,5 metre yol alırken, kanat uçlarını ters çevirdiler, kanatlarını yukarı kaldırırken de uçlarını aniden arkaya doğru çevirdiler. Bilim insanları bu tekniğin . . . . kaldırma ve itme kuvveti sağladığını tahmin ediyorlar.”
Kuşkusuz, uçan canlılarla ilgili öğrenilecek daha çok şey var.
Florida Üniversitesi’nde profesör olan makine ve uzay mühendisi Peter Ifju şöyle soruyor:
“Bu canlılar, bu derece etkili bir kaldırma kuvvetine sahip olmak için havayı nasıl kullanıyor?”
O şöyle ekliyor:
“Akış fiziğiyle ilgili anlayamadığımız birçok kural var. [Kuşların ve böceklerin] neler yaptığını görebiliyoruz fakat havayla nasıl bir etkileşim içinde olduklarını anlayamıyoruz.”
Siz ne düşünüyorsunuz?
Doğadaki uçan canlıların çok yönlü kanatları bir tesadüf eseri mi?
Yoksa tasarım ürünü mü?
Saygılarımla
ozgur_beyin
28-05-2010, 23:55
sevgili hürkuş siz bu işleri bugünkü aklınızla red edip yaradılşa sığınıyorsunuz.
çünkü yaradılış yoksa tanrıda yok demektir.
şöyle düşün kısaca 150 yıl öncesi insanına bugünün dünyasını anlatsanız inanırmıydı çünkü ogünkü ortak akla bunları inandıramazdınız.
vatikan galileo'yu daha yeni akladı o zamanki ortak akıl dünyayı tepsi gibi sanıyor. ve aksini dinsizlik olarak sayıyordu.
sen ve senin gibi düşünenler uzun bir süre aynı çayırlarda kalmaya devam edeceksiniz ama senin torunların evrimi şeksiz şüphesiz ispat edildiğini görecekler.
onlarda sizinde ne kadar sabit fikirli olduğunuzu görüp şaşıracaklar
Tanrını kendi kendine bu kadar mükemmel bir biçimde var olabilmesi mümkün mü. Şayet en ufak bir çift kanat bile akıllı bir tasarımcının ürünü ise tanrı da mutlaka bir akıllı tasarımın ürünü olması gerekir.
Yoksa akıllı tasarımcı diye bir şey yok mu. Tanrının olabilmesi bir tesadüf mü.
saygılarımla
sevgili hürkuş siz bu işleri bugünkü aklınızla red edip yaradılşa sığınıyorsunuz.
çünkü yaradılış yoksa tanrıda yok demektir.
şöyle düşün kısaca 150 yıl öncesi insanına bugünün dünyasını anlatsanız inanırmıydı çünkü ogünkü ortak akla bunları inandıramazdınız.
vatikan galileo'yu daha yeni akladı o zamanki ortak akıl dünyayı tepsi gibi sanıyor. ve aksini dinsizlik olarak sayıyordu.
sen ve senin gibi düşünenler uzun bir süre aynı çayırlarda kalmaya devam edeceksiniz ama senin torunların evrimi şeksiz şüphesiz ispat edildiğini görecekler.
onlarda sizinde ne kadar sabit fikirli olduğunuzu görüp şaşıracaklar
Ya sizin torunlarınız, sayın ozgur_beyin,
insanların yok etmek üzere oldukları dünyayı yaratıcı'sının kurtardığını öğrendiklerinde ve bu yok oluşa "dur" dediğini gördüklerinde, O'nu yok saymış olan dedeleri yüzünden yüzleri kızarmayacak mı...?
Ne dersiniz .? :)
Tanrını kendi kendine bu kadar mükemmel bir biçimde var olabilmesi mümkün mü. Şayet en ufak bir çift kanat bile akıllı bir tasarımcının ürünü ise tanrı da mutlaka bir akıllı tasarımın ürünü olması gerekir.
Yoksa akıllı tasarımcı diye bir şey yok mu. Tanrının olabilmesi bir tesadüf mü.
saygılarımla
Sayın dilaver,
Kısıtlı bir " ölçü" yani aklınızla, evrendeki sonsuzluğu ölçebilir misiniz?
Evrenin sonsuzluğunu aklınız nasıl alıyor?
Yoksa evren sonsuz değil mi?
Her şey gibi onun da sınırları mı var?
Sınırları varsa, arkasında ne var? Onun da arkasında ne var? Onun da .., onun da... onun da..........İşte size sonsuzluk. Demek ki varmış.
Sonsuzluğun Tanrı'da olmasına niye şaşıyorsunuz?
Sayın dilaver,
Kısıtlı bir " ölçü" yani aklınızla, evrendeki sonsuzluğu ölçebilir misiniz?
Siz kısıtlı ölçü ile yani aklınızla bu tanrıyı nasıl ölçüp biçiyorsunuz peki. Hiç bu kısıtlı aklınızın yanılabilecegini düşünmüyor musunuz. Tanrının sonsuzlugunu nasıl aklınız alıyor. 96,5 mlyar ışık yılı bu dile kolay. Bir varlık düşünün ki yüz milyar galaksiyi idare edecek. Yetmedi her bir galaksinin içindeki yüz milyar yıldızı idare edecek. Yetmedi bu galaksilerin ve yıldızların bile içinde sayılmayan dünya üzerinde yaşayan yedi milyar insanı idare edecek. Yetmedi bir de bunların duaları ile ilgilenecek. Kader , sevap yazacak. Size sorsam hayvanları da o idare ediyor dersiniz. Hiç böyle bir şey olabilir mi.
Sorum basitti aslında. Bir kanat bile tasarımcısız var olamıyorsa bri tasarımcı da tasarımcısız var olamaz. Sizin mantıgınızın dogal sonucu bu.
saygılarıma
Sayın dilaver,
Kısıtlı bir " ölçü" yani aklınızla, evrendeki sonsuzluğu ölçebilir misiniz?
Siz kısıtlı ölçü ile yani aklınızla bu tanrıyı nasıl ölçüp biçiyorsunuz peki. Hiç bu kısıtlı aklınızın yanılabilecegini düşünmüyor musunuz. Tanrının sonsuzlugunu nasıl aklınız alıyor. 96,5 mlyar ışık yılı bu dile kolay. Bir varlık düşünün ki yüz milyar galaksiyi idare edecek. Yetmedi her bir galaksinin içindeki yüz milyar yıldızı idare edecek. Yetmedi bu galaksilerin ve yıldızların bile içinde sayılmayan dünya üzerinde yaşayan yedi milyar insanı idare edecek. Yetmedi bir de bunların duaları ile ilgilenecek. Kader , sevap yazacak. Size sorsam hayvanları da o idare ediyor dersiniz. Hiç böyle bir şey olabilir mi.
Sorum basitti aslında. Bir kanat bile tasarımcısız var olamıyorsa bri tasarımcı da tasarımcısız var olamaz. Sizin mantıgınızın dogal sonucu bu.
saygılarıma
Sayın dilaver,
Bu mantıkla hareket edersek,
"HER ŞEYİN BİR BAŞLANGICI ve SONU VARSA EVRENİN (Kainatın) DE BAŞI - SONU VAR"
Ne de olsa size göre "bizi yaratan kainatın kendisi" değil midir?
Bizim ve gördüğümüz her şeyin başlangıcı ve sonu aynı zamanda sınırları varsa, mutlaka kainatın da bir başlangıcı, evrenin de sınırları vardır!
Öyle mi diyorsunuz ?
Bu konudaki cevabınızı bekliyorum.
Saygılarımla..
Şu anda geçerli olan big bange göre evrenimizin bir başlangıcı var. Sonunun olup olmadıgını ise karanlık madde belirleyecek.
Bu konuda benim net bir şey söyleyebilmem mümkün degil. Hatta big bang in dogru olup olmadıgından da şüpheliyim. Yapacagımız her şey atacagımız palavralar olur ancak.
O yüzde elimizdeki verilerle konuşmak gerekli. Spekülasyonlarla degil. İşte bu yüzde de tanrı bir spekülasyondur. Sizin hayalinizdedir. Ne zaman ki ölçüp biçeriz, ya da gözlem yaparız o zaman söz söyleme hakkımız da dogar.
Yoksa falanca şunu demiş, İsa bunu yapmış, Muhammed şöyle etmiş in sonu yok, bilimsel degeri de yok.
saygılarımla
evrensel-insan
29-05-2010, 00:56
Saygideger hur-kus;
Zaman ve zamansalligin, ilk, son, baslangic, bitis v.s. kavramlari, tamamen insanoglu urnudur. Mekan'in zamana ihtiyaci yoktur. Insanoglu zamani, kendi biri nin dogum, yasam ve olumu icin kullanmis, sonrada yasaminin en buyuk soyutlarindan biri haline gelmistir.
Sonucta zaman, zamansal olarak dun, bugun yarin olarak bir uclemdir ve gecicidir. Bugun bir gun once dun, bir gun sonra yarindir. Mekan ise, insanoglu algisinda sabittir (hareket mekanin varliklarina aittir). Spatio temporal, yer ve zaman birlikteligine isaret eder. Spatio, ters T'yi temporal da geciciligi temsil eder. Eger insanoglu, yeryuzune gelmeseydi, zaman kavrami olmayacak, ama mekan kavrami olacakti. Mekanin zamana ihtiyaci yoktur ve bilimin de basi sonu yoktur. Cunku zamansal olarak epistemoloji bilimi nereye kadar getirmisse orasidir. Ne maddenin ilki, ne de yaraticinin yaratimi paradoxunun cevabi verilemez.
Yalniz, bilimin farki, devamli ilerlemesi ve ilklerini gelistirmersi, yaraticinin farki ise, bir yerde karar kilmai ve onun otesine yonelmemesidir.
Iste bu temelde, evren vardi, zamani ve de yaratici dahil tum soyut kavramlari da insanoglu varsaydi. Dolayisiyle bir mustakil var olan varlik, ya da gercek varliktan bahsederken, mutlaka onlarin mekaninin olmasi gerekir. Mekansiz varlik mumku degildir. Eger evren, bugun epistemolojik olarak bilinen en genis mekan ise, baska her turlu varlik ta, onun bunyesinde, icinde, ustunde yasam suren parcalardir. Iste bu parcalardan insanoglu parcasi tur butunu olarak soyutu, yaratmistir. Bunun en belirginleri zaman ve herhangibir ve hertur yaraticidir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Elbette bilimsel bilgi ve başarılara uygun bir saygı duymak yerindedir.
Bununla birlikte, birçok kişi bilimin –her ne kadar bilgi edinmenin bir yolu olsa da– tek bilgi kaynağı olmadığı konusunda hemfikir olacaktır.
Bilimin amacı doğadaki olayları tanımlamak ve bunların nasıl meydana geldiğini yanıtlamaya yardım etmektir.
Bilim, görünür her şey anlamına gelen fiziksel evren hakkında derin bir anlayışa sahip olmamızı sağlar.
Ancak bilimsel araştırmalar ne kadar ilerlemiş olursa olsun amaçla ilgili asıl soruyu, yani evrenin var olma nedenini asla yanıtlayamaz.
Yazar Tom Utley “bilim adamlarının asla yanıtlayamayacağı bazı sorular var” diyor.
“Evrenin başlangıcına neden olan Büyük Patlama 12 milyar yıl önce meydana gelmiş olabilir. Fakat bu patlama neden meydana geldi? . . . .
Bu temel elementler nasıl oluştu?
Daha önce ne vardı?” Utley şu sonuca varıyor:
“Bilimin insanın cevap açlığını asla doyuramayacağı her zamankinden daha net olarak . . . . görülüyor.”
Bu tür meraklar sayesinde elde edilen bilimsel bilgi, Tanrı’ya duyulan ihtiyacı ortadan kaldırmak yerine, ne kadar karmaşık, çözülmez ve insanı hayran bırakan bir dünyada yaşadığımızı doğruladı.
Düşünen birçok kişinin, fiziksel yasaların ve kimyasal tepkimelerin yanı sıra, DNA ve yaşamdaki şaşırtıcı çeşitliliğin bir Yaratıcı’nın varlığını gösterdiği sonucuna varması makuldür.
Bunun aksini iddia etmek için bir kanıt yoktur.
Bu tür meraklar sayesinde elde edilen bilimsel bilgi, Tanrı’ya duyulan ihtiyacı ortadan kaldırmak yerine, ne kadar karmaşık, çözülmez ve insanı hayran bırakan bir dünyada yaşadığımızı doğruladı.
10^-43 sn den sonra bana tanrıya olan ihtiyacı örnekleyebilir misiniz. Sizin tanrınız ancak ve ancak 10^-43 ün arkasında saklıdır.
Aksini iddia etmek için ise yeterince kanıt vardır. Tanrı düşüncesi ancak ve ancak cevabı bilinmeyen sorular için geçerli olabilir, yani sadece spekülasyona yöneliktir ve kandırmacadır. Neden bir tanrı olsun ki. Ne sebeple. Neden tanrı kendi kendine olsun ki. Hani hiç bir şey tesadüfi degildi. Neden bu tanrı insanın işine karışsın ki. Acaba fillerin yaşamına da karışıyor mudur. Neden dünya üzerinde tanrısız toplumlar var oldu ve 190 bin sene tanrısız yaşadılar.
Sorular çogaltıldıkça çogaltılabilir.
saygılarımla
Kanat ne ise yarar? Ucmaya degil mi? Bir Tanri, yarattigi iddia edilen devekuslarina veya penguenlere ucamadiklari halde neden kanat vermis ola ki? Tanri'nin yaratilista böyle bir hata yapmis olmasi onu mükemmel kilabilir mi? Sonra tüyleri olmayan bir balik yüzmesi gerekirken buna ragmen nasil ucabiliyor? Yaratilis Teorisinin maalesef bu sorulara bir cevabi yoktur...
Evrim Kuramina göre tüy gibi bir zamanlar gereksiz olan bir mutasyon , degisen cevre sartlariyla bir anda olumlu ve faydali bir mutasyon oluvermistir. Cünkü bir mutasyonun yararli mi zararli mi olacagi ancak cevre sartlarina uyumlulugu ile belirtilebilir. Tip ki insanlarda beyaz ten rengine sahip olmak soguk iklim Kuzey Avrupa'sinda avantaj saglarken, ayni özellik Afrika'da dezavantaj olabilecegi gibi.
Bu anlamda bu mutasyon sayesinde ilkel tüylere sahip olan ve bugünkü kuslarin atasi olarak kabul edilen degiskensicakli dinazor türleri, bu tüyler sayesinde olusturdukları vücut isisini daha iyi saklayabilmeyi ve bu sekilde cevre sartlarina uyum gösterip meteor carpmasi ardindan kisa dönem icin olusan buz devrini daha iyi atlatmayi basarabildiler. Zaman icinde bu ilkel ve basit tüyler daha islevli ve korunmali tüylere dönüstüler. Bu tüylere sahip olamayan dinazor türleri de dolayisiyla yok oldu. Iste bu buzul dönem dinozorlardan kuslara geciteki yari yol olup dissiz gagalı ve ot yiyen, bodur kolları ve degisik bicimli penceleri olan bu kücük dinozor türleri basariyla dogal seleksiyonun olumsuz etkilerinden kurtulmus ve soylarini gelistirebilmislerdir. Isiyi daha iyi saklayabilmek icin olusan bu tüyler daha sonra baska bir yanm etki gösterek daha baska islevleri de görmüs ve zaman icinde dinazorlar ucabilen türlere ve günümüz kuslara dönüsebilmislerdir.
Asagida tüyün evrimine dair görsel..
Tüylerin evrimi
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/b/b4/Feather_stages_diagram.svg/220px-Feather_stages_diagram.svg.png
Diagram showing the stages of feather evolution as outlined by Xu & Gou 2009.
1.Single filament
2.Multiple filaments joined at their base
3.Multiple filaments joined at their base to a central filament
4.Multiple filaments along the length of a central filament
5.Multiple filaments arising from the edge of a membranous structure
6.Pennaceous feather with vane of barbs and barbules and central rachis
7.Pennaceous feather with an asymmetrical rachis
8.Undifferentiated vane with central rachis
http://en.wikipedia.org/wiki/Feather#Evolutionary_stages
Ucmanin bir cok bicimi vardir.. sadece kanatlari olan ucabilir anlamina gelmez.
Ucan sincap
http://www.youtube.com/watch?v=BC-LFfAuLDA&feature=related
Ucan balik
http://www.youtube.com/watch?v=OmWRCdUw17E
Ucan kurbagalar ve geckolar
http://www.youtube.com/watch?v=qjXR2RY5k1c&feature=related
Ucan yilanlar
http://www.youtube.com/watch?v=iwDAsJCB2Pg&feature=related
Ucan kertenkele ucan yilana av olmaktan kurtuluyor
http://www.youtube.com/watch?v=RLbkVanjHVU&feature=fvw
Konu hristiyanlık bölümünde açıldığına göre bu tasarım harikası (!) şeyleri de İsa yaratmış olmalı :)
Doğayı ,doğa üstü gizemlere,büyülere,ruhlara-evrensel tin'e başvurarak açıklamaya çalışmak ne kadar bilimsel ,ne kadar akılcı ve gerçeklerle uyumludur ?
İlkel insanlar doğayı açıklamak için tam da böyle yapıyorlardı. Bilimsel gelişmelerin olmadığı ,bilgisizliği hüküm sürdüğü zamanlarda ,bilgisizlikten doğam kavramlar yaratıldı. Şimşekler çakıyor, gök gürlüyor ,yer sarsılıyor ve bunun nasıl olduğunu bilmeyen ilkel insan tüm bunları Ruh(lar)a dayandırıp sözde anlamlandırmaya çabalıyordu. Bilim yoktu. Bilimsel buluşlar yoktu. Ama şimdi bilgi çağındayız. Ancak birileri hala bilimsel olamayan yanıtlar peşinde. Bilmediklerini Ruh'a mal ediyor.
Evrimi neden yadsıyorsuuz Syn Hur-Kuş ?
Dinsel inancınız müsade etmiyor mu ?
Yadsınamaz iki olgu ve kaçınılmaz bir sonuç ;
1-Organizmalar değişir ve değişiklikler ( en azından kısmen ) kalıtımla yavrulara aktarılır.
2-Organizmalar hayatta kalabilecek olandan daha fazla yavru yapar.
3-Ortalama olarak ,çevre koşullarına en uygun yönde değişiklik gösteren yavrular hayatta kalır ve ürer. Böylece yararlı değişiklikler doğal seçilim yoluyla topluluklarda birikir.
Siz bu bilimsel verileri neden yadsıyorsunuz sayın hur-kuş ? Bunu açıklar mısınız ? Papa dahi evrime doğrudan karşı çıkmıyor ; " Bırakalım bilim insanları çıkarsın "diyor.(Ki bilim insanları bazı şeylerin net ve kesin olduğunu ortaya koymuşken )
Şimdi bunların İsa'yla ,Musa'yla ,Muhammed'le ne ilgisi var ?