PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Tanrı'nın Varlığını İspatlayabilir misiniz?


Gündelik Ekmeğimiz
23-07-2010, 19:10
Filozoflar ve ateistler bu soruyu niçin çok severler?

Immanuel Kant, Critique of Pure Reason (Salt Aklın Tenkiti) isimli eserini yazdığından bugüne dek, düşünürler arasında Tanrı'nın varlığını kanıtlamanın imkansız olduğu ısrarlı bir şekilde dile getirilir. Açıkçası bu iddia, tüm dünyadaki aydın ya da entelektüel çevreler tarafından bir tür dogmaya yükseltildi ve kabul edildi. Benim bunu dogma olarak nitelendirme sebebim ise, bu kişilere her ne zaman bu konuyu açsam aldığım şiddetli tepki, küçümseyici bakışlar ve alaycı ifadeler olmuştur. Birisi "Tanrı'nın varlığını kanıtlayamazsın" dese içimden şunu sormak geçer: "Nerden biliyorsun ki? Benimle daha yeni tanıştın! Sen benim neyi yapabileceğimi ya da yapamayacağımı nasıl bilebilirsin?"
İnsanlar "Tanrı'nın varlığını kanıtlayamazsın" derken ne kast ederler? Çoğu insanlar, benim insanları Tanrı'nın olduğuna, varlığına ikna edici bir felsefi tartışmaya giremeyeceğimi kast ederler. Ancak gözden kaçan bir unsur vardır: eğer ben en katı ve en ateşli ateisti ikna etmeyecek olursam, gerçekten de Tanrı yok mu demektir? Eğer bu kadar katı bir ateisti ikna edemezsem, onların iddiası geçerli ancak benimki geçersiz mi olur?
Bir kere tüm dünyadaki düşünürleri ikna edecek bir iddiaya sahip olamayacağımı biliyorum. Ancak bu durum bana Tanrı hakkında ne anlatır? Hiçbir şey. Bu durum bana Tanrı hakkında değil, ispatın doğası hakkında bir bilgi verir. Ben herkesi ikna edecek bir argüman ortaya atamasam da Tanrı, şüphesiz bir şekilde vardır. Argümanlar veya iddialar, gerçekleri değiştirmez.
Herkesi, her konuda ikna edemeyiz. Tüm insanları, aslında dünyanın 5 dakika önce oluşmadığına ve tüm anılarımızın bir illüzyon olmadığına, etrafımızdaki herkesin akıllı robotlar olmadığına ve çok azımızın gerçek insanlar olduğuna, şu anda uzaylı bilim adamları tarafından incelenen bir labarotuarda olmadığımıza ikna edemezsiniz.
Şüphe içermeyen bir tane bile felsefi iddia yoktur. Tanrı'nın varlığına dair felsefi argümanlar, matematiksel kesinlik içeremez, ancak argümanların bu doğası Tanrı'nın varlığını zayıflatmaz. Argümanların doğası, Tanrı'nın varlığı sorusunu, sonsuzluk var mıdır sorusu ile aynı kategoriye koyar.
Bu durum, Tanrı'nın varlığı için ortaya atılan argümanları faydasız yapar mı? Kesinlikle hayır. Tüm insanları Tanrı'nın varlığına ikna edememem demek Tanrı'ya inanmak için sebeplerim olamayacağı anlamına gelmez. Belki de benim inanç sebeplerimin bazıları senin için ikna edici olabilir. Eğer Tanrı'nın var olduğuna inanmak için ikna edilemezsen bile, benim düşüncelerim faydasız olmayabilir. Dünyanın beş dakika önce oluşmadığına, diğer insanların robot olmadığına inanmak sağduyumuzun bir eylemidir. Bazı şeylere, kanıtlanmadan da inanmak doğaldır ve mümkündür. Belki de Tanrı'nın varlığına dair bazı argümanlar, sizin için Tanrı'ya duyulan inancı mantıklı kılacaktır.
Peki biz Tanrı'nın var olduğunu nasıl bilebiliriz? Şüphe edilemez kanıtları aramak yerine alternatif düşünceleri ve delilleri tartarız. Hangi alternatifin, kanıtlara en çok uyum sağladığına bakarız. Yazan: Gregory E. Ganssle, Ph.D.

evrensel-insan
23-07-2010, 19:36
Saygideger Gundelik Ekmegimiz;

Tanrinin varligi/yoklugundan once, "nasil oznel bir icerikle bezenmis bir tanri" dan bahsediyoruz, once onun ortaya konmasi gerekir.

Her dinli (tek tanrili, puta tapan, pagan, cok tanrili), ya da dinsiz (deist, panteist, panenteist)in tanri algilari farklidir. Hatta, her bir kisinin bile tanri algisi farklidir. Dolayisiyle, varlik ve yokluktan once, nasil bir tanri icerigi oldugu ortaya konmalidir.

Bu tanri icerigi, ne olarak ve nasil olarak ortaya konursa konsun, uzerinde deney, gozlem, bulus, inceleme, arastirma v.s. yapilamayacagi icin, evrenselonayi olamaz, sadece kendine gore tanrisini ortaya koyanin ideolojik inancsal dogrularla iceriklendirdigi tanrisidir, o yuzden de yanlislanamaz. Dolayisiyle, ne bilimin her hangibir dalinin bir konusudur, ne de bilimseldir.

Her turlu (soyut/somut, oznel/nesnel) icerikteki, tanri; tamamen, felsefenin, metafizik ve etik dallarinin bir inancsal, ideolojik zihniyetinin bir urunudur.

Oyuzden, bilimsel olmayan ve tamamen inancsal ve ideolojik olan, tanri kavraminin ne ne oldugu ortaya konabilir, ne dogrulanabilir, ne de yanlislanabilir. Dogrulanamayan, ortaya konamayan, yanlislanamayan, bilimsel olmayan, evrensel onay icermeyen bir tanri kavraminin da, ne varlik ispati olur, ne de yokluk.

Ateizm, sadece ortaya cikmis, belirli bir oznel icerik ile iceriklenmis, ideolojik inancsal tanriyi, "boyle bir icerikte/ozellikte bir tanri olamaz ve yoktur" diyerek, yoklayabilir.

Cunku, sonucta ancak bir inanir, kendi algisinda var kildigi tanrisini ve onun ozelliklerini, icerigini ortaya koymak durumundadir. Yoksa, ne oldugu belirsiz bir tanri kavraminin varlik/yokluk tartismasi, beyhude ve mantiksal degildir.

O yuzden "hangi, ve nasil ir tanrinin varligi, nedir butanrinin ozellikleri, icerigi?" senin once bu soruyu yanitlaman gerekir. Sonrada, senin verdigin icerikteki bir tanrinin, varlik ve yokluk ispati/reddi, tamamen ideolojik inancsal bir ikna olma, kabullenme, teslim olma yada, ikna olmama, red etme ve teslim olmama mantigidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Gündelik Ekmeğimiz
23-07-2010, 19:53
Senin bu sorularının cevabı aslında yazının içinde var. Ama senin bu sorguların da "Tanrı Gerçeği"ni yok etmez.Sanırım yazıyı dikkatli bir şekilde okumadınız ve bu nedenle, hali hazırda içinde cevap da olan soruları yinelemekten öteye gidememişsiniz. Kısacası bir kısır-döngü içerisinde deviniminizi sürdürmektesiniz. Aslında tüm ateistlerinde yaptığı bu. Belli soruları ciklet gibi ciğnemekten öteye gidemiyorlar. Alternatiflerin neler olduğuna bakmak yerine sadece kafalarındaki varolan kalıplara oturtmaya çlışıyorlar Tanrı'yı. Tanrı her zaman dünya kurulalı beri zaten aynıdır. Tanrı değişmez. Değişen insandır.

"Oyuzden, bilimsel olmayan ve tamamen inancsal ve ideolojik olan, tanri kavraminin ne ne oldugu ortaya konabilir, ne dogrulanabilir, ne de yanlislanabilir. Dogrulanamayan, ortaya konamayan, yanlislanamayan, bilimsel olmayan, evrensel onay icermeyen bir tanri kavraminin da, ne varlik ispati olur, ne de yokluk."

Bu, sizin aklı da inkar etmeniz manasına geliyor kanımca. Zira aklın kullanımı ve bilincin oluşumu da soyutluluk mevcuttur. Aklı da göremeyiz ama bilebiliriz değil mi? Şöyle bir örnek vereyim. Bir insana "gerizekalı" deriz örneğin. Peki bu sözü neye istinaden o şahsa sarf ederiz? Sana davranış şeklinden ve/veya yapmış olduğu eylemler neticesinde o kişiyi, hiçbir deneysel teste tabi tutmadan bu şekilde yaftalarız. Peki bunu neden yaparız? Bilinç ve akıl da sorgulanamıyor lakin var olduğu biliniyorsa, Tanrı neden bilinmesin?

evrensel-insan
23-07-2010, 20:08
Saygideger Gundelik Ekmegimiz;

Bu, sizin aklı da inkar etmeniz manasına geliyor kanımca. Zira aklın kullanımı ve bilincin oluşumu da soyutluluk mevcuttur. Aklı da göremeyiz ama bilebiliriz değil mi? Şöyle bir örnek vereyim. Bir insana "gerizekalı" deriz örneğin. Peki bu sözü neye istinaden o şahsa sarf ederiz? Sana davranış şeklinden ve/veya yapmış olduğu eylemler neticesinde o kişiyi, hiçbir deneysel teste tabi tutmadan bu şekilde yaftalarız. Peki bunu neden yaparız? Bilinç ve akıl da sorgulanamıyor lakin var olduğu biliniyorsa, Tanrı neden bilinmesin?-G E-

Burada bilinen bir durum yoktur, sadece bir kisinin, kendi duzeyi temelinde baska bir kisinin dusunce ve davrasnisini degerlendirmek vardir.

Siz zannedersem, beni mesajimdan degerlendirmek yerine, kendi dusuncelerinizi ve de kendi degerlendirmenizi kendi adiniza dile getirmissiniz.

Ben ise, sizi, kendi adima dile getirmedigim gibi, kendimi de dile getirmedim. Sadece konunun tum resmini, butun ayrintilari ve ciplakligi ile ortaya koydum.

Eger bu ortaya konan resme karsi bir dusunceniz, gorusunuz v.s. varsa onu dile getirebilirsiniz, bir mesajdan benim hakkimda, yaptiginiz spekulatif inancinizi degil.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Gündelik Ekmeğimiz
24-07-2010, 02:17
Zaten sizi mesajınıza göre değerlendirdim. Ama siz gönderdiğim yazıyı bile tam manası ile okumayı red etmişsiniz. Zira, sizin yukarıdaki yazımı okumuş olsaydınız tam manası ile böyle tuhaf soruları da sormazdınız. Ayrıca tabiki de kendi düşünce ve değerlendirmemi kendi adıma dile getireceğim. Kalkıp da başkasının adına değerlendir neden yapayım ki? İstediğim şekilde yorum yaparım. Sonuçta dialog içerisinde olduğum kişi sen isen tabiki de doğal olarak senin söylediklerin üzerine yorum yapacağım. Fakat siz ateist kesimi sadece eleştirme ve yargılama peşindesiniz. Ayrıca yorum yapma hakkım var ise istediğim gibi yaparım.

evrensel-insan
24-07-2010, 03:14
Saygideger Gundelik Ekmegimiz;

Ama siz gönderdiğim yazıyı bile tam manası ile okumayı red etmişsiniz. Zira, sizin yukarıdaki yazımı okumuş olsaydınız tam manası ile böyle tuhaf soruları da sormazdınız.-GE-

Onyargi nedir bilirmisiniz? Sizin yukaridaki, hakkimda kendinizce dile getirdiginiz, cumlelerinizdir.

Sorularin "tuhafligi" kime/neye gore saptanir, nedir bunun evrensel onay kazanmis olcutu, var mi?

Sizin yazinizi, hem de "tam manasiyla okumayi red ettigimi" neye dayanarak soyluyorsunuz?, siz benim yanimda misiniz?, buna sahit mi oldunuz?

Goruldugu gibi, bu tip tamamen spekulasyon, onyargi ve tek bir pencereden bakmak, iste boyle mantiksal olmayan sonuclar dogurur.

Mesela, bu tip bir yanasim gostereceginize, siz; benim dile getirdim dusunceleri, yine kendinizce, en azindan bir degerlendirmeye tabi tutabilirdiniz. Yalniz bunun icin, bilgi, birikim, gozlem ve bunlarin verdigi bir paylasim ufku gerekir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Gündelik Ekmeğimiz
24-07-2010, 10:10
Saygideger Gundelik Ekmegimiz;

Ama siz gönderdiğim yazıyı bile tam manası ile okumayı red etmişsiniz. Zira, sizin yukarıdaki yazımı okumuş olsaydınız tam manası ile böyle tuhaf soruları da sormazdınız.-GE-

Onyargi nedir bilirmisiniz? Sizin yukaridaki, hakkimda kendinizce dile getirdiginiz, cumlelerinizdir.

Sorularin "tuhafligi" kime/neye gore saptanir, nedir bunun evrensel onay kazanmis olcutu, var mi?

Sizin yazinizi, hem de "tam manasiyla okumayi red ettigimi" neye dayanarak soyluyorsunuz?, siz benim yanimda misiniz?, buna sahit mi oldunuz?

Goruldugu gibi, bu tip tamamen spekulasyon, onyargi ve tek bir pencereden bakmak, iste boyle mantiksal olmayan sonuclar dogurur.

Mesela, bu tip bir yanasim gostereceginize, siz; benim dile getirdim dusunceleri, yine kendinizce, en azindan bir degerlendirmeye tabi tutabilirdiniz. Yalniz bunun icin, bilgi, birikim, gozlem ve bunlarin verdigi bir paylasim ufku gerekir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Demogoji konusunda inanın size madalya verseler yeridir. Zira sizler hala dah bazı soruların yanıtı verememişken (ateistler olarak), bir de üstüne üstlük,, konunun özüne inmiyor, kıyısından, köşesinden dolanıyorsunuz. Ama normaldir. Zira soruya soru ile karşılık vermek kişinin o sorunun yanıtını net bilmediği ama bilmediğini de kabul etmeyerek, kaçtığını gösterir.

"Onyargi nedir bilirmisiniz? Sizin yukaridaki, hakkimda kendinizce dile getirdiginiz, cumlelerinizdir."

Yazınızdan ve yazıma verdiğiniz sonuçtan bu çıkıyor. Yanınızda olmama gerek yok. Zira kendi cevabı yazının içinde olduğu halde, hala cevabı belli olan soruları sormanızdan bu sonuç çıkıyor. Bak yine demogoji. Zaten siz ate'lerin bir nevi "imdat çekici" bu demogojidir.

"Sorularin "tuhafligi" kime/neye gore saptanir, nedir bunun evrensel onay kazanmis olcutu, var mi?"

Siz "ironi" denilen şeyin ne olduğunu bilir misiniz? Gözlerinizdeki at gözlüğünü çıkartın ve birazda etrafınıza bakın. Salt kendi doğrularınızı, kabul ediyor, aksi bir görüş sunulduğunda red ediyorsunuz. Bu sizin bir nevi körü körüne biadettiğiniz manasını taşır. Oradaki "tuhaf" kelimesitamamen ironi amaçlıdır ve bilinçli şekilde kullanılmıştır. Yani sizin yazılarımı ne açıdan ve nasıl okuduğunuzu saptamak için. Buradan da anlaşılıyor ki, salla-pati cevaplarla, açıklık getirmek yerine sözümona kendinizce cevap verdiğinizi sanarak tekrar soru sorma gafletine düşmeniz, aslında sizin konuyu çarpıtmaya yönlikeylemlerinizin göstergesidir.

"Goruldugu gibi, bu tip tamamen spekulasyon, onyargi ve tek bir pencereden bakmak, iste boyle mantiksal olmayan sonuclar dogurur."

Mantık nedir? Sana mantıklı gelen bir olay ve/veya olgu karşıdaki kişiye mantıklı gelmek zorunda mıdır? Hiç düşündün mü? Yazının sonundaki "kanıtlara uygun alternatifler nelerdir?" diye sordun mu kendine? "Bu alternatifler neler olabilir?" gibi soru öbekleri, zihnini kurcaladı mı? Sanmıyorum. Zira kurcalamış olsa, kendi mantık doğrularını karşı tarafa dayatmak gibi bir uğraş içerisine girmezdin. Cevap vermek yerine mantık dışlık ile itham etmeniz bu sizin ne kadar düşünmeye verdiğiniz önemi(!) göstermektedir. Cevap vermek yerine suçlama.

"Mesela, bu tip bir yanasim gostereceginize, siz; benim dile getirdim dusunceleri, yine kendinizce, en azindan bir degerlendirmeye tabi tutabilirdiniz. Yalniz bunun icin, bilgi, birikim, gozlem ve bunlarin verdigi bir paylasim ufku gerekir."

Bu son yazdığınız da beni haklı çıkartmaktan başka bir şey yapmıyor. Çünkü "siz benim" diyerek, benim sunmuş olduğum görüşü kabul etmediğiniz ve sadece "doğru olan benim düşüncem", "siz benim gibi düşünmezseniz yanlışsınız" diyerek dayatmacı bir üslup içerisinde, farklı olgu ya da alternatiflere kapalı olduğunuz sonucu baris ortaya çıkmaktadır. Zira baştan beri, açıklama getirmeyip, sadece ortalama bir zeka ile basit kaçamak sorular ile olayı ört-pas etme telaşında olduğunuz ve karşıt fikirlere kapalı olduğunuz sonucu ortaya çıkıyor. Siz benim bilgi, birikimi mi neye göre kıyaslıyorsunuz? Benim almış olduğum eğitimi nereden biliyorsunuz ki bu şekilde konuşuyorsunuz? Ate'lerin çoğunun yaptığı şeyi siz de yapmışsınız. İşinize gelmeyince, karşınızdakini suçlama ve hakaret boyutuna olayı vardırmışsınız. Aslında bu sizin ne denli "zavallı" olduğunuzun kanıtıdır. Siz ate'lerin öncelikle cevap vermesi gereken, belli başlı sorular vardır ama sizler hali hazırda bu sorulara yanıt veremiyor ve sürekli olayı başka noktalara çekerek, kendinizi haklıymış gibi gösteriyorsunuz. Tabiri caiz ise zeytin yağı misali, hep su üstüne çıkmaya çalışıyorsunuz.

evrensel-insan
24-07-2010, 10:26
Saygideger Gundelik Ekmegimiz;

Demogoji konusunda inanın size madalya verseler yeridir.-GE-

Saygi sinirlarini asan bir dusunce ve dil uslup dile getirenle, benim bilgi, birikim alis verisim olamaz. Daha benim ateist olmadigimi bile algilayacak, okudugunu anlama bilincinizin olmadigi da, boylece aciga cikmis oldu.

Bundan sonra, bana yonelik mesajlariniza cevap veremeyeceginizi bilmenizi isterim. Uzulerek belirtmeliyim ki, iki seneden fazladir, dusunce dile getirdigim bu sitede, boyle bir karari ilk kez, sizin dusunceniz uzerine aliyorum, sevinebilirsiniz.

Bu arada, simdiye kadar belirttiginiz gorusleriniz icin de, tesekkurler.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Gündelik Ekmeğimiz
24-07-2010, 10:32
"Tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış" diye bir söz vardır. İslamcı ya da ateist. İki grubunda birbirinize benzer yanları oldukça fazla. İslamcılarda yüzyılllar boyunca, kendi doğrularını dayatma telaşında değiller mi? Siz istediğiniz gibi konuşun; "Yalniz bunun icin, bilgi, birikim, gozlem ve bunlarin verdigi bir paylasim ufku gerekir." gibi bir laf edin, ama karşınızdaki, bu sözünüze istinaden konuştuğunda alınganlık gösterin. Çok da umurumda idi. İlk önce siz ne ve kim olduğunuza karar verin.

evrensel-insan
24-07-2010, 10:38
Saygideger gundelik Ekmegimiz;

İslamcı ya da ateist-GE-

Tutturana kadar atmaya devam. Sirada, hangi onyargi, tahmin spekulasyon var? Nasrettin Hoca'nin gole maya caldigi gibi "bakarsin, tutturabilirsin. NASIL OLSA, ONYARGI, BILINC ALTINA ISLEMIS.

Saygilarimla;
evrensel-insan

hackercesur
24-07-2010, 10:42
Tanrı var ya da yok. Bu kişilerin inanç meselesidir. İnsanlık tarihi boyunca bakarsanız insanlar dogada görüp anlam veremedigi şeyleri... yagmur, kar, gökgürültüsü, fırtına gibi (bugün hepsinin bilimsel bir açıklaması var.) ve tabi bir de ölüm gibi kavramları hep birşeylerin yarattıgına inanmışlardır. Güneşe, puta, öküze tapma olayları çok tanrılı ve tek tanrılı dinlerin çıkış noktası da budur.

Gelelim sizin söylediginiz konuya;

Tanrının varlığını ya da yokluğunu ben tabiki ispatlayamam. Sadece mantıgıma göre hareket ederim. Benim mantıgım psikopat bir tanrı kavramını reddediyor. Eğer tanrı varsa bile bu insanların anlattıgı gibi birisi degildir. Kitapların anlattıgı gibi degildir...

Sanıyorum anlatabilmişimdir. Şöyle çevrene bir bak dogaya bir bak. Dogadaki tüm canlıların ortak özellikleri vardır. Üreme, tuvalet, dinlenme(uyku), solunum vs... Ve tüm bu yaşam formları uzay gibi sonsuzlugun içinde dünya adını verdigimiz gezegeninde ortam bulmuştur. Şöyle bir bakarsan her canlının farklı farklı özellikleri gelişmiştir. Mesela bir maymun daldan dala hızlıca giderken, bir aslanın güçlü pençeleri vardır. Bir zürafa yüksek yerlere rahatlıkla erişebilirken bir kuş uçmaktadır.
İnsanda tüm bu ortak özelliklerinden dolayı bir canlı olarak nitelendirilir. İnsanın özelligi ise beynini kullanabilmesidir. Yani düşünebilmesidir. Dogada bir hayvan öldügü zaman diger hayvanların beyni evrimleşmedigi için kendinin de birgün ölecegini düşünmez.
Fakat insan adını verdigimiz canlı düşünebildigi için, birgün kendisinin de ölecegini bilir.

Ve bundan korkar... Çünkü beynini kullanabildigi için ölümsüz olmayı ister.

İşte tanrı kavramının çıkışı da buna dayanmaktadır.

Eger insan ölümsüz olsaydı ne tanrı ne cennet ne de cehennem kavramı olurdu...

ispattan kastınız göstermekse bunu size kimse yapamaz. Zaten tanrı olsaydı şimdiye kadar kendini insanlardan neden saklasın ki ?

evrensel-insan
24-07-2010, 10:53
Saygideger hackercesur;

Mustakil bir varlik olarak dogan, insanoglu birinin; ne dogum insiyatifi, ne de kendi olumunu, kendisinin yasayamayacagini ve elinde bir tek yasami oldugunu ve bunun her turlu insandisi ve insanlikdisi tabudan once geldigini, kendi birinin ve turunun varligini bilincine cikarana farkina varana ve algilayana kadar; kendi birini, kendince oznel icerik ile besledigi, soyut/somut degere teslim etmeye ve onun degerleri icin yasamaya ve yasamini feda etmeye devam edecek. Ne diyorlar, buna; alin yazisi, kader, kulluk v.s.

Korkunun ecele faydasi yoktur.
Kustan korkan dari ekmez.
Burasi Mustur,
Yolu Yokustur,
Giden gelmiyor,
Acep, ne istir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Gündelik Ekmeğimiz
24-07-2010, 11:06
Tanrı var ya da yok. Bu kişilerin inanç meselesidir. İnsanlık tarihi boyunca bakarsanız insanlar dogada görüp anlam veremedigi şeyleri... yagmur, kar, gökgürültüsü, fırtına gibi (bugün hepsinin bilimsel bir açıklaması var.) ve tabi bir de ölüm gibi kavramları hep birşeylerin yarattıgına inanmışlardır. Güneşe, puta, öküze tapma olayları çok tanrılı ve tek tanrılı dinlerin çıkış noktası da budur.

Gelelim sizin söylediginiz konuya;

Tanrının varlığını ya da yokluğunu ben tabiki ispatlayamam. Sadece mantıgıma göre hareket ederim. Benim mantıgım psikopat bir tanrı kavramını reddediyor. Eğer tanrı varsa bile bu insanların anlattıgı gibi birisi degildir. Kitapların anlattıgı gibi degildir...

Sanıyorum anlatabilmişimdir. Şöyle çevrene bir bak dogaya bir bak. Dogadaki tüm canlıların ortak özellikleri vardır. Üreme, tuvalet, dinlenme(uyku), solunum vs... Ve tüm bu yaşam formları uzay gibi sonsuzlugun içinde dünya adını verdigimiz gezegeninde ortam bulmuştur. Şöyle bir bakarsan her canlının farklı farklı özellikleri gelişmiştir. Mesela bir maymun daldan dala hızlıca giderken, bir aslanın güçlü pençeleri vardır. Bir zürafa yüksek yerlere rahatlıkla erişebilirken bir kuş uçmaktadır.
İnsanda tüm bu ortak özelliklerinden dolayı bir canlı olarak nitelendirilir. İnsanın özelligi ise beynini kullanabilmesidir. Yani düşünebilmesidir. Dogada bir hayvan öldügü zaman diger hayvanların beyni evrimleşmedigi için kendinin de birgün ölecegini düşünmez.
Fakat insan adını verdigimiz canlı düşünebildigi için, birgün kendisinin de ölecegini bilir.

Ve bundan korkar... Çünkü beynini kullanabildigi için ölümsüz olmayı ister.

İşte tanrı kavramının çıkışı da buna dayanmaktadır.

Eger insan ölümsüz olsaydı ne tanrı ne cennet ne de cehennem kavramı olurdu...

ispattan kastınız göstermekse bunu size kimse yapamaz. Zaten tanrı
olsaydı şimdiye kadar kendini insanlardan neden saklasın ki ?

"Tanrının varlığını ya da yokluğunu ben tabiki ispatlayamam. Sadece mantıgıma göre hareket ederim. Benim mantıgım psikopat bir tanrı kavramını reddediyor. Eğer tanrı varsa bile bu insanların anlattıgı gibi birisi degildir. Kitapların anlattıgı gibi degildir..."

Evet haklısınız. İslam mantığına baktığımızda, "Tanrı" denilen olgunbun siizn bu söyledikleriniz ile örtüşüyor. Sadece bununla da kalmıyor. Kur'an'ın tasvir ettiği "yaratıcı", bencil, egoist bir varlık üstelik. Hal böyle olunca da, düşünen, 21. y.y. insanı bunu kabul etmek istemiyor. Zira ben bu nedenle İsa Mesih'e iman ettim. Çünkü İncil de bahsedilen Tanrı, Kur'an'ın bahsettiğinden çok farklı. İncilde bulunun "kGERÇEK SEVGİ" kavramı Kur'anda mevcut değildir. Üstelik çıkarcılıkla dolu. Bu nedenle İncil'i okumaya başladığımda, sevgi denen olgunun ne olduğunu, asıl sevginin ne manaya geşdiğini gördüm. Ben İsa Mesih'e inanmadan önce, ölümden korkardım. Hani bir söz vardır. Şöyle ki: "Herkes cennete gitmek ister, öyle ise neden hiç ölmek isteyen yok?" diye bir sor vardır. Bu soru benimde kafamı kurcalamıştır zamanında. Ama şimdi, Tanrı'nın belirlediği vakte kadar yaşayacağım ve öleceğim. Çünkü ölüm bizim için bir son değil, ASIL BAŞLANGIÇ noktası. Çünkü nereye gideceğimi biliyorum. Belirsizlik içerisinde değilim. Çünkü İsa "Ben, bana iman edenler, 'yaşama bol yaşama kavuşsunlar' diye geldim" demektedir. Ayrıca "Bana iman edenler ÖLSE DE YAŞAYACAKTIR" diyor. Bu nedenle insanlar, öldükten sonra nereye gideceğini, ne olacağınıbilmiyor. Bu yüzden, ölmekten korkuyorlar.

özdekçi
24-07-2010, 23:54
Ben İsa Mesih'e inanmadan önce, ölümden korkardım. Hani bir söz vardır. Şöyle ki: "Herkes cennete gitmek ister, öyle ise neden hiç ölmek isteyen yok?" diye bir sor vardır. Bu soru benimde kafamı kurcalamıştır zamanında. Ama şimdi, Tanrı'nın belirlediği vakte kadar yaşayacağım ve öleceğim. Çünkü ölüm bizim için bir son değil, ASIL BAŞLANGIÇ noktası.

İman etme sebebiniz ne kadarda ben merkezli. Ölüm korkusu insana neler yaptırıyor.

Bu arada şu ölümden sonra hayat teması İsa'dan en az 5 bin sene öncede ilkel inançlarda vardı. O çağda yaşasaydınız hangi tanrı yada tanrılara iman ederdiniz acaba.

özdekçi
25-07-2010, 00:52
Bir çoğunuz İncili okuyup isevi olduğunuzu söylüyorsunuz. Bilinizki bir çok kişide sizin kutsal yazılarınızı okuyunca atezime dönüyor.


"Düzgün okunduğunda, İncil ateizm için en büyük güçtür."
Isaac Asimov


Çok doğru...İncil içinde yazanlar tanrı kanıtı değil bir tanrı olmadığının en güzel kanıtıdır.
Erkeği topraktan kadınıda kemikten yarattığnı söyleyen bir tanrıya niçin inanayım.

Fakat sizlerin entellektüel gururlarınız öyle kabarık ve kontrol dışıki...kitapta biz insanı peynir küfüden yarattık dese bile inanırsınız

Neva
20-08-2010, 08:33
Bilinç ve akıl da sorgulanamıyor lakin var olduğu biliniyorsa, Tanrı neden bilinmesin?

Sayin Gundelik Ekmegimiz,

Tanri'nin bilinemezligi (her dine dair), olumsuzlugune iliskindir. Hicbir din de tanri olmez, oldurulemez. Sonsuzdur varliksal olarak zira.. Baska bir deyisle genis zamandir.

Bunun ne Kuran'la, ne Tevrat'la, ne de Incil'le ilgisi vardir. Kuran'in tanrisi ne kadar egoist ise, Tevrat'in tanrisi da o denli irkci, Incil'in tanrisi da bir o kadar acimasizdir. Isa'ya da yaziktir yani insanca bakmak gerekirse.. Sahsen ben okudukca icim parca parca olur. Ne gerek vardir ki oyle carmihlara filan? Ne diye tum insanlarin gunahini yuklenir? Bu nasil bir adaletsizliktir?


Tanrinin varligini ispatlayamassiniz. Cunku tanri, inananlarin nazarinda kendi kendisini yok edecek guce sahip degildir. Yine inananlarin nazarinda, kendisini bizzat yaratmamistir. Inaniyor olusunuzun da en onemli ve degismez mihenk tasi budur.

Bu cikmazi astiginizda, tanriyi ispat edebileceginizi one surebilirsiniz.

ha_babam
06-10-2010, 05:40
Ateistler zaten konuya bütün olarak vakıf olamadıklarından, bir başından,bir ortasından birde sonundan okumaları onlar için konuya adapte olmaları için yetiyorda artıyor bile,nede olsa zeki insanlar:bounce:

AerA
06-10-2010, 11:09
Ateistler zaten konuya bütün olarak vakıf olamadıklarından, bir başından,bir ortasından birde sonundan okumaları onlar için konuya adapte olmaları için yetiyorda artıyor bile,nede olsa zeki insanlar:bounce:

Bir insanın söyleyecek iki çift kelamı olmaz mı yahu? Bir birey bu kadar mı boş olur yahu? Her şey bir tarafa; bir Tanrı var idiyse şayet, sizi ve beni yaratan aynısı değildir.

"İman etme sebebiniz ne kadarda ben merkezli. Ölüm korkusu insana neler yaptırıyor.

Bu arada şu ölümden sonra hayat teması İsa'dan en az 5 bin sene öncede ilkel inançlarda vardı. O çağda yaşasaydınız hangi tanrı yada tanrılara iman ederdiniz acaba. "

Herşeyi açıklıyor zannedersem. Ölümden kork, tekrar dirilmeyi um. Belki diriltir.:pop2:

ha_babam
06-10-2010, 17:14
Bir insanın söyleyecek iki çift kelamı olmaz mı yahu? Bir birey bu kadar mı boş olur yahu? Her şey bir tarafa; bir Tanrı var idiyse şayet, sizi ve beni yaratan aynısı değildir.
:pop2:
var tabi olmazmı ama önce.......
"Her lafa verecek bir cevabımız vardır ancak bir lafa bakarım laf mı diye.. Bir de söyleyene bakarım adam mı diye.."
siteye bakıyorum bütün mesajlarınızda din ile kimyayı birbirine karıştırıp ortaya nasıl bir gerçek koyduğunuzu kendinizin bile emin olmadığını görüyorum..:fish:

ozgur_beyin
06-10-2010, 17:22
var tabi olmazmı ama önce.......
"Her lafa verecek bir cevabımız vardır ancak bir lafa bakarım laf mı diye.. Bir de söyleyene bakarım adam mı diye.."
siteye bakıyorum bütün mesajlarınızda din ile kimyayı birbirine karıştırıp ortaya nasıl bir gerçek koyduğunuzu kendinizin bile emin olmadığını görüyorum..:fish:


hababam giydiğin elbisenin içinde ne var

AerA
06-10-2010, 17:29
v
siteye bakıyorum bütün mesajlarınızda din ile kimyayı birbirine karıştırıp ortaya nasıl bir gerçek koyduğunuzu kendinizin bile emin olmadığını görüyorum..:fish:



Kimya ile Din asla birbirine karışmaz. Kaldı ki bunu ben karıştırmam.
Bilecek Biliminiz yoksa, inanacak Dininiz vardır...
Bilmek ile İnanmak arasındaki farkı, belki birgün idrak edersiniz

Esen Kalınız.

belki
30-12-2010, 03:20
Tanrının var olduğu belli de evreni yaratan bilinçli bir varlık mevcut mu konusunda hala şüphelerim var. Bu konuda septik diye adlandırabilirim kendimi.

Tanrı var demem elbetteki ona bakış açımdan kaynaklanıyor. Bence tüm tanrılar bir zamanlar somuttular. Elle tutulur, gözle görülür daha neti, ispat edilebilirdiler. Tabi taa neolitik çağ ve evveline biraz da az berisine uzanıyor bu iddiam.

Bazı kurallar oluşturdular, kabilelerle birlikte ayırd edici özelliklerini belirlediler. Totemlerini seçtiler derken yaşantılarını derinden etkileyen bazı olayları dilden dile naklettiler. Gün geldi onları kitaplaştırdılar e bize de böyle tasası kaldı işte...

bursali68
30-12-2010, 14:20
Merhaba,

Evet haklısınız. İslam mantığına baktığımızda, "Tanrı" denilen olgunbun siizn bu söyledikleriniz ile örtüşüyor. Sadece bununla da kalmıyor. Kur'an'ın tasvir ettiği "yaratıcı", bencil, egoist bir varlık üstelik.

Sn.Gündelik Ekmeğimiz,konu başındaki yazınızın içeriğinden ayrılarak bir anda " Kur'an karşıtı " söyleme başlamışsınız...Kendi kitaplarınızı ne kadar okuduğunuzu bilemem,ancak tek başına İncil çok fazla bir şey vermez insana...Yani Tavrat-Zebur ile birlikte ancak İncil'e inanmanız gerek...Peki bu durumda buraya çarşaf çarşaf " bencil-egoist-kötü Tanrı " algılamasını ortaya koyan Tevrat ayetlerini de sıralayalım mı...? Ne dersiniz...

Hal böyle olunca da, düşünen, 21. y.y. insanı bunu kabul etmek istemiyor.

Siz düşünmezseniz " kitaplar neylesin "...İncil'e inanınca " düşünen beyin " inanmayınca " düşünmeyen beyin "...İşte bu düşünce de ancak ve ancak " Ezber slogandan " çıkar,yani düşünmeyenden...

Ne dersiniz devam edelim mi...Bu duruma girmeyi isteyeceğinizi hiç sanmıyorum...O yüzden kendi ekseninizden sapma yapmadan yolunuza devam ederseniz daha akıllıca olacaktır,oraya buraya yalpalayıp çarpmadan...

Sağlıcakla kalınız...

AerA
30-12-2010, 20:53
Merhaba,

Yani Tavrat-Zebur ile birlikte ancak İncil'e inanmanız gerek...Peki bu durumda buraya çarşaf çarşaf " bencil-egoist-kötü Tanrı " algılamasını ortaya koyan Tevrat ayetlerini de sıralayalım mı...? Ne dersiniz...

Değerli dostum ;

Yazınıza baştan sona kadar katılıyorum. Lakin minik bir hususa parmak basmak isterim ;

Genelde inanılan şekli ile Hristiyan Kutsal kitabı İncil(ler) değildir. Bilinenin aksine Hristiyan Kutsal yazıtları Eski Ahit ve Yeni Ahitin tamamıdır. Hal böyle olunca hiç bir Hristiyan tek başına İncili bağlayıcı görmez zaten. Eski Ahit ile beraber bunlara da inanır.

"Yeni Ahit" "İncil" değildir.Yeni Ahitte İnciller ve beraberinde "Resullerin İşleri", Mektuplar ve Vahiy isimli kitapçıklar bulunur.

Hristiyan Teolojisi kendinden öncekini red etmez ve kendini onun tamamlayıcısı görür. Hal böyle iken İnciiller zaten tek başına bir şey ifade etmez. Elbetteki Eski Ahitle beraber okunulacaktır. Bunu Episode 1 ve Episode 2 şeklinde düşünebiliriz.

Bir diğer minik hatırlatmam ise Zebur ile alakalıdır. Zebur gökten inme bir kutsal kitap değildir. Tanah (Eski Ahit) içindeki Mezmurlar isimli 5 kitaplık bölümdür. David HaMeleh ve Şlomo HaMeleh tarafından yazılmış 150 kadar "şiir"i barındırır. Bildiğiniz şiir. David HaMeleh - "Davut", ŞlomoHaMeleh - "Süleyman" olarak Arapçalaştırılmıştır.

Konumuzla alakalı olmasa da ;

Sünnet olma olayının Yunanlı Tarihçilerden aktarılanlar sayesinde ve firavunun mumyalarında da görüldüğü üzere Antik Mısır'da bir asalet sembolü olarak uygulandığını biliyor muydunuz? Ayrıca ; Sünnet Yahudi İnanışında vaz geçilmezi durumunda iken aynı zamanda Mezmurların, Mısır Tek Tanrıcılığı zamanında inanılan "Aton" isimli Tanrıya yazılan şiirlerin tıpa tıpı olduğunu... Anlaşılan bir tek sünnet değilmiş Mısırdan gelen... (MIYTHOLOGIE UND RELIGION DER ALTEN AEGYPTER - H.Brugsch (1890 Liepzig), GODS OF THE EGYPTANS - Budge (1904 London)...Bu kitapların Türkçeleri yok kusuruma bakmayınız. Bende Amazon.com üzerinden orjinal dilinde satın almak durumunda kalmıştım.)

Sağlıcakla Kalınız.

bursali68
30-12-2010, 21:16
Merhaba,

Sn.AerA,anımsatıcı yazınız için teşekkür ederim de ben pek üstüme almayayım:))) Çünkü 20 yıldır Ahd-i Atik ve Ahd-i Cedid ve bağlantısındaki kitapları okuyup araştıran ve yeri geldiğince de okuyan biriyim...Hani belki arkadaş İncil'e vurgu yapmış diye algıladım acaba diye aklıma bir şüphe düştü o manada...

Yine de teşekkürler,açıklayıcı bir toparlama sunmuşsunuz...

Sağlıcakla kalınız...

AerA
30-12-2010, 21:25
...Ahd-i Atik ve Ahd-i Cedid ve bağlantısındaki...

Değerli Dostum ;

Aman bir Musevinin yanında Ahd-i Atik, Ahd-i Cedid, Eski Ahit, Yeni Ahit..demeyiniz. Hatta içinde "Ahit" geçen cümleleri kurmayınız. Çünkü kişisel inançlarına göre İsa, mesih falan değildir ve sadece bir tek Ahit vardır, oda Tanah dır...

Sağlıcakla Kalınız.

bursali68
30-12-2010, 23:09
Değerli Dostum ;

Aman bir Musevinin yanında Ahd-i Atik, Ahd-i Cedid, Eski Ahit, Yeni Ahit..demeyiniz. Hatta içinde "Ahit" geçen cümleleri kurmayınız. Çünkü kişisel inançlarına göre İsa, mesih falan değildir ve sadece bir tek Ahit vardır, oda Tanah dır...

Sağlıcakla Kalınız.


Merhaba,

Bakınız bu iyiydi işte:))))))

Sağlıcakla kalınız...

Natan
31-12-2010, 00:08
Peki "eski" ve "yeni ahit" ifadeleri neye yada nelere dayanıyor?

saygılarımla

AerA
31-12-2010, 00:25
Peki "eski" ve "yeni ahit" ifadeleri neye yada nelere dayanıyor?

saygılarımla

Değerli Dostum ;

Musa'nın (Akatlı Sargon'un hayat hikayesine sahip uydurma İsrailoğulları kahramanının) kavmi adına Tanrıya verdiği bir söz bulunmakta.

Birde İsa'nın (Mısırlı Osiris ve Yunan Dionysos'un hayat hikayesine sahip uydurma Paulus kahramanının) tüm insanlık adına Tanrıya verdiği bir söz var. İseviler Musa'nın sözüne "Eski", kendi mesihlerininkine ise "Yeni" demekteler. Museviler ise sözün bir tane olduğunu ve Musa'nın ki olduğunu düşünürler.

Esen KAlınız

´ Just!ce `
31-12-2010, 02:28
Peki "eski" ve "yeni ahit" ifadeleri neye yada nelere dayanıyor?

saygılarımla

Sayın Natan kısaca eski ahit , ilk yalanlar kitabı yeniside , 2. yeniden derlenmiş isalı baskı.

Thomas
04-02-2011, 23:21
Tanrı benim dostum :) . Ha bu arada şaka yapmıyorum ;)

legend
23-08-2011, 13:03
Tanrı benim dostum :) . Ha bu arada şaka yapmıyorum ;)

Çok komiksin

legend
25-08-2011, 10:09
Tanrı nın varlığını kanıtlayamazsınız bilim ile
Nedeni: Bu bir inançtır. Bilim inanç ı kanıtlayacak donanıma sahip değildir... Bu nedenle ilgilenmez...

Bazen sorarım kendi kendime Tanrı tüm insanların ona inanmasını saygı duymasını ve onun kurallarını uygulamasını istiyor.
Ben de diyorum ki kendi kendime ya madem Tanrı ona inanmamı istiyor o halde bu kadar binlerce yıllık kavgaya tartışmaya ne gerek vardı şöyle yapsaydı ya;
Her insana 2 saniyeliğine bir melek gösterseydi veya kendini gösterseydi o zaman yeryüzündeki herkez inanırdı...

Ama Tevrat ta bunun cevabı veriliyor ve İncilde ikinci yol ile bu gerçekleştiriliyor...

Tevratta Tanrı diyor ki ben sana kendimi gösteririm ama senin maddesel varlığın bana dayanamaz erirsin diyor.

Yani cevap neymiş Biz Tanrıyı görürsek eririz maddemiz dayanamaz.

O zaman şöyle bir yol bulsaydı diyoruz Tanrı; Hani herşeye gücü yeter ya; bizim erimemize neden olacak kadar farklı bir saf var oluşta göstersin kendini o zaman olmaz mıydı?

Bunun Cevabını da incil veriyor zaten...

İsa şöyle diyor "Ah kudüs sen senin kurtarılacağın günü bilmek istemedin"

İsa şöyle diyor" Ah filippus o kadar yanımdaydın daha BABA yı görmedin mi?"

Burdaki sorunu algıladınız mı?

Tanrı saf varoluşu ile göstermeye kalksa kendini insan ve hiç bir madde bu saflığın önünde dayanacak güce sahip olmadığı için erir bu nedenle Tanrı bu şekilde göstermedi..
Kendini İsa görünümünde gösterdiği zaman ise İNANMADILAR...

Nokta...

ereninthenature
25-08-2011, 10:24
Tanri bir tane kum tanesi yaratsin.Bir de not yollasin yaninda ben su tanriyim cunku hangi tanri oldugunuda bilmemiz gerekir.Tamam bitti.Kendini ispat etti.Nokta.:)

Ama yapamaz.Nasil insani eritmeden kendini gosteremiyorsa, bir tane kum tanesi yaratamiyorsa, varda olamaz.Yok oyle bir yetenegi.Inanmayi birakirsan yok olur.

legend
25-08-2011, 10:30
Tanrı hakkında ne biliyorsun da yorum yapıyorsun kesin yargılara varıyorsun?

Bilmiyorsan inanmıyorsan yoktur. AMA SADECE SENİN İÇİN beyninde yoktur.

senin inanmıyor olman onun olmadığını göstermez...

var olmadığını kanıtlayamazsın...
var olduğunu kanıtlayamam..
KANITLAYAMAYACAĞIN ŞEYLER HAKKKINDA KESİN YARGILARA VARMA.
Şu şekilde cümle kurmalısın

TANRIYA İNANMIYORUM

tanrı yok demek farklı bişey Tanrıya inanmıyorum demek farklı bişey...

Bu arada Tanrı kelimesinin kelime anlamına bakarsan ben sana 1000 tane Tanrı gösteririm...
Yaratıcılık vasfında sana istediğin kadar Tanrı kanıtlarım..

Mesela bir çocuğun anne ve baba olarak 2 tane Tanrısı mevcuttur..

Sen gökten mi düştün?
Sen Annen ve Babanın ürünü değil misin?

Sen Annen ve baban sayesinde yaratıldığına inanıyorsun da tüm varlıkların da bi yaradanı olduğuna neden inanmıyorsun?

DEDİĞİM GİBİ BUNU BİLİM İLE ÇÖZEMEZSİN BİLİMİN BU KONUDA BİR DONANIMI YOKTUR ;)

Sen maddesel düzeyde BİLEMEZSİN
İNANIRSIN Kİ HAK EDERSİN sana da hakkını verir Tanrı ;)

katre_07
25-08-2011, 13:16
Tanrı nın varlığını kanıtlayamazsınız bilim ile
Nedeni: Bu bir inançtır. Bilim inanç ı kanıtlayacak donanıma sahip değildir... Bu nedenle ilgilenmez...

Bazen sorarım kendi kendime Tanrı tüm insanların ona inanmasını saygı duymasını ve onun kurallarını uygulamasını istiyor.
Ben de diyorum ki kendi kendime ya madem Tanrı ona inanmamı istiyor o halde bu kadar binlerce yıllık kavgaya tartışmaya ne gerek vardı şöyle yapsaydı ya;
Her insana 2 saniyeliğine bir melek gösterseydi veya kendini gösterseydi o zaman yeryüzündeki herkez inanırdı...

Ama Tevrat ta bunun cevabı veriliyor ve İncilde ikinci yol ile bu gerçekleştiriliyor...

Tevratta Tanrı diyor ki ben sana kendimi gösteririm ama senin maddesel varlığın bana dayanamaz erirsin diyor.

Yani cevap neymiş Biz Tanrıyı görürsek eririz maddemiz dayanamaz.

O zaman şöyle bir yol bulsaydı diyoruz Tanrı; Hani herşeye gücü yeter ya; bizim erimemize neden olacak kadar farklı bir saf var oluşta göstersin kendini o zaman olmaz mıydı?

Bunun Cevabını da incil veriyor zaten...

İsa şöyle diyor "Ah kudüs sen senin kurtarılacağın günü bilmek istemedin"

İsa şöyle diyor" Ah filippus o kadar yanımdaydın daha BABA yı görmedin mi?"

Burdaki sorunu algıladınız mı?

Tanrı saf varoluşu ile göstermeye kalksa kendini insan ve hiç bir madde bu saflığın önünde dayanacak güce sahip olmadığı için erir bu nedenle Tanrı bu şekilde göstermedi..
Kendini İsa görünümünde gösterdiği zaman ise İNANMADILAR...

Nokta...

tanrı vardır ..tanrıyı en ii anlatan din islamdır..

dedikten sonra

tanrının bir olduğu bir gerçektir..mantık bunu gerektirir..

bütün yukarıdaki söylediklerim ..tanrı fikrinin iknaya zorladığı şeylerdir.

neden tanrı vardır ..dünyada her şey bir amaç dahilinde işlemektedir..insan vücudundaki her organın bir amacı vardır (açalım)

ben aç olduğumda beynime sinyaller gder dimi..bu benim vucudumun organizmasıyla sistemiyle ilgili bir durumdur ..ve etki tepki meselesidir..aç olma durumumu birşeylerin bana bildirmesi lazımdır ..tamamiyle madde ile açıklayabilirsiniz bu durumu..burada tanrının varlığına çok fazla bir kanıt yoktur..gözle görülür net bir şey söyleyemezsınız ..tanrının varlığıyla ilgili..çünkü bütün salgılar üretimler vs.vücudumun bana bağlı olan bana ait olan organlarımın sağlığı içindir..burada bir irade görünmemektedir..buradan tarnının varlığını çıkaramayız ...

şimdi..

yeni doğuran bir annenin memesi neden kendinden tamamiyle bağımsız (yukarıdaki herşey birbiriyle bağlantılıydı..ve bir irade yoktu)..başka bir canlının bekası için sütle dolmaktadır ..arada bebeğin aç olduğunu süte ihtiyacı olduğunu anneye bildirecek bir bağ olması gerekmez miydi..ben öyle bir bağ göremiyorum..vücudum yaralanır ..derhal vücud gerekli olanı yapar ..bu normaldir..çünkü vücudum bilmem nerelere sinyal göndererek ..yaramın kapanmasını iyileşmesini ister..çok ama çok normal bir durumdur bu..irade aranmaz ..çünkü bu sinyallerin gideceği yer vardığı yerle bağlantılıdır..arada bir bağ vardır..

ama annenin memesinin sütle dolması için arada bir bağ yok ..ama bebek süte muhtaç..nasıl olurda arada bir bağ olmadan doğrudan meme çocuğun süte ihtiyacı olduğunu bilmektedir..

bu amaç bir iradeyi hissettirmektedir..

saygılar..

Firestorm
25-08-2011, 13:22
Dinlerin tanrı anlıyışına göre bakıcam en azından semavi dinlere göre.


Tanrı-allah vs bunlar nedir şekilleri nedir? Mantığa göre bir şeyi bilmeden varlığını ıspatlamak gibi bir şansımız yok.

Neva
25-08-2011, 13:37
yeni doğuran bir annenin memesi neden kendinden tamamiyle bağımsız (yukarıdaki herşey birbiriyle bağlantılıydı..ve bir irade yoktu)..başka bir canlının bekası için sütle dolmaktadır ..arada bebeğin aç olduğunu süte ihtiyacı olduğunu anneye bildirecek bir bağ olması gerekmez miydi..ben öyle bir bağ göremiyorum..vücudum yaralanır ..derhal vücud gerekli olanı yapar ..bu normaldir..çünkü vücudum bilmem nerelere sinyal göndererek ..yaramın kapanmasını iyileşmesini ister..çok ama çok normal bir durumdur bu..irade aranmaz ..çünkü bu sinyallerin gideceği yer vardığı yerle bağlantılıdır..arada bir bağ vardır..

ama annenin memesinin sütle dolması için arada bir bağ yok ..ama bebek süte muhtaç..nasıl olurda arada bir bağ olmadan doğrudan meme çocuğun süte ihtiyacı olduğunu bilmektedir..

bu amaç bir iradeyi hissettirmektedir..

saygılar..

Sayin katre_07 ;

Olmaz olur mu hic?

Vucudunuzdaki hucreler sayesinde olusur bu. Niye emzirmeyen annelerin sutu kesilir? Gogus ucu sinir bakimindan duyarlidir, uyarildikca sut idamesi saglanir.

katre_07
25-08-2011, 19:16
Dinlerin tanrı anlıyışına göre bakıcam en azından semavi dinlere göre.


Tanrı-allah vs bunlar nedir şekilleri nedir? Mantığa göre bir şeyi bilmeden varlığını ıspatlamak gibi bir şansımız yok.

sayın firesdom ..

bakın tanrı vardır diyelim..en azından bu satırları okurken tanrı varmış gibi düşünün ..ama gerçekten varmış gibi düşünün..

toprak ağaçlar-hava-yağmur-atmosfer dünya yer kabuğu güneş..ay kainat yıldızlar..eğer tanrı varsa bunların hepsini bir olan tanrı yaratmış olmalıdır..

nasıl mı ?yukarıda saydığım her şeyin bir diğeriyle etkileşimi var mı? var ..ağaç.. toprak.. su.. atmosfer..

şimdi bir elmayı kim yaratmışsa aralarındaki etkileşimden dolayı.. etki tepki muvazene vb.sebeplerden dolayı ..atmosferi..yıldızları... güneşi dolayısıyla her şeyi bir tek irade yapmıştır...

tanrının bir olduğunu açıklayabildik dimi..mantığımızın almadığı bir durum var mı??

bu bir olan tanrı bu galaksideki hiç bir şeye benzememesi gerekir..yoksa sistemin bir parçası.. yani madde olmak zorundadır ..şimdi bütün galksiden soyutlayalım tanrıyı ..ve her şeyin üzerinde.. varlığı kendinden olan..madde olmayan ..şekli cismi vs.olmayan bir iradeye varırız..ve belli bir yerden sonra akla dur diyen bir yerde kalırız ..

şimdi tüm bunları anladığım kadarıyla sistemleştiren tek din islamdır ..vahid ezel isimleri kur anın söylediği şeylerdir..ve doğmamıştır ..doğurmamıştır ..

bilinmez evt..ama şu saydıklarımdan ez çok neler yapabildiği çıkarılabilir dimi..

saygılar

katre_07
25-08-2011, 19:21
Sayin katre_07 ;

Olmaz olur mu hic?

Vucudunuzdaki hucreler sayesinde olusur bu. Niye emzirmeyen annelerin sutu kesilir? Gogus ucu sinir bakimindan duyarlidir, uyarildikca sut idamesi saglanir.

tmm doğrudur hoştur iidir ..ben de buna katılıyorum katılmayan delidir..

bu süt neden bir bağ sayesinde gerçekleşmiyor ..mesela her hangi bir damarla..bebeğe süt verilebilirdi..ama bu damar yok..ve süt bebeğin en rahat yoldan alabileceği yerde anne memesinde depolanıyor ..doğru mudur

bu meme ya da hangi sistem nasıl nerden biliyor .. kendinden ayrılacak ..tamamiyle maddesel olarak bağımsız kalacak bir canlının süte ihtiyacı olduğunu..olabileceğini..onu etkileyen ne var ..hangi uyaran ..ki uyaranda yok..çünkü bebek artık annenin bir parçası değil..bunu yapabiliyor..

Firestorm
26-08-2011, 15:50
sayın firesdom ..

bakın tanrı vardır diyelim..en azından bu satırları okurken tanrı varmış gibi düşünün ..ama gerçekten varmış gibi düşünün..

toprak ağaçlar-hava-yağmur-atmosfer dünya yer kabuğu güneş..ay kainat yıldızlar..eğer tanrı varsa bunların hepsini bir olan tanrı yaratmış olmalıdır..

nasıl mı ?yukarıda saydığım her şeyin bir diğeriyle etkileşimi var mı? var ..ağaç.. toprak.. su.. atmosfer..

şimdi bir elmayı kim yaratmışsa aralarındaki etkileşimden dolayı.. etki tepki muvazene vb.sebeplerden dolayı ..atmosferi..yıldızları... güneşi dolayısıyla her şeyi bir tek irade yapmıştır...

tanrının bir olduğunu açıklayabildik dimi..mantığımızın almadığı bir durum var mı??

bu bir olan tanrı bu galaksideki hiç bir şeye benzememesi gerekir..yoksa sistemin bir parçası.. yani madde olmak zorundadır ..şimdi bütün galksiden soyutlayalım tanrıyı ..ve her şeyin üzerinde.. varlığı kendinden olan..madde olmayan ..şekli cismi vs.olmayan bir iradeye varırız..ve belli bir yerden sonra akla dur diyen bir yerde kalırız ..

şimdi tüm bunları anladığım kadarıyla sistemleştiren tek din islamdır ..vahid ezel isimleri kur anın söylediği şeylerdir..ve doğmamıştır ..doğurmamıştır ..

bilinmez evt..ama şu saydıklarımdan ez çok neler yapabildiği çıkarılabilir dimi..

saygılar


Bir üst varlığa zaten inanıyorum* diyelimlik bir şey değil ama sizin söylemleriniz tam uymuyor. Sebebi ise şudur;


Tanrı ol dedi oldu demek ki tanrı bir yerdeydi. Bir boşluk gibi düşünün sonra ol dedi ve oldu. Buna göre tüm evrenlere benzeyip benzememesi filan değilde bana onu tanımlayın varlığını. Bir şey hakkında bir şey bilmeden var olduğunu söyliyemezsin. Var olan bir şeyi gösterip hakkında bir şey bilmiyorum diye bilirsin ama bu durum o durum değil....


Ayrıca bu söylediğiniz dönengeye sebeb olarak evrimi tanrının yerine de koyabiliriz. Daha net olmanız lazım ;)



*:Benim inanış şeklim farklı...


Hürmetlerimle

Neva
26-08-2011, 15:51
tmm doğrudur hoştur iidir ..ben de buna katılıyorum katılmayan delidir..

bu süt neden bir bağ sayesinde gerçekleşmiyor ..mesela her hangi bir damarla..bebeğe süt verilebilirdi..ama bu damar yok..ve süt bebeğin en rahat yoldan alabileceği yerde anne memesinde depolanıyor ..doğru mudur

bu meme ya da hangi sistem nasıl nerden biliyor .. kendinden ayrılacak ..tamamiyle maddesel olarak bağımsız kalacak bir canlının süte ihtiyacı olduğunu..olabileceğini..onu etkileyen ne var ..hangi uyaran ..ki uyaranda yok..çünkü bebek artık annenin bir parçası değil..bunu yapabiliyor..

Sayin katre_07 ;

Bir bag sayesinde gerceklesiyor zaten.

Gogus ucunda sinir uzantilari bulunur. Bebek bu bolgeyi emerek, siniri uyardikca, sut olusumuna katkida bulunur. Mesela bebek dogar, fakat her anne emzirmez. Hazir mamayla bebegini besler. Ve sut kesilir, meme ucu rutin sekilde uyarilmadigi icin, sut uretimi durur.

Yani tamamen meme ucunun uyarilip, beyne sinyal gondermesi ile sut olusumu saglanir.

katre_07
27-08-2011, 04:52
Sayin katre_07 ;

Bir bag sayesinde gerceklesiyor zaten.

Gogus ucunda sinir uzantilari bulunur. Bebek bu bolgeyi emerek, siniri uyardikca, sut olusumuna katkida bulunur. Mesela bebek dogar, fakat her anne emzirmez. Hazir mamayla bebegini besler. Ve sut kesilir, meme ucu rutin sekilde uyarilmadigi icin, sut uretimi durur.

Yani tamamen meme ucunun uyarilip, beyne sinyal gondermesi ile sut olusumu saglanir.


saygıdeğer neva..

bu sonradan keşfedilen bir şey olsa anlarım..mesela doğan bebekler ölseydi..işte sonradan bebeklerin yaşaması için anne kendinden bir parça ..örneğin kalbinin arkasından oyarak deşerek bir şeyler verseydi anlarm..

anne bilinçli olmadan gerçekleşiyor bu durum..nasıl anlatsam ya..yukarıda her şey bilinçli..

sizin dediğiniz gibi olsa ..doğurmayan annelerin de memesinin uyarıldığında sütle dolması gerekirdi..dimi..ve çiftlerin vay halinee durumu gerçekleşirdi..

doğurmayan kadınların yani bebek sahibi olmayan kadınların madem meme uyarıldığında gerçekleşiyor..sıradan bir uyarılmayla süt üretmesi lazım gelmez miydi..

sanırım ne demek isteiğimi daha ii anlattım son paragrafla..

durum böyle olunca ..bebeğin hiç bir şeyin farkında olmadığı.. annenin kontrol edemediği ve tamamiyle bağsız ..sadece anne-bebek etkileşimiyle(amaç-neden) gözle görülen bir irade hissedilmektedir..

saygılar

Neva
27-08-2011, 05:34
saygıdeğer neva..

bu sonradan keşfedilen bir şey olsa anlarım..mesela doğan bebekler ölseydi..işte sonradan bebeklerin yaşaması için anne kendinden bir parça ..örneğin kalbinin arkasından oyarak deşerek bir şeyler verseydi anlarm..

anne bilinçli olmadan gerçekleşiyor bu durum..nasıl anlatsam ya..yukarıda her şey bilinçli..

sizin dediğiniz gibi olsa ..doğurmayan annelerin de memesinin uyarıldığında sütle dolması gerekirdi..dimi..ve çiftlerin vay halinee durumu gerçekleşirdi..

doğurmayan kadınların yani bebek sahibi olmayan kadınların madem meme uyarıldığında gerçekleşiyor..sıradan bir uyarılmayla süt üretmesi lazım gelmez miydi..

sanırım ne demek isteiğimi daha ii anlattım son paragrafla..

durum böyle olunca ..bebeğin hiç bir şeyin farkında olmadığı.. annenin kontrol edemediği ve tamamiyle bağsız ..sadece anne-bebek etkileşimiyle(amaç-neden) gözle görülen bir irade hissedilmektedir..

saygılar

Sayin katre_07 ;

Bilincli oldugunu kim soyledi ki?
Beyniniz hem bilincli, hem bilincsiz sureclerde calisir.

Yani anne, ben sunlara bir sut doldurayim diye ozel birsey yapmaz. Kadin hamile kalir, genel hormonal dengesi degisir, hipofiz, prolaktin hormonunu asiri salgilayarak memede bulunan sut yapici hucreleri uyarir devreye sokar, sut uretimi baslar, sinir uyarildigi surece sut gelir, uyarilmadigi zaman kesilir.


Hayir kisir veya dogurmayan saglikli annelerin memesinden sut gelmez, prolaktin seviyesi normal seyrindedir, cunku ortada hamilelik gibi bir evre yoktur. Ancak hormon salinimina iliskin, tibbi bir sorun soz konusu ise, sut degil, likit bir sivi gelir.



Ayrica vucutta her bolgenin sinir uyarimi sonrasi salgisi farklidir. Ornegin, erkek cinsel organi uyarilirsa sivi gelir, ayni sekilde kadin cinsel organi uyarildiginda da sivi olusur. Agziniza birsey koydugunuzda, dil koku sinirlerinizi uyarirsiniz ve tukuruk olusur. Ayni sekilde goz sinirlerinizi uyarirsaniz, gozyasi olusur. Nicin gereginden uzun sure gunese baktiginizda gozleriniz nemleniyor? Veya nicin esnemeye basladiginizda bazen gozleriniz sulaniyor?


Bunlar salgilandiginda vay halimize diyormu ki insanlar, sut konusuna iliskin vay halimize desinler?

Kisaca siz beden olarak, hepi topu iki avuc sinir hucresinden olusmaktasiniz.

katre_07
27-08-2011, 06:09
Sayin katre_07 ;

Bilincli oldugunu kim soyledi ki?
Beyniniz hem bilincli, hem bilincsiz sureclerde calisir.

Yani anne, ben sunlara bir sut doldurayim diye ozel birsey yapmaz. Kadin hamile kalir, genel hormonal dengesi degisir, hipofiz, prolaktin hormonunu asiri salgilayarak memede bulunan sut yapici hucreleri uyarir devreye sokar, sut uretimi baslar, sinir uyarildigi surece sut gelir, uyarilmadigi zaman kesilir.


Hayir kisir veya dogurmayan saglikli annelerin memesinden sut gelmez, prolaktin seviyesi normal seyrindedir, cunku ortada hamilelik gibi bir evre yoktur. Ancak hormon salinimina iliskin, tibbi bir sorun soz konusu ise, sut degil, likit bir sivi gelir.



Ayrica vucutta her bolgenin sinir uyarimi sonrasi salgisi farklidir. Ornegin, erkek cinsel organi uyarilirsa sivi gelir, ayni sekilde kadin cinsel organi uyarildiginda da sivi olusur. Agziniza birsey koydugunuzda, dil koku sinirlerinizi uyarirsiniz ve tukuruk olusur. Ayni sekilde goz sinirlerinizi uyarirsaniz, gozyasi olusur. Nicin gereginden uzun sure gunese baktiginizda gozleriniz nemleniyor? Veya nicin esnemeye basladiginizda bazen gozleriniz sulaniyor?


Bunlar salgilandiginda vay halimize diyormu ki insanlar, sut konusuna iliskin vay halimize desinler?

Kisaca siz beden olarak, hepi topu iki avuc sinir hucresinden olusmaktasiniz.

peki sayın neva birkaç soru daha sorup burada noktalayacağım..

neden prolaktin ..bebek embriyo halindeyken süt üretmeye başlıyor ..ve embriyonun bundan nasibi olmuyor??

(acaba embriyonun sonraki hali için mi süt üretiliyor? ve embriyonun o süte ihtiyacı olmadığı için mi embriyoya süt verilemiyor?embro madem anne karnındayken sütü istemiyor ..o zaman neden süt üretimi yapılıyor?)

normalde mantığımıza göre bir yerimizin ..hücremizin organ vs. bir şeye ihtiyacı varsa..o şey o an için ihtiyacı en kısa sürede karşılar dimi..??

ayağım kanadı..kanar kanamaz ihtiyacım olan şeyi vücud karşılıyor dimi..peki neden süt embriyonun ihtiyacını karşılamamaktadır..durduk yerde kendi kendine bu meme dediğimiz şey çalıp oynuyor..gelin güvey oluyor..amacı ne.. ne yapmaya çalışıyor bu garip tuhaf şeyler..?

soru işaretlerinin olduğu cümleleri cvplarsanız ..minnettar kalacağım..

saygılar..

Neva
27-08-2011, 06:37
peki sayın neva birkaç soru daha sorup burada noktalayacağım..

neden prolaktin ..bebek embriyo halindeyken süt üretmeye başlıyor ..ve embriyonun bundan nasibi olmuyor??

(acaba embriyonun sonraki hali için mi süt üretiliyor? ve embriyonun o süte ihtiyacı olmadığı için mi embriyoya süt verilemiyor?embro madem anne karnındayken sütü istemiyor ..o zaman neden süt üretimi yapılıyor?)

normalde mantığımıza göre bir yerimizin ..hücremizin organ vs. bir şeye ihtiyacı varsa..o şey o an için ihtiyacı en kısa sürede karşılar dimi..??

ayağım kanadı..kanar kanamaz ihtiyacım olan şeyi vücud karşılıyor dimi..peki neden süt embriyonun ihtiyacını karşılamamaktadır..durduk yerde kendi kendine bu meme dediğimiz şey çalıp oynuyor..gelin güvey oluyor..amacı ne.. ne yapmaya çalışıyor bu garip tuhaf şeyler..?

soru işaretlerinin olduğu cümleleri cvplarsanız ..minnettar kalacağım..

saygılar..

Sayin katre_07 ;



-Prolaktin bebek embriyo haldeyken sut emrini verip uretmeye baslamaz. Fetus doneminde sut uretimi yapilir. Belli bir aydan sonra sut uretimi baslar.

-Embriyo doneminde, bebek sutten alamaz, zira bebek plasenta yoluyla beslenir ve nefes alir. Plasenta sut suzmez, kan suzer. Ayrica bebegin nefes alabilmesi icin bebegin kani ile anne kani yanyana gelir fakat birbirlerine karismazlar bebek bu sekilde nefes/oksijen alir. Siz damarlarinizda sut dolassa, yasayabilir misiniz? Hayir.

Cunku sut, oksijen tasiyici ozellige sahip degildir, kan gibi.. Bebegin hayatta kalmasi icin, temel birincil unsur nefes almasidir, beslenme ikincildir.

-Niye sutten alamaz? Tum organlar henuz tam olarak olusmamistir.
3 gunluk bebege, gunde 4-5 kez 200 ml bal yedirir misiniz? Yediremessiniz , olumune yol acarsiniz.

Yani sute ihtiyaci yoktur, cunku o sutu ozumseyecek organ gelisimi tamamlanmamistir. Zira orjinal anne sutu esi bulunmayan bir multivitamindir ve antibiyotik ozelligi vardir. Ilk asi donemine kadar bebegin immun sistemini korur.

Kisaca memenin bir amaci yoktur. Meme kisinin vucudunun bir parcasidir. Gorevi bellidir. Zamani geldiginde gorevini yapar, besin kaynagidir, sure sona erince, eskiden oldugu gibi sadece kadina disilik baglaminda hizmet verir.

katre_07
27-08-2011, 06:59
teşekkür ediyorum sayın neva..

benim bilgim yok bilmem..ben anlaşılması için bazı şeyleri embriyo dedim..fetus döneminde bebek anne karnında dimi..bunu anlatmaya çalıştım ..

neden süt, bebek fetus dönemindeyken üretilmeye başlıyor..bu sütün üretildiği andan itibaren bir yerlere gitmesi gerekmiyor mu...yani tüketilmesi..evrim(biyoloji!) bunu söylemiyor mu?

yahu biyoloji bilsem daha kral örnekler versem ..ama yok..

acaba bebeğin anne karnından çıktıktan sonrası için mi süt üretiliyor?..fetus dönemindeki bebeğin süte ihtiyacı yoksa ..bebek için bu kadar değerli bir besin..neden o an bebeğe verilmiyor da çok çok sonrasını bekliyor..?

eğer normal şartlarda bebek sütü alamıyorsa ..bu meme bebeğin anneden ayrılacağını bilip(irade mi desem ..hangi kelimeyi getirsem bilemedim)..ondan mı sütle doluyor..

ayrıca bir yerin bir şey üretmesi için ..o şeye ihtiyacı olan bir şeyin kapıyı çalması kapıda beklemesi..hatta kapı çalındığı için o şeyin üretilmesi gerekmiyor mu..biyoloji bunu söylemiyor mu?..

eğer bunu söylüyorsa bilim..ve süt bebek için üretiliyorsa ..-sanırım uykum geldi..cümle kuramıyorum ya..:)-burada her şeyi düşünen bebeği ..anneyii hatta fetus dönemini..plesentayı ..her ne ise hepsini düşünen ve çok çok sonrasına süt hazırlayan bir irade vardır..

işte bu iradenin adı ..ya fetustur..ya memedir..ya iki avuç hücredir..yada tanrıdır..

bu arada mimik ve jestlerin ve kelimelerin ne kadar değerli olduğunu daha ii anladım:)

saygılar..

Neva
27-08-2011, 08:26
teşekkür ediyorum sayın neva..

benim bilgim yok bilmem..ben anlaşılması için bazı şeyleri embriyo dedim..fetus döneminde bebek anne karnında dimi..bunu anlatmaya çalıştım ..

neden süt, bebek fetus dönemindeyken üretilmeye başlıyor..bu sütün üretildiği andan itibaren bir yerlere gitmesi gerekmiyor mu...yani tüketilmesi..evrim(biyoloji!) bunu söylemiyor mu?

yahu biyoloji bilsem daha kral örnekler versem ..ama yok..

acaba bebeğin anne karnından çıktıktan sonrası için mi süt üretiliyor?..fetus dönemindeki bebeğin süte ihtiyacı yoksa ..bebek için bu kadar değerli bir besin..neden o an bebeğe verilmiyor da çok çok sonrasını bekliyor..?

eğer normal şartlarda bebek sütü alamıyorsa ..bu meme bebeğin anneden ayrılacağını bilip(irade mi desem ..hangi kelimeyi getirsem bilemedim)..ondan mı sütle doluyor..

ayrıca bir yerin bir şey üretmesi için ..o şeye ihtiyacı olan bir şeyin kapıyı çalması kapıda beklemesi..hatta kapı çalındığı için o şeyin üretilmesi gerekmiyor mu..biyoloji bunu söylemiyor mu?..

eğer bunu söylüyorsa bilim..ve süt bebek için üretiliyorsa ..-sanırım uykum geldi..cümle kuramıyorum ya..:)-burada her şeyi düşünen bebeği ..anneyii hatta fetus dönemini..plesentayı ..her ne ise hepsini düşünen ve çok çok sonrasına süt hazırlayan bir irade vardır..

işte bu iradenin adı ..ya fetustur..ya memedir..ya iki avuç hücredir..yada tanrıdır..

bu arada mimik ve jestlerin ve kelimelerin ne kadar değerli olduğunu daha ii anladım:)

saygılar..

Sayin katre_07;

Rica ederim, herkes herseyi bilmek zorunda degildir. Onemli olan bilgiyi paylasmaktir.

Fetusa verilemez, zira anne karnindaki fetusun her turlu besinden almasi gerekiyor buyumesini gelisimini tamamlayabilmesi icin. Mesela annenin her yediginden aliyor gidasini.

Hayir bir yerlere gitmesi gerekmiyor. Evrim bunu acikliyor zaten.

Sinir uyarimi, sutun belli oranda uretilip bebek dogana kadar oldugu yerde kalmasini sagliyor. Yani ne oluyor? Anne gogsu buyuyor, gerilmesi gerektigi kadar geriliyor ve bekliyor bebegin dogumunu.. Gerilmeyi saglayan meme bezleriniz var cunku. Meme bezleri gerilip pozisyonunu almadan oraya sut stogu yapamassiniz. Kadin gogsu yag ve meme bezlerinden olusur, meme ucunda da sinir bulunur.

Evrim bunu cok guzel aciklar. Istisnasiz her kadinda meme bezi bulunur, fakat istisnasiz her kadin bebek sahibi olamaz. Hayat boyu meme bezlerinizi tasiyabilirsiniz, ama hayat boyu cocuk sahibi olamayabilirsiniz. Halbuki meme bezi dedigimiz sey, bildiginiz doku'dur. Iste vucut da ihtiyaci oraninda, doku gelistirir bir donem kullanir, bir dahaki sefere kadar koreltir. Anne ikinci kez hamile kaldiginda yeniden doku gelistirilir, gorevini yapar ve koreltilir.

Iste bahsettiginiz irade olmus olsaydi sayet, Allah'in erkege meme bezi vermemesi gerekirdi. Cunku egzersiz sonucu, erkekte de meme genislemesi buyumesi oluyor.
Ostrojen(kadinlik) hormonu erkekte de bulunur ornegin. Fazla salgilanirsa, testesteron'a(erkeklik hormonu) baskin gelir veya hareketliligi yeterli degilse, erkegin sperm'i dollenmeye yeterli gelmez. Ve kadin dogurgan oldugu halde hamile kalamaz. Halbuki kadin yumurtaligi da testesteron uretir. :)

Bakin dikkat edin, anne karni da acilmasi gerektigi kadar(bebegin surecsel boyutu) genisleme, buyume yapiyor. Ust kisimda gogusler de ayni oranda genisliyor sut'e hazirlik yapiyor. Fakat rahim agzi bu genislemeye ragmen, buzulup bebegin orada kalmasini sagliyor. Mesela rektumunuz da ayni islemi yapiyor. Bagirsaklar doluyor, doluyor,rektum buzuluyor, bir noktadan sonra doluluk baski yapiyor ve siz diskilama yapiyorsunuz.


Mesela soyle bir ornek vereyim daha iyi anlayabilirsiniz.

Halk dilinde "agiz" tabir edilen sut, anneden ilk gelen sut yani, normal anne bildigimiz sutten farklidir, daha koyu kivamlidir. Fakat bir kez gelir, sonrasinda uyarildikca kivam seyrelir.

Ne demistik yukarda? Uyarim yoksa sayet, uretim de yoktur.

Hucrelerin ve noronlarin islemidir bu.

Zaten kapi caldigini ust mesajda anlatmistim. Hipofiz, prolaktin, sut yapici hucreler..


Hucreler tanri olsaydi, bahsettiginiz tanriyi tamir ediyor olmazdi tip/biyoloji..
Tanri tamir edilir mi? :nod:

Size tavsiyem;

Bilim ile inanci hicbir zaman birbirine karistirmayin. Bu inandiginiz tanriyi kutsal addettiginiz noktadan asagiya dusurmektir.

Bilim kendi kulvarinda degerlidir, ozneldir, inanc kendi kulvarinda.. Inancinizi koruyun ama guncel bilimsel bilgiden de mahrum etmeyin kendinizi.

Tanriya inaniyor olmak, bilmeye, bilgiye engel degildir.

kumash
09-10-2011, 15:09
1=3?
1=/=3!

legend
11-10-2011, 13:38
Seçkin astronom Frederick Hoyle, amino asitlerin insan hücrelerinde tesadüfi bir şekilde bir araya geldiği iddiasının matematiksel olarak gülünçlüğünü ortaya koymuştur. Bay Hoyle, "şans" ihtimalinin saçmalığını takip eden analojide resimlemiştir: "Bir kasırganın, bir hurdalık üzerinden geçerken parçaları şans eseri birleştirip, şans eseri çalışan ve uçmaya hazır pırıl pırıl bir Boeing 747 oluşturmasının şansı nedir? Olasılık o kadar küçüktür ki, sınırsız zaman ve sınırsız hurdalık verilmiş olsa bile bu olasılıkta yükselme görülemez!"


Tarih boyunca hangi uygarlık olursa olsun en ilkel çağdan en modern döneme kadar insanlık hep bir "yaratıcı" aramışlardır.
PEKİ BU ADETA İÇGÜDÜSEL DAVRANIŞ NEDENİ NEDİR?

yamans
11-10-2011, 14:16
Seçkin astronom Frederick Hoyle, amino asitlerin insan hücrelerinde tesadüfi bir şekilde bir araya geldiği iddiasının matematiksel olarak gülünçlüğünü ortaya koymuştur. Bay Hoyle, "şans" ihtimalinin saçmalığını takip eden analojide resimlemiştir: "Bir kasırganın, bir hurdalık üzerinden geçerken parçaları şans eseri birleştirip, şans eseri çalışan ve uçmaya hazır pırıl pırıl bir Boeing 747 oluşturmasının şansı nedir? Olasılık o kadar küçüktür ki, sınırsız zaman ve sınırsız hurdalık verilmiş olsa bile bu olasılıkta yükselme görülemez!"


Tarih boyunca hangi uygarlık olursa olsun en ilkel çağdan en modern döneme kadar insanlık hep bir "yaratıcı" aramışlardır.
PEKİ BU ADETA İÇGÜDÜSEL DAVRANIŞ NEDENİ NEDİR?

HY takılmayada başlamışsın ha :)

legend
11-10-2011, 15:17
Harun Yahya dehşettir ya. Benim ekolüm. :)

Hatta bir keresinde bir video izlemiştim Harun Yahyanın bu dünyayı ve ilahi yaşamı MATRİX filmi ile bağdaşrıtmaya çalışıp bir sonuca varmaya çalışıyordu.
Ne gülmüştüm ..akıllıya(!) :)

edit

spartacus
11-10-2011, 17:36
Seçkin astronom Frederick Hoyle, amino asitlerin insan hücrelerinde tesadüfi bir şekilde bir araya geldiği iddiasının matematiksel olarak gülünçlüğünü ortaya koymuştur. Bay Hoyle, "şans" ihtimalinin saçmalığını takip eden analojide resimlemiştir: "Bir kasırganın, bir hurdalık üzerinden geçerken parçaları şans eseri birleştirip, şans eseri çalışan ve uçmaya hazır pırıl pırıl bir Boeing 747 oluşturmasının şansı nedir? Olasılık o kadar küçüktür ki, sınırsız zaman ve sınırsız hurdalık verilmiş olsa bile bu olasılıkta yükselme görülemez!"


Tarih boyunca hangi uygarlık olursa olsun en ilkel çağdan en modern döneme kadar insanlık hep bir "yaratıcı" aramışlardır.
PEKİ BU ADETA İÇGÜDÜSEL DAVRANIŞ NEDENİ NEDİR?

Sevgili Legend, gerçi bıktım ama, şu olasılığa bir kez daha cevap vereyim..

Bak olasılık hesapları, olmuş, bitmişin üzerinden yapılmaz. neden çünkü olmuş bittikten sonra tüm diğer olasılıklar zaten gerçekleşmemiş demektir, olasılık artık yoktur!. Bu indirgeme olur. hadi bakalım dünya da 5 milyar kişiye sıralı sayı verelim. herkes 1 sayı alacak.. daha sonra da tombalaya 5 milyar sıralı rakam koyalım. 1 kez çekelim... Aha 5 milyarda 1 olasılık da olsa birisine çıktı-kalanın da artık şansı kalmadı, hesap burada bitti! Şimdi birde bunu indirgeme dediğim senin usulle yapalım. Efenim 5 milyarda bir olasılık nasıl mümkün olur? Şimdi tersinden bakarsak, tombala vuran kişide olasılık nasıl gerçekleşti?. 100%. işteee, bu var o halde tanrı var.. yuh öyleyse :)

Bak bir diğeri de doğa da bu biçimde olasılık hesabı yapamazsın. Eline bir molekül, alet vs alıpda aha bunun oluşması kaç trilyonda birdir vs diyemezsin. Yahu un var, şeker var, su var, illa bir halt olacak, insan da zaten bir parçası değil mi!?. Üstelik doğada hareket ve olasılıklar saniye de milyarlarca kez milyar gerçekleşir, gerçekleşmez ve üstelik bunlar bir düzlem de-üzerinde ardışık değil iç-içe geçmiş bir bütünlük, çokluk arzeder. Yani böyle bir düzleme oturtup, öznel bir şekilde herhangi bir şeyi-nesneyi, tüm doğa-evrenden yalıtıp, aha bunun gerçekleşme olasılığı kaç da kaç olabilir denemez... Belki bu yalıtma ve öznelleştirme işini, kısa izah problem yaratıyor olabilir. O zaman benzerlikle ifade edeyim. Bu; bir balığı sudan çıkartıp, masaya bırakıp hadi yaşasın demek gibidir. Şimdi, bir kasırga bir hurdalık bir anlam ifade ediyor mu? Bence bir anlamı yok, sadece saçmalık diyorum...

gelelim verdiğin örneğe, verdiğin örnek ise tamamen iradi bir örnektir. O da insanın binlerce yıllık birikimine, aktarımına, bilim ve uğraşlarına dayalıdır vs.de vs.... Yani oturup olasılık hesabına verilebilecek örnek değildir.. Bir olasılık hesabı yapmak istiyorsan buyur kerameti kendinden menkul tanrı için yap...

legend
11-10-2011, 17:45
Hımm "TANRININ OLASILIĞI" diye bir kitap var zaten yapmışlar matematiksel bir olasılık hesabıyla.
O kitabı öneririm. Stephen D. Unwın (http://65.18.198.4/yazar/15308/0/1/Stephen-D--Unwin.html) yazmış.

Evren in ataleti ne yöne çalışır?
herşeyi basitleştirmeye ve sadeleştirmeye doğru mu çalışır yoksa herşeyi karmaşıklaştırmaya doğru bir yönelimi mi vardır?
Mesela gezegenler neden yuvarlaktır? olabilecek en az hacim ve olabilecek en basit ve sade hale gelmeye uğraşır. Yani evren ölüme doğru bir atalet sergiler.. yok oluşa göre bir atalet sergiler. Var oluşa doğru değil...
Ama nedense şans eseri oluvermiş bişeyler ve zeki canlılar çıkıvermiş.
DNA nın yapısını inceleyin. Arkadaş tek başına DNA ve amino asitler oluşamaz ya :)

spartacus
11-10-2011, 17:54
Sevgili legend yazdığım cevabı bir daha oku... Yapacak olsam buyur yap der miyim :)? 5 milyar rakam yoksa, 1 rakamın-tanrının- çıkma olasılığı olabilir mi? vaktimi harcamayı düşünmüyorum :)

legend
11-10-2011, 17:57
Yok benim demek istediğim olasılık çok düşük değil.
benim demek istediğim İMKANSIZ...
Olasılıkları geçin benim de vaktim yok...
Bu olasılık sizin hesap tekniğinizle mantıklı değil. Yani bu hesap tekniğini Tanrıya uygulayamazsınız.

Natan
11-10-2011, 18:27
Canlılıgın oluşamayacağıyla ilgili teistlerin sıkça kullandığı argumanlar genelde sakat bir mantıga dayanmaktadır; dolayısıyla bilimsel bir bakış açısını yansıtmaz. Teistler, şimdiki canlılığı ve biyosferi göz önünde bulundurarak hesaplama yapmaktadır. Ne olursa şu anki durum ortaya çıkabilir düşüncesi üzerine odaklanıyorlar.

Yapılan yanlş da buradadır. Olasılıklar şimdi var olan canlılık üzerinedir. Farklı koşullarda farklı yaşam formları ortaya çıkabilir.

Başlangıç konusunda bilimsel gerceklikten çok spekulatıf varsayımlar mevcuttur. Gercek şuan kesin olarak bilinme e de varsayımlar biliminsanları arafından oluşturuluyor ve üzerinde çalışılıyor.

Sakın bana imkansızlıktan bahsetmeyin. İşte canlılık ortada duruyor. Oluşmuştur ve hergun oluşuyor. Bunu illaki tanrısal br ilkeye bağlayacaksanız görüşünüz "tanrı yarattı" değil; "tanrı yaratmaya devam ediyor" olmalıdır. Her an bir yaratış, her saniye bir oluşum, dönüşüm, başkalaşım, değişim gözlemlenmektedir. Tanrı yarattı fikri eski hikayelerin özeliğidir.

E coli bakterisinin kendiliğinden oluşumu imkansızdır diyenler halt etmiştir. Kimyasal ve organik koşullar varsa hertürlü organizma da oluşur.

legend
11-10-2011, 20:27
DNA ve aminoasitler bunların kendi başlarına oluşabileceği kanıtlansın ondan sonra devam ederiz o zaman konumuza ;)
Şu an tek başına oluşabilmeleri İMKANSIZ :) görünüyor.

Nitekim bu konu üzerine yapılan olasılık hesapları ile bilim adamları, küçük bir protein molekülünün sadece sol-elli amino asitlerden oluşabilme ihtimalinin 10210'da 1 olduğunu hesaplamışlardır. Matematikte 1050de 1 ihtimal sıfır olarak kabul edilir. 1050sayısı, 1 sayısının yanına 50 tane sıfır yazılarak elde edilir ve böylesine büyük bir sayının içinde 1 ihtimal "yok" demektir. Öyleyse 1 sayısının yanına 210 tane sıfır yazılarak elde edilen 10210 gibi çok daha büyük bir sayının içinde 1 ihtimalin oluşması imkansızdan da ötedir. (Vance Ferrell, Dna, Protein and Cells, Harvestime Books, 1996, s. 24)

Ünlü kimyager Walter T. Brown, sol-elli amino asitlerin tesadüfen biraraya gelerek tek bir proteini dahi oluşturmalarının imkansızlığını şöyle özetlemektedir: Her tip amino asit, cansız maddelerde veya laboratuvarlarda sentezlendiği zaman kimyasal olarak birbiriyle aynı olan iki formda oluşur. Bu amino asitlerin yarısı sağ-elli olarak tanımlanabilir, diğer yarısı da sol-ellidir. Her yapı birbirinin aynadaki görüntüsü gibidir. Fakat canlılardaki, bütün insanlardaki, hayvanlardaki, bitkilerdeki ve bakterilerdeki ve hatta virüslerdeki amino asitler hep sol- ellidir. Hiçbir doğal işlem sağ ve sol-elliliği ayırt edemez. Bu şekilde sadece sol-elli amino asitlerden meydana gelen tek bir proteinin dahi tesadüfen oluşabilme ihtimali matematik olarak sıfırdır. Walter T. Brown ,In the Beginning (1989)


Her protein için özel bir amino asit dizilimi gerekir. Bir zincirin halkalarının birbirlerine eklenmeleri gibi birleşen amino asitler, birleşir birleşmez çok farklı yapılara bürünürler ve proteinlerin üç boyutlu şekillere sahip olmalarını sağlarlar. İleride de detaylarını inceleyeceğimiz gibi, proteinlerin üstlendikleri görevleri yerine getirebilmeleri için bu üç boyutlu yapıda olmaları şarttır. Ancak bunun için, amino asit diziliminde tek bir amino asitin dahi yerinin değişmemesi, eksik olmaması veya farklı bir amino asitle yer değiştirmemesi gerekir.

Çünkü tek bir parçanın dahi eksilmesi veya bozulması bu parçanın, bütün içindeki uyumunu bozacak, proteinin yapısını kullanılmaz hale getirecektir. Bu bir kelimenin içindeki tek bir harfin değişmesiyle meydana gelecek olan anlam değişmesi veya kelimenin anlamsızlaşması gibidir. Sözgelimi, "kamil" kelimesini yazarken, tek bir harfin yanlış yazılması ile (m yerine t yazılması ile) ortaya tamamen farklı bir manaya gelen "katil" kelimesi çıkar. Veya bu kelimeden tek bir harf çıkarıldığında, örneğin a harfi çıkarılarak kelime "kmil" olduğunda anlam tamamen bozulur. Nasıl ki, bir kelimedeki tek bir harfin dahi yeri değiştiğinde veya harflerden biri eksik olduğunda kelimenin anlamı kayboluyorsa, proteinler için de durum aynıdır. Tek bir amino asitin dahi yerinin değişmesi bütün bir protein molekülünü görevini yapamaz hale getirir, yani anlamını bozar. Protein bambaşka bir molekül oluverir. Çünkü her bir amino asit tıpkı kelimeye özel bir ses katan bir harf gibi proteine belirli bir özellik kazandırır. Her amino asit şekli, elektrik yükü, kimyasal reaksiyonlara girme biçimi ile bambaşka sesleri ifade eden harfler gibidir.

Tek bir amino asitin yanlış veya eksik yazılmasının vücutta ne tür arızalara neden olabileceğine, bir kan kanseri türü olan Akdeniz anemisi hastalığını örnek olarak verebiliriz. Bilindiği gibi, vücudumuzdaki tüm hücrelere oksijen, kanımızdaki alyuvarlar aracılığıyla taşınır. Oksijen molekülünün taşınması işlemini, alyuvarlarda bulunan ve yaklaşık 600 amino asitten oluşan hemoglobin adlı proteinler yaparlar. Genetik bir hastalık olan Akdeniz anemisine, hemoglobinin yapısında yer alan tek bir amino asitin farklı olması yol açmaktadır; hemoglobinde bulunan amino asit zincirlerinde "glutamik asit" isimli amino asit yerine "valine" isimli amino asit geçer. Bu şekilde hemoglobindeki tek bir amino asitin yanlış olması, proteini görevini yapamaz, yani oksijeni taşıyamaz hale getirir. 600 amino asit içinde tek bir amino asitin hatalı olmasının sonucu görüldüğü gibi ölümcül bir hastalıktır.

Kimyasal ve organik koşullar varsa hertürlü organizma da oluşur.

Ama nedense bilim adamları henüz laboratuvar ortamında her türlü organizmayı tüm teknolojiye rağmen oluşturamıyorlar :)

spartacus
11-10-2011, 20:40
Yok benim demek istediğim olasılık çok düşük değil.
benim demek istediğim İMKANSIZ...
Olasılıkları geçin benim de vaktim yok...
Bu olasılık sizin hesap tekniğinizle mantıklı değil. Yani bu hesap tekniğini Tanrıya uygulayamazsınız.sevgili Legend alkol günah değil sanırsam :) Şu olasılık için yazdıklarımdan bu nu mu çıkartabildin....
"Bu olasılık sizin hesap tekniğinizle mantıklı değil. "
Olasılık adı üstünde, akıl oyunuyla bir işe yaramıyor. Senin söylediğin ise olasılık değil, mucize söylemidir. Tamam uçağı bırakalım, tanrıya bakalım. Olasılıkla bu işler en fazla yazdığım gibi çarpık kavrayışla ifade edilmeye kalkılır, duvara toslayınca da kendi tekniğinin yanlışını görmek yerine senin tekniğinle olmaz, o teknik mantıklı değil denir... Tamam değişelim, Tanrı bir mucize olmalı der geçersin... Yine de mucize için, olağanın dışında bir gelişme olmalı. bak bu da olmadı, tanrı mucize de olamaz, çünkü O'nu mucize olarak belirleyecek önsel bir olağanlık yok... neyse bu tür şeylere vaktim var, ayıracak vaktim yok :) İlk yazımı tekrar oku, hatalı söylem kime ait.

Tamam mutlu olacaksan, kabul ediyorum bu durumda senin öne sürdüğün olasılıklı yaklaşım saçma olur, ama bir avuntu için mucizede olmaz demeyeyim..:tea: :)

legend
11-10-2011, 20:44
Tanrı için o teknik uygulanamaz:) Çünkü:
Tanrı için atfedilen kavramların hiç birinde "yaratıldı" veya "şanseseri oluştu" yoktur. Tanrı yı bu konunun dışında tutmalısın çünkü konumuz yaradan değil "yaratılanların nasıl yaratıldığı"dır.
Uçak olasılığı sadece bir benzetmeden ibarettir. İmkansızlığı görmek için bir simge sadece :)

spartacus
11-10-2011, 20:47
DNA ve aminoasitler bunların kendi başlarına oluşabileceği kanıtlansın ondan sonra devam ederiz o zaman konumuza ;)
Şu an tek başına oluşabilmeleri İMKANSIZ :) görünüyor.

Legend şu kırmızı ile işaretlediğim noktayı tekrar düşün ve ilk yazıma bir daha bak, özellikle son 2 paragraf...

Natan
11-10-2011, 20:51
Doga her organizmayi olusturuyor. Gozumuzle goruyoruz. Merak etmeyin.

legend
11-10-2011, 20:52
Legend şu kırmızı ile işaretlediğim noktayı tekrar düşün ve ilk yazıma bir daha bak, özellikle son 2 paragraf...
"tek başına" kelimesini yanlış kullandım. özür dilerim...
"HER TÜRLÜ ORTAMDA DAHİ" olacaktı :)

Amino asitlerin matematiksel OLASILIKSIZLIĞINI okurmusun lütfen. Üstte yazılı... :)

Doga her organizmayi olusturuyor. Gozumuzle goruyoruz. Merak etmeyin.

O zaman DOĞA burada "yaratıcı" konumunda.
Kutsal kitaplara göre "doğa"yı da Tanrı yarattı :)
Bu arada yazdığım şeylerden dolayı bana gıcık olmayın. Sizi sinir etmek için yazmıyorum sadece başka bir açıdan da olaya bakmanız için yazıyorum.:)
Neyse bu akşamlık benden bu kadar biraz yorgunum. Yarın devam ederiz hayırlı akşamlar.
Saygılar..

spartacus
11-10-2011, 23:36
Tanrı için o teknik uygulanamaz:) Çünkü:
Tanrı için atfedilen kavramların hiç birinde "yaratıldı" veya "şanseseri oluştu" yoktur. Tanrı yı bu konunun dışında tutmalısın çünkü konumuz yaradan değil "yaratılanların nasıl yaratıldığı"dır.
Uçak olasılığı sadece bir benzetmeden ibarettir. İmkansızlığı görmek için bir simge sadece :)
legend, böyle olasılık hesapları ile sadece ama sadece tanrı ele alınabilir. Diğerleri ise zaten somut, nesnel şeyler ve hareket, doğa, değişim ve her şeyin birbiriyle olan ilişkisi somut, nesnel, olgu...

Amino asitlerin matematiksel OLASILIKSIZLIĞINI okurmusun lütfen. Üstte yazılı...

Akıl oyunları dedim ya.. Bir olasılık hesabı tersten işletilirse çuvallarsın. Aynen daha önce verdiğim 5 milyarda bir örneğe benzer.
5 Milyar kişiye sayı verdik, sıralı. Tombalaya 5 milyar sayı koyduk ve çektik. ne oldu 5 milyarda 1 ihtimal de olsa 1 kişiye çıktı... ya çıkmayanlar. Şimdi hadi olay bitmiş, olan, olmuş çıkmayanlara bakıp tersinden olasılık türetelim, sonuç ne? akıl oyunu ve boşa yorduğumuz kafa... ve ne demiştim, indirgenmiş olasılık hesabı. Hiç bir şeyi, çevresinden, doğasından yalıtarak tek düze ele alamayız, ne olduğu da önemli değil, molekülmüş, asitmiş vs..... ha tabi ki sen bu olasılık hesaplarının merkezine bir tanrı ya da inanç koyuyorsun, yoksa baştan başı bağlı olmadan, olayın kendisini ele alan olasılık hesapları vs anlamsız değildir.

legend
12-10-2011, 09:08
yok bu aminoasitlerde olasılığın temelini oluşturan şey rastgelelik değil.
Olasılığın olasılıksızlığını yapan şey o aminoasitlerin nasıl oluyorda bilinçsiz olmasına karşın doğru dizilimi yapabiliyor olmalarıdır. Problem buradadır.
Neyse daha fazla uzatmak istemiyorum. Çok hoş ve faydalı bir konu değil.
Bucevabı verilebilecek bir soru değil. Kim olsa sıkışıyor köşeye.
Kim bilir bir açıklaması vardır da biz bilmiyoruzdur. Belki Tanrı değildir de moleküler düzeydi bir fizik kanunu vardır bilmediğimiz.
Eh o zaman da şöyle bir soru geliyor insanın aklına "bu fizik kanunlarını kim düzenliyor veya kim yaptı"
Neyse sustum :)


Bir olasılık hesabı tersten işletilirse çuvallarsın.
Bu olasılığı Tarı için uygular mısın ben düşündüm de yapamadım. harbiden kafam karıştı. Bi örnekle verirsen bakalım ve görelim Tanrı için yapılabiliniyor mu.
5 milyar örneğini anlayamıyorum. Başka bir örnek verirsen belki anlarım... Yani Tanrı için...