PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Roman İnci Aral


mitch
19-07-2010, 12:09
Son okuduğum kitabı: Taş Ve Ten.
Edebiyat dilini çok iyi bilen, ve bunu çok iyi kullanan çok saygı duyduğum bir yazar.
Acılar içinde yaşadığı hayatından kesitleri de anlatım türü şeklindeki "Unutmak" adlı kitabını da daha önceden okumuştum.
Şu an ise; Yeşil adlı eserine devam ediyorum.
İnci Aral, Unutmak...

http://www.kadinhayat.com/ic_resim/1205490975_full.jpg

Ortaya, edebiyata otuz yılı aşkın bir süre gönül vermiş, emek vermiş bir yazarın içtenlikle anlatılmış portresi çıktı.
Doğumundan bugüne kadar özel hayatıyla, çocukluğu, fırtınalı gençliği, parçalanıp dağılmış ailesi, parasız yatılı okulları, uçurumları, yolları, şehirleri ve aşklarıyla insan İnci Aral'ın kapılarını okuruna açıyor Unutmak. Hiçbir şeyi atlamadan, gizlemeden.
Bir Anadolu kentinde başlayan yazarlık hayatına her dolaştığı kentte katmanlar ekleyen, zenginleştiren, mücadelelerle bugünkü yerine gelen duyarlı bir yazarın edebiyata ve kendi yazdıklarına bakışı da var Unutmak'ta.
Hayatına edebiyatın, edebiyatına hayatın ışıklarını düşürebilen bir yazarı daha iyi tanımak, yazma tutkusunun ne olduğunu anlamak isteyenler için.



Taş Ve Ten

Ulya, bir heykel sergisi açmak üzere Almanya'ya giderken yıllardır birlikte yaşadığı erkekle yol ayrımına varmış olduklarının farkındadır. Bu beraberlikle aşktan korunmuş ama yüreğini çoraklaştırmıştır. Öte yandan teninde ve ruhunda ilk gençliğinde yaşadığı ve unutmak için çaba harcadığı büyük bir aşkın ve yıkımın izleri vardır. Ulya'nın geçmişini geri çağıran, susamış ruhunu canlandırıp uykudaki bedenini uyandıran, Hamburg'da, onu evinde konuk eden Sina olacaktır. Bu çocuksu genç adam, yirmi yıl önceyle şimdinin garip bir biçimde örtüştüğü bir yanılsamaya, büyük bir altüst oluşa sürükler dingin, durmuş oturmuş Ulya'yı. Eski aşkı, çocuğunun babası 'B'nin imgesi ile Sina'nın varlığı birbirine karışır zihninde. Her şey bir tekrara dönüşmüş gibidir. Yalnızca dört gün sürse de geniş mekân ve zamanlarda gezinen bu serüven, olgun bir kadınla ondan daha genç bir erkek arasında, acıya tanıdık, birbirine yabancı ve aykırı olmanın baştan çıkarıcı duygu ortamında yaşanır. Öyle içten ve yoğundur ki, sessizlik olmazlıkla şiddetlenen bir tutkuya dönüşür.

Taş ve Ten; bir aşkın yeniden tasarımı, gecikmiş bir sıçrama anıdır. İki insanın ölümcül acılar, düş yıkımları ve korkularla yazılmış kişisel tarihlerini ve yüreklerini birbirlerine açarken kaybetmeye yaktıkları ağıttır. Bölüşerek suskunluğu aşma duygusu, arzuların ve ruhun dünyasına özgürleştirici bir yolculuktur.

İnci Aral, tüm kitaplarında olduğu gibi, kendine özgü yalın, zengin dili; bireysel yaşamları müthiş bir nesnellikle aktarmadaki ustalığı; sağlam kurgusuyla Taş ve Ten'i de farklı katmanlarda örüp dokuyor. Türkiye'nin kaderini çizen olağanüstü dönemleri; o dönemlerin bambaşka kişilere dönüştürdüğü insanları; kayıp giden hayatları; hesabı verilemeyen 'kaybolmuş' kişileri; sürgün ve göçmen olmanın yalnızlığını, boyun eğme olgusunu; gençler kadar, orta yaşa varmış kadınla erkeğin de ruh hallerini derinlemesine anlatıyor. Okurunu bir kez daha sürükleyici bir roman atmosferine çekip orada tutsak ederek.