PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Osmanlı Gerçeği (?)


fantomas
03-08-2010, 12:47
Türkiye Cumhuriyeti rejiminin değiştirildiğine şahit oluyoruz.Türkiye'de artık çoculcu bir demokrasiden söz edilmesi olanaksız.Eğer 12 Eylül'de yapılacak referandumdan "hayır" çıkarsa Türk yargı sistemi de bağımsız olmaktan çıkacak devletin güdümlü bir kurumu haline getirilecek.

Bu değişim bir günde olmadı elbette.Alt yapısı 1947'lere kadar uzanıyor.1970'lerden itibaren bir devlet politikası haline getirildi.2010'da rütüşlar yapılıyor.Yaşı müsait olanlar bu diğişim sürecinin nasıl yürütüldüğünün farkında olmalılar.

Bu değişim öne sürülen iki teori ile gerçekleştirildi.

1-Müslüman Türkiye
2-Osmanlı modeli

Türkiye'nin bugünkü hali bu iki politikayı benimseyenlerin eseridir.


Bu başlıkta Osmanlı gerçeğini tartışmak istiyorum.Osmanlı düzenini cennet düzeni,Osmanlı padişahlarını cennet mekan ilan ediliş daha dünmüş gibi gözümün önünde.

Osmanlı gerçeğini tartışacağım.

Not:Başlığa bilgi anlamında katkı yapılmasını önemle rica ederim.

fantomas
03-08-2010, 12:53
Osmanlı devleti'nin dünyanın en büyük Türk devleti olduğunu söylerek başladılar işe.

İnanmıştık.

Oysa Osmanlı Padişahlarından hiç birinin annesi Türk değildi.Bu kadar padişahtan tek birinin annesinin neden Türk olmadığını sorguladık ilk önce.Hiç bir yanıt bulamamıştık.

İnanılmazdı.

Araştırdık.

Gördük ki Osmanlı devlet adamlarının pek çoğu bilerek abartacağım hiç biri Türk değildi.Kuruluştan itibaren hem de.Gazilerin pek çoğu Rum'du üstelik.

Öyle bir düzen kurmuşlardı ki..

Askeri ve sivil paşalar önce devşiriliyor sonra Türk halkı onların önderliğinde gerçek nedenini asla bilemediği savaşlarda kırdırılıyordu.


Bizlere anlatılan Osmanlı ile gerçek Osmanlı bambaşka idi.

fantomas
03-08-2010, 13:07
Osmanlı adaletini anlata anlata bitiremiyorlardı.

İnanmıştık.

Oysa beş Osmanlı padişahı hem de hunharca öldürülmüştü.Osmanlı devleti'ndeki padişahtan sonraki en üst düzey devlet adamı olan elli'ye yakın sadrazam öldürülmüştü acımasızca.

Padişahlar babalarını,kardeşlerini katl ediyorlardı.

Sadece tek bir padişah'ın on altı erkek çocuğu boğdurulmuştu üstelik babaları padişahken.Böyle bir vahşet uyduruk firavun masallarında bile konulamamışken vahşetin hayal ötesi yaşanıyordu Osmanlı gerçeğinde.

Halkın vaziyetini araştırmaya korktuk.

Öyle ya padişahı veziri azamının durumu bu ise halkın durumu nicedir dedik.

İnanılmazdı.

fantomas
03-08-2010, 13:19
Osmanlıların dindarlığını öve öve anlata anlata bitiremiyorlardı.Hepsi bilmem ne kıiram'idi.Hepsi evliya hepsi veli idi.

İnanmıştık.

Oysa hiç birinin annesi Türk bile değildi.Devlet adamlarının pek çoğunun ben abartıyorum hiç birinin annesi babası bile Türk değildi.Müslüman da değildiler.

Ama her yeri camii şeriflerle donatmışlardı.

Camilere vakıflar yapmışlardı.

Aç ve çıplak bırakılan halk orada bir tas çorba içip o camiyi yaptırana yaptıranın gelmişşine geçmişine düalar ediyordu.

Bir taşla üç beş kuş vuruyorlardı.Vakıf kurarak devletin mallarına el koyması engelleniyor,adları anılıp onun bunun duası alınıyor ve Osmanlı düzeni sürdürülüyordu.

Ve hiç biri o kadar dindarlığa rağmen rahatlarını bozup ta Allah'ın Evi'ne Kabe'ye gitmemişti.Aç,yoksul,hasta insanları karınca misali diyerek hiç olmazsa o yollda ölürsün diye teşvik edenler ne yazık ki tek bir Osmanlı Padişahına hatta paşalarına Hacca gitme görevleri olduğunu söyleyememişti.

Gitmediler.

O bilmem ne kiramlardan o velilerden hiç biri Hac ibadetini yerine getirmemişti.

İslam dini sadece halka idi.

sargon
03-08-2010, 13:26
Bazi yanlis bilgileri düzeltmek lazim önce.

Evet, denildigi gibi Türkiye'de bir degisim süreci yasaniyor. Osmanli'nin II. Mahmut hatta III. Selim'den sonraki padisahlari yenilikci padisahlardi ve cesitli düzenlemelerle Osmanli'yi modernlestirme cabasina girdiler. Bu, ayni zamanda toplumu da degistirme cabasi idi. Ayni dönemde devlet bürokrasisi hizla büyüdü ve bir süre sonra devleti de kontrol etmeye basladi. Osmanli I. Dünya savasinda Avusturya-Macaristan ile birlikte dagilinca, devlet bürokrasisi (tabii basta asker bürokrasi), kurtulusa ve yeni devletin kurulmasina öncülük etti. Bu firsatin getirdigi prestiji de yenilikcilik cabalarini daha siddetli uygulamak icin kullandi. Osmanli'nin son döneminde 100-150 yilda gerceklestirilenler kadar kapsamli degisiklikleri 5-10 yil icinde yapip yerlestirmeye calisti.

Bunun bir tepki yaratacagi acikti, nitekim yaratti da. Cikan ufak bazi isyanlari ve o dönem Avrupa'ya hizla yükselen fasist ve nasyonal sosyalist hareketin Türkiye'ye yansimalarinin yarattigi firsatlar degerlendirilerek rejim hizla daraltildi, 1929'dan itibaren o dönemde Almanya, Italya, Sovyetlerde uygulanan despotik sistemlere benzer bir sistem kuruldu (Tek Parti Rejimi ve yasaklarla dolu bir dönem) ve II. Dünya savasinin sonuna kadar da götürüldü.

II. Dünya Savasindan sonra rejimin taklit ettigi sistemlerden fasizm ve nasyonal sosyalizm yikildi, sosyalizm ise ayri bir despotik kampa dönüstü. Ancak bu ikisinin birinin yaninda yeralinabilirdi. Birincisi cökmüs, ikincisi ise kurucular kadrosunun hic hoslanmadigi birseydi. ABD-Avrupa ekseni en dogru secenekti ve oraya yönelindi. Demokrasiye gecilmeye dönük adimlar atildi ve cok partili rejime gecildi.

Cumhuriyet savunucularinin bircogu Tek Parti döneminde uygulanan fasizm benzeri sistemi en ideal sistem olarak savunmaya devam ederler ki, sasilacak bir durumdur. Sonraki dönemlerde asker bürokrasi cesitli bahanelerle rejime müdahalelerde bulunmus olsa, Türkiye'de demokratik bir sistemin gelismesi tamamen engellenemedi. AB'ye girme cabalarina karsi cikan sesler de gücsüz kaldi.

Osmanli'dan bugüne biraz kör topal olsa da Türkiye belli bir cizgi üzerindeki gelismesini sürdürmüstür. Osmanli tarihte kalmis bir mirastir.

Son mesaja cevaben:

Osmanli'nin dünyanin en büyük devletlerinden biri oldugu tabii ki dogrudur.

Osmanli kuruculari ve yönetici siniflari etnik köken olarak Türk'tür. Türk milliyetcisi olamazlardi, cünkü milliyetcilik daha 200 yillik bir cocuktur. Avrupa'da Milliyetcilik gelistigi dönemlerde Osmanli son demlerini yasamaya baslamisti.

Osmanli kurulusu ve gelismesi icin asagidaki kitabi öneririm

http://www.idefix.com/kitap/devlet-i-aliyye-halil-inalcik/tanim.asp?sid=YDM47BM0ZA7A6LJYRDHI

fantomas
03-08-2010, 13:34
Osmanlı medeniyetini öve öve bitiremiyorlardı.Bir kere adı çok çarpıcı idi.

"Medeniyyet!"

Osmanlı medeniyeti derken zevkten kuduruyorlardı adeta.

Oysa altı yüz yıl hükümran oldukaları coğrafya da insanlığa hiç bir katkıları olmamıştı.Dahası o coğrayanın eskiden kalan bütün mamur eserlerini yıkıp yok etmişler bir kısmının üzerine Arabice yazıtlar ekleyerek güya sahiplenmişlerdi.Bizans'ın devlet sembolü olan çift başlı kartal figürü olan eserlerin gerçek tarihi hala gizleniyor.

Her şey ama herşey yakıp yıktıkları uygarlıklardan kalanlardı.Kendilerinden bu büyük coğrafyaya hiç bir katkı yapmamışlardı.Eski uygarlıklardan kalan ve yıkamadıkları eserler bugün hala bütün İslam dünyasında Turizm şirketlerinin yüzünü güldürüyor.

Hristiyan ermişlerinin türbelerini,Roma yolları ve hamamlarını kullanmışlar,Bizans su sistemini bir adım geliştirmemişlerdi.

Büyük bir coğrafyayı M.Ö.1000'li yıllara götürmüşlerdi.

fantomas
03-08-2010, 13:54
Sayın sargon,

Türk devleti bir değişim içerisinde ancak bu değişim devlet lehine olan bir değişim.Atatürk'le birlikte getirilen ve halkın lehine olan pek şey artık anlamsız.Örneğin iç egemenlere karşı tek yumruk olması gereken bir ulus bilincinden söz etmek olanaksız.Siyasal,ekonomik vs haklar artık hak değil lütuf.Laiklik olmadan demokrasi nasıl gerçekleşecek bir İslam ülkesinde?

Ordu ve yargı hizaya sokulduğunda Türkiye tam anlamı devlet tahakkümü altına girecek.Bu konunun kişilerle partilerle bir alakası yok.

Cumhuriyet döneminde yapılan tartışmalar faşizm de olsa bir faydalı olma niyeti taşıyordu.Halkımı ve ülkemi nasıl kalkındırabilirim niyeti.Oysa şimdi tam aksi bir durum söz konusu.

Osmanlının Türklüğü ile ilgili şunu eklemek isterim.Osmanlı belki de en çok Türklerle savaşmış bir devlettir.Hem ülke içerisinde hem de İran'la,Mısır'la yapılan savaşlar diğerleri ile yapılan savaşlardan az değil.

sargon
03-08-2010, 15:12
Türkiye'deki degisim devlet lehine degil, aleyhine olmali. Cünkü devlet giderek kücülüyor. Kapitalist isletmeler devlet eliyle gelistirildi, simdi satildi ve satiliyor. Yani devlet, tekrar devlet pozisyonuna cekiliyor. Atatürk'ün yapmaya calistigi sey modern bir devlet yaratmakti ve yaratti. Bugün Türkiye modern bir devlet. Bunu yaparken terör uygulamis olmalari daha yöntemsel bir sorun. Cumhuriyetin ilk dönemlerindeki baski ortamini uygulamaya calismak geri kafaliliktan baska birsey degil. Amac degil, araci kutsallastirmak olur bu.

Atatürk'ün bir diger amaci Türk milliyetciligini güclendirmekti. Bu da oldu, diger halk ve gruplar da Türk olduklarini astik kabul ediyorlar. Sadece Kürtler asimile edilemedi, ama o kadar da olsun artik.

Su anda, 50 yil öncesine göre cok daha gelismis bir ülkede yasiyoruz. Demokrasimiz daha ileri, ekonomimiz daha ileri, egitimli isgücümüz daha fazla, insanlarimiz dünya ile hizli bir iliski icinde, siyasal haklar ve bunlara sahip cikma bilinci daha yüksek, insanlari kolayca kandirmak eskiden daha kolaydi, simdi bu o kadar kolay degil. Kisaca hic de geri falan gidilmis degil.

Osmanli konusundaki görüslerinize de katilmiyorum. Osmanli ne tam bir islam toplumu oldu, ne de geri bir ortacag devleti. Kendine özgü yanlari vardi ve Türkiye'deki gelismenin dinamikleri Osmanli'da yatar. Türkiye bir anda, 22 Ekim 1923 gecesi saat 12'de birdenbire degismedi. Bu miras zaten vardi.

Osmanli bu kadar berbatti da, Atatürk büyü yaparak mi Türkiye'de cumhuriyet kurdu. Bu sadece öcü ve kahraman masallarina inananlar icin uydurulmus bir masaldir. Din masallari islam dinine inananlar icin uyduruluyor, milliyetcilik masallari da ulus dinine inananlar icin.

cenker
03-08-2010, 19:40
Osmanlı imparatorluktu,türkiye ise milli devlet.osmanlı din devletiydi ,türkiye ise laik devlet.Osmanlı da kullar vardı türkiyede vatandaşlar.armutlarla elmaları karıştırmayalım.şunu da söylüyeyim karahanlılar gazneliler selçuklular harzemşahlar osmanlılar memlüklüler safeviler vb türkiye bunların hepsi tek devletdir benim gözümde.zincirin parçaları bunlar.

fantomas
04-08-2010, 00:59
Sayın sargon,

Türkiye'nin şu an ki durumunu,Türkiye Cumhuriyetin ilk yıllarını tartışmak açtığım başlığın anlamını yitirmesine neden olur.O nedenle 1923 sonrası gelişmelerle ilgili düşüncelerimi başka başlıklarda ifade edeceğim.

Bu başlığı Osmanlı'yı yerden yere vurmak için de açmadım.III.Selim'i II.Mahmut'u ve Osmanlı toplumuna dolayısı ile günümüze katkısı olan değerli insanları unutmak olur mu?Elbette olmaz.Ancak sadece tek bir padişahın on altı çocuğunun öldürüldüğü bir düzeni sorgulamamak ne kadar doğru olur?Beş Osmanlı padişahı hunharca öldürülmüş.Elli civarında sadrazam aynı şekilde.Diğer rakamlar hakkında konuşmuyorum bile.

Ve bu katl edilen insanlar da Osmanlı.

Başlığı açmamdaki amaç bazı gerçeklerin nedenlerini daha iyi anlayabilmek.Bugün hiç bir kimse Osmanlı padişahlarının neden Hacca gitmedikleri sorusuna yanıt veremiyor.Bunların içinde belki de müslüman olmayan da vardı.Ama hepsi mi müslüman değildi?Ya da neden özellikle padişah annelerinden bir tanesi bile Türk değil.Hatta özellikle müslüman değil?Bunun izahını hiç bir kimse yapamıyor.Öldürülen,boğdurulan Padişah çocuklarının annelerinin etnik kökenleri ve dinleri ile ilgili bir çalışma yapılmış mı örneğin?

Osmanlı gerçeği biraz da bunlar.

fantomas
04-08-2010, 01:23
Öve öve bitiremiyorlardı.

Alimlerle dolu idi imiş bütün Osmanlı diyarı.Alim,fazıl,fadıl ve madıl imişler.Ve daha anlamını bilemediğim bir sürü övgü cümleri.

Kimlermiş bunlar diye aradık.Hiç bir bilimsel bilgi dağarcığında adları geçmiyordu.Bu alim,fazıl,fadıl,madıl kimselerden.Bütün kitaplarda bütün bilim dallarında hep başka başka milletlerin bilginlerinin adı vardı.Yüzlerce,binlerce.O altı yüz küsur yıl koskoca bir coğrafyaya hükmeden imparatorluktan tek bir isim bilim tarihine girememişti.İnsanlığa "bu da bizden" diyebileceğimiz hiç bir katkıları yoktu.En ünlü bilgin Ali Kuşçu ise İran'dan getirilmişti.

Araştırdıkça bilginlerin hep dışardan getirildiğini anladık.Mühendisinden askerine kadar.

Oysa Anadolu'nun her yeri molla doluydu.Ana babaların ağzından "benim oğlum bina okur döner döner yine okur" lafı düşmezdi.İslami kitaplar binlerce alim ismi sıralar onları öve öve bitiremezdi.

Egemenlerin kalıplaşmış doğmalarını hallka yediren inanılmaz bir örgütlenme.Ne kadar da günümüze benziyor.

Bu örgütlenmeyi ilk defa Nizamülmülk kurmuştu.Amacını açık ve net olarak ta açıklamıştır.Siyasal iktidarın doğmalarını topluma benimsetmek.

Bin yıl boyunca mollalarla yönettiler koskoca bir coğrafyayı.

İlk treni gördüklerinde trenin deccal olduğunu söylemişlerdi o alim fazıl,fadıl,madıl ve daha bir sürü anlamını bilemediğim övgü sözleri ile övülen allameler.

sargon
04-08-2010, 01:39
Sanirim amacinizi anladim. Osmanli bir molla devleti idi, o yüzden de hic bir sey üretmedi diyorsunuz. Ama bu dogru degil. Osmanli bir molla devleti degildi, bir islam devleti bile sayilip sayilmayacagi tartismalidir. Islam devletinde halife yöneticidir. Osmanli'da ise padisah yöneticidir. Osmanli padisahlari Abdülhamit'e kadar halife ünvanini kullanmazlar bile, yada onlarca ünvanindan biri olarak araya sikistirilmistir. Yani pek bir önemi yoktur. Osmanli'yi tarif eden dogru ifade islam, mollalar falan degil mutlakiyet olmasidir. Tanzimat ile birlikte mutlakiyetin sinirlandirilmasi icin girisimler var.

Osmanli'yi islam temsilciligine yerlestirip burdan islamiyeti elestirmenin pek güclü oldugunu sanmiyorum. Osmanli'daki kardes katli olayinin da islamiyet ile bir ilgisi yok. Fatih kanunnamesi ile baslayan bir olay. Islam aslinda Osmanli'da mutlakiyetin gücünden korunabilmek icin siginilan bir mekanizma ayni zamanda. Yani padisahin her sözü kanun olmasin diye islam kurallari önüne cikarilmis. Seriat Osmanli döneminde hukuk anlaminda kullanilan bir sözcük ayni zamanda. Islami mislami ama padisah "urun kellesini" deyince uramasin diye.

Ayrica III. Selim ve II. Mahmut'tan sonraki padisahlar oldukca modernistler. En islamcisi Abdulhamit bile modernisttir. Kiz okullari onun döneminde acilmistir örnegin. Ressam olan halife (http://www.tumgazeteler.com/?a=711226) bile var bu dönemde. Yani Osmanli sizin anlatmaya calistiginiz gibi degil tam olarak. Durum daha karmasiktir.

fantomas
04-08-2010, 01:43
Bir ara tutturmuşlardı..

Çok hukukluluk!

Öve öve bitiremiyorlardı.Osmanlı çok hukuklu bir devletmiş bizde öyle olalımmış.

Araştırdık.Çok hukuklu idiler.Dinlere,mezheplere,bulunulan coğrafyaya,maddiyata vs vs bağlı farklı farklı onlarca yüzlerce hukuk uygulanıyormuş gerçekten de.Aynı suçu işleyen örneğin bir müslümansa farklı ceza ve fakat hanefi ise daha da farklı bir ceza Hristiyan ise bambaşka.İstanbul'da ise ayrı örneğin Şam'da ise ap ayrı.

Buymuş!

Daha da araştırdık.Bu hukukun dört temel kaynağı varmış.En birinci kaynak Kuran'mış yani Allah.

Tuttuk Kuranı okuduk.Gördük ki Allah'ta aynı kendine inananlar gibi zenginleri seviyor.Örneğin zenginin derdi onu fevkalade düşündürmüş.Fakirin derdi ile hukuksal anlamda hiç alakadar olmamış.Zengin olana bol bol vermiş.Dört kadın alabilirsiniz buyurmuş.Cariyeler hariç.Ancak koskoca Allah fakirin hukukuna sıra gelince susmuş.Peygamberin hadislerine baş vurulmuş.Fakir ne yapsın? diye.Önceleri O da susmuş.Sonra sabr demiş.Zengine dört kadın ve sayısız cariye veren fakire sabrı tavsiye eden bir dinin hakla hukukla ne kadar bağdaşabileceğini sorguladık.

Daha başka iç karartıcı hukuksal uygulamaları anlatmaya ise hiç gerek yok.

Neden ise bu çok hukukluk lafı bu sıralar dillendirilmiyor!!!

fantomas
04-08-2010, 01:52
Sayın sargon,

Sonra söyleyeceğimi baştan söyleyeyim.Osmanlı dediğiniz gibi mutlakiyetle yönetilen bir devletti.Mutlakiyetle yönetilen devletler halklarını dinle yönetirler.Kendilerinin dindar olup olmadıkları da çok şüphelidir.

Baştan dedim ki Türkiye'de devlet güçleniyor.

Devletin güçlendiği nasıl anlaşılır.Osmanlı gerçeğini anlayabilirsek günümüzde tersine ta Sultan III.Selim öncesine doğru gidişi anlayabiliriz.

Tekrar belirteyim.Osmanlı padişahları ve devlet adamları içinde Osmanlı toplumunun gelişmesini isteyen bunu gerçekleştirmeye çalışan hatta bu uğurda yaşamını yitiren pek çok isim vardır.III.Selim,II.Mahmut,Mithat Paşa polemik olmaması için isimlerini yazmadığım pek çok değerli insanın katkısı unutulabilir mi?

sargon
04-08-2010, 10:09
sayin fantomas. Argümanlarinizi arastirmalar ve detayli aciklamalarinizla desteklenemeniz gerekiyor. Ornegin diyorsunuz ki:

Mutlakiyetle yönetilen devletler halklarını dinle yönetirler.

Bu bir kosul degil. Ustelik Osmanli örneginde hic degil. Siz sanirim Abdülhamit dönemindeki pan-islamizm cabasini Osmanli'nin bütün gecmis sürecine yansitiyorsunuz.

"Osmanli gercegini anlayabilirsek günümüzde tersine ta Sultan III.Selim öncesine doğru gidişi anlayabiliriz." demissiniz. Tarih bir manipulasyonlar alanidir ve son derece ideolojiktir. Herkes tarihi kendisine göre yorumlayip yeniden yazar ve sonra da bakin iste benim ideolojime tarih destek veriyor diye ortaya cikar. Yani aslinda önce "bugün" anlasilmis, sonra da bugünün ihtiyaci gecmisi yeniden yorumlamak ve bu yorumla sunmak oldugu icin "gecmis" "anlasilmis" olur. Siz de sanki ayni seyi yapmaya calisiyormussunuz gibi geliyor.

Bir öneride bulunsam, umarim kizmazsiniz. Kendi "bugün" degerlendirmenizi desteklendirmek icin "gecmis"i yorumlamak yerine, ayni seyi yapan digerlerini elestirin. Mesela "Osmanli"dan islam adina faydalanmaya calisanlarin calismalarini alip isleyin. Alintilar yapin, arastirmalar yapin, yazilar hazirlayin. Eminim size de bize de daha cok katkisi olacaktir. Size katkisi olacaktir, bu yaklasimin ne kadar kusurlu oldugunu digerlerini elestirirken daha kolay görebilirsiniz. Bize yarari olacaktir, birkac cümlelik ajitatif argümanlar yerine, ciddi incelemeler ile olayi daha iyi kavramis oluruz.

fantomas
04-08-2010, 11:28
Sayın sargon,

Sondan başlayayım.Yapmamı istediğiniz şeyler benim görevim değil.Belki de hiç kimsenin umurunda olmayacak bir zaman yitirisi yaptığımız.Bunları yapması gerekenler yapmadığı için üzerimize hiç te vazife olmayan şeylerle zamanı yitirip gidiyoruz.

Çağdaş medreselerin çağdaş molları sus pus olup milletin ekmeğini yer iken ve hatta bırakın gerçekleri söylemeyi,gerçekleri saklayıp gerçekleri eğip büktükleri için böyle yapmak zorunda kalıyoruz.

Benim görevim mi insanlara yararlı olacak akademik çalışmalar yapmak?

Bir kaç ay önce bir üniversite'nin sitesinde bir profesörle yapılan "ilmi" söyleşiyi okudum.O zaman siteye üye değildim.Üye olsa idim..

"Hadi hemen Osmanlı olalım!" demelerine ramak kalmış.

Burada benim ve pek çok insanın yaptığı şey buna isyandır.

Gelelim ikincisine tarih elbette ideolojilerin kullanım araçlarından biridir.Tarih boyunca gelmiş geçmiş bütün zamanlarda ve bütün mekanlarda bu yapılmışıtr.Ancak tarih biraz da "algı da" kendi kendini değiştirir.Ya da tarihe kişi kendi açısından bakar.Süreç ilerleyip kişi değiştiğinde tarih algılaması da değişir.Yeniden Osmanlı devletini kurma hayalleri kuran bir genç,ilerideki yıllarda Osmanlı fetihlerini sorgular."Bu kadar halka,milyonlarca insana acı çektirmenin" gerekçelerini sorgular.O nedenle tarih tek bir insan nazarında dahi ideolojiktir.Ben aynı şeyi yapıyor olabilirim.Ama Osmanlı haritalarına bakıp şurayı niye almamışız derken de ideolojiktim.Doğru olan hangisi o halde? Farklı zamanlarda farklı insanlar benzer bir değerlendirme yaptığı an doğrudur denilebilir.Bu gün II.Mahmud'u eleştirecek kaç insan kaldı.Atatürk'ü yüzde yüz yanlışlayabilir misiniz?

Son olarak ben bu başlıkta ajitatif gayri ciddi iddialarda bulunmadım.Osmanlı gerçeğini anlamaya çalışıyorum.Bir devlet düşünün.Devletin beş padişahı hunharca öldürülüyor elli civarında "en üst" düzey sadrazam katl ediliyor padişah çocukları üstelik daha doğar doğmaz boğduruluyor ilah.Bunların gayri ciddi iddialar olduğunu mu düşünüyorsunuz?Osmanlı gerçeğini anlamak için neleri araştırmamız icab ederdi ki ciddi olalım.

Son dedim ama,

Bazıları bu ecdad lafını pek sever.Ancak hiç birinin ecdadında "sanki" ezilen sömürülen katl edilen insan hiç olmamış gibi davranırlar.Padişah çocuklarının durumu ortada.Bu gerçeği görmeden ecdadın gerçek hali nasıl ortaya çıkacak?

Neden sıradan bir Osmanlı askeri ve ailesinin yaşamı araştırılmaz,romanlaştırılmaz ya da filme alınmaz?

Çünkü asıl gerçek orada!

fantomas
04-08-2010, 13:22
Öve öve bitiremiyorlardı.Osmanlı'da hiiiiiç insan yakılmamıştı.Osmanlı'da hiiiiiç insan ezilmemişti.Osmanlı'da hiiiiiç insan si si satılmamıştı.

Araştırdık.

Kelimenin tam anlamı insan esareti,insan ticareti devleti idi.Dünyanın dört bir yanından kadınlar,kızlar,erkek çocuklar ne bulurlarsa getirip "pazarlarda" satılıyordu.Ruslar;kadın ve kızlarının,genç yaşta erkek çocuklarının kaçırımasından bizar olmuşlardı.Çocuk yaşta satılan küçük zenci kızlar sırayla bütün ama bütün aile bireylerinin..

Elbette beyaz genç ve güzel kızlar çok pahalıydı.

Güzellikte Kafkas kızları namlı idi.

Herhangi birinin,yüksek makamlardakilere yağcılık yapması icap ederse mutlaka kadın hediye ederdi.

Osmanlı sisteminde en baba insan ticareti padişahlar ve o düzenin en üstündekilere yapılırdı.Bir padişahın onlarca yüzlerce cariyesi olması normal sayılırdı.Padişahın anası,danası,bacısı,macısı,paşası maşası fırsat buldukça padişah efendilerine satın aldıkları köleleri hediye ederlerdi.

İnsan kaçakçılığın,insan pazarlamacılığının imparatorluğu.

Onlar Osmanlı'da hiiiiiç insan yakılmadığını hiiiiiç insan ezilmediğini hiiiiiç insan si si satılmadığını söyleye dursun Kafkas ellerinden Afrika çöllerine Macar ovasından Hint denizine koca bir coğrafyada evlatlarına yanan insanların ahı yeri göyü yakıp kavuruyordu.

sargon
04-08-2010, 13:29
Anlasildi, kolay gelsin.

fantomas
04-08-2010, 13:35
Anlasildi, kolay gelsin.

Teşekkür ederim.

Sizin de başka değerli site üyelerinin de başlığa katkı yapmalarının yararlı olacağı inancındayım.

Saygılar.

Yergin
04-08-2010, 13:37
Nerden yazıyorsunuz bunları, alalım okuyalım. Çok hayalperest bir kurgu ile yazılmış birşeye benziyor.

Kendiniz yazıyorsanız, kaynaklarınızı paylaşır mısınız?

Saygılar

fantomas
04-08-2010, 13:46
[QUOTEÇok hayalperest bir kurgu ile yazılmış birşeye benziyor.

Kendiniz yazıyorsanız, kaynaklarınızı paylaşır mısınız?
[/QUOTE]

Yazdıklarım hayal ürünü olsa idi hiç endişelenmeyin bir sazan çıkar aksini ispat ederdi.

Açtığım bir başlıkta beni Osmanlıcı hatta faşist ilan edenler yazdıklarıma gülenler ortalıkta görünmediğine göre doğru şeyler yazıyorum.Ve bu yazdıklarım noktasına virgülüne kadar bana aittir.

Bir kısmı daha önce başkaları tarafından da söylenmiş.Bunu söylemezsem haksızlık ederim.

Kaynak istiyorsanız her şey kaynak yeter ki sorgulayın.

Yergin
04-08-2010, 13:52
[QUOTEÇok hayalperest bir kurgu ile yazılmış birşeye benziyor.

Kendiniz yazıyorsanız, kaynaklarınızı paylaşır mısınız?


Yazdıklarım hayal ürünü olsa idi hiç endişelenmeyin bir sazan çıkar aksini ispat ederdi.

Açtığım bir başlıkta beni Osmanlıcı hatta faşist ilan edenler yazdıklarıma gülenler ortalıkta görünmediğine göre doğru şeyler yazıyorum.Ve bu yazdıklarım noktasına virgülüne kadar bana aittir.

Bir kısmı daha önce başkaları tarafından da söylenmiş.Bunu söylemezsem haksızlık ederim.

Kaynak istiyorsanız her şey kaynak yeter ki sorgulayın.

Yazdıklarınızın hayal ürünü olduğunu söyleyen birisi neden sazan oluyor ki?

Bu tabir, aslında gerçek olmayan birşey söylendiğinde çıkıp doğrusunu söyleyene denilmez mi? Sazana bak hemen atladı misali...

Kaynak istiyorum elbette ki, siz bunları kaynaksız mı yazdınız? O zamanda yaşamadığınıza göre, bir yerlerden okuduğunuz, gördüğünüz, duyduğunuz şeyleri paylaşmıyor musunuz? Bunları bizimle paylaşın demek istemiştim bende.

Saygılar

fantomas
04-08-2010, 14:03
Sazan derken kesinlikle sizi kast etmedim.Lütfen yanlış anlamayın.Hatta benim sitemimi yeniden yansıtmamı sağladınız,o nedenle teşşekür ederim.Açtığım dört başlığa öyle inanılmaz tepkiler gelmişti ki halen etkisi altındayım.Başlığın birindeki yanıtlarımın silinmesini site yönetiminden rica etmiştim.Bundan önce açtığım başlıkta hiç alakası yokken Osmanlıcı ve hatta faşist ilan edildim.Yazdıklarım benim açımdan çok ciddi idi ancak birilerini güldürüyormuş.

Kast ettiğim tamamen budur.

Kaynak meselesinde aynı şeyi söyleyeceğim.Elinizde hangi kaynak olursa olsun sadece sorgulayın.Ancak illa kaynak istiyorsanız günümüzde en çabuk ulaşabileceğiniz kaynak internet.Merak ettiğiniz konularla ilgili farklı bakış açıları ile ortaya konmuş pek çok bilgi var.

Saygılar.

Yergin
04-08-2010, 14:08
Burada, Osmanlı ile ilgili yazdıklarınız sonrası, sadece internet kaynağını veriyorsanız siz ne diyebilirim ki daha?

Sargon'un dediği gibi,

Anlaşıldı, kolay gelsin...

Saygılar

fantomas
04-08-2010, 14:16
[QUOTE

Anlaşıldı, kolay gelsin...

Saygılar[/QUOTE]

Teşekkür ederim,

Başlığa,konu ile ilgili kaynak verebilecek derecede yetkin insanlar katılacaktır.Ben bazı kaynaklar yazarım.Ancak sonuçları hakkında emin değilim.Doktorların ilaç yazmakta ne kadar sıkıntı çektiğini bilenler bilir.Konunun uzmanlarının gerekli kaynakları ekleyeceğini sanıyorum.

Saygılar.

fantomas
04-08-2010, 23:34
Öve öve bitiremiyorlardı.Osmanlı'da hiiiiiç insan yakılmamıştı.Osmanlı'da hiiiiiç insan ezilmemişti.Osmanlı'da hiiiiiç insan si si satılmamıştı.

Araştırdık.

Kelimenin tam anlamı insan esareti,insan ticareti devleti idi.Dünyanın dört bir yanından kadınlar,kızlar,erkek çocuklar ne bulurlarsa getirip "pazarlarda" satılıyordu.Ruslar;kadın ve kızlarının,genç yaşta erkek çocuklarının kaçırımasından bizar olmuşlardı.Çocuk yaşta satılan küçük zenci kızlar sırayla bütün ama bütün aile bireylerinin..

Elbette beyaz genç ve güzel kızlar çok pahalıydı.

Güzellikte Kafkas kızları namlı idi.

Herhangi birinin,yüksek makamlardakilere yağcılık yapması icap ederse mutlaka kadın hediye ederdi.

Osmanlı sisteminde en baba insan ticareti padişahlar ve o düzenin en üstündekilere yapılırdı.Bir padişahın onlarca yüzlerce cariyesi olması normal sayılırdı.Padişahın anası,danası,bacısı,macısı,paşası maşası fırsat buldukça padişah efendilerine satın aldıkları köleleri hediye ederlerdi.

İnsan kaçakçılığın,insan pazarlamacılığının imparatorluğu.

Onlar Osmanlı'da hiiiiiç insan yakılmadığını hiiiiiç insan ezilmediğini hiiiiiç insan si si satılmadığını söyleye dursun Kafkas ellerinden Afrika çöllerine Macar ovasından Hint denizine koca bir coğrafyada evlatlarına yanan insanların ahı yeri göyü yakıp kavuruyordu.

Bu mesajımı yeniden dikkatlere sunuyorum.Nefis bir araştırma konusudur.Bu araştırma günümüz Türkiye üniversitelerinde yapılabilirmi bilemem ancak yurt dışında çalışan akademisyenler ya da ülke içindeki bağımsız araştırmacılar için enfes bir araştırma konusudur.

sargon
05-08-2010, 00:21
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=8477

fantomas
05-08-2010, 00:27
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=8477


Teşekkür ederim sayın sargon,

Başlığa büyük bir katkı oldu.