PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kutsal Yasa ve Cinayet


Natan
02-07-2010, 21:41
Kutsal Yasa ve Cinayet


Kitabı Mukaddes denilen Hristiyanların ve Yahudilerin inandığı el yazmalarına göre Tanrı kendi kural ve sistemini açıklar ; İnsanların da bu emir ve itikatlere şartsız, koşulsuz uymasını emreder.


Bu yaptırımı yanlışlayan pek çok hristiyan kilise ve kurum vardır. Onlara göre Tanrı kişilerin seçme hakkına karışmaz ,bizzat özgür iradeyi sağlayandır. Peki gerçekte böyle midir ? Bu kitapların yansıttığı Tanrı modeline bakacak olursak , gerçekten de tanrı'nın insanlara seçme özgürlüğü verdiğini görecek miyiz ? İnanırlara göre cevap "evet"tir.

Konuya objektif bakan kimseler bunun bir aldatmaca ve çarpıtma olduğunu hemen fark edebilirler. Kutsal kitaptan yapacağımız bu tesbitler Sözde Tanrı'nın hiç de özgürlük sağlamadığını aksine yasalarına uymayanları adamlarına öldürttüğüne şahit olacağız.

Evet Tanrı , yasalarına uymayanları yine kendi kullarına acımasızca ÖLDÜRTMEKTEdir.

Tanrı cinayet işlenmesine , hayatın kutsallığına yada kişinin özgür iradesine saygı duyacağı yerde açıkça "yasalarıma uymayanları ÖLDÜR" demektedir.

İncil'de sevgi tanrısı olduğu söylenen ama sürekli söylemleriyle çelişen Tanrı nasıl cinayet emirleri verir ve kimilerini kimilerine öldürtür ? Bunu nasıl yapar ? Neden kişinin seçme hakkına saygı göstermez ?

Aslında bu sorular işin ironisi. Elbette insanları cinayet işlemeye yönlendiren bir tanrı yoktur ve bu insan kıyımlarının sorumlusu dini ,tanrıyı ve benzeri tabuları oluşturmuş azınlıktır. Bu aşamada Dini Ya da Tanrı'yı kendi politikaları ve menfaatleri doğrultusunda kullanıp aykırı davranmayı seçenleri katletmişlerdir. Hristiyanlar da insanın eylemlerinden sorumlu olması gerektiğini , neyin doğru olduğunu ve olmadığını zaten Tanrı denilen yaratığın bildirmiş olduğundan bahsederler..Halbuki hristiyanlar kendi Tanrılarını bile tanımıyorlar ki kafalarındaki sözde yüce ytaratıcının insana irade özgürlüğü verdiğini sanıyorlar.


Hristıyanların bu aldatmacasını aşağıdaki ayetlerde çok net görebiliriz .


"Biri başka birinin karısıyla, yani komşusunun karısıyla zina ederse, hem kendisi, hem de zina ettiği kadın kesinlikle öldürülecektir. -Lev.:20:10
Tanrı “zina” etmeyi yasaklar ve bu yasağına uymayanların ölüm fermanına imza atar. Zina diye bahsedilen birbirini seven iki insanın evlilik dışı cinsel ilişki yaşamasıdır. Tanrı herşeyden hesap sorduğu gibi bireylerin özel yaşantısına da karışmakta , kişilerin cinsel yaşamına hakim olma hakkını kendisinde görmektedir.


Bir erkek başka bir erkekle cinsel ilişki kurarsa, ikisi de iğrençlik etmiş olur. Kesinlikle öldürülecekler. Ölümü hak etmişlerdir. -Lev.:20:13
Tanrı eşcinselliği iğrençlik olarak görmekte ve kişilerin cinsel tercihine karışmaktadır. Yani sözde “sevgi” tanrısına kalsa tüm eşcinseller öldürülmeli, asılmalı,kesilmelidir. Bu akan kanla mesut olan yüce Tanrı'nın hiç de yüce olmadığı açıkça görülmektedir. İşin ilginç yanı eşcinsel ilişkide bulunmuş pek çok aziz vardır kilisede. Tanrı bu insanların kanonize olmasına neden Müsaade etmiştir peki ?? Bu soruyu hrıstıyanlar cevaplamakla yükümlüdür, tabii cevaplayabilirlerse .


Üstelik, Sara gerçekten kız kardeşimdir. Babamız bir, annemiz ayrıdır. Onunla evlendim.-Yar.20:12
Cinayet emirleri veren Tanrı hısımla cinsel ilişki kurulmasını da yasaklar. Bunu yapanlar için şöyle bir tehtit savurur : “Cezasını çekecek !!” Eğer bu suçu işleyenler cezalandırılıyorsa yukarıdaki ayette İbrahim'in açıklamasına göre O da cezalandırılmalıydı. İbrahim açıkça “kızkardeşiyle” evlendiğini itiraf etmektedir. İbrahim ne lanetlenmiştir, ne de herhangi bir bedel ödemiştir . Aksine Tanrı'nın en sevgili ve dürüst peygamberi olarak yazılmış,tanıtılmıştır.

Tanrı ,İbrahim'i neden öldürmedi ? Neden kızkardeşiyle evlendiği için İbrahim'i kınamadı ?Hristiyanların bu soruyuda yanıtsız bırakmaması lazımdır.


"RAB'den başka bir ilaha kurban kesen ölüm cezasına çarptırılacaktır. Çık.22:20
Tanrı kıskanç bir Tanrı olduğunu söylüyor ve bununla da övünmekten geri kalmıyor. Kendi tapınmasını yaygınlaştırmak ve egemenliğinden taviz vermemek için diğer tanrılara tapmayı tercih edenlere savaş açıyor, adamlarına cinayet emirleri vermeye devam ediyor.

Neden Tanrı insanların ibadet özgürlüğüne saldırmaktadır ?

Şimdiki Hristiyanların dediği gibi “ herkes inandığı dine Ya da kutsala kendini adamakta özgürdür”. Peki madem öyle Tanrıları neden insanların seçimlerine saygı duymuyor ?

Onu kesinlikle öldüreceksin. Onu önce sen, sonra bütün halk taşa tutsun. -Tekrar .13:9

http://www.google.com.tr/url?source=imgres&ct=img&q=http://www.bbc.co.uk/worldservice/images/2007/08/20070813112216stoning203.jpg&sa=X&ei=2ysuTNyYI4H6lwfj_t3hCg&ved=0CAQQ8wc4Fg&usg=AFQjCNE3FbSDPz1-kIGoDSzz3KBwl8qptA

Tevratın tanrısı aynı zamanda İncil'in de tanrısıdır. Ve İncil'de Tanrı'nın "sevgi" olduğu üzerine vurgu yapılır. Ancak yukarıdaki ve diğer pek ço ayette Tanrı VAHŞİCE insanların öldürülmesini EMREDER!!! Yani bu vahşiliği ve katilliği diğer kullarından da bekler. Taşla taşlayıp öldürme vahşetini uygulatan bir Tanrı ne kadar "sevgi" olabilir ? Elbette bu sorunun da bir cevabı vardır Hristiyanların . Hem de çok mantıklı bir cevap !

O zamanın koşul / şartlarını göz önüne alıp , "o döneme göre normaldir " demek aslında hristiyanlığın Tanrısı için hiç de mümkün değildir. Çünkü "Tanrı hiç bir zaman değişmez " yargısı vardır. Kitabında yazılanlar normatiftir ; kural koyucu, yaptırım ifade eder.Bu yaptırımlar sonsuzdur.

Bu kısa çalışmada görüldüğü gibi insanları toplumsal cinayete ve linçe yönlendiren, özellikle cinayet ve kıyım işlenmesine yol açan , bu vahşetin uygulanmasını isteyen ilah'ın "sevgi" olduğu düşünülemeyeceği ,gerçek olduğunu düşünmek de anlamsızdır.


Not: Resim için özür dilerim.

Saygılarımla

Natan
02-07-2010, 22:05
İnsanların kafalarında uydurdukları Tanrıların zararlı olup olmadığı da sorgulanmalıdır. Tevratın tanrısı bilindiği üzere ırkçı,bebek katili , pek çok masumun öldürülmesine yada kıyımına ilişkin emirler vermiş, kural koyucu, acımasız bir varlıktır. Bir kural koyar, bu kuralı çiğneyenler öldürülür,boğazlanır, asılır kesilir ,taşlanır. Aynı zamanda "kötünün ölümünden zevk almayan" yönünün de olduğu söylenir. Bu çarpıtmayı saf kalpli Hristiyanlar afiyetle yutmaktadır.

İncil'in daha çağdaş olduğu söylenmektedir. Halbuki İncil'in Tanrısı da kitabın idda ettiği gibi aynı Tanrı'dır. Üstelik İsa'da insanların öldürülmesini bir yerde istemiştir. İsa bir yargıç olarak karakterize dilip pek çok insanı yada canlıyı da kıyıma uğratacaktır. İsa'nın işleyeceği bu cinayetler "İlahi taktir" olarak algılanmaktadır.


RAB diyor ki: 'Herkes kılıcını kuşansın. Ordugahta kapı kapı dolaşarak kardeşini, komşusunu, yakınını öldürsün.' Çık.32 / 27


Musa, "Bugün kendinizi RAB'be adamış oldunuz" dedi, "Herkes öz oğluna, öz kardeşine düşman kesildiği için bugün RAB sizi kutsadı." Çık.32:29

İnsan yaşamı kutsaldır ve kimsenin kimseye zarar verme hakkı yoktur. Herkes eylemlerinde yada seçimlerinde özgürdür ( felsefe bağlamında kurmadım bu cümleyi) .Eğer gerçekten özgürse Tanrı'nın da kişilerin yaşam şekillerini seçmesine karışmamalı, kendi kurallarını çiğneyenleri "ÖLDÜRTMEKLE" korkutmamalıdır.

Özellikle Tevratta pek çok halkın Tanrı'nın isteğiyle soykırıma maruz kaldığı yazılıdır. Sözde Tanrı denilen varlık ,başka halkların toprağını zorla almak ve kendi ırkına hediye etmek ister. Bunu yaparken de o topraklarda yaşayan insanları ,kendi ırkına öldürtür. Toprak için halkı bir birine kırdıran ,katlettiren bir Tanrı hiç bir şekilde adaletli değildir. Adaletli değilse o zaman Tanrı da olamaz. Çünkü Tanrı adaletsiz düşünülemez. Yani kendisi artık Tanrı felan DEĞİLDİR.


Yakalananın bedeni delik deşik edilecek,Ele geçen kılıçtan geçirilecek. Yeşeya 13:15


Gençleri parçalayacak , Bebeklere acımayacak,Çocukları esirgemeyecekler.Yşy.13:18
Gözü dönmüşçesine adamı adama kırdıran , pek çok bebeği de öldürten Tanrıya inanmaya devam eden Hristiyanlar artık kendi Tanrılarını tanımak zorundadır. İnsan hayatını bu vahşi cinayetlere imza atan bir Tanrıya adamamalıdır.

Uyanın Hristıyan kardeşlerim ; Tanrı "sevgi " tanrısı değil.

saygılarımla

insan_olmak
02-07-2010, 22:07
sayın natan paylaşım için teşekkürler.




Bir erkek başka bir erkekle cinsel ilişki kurarsa, ikisi de iğrençlik etmiş olur. Kesinlikle öldürülecekler. Ölümü hak etmişlerdir. -Lev.:20:13
Tanrı eşcinselliği iğrençlik olarak görmekte ve kişilerin cinsel tercihine karışmaktadır. Yani sözde “sevgi” tanrısına kalsa tüm eşcinseller öldürülmeli, asılmalı,kesilmelidir. Bu akan kanla mesut olan yüce Tanrı'nın hiç de yüce olmadığı açıkça görülmektedir. İşin ilginç yanı eşcinsel ilişkide bulunmuş pek çok aziz vardır kilisede. Tanrı bu insanların kanonize olmasına neden Müsaade etmiştir peki ?? Bu soruyu hrıstıyanlar cevaplamakla yükümlüdür, tabii cevaplayabilirlerse .

burda birşey eklemek istiyorum.Eşcinsellik biseksüellik yada heteroseksüellik bunların hiçbiri kişinin kendi seçimi değildir yani tercih değildir.Kişi oturup kendi cinsel kimliğini belirlemez(sitede Alka'nın bununla bir ilgili yazısı vardı sanırım)

bunun dışında birde kilisedeki eşcinsellik konusuda değineceğim.Kilisenin yanılmaz bilinen papalarıda bu konuda ilginç örneklerdir.papalığı babasının parasıyla alıp erkeklerle alem yapan papalarıda görmüştür kilise.
Hatta bir papa öldüğünde bir rahip onun için''muhtemelen bir erkeğin koynunda ölmüştür'' demiştir.Ne ilginçtir ki bu kişiler papadır!
azizlerde işin cabası

Saygılarımla

evrensel-insan
02-07-2010, 22:11
Saygideger Natan;

Hic dusundun mu, bilmem!

Butun dinlerin, mistizmin, mitolojinin, eski destanlarin v.s. temelinde, bir yerde; "aciyi/vahseti/zulmu/cezayi/korkuyu" v.s., "sevdirmek/normal karsilatmak/sevimli gostermek" v.s., yatar, sence; neden?

"Dayak, cennetten cikmadir", "Babanin vurdugu yerde, gul biter", eti senin, kemigi benim", "Oh! belasini/cezasini, buldu" v.b. gibi

Ip ucunu, teslimiyette/itaatte/boyun egdirmede, arayabilirsin.

Saygilarimla;
evrensel-insan

fevziyapak
02-07-2010, 22:44
Sorunun muhatabı olmasamda cevap vermek isterim.
Öncelikle tanrısal adalet sistemi denen şey, insanın özellikle ezik güçsüz insanın adalet sistemini yansıtır. (zaten her ne hikmetse, vahiyler hep gariban takımına gelmiştir)

Örnek http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=315915&postcount=25 (http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=315915&postcount=25)

Yani adaleti sağlayamayan insan davayı tanrıya havale
eder.
Diğer önemli konuda her ne hikmetse tüm dinlerde öyle yada böyle bir ruhban sınıf ve otoriteye olanak sağlar ve bu sınıf tanrı adına yer yüzünde iş görür.
Örnek Roma Katolik Kilisesi, yüzlerce yıl tanrısal adaleti kendi eliyle uygulamaya soyundu. (Her nedense merhamete yanaşmaz) Bu günde Kilise (evrensel Katolik) kurtuluş için otoritesine boyun eğmeyi şart koşar.

Bir başka örnek,
Afrikaya giden misyonerler, oradaki yerlileri sürekli İncilden köleleri iteate çağıran bölümleri vaaz etmişlerdir. Kısaca elinde ne varsa yönetmek ve tahakküm etmek için kullan.
İnsan biçimli bir tanrı yaratırsan bunlar normaldir. İşte bu yüzden hiç birine inanmıyorum.
 

evrensel-insan
02-07-2010, 22:54
Saygideger fevziyapak;

Bu da bize, tarihsel olarak; tum rehber kitaplarin, sadece kolelik devrinde yazildiginin bir isaretidir. Yani, "Tanri'nin kulusun, bunu sana soyleyenin de kolesisin, o yuzden aci zaten senin zevkin, senin yasamin teslim olmak, itaat etmek, boyun egmek ve tanrin sana bunlari bahsettigi icinde, sevinmelisin, boyun egesin ki, cennete gidesin. Cunku bu gordugun ve seni sevindiren aci, cehennemdeki acinin, eline bile su dokemez. Sen simdilik bunu tatki, en azindan, daha fazlasini cehenneme gitmeyerek tatmadigina da, sevin. Senden cok istenenb bir sey yok, kole kaderine razi ol, yeter" mentalitesidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Natan
02-07-2010, 23:31
Sevgili Evrenseldostum ;

Tanrı'yı merkeze koyan din gibi kurumlar, korku ve bilinmezlikle ,bilgizilikle ve ölümden sonraki hayal dünyasıyla beslendiğinden ,kulların da bu emir ve itikatlara da uymasını ,itaat etmesini bekler.

Bu normaldir. Dogmatik ve normatif yapısıyla karşımıza çıkan bu sor-gulannamayan, nedenlenemeyen,eleştirilemeyen kurumun ayakta kalması ancak bununla mümkündür. İçerisinde demokrasi ,eşitlik gibi kavramların anlamsız kaldığı bir ortam. İnsanların cehaletlerinden yararlanılarak bu yola gidiliyor.

Sayın Fevzi Bey' in dediği gibi Tanrı adına yeryüzünde hep birileri hüküm sürmüştür. İnsanları cezalandırmış, kendi inanclarına "köle" kılmaya caışmıştır. Dini benimseyenler yada itaat edenler yakayı kur-
tarmışken ,özgür düşünceden yana olanlar katledilmiştir. Bu da yine
Tanrı adına yapıldı.( Görüşünüzü paylaştığınız için teşekkür ederim Fevzi Bey)

" Dayak cennetten çıkmadır " deyiminin dayanağı nedir ,gerçekten bilmiyorum ama kökeni sanırım bilinçsizce etrafına zarar veren insanların kendi hegomanyası doğrultusunda ,karanlık zihniyetinin ilah'a dönüştürülmesiyle ortaya çıkmış olabilir. Bireylerin toplumu idare etmesi yada toplumsal düzeni sağlaması için göklerde oluştrduğu ve bununla insanları kandırdığı göklerin jandarması artık günümüzde tutmamaktadır. Henuz bu bilince varamayanlar mağlesef kendi yarattıkları hayali varlıklara boyun eğmektedirler.

Boyun eğmeyenleri de bilinmezlikle korkutmaya çalışmaktalar.

Syın İnsan olmak ,

Yazıda geçen,yüzeysel bir kelime olması ve halk arasında yaygın olarak bilinmesinden dolayı bu kavramı kullanmıştım. Tabiki bu salt tercih bağlamında ele alınmayabilir. Bunun hastalık yada günah olduğunu söyleyenlere karşı tepkiydi. Kişinin özel ilişkisi kmseyi ilgilendrmez. Aslına bakarsan bir ' Tanrı ' olsaydı bile onun bu tür şeylere karışacağını yada kafasını insanların cinselliğine yoracağını sanmazdım.

Cinayet işleyen kişilere "katil" denir . Peki cinayet işletenler için de bu tanımlamayı yapabilir miyiz ? Yoksa kendisinin tanrı olması dolayısıyla bu tanımlamanın dışında kalması mı gerekir ?

Hani derler ya ; 'Tanrı'dır, herkesi öldürmeye de yaşatmaya da hakkı vardır ' gibisinden...

saygılarımla

evrensel-insan
02-07-2010, 23:45
Saygideger Natan;

Yanitin icin, tesekkurler. Burdan iki sonuc cikiyor.

Birincisi, insanoglunun tanriya soyunmasi artik gun gibi asikar.

Ikincisi de, bu tanrisal yasamin her yonuyle teslim alma temelindeki devamini saglamak adina, bu tanri; somut, madde, varlik, evrim, evren, varolus v.s. olmus; ya da yaratici, tanri, Allah, programlayici, tasarimci, ya da tarihi bir putsallastirilan/kutsallastirilan karakter olmus, fark etmiyor.

Yeterki, insandisi olsun, insanoglunu teslim alsin ve insanlik disina insanoglunu mahkum kilsin.

Benim bu konuyu detayli aciklayici bir mesajim var e. kosesi'nde.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Çarmıh Yolcusu
14-07-2010, 21:05
Ebedî Söz İncil’de Mesih - “Ne mutlu barış için çalışanlara; çünkü olara Allahın evlâtları denecek.”.. “Ben size derim: Düşmanlarınızı sevin, ve size eza edenler için dua edin ki, siz göklerde olan Babanızın oğulları olasınız; zira O, güneşini kötülerin ve iyilerin üzerine doğdurur; ve salih (âdil)olanlarla olmıyanların üzerine yağmur yağdırır. Çünkü eğer sizi sevenleri severseniz, ne karşılığınız olur? (Rüşvetçi) vergi memurları da öyle yapmıyorlar mı? Ve yalnız kardeşlerinizi selamlarsanız, fazla ne yapmış olursunuz? Putperestler de öyle yapmıyorlar mı? Bundan dolayı, göklerdeki Babanız (Rab Allah) mükemmel olduğu gibi, siz de mükemmel olun.” diye açık söylüyor.

Büyük Önder ATATÜRK, bütün yorgunluk içinde, kan ve ter içinde İzmir’e girdiği gün, önüne serilen düşman bayrağını görünce - “BAYRAK BİR MİLLETİN BAĞIMSIZLIK ALÂMETİDİR; DÜŞMANIN DA OLSA SAYGI GÖSTERMEK GEREKİR !” dedi ve onu çiğnemedi !YARATAN KUTSAL RUH’un önünde asil bir insan olarak düşman olana da saygı gösterdi !!!

Düşünen bir dünya vatandaşı – “BÜYÜK ÖNDER ATATÜRK’ün Kurduğu Cumhuriyet’in ve bütün TÜRK KÖKENLİ ULUSLAR’ın muhtaç oldukları GERÇEKÇİ ALT YAPI, yine ancak GERÇEKÇİ AÇIK ÖĞRETİM SİSTEMİ’nden doğmak zorundadır! Gerçekçi Açık Öğretim gelmeden bu ALT YAPI asla Türk Ulusu’na ve Türk Ulusları’na nasip olmıyacaktır !!!

Ebedî Söz (Bible) - “Ferisiler (denen dinciler) İsanın Sadukiler (denen dincileri) susturduğunu işittikleri zaman, bir araya toplandılar. Onlardan bir fakih (dinde şeriat denen yasaları bilen bir hukukçu), İsayı deniyerek ondan sordu: Ey Muallim, şeriatte büyük emir hangisidir? İsa ona dedi: “Allahın Rabbi bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün fikrinle seveceksin.” Büyük ve birinici emir budur. Ve buna benziyen ikincisi şudur: “Komşunu (insan kardeşini) kendin gibi seveceksin.” Bütün şeriat ve peygamberler bu iki emre bağlıdır.”

Ebedî Söz’deki Mesih İsa – “Neden söylediğimi anlamıyorsunuz ? Çünkü benim sözümü dinlemiyorsunuz. Siz babanız İblistensiniz; ve babanızın heveslerini yapmak istiyorsunuz. O başlangıçtan katil idi, ve hakikatte durmadı; çünkü kendisinde hakikat yoktur. Yalan söylediği zaman, kendisininkinden söyler, çünkü o yalancıdır, ve yalanın babasıdır. Fakat ben hakikati söylediğim için bana iman etmiyorsunuz. Bende günah olduğunu sizden kim ispat eder ? Ben hakikati söylüyorsam, niçin bana iman etmiyorsunuz ? Allahtan olan Allahın sözlerini dinler; onun için siz dinlemiyorsunuz, çünkü Allahtan değilsiniz.”

Ebedî Böz (Bible) – “Hepsi günah işlediler ve Allahın izzetinden (kutsal iyiliklerinden) mahrum kaldılar.”

Düşünen bir vatandaş – “Demek ki, insanlar ister Buda kültüründen olsun, ister Hindu kültüründen gelsin, ister Katolik, Protestan, Şii, Sünni olsun, ister Allah’sızlık-îmanından gelsin, bütün âdem oğulları, Rab önünde günahlı ve düşüktür! Allah, yarattığı âdemoğlunu yargılarken, insan gibi saça, başa da bakmıyor; yüz güzelliğine ve giyinişe de bakıp ALDANMIYOR.”

Ebedî Söz (Bible) - “RAB insanın gördüğü gibi görmez; çünkü insan yüze bakar, fakat RAB yüreğe bakar.”
“İşte siz kavga ve çekişme için ve kötülük yumruğu ile vurmak için oruç tutuyorsunuz..Buna mı oruç ve RABBE makbul gün diyorsun? Benim seçtiğim oruç, kendi ekmeğini aç olanla paylaşmak, ve yurtsuz düşkünleri kendi evine getirmek, ve çıplağı görünce üstünü örtmek değil mi?”

“RAB kendi sözünün dinlenmesinden hoşlandığı kadar takdîmelerden ve kurbanlardan hoşlanır mı?..itaat etmek kurbandan ve dinlemek koçların iç yağından iyidir..Kötülük etmekten vazgeçin. İyilik etmeyi öğrenin.”
“Dau ettiğiniz zaman da ikiyüzlüler gibi olmayın; çünkü insanlar kendilerini görsünler diye, ibadethanelerde ve köşe başlarında durup dua etmeyi severler...Dua ederken imansızların ettiği gibi boş tekrarlar yapmayın.”

Düşünen bir vatandaş – “Ne mutlu ki, Yargılayan Değişmez Allah, Nuh’un gününde yaptığı gibi, bizim gibi NANKÖR kulları bir anda vurup yok etmiyor; fırsat veriyor; her birimizi, KURBAN MESİH’de sunduğu Ebedî Bağış’a ve Ebedî Barış’a dâvet edip devamlı çağırıyor”

“Sizin düşmanlarınız kimlerdir?” diye kandisine yöneltilen soruya Büyük Önder Atatürk – “Biz kimsenin düşmanı değiliz; yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız.”

Ebedî Söz’deki Mesih İsa –

“Ne mmutlu merhametli olanlara; çünkü onlara merhamet edilecek.

Ne mutlu yüreği temiz olanlara; çünkü onlar Allahı görecekler.

Ne mutlu barış yapıcılara; çünkü onlara Allah oğulları denecek.

Ne mutlu doğruluk uğruna eza çekmiş olanlara; çünkü göklerin melekûtu onlarındır.”

“Düşmanlarınızı sevin, ve size eza edenler için dua edin ki, siz göklerde olan Babanızın oğulları olasınız; zira o, güneşini kötülerin ve iyilerin üzerine doğdurur; ve adâletli olanlarla olmıyanların üzerine yağmur yağdırır. Çünkü eğer sizi sevenleri severseniz, ne karşılığınız olur ? Rüşvetçi vergi memurları da öyle yapmıyorlar mı ? Ve yalnız kardeşlerinizi selamlarsanız, fazla ne yapmış olursunuz ? Allahsızlar da öyle yapmıyorlar mı? Bundan dolayı, göksel Babanız kâmil olduğu gibi siz de kâmil olun.”