Orijinalini görmek için tıklayınız : Gerçek Laiklik İçin
Üç acil talep:
1-Zorunlu din dersi kaldırılsın
2-Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılsın
3-Tarikat(vakıf)lar kaldırılsın
Buraya gönderiniz: bimer@basbakanlik.gov.tr
Halit ŞENER
11-06-2010, 11:32
Gerçek laikliğin Türkiye'ye gelebilmesi için din dersleri,yani Arapça İslam Müfradatı tabiiki kaldırılmalıdır ama yerine Türkçe Kur'an ders kitabı yapılmalıdır,İncil,Tevrat ve Mitoloji dersleride olmalıdır.Dinler tarihi bilimsel yöntemlerle anlatılmalıdır.
Diyanet işleri tabii ki kaldırılmalıdır.Ama tarikatlerin kapatılmasına karşıyım,tam tersine İmam Hatip Okulları ve İlahiyat Fakülteleri kapatılmalı ve yerine eski medrese eğitimi tahsis edilmelidir,marjinal bir kesimi yaygın bir kesim olmaktan kurtarmanın yöntemi budur.
Din halka ve cemaatlere terk edilmelidir,ne yaparlarsa yapsınlar,zaten silahlı kalkışma yaparlarsa kendileri bilirler,devlet güçleri onları tepelemekle görevlidir!
Dini siyasete alet eden siyasi partiler kapatılmalıdır.Medyada din dışı ve hatta dini eleştiren düşüncelerede yer verilmesi mecburiyeti getirilmelidir.Bunlar yapılmadıkça laik bir ülke konumuna gelmemiz mümkün görünmüyor.Bu konuyu açan tardu'yu tebrik ediyorum.
Gerçek laiklik için,
Devletin elini,dinden çekmesi gerekir.
Din hayatımızdaki önemini yitirmeden laik olunamaz.
Önce dinin hayatımızdaki önemini azaltmalıyız.
Pekii bu nasıl olacak derseniz tabiki bilimsel eğitimle.
Kaliteli öğretmenlerle,araştıran soran ve sorgulayan bir gençlikle.
Ne zamanki Tarih Kitaplarında ''Şeyh bedrettin ve Pir Sultan Abdal'' vatan haini değilde
Halk Kahramanları oldukları yazarsa bilinsin ki o günden sonra laikiz.
Ne zaman ki Anadolu da 1000 yıllık Türk Kültürü değil, 10.000 yıllık bir Anadolu Kültürü var yazarsa sosyal kitaplarında,
Ne zaman ki Peygamberlerin milyonlarca yıl önce değilde geçen gün yaşadıkları ,bin yıl yaşayan peygamberlerden önce binlerce yıl yaşayan tanrıların yaşamı ve ölümü anlatılırsa,
Ne zamanki felsefe dersleri ezber değil anlama üzerine kurulur ve bilinir bir hale gelirse
bilinsinki o günden sonra...
omerhayyam
13-06-2010, 02:21
Diyanet işleri kaldırılırsa iyice tozutur tarikatlar.
Halit ŞENER
13-06-2010, 02:45
Tozutsunlar!Bu devletin zinde güçleri sadece PKK ile savaşılsın diye kurulmadı!Diyanet İşleri devlete sırtını dayayarak dünyanın her yerine camii yaptırıyor ve imam atıyor,bu tozutma değil midir?
Halit ŞENER
13-06-2010, 02:50
Türkiye çok mu zengin bir ülkedir ki,bütün dünyayı müslüman yapmak için Avrupa'da,Asya'da,Afrika'da,İskandinav ülkelerinde,Çin'den Hindistan'a kadar,Diyanet İşleri bütçesiyle (Yani Türk Halkının vergileriyle)İslami misyonerlik çalışmaları yapılıyor!
Dünyada Türkiye hariç,hiç bir gerçek laik ve demokratik ülkede din işleri devlete bağlı değildir ve dinin devlete bağlı olmasının günümüzde hiç bir haklı gerekçesi ve mantığı yoktur tam tersine din işlerine bağlı bir devlet,dincileşir ve siyasetide,medyayıda,ticaretide etkiler ve egemenlerin halka yobazlığı tepeden dayatmalarına imkan verir ve vermektedir.
Halit ŞENER
13-06-2010, 02:53
Tarikatler tozutursa devletin zinde güçleri onları tepelemekle görevlidir!Eğer Türkiye laik,demokratik ve Anayasal bir devlet ise!
Bu devlet Taksim'e çıkmak isteyen İşçi Sendikalarını onyıllarca tozuttu,bu devlet birazda tarikatları tozutsun!Eğer laik bir devlet ise!Eğer laik bir devlet değilse onuda bilmiş oluruz!
Halit ŞENER
13-06-2010, 03:01
Türkiye'yi şeriata götüren güçler Aczmendiciler değil,kravatlı mebuslardır!Güya çağdaş geçinen gerici burjuvazinin televizyonlarıdır.Kanal 7'de hergün sabaha doğru arapça Kur'an metinleri okunuyorken diğer gerici burjuva takımının televizyonları ise beş para etmez dizilerle ve laylaylomlarla halkımızı afyonsuz uyuşturuyorlar!
Laik okullar dinci yobazların hakimiyeti altındayken ilerici öğretmenler açığa alınmaktadırlar.Eğer Türkiye laik bir ülke ise,ilerici öğretmenlere görev vermek diyanete harcanmayacak paralarla mümkündür.Hatta bu dev bütçeyle yoksullukla bile pekala mücadele etmek ve üstesinden gelmek mümkündür.
Büyük Atatürk'ün inşaa ettiği bu devlette eğer şeyhler ve müridler olmayacaksa yöntem budur!
Halit ŞENER
13-06-2010, 03:15
Bir akşam üzeri Taksim'de bir ara sokaktan ana caddeye çıkmak için yürüyordum,yaşlı bir kadın(belli ki aç)kuçağında küçük çocuğuyla dileniyordu,dilenci değildi,çünkü ağlıyordu.
Yüreğim burkularak caddeye çıktım gözüm arkada kalmıştı,belkide belediye zabıtaları gelecek kadını "dileniyor"diye alıp götüreceklerdi.
Dilenci olmadıkları halde dilenerek karnını ve çocuğunun karnını doyurmak zorunda kalan bu düşkün yoksul insanlara devlet eğer bir çözüm ve kaynak aktarmıyorsa,bu devletin din işlerinede kaynak ayırmaya haddi ve hakkıda yoktur.
İmamların maaşını cemaatler versin,camileri cemaatler yaptırsın ne yaparlarsa yapsınlar!
Önemli olan din değil,insandır ve laik devletler bütün yurttaşlara ve düşüncelere aynı mesafede durmak zorundadır!
AKP iktidarı bütün bu acı gerçekleri elinin tersiyle bir kenara iterek gece gündüz yatıp kalkıp Yargı ve Anayasa reformunu geçirmeye çalışmıştır.Eğer bu sözde Anayasa reformu Anayasa engeline takılmaz,reformda evet oyu alırsa Türkiye İrandan daha kötü duruma düşecektir!
Türk Ordusu,sadece PKK ile savaşarak Cumhuriyet'i koruyamaz!PKK'ile de mücadele sadece orduyla yapılmaz!PKK arkasında Arap Devletleri vardır,orduyu oyala,siyaseti kapat taktiğidir bunlar!
Halit ŞENER
13-06-2010, 18:33
Atatürk,diyaneti Türkçe ibadet yapılsın,Türkçe Kur'an okutulsun,Türkçe ezan okunsun diye biçimlendirdi.Eğer Atatürk,diyanetin yeniden Arapça müfredat ile hareket ettiğini,ezanın Arapçaya çevrildiğini görüyor olsaydı bu teşkilatı kaldırır ve din işlerini tarikatlara devrederdi.Bu tarikatler cübbe mi giyerler,ayinlerinde huu mu çekerler hiç önemli değildir!
ahmetaltan
14-06-2010, 09:51
Atatürk,diyaneti Türkçe ibadet yapılsın,Türkçe Kur'an okutulsun,Türkçe ezan okunsun diye biçimlendirdi.Eğer Atatürk,diyanetin yeniden Arapça müfredat ile hareket ettiğini,ezanın Arapçaya çevrildiğini görüyor olsaydı bu teşkilatı kaldırır ve din işlerini tarikatlara devrederdi.Bu tarikatler cübbe mi giyerler,ayinlerinde huu mu çekerler hiç önemli değildir!
Laiklikten bahseden arkadaşların düştükleri paradoksu görüyormusunuz?
Dinin nasıl yaşanacağını, ezanın ve Kuranın hangi dille okunacağını tayin eden devlet nasıl laik olabilir?
Atatürk, peygambermidir ki, ezanın nasıl okunacağını, Kuranın nasıl okunacağını tayin ediyor.
Diktatörlük, ne zamandan beri laiklikle eşanlamlı oldu?
Bu ülke insanlarının büyük ekseriyeti müslümandır. Dolayısı ile toplanan vergilerin de büyük bölümü müslümanların verdiği vergilerdir. Kaç tane ateist varki? Zannetmeyinki, ateistlerin vergileriyle imam maaşları ödeniyor.
Zannetmeyinki ateistlerin verdiği vergilerle camiler inşa ediliyor... Hayır asla....
Zaten cami inşaatlarını tamamen cemaat yaptırıyor. Devletin cami inşaatına bir kuruş verdiği yok. Sadece imam maaşlarını devlet veriyor. O da niçin: İmamlara istediği ve kendi kontrolunda olan vaaz ve hutbeleri verdirsin ve din, devlet kontrolunda olsun diye...
Aslında gerçek laiklik olsa, devlet elbetteki imam maaşını ödemez ama, camilerere de karışmaz. Vaaz ve hutbede neler söyleneceğini tanzim etmez.
Ama devlet, dini kontrol altında tutmaktan vazgeçemediği için, bu sistem devam ediyor.
Din ile ilgili her konu cemaatlere bırakılsa sorun çözülür, ama bunada dayatmacı devlet izin vermez.
Atatürk, peygambermidir ki,
Peygamberden ötedir!
Mağaraya girip kendi şizofrenisini kitap yapacağına, milyonlarca insanı emperyalistlerden kurtaranlara öncü olmuştur.
Laikligin en temel tanimi, din ve devlet islerini birbirinden ayirmaktir; ulkemizde adini duydugumuiz, ama hic de goremedigimiz bir durum. Laik olmayan bir devlet, halkina da esit davranamaz.Halkina esit davranamayan bir ulkenin insanlari devamli huzursuzdur; kendini evinde hissedemez. Bunun sonucunu da zaten goruyoruz.
evrensel-insan
14-06-2010, 17:53
Saygideger arkadaslar;
Laiklikte, ayni seriat duzeni gibi, yanli/taraflidir ve bu yuzden de Turkiye'nin biz-oteki kavgasi bitmemektedir.
Bence saglanmasi gereken insan haklari ve bireysel hak ve ozgurlukler temelinde, her turlu dusuncenin ve ifadesinin serbestce kullanimi ve uygulanimidir.
Burada da, bireyin bireysel sekuler dusunce ve davranisi devreye girer, bu da onun sekuler temelli inancsal, ideolojik dusunce ve davranisini hak ve ozgurlukler temelinde kendi yasam ve iliskisi olarak uygulamasi demektir. Turkiye'de olmasi gereken budur.
Bu temelde bir kisinin, laik duzeni savunmasi, bunun karsisinda olan din uygulamasini karsisina almasi demektir. Bu anlayis, cag olarak ta artik geride kalmistir. Sonucta devlet hic bir zaman toplumunu bolucu bir yan/taraf olamaz.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Halit ŞENER
15-06-2010, 03:01
Ahmet Altan,
Dinini kendi ana dilinde öğrenmeyen bir millet,dinini kendi ana dilinde öğrenen milletlerin kölesi olur.
İşte Büyük Atatürk,Türk Milletinin Arap Milletlerinin kölesi olmasın diye Türkçe ezanı,ibadeti ve Türkçe Kur'an'ı uygun görmüştü.
Ama ne yazık ki,Büyük Atatürk'ten sonra yine dini Arapçaya çevirdiler ve işte Türkiye'nin geldiği yer Arap hayranlığı ve Araplaşmaktır.
O dönemde Atatürk,laikliği elbette tepeden inme getirmek zorundaydı,ama seküler laiklik son şeklini 1945'te aldı,Türkiye'yi yönetenler laikliği içselleştiremediler ve bu gün de laiklik aslında ilan edilmeden Diyanet İşleri ve iktidar vasıtasıyla tasfiye edilmiştir.
evrensel-insan
15-06-2010, 03:10
Saygideger Halit SENER;
Tepeden inme hic bir sey, icsellestirilemez. Bunun icin, egitim/ogretim/yetistirim ve bunun getirdigi, bilinc ve farkindalik gerekir. Cunku bu yoksa, ayni tarihteki orneklerinde oldugu gibi, tepeden inme gelen hersey, bir temel sarsilmasiyla, yer ile bir olur. Onemli olan, halkin bilinclenmesi ve neyin ne oldugunu algilayacak farkindaliga erisecek egitim/ogretim ve yetistirimi kazanmasidir. Bu da devlet eliyle olur, da olmuyor iste!
Bu arada, sekularitinin tohumlari ronasans (1430) sonrasi ve Ingiltere ic savasiyla atilmistir, yani laiklikten ve Fransiz Ihtilali'nden nerdeyse iki asir once. Ustelik o devrin papazlari ve din adamlarinin dusunce ve ifade ozgurlugu girisimleri ile, tarih 15. ve 16. yuzyildir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Halit ŞENER
15-06-2010, 03:26
Atatürk Devrimleri yapılmamış olsaydı bu gün Türkiye bir İran gibi olurdu,evet Türkiye Siyasal İslamcıların ve Sahte Kemalistlerin sayesinde İran görüntüsü de vermeye başlamıştır.
Laiklik,son seküler şeklini 1945'te aldı dedim,laiklik 1945'te gerçekleşti demedim ki!
Tabii ki laikliğin gerçekleşmesi için yüzyıllarca süren büyük mücadeleler yapılmış ve buna Fransa' nın kadar da İngiltere de katkıda bulunmuştur.
Rönesansı okumuş bir kişinin bunu bilmemesi de düşünülemez.Saygılar.
evrensel-insan
15-06-2010, 03:35
Saygideger Halit Sener;
O bahsettigin Iran 1979'a kadar boyle degil, tam bir Avrupai yasam ve duzene sahipti. Tarihin ulkemiz adina tekerrur etmemesini onlemek icin, Iran olayi cok iyi algilanmali ve incelenmelidir. Yoksa "komsuda piser, bize de duser"
Saygilarimla;
evrensel-insan
ahmetaltan
15-06-2010, 15:14
Ahmet Altan,
Dinini kendi ana dilinde öğrenmeyen bir millet,dinini kendi ana dilinde öğrenen milletlerin kölesi olur.
İşte Büyük Atatürk,Türk Milletinin Arap Milletlerinin kölesi olmasın diye Türkçe ezanı,ibadeti ve Türkçe Kur'an'ı uygun görmüştü.
Ama ne yazık ki,Büyük Atatürk'ten sonra yine dini Arapçaya çevirdiler ve işte Türkiye'nin geldiği yer Arap hayranlığı ve Araplaşmaktır.
O dönemde Atatürk,laikliği elbette tepeden inme getirmek zorundaydı,ama seküler laiklik son şeklini 1945'te aldı,Türkiye'yi yönetenler laikliği içselleştiremediler ve bu gün de laiklik aslında ilan edilmeden Diyanet İşleri ve iktidar vasıtasıyla tasfiye edilmiştir.
Sayın Halit ŞENER;
Elbetteki dininizi kendi dilinizde öğreneceksiniz. Bahsedilen konu dini öğrenme değil, ezanın nasıl okunacağıdır. Veya namazda Kuranın nasıl okunacağıdır. Ezan okuma, ve namazda kuran okuma, ibadetin bir parçasıdır. İbadetin ise nasıl yapılacağı, dinin göndericisi olan Allahın emrinin nasıl olduğuyla ilgilidir. Allahın emrinin nasıl olduğunuda bize onun elçisi yani peygamberi bildirir. Eğer Allaha imanınız varsa, Allahın dediği tarzda ibadet edersiniz. Eğer öyle yapmayıp başka tarz bir ibadet yolu seçerseniz, onun adına islamiyet denmez, başka bir din olur. Başka dinler de yokmudur? pek çok.....
İsteyen istediği dine mensup olup, onun emirleriyle amel edebilir. Bize sadece saygı göstermek düşer. Ama hem müslümanın deyip, islam dininin, peygamberinin öğretmediği tarz ibadet yapmaya kalkarsa, o müslümanlık olmaz. başka bir şey olur.
Saygılar....
Laiklik din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır. Yani din, devlet işlerine karışmayacaktır. Ama buna göre devletinde din işlerine karışmaması gerekir. Bu durum hem iyi hemde kötüdür. Devlet inançlı olan halkı kontrol edebilmek için toplumda düzen sağlayabilmek için dine etki etmesi gerekebilir hatta zorundadır. Ama bu dini yozlaştıracağı için kötüdür. İçine siyaset giren hiç birşey saf kalmaz ve amaçlarından sapar. Din şeffaf olmalıdır. Aksi takdirde yozlaşır ve amacından sapar. Laiklik bu anlamda dini korur.
Saygılarımla...
Halit ŞENER
15-06-2010, 22:22
Sayın Ahmet Altan,
Eğer diyanet Türkçe değil de,Arapça ibadet ettiriyorsa,gereği yoktur ve kapatılmalıdır,çünkü Atatürk yolundan sapmıştır.
Halit ŞENER
15-06-2010, 22:33
Türkiye'de Müslüman geçinenlere ezanın Türkçesi sorulsa bilmezler!Eğer bir dinde Arapça dilini diğer dillerden üstün tutuyorsa o din evrensel değildir,milli,emperyal ve yereldir.Terkedilmelidir!
ahmetaltan
17-06-2010, 16:56
Türkiye'de Müslüman geçinenlere ezanın Türkçesi sorulsa bilmezler!Eğer bir dinde Arapça dilini diğer dillerden üstün tutuyorsa o din evrensel değildir,milli,emperyal ve yereldir.Terkedilmelidir!
Sayın Halit ŞENER ;
Kendinizle tezata düştüğünüzün farkındamısınız?
Evrensellik gereği zaten din ile ilgili şeyler aynı dilden yapılır. Türkiyeye misafir gelen bir müslüman ingiliz vatandaşı, ezanı duyduğunda, namaza çağrı olduğunu bilir. Veya bir Türk vatandaşı Amerikada ezanı duysa, namaz vaktinin girdiğini anlar. Evrensellik budur. Aksi takdirde, ortak bir dil olmasa, her millet kendi dilinde ezan okusa, yabancı müslümanlar nerden bilecek ezan okunduğunu?
Gelelim Arapçanın diğer dillerden üstünlüğüne :
Evet Arapça, lisanı-ı nahvi dir....
Arapça dilini biraz incelersen, çok zengin bir dil olduğunu görürsün.
Senin Türkçe zannetiğin birçok kelime de Arapça kökenlidir.
Dini ıstılahta geçen bir çok kelimenin Türkçe karşılığı bile yok....
Türkçenin, Arapça ile kıyaslanması düşünülemez bile.
Bu sözlerimden, Türkçeyi hor görme anlamları çıkarılmasın. Türkçemizde güzel bir dildir. Sadece Arapçayla kıyasladığımızda oldukça fakir kaldığını görürüz.
Saygılar.....
Sayın Halit ŞENER ;
Gelelim Arapçanın diğer dillerden üstünlüğüne :
Evet Arapça, lisanı-ı nahvi dir....
Arapça dilini biraz incelersen, çok zengin bir dil olduğunu görürsün.
Senin Türkçe zannetiğin birçok kelime de Arapça kökenlidir.
Dini ıstılahta geçen bir çok kelimenin Türkçe karşılığı bile yok....
Türkçenin, Arapça ile kıyaslanması düşünülemez bile.
Bu sözlerimden, Türkçeyi hor görme anlamları çıkarılmasın. Türkçemizde güzel bir dildir. Sadece Arapçayla kıyasladığımızda oldukça fakir kaldığını görürüz.
Saygılar.....
Bundan önceki -Laiklikle ilgili- söylediklerine katılıyorum ama yukarıdaki ifadeler yanlış..
Arapça zengin bir dil değildir.
Bir dilin zengin olabilmesi için, çok fazla kelimeye sahip olması ve bir 'şey'in çok fazla kelimeyle ifade edilebilmesi gerekmektedir.. Bunun tersi olarak da, eğer çok fazla 'şey', tek bir kelimeyle ifade ediliyorsa, bu durum da dilin fakirliğini gösterir.
Arapça'da kelimeler çok fazla anlama sahiptir.. Bu da fakir bir dil olduğunun kanıtıdır..
Bunun dışında Modern Türkçe'de çok fazla Arapça kelime bulunması, Arapça'ya her hangi bir zenginlik katmamaktadır.
ahmetaltan
18-06-2010, 08:41
Sayın sangre;
İnternette arapçanın nasıl zengin bir dil olduğuyla ilgili kısa bir gezinti yapın, veya arama motoru kullanın, arapçanın dünya dillerinde en zengin dillerden biri olduğunu görürsünüz.
Saygılar...
Sayın Ahmet Altan,
Eğer diyanet Türkçe değil de,Arapça ibadet ettiriyorsa,gereği yoktur ve kapatılmalıdır,çünkü Atatürk yolundan sapmıştır.
Bu bakış açısının, dini bakış açılarından hiçbir farkı yok. Ha İslam'ı veya başka bir dini, ha Atatürk'ü/Atatürkçülüğü veya farklı bir ideolojiyi kutsallaştırmış/tabulaştırmışsın, entelektüel açıdan hiçbir farkı yok.
Diyanet'in kapatılması (veya en azından tüm farklı inanç ve mezhep gruplarına nüfustaki oranları nispetinde eşit hizmet vermesi) gerektiğine katılıyorum. Fakat ''Atatürk yolundan sapmıştır'' diye değil.
Bunda bağımsız olarak, bir inanç grubunun hangi dilde ibadet edeceği, inanç grubunun kendi kararıdır. Aksini dayatmak insan haklarına aykırıdır.
saygılarımla
ahmetaltan
21-06-2010, 11:08
Bunda bağımsız olarak, bir inanç grubunun hangi dilde ibadet edeceği, inanç grubunun kendi kararıdır. Aksini dayatmak insan haklarına aykırıdır.
saygılarımla
İşte temel insan olmanın gereği bir bakış açısı... Tebriklar sayın ulpian. Böyle düşünmek için ne "dinci", ne "marksist", nede başka bir börüşten olmak gerek, sadece "insan" olmak yeterli....
Evrensellik gereği zaten din ile ilgili şeyler aynı dilden yapılır.
Almanya'da kilise ayinleri ve dualari, Incil'in okunup yazildigi dil Almanca, Isvec'te Isvecce, Bulgaristan'da Bulgarca, Portekiz'de Portekizce, Patagonya'da Patangonca yapilir. Buna ragmen Hristiyanlik da evrenseldir. Yani ille tek dilde yapilmalidir, o zaman evrensellighin geregine uyulmus olur iddiasi pek dogru degil. Pekela istenilirse Türkiye'de ezan Türkce okunur, Iran'da Farsca, Bosna'da Bosnaca, bu yine de evrenseldir.
Bunun yaninda eger Peygamberin kendisi ezanin Arapca disinda bir dilde okunmasini yasaklamissa, günah saymissa, serbestiye birakmamissa maalesef o da en az Atatürk kadar despot olmus olacaktir. Diyanet de ve hükümet partisi de bu kategori icinde degerlendirilebilir. Mesela diyelim bir kasabanin veya semtin ahalisi mahelle camisinden Arapca degil Türkce ezan okunmasini diliyorlarsa ve bunun icin hükümete veya Diyanete basvuru yapmislarsa bunun inanc özgürlügü adina kabul etmesi gerekirdi. Ama presedörler geregi böyle olasi bir imza kampanyasi basarisizlikla sonuclanabilecegi gibi bürokratiye takilirdi..Hele hele ezanin Kürt vatandaslarimizin yogun oldugu bölgelerde Kürtce okunmasi istekleri devlet makamlarinda hic rezonans bulmazdi. Dogru ya Arap kökenli Türkiye vatandaslari kendi dillerinde ezan dinleyebiliyor da ben de onlar gibi kendi ülkemde oldugum halde niye Kürtce hatta Türkce bile dinleyemiyorum?
Engse Hohol
01-09-2017, 11:49
Laiklik, islamcılar gibi kula kul, efendiye köle, göte kıl olmamak için gereklidir bize. islam laikliğe düşmandır çünkü laiklikte efendilik bağı yoktur. Bu nedenle Muhammed'e "efendimiz" demek zorunda kalan müslümanların laiklik payeleri kandırmacadır dikkat edin.
https://lh3.googleusercontent.com/-iOBNeTK9igA/WakeciwiC1I/AAAAAAAAMIU/lXFDCm2CdaIH4k0VQWBSLGlbyuSgUYBPQCL0BGAs/w530-d-h441-p/avf62.jpg
Laiklik .Liyakat sistemi.
Laik bir sistemde Devlet dinsizdir. Bu devleti yönetenler dinsizdir anlamında değildir. Devletin en üst kurumu hukuk kurumudur bu kurum dinliye dinsize aynı oranda davranır. Devlet her hangi bir dini meshebi tarikatı cemaati koruyucu davranamaz.
Din kurumları devlet bütçesinden pay alamaz ve özerk olur. Bu kurumları kanun ve kendi mensupları denetler.
Bir devlet din ve duaları kendi dilinde söylenmesini ister ve onu yasa haline dönüştürür bu iki anlamda yürürlükte kalır 1 Mensupları tarafından anlaşılabilmesi için 2 Hukuk kurumları tarafından denetlenebilmesi için.
Din kurumları kendi içinde hiyarşik sistem kurabilir ve yorum mana gibi konularda uzman yetiştirir.
Devletin dini olmaz olursa laiklik olmaz.
Tumagü İskicap
23-12-2017, 13:40
Laiklik Türkiye'de islamın antivirüs programıydı. Türkiye'de laiklik azalır veya tümüyle kalkarsa, gerçek islamın herkesi hasta edeceği muhakkak. 57 islam ülkesinin kaderlerinde ofsayit osman olmak tesadüfi değil, islami hegemonyanın başarısızlığıdır. Tek istisna bizdik. Laiklik bizi ofsayit osman olmaktan kurtarıyordu. Korkarımki yarıbaşkanlık modeli laikliği 2-3 yılda söndürecektir.