PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ölüm Gerçekten Her Şeyin Sonu mu?


hur-kus
10-07-2010, 01:03
ÖLDÜKTEN sonra insana ne olduğu sorusu kadar sık sorulan ve insanın kafasını karıştıran başka bir soru muhtemelen yoktur.

Binlerce yıldır her uygarlıktaki zeki kişiler bu soruyu sormuştur. Fakat insan felsefeleri ve bilimsel araştırmalar sonucunda sadece karmaşık birçok teori ve hurafe üretilmiştir.

Peki ya Mukaddes Kitaptaki öğretiler için ne denebilir?

Bazıları ölüm ve ölümden sonraki yaşam konusunda Mukaddes Kitabın da aynı şekilde kafa karıştırdığını ileri sürebilir. Ancak dürüst olmak gerekirse bu kafa karışıklığına, Mukaddes Kitabın net öğretilerini sahte öğretiler ve efsanelerle bulandıran din adamları yol açmaktadır.
Gelenekleri ve hurafeleri bir kenara koyup Mukaddes Kitabın gerçekte ne söylediğini incelerseniz, ümit sunan mantıklı bir öğretiyi fark edeceksiniz.
Var Olmadan Önce Neredeydiniz?

Örneğin önceki makalede Kral Süleyman’ın sözlerinden yapılan iki alıntıyı düşünün. Bu ayetler ölülerin –hem insanların hem de hayvanların– hiçbir şeyin bilincinde olmadığını göstermektedir. Dolayısıyla Mukaddes Kitaba göre ölülerin hiçbir faaliyeti, hissi, duygusu ya da düşüncesi yoktur (Vaiz 9:5, 6, 10).

Buna inanmak size zor geliyor mu?
Şöyle düşünün:
Bir insanın, hayata gelmeden önceki durumu nedir?
Ana babanızdan aldığınız küçük hücreler sizi meydana getirmeden önce neredeydiniz? Eğer içinizde ölümden sonra yaşamaya devam eden görünmez bir varlık varsa, bu varlık siz meydana gelmeden önce nerede duruyordu?

Gerçek şu ki, hatırlayacağınız insan öncesi bir varlığınız yoktu. Siz annenizin karnında oluşmaya başlamadan önce yoktunuz.

Gerçek bu kadar basit.

Dolayısıyla, öldüğümüzde bilincimizin biz yaşamadan önceki durumuna dönmesi mantıklıdır.
Tıpkı Âdem itaatsizlik ettikten sonra Tanrı’nın ona söylediği gibi:
“Topraksın, ve toprağa döneceksin” (Tekvin 3:19).

İnsanların durumu bu yönden hayvanlardan farksızdır. Ölülerin durumu Mukaddes Kitabın söylediği gibidir: “Adamın hayvana üstünlüğü yoktur” (Vaiz 3:19, 20).
Peki bu, insanın sadece 70, 80 yıllık bir yaşamın ardından varlığını sonsuza dek yitirdiği anlamına mı gelir?

Yoksa ölüler için bir ümit var mı?

Görelim.
İçten Gelen Yaşama Arzusu
Hemen herkes ölümü tatsız bir mesele olarak görür. Çoğu kişi özellikle de kendi ölümü hakkında konuşmaktan, hatta üzerinde düşünmekten kaçınır. Diğer taraftan televizyon ve filmler aracılığıyla, akla gelebilecek her şekilde gerçekleşen ölümlere dair görüntülerin bombardımanına uğruyoruz. Medyada da sık sık gerçek ölümlerle ilgili haberler ve görüntülerle karşılaşıyoruz.
Bunun sonucunda, tanımadığımız kişilerin ölümü bize hayatın normal bir yönü gibi görünmeye başlayabiliyor.
Ancak konu sevdiğimiz birinin ölümü ya da kendi ölümümüz olduğunda, bu hiç de normal gelmiyor. Çünkü insanlar derinlere kök salmış, doğal bir yaşama arzusuna sahipler. Ayrıca hassas bir zaman kavramına ve sonsuzluğu algılama yetisine sahibiz.

Kral Süleyman, Tanrı’nın, insanın ‘yüreğine sonsuzluk kavramını koyduğunu’ söyler (Vaiz 3:11, YÇ).
Normal şartlar altında sonsuza dek yaşamak istiyoruz. Sonu olmayan bir hayat istiyoruz. Hayvanların böyle bir arzuya sahip olduğunu gösteren hiçbir belirti yoktur. Onlar gelecek bilincinden yoksun şekilde yaşarlar.
İnsanın Muazzam Potansiyeli
İnsanlar sonsuza dek yaşama arzusunun yanı sıra, sonsuza dek faal ve üretken olma potansiyeline de sahiptir.
İnsanın öğrenme kapasitesinin sonu yokmuş gibi görünüyor. Karmaşıklık ve uyum sağlama konusunda doğadaki hiçbir şeyin insan beyniyle karşılaştırılamayacağı söylendi.
Hayvanlardan farklı olarak, akıl yürütme ve soyut kavramları anlama yetisi olan yaratıcı zihinlere sahibiz.
Bilim insanları, insan beyninin potansiyeli konusunda sadece yüzeysel bir anlayış edindiler.
Bu potansiyelin büyük kısmı biz yaşlandıkça aynı seviyede kalıyor. Son zamanlarda sinirbilim uzmanları beynin işlevlerinin çoğunun yaşlanma sürecinden etkilenmediğini öğrendiler.
Franklin Enstitüsü’nün Bilimsel Yenilikler Merkezi için çalışan araştırmacılar şöyle açıklıyor: “İnsan beyni sürekli uyum sağlayabiliyor ve kendini yenileyebiliyor. Yaşlılıkta bile yeni sinir hücreleri üretebiliyor. Ciddi zihinsel gerileme genellikle hastalık yüzünden oluyor. Hafızadaki ya da hareket becerilerindeki yaşla bağlantılı kayıpların çoğu da faaliyetsizliğin yanı sıra zihinsel egzersiz ve uyarım eksikliğinden kaynaklanıyor.”

Başka sözlerle, eğer beynimizi sürekli faal durumda tutup hastalıklardan koruyabilseydik sonsuza dek çalışmaya devam edebilirdi.
DNA’nın fiziksel yapısını keşfedenlerden biri olan moleküler biyolog James Watson, “beynin şimdiye dek evrenimizde keşfettiğimiz en karmaşık şey” olduğunu söyledi. Sinirbilim uzmanı Gerald Edelman’ın kitabında beynin bir kibrit başı büyüklüğündeki parçasının “yaklaşık bir milyar bağlantı” içerdiği söyleniyor; “bunların kombinasyon olasılığı ancak hiper astronomik bir sayıyla, on rakamını izleyen milyonlarca sıfırla ifade edilebilir.”

İnsanlara böyle bir potansiyel verilmişken sadece 70, 80 yıl yaşamaları mantıklı geliyor mu?
Bu durum, tek bir kum tanesini sadece birkaç santimetre ileri taşımak için güçlü bir lokomotifi ve yük vagonları olan bir tren kullanmak kadar mantıksızdır.

Öyleyse insanlar neden böylesine muazzam bir öğrenme kapasitesine ve yaratıcı düşünme yeteneğine sahip?
İnsanlar, hayvanlardan farklı olarak hiç ölmemek, sonsuza dek yaşamak üzere yaratılmış olabilir mi?
Yaratıcının Verdiği Bir Ümit

İçten gelen yaşama arzusuna ve muazzam bir öğrenme kapasitesine sahip olmamız şu mantıksal sonucu doğuruyor: İnsanlar sadece 70, 80 yıldan çok daha uzun süre yaşamak için tasarlanmış.
Bu da bizi başka bir sonuca götürüyor: Bir Tasarımcı, Yaratıcı, yani Tanrı olmalı.

Fiziksel evrenin değişmez yasaları ve yeryüzündeki yaşamın akıl almaz karmaşıklığı bir Yaratıcının var olduğu inancını tam olarak destekler.

Peki Tanrı bizi sonsuza dek yaşama kapasitesiyle yarattıysa neden ölüyoruz? Öldükten sonra ne oluyor?

Tanrı, ölüleri tekrar yaşama döndürmeyi amaçlıyor mu?

Hikmetli ve güçlü bir Tanrı’nın bize bu soruların cevabını vermesi mantıklıdır, zaten vermiştir de.

Bu cevapları görelim.

▪ Ölüm, Tanrı’nın insanlıkla ilgili başlangıçtaki amacında yer almıyordu.

Mukaddes Kitapta ölümden bahsedilen ilk yerden, Tanrı’nın başlangıçta insanların ölmesini amaçlamadığı anlaşılıyor. Mukaddes Kitaptaki Tekvin kaydı Tanrı’nın, ilk insan çifti Âdem ve Havva’ya, O’na olan sevgilerini ve sadakatlerini gösterme fırsatı verdiğini söyler. Bunu belirli bir ağacın meyvesinden yemelerini yasaklayarak yaptı Tanrı şöyle dedi:
“Ondan yediğin günde mutlaka ölürsün” (Tekvin 2:17). Âdem ve Havva ancak isyan ederlerse öleceklerdi. Mukaddes Kitap kaydı onların Tanrı’ya itaatsizlik ettiğini ve bunun sonucunda öldüğünü anlatır.
Böylece kusurluluk ve ölüm tüm insanlığa geçti.

▪ Mukaddes Kitap ölümü uykuya benzetir.

Mukaddes Kitap ‘ölüm uykusundan’ bahseder (Mezmur 13:3). İsa arkadaşı Lazar’ı diriltmeden önce durumu elçilerine şöyle açıkladı:
“Dostumuz Lazar dinlenmeye çekilmiştir. Fakat ben onu uykudan uyandırmak için gidiyorum.”

İsa gerçekten de bunu yaptı! Mukaddes Kitap, İsa ölmüş olan Lazar’ı çağırınca onun canlı olarak mezardan ‘dışarı çıktığını’ söyler (Yuhanna 11:11, 38-44).

Acaba İsa neden ölümden bahsederken uyku ifadesini kullandı?

Çünkü uyuyan biri pasif durumdadır.

Derin uykudayken, çevrede olup bitenlerin ya da geçen zamanın bilincinde değildir. Acı çekmez.
Benzer şekilde, ölen kişi de pasif durumdadır ve hiçbir şeyin bilincinde değildir. Fakat benzerlikler bununla bitmez. Uyuyan biri uyanır. Mukaddes Kitabın sunduğu ümit sayesinde ölüler için de aynı şey geçerlidir.
Yaratıcı şu vaatte bulunur:
“Onları fidyeyle kurtaracağım ölüler diyarının [ortak mezarın] elinden, ölümden fidyeyle kurtaracağım. Felaketin nerede, ey ölüm? Yıkıcılığın nerede, ey ölüler diyarı?” (Hoşea 13:14, YÇ).
Mukaddes Kitaptaki bir diğer peygamberlik sözünde şöyle der:

“[Tanrı] ölümü ebediyen yuttu; ve RAB Yehova bütün yüzlerden gözyaşlarını silecek” (İşaya 25:8). Ölülerin yaşama geri döndürülmesi süreci dirilme olarak adlandırılır.

▪ Dirilenler nerede yaşayacak?

Bu makalede daha önce gördüğümüz gibi, insanlar yaşamaya devam etmek konusunda doğal bir arzuya sahipler.
Siz nasıl bir yerde sonsuza dek yaşamak isterdiniz?

Bazı dinlerin öğrettiği gibi, öldükten sonra soyut, evrensel bir hayat kuvvetinin bir parçası olarak yaşamaya devam etme görüşü sizi tatmin ediyor mu?
Ölmeden önce yaşadıklarınızla ilgili anılar olmadan, farklı bir insan olarak varlığınızı sürdürmek ister miydiniz?
Bir hayvan ya da ağaç olarak yaşama geri dönmek size çekici geliyor mu?
Seçme şansınız olsaydı, alışkın olduğunuz ve insan olarak zevk aldığınız şeylerden yoksun bir dünyada yaşamayı gerçekten ister miydiniz?

İdeal koşullardaki cennet bir yeryüzünde yaşamayı şüphesiz çok isterdiniz, öyle değil mi?
Mukaddes Kitabın sunduğu ümit tam olarak budur, yani bu dünyada sonsuza dek yaşamaktır.
Tanrı dünyayı bu amaçla, O’nu sevecek ve O’na sevinçle hizmet edecek kişilerin sonsuza dek yaşaması için yarattı. Bu nedenle Mukaddes Kitap şöyle der:

“Salihler [“Doğrular”, YÇ] yeri miras alır, ve onda ebediyen otururlar” (Mezmur 37:29; İşaya 45:18; 65:21-24).
▪ Dirilme ne zaman gerçekleşecek?

Ölümün uykuya benzetilmesi, dirilmenin genellikle öldükten hemen sonra gerçekleşmediğini gösterir. Ölümle dirilme arasında bir “uyku” dönemi geçer. Mukaddes Kitapta, Eyub şöyle sordu:
“İnsan ölürse dirilir mi?” Sonra şu cevabı verdi: “[Mezarda] beklerdim. Sen [Tanrı] çağırırdın, ben de sana cevap verirdim” (Eyub 14:14, 15).
O zaman geldiğinde ve ölüler sevdikleriyle yeniden bir araya geldiğinde ne büyük sevinç yaşanacak!
Aşırı Ölçüde Korkmanıza Gerek Yok

Kabul etmek gerekir ki, Mukaddes Kitabın sunduğu ümit her durumda ölüm korkusunu tamamen ortadan kaldırmaz.
Ölümün öncesinde yaşanabilecek olan acı ve üzüntü hakkında endişe duymak doğaldır.
Elbette, sevdiğiniz birini kaybetmekten korkabilirsiniz. Kendi ölümünüzün sevdikleriniz üzerindeki üzücü etkilerinin de sizi korkutması doğaldır.

Ancak Mukaddes Kitap ölülerin gerçek durumunu açıklayarak, ölüme karşı aşırı bir korku duymaktan kurtulmamıza yardım eder.
Öldükten sonra alev alev yanan bir cehennemde zebaniler tarafından işkence görmekten korkmamıza gerek yok.
Ruhların sonsuza dek huzursuz şekilde dolandığı karanlık bir ruh aleminden korkmaya gerek yok.
Ayrıca insanlık için tek geleceğin sonsuz bir hiçlik olmasından da korkmanıza gerek yok.
Neden mi?

Çünkü Tanrı’nın sınırsız bir hafızası var ve O, hafızasında yer alan tüm ölmüş kişileri bu dünyada tekrar yaşama döndürmeyi vaat ediyor.
Mukaddes Kitap şu sözlerle bu vaadin kesin olduğunu gösteriyor:

“Allah bize kurtuluşlar Allahıdır; ve ölümden kurtarış, Rab Yehovanındır” (Mezmur 68:20).

AerA
10-07-2010, 16:49
Sayın Hur Kus;

Eskilerin korkularının aynada yansımasından ibarettir ölüm sonrası hayat. En ilkelinden ,en modernine halen sonsuzluğu düşleyen insanın hali nicedir. Ölüm sonrasını düşlemekten, tuhaf tuhaf kurgulara girmektense, Dünya'yı yaşanacak bir yer haline getirsek.KILICI atıp TERAZİYİ alsak İsa'ya da ayıp etmiş olmayız bence.

Saygılar

Ovidius
10-07-2010, 17:04
Şimdi birisi öldü,
az sonra birisi daha,
daha sonra birisi daha.
Peki ne değişiyor dünyada? hiç bir şey.

Neden bu kadar önemsiyoruz kendimizi?
Düşünce olarak kendimi yarattıktan sonra yaşarım,
yok olduğumda düşünecek bir şeyim olmayacak.
Hazır yaşıyorken bilelim hayatın kıymetini
''eldeki bir kuş daldaki iki kuştan iyidir.''

kayıp
10-07-2010, 19:34
Eğer bir tanrı varsa, bizim sonsuza dek yaşamamızın tanrının pek umrunda oldugunu düşünmüyorum. Bu durumda hazır yaşamışken hayatın tadını çıkarmakta saçma oluyor. Sonunda yokolacaksak, zevk almanında bir anlamı kalmaz.

hur-kus
10-07-2010, 21:44
Sayın kayıp,

Dediğiniz doğru değil.

Tanrı bizi umursamıyor olsaydı, gökteki ruhi oğullarından birini günahlarımıza karşılık bizim yerimize ölmesi için göndermezdi..

Kaldı ki insan hayatı onun için çok kıymetlidir.

Ölsek bile onun hafızasında yaşarız ve o zamanı geldiğinde yani Armagedon savaşından sonra, dünyayı başlangıçtaki amacına uygun şekilde barış dolu bir yer yaptıktan sonra bize tekrar bir fırsat vereceğini söylüyor...

Düşünebiliyor musunuz?

Savaşın, adaletsizliğin, hastalık ve hatta ölümün bile olmayacağı bu dünyadan bahsediyoruz...Vahiy 21:3,4 Danie 2:44.

Size hayal gibi geliyor değil mi? Çünkü insanlık bunu kendi başına gerçekleştiremeyeceği için size böyle geliyor...

Ama Yaratıcımız için imkansız yoktur. Ve de o bunu yapacağını söylüyor.

Sizler, onu engelleyebilecek misiniz?

Saygılarımla

kayıp
10-07-2010, 22:41
Sayın hur-kus, söylediğiniz şeylerin kaynağı malesef yok. Bunları farklı anlatan yüzlerce din var. İsa sizin için ne ifade ediyor bilmiyorum ama benim için bir insan.

AerA
12-07-2010, 10:22
Sayın Hur Kus ;

Nickiniz çok işginç. HÜR KUŞ.

"Kendini sınırsız özgür zannedenden daha iyi bir köle bulamassınız." Goethe

Dünya kaç yaşında Hur Kus? Dinazor fosilleri senin inancını sınamak için mi toprak altına koyuldu? Yoksa sen benim inancımı sınamak için mi Dünya'ya geldin?

Saygılar

Ali_
03-08-2010, 17:13
Ölüm beden için bir sondur.Fakat ruh ölümsüzdür.Ateistler ruhu reddederler ama şu soruya cevap veremezler:Her insan biyolojik olarak aynıysa zevkleri beğenileri neden farklıdır? Ölüm anında ruh azrail tarafınan berzah alemine götürülür.Kıyamet gününe kadar burada kalır.Ruhun olduğu bilimsel olarakta ispatlanmıştır.Ameliyat masasında bilinci kapalı bir çok insan kendine yapılan müdahaleleri ameliyattan sonra olduğu gibi anlatmıştır.Buda ruhun varlığının kanıtlarından biridir.

yucemanitu
03-08-2010, 18:05
Her insan biyolojik olarak aynıysa zevkleri beğenileri neden farklıdır?
Sen dalga mı geçiyorsun kim cevap veremiyormuş? Her insanın genetik özellikleri, yaşam tecrübeleri ve çevresi farklıdır da o yüzden.


Ameliyat masasında bilinci kapalı bir çok insan kendine yapılan müdahaleleri ameliyattan sonra olduğu gibi anlatmıştır.Buda ruhun varlığının kanıtlarından biridir.

Halisünasyon diye bir şey duydun mu bilmiyorum. Duymadınsa bir araştır.

yucemanitu
03-08-2010, 18:09
İnsanoğlunun diğer canlı türlerinden bir farkı var. İnsan eni sonu hayatının bir son bulacağını biliyor. Ölüm gerçeğini kabullenemiyor ve kendini rahatlatmak için sonsuz bir hayat hayaliyle avunuyor. Doğmadan önce neysek öldükten sonra da o olacağız maddeden geldik maddeye döneceğiz.

yucemanitu
03-08-2010, 18:17
Cennet Cehennem kavramları öldükten sonra ebedi ödül ve ceza Tevrat'a sonradan eklendiği için Musevilik'te ahiret inancını reddeden Yeniden Yapılanmacılar mezhebi dinden çıkmış kabul edilmez. Bu mezhep Yahudilerin zenginleri arasında yaygındır. Öbür dünya inancının da nerde filizlendiğini dilerseniz bir araştırın şaşıracaksınız.

faydasızım
18-08-2010, 22:28
ölümün bir son olarak kabul etmeyen insan zaten korkularla yüzleşmekten çekindiginden kendilerine sonsuz mutluluk vaad eden cenneti yaratır...
ve bu cennete ulaşmak için kendi yarattıgı sistemin gereklerinde cennetin peşinden koşar...
ölüm bence bir sondur ...toprak ve dogayla bütünleşme halidir..

hackercesur
20-08-2010, 11:43
Öldükten sonra ne olacak anlatayım...

Ölmeden önceki sevdiklerin ağlayacaklar.
Dünya yine güneşin etrafında dönmeye devam edecek.
Her sabah horoz sesleri yine çıkacak. Trafik devam edecek.
Yine caddede telefonla konuşan insanlar olacak.
Sular akmaya kuşlar ötmeye devam edecek.
Hırsızlar yine olacak. vs.vs.vs... (Gelecegi görüyorum. Kahinim ben kahin) :D

Fakat tek farkla...

Artık sen olmayacaksın... Tüm bunların bilincinde olmayacaksın.

Anlamayan var mı ?
Kısacası: Ölümden sonra yaşam yoktur.

Belki...

oldschool
20-08-2010, 12:01
Öldükten sonra ne olacak anlatayım...

Ölmeden önceki sevdiklerin ağlayacaklar.
Dünya yine güneşin etrafında dönmeye devam edecek.
Her sabah horoz sesleri yine çıkacak. Trafik devam edecek.
Yine caddede telefonla konuşan insanlar olacak.
Sular akmaya kuşlar ötmeye devam edecek.
Hırsızlar yine olacak. vs.vs.vs... (Gelecegi görüyorum. Kahinim ben kahin) :D

Fakat tek farkla...

Artık sen olmayacaksın... Tüm bunların bilincinde olmayacaksın.

Anlamayan var mı ?
Kısacası: Ölümden sonra yaşam yoktur.



Belki...


sevgili forumdaşım hackercesur, bu yazdığın iletinin sonucu olarak kısacası ölümden sonra yaşam yoktur demişsin. sence yazdıkların o son cümlene az da olsa kanıt teşkil ediyor mu? yani nasıl bu sonuca ulaştın?

hackercesur
20-08-2010, 12:50
sevgili forumdaşım hackercesur, bu yazdığın iletinin sonucu olarak kısacası ölümden sonra yaşam yoktur demişsin. sence yazdıkların o son cümlene az da olsa kanıt teşkil ediyor mu? yani nasıl bu sonuca ulaştın?
Hayat devam ediyor. Fakat ölen insan için yaşam sona eriyor...

oldschool
20-08-2010, 19:37
Hayat devam ediyor. Fakat ölen insan için yaşam sona eriyor...

dediğini anlıyorum dostum. bir sorun yok ama galiba ben sana sorumu anlatamadım. şimdi bir önceki mesajında demişsin ki:


Öldükten sonra ne olacak anlatayım...

Ölmeden önceki sevdiklerin ağlayacaklar.
Dünya yine güneşin etrafında dönmeye devam edecek.
Her sabah horoz sesleri yine çıkacak. Trafik devam edecek.
Yine caddede telefonla konuşan insanlar olacak.
Sular akmaya kuşlar ötmeye devam edecek.
Hırsızlar yine olacak. vs.vs.vs... (Gelecegi görüyorum. Kahinim ben kahin) :D


bu yazdıklarının sonucu, özeti, yorumu vs vs vs olarak sen ölümden sonra hayat olmayacak gibi bir cümle çıkarabilliyor musun? yani 100 kişiye sorsak kaçta kaçı senin yazdıklarını okuduktan sonra 'hmmmm demek ki ölümden sonra hayat yoktur' diyebilir?

bir başka nokta daha, 'ölen için hayat sona eriyor'. demişsin, e tabi sona erecek hackercesur arkadaşım, ölen diyorsun zaten. ölmenin manasının hayatın sona ermesi olduğunu bilmeyen yoktur herhalde. ama ya belki yeni bir hayat başlıyorsa? elinde bununla ilgili sağlam kanıtlar varsa (ölümden sonra hayat olmadığı ile ilgili) paylaşırsan sevinirim. hem biz de bilgilenmiş oluruz. yoksa, sadece 'ölümden sonra hayat yoktur' vs. vs. gibi cümleler bize hiçbir şey kazandırmaz. ;)

saygılar...

kubrick
21-08-2010, 13:39
nasıl bu kadar kesin konuşabiliyorsunuz ? insan sadece et ve kemikten oluşmuyor çok daha fazlası var.ayrıca ölümden sonrası hakkında kafa yormak çok doğal bir şey neden bu kadar rahatsız ediyor ki sizi ?

kubrick
21-08-2010, 13:42
Öldükten sonra ne olacak anlatayım...

Ölmeden önceki sevdiklerin ağlayacaklar.
Dünya yine güneşin etrafında dönmeye devam edecek.
Her sabah horoz sesleri yine çıkacak. Trafik devam edecek.
Yine caddede telefonla konuşan insanlar olacak.
Sular akmaya kuşlar ötmeye devam edecek.
Hırsızlar yine olacak. vs.vs.vs... (Gelecegi görüyorum. Kahinim ben kahin) :D

Fakat tek farkla...

Artık sen olmayacaksın... Tüm bunların bilincinde olmayacaksın.

Anlamayan var mı ?
Kısacası: Ölümden sonra yaşam yoktur.

Belki...

çok güldüm bu yazıya arkadaş bir kaç kere ölüp geri gelmiş herhalde

hackercesur
21-08-2010, 14:42
Siz gülün yazdıklarıma...

Anlatmak istedigimi anlayamıyorsunuz ki. Ölümden sonra ölen kişi için yaşam bitmiştir olmayacaktır, yoktur...

Kanıtlamak gibi bir sıkıntım yok. Herkes neye inanmak istiyorsa inansın. Benim inancım bu şekilde.
Cennet cehennem gibi yerler yok benim inancımda.

oldschool
22-08-2010, 11:03
Siz gülün yazdıklarıma...

Anlatmak istedigimi anlayamıyorsunuz ki. Ölümden sonra ölen kişi için yaşam bitmiştir olmayacaktır, yoktur...

Kanıtlamak gibi bir sıkıntım yok. Herkes neye inanmak istiyorsa inansın. Benim inancım bu şekilde.
Cennet cehennem gibi yerler yok benim inancımda.

herkes neye inanmak istiyorsa inansın, buna sözüm yok ben sadece sizin neden böyle düşündüğünüzü öğrenmek istemiştim. ahirete inanana kişilere göre genel manada cennet ve cehennem dünyadaki yaşamın sonucu olarak ya ödül yada ceza olarak verilir. yani adalet kavramıyla örtüşür ve mantıklıdır. sizin de iddianızı destekler nitelikte mantıklı bir kanıtınız var mı? neden cennet ve cehennem olmasın ki? hem ölümden sonra yaşam derken sadece cennet ve cehennemi mi anlamalıyız? bence ölümden sonra hayat vardır. maddi olarak bu dünyada bile devam eder. eğer iddialarınızı nedenleriyle birlikte belirtirseniz benim adıma daha faydalı olacaktır.

taylan
22-08-2010, 14:32
nasıl bu kadar kesin konuşabiliyorsunuz ? insan sadece et ve kemikten oluşmuyor çok daha fazlası var.ayrıca ölümden sonrası hakkında kafa yormak çok doğal bir şey neden bu kadar rahatsız ediyor ki sizi ?

Rahatsız olan sizsiniz ki dünyadaki yaşam mantığının hayal ettiğiniz başka bir dünyada devam edeceğini sanıyorsunuz. Rahatsız olmalısınız ki bu dünyadaki görselliğin orda da devam etmesini arzuluyorsunuz. Bu size dünyadaki yaşama tutunmanız için sahte bir görsel doyum sağlıyor o kadar. Güzel bi şey aslında ama aptalca.

Hİç bir şey hissetmeyecek olmak ve sonsuzlukta kaybolup gitmek ya da varolan maddenin farklı bir şekline bürünmek sizin rahatsızlığınızın kurguladığı cennet cehennemden çok daha insanca ve çok daha akla yatkın ve çok daha olası.

Sizinki kafa yormak değil hayal kurmak. Kafa yoran biziz aslında.

faydasızım
22-08-2010, 15:42
insan bakiyatı azular ve temeli olan bir yaratıda süregelen bir varlık olma amacı vardır ..yada sondan korkan insanlar bunu ister..herşeyin bir anda bitmesinden ürken insan kafasına göre yorumladıgı sözleri inanarak destekleyerek uygulayarak garip fantazilerr düşledikleri cennetlere gitmek isterler..
misal bal akan dere
tomurcuk gögüslü hatunlar..
ve ne istersen o var orada..
bunlar kutsal denilen kitabın ayetleri..
insanı günümüz nesnelerinin devam ettigi bi kurama dogru inandırma
olmuyorsa da hayal kur mantıgı ...

insan sadece et ve kemikten oluşmuyor çok daha fazlası var.(kubrick)
yalnız eetten kemikten oluşmuyor olması cennete inanma sebebiniz mi ...

ayrıca ölümden sonrası hakkında kafa yormak çok doğal bir şey neden bu kadar rahatsız ediyor ki sizi ?(kubrick)
bu dogal bir süreçtir herkes sonu düşünür..
dogal olmayan mantıklı olmayan fantezi sonlar türetilmesi...
rahatsız eden bi durum yok yalnızca ne zaman mantık çerçevesinde düşüneceksiniz diye bekliyorum...

saygılarımla...
serhat...

yucemanitu
22-08-2010, 19:32
"Ölümden sonra hayat yoktur" önermesine kanıt istenmiş. Aynı "Allah'ın olmadığını kanıtla" gibi anlamsız bir istek. Bir şey varsa var olduğu kanıtlanır yokluk kanıtlanmaz. Aslında şöyle bir bakınca ölümden öte köy olmadığı da belli. Ölümden sonra herhangi bir hayatın varlığı kanıtlanabiliyor mu? Hayır. Kanıtın yokluğu yokluğun kanıtıdır. Ben de isterdim öbür dünya olsun. Evet Cennet hayali huriler, şarap, bal ırmakları güzel ama maalesef gerçek değil.

alevi99
22-08-2010, 21:16
ölümün bir son olarak kabul etmeyen insan zaten korkularla yüzleşmekten çekindiginden kendilerine sonsuz mutluluk vaad eden cenneti yaratır...
ve bu cennete ulaşmak için kendi yarattıgı sistemin gereklerinde cennetin peşinden koşar...
ölüm bence bir sondur ...toprak ve dogayla bütünleşme halidir..

sana göre biz hayvandan farksızız yasayıp ölüp gidicek hayır insanı herseyden ayıran özellik akıldır gün gelecek herseyin sonu olduğu gibi doğada biticek insan düşünmezmi hiç biz neden yasadık yasıyoruz? hayvanlar sormaz tabi

yucemanitu
22-08-2010, 21:45
İnsan denen memeli hayvan elbette diğer hayvanlardan farklı. Zekası itibarı ile insan bir sonunun olduğunu bilir. Ölüm kavramı vardır insanda. Yaşadığı ömrün son bulacağını bilmek de insana elem verir ve insan avunmak için eski çağlardan kalma öbür dünya masallarına sığınır. Öbür dünyaya dair binlerce yıldır tek kanıt ortaya konmadı. Kanıtın yokluğu yokluğun kanıtıdır.

alevi99
22-08-2010, 22:52
İnsan denen memeli hayvan elbette diğer hayvanlardan farklı. Zekası itibarı ile insan bir sonunun olduğunu bilir. Ölüm kavramı vardır insanda. Yaşadığı ömrün son bulacağını bilmek de insana elem verir ve insan avunmak için eski çağlardan kalma öbür dünya masallarına sığınır. Öbür dünyaya dair binlerce yıldır tek kanıt ortaya konmadı. Kanıtın yokluğu yokluğun kanıtıdır.

bu ne kadar düz basit mantık kendinde diyorsun insanı diğer canlılardan ayıran varlık zeka diye yaratıcı insanları ölüp gidelim diyemi yarattı yokluğunda kanıtı yok onu anlaman için zeka vermiş zaten yaratıcı delil gösterip hatta istersen kendini göstersin sana e ozaman ne anlamı kaldı dünya sınavının

aklı çalışan herkesin bu dünya hayatının nedensiz ve sonuçsuz olamayacağını düşünemese bile görerek anlayabilir

breymin
22-08-2010, 23:04
yooo , ölüm herseyin sonu deyil,yukarda allah haril haril size yer hazirliyor,hristiyanlar icinde baba yer hazirliyor,evlatlarim gelince rahat etsinler diye,,bu dünyada hicbirseye karismamasinin sebebi cok mesgul olusu,,siz onlarin kusuruna bakmayin.

yucemanitu
23-08-2010, 00:12
bu ne kadar düz basit mantık kendinde diyorsun insanı diğer canlılardan ayıran varlık zeka diye yaratıcı insanları ölüp gidelim diyemi yarattı yokluğunda kanıtı yok onu anlaman için zeka vermiş zaten yaratıcı delil gösterip hatta istersen kendini göstersin sana e ozaman ne anlamı kaldı dünya sınavının

aklı çalışan herkesin bu dünya hayatının nedensiz ve sonuçsuz olamayacağını düşünemese bile görerek anlayabilir

Yav nerden çıktı yaratıcı haydi ispatla o zaman bir yaratıcının varlığını. Ben de senin mantığın için şudur budur derim. Ne ki yani "düz mantık" diyince ne oluyor? Senin bir masala inanman masalı gerçek yapmaz. Hani delil yeryüzünde yığınla insan inanmıyor. Delil olsa herkes inanır hem bu ne saçma sınav? Allah dediğin hayalet bizimle saklambaç oynayarak mı sınav yapıyor? Beyni olan herkes İslam'ın masal olduğunu bilir.

alevi99
23-08-2010, 06:28
Yav nerden çıktı yaratıcı haydi ispatla o zaman bir yaratıcının varlığını. Ben de senin mantığın için şudur budur derim. Ne ki yani "düz mantık" diyince ne oluyor? Senin bir masala inanman masalı gerçek yapmaz. Hani delil yeryüzünde yığınla insan inanmıyor. Delil olsa herkes inanır hem bu ne saçma sınav? Allah dediğin hayalet bizimle saklambaç oynayarak mı sınav yapıyor? Beyni olan herkes İslam'ın masal olduğunu bilir.

islamıda geçtim tanrı yok diyorsun zaten tanrı kendini gösterseydi dünyada olmazdık görülen birşeye imtihan gerekirmi imtihanada gerek kalmazdı ama gören için ibret çok doğada sadece görmek yeter size göre şans eseri bigbang oldu sonra şans eseri dünya soğudu şans eseri atmosfer sular fln derken insan oldu size göre insanda hayvandan evrimleşti hayvan kimden evrimleşti taştan evrimleşmiştir kesin bu saat gibi işleyen düzende tesadüf hayvandan farkımızda yokzaten bizde toprak olacaz onlarda bu düzen tesadüfen insalara çalısıyor tesadüfen insanlarda akıl var

sınanan sensin sonunun ne olacağını bilmiyorsun sen yaratılmasaydın bir hiçtin ama varsın ve tanrı'yı bile sorgulayacak kapasitede bünyen var ama neyse bütün inananlar gerizekalıdır bak yoluna :peace:

kubrick
23-08-2010, 10:13
ruh göçü size bir şey ifade etmiyor herhalde.bugün milyonlarca insan başka bir bedende tekrar doğacağına inanıyor.reenkarnasyon inancı mayalara eski mısıra kadara uzanıyor aynı şekilde pisagor platon gibi birçok filozof da buna inanıyordu.bunun ölümü kabullenememekle bir ilgisi de yok.

yucemanitu
23-08-2010, 12:11
islamıda geçtim tanrı yok diyorsun zaten tanrı kendini gösterseydi dünyada olmazdık görülen birşeye imtihan gerekirmi imtihanada gerek kalmazdı ama gören için ibret çok doğada sadece görmek yeter size göre şans eseri bigbang oldu sonra şans eseri dünya soğudu şans eseri atmosfer sular fln derken insan oldu size göre insanda hayvandan evrimleşti hayvan kimden evrimleşti taştan evrimleşmiştir kesin bu saat gibi işleyen düzende tesadüf hayvandan farkımızda yokzaten bizde toprak olacaz onlarda bu düzen tesadüfen insalara çalısıyor tesadüfen insanlarda akıl var

sınanan sensin sonunun ne olacağını bilmiyorsun sen yaratılmasaydın bir hiçtin ama varsın ve tanrı'yı bile sorgulayacak kapasitede bünyen var ama neyse bütün inananlar gerizekalıdır bak yoluna


Biz zaten varız ve bize göre bir ortam hazırlandıysa buna "şans eseri" denir. Ama bir habitat oluştu ve ona uyum sağlayan canlılar ona göre evrildilerse burda işin şansla mansla alakası yok. Biz dünyadan önce var olan canlılar değiliz. Tartışmak istediğin evrim mi, kozmoloji mi, tanrının varlığı mı önce bunu bir belli et. Son cümleme karşı

bütün inananlar gerizekalıdır

demişsin yani benim "Beyni olan herkes İslam'ın masal olduğunu bilir." sözüm seni irrite etmiş. Evet ben de bunu göstermek için hususi dedim bu lafı. Neden mi? Neden şu sözün:


aklı çalışan herkesin bu dünya hayatının nedensiz ve sonuçsuz olamayacağını düşünemese bile görerek anlayabilir

İşte ben diyince sana nasıl hoş gelmiyor aynı şekilde sende senin fikrinde olmayan insanlara "akılsız" diyince o da hoş olmaz.

oldschool
23-08-2010, 13:18
bir şeyin var olduğu ispatlanabileceği gibi yok olduğu da ispatlanabilir. oyle yok olan şeyin ispatı yoktur gibi sözlerle bir yere varamayız.

faydasızım
23-08-2010, 14:31
sana göre biz hayvandan farksızız yasayıp ölüp gidicek hayır insanı herseyden ayıran özellik akıldır gün gelecek herseyin sonu olduğu gibi doğada biticek insan düşünmezmi hiç biz neden yasadık yasıyoruz? hayvanlar sormaz tabi (alevi99)

hayvandan farkın akıldır ...aklın oldugundan dolayı sonungelecegini bilirsin ölümü yani...
ve son acı vericidir her şeyin biranda bitmesi ve yer altına gömülmen ...
bu acıyı yok etmek için fantezilerle yaşamaya devam edersin ki yaptıgın da ondan ibaret ..
bendemiyorum kuran der..
tomurcuk gögüslü hatunlar ..
ballı dereler..
sonsuz ırmaklar..
hatta ne istersen var..
hepsi kuran da geçen sözler..

saygılarımla ...
serhaT

faydasızım
23-08-2010, 14:33
bir şeyin var olduğu ispatlanabileceği gibi yok olduğu da ispatlanabilir(OLDSCHOOL)

kavramları vareden insanlardır..bir kalemden bahsetmek istiyorsan öncelikle onun var olması gerekir ki sen ondan bahsedebilesin..
ve varlık düzeyindde de kalemin olgusunu kanıtlayabilirsin...
ama kalem denen bir şey olmasa sen onun varlıgını nasıl kanıtlayabilirsin...


saygılarımla....
serhat...

faydasızım
23-08-2010, 14:35
milyonlarca insan başka bir bedende tekrar doğacağına inanıyor.(kubrick)

milyonlarca insanın neye inandıgına göre inanıyorsunuz siz herhalde...çogunlugun bir şeye inanması o kavramı dogru veya gerçek yaparmı bu durumu nekadar aklınız kestirri..

faydasızım
23-08-2010, 14:40
bütün inananlar gerizekalıdır (alevi 99)

bütün inanalar gerizekalıdır demem....sizin gibi sorgulamayan bak börtü böcek nasıl var oldu o zaman allah vardır ve o bizi sınıyodiyen
yaşadıgı olayları imtihan sayıp tanrı güdümünde bir hayat yaşayan insanlara hakaret etmek kimsenin haddine degil..demi...

oldschool
30-08-2010, 13:55
bir şeyin var olduğu ispatlanabileceği gibi yok olduğu da ispatlanabilir(OLDSCHOOL)

kavramları vareden insanlardır..bir kalemden bahsetmek istiyorsan öncelikle onun var olması gerekir ki sen ondan bahsedebilesin..
ve varlık düzeyindde de kalemin olgusunu kanıtlayabilirsin...
ama kalem denen bir şey olmasa sen onun varlıgını nasıl kanıtlayabilirsin...


saygılarımla....
serhat...

dediklerinizden, insanlar arasında sözü edilen herşeyin var olduğu sonucu cıkıyor. o zaman hiçbir şeyi tartışmaya gerek kalmaz.

yucemanitu
30-08-2010, 16:36
bir şeyin var olduğu ispatlanabileceği gibi yok olduğu da ispatlanabilir. oyle yok olan şeyin ispatı yoktur gibi sözlerle bir yere varamayız.

Allah dediğin şeyin varlığının ispatlanamaması yokluğunun ispatıdır.

Yılmaz34
31-08-2010, 03:39
ölüm herşeyin sonu olamaz, olmamalıdır. Bu dünyada zalimlik yapanlar kötü insanlar yaptıkları yanlarına kâr kalarak yokmu olacaklar. Yada sıkıntı çekenler zulme uğrayanlar başlarına gelenlerlemi kalacaklar. Bu çok ters bir mantık. İçimizde sonsuz yaşam isteği varsa bu ölümden sonraki bir yaşama işaret olabilir. Zaten Tanrı varsa ölümden sonra yaşam kesin var.

aliyarasfal
31-08-2010, 05:26
ölüm herşeyin sonu olamaz, olmamalıdır. Bu dünyada zalimlik yapanlar kötü insanlar yaptıkları yanlarına kâr kalarak yokmu olacaklar. Yada sıkıntı çekenler zulme uğrayanlar başlarına gelenlerlemi kalacaklar. Bu çok ters bir mantık. İçimizde sonsuz yaşam isteği varsa bu ölümden sonraki bir yaşama işaret olabilir. Zaten Tanrı varsa ölümden sonra yaşam kesin var.


Sayın Yılmaz34;

Son cümleniz hayli ilginç, tanrı varsa ölümden sonra yaşam kesin vardır demişsiniz.Tanrı kavramınız ile yaşama isteğinizi ilişkilendirirken farkındaysanız yaptığınız inançsal bir refleks.Tanrıyı hala bildiğiniz inançlardan soyutlayamıyorsunuz, tanrı var diyelim, din gönderdimi? göndermedi ise ne olacak. Tanrının sizin kafanızdaki özellikleri farkındaysanız isteklerinizle ve öğretilenlerle orantılı.

Bakın size tanrı kavramına ilişkin özellikler sayayım, sadist, merhametli, kötü, iyi, tembel, çalışkan, umursamaz, çok dikkatli, mazoşist, v.b. çoğaltın gitsin. Bunların bazılarını tanrı kavramına yakıştıramıyorsunuz değil mi?Neden? Kendinde olmayanı insana verebilirmi? bu özellikleri insanlara yakıştırıyorsunuzdur eminim, yaratılmış isek yaratana ait olmasalar bizde nasıl var olur bu özellikler? Kim demiş tanrı iyi diye, kim diyor hesap kitap peşinde, kim diyor sonsuza dek yaşam verecek?

Varlığını bilmek değil olmasını istiyorsunuz ve sizin istediğiniz gibi olmasını istiyorsunuz. Doğrusu en kötü olan şıkkada ihtimal verin derim.

Tanrımı sizi yarattı sizmi tanrıyı düşünün derim. Sonsuz yaşam güzel bir kurgusal düştür, maddesel biçim olarak var oluşumuz devam edecek. Bilinçlimi olur bilinçsizmi olur bu devamlılık onuda bilim çözerse öğreniriz.

Şimdilik saygımla gittim...

evrensel-insan
31-08-2010, 05:55
Saygideger aliyarasfal;

maddesel biçim olarak var oluşumuz devam edecek.-aliyarasfal-

Eger demirden ibaret olsak, belki bu dediginiz gecerli olabilirdi. Gerci kemikler, uzun sure topragin altinda yasamini surdurebiliyor, ama; et kismimiz icin, ayni sey pek soylenemez. Eger dini olarak, yakilma degilde, gomulme tercih edilirse, emin ol; topragin altinda, gomulenin etini tuketecek, canlilar "ellerini ovusturarak" bekliyor olacaktir.

Hani hatirlarmisin, "tuyler urpertici" bir fotografta, akbaba, aclik ve susuzluktan bitkin hale gelmis ve olum ile pencelesen bir cocugun arkasinda "avini" bekliyordu, iste aynen oyle.

Oyuzden, yasamini yitiren bir kisinin, "maddesel bicim olarak var olusunu devam ettirmesi" ne, bence; topragin altinda bekleyen canlilar, pek musade etmez gibi.:spider:

Saygilarimla;
evrensel-insan

noripcord
31-08-2010, 06:08
ölüm herşeyin sonu olamaz, olmamalıdır. Bu dünyada zalimlik yapanlar kötü insanlar yaptıkları yanlarına kâr kalarak yokmu olacaklar. Yada sıkıntı çekenler zulme uğrayanlar başlarına gelenlerlemi kalacaklar. Bu çok ters bir mantık. İçimizde sonsuz yaşam isteği varsa bu ölümden sonraki bir yaşama işaret olabilir. Zaten Tanrı varsa ölümden sonra yaşam kesin var.


zaten bu mantık dolayısı ile dinler ortaya çıktı, insanların kendini avutma istediği...

evrensel-insan
31-08-2010, 06:21
Saygideger noripcord;

zaten bu mantık dolayısı ile dinler ortaya çıktı, insanların kendini avutma istediği... -noripcord-

Bu bence, herzaman ve her konuda oldugu gibi, gerceklerin; inanclarla "carptirilmasi/ort bas edilmesi" algilanamamasi, durumu. Yani, insanoglundan ziyade, bu inanci "dogru olarak veren" dusunceyi sorgulamak ve degistirmek lazim.

Saygilarimla;
evrensel-insan

aliyarasfal
31-08-2010, 16:08
Sevgili evrensel-insan;

maddesel biçim olaraktan kastım ne lise düzeyinde öğretilen demir bir maddedir tanımı nede belli bir somut şekil tanımıdır, var olan her şey madde ve türevleridir. Enerji, gaz, sıvı, ne derseniz deyin, çürüme, ayrışma, kimyasal bozunmalar sadece maddenin şekil değiştirmesi durumudur. Lütfen bunları bilmeyen biri gibi davranmayın. Bir canlının diğer canlıyı şekillendiren et dediğiniz kısmını yemeside yokolmak değil maddesel yer değiştirme yani kendi bedenine dahil etmesi ve canlılığın orda devamıdır organik olarak.Göç sayabilirsiniz bunu,ancak yineleyeyim maddesel göç.

Alın size sonsuz hayat. Materyalizmin bilimle çelişmediğini bilirsiniz . Bazı bilinç başıboşluğunda savrulmuşluğu farkındalık sananların yanılgısını sizin asla yapmayacağınızı iyi biliyorum. Bu nedenle maddesel biçim sözümün sadece sizin tarafınızdan irdelenmesinide iyi anlıyorum. Siz epistomolojik olarak dört dörtlük açıklama ve anlam beklersiniz, bende seve seve sunarım.

Bu konu tamamsa şimdilik saygımla gittim...

evrensel-insan
31-08-2010, 20:29
Saygidger aliyarasfal;

Tamam, mesaj alindi. Yalniz dile gelen tamlama, madde degil; "maddesel biçim" idi. Bende bu tamlamadan yola cikarak, "bicimini koruyan bir madde" olarak algiladim. Cunku, addenin belirli bir bicimi yoktur. Ustelik canli madde, canlilik ozelligini kaybettikten sonra, bicimsel degisime, donusume ve baskalasima ve de olusuma ugrar.

Kusura bakma, ben konuya materyalizm olarak bakmiyorum.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
31-08-2010, 20:32
Saygideger aliyarasfal;

Materyalizmin bilimle çelişmediğini bilirsiniz-aliyarasfal-

Belki celismez ama; eger; sabitleyici, sahiplenici, mutlak, kesin v.s. olarak degerlendirilir ve algilanirsa; o zaman bilimsellige, ideolojik inancsalligi katmis olur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

oldschool
31-08-2010, 22:02
Allah dediğin şeyin varlığının ispatlanamaması yokluğunun ispatıdır.

sevgili yucemanitu, cümlenizden sadece laf atışma amacı güttüğünüz anlaşılıyor. ama bana göre değil bu kusura bakmayın. neyse... konu ölümden sonra yaşamın varlığı-yokluğu idi şimdi buralara kadar taşındı. ben size katılmıyorum yucemanitu. bir şeyin varlığı yada yokluğu kanıtlanmıyorsa yoktur-vardır diyemeyiz. sadece işimize hangisi geliyorsa birini seçer ona göre yaşamımıza devam ederiz. eğer sizin elinizde tanrının yokluğuna yada varlığına dair kesin kanıtlar varsa buyrun bizimle paylaşın. bundan kendi adıma çok memnun olacağımı belirtebilirim.

saygılarımla...

kharon
31-08-2010, 22:31
Selamlar,

Bu başlığı gördüğümden beri, tüm kitaplarımın içinden Schopenhauer 'un aşkın metafiziği kitabını aradım en sonunda buldum,konuya katıkısı olabilir düşüncesi ile alıntı yapmak istiyorum,

" İnsanların çoğunun hayatı öylesine sefil, öylesine önemsizdir ki, öldükleri zaman birşey kaybettikleri söylenemez.Bu çeşit kimselerde değerli bir nitelik taşıyan biricik yan, yani insanlığın genel özellikleri ise, onlar ölseler bile, öteki insanlar varolmaya devam eder.Devamlılık, bireylerin değil insanlığın bir özelliğidir. İnsanlara ebedi hayat verilmiş olsaydı, durmadan yaşayacağı için, en sonunda karekterinin değişmezliği ve zekasının dar sınırlarından ötürü, öyle bir yeknesaklık duygusuna kapılacak ve öyle tiksinecekti ki, sonunda hiçliği tercih etmek zorunda kalacaktı. Bireyin ruh ölümsüzlüğünü istemek, bir yanılgıyı sonsuz olarak tekrarlamayı istemekle birdir. Çünkü her birey özel bir yanılgı, zavallı bir şey ve varolmaması gereken bir varlıktır. Ve hayatın gerçek amacı, bizi bunlardan kurtarmaktır. Bunu açıkca gösteren şey, birçok insanın, hatta bütün insanların, hayal ettikleri bir dünyada olsalar bile, mutluluğa ulaşamayacak bir biçimde yaratılmış olmasıdır. Hayal ettikleri bu dünya, düşkünlük ve acıdan sıyrılmış olsa, can sıkıntısının avucuna düşecekler ve can sıkıntısından kaçabildikleri ölçüde de düşkünlüğe, acılara, sıkıntılara yeniden yöneleceklerdir. Demek ki, insanı daha iyi bir duruma ulaştırmak için onu daha iyi bir dünyanın içine yerleştirmek yetmez, asıl yapılması gereken iş, onu tepeden tırnağa değiştirmek ve o ana kadar ne ise, artık öyle olmamasını ve ne değilse o olmasını sağlamaktır "


Saygılarımla



Kaynak : Arthur Schopenhauer, Aşkın Metafiziği s.76-77, Çeviren : Selahattin Hilav.

Natan
01-09-2010, 15:39
Paylaşımın için teşekkür ederim Ahlen

Schop. kadar karamsar olmamak gerekir bence. Aslında bireyin aşağılanacak bir yanı yok. İnsanlar inançlarını kendisinden öncekilerden devralır. Toplum böyle. İster dini dogmalar olsun ister toplumsal normlar. Durum değişmez. Fakat bu devralınanları sorgulamak gerekir. İşte o zaman birey bu dogmalardan özgürleşebilir.

Unutmamak gerekir ki ; İnsan ölüm gerceğini kabullenemez ve sonsuzluk özlemi yüzünden "öbür dünyayı" icad eder.

Konuyu aşan Yehova Şahidi de aşağı yukarı bu tesbiti yapıyor.

Öbür dünya diye bir şey YOK deyip şunu ekliyor ; Cennet denilen sistem bu dünyada kurulacaktır.

Yani öbür dünya yok ama OLACAK.


saygılarımla

Natan
01-09-2010, 15:53
Ayrıca Ölümsüz bir can öğretisine karşı çıkan "hristiyan" gruplar da vardır.

Mesela Yehova şahitleri bunlardan bir tanesidir. Onların inançlarına göre İnsan öldükten sonra bir yerlere gitmemektedir. Ölüm derin bir uyku hali olduğuna inanılır; Ölen insanlar binlerce yıl geçmesine rağmen dirilecektir.

Toprak altında yok olan bedenler ( ve herşey ) İsa'nın "Kalk" emriyle topraktan çıkacaklardır. ( Nasıl olacaksa...)

Buna iman etmek çok önemlidir. "Dirilme yoksa imanımız boştur " diyor Pavlus hazretleri.


saygılarımla

spartacus
01-09-2010, 16:22
Öncelikle var-yok ekseninden çıkmamız gerekir. Ölüm var-yok şeklinde ele alınamaz, buna ihtiyacımız yoktur. neden yoktur çünkü ölüm objektif bir olgudur. yani gerçekliktir....

ölüm sonrası hayat var yada yok noktasına geldiğimizde biz artık ölümü değil, kendi soyut kurgularımızı tartışıyor oluruz ki, buda ölümün kendisi olamaz. Bu gerçeklik karşısında dileyen dilediği gibi kurgular türetebilir...

Ortada genel kanıya dayalı bir tanımlama vardır ve bu tanımlamaya göre ölüm bir yokoluş olarak görülmektedir. Oysa bu tanımlama kendi ben-liğimizi, zihni-subjektif merkez aldığımız içindir ki, evrensel nitelik taşımaz. haliyle yaratılmış olmak, varoluş gibi tabirlerimiz de bu biçimdedir.

Ölüm sonrası ile ilgili Seneca'nın(doğum: m.ö 4) özlü bir sözü vardır.

"Ölenler nereye mi gider, hiç doğmayanların olduğu yere" demiştir.

Dileyen bu anlamda şöyle hafıza yoklayışı yaparak kurgu üretebilir ve geriye hiç doğmayanların olduğu yerde olmanın ne kaybettireceğini düşünebilir...

Dileyende konuyu açan arkadaşın girişde yazdığı metinin kurgusal çerçevesine, havasına girip zihni rahatlama yolunu seçebilir. Nasıl kurgular türetilirse türetilsin, bu ölümün objektif bir olgu olduğu gerçeğini değiştirmeyecek, bunun bir yokolmak-varolmak, var-yok meselesi olmadığı gerçeğini değiştirmeyecektir.

Zihinsel anlamda yaşamdan önce ne isek, ölümden sonrada o olacağız, nesnel döngü açısından ise, yaşarken de, ölü iken de, bu döngünün parçasıyız, ölü-diri olmanın anlamı ise sadece subjektiftir...

Tyler Durden
21-11-2010, 18:43
Evet, ölüm insanın gerçekten hiçliğe erişeceği bir sondur.

Varta
22-11-2010, 02:27
Bu topic'de yorum yapan saygıdeğer yazarlar, varmı? yokmu? olgusuna cevap bulmaya çalışmış...Bence en büyük sorun 'bilinç' imiz...Nasıl bu kadar bilinçlendik öleceğimizi bilecek kadar...Bu durum benim çok canımı sıkıyor sadece kendimin değil sevdiğim insanların,hayvanlarında öleceğini bilerek yaşamak ve elimizden birşey gelmemesi...Bu bilinçle yaşamak, mücadele etmek zor çok zor...

Jdarc
22-11-2010, 10:02
Dün gece bu konuyu düşünmek durumunda kaldım. Öbür dünya ruh kavramı ile yakından ilintilidir ve ruhsal deneyim sandığımız astral seyahat, lucid rüya, halisünasyonlar aslında tamamen beynin ürünüdür.
Ruh kisvesinde beynin ürettikleri, beyin devre dışı kaldıktan sonra bir hiçe dönüşecek; yok olacaklardır.
Eğer ruh olsaydı;
Bayılan insanlar neden uyandıklarında hiçbir şey hatırlamıyorlar? Hatırladıkları bayılmadan önceki 5 saniye belki. Eğer ruh olsaydı muhtemelen her şeyi görüyor, biliyor olurduk bayıldığımızda. Ya da baygın bir insanın ruhunun da bayıldığını düşünmek zorunda kalırsak (reddiye bu şekilde gelir diye tahmin ediyorum) ruhun beyne bağlı bir varlık mekanizması olduğunu düşünür ve doğal olarak beyinle birlikte yine çürüyüp gideceği çıkarımını yapabiliriz. Çünkü her kesim kabul etmelidir ki ruh bilinçli, bizden ayrı, bedenimiz içine sıkışmış bir varlık olarak tanımlanmakta. Ama benim beynim durduğumda, bayıldığımda, baygın halde yere yatırıldığımda ne bir şey görüyorum ne de duyuyorum. O bilinçsizlik hali ölümden sonrasının olmadığının kanıtı sayılabilir. En azından ölümün gölgesinin bir nevi deneyimlenmesi.
Ben öldükten sonra bir hayat olduğuna inanmıyorum. Olsa nasıl olurdu? Güzel olurdu, hele ki hayal ettiklerimle.
Huri değil dikkat edin...

Jdarc
22-11-2010, 10:04
Bu topic'de yorum yapan saygıdeğer yazarlar, varmı? yokmu? olgusuna cevap bulmaya çalışmış...Bence en büyük sorun 'bilinç' imiz...Nasıl bu kadar bilinçlendik öleceğimizi bilecek kadar...Bu durum benim çok canımı sıkıyor sadece kendimin değil sevdiğim insanların,hayvanlarında öleceğini bilerek yaşamak ve elimizden birşey gelmemesi...Bu bilinçle yaşamak, mücadele etmek zor çok zor...

Doğanın bize verdiği en lanet şey beyindir. Hayat bazen işkence gibi geliyor. Ölümün korkutan yanlarından biri ise sevdiklerimi bir daha göremeyecek olmak.

vartor
22-11-2010, 16:58
Olum denilen hadise, beyin fonsiyonun durmasidir. Canliyken bile bitkisel hayata gecen bir insanda, ruh, muh kavrami kalmaz.
Bilinci yaratan beyin, normal fonksiyonunu yapamaz duruma dustugunde, ruh hastaliklari denilen psikolojik rahatsizliklar ortaya cikar; bunlarin ilacla tedavi edilebilmesi bile, ruhun maddeden bagimsiz olamiyacaginin bir delilidir.

Natan
22-11-2010, 23:05
Ölümden sonra bir yaşam var mı ? yada canın ölümsüzlüğü mümkün müdür ?
sorularının cevabını neye dayanarak vereceğiz ?

Saygılarımla

evrensel-insan
22-11-2010, 23:24
Saygideger natan;

Ölümden sonra bir yaşam var mı ? yada canın ölümsüzlüğü mümkün müdür ?
sorularının cevabını neye dayanarak vereceğiz ?-Natan-

Olum ile yasam; mustakil var olarak dogan, ya da var olan fenomenin; icice gecmis iki ucudur. Sadece mustakil var olarak var olan fenomen acisindan, dogum yasam ve olum vardir. Ama; genel olarak her olum, bir yasama acilir.

Bu temelde, olusumun her mustakil hali, bir degisim, donusum ve baskalasimdir. Bu da genel anlamda dogumsuzluk, yasamsizlik ve olumsuzluk demektir.

Bu da ikinci sorunun cevabidir. Yani sorularin cevabi, hem genel hem de mustakil bakis acilari ile verilir.

Yani dogal zihniyet diliyle, dogada dogum, yasam ve olum yoktur. Sadece doganin mustakil varliginin dogumu, yasami ve olumu vardir. Doga ise, mustakil var olan varligi; degisim, donusum ve baskalasim olarak olusturur. Bu da doga acisindan surekli suregelen bir surectir.

Bu temelde de, bir insanoglu turunun biri olarak dogan varlik, ne dogum insiyatifine sahiptir, ne de olumunu kendi biri adina yasar. O yuzden de onun icin sadece ve sadece yasam vardir. Iste dogal zihniyet, onun bu yasamini onun elinden almak ve onu kendi tabulari, degerleri ve verileri ugruna harcamak ve kullanmak ister. Yani yasam dan ziyade, etik ve metafizik ideolojileri tabulari one cikarir ve onun hem kendi varligini ve de yasamini yapilandirarak baska degerlere yonlendirir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

unknowngod
25-12-2010, 06:30
KİSACA YAZALİM

İnançsiz için ölüm yaşanan hayatin sonudur ebedi yaşam diye bişey yoktur....
İnanan için ölüm fani yaşamin sona erdiği ebedi yaşamin başladiği anlami diyelim
tabi bunu çoğaltabiliriz inançtan inanca değişiklik gösterir
kisa ve öz

Msrtc
06-02-2011, 00:15
sanırım sokratesin savunmasında okumustum ölüm eğer bir hiçlikse ve deliksiz bir uykuya benziyorsa hayatımızın kaç günü deliksiz bir uykukadar güzel geçti diyordu.yani tatlı canımızı üzmeye gerek yok :) belkide insanoğlu aklı ile bu dünyada ölümsüzlüğü bulacak ama bizim göremeyeceğimiz kesin

pinokyo
06-02-2011, 04:50
evet cennet cehennem var!! peki insanların yapısı gereği yeni gittikleri yere alışma sorunları yaşarlar.. gurbet özlemi gibi dünyayı özliye bilirmi insan.. derbi macları olacakmı, olacaksa kac beşiktaşlı futbolcu olacak? takım kurmakta baya zor olur. futbol olmuyacakmı? play station o damı yok? audi a5 hayallerimin arabası artık bir tane verirler bana.. vermezlermi??? peki ben 7 ceddimle aynı yerdemi yaşıyacam kötü olduğunu bildiğim halde cok sevdiğim insanlar var.. cok alkol içerlerdi zamparalıkta var peki onlar yanarken ben orda,, ama hak etmişler ceksinler cezalarını.. ölmiyecem sürekli hayatta olacam her gün ye iç bas huriye :) peki ihtiyaclar tuvalet olmiyacakmı,, spermimiz gelecek cocuk olmiyacakmı. sürekli hayatta olmak bu size huzur veriyormu? üretmiyecekmiyiz? gizem olmuyacakmı? ibadet olmiyacakmı!! zaten hepimiz birhayat boyunca kurallara uyduk.. samimi bir şekilde uyduk cennet için değil :=) cennet olmasada olur biz cennet için yapmadık. yoksa cennet içinmi yaptık,, neyse benim uykum geldi.. sorular herzaman olacaktır. kimse kırılıp darılmasın. önemli olan isteğin gibi yaşamak işte ozaman kendine cenneti hediye edersin ozaman huzur bulursun...

semum
17-02-2011, 18:49
İslama göre : Nasıl ki hiç yokken var etti bizi yine öldükten sonrada var edecek bizi..
O, bu hayatı imtihan hayatı olarak yarattı kim daha iyi iş yapacak ve doğruyu bulacak veya kim kötü iş yapacak ve yanlışı bulacak her şey bilinsin diye yarattı insanı ve cini.. Hayat çok kısadır.. Gerçektende göz açıp kapayıncaya kadar ömür biter ve nere ne zaman biter orasıda bilinmez.. Bu yüzden biz müslümanlar hayatı en doğru ve en güzel şekilde yani islam ahlakının öğrettiği şekilde ve Allah`a kulluk ederek, vatana millete, insana ve en önemlisi kendimize hizmet ederek yaşarız..
Ve öldükten sonra tekrar dirilmeye inanır ve herkesin hakkı ne ise onu alacağına inanırız..Ve Allah Kuran`da bunları detaylı bir şekilde anlatır.. Maksat cennete veya cehenneme girmek değil.. Allah`ın rızasını, sevgisini kazanmak yaratanı bilmek ona açık, temiz bir bilinçle şuurla ve temiz samimi bir kalple yaklaşmaktır..

vartor
17-02-2011, 19:44
Olum herseyin sonudur.
Insanoglu neden kabullenemez bir turlu yok olmayi anlayamiyorum; sanki dogmadan oncesi varmiydi ki olumden sonrasi olsun? Esas gercek bu, gerisi tefferuat, insan uydurup kaydirmasi.

taylan
17-02-2011, 22:18
Ölüm doğal bir olgu. Hem de çok doğal. Belki de şu an ki deneyimimizden çok farklı olacak. Hakkında hiç bir şey bilmediğimiz ve asla bilmeyeceğimiz bir deneyim için konuşmak bence gereksiz.

Evrim ölümle ilgili bazı cevaplar veriyor. Ölüm anında salgılanan, acıyı en aza indirgeyen kimyasallar evrimsel sürecin bir ürünü. Neden ölüyoruz?

Doğa artık üreyemeyecek bir döneme denk geldiğimizde bizi çürüğe ayırıyor. Doğa, canlıları üreyebilecek ve yavru yapabilecekleri yaşa kadar sağlıklı ve genç tutuyor.
Sonrasında devreye çürüğe ayırma işlemi giriyor. Doğanın emekli stoklayacak lüksü yok.
O lüks tamamen biz insanoğluna ait.

saYRam
18-02-2011, 00:58
ölümü canlılığın sona ermesi olarak görüyorum. Cansız hale geçiş. Daha fazlasının olduğunu sanmıyorum ama olmasını isterdim.

Cennete gitmeyi kim istemez ki?

spartacus
18-02-2011, 11:43
Özel şeylere, özelde bir başlangıç, bir son belirlemek bize göre bir tutumdur. Bizim adımıza biz ölümü son olarak ifade ediyoruz, bu halde her ölüm yeni bir başlangıçtır ve orada bizim adımıza oldurabileceğimiz bir belirlenim yoktur. Sadece adımıza dönük konuşamayız ama başka bir şey adına konuşabiliriz.

Her şeyi zihni biçimde dizgileyen insan, yaşam, ölüm, başlangıç, son gibi kavramları türetmiştir, bu kavramlar dayanaksız ve temelsiz uydurmalar değildir, fakat tersinden gerçeğide belirleyen kavramlar değildir, belirlenen kavramlardır. Zihne olan ölçütlülüğümüz insanın belirleneni, belirleyenin yerine geçirmesine yol açmaktadır.

Yaşam örneğin salt canlılık ve irade için kullanılmıyor, bu gün güneşimize biz yaşayan güneş derken bir gün öleceğinden bahsedebiliyoruz. Ona bir başlangıç ifade ederken bir son da biçebiliyoruz.

İlk hatamız başlangıcın bir yoklukdan çıkması, son'unda bir yok olmak olarak düşünülmesidir.

Tek başına bir yoklukdan bahsedemeyiz bu biçimde yokluk bir varlık haline gelir. Örneğin hiç bir şey yok, o halde ne var, karanlık mı, sonsuz bir boşluk mu? Demek ki salt yokluk diye bir şey yok, bu var ile yok'un arasında, kavramsal bir ifade bütünlüğüdür. Eğer karanlık veya boşluk düşünebilir veya var edilebilirse-ki yokluğun ölçütü olurlarsa- bu halde nesnelerin, evrenin, doğanın ve hatda canlılığında bir yokluk, bir varlık ayrışmasında ifadesi anlamsızdır. Karanlık ve boşluk olabiliyorsa, bunların ortadalığıda gayet doğaldır. var ile yok bir sonsuzluğun bütünlüğünde birlikte olmalılar.

İnsan yoklukdan gelmedi, yokluğada dönmeyecek, biz kendi adımıza karar kılamayacağımız bir gerçekle karşılaşacaz, adına da ölüm diyecez. Oysa nesnel gerçek ölüm var, yok anlamaz, bizim kavramlarımızda belirlediğimiz o başlangıç-son, o yaşam-ölüm birlikde döner durur, devinir.

İş gelipde bir bireye ve özelde insana dayanırsa işte orada kendi adımıza yargı üretiriz, bir gün kendimize biçtiğimiz varlık biçimi, başka varlık biçimlerine dönecektir. Acı, ızdırap bunların hepsi eşyamızın tabiatındaki etki-tepkilere göre biçimlenmiş bir refleks gibidir, daha üst düzeyde bir biçimdir. Bir yorumlanıştır. Bu bir bakıştır ve ölüm kendi adımıza, ona göre bakışımzla ifade edeceğimiz akışı yitirmemizdir, yokluk değildir yitkinliktir.

İnsan ölümden korkar çünkü bu kendi adına artık bahsedilmesi mümkün olmayan bir evreye girmek demektir. bu evre ise yine kendi adımıza, kendimize göre belirlediğimiz bir şeydir, ötesinde artık kendi adımıza evre değil, evreleri açığa çıkartan iradelerimizde olmayan sürekli bir değişim, dönüşüm vardır.

Biz değişeceğiz, dönüşeceğiz, akış değiştireceğiz, korku ise kaybedeceklerimiz(yitireceklerimiz), kaybedecekler, bizi yitirecekler açısından bir bütündür. Ölümden sonra kendi adımıza, kendimizin bu tür düşünceler üretememesi, ötesinde artık korku hakim değildir.

nobullshit
18-02-2011, 20:30
Evren, ölümün her şeyin sonu olması ya da öldükten sonra gerçekten kayda değer bir şeylerin başlaması için çok büyük. Bu sözümü unutmayın.

ahmetsecer
20-02-2011, 14:15
Tüm sorularınızın cevapları için blog sayfamı ziyaret etmenizi tavsiye ederim, İnanç bölümüne yazdığım yazıları okuyabilirsiniz.

Bu linkten ziyaret edebilirsiniz. (http://blog.milliyet.com.tr/Arsiv.aspx?UyeNo=1589933&rn=EH)

Natan
22-02-2011, 21:59
Olum ile yasam; mustakil var olarak dogan, ya da var olan fenomenin; icice gecmis iki ucudur. .

...Bu temelde, olusumun her mustakil hali, bir degisim, donusum ve baskalasimdir. Bu da genel anlamda dogumsuzluk, yasamsizlik ve olumsuzluk demektir.



Ben varlığı genel düzlemde ele alıyorum.Varlık temelinde düşünelim;sadece insan , bitki vs.değil, yıldızların bile bir doğumu ve ölümü olduğu görülüyor?Bu bir bitiş midir ?

Hayır fakat bir dönüşüm süreci içerisinde değerlendirilmelidir.Bunu insan temelinde algılarsak şu sonuca ulaşırız :

Fiziksel vücudun yok olması, bireyin hayatının sona ermesi anlamına gelir. Vücudumuzu meydana getiren trilyonlarca atom ortadan kaybolmaz, farklı kombinasyonlarda tekrar ortaya çıkar.Bu doğada varlığımızın ölümsüzlüğü anlamına da gelebilir fakat bu cümlenin idealist tarzda yorumlanmasını istemiyorum.Çünkü anlatmak istediğim, yaşayan bir ruhun olduğu inancı değil.

Ölüm hayatın ayrılmaz bir parcasıdır ve bu gerceklik karşısında birey kabullenme olgunluğunu sergiliyebilmelidir.

Doğduğumuz anda ölmeye başlarız, aslında hayatı ve insan gelişimini oluşturan şey trilyonlarca hücrenin ölmesi ve trilyonlarca yeni hücre ile yer değiştirmesidir.Dolayısıyla doğumla birlikle gelişim sürecinde ölüm de devam eder.

Ölüm demek başkalaşım demektir,değişim demektir,gelişim demektir.

Teistlerin, idealistlerin kabullenemediği de budur.


Neden ?

Saygılarımla

evrensel-insan
22-02-2011, 22:16
Saygideger natan;

Teistlerin, idealistlerin kabullenemediği de budur.


Neden ?-Natan-

Olum konusu, alintidan da algilanacagi uzere, mustakil var olan varlik olan ve soyutlama yetisine sahip, sadece insanoglunun bir konusudur.

Buradaki olum, insanoglu turunun algiladigi bir olgudur.

Yalniz, bu olguyu yasayan insanoglu, bir olarak olen insanoglu degildir. Insanoglu bir olarak, kendi olumunu degil; baskasinin olumunu yasar ve algilarki, baskasinin olumu, artik yasayanin onun ile bir karsilikli iletisim kurma olanagini sonudur.

Bunu hemen kendi adina aklina getirir ve kendisinin de olunce, yasayan baskalarinin kendisi ile iletisim kuramayacagini algilar.

Eger birey bu bilince erismemisse, iste bu iletisimsizlik temelinde bir gelecek onu korkutur, meraklandirir, bir cozume yonelir. Yani, OLMEDEN, OLUMUN SENARYOSUNU yazar. Iste bu senaryo, teolojik, dinsel, doga ustu, dunya otesi, bilim kurgu ve baskalarinda gozlemlenenene dayanan bir gercegin, yasayanlar adina yazdigi senaryonun dogruluguna kendi aklini inandirir.

Ana neden budur. Ama karsitlarin birligini ve iciceligini algilamis bir beyin ise, celiski, iliski v.s. temelli her seyin sadece yasamdan kaynaklandigini, insanoglu biri olarak dogum ve olum arasina yasam dendigini, yasamin, dogumun olume dogru bir yolculuk oldugunu ve iciceligini algilar.

Cunku, hem insanoglu acisindan, birin olumu kendi adina yasanamaz; hem de insanoglu turunun butunlugu adina, ya da bir nesne, madde, doga, evren, dunya ve her turlu fenomenin kendi adina bir olum yoktur, cunku dogum da yoktur dolayisiyle, yasam da yoktur. Olan surekli suregel bir surecte yasam suren insanoglu birinin gozlemledigi, degisim, donusum, baskalasim ve olusumdur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Natan
22-02-2011, 22:26
Bunu hemen kendi adina aklina getirir ve kendisinin de olunce, yasayan baskalarinin kendisi ile iletisim kuramayacagini algilar -Evrensel

Sevdiklerinin ölümü ,bireyde bir özlem meydana getirir ve ölen kişilerle iletişim kurmanın yolunu arar.Bu gercekliğin devre dışı kaldığı andır ve inanç,fantazi boyutunda yer alır.

İnancın gercekliğine inanan biri olduğundan kendisi açısından bir problem de yok.Fakat kendi kendisiyle konuştuğunun farkında değildir.

İletişim için bir aracı kulanma girişiminde bulunduysa para kaybına uğrar.

Ölümle yüzleşebilmeliyiz

Saygılarımla

evrensel-insan
22-02-2011, 22:52
Saygideger arkadaslar;

Kisaca olum (olmek), insanoglu fenomeninin, mustakil var olan varlik birinin (fenomeninin) fenomenal iliski disi kalmasidir.

Bu da yasam suren digerlerinin, bu iliski disi kalan birleri fenomenle, numenal (zihinsel) iliskilerini surdurmesi demektir.

Yani, olen fenomen ile o yasamdayken yasanmis iliskilerin yasayan fenomen adina zihinsel yasatimi (anma, hatirlama, mezar ziyareti v.s.) devam ettirmesidir.

Bunun bir "oleni rahatsiz etme" olarak algilanmasi, olen birin yakilmasi ve onun ile olan iletisimin "oleni rahatsiz etme" algisi temelinde devam etmemesi anlamini tasir. Cunku yakilanin kullerinin savrulmasi, yasayanlar adina bu iliskinin sonu anlamini tasir. Tabi bu zihinsel iliskiye (anma, hatirlama v.s.) engel degildir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

spartacus
23-02-2011, 12:19
Bir önerme

İnsanlar ölümlüdür
Sokrates insandır.
Sokratesde ölür.

Bateson metaforu

İnsanlar ölümlüdür.
Otlarda ölür
İnsanda otdur.
------------------------------------------------------------------------------
Kaotik Aforizma.

Yaşam alış ölüm veriş gibidir. Alırken yaşar verirken ölürüz. Var olmak ve yok olmak değildir. var da yok da birliktedir, bütünde adı yoktur.

İrade organize olmuş farkın, farkındalığıdır.

dönüştürürken yaşarız, dönüştükçe ölürüz.

dönüştürürken alırız, alırken dönüştürürüz ve dönüştürdüklerimizi verir ve verdiklerimizi dönüştürürüz ve verdiklerimiz dönüşmeye devam eder, aldıklarımızda.

su buhara dönüşür, buhar suya dönüşür, dönüşüm ve geri-dönüşüm, canlılık hareket halindeliktir, ölümde.

yaşam ve ölüm süreğen bir dönüşüm, ikisi arasında ise organize olmuş farkındalık.

yaşam ve ölüm birliktedir, alıp-vermektir, bütünün adı yoktur, sadece dönüşümdür. Karmaşık görülebilir altında sadeliktir. Doğanın sadeliği.

su buhara döndü, demek ki öldü buhar şimdi ölü mü(yok olan ne var)? yaşarken ölmek, ölürken yaşamaktır bütünde ise uyum ve dönüşümdür. su'yun buhara dönmesi, buharında suya, karmaşık gelebilir, uyum ve sadelik, dönüşümün kendisinde, bütünün sadeliği.

aldığımız her şey dönüşümdedir, alırken, verilendir, verildikçe alınandır, ne var olmakda, ne yok olmaktadırlar.

tek başına ölüm olsa yaşam da olmazdı, tek başına yaşam olsa ölümün bir anlamı, hareket ve dönüşümünde.

dönüştürdükçe yaşarız, dönüştükçe ölürüz, bedenin her bir hücresi bütünün bir parçası, yaşarken ölür, ölürken yaşarlar, aldığımız her gıda ölürken yaşam bulur, yaşarken ölür. su ve buhar gibi... Yaşam ölüme, dönüşerek direnmektir, ölümse direnirken dönüşmek. formunu bozmamak için direnerek dönüşmek, aynı anda dönüşerek ölmektir(formunu bozmak). ne kadar ölürse, o kadar direnir, ne kadar direnirse de o kadar yaşar. yeşil ağaç dalı ile kuru arasındaki fark gibi. önemli olan esneyebilmektir.

Parçalanan bir yıldız yeni bir ölümdür, yeni bir yaşam, dönüşüm, yeni bir yaşam organizedir, dönüşürken direnir, direnirken dönüşür, büyük olan merkezine çeker, birleşir. hareket kaçınılmazdır, dönüşüm ise bir bütün.

"Ölenler nereye mi gider? Hiç doğmayanların olduğu yere." Seneca

ulpian
23-02-2011, 17:12
Bir önerme

İnsanlar ölümlüdür
Sokrates insandır.
Sokratesde ölür.

Bateson metaforu

İnsanlar ölümlüdür.
Otlarda ölür
İnsanda otdur.

''Betason metaforu'' ne demek?

Bu arada ikinci çıkarım yanlış. ''İnsanlar ölümlüdür'' ve ''otlar da ölür'' öncüllerinden (bu öncüllerin doğru olduğu varsayımından) ''İnsan da ottur'' çıkmaz.

(Belki sen de zaten bu çıkarımın hatalı olduğuna işaret etmek istemişsindir. Sana karşı olarak yazmıyorum. Ama mantık kurallarına göre bu çıkarım hatalı.)

vartor
23-02-2011, 18:03
Olum, olen sahis icin herseyin sonudur. Beyindir varligin farkindaligina varan. o oldugunde varlik da biter.

spartacus
23-02-2011, 18:32
''Betason metaforu'' ne demek?

Bu arada ikinci çıkarım yanlış. ''İnsanlar ölümlüdür'' ve ''otlar da ölür'' öncüllerinden (bu öncüllerin doğru olduğu varsayımından) ''İnsan da ottur'' çıkmaz.

(Belki sen de zaten bu çıkarımın hatalı olduğuna işaret etmek istemişsindir. Sana karşı olarak yazmıyorum. Ama mantık kurallarına göre bu çıkarım hatalı.)

Evet mantık önermesinde değerlendirince öyle, o yüzden özellikle metafor demek durumunda kaldım, ama mantıksal bir dizgi değil, bir metafor kalıbı, algı, tepki ölçümü yada olağanlaştırma, doğallaştırma açısından kullanılıyor. terapikde olabilir..

hayal denizinde yüzmek, yelkenleri suya indirmek, yelkenler fora, yüksekten uçmak, burnu havada olmak(burun değil sözlerde, düşüncede, hayalde, davranışda vs), ayakları yere basmamak(oysa konu fikridir, fikrinde ayağı yoktur bu söz mantıksızdır), .... gibi söylemler veya benzeşimlerde metafor vardır...

Tabi bu biçimiyle değil burada ki örnek, ölümü ot üzerinden olağanlaştırma, kimse ot için kabul edemezlik yapmıyor, otlar ölür ama kimsede hayır olamaz demez, bu anlamda ölüm açısında bir birleşim, bir benzeşim.

Sokrates mantığını esas almış metafor kalıbında.

tabi tepkide verileiblir buna karşı ve ölçülebilir, ama arzulanan ot olmaya tepki verilmesidir, sonra da senin otdan ne farkın var ölüm konusunda denebilir :)

ulpian
23-02-2011, 20:26
Anlıyorum. Ama, insanın da doğanın bir parçası olduğunu, diğer canlılardan kendini ayıran çok farklı bir 'varlık mertebesinde' filan olmadığını vurgulamak için kullanan metaforlarda, bu gibi mantıksal hatalı kalıpları kullanmasak, amacımızı ve vurgumuzu daha iyi ifade edebiliriz gibi geliyor bana.


Sokrates mantığını esas almış metafor kalıbında.


Yo hayır, aslında kullandığın 'metafor kalıbında', Sokrates örneğini işleyen doğru çıkarsamadaki mantık esas alınmıyor.

Birincinin (doğru çıkarımın) formel kalıbı:
(1) Her a, p özelliğine sahiptir. (örn. Her insan ölümlüdür.)
(2) X bir a'dır. (örn. Sokrates insandır.)

(3) öyleyse: X de p özelliğine sahiptir. (örn. Sokrates ölümlüdür.)

Bu mantıken geçerli bir çıkarsama. Yani: Şayet (1) ve (2) öncülleri doğruysa, bundan mantıken zorunlu olarak (3) sonucu çıkar.




Senin 'metafor kalıbında'ki (hatalı çıkarımın) formel kalıbı:
(1) Her a, p özelliğine sahiptir (örn. Her insan ölümlüdür)
(2) Her b, p özelliğine sahiptir (örn. Her ot ölümlüdür)

(3) öyleyse: a, b'dir (örn. İnsan ottur.).

Bu ise mantıken hatalı bir çıkarım. (1) ve (2) öncülleri doğru olsa bile, bundan mantıken (3) sonucu çıkmaz.



(Yine sana karşı bir eleştiri olarak algılamamanı rica ederim. Son zamanlarda diğer başlıklarda formel mantığın ne olduğu, ne olmadığı hakkında çok kez tartıştığımız için, bu konuda bir iritasyon olmamasını önemsiyorum sadece kendi adıma.)

spartacus
23-02-2011, 21:22
Anlıyorum. Ama, insanın da doğanın bir parçası olduğunu, diğer canlılardan kendini ayıran çok farklı bir 'varlık mertebesinde' filan olmadığını vurgulamak için kullanan metaforlarda, bu gibi mantıksal hatalı kalıpları kullanmasak, amacımızı ve vurgumuzu daha iyi ifade edebiliriz gibi geliyor bana.



Yo hayır, aslında kullandığın 'metafor kalıbında', Sokrates örneğini işleyen doğru çıkarsamadaki mantık esas alınmıyor.

Birincinin (doğru çıkarımın) formel kalıbı:
(1) Her a, p özelliğine sahiptir. (örn. Her insan ölümlüdür.)
(2) X bir a'dır. (örn. Sokrates insandır.)

(3) öyleyse: X de p özelliğine sahiptir. (örn. Sokrates ölümlüdür.)

Bu mantıken geçerli bir çıkarsama. Yani: Şayet (1) ve (2) öncülleri doğruysa, bundan mantıken zorunlu olarak (3) sonucu çıkar.




Senin 'metafor kalıbında'ki (hatalı çıkarımın) formel kalıbı:
(1) Her a, p özelliğine sahiptir (örn. Her insan ölümlüdür)
(2) Her b, p özelliğine sahiptir (örn. Her ot ölümlüdür)

(3) öyleyse: a, b'dir (örn. İnsan ottur.).

Bu ise mantıken hatalı bir çıkarım. (1) ve (2) öncülleri doğru olsa bile, bundan mantıken (3) sonucu çıkmaz.



(Yine sana karşı bir eleştiri olarak algılamamanı rica ederim. Son zamanlarda diğer başlıklarda formel mantığın ne olduğu, ne olmadığı hakkında çok kez tartıştığımız için, bu konuda bir iritasyon olmamasını önemsiyorum sadece kendi adıma.)

Zaten mantıksal bir kalıp değil. bana karşı olarak almıyorum zaten, mantıksal kalıp değildir, zaten psikoloji alanında kullanılan bir şeydirde.

Yo hayır, aslında kullandığın 'metafor kalıbında', Sokrates örneğini işleyen doğru çıkarsamadaki mantık esas alınmıyor.

Zaten o yüzden metafor. İlkinde insan baz alınmış, metaforda ise esas alınan ölüm. gerisi ise hikayeleştirmedir. Ve yöntemde sokrates kalıbını baz alır derken, sembol olarak alıyor, metafor kalıbına dönüştürerek kullanılıyor. burada zaten kalıp değişiyor.

Mantık değil vurgu aranıyor, yoksa dediğin gibi mantıklı değil, o yüzden de metafor deniyor, kelimeler sembolik.

ByNoGaMe
26-05-2011, 19:46
Ölüm Bir Başlangıç Bence : )

TUBA
27-05-2011, 16:08
Ölüm Bir Başlangıç Bence : )

evet bynogame

mısırlılar içinde bir başlangıçtı
o yüzden de piramitleri inşa ettiler cennete çıkan merdivenler olsun diye:D

siccin
25-07-2011, 23:55
ölüm sadece sonun başlangıcı ama bazıları için harbiden bi son :)

Msrtc
20-08-2011, 16:47
doğmadan öncede yoktum var oldum yok olunca tekrar var olabilirim tek korkum böcek olmak :P sonsuz zamanda sonsuz hayat ortaya cıkar sonusz acı ve sonsuz sefa bizi bekliyor.

Natan
21-08-2011, 21:45
Ölüm sonrası yaşamın olduğunu söyleyen dinler ve efsanelerdir. Bu efsaneleri bir yana bırakıp, olguya materyalistce yaklaşmak daha akıllıca bir davranış olacaktır. Kimi durumlarda kişinin agnostik bir tavır takınması ( bilmiyorum yaklaşımı) uygun olsa da bilimin bize gösterdiği şey; bilinç, ruh, öz, töz'ün insan zihninden ayrılamayacağı, bağımsız hareket edemeyeceğidir.

Beyin olmadan havada dolaşan bir düşüncenin varlığı nasıl mantıksızsa aynı şekilde beden olmadan ruhun ( bilincin) varlığını devam ettirmesi de aynı safdilliktir. Kanıt getiremeyeceğini anlayan inanırlar durumu inanç temelinde açıklamaya yönelseler de bu inançlarının dünya çapınta ve tarihsel düzlemde yüzlerce, binlerce değişik versiyonda bulunması dayanaksız, temelsiz olduğunu göstermektedir.

Ruh'la bedeni birbirinden ayıran ve bunu gösterebilecek olan varsa iki elini de havaya kaldırsın. Eğer bu tarihte görülmemişse tarihsel olarak gerçekleşmediği, ve bilimsel temelde de mümkün olmadığı anlamına gelir. Canlı ile cansız arasındaki farkı enerji boyutunda algılamalı ve bunu hayaletvari açıklamalardan ayırmalıyız.

Dinlerin Ruh'un varlığına yaklaşımı günümüz felsefelerinden ve inanışlarından çok farklı değildir. Semavi dinlerin Ruh'un ölümsüz olduğuna dair inançlarının yanında kimi yeni dinler ölümden sonra Ruh'un farklı bir bedene göçtüğünü öğretmektedir. Bence bu inanış, dinsel bilgi kapsamında dahi ele alınamaz. Bilgi; özne ile suje arasındaki karşılıklı ilişki olarak tanımlanıyorsa şayet, ruhun varlığını dile getiren düşüncenin özne-suje ilişki temeli nasıl açıklanır? Sonuta doğruluğu yada gerçekliği gösterilebilmelidir. Yoksa bilgi'den çok söylentinin dinsel dışavurumu şeklinde algılanır.

Söylenti için "dir" li cümlelerin kurulması ise yine akılcı bir davranış olmaz. Adı üzerinde söylenti. Yani birileri tarafından dayanaksız olarak ortaya atılmıştır. Kanıtlanamaz; ki kanıtlama gözlem ve deneye, test edilebilirliğe dayanır.

Ruh, öldükten sonra ne olur? sorusunun cevabı çoğu kez bilimsel değil, dinseldir. Dinlere göre de eşitlilik içerdiğinden ortada bir çeişki var demektir. Tarihsel temelde yaklaşacak olursak bu inanışların kökeni mezepotamya ve mısır kaynaklıdır; eski Kaldeye dayanır. İlkel insanların ilkel ceza hukuku ölümden sonraki aşamada da devamlılığını gösterdiği şeklinde dile getirilirdi. Yunanlılar, kasvetli ruhların varlığını sürdürmeye devam ettiğini öğretirken, çinliler cesur, kahraman yada üst rütbeli komutanların ahiret gibi tasvir edilen görünmez dünyaya yolculuk ettiğini öğrettiler. Zamanla değişen bir anlayış.

Tamamen temelsiz olup, inanç, iman sözcükleriyle ifade edilir.

MantikEsastir
22-08-2011, 08:39
The Holy Mountain (Kutsal Dağ) filminden bir alıntı;

Bu Ölüm Merasimi.Ölüm sizi sevgiyle kucaklayacak.Ölümü arkanıza alın.Size ödünç verileni geri verin. Zevklerinizden, acılarınızdan vazgeçin.Arkadaşlarınızdan,sevginizden vazgeçin.

Ailenizi,geçmişinizi unutun.Nefretinizi,arzularınızı dizginleyin.Hiçbirşey bilmiyorsunuz.Tek gerçek bu.Korkmayın.Vermek çok kolay.Yalnız değilsiniz..Mezarınız var.İlk Anneniz..Mezar yeniden doğuşunuzun kapısı.Şimdi en sevdiğiniz sadık hayvanınızı teslim edin.Saklamaya çalışmayın, hatırlayın; bu bir borç.Bacaklarınızı, cinsel organınızı, başınızı, kanınızı, organlarınızı, kemiklerinizi.. Artık bunlara sahip olmak istemiyorsunuz.Sahip olmak acı çekmektir..Evren cesedinize düşer.Sizi sevgiyle kucaklamaya geliyor..Çünkü o sizin gerçek vücudunuz.

Şimdi kalbiniz bomboş.Benliğinize sahip,kusursuzluğunuza..Yeni vücudunuz, artık evrenin kendisi,Tanrı´nın şaheseri.Yeniden doğacaksınız, gerçek olacaksınız.Kendi babanız,Kendi anneniz, kendi oğlunuz,Kendi kusursuzluğunuz olacaksınız..Gözlerinizi açın,Evren sizsiniz, yeşilsiniz.mavisiniz, hepsi sizsiniz..Benliğinizsiniz.

Khaos
24-08-2011, 12:40
ölüm her şeyin sonu değil.

sadece ölenin sonu.

hur-kus
03-11-2011, 23:45
Evet,

Ölüm her şeyin sonudur....

Kimler için ?

Tanrı tanımazlar için...

Çünkü onları ölüm uykusundan uyandıracak bir Tanrı'ları olmayacak.... (:

En azından onlar böyle inanıyor....


Peki, Sevdiklerini kaybeden Bazılarının Teselli Bulmasına Ne Yardım Etti?

40 yıldır mutlu bir evlilik süren Anna eşini kısa süre önce kaybettiğinde perişan oldu.
O şöyle diyor:

“13 yaşındayken annemi, sonra babamı, ardından iki ağabeyimi ve kızkardeşimi kaybettim. Fakat emin olun hiçbiri beni eşimin kaybı kadar sarsmadı. O ölünce sanki içimden büyük bir parça koptu. Acım dayanılmazdı.” Anna’nın bu acıya dayanmasına ne yardım etti? “Kocamın güzel yönlerini sevgiyle ve takdirle anlatan kardeşlerden pek çok e-posta ve kart geldi. Onları toplayıp bir albüm yaptım. Dostlarımız her bir mesajda onun hakkında özel bir şeyden söz etmişti. Eminim ki Yehova da kocamı hatırlıyor ve dirilme zamanında onu hayata geri getirecek.”

88 yaşındaki Esther de onu neyin ayakta tuttuğunu şöyle anlatıyor:

“46 yıllık bir birlikteliğin ardından en zor şey yalnız kalmak. Fakat ruhi faaliyetlerle meşgul olmanın çok faydalı olduğunu gördüm. İbadetlere katılma, Kutsal Kitabı kendi başıma okuma ve içindeki mesajı insanlarla paylaşma alışkanlıklarımı bırakmadım. Kendimi insanlardan soyutlamamanın da yararını gördüm. Beni dinleyen dostlarımla zaman geçirmeye çalışıyorum. Belki her zaman bir teselli sözü bulamıyorlar. Fakat zaman ayırıp beni dinlemelerini çok takdir ediyorum.”

48 yıllık evliyken eşini kanserden kaybeden Robert da şöyle anlatıyor:

“Sohbet edebildiğiniz, birlikte kararlar verebildiğiniz, seyahate ve tatillere çıktığınız, gün boyunca başınızdan geçenleri paylaşabildiğiniz bir eşin kaybına dayanmak çok zor. Sürekli bir mücadele vermek zorundayım ama pes etmeyip hayatıma devam etmeye kararlıyım. Fiziksel ve zihinsel olarak aktif kalmanın yararını gördüm.
Dua da benim için büyük bir teselli kaynağı.”Her Şeye Rağmen Anlamlı Bir Hayatİnsanın eşini kaybetmesi hayattaki en sarsıcı deneyimlerden biri olsa da her şeyin sonu değildir. Durumlarının olumlu yönlerini görmeye çalışan bazı kişiler, eskiden pek uğraşamadıkları faaliyetlere zaman ayırmaya başladı. Hobiler veya seyahate çıkmak gibi şeyler yaşamınızdaki boşluğu biraz olsun doldurabilir. Bazıları da yeni durumlarını Tanrı’ya daha çok hizmet etmek üzere değerlendirdi. Başkalarına yardım etmenin sevinç ve doyum verdiği kesindir. İsa’nın dediği gibi gerçekten de “Vermek almaktan daha büyük mutluluktur” (Elçiler 20:35).

Bir daha mutlu olamayacağınızı sakın düşünmeyin.

Siz Yehova’dan yardım isterseniz emin olun ki O da sizi bırakmayacaktır. Mezmur yazarı Davut peygamber Yehova için “dulu rahata kavuşturur” demişti (Mezmur 146:9). Kutsal Kitapta Yehova’nın ‘merhamet dolu Baba, her tesellinin kaynağı olan Tanrı’ olduğunu okumak insanın yüreğini ısıtır. Ayrıca O’nun hakkında “Elini açarsın, ve her canlıyı arzusuna göre doyurursun” denir (2. Korintoslular 1:3; Mezmur 145:16).

Sevgi dolu Yehova Tanrımız gerçekten de Kendisine içtenlikle yakaranlara yardım edebilecek güçtedir; bunu yapmaya istekli ve hazırdır. Sizin de şöyle söyleyen tapıcıları gibi hissetmenizi dileriz: “Gözümü dağlara dikiyorum, yardımım nereden gelecek? Yardımım, göğü ve yeri yaratan Yehova’dan gelir” (Mezmur 121:1, 2).

Saygılarımla

hur-kus
16-01-2019, 20:56
Ölüm bir uykudur,

Sevdiklerimiz bir yerde yaşamıyorlar, acı çekmiyorlar.
Kaybettiğimiz sevdiklerimiz bir gün bu dünyada tekrar yaşamak için uyandırılacaklar.

Onlar bunu bekliyorlar. Vahiy 21:4

Onlar Lazar gibi diriltiklerinde, sen onları karşılayanlar arasında olacak mısın?