PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ateşin Halkı (Roman)


Halit ŞENER
01-06-2010, 17:59
İKİNCİ BÖLÜM:


Güzel bir yaz günüydü, yemyeşil ormanın ve gölün üzerinden bir kartal adeta süzülüyordu.Taklalar atıyor,kah yükseliyor,kah düşer gibi yaparak yere doğru kayıyor ve ansızın tekrar havalanıyordu.Bu öyle bildik kartallardan biri değildi.Tanrılar Başkanı Gök Tanrı Zeus'un kartalıydı bu.Zeus,çapkın bir tanrıydı ve kartalı kendisine gözcülük yapıyordu.Ormanda duru suları olan bu gölde Irmak Tanrısı Asopos'un kızı olan Aiginia ile birlikte yüzüyordu..

Aiginia memnundu.Tanrılar başkanının güçlü kollarında kendisini güvende hissediyordu.Gölün kenarına çıktılar.Aiginia Zeus'a:

"Siz evrenin efendisi,bütün yaratıcıların hakanı,ne kadar tanrı varsa
hepsinin başbuğusunuz.Siz göğün parlaklığı,ışıltılı aydınlığısınız."Dedi.

Zeus,bu sözlerden memnun olduğunu bakışlarıyla belli ediyordu.Baştanrı gibi değil,bir çocuk gibi hissetti kendisini.

"Bulutları devşiririm,göklerde gürler şimşek savururum,yağmurları yağdırır
yıldırımlar atarım" dedi,kollarını havaya kaldırarak.

"Bütün bunları nasıl yaparsın?"diye sordu Aiginia.Zeus ağacın altına bıraktığı kalkanı Aiginia'ya göstererek:

"Keçi derisinden yapılı bu kalkanımla."diye cevap verdi.Aiginia itiraz etti."Keçi derisinden mi?Benimle alay mı ediyorsun?" Diye sordu.Zeus:

"Doğru söylüyorum Aiginia,"dedi,"Ama bu keçi öyle bildiğin keçilerden değildi.Güneş Tanrı Helios'tan doğma korkunç bir yaratıktı bu keçi.Titan denilen devler bile donakalırdı onu görünce.Bu kalkana sonradan Athena öldürdüğü Gorgo canavarının saçları yılanlarla örülü kafasını taktı.Savaşta kullanıldı mı dehşet içinde püskürtür her göreni..."

Aiginia'nın gözü Zeus'un Asa'sına ilişti.

"Bu Asa'nın öyküsü ne?" diye sordu. Zeus eski bir anısını hatırlar gibi yanıt verdi.

"Bu Asa'yı oğlum Demirci Tanrı Hephaistos yaptı.Bu bir krallık asasıdır.Bu asayı hangi krala verirsem
o kral benim yetkilerimi taşır."dedi.Aiginia,tez canlı ve masum bir istekte bulundu:

"Asanızı bana verirseniz ben kraliçe olur muyum?" diye sordu.Aslında yarı şaka bir soruydu bu.Zeus'da şakacı bir cevapla karşılık verdi.

""Hayır Aiginia,"dedi."Bu yalnız krallara mahsustur.Ama benimle sevişirsen tanrıça olursun,böylesi
daha iyi değil mi?"Aiginia,nazlanmanın tam zamanı olduğunu düşünerek kendisini geri çekti.Zeus:"Haydi nazlanma Aiginia,"diyerek Asopos'un kızını omuz başlarından yakaladı."Kendini bana bırak,"dedi.Zeus,Aiginia'yı iyice kendine çekti ve uzun uzun öpüşmeye başladılar.Zeus,Aiginia'ya:
"Sana kartal motiflli kolyemi vereyim,"dedi,boynundan çıkardığı kolyesini Aiginia'nın boynuna taktı."Sana bu,bu sevişmenin bir anısı olarak kalsın,"dedi."Bu kolyeyi boynundan çıkarma,bu seni her türlü tehlikelerden korur,kendini güvende hissedebilirsin."Aiginia:
"Bu kolyeyi üzerimde taşımak benim için bir şereftir Tanrılar Başbuğu,"diyerek memnuniyetini bildirdi.
Zeus,kadına sevgiyle baktı."Aiginia,güzel olduğun kadar da akıllı bir kadınsın sen,"dedi.
"Bu sevişmeler aramızda gizli kalmalı,Hera'nın sana da bir kötülük yapmasını istemem,gel,o dudaklarından yine öpeyim."Zeus,postun üzerine sırt üstü uzanırken Aiginia'yı da üzerine çekti.Yine sevişmeye başladılar.Zeus ve Aiginia,tutkuyla sevişirken yakındaki ekinler ayrılmaya başladı,gelen Zeus'un karısı Hera'ydı.Hera,Zeus'un bir kadınla kendisini aldattığını gözleriyle görmenin verdiği öfkeyle bağırdı:
"Burada ne işin var Zeus?Öpüştüğün bu kadında kim?Beni başka kadınlarla aldatmaya
utanmıyor musun?"Zeus,Hera'nın kıskançlık ve öfke dolu sesini duyar duymaz sırtüstü uzandığı yerden kalktı,beline kadar doğruldu.
"Gölde yüzüyordum,az kalsın boğuluyordum,bu kadın olmasaydı boğulacaktım,bu su perisine hayatımı borçluyum."

"Uzun uzun öpüşmelerinizin nedeni bu mu?Bana yalan söylüyorsun,koskoca bir tanrı bir kaşık su da boğulacak ben de bu yalana inanacağım öyle mi?"Hera ve Zeus birbiriyle münakaşa ederken Aiginia elbiselerini toplar ve uzaklaşır.Zeus yine Hera'yı ikna etmeye çalıştı:

"Bak Hera,gölde yüzerken ayaklarıma kramp girince çok su yuttum bu nymphe yuttuğum suları bu şekilde
çıkarmaya çalışıyordu."

Ormanın derinliklerinde,göl kenarında Zeus ve Hera münakaşa ederken bu münakaşaya bir kişi daha tanık oluyordu.Bu Olympos'da yaşayan,Tanrılar Toplantısına Başkanlık yapan,kanunun,kuralın ve yasanın ta kendisi olan Hak Tanrısal Adalet Başkanı Themis'dir.Themis,Uranus'la Gaia'nın kızıdır.Mevsimlerin,yılların ve sanatların düzenini sağlayan,hayatla ölüm dengesini kuran,evrensel ve ölümsüz doğa yasasını temsil eden,tanrısal yasayı temsil eden bir tanrıçadır ve Zeus'un eski eşlerinden biridir.Zeus'un ve Hera'nın yine tartıştıklarını görür ve müdahale de bulunur:

"Ne yapıyorsunuz burada?Sesiniz Olympos'tan bile duyuluyor.Artemis'e adanan bu kutsal ormanda dünya
işlerinden habersiz nedir çekiştirdiğiniz?İnsanlar bile bakıp bakıp size gülüyorlardı demin,eğleniyorlardı arkanızdan.
Siz tanrılara yakışır mı böyle rezil olmak,insanların önünde.İnsanlara karşı biz Olymposlu tanrıların itibarı azalırken siz burada tutuşmuş kavga ediyorsunuz."

"Neler diyorsun Tanrıça?"diye sordu Zeus."Nedir anlatmak istediğin?
İnsanların gözünden niçin düşer mişiz?".Themis:

"Dünya son çağlarda bir kaosa büründü,görmez misiniz?"diye sordu ve cevabını beklemeden konuşmasına devam etti:
"İnsanlar tanrılardan yeni isteklerde bulunuyorlar,yetinmiyorlar eldekilerle,
Ölümlüler ölümsüzlük istiyor.Biz tanrılar gibi sonsuz,mutlu,zengin bir hayat
istiyorlar.Az görüyorlar onlara verdiğimiz nimetleri..."

Zeus:

"Nankörlük bu,haddini bilmezlik bu Tanrıça!"diye öfkeyle soludu."İnsanlar bizden
ne dilediler vermedik?Adaklar adadılar yerine getirmedik mi istediklerini?Ac mı bıraktık onları açıkta mı
bıraktık?En zorlu savaşlar da bile yardımcı olmadık mı?
İnsanların yardımına koşmadık mı her zaman,
Kısa ama onurlu ve mutlu hayatları olsun diye...Su istediler verdik,
ateş istediler aldılar...Toprağa ekmedik mi tohumlarını,meyvelerin
sebzelerin?İnsanlar beslensin diye salmadık mı ormanlara av hayvanlarını?
Yasak mı ettik Demeter'in buğday başaklı tarlalarını,
Yasak mı ettik üzüm bağlarını Dıonysos'un şaraplarını?
Apollon'un Altın Lir'inden çıkan tanrısal müziği gönder medik mi?
İnsanlar şölenlerde eğlensinler diye...
Yağmur istediler göndermedik mi?Ekinler su içsin hasat bol olsun diye
Doğanın tüm nimetlerini vermedik mi insanların hizmetine?"

Hera söze girerek:

"Baş Tanrı öz karısını insanların gözü önünde böyle aldatırsa,
İnsanlar elbette kıskanırlar tanrıyı bile.Olacağı buydu,
Ölümlüler de göz koydular ölümsüzlüğe.Saygı duymayacak
yüz çevirecekler bizden,eğer isteklerini yerine getirmezsek."

Hera,bu sözleri söyler söylemez ormanı terk etti.Onun için bu tartışmanın nereye gideceği önemli değildi.Ama Zeus Hera'nın söylediklerinin bir kısmına takılmıştı.Zeus,Themis'e:

" İnsanlar yüzçevirirlerse bizden kendileri bilirler.Koşmam bir daha yardımlarına.
Yetkilerimi krallara devrederim istedikleri gibi yönetirler insanları.Acımam hiç birine..."Dedi.Ama Themis,Zeus'un nasıl bir karektere sahip olduğunu çok iyi biliyordu.Themis:

"Bunlar senin yüreğinle söylediklerin değil,ağzınla söylediklerin Zeus."diye karşı çıktı.
"Böyle öfkeli konuşsanda,bilirim senin yüreğinin aslında ne kadar yumuşak olduğunu.
Hani Troya Savaşında Akhalar da anlamıştı bunu.Gemilerin toplandığı Aulis'te
bir belirti göstermiştin onlara.Kutsal sunaklarda,bir kaynağın çevresinde,güzel bir
çınar ağacının altında bir su akıyordu.Senin gün ışığına saldığın bir korkunç yaratık
sunağın altından çıkıp yürüdü sunağa doğru,sırtı kıpkırmızı bir yılan.Orda ufacık serçe
kuşları vardı,yavrular minnacık, yapraklar altında büzülmüşlerdi,en yüksek dalında çınarın.
Hepsi sekiz taneydiler,dokuzuncuları da yavrulayan anaydı.Bağrışan yavruları yutuverdi yılan,
döndü durduydu anaları yana yana,yılan çöreklendi önce,sonra dikilip yakaladı
çırpınan kanadından.Serçe yavrularıyla analarını yutunca böylece,sen dayanamamıştın,
yılanı yok ederek ,taşa çevirmiştin.Serçe yavrularına bile acıyan bir yürek varken sende,
tanrıların değerinden anlamayan doyumsuz aç gözlü insanlar var diye,yetkilerini devredeceğin kralların
zorbalıklarına nasıl göz yumacaksın?Savaş yüzünden yetim kalmış çocuklar ağlaşırken,sen
gülecek misin?Yoksullar ürettiklerini krallara kaptırınca sen görmezden mi geleceksin?
İnsanlar dünyasında nimetler hakça paylaşılmadığı zaman yüreğin nasıl rahat edecek?
Bir çözüm bulmalısın Kronosoğlu Zeus...Madem insanlar ölümsüzlük istiyorlar verelim.
Öldükten sonra dirilmeyi umsunlar ne çıkar bundan?Biz tanrılar bile birbirimize yalan sözler
söylerken Baş Tanrı insanlara yalan söylemiş çok mu?"Zeus,itiraz etti:



"Yalan söylemek başka bir şey,söz vermek başka bir şey Tanrıça.Bunu isteme benden.
Eğer insanlar ölümsüz olmayı koymuşlarsa kafalarına,bunu engelleyemem.
Doğa yasaları bozulsa bile insanları kandırmakla uğraşacağıma,çekilir köşemde
bomboş otururum daha iyi..."


Hak Tanrısal Adalet Tanrıçası Zeus'un bu sözlerine karşılık vermede geçikmedi:

"Öyle mi sanıyorsun Kronosoğlu?",diye adeta azarladı."Bugün sana dokunmayan bir yılan
yarın seni sokmaz mı sanıyorsun?Ölümsüzlük zehri taşıyan bir yılan büyürken,
insanları yerken tek tek,bozulurken dünyanın mutlu hali,sen köşende hiçbir şey yapmadan
oturacak mısın,böyle yaparak insanların sana saygı duyacağını mı sanıyorsun?Tam tersine itibarını
yitirip gözden düşmez misin?Gözden düşen bir tanrının egemenliği devam eder mi sanıyorsun?
Evrenin en güçlü silahı sende diye bu kendine aşırı güvenin korkutuyor beni."


Zeus, Themis'in durduk yere böyle konuşmayacacağını anlamıştı."Tanrıça,"dedi,
"Bana asıl söylemek istediğiniz nedir?"Themis asıl konuya girdi:


"Amcan İapetos'un oğlu Prometheus'un son kehaneti bütün tanrılar dünyasını yerinden oynatıyor
ve sen bu kehanetin ne olduğunu bile merak etmiyorsun..."Zeus hemen karşılık verdi:

"Neymiş o kehanet Tarıça,söyle bana."diye sordu.

"O kehanet tanrıların tahtlarının ve bahtlarının geleceği ile ilgili...Sen en iyisi
onu Prometheus'un kendi ağzından dinle..."

Zeus,Themis'i başıyla onayladı."Haydi o zaman Olympos'a doğru yola çıkalım."dedi Tanrıçaya ve ormanda gözden kayboldular.
.................................................. ...................................





KEHANET

Kafa gücü bakımından Zeus'tan bile daha üstün olan Prometheus,Kafkas dağının yalçın tepelerinin yüksek bir yerinde heykel yaptığı atölye de çalışıyordu.(devam edecek)

Halit ŞENER
01-06-2010, 18:59
Bu romanımın başlangıç Birinci Bölümü,İslam Formuna aldığım-Allah ve Şeytan İttifakı mı?-bölümüdür.Ateşin Halkı adlı romanımın ikinci bölümü de budur.İlgilenenlere duyurur sevgi ve saygılarımı sunarım.Eğer romanımın diğer bölümleri de merak edilirse sizlere sunacağım.Bu eserime hakaret,küfür ve aşağılama yapmamak koşuluyla her türlü düşünce eleştirisi yapılması ve sorular sorulması halinde tarafımca mutlaka cevaplanacaktır.

Ovidius
01-06-2010, 20:34
Sevgili Halit ŞENER;

AZİZ NESİNDEN ALINTI:

Orhan Veli dostunun evinde oturmuş nasıl etsemde ''rakı şişesinde balık olsam'' şiirimi,nasıl etsemde herkeslere duyursam diye düşünüyormuş,

acaba uçak kiralayıp şiirirmi milletin tepesinden mi atsam,
birilerini bulup dağıttırsam mı
vb.

DÜŞÜNÜRKEN İstanbul yazarları Orhan Veli nin bu şiiriyle öyle alay etmişler,öyle alay etmişler ki,

Şiiri duymayan kalmamış nerdeyse.

Orhan Veli değil uçak uçak filosu kiralasa bu kadar etkili olmazmış.

Halit ŞENER
01-06-2010, 23:09
Sayın Canip Atay,öyle bir derdim yok,ama bu emeğin kaybolmasını da istemem.İslam gibi emperyalist bir dinle nasıl mücadele verilmesi gerektiğini henüz bilmiyoruz.Bir inanç sistemine karşı sadece akıl,bilim,felsefe ve çağdaşlıkla mücadele etmek yeterli değildir;sanatı,müziği,tiyatroyu,sinemayı ve romanıda bu mücedele alanına çekmeliyiz diye düşünüyorum.

Anadolu toprakları üzerinde binlerce yıl boyunca irili ufaklı nice büyük medeniyetler yaşadı.Üzerinde yaşadığımız Anadolu tarihinin tek değerli tarihinin Selçuklu ve Osmanlı olduğunu söylersek haksızlık yapmış oluruz.

İlk Çağ Ozanı Homeros,İzmirli idi.(İlyon)luydu.İnsanlık tarihinin en büyük savaşlarından biri olan Troya Savaşı Çanakkale'de yapılmıştı.

Homeros'un Tanrı ve Tanrıçalar üzerine anlattığı masalları ana sütü gibi içen insanların bir büyük kısmıda bu topraklarda yaşıyorlardı.

Roma ve Yunan'ın arkaik kalıntıları üzerine her gün ayaklarımızı basarak yürüyoruz.

İstanbul Arkeoloji Müzesine gittiğimizde Büyük Atatürk'ün müzenin basamakları üzerinde hatıra fotoğrafı çektirdiğini görürüz ve başka devlet ve siyaset adamlarının gölgesine bile rastlamak mümkün değildir.

Mitoloji ders kitabı bile değildir ülkemizde.Bu nedenle Anadolu tarihini bilmeyiz.Ama Anadolu toprakları bilgisizliği affetmez.Bilgiyi sırtlarından atan insanları da Anadolu toprakları silkeler.

Üniversite bitirenlerimiz bile Şhakespeare'nin eserlerini anlayamazlar,çünkü mitoloji bilgileri ya temamen yoktur ya da çok azdır.

Ben bir ateistim,Allah'a da tanrılara da inanmam ama yazdığım bu romanımı niçin yazdığımı merak bile etmeyenlere de sadece saygı duyarım o kadar.

pianola
25-01-2018, 01:26
romanı baya aradım ama bulamıyorum, siz de en son 8 yıl önce uğramışsınız.

seslik
22-04-2018, 15:18
romanı baya aradım ama bulamıyorum, siz de en son 8 yıl önce uğramışsınız.

Merhaba,
Halit bey 1.5 yıl önce malesef vefat etmiştir.

Şüpheci Dinsiz
23-04-2018, 12:12
Halit Bey'e uğurlar olsun, vefatına çok üzüldüm.