PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi


fantomas
04-08-2010, 12:02
Daha dünmüş gibi hatırımda.O zaman ahalisinin çoğunun milliyetçi olduğu ancak sakallı,entarili takkelilerin giderek çoğaldığı bir şehirde idim.

11 Eylül'ü şu terimle anlatayım.

Kaos.

Ve o kaosun içinde sıradan milyonlarca insan kendi halinde yaşamını sürdürmeye çalışıyordu.

Halk gizliden gizliye askerin neden harekete geçmediğini söylüyordu kendi aralarında yaptıkları fısıldaşmalarda.

Neyse,

Bir gün baktık ki bir kaç savaş uçakları uçuyor gökyüzünde. Bizim şehir milliyetçi bir şehir olduğu için torpil de geçtiler.

Jetler delice uçmadı.

Öylesine bir geçiş işte.

"Vay darbe olmuş" dediler.

Türkiye'de komünist ya da dinci bir darbe bekleniyordu ama askerin darbe yapması halkı çok şaşırmıştı.

Bir kaç saat sokağa çıkma yasağı uygulandı sadece.Sonra ana caddelere çıktık.En ana caddede sadece iki tank konuçlandırılmıştı.

Bizim şehirde işlerini hemen bitirdiler.Öyle arama tarama filan yapılmadı.Kimler alınacaksa oraya iki asker göndermişler onlarda "gözünün yağını yiyim ağbiii ben ne yaptım" yollu hafif sersenişlerde bulunmuşlar.Ancak koca şehirde yakalanan belki elli belki de yüz kişi idi.

Şehirdeki pek çok semte,mahalleye haki renkli giyimmiş tek bir sivil bile gelmedi.Bizim mahalleye de gelmediler.

Halk şaşkındı.Bir anda bitirilmişti bütün sorunlar.Üstelik askerler sanıldığının aksine çok profesyonel iş görüyorlardı.Bu kadarına en çok "Asker niye harekete geçmiyor? Bunlardan bir şey çıkmaz!" diyenler şaştılar.

Niye mi yazdım?

Hiiiç.

Herkes 12 Eylül'ü konuşuyor.

Ben de anılarımı tazeledim.

naper
04-08-2010, 18:42
Bayram değil, seyran değil...
Eniştem beni neden öptü?

fantomas
04-08-2010, 19:37
Akşam haberlerini izliyorum.Kimse renk vermiyor ancak durum hiç te iç açıcı değil.

Allahsızlar yıllardır "darbe de darbe" diye yırtınıyor.Hükümeti TSK ile sürekli karşı karşıya getirdiler.

Bayram değil elbette seyran da değil ama bu gidişle birileri birilerini çok pis öpecek gibi görünüyor.

kitapsızım
04-08-2010, 20:00
Allahsızlar yıllardır "darbe de darbe" diye yırtınıyor.Hükümeti TSK ile sürekli karşı karşıya getirdiler.


Doğru ama eksik.
Hükümet onları kendilerini askerle karşı karşıya getirsin diye besliyor.
Yoksa bu köpekler cesaret edemez ne ısırmaya ne de havlamaya.
Fakat askerin de büzüğü işkilli olmalı ki, tüm yapılan tertipleri hukuka saygısından(!) sineye çekiyor.
Asker kendi yarattığı ve kontrol edemediği canavarın dişlerinin arasında.

Saat işliyor..
Çanlar kimin için çalacak onu çok yakında göreceğiz.
Bu işin sonu taraflardan biri için çok kötü bitecek !

fantomas
04-08-2010, 20:16
Bu saatten sonra doğru da olsa bir şeyler söylemenin hiç bir anlamı kalmadı.

Sadece bekleyip göreceğiz.

naper
05-08-2010, 13:24
Sene 1977...
*
Başbakan Demirel, Yüksek Askeri Şûra’ya iki ay kala, “darbe” endişesiyle Kara Kuvvetleri Komutanı Namık Kemal Ersun’u görevden alır... Beş gün sonra seçim olur, hükümet değişir, Ecevit azınlık hükümetiyle başbakan olur... “Yüksek Askeri Şûra’ya alt tarafı 40 gün var, vekaleten birini atayalım” der, Birinci Ordu Komutanı Adnan Ersöz’ü Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na “vekaleten” atar... Ancak, bu atama kararından hemen sonra, Meclis’ten güvenoyu alamaz ve hükümeti kurma görevi Demirel’e verilir... Demirel MC Hükümeti kurar. Ecevit’in “vekaleten” atadığı generali, “asaleten” Kara Kuvvetleri Komutanı yapmak istemez; Üçüncü Ordu Komutanı Ali Fethi Esener’i Kara Kuvvetleri Komutanı yapmak ister, kararname hazırlar, Çankaya’ya gönderir... Cumhurbaşkanı Korutürk, terfi teamüllerine aykırı bulduğu bu kararnameyi geri çevirmez ama, onaylamaz da, 30 Ağustos’a kadar bekletir. Hatta “Aylardır bir komutan bile seçemediğimiz kara kuvvetlerinin zaferini nasıl kutlarım” diye tepki göstererek, Ankara’daki 30 Ağustos Zafer Bayramı törenine katılmaz, İstanbul’da kalır, İstanbul’daki Zafer Bayramı törenine katılır. Türkiye bu protestoyla çalkalanırken... Gece yarısı saat 02.30’da Genelkurmay’dan Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nı vekaleten yürüten Adnan Ersöz’e “kozmik” bir mesaj gelir. Ersöz açar, okur. Şak diye emekli olur! Tarihimizde ilk kez 30 Ağustos’ta, Kara Kuvvetleri Komutanlığı makamı boş kalmıştır... Mecburen Genelkurmay Başkanı Semih Sancar “vekaleti” üstlenir... Ve, Çankaya ile hükümet arasında mekik dokumaya başlar. “Çayda dem, meslekte kıdem”e uygun olması için, enteresan bi formül bulunur: Birinci Ordu Komutanı’yla birlikte, İkinci ve Üçüncü Ordu Komutanı da emekliye sevk edilir... Bu operasyon yapılınca, herkes zanneder ki, Jandarma Genel Komutanı Nurettin Ersin, Kara Kuvvetleri Komutanı olacak... Ancak öyle olmaz. Bir sürpriz daha olur, Nurettin Ersin Birinci Ordu Komutanlığı’na atanır... “Oradan sonrası emeklilik” gözüyle bakılan Ege Ordu Komutanı Kenan Evren, şırak diye Kara Kuvvetleri Komutanı olur.
*
Sonrası malum.

Yılmaz Özdil'in bu gün yazdığı köşe yazısından alıntıdır.

Öte yandan demokrasilerde görevlendirmenin nasıl yapılacağı açıktır.Kimin teklif edeceği, kimin imzalayacağı ve kimin onayacağı da ortadadır.Süreç, hiç olmadığı kadar normal işlemektedir.

3.yol
06-08-2010, 07:12
Daha dünmüş gibi hatırımda.O zaman ahalisinin çoğunun milliyetçi olduğu ancak sakallı,entarili takkelilerin giderek çoğaldığı bir şehirde idim.

11 Eylül'ü şu terimle anlatayım.

Kaos.

Ve o kaosun içinde sıradan milyonlarca insan kendi halinde yaşamını sürdürmeye çalışıyordu.

Halk gizliden gizliye askerin neden harekete geçmediğini söylüyordu kendi aralarında yaptıkları fısıldaşmalarda.

Neyse,

Bir gün baktık ki bir kaç savaş uçakları uçuyor gökyüzünde. Bizim şehir milliyetçi bir şehir olduğu için torpil de geçtiler.

Jetler delice uçmadı.

Öylesine bir geçiş işte.

"Vay darbe olmuş" dediler.

Türkiye'de komünist ya da dinci bir darbe bekleniyordu ama askerin darbe yapması halkı çok şaşırmıştı.

Bir kaç saat sokağa çıkma yasağı uygulandı sadece.Sonra ana caddelere çıktık.En ana caddede sadece iki tank konuçlandırılmıştı.

Bizim şehirde işlerini hemen bitirdiler.Öyle arama tarama filan yapılmadı.Kimler alınacaksa oraya iki asker göndermişler onlarda "gözünün yağını yiyim ağbiii ben ne yaptım" yollu hafif sersenişlerde bulunmuşlar.Ancak koca şehirde yakalanan belki elli belki de yüz kişi idi.

Şehirdeki pek çok semte,mahalleye haki renkli giyimmiş tek bir sivil bile gelmedi.Bizim mahalleye de gelmediler.

Halk şaşkındı.Bir anda bitirilmişti bütün sorunlar.Üstelik askerler sanıldığının aksine çok profesyonel iş görüyorlardı.Bu kadarına en çok "Asker niye harekete geçmiyor? Bunlardan bir şey çıkmaz!" diyenler şaştılar.

Niye mi yazdım?

Hiiiç.

Herkes 12 Eylül'ü konuşuyor.

Ben de anılarımı tazeledim.

Oyle icli ve siirsel yazmissiniz ki...... 12 eylul hasretiyle yanip tutustum bir anda .... benim de aklima askerlerin silahlarinin namlularina gul takarak mahallelere geldikleri aklima geldi .... etraftaki veletlere lolipop dagitiyorlardi ... kelebekler rengarenk kanatlariyla ortalikta ucusuyordu ...... Bizlerde 12 Eylul bayramidir bu diye alkislarla , bayraklarla , ciceklerle karsiliyorduk bu askerleri ..... Ah be nerede o gunler .. ah be bir darbe olsa da yine guzel gunleri gorsek ... AKP'yi alt etsek .... ne guzel olur degil mi ?

Durmak yok !!!!!..... postal cilalamaya devam .....

fantomas
06-08-2010, 11:28
Oyle icli ve siirsel yazmissiniz ki......




Çok içli olmuş.

Şiirsel de.


Çünkü darbeden sonra yaşananan süreci de yaşamıştık.

Yıllarca halka kan kusturan halkı bölen,insanların yaşamını zehir eden ALLAHSIZLAR darbeden sonra süt dökmüş kediye dönmüşlerdi.

O ALLAHSIZLAR darbe olur olmaz gidip askerlerin kucağına oturdular.

Münasip yerlerini yalayıp durdular..

O ALLAHSIZLAR daha bir gün önce,

DAHA BİR GÜN ÖNCE YAAAAAW..

İnsanları bez bayrakların altında toplayıp savaşa çağırıyorlardı..

O gariban halkın çocuklarını!


O ALLAHSIZLAR darbe olur olmaz darbe paşalarının FAHİŞELERİ oldular.


Ama o ALLAHSIZLAR'ın yüzünden yüz binlerce insanın milyonlarca insanın hayatı kabusa döndü.

İnsanlar öldürüldü..

İnsanlara işkence edildi..

İnsanların hayatları söndürüldü!

Ve hala..

O ALLAHSIZLAR..

ALLAHSIZLIK yapmaya devam ediyorlar!