PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Biyoloji kongresi ve 'kalbiyle düşünen insan'!


irsArtvin
19-07-2010, 01:35
İlk yedisi İstanbul Üniversitesi Biyolojik Araştırmalar Laboratuarı Kulübü (BAL) tarafından düzenlenen “Ulusal Biyoloji Öğrenci Kongresi”nin 17'ncisi bu yıl Gazi Üniversitesi tarafından gerçekleştirildi. Dün Beypazarı Gezisi ile son bulan kongreye 'kalbi ile düşünen insanlar' damgasını vurdu!

Gazi Üniversitesi'nin öncülüğünde bu yıl 17'ncisi düzenlenen Ulusal Biyoloji Öğrenci Kongresi'ne katılan öğrenciler, birden fazla tuhaflıkla karşılaştılar. İlk gün konuşma yapan akademisyenlerden Prof. Dr. Orhan Arslan'ın bir bilimsel kongre ile ilgisi kurulamayan konuşması "tuhaflıklar" silsilesinin başlangıcı olarak kayda geçti. Konuşmasında “gönül gözünün, kalp gözünün” öneminden bahseden Gazi Üniversitesi öğretim üyesinin “beynimizle değil kalbimizle düşündüğümüzü” söylemesi tepki topladı. Bir bilim kongresinde böyle bir konuşmaya yer verilmesi kafalarda soru işaretleri uyandırdı.

Kongrenin kapanış töreninde Kurtlar Vadisi’nde Polat Alemdar karakterini canlandıran Necati Şaşmaz’ın “17. Ulusal Biyoloji Kongresi’ne sizi de bekliyoruz” metnini okuduğu videonun izletilmesi dikkat çekti. Memati rolünü oynayan Gürkan Uygun’un “Gelin!” diye bağırdığı videonun ardından katılımcılara sertifikaları dağıtıldı.

Öğrencilerin isyan etmesine yol açan diğer bir olay ise sonraki kongrenin yapılacağı üniversitenin seçiminde yaşananlardı. İstanbul Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi, Marmara Üniversitesi ve Kilis 7 Aralık Üniversitesi’nin aday olduğu ve Biyoloji Öğrencileri Platformu'nun (BİYOP) düzenlediği seçimlerde Gazi Üniversitesi öğretim üyelerinin açıktan desteği ile Marmara Üniversitesi bir sonraki sene kongreyi düzenlemeye hak kazandı. Bazı öğrenciler öğretim üyelerinin BİYOP temsilcilerini etkileyerek seçime müdahale ettiklerini iddia etti. İddialar üzerine sonuca itiraz eden İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin görüşleri dikkate alınmadı. Bunun üzerine konuyu kamuoyuna duyuracağını söyleyen İstanbul Üniversitesi öğrencileri açıklama beklediklerini ilettiler. İstanbul Üniversiteli öğrenciler Türkiye’ye mal ettikleri kongrelerine sahip çıkacaklarını, bilimdışı görüşlere alet edilmesine izin vermeyeceklerini bildirdiler.

BİYOP’un daha önceki senelerde TÜBİTAK’ın evrim teorisini sansürlemesi olayının ardından tepki göstermemesi biyoloji öğrencilerinin platforma olan güvenini sarsmış, bazı temsilcilerin istifalarına neden olmuştu. Öğrenciler, Marmara Üniversitesi’nin kongreyi almasının ardında Gazi Üniversitesi’nin açıktan desteği neden verdiği, bunun bilimsel bir kaygıyla mı yoksa iki üniversitenin konu üzerinde nasıl mutabık kaldıkları sorularının cevaplanmasını istiyor.

(soL - Ankara)
http://haber.sol.org.tr/kent-gundemleri/biyoloji-kongresi-ve-kalbiyle-dusunen-insan-haberi-31033

Çağımızda kapitalist ekonomik düzenin yaratmış olduğu iki ayrı sınıf olan salt emeğini satarak geçimini sağlayan (karnını kıt kanaat doyuran, insanca yaşamdan çok uzak) işçi sınıfı ile tüm üretim araçlarına sahip olup, artı değerle yani işçi sınıfının üzerinden olağan üstü kar sağlayıp refah, bolluk, bereket içerisinde yaşayan burjuvazi arasında olduğu gibi ayni zamanda da sosyalist/komünist, ilerici, aydınlanmacı insanlar ile arkalarında burjuvazinin büyük desteği ile birlikte; ilkel, insanlığın gelmiş olduğu medeniyetin normlarıyla tamamen birbirine zıt fikirlere sahip, insanlığa fayda sağlayabilecek, geliştirecek hiçbir öğretisi, düşüncesi olmayan bunun tam aksine kendi ekonomik menfaatleri doğrultusunda bilimi, bilgiyi yok edip sahip oldukları tek şey olan beyinleri uyuşturucu din afyonunu insanlığa yayarak hükmettikleri geniş halk yığınlarını daha da kolay biçimde kontrol etme amacı içerisinde olan gerici, yobaz insanlar arasında da olağan üstü bir savaş hüküm sürmektedir.

Sosyalist/komünist, ilerici, aydınlanmacı insanlara düşen görev; bu savaşta elimizden gelenin en iyisini yaparak, savaşın galibi olup insanlığa bilimi, bilgiyi, karşılıksız (cennet arzusu ya da cehennem korkusu olmadan veyahut farklı talepler vb.) sevmeyi, paylaşmayı öğretip eşit, sömürüsüz bir dünyada insanlığın binlerce yıldır geliştirmiş olduğu medeniyeti, olağan gücümüzle ileriye, aydınlık yarınlara taşımaktır.