Orijinalini görmek için tıklayınız : DÜŞÜnÜlmesİ gerekenler
■ Gerçek:
Tüm bilimsel araştırmalar bir canlının cansız bir maddeden meydana gelemeyeceğini gösteriyor.
Düşünün:
İlk hücrenin cansız kimyasallardan meydana geldiğini söylemek için bilimsel bir dayanak var mı?
■ Gerçek:
Bilim insanları laboratuvarlarda, ilkel dünyadaki koşullarla aynı olduğu düşünülen bir ortam yaratarak deneyler yaptılar. Onlardan birkaçı, canlılarda bulunan moleküllerden bazılarını üretmeyi başardı.
Düşünün:
Deneylerdeki kimyasallar yaşam ilk oluştuğunda var olan ortamı, moleküller de yaşamın yapıtaşlarını simgeliyorsa, deneyi yapan biliminsanı kimi ya da neyi simgeliyor? Kör bir rastlantıyı mı, yoksa akıllı bir varlığı mı?
■ Gerçek:
Bir hücrenin yaşamaya devam edebilmesi için protein ve RNA molekülleri birlikte çalışmalıdır. Bilim insanları RNA'nın kendi kendine meydana gelme olasılığının çok az olduğunu kabul ediyor. Tek bir proteinin bile kendiliğinden meydana gelme olasılığı inanılmaz derecede düşüktür. RNA ile proteinlerin hem aynı anda, aynı yerde meydana gelmiş olması hem de birlikte çalışmaya başlaması ise çok daha uzak bir ihtimaldir.
Düşünün:
Hangisine inanmak daha zor? Hücrenin büyük bir uyum içinde çalışan milyonlarca kısmının kendiliğinden meydana geldiğine mi, yoksa hücrenin akıllı bir varlığın eseri olduğuna mı?
■ Gerçek:
DNA, kromozomların içinde öyle başarılı şekilde paketlenmiştir ki "bir mühendislik harikası" olarak adlandırılmıştır.
Düşünün:
Böylesine mükemmel bir düzen nasıl olur da rastlantı sonucu ortaya çıkar?
Gerçek:
Bilgisayar çağının en gelişmiş veri depolama aygıtı bile DNA'nın kapasitesiyle yarışamaz.
Düşünün:
Bilgisayar mühendisleri bile bunu başara-mıyorsa, zekâsı olmayan cansız maddeler bunu nasıl kendi kendine yapmış olabilir?
Gerçek:
DNA'nın içinde, benzersiz bir insan bedenini oluşturmak ve ömür boyu "bakımını yapmak" için gereken tüm talimatlar bulunur.
Düşünün:
Böyle inanılmaz bir kitap ya da program, bir yazar ya da programcı olmadan nasıl meydana gelebilir?
■ Gerçek:
DNA'nın görevini yapabilmesi için, enzim adı verilen sayısız moleküler makine tarafından kopyalanması, okunması ve düzeltilmesi, bu karmaşık makinelerin de mükemmel bir işbirliği içinde, hiç hata yapmadan ve hassas bir zamanlamayla çalışması gerekir.
Düşünün:
Karmaşık ve sorunsuz çalışan bir makinenin tesadüfen ortaya çıkabileceğine inanıyor musunuz? Ortada kesin bir kanıt yokken böyle bir şeye inanmak, körü körüne bir inanç olmaz mı?
■ Gerçek:
Evrimin dayandığı temel görüşlerden ikisi, yani canlıların ortak bir atası olduğu ve yeni vücut yapılarının zamanla gerçekleşen küçük değişiklikler sonucunda oluştuğu, Kutsal Kitaptaki yaratılış kaydına inanmayan araştırmacılar tarafından bile sorgulanıyor.
Düşünün:
Darwin'in evrim teorisinin en temel dayanakları bile tartışıldığına göre, onun teorisinden bilimsel bir gerçek olarak söz etmek doğru olur mu?
Gerçek:
Tüm canlılarda hücrelerin şeklini ve işlevini büyük ölçüde belirleyen talimatlar aynı "bilgisayar dilinde" yazılmıştır: DNA.
Düşünün:
Bu benzerliğin nedeni aynı atadan gelmeleri değil de, aynı tasarımcıya sahip olmaları olamaz mı?
■ Gerçek:
Bir hücreyi oluşturan olağanüstü derecede karmaşık moleküller olan DNA, RNA ve proteinler adeta birlikte çalışmak için tasarlanmış gibi görünüyor.
Düşünün:
Hangisi size daha mantıklı geliyor? Karmaşık makineleri zekânın rol oynamadığı evrim mi meydana getirdi, yoksa bu makineler akıllı bir tasarımcının mı eseri?
■ Gerçek:
Bazı saygın bilim insanları "basit" bir hücrenin bile yeryüzünde kendiliğinden meydana gelmiş olamayacak kadar karmaşık olduğunu söylüyor.
Düşünün:
Bazı bilim insanları yaşamın gezegenimiz dışındaki bir kaynaktan gelmiş olabileceğini kabul ediyorsa bu kaynak neden Tanrı olmasın?
fevziyapak
05-07-2010, 11:29
Düşünün:
Bazı bilim insanları yaşamın gezegenimiz dışındaki bir kaynaktan gelmiş olabileceğini kabul ediyorsa bu kaynak neden Tanrı olmasın?
Peki şunu kurgulayın, biz dünyadaki insanlar bir kaç on yıl içinde genetik konusunda bayağı yol katedip ulaşabildiğimiz en uygun yaşam şartşarı olan gök cisminde yaşam başlatacağız yada mevcut ilkel yaşam formlarının evrimine ivme vereceğiz, mesela olağan şartlarda bir kaç milyon yıllık değişimi ufak bir müdahala ile bir yılda halledeceğiz. Sonra bu gezegen üzerindeki zeki yaşam varlığı sorgulamaya başladığında bizlere tanrı diyecek ve tapınacak. Ne dersiniz? Hristiyan tanrısı uzaylı olmasın sakın? E tez sizin.
Diğer taraftan tamam düşündüm ve zeki bir biliç varlığını kabul ettim. Bu beni yinede Hristiyan tanrısı olan bir özde üç kişilikli Yehova ya ulaştırmıyor.
Ne dersin?
Diğer taraftan tamam düşündüm ve zeki bir biliç varlığını kabul ettim. Bu beni yinede Hristiyan tanrısı olan bir özde üç kişilikli Yehova ya ulaştırmıyor.
Ne dersin?
Sayın fevziyapak,
Kutsal Kitapta tanıtılan Yehova, asla bir özde üç kişilikli bir Tanrı değildir.
Kendi benzeyişinde yaratmış olduğu insanda da böyle "doğa dışı" bir durum olmaması buna bir kanıttır. (Çok kişilikli olmak ruh hastalığıdır...doktorlar öyle diyorlar :) )
Saygılarımla
fevziyapak
05-07-2010, 15:35
Peki forumda yeniyim, bu durumda neye inandığınızı sormak gerekiyor cevap için. Kutsal Kitaptan alıntılar yaptığınızı gördüm.
Şu uzaylı tanrılar konusuna cevabınızıda alayım.
Teşekkürler
Sayın fevziyapak,
Ben Yehova'nın Şahidiyim.
Bu arada "uzaylı Tanrılar" filan demedim... Yanlış anlaşılmasın. :)
"Bazı bilim insanları yaşamın gezegenimiz dışındaki bir kaynaktan gelmiş olabileceğini kabul ediyorsa bu kaynak neden Tanrı olmasın?.." dedim.
Saygılar
fevziyapak
05-07-2010, 17:07
:doh:
Kendisini bir meleğin kurtardığına iman edip yaratığa tapan birisi ile hiç bir konuda tartışamam.
Özürlerimle yazdıklarımı geri alıyorum.
Hangisine inanmak daha zor? Hücrenin büyük bir uyum içinde çalışan milyonlarca kısmının kendiliğinden meydana geldiğine mi, yoksa hücrenin akıllı bir varlığın eseri olduğuna mı?
ah be sevgili kuş...
hücre ile ilgili bilimler (histoloji/biyoloji/fizyoloji/patoloji vs) kanıta dayalı gerçeklerdir...
inanmayla bir bağlantısı yoktur... birşeye inanarak bilim yapılmaz...
hücre büyük bir uyum içinde çalışmaz.. çalışsaydı ölmezdiniz...
:doh:
Kendisini bir meleğin kurtardığına iman edip yaratığa tapan birisi ile hiç bir konuda tartışamam.
Özürlerimle yazdıklarımı geri alıyorum.
Sayın fevziyapak,
Tartışmak isteyip istememeniz sizin bileceğiniz bir konu.
Ama bu konuda bilginizin eksik olduğunu görüyorum.
Yehova ile İsa farklı kişilerdir.
17*İsa ona şunları söyledi: “Tamam, bana sarılmayı bırak artık; henüz Babamın yanına çıkmadım. Sen şimdi doğruca kardeşlerime gidip, benim Babamın, sizin Babanızın, benim Tanrımın ve sizin Tanrınızın yanına çıkacağımı söyle.” Yuhanna 20:17
Biz İsa'ya değil, onun babası ve yaratıcısı olan aynı zamanda bizlerin de yaratıcısı Yehova Tanrı'ya tapınırız.
Yehova, İsa'nın dua ettiği ve tapındığı kişidir. İsa'yı ölülerden dirilten kişidir...
10*O zaman İsa şöyle karşılık verdi: “Çekil git, Şeytan! Çünkü, ‘Tanrın Yehova’ya tapınacak ve yalnız O’na ibadet edeceksin’ diye yazılmıştır.” Matta 4:10
Anlayacağınız, yaratığa tapmak diye bir şey bizim inancımızda yok.
Saygılarımla
Meraklı33
06-07-2010, 23:27
Bu sürekli yapılan bir hata bu argümanlar ile çıkılır ortaya ama konu dine gelir hep. Bu evrenin ulu bir mimarının, yaratıcısının olması her hangi bir dini doğrulamaz. Benim açımdan bir Yaratıcı, Evrenin Mimarı var fakat din ya da kitap gönderdi mi burası tartışılır.
Sayın Hür Kuş ;
Yehova'nın bile şahide ihtiyacı varsa ve ancak sizi bulduysa buradan sizlere (Russel ve Haramileri) ekmek çıkmaz gibime geliyor. Kaba olmak istemem ama ;
Gerçek:
İsa, kendinden önceki binlerce mitolojik karekterin Nasiriye'de bir potada kavrulmasıyla oluştu.
Düşünün:
Var olduğuna dair bronz çağı efsaneleri harince bir kanıt varmı?
Gerçek:
Bir çok Hristiyan otorite ilk günahı "O sadece sembolik bir şey" diye yorumluyor.
Düşünün:
Sembolik bir şey için sözde öz oğlunu (!) öldüren bir Tanrının akli durumu tartışılmaz mı?
Gerçek:
Buraya binlerce satır yazabilirim, ama Dünyanın 5000 yaşında olmadığı daha da büyük bir gerçek.
Düşünün:
Charles T. Russel ve tarikatı Dünyanın 5000 yaşında olduğuna inanıp, bunun deynekçiliğini yapıyorlar ve hastalıklı inanışlarını herkese yaymaya da pek bir hevesliler.Üstelik bulunan dinazor fosilleri içinde "Onlar inancımızı sınamak için oradalar" bile diyebiliyorlar.Bu insanlara inanılır mı?
İnanç virüsünüzü başka yerde pazarlayın.