PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İsa ‘Nefret Edin’ (mi) dedi?


Natan
06-07-2010, 17:38
İsa ‘Nefret Edin’ (mi) dedi?

İsa’nın insanları sevmeye ve toplumsal barışa yönlendirildiği söylenir. Bu özellikle arayışta olan insanlar için etkileyici bir örnek olabilir. Kiliselerde bu mesaja inanan pek çok kişi vardır. Peki ya durum böyle değilse ve İsa insanları “herkesten nefret etmeye “ davet ediyorsa ?

Bu çalışmada İsa’nın insanlara olan mesajını işlemeye çalışacağız. Bunu yaparken İncil’den ve orijinal el yazmalarından hareket edip göstereceğiz. İsa gerçekte ne dedi ? “Herkesi sevin” mi yoksa “aileniz,dostlarınız ve tanıdığınız herkesten nefret edin” mi?

İncil ,İsa’nın sevgi üzerine verdiği mesajlarını işlerken Aynı zamanda bu Yahudi’nin (İsa bir Yahudi’ydi) insanları cehennemle,sönmeyen sonsuz ateş ve işkencelerle korkuttuğuna da değinir. Her İncil yazarı İsa’yı kendi kafasına göre yorumlar. Üstelik bazı İncil yazarları da İsa’yı ne görmüştür , ne de tanıyordur. Araştırmacılar İncil’in İsa’dan çok sonra yazıldığında hemfikirlerdir, fakat konumuz bu değil.

“NEFRET EDİN !!! ”

İsa ,Luka 14:26’da söylendiğine göre şöyle diyor :

“Biri bana gelip de babasını, annesini, karısını, çocuklarını, kardeşlerini, hatta kendi canını bile gözden çıkarmazsa, benim öğrencim olamaz .”

Türkçe ceviriler bu ayette kalınca yazdığım gibi “gözden çıkarmazsa” ifadesini kullanıyor. Halbuki birazdan göreceğimiz gibi orijinal İncil yazmalarında “gözden çıkarma “ DEĞİL , “nefret etmek” diye geçer. Türk cevirmenlerin açıkça “nefret edin” sözcüğünü bu şekilde yalan ve yanlış tercüme etmesi Hristiyanların İsa’nın mesajlarını sakladığını,çarpıttığını ve hatta İncil’i tahrif ettiğini göstermektedir.

Orijinal el yazmalarında” nefret edin” şeklinde yazılıyor ;

εἴ τις ἔρχεται πρός με καὶ οὐ μισεῖ τὸν πατέρα ἑαυτοῦ καὶ τὴν μητέρα καὶ τὴν γυναῖκα καὶ τὰ τέκνα καὶ τοὺς ἀδελφοὺς καὶ τὰς ἀδελφὰς ἔτι τε καὶ τὴν ψυχὴν ἑαυτοῦ , οὐ δύναται εἶναι μου μαθητής .

Orijinal kelime :μισέω


Çevirisi : miseó


Fonetik Yazım:mis-eh'-o


Kısa Tanımı: nefret etmek.İğrenmek,bir kimseye düşman olmak,kin, düşmanlık ,nefret



Orijinal kelime “Miseo” olup hiç de “gözden çıkarmak” anlamına gelmemektedir. “Miseo” nun “gözden çıkarmak” diye bir anlamı kesinlikle yoktur.Açıkça kelime “NEFRET” dir. Peki İncil cevirmenlerinin hepsi mi bu ÇARPITMAYA gidiyor ? Hayır.

İngilizce bazı çevirilerden göreceğimiz üzere , pek çok çeviri kelimeyi aslına sadık bir şekilde kullanmaktadır;


New International Version (http://niv.scripturetext.com/luke/14.htm) - hate !

New Living Translation (http://nlt.scripturetext.com/luke/14.htm) -hate!

King James Bible (http://kingjbible.com/luke/14.htm) -hate!

English Standard Version (http://esv.scripturetext.com/luke/14.htm) -hate!

N American Standard Bible (http://nasb.scripturetext.com/luke/14.htm) - hate!

International Standard Version (http://isv.scripturetext.com/luke/14.htm) -hate!

American King James Version (http://kjv.us/luke/14.htm) -hate!

Douay-Rheims Bible (http://drb.scripturetext.com/luke/14.htm) -hate!

Darby Bible Translation (http://darbybible.com/luke/14.htm) -hate!

Weymouth New Testament (http://weymouthbible.com/luke/14.htm) -hate!

Ve daha pek çok örnek verilebilir bununla ilgili. Göstermeye çalıştığımız pek çok İngilizce ceviri orijinal kelime olan “nefret” edin mesajını kullanmaktadır. Bu çeviriler neden gözden çıkarmak yerine “nefret edin” diye yazmaktadır ?

Dahası Türk Hristiyan çevirmenler neden insanları aldatmakta ve gerçekleri saptırmaktadır ? Bu sorunun cevabını samimiyetle beklemekteyiz. Ayrıca Bir hristiyanın bu aldatmacaya gözlerini kapaması , misyoner avcılara yem olması anlamına gelir. Hristiyanlar kandırılmak istemiyorlarsa bunun farkına varmalılar.



“Biri bana gelip de babasını, annesini, karısını, çocuklarını, kardeşlerini, hatta kendi canını bile gözden çıkarmazsa, benim öğrencim olamaz .” Luka 14:26

Şimdi ilginç bir noktaya daha değinelim . İncil’de : “miseó” kelimesinin karşılığı olan “Nefret” sözcüğü pek çok yerde doğru kullanılmışken buradaki çarpıtma daha da belirginleşmektedir.İncil’deki bu çarpıtmayı daha net görebilmek adına, içinde “miseo-nefret “ geçen ayetlerden bazılarını sıralıyorum ;


Mat 5 : 44 ….. nefret edeceksin

Mat 6: 24 ..... nefret edip

Mat 10:22 ..... nefret edecek

Mat 24:10 ... nefret edecekler

Mark.13:13 ... nefret

Luk 6:22 ... nefret ettiğinde

Luk 16:13 ... nefret

Luk 19:14 ... nefret

Luk 21:17 ... nefret

Yuhn. 15:19 .. nefret

Yuhn.15:24 ... nefret

Yuhn.17:14 ... nefret

Ro. 9:13 ... nefret

İbr.1:9 ... nefret ettin

I.Yuhn. 2:11 . nefret eden

I.Yuhn 3:13 .. nefret ederse

Luka 14:26….Gözden çıkarmazsa…

Ayetlerden de görüldüğü gibi “miseo” İncil’in her yerinde “nefret etmek” olarak geçerken , nedense Luka 14/26’da “gözden çıkarmak” olarak geçiyor. Bu şekilde yapılan çarpıtmayla insanlar açıkça salak yerine konmaktadır. Yada tercümanlar “ya yutarsa” mantığıyla hareket ediyorlar. Bunun hiçbir bilimsel, rasyonel ,mantıklı ,gerçekçi bir açıklaması yoktur.

Varsa Hristiyan arkadaşlarımız lütfen bunu bize bir açıklayıversinler de biz de öğrenelim işin doğrusunu.Neden ilgili tüm ayetlerde kelime doğru olarak “nefret etmek” olarak geçerken özellikle Luka’daki İsa’nın mesajında “gözden çıkarmak” olarak geçip , mesajın çarpıtıldığını.

İsa’nın mesajı İncil’e göre şudur ;

Kişi ; babasından,annesinden,karısından ,çocuklarından,kardeşlerinden hatta kendi canından NEFRET ETMEDİĞİ SÜRECE ,İsa’nın öğrencisi olamaz. Kişi tüm insanlardan nefret etmeli ( kendisi de dahil ) ki İsa’nın havarisi yada takipçisi olsun. Aksi taktirde İsa’nın takipçisi olamaz.

Sormak lazım ; Hristiyanlar , ailesinden, kendisinden ve herkesten nefret ediyor mu ki kendilerini hristiyan olarak tanımlıyor ve tanıtıyorlar ???

Yoksa “ ah, ne güzel, seviyorum, sevgiyle kurtuldum” gibi çocuksu avuntularla kendilerini avutuyor yada oyalıyorlar mı ? Bunun için canından ,zamanından ve enerjisinden oluyor, kendilerini bu saptırmacaya kurban mı ediyorlar ?

Bu kısa çalışmayı okuyan Hristiyan arkadaşlarım ,Kör bir imanla Hristiyan inancına saldırıldığını düşünebilirler. Halbuki yukarıda ayetle ilgili olarak , hiçbir yorumda bulunmayıp , Orijinal yazmalardan , İngilizce çevirilerden ve Türkçe İncil ayetlerinden alıntı yapıp aralarında bir karşılaştırmayla tesbitte bulunduk.

Samimi ve bilginin peşinden koşan arkadaşlarımın faydalanması dileğiyle

Saygılarımla

Natan
06-07-2010, 17:49
Konuyla ilgili çarpıtılmış bir ayete daha bakalım. Bu ayetin de asıl mesajı tıpkı Luka’da olduğu gibi saklanmak istenmiştir. Fakat sözcüklerin kökenine, orijinal yazmalara bakacak olursak bize sunulan aldatmacayı da görürüz.

İlgili ayetimiz Yuhanna 12:25’tir. Bu ayete de “nefret etmek, iğrenmek” anlamına gelen “Miseo” , anlamı bozularak “gözden çıkarmak” şeklinde yumuşatılmış ve değiştirilmiştir. Ayet Türkçe İncil çevirilerinde şöyledir ;


“Canını seven, onu yitirir. Ama bu dünyada canını gözden çıkaran, onu sonsuz yaşam için koruyacaktır.”


ὁ φιλῶν τὴν ψυχὴν αὐτοῦ ἀπολλύει αὐτήν , καὶ ὁ μισῶν τὴν ψυχὴν αὐτοῦ ἐν τῷ κόσμῳ τούτῳ εἰς ζωὴν αἰώνιον φυλάξει αὐτήν .

Orijinal kelime yine "miseó”dur. Sözlük anlamı ; Nfret, kin, iğrenmek, kin duymak ,nefret etmek olarak geçer. Hiç ama hiçbir sözlükte “canını gözden çıkarmak” olarak geçmez. Bu sadece yorum yapılarak ,kelimenin bozulmuş halidir.

Zaten dikkat edersek ,ilk olarak “sevmek” fiili kullanılıyor. İkinci bağlamda “sevmek” fiilinin karşıtı / tezat anlamı “nefret etmek” olmalı. Sevmenin tezatı “gözden çıkarmak” DEĞİL, “nefret etmek”tir. Bu ,İncil el yazmalarında olduğu gibi , tüm kullanımlarda da böyledir.

Bazı İngilizce versiyonlar şöyle çevirmektedir .;

New International Version (http://niv.scripturetext.com/john/12.htm) …. hate

English Standard Version (http://esv.scripturetext.com/john/12.htm) ….hate

N. American Standard Bible (http://nasb.scripturetext.com/john/12.htm)…hate

International Standard Version (http://isv.scripturetext.com/john/12.htm)hate

GOD'S WORD® Translation (http://gwt.scripturetext.com/john/12.htm) ….hate

American King James Version (http://kjv.us/john/12.htm) …hate

Darby Bible Translation (http://darbybible.com/john/12.htm)….hate

Peki sormak lazım buradaki ” nefret etmek” yada “iğrenmek ” fiili nasıl olmuştur da “gözden çıkarmak” olarak geçmiştir ?

Kin, Nefret ,İğrençlik anlamına gelen kelime ,hangi gerekçelere göre dönüşüme uğramıştır ? başka yerlerde açıkça “nefret” olarak geçen kelime ,neden burada farklıdır ? Orjinalinde “gözden çıkarmak” değil, “iğrenmek, nefret etmek” olarak geçmektedir. . .Bu “ nefret edin “ mesajı neden çarpıtılmıştır ?

saygılarımla

Themo
07-07-2010, 00:23
Hristiyanken acayip saptırmalı ve zorlama yorumlar yapıyordunuz, ateist oldunuz şimdi de yermek için aşırı zorluyorsunuz, bence bir orta yolu bulamadınız gitti :) :P

Bu ayette geçen "hate" yani nefret etmek kelimesi o yıllarda acaba nasıl kullanılıyordu? literal anlamda anladığımız ifadenin gerçek anlamıyla nefret etmek mi? değil, eski Grekçeye ait olan bu ifade İncil dışında SEKÜLER yazıtlarda da kullanılmış, "extreme language" deniyor, yani ekstrem bir üslup, ifadenin önemini belirtiyor, iki şey kıyaslanınca bu ifade kullanıldığında, diğer şeyin o şey karşısında son derece önemsiz olması anlatılıyor yoksa literal anlamda oturup "hepsinden düşman gibi nefret etmek" anlamı yok, günümüzdeki anlamıyla "nefret etmek" çok daha literal içi dolu bir kelime.

İşte bu nedenle Türkçe çevirilerde "gözden çıkarmak" olarak çevrilmiş olabilir ve bence doğru bir hamle.

insan_olmak
07-07-2010, 00:31
sayın Themo Strong's Hebrew and Greek Dictionary diye bir eser var bilmem bilirmisiniz.Bu eserde kutsal kitaptaki sözcüklerin anlamları açıklanır.Kafalarına görede açıklamıyorlar o zamanın diline göre açıklama getiriliyor yani öyle kuru laf değil:)
eğer sizin bir iddianız varsa bunu kaynaklara dayandırmalısınız.

Saygılarımla

Themo
07-07-2010, 00:36
Tabi dayandırayım.

Poetae Lyrici Graeci isimli eserde bir savaş şarkısı bölümü var, orada da antik greklere ait alıntılar var ve Greklere ait savaş şarkılarından birinde şöyle deniyor aynı ifadeler kullanılarak "Sparta'nın onuru için savaşçı kendi hayatından nefret (miseó) etmeli" (James Denney "The Word 'Hate' in Lk. 14:26," Expository Times 21, 41-42)

Şimdi burada ne anlatılıyor acaba? kişinin cidden kendi hayatından nefret edip intihara sürüklenmesi gerektiği mi yoksa kendi hayatının gözden çıkarılması gerektiği mi? :)

Gayet açık, hristiyanlık eleştirisi yapacağız diye samimiyeti ve dürüstlüğü kaybetmemek gerek diye düşünüyorum.

insan_olmak
07-07-2010, 00:39
Sayın Themo eserin hangi döneme ait olduğunuda söylerseniz sevinirim.

Saygılarımla

Themo
07-07-2010, 00:46
Şarkının hangi döneme ait olduğunu bilmiyorum çünkü eseri satın alıp okumadım, ancak benim bunu bilmemem orada yazılanların doğru olmadığını ya da yanlış olduğunu göstermez, sadece orada olduğunu biliyorum, ilgili eser hatta sayfası bile yazıyor yukarda, çok ısrar ve merak ediyorsanız alır içine bakarsınız.

Benim gördüğüm yer hristiyan bir teoloğun tefsir nitelikli çalışmasında bu konuya değindikten sonra hiçbir apologetics/savunma amacı olmadan, ifadenin antik greklerde esktrem bir lisan biçimi olduğunu söyleyerek bu eseri arada belirtmesi.

Themo
07-07-2010, 00:48
İkinci bir husus da oturup mantıklı düşünelim, İncil'i yazan kişiler acaba salak mı ki bu ifadeyi literal olarak "anne babaya düşman olmak" anlamında kullansın? "nefret edip düşman olmak" değil de tıpkı diğer seküler eserlerde de kullandığı gibi "Gözden çıkarmak" anlamını kabul etmek daha mantıklı değil mi tarafsız biri için?

insan_olmak
07-07-2010, 00:53
Sayın themo

önce şunu ayırt edelim ingilizce çevirilere bakınca ''hate'' sözcüğünü görüyoruz samimi bir şekilde çeviri yapılmış ancak türkçe çevirilerde ''gözden çıkarmak'' kelimelerini görüyoruz.Bakın hate sözcüğünü çevirmişler daha sonra savunmalar yapılmış ama türkçede durum öyle değil işin içinde samimiyetsizlik var.

ikinci olarakta şarkının hangi döneme ait olduğunu bilmemmiz gerekir.Ancak ben zaten nefret et sözcüğünün o bilidğimiz nefret nalamında kullanıldığını düşünüyorum aksi halde strong hebrew and greek dictionary de dediğiniz anlamıda yazılırdı.çünkü bu tip eserler dili her yönden inceleyerek hazırlanıyor.

son olarak konuyu hazırlayana samimiyetsizlik yakıştırması yapmak yerine kendi yorumlarına göre çeviri yapan samimiyetsiz kişilere bakmalısınız.


Saygılarımla

Natan
07-07-2010, 00:57
Sayın themo ,çok tatlısınız :)

"miseó”kelimesi ; nefret etmek,iğrenmek,kin duymak, kin , nefret anlamındadır. Nasıl oluyor da "gözden çıkarmak " anlamında kullanılıyor. Nefret etmekle gözden çıkarmak arasında bir fark var mı * Yoksa siz bu iki kullanımı eş anlamlı mı sanıyorsunuz ?

"miseó” kelimesi bir yer hariç her yerde "nefret etmek" anlamında kullanılmıştır. (iğrenç anlamı dışında ) peki neye göre çok farklı bir anlam kazanıyor. Sonuçta aynı kelime de, o yüzden soruyorum.

Dünyaca ünlü pek çok çeviri yanlış mı kullanıyor ? Haber verelim de uğraşmasınlar nefret etmek" "olarak çevirdikleri kelimeyi "gözden çıkarmak " olarak değiştirsinler .

Soruyorum ; Gözden çıkarmak deyimi ne anlama gelir ?

Nefret edin , düşmanlık besleyin ne anlama gelir ?

sevgiler saygılar

Themo
07-07-2010, 01:00
Sayın insan olmak,

Bahsettiğiniz eserler kelimeleri inceliyor, bunların kültürel açıdan kullanım biçimlerini değil, benim yukarda bahsettiğim eser ise çok daha detaylı.

"Hate" "nefret etmek" sözcüğü 2000 yıl önce de bazı yörelerde acaba günümüzdeki manalarda mı kullanılıyordu? Yukardaki esere göre yanıt: hayır. Günümüzde dahi çeşitli yörelerde çeşitli kullanımlar "ayıp" karşılanmıyor "doğal" kaşılanabiliyor siz 2000 yıl öncesi hakkında kesin hüküm verip benzeri kullanımları hiçe sayıyorsunuz.

Ayrıca ilgili şarkının hangi döneme olduğunun ne önemi var? "MİSEO" kelimesi kullanılmış isterse MS 1800 lere ait olsun ne farkeder? O kelime orada ve anlamı açıkça "düşmanlık" anlamında nefret etmek olamaz, imkansız içerik itibariyle.

Themo
07-07-2010, 01:01
"miseó”kelimesi ; nefret etmek,iğrenmek,kin duymak, kin , nefret anlamındadır. Nasıl oluyor da "gözden çıkarmak " anlamında kullanılıyor. Nefret etmekle gözden çıkarmak arasında bir fark var mı * Yoksa siz bu iki kullanımı eş anlamlı mı sanıyorsunuz ?

"miseó” kelimesi bir yer hariç her yerde "nefret etmek" anlamında kullanılmıştır. (iğrenç anlamı dışında ) peki neye göre çok farklı bir anlam kazanıyor. Sonuçta aynı kelime de, o yüzden soruyorum.

Dünyaca ünlü pek çok çeviri yanlış mı kullanıyor ? Haber verelim de uğraşmasınlar nefret etmek" "olarak çevirdikleri kelimeyi "gözden çıkarmak " olarak değiştirsinler .

Soruyorum ; Gözden çıkarmak deyimi ne anlama gelir ?

Nefret edin , düşmanlık besleyin ne anlama gelir ?

sevgiler saygılar

Haydaaaaa :) Yazdıklarımı hiç mi okumadınız? aynı şeyleri tekrarlamışsınız? Ben "nefret etmek" kelimesinden bahsetmiyorum, kelimenin kendisinden bahsetmiyorum, ben bu kelimenin KÜLTÜREL anlamlarda kullanımlarından bahsediyorum, bir önceki mesajımı okuyunuz.

insan_olmak
07-07-2010, 01:04
sayın themo çok ilgisi var
siz bu sözcüğün kültürel olarak farklı yerlerde ''gözden çıkarmak'' anlamı taşıdığını söylüyorsanız döneminide bilmeniz gerekir çünkü sözcükler dönemlere göre farklı kullanımlar içermez.İncilin yazıldığı döneme ait bir şarkı mı?eğer o döneme ait ise önermeniz düşünülebilir ama incilden çok önceki bir tarihe ait ise ve incilin yazıldığı döneme ait böyle yöresel bir kullanım örneğiniz yoksa söyledikleriniz geçersiz olacaktır.

Saygılarımla

Themo
07-07-2010, 01:07
Bana nasıl ilgisi olduğunu açıklayabilir misiniz? Grekçe bir eser dönemi hangi döneme ait olursa olsun, Miseo sözcüğü var ve anlamı düşmanlık içermiyor mümkün değil tam tersi gözden çıkarmak anlamına geliyor.

Şimdi ortada böyle bir kanıt var Siz tam olatak neye dayanarak bunun yukardaki eserde kullanıldığı anlamında değil de "düşmanlık" anlamında kullanıldığını iddia ediyorsunuz? ben dönemi ne lursa olsun Grekçe yukardaki kullanıma dayanarak iddia ediyorum? Siz neye dayanıyorsunuz? İngilizcelerine ya da türkçelerine mi? ben GREKÇE'lerine dayandırdım, sizin benim dayandırmamdan daha üstün dayandırmanız varsa buyrun.

Sizin dayandırmalarınız ingilizce ve Türkçe sözcükler benimki ise dönemi ne olursa olsun Grekçe bir kullanım, hangisi daha geçerli olabilir? tarafsız bir kiş için? Yapmayın lütfen...

insan_olmak
07-07-2010, 01:11
Bana nasıl ilgisi olduğunu açıklayabilir misiniz? Grekçe bir eser dönemi hangi döneme ait olursa olsun, Miseo sözcüğü var ve anlamı düşmanlık içermiyor mümkün değil tam tersi gözden çıkarmak anlamına geliyor.

miseo sözcüğü nefret etme anlamına gelmektedir incilden açık bir örnek;

Kötülük yapan herkes ışıktan nefret eder ve yaptıkları açığa çıkmasın diye ışığa yaklaşmaz.(yuhanna 7:7)

miseō

burda da nefret sözcüğü yerine miseo geçmekte heralde burdada gözden çıkarmak anlamına gelmiyor.demekki miseonun nefret etme anlamı vardır.

sayın themo siz miseo sözcüğünün nefret etme dışında gözden çıkarma anlamıda mı olduğunu söylüyorsunuz yoksa sadece gözden çıkarma anlamı olduğunu mu söylüyorsunuz?
bunu anlayamadım açıklarsanız sevinirim

saygılarımla

Themo
07-07-2010, 01:17
Yanlış ayet kopyalamışsınız:

İlgili ayet şu:

Yu.7: 7" Dünya sizden nefret edemez, ama benden nefret ediyor. Çünkü yaptıklarının kötü olduğuna tanıklık ediyorum."

"Dünya sizden nefret edemez" yerine "dünya sizi gözden çıkaramaz" dense bence daha anlamlı :) "Dünya sizden nefret edemez" ne demek? Neden edemesin ki? Açıkça bir anlam farkılılığı/karmaşası olduğu açık "gözden çıkarmak" burada daha çok uyuyor.


Ancak yazdığınız ayet Yuhanna 3:20 de dediğiniz anlam çıkıyor evet.

insan_olmak
07-07-2010, 01:20
yuhanna 3:20 olacaktı



Kötülük yapan herkes ışıktan nefret eder ve yaptıkları açığa çıkmasın diye ışığa yaklaşmaz.

Saygılarımla

Natan
07-07-2010, 01:21
Sayın Themo , Biraz insan olmak'a kulak verseniz iyi olur. İ-o'nun belirttiği noktalar konumuzla ilgili. Sizin bahsettiğiniz şey ; kültürel bir kullanımın İncilde geçen pasajla ilgili olduğu iddası yönünde. Elbette yazdıklarımızı okuyoruz, hiç şüpheniz olmasın.

JKonuya ilginiz için ayrıca teşekkür ederim ama lütfen konudan sapmayalım. Burada herhangi bir şarkı sözünden bahsetmiyoruz. İncilde

Themo
07-07-2010, 01:23
Sanırım anlaşamayacağız sadede gelelim:

"Sparta'nın onuru için savaşçı kendi hayatından nefret (miseo) etmeli"

Evet buradan nasıl oluyor da düşmanlık anlamı çıkarılabiliyor örneğin? Merakla bekliyorum yanıtları. Buraya "düşmanlık" anlamında nefret mi uygun oluyor yoksa "gözden çıkarma" mı bekliyorum merakla.

insan_olmak
07-07-2010, 01:25
Sayın Themo ben böyle bir iddiada bulunmuyorum.Metnin greekçesi verilmemiş dönemi verilmemiş.
ama önce şunu bir anlayalım

siz miseo sözcüğünün nefret anlamına gelmedğini gözden çıkarmak anlamına mı geldiğiniği savunuyorsunuz yoksa nefret anlamı dışında gözden çıkarmak anlamında da kullanıldığınımı savunuyorsunuz?

Saygılarımla

Natan
07-07-2010, 01:27
Sayın Themo, lütfen kendi algılayışınıza ve mantığınıza göre ayeti çevirmeyiniz. Ayet dediğiniz şey dogmatiktir, kişilere göre değişen bir şey değildir. "Bence bu şekilde daha anlamlı" demeniz abest kaçtı.

Sayın İnsan olmak'a kulak verseniz iyi olur. Zira İ-O'nun bahsettiği şeyler tamamiyle İncil'e dayanan açıklamalar. Ben de başlıkta kullanımları karşılaştırmalı açıklamalarla ve tercümelerle gösterdim. Fakat sizin hoşunuza giden şeyi burada onaylayamayız. Bir kullanım var. Bu her yerde "nefret etmek" olarak geçerken bir iki yerde keyfi olarak "gözden çıkarmak "olarak geçiyor.

Tekrar soruyorum ; Gözden çıkarmak deyimini açıklar mısınız ?

Burada herhangi bir şarkı sözünü değerlendirmiyoruz. "miseó” keklimesinin "gözden çıkarmak" "önemsememek" anlamına geldiğini ve İncil el yazmalarında bahsettiğiniz şekilde geçtiğini kanıtlar mısınız ?

Diyosunuz ki kültürel.eee, bunun anlamı nedir ? Kültürle ne ilgisi var. İncil el yazmalarına döner misiniz lütfen . Yoksa konuyu bilerek saptırmaya çalıştığınızı düşüneceğim . Ve bu kanıya varmak da istemiyorum. İncil yazmalarında miseo kullanımını açıklar mısınız ?

saygılarımla

Themo
07-07-2010, 01:28
Bakın neyi savunduğumu boşverelim, şu Grekçe deyişe, metne odaklanalım:

"Sparta'nın onuru için savaşçı kendi hayatından nefret (miseo) etmeli"

Sizce buraya "düşmanlık" anlamında nefret mi uygun oluyor yoksa "gözden çıkarma" mı?

Bekliyorum.

insan_olmak
07-07-2010, 01:30
Bakın neyi savunduğumu boşverelim, şu Grekçe deyişe, metne odaklanalım:

"Sparta'nın onuru için savaşçı kendi hayatından nefret (miseo) etmeli"

Sizce buraya "düşmanlık" anlamında nefret mi uygun oluyor yoksa "gözden çıkarma" mı?

Bekliyorum.

sayın themo bende oraya geleceğim zaten amacımızda birşeyleri anlamak.Ben size bir soru soruyorum cevap vermiyorsunuz.lütfen cevap rica ediyorum aksi taktirde konuşmanın bir anlamı yok?

Saygılarımls

Themo
07-07-2010, 01:31
Sayın Natan, yukardaki metinle ilgili sorum hakkında sizden yorum gelmedi, İngilizce'de sizin yaptığınız işleme "dancing around the issue" (Konuya gelmek yerine etrafında dans etmek) deyimi kullanılıyor.

Sorumu yanıtlamanızı rica ediyorum:

"Sparta'nın onuru için savaşçı kendi hayatından nefret (miseo) etmeli"

Sizce buraya "düşmanlık" anlamında nefret mi uygun oluyor yoksa "gözden çıkarma" mı?

Bekliyorum.

Themo
07-07-2010, 01:32
Sayın insan olmak, önce lütfen siz soruma yanıt veriniz. Siz de yanıt vermiyorsunuz ama?

Natan
07-07-2010, 01:36
Konumuzun dışında şeyler bunlar sayın Themo .

Siz ,şarkı sözünü değerlendirmemi mi istiyorsunuz ?

Buradaki kullanım "gözden çıkarmak" anlamında mıdır ? Ben ısrarla farklı bir kullanım üzerinde yoğunlaşmayacağım. Ben İncilde geöçen "Miseo" sözcüğünü değerlendiriyorum . Ayrıca , Miseo'nun İncilde ; başka yerlerde nasıl kullanıldığına değindim. Eğer sizin mantığınızla hareket edecek olursak kelimenin geçtiği her yere "gözden çıkarmak" anlamını vermeliyiz. Ki söylediğim gibi , "gözden çıkarmak" deyimiyle " nefret etmek, kin duymak, iğrenmek" ÇOK FARKLI şeyleridir.

Lütfen , İncil el yazmalarına yönelik tesbitlerde bulunursanız, bizim için daha faydalı olur ve sayenizde öğrennmiş oluruz.

saygılarımla

insan_olmak
07-07-2010, 01:37
Sayın insan olmak, önce lütfen siz soruma yanıt veriniz. Siz de yanıt vermiyorsunuz ama?
:)

sayın themo aslında cevap vermemenizin nedeni çok açık.

ilk başta miseo sözcüğünün anlamını gözden çıkarmak olarak verdiniz ama ben bazı örnek ayetlerde gözden çıkarmak sözcüğünün koyulamayacağını göstereceğim için(zaten bir tanesinide verdim) bu şıkkı seçmediniz:)

miseo sözcüğünün yöresel olarak ''gözden çıkarma'' anlamı var şıkkınıda seçemezdiniz çünkü daha önce ben dönemini sormuştum ve siz ''dönemiyle ne ilgili var''demişsiniz eğer bu şıkkı seçerseniz söylediklerinizle çelişmiş olacaksınız :)

Yani cevap vermemenizin nedenini anlıyorum

yinede ben cevap vereyim.

verdiğiniz alıntının greekçe metni bulunmamaktadır.görmeden bir yorum yapamıyorum.ama siz daha miseo sözcüğü için bir açıklama yapamıyorken
tartışmanın ne anlamı var ki!

Saygılarımla

Themo
07-07-2010, 01:43
Sayın natan ve sayın insan olmak

En azından bu ifadenin başka anlamları da olabileceğini "düşmanlık" anlamına nefret olmasının şart olmadığını kabul etmek zorundasınız.

Bakın size dönemi ne olursa olsun farketmez, Grekçe miseo kullanımıyla ilgili seküler tarihsel bir belge gösterdim, greklerin bir savaş şarkısındaki sözler.

Ve bu belgedeki ifade sizin de açıkça görebileceğiniz gibi, "açıkça gözden çıkarma" anlamına geliyor bu da kanıtlıyor ki Grekçe dilinde ve kullanımında bu ifade açıkça gözden çıkarmak manasına da gelebiliyor! "Düşmanlık" anlamında nefret manasına gelmesi asla şart değil

Örnek ortada Grekçe kullanımı ortada.

Siz bunca şeye rağmen hala, İncil'deki mümkün olan tek anlamın sadece "düşmanlık anlamında nefret" olduğunu iddia ediyorsunuz size deyişi göstermeme rağmen?

Bunun üzerine ne söylenebilir? Hristiyanlığı eleştirmek için yanıp tutuşsanız da lütfen elinizi vicdanınıza koyun ve yukardakş açık kanıta dayanarak en azından bu ifadenin "düşmanlık" anlamında nefret olmayabileceğini kabul edin.

Yönteminiz yanlış, benim hristiyanlıkla uzaktan yakından alakam olmamasına rağmen ben bile görebiliyorum bazı şeylerin saçmalığını, bir hristiyanı nasıl ikna edeceksiniz? Biraz daha samimi olursanız eleştirilerde mesela fevzi bey gibi, çok daha etkili olacağınıza eminim.

Son sözlerim bu çıkıyorm, bu konuda bir daha tartışmayacağım.

Hoşçakalın

Natan
07-07-2010, 01:48
İncilde geçen kelime : " μισέω "yani ; "miseó”

Anlamı nedir ?


nefret ,kin , kin beslemek
Nefret ,duymak.
Peki nerede "gözden çıkarmak" olarak geçiyor ?

Themo
07-07-2010, 01:52
Peki nerede "gözden çıkarmak" olarak geçiyor ?

:)

İşte burada:

"Sparta'nın onuru için savaşçı kendi hayatından nefret (miseó) etmeli" (yani gözden çıkarmalı) (Poetae Lyrici Graeci) (James Denney "The Word 'Hate' in Lk. 14:26," Expository Times 21, 41-42)

Natan
07-07-2010, 02:12
Yarın daha detaylı değinmeyi düşünüyorum ama , incilde bu kullanım kesinlikle "gözden çıkarmak" olarak geçmiyor. Zaten çoğu çeviriler de bu yönde bir kullanımda bulunuyor. Neredeyse hepsi "nefret etmek" olarak geçerken bizim Türk çevirmenlerimiz -hangi gerekçeyle hareket ettikleri bilinmez- kelimenin aslından çok çok uzak bir anlam yüklüyorlar. Bu kelime her yerde "nefret etmek" olarak geçerken bir yerde farklı bir anlamda ifade ediliyor? Bunu hangi gramer yapısına ve gerekçesine göre yapıyosunuz diye sorarlar .


İncil'e yönelik bir açıklama getirmek yerine kim tarafından ve kime söylendiği belli olmayan bir şarkı sözündeki kullanmı İncilde geçen ifadeyle özdeş tutmanızın temelinde ne var ?

Themo
07-07-2010, 02:25
Peki son bir şey daha söyleyip çekiliyorum sizin iddia ettiğiniz ayet iddia ettiğiniz şekilde şöyle diyor öyleyse:

“Biri babasından, annesinden, karısından, çocuklarından, kardeşlerinden, hatta kendi canından nefret etmezse, onlara düşman olmazsa benim öğrencim olamaz"

Şimdi bu kelimeyle (Miseo/nefret) gözden çıkarma anlamını ele alalım:

Bu şekilde ele alırsak İsa demek istiyor ki "annenize babanıza rağmen beni takip etmelisiniz, onlar size engel olursa onlara rağmen beni seçmelisiniz, onları gözden çıkarmalısınız, onlar değil BEn önemliyim"

İsa'nın çıkarına bir durum, mantıklı olan yorum bu, olayda isa'nın çıkarı var.

Şimdi ise sizin dediğiniz anlamı ele alalım:

"Babanına kardeşinize annenize düşman olunuz onlardan nefret ediniz onlara düşman olmazsanız öğrencim olamazsınız"

Bu ayet neyi kastediyor olabilir? İnsanların basitçe ailesine düşman olmasının İsa ile ve İsa'yı takip etmek ile ne ilgisi olabilir? İsa'nın çıkarı ne olabilir insanların sadece basitçe ailesine düşman olmasında? İnsan basitçe ailesine düşman olunca İsa'nın cebi.ne otomatikman para falan mı ışınlanacak? Tekrarlıyorum İnsanların basitçe ailesine düşman olmasının İsa'ya ne gibi çıkarı olabilir? bunun isa yı takip etmek ile bağlantısı nedir madem ifade "gözden çıkarmak" değil de "düşman olmak" anlamına geliyor?

Olaydaki bağlantı sadece "gözden çıkarmak" anlamı ele alınırsa kurulabilir, "düşman olmak" anlamı alınırsa bağlantı kalmaz, anlam/çıkar kalmaz.

zahit
07-07-2010, 03:11
Arkadaslar kusura bakmayin tartismaniza maydonoz olacagim.
Bende yeni Ahit vede Eski ahit var.Lukanin Bab 14-sayfa 77de sunu buldum.aKTARIYORUM:26EGER Bir kimse bana gelir,ve kendi babasina,anasina,karisina,cocuklarina,kardeslerine ,kizkardeslerine,evet hattä kendini canina bugzetmese,benim,sakirdim olamaz.diye devam ediyor?Ben bu kitabi yetmislerin sonralarinda almanyada bit pazarindan ,
Aldim hemide iyi bir paraya.Baska türlü yardimim dokunursa her zaman hazir
kitayim haydi kolay gelsin zahit.

Natan
07-07-2010, 13:24
Yorumun için teşekkür ederim zahit.

Sayn Themo , burada olması gerekenden değil, olandan bahsediyoruz. Olması gerekeni ,"İsa'nın cıkarı " doğrultusunda ele alamayız. Eğer İsa'nın çıkarını düşünerek hareket edersek yanlı davranmış olmaz mıyız ? İşin içine ideoloji yükleyip, din savunmasına mı yönelmeliyiz ?

Burada var olan bir ayeti ele alalım izin verirsen. Ayette geçen Miseo kelimesi ,nefret anlamındadır. Bu kelimenin "gözden çıkarmak "diye bir anlamı YOKtur. Öyle olmadığı için neredeyse tüm çeviriler bu ayeti "nefret duymak" olarak tercüme etmektedir. Bu dünya çevirilerinde bu şekildedir.

Size çok somut bir örnek vermek istiyorum ;

New World Translationof The Holy Scriptures adlı kutsal kitap tercümesinde ilgili ayet şu şekilde geçiyor ;

"...hatta kendi canını benden az sevmezse ,öğrencim olamaz."

Hemen altında dipnotda ise şu bilgi veriliyor;

Luk.14:26: " Az sevmek olarak çevrilen ifade ' nefret etmek' anlamına gelir."

Bakın kutsal kitapların neredeyse hepsi bu şekilde ifade ediyor.Çünkü bundan farklı bir anlamı yoktur kelimenin.

Şu yazına da kısa bir cevap vereceğim , şu an gerçekten çok kısıtlı vaktim var.Daha sonra devam edebiliriz bu nokta üzerinde ;


İnsan basitçe ailesine düşman olunca İsa'nın cebi.ne otomatikman para falan mı ışınlanacak? Tekrarlıyorum İnsanların basitçe ailesine düşman olmasının İsa'ya ne gibi çıkarı olabilir? - Themo
İsa'nın herkesi sevdiğini yada herkesin kurtulmasını istediğini düşünebilirsin. Fakat İncil'i detaylıca irdelemeye başlarsan ufak ayrıntıların ne kadar da büyük mesajlar olduğunu ve önemini kavramaya başlarsın. Hristiyanlar için İsa'nın söyledği herşey önemlidir. Fakat bizim için İsa'nın şu KİLİT AÇIKLAMASI daha da önemlidir ;

İsa neden benzetmelerle konuşmuştur sorusuna verdiği cevap şu ;


'' İsa bütün bunları halka benzetmelerle anlattı. Benzetme kullanmadan onlara hiçbir şey anlatmazdı. '' -Mat 13:34


Öğrencileri gelip İsa'ya, "Halka neden benzetmelerle konuşuyorsun?" diye sordular. - Mat 13:10


Öyle ki, 'Bakıp bakıp görmesinler, Duyup duyup anlamasınlar da, Dönüp bağışlanmasınlar.-Mar 4:12
İsa çevresindeki Yahudilerin kurtulmasını istiyor olabilir. Fakat diyor ki
" dışarıda olanlar için" , "benzetmelerle konuşuyorum" .

Ndenini ise açıklıyor, "Bakıp bakıp görmesinler, Duyup duyup anlamasınlar da, Dönüp bağışlanmasınlar"

İsa'nın bu sözleri üzerine yorum dahi yapılamaz. O kadar açık yani.

Biz " ayet şunu demek istiyor olabilir, " yada " şöyle olsa daha iyi olur" diyemeyiz. Buna hakkımız yok. Yorumlar dinamiktir, fakat gerçeklerden uzak açıklamalar sadece iman için harcanan boş sözlerdir. Ayeten uzaklaşmamak için kelimenin anlamına iyice bakmamız gerekir. Zaten kelimenin "gözden çıkarmak" diye bir anlamı yoktur.

Görüşlerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim. Burada ne kadar fikir belirtirsek bilgiyi harmanlar ve gerçeğe ulaşırız. O yüzden , konuyla ilginiz varsa lütfen paylaşmaktan çekinmeyin.

saygılarımla

Themo
07-07-2010, 16:44
Sayın Natan burada 2 ayrı anlatım var aynı olayı matta başka anlatmış Markos da başka Matta'daki şöyle:

"Mat.13: 10 Öğrencileri gelip İsa'ya, "Halka neden benzetmelerle konuşuyorsun?" diye sordular.

Mat.13: 11 İsa şöyle yanıtladı: "Göklerin Egemenliği'nin sırlarını bilme ayrıcalığı size verildi, ama onlara verilmedi.

Mat.13: 12 Çünkü kimde varsa, ona daha çok verilecek, bolluğa kavuşturulacak. Ama kimde yoksa, elindeki de alınacak.

Mat.13: 13 Onlara benzetmelerle konuşmamın nedeni budur. Çünkü, ‘Gördükleri halde görmezler, Duydukları halde duymaz ve anlamazlar"


Yani görmesinler duymasınlar diye değil görmedikleri duymadıkları için İsa benzetmelerle konuşmuş, İncil bunu söylüyor. İlkokul dört düzeyinde Türkçesi olan biri, yukardaki yazılanlardan bunu rahatça anlayabilir.

Ancak Markos'taki anlatıma bakarsak sizin dediğiniz anlam çıkıyor.

İkisi de aynı olay olduğuna göre/aynı olayı anlattığına göre aktarmalardan biri yanlış olmalı, ikisi birden doğru olamaz ben Matta'dakinin doğru olduğunu düşünüyorum. Çünkü sadece "anlamasınlar, yok oluşa gitsinler aydınlanmasınlar, bağışlanmasınlar" diye benzetme kullanmak mantığı saçmalık.

Markos'taki aktarma yanlış, Matta'daki doğru olmalı, Çünkü incil çerçevesinde değerlendirirsek İsa gibi birinden (eğer yaşamışsa) Markos'taki anlatımı beklemek doğru değil.

Natan
08-07-2010, 00:11
Bu mesajınız beni gerçekten sevindirdi. Şimdi bir ölçüde anlaşmaya başladık. Sanırım birbirimizi bazı konularda anlamaya başlıyoruz.

Matta'daki anlatım belki Sevgili,şefkatli bir karakter çizen İsa'ya daha uygun düşebilir. Yada biz bunu daha çok yakıştırabiliriz diyeyim.(bunun yanlışlığını ve tutarsızlığını birazdan göreceğiz) Ancak matta'daki anlatıma bakacak olursak çok ilginç şeylerle karşılaşırız.


Öyle ki, 'Bakıp bakıp görmesinler, Duyup duyup anlamasınlar da, Dönüp bağışlanmasınlar.'
Burada kurtulacak olan kişilerin önceden seçildiği, bir ayrım yapıldığı ve bazılarının bilerek dışlandığı göze çarpıyor. Üstelik bazılarının kurtulmaması için benzetmelere başvurulduğu söylenmiş. İsa , benzetmeleri kullanma sebebini "anlamasınlar da kurtulmasınlar" olarak belirtiyordu. Bu gerçekten de İsa;'nın ve İncil'in çizgisine ters bir durum.


Mat.13: 11 İsa şöyle yanıtladı: "Göklerin Egemenliği'nin sırlarını bilme ayrıcalığı size verildi, ama onlara verilmedi.
İsa'nın burada insanları "sizler " ve "onlar" diye kutuplaşmaya götüren ayrımcı bir bakış açısını görüyoruz. "Sizler" bahsettiği kimdir? Çevresindeki öğrencileri mi? Yahudiler mi? Çünkü Pavlus şöyle diyor ;"yahudinin her konuda üstünlüğü vardır" ...

Göklerin egemenliğinin sırları birilerine VERİLİYOR, birilerine VERİLMİYOR.

Yani Tanrı da insanlara eşit davranmamış, ayrımcı bir bakış açısıyla hareket etmiş. Üstelik dışladığı bu kimseleri de sonsuz cehenneme mahkum etmiştir. Neresinden tutarsanız , işin saçmalığını görebilirsiniz.


Mat.13: 12 Çünkü kimde varsa, ona daha çok verilecek, bolluğa kavuşturulacak. Ama kimde yoksa, elindeki de alınacak.
Siz söyleyin böyle bir şey olur mu ??? Elinde zaten var olana daha fazla veriliyor bu hakikatler . Öte yandan ihtiyacı olan taraf (örneğin bilgiden yoksun kişiler) tamamıyla dışlanıyor, elindeki hakikatler de alınıyor !!!

Vermediği gibi , bu insanların elinde olanlar da zorla alınıyor, koparılıyor. Böyle bir haksızlık , adaletsizlik olur mu siz söyleyin .

Elinde var olana neden veriliyor? Zaten var. Önemli olan ,olmayanlara verilmesi. Onların da kurtulmasının sağlanması. Fakat tam aksine İncil'in tanrısı olmayanın elindekini de almış, perişan etmiş.Tamamen keyfi hareket eden bir Tanrı'yla karşı karşıyayız dostum.

Geldik son ayete ;


Mat.13: 13 Onlara benzetmelerle konuşmamın nedeni budur. Çünkü, ‘Gördükleri halde görmezler, Duydukları halde duymaz ve anlamazlar"
Sanki senin dediğin gibi bir anlam ifade etmiş. Fakat az önce yukarıdaki cümlelerindeki adaletsizliği gördükten sonra bu cümleye de şüpheyle yaklaşmak son derece makul bir davranış olacaktır.

Bu insanlar gördükleri halde inkar mi ediyorlar ? (Senin de haklı olarak ifade ettiğin şey ). Başı tutarsız ve adaletsiz olan bu açıklamaların sonu mu adaletli olacak diye düşünürken aklıma bir şey geldi. Hatırlarsan Firavun Musa'nın mucizelerini gördüğü halde inkar etmiş, iman etmemiştir. Bunun sorumlusu KİMdir ?

Firavun mu ?

Yoksa Tanrı mı ?

Tevratta bir yerde ( şimdi tam ayet aklımda değil ama istersen kitabı araştırır ve bulurum ) Tanrı'nın Firavunun yüreğini nasırlaştırdığını okuyoruz. Yani Firavunun imansızlık etmesi yada Musa'ya karşı gelmesinde Tanrı'nın bir parmağı var . Firavunun yüreğini KATI EDEN , Tanrı'dır diye yazıyor tevrat. Neden ?

Cevabı basit; Tanrının yüceliği görünsün ,herkes Yehovayı tanısın diye.

Kutsal kitap böyle bir şeydir. Başıyla sonunu iyi okumak lazım. Bir bütün olarak ele alınırsa örnekler daha açık önümüze serilir.

Şimdi gelelim Matta'daki ayete .

Mat.13: 13 Onlara benzetmelerle konuşmamın nedeni budur. Çünkü, ‘Gördükleri halde görmezler, Duydukları halde duymaz ve anlamazlar"

Bunu yapan kimdir? tanrı'nın iradesinden bağımsız olan insan mı yoksa İnsanları bu perişanlığa sürüklemiş Tanrı mı ?

saygılarımla

Çarmıh Yolcusu
13-07-2010, 09:13
Arkadaşlar. Kutsal Kitap da ayetlere bakarken ve örnekler verilirken, o ayetin bölümünün tamamını ele almak daha faydalı olur. Zira Kutsal Kitaptaki anlam ve ifadeler, benzetmeler genel çerçevede (İncil genelinde) değil sadece o bölüm içinde değerlendirilmesi sağlıklı olur. Zira Kutsal Kitap da yapılan benzetmelere bakarken evvela o benzetmenin o sıfatın Grekçe de ne manaya geldiğini de bilmek gerekir. Ayrıca buradaki arkadaşlara şunu sormak istiyorum. Hiç bir kez dahi bir incil alıp TAMAMEN objektif (çelişki v.s. bulmamak için) sağduyulu bir şekilde okudunuz mu? Çünkü bahsi geçen konular, son derece geniş perspektif de irdelenebilecek konular. Ayrıca Themo, İncil'in bir bölümünden örnek verirken bir diğerinden örnek vermiyorsun. Örneğin, Matta kitabindan örnek vermişsin lakin Markosdan söz ettiğin halde, Markosdan örnek vermemişsin.

İsa Mesih'in benzetmeler ile anlatmasının nedeni İncilde açıkça yazmaktadır. O devrin ve halkın yaşam şeklini eğitim düzeyini ele aldığımızda bundan daha doğalı ol(a)maz. Yüce Tanrı göklerin egemenliğini herkeze vermek istiyor. Bu yüzden de insana akıl ve vicdan vermiştir.Resullere "sizlere verildi" demesi, Resullerin halihazırda İsa'nın kimliğini ve gücünü kabul etmiş olmalarıdır. Evet Firavun da dahil olmak üzere günümüzde bile halen daha insanlar, Kutsal Kitab'ı kabul etmemek için direniyorlar. Binlerce yıl öncede bu böyle idi şimdide böyle.Önlerinde apaçık bir şekilde duran Kitab-ı Mukaddes'i okumayı ed etmelerinden, Tanrı'yı ve Mesih'i kabul etmemelerinden anlaşılıyor. O zamanlarda öyle idi. Zamanın Yahudi din bilginleri (Ferisiler), bu yüzden kendiçıkarlarına uymadığı için Mesih'in söyldikleri, Mesih'i çarmıha germek için ellerinden geleni yapmışlardır. Bir başka ayete Mesih der ki "Bana gelselerdi ben onları değiştirirdim. Ama ne var ki, gözleri kör, kulakları sağır" demiştir. Bu Tanrı'nın ayrımcılık yapmasından değil, insanların günahkar yüreklerinden kaynaklanan sorun neticesinde bu durumda oldukları için böyle denilmiştir. Zira Tanrı ASLA AYRIM YAPMAZ. Ayrımı yapan insanın kendisidir. Çünkü, insanların kalpleri katılaşmıştır.

Mat.13: 11 İsa şöyle yanıtladı: "Göklerin Egemenliği'nin sırlarını bilme ayrıcalığı size verildi, ama onlara verilmedi.

Bu ayetin devamında aslında Mesih'in neden böyle dediği açıkça yazmaktadır. Yine Matta İncil'inin 13. Bölüm 12. Ayetten, 15. Ayetin sonuna kadar şöyle demektedir:

12 Çünkü kimde varsa, ona daha çok verilecek, bolluğa kavuşturulacak. Ama kimde yoksa, elindeki de alınacak. 13 Onlara benzetmelerle konuşmamın nedeni budur. Çünkü,

‘Gördükleri halde görmezler,
Duydukları halde duymaz ve anlamazlar.’

14 “Böylece Yeşaya'nın peygamberlik sözü onlar için gerçekleşmiş oldu:

‘Duyacak duyacak, ama hiç anlamayacaksınız,
Bakacak bakacak, ama hiç görmeyeceksiniz!
15 Çünkü bu halkın yüreği duygusuzlaştı,
Kulakları ağırlaştı.
Gözlerini kapadılar.
Öyle ki, gözleri görmesin,
Kulakları duymasın, yürekleri anlamasın
Ve bana dönmesinler.
Dönselerdi, onları iyileştirirdim.’

Bu ayetlerden de anladığımız üzere, Tanrı'nın insanlar arasında zaten bir ayrım yapması KESİNLİKLE SÖZ KONUSU DEĞİL.

Mat.13: 12 Çünkü kimde varsa, ona daha çok verilecek, bolluğa kavuşturulacak. Ama kimde yoksa, elindeki de alınacak.

Burada bahsedilen husus ise, imandır. İsa Mesih'i kabul edenlere iman sırrı daha fazlası ile aşikar edilecek ama maalesef, DUYDUKLARI ve GÖRDÜKLERİ halde iman etmeyenlerin imansızlığı devam edecektir. Çünkü içinizden bilen varsa, İncilde "meyvesiz incir ağacı" diye bir bölüm vardır. Müslümanlar da dahil olmak üzere şu soruyu sorar bizlere : "Madem, İsa sevgi ise, neden bir ağaca lanet etti?" diye sorarlar. Ben bu ve benzeri sorularla çok karşılaştım gerek klisemde, gerek sosyal hayatımda. Mesih'in buradaki amacı, imansız olan İsrail halkına karşıidi. Çünkü içlerinde o kadar belirti ve mucizeler gerçekleştirmiş olmasına rağmen, hala daha yürekleri nasır tutmuş ve gerçeği inkar etmektedirler.

Mat.13: 13 Onlara benzetmelerle konuşmamın nedeni budur. Çünkü, ‘Gördükleri halde görmezler, Duydukları halde duymaz ve anlamazlar"

Hiç bir yaratık Tanrı iradesinden bağımsız değildir. Ama ne var ki, Tanrı insanlara akıl vermiş, onları tüm yaratılmışların en şereflisi yapmıştır. Fakat insandaki kalıtsal günahlar (Adem ve Havvadan gelen günahlar) yüzünden, yürekleri Tanrıdan uzaklaşmıştır. Tamamen benliklerinin ve insani arzularının peşine düşmüş ve Tanrı'nın yüceliğinden mahrum kalmışlardır. Tanrı'nın açıklamak istediği, "Ben biricik Oğlum aracılığı ile onlara gerçeğin kapısını açtım. Onlara türlü belirtiler ve mucizeler gösterdim. Ama ne var ki bu kuşak beni saymadı. Benim yüceliğimi anlamadı" demek istiyor. Çünki Hristiyan bakış açısında, kader v.s. gibi kavramlar yoktur. Kader kavramı yoktur. İnsanlarda bulunan "özgür irade" denilen olgu vardır. İslamiyetteki gibi "cüzzi irade" ve "külli irade" kavrmı ASLA BULUNMAZ. İşte bu nedenle Mesih İsa; "Dileyin, size verilecek; arayın, bulacaksınız; kapıyı çalın, size açılacaktır. Çünkü her dileyen alır, arayan bulur, kapı çalana açılır." diyerek bu konuya vurgu yapmıştır.

Natan
14-07-2010, 12:17
Merhaba sayın Çarmıh yolcusu

İsa'nın neden benzetmelere başvurduğu İncil denilen kitapta yazmaktadır. İsa'nın kendi sözlerinde bunu görmek mümkündür. İsa açıkça şöyle söylüyor ;


Öyle ki, 'Bakıp bakıp görmesinler, Duyup duyup anlamasınlar da, Dönüp bağışlanmasınlar.' -İSA
Bir yerde şöyle diyorsunuz bizim alışık olduğumuz söylemle ;


Tanrı göklerin egemenliğini herkeze vermek istiyor.


Ben de diyorum ki bu açık bir palavradır.Tanrı yada İsa herkesin kurtulmasını istemiyor. Siz aksini idda ederken imana dayalı konuşuyor ve Kitapta yazılanları göz ardı ediyorsunuz. Eğer Tevratı baştan sona okuduysanız ne demek istediğimi anlardınız.

Yani TEVRAT'A GÖRE TANRI HERKESİN KURTULMASINI İSTEMİYOR .

Bakın herhangi bir inançla hareket ederek konuşmayalım. Kafamızdaki yargıları da üç beş dakikalığına bir kenara atalım. Tevratı okudunuz mu ?
Ben okuduğunuzu varsayarak konuşuyorum. Tevrat'da yazıldığına göre Tanrı bazı insanların kurtulmasını istemiyor .Bir iki örnek vereyim .

Benim elimdeki Kutsal Kitapta tekrar 23:2 ayeti şöyle belirtiyor ;


Gayri Meşru çocuk Rabbin cemaatine giremez. Kendinden olanlardan hiç biri ,hatta onuncu nesle kadar hiç kimse Rabbin cemaatine giremez.
Gayri meşru çocuk nedir ? Anası ile babası arasında evlilik bağı olmadan dünyaya gelen çocuk . En kısa tanımıyla.

Görüldüğü gibi Tanrı onun gözünde yasak ilişkiden doğmuş birini cemaatinde görmek istemiyor ve kurtuluştan mahrum bırakıyor. Hem bu çocuğu hem de bu çocuktan olan herkesi ! Peki suçu günahı nedir ??? Açıkça görüldüğü gibi Tanrı bazılarını DIŞLIYOR !.

Şimdi sen kalkıp da dışlamıyor aslında o çocuğu çok seviyor hatta gizliden gizliye cemaatinden de faydalanmasını sağlıyor diyemezsin. :)

İsa'nın da ne dediği zaten ortada. Lafı döndürüp dolaştırıp çarpıtmaya gerek yok. AÇIKÇA yazın yazacağınızı. Ki İsa ne demek istediğini söylemiş.

İsterseniz teker teker gidelim . Bakın bir yerde şöyle diyorsunuz ;

Bu ayetlerden de anladığımız üzere, Tanrı'nın insanlar arasında zaten bir ayrım yapması KESİNLİKLE SÖZ KONUSU DEĞİL.

Halbuki verdiğiniz ayetler tam tersini gösteriyor :)

Mat.13: 11 İsa şöyle yanıtladı: "Göklerin Egemenliği'nin sırlarını bilme ayrıcalığı size verildi, ama onlara verilmedi.

İsa en başta birilerini kafasında "bizler " ve "onlar" diye ayırmış. Onlar lafı kendisinden olmayanlar için söylenmiştir. Yani bir AYRIM vardır.

Dikkat edin ki " sırlar " tanrı tarafından birilerine "VERİLİYOR." . Tanrı keyfi hareket ederek birilerine sırlar veriyor diğerlerine vermiyor. Burada da bir keyfiyet var.

Ayrıca bazı kimselerin bu sırlara sahip olmamasının nedeni Tanrı'nın kabahatidir. Çünkü sırları vermeyen TANRI'dır. O halde bazılarının suçu ne ?

Tutarsızlığın zirve yaptığı ayet de şu ;


Çünkü kimde varsa, ona daha çok verilecek, bolluğa kavuşturulacak. Ama kimde yoksa, elindeki de alınacak. -Mat. 13:12
Yukarıda yazdığım yazıya hiç bir şekilde cevap vermediniz . Siz daha sorduğum soruya cevap vermiyorsanız nasıl tartışacağız ?

Demiştim ki ;

Elinde zaten var olana daha fazla veriliyor bu hakikatler . Öte yandan ihtiyacı olan taraf (örneğin bilgiden yoksun kişiler) tamamıyla dışlanıyor, elindeki hakikatler de alınıyor !!!

Vermediği gibi , bu insanların elinde olanlar da zorla alınıyor, koparılıyor. Böyle bir haksızlık , adaletsizlik olur mu siz söyleyin .

Elinde var olana neden veriliyor? Zaten var. Önemli olan ,olmayanlara verilmesi. Onların da kurtulmasının sağlanması. Fakat tam aksine İncil'in tanrısı olmayanın elindekini de almış, perişan etmiş.Tamamen keyfi hareket eden bir Tanrı'yla karşı karşıyayız .

Şimdi siz buna bir cevap verin isterseniz. ,

Ayrıca Yeşeyadan verilen örnek de bir şey açıklamıyor. Siz açıkladığını zannederken ...

"Çünkü bu halkın yüreği duygusuzlaştı,

Kulakları ağırlaştı.

Gözlerini kapadılar"


Buna neden olan nedir ? Kimdir ?

Siz inanmak görmek istemeseniz de ben yine yazacağım ; Kitapta sözü edilen Tanrı'dır.


RAB Firavun'u inatçı yaptı, RAB'bin Musa'ya söylediği gibi, Firavun Musa'yla Harun'u dinlemedi. - Çıkış 9:12


Ben Firavun'u inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısır'da arttırabileyim. - Çıkış 7:3


Ama RAB Firavun'u inatçı yaptı. Firavun İsrailliler'i salıvermedi. - Çıkış 10:20
Görüldüğü gibi Tanrı hem Musa'sını firavuna gönderiyor .Meydan okutturuyor hem de diğer taraftan Firavunu "inatçı " yapıp Musa'sına direnmesini sdağlıyor .!

Böyle bir şey olur mu ? Bu mantıklı mıdır ? Konunun dağılmaması için bunun üzerine şimdi gitmeyeceğim . Fakat şunu söylemek istiyorum .

İnsanları katı,sert yürekli yapan tanrı'dır. Bu yüzden Tanrı ,bazılarının kurtulmasını istemediği için onların yüreklerini duyarsızlaştırıyor ve kurtuluştan mahrum bırakıyor. Bu Tanrı'nın işi.


saygılarımla

hur-kus
14-07-2010, 13:12
Ya sayın Natan,

İnançsızlığı seçmenize bir şey demiyorum. Hayat sizin hayatınız da,

Tanrı'yla savaşmak size ne kazandırıyor bilmiyorum...

Yarın fikriniz değişirse ya da ona ihtiyacınız olduğunda hangi yüzle Tanrı'ya sığınacaksınız bilmiyorum...

Bana sakın değişmem demeyin.

Bu güne kadar farklı dönemlerinizde

bazen Yehova'nın Şahidi,

bazen Protestan

bazen de Katolikliğin çok sıkı savunuculuğunu yaptınız....

Ama şimdi yaptığınız şey çok farklı.

Direk Tanrı'yı karşınıza aldınız...

Kiminle savaştığınızın farkında mısınız?

Kafanızı kuma gömdünüz diye Tanrı yok mu oldu sanıyorsunuz...?

Bence neye inanırsanız inanın ama Tanrı ile savaşmaktan vaz geçin derim....

Bırakın bunu başkaları yapsın, zaten yapan çok...

Belki ileride size lütfeder de kurtulursunuz..

hur-kus
14-07-2010, 18:11
Pardon sayın Natan,

Galiba haddimi aştım.

Sadece eski bir dost olarak sizi uyarmak istedim. Çünkü abarttığınızı düşünüyorum.

Savaştığınız ben değilim.

Ne istiyorsanız yapın.

Saygılarımla

Çarmıh Yolcusu
14-07-2010, 19:39
Natan'a kız(a)mıyorum. Zira benim yıllarönceki halim şu an. Çünkü söyledikleri, benim savunduklarıma o kadart uyuyor ki. Natan'ın içinde bulunduğu durum, "bakacak bakacak ama göremeyecekler! Duyacak ama işitmeyecekler" sözüne o kadar çok benziyor ki. Ama Natan bir şeyi unutuyor. İncilde ayetler verilirken, sadece bir tek ayeti cımbızla çekip almak yanlış olur. En başta o bölümü başından sonuna kadar okuması daha iyidir. Hatta İncillerin başında o incilin tarihi ve yazılma şekli ve içeriği ile ilgili bilgiler mevcuttur. Bunları okusa kafi. Lakin, bir ayet alıyor ve yorum yapıyor. Bunu yapan, İNCİL İMANLISI SAPKINLAR DA YOK DEĞİL. Kaldı ki, Natan benim yazılarımın tamamını bile okumaya zahmetine bile katlanmıyor.

Asla ve hiçbir zaman kitap da yazılanları bir imanlı olarak gözardı etmem mümkün değildir. Zira bir Protestan için önce İncil de yazanlar gelir. Bunların açıklamasını yaptım. Hala daha kafana yatmadı ise, Yunus Peygamberi oku. Orada Tanrı, Yunus gibi inantçı ve sürekli Tanrı ile inatlaşan birini bile, İsrailin en büyük düşmanına gönderiyor, "Tanrıyı duyursun" diye. Neden Tanrı bütün insanların kurtulmasını istemese, Tanrı'nın Kutsal Toprakları'na düşman olan bir devlete peygamber göndersin ki. Eğer Tanrı herkesin kurtulmasını istemiyorsa, Petrus gibi biri ile ilgileniyor ve hala onu Resulü olarak kabul etti. Kaldı ki Petrus gibi birinden bahsetmiyorum bile. Çünkü Petrusun Mesih'e gelmeden önce İsa Mesih inanlılarına yaptığı zulümler öylesine fazla idi ki. Ayrıca Petrusun, Tevrat bilgisi ve Yahudilik konusundaki bilgisine kimse su dökemezdi o dönem. O bile çölde gezerken, gözleri kör oldu ve açıldığında Mesih'e iman etmişti.

Aslında Yaşeya sizin gibilerden bahsediyor. "Anlayana sivri sinek saz, anlamayana davul zurna az" diye bir laf vardır. Bunları yapan kimdir? Kim olacak, halkın kendisi. Kendi günahları yüzünden, yürekleri katılaştı,kulakları sağırlaştı.

Evet. Firavun inatçılaştı katılaştı. Musa asasını yere vurup yılan yaptığı halde hala inanmadı, Musa'yı büyücülükle suçladı. Şöyle düşün. Önceden savaşlarda veya barış zamanlarında, devletler diğer devletlere barış elçileri gönderirlerdi. Bu da bunun gibi. Firavun gibi bir zorbaya Tanrı Musa'yı barış elçisi olarak gönderdi ama Firavun kabul etmedi Musa'yı. Tanrı sonra ne yaptı? Firavun'u bir katır kadar inatçı yaptı ki, Firavun'un tüm halkı Rab'bin yapacağı mucizeleri görsün. Firavun Musa'ya inansa idi kurtulacaktı ama inanmadı ve sonra Kızıl Deniz de bütün askerleri ile yok olup gitti.

"İsa en başta birilerini kafasında "bizler " ve "onlar" diye ayırmış. Onlar lafı kendisinden olmayanlar için söylenmiştir. Yani bir AYRIM vardır.

Dikkat edin ki " sırlar " tanrı tarafından birilerine "VERİLİYOR." . Tanrı keyfi hareket ederek birilerine sırlar veriyor diğerlerine vermiyor. Burada da bir keyfiyet var.

Ayrıca bazı kimselerin bu sırlara sahip olmamasının nedeni Tanrı'nın kabahatidir. Çünkü sırları vermeyen TANRI'dır. O halde bazılarının suçu ne ?

Tutarsızlığın zirve yaptığı ayet de şu ;


Çünkü kimde varsa, ona daha çok verilecek, bolluğa kavuşturulacak. Ama kimde yoksa, elindeki de alınacak. -Mat. 13:12
Yukarıda yazdığım yazıya hiç bir şekilde cevap vermediniz . Siz daha sorduğum soruya cevap vermiyorsanız nasıl tartışacağız ?" demişsin.

Öncelikle sana bir şey soracağım. Elindeki Kutsal Kitap kaç yılında basılmış.Zira eski basımlardan biri ise, başlarında bilgi olmaz o bölüm ile alakalı.Evet sırlar veriliyor ama kime? İsa Mesih'in Rab ve Kurtarıcı olduğuna iman edenlere. Bu sırlar, Kutsal Ruh vasıtası ile, iman edenlere açıklanır. Sen sırlarını kalkıp da, eline megafon alıp yedi düvele mi duyurursun? Yoksa çok güvendiğin "dostum" dediğin kişi ilemi paylaşırsın? Tanrı da, O'na iman edenleri bir dost olarak gördüğü için tabiki de iman edenler ile paylaşacak.

Çünkü kimde varsa, ona daha çok verilecek, bolluğa kavuşturulacak. Ama kimde yoksa, elindeki de alınacak. -Mat. 13:12

"Kimde varsa" diyerek, burada Tanrı; "Kimin yüreğinde iman varsa, iman ateşi kimin yüreğinde yanıyorsa o iman edene daha çok verilecek." diyor. Yüreğindeki iman, bir mum alevi kadar bile olsa, onu harlatıp, "büyük bir 'iman ateşi' yapacağım" diyor.

"Mat.13: 11 İsa şöyle yanıtladı: "Göklerin Egemenliği'nin sırlarını bilme ayrıcalığı size verildi, ama onlara verilmedi.

İsa en başta birilerini kafasında "bizler " ve "onlar" diye ayırmış. Onlar lafı kendisinden olmayanlar için söylenmiştir. Yani bir AYRIM vardır.

Dikkat edin ki " sırlar " tanrı tarafından birilerine "VERİLİYOR." . Tanrı keyfi hareket ederek birilerine sırlar veriyor diğerlerine vermiyor. Burada da bir keyfiyet var.

Ayrıca bazı kimselerin bu sırlara sahip olmamasının nedeni Tanrı'nın kabahatidir. Çünkü sırları vermeyen TANRI'dır. O halde bazılarının suçu ne ?" diye yazmışsın.

"Mat.13: 11 İsa şöyle yanıtladı: "Göklerin Egemenliği'nin sırlarını bilme ayrıcalığı size verildi, ama onlara verilmedi.

Peki bu ayetten sonraki ayetler ne diyor? Zahmet buyurup, o ayetlere baktın mı? bak Matta İncil'i 13. Bölüm'ün tamamını okumak gerekiyorki anlaşılabilsin. İncil Matta 13. Bölüm ne yazıyor?

1 Aynı gün İsa evden çıktı, gidip göl kıyısında oturdu. 2 Çevresinde büyük bir kalabalık toplandı. Bu yüzden İsa tekneye binip oturdu. Bütün kalabalık kıyıda duruyordu. 3 İsa onlara benzetmelerle birçok şey anlattı. “Bakın” dedi, “Ekincinin biri tohum ekmeye çıktı. 4 Ektiği tohumlardan kimi yol kenarına düştü. Kuşlar gelip bunları yedi. 5 Kimi, toprağı az, kayalık yerlere düştü; toprak derin olmadığından hemen filizlendi. 6 Ne var ki, güneş doğunca kavruldular, kök salamadıkları için kuruyup gittiler. 7 Kimi, dikenler arasına düştü. Dikenler büyüdü, filizleri boğdu. 8 Kimi ise iyi toprağa düştü. Bazısı yüz, bazısı altmış, bazısı da otuz kat ürün verdi. 9 Kulağı olan işitsin!”
10 Öğrencileri gelip İsa'ya, “Halka neden benzetmelerle konuşuyorsun?” diye sordular.
11 İsa şöyle yanıtladı: “Göklerin Egemenliği'nin sırlarını bilme ayrıcalığı size verildi, ama onlara verilmedi. 12 Çünkü kimde varsa, ona daha çok verilecek, bolluğa kavuşturulacak. Ama kimde yoksa, elindeki de alınacak. 13 Onlara benzetmelerle konuşmamın nedeni budur. Çünkü,

‘Gördükleri halde görmezler,
Duydukları halde duymaz ve anlamazlar.’

14 “Böylece Yeşaya'nın peygamberlik sözü onlar için gerçekleşmiş oldu:

‘Duyacak duyacak, ama hiç anlamayacaksınız,
Bakacak bakacak, ama hiç görmeyeceksiniz!
15 Çünkü bu halkın yüreği duygusuzlaştı,
Kulakları ağırlaştı.
Gözlerini kapadılar.
Öyle ki, gözleri görmesin,
Kulakları duymasın, yürekleri anlamasın
Ve bana dönmesinler.
Dönselerdi, onları iyileştirirdim.’

16 “Ama ne mutlu size ki, gözleriniz görüyor, kulaklarınız işitiyor! 17 Size doğrusunu söyleyeyim, nice peygamberler, nice doğru kişiler sizin gördüklerinizi görmek istediler, ama göremediler. Sizin işittiklerinizi işitmek istediler, ama işitemediler.
18 “Şimdi ekinciyle ilgili benzetmeyi siz dinleyin. 19 Kim göksel egemenlikle ilgili sözü işitir de anlamazsa, kötü olan gelir, onun yüreğine ekileni söker götürür. Yol kenarına ekilen tohum işte budur. 20-21 Kayalık yerlere ekilen ise işittiği sözü hemen sevinçle kabul eden, ama kök salamadığı için ancak bir süre dayanan kişidir. Böyle biri Tanrı sözünden ötürü sıkıntı ya da zulme uğrayınca hemen sendeleyip düşer. 22 Dikenler arasında ekilen de şudur: Sözü işitir, ama dünyasal kaygılar ve zenginliğin aldatıcılığı sözü boğar ve ürün vermesini engeller. 23 İyi toprağa ekilen tohum ise, sözü işitip anlayan birine benzer. Böylesi elbette ürün verir, kimi yüz, kimi altmış, kimi de otuz kat.”
Deliceler Benzetmesi
24 İsa onlara başka bir benzetme anlattı: “Göklerin Egemenliği, tarlasına iyi tohum eken adama benzer” dedi. 25 “Herkes uyurken, adamın düşmanı geldi, buğdayın arasına delice ekip gitti. 26 Ekin gelişip başak salınca, deliceler de göründü.
27 “Mal sahibinin köleleri gelip ona şöyle dediler: ‘Efendimiz, sen tarlana iyi tohum ekmedin mi? Bu deliceler nereden çıktı?’
28 “Mal sahibi, ‘Bunu bir düşman yapmıştır’ dedi.
“ ‘Gidip deliceleri toplamamızı ister misin?’ diye sordu köleler.
29 “ ‘Hayır’ dedi adam. ‘Deliceleri toplarken belki buğdayı da sökersiniz. 30 Bırakın biçim vaktine dek birlikte büyüsünler. Biçim vakti orakçılara, önce deliceleri toplayın diyeceğim, yakmak için demet yapın. Buğdayı ise toplayıp ambarıma koyun.’ ”
Hardal Tanesi ve Maya Benzetmeleri
(Mar.4:30-34; Luk.13:18-21)
31 İsa onlara bir benzetme daha anlattı: “Göklerin Egemenliği, bir adamın tarlasına ektiği hardal tanesine benzer” dedi. 32 “Hardal tohumların en küçüğü olduğu halde, gelişince bahçe bitkilerinin boyunu aşar, ağaç olur. Böylece kuşlar gelip dallarında barınır.”
33 İsa onlara başka bir benzetme anlattı: “Göklerin Egemenliği, bir kadının üç ölçek[a] una karıştırdığı mayaya benzer. Sonunda bütün hamur kabarır.”
34 İsa bütün bunları halka benzetmelerle anlattı. Benzetme kullanmadan onlara hiçbir şey anlatmazdı. 35 Bu, peygamber aracılığıyla bildirilen şu söz yerine gelsin diye oldu:

“Ağzımı benzetmeler anlatarak açacağım,
Dünyanın kuruluşundan beri
Gizli kalmış sırları dile getireceğim.”
Deliceler Benzetmesi Açıklanıyor
36 Bundan sonra İsa halktan ayrılıp eve gitti. Öğrencileri yanına gelip, “Tarladaki delicelerle ilgili benzetmeyi bize açıkla” dediler.
37 İsa, “İyi tohumu eken, İnsanoğlu'dur” diye karşılık verdi. 38 “Tarla ise dünyadır. İyi tohum, göksel egemenliğin oğulları, deliceler de kötü olanın oğullarıdır. 39 Deliceleri eken düşman, İblis'tir. Biçim vakti, çağın sonu; orakçılar ise meleklerdir.
40 “Deliceler nasıl toplanıp yakılırsa, çağın sonunda da böyle olacaktır. 41-42 İnsanoğlu meleklerini gönderecek, onlar da insanları günaha düşüren her şeyi, kötülük yapan herkesi O'nun egemenliğinden toplayıp kızgın fırına atacaklar. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır. 43 Doğru kişiler o zaman Babaları'nın egemenliğinde güneş gibi parlayacaklar. Kulağı olan işitsin!”
Define ve İnci Benzetmeleri
44 “Göklerin Egemenliği, tarlada saklı bir defineye benzer. Onu bulan yeniden sakladı, sevinçle koşup gitti, varını yoğunu satıp tarlayı satın aldı.
45 “Yine Göklerin Egemenliği, güzel inciler arayan bir tüccara benzer. 46 Tüccar, çok değerli bir inci bulunca gitti, varını yoğunu satıp o inciyi satın aldı.”
Ağ Benzetmesi
47 “Yine Göklerin Egemenliği, denize atılan ve her çeşit balığı toplayan ağa benzer. 48 Ağ dolunca onu kıyıya çekerler. Oturup işe yarayan balıkları kaplara koyar, yaramayanları atarlar. 49-50 Çağın sonunda da böyle olacak. Melekler gelecek, kötü kişileri doğruların arasından ayırıp kızgın fırına atacaklar. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.”
51 İsa, “Bütün bunları anladınız mı?” diye sordu.
“Evet” karşılığını verdiler.
52 O da onlara, “İşte böylece Göklerin Egemenliği için eğitilmiş her din bilgini, hazinesinden hem yeni hem eski değerler çıkaran bir mal sahibine benzer” dedi.
İsa Reddediliyor
(Mar.6:1-6; Luk.4:16-30)
53 İsa bütün bu benzetmeleri anlattıktan sonra oradan ayrıldı. 54 Kendi memleketine gitti ve oradaki havrada halka öğretmeye başladı. Halk şaşıp kalmıştı. “Adamın bu bilgeliği ve mucizeler yaratan gücü nereden geliyor?” diyorlardı. 55 “Marangozun oğlu değil mi bu? Annesinin adı Meryem değil mi? Yakup, Yusuf, Simun ve Yahuda O'nun kardeşleri değil mi? 56 Kızkardeşlerinin hepsi aramızda yaşamıyor mu? O halde O'nun bütün bu yaptıkları nereden geliyor?” 57 Ve gücenip O'nu reddettiler.
Ama İsa onlara şöyle dedi: “Bir peygamber, kendi memleketinden ve evinden başka yerde hor görülmez.”
58 İmansızlıkları yüzünden İsa orada pek fazla mucize yapmadı.

Bölümü dikkatlice okuduğunda, İsa'nın neden benzetmeler ile anlattığı, anlattığının manası açıkça ortaya çıkıyor. Peki neden olana verilecek? Cevabı daha İsa Mesih'den yaklaşık 750 yıl önce yaşayan, Yaşeya Peygamber veriyor. Bakın, tohumların düştüğü yerlere iyi bakın iyi okuyun.