PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Şimdi de sıra bende...


Thunder
24-07-2010, 19:16
Herşey bir gün Cumhuriyet Gazetesi'nin kitap ekini okurken Berfin Yayınları'ndan yeni çıkan kitapların tanıtıldığı köşede Arif Tekin imzalı ''Sümerler'den İslam'a Kutsal Kitaplar ve Dinler'' kitaba gözümün ilişmesiyle başladı.

Hayatımda hiçbir zaman ''gerçek bir müslüman'' olamamıştım. O güne kadar Kuran'ı elime bile almamıştım. Çünkü Kuran, ailem ve çevrem tarfından öğretilen/dayatılan düşünceler neticesinde bana ''hayatın sırrını taşıyan'', ''mucizevi'' bir öğreti olarak algılatılmıştı.

Ezoterik, mistik öğretilere yeni başlayan merakım sağolsun, sümerliler ile islamı bir arada ele alan bu kitabı hemen almaya karar verdim. Zaten yakında Ankara'da kitap fuarı başlıyordu. Alınacak kitaplar listesine bu kitabı da ekledim. Hem de üst sıralara.

İtiraf etmeliyim ki kitabı okumaya başladığımda böyle bir içerikle karşılaşacağımı hiç tahmin etmemiştim. Hayatımda, Kuran'da bile açıp okumadığım sureleri, ayetleri bir araştırma/inceleme kitabında eleştirel akıl süzgecinden geçirerek okumak bana çok heyecan verici geldi. Binlerce yıldır birikegelmiş inanışların islamiyetteki uzantıları, bana o ana kadar bütün dini inanışlardan, ibadetlerden farklı olduğu aksettirilen islamiyetin çok da özel olmadığını gösterdi. Artık şüphelenmiştim bir kere, kitabı bir solukta bitirdim ve hemen araştırmaya koyuldum.

Amacım objektif olarak konuya yaklaşmaktı. O nedenle sadece Kuran'dan hareket etmek istedim. Oturdum bilgisayarın karşısına ve kitabı da elime aldım. Kitapta bahsedilen sureleri, tesfirleri ve hadisleri araştırdım. Çok geçmeden Kuran ve islamiyetin hiç de o ana kadar bana öğretilegelmiş kadar güzemli, bütün insanlara ve zamanlara hitap eden bir kitap olmadığını anladım. Kuran'ı neresinden tutsam elimde kalıyordu. Sorularıma cevap veremiyordu. Günümüze hitap etmiyordu, artık bu düşünceler çağdışı kalmıştı. Sonuç olarak bu kitabın içinde yazanlar asla bir yaratıcnın düşünce ve söylemleri olamazdı.

Kuran'da beni, kendisinin bir yaratıcının söylemlerinin olmadığına ikna eden sebepler; çok bariz bir şekilde göze çarpan çelişkiler, tutarsızlıklar, kadın - erkek eşitsizliği, insanlığı ilgilendiren bir çok konunun göz ardı edilmesi gibi konulardı. Bu tutarsızlıklara, çelişkilere mantıklı cevaplar ararken her seferinde hayal kırıklığına uğramam da cabası.

Dinden çıkmam çok zor olmadı sevgili forum. Zaten dinden çıktın mı hemen arkasıdan gelen adım Tanrı'nın varlığını sorgulamaya başlamaktır. Çünkü dindar iken Tanrı'nın varlığını zaten kayıtsız şartsız kabul etmiştir insan. İşte bu o kadar kolay değildi. Kuran'nın bir insan ürünü olduğuna artık tamamen ikna olmuştum. Ancak Tanrı kavramı o kadar kolay vazgeçilebilcek bir şey değildi.

Sabah akşam, her saniye Tanrı'nın varlığını sorguladım. Sordum, cevap aradım. Okudum, araştrdım. Korkuyordum. Ya varsa? Zaman zaman kızdım kendime; ''Lan nerden bulaştın bu işlere!'' diyerek. Ancak akıl sorgulamıştı bir kere geri dönüş imkansızdı.

Çevremdeki insanları da yavaş yavaş kendimden uzaklaştırıyordum bu arada. Annemi, sevdiğim kadını... İyice b*ka batmıştım anlayacağınız.

Çalkantılı geçen bu uzun dönemden sonra korkularımı yenmeyi başardım. Ve anladım ki ''Tanrı insanı değil, insan Tanrı'yı yaratmış.'' ve bunu görmek gerçekten zor değilmiş.

Korkmuş insanoğlu, açıklayamamış, ölümden korkmuş, tatlı gelmiş yaşadığı hayat ve bir cennet - cehennem uydurmuş kendine, bunların tepesinde oturarak meleklerine günahları-sevapları not aldıran, ara sıra peygamberlerle olaya müdahele eden teknik adam görüntüsünde bir Tanrı yaratmış kendine. Dini ritüellerle süslemiş bu inancı ve nesilden nesile aktarmış. Kimi çıkarı için kullanmış bu inançları, kimi ise sadece huzur istemiş.

Anladım ki herşey insanda başlar ve yine insanda sonuçlanır. İyilik-kötülük, cennet-cehennem, sevgi-nefret... Bu dünyada hepimiz, tüm canlılar ve cansız varlıklar ile birlikte tek vücuduz, tek zihiniz. Tanrı biziz sevgili arakadaşlar.

Benim hikayem bu sevgili forum ve sağgıdeğer üyeler. Sizinle paylaşmak istedim.

Herkese sonsuz saygılar.

evrensel-insan
24-07-2010, 20:29
Saygidegedr Thunder;

Senin bu oykun, bir kez daha, insanoglu turu birinin, kendisine verilenleri kendi adina sorgulayarak, hem kendisini, kendi yapabilecegini, hem de kendi kendini degistirebilecegini, bir kez daha kanitladi. Umarim, bu sorgulaman, her konu ve veri de, devam eder, kendi kendini sana verilen degerlerle degil de; kendi kendine kendin icin olusturdugun degerlerle dile getirirsin.

Ayrica, oykunu dile getirdigin icin de, tesekkurler.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Thunder
24-07-2010, 22:33
Teşekkür ederim üstat.

Her ne konuda olursa olsun, düşünmek güzel...

Sonsuz saygılar.

aliyarasfal
25-07-2010, 00:35
Sayın Thunder,

Seninki biraz sancılı olmuş, bayağı sancılı olmuş hatta, paylaşım için teşekkürler, yinede sanıyorum izlerini silmek zor oluyor, ama gerçeği bilmek büyük bir rahatlıktır . İnsanım demekte kimseyi ayırt etmeden sadece fikir çatışmasında savaşmak hariç hiç bir savaşı kabul etmemek işte gerçek cesaret. İnanç, ırk, ideoloji yada çıkar için hiç bir insana zarar vermemek (fiziksel ve değerler olarak) işte özgürlük bu bence.

Teşekkürler ve saygımla gittim şimdilik...

hackercesur
31-07-2010, 19:41
Bugün cumartesi yarın pazar. Kendi işimi yaptıgım için pazar günü de çalışmak zorundayım. Şuan o kadar dinlenmeye ihtiyacım var ki...
Şöyle yemyeşil ağaçlarla kaplı bunaltıcı yaz sıcaklarına inat serin ve şelale sesinin olduğu bir ortamda kuşların cıvıltılarıyla akşamüstü uzanıp bulutları seyretmek istiyorum...

http://img.blogcu.com/uploads/denizkizi18_cimg0201.jpg

Düşünüyorum, biz bu doğanın düşünebilen canlılarıyız... Ve huzuru ölünce degil yaşarken bulmalıyız...

Hikayen çok hoşuma gitti sayın Thunder...

Ölmezsem bayramda gidecem böyle biryere... :)

2 günde olsa doğayı ve canlı olduğumu doyasıya yaşayacam...

Saygılar...

One Minute
15-08-2010, 02:53
Hay maşaAllah ne hikmetse buraya imana gelenler değilde imandan çıkanlar hayat felsefelerini anlatıyorlar,tek arzum seninde kardeşim tekrar hidayete erişmen..

AerA
15-08-2010, 03:10
Hay maşaAllah ne hikmetse buraya imana gelenler değilde imandan çıkanlar hayat felsefelerini anlatıyorlar,tek arzum seninde kardeşim tekrar hidayete erişmen..

Hay maşaAllah, İslamcının okumasıda yok. Girdiğin konunun bölüm başlığını oku be hacı.. "OKU"..."Ben okuma bilmem ki"..."OKU"...."Ben okuma bilmem dedim ya"..."O ZAMAN RESİMLERİNE BAK"

One Minute
15-08-2010, 03:16
evet yaw sağolasın evet burası imandan çıkanların hanesiymiş olsun girersek zararmı ederiz,onlarada belki bir nebzede olsa şu kısa hayatta doğruyu görmeleri hususunda hatırlatmada bulunduk bu kadar kızmana gerek yoktu..

AerA
15-08-2010, 03:18
evet yaw sağolasın evet burası imandan çıkanların hanesiymiş olsun girersek zararmı ederiz,onlarada belki bir nebzede olsa şu kısa hayatta doğruyu görmeleri hususunda hatırlatmada bulunduk bu kadar kızmana gerek yoktu..

Estafirullah...

Birde şu var;
"OKU"..."Ben okuma bilmem ki"..."OKU"...."Ben okuma bilmem dedim ya"..."OKU"..."Hacı daha kitap inmedi neyi okuyayım?"

axial
15-08-2010, 04:17
Estafirullah...

Birde şu var;
"OKU"..."Ben okuma bilmem ki"..."OKU"...."Ben okuma bilmem dedim ya"..."OKU"..."Hacı daha kitap inmedi neyi okuyayım?"


hahhahhhaaha

süpermiş ya geceyarısı yarıldım gülmekten. :second:

saolasın area...

yalcinsahin1
16-08-2010, 14:03
Herşey bir gün Cumhuriyet Gazetesi'nin kitap ekini okurken Berfin Yayınları'ndan yeni çıkan kitapların tanıtıldığı köşede Arif Tekin imzalı ''Sümerler'den İslam'a Kutsal Kitaplar ve Dinler'' kitaba gözümün ilişmesiyle başladı.

Hayatımda hiçbir zaman ''gerçek bir müslüman'' olamamıştım. O güne kadar Kuran'ı elime bile almamıştım. Çünkü Kuran, ailem ve çevrem tarfından öğretilen/dayatılan düşünceler neticesinde bana ''hayatın sırrını taşıyan'', ''mucizevi'' bir öğreti olarak algılatılmıştı.

Ezoterik, mistik öğretilere yeni başlayan merakım sağolsun, sümerliler ile islamı bir arada ele alan bu kitabı hemen almaya karar verdim. Zaten yakında Ankara'da kitap fuarı başlıyordu. Alınacak kitaplar listesine bu kitabı da ekledim. Hem de üst sıralara.

İtiraf etmeliyim ki kitabı okumaya başladığımda böyle bir içerikle karşılaşacağımı hiç tahmin etmemiştim. Hayatımda, Kuran'da bile açıp okumadığım sureleri, ayetleri bir araştırma/inceleme kitabında eleştirel akıl süzgecinden geçirerek okumak bana çok heyecan verici geldi. Binlerce yıldır birikegelmiş inanışların islamiyetteki uzantıları, bana o ana kadar bütün dini inanışlardan, ibadetlerden farklı olduğu aksettirilen islamiyetin çok da özel olmadığını gösterdi. Artık şüphelenmiştim bir kere, kitabı bir solukta bitirdim ve hemen araştırmaya koyuldum.

Amacım objektif olarak konuya yaklaşmaktı. O nedenle sadece Kuran'dan hareket etmek istedim. Oturdum bilgisayarın karşısına ve kitabı da elime aldım. Kitapta bahsedilen sureleri, tesfirleri ve hadisleri araştırdım. Çok geçmeden Kuran ve islamiyetin hiç de o ana kadar bana öğretilegelmiş kadar güzemli, bütün insanlara ve zamanlara hitap eden bir kitap olmadığını anladım. Kuran'ı neresinden tutsam elimde kalıyordu. Sorularıma cevap veremiyordu. Günümüze hitap etmiyordu, artık bu düşünceler çağdışı kalmıştı. Sonuç olarak bu kitabın içinde yazanlar asla bir yaratıcnın düşünce ve söylemleri olamazdı.

Kuran'da beni, kendisinin bir yaratıcının söylemlerinin olmadığına ikna eden sebepler; çok bariz bir şekilde göze çarpan çelişkiler, tutarsızlıklar, kadın - erkek eşitsizliği, insanlığı ilgilendiren bir çok konunun göz ardı edilmesi gibi konulardı. Bu tutarsızlıklara, çelişkilere mantıklı cevaplar ararken her seferinde hayal kırıklığına uğramam da cabası.

Dinden çıkmam çok zor olmadı sevgili forum. Zaten dinden çıktın mı hemen arkasıdan gelen adım Tanrı'nın varlığını sorgulamaya başlamaktır. Çünkü dindar iken Tanrı'nın varlığını zaten kayıtsız şartsız kabul etmiştir insan. İşte bu o kadar kolay değildi. Kuran'nın bir insan ürünü olduğuna artık tamamen ikna olmuştum. Ancak Tanrı kavramı o kadar kolay vazgeçilebilcek bir şey değildi.

Sabah akşam, her saniye Tanrı'nın varlığını sorguladım. Sordum, cevap aradım. Okudum, araştrdım. Korkuyordum. Ya varsa? Zaman zaman kızdım kendime; ''Lan nerden bulaştın bu işlere!'' diyerek. Ancak akıl sorgulamıştı bir kere geri dönüş imkansızdı.

Çevremdeki insanları da yavaş yavaş kendimden uzaklaştırıyordum bu arada. Annemi, sevdiğim kadını... İyice b*ka batmıştım anlayacağınız.

Çalkantılı geçen bu uzun dönemden sonra korkularımı yenmeyi başardım. Ve anladım ki ''Tanrı insanı değil, insan Tanrı'yı yaratmış.'' ve bunu görmek gerçekten zor değilmiş.

Korkmuş insanoğlu, açıklayamamış, ölümden korkmuş, tatlı gelmiş yaşadığı hayat ve bir cennet - cehennem uydurmuş kendine, bunların tepesinde oturarak meleklerine günahları-sevapları not aldıran, ara sıra peygamberlerle olaya müdahele eden teknik adam görüntüsünde bir Tanrı yaratmış kendine. Dini ritüellerle süslemiş bu inancı ve nesilden nesile aktarmış. Kimi çıkarı için kullanmış bu inançları, kimi ise sadece huzur istemiş.

Anladım ki herşey insanda başlar ve yine insanda sonuçlanır. İyilik-kötülük, cennet-cehennem, sevgi-nefret... Bu dünyada hepimiz, tüm canlılar ve cansız varlıklar ile birlikte tek vücuduz, tek zihiniz. Tanrı biziz sevgili arakadaşlar.

Benim hikayem bu sevgili forum ve sağgıdeğer üyeler. Sizinle paylaşmak istedim.

Herkese sonsuz saygılar.

sevgili thunder........

Sen bu tespitleri yaparken yani ALLAH insanı değil insan ALLAH ı yarattı tespitinde bulunurken hiç sordunmu ki kendine bunları düşünmeme ve karar vermemde faydalı olan aklımı ve beynimi bana kim verdi diye? dilimin üzerindeki milyonlarca sinir ile tatlıyı ekşiyi acıyı beynin ayrı ayrı yerlerine gönderen bir kablolu ağ sistemini,yediğim yemeği içtiğim suyu vücudumda depolayıp ihtiyaç anında kullanan elim kesildiğinde orada hemen pıhtılaşıp kanayan yeri tıkayan bir mantar görevi gören kanın ileride olaki kalp ameliyatı olursam bacağıma yerleştirilen yeden damarı gerektiğinde çıkarılıp kullanılsın diye oraya yerleştiren.gece ben uyurken bilincimi yerinde alan ama vücud fonksiyonlarımı nefes alıp vermemi yahut kalp atışlarımı düzenleyen gözlerimi o çukurlara yerleştiren içine toz kaçmasın diye kirpikleri oraya ince bir şekilde koayan ve onlar yansa yahut kazınsa yerine çıkacak kılların yine aynı boyda kalmasını sağlayan daha fazla uzayıp görüşüme engel olmamasını sağlayan yediğim kocaman bir bifteği asit ile eriten ama kendide etten olduğu halde kendi asidiyle kendini eritmeyen bir miğdeyi oraya yerleştiren,sıvılardan ve katı yemekten istediklerini aldıktan sonra gerisini ben hiç takip etmediğim yönlendirmediğim halde bağırsaklara gönderen ve depo doldu boşaltma zamanın geldi diye ikaz veren alarm sistemini ve bu sistemin hiç arıza vermediğini hep uyardığını,kolun kırıldığında oraya yama yapıp eskisinden daha sağlam bir ek yapıldığını nefes alıp vermek ile hoş ve pis kokuları ayırt edip bunu beyninin çeşitli yerlerine ileten duymanı sağlayan kulağın ve burnundan aldığın nefesteki tozları temizleyip akciğerlerine gitmeden filtrelerden geçtiğini ve tüm bunların haricinde testislerinde sana ait olan boy,ırk ve genetik özelliklerini bir sıvı içerisinde saklayıp onu vücudundan dışarı attığında hemen dışarı ortama ayak uyduramayıp öldüklerini bildiğin spermi ve kadınların gözüne hoş gelmesini sağlayan hormonlarını ve çocuk sahibi olduğunda ona duyduğun sevgi his ve heyecanı hiç tereddüt etmeden onun için seve seve canını vereceğini,vücudun için gerekli vitaminleri meyvelerde proteinleri sebze ve ette sana sunan. senin hiç bir şey bilmez ve savunmasız bir şekilde dünyaya getiren anne ve babanın merhametiyle büyüten sonra seni tekrar eski güçcüz haline ihtiyarlığa sürükleyecek olan ve tüm bu oksijen su güneşten aldığın d vitaminlerini kışın soğukta çıkarıp kullanmanı sağlayan mekanizmanı sen mi yarattın? gökyüzünü ve yerde sana lazım olan madenleri dünyada bulunmamasına rağmen uzaydan sana gönderilen ve senin için çeşitli eşyalar yapabilmen için demiri gönderen,petrolü bulup ondan plastik eşyalar yapmanı akaryakıt olarak kullanıp çok uzak mesafeleri kolay şekilde gidip gelmeni sağlayan toprak altında kömürü ve gökyüzünü yedi katman olarak düzenleyip kuran sana güneşin zararlı ışınları gelmesin diye ona koruyucu bir kalkan koyan,uzaydaki başı boş göktaşlarının dünyaya çarpmasını önleyen manyetik kalkanı yapan onu boşlukta tutan ve ona güneşin etrafında tur attıran ısısını ve güneşe olan uzaklığını ayarlayan kışın kuru toprakta içi sulu karpuzu tamda suya en çok ihtiyacın olduğu mevsimde yaratan ama suyun içinde yetiştiripte taş gibi sert pirinç nimetini yaratan,güneşin hiç bir yakıt istasyonundan akaryakıt almadan belkide trilyonlarca senedir yandığını yaşadığın dünyanın halen altında sıcak lavlar olmasını kuzey ve güney kutbundaki buzulların ve dağların bu şiddetle dünya dönerken denge ağırlıkları olduklarını ve bunun senin dünyanın tüm insanlığın atılarını temizleyebilmesi için dörtte üçünün su ile donatıldığının ve bu suyun temizleme özelliği olduğunu hiç mi düşünmeden sümerlerin kitabını kabul ettinde islamı terk ettin. bunları hiç düşünmedin mi?dünyaya zaten gelen 125.000 peygamberin hatta sümerlerden çok çok çok daha evvel gelen peygamberlerin 4 ciltli büyük kutsal kitap haricinde elleri boş hiç bir duyurusuz mu geldiğini sümerlerin o ayetleri onlardan duyup kayıt altına aldıklarını düşünemedin? sen vallahi kendi hayatına büyük kötülük ettin kardeşim. tüm bunları tekrar düşün ALLAH ın verdiği ve nezaman ansızın hiç beklemediğimiz bir zamanda ecel gelmeden bir daha konuları gözden geçir.........bu kadar tesadüf olması mümkün değildir........saygılar

yalcinsahin1
16-08-2010, 15:01
Herşey bir gün Cumhuriyet Gazetesi'nin kitap ekini okurken Berfin Yayınları'ndan yeni çıkan kitapların tanıtıldığı köşede Arif Tekin imzalı ''Sümerler'den İslam'a Kutsal Kitaplar ve Dinler'' kitaba gözümün ilişmesiyle başladı.

Hayatımda hiçbir zaman ''gerçek bir müslüman'' olamamıştım. O güne kadar Kuran'ı elime bile almamıştım. Çünkü Kuran, ailem ve çevrem tarfından öğretilen/dayatılan düşünceler neticesinde bana ''hayatın sırrını taşıyan'', ''mucizevi'' bir öğreti olarak algılatılmıştı.

Ezoterik, mistik öğretilere yeni başlayan merakım sağolsun, sümerliler ile islamı bir arada ele alan bu kitabı hemen almaya karar verdim. Zaten yakında Ankara'da kitap fuarı başlıyordu. Alınacak kitaplar listesine bu kitabı da ekledim. Hem de üst sıralara.

İtiraf etmeliyim ki kitabı okumaya başladığımda böyle bir içerikle karşılaşacağımı hiç tahmin etmemiştim. Hayatımda, Kuran'da bile açıp okumadığım sureleri, ayetleri bir araştırma/inceleme kitabında eleştirel akıl süzgecinden geçirerek okumak bana çok heyecan verici geldi. Binlerce yıldır birikegelmiş inanışların islamiyetteki uzantıları, bana o ana kadar bütün dini inanışlardan, ibadetlerden farklı olduğu aksettirilen islamiyetin çok da özel olmadığını gösterdi. Artık şüphelenmiştim bir kere, kitabı bir solukta bitirdim ve hemen araştırmaya koyuldum.

Amacım objektif olarak konuya yaklaşmaktı. O nedenle sadece Kuran'dan hareket etmek istedim. Oturdum bilgisayarın karşısına ve kitabı da elime aldım. Kitapta bahsedilen sureleri, tesfirleri ve hadisleri araştırdım. Çok geçmeden Kuran ve islamiyetin hiç de o ana kadar bana öğretilegelmiş kadar güzemli, bütün insanlara ve zamanlara hitap eden bir kitap olmadığını anladım. Kuran'ı neresinden tutsam elimde kalıyordu. Sorularıma cevap veremiyordu. Günümüze hitap etmiyordu, artık bu düşünceler çağdışı kalmıştı. Sonuç olarak bu kitabın içinde yazanlar asla bir yaratıcnın düşünce ve söylemleri olamazdı.

Kuran'da beni, kendisinin bir yaratıcının söylemlerinin olmadığına ikna eden sebepler; çok bariz bir şekilde göze çarpan çelişkiler, tutarsızlıklar, kadın - erkek eşitsizliği, insanlığı ilgilendiren bir çok konunun göz ardı edilmesi gibi konulardı. Bu tutarsızlıklara, çelişkilere mantıklı cevaplar ararken her seferinde hayal kırıklığına uğramam da cabası.

Dinden çıkmam çok zor olmadı sevgili forum. Zaten dinden çıktın mı hemen arkasıdan gelen adım Tanrı'nın varlığını sorgulamaya başlamaktır. Çünkü dindar iken Tanrı'nın varlığını zaten kayıtsız şartsız kabul etmiştir insan. İşte bu o kadar kolay değildi. Kuran'nın bir insan ürünü olduğuna artık tamamen ikna olmuştum. Ancak Tanrı kavramı o kadar kolay vazgeçilebilcek bir şey değildi.

Sabah akşam, her saniye Tanrı'nın varlığını sorguladım. Sordum, cevap aradım. Okudum, araştrdım. Korkuyordum. Ya varsa? Zaman zaman kızdım kendime; ''Lan nerden bulaştın bu işlere!'' diyerek. Ancak akıl sorgulamıştı bir kere geri dönüş imkansızdı.

Çevremdeki insanları da yavaş yavaş kendimden uzaklaştırıyordum bu arada. Annemi, sevdiğim kadını... İyice b*ka batmıştım anlayacağınız.

Çalkantılı geçen bu uzun dönemden sonra korkularımı yenmeyi başardım. Ve anladım ki ''Tanrı insanı değil, insan Tanrı'yı yaratmış.'' ve bunu görmek gerçekten zor değilmiş.

Korkmuş insanoğlu, açıklayamamış, ölümden korkmuş, tatlı gelmiş yaşadığı hayat ve bir cennet - cehennem uydurmuş kendine, bunların tepesinde oturarak meleklerine günahları-sevapları not aldıran, ara sıra peygamberlerle olaya müdahele eden teknik adam görüntüsünde bir Tanrı yaratmış kendine. Dini ritüellerle süslemiş bu inancı ve nesilden nesile aktarmış. Kimi çıkarı için kullanmış bu inançları, kimi ise sadece huzur istemiş.

Anladım ki herşey insanda başlar ve yine insanda sonuçlanır. İyilik-kötülük, cennet-cehennem, sevgi-nefret... Bu dünyada hepimiz, tüm canlılar ve cansız varlıklar ile birlikte tek vücuduz, tek zihiniz. Tanrı biziz sevgili arakadaşlar.

Benim hikayem bu sevgili forum ve sağgıdeğer üyeler. Sizinle paylaşmak istedim.

Herkese sonsuz saygılar.

Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.

Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.

Bunlar Allah'ı ve mü'minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir.

Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.

Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kafirler için hazırlanmıştır.

Allah bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. Küfre saplananlar ise, "Allah örnek olarak bununla neyi kastetmiştir?" derler. (Allah) onunla bir çoklarını saptırır, bir çoklarını da doğru yola iletir. Onunla ancak fasıkları saptırır.

Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah'ı nasıl inkar ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En sonunda ona döndürüleceksiniz.
ATEŞE EPEY DAYANIKLI GİBİ DURUYORSUN DOSTUM BAŞARILAR DİLERİM........AMA YA GERÇEKTEN TEHDİD EDİLDİĞİN ŞEY VARSA :)

yalcinsahin1
16-08-2010, 15:08
Öyle bir günden sakının ki o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz. Onlara yardım da edilmez.

Hal böyle iken inkar ederseniz, çocukları ak saçlı ihtiyarlara çevirecek olan bir günden (kıyametten) nasıl korunursunuz?

Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kafirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar onlardan yine kabul edilmez. Onlara elem dolu bir azap vardır.

KızıL
16-08-2010, 19:31
yalçın şahin gereksiz iletişler asmayınız başlığa....

massai
26-08-2010, 14:40
Sevgili Thunder, Sanki ben anlatmışım da, sen de kaleme almışsın gibi hissettim kendimi..Üslubun çok güzel, saldırmadan, incitmeden, aşağılamadan iç dünyanın kapılarını aralamışsın bizlere...Emin ol ki içim daha da rahatladı şimdi..Zaten İslamiyeti terkettim diye zerre kadar bir pişmanlık yok içimde, asıl olan benim gibi düşünenlerin çoğalması...Yalnız değiliz...Sevgilerimle..

Nova
26-08-2010, 15:51
Sevgili Thunder, çok güzel anlatmışsın :)

Massai nin de dediği gibi yakın buldum açıklamalarınızı. Yazdıklarınızın hepsi; sorgulayann ve aklını doğruyu bulmak için kullanan insanın yaşadığı bir yolculuktur-serüvendir.

Samimiyetiniz ve üslubunuz için kutlar ve tebrik ederim.

Sevgi ve saygılarımla, Nova.

sargon
26-08-2010, 16:09
Yukardaki yalcinsahin1 adli yazarin yazisi beni epey düsündürdü. Paylasmazsam dayanamayacagim. Bu tarz ikna cabasinin imamlarda, din adamlarinda oldugunu hep görürdüm ama üzerinde düsünmemistim. Ortada bir sürü laf kalabaligi vardir her zaman. Bunu argüman gibi görünen upuzun cümlelerden anlayabiliriz. Aslinda ortada bir tane, yalnizca 1 tane argüman var. KIM VERDI argümani diyelim buna..


dilimin üzerindeki milyonlarca sinir ile tatlıyı ekşiyi acıyı beynin ayrı ayrı yerlerine gönderen bir kablolu ağ sistemini KIM VERDI

sıvılardan ve katı yemekten istediklerini aldıktan sonra gerisini ben hiç takip etmediğim yönlendirmediğim halde bağırsaklara gönderen ve depo doldu boşaltma zamanın geldi diye ikaz veren alarm sistemini KIM VERDI

.
.
.

kışın kuru toprakta içi sulu karpuzu tamda suya en çok ihtiyacın olduğu mevsimde yaratan ama suyun içinde yetiştiripte taş gibi sert pirinç nimetini KIM VERDI

Bu upuzun cümlelere dikkat edilirse argüman sadece bir tane. Yani birisine matematigin ne kadar önemli oldugunu anlatmak istiyorsunuz diyelim.

Matematik olmasaydi 1+1=2 'yi BILEMEZDIN
Matematik olmasaydi 2+2=4'ü BILEMEZDIN
Matematik olmasaydi 3+3=6'yi BILEMEZDIN

seklinde süren bir dizge kurmamiz gerekirdi.

Burda güclü olan sey mantik degil etkileme gücü yani ajitasyon gücü. Sümer siirlerinde oldugu ve sonradan halk efsanelerinde oldugu gibi. Bir olay 3 defa, 5 defa, 7 defa, 11 defa tekrarlanir.

Sanirim bunun icin argümanin cok güclü ve ikna edici olmasi gerekiyor. Bu kadar güclü bir argüman bulursaniz, bunu yüzlerce örnekle isleyebilirsiniz.

Burda vurgunun ikinci yani ise CELISKI üzerine. Yani yazin sicakta, kurak havada sivi iceren karpuz üretirken suyun icinde tas gibi pirinc üretme gibi celiskili bir yetenek ancak dogaüstü bir yaratikta olabilir düsüncesi. Ama bu düsünce baslibasina acmazlar icerecegi icin bu kisim daha tali bir argüman ve karsisindakini sasirtmaya calisan alabildigince celiskili durumlar yakalama ustaliginda, yani yine edebiyat kisminda.

Yillardir gördügüm bir sürü din adaminin o kadar cok konusup, bir konuyu aslinda tartismamasinin arkasindaki sir bu olsa gerek.

Thunder
27-08-2010, 23:07
Saygıdeğer forum üyeleri,

Herşeyden önce olumlu olmusuz tüm yorum ve eleştirileriniz için teşekkür ederim.

Sn. Massai'nin de ifade ettiği gibi benim hikayem aslında benim gibi düşünen birçok kişinin yaşadığı sürecin bir özeti niteliğinde. Bu yolda düşünmüş, sorgulamış, savaşım vermiş, korkmuş, geri çekilmiş, vazgeçmiş, doğruyu aramış insanların hayatların bu dönemlerinin bir nevi izdüşümü niteliğinde bu hikaye.

Sn. yalcinsahin1

Sizin de yorumlarınız için teşekkür ederim. Lakin her seferinde karşılaştığım bu tür yorumlara karnımın tok olduğunu belirtmek zorundayım.

Benim için hayat sizin ifadelerinizde belirttiğiniz gibi bir hokus-pokus'tan ibaret değildir.

Hepinize saygılarımı sunarım.

Subliminal
28-08-2010, 10:57
yalcinsahin1 yazdı:

sevgili thunder........

Sen bu tespitleri yaparken yani ALLAH insanı değil insan ALLAH ı yarattı tespitinde bulunurken hiç sordunmu ki kendine bunları düşünmeme ve karar vermemde faydalı olan aklımı ve beynimi bana kim verdi diye?

sevgili yalcinsahin1;
sen bu kelimeyi yazarken hiç sordun mu kendine, ben niçin KİM yazıyorum diye.
Yaptıgınız ŞARTLI yaklaşım tarzınız bu sizin. baslarken baskın galip olarak baslıyorsunuz böylece karşınızdakini daha kolay avlayabileceginizi düşünüyorsunuz, vazgecin bu kelime oyunlarından.