Orijinalini görmek için tıklayınız : 17 Yaşında Bir Kız Öldü!
onurmusa
23-06-2010, 06:25
17 yaşında, hayatının baharında, masum bir genç kız hem de İstanbul'un göbeğinde, terör örgütünün saldırısı sonucu yaşamını yitirdi. Yani en temel insan hakkı olan yaşama hakkı elinden alındı. İnsan hakları aşıklarına, demokrasi sevdalılarına duyrulur.
Ayağının tozu olsam yeter Atam
Ömründen uzun idealleri vardı Buse’nin. İnandığı şeylerin peşinden gidecekti. Öyle yazmıştı Ata’sına seslendiği bir mektupta. Son http://i.milliyet.com.tr/GazeteHaberIciResim/2010/06/23/fft16_mf706927.Jpeggünlerde en çok üzüldüğü konu ise, şehitlerdi. Hatta facebook’taki bir mesajında, “2 ayda 37 şehit. Ama kimin umurunda Gazze (http://www.milliyet.com.tr/index/Gazze)’nin durumu kötüyken!” diye eleştiride bulunuyordu.
Buse tüm yaşıtları gibi küçük mutlulukların da peşindeydi. Sabırsızlıkla temmuz ayı başında arkadaşıyla kampta yapacağı tatili bekliyordu. Ve dün teröristlerin hain saldırısı, 17 yaşındaki Buse’nin hem küçük mutluluklarını elinden aldı hem de büyük ideallerini...
Buse Sarıyağ, Atatürk hayranı 17 yaşında bir genç kızdı. Arkadaşları onu, “çekingen”, “şık” ve “hanımefendi” olarak anlatıyor. En çok da gözyaşları içinde Atatürk sevgisini anlata anlata bitiremiyorlar. Öyle ki Buse’nin saatinden tokasına kadar her şeyi Atatürk’le ilgiliymiş.
Ayağının tozu olsam
Buse, sosyal paylaşım sitesi facebook’ta Atatürk konulu birçok sayfanın hazırlayıcısıydı. Oradaki mesajlarında, “En basitinden varlığımızı ona borçluyuz ve tabii ki şehitlerimize. Özledim seni” diyordu.
“Ayağının tozu olsam o gurur yeter bana Atam” diye de Atatürk’e bağlılığını anlatıyordu. Bir başka mesajında eleştiri ve sitem vardı: “2 ayda 37 şehit. Ama kimin umurunda Gazze’nin durumu kötüyken!”
Buse’nin facebook’ta kurduğu “O masmavi gözlere bir kez olsun bakabilmek için nelerimi vermezdim ki...” grubunun 6 bin 800 üyesi bulunuyor. Buse’nin bir diğer kurduğu grup ise, “Atatürkçü Gençler Kulübü”.
Facebook’ta yer alan “Atama (http://www.milliyet.com.tr/index/atama) söylemek istediklerim” başlıklı mektubunda da Buse şöyle diyordu: “Şu an en büyük hedefim ne biliyor musun? Sana ulaşabilmek... Kimi gülüp geçse de buna ben inanıyorum, mühim olan da bu değil mi zaten? Tıpkı senin bir zamanlar kim ne derse desin inandığın şeyin peşinden gittiğin gibi. Ben de gideceğim... Çünkü ben senden öğrendim; inanmayı, umutla bağlanmayı, kendine güveni ve kararlı olmayı...”
Babası yaralandı
Buse ideallerine ulaşmanın yolunun eğitimden geçtiğini de biliyordu. Üniversite sınavlarına hazırlanmak için Maslak (http://www.milliyet.com.tr/index/Maslak)’taki İstanbul (http://www.milliyet.com.tr/index/Istanbul) İl Jandarma Alay Komutanlığı’nda asker çocukları için açılan kursa gidiyordu. Sabah evden neşeyle çıkıp, babası Jandarma uzman çavuş Ünal Sarıyağ’la birlikte Halkalı (http://www.milliyet.com.tr/index/Halkali)’daki lojmanlardan sivil plakalı servis otobüsüne bindi. Atakent Kimsesizler Mezarlığı (http://www.milliyet.com.tr/index/Kimsesizler Mezarligi) yakınlarına geldiklerinde korkunç bir patlama duydular. Kanlar içindeydi, babası ise hafif yaralıydı. Yaşayamadı Buse, olay yerinde babasının çaresiz çırpınışları arasında hain terörün kurbanı olarak hayata veda etti.
Onun yerine soruyoruz
Buse, ölmeden bir süre önce arkadaşı Gözde Duman’a şöyle demişti: “Bir kere de olsa teröristlerle karşılaşmak, neden insanları öldürüyorsunuz diye sormak istiyorum.” Buse teröristlerle hain pusularında karşılaştı ve sorusunu soramadı. Şimdi onun yerine soruyoruz: İnsanları neden öldürüyorsunuz?
Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/ayaginin-tozu-olsam-yeter-atam/guncel/haberdetay/23.06.2010/1254238/default.htm
Gencecik insanlarin yasamini kaybetmesi cok üzücü ve kinanici. Türk olsun, Kürt olsun bütün insanlar ayni sekilde kanar ve aci ceker. Ben ölen her insan icin ayni aciyi ve üzüntüyü duyuyorum, fakat ayni seyi baskalarindan da beklerim. Kaciniz minik Ceylan'in vücüt parcalarini elleriyle toplayan annesin feryatlarini duydu ve acisini paylasti? Veya evinin onunde babasiyla birlikte terör örgütü mensubu oldugu iddiasiyla infaz edilen cocugun vücudundan cikan kursun sayisini bileniniz var mi? Su anda agit yakanlar, vakti zamaninda bir takim tekli söylemlerle doguda terör estiren, ardlarinda binlerce faili mechul cinayet birakan otoriteye de tepki göstermis olsalardi, bugün gelinen nokta daha farkli olurdu.
En son Medine Memi'nin öldürülmesi beni bu kadar sarsmisti. Buse'nin kizimin yasinda oldugunu düsününce tüylerim ürperiyor. Nedense kendimi cok yakin birini kaybetmisim gibi hissettim. Buse'nin ölümü sanki kendi kizima birsey olmus gibi aci verdi bana.
Onurmusa'yi da "İnsan hakları aşıklarına, demokrasi sevdalılarına duyrulur." seklindeki sözlerinden dolayi kiniyorum. Insanlarin acilari ve kanlari üzerinden diktatörlük sevdanizi tatmin etmeyin lütfen.
Bu saldırıyı gerçekleştirip, bu gencecik insanın ölümüne yol açan kişi, kişiler, kurum, kurumlar, örgüt, örgütler, güç, güçlerin hepsinin Allah cezasını versin.
Kaciniz minik Ceylan'in vücüt parcalarini elleriyle toplayan annesin feryatlarini duydu ve acisini paylasti? Veya evinin onunde babasiyla birlikte terör örgütü mensubu oldugu iddiasiyla infaz edilen cocugun vücudundan cikan kursun sayisini bileniniz var mi? Su anda agit yakanlar, vakti zamaninda bir takim tekli söylemlerle doguda terör estiren, ardlarinda binlerce faili mechul cinayet birakan otoriteye de tepki göstermis olsalardi, bugün gelinen nokta daha farkli olurdu.
Yersiz mesajlara gerek yok. Yerinde konuşmasını bilmeyen, konuşmasın.
Hata yapılmışsa bile, hata üzerine hata yapmayın. Sargon'un mesajını kendinize örnek alın.
Saygılar
bu cinayeti işleyenlerin asılması gerekmiyor mu?vicdansız yaratıkların nefes almaları için sebep yok.
adanalioglu
23-06-2010, 13:52
pkk lı teröristlerin atıpta patlamayan bombayı kurcalarken talihsiz bir şekilde ölen ceylanın intikamını almış gibi sevinin bakim
bu ne saçmalık ya.
bu mesele ne zaman tartışılsa hep taraf olunuyor.
ölenin kimliği üzerinden duygular belirleniyor.
var mı böyle bişey ya.
ölen kim olursa olsun, öldüren kim olursa olsun bu insanlığımızdan utandıran bir durumdur.
ölen bizden mi onlardan mı diye iğrenç ve hastalıklı bir duygu ve tavırdan yola çıkanlardan iğreniyorum.
sevgili dostum sargonun işaret ettiği gibi,
benim de en büyük oğlum 17 yaşında.
bir an sadece bir an empati yapmak bile bu türlü bir olayın vehametini algılamayı mümkün kılıyor.
ama görüyorum ki birirleri kan üzerinden politik manevra yapma iğrençliğini artık karakter haline getirmiş.
ne söylesek boş.
lanet olsun diyorum.
terörün her türlüsüne.
onurmusa
23-06-2010, 16:14
Onurmusa'yi da "İnsan hakları aşıklarına, demokrasi sevdalılarına duyrulur." seklindeki sözlerinden dolayi kiniyorum. Insanlarin acilari ve kanlari üzerinden diktatörlük sevdanizi tatmin etmeyin lütfen.
Evet benim diktatörlük sevdam var, bir gün bu ülkenin führeri olmak istiyorum. Yahu dalga mı geçiyorsunuz? Ne diktatörlük sevdası? Hangi mesajımdan çıkardınız diktatörlük sevdasını? Bana diktatörlüğe atıf yapan tek bir cümlemi gösterir misiniz?
17 yaşında hayatının baharında bir kızımız ölüyor. pkk militanlarına "insan hakları için mücadele eden gerillalar" diyen, pkk ya "demokratik haklar için uğraşan siyasal parti" diyen, "pkk çocuk katili değildir" diyen zihniyete duyrulur diyorum.
Şimdi diktatörlükle bunun ne ilgisi var?
Dostum Nihilistin her satırına katılıyorum.
Hepimiz biliyoruz ki olan bu ülkenin evlatlarına oluyor.
Bu kara günleri beraberce aşmalıyız.
insan_olmak
23-06-2010, 16:28
Sayın nihilist size bende katılıyorum.Kişilerin ölümü üzerinden siyaset yapılması hiç hoş değil.
Saygılarımla
Biz ateistler icin, insan hayati en degerli olanidir: olenin ebediyen yok oldugunu biliyoruz cunki. Siddeti, dolayisyla insan hayatinna verilen zarari tesvik eden her kurulus, bir baska beyin yikama makinesidir. Normalde karincayi bile incitmeyen bir insani katil yapan bu orgutleri, ister resmi ordu, ister terror olsun, lanetliyorum. Olenin Ataturkcu, Mao'cu, veya pazarci olmasi, yok edilen bu hayatin degerini degistiremez. Dusunen, umitleri, hayat plani olan bir INSANdir aramizdan ayrilan.
Biz ateistler icin, insan hayati en degerli olanidir: olenin ebediyen yok oldugunu biliyoruz cunki. Siddeti, dolayisyla insan hayatinna verilen zarari tesvik eden her kurulus, bir baska beyin yikama makinesidir. Normalde karincayi bile incitmeyen bir insani katil yapan bu orgutleri, ister resmi ordu, ister terror olsun, lanetliyorum. Olenin Ataturkcu, Mao'cu, veya pazarci olmasi, yok edilen bu hayatin degerini degistiremez. Dusunen, umitleri, hayat plani olan bir INSANdir aramizdan ayrilan.
:sad::sad:
Bu saldırıyı gerçekleştirip, bu gencecik insanın ölümüne yol açan kişi, kişiler, kurum, kurumlar, örgüt, örgütler, güç, güçlerin hepsinin Allah cezasını versin.
Yersiz mesajlara gerek yok. Yerinde konuşmasını bilmeyen, konuşmasın.
Hata yapılmışsa bile, hata üzerine hata yapmayın. Sargon'un mesajını kendinize örnek alın.
Saygılar
Gerek olmayan bir mesaj varsa o da baskalarina akil veren akli kenara koyup niyet okuyan, baskalarinin susmasini gerektigini söyleyen sizin kisisel mesajinizdir. Sargon'un mesajini en cok siz örnek almaliydiniz.
Anlasilmadiysa bir daha tekrarliyorum, degisik dilden ve etnik kökenden insanlarin uyum icinde yasayabilmesi icin gercegin bircok yüzü oldugunu, degisik sekillerde anlatilabilecegini kabul etmek lazim. Herkes kendi görüsünü bastirmaya, digerini susturmaya calisirsa sonuc kargasa, mutsuzluk ve kandir. Cogunlukta oldugu icin kendini hep hakli görüp ülkeye kendini egemen hissedenler digerlerine “ben sana ne verirsem onunla yetinmek durumundasin” demeye devam ettikce sokaklarindan bayraga sarili cenazelerin gecmedigi bir ülkede yasamak hayaldir.
“Ağacı kanla sulamayın, dalları sizden intikam alır”
Firdevsi
Agaclarin sevgiyle, suyla, sefkatle sulandigi bir ülke umuduyla…
yucemanitu
23-06-2010, 19:52
Filler tepişirken çimenler eziliyor olan gencecik insanlara oluyor. Yıllardır da bu pislik böyle sürüp gidiyor, daha da fenası alıştık mı ne?
Gerek olmayan bir mesaj varsa o da baskalarina akil veren akli kenara koyup niyet okuyan, baskalarinin susmasini gerektigini söyleyen sizin kisisel mesajinizdir. Sargon'un mesajini en cok siz örnek almaliydiniz.
Anlasilmadiysa bir daha tekrarliyorum, degisik dilden ve etnik kökenden insanlarin uyum icinde yasayabilmesi icin gercegin bircok yüzü oldugunu, degisik sekillerde anlatilabilecegini kabul etmek lazim. Herkes kendi görüsünü bastirmaya, digerini susturmaya calisirsa sonuc kargasa, mutsuzluk ve kandir. Cogunlukta oldugu icin kendini hep hakli görüp ülkeye kendini egemen hissedenler digerlerine “ben sana ne verirsem onunla yetinmek durumundasin” demeye devam ettikce sokaklarindan bayraga sarili cenazelerin gecmedigi bir ülkede yasamak hayaldir.
“Ağacı kanla sulamayın, dalları sizden intikam alır”
Firdevsi
Agaclarin sevgiyle, suyla, sefkatle sulandigi bir ülke umuduyla…
Okuduğumuz niyet değil, gördüğümüz gerçektir.
Gerçeğin bir çok yüzü olabilir. Değişik şekillerde anlatılabilir. İtirazım yok. Ama ben ne demişim, iyi okuyun.
Bu saldırıyı gerçekleştirip, bu gencecik insanın ölümüne yol açan kişi, kişiler, kurum, kurumlar, örgüt, örgütler, güç, güçlerin hepsinin Allah cezasını versin.
Yeterince açık mı? Değişik şekillerde değerlendirmemiş miyim?
Yersiz mesajlara gerek yok. Yerinde konuşmasını bilmeyen, konuşmasın.
Hata yapılmışsa bile, hata üzerine hata yapmayın. Sargon'un mesajını kendinize örnek alın.
Bu ülkedekilerin en büyük sorunu dolayısı ile bu ülkenin en büyük sorunu, herkesin her fırsatta kendi sorunlarını dile getirmeye çalışmasıdır. Elbette ki herkes sorunlarını dile getirecek, ama yerinde, vaktinde.
Bırakın da şu forumda, bir tane de adam gibi bir, herkesin üzüldüğü, herkesin ortak olarak lanetliyorum dediği başka hiçbirşey demediği bir başlık olsun...
Anlasilmadiysa bir daha tekrarliyorum, degisik dilden ve etnik kökenden insanlarin uyum icinde yasayabilmesi icin gercegin bircok yüzü oldugunu, degisik sekillerde anlatilabilecegini kabul etmek lazim. Herkes kendi görüsünü bastirmaya, digerini susturmaya calisirsa sonuc kargasa, mutsuzluk ve kandir. Cogunlukta oldugu icin kendini hep hakli görüp ülkeye kendini egemen hissedenler digerlerine “ben sana ne verirsem onunla yetinmek durumundasin” demeye devam ettikce sokaklarindan bayraga sarili cenazelerin gecmedigi bir ülkede yasamak hayaldir.
Neyle tehdit ediyorsun?
Varsın geçsin arkadaşım taput.Ne söylemeye çalışıyorsun?
O tabutlar geldikçe, dağdaki çapulcuların leşleri de ayaklarından tutup sürüye sürüye kuzey ırağa kaçırılmaya devam edecek.
Böyle olmaması dileğimle!
Bırakın da şu forumda, bir tane de adam gibi bir, herkesin üzüldüğü, herkesin ortak olarak lanetliyorum dediği başka hiçbirşey demediği bir başlık olsun...
Bunu da bir zahmet kinayarak veya emirvari bir sekilde degil, en azindan rica ederek söyleyebilirdiniz...
Neyle tehdit ediyorsun?
Varsın geçsin arkadaşım taput.Ne söylemeye çalışıyorsun?
O tabutlar geldikçe, dağdaki çapulcuların leşleri de ayaklarından tutup sürüye sürüye kuzey ırağa kaçırılmaya devam edecek.
Böyle olmaması dileğimle!
Bu duygusal gerginlik ve kisisel tepkiniz ne tür sonuclar verecek simdi? Sadece aglamak, bagirip, cagirmak, kahrolsun deyip sövmek, küfür etmek ve duygusal tepkiler vermek artik yetmiyor! Bunlar hic bir cözüm getirmiyor. Neden oluyor diye olanlari anlamak lazim.
‘Hakkâri, Filistin sokakları gibiydi’
Filistin sokaklarındaki intifada gibi miydi gördükleriniz?
Aynen öyle. Taş atan çocukların psikolojisini yakından gördük. Bu küçücük çocuklar, gençler sadece devlete değil yabancı olan her şeye, herkese karşı nefret duygusu içindeydiler. Çocuklar bu noktaya nasıl geldiler? Bu süreç nasıl bir çocuk tipini ortaya çıkardı? Bunların ciddi olarak sorulması gerekiyor. Düşünün, bu çocuklar yabancı gördükleri her şeye öfkeliler. Sadece güvenlik güçlerine değil, sokaktan geçen tanımadıkları bütün arabalara ve insanlara taş atıyorlar.
PKK da kontrol edemiyor mu bu çocukları?
Edemiyor. Bu çocuklar, KCK operasyonuna ya da herhangi birinin polisçe içeri alınmasına tepki duyuyorlar ve harekete geçiyorlar. Bu çocukların aile eğitimi de, devlet eğitimi de yok. Bu çocuklarda sadece sokak kültürü var, devlete karşı direnme kültürü var. Düşünün... Hakkâri’nin nüfusu 60-70 bin ise, bunun otuz bini çocuk! Bu çocukların hepsi ya boşaltılmış köylerin çocukları, ya da ekonomik zorluklar sonucunda göç edenlerin çocukları...
İki tarafın da gençleri nefret ve öfke dolu. Bu duygusal gerginlik ne tür sonuçlar verir?
Sadece şunu söylemek yeterli. Taş atan çocuklar sorunu, silahlı eylemlerden çok daha tehlikeli bir sorun! “Bu süreçler nasıl bir çocuk tipi ve genç nesil ortaya çıkardı? Bu kuşağın çocukları nasıl çocuklar olacak?” ciddi olarak oturup düşünmemiz gerekiyor. Bu çocuklar bizim yarınlarımız. Bir sonraki nesilleri bunlar yetiştirecek.
Ne büyük bir suç işledik biz çocuklarımıza ve gençlerimize karşı... Onları ne hale getirdik... Ne öneriyorsunuz?
Bizim devletin çocuklarla da barışması gerekiyor. Biz, bu meseleyi hep Terörle Mücadele Kanunu çerçevesinde değerlendirdik. Bu çocukları hapse atarak büyük bir hata yaptık ve bugünlere geldik. Çocuklara, ısrarla yaşatılmakta olan cezaevi süreci, aslında PKK’ya yeni militanlar yetiştirme sürecidir. Hâlâ bu hataya devam ediyoruz. Üstelik Meclis’ten zar zor çıkacak olan yeni yasa da bu sorunu tamamen çözmeyecek.
http://www.taraf.com.tr/nese-duzel/makale-cevat-ones-hakkari-filistin-sokaklari-gibiydi.htm
ALKA,
Bak arkadaşım;
Karşındakini salak yerine koymaya çalışma!
Önce kendince durum tespiti yapıp hemen ardından bir "ama" ya da "fakat" koyarak asıl düşünceni döküyorsun."Böyle olursa bu kan durmaz" mealinde kelamlarınla aklın sıra aba altından sopa gösteriyorsun.
Durmasın kardeşim!
Aynı taktikle bir taziye mesajının bile ortasına "ama" , "fakat" yerleştirip asli görevini icraa etmeye başlıyorsun.
Şunu çok net izah edelim önce;
Bu tepki "duygusal" değildir.
Kürt kafatasçısının çomaklamasına karşı olan/olması gereken tepkidir.Ve insanların büyük çoğunluğu bu tepkiyi koyuyor.Nasıl mı?
Pazarda iki kadın bir tezgahın önünde.Şivesi ve görüntüsünden kürt kökenli olduğu anlaşılan pazarcı ekmek,aş derdinde.Kadın yanındakine aynen şunu söylüyor;
"Bu kızılderili, yürü hadi"
Alış veriş yapmıyor ondan.Ve bu durumun bizzati sorumlusu senin de içinde bulunduğun kürt kafatasçılarıdır.
Siz tepinseniz de ben bu tuzağa düşmeyeceğim.Çayımı mardinli aliden, kıyafetimi diyarbakırlı resulden alacağım.Biliyorum ki kürtlerin büyük çoğunluğu devletten çok sizden rahatsız!
Ne güzel özetledi kardelen durumu.Size mi kaldı!
Halen "taraf" tan alıntılar yapıyorsunuz.Hiç tasalanmayınız.Tarafın neden, kim tarafından ve kimin finansmanı ile kurulduğunu.Hangi ülkeler aleyhinde bir tek yazı yazılmadığını, konu ateistlik olduğunda hemen nasıl da "demokrasi gömleğini" çıkardığını biliyoruz!
Bizim bilmemizden daha önemlisi, sokaktaki öp öz kürt yurttaş biliyor.
Sakın, ama sakın aba altından sopa göstermeye kalkmayınız, zira yemezler!İş kanla çözülecekse biz o işi de çok iyi biliriz.Dağdaki tüm teröristler yüce yargıya hesap verecek.Kan dökülse de verecek dökülmese de.
Bütün bu tartismadan anladiginız bu degil mi? Ilkel kabile zihniyeti. Ya onlardansin ya bunlardan. Sonra da baskalarini tuzak kurmakla ve Kürt bile olmayan birisini Kürt kafatascisi olmakla sucla.
Kim ki acilimi durdurmak icin elinden geleni yapti? Acilimlarla dalga gecti? Yok Laz acilimi da olsun, yok gey acilimi da olsun dediler? Kim ki daha fazla kan icin ellerini ogusturarak meydanlarda fasistlik yapti? Kim ki tas atan cocuklar yillarca hapis yatarken sesini cikarmadi? Kim ki doguda yillardir süren katliamlara ve baskici rejime alkis tuttu? Iste onlar da öldürdü Buse'yi. Bombanin tetigini ceken kisi ya da kisiler sadece 1 saniyelik sonuca hizmet eden alcaklar. O kisileri o noktaya getirenler de onlardan daha az alcak degiller. Yeter! Genc ve masum insanlarin ölümü, bizleri kahrediyor..
Nasıl ülkü ocaklarına takılan çerkesler gördüysem(otopark ihalesi için örneğin)
Kürt olmayan kürt kafatasçıları da gördüm.Örnek bağlantı verdiğin gazetede bolca var...
Nasıl ülkü ocaklarına takılan çerkesler gördüysem(otopark ihalesi için örneğin)
Kürt olmayan kürt kafatasçıları da gördüm.Örnek bağlantı verdiğin gazetede bolca var...
Ben de okudugunu anlayamayan ve baskalarini sucu bucu olmakla suclayip göz yaslari döken nice timsahlar gördüm.
bir taziye mesajının bile ortasına "ama" , "fakat" yerleştirip asli görevini icraa etmeye başlıyorsun.
Herşeyi anlatan mesaj budur. Teşekkürler sayın naper.
Bu ülkeden de, bizlerden de, insanlarımızdan da, hiç bir şey olmaz. Hepimiz, birbirimizi öldürmeyi, birbirimize girmeyi çoktan hakediyoruz. Aynen devam. Son kişi kalana kadar öldürmeye devam. Ölümler ardından asli görevi konuları bir tutmak olan birisinin bunu yapmayıp bizzat kendi şahsı ile konuları ayırmaya devam.
Ne yaramız varmış, ne acımız varmış içimizde ki önümüze geleni gözümüzle görmez olmuş, herkesi kötü görür olmuşuz.
17 yaşında bir kız öldü dün.
Öldüyse napalım, üzülelim mi?
Nasıl yani?
Bırak şimdi sen onu, sen Ceylan'a üzüldün mü?
Kime?
Bak işte üzülmemişsin. Üzülmemeye devam et, böyle daha çok 17 yaşında kızlar ölür.
Ne demek istiyorsun sen?
Agaclarin sevgiyle, suyla, sefkatle sulandigi bir ülke umuduyla…
???
...
...
En iyisi uzak durmak gerek.
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/15126826.asp?gid=373
sonra da neden ırkçısınız diyorsunuz?
Bu olay, irkci olmaniza bir neden olmanin aksine, irkciligin neler yarattigini, nelere maloldugunu anlamaniza sebep olursa bosuna olmemis olur Buse ve digerleri.
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/15126826.asp?gid=373
sonra da neden ırkçısınız diyorsunuz?
Verdiğiniz bağlantıdaki resimlere de bakmak lazım.İlginç bir detay var!
Kafatasçılığa gerek yok, suçlular en ağır şekilde cezalandırılmalı.
güneşinzaptıyakın
24-06-2010, 18:40
nihilist ve vartor çok güzel açıklamışlar katılmamak mümkün değil. Ölenlerin anısı önünde saygıyla...
Yine acı, yine ölüm, yine genç bir insan.
10 askerin ölmesi ne kadar beni üzdüyse 12 gerilla'nın ölümü de aynı oranda üzmüştür.
Ayrım yapmak insanca değildir. İnsan ölümüne üzülmemek , hatta hayvan leşi diyebilmek hiçbir değerin savunusuna hizmet etmez, edemez. Çünkü insani değildir.
Her ölüm acı her ölen insandır.
Bu ölümler birilerinin iktidarını güçlendirirken birilerinin cebini dolduruyor.
Bir tarafı ilahileştirerek kutsayanlar yeni ölümleri çağırıyorlar...
GAZETECİLER.COM | Nazlı Ilıcak bile olsa haklı olabilir mi?.. (http://www.gazeteciler.com/news.php?news_id=18476)
www.gazeteciler.com (http://www.gazeteciler.com)
Her verdiğimiz şehitin dinimizi veya vatanımızı korumak için olmadığını ne zaman anlayacaksınız?.. Her dökülen şehit kanının, siyasi egemenlerin iktidarlarını, ekonomi egemenlerinin ise servetlerinden kaynaklanan güçlerini korumak için dökülmüş serum olduğunu niçin anlamıyorsunuz?..
Bozuk bir saat bile günde iki defa doğruyu gösterir.
Tekrar düşünün...
Ölende, öldürende vatan evladı. Ama gerilla diye ifade ettiğiniz insanlar kendi istekleri sonucunda orda değiller. Bir davaları yok, olup bitenden habersizler. Ve şehir ortasında alakasız insanların öldürülmesi bir dava uğruna yapılacak şey değildir. Şu besbelli ki amaç barış ve demokrasi değil. Bu değerler amaçdan çok araç olmuşlar. Peki bu değerleri araç olarak kullananların amacı ne? Öncesinde olmayan ama şimdi olan şey ne? Yıkılmaya ve parçalanmaya daha müsait bir devlet.
Öldürülen on yedi yaşında bir çocuktur...
teknisyen78
25-06-2010, 04:32
insan öldürmenin cezası ölüm olmalı ,çünkü caydırıcı olmazsa düşündüğünüz tez yani ölüm den sonra bir hayat daha olmadığını sanan insanların sayısı arttıkça daha çok olur bu ölümler dünyada caydırıcı bir cezası yok,sizin teziniz ki ölümden sonrada bir ceza yok o zaman işte bunun önüne geçemezsiniz...
onurmusa
25-06-2010, 07:03
Ben bazı insanlarda algılama problemi olduğunu düşünüyorum. Öylesine söylemiyorum bunu. Sahip oldukları kırılmaz ön yargılar, ön kabuller, onları çıplak gerçekleri bile göremez hale getirmiş. Algılayamıyorlar. Anlayamıyorlar.
Basının bize ezberlettiği laflar var. Dikkat edin televizyonlarda her gün aynı kısır tartışmalar, her gün aynı isimler hep aynı şeyleri tartışıyorlar. Ve belli kalıpları kullanıp bize bunları zaman içinde ezberletiyorlar. Bu ezberletilenlerden biri de
"efendim kan üzerinden politika yapmayın" klişesidir.
Şimdi tüm algı sorunu çeken arkadaşlara sesleniyorum.
Bak güzel kardeşim İstanbul'un göbeğinde 17 yaşında bir kızcağız öldü. Tek suçu o gün orda olmaktı. Bu masum kızcağızın ölümünün ardından vicdan sahibi her insanın tepkisi aynıdır. Vicdan sahibi her insan kahrolur, üzülür, teröre lanet eder. Vicdan sahibi her insan o kızın ailesinin neler çektiğini anlar, yüreği yanar.
Ve her fırsatta terör örgütünü aklamaya çalışan, pkk yı "demokrasi ve insan hakları mücadelesi veren gerillalar" diye tanımlayan insancıklar var ya onlarsa bu olay yokmuş, hiç olmamış gibi davranır. Bizim tepkimiz de bu insanlaradır.
Şimdi bir an gözlerini kapat ve ölen kızcağızın senin kızın ya da kardeşin olduğunu düşün. Ve cenazesinde haykırdığını düşün. Bu mu insan hakları, bu mu demokrasi dediğini... Senin kızını öldürenlere "gerilla insan hakları için o dağlarda" diyen zavallılara kızdığını, bağırdığını düşün.
Şimdi sen "kan üzerinden politika" mı yapıyorsun yoksa canın yandığı için, canının yarısını toprağa verdiğin için öfkeyle, hüzünle yakarıyor musun?
Taraf'ın ezberlettiği klişeleri bir defa olsun bir kenara bırakın ve ölen o masum kızımızın yaşadıklarını hatırlayın. O otobüste siz de olabilirdiniz bir yakınınız da. Biz yine sizin için aynı tepkiyi verirdik. Yine lanet ederdik o teröre de destekçilerine de.
Terör örgütüne ve onun savunucularına olan tepkimizi de vicdanınıza bırakın, o bizi anlayacaktır.
Ama siz bu acıyı, bu öfkeyi hiçbir zaman anlamayacaksınız...
pekaka denen uşaklar örgütüne lanet.
onun itlerine gerilla diyene ................:rant:
Şehitlerimize Allahtan rahmet diliyorum.
sayın onurmusa
hangi algı sorunundan bahsedip duruyorsunuz belli değil.
somut olarak ne iddia ediyorsunz.
teröre karşı olduğunuzu mu.
iyi tamam anladık.
biz de karşıyız.
demek ki hemfikiriz.
iyi de terör sadece sizin anladığınızı zannettiğiniz şey değil ki.
terörün iki tarafı var.
savaşan iki taraf da teröre teşne.
ikisinede karşımısınız.yoksa düşmanın uyguladığı teröre mi karşısınız sadece.
eğer siz terörün kendisine karşıysanız, önce barıştan yana tavır koyun.
kafanızda varsayımsal tipler var.
ama o tipler bu başlıkta yazmadı.
biz yazdık.
bizi mi taraf klişeleriyle konuşmakla itham ediyorsun.
TurkceRap
26-06-2010, 21:12
"Kan üzerinden politika yapmayın"
Ne kadar ilginç bir söz değil mi?
Bunları söyleyenler veya destekleyenlerin bir kısmı, bunu bir devlet görevlisi yaptığında da
Devlet terörü ile başlayan cümlelerine
"kan üzerinden demogoji yapıp "teröristlerin ekmeğine yağ sürmeyelim"
Gibisinden bir cümle kurduklarını göre bilecekmiyiz?
Sırf birileri gördüğü yanlışlıklara tepki verdi diye, "faşist, kafatascı" vs diye damgalanırken,
Aynı şeyleri kürt kafatascılarına da söyleyebilecekmiyiz?
Yoksa onlara demokrasi havarisiymiş gibi davranıp, millli refleks gösterenlere ikiyüzlü bir tavırla yaklaşılmaya devam mı edilecek?
Ölen Gencecik bir kız, hayalleri de kendisi ile beraber öldü.
Pınar Akdağ gibi Buse gibi sivil insanlarımızın suçu sadece asker kızı ya da asker eşi olmak, bazen de geçen sene belediye otobüsünden inerken molotof kokteyline hedef olan ismini hatırlamadığım 16 yaşındaki genç kız gibi suçu sadece orada bulunmak, o belediye otobüsünde yolcu olmaktı.
"Kan üzerinden politika yapmak" mı?
bu konuda Sizden kimseye sıra gelmez merak etmeyin.
terörizmin hedefi olmuş masum bir insan hakkında açılmış bir başlıkta bile terör örgütü lehine propagandaya bilerek ya da bilmeyerek alet oluyorsunuz.
Sonra da teröre tepkilerini dile getiren insanlar "kan üzerinden politika yapmış oluyor".
Ne alâ Memleket...
beyler
barış nasıl sağlanmalı.
bu konuda bir şeyler söylemek isteyen var mı.
beyler
barış nasıl sağlanmalı.
bu konuda bir şeyler söylemek isteyen var mı.
pkknın istediği net apo dahil genel af özerklik.bunu yaparsa devlet pkk belki silahlarını bırakır.yoksa barış savaşarak sağlanır.ama akpnin ne pkkyla anlaşmaya ne de pkkyla savaşmaya gücü ve iradesi yok.günü kurtarmak tek amaçları.
Günlük (http://www.gunlukgazetesi.net/default.asp) Veysi Sarısözen (http://www.gunlukgazetesi.net/haber.asp?bolumId=28)
25.6.2010
Ölüm karşısında iki yaklaşım
Günlük'te yazdığım için, Günlük gazetesini hergün okuyorum.
PKK'nin şehitleri hakkında bu gazetenin manşetlerinde tek bir duygusal cümleye rastlayamıyorum.
Arada sırada Sela Sor programına katıldığım için, imkan bulabildiğim her yerde Roj TV'yi izliyorum.
Roj TV ekranlarında da PKK'nin şehitleri hakkında gözü yaşlı ya da gözü 'dönmüş' tek bir görüntüyü yakalayamıyorum.
Kürt özgürlük hareketinin hangi medya organına baksam hep böyle.
Bu medya organlarında 'Kahpe TSK bombası' türü tek bir manşet yok.
'Alçaklar küçük kızı öldürdü' türü bir yakınma da yok.
Bakıyorum, bir HPG bayrağı önünde birkaç resim. Altında doğum yeri, tarihi, kod ismi ve gerçek ismi ile vurulduğu yer hakkında kısa bir açıklama. Hepsi bu kadar.
Bir de, 'taziye çadırları' Buralarda sessiz, sakin, kimi zaman mağrur bir hava. Ve medyaya yansıyan, 'barış' sözleri.
Neden acaba?
Neden 'Alçak TC devleti' türü ucuz haykırışlar yok? Neden 'kahpe hükümet' türü lümpen bağırışmalar yok? Neden?
Acaba bunlar, ölen çocuklarına yanmıyorlar mı?
Kalpleri taş mı bağlamış?
Belki de artık göz pınarları kurumuş da, göz yaşları akmıyor?
Hangisi acaba?
Tamam, onlar, ölen evlatlarının acısını bağırlarına taş gibi bastırmış, mağrur bir edayla, evlatlarının ardından Yasinler okuyor.
İyi de, bu Kürtlerin siyasetçileri neden 'durumdan vazife' çıkarmıyor?
Denecek ki, 'çıkaramazlar, yasaktır'.
Boş versenize
Ortada yasak mı kaldı? Kürt coğrafyasında yasak var var olmasına da, dinleyen yok.
Kürt siyasetçisi neden her ölen HPG'linin arkasından toplumda Türkiye Cumhuriyetine, onun Hükümetine, onun ordusuna, polisine, memuruna karşı 'kin, nefret, intikam' duygularını körüklemiyor? Savaşta, Kürtlerin 'düşman' saydıklarına karşı 'kinlenmeye, nefrete, intikama' ihtiyaçları mı yok yoksa?
Bu Kürtler gerçekten de, acaba 'savaş' koşullarında yaşadıklarını mı bilmiyorlar, yoksa, onlar, her şeye rağmen, başlarına gelen bu savaş belası karşısında, 'ahlaki' olan bir tutum takınıyorlar.
Sanırım, Kürtler 'ulusal ve toplumsal içgüdüyle', savaşın er geç sona ereceğini, ama savaştaki ölümlerin acısından daha çok, o ölümlere karşı kışkırtılan 'nefretin' süreceğini biliyorlar. Biliyorlar ki, yüreklerdeki ölüm acıları er geç yatışır, ama bir kere kışkırtıldıktan sonra, 'ulusal nefret' denilen iğrenç duygu, o duygudan yarar umanların elinde onlarca yıl halkları birbirine düşman eder...
İşte, belki de bu 'ulusal ve toplumsal içgüdü'nün eseri olarak, ne halkın arasında, ne de Kürt siyasetçilerinin arasında, ölen PKK'lilerle ilgili, Türk olan her şeye karşı bir 'nefret' yaratmaktan kaçınılıyor.
Herkes bu ahlaki tutuma şahittir. Kürt coğrafyasında Türk 'düşmanlığı' yok. Türk 'azınlığa' karşı linç kampanyaları yok. Ölümün orada da acısı var. Ama orada 'ölüm acısı'nın 'nefrete' dönüşmesi yok. Çünkü bu acıyı nefrete dönüştüren medya yok, siyasetçi yok, köşe yazarı yok.
Ya 'bizim Türklerin' cephesinde ne oluyor?
Yazının devamı için,
http://www.gunlukgazetesi.net/haber.asp?haberid=95875
Güzel bir tespit. İki taraftan farklı yaklaşım. Bu konuda at gözlüğü ile şartlı refleks verenlerin bu reflekslerini geliştiren, nefret ve düşmenlık yayan değerlendirmeler belki biraz daha etik davranmayı deneyebilirler.
Çalışırlarsa belki başarırlar.
TurkceRap
27-06-2010, 18:38
Günlük (http://www.gunlukgazetesi.net/default.asp) Veysi Sarısözen (http://www.gunlukgazetesi.net/haber.asp?bolumId=28)
25.6.2010
Ölüm karşısında iki yaklaşım
Günlük'te yazdığım için, Günlük gazetesini hergün okuyorum.
PKK'nin şehitleri hakkında bu gazetenin manşetlerinde tek bir duygusal cümleye rastlayamıyorum.
Arada sırada Sela Sor programına katıldığım için, imkan bulabildiğim her yerde Roj TV'yi izliyorum.
Roj TV ekranlarında da PKK'nin şehitleri hakkında gözü yaşlı ya da gözü 'dönmüş' tek bir görüntüyü yakalayamıyorum.
Kürt özgürlük hareketinin hangi medya organına baksam hep böyle.
Bu medya organlarında 'Kahpe TSK bombası' türü tek bir manşet yok.
'Alçaklar küçük kızı öldürdü' türü bir yakınma da yok.
Bakıyorum, bir HPG bayrağı önünde birkaç resim. Altında doğum yeri, tarihi, kod ismi ve gerçek ismi ile vurulduğu yer hakkında kısa bir açıklama. Hepsi bu kadar.
Bir de, 'taziye çadırları' Buralarda sessiz, sakin, kimi zaman mağrur bir hava. Ve medyaya yansıyan, 'barış' sözleri.
Neden acaba?
Neden 'Alçak TC devleti' türü ucuz haykırışlar yok? Neden 'kahpe hükümet' türü lümpen bağırışmalar yok? Neden?
Acaba bunlar, ölen çocuklarına yanmıyorlar mı?
Kalpleri taş mı bağlamış?
Belki de artık göz pınarları kurumuş da, göz yaşları akmıyor?
Hangisi acaba?
Tamam, onlar, ölen evlatlarının acısını bağırlarına taş gibi bastırmış, mağrur bir edayla, evlatlarının ardından Yasinler okuyor.
İyi de, bu Kürtlerin siyasetçileri neden 'durumdan vazife' çıkarmıyor?
Denecek ki, 'çıkaramazlar, yasaktır'.
Boş versenize
Ortada yasak mı kaldı? Kürt coğrafyasında yasak var var olmasına da, dinleyen yok.
Kürt siyasetçisi neden her ölen HPG'linin arkasından toplumda Türkiye Cumhuriyetine, onun Hükümetine, onun ordusuna, polisine, memuruna karşı 'kin, nefret, intikam' duygularını körüklemiyor? Savaşta, Kürtlerin 'düşman' saydıklarına karşı 'kinlenmeye, nefrete, intikama' ihtiyaçları mı yok yoksa?
Bu Kürtler gerçekten de, acaba 'savaş' koşullarında yaşadıklarını mı bilmiyorlar, yoksa, onlar, her şeye rağmen, başlarına gelen bu savaş belası karşısında, 'ahlaki' olan bir tutum takınıyorlar.
Sanırım, Kürtler 'ulusal ve toplumsal içgüdüyle', savaşın er geç sona ereceğini, ama savaştaki ölümlerin acısından daha çok, o ölümlere karşı kışkırtılan 'nefretin' süreceğini biliyorlar. Biliyorlar ki, yüreklerdeki ölüm acıları er geç yatışır, ama bir kere kışkırtıldıktan sonra, 'ulusal nefret' denilen iğrenç duygu, o duygudan yarar umanların elinde onlarca yıl halkları birbirine düşman eder...
İşte, belki de bu 'ulusal ve toplumsal içgüdü'nün eseri olarak, ne halkın arasında, ne de Kürt siyasetçilerinin arasında, ölen PKK'lilerle ilgili, Türk olan her şeye karşı bir 'nefret' yaratmaktan kaçınılıyor.
Herkes bu ahlaki tutuma şahittir. Kürt coğrafyasında Türk 'düşmanlığı' yok. Türk 'azınlığa' karşı linç kampanyaları yok. Ölümün orada da acısı var. Ama orada 'ölüm acısı'nın 'nefrete' dönüşmesi yok. Çünkü bu acıyı nefrete dönüştüren medya yok, siyasetçi yok, köşe yazarı yok.
Ya 'bizim Türklerin' cephesinde ne oluyor?
Yazının devamı için,
http://www.gunlukgazetesi.net/haber.asp?haberid=95875
Güzel bir tespit. İki taraftan farklı yaklaşım. Bu konuda at gözlüğü ile şartlı refleks verenlerin bu reflekslerini geliştiren, nefret ve düşmenlık yayan değerlendirmeler belki biraz daha etik davranmayı deneyebilirler.
Çalışırlarsa belki başarırlar.
Ulusalcı değilim ama kusura bakmayın bunlar komediden başka birşey değil, Birileri "Biz Türkler" diye bir konuya başladığı ya da o konuyu "Ya biz Türkler"? diye bitirdiği zaman bu bana çok yapmacık geliyor.
Ulusalcı değilim ama kusura bakmayın bunlar komediden başka birşey değil, Birileri "Biz Türkler" diye bir konuya başladığı ya da o konuyu "Ya biz Türkler"? diye bitirdiği zaman bu bana çok yapmacık geliyor.
Ne demek istediğini bir türlü anlayamadım.
Yukarıdaki alıntıda yapmacık olan nedir?
TurkceRap
27-06-2010, 23:56
Ne demek istediğini bir türlü anlayamadım.
Yukarıdaki alıntıda yapmacık olan nedir?
Bu tarz yazıların yapmacık olduğunu düşündüğpümü söyledim Sayın Saroz.
onurmusa
28-06-2010, 05:09
sayın onurmusa
hangi algı sorunundan bahsedip duruyorsunuz belli değil.
somut olarak ne iddia ediyorsunz.
teröre karşı olduğunuzu mu.
iyi tamam anladık.
biz de karşıyız.
demek ki hemfikiriz.
iyi de terör sadece sizin anladığınızı zannettiğiniz şey değil ki.
terörün iki tarafı var.
savaşan iki taraf da teröre teşne.
ikisinede karşımısınız.yoksa düşmanın uyguladığı teröre mi karşısınız sadece.
eğer siz terörün kendisine karşıysanız, önce barıştan yana tavır koyun.
kafanızda varsayımsal tipler var.
ama o tipler bu başlıkta yazmadı.
biz yazdık.
bizi mi taraf klişeleriyle konuşmakla itham ediyorsun.
sayın nihilist
Sözlerimi üzerine alınmandan anlıyorum ki algı sorunu çektiğini itiraf etmiş oluyorsun. Hani sen, bizim gibi pkk terörünü lanetleyen, pkk nın masum insanlara yönelttiği eylemlere öfkelenen insanları "kan üzerinden politik manevra yapma iğrençliğini artık karakter haline getirmiş" olarak tanımlamıştın ya, ben seni herhangi bir tanıma, kalıba sokmayacağım.
Gerek görmüyorum buna. Yazdıkları aynasıdır zaten insanın.
Arkadaşım siz hangi barıştan bahsediyorsunuz?
O dağdakiler var ya, hah onlar suçlu. Terörist. On binlerce masumun kanı var ellerinde. Senin evine giren hırsızla barış yapmaz devlet, yakalar cezasını keser. Kalkıp da barıştan bahsetmeyin bir de televizyondan ahkam kesen, ülkesinden haberi olmayan insanlar gibi. Hayatında tanıdığın Kürt kökenli yurttaşların kaçının devletle savaşı var? Burda milyon kere konuştuk, BDP'nin aldığı oy oranı ortada. Eğer bu bir Türk-Kürt savaşı olsaydı senin de benim de yaşadığımız şehirler kana bulanırdı. Bu bir Türk-Kürt savaşı değil, pkk da Kürt kökenli yurttaşların temsilcisi değil. Önce gerçekçi olun.
Barışmış... Yurdu işgal eden Yunan ordusu'na karşı da "Barış", "Analar ağlamasın" edebiyatı yapsaydık şimdi bu topraklarda birilerinin sömürgesiydik, biliyorsun değil mi?
onurmusa
28-06-2010, 05:20
Günlük (http://www.gunlukgazetesi.net/default.asp) Veysi Sarısözen (http://www.gunlukgazetesi.net/haber.asp?bolumId=28)
25.6.2010
Ölüm karşısında iki yaklaşım
Günlük'te yazdığım için, Günlük gazetesini hergün okuyorum.
PKK'nin şehitleri hakkında bu gazetenin manşetlerinde tek bir duygusal cümleye rastlayamıyorum.
Arada sırada Sela Sor programına katıldığım için, imkan bulabildiğim her yerde Roj TV'yi izliyorum.
Roj TV ekranlarında da PKK'nin şehitleri hakkında gözü yaşlı ya da gözü 'dönmüş' tek bir görüntüyü yakalayamıyorum.
Kürt özgürlük hareketinin hangi medya organına baksam hep böyle.
Bu medya organlarında 'Kahpe TSK bombası' türü tek bir manşet yok.
'Alçaklar küçük kızı öldürdü' türü bir yakınma da yok.
Bakıyorum, bir HPG bayrağı önünde birkaç resim. Altında doğum yeri, tarihi, kod ismi ve gerçek ismi ile vurulduğu yer hakkında kısa bir açıklama. Hepsi bu kadar.
Bir de, 'taziye çadırları' Buralarda sessiz, sakin, kimi zaman mağrur bir hava. Ve medyaya yansıyan, 'barış' sözleri.
Neden acaba?
Neden 'Alçak TC devleti' türü ucuz haykırışlar yok? Neden 'kahpe hükümet' türü lümpen bağırışmalar yok? Neden?
Acaba bunlar, ölen çocuklarına yanmıyorlar mı?
Kalpleri taş mı bağlamış?
Belki de artık göz pınarları kurumuş da, göz yaşları akmıyor?
Hangisi acaba?
Tamam, onlar, ölen evlatlarının acısını bağırlarına taş gibi bastırmış, mağrur bir edayla, evlatlarının ardından Yasinler okuyor.
İyi de, bu Kürtlerin siyasetçileri neden 'durumdan vazife' çıkarmıyor?
Denecek ki, 'çıkaramazlar, yasaktır'.
Boş versenize
Ortada yasak mı kaldı? Kürt coğrafyasında yasak var var olmasına da, dinleyen yok.
Kürt siyasetçisi neden her ölen HPG'linin arkasından toplumda Türkiye Cumhuriyetine, onun Hükümetine, onun ordusuna, polisine, memuruna karşı 'kin, nefret, intikam' duygularını körüklemiyor? Savaşta, Kürtlerin 'düşman' saydıklarına karşı 'kinlenmeye, nefrete, intikama' ihtiyaçları mı yok yoksa?
Bu Kürtler gerçekten de, acaba 'savaş' koşullarında yaşadıklarını mı bilmiyorlar, yoksa, onlar, her şeye rağmen, başlarına gelen bu savaş belası karşısında, 'ahlaki' olan bir tutum takınıyorlar.
Sanırım, Kürtler 'ulusal ve toplumsal içgüdüyle', savaşın er geç sona ereceğini, ama savaştaki ölümlerin acısından daha çok, o ölümlere karşı kışkırtılan 'nefretin' süreceğini biliyorlar. Biliyorlar ki, yüreklerdeki ölüm acıları er geç yatışır, ama bir kere kışkırtıldıktan sonra, 'ulusal nefret' denilen iğrenç duygu, o duygudan yarar umanların elinde onlarca yıl halkları birbirine düşman eder...
İşte, belki de bu 'ulusal ve toplumsal içgüdü'nün eseri olarak, ne halkın arasında, ne de Kürt siyasetçilerinin arasında, ölen PKK'lilerle ilgili, Türk olan her şeye karşı bir 'nefret' yaratmaktan kaçınılıyor.
Herkes bu ahlaki tutuma şahittir. Kürt coğrafyasında Türk 'düşmanlığı' yok. Türk 'azınlığa' karşı linç kampanyaları yok. Ölümün orada da acısı var. Ama orada 'ölüm acısı'nın 'nefrete' dönüşmesi yok. Çünkü bu acıyı nefrete dönüştüren medya yok, siyasetçi yok, köşe yazarı yok.
Ya 'bizim Türklerin' cephesinde ne oluyor?
Yazının devamı için,
http://www.gunlukgazetesi.net/haber.asp?haberid=95875
Güzel bir tespit. İki taraftan farklı yaklaşım. Bu konuda at gözlüğü ile şartlı refleks verenlerin bu reflekslerini geliştiren, nefret ve düşmenlık yayan değerlendirmeler belki biraz daha etik davranmayı deneyebilirler.
Çalışırlarsa belki başarırlar.
Sana ne demek gerekir bilmiyorum ki saroz. Kendine yakışanı yapmışsın yine. 17 yaşında masum bir kız öldü diye başlık açıyoruz. Üzülmeni de beklemiyoruz da bari hiçbir şey yazma değil mi? Gelip pkk propagandası yapıyorsun. "PKK'nin şehitleri" ifadesini buraya kopyalarken utanmıyorsa bir insan, söylenecek hiçbir söz etkilemez bence onu. Sana söylenecek hiçbir söz yok. Şu yazdığın yazıyla bütün karakterini, fikrini, ideolojini belli etmiş oldun. Bugüne kadar sana arka çıkıp avukatlığını yapanlar, merak ediyorum bu yazından sonra da savunabilecekler mi seni?
Bir yazınla daha pkk yı cici gösterip devlete saldırdın, görevini ifa ettin. Bir sonraki objektif ajanlık görevinde başarılar dilerim.
Bir gün dağa çıkarsan da hiç şaşırmam. Sana da bu yakışır zaten.
sayın onurmusa
bir kişinin ne adına olursa olsun öldürülmesi rededilmesi gereken bir şeydir.
siz eğer bunu yapıyorsanız ne ala.
ama birileri bu ölümleri aslında o ölümlere zerre kadar üzülmeden politik manevralar için gerekçe haline getiriyor mu getirmiyor mu.
benim cevabım evet.
ha siz bu kapsamdamısınız.
onun da cevabını siz verirsiniz.
ben terörün her türlüsüne karşı açık tavrımı koydum.
hiç bir ulusal kurtuluş davası sivil insanları öldürmeyi meşrulaştıramaz.
öldürme eylemini yapan gücün devlet olması durumunda da söz konusu eylem meşrulaştırılamaz.
iki terörist anlayışın arasında sıkıştık kaldık.
bir yanda kutsal devlet, öbür yanda kutsal bir ulusal özgürlük davası.
her ikisi de terörist.
ortada yurdu işgal eden yunan ordusu yok.
senin kendi halkın var.
devletin kendisini yoksaydığına inandığı için dağa çıkan ve şi,ddet uygulayan kendi halkın.
sorunun kökenine dair bir çözümün var mı.
onurmusa
28-06-2010, 16:20
bir kişinin ne adına olursa olsun öldürülmesi rededilmesi gereken bir şeydir.
Yok öyle bir şey. Devletlerin de insanların da meşru müdafaa hakkı vardır. Sen Almanya'nın dağlarında bağımsız Kürdistan diye bağırıp bir örgüt kur bakalım seni öldürüyorlar mı yoksa gül atıp bağırlarına mı basıyorlar.
"pkk militanı da olsa ölmesin=(" edebiyatı üzerinize alınmayın ama çok çocukça geliyor bana. Ölecek tabi ne zannettin? Adamın elinde keleş, senin elinde g3, bir araya gelip meselenin kültürel boyutunu mu tartışacaktık?
hiç bir ulusal kurtuluş davası sivil insanları öldürmeyi meşrulaştıramaz.
Zaten bir sivilin öldürülmesini ne meşru ne mazur gördük. Çocuk denecek yaşta bir sivilin öldürülmesini lanetleyen bir başlık altındayız.
iki terörist anlayışın arasında sıkıştık kaldık.
bir yanda kutsal devlet, öbür yanda kutsal bir ulusal özgürlük davası.
her ikisi de terörist.
Siz devletle pkk arasında sıkıştığınızı düşünebilirsiniz ama bizim adımıza konuşmayın lütfen. Devletin terörist olduğu da sizin fikriniz. Eğer devlet terörist olsaydı, amacı Kürt kökenli yurttaşları yok etmek olsaydı, bunu 87 yıl içinde defalarca tamamlardı şüpheniz olmasın. Aksine, Irak'ta yaşanan her karışıklıkta Irak Kürtlerinin adresi Türkiye oldu ve Türkiye de onları her defasında alıp vatandaşlık verdi. Bin yıldır Anadolu'da yaşayan Kürt kökenli yurttaşlarından yani kendi insanından ayrı görmedi.
Ben geçmişte devleti yönetenlerin hataları yok demiyorum. Hiçbir zaman da söylemedim bunu. Ama sen kalkıp Kenan Evren'in yaptığını 100 yıllık devlet politikası zanneder, devlete yükler ve "terörist devlet" dersen yanlışa düşersin. Amerikalı birçok asker El Kaideli esirlere işkenceler yapmıştır, hala da yapılmaktadır, bunu da bütün dünya bilir. Ama hiçbir Amerikalı "El Kaide ile devlet arasında sıkıştık kaldık" gibi bir laf etmez. Çünkü bilir ki bu, onu yapan subayın, buna müsade eden hükümetin suçudur. Ve o hükümeti sandıkta cezalandırır. Mahkemeler de eğer gerek görürse o subayı yargılar. Olay bundan ibarettir. Bizde de ortada bir devlet terörü asla yok. Git bak bakalım Doğu ve Güneydoğu'ya, sağlık ocağından okuluna, dershanesine kadar onlarca sivil binayı kim yaptırmıştır? TSK'nın bu yaptıklarına karşılık pkk ne yapmış? Bölgeye gelen öğretmenlerin kafasını kesip göndere asmış, bölgeye gönüllü gelen hemşireleri öldürmüş, iş merkezlerine saldırmış. Devletin o bölgeye hizmet etmesini, vatandaşına el uzatmasını engellemiş. Bu mu şimdi "devlet bizi yok sayıyor" diyip dağa çıkan pkk? Daha önce de yazdık. O bölgede Ortadoğu'nun en büyük su kaynakları var. İşlenmemiş bir sürü petrol yatakları var. Ayrıca bölge; Irak, İran ve Suriye'yi kontrol edebilecek bir jeopolitiğe sahip. Tüm bu dinamikleri görmeden "Kürtler, devlet bizi yok sayıyor" diyip dağa çıktı demek, meseleyi okuyamamaktır. Ayrıca Kürt yurttaşların yüzde kaçının pkk ve BDP'yi desteklediği de ortadadır.
Tek bir örnekle kapatmak istiyorum konuyu. 1984'te ilk baskınlar yaşandığında Kürt kökenli bölge halkı jandarmaya gidip pkk yı defalarca şikayet ettiler. "Bizi topluyorlar, Kürdistan diyorlar, devlete başkaldırın diyorlar, vergi istiyorlar, korkuyoruz." diyip sığındıkları adres devlettir, ordudur. Yani yok öyle bir Kürt halk direnişi. Onlar, terör örgütlerinin kendilerine meşruiyet sağlamak için ortaya attıkları zırvalara bir örnek sadece.
ortada yurdu işgal eden yunan ordusu yok.
Evet ayrı bir ordu yok. Bunlar bizim vatandaşlarımız. Nasıl senin evine giren hırsız suçluysa, o adamın önce yakalanıp cezası veriliyorsa terörist de suçlu, yakalanıp cezası verilecek. "Barış"tan söz edilemez yani. Ortada iki meşru gücün bir "savaş"ı söz konusu değil çünkü.
sorunun kökenine dair bir çözümün var mı.
Var. Askeri, siyasi, psikolojik, ekonomik tüm önlemler alınacak, asimetrik savaşın tüm gerekleri yapılacak, terör örgütü bitirilecek. Teröristler yakalanacak, yargılanacak. İş dünyası bölgeye yoğun bir şekilde yönlendirilecek. Ekonomik refah hem bölgede hem de yurt genelinde sağlanacak.
Peki bu çözüm gerçekleştirilebilir mi? Hükümetlerimizi, pkk nın arkasındaki okyanus ötesi süper güç belirledikçe, hayır. Onurlu, bağımsız hükümetler iş başına gelirse, evet.
redyellow
01-07-2010, 14:55
Elleri kırılsın bu teröristlerin.
Balkocha
05-07-2010, 03:19
Saygilarimla sozlerime baslarken Onurmusa arkadasima sakin olmasini ifade etmek istiyorum.Yolda ,sokakta,kahvehanelerde ve bilumum kalabaliklarda kendisi gibi suruyle asip kesenler var.Hem hepsi de sonunda bir cozum bulurlar bu soruna.Yakalarlar,cezalandirirlar ve sonra da ulkenin,hatta daha onemlisi (cevre ulkeler baglaminda) cevrenin gereksinimlerini sunarlar muhataplarina.
Sanki sizin lanet etmelerinizle baska olumler olmayacak mi saniyorsunuz?Siz devleti bazen hata yaparken mazur gorebiliyorken,onlar kendilerini nasil dizginleyecekler diye bekliyorsunuz.Ustelik devleti elinde tutanlarin onca gelismislik(?) donanim ve olanaklara ragmen bu kadar sistematik hatalar yaptigini dusundugunuzde akliniza hic gelmiyor mu?
DEVLET SUCLUDUR.
Ama bu demek degildir ki halk sucludur.Siz kendinizi devletle ozdeslestirdiginizde suca ortak olmuyormusunuz.Devlet hata yaptiginda halk sucu ustlenirse,halk icin devlet olur mu?Halk icin olmayan devlet,kendini surdurme adina(ki aslinda yonetenlerin egemenliklerini koruma demek gerekir) halkini ezmez mi?Ezer.Eziyor.Ezecek.
PKK nin cikis bicimi baslangicta marxist leninist karakterdeyken(sovenist yaklasimlari baslangicta da varken ne kadar tutarliysa?) dayandigi irksal yapi itibariyle ayrilikci bicimle tanimlanarak ulkenin butunlugune karsi tehlikeli goruldu.Dogal olarak da guvenlik gucleri amansiz bir mucadeleye giristi.Turkiye halki vahsetin adini PKK basliginda sol olarak tanidi.
12 eylul, kendi gerekcelerine daha iyi bir kilif uydurdugu bu konumu bizzat MIT ve takviye karanlik gruplariyla kendisi hazirladi.Herhangi bir Kurtun aklinda bile olmayan ama bir avuc Kurtun devlet eliyle yonlendirildigi bu hareket 12 eylulun destekcileri tarafindan olusturulmus bir harekettir ve bu hic de yeni bir bilgi degildir.
Bu durumda: Hic de ortada olmayan boyle bir hareketi ortaya cikararak ayni sosyal acilari paylasan,ayni kan emicilerin disleri arasinda kivranan ,her gecen gun daha da hizla toplumsal kiyametine yaklasan bu Halki hala dokulen kanla kandiran devlet mi sucundan dolayi korunacak,yoksa daha bir lokma ekmegi bile uc bes kan emicinin dislerinden kurtaramayan zavallilar mi asilacak.Tabii ben zavalli dedim ya,cildirirsiniz artik.Duyuyorum sesinizi.O zavalli kiz ne olacak, o zavalli .... o
O da digerleri gibi gitti.
Bu ulkede gelmis gecmis tum adi katillerin ellerindeki kanin daha da kat kat fazlasi sizin devlet dediginiz gucu elinde tutanlarin cizmelerini asti tarih boyunca.
%80 lik GSMH yi % 20 lik bir kesim elinde tutarsa.Ve tum iktidar sahipleri de onlarsa.Tabii ki senin benim evlatlarimizi oldurtup sokaga dokecekler.Bayraklarla lanetler okurken,devletimiz cok yasa diye bagiracagiz.Oyle ya,olenlerin sehit olmus olmalari icin de bu gerekir.
Ama olenlerin bir gun ,sehit olmanin ulviyetine , onurlu ve bariscil yasamla da ulasabilecekleri anlasilirsa birilerinin hesap vermesi gerekecek.
Saniyor musunuz ki hesap soracaginizda karsinizda soyut bir devlet kavrami cikacak.Hayir.Bir avuc kan emici duzenbazla karsilasilacak.
O zamanin gelebilmesi icin Halk oldugumuzun bilincine varilmasi gerekiyor.Icinde bircok etnik grubu barindiran Anadolu halki.Tabii bunca planlanmis kimlik dayatmalarinin erittigi halk olmadigimiz tablosuna kanmazsak.
Iste o zaman o cocuklarin yokoluslarina engel olabiliriz.Pamukoglu gibi daglara 20 ooo maceraperestle gidip hepsini temizledikten sonra geri geldiginizde,dagda adam oldurmeye alismis o kadar adam da sehir eskiyaligini orgutlu olarak devralirlar.Bu sefer de etnik kimlik yoklamalariyla sokak infazlari baslar.
Baska bir arkadasimin gazete yazisindan yaptigi alintiyi da tebrik ediyorum.PKK cenazelerinin sessiz kaldirilisini dramatize etmis.Galiba Hakkaride Sirnakta ve daha bir cok yerde binlerce kisinin PKK sehidi diye cenaze torenleri duzenleyerek saldirilar duzenledigini hem de roj tv de seyretmedik.Hem de bazi parti binalarini kokteyle bogarak,cenaze gunu acik dukkanlari yagmalayarak.Birakin bunlari dostlar.Kin de nefrettte olustu artik.Basardilar.Burda bile bircok forumda yakinlasanlarin haline bir bakin.Hala akillanmamisiz.Yapmayin Kardeslerim-Halkin kardesleri
onurmusa
07-07-2010, 18:26
Balkocha arkadaşımın yazısını defalarca dikkatle okudum. Yazının uzunluğunu görünce bir tespit, somut verilere dayanan bir analiz bekledim ama nafile.
"Var ya pkk yı devlet kurdurmuş" sığlığından öteye gidememiş bir yazı olmuş ne yazık ki. Benim devleti mazur gördüğümü iddia eden bu arkadaşıma sormak istiyorum. Benim devletin hatalarını mazur gördüğümü hangi cümlemden çıkarmış? Öte yandan Osman Pamukoğlu'nun emrinde 50 binden fazla asker, subay, astsubay görev yaptı. Hangisinin şehir eşkıyalığı ve sokak infazı yaptığını gördün?
Sorun en başta bakış açısında. Bak şimdi kardeşim, Türkiye'de devlet dediğimiz aygıt var ya o 1923'ten bu yana aynı yörüngede değil. Bir defa devlet dediğin şey tek başlı değil. İçinde Amerikancısı da var, İsrailcisi de, solcusu da sağcısı da, Kemalisti de, liberali de, tarikatçısı da var. Bunların hepsi devlet kademelerinde zaman zaman görev almış ve kendi ideolojilerine, kendi çıkarlarına göre bir şeyler yapmışlar. Şimdi sen Kenan Evren döneminde yapılan yanlışlardan bugünkü TSK'yı suçlu bulursan tarihsel bir perspektifle bakıldığında en hafif ifadesiyle komik duruma düşersin. Senin devlet dediğin onlarca kurumdan oluşuyor. Her kurumun da başına her dönem farklı insanlar geçiyor ve bu insanlar kurumların bütün politikalarını değiştirebiliyor. Türk devletinin hiçbir zaman öyle aynı çizgide ilerleyen 50 yıllık politikaları olmadı malesef. 6-7 eylül olaylarında suçu olan başka bir devlet, pkk nın çıkışında gerekli önlemleri almayan başka bir devlet, bugünkü devlet başka bir devlet. Hükümetler değiştikçe iç ve dış politikada nelerin değiştiğini görebilecek kapatisedeyiz diye umuyorum. Örneğin Kuzey Kıbrıs'a bakışımız dün ve bugün aynı mı? Ya da Irak'ın kuzeyinde kurulması muhtemel bir Kürdistan'a bakışımız? Bırak 30 yıl, 40 yıl öncesini, şurda 8 yılda bile ne kadar değişti politikalarımız, fark etmedin mi?
Ayrıca içinde ABD ve İsrail'in olmadığı bir Ortadoğu denklemi kurmak her zaman saçma gelmiştir bana. Sanki bu bölgede sadece Türkiye varmış gibi "pkk yı da Türkiye kurdu" demek, kendini bölgenin tek gücü sanmak değil mi? Ayrıca bu söylediğine ilişkin bir dayanağın var mı? Neye dayanarak söylüyorsun bunu? Bir yerlerden bilgi mi geldi sana? pkk yı biz kurdurduk mu dediler? Senin sözlerinle ifade edecek olursam; yolda, sokakta, kahvehanelerde ve bilumum kalabaliklarda ben olayı çözdüm havasında "pkk nın da arkasında devlet var" diye atıp tutan o kadar çok insan var ki...
Ayrıca "Devlet hata yaptiginda halk sucu ustlenirse" gibi bir şey demişsin. Kimsenin suçu üstlendiği yok kardeşim. Bölgede devlet adına görev yapan sivil ve askeri bürokrasiden pek çok insanın hataları oldu elbet. Çıkarları için örgütle işbirliği yapan, uyuşturucu ticaretine girenler de oldu, yakaladığı suçlulara işkence yapan da oldu, faşizan düşüncelerle hareket edenler bile olmuştur hatta. Ben ne bunları mazur görüyorum ne de üstleniyorum. Ben bunların en ağır cezalarla cezalandırılmasından yanayım. Ama... Bunları bahane edip devlete savaş açmak, askere silah doğrultmak asla mazur görülür bir şey değil, ben bundan yanayım. Devlet senin devletin, benim devletim kardeşim. Osmanlı'daki gibi "Türkmen-Devşirme" ayrımı yok ki. Harp Okulu'nu kazanıp subay olan da sensin, PMYO'yu bitirip polis olan da. Emniyet müdürü de bu halkın içinden çıkıyor paşa da. Devlet dediğin sensin zaten kardeşim. Güneydoğu'da ölen de sensin. Onların ölümüne göz yuman hükümetleri de sen seçtin. Bırakın bu "her şeyi devlet yapıyormuş" sığlığını. Devlet dediğin senin seçtiğin adamlarla senin içinden çıkmış, yetişmiş, bir yerlere gelmiş adamlar.
Son olarak; bu devlet, kazanılmasına imkansız gözüyle bakılan, çok çetin bir mücadele sonunda kuruldu. 87 yıldır, kaynayan bir coğrafyanın hem de en kritik yerinde, tüm iç ve dış operasyonlara rağmen ayakta kalmayı başardı. Benim anlayamadığım şu: Ne bekliyordunuz arkadaşım? Ne yani, bana bir cümleyle özetleyin. Güneydoğu'da özerk bir devlet kurmak isteyen, bu yolda asker-sivil ayırt etmeden öldüren, arkasına büyük devletleri almış, Türkiye'ye meydan okuyan, savaş açan bu oluşuma karşı devlet ne yapacaktı zannediyordunuz? TSK'nın operasyonları mı canınızı sıkıyor? O zaman ben daha çok canınızı sıkacak bir şey söyleyeyim, bu operasyonlar terör örgütünün tasfiyesine dek sürecek.
Hep söylüyorum, Ortadoğu'da devlet kurmanın tek yolu kandır, savaştır. Türkiye'de özerk bir Kürdistan mı kurmak istiyorsun? O zaman ölmeyi de yok olmayı da göze alacaksın. Öyle "ölümler olmasın", "barışçıl yaşam" gibi laflarsa dünyadan haberi olmayan insanları kandırmak için ortaya atılmıştır.
Bizim bu söylediklerimizse asıp kesmek değil gerçeği ortaya koymaktır. Asmak-kesmek, bunlar bizim değil, pkk nın yurt çapında gerçekleştirdiği eylemlerin genel adıdır. Öfkemiz de ondandır.
Balkocha
08-07-2010, 04:29
Sayin Onurmusa
Yazimi tekrar okumanizi tavsiye ederim.
Madde madde belirteyim dilerseniz.
1-Benim yazimda TSK nin karsisinda veya suclar anlamda en kucuk bir ima dahi yoktur.
2-PKK Ortadoguda Filistin kurtulus orgutunun elinde olan uyusturucu ticaretinin ortaya koydugu kaynagi yok etmek icin (ana neden olmakla birlikte sayilabilecek bir cok gerekce de var) ABD Israil ve Turkiye uzlasmasiyla kurduruldu.
3- Apo nun eski bir MIT ajani oldugunu devlet dahil herkes zaten aciklamisken, 12 eylul oncesi bazi sol orgutlere yanastigi halde ret cevabi alan Apo yu eskiler cok iyi bilirler.
4- TSK konusunda bilakis devleti elinde bulunduranlarin kurumu yiprattigi ve yipratmaya devam ettigi anlaminda bir sonuc cikarsaydiniz daha akilci olurdu
5- Zaman icinde kuzey Irak a yonelerek FKO nun kaynaklarini kurutan uyusturucu ticaretinden gelen gelirler PKKnin tahminlerden daha buyuk bir guc hale gelmesine yol acti.
PKK bugunku Irak in geldigi noktada bas mimardir.Tabii ABD Israil ve Turkiye nin kontrolunde.Sadece Irak degil Iranda da PEJAK olarak kontrolsuz bir bolge olusabilmesi icin hersey yapilmistir.Doguda ozellikle 90 li yillarda askerlik yapmis arkadaslar bilirler.PKK militanlari buyuk guruplar halinde askeri birliklerin timlerin birkacyuz metre otelerinden gecerken emir gelmedigi icin hareket edememislerdir.
Bu konulari anlatmakla bitiremezsiniz.Size binlerce sayfa da yazsam benim degindigim halk olmak bilinci ifadesine uzak kalmayi tercih ediyorsunuz.
6-Pamukoglu nun gecmisinden bahsetmedim.Son aciklamalarinda PKK yi bitirmek icin 20 000 gonullu diyor.Bu gonulluleri TSK anlaminda tanimlamiyor.Zaten o da bunu tribunlere oynamak anlaminda yapiyor.Doguda yasanan gercekleri o da biliyor.
7-Son olarak size gonulden katildigim dusunceniz, TSK son derece guclu ve dunyadaki ilk sirada yer alabilecek ulusal bir guctur.Tipki 12 eylulde oldugu gibi bir gun once akan kani ertesi gun sifira indirebildi.Ne bomba patlatabildiler ne silah sikilabildi.Ama hickimse sormadi.Zaten 12 eylul oncesi de ulkenin tamaminda siki yonetim vardi.Neden diktatoryayi kurunca kan durdu.
PKK teroru duracak.Tek bir sartla.ABD ISRAIL TURKIYE BIRLIKTE KARAR VERIP DE GEREKLILIGI BITTIGI GUN.
Acin gozlerinizi.Cekic guc,Iranin durumu,Kuzey Irak Kurdistani, Suriyenin (Israil in ana cikari olarak) durumu,
Halk degilsiniz kardesim.Turkiye de Halk tanimi curutuldu.Ya Milletiz Nationalist anlamda, ya da ben once muslumanim sonra Turkum diyen ciddi bir kesim.Size bunu soyletebilmek icin yapildi butun bunlar.Ana sorun olan somurunun ve Fasizmin zulmunu ortbas edebilmek icin.Veren de Allah alan da densin diye.Ama hickimse sormuyor artik.Niye hep halktan aliniyor diye.
Bu ulkenin geldigi noktada onlar basardi diyorum.Halki yok ettiler.Artik acilarimiz ayni degil.Ayni gun 11 askerin sehit olmasi Mavi Marmara gemisinde maceraya dogru yol alan Niyazilerin sozde sehadetleri kadar uzmedi bu ulke insanini.Bak iste toplumun kimlik kargasasi burdan anlasiliyor.
Yarin bir gun Kurdistani kurup baskenti Diyarbakir a bir kac ulema takimi gider fetva verir.Bunlar da bizim gibi ayni Allah a ayni kitaba inaniyor diye.Ne farkeder diyecekler.Iste bu da bizim devletimiz diyecekler.Al sana bir karanlik daha.Senaryolar hic de akilsiz gelmesin.Olmaz dedigimiz neleri olurken gorduk.
Saygilarimla
onurmusa
09-07-2010, 04:52
Sayın Balkocha;
Aslında bazı konularda çok da farklı düşünmüyoruz. Ama bazı konularda ayrıldığımız kesin.
Birkaç eleştirim olacak sadece, anlamsız bir tartışmaya girme niyetinde değilim.
İlk eleştirim şu ki pkk nın kuruluş sürecinde uyuşturucu ve silah ticaretinin etkin olduğu kesin. Özellikle soğuk savaşın son döneminde Amerikan ve Rus silah şirketlerinin elinde biriken silahlar, bölgenin jeopolitik ve jeostratejik konumu(Türkiye, İran ve Irak'ı kontrol edebilecek bir bölge oluşu), zengin su ve petrol kaynakları, Afganistan'da üretilen uyuşturucunun en kısa yolla bu bölgeden Avrupa piyasasına sunulmak istenmesi gibi faktörlerin hepsi pkk nın kuruluşunda etkili oldu. Tüm bu faktörlerin egemen devletlerin lehine sonuçlanması için bölgenin istikrarsızlaşması gerekiyordu. Türkiye'nin istikrarsızlaşması ve Güneydoğu Anadolu'dan uyuşturucu ve silahın rahatça geçebilmesi için pkk kurulurken İran'ın istikrarsızlaştırılması adına da pejak devreye sokuldu. Afganistan ve Irak'sa doğrudan işgal edilerek ticaret yolunun denetimi alındı. Ancak kimse pkk nın kuruluşunda İsrail ve ABD ile birlikte Türkiye'nin de parmağı olduğunu bu kadar kolay söyleyemez. Bölgenin istikrarsızlaşmasından en zararlı çıkan devlet Türkiye olmuştur zira. Ayrıca bir yandan GAP projesini devreye sokup bölgeden yüksek kâr elde etmeyi planlayan Türkiye'nin aynı yıllarda el altından bölgede kendisine düşman pkk nın kuruluşunu desteklediğini söylemek çelişki olur. Bu çelişkiyi açıklamanın tek yolu ise "devlet içindeki rantçı çıkarcı güç odakları"dır. İddianız gerçek bile olsa bu, sizin söylediklerinizi değil benim söylediklerimi doğrular. Yani bu, çeşitli devlet kademelerinde görev yapan Amerikancı, İsrailci, kısaca işbirlikçi ve kendi çıkarını ülkesinin menfaatlerinden önde tutan insanlar olduğunu gösterir. Bunun bir devlet politikası olduğunu değil. Ki ben sizden pkk yı Türkiye'nin kurdurduğuna dair en ufak somut bir belge-bilgiyi de hala duyamadım. Böyle şeylerin belgesi olmaz biliyorum ama varsayımlar üzerine konuşmak da bana hep komik gelmiştir.
"Aponun MİT ajanı olduğu" iddiası da bir şehir efsanesidir ki ne sen bunun doğruluğunu ispatlayabilirsin ne de ben yanlışlığını. Devletin bunu açıkladığı filan da yok. Böyle şeyler gerçek olsa bile açıklanmaz bilirsin, infial uyandırır. Ayrıca görüşmek başka şeydir ajanı olmak başka şey. Ben devletin apoyla görüşmesine de karşıyım, o da ayrı.
O "pkk lı bir grubu kıstırdık, vurmayın diye emir geldi" de milyon kere duyduğum, çok yaygın bir şehir efsanesidir. Bir operasyonun, er tarafından yorumlanmasından başka bir şey değildir. Her erin görevi taarruz değildir; askerlik mesleğini bilenler çok iyi bilirler ki bazı askeri birliklerin görevi alan daraltmadır, düşman grubu belli bir mevkiye yönlendirmedir, ateş çemberinden çıkmadır. Böyle durumlarda ateş etmek, o askerlerin ölmesi anlamına gelir ki bunu da her subay bilir. O yüzden "tam öldürecektik, talimat geldi" hikayesi, planın ayrıntısı olan bir erin planın bütününü kavrayamamasıdır genelde. Ayrıca Pamukoğlu'nun meşhur sınırötesi İran operasyonu gibi kimi zaman hükümetten gelen "durun" talimatları da etkili olmaktadır ama bunlar genelde sınırötesi operasyonlarda olur.
Katıldığım nokta ise, pkk nın ABD, İsrail ve Türkiye'nin birlikte karar verdiği gün biteceğidir. Ama üzgünüm ki ABD ve İsrail, böyle bir günü hiçbir zaman istemeyecektir. Çünkü amaç, kafasını kaldırıp etrafına bakamayan, gücünün farkına varamayan Türkiye'dir. Derinliği olmayan tartışmalar içinde boğulan, Türk-Kürt, Türk-Ermeni, sağ-sol, Alevi-Sünni gibi sığ kavgaların içinde yok olup giden, başını kaldırıp önüne bakmasına izin verilmeyen, sahip olduğu potansiyeli göremeyen bir Türkiye yaratmaktır. Ve egemen devletler de bunda başarılı olmuştur. Türkiye'nin ne istediğine gelince, bu noktada da bir çok başlılık görülmektedir. TSK başka yöntem izlerken hükümetler başka yöntemler izlemektedir. Ben pkk yı gerçekten bitirmek isteyen, bu yolda gerekirse pkk ya destek veren ülkeleri karşısına almaya da cesaret edebilen bir hükümete rastlamadım. Hükümetleri dürüst bulmuyorum bu açıdan. TSK'yı ise tutarlı ve dürüst bulduğumu söylememe gerek yok herhalde.
Bir kurumun içindeki art niyetliler, o kuruma değil o insanlara düşman olmamız gerektiğini gösterir. Kaldı ki ben TSK'nın bu konuda Türkiye'deki diğer kurumlara oranla daha temiz olduğunu düşünüyorum.
Ben suçu hükümetlerde buluyorum sizse devlette, tartıişmanın özeti bu.
Saygılarımla.