PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Tanıklığımdır


fevziyapak
29-06-2010, 15:42
Forumda bu bölüm hoşuma gitti, daha doğrusu ilk gördüğümde ve biraz incelediğimde gülümsedim. Bazı Hristiyan sitelerde de benzer bir bölüm vardır. Buna "tanıklık" derer. Yani nasıl iman ettiğini falan anlatırsın ve sonunda Mesih İsa'yı RAB ve kurtarıcı olarak kabul ettiğinle bitirirsin. Bunları okuyanda etkilenir yada "yahu bende bir gariplik var zaar, ben niye iman etmiyorum" der vs. Neyse madem böyle bölümler işe yarıyor bende nasıl olduda dinleri yaşamımdan attım anlatayım. Buda benim tanıklığım olsun.


Ailem müslüman olmasına rağmen İslamla yakından uzaktan ilişkim olmadı. İncelemelerim oldu fakat Kuranı her açıp okuyuşumda "oha yani" demekten kendimi alamayıp her seferinde bıraktım. Sonra inanmak zorunda değilim bari inceleme yapayım diye bayağı bir içine girdim. Bir yerlerde muhabbet olursa iki çift laf ederim sebebiyle. Kısaca İslam bana göre değildi. Olabildiğince insan merkezli bir inanç biçimi özellikle kurtuluş konusu.

Tabi "ben kimim niye geldim nereye gidiyoruz beyler" gibi düşünceler devam ederken. Kendimi Kilisede buldum. Sanırım duygusal anlamda da boşluk ve tatminsizlik dönemiydi ki, falan falan misyonların "tanrı seni seviyor" , "tanrının senin için iyi bir planı var" seslenişleri ruhumu ve kalbimi okşayıverdi. Elime bir İncil (Yeni Ahit) tutuşturdular. Başladım okumaya. Tabi Yeni Ahit aslında bir biyografi. İsa'nın hayatını, kişiliğini okuyorum. Ciddi sardı konu beni, şimdi hakkını vermek lazım. İsa kişiliği mükemmel bir örnek, onun kırılgan naif yapısı, sevgi sözcükleri, pasifliği vs. etkileyici. E zaten amaçta bu. Hani RAB yüreklere seslenecekya.

Hristiyan teolojisi hele Kristiloji adeta fantastik roman gibidir. Kendi içindeki sistematiği ile zevklidir ve pek sorun yok gibidir. Özünü Eflatun felsefesi, sonra skolastik düşünce ve sıkı apolojetik bilimi harmanladığı için. Önce çok açık gedik bulunmaz gibi gelir. İnsanı inanmaya davet eder. Şimdi düşündüğümde hiç bir zaman gerçekten iman etmediğimi düşünüyorum. Her zaman sorguladım ve kuşku duydum. Hiç bir zaman bana sunulanla yetinmedim. Bana takılan tek tip gözlüklerle bakmak ile kör olmak pek farklı şeyler değilmiş. Belkide tıp adamı olmam, müsbet bilimlerle içli dışlı olmam biraz daha rasyonalist bir kafaya sahip bir adam olmamda etkilidir. Böyle bir kafada her zaman kuşkucu olur.


Kilise içi eğitimler yetersiz fakat başlangıç için iyidir. Dahasını isteyenler içinde akademik seviyede eğitim imkanları bulmam pek zor değil. Bendeki değişimde aslında eğitimle başladı. Kutsal Kitabın orjinal diline bakınca ve kilise tarihinin özellikle Yahudi tarihinde gerilere gidince bazı şeyler berraklaşıyor.
Bu arada Hristiyan misyonerlerin Eski Ahitte İsa'yı müjdelediğini söyleyen tüm bölümleri Yahudi bir din adamından orjinal metinlerden dinlediğimde şok olmuştum.


Hristiyan tanrısı kendisini aklı ile kabul etmenizi ve sevmenizi söyler. Oysa ne akıl ile nede başka bir yolla anlaşılacak bir şey değildir. İman demek güven demektir. Güvenmek için çok iyi bilmeniz gerekir ve tabiki sevmek içinde. Bilemediğiniz, çözmediğiniz bir şeyi ne tam olarak sevebilir nede güvenebilirsiniz. Sonuçta düşüncede şüphesizlik mümkün değildir. Şüphe eden bir imanlıda İncil'in istediği imanlı değildir.


Tabi başka şeylerde var inancı terketmeme sebep olan. Kilise, din adamları öyle göründüğü gibi pür pak bir topluluk değildir. Ben imansız ve sadece iş için papazlık yapan din adamı tanıdım. Eşcinsel ve kiliseden biri ile ilişkisi olan din adamı tanıdım. Bir başka kilisede evli bir önderin kiliseden genç bir kızla ilişkisi olduğuna tanık oldum. E bunlar yerel şeyler her yerde olur falan denebilir fakat bunlar "Kutsal Ruh kilisesinde etkindir, din adamı Kutsal Ruh ağzında konuşur" gibi şeyleri faso fiso yapıyor. Bir gün geldi dayanamadım ve kiliseyi terk ettim. Herşey, inandığım her şey tamamen bir yanılgıydı, sanrılar, rüyalar, vizyonlar, gelenekler kısaca insanlar üzerine insanların inşa ettikleri bir sistemin parçası olmak çok canımı sıktı ve acıttı doğrusu.
Bu gün okuduğunuz Türkçe çeviriler ön kabullü ve maksatlı yorumlardır. Birebir çeviri değillerdir ve sakın kimse inanmasın. Kiliseler misyonların para toplama araçlarıdır. Kilise önderleri maaşlı elemandır. Sizin iman etmeniz falan önemli değildir önemli olan kelle hesabıdır. Kelle hesabı ise kiliseye gelecek para ile yakın ilişkilidir. Misyonların parası olmadan kilise olamayacağı için papazlar hiç bir zaman özgür değildir ve misyonların oyuncağıdır. İbadet tarzınızdan öğreteceğiniz ilahiyata bile karışırlar.
Kilise yaşamın bana ne kattı dersek, bol bol okudum. Hatta hiç ilgilenmediğim felsefe konularında bile çok okudum. Bu tabi biraz kişisel gelişim anlamında işe yararadı.


Fakat geriye baktığımda çok boş bir 4-5 sene geçirdiğimi görüyorum. Bu süre içinde işimi ev halkımı hatta kendimi bile geri plana atmışım. Maddi manevi kayıp büyük anlayacağınız. Yaratıcılığımı öldürmüşüm. Düşünme yeteneğimi köreltmişim. Aklımı karıştırmasın diye dünyaya gözlerimi ve aklımı kapamışım. 5 sene ben yerimde saymışım, zaman ve dünya sanki uçmuş gitmiş. Şimdi 2 senedir kayıp süreyi telafi etmeye çalışıyorum.
Huzurlumuyum, evet huzurluyum. Asıl şimdi ne olduğumu nereden gelip nereye gittiğimi daha iyi anlayabiliyorum.


Varlığını ilahi bir neden dışında yorumlayamayan, anlamlandıramayan herkese şunu söylemek isterim. Gerçekten daha aklı başında bir neden ve açıklama var. Araştırın, yeterki kabullenmeyin. Her şeyden şüphe edin. Şüphe sizi ayık ve uyanık tutacaktır. Uyuşmanızı engeleyecektir. Aklı elden bırakmayın. Bizler fiziksel varlıklarız ve fizik bir evrende yaşıyoruz. Sorularımızın cevapları eğer varsa fizik ötesinde olamaz ve bu evrenin elemanları ile açıklanmalıdır. Kendinizi bu sınırlar dışına çıkartmaya uğraşmayın, zorlamayın. Fizik varlık olduğunuzu sınırlarınız olduğunu unutmayın.


Günah sevap, iyi kötü diye bir şey yok. Doğaya bakın onun nasıl çalıştığına bakın. O çok pragmatik çalışır. Bu belki canımızı yakar fakat onunla uyum içinde olmak onun işleyişine çomak sokmamak en iyisidir. Bizler bilinçli öngörü yeteneğine sahip varlıklarız. Genlerimizin yaşam kalım makineleriyiz. Bundan daha fazlasını kendinize yakıştırmayın. İnsan'ın bu yeteneği ile evrime yepyeni baş döndürücü bir imve vereceğine inanıyorum. Buda bize şimdiye kadar tahmin edemeyeceğimiz sorumluluklar veriyor.
Sevgiler, saygılar
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

evrensel-insan
29-06-2010, 16:09
Saygideger fevziyapak;

Dile getirdigin oykun icin, tesekkurler.

Saygilarimla;
evrensel-insan

sargon
29-06-2010, 16:28
Cok iyi bir anlatim dili. Bence o 4-5 sene bosa gecmemis. Benim de kendim icin böyle düsündügüm oldu zaman zaman. Ama yasanmisligin kazandirdigi her zaman bir baska. Mesela insan aklinin önemi ile ilgili cok temel bir noktayi bu kadar saglam kavrayamayabilirdin.

KızıL
29-06-2010, 17:33
anlatımınız için teşekkürler...

vartor
29-06-2010, 18:31
Bu tecrubeyi gecirmeseydiniz, belki de simdi taniklik edemiyecek, simdiki yerinizde olamiyacaktiniz.Yani zarar sayilmaz bana kairsa.

insan_olmak
29-06-2010, 18:48
Paylaşımınız için çok teşekkürler.

gerçekten güzel anlatmışsınız.Kilisenin yapısını yalanlarınıda çok çarpıcı dile getirmişsiniz.Tekrar aramıza hoşgeldiniz diyorum

Saygılarımla

insan_olmak

Nova
29-06-2010, 20:11
Güzel anlatım üstad, insanın karşısındakine değil; kendine söyleyebilmesi bunları çok daha önemli.

Paylaşımın için saol üstad.

Sevgi ve saygılarımla, Nova.

Natan
30-06-2010, 19:42
Fevzi bey paylaştığınız için teşekkür ederiz.
Daha deneyimleriniz vardır sizin :)

Ben de bir pastor tanıyorum ki Canada'dan maaşlı doğru düzgün misyonerlik dahi yapmıyor. İstanbulda 1.600 TL civarında ev kirasıyla tüm giderlerini bu maaştan ( ayrıca kilisede toplanan paralar da var ) karşılıyordu. Halen de bu şekilde . İnsanların sömürüldüğünü düşünüyorum.
Oysa kilisede o kadar yardıma ihtiyacı olan insanlar ve öğrenciler vardı ki
üzülmemek elde değil. Bir de İsa ' kurtuluş gibi şeylerle insanların dikkate göklerdeki öteki dünyalara çevriliyor.

İyiki gözünüzü açmışsınız .Zaten kişi düşünmüyorsa vahim demektir, herşey sormakla başlar değil mi

Hoşgeldiniz aramıza. Şimdiden paylaşımlarınız için teşekkür ederiz.


saygılarımla

Titan
01-07-2010, 00:11
Yazdıklarınızın akıcılığına bakılırsa hakikaten 4-5 yıl kaybetmişsiniz.

hackercesur
14-07-2010, 22:49
Zararın neresinden dönersen kardır. Zaten ölüm kavramı olmasaydı tüm bu saçmalıklar da olmayacaktı. Zamanında insanlar açıklayamadıkları olayları (Gök gürültüsü, yagmur, gece gündüz vs...) tanrıya bağladılar.

Kısacası tanrı insanları degil, insanlar tanrıyı yarattı...

Saygılar...

kitapsızım
18-07-2010, 15:37
Aydınlanmaya giden yolda karanlıklardan geçmek son derece anlaşılabilir bir şeydir.
Yeter ki kendi doğrumuzu bulabilelim. Paylaşımınız için teşekkürler.