Orijinalini görmek için tıklayınız : Gözün görme kalitesi
şimdi okudum ve gördümki (yani gözümle) :
şunu dior sayın cenker;
göz de öyle çok karmaşık komplike ve mükemmel bir organ değildir.
peki sorayım size göz kaç megapiksel olarak görmekte. yani siz yani biz...
şimdi biraz bilgi vereyim ama öncesinde;;
bir görüntünün kalitesi megapiksel cinsinden değeri ile ölçülmesi eksikdir. örneğin benim bir adet naçizane digital fotograf makinem var 12 megapiksel ve fiyatı 300 tl civarları ve arkadaşım mustafa nın da var onunki de 12 megapiksel ama nedense onunki 3 milyar tl civarları.. buna rağmen yinede öncelikle acaba kaç megapiksel değerinde görüoruz sizce ?
ancak şu da var insan gözü analog bir yapıda olduğu için gözün megapiksel olarak ölçülme işlemi bu bakımdan zordur.
Gözün görme kapasitesinin megapiksel olarak ifade edilebilmesi için, gözdeki reseptörleri piksel olarak düşünüp bir sahneyi beynin hangi detay seviyesinde oluşturabildiğini test etmek gerekir. İnsan gözü küçük bir organdır ve üzerine gelen ışığın çok az bir miktarı ile bütün herşeyi yapar. Fakat yüksek megapiksel kameraların mercekleri oldukça büyüktür ve buna bağlı olarak karanlık bir sahnede insan gözüne kıyasla çok daha fazla aydınlanmış alan görürler. Şunu net olarak söylemek mümkündür ki, eğer göz büyüklüğünde bir mercekle en yüksek megapiksel oranını alıp fotoğrafı çekip daha sonra insanın aynı manzaraya bakarak gördüklerini karşılaştırırsak eminim ki insan gözü daha fazla detayı algılayıp tanımlayabilecektir. Dijital makinenin çektiği fotoğraf ise, zoom yapılmadan insanın gördüğüne denk biçimde görüntülenip incelenirse çok daha az detay yakalayabildiği anlaşılacaktır.
Bu nedenle insan gözü yapay merceklerin görüntüsüyle kıyaslanamayacak kadar mükemmel yaratılmış bir organdır. Ama dijital bir veri olan megapiksel olarak ifade edilebilir. Bunun hesaplaması yukarıda bahsettiğim şartlar sağlanırsa, yaklaşık olarak bir değer ortaya koyularak gerçekleştirilebilir. Ama megapiksel teriminin aslında bir sahneden alınan görüntünün kaç piksel ile görüntülendiğini ifade eden bir kavramdan başka birşey olmadığını aklımızdan çıkarmamamız gerekir. Tabiki ne kadar fazla piksel olursa o kadar detaylı görünecektir fakat bunun insan gözüne denk gelen oranıyla kıyaslamak için, konuyu başlıca bir araştırma konusu olarak ele alıp laboratuvar şartlarında incelenmesi ve deneyler yapılması gerekir.
----------------------------
şimdi sizce insan gözü kaç megapiksel olarak görüntü görüyor ?
saygılarımla
peki şunuda hesaplayınız atıorum X megapiksel buldunuz X megapiksel bir jpeg fotograf kaç mb lık veri içerir ? ve kaça kaç bir çözünürlüğe sahiptir..
Konu ile ilgili videolar:
http://www.vindir.org/national-geographic-3-gozun-evrimi-1149.html
http://www.solvideo.org/video/50551849438f6da/Gözün-Evrimi
Dökümanlar:
http://ateistfikir.blogspot.com/2007/09/gzn-evrimi.html
http://www.nature.com/nrn/journal/v8/n12/images/nrn2283-f4.jpg
http://www.vedicsciences.net/intelligent/eye-Stages_in_the_evolution_of_the_eye.png
http://www.eyedesignbook.com/ch6/fig6-01cBG.jpg
http://www.forbestvision.com/wp-content/uploads/2009/04/evolution.jpg
insan ve ahtapot gözünün karşılaştırılması:
http://www.duq.edu/sepa/regmed/images/Human-Octopus-eye.png
Kamera ve gözün karşılaştırılması:
http://www.medicine.mcgill.ca/physio/cullenlab/img209/eye4opt.gif
ee cevap nerede kopy paste ama cevap ney ? kaç megapiksel görüyoruz ?
çözünürlük olarak dimension nedir ?
böle bir dosya için kaç MB lık alan lazım ?
sizce bu fotografı bilgisayarınız açabilir mi ?
1 tane cevap yok burda...
yada en iisi bir bakın ve yaa ben atıorum 3 megapiksel görüorum felan deyin..
ee sizce ?
kalitesiz mi görüoruz ? nedir yani,,
saygılar...
cevabını bilmeyenlere yarın açıklayacağım...
gözün kalitesini sayısal olarak, öyle vehimlere zanlara şüphelere göre değil,
ama bu arada sizce kaç megapiksel kalitede görüoruz, digital kamera kullananız yokmu, bi tahmin edin bakalım...
saygılar... :)
hackercesur
29-07-2010, 19:35
100 megapixel diye biliyorum. Tabi bu oran kişinin gözündeki rahatsızlıklara göre degişir. (Miyop, hipermetrop vs...
Gözü bir mühendis tasarlamış olsaydı işinden olurdu.
Ayrıca sayın axzel, siz halen Dünyanın 5000 yaşında olduğunu savunuyormusun?
Bir yazınızda belirtmiştinizde, hatırlatayım istedim.
Dünyanın 5000 yaşında olduğunu söyleyip, bunun deynekçiliğini yapan insan ne vahim bir haldedir.Açtığınız her konu aynı vehamete sahip zaten.:closed_2:
insan gözü görme kalitesi..
öncelikle kaç megapiksel görüyoruz ?
120 derecelik bir görme açımız olduğunu varsayalım; bu durumda;
120 * 120 * 60 * 60 / (0.3 * 0.3) = 576 megapiksel verisini elde ederiz.
ancak unutmayalım gerçekte insan 180 dereceye yakın bir açıyla görmektedir.
--------------------
peki bu çözünürlük ne demek ? yani kaç piksele kaç piksel bir ekranla eşdeğerdir ?
cevap 24576 x 24576
bu şu demek örneğin bizim önümüzdeki ekranlar genel olarak;
1024 x 768... veya 1600 x 1200 gibi ortalama çöznürlükteler..
peki bu çözünürlükte tek bir resim kaç MB yer kaplar:
photoshop un verdiği bilgiye göre 1,6 GB alan kaplar..
ee ben bir bilgisayarcı olarak şunu söyleyebilirim kesinlikle; 24576 x 24576 çöznürlüğe sahip (yani 576 MP) ve yaklaşık 1,6 GB lık bir resim dosyasını elimizde kullandığımız hiç bir bilgisayar görünteleyemez ve kilitlenir.. belki üniversitelerde kullanılan süper bilgisayarlar felan açabilir.
haa unutmayın ayrıca gözümüz bu yükske çözünürlükte tek tek foto çekmediği için yani video kamera olduğu için aynı zamanda bir süper HD kameradır..
İnsan gözü küçük bir organdır ve üzerine gelen ışığın çok az bir miktarı ile bütün herşeyi yapar. Fakat yüksek megapiksel kameraların mercekleri oldukça büyüktür ve buna bağlı olarak karanlık bir sahnede insan gözüne kıyasla çok daha fazla aydınlanmış alan görürler. Şunu net olarak söylemek mümkündür ki, eğer göz büyüklüğünde bir mercekle en yüksek megapiksel oranını alıp fotoğrafı çekip daha sonra insanın aynı manzaraya bakarak gördüklerini karşılaştırırsak insan gözü daha fazla detayı algılayıp tanımlayabilecektir. Dijital makinenin çektiği fotoğraf ise, zoom yapılmadan insanın gördüğüne denk biçimde görüntülenip incelenirse çok daha az detay yakalayabildiği anlaşılacaktır.
ve hala söyleyin göz çok basit bir organ diye...
peki sayın aera,
Gözü bir mühendis tasarlamış olsaydı işinden olurdu.
demişssiniz.. bu durumda gözden çok daha basit hani o pahalı kameraları tasarlayan kaç adet mühendisi işten atmak gerekiyor.. ?
Böyle bir teknoloji harikası olan gözünüze gözünüz gibi bakın.
Sayın "Dünyanın 5000 yaşında olduğunu söyleyen axzel insanı" ;
O pahalı kameralar insan yapısı, lakin senin göz doğa yapısı. Fakat sen utanmadan gözün mükemmel olduğunu söyleyerek bunu bir Tanrıya yamamaya çalışıyorsun. Göz mükemmel olmamakla beraber bir insan tasarımı olsaydı, tasarıcısı kesin işinden olurdu. Sebeplerini araştır bakalım. Görme sinirlerinin konumlanmaları sana küçük bir anahtar olsun.
harun yahya neden göze takmış durumda ben anlamıyorum.karışıklıksa mesele inanın 1 tek hücrede bile binlerce mekanizma aynı anda çalışır.
göz de öyle çok karmaşık komplike ve mükemmel bir organ değildir. cümlemi biraz açıklıyayım.sonuçta ışığa duyarlı hücreler var.bunlar sinyalleri beyine yolluyorlar.beyin de bunu okuyup görmemizi sağlıyor.olay bu kadar basit.gözün yapısı belli.
şu cümlen dikkatimi çekti.Bu nedenle insan gözü yapay merceklerin görüntüsüyle kıyaslanamayacak kadar mükemmel yaratılmış bir organdır.demişsin o zaman daha iysi yapılamaz insan gözü son nokta.allah maksimum bunu yapmış daha iysini yapamaz yani.daha iysini yaparsa mükemmel olamaz .kendi dininle çelişiyorsun.
Göz mükemmelse gözlükler ne iş?
Göz mükemmelse gözlükler ne iş?
Sevgili dostum axial ;
Bu canlının (canlının diyorum kusuruma bakılmasın), Dünya 5-6 bin yaşındadır diyen çıkışını mutlaka okuyup ardından Freud'un Psikaniz Metodları ile küçükken geçirdiği tacizin boyutlarını bir hasaplamalısınız.
Saygılar.
new age'ci
31-07-2010, 23:16
arkadaşlar,gözün görme kapasitesi fotoğraf makinesiyle karşılaştırıldığında 576 mp'e denk geliyormuş,düşünün yani dünyada bu kalitede görüntü veren makine yok
Göz bu kadar mükemmel bir organ ise neden bir kamera gibi zoomlama yeteneği yok??
Bir zoomlama yeteneği olsaydı uzaktaki nesneleri daha rahat görebilirdik. :)
Gece görüşü de eklenebilirdi. Biz de gece görüş makineleri kullanmak zorunda kalmazdık.
Su altında da bulanık görüyoruz. Bunu da deniz gözlüğü takarak gideriyoruz. Bu da eklenmiş olsaydı keşke.
Ben diyorum ki acaba olanın en iyisi mi kullanılmış ne? Belki de her canlının geliştiği evrimsel ortam gözleri her canlıda farklı evrimleştirmiş.
O zaman göz mükemmeldir demenin bir anlamı kalmıyor. Neye göre mükemmel???
sayın herşeyin uzmanı, aera (tanrı uzmanı, göz uzmanı...)
sizi görüorum ilerde en derin kuyuda cehennemin,
eğer konu içi söyleminiz yoksa, konu dışı söylemleriniz ile spam yapmayınız..
tartışmayı bilmiyorsanız, gidin eğitim alınız...
konuyla ilgili söyleminiz sıfır,
iki kelime saçmalıyorsunuz ne açıklama var ne izahat, bomboşsunuz..
yok mühendis olsa işten atılırdı gibi saçma bir teşbih yapıyorsunuz, buraya nerden geldiniz... konu dışı söylemleriniz çok uzakta.
siz benim ne dediğimi anlamış olmadığınız gibi söylemleriniz de tartışmayla ilgisi olmayan sözler,...
şu başlığa ve yazılanlara bakın okuyun ve konu "göz ve gözün görme kalitesi" konu dışı yazmak istiorsanız gidip yeni bir konu açın...
spam spam oluşturmayın...
saygılar..
sayın herşeyin uzmanı, aera (tanrı uzmanı, göz uzmanı...)
sizi görüorum ilerde en derin kuyuda cehennemin,
eğer konu içi söyleminiz yoksa, konu dışı söylemleriniz ile spam yapmayınız..
tartışmayı bilmiyorsanız, gidin eğitim alınız...
konuyla ilgili söyleminiz sıfır,
iki kelime saçmalıyorsunuz ne açıklama var ne izahat, bomboşsunuz..
yok mühendis olsa işten atılırdı gibi saçma bir teşbih yapıyorsunuz, buraya nerden geldiniz... konu dışı söylemleriniz çok uzakta.
siz benim ne dediğimi anlamış olmadığınız gibi söylemleriniz de tartışmayla ilgisi olmayan sözler,...
şu başlığa ve yazılanlara bakın okuyun ve konu "göz ve gözün görme kalitesi" konu dışı yazmak istiorsanız gidip yeni bir konu açın...
spam spam oluşturmayın...
saygılar..
Göz, sayın axzel çok hücrelisi ;
(Lütfen yanlış anlamayın bende çok hücreliyim)
Göz sinirlerinin konumlandırılmalarından kaynaklanan yaşlandıkça görme kaybının artması ile alakalı olarak tomarla makale vardır. Açınız birini okuyunuz. Kusursuz yarattı dediğiniz Tanrınız becerememiş demekki. Zaten ikide birde bozulan ve en sonunda hiç çalışmayan bir makinenin yapımcısına kusursuz denilir mi yahu? Açınız gözleri birazcık.
Allah ın yaşlandıkça insanın sağlığında kayıplar oluşturması bilerek yapılmışdır. kaza veya hata ilen olmamışdır.. bu bir programlama sonucudur.
ikide bir bozulan dediğiniz göz ben de de var, 30 yılı aşkın süredir bir kere bozulmadı..
hem değer hesabını da bilmiyorsunuz..
örneğin elinizde bir adet hp p1100 yazıcı var, bu yazıcının bir adet bozuk olanını bulup bu bozuktur deyip tasarımın hatalı olduğunu iddaa etmek yanlışdır. 10binlerce sağlam varken 1 adet bozuk olması dış etmenlerden dolayıdır. ve tasarım iyidir..
örneğin gecenlerde iphone4 çıkdı ve çıkdığı an ilk satışlardan sonra görüldüki sol elde tutunca telefon çekmior. bu nedir? bu tasarımda bir hatadır. çünkü bütün iphonelar bu hata ile tasarlanmış ve hata tasarımdan kaynaklı. ancak binlerce iphone satılmış olsa ve birinin ekranında piksel hatası(ölü piksel) çıksa bu durumda o iphone hatalı olur, ve tasarım hatalıdır denmez..
sizin bu hatanız o kadar çokki, bu yüzden siz hiç bilimsel değilsiniz, geçendede doğada tanrı çirkin yaratmış derken, tutmuş bir evsizin fotosunu vermişdiniz. sizin bunu göremeyecek kadar bilim dışı bir insan olduğunuz zaten burdan anlıyoruz.. bu kadar mantıksız olabileceğinizi zannetmezdim. bir kimyacı olarak hele..
saygılar..
Güzelliğin göreceli bir şey olduğu, Tanrının insanları güzel falan yaratmadığı, estetiğin göreceli olduğunu göstermek için eklediğim fotoğraf sizin değil, TANRINIZIN gücüne gitsin lütfen.
Ayrıca benim gözüm doğuştan bozuk, %10 görme kaybı ile Dünyaya geldim ve 3.5 yaşımdan beri Tanrınızın becerip yapamadığını göz yüzünden Gözlük takarım.
Amcamın kalp hastanesi vardır ve arada bir oradaki laboratuarda kan analizleri falanda yaparım mesela, yine Tanrınızın becerip düzgün işletemediği kalp problemi yüzünden gelen gencin yaşlının haddi hesabı yoktur.
Esen Kalınız.
haddi hesabı yokdur neye nispetle, yani sakaryanın acur köyünde yaşayan nüfusuna göremi ?
oran ney? bence şöyle bir istatistik vermelisiniz,, kalp hastası olan kişi sayısı / olmayan kişi sayısı... yusde oran ? peki iyileştirebildiğiniz hasta / iyileşemeyen hasta oranı nedir ?
art nietli bakarsanız,,
gözünüsün üstünde kaşınız var dersiniz olur biter zaten..
ve art niyetli olduğunuz belli.
saygılar..
Emin olunuz ki içimde bir art niyet yok. Ben dinini yaşamak isteyen birisine asla "HAYIR" demedim. Art niyetim olsa idi Yeşil Kartımla ABD'ye gider, orduya katılır ve Afganistan'da Din Savaşlarında olurdum dimi ama?
Art niyet değil ama yaşayan canlıların mükemmel olduğu fikrine karşıyım. Gün geçmesinki mükemmelliğimizi baltalayacak bir şeyle karşılaşmayalım. Küçük bir örnek, sadece 50 mg HCN (gaz) bir insnanın tüm mükemmeliyetini alır elinden. Tüm estetik ve mükemmel tasarım harikası insnaoğlu çöker birden. Çevresel etmenlere karşı bu kadar nazik bir canlının mükemmel olduğu fikrine karşıyım ben, başka bir şey değil.
belkide daha az bir zehir, örnein dünyanın en zehirli yılanının zehrinden 50 mg dan azı bile yeterli olur insanın ölmesine,
bu kadar kolay ölebilen bir insan (bir güçlü zehir ile mesela) mükemmel olamaz diorsunuz..
bu düşünüşle şu an "kendinizi tanrı yerine koymuş" oldunuz..
çünkü size göre siz tanrı olsaydınız, eminim HCN veya başka bir zehire karşı insan içinde anti zehir bulundururdu. ve kolay kolay ölmeyen bir insan yapardınız. hatta bazı meleklerinizi kalite kontrolcu yapıp hasta doğan insanların canını alırdınız..
kk testinden geçmeyenleri imha ederdiniz..
ayrıca sanırsam bir insanın 5000 kg ağırlığı kaldırabilecek bir yapıya sahip olmasını sağlardınız.. size göre mükemmel olmak:
sağlam, kırılmaz, hastalanmaz, zehirlenmez, çok güçlü, ... olmak demek.
işde hesap yapmalısınız...
bilerek isteyerek bozunma özelliğine sahip bir döngü mü, yoksa insanın hiçbirşeyden sakınmasına gerek olmayacak kadar sağlam bir yapımı verirdiniz tanrı olsaydınız..
bu durumda ellerimizi yıkamamız bile gerekmezdi, yada birçok sağlığa uygun yaşama kuralına...
tanrı lık bu demek.......mi?
tıpkı bir bilgisayar oyunu oynayan çocuğun hile yazıp ölümsüz olması, yada aniden haritadaki tüm düşmanlarını izleyebilmesi gibi..
saygılar..
ayrıca sanırsam bir insanın 5000 kg ağırlığı kaldırabilecek bir yapıya sahip olmasını sağlardınız.. size göre mükemmel olmak:
sağlam, kırılmaz, hastalanmaz, zehirlenmez, çok güçlü, ... olmak demek.
işde hesap yapmalısınız...
bilerek isteyerek bozunma özelliğine sahip bir döngü mü, yoksa insanın hiçbirşeyden sakınmasına gerek olmayacak kadar sağlam bir yapımı verirdiniz tanrı olsaydınız..
bu durumda ellerimizi yıkamamız bile gerekmezdi, yada birçok sağlığa uygun yaşama kuralına...
tanrı lık bu demek.......mi?
tıpkı bir bilgisayar oyunu oynayan çocuğun hile yazıp ölümsüz olması, yada aniden haritadaki tüm düşmanlarını izleyebilmesi gibi..
saygılar..
İşte istediğim noktaya geldiniz sayın axzel ;
Mükemmellik bile göreceli bir kavram iken "GÖZ MÜKEMMELDİR" veya "GÖZÜN MÜKEMMEL YAPISI BİR TANRIYA İŞARETTİR" sözleri ne kadar göreceli imiş değil mi ama?
Yani kısacası mükemmel olarak nitelendirdiğiniz bir şey asla bir Tanrıya kanıt teşkil etmeyecektir. Herşeyden önce "BEN TANRI OLSAM ....." diyebilecek insanlar bile Tanrısal mükemmellikten göreceli olarak daha mükemmel fikirler üretebilirken.
herhangi bir yaratılmışsın (ben veya sen) mükemmellik anlayışı benim kanımca yetersiz, eğer allah "ben insanları mükemmel olarak yarattım" diorsa demekki mükemmelliğin tanımına gerçekten uyan "insan dizaynı" da biziz.
senin insan da bulduğun eksiklik esasen bir eksiklik değildir. dedimya senin yolundan gidilse zaten bir sürü aksaklık ortaya çıkıor. mesela el yıkamaya gerek olmaması gibi, sağlıklı yaşam kurallarına gerek olmaması gibi.
ama sen veya ben bunları yani senin yolundan (kırılmaz, hastalanmaz, ölmez, zehirlenmez, çok aşırı güçlü..) gidilse meydana gelebilecek aksaklıkları ne sen ne de ben tamamiyle belirleyebiliriz..
ben ayetin doğruluğuna inanmaktayım. sen ise tanrının işini daha iyi bildiğin için onun yerine geçdin.. ne diyebilirim.. bir kitapta sen yaz bakalım kaç kişi peşinden gelecek..
saygılar..
Jim Jones kendini mesih ilan ettiğinde 900 un üzerinde insan bulabildi, kendine inanacak, ve sonları hüsran oldu. Guyana'da hepsi intihar ettiler.
Çoğunluğun bir kitabı takip etmesi ise; kitabın doğruluğuna kanıt olabilir mi?
Unutmayınız ki Dünya üzerindeki Hristiyan nüfus daha fazla, peki bu İncilin tek gerçek olduğu anlamına gelir mi?
Tanrı yerine hiç bir zaman geçmedim, sadece örnekler verdim. Tanrının mükemmeliyet fikrinin biz insanlar için bile kendi arasında göreceli olduğunu izah eden fikirler. Ben karbon tabanlı bir yaşam formu olamaktan mutluyum. Elbetteki kemik yapımın Titanyum olmasını isterdim ama bu haldede mutluyum.
evt çounluk doğruyu bulmada yanlışdır.
kuranda sizi doğruluyor:
"insanların çoğu yanlış yoldadır..."
hristiyanlık konusuna gelince hristiyanlık hak dindir. ancak tahrif olunması sebebi ile ve de son din olmaması sebebi ile uygunsuzdur.
...........
saygılar.
hristiyanlık konusuna gelince hristiyanlık hak dindir. ancak tahrif olunması sebebi ile ve de son din olmaması sebebi ile uygunsuzdur.
Burası komik olmuş çünkü Mormonluk İslamdan sonra geldi, belki İslam değil Mormonluk gerçektir ve islam tahrif edilmiştir. Lütfen bana onun her harfini Allah koruyor Kuran değişmez demeyiniz çünkü öncekileri korurken gösterdiği hassasiyet "tahrif edildi" demesi ile ortada.
Konuya dönmek gerekirse, gözün megapiksel boyutu iki katına çıksa daha mükemmel olmazmıydı? Detayları görmede kolaylık sağlamazmıydı? Bakınız demekki mükemmel değilmiş, daha mükemmeli kurgulanabilmekte imiş. Ama eğer "eldeki bu işte" denirse eğer, onun mükemmeliyetide kendi içinde bir kurgudan ibarettir denebilir ve Yaratıcı Teorisini desteklemez.
bir kapta 200 gr su varken 400 gr olsaydı daha iyi olurdu demek, 400 gr olsaydı 800 gr önermesini destekler... ve bu sonsuza kadar gider.. demekki 576 MP en uygun olanmış, belkide şundan anlayabilirsin:
örneğin insan ses aralığı olarak belli aralıkdaki sesleri duyabilmekte... bu aralık değerleri daha az veya daha yüksek sesleri duysaydıya diyebilirsin. ve bu durumda hayatının bir felaket olması da olabilir. cunku bu durumda yerde yuruyen karıncanın veya yere düşen toz tanesinin sesini işitirdin.. ve acaba uyuyabilirmiydin...
kanımca insan gözünün görmesi gereken ayrıntı miktarı onu tatmin edecek en uygun düzeyde.. fazlası veya azı rahatsızlık verebilirdi...
ben memnunum, sen deilsen şimdilik idare et, zira daha 576x2 = 1152 MP bir kamera yapılamadı...
saygılar..
İşin açıkcası söylediklerimiz yaklaşık aynı paralelde.
Sadece ben "eldekine mükemmel diyerek buradan tanrısallığı kanıtlama çabasını" anlayamıyorum. Çünkü mükemmelliğin sınırlarını insanlar ihtiyaçları ile belirlemekteler ve bu yüzden hiç bir şey mükemmel değil. Bu yüzdende "bu mükemmeliyetin ardında bir Tanrı olmalı" fikrine katılmıyorum.
Madem göz bu kadar detaylı ve üstün bir makine. Sorumu yinelemek istiyorum:
Neden bir zoomlama mekanizması konulmamış? Bu bize baya bi üstünlük sağlardı.
Üstün bir makine madem. Neden milyonlarca gözlük takan insan var??
Tasarımcı mantığına göre sorular soruyorum. Madem bilinçli yani kendisiyle bilgi alışverişi yapabileceğimiz üstün nitelikli bir varlık söz konusu. O zaman bize tüm bu noksanlıkları izah ediniz.
sayın taylan74,,,
zoom :) felan,, yalnız sorum şu digital mi olsun analog mu?
hem kaç X olcak?
peki iso ayarını kedi gösü kadar hassas niye deil, öylede olsun mu,,
başka bir şey yoksa siparişini tamamla,, ayarlarız :)
------------------------------------------------------
herşeye ihtiyacı kadar vermiş allah, örneğin kartal gözü yada baykuş gözü çok uzaktaki bir nesneyi yakalayabiliyor neden? ihtiyacı var, avlancak,
bizede gerekli olan kadar verilmiş...
ve fazlası için akıl ve uygun maniplatörler (eller) verilmiş...
zoom isteyen aklını kulanır yapar,, şu an zoom suz yaşayabilioruz, ama zoom suz bir baykuş yaşayamaz.
bilmem anlatabildimmi..
saygılar..
sayın taylan74,,,
zoom :) felan,, yalnız sorum şu digital mi olsun analog mu?
hem kaç X olcak?
peki iso ayarını kedi gösü kadar hassas niye deil, öylede olsun mu,,
başka bir şey yoksa siparişini tamamla,, ayarlarız :)
------------------------------------------------------
herşeye ihtiyacı kadar vermiş allah, örneğin kartal gözü yada baykuş gözü çok uzaktaki bir nesneyi yakalayabiliyor neden? ihtiyacı var, avlancak,
bizede gerekli olan kadar verilmiş...
ve fazlası için akıl ve uygun maniplatörler (eller) verilmiş...
zoom isteyen aklını kulanır yapar,, şu an zoom suz yaşayabilioruz, ama zoom suz bir baykuş yaşayamaz.
bilmem anlatabildimmi..
saygılar..
Axzel bütün bu anlattıkların evrimin doğal seçilimiyle alakalı. Yani evrim teorisi ile örtüşüyor.
Evrimle açıklanamayan kısım hangisi.
evrim teorisi ispatlanmamış bir zihinsel kurgudan ibarettir...
evrimle olduğunu sadece söylüorsun, ancak bilimsel değil,
bende kafadan bir şey atayım uburuc teorisi,,
bu anlattıklarım uburuc teorisi ilede çakışıor..
ne de olsa deneysiz kuramsal kurgu hayal...
ama biz allah yapdı derken, en azından bir yapıcısı var dioruz, sen diorsun tesadüfi, yada madde kendini tasarladı, demekki neymiş yerdeki toz toprak bizden akıllı,
böyle saçma şeymi olur...
saygılar...
evrim teorisi ispatlanmamış bir zihinsel kurgudan ibarettir...
Tarih boyunca insanlar Tanrılar yaratmıştır, tanrılar insanları değil.
Dinin zihinsel bir kurgu olduğunun Mısır'dan Arabistan'a, Orta Çağdan İlkçağa kadar uzanan ispatlarını görmezden gelmek nasıl bir buhran durumudur.
yada bilgilerin zamanla değişmesi neticesi bilgilerin benzeşmesinden hep birbirlerine bakdılar dersiniz, yada farklılığından dolayı insanlar uydurmuşdur dersiniz... sonucda amaç inkar..
kırmızı iken mavi olsun, mavi iken kırmızı olsun...
tabii ki çok eskiden taa sümerler çağında 1900 lü yıllarda keşfettiğimiz gezegenleri bilmeleri çok uydurmaca idi. yada bilim ilerledi ve o gezegenleri uydurdu onlarda eskiye uydu...
ne garip...
bu konu çok dağıldı::::
şunu kabul ediormuyuz ?
göz yaratılmış veya evrilmiş olsun:
oldukça fazla güsel bir yapıdadır.. öyleki insanoğlu göz kadar mükemmel bir kamera yapamamışdır, henüz..
saygılar...
İyi de nie bu kadar gözlük kullanan insan var kardeşim biz de bunu soruyoruz. Madem göz mükemmel bir kamera. Bu kadar rahatsızlığa rağmen yarım yamalak da olsa göz nasıl çalışmasına devam edebiliyor??? Miyop, hipermetrop vs.. Sen hiç hipermetrop bir kamera veya miyop bir fotoğraf makinesi gördün mü???
Demek ki senin bu çok övdüğün mekanizma kusurlu. Ve indirgenebilir bir yapıya sahip.
Dolayısıyla bu kadar kusura sahip ve bu kusurlara rağmen çalışmasına devam edebilen bir yapı kademe kademe gelişmiş olmalı.
ben teknik servisde çalışdım,,,
maalesef o kadar çok arızalı ürün varki,,,
bir arızalı ürüne bakıp, o ürünün tasarımı iyi değil denemez...
eğer tüm veya çoklukla karşılaşılan bir arıza ise tasarım hatalı dersin..
örneğin iphone 4 için bir tasarım hatası var..
ancak iphone 3 de sol eline alınca çekmeme olmuor idi.
bunu ikinci kez yazıorum...
bir tasarıma hatalı demek için o tasarımın tüm modellerinde aynı olayı gözlemen gerekir.
yoksa tasarım hatalı değil, ancak hatasız olan bir tasarım bile bir dış etkenden dolayı bozulabilir, buna genetikde dahil, önemli olan KK testinden geçen ürünlere bakmak..
yani bakış düzgün olana yapılır........
bir elma bahçesine yürü, 10 000 kg elma var diyelim, 3 kg ı çürük çıkarsa, bu elmalar bozukmu dersin?
yada elmaların tasarımı olmamışmı dersin,
yanlı düşünürsen dersin tabi
saygılar
mekanik mühendisleri için başparmak çok ileri düzey bir robo mekanik teknolojidir.
yada ayaklarımız gerçekten güsel mekanik tasarımlardır..
ama sende biliorsun sakatlarda var, değneklerle veya sandalyelerle yürüyenler...
bu durumda siz gidin o mühendislere ya bak sakat olanlar var siz aptalsınız böle tasarım olmaz de..
...........................................
bmwler güseldir derken, bmwler bozulmaz demek değildir..
-----------------
saygılar
ama sayın axzel sen bu mekanizmaları sonsuz kudrette bir tasarımcı olan yaratıcının, tanrının tasarladığını söylüyorsun. Sonuçta iphone 4 insan ürünü bir cihaz mutlaka hataları olacaktır. Ama sonsuz kudrette bir yaratıcının hata yapma riski olur mu?
Sana bir örnek vereyim:
Insan bacaginin alt kismindaki "plantaris" kasi maymunlarda ise yarayan bir kastir. Tum ayak parmaklarinin bir anda esnemesini sagladigindan ayaklari kullanarak agaclarda daldan dala atlarken faydalidir. Insanlarda ise yok olmaya yuz tutmustur. Ayak parmaklarina kadar ulasmaz bile, "Achilles tendon"una kadar inip yok olur. Insanlarda bu kasin bulunmasinin maymunlarla bir akrabalik haricinde mantikli bir aciklamasi akliniza geliyor mu?
Bak bu linkte bilim insanı Ali Demirsoy'un insandaki tasarım eksiklikleri ile ilgili güzel bir makalesi var okumanı öneriyorum.
http://www.felsefe.net/bilimsel-makaleler/4004-akilli-tasarim-evrimsel-tasarim-prof-dr-ali-demirsoy.html
plantaris konumuz değil,,, gözden bahseiorduk..
ancak o bir işe yarıor, o zaman kası ameliyatla alın bakalım nolcak..
"""Uzun tendonu ve kas iğciklerinden zengin gövdesiyle proprioseptif duyunun sağlanmasında görev almakta ve gastrokinemus kasıyla koordineli çalışarak bacak hareketlerinin düzenli ve amaca uygun bir biçimde gerçekleştirilebilmesine yardımcı olmaktadır.""
--------------------------
Canlılarda az vazife gören organların zaman içinde giderek körleşeceği faraziyesi, evrim düşüncesini savunanlar tarafından devamlı öne sürülen iddialardan biridir. Bu yüzden evrim teorisinin ortaya atıldığı ilk dönemlerde, canlılarda birçok körelmiş organ olduğundan bahsedilmiştir. Meselâ insanda 200 kadar organın körelmekte olan veya kalıntı organlar olduğu iddia edilmiştir. Zaman içinde özellikle anatomi, histoloji ve embriyoloji gibi dallardaki ilmî gelişmeler arttıkça, bunların birçoğunun ne kadar ehemmiyetli organlar olduğu gösterilmiş, körelmek ve kalıntı olmak bir yana, bu organların her birinin sayısız vazifelerinden söz edilir olmuştur. Daha sonra bu körelmiş organlar iddiası zayıflasa da, evrimciler 20 kadar organ hakkında hâlâ benzer iddiaları gündeme getirmekten geri durmamaktadırlar. Kolumuzda bulunan iki kas da köreldiği iddia edilenlerdendir. Bunların birincisi ön koldan avuç içine (el ayasına) uzanan musculus palmaris longus, diğeri de başparmak kökünden yine avuç içine uzanan musculus palmaris brevis’tir.
Vücudumuzdaki organların vazifelerini ayrı ayrı değerlendirmek gerekir. Tabiidir ki, her organın kullanılma süresi veya sıklığı aynı değildir. Gözün ehemmiyeti ile, ayağın küçük parmağını veya tırnağımızı karşılaştıramayız; fakat bu durum, tırnağın önemsiz ve işe yaramaz olduğunu göstermez. Her organa kendi yapısına ve bulunduğu yere göre bir vazife verilmiştir. Beyin, kalb ve akciğerin önemi ile dalak ve safra kesesinin önemi aynı değildir. Bir iş yerinin bahçıvanı ile işletme müdürünün kabiliyet ve vazifeleri aynı değildir. Fakat müdüre de ihtiyaç vardır, işçiye de, aşçıya da, ustabaşına da vücudun organlarının bazılarına hayatî vazifeler düştüğü hâlde, bazılarına daha az vazife düşebilir. Zîra sistem ona göre kurulmuştur. Bir motordaki küçük bir vida bile önemlidir, boşuna konulmamıştır.
Aynen bunun gibi koldaki m. palmaris longus ve m.palmaris brevis kasları beyne, kalbe, akciğere, karaciğere, dalağa, mideye, bağırsağa veya hareket sistemindeki diğer kaslara göre daha az iş yapar, o hâlde görevi azdır, bu yüzden körelip yok olacaktır diyemeyiz. Zîrâ her organ kendisine tevdi edilen vazifeleri yapmakla mükelleftir.
Vücudumuzdaki 600’e yakın kasın her birinin vazifesi, önemi, kendilerine verilen güce ve fonksiyon kabiliyetine göre değişir. Evrimci bir bakışla; ‘Bunların 200 tanesine mutlaka ihtiyaç var, diğerlerine yoktur, o hâlde bu kaslar yok olacaklar(!)’ diye bir mantıkla yaklaşırsak, öncelik ve önem sırasını kim, hangi ihtiyaca göre belirleyecektir? Belli bir katsayı vererek kaslarımızı numaralandırırsak, hangi değerin altındakileri önemsiz sayacağız? Bu değerin altındakileri yok edersek, insanın bugün yapabildiği hareketlerin çoğunu kaybetmiş olmayacak mıyız?
Ön koldaki palmaris longus’u ve brevis’i yakından inceleyelim: M. palmaris longus dirseğin iç kısmından başlar (medial condyl) 2, 3, 4 ve 5. parmakların avuç içi zarına (aponeurosis) yapışır. Palmaris longus parmak köklerine kadar avuç içi zarının devamı gibidir. Avuç içi zarına yapışan bir diğer kas da, m. palmaris brevis’tir. Bu kas da birinci parmakla avuç içi zarının bağlantısını sağlar ki, günlük hayatta binlerce defa yaptığımız, cisimleri kavramada çok önemli vazifeler üstlenir. Her iki kas da, avuç içi zarını birinci parmak ve kola doğru çekmek suretiyle, el ayasının yuvarlak bir nesneyi tutmasında gerekli olan gerginliğin sağlanmasına vesile olur. Herhangi bir enstrüman çalanlarda palmaris longus’un önemi çok büyüktür. Saz çalarken, tezeneyi tutarken, gitar, ud, kaval, vb. çalgıları kullanırken, el bileğini öne bükeriz (planter flexion), bir cismi kavrarken elimizi bükme ve avuç içi zarını germe işi palmaris longus ve brevis’e yaptırılmaktadır. Meselâ bir ipe tutunarak duvara tırmanırken, ipi tutma için elimizi sıktığımızda avuç içi zarının gerilmesi, bu esnada parmakları çeken tendonların gerilmesi, bu gerilme esnasında tendonların avuç içinde şişkinlik yapmaması bu iki kasın avuç içi zarını germesiyle engellenir. Bu kasların yokluğunda avuç içi zarının incelmesi ve dolayısıyla da kavrama fonksiyonunda zayıflık olur. Palmaris longus’un el bileğini bükme vazifesini, el bileğini ve parmakları büken diğer kaslar yapabilir. El bileğini bükme vazifesi sadece bir kasa verilmemiştir. Dışta flexör carpi radialis ve içte de flexör carpi ulnaris kasları el bileğini bükecek şekilde yaratılmıştır. Ancak elimizi sadece onlar bükseydi, avuç içi zarı gerilmeyeceği için, bükme kuvvetli ve dengeli olmayacaktı. Bazı doğuştan olan anomaliler neticesinde veya yapılan ameliyatlarda kasların yanlış yere yapışması durumunda fonksiyonları sırasında kas kirişlerinde ağrılar olur. Baldi ve arkadaşlarının yayımladığı bir makalede çello çalarken başparmağında ağrı olan profesyonel bir müzisyenden bahsedilir.Müzisyenin bu ağrıları dört yıldır devam etmektedir. Ağrılar, müzik kariyerini tehdit eder duruma gelmiştir. Müzisyen operasyona alındığında palmaris longus tendonunun yapışma yerinin farklı olduğu görülmüştür. Olması gereken yere bağlanmamış olan kas, yapışma yerinden gevşetilince müzisyenin ağrıları kesilmiştir. Bir enstrüman çalarken palmaris longus kası normal yapışma yerinde, ağrısız vazife görüyor; fakat müzisyenler bunun farkında değil. Demek ki, bu kasın şimdiki yapışma yeri olan avuç içi zarı, en uygun yerdir. 600 kasımızın 1.200 yapışma noktası, çok hassas ve ölçülü bir şekilde tam yerli yerine yerleştirilmiş, şâyet her kas olması gerekenden ayrı yerlere yapıştırılsaydı, vücudumuz ağrılı kaslar topluluğu olurdu.
Palmaris longus olmazsa avuç içi zarındaki koruyuculuk ve kavramadaki direnç yeterince oluşmaz. Median sinirin tam üzerinden geçirilen palmaris longus’un bir diğer vazifesi de, travmalardan median sinirin korunmasıdır. Vazifelerini yukarıda saydığımız bu iki kas, parmakların gerilmesi için destek olması yanında, el ayasında bulunan hayat çizgilerinin (palmar yaylar) oluşmasına da katılmaktadır.
El bileğini ve eli bükmeye yardım eden kaslardan palmaris longus, eski anatomi kitaplarında “İnsanların % 15’inde yoktur.” denmesine rağmen, Sebastin ve arkadaşlarının 329 Çinli üzerinde yapmış olduğu çalışmada, tek taraflı palmaris longus’un yokluğu % 3,3; çift taraflı eksikliği ise % 1,2 bulunmuştur. Genel bulunmama nispeti % 4,6’dır. Asyalılarda, siyahlarda ve yerli nüfusta bu nispet daha azdır. Bu kasın yokluğu, kasın yok olmaya gittiğinin işaretini vermez, bunlar embriyonal gelişme esnasında iç veya dış çevre tesirlerine bağlı olarak ortaya çıkan doğum anomalileridir. Meselâ bazı insanlar tek böbrekli doğar, bu böbreklerin ‘evrimsel sürece girip’ böbreklerin körleşmeye başladığı kanaatini vermez. Zîrâ böbrek hayatî bir organdır. Bazı insanlar 6 parmaklı, bazıları 4 parmaklı doğabilir, bazılarının tek baldır kemiği (fibula) yoktur. Ön kol kemiklerinden radius veya ulna kemiği olmayabilir. Kimisinde yumurtalıklar, testisler yoktur. Canlıların vücutlarında çok az da olsa bazı organ eksiklikleri görülebilir. Bunlar embriyonik gelişme sırasında geçirilen çeşitli hastalıklar veya kullanılan ilâçlarla ortaya çıkan anomalilerdir. Bu eksiklik ve anomalileri bir körelme süreci şeklinde görmek aklen ve ilmen uygun değildir.
kaynak: Dr. Arslan MAYDA
bir başka ingilizce kaynak:
http://www.trueauthority.com/cvse/discover.htm (http://www.trueauthority.com/cvse/discover.htm)
Palmaris Muscle
"This long, narrow muscle runs from the elbow to the wrist and is missing in 11 percent of modern humans. It may once have been important for hanging and climbing. Surgeons harvest it for reconstructive surgery."
Like the Subclavius and the Plantaris, the function of this muscle is minimal, yet certainly present when the muscle is present. Also, as with previous examples of minimally functioning muscles, a quick cursory browse through probably any anatomy book, or medical dictionary, will inform you of its purpose. The following explanation was found on the GPN:
"The action of palmaris longus is to flex the wrist and tense the palmar aponeurosis." GPN (2004)
Of course the palmaris longus muscle enables us to flex our wrist, thus giving us a stronger grip. And thanks to its connection with the palmar aponeurosis, which accentuates the ridges on your palm, we have more friction in our grip on objects
""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""
Plantaris Muscle
"Often mistaken for a nerve by freshman medical students, the muscle was useful to other primates for grasping with their feet. It has disappeared altogether in 9 percent of the population."
As with the Subclavius, a cursory browsing of modern medical material will give the clear function of the Plantaris muscle. It is true that this muscle serves a minor function, but there is a function nonetheless. It is known to flex the knee joint as well as plantarflex the ankle joint. The function is so minor that the long tendon is often harvested and used elsewhere. This doesn’t negate the fact that it was created in the first place. Simply because you can live without something doesn’t mean you do not need it. As with the appendix, you can live without both of your eyes, ears, lips, arms, legs and so forth; but that doesn’t mean you don’t need them.
With the plantaris muscle we see a structure that’s function is minimal. But this still doesn’t negate the fact that it was intelligently designed. Today, we have many luxury cars, motorcycles, and even roller-skates that have many things added in to make them even more enjoyable, or effortlessly controlled. Many small and minimal things add nothing to the main usability of the structure itself. One could say we’re luxuriously made!
-----------------------------------------
konumuz göz>>>>>>>>>>>>>
saygılar
Plantaris kası doku nakillerinde kullanılıyor. Çünkü maymunlardaki kadar gelişmiş değil. Hayati önem taşımıyor. Konuya dönelim. Üçüncü göz kapağı ile ilgili:
http://img14.imageshack.us/img14/3158/gray1205tm.jpg
Eğer bir kedinin göz kırpmasını izlerseniz, beyaz bir zarın gözü kapladığını göreceksiniz, buna üçüncü göz kapağı denir. Memelilerde oldukça nadir görülmekle birlikte, kuşlar, sürüngenler ve balıklarda ortaktır. İnsanlarda kullanım dışı olan bir üçüncü gözkapağı kalıntısı mevcuttur (yukarıdaki resimde görebilirsiniz). İnsanlarda oldukça küçülmüştür ancak bazı topluluklarda diğerlerine oranla daha belirgin parçalar mevcuttur. Bilinen primat türleri içinde üçüncü gözkapağını fonsiyonel olarak kullanan tek primat, Batı Afrika’da yaşayan Calabar angwantibo (loris’ler ile yakın akrabadır)’dur.
o zamanda kediden evrimleştik diorum ben,
hadi ispatlayın bakalım.. bence senin uzak dedelerinden biri kedi idi..
saygılar :)
o zamanda kediden evrimleştik diorum ben,
hadi ispatlayın bakalım.. bence senin uzak dedelerinden biri kedi idi..
saygılar :)
Sanırım senin uzak atalarından biri de angut kuşuydu. Çok yakın akrabalık seziyorum. :kiss:
bu konu çok dağıldı::::
oldukça fazla güsel bir yapıdadır.. öyleki insanoğlu göz kadar mükemmel bir kamera yapamamışdır, henüz..
saygılar...
sn axzel,
henüz yapılmamıştır size katılıyorum, şuan için yapılmasınında bir mantığı yoktur bence, zaten mevcut kameralar medyanın ihtiyaç sınırını çoktan aşmıştır. Dijital makinelerin bırakın gözü yakalamasını, analog makinelere bile yaklaşamamıştır, 6x6 cm orta format filmlerin 100 mp, 4x5 inch büyük format filmlerinde 360 mp olduğunu biliyorum. Kullanma fırsatı bulduğum orta format bir makinede 32 mp çözünürlük vardı, photoshop düzeltmeleri filtreleri vs.. işin içine girince 900 mb lik bir dosya çıkıyo karşınıza, açması işlemesi ve kapatması insanın ömrünü yer :)
Fakat teleskopları işin içine sokarsak kısa bir süre sonra gözüde geçebileceklerdir, yapımı devam eden yeni nesil bir teleskobunun üzerindeki kameradan gelen görüntüler 268 megapixele sahip olacak, göz ile teleskop arasında ki ebat farkını da düşünmek lazım tabi :)
Saygılarımla
sayın ahlen verdiğiniz bilgilere tesekkürler..
devasa bir teleskop, insan teknolojisinin son noktası, ufacık o aptal hatalı olan gösünüsün yarısı kadar bile kalitede değil, iken...
tutup göz tesadüfen oldu diorlarsa, o devasa teleskopda arkasında binlerce mühendis yokdur o zaman, o da uzaya bir rüzgar esmiş öyle çıkmışdır..
binlerce mühendisin biraraya gelip yapdığı teleskobun maddi değeri milyarlarca dolar iken, ondan daha kaliteli olan gösünüsün değeri kaç dolardır kaba hesabla,,
işde allah hani sizin inanmadığınız ama inanmadığınız halde şu dünyada hiç kimseye inancından dolayı bir şeyden mahrum etmeyen allah işde o değeri hesapsiz ve kalitesi bir uzay teleskobundan yuksek aleti size vermiş....
buna rağmen ufak bir tesekkür dahi etmeyen size ne denir..
saygılar...
Sayın axzel;
En son bize laf anlatamıyacağınızı söyleyip veda etmiştiniz. Geri dönmüşsünüz.
Ne oldu birden vahy mi geldi?
Engse Hohol
08-07-2017, 21:36
✔ (https://bilimfili.com/gozun-evrimi/) İnsan gözü kusursuz görüşü temsil etmez. Örneğin kızılötesi ışığı göremeyiz. Aydınlıkta uzağı, karanlıkta yakını bile pek iyi göremeyiz. insan gözü, gözün evrimi serüveninde evrimin zirvesi değildir. Mantis karidesinin gözleri, diğer tüm canlı türlerine ölçütle en iyi derecede evrimleşmiş gözlerdir denebilir. İnsanların gözlerinde 16 fotoreseptör pigmenti varken, Mantis karidesinin gözlerinde 16 fotoreseptör pigmenti vardır. Mantis karidesi polarize ışığı algılayabilir ve hiperspaktral renk görüşüne sahiptir. Mantis karidesi elektromanyetik izge boyunca her frekanstaki bilgiyi işleyebilir. İnsan gözleri ise yalnızca görünür ışık tayfında, dar bir elektromanyetik izge bölümünü algılayabilir.
https://www.youtube.com/watch?v=qrKZBh8BL_U
Amon yarebbi
08-07-2017, 23:13
Göz insanın evriminde olabildiği kadar gelişmiş bir organdır. Kötüleyen yok.
Göz bu evriminde , ihtiyaca göre yetersiz kaldığı yerlerde , başka evrim geçiren organı olan beyinde oluşan akıl ile gözün eksiğini , akılın ürettiği yardımcı elemanlarla tamamlamaya çalışıyor.
Örneğin akılın ürettiği mikroskop ve teleskoplar olmadan en küçüğü ve en uzağı göz göremez , yetersiz kalır.
Gözün evriminden kaynaklı arızaları da vardır. Normal şartlar da bile lagzım gelecek işleri dahi yapamayacak kalıtsal sorunları vardır. Bu problemi dahi yine beyin denen organın sağladığı akıl ile ve yine yardımcı bir eleman olan gözlükle kapatırız.
Göz mükemmel falan değildir. Eksik , kusurlu,çaresiz,yetersiz bir organdır. Tabiki bu durum kullanıcının İHTİYACI ile doğru orantılıdır.
Esas sorun ise beyni ile değilde kalbi ile düşündüğü bilinen zevatın , göz mükemmeldir diyip ve bunu tanrı yaptı diyenlerin , göze dair eksik ve kusurların tanrı dan kaynaklı olduğunu söylemezler. Şükür edin gibi abuk subuk laflarla cevap verirler.
İşde bu nokta da gözü görmeyen vatandaşa , gözlük veren doktora değil de , olmayan tanrısına şükür ettirmeye uğraşıyorlar.
Kusurlu olan bu gözü , gözlükle yüceltmek bir doktora aittir. Gözlük en küçük örnektir. Gözün daha iyi performans sergilemesi için , YANİ sizin o üfürük tanrınızı düzeltmek için tıp iyi çalışıyor.
Sırf tanrı üfürüğünü bir yerlerde slogan olarak kullanmak için , gözü eksiksiz , mükemmel tanrım yaptı diyip durmayın. Tanrı dediğin neyin nesidir?
Felâsife
09-07-2017, 02:33
Nat geo da ki göz/beyin ile ilgili belgeselleri izledikten sonra, ben insanın burnunun ucunu bile, doğru dürüst gördüğüne inanmıyorum. :D
Her ne kadar ileri teknoloji 500 megapiksel organik bir kameramız olsada, odaklanmayınca detayı kaçırıyor, odaklandı diyelim bu seferde yan detayları kaçırıyor, her halükârda göz görme işinde kaçırma yapıyor.
Hareketin ardı arkası kesilmezse, fazla hareket olursa, bu sefer de beyin hareketi işleyemiyor, gene kaçırıyor.
Ondan sonra da tahmin yeteneğine güveniyor mecburen.
Kafanın dolu olması, meşguliyet vs. leri zaten hiç saymaya bile gerek yok.
Helede bu denli hızlı bir hayatta, artık neler kaçırıyoruz neler kim bilir.
Deneyin birinde bir hırsızlık olayı düzenlediler, ardından şahitlere olayı anlatmasını istediler. Herkes farklı bir hikaye anlattı, ve hepside kendinden emindi. :D
1 olayı herkes farklı görüyorsa, görme de bayağı sorunumuz var demektir bu.
Görme konusunda bebekler ve küçük çocuklar müthiş. Gözleri TAM açıktır ve zihinleri de hayallerle fazla çorba olmadığı içinde, bize nispeten burunlarının önünü daha net görüyorlardır eminim.
Büyüdükçe daha çok düşündüğümüz şeyleri görüyoruz, seçiyoruz, bu daha kolayımıza geliyor.