Orijinalini görmek için tıklayınız : Teklifini Kabul Etmedim, Buradayım
İkinci Ergenekon davasının 72. duruşmasında çapraz sorgusu yapılan Emekli Tuğgeneral Levent Ersöz önemli açıklamalarda bulundu. Ersöz, AKP Genel Başkan Yardımcısı Cemil Çiçek tarafından kendisine yapılan üst düzey memurluk teklifini reddettiğini açıkladı.
Ersöz emekli olduğu dönemde kendisine çok yakın görüştüğü bir AKP Genel Başkan Yardımcısı’nın devletin önemli bir mevkiinde üst düzey yöneticilik teklif edildiğini ifade etti. Ulusal Kanal, bu kişinin Cemil Çiçek olduğu bilgisine ulaştı.
"Av Ali Rıza Dizdar: AKP tarafından size bir görev teklif edildi mi?"
Levent Ersöz: Evet edildi. Devletin en yüksek kademesinde bir görev teklif edildi. Kabul etseydim burada olmazdım. Ankara, Bursa ve Bilecik’te bana abi diye hitap eden, her hafta arayıp soran ancak tutuklandıktan sonra geri çekilen, şu anda AKP genel Başkan Yardımcısı olan biri var.
Levent Ersöz, Avukatı Dizdar’ın “milletvekillerinden istihbari anlamda istifade eder misiniz?” şeklindeki sorusuna şu yanıtı verdi:
"Evet her partideki milletvekilleriyle görüşürüz. Bunların içinde birçok AKP’li milletvekili de var."
Avukat Ali Rıza Dizdar’ın sorusu üzerine bugüne kadar saklı kalan bir gerçek daha ortaya çıktı. Levent Ersöz’ün polis tarafından gözaltına alındığı dönemde bir sağlık ihtiyacı olmasına rağmen mesanesinin boşaltılmadığı ortaya çıktı. Her gün mesanesi boşaltılması gereken Ersöz’ün bu ihtiyacı polis tarafından ancak gözaltındaki 3. günde giderildi.
ozgur_beyin
14-08-2010, 16:34
benim anlayamadığım bu '' ergenekon'' nedir ? komplomudur içinde geçrklik payı varmı?
yoksa egemen güçler yeni dreyfuss'lar ortaya çıkarıp yargılamaya mı çalışıyorlar her şey tozduman
ortada delil yok sadece dedikodu var. du bakali bu işin sonu nereye varacak
´ Just!ce `
14-08-2010, 16:48
benim anlayamadığım bu '' ergenekon'' nedir ?
Sayın özgür beyin Sallamakon iddaanameyle milleti içerde tutma sanatıdır..
komplomudur içinde geçrklik payı varmı?Zaten amaçta budur..insanlarda şüphe uyandırmak..Çamuru at izi kalsın misali.
islamneferi
14-08-2010, 18:35
Banada real madridden taklif geldi ama kabul etmedim :horn:
Sevgili özgür_beyin,
2002 yılında AKP iktidara gelince Cumhuriyetin vesayetini elinde tutan ordu içinde bir panik başladı. Açıkçası ilk yıl ben de benzeri bir paniğe kapılmıştım.
Ordu içindeki pek çok subay ülkenin şeriat rejimine dönüşeceğinden endişe ederek AKP'yi devirmeyi planlıyorlar. Ancak AKP halk oyuyla iktidara geldiği için ve örneğin MHP'nin aksine paramiliter güçleri bulunmadığı için hukuksal olarak AKP'yi uzaklaştırmanın mümkün olmadığını görüyorlar.
Hukuksal yoldan AKP'yi uzaklaştırma yolu olmadığı için ülkede bir provokasyon yaratıp iç çatışma ortamı yaratmayı ve oluşacak anarşi ortamından faydalanarak darbe yapıp iktidarı ele geçirmeyi planlıyorlar. Örneğin Fatih camisini bombalamak, Danıştay savcısını vurmak, Nurcu evlere gizlice silah yerleştirip ardından polise ihbar yapmak gibi planlar yapıyorlar.
Örgüt sadece basit bir plan yapan örgüt değil. Silahlar buluyorlar, örneğin lav roketleri ve bunları olası darbede kullanmak üzere bazı yerlere gömüyorlar. Örneğin Poyrazköy bu silahların saklandığı yerlerden birisi.
Diğer yandan Ümraniye'de bir gecekonduda emekli JİTEM'ci ve Ergenekon üyesi Cem Erseverin cephanesi bulundu.
Ergenekon davası AKP'nin komplosu olamayacak derecede geniş ve çok sayıda delile sahip bir dava.
Örgütün tamamının ortaya çıkarılması ve delillerin toplanıp derlenmesi uzun bir süreç gerektiriyor. Ancak sanıklar için "Kuvvetli suç delilleri" bulunduğu için mahkeme safhası sonuçlanmadığı halde tutuklulukları devam ediyor.
emperrordiablo
14-08-2010, 20:17
Bulunan silahlar toprağın altından cilaları bile tozlanmamış şekilde çıktı basında hepimiz gördük ki gömüldükleri yerler bile yaşken?Bence Ordu kendi halkına bu kadar zulümkar olamazdı lakin ordunun içinde sızıntılar olduğu artık kesin,12 Eylülü bir düşünün darbe yapmak isteyen ordu silah mı gömmüştü,ama o zaman big brother vardı arkada zaten,kolayca oldu...
Şimdi benim en büyük sorum şu=?Darbe yapılmak istendi becerilemedi ve delilleri var haydi yargılayalım diyen ve bunun için kim olduğu ayan beyan aşikar kiralık bir savcı bulanlar , e ortada delilli ispatlı yapılmışı var idi onlara neden gücü yetemedi,hoş onların da bi kısmı kendi tükrüğü ile boğuldu ya?
Savcı vuruldu nurcular bombalandı :) T.Özkan içerde,İlhan Selçuk içerde M.Yazıcıoğlu öldü(Olağan üstü şaibeli şekilde)Şimdi şunu da merak ediyorum sn.Cem birbirine bu kadar alakasız halk kitlelerine hitap edebilen bu insanlar , zaten bir örgüt kurma eğilimine neden girip darbeye çanak tutsun ki,isteseler bu geniş kitleleri bir şekilde bir araya toplayıp indirmek istedikleri iktidarı legal yollar ile sadece gene indiremezlermi?Sağcısı solcusu bir olmuş darbe peşinde,Görülemeyen ne bu arada=?Bunlar ile meşgul edilirken yapılan sivil darbeler...
Hasır altı mesajlar ile bangır bangır bağırarak geliyorlar,gümbür gümbür geliyorlar.
Siz bu masallar ile meşgul , demokrasiyi paramparça etmek isteyen sanal düşmanları ararken,demokrasinin gerçek düşmanları bizleri paramparça ediyorlar zaten...
Örgütün tamamının ortaya çıkarılması ve delillerin toplanıp derlenmesi uzun bir süreç gerektiriyor. Ancak sanıklar için "Kuvvetli suç delilleri" bulunduğu için mahkeme safhası sonuçlanmadığı halde tutuklulukları devam ediyor.
Ya artık kendinizi buna öyle bir inandırmışsınız ki müslümanlar gibi herşeyi kutsal gücün hikmeti olarak görüyorsunuz.
Bir insan ya suçludur ya suçsuz. Kuvvetli suçlu da ne demek. Demokrasinin 1. kuralı bir insan suçlu olduğu kanıtlanıncaya kadar suçsuzdur.
Eğer suçunu ispatlayacak yeterli deliliniz yoksa serbest bırakacaksın bu kadar basit. Ne güzelmiş al içeri 50 sene yargıla sonra da pardon de çıkar. Film gibisiniz. Bu kadar ödülüde film festivallerinde mi aldınız.
Hukuksal yoldan AKP'yi uzaklaştırma yolu olmadığı için ülkede bir provokasyon yaratıp iç çatışma ortamı yaratmayı ve oluşacak anarşi ortamından faydalanarak darbe yapıp iktidarı ele geçirmeyi planlıyorlar.
Örgüt sadece basit bir plan yapan örgüt değil. Silahlar buluyorlar, örneğin lav roketleri ve bunları olası darbede kullanmak üzere bazı yerlere gömüyorlar. Örneğin Poyrazköy bu silahların saklandığı yerlerden birisi.
Cem bunlar senin yazdıkların. Şimdi darbe yapılacak, kimle orduyla. Güzel burası tamam. İyi de ordu ile darbe yapacak biri lav silahını neden saklasın, orduda lav silahı mı yok.
Saçma olmadı mı biraz.
saygılarımla
kitapsızım
14-08-2010, 22:12
Bu kadar çetrefilli plandan TEK BİR TANE bile hayata geçememiş.
Bu adamlar amma da kabiliyetsizlermiş yahu.
Noldu hani ağlak suratlı B.Arınç'a da suikast yapılıyordu ?
Yalancılar sizi.
Külahıma anlatın :der:
Şimdi darbe yapılacak, kimle orduyla. Güzel burası tamam. İyi de ordu ile darbe yapacak biri lav silahını neden saklasın, orduda lav silahı mı yok.
O dönemim genelkurmay başkanı Hilmi Özkök darbe fikrine karşı idi. Bu nedenle 12 Eylül benzeri genelkurmayın bir bütün olarak kararlaştırdığı darbe mümkün değildi. Darbe sırasında ordu içinde ihtilaf çıkabilirdi. Bu nedenle bazı silahlar ordu dışına çıkarıldı. Çeşitli yerlerde depolandı. Bu silahların bir kısmı Danıştay saldırısı gibi provokasyon saldırılarında bir kısmı ise darbe sırasında kullanılacak idi.
Bir insan ya suçludur ya suçsuz. Kuvvetli suçlu da ne demek. Demokrasinin 1. kuralı bir insan suçlu olduğu kanıtlanıncaya kadar suçsuzdur.
Hukukta "kuvvetli suç şüphesi" denilen bir kavram var. Örneğin bir evden silah sesi geliyor ve oraya hemen gidildiğinde bir ceset ve evde bir başka kişi de bulunuyor. Bu durumda zanlı henüz orada bulunan kişidir ve "kuvvetli suç şüphesi" gereği tutuklanır. Bu tutukluluk sürecinde deliller savcı tarafından toplanıp, derlenip hakime sunulacak düzeyde derli toplu bir iddianame haline getirilmeye çalışılır. Zanlı henüz "mahkum" vasfında olmasa da kuvvetli suç şüphesi tutukluluğunu gerektirir.
Sağcısı solcusu bir olmuş darbe peşinde
Sağcısı solcusu yok, hepsi ulusalcı, Kemalist tayfadan.
O dönemim genelkurmay başkanı Hilmi Özkök darbe fikrine karşı idi. Bu nedenle 12 Eylül benzeri genelkurmayın bir bütün olarak kararlaştırdığı darbe mümkün değildi. Darbe sırasında ordu içinde ihtilaf çıkabilirdi. Bu nedenle bazı silahlar ordu dışına çıkarıldı. Çeşitli yerlerde depolandı. Bu silahların bir kısmı Danıştay saldırısı gibi provokasyon saldırılarında bir kısmı ise darbe sırasında kullanılacak idi.
Bak Cem
Bir mantık hatası var bu işte. Önce darbe yapacak ordudan bahsediyorsun ki Türkiye'de darbelerin tarihi belli. Bunun bir istisnası Talat Aydemir'in girişimi, o ilkinde bastırıldı ve affedilidi, ikincisinde ise idam edildi. Gerçi o farklı. Şimdi ise bir gerlla harbi için silah saklama ile darbeyi birbirine karıştırıyorsun. Topraga saklanmış silahlar ile darbe yapılmaz, olsa olsa devrim yapılır.
Haa o silahlar provakosyon amaçlı diyorsan ona bir şey denemez. O halde iletinde darbe anlamı kullanmamış oldugunu varsayalım ve böyle okuyalım.
saygılarımla
Mantık hatası filan yok dilaver. İlk yazımda şunları belirtmişim, tekrar okursan:
Ordu içindeki pek çok subay ülkenin şeriat rejimine dönüşeceğinden endişe ederek AKP'yi devirmeyi planlıyorlar.
Ordu değil, ordu içinmdeki bazı subaylar.
Uzatmak istemiyorum Cem ancak bu ülkede yaşanmış Aydemir vakası var. Ufak rütbelilerin yer aldıgı 60 darbesi var. Madanoglu olayı ve 9 Mart süreci var. Bunların hiçbirinde böyle komik şeyler ortaya çıkmadı.
Yahu ordu dedigin elinde silahi olan adamdır. Bu adam manyak mı silahi topraga gömsün. Adamın elinde zaten her türlü silah var. Hoş iddianamelere bakarsan ordu var ordu. Ordu komutanlıgı var. Şimdi ben birinci ordu komutanı olacagım, darbede yer alacagım ve bu orduda yer alan binlerce lav silahından on tanesini yer altına gömecegim.
Hadi bunu iddia eden şaşkın, ama bunu savunan da mı şaşkın onu anlamıyorum. Bak savunduklarına bir şey demiyorum ama bu iddia son derece saçma ve sonunda da asılsız çıkacak gibi duruyor.
saygılarımla
kitapsızım
14-08-2010, 23:41
Not edelim. Lav silahlarının çoğu kullanılmış çıktı.
Sadece bir kez kullanılabiliyorlar !
Gömüldüğü yerden çıkartıp adamın kafasına mı vuracaklardı acaba ?
Mantık hatası filan yok dilaver. İlk yazımda şunları belirtmişim, tekrar okursan:
Ordu değil, ordu içinmdeki bazı subaylar.
2 3 subay biraraya gelip 10 15 tane lav silahıyla darbe yapacaklar. Hemde emir komuta zincirinin en üst düzeyde olduğu askeriyede genelkurmay başkanının onayı olmadan yapacaklar bunu.
Not edelim. Lav silahlarının çoğu kullanılmış çıktı.
Sadece bir kez kullanılabiliyorlar ! Gömüldüğü yerden çıkartıp adamın kafasına mı vuracaklardı acaba ?
Öyle mi? Notlarına şunları da ekle o zaman:
Poyrazköy Keçilik mevkisinde 21 Nisan 2009 tarihinde başlatılan kazılara 28 Nisan 2009'a kadar devam edilmiş, kazılarda 15'i dolu 21 lav silahı, 14 el bombası, 24 el bombası fünyesi, 450 gram C3 patlayıcı madde, 7 adet hakem bombası, 3 adet gösteri bombası, 5 bubi tuzağı, 2 kullanılmış bubi tuzağı, 23 işaret fişeği, 45 sis bombası, 15 aydınlatma fişeği, 30 metre uzunluğunda infilaklı fitil (korteks), 38 metre uzunluğunda saniyeli fitil, 3 bin 17 adet çeşitli çapta fişek ve 1 adet siyah renkli kamuflaj kremi tüpü ele geçirilmişti.
(http://www.internethaber.com/poyrazkoy-iddianamesi-kabul-edildi-230138h.htm)
(http://www.milliyet.com.tr/Guncel/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&ArticleID=1191665&Date=06.08.2010&Kategori=guncel&b=Poyrazkoy%20sanigi%20askerler%20sivil%20yargida)
Bunca silah içinde 21 lavın 6'sı boş çıktı diye söylediğiniz lafa bir bakın.
Şimdi bir de bu resme bakın bakalım boş lav silahlarından mı ibaret:
http://i.milliyet.com.tr/GazeteHaberIciResim/2010/01/28/fft16_mf498898.Jpeg
Öyle mi? Notlarına şunları da ekle o zaman:
Poyrazköy Keçilik mevkisinde 21 Nisan 2009 tarihinde başlatılan kazılara 28 Nisan 2009'a kadar devam edilmiş, kazılarda 15'i dolu 21 lav silahı, 14 el bombası, 24 el bombası fünyesi, 450 gram C3 patlayıcı madde, 7 adet hakem bombası, 3 adet gösteri bombası, 5 bubi tuzağı, 2 kullanılmış bubi tuzağı, 23 işaret fişeği, 45 sis bombası, 15 aydınlatma fişeği, 30 metre uzunluğunda infilaklı fitil (korteks), 38 metre uzunluğunda saniyeli fitil, 3 bin 17 adet çeşitli çapta fişek ve 1 adet siyah renkli kamuflaj kremi tüpü ele geçirilmişti.
http://i.milliyet.com.tr/GazeteHaberIciResim/2010/01/28/fft16_mf498898.Jpeg
Ne kadar da çokmuş. :plane:
Bunlarla banka falan mı soyacaklarmış. Hakem bombası ve gösteri bombası da var. Düğün falan mı var.
Ergenekon tantanasının;
İddianameden öteye gitmişliği yoktur.
Kimdir bunu iddia eden? Halen cevap yoktur.
Bak Cem
Bunla işin sansasyon tarafı. Darbe mi istiyorsun, haber mi istiyorsun, gerçek mi istiyorsun. Atilla Kıyat Paşa'ya bakacaksın. Faili meçhullere bakacaksın. Adam ne diyor. Faili meçhuller devlet politikası idi diyor. İşte sana iş. Çıkar ortaya. Sorarım sana kaç mahkeme soruşturma açtı. Senin anlattıkların devlet içinde köşe kapmacadır. Ama faili meçhuller üzerine kim gidiyor. Akp mi. Meclis soruşturması mı açtı. Hani onların demokratlıgı.
Gerçekten bu tür saçma işlerle vaktinizi harcıyor ve birbirinizi gereksiz geriyorsunuz. Bu davalardan bir şey çıkmaz. Çıkacak olsa dolmabahçe toplantısı olmazdı. Orada neler konuşuldu acaba. Buna biraz yogunlaşmalı. Genelkurmay rahat, ordu rahat. Sadece kavga eden bizim vatandaşlarımız. Zaten amaç da bu idi ve hasıl oldu.
Şimdi muhtemelen bu adamlar darbeden bahsetmiş olabilir. İyi de fiiile geçmişeler mi. Suç işlemişler mi. Muhtemelen hepsi beraat edecektir. Ama bir isim üzerinde hiç durulmuyor, o da Veli Küçük. Onu deşmek lazım esas.
saygılarımla
emperrordiablo
15-08-2010, 00:25
Sn Cem iddaalarınızda gerçek samimi şüpheler varsa savcılar bunu araştırmalıdır ama Türkiyede ucube yobaz hoca denen ağlak imamın dediği adımlar atılmış yargı ele geçirilmiş ve bu davaya savcı edilmiştir.Şimdi siz bu silahların nevinden ve darbe söylemlerinden öte bu savcının kim olduğunu araştırdınız mı ?Ben o adamın ak dediğine kara derim bu kadar söylüyorum...Z.ÖZ kimdir sayın Cem sıradan bir savcı mıdır=?Bir araştırın geçmişini?
Bunla işin sansasyon tarafı. Darbe mi istiyorsun, haber mi istiyorsun, gerçek mi istiyorsun. Atilla Kıyat Paşa'ya bakacaksın. Faili meçhullere bakacaksın. Adam ne diyor. Faili meçhuller devlet politikası idi diyor.
Faili meçhulleri işleyenler milliyetçiler. Ergenekon davası mahkumiyetlerle biterse milliyetçilerin hükümranlığı sonlanacak. Bu durumda güneydoğudaki faili meçhullerin üzerine gitmek daha kolay olacak.
AKP, sol demokrat değil muhafazakar ve popülist bir demokrat parti. Bu nedenle faili meçhullerin üzerine kararlı bir şekilde gitmesi beklenemez. Milliyetçiler AKP'yi şimdiden PKK yanlısı diye yaftalamış vaziyette. AKP nin güneydoğudaki faili meçhuller üzerine gitmesi varolan yaftayı daha da güçlendirecektir. AKP popülist çizgisi nedeniyle bunu kaldıramaz.
AKP işlediği günahlara rağmen güzel işlere de imza attı. Engin Ceber davasında işkencecilerin aldığı ağır ceza TC hukuk tarihi için büyük bir ileri adım. Artık her işkenceci kendisini gözden geçirmek zorunda kalacak. Bu sadece bir örnek.
İşin özü bence şu:
ÖDP, EMEP, EDP, TKP vs. sosyalist partilerimiz % 0, ...lerde geziniyorlar. Bu nedenle demokrasiyi ve özgürlükleri sağlamak için tamamen bunlara bel bağlamak olmaz. AKP, militer milliyetçi, vesayetçi rejimden rahatsız olan bir parti olduğu için sosyalist solla benzer bir kaderi kısmen de olsa geçmişte yaşamıştır ve durumu değiştirmeye çalışmaktadır. Elbette kendi çıkarlarını ön planda tutmaktadır ve tutarlı ve yeterli bir demokrat çizgi izlememektedir. Ancak bunlara rağmen CHP, MHP gibi faşizan partilerden birkaç adım daha önde ve göreli olarak onlardan daha ilericidir.
İşte bu nedenlerle AKP'nin yedeği durumuna düşmeden ama onun yaptığı ilerici adımları destekleyerek solun bu çok zayıf olduğu dönemde ülkede birşeylerin değişmesine katkıda bulunmalıyız. Örneğin 12 Eylül referandumunda evet demek böyle ileri bir adımdır. Yargıda AKP ağırlığı artınca bazılarının sandığı gibi şeriat filan da gelmez. O iş o kadar kolay olmaz. Olsa olsa türbana serbestlik verirler filan. Bu korkuyu abartmaya gerek yok. Ülkede dindarlık artıyor ama bu dindarlık daha ziyade ibadet düzeyinde. Kişiler biraz da bağlanacakları ideolojileri kaybettikleri için (örneğin ML) boşluk içinde ibadete yöneliyorlar. Bu demek değildir ki her dindar şeriatçidir.
Öyle mi? Notlarına şunları da ekle o zaman:
Poyrazköy Keçilik mevkisinde 21 Nisan 2009 tarihinde başlatılan kazılara 28 Nisan 2009'a kadar devam edilmiş, kazılarda 15'i dolu 21 lav silahı, 14 el bombası, 24 el bombası fünyesi, 450 gram C3 patlayıcı madde, 7 adet hakem bombası, 3 adet gösteri bombası, 5 bubi tuzağı, 2 kullanılmış bubi tuzağı, 23 işaret fişeği, 45 sis bombası, 15 aydınlatma fişeği, 30 metre uzunluğunda infilaklı fitil (korteks), 38 metre uzunluğunda saniyeli fitil, 3 bin 17 adet çeşitli çapta fişek ve 1 adet siyah renkli kamuflaj kremi tüpü ele geçirilmişti.
(http://www.internethaber.com/poyrazkoy-iddianamesi-kabul-edildi-230138h.htm)
(http://www.milliyet.com.tr/Guncel/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&ArticleID=1191665&Date=06.08.2010&Kategori=guncel&b=Poyrazkoy%20sanigi%20askerler%20sivil%20yargida)
Bunca silah içinde 21 lavın 6'sı boş çıktı diye söylediğiniz lafa bir bakın.
Şimdi bir de bu resme bakın bakalım boş lav silahlarından mı ibaret:
http://i.milliyet.com.tr/GazeteHaberIciResim/2010/01/28/fft16_mf498898.Jpeg
Bu cikarilan silahlari darbe yapmak icin degil darbe planlarini uygulayabilecekleri ortami yaratmak icin kullanacaklardi ... o yuzden gizlediler ..... Zaten sonradan ortaya cikan bazi planlarin ayrintilarina bakarsaniz ... Ermeni patriginin lav silahi ile katledilmesi gibi ayrintilari gorursunuz .. Ayni zamanda Cumhuriyet gazetesine atilan el bombasi vakaasi gibi .... Sonucta amac bu silahlari uygun zamanda kullanip ulkede kaos ortami yaratip darbe ortami hazirlamak .... 1980 oncesi de aynen bu planlar uygulanmadi mi ? Ulkuculerin sinemasina bomba atip solcularin uzerilerine surmediler mi ?..... Suleyman Demirel bile ifade etti nasil oluyorda 13 Eylul sabahi ulke sut liman oldu bir anda diye .....
emperrordiablo
15-08-2010, 22:14
Sn Cem iddaalarınızda gerçek samimi şüpheler varsa savcılar bunu araştırmalıdır ama Türkiyede ucube yobaz hoca denen ağlak imamın dediği adımlar atılmış yargı ele geçirilmiş ve bu davaya savcı edilmiştir.Şimdi siz bu silahların nevinden ve darbe söylemlerinden öte bu savcının kim olduğunu araştırdınız mı ?Ben o adamın ak dediğine kara derim bu kadar söylüyorum...Z.ÖZ kimdir sayın Cem sıradan bir savcı mıdır=?Bir araştırın geçmişini?
Diye sordum Sn.3 yol bir cevap verebilirseniz sevinirim,Ayrıca nasıl oldu da S.Demirel 13 eylül sabahı herşey süt liman oldu diyerek ifade etti diyorsunuz,12 eylülü de güzel özetlemişsiniz ülkücü tendanslı mekanlara bombalar , solcu tendanslı mekanlara da bombalar aynı ellerden çıkdı değil mi bunu görebilmeniz ne kadar güzel?Ülkede kaos ortamı yaratmak vs...Gibi amaçları da güzel görüp darbeye zemin hazırlandı diyorsunuz ve darbe sonrası Fetullah Hoca Efendinin askere selam durup methiyeler düzdüğü baş yazı var değil mi ?Acaba bu farklı mekanlara aynı merkezlerden giden bombalar ve yaratılmak istenen darbe ortamı , kaos gibi şeylerle alakası mı vardı ki?Kimler nemalandı bu darbeden en çok ?
basitrasin
15-08-2010, 22:38
Sayın emperrordiablo. Ben Türkiyede Gladyo tipi bir derin devlet (Ergenekon) olduğuna ve Silivride herşeyin ortaya çıkarılmakta olduğuna inanıyorum. Mahkeme de adaletin yerini bulmasını dört gözle bekliyorum. Saygılarımla.
emperrordiablo
16-08-2010, 00:10
Sayın emperrordiablo. Ben Türkiyede Gladyo tipi bir derin devlet (Ergenekon) olduğuna ve Silivride herşeyin ortaya çıkarılmakta olduğuna inanıyorum. Mahkeme de adaletin yerini bulmasını dört gözle bekliyorum. Saygılarımla.
3 sene geçti , ortaya çıkmadı 6500sayfalık bir iddaaname söz konusu ama sadece içindeki iddaalardan ibaret?
Herşeyin ortaya çıkarılması en büyük temennim benimde bir an önce ortaya çıkarılsın da oradaki masumlar daha fazla Türkiye içinde güç dengeleri değişen derin devletin kurbanı olmasın artık,Türkiye de ki burjuvazi değişti fark etmediğinizi sanmıyorum,bununla beraber derin devlet de değişti zaten,korkmayın...Sizin aradığınız derinlikle şu an mevcut derinlik aynı sularda değil ...
One Minute
16-08-2010, 00:13
Ergenekon ateizmin ülkemizdeki gizli uzantısı..
kitapsızım
16-08-2010, 00:18
Ergenekon ateizmin ülkemizdeki gizli uzantısı..
Z. Öz'e söyle iddianameye eklesinler, unuttu heralde :blabla:
emperrordiablo
16-08-2010, 00:21
Puhahaha :D Ateizmin gizli uzantısı :D mı :D oy oy :D Konu bence sonlanmıştır zzuuhahaha :D daha ne yazılabilir ki arkadaş noktayı koydu...
Faili meçhulleri işleyenler milliyetçiler. Ergenekon davası mahkumiyetlerle biterse milliyetçilerin hükümranlığı sonlanacak. Bu durumda güneydoğudaki faili meçhullerin üzerine gitmek daha kolay olacak.
Yanlış Cem. Faili meçhuller bir devlet politikasıdır. Bizler bunu yıllardır dile getirirdik. İlk defa o dönemlerde görevli bir paşa, Atilla Kıyat bunu açıkça dile getirdi. Bu işin milliyetçierle ilgisi yok, varsa da çok sıradandır. Bir devlet partisinin devletin meseleleri üzerine gidebilmesi için çok ciddi bir halk muhalefeti gereklidir. Onun dışında Akp de diger devlet partileri gibi devlet gelenegini sürdürecek ve işin üzerini kapatacaktır olmadı sulandıracaktır. Niteki yapılan da budur.
Ancak bunlara rağmen CHP, MHP gibi faşizan partilerden birkaç adım daha önde ve göreli olarak onlardan daha ilericidir.
Bu da çok ciddi bir iddia. Demokrasiden mi bahsediyorsun. Demokrasi için elimizde üç kıstas vardır. Biri emekçilere karşı tutumdur. Son referandum paketinde de bu işin içi boş çıktı. Toplu sözleşme hakem kuruluna bırakıldı ki hakem kurulu devlet agırlıklıdır. Grev yok sayuıldı. Tuzla ölümleri hala gündemde. Tekel işçileri ortada. Ne emkçisi ne işçi hakkı.
İkincisi laikliktir. Bu konuda yazmaya bile gerek yok herhalde. Zorunlu din dersleri AB ye aykırıdır.
Üçüncüsü ise milliyetler meselesidir. Sadece KCK operasyonu bile ve bu operasyon sonucu sorgusuz sualsiz içeride tutulan 1300 kişi bile Akp nin gerici devletçi ve kemalist politikalarını ortaya koymaya yeterlidir.
Peki Akp nin hangi demokratlıgından bahsedecegiz o zaman. Orduya karşı tavrından mı. Bu tavrın sadece egemener arası bir güç çatışması oldugunu göremiyor musunuz. Ordu ile AKP Dolmabahçe'de uzlaşmıştır. Kapalı kapılar arkasında uzlaşmıştır. Ne almış ne vermişlerdir bunu bilemiyoruz ama çorabın Kürtler'in başına örüldügü açıktır.
saygılarımla
O dönemim genelkurmay başkanı Hilmi Özkök darbe fikrine karşı idi. Bu nedenle 12 Eylül benzeri genelkurmayın bir bütün olarak kararlaştırdığı darbe mümkün değildi. Darbe sırasında ordu içinde ihtilaf çıkabilirdi. Bu nedenle bazı silahlar ordu dışına çıkarıldı. Çeşitli yerlerde depolandı. Bu silahların bir kısmı Danıştay saldırısı gibi provokasyon saldırılarında bir kısmı ise darbe sırasında kullanılacak idi.
Verdiğiniz bilgilerin kaynağını sormuyorum!:thumb:
Yani diğer generaller darbe konusunda hem fikir, başbakan ve kanunen emir aldıkları cumhurbaşkanını yıkacaklar, lakin genelkurmay başkanlarına kıyamadılar öyle mi?
Faili meçhulleri işleyenler milliyetçiler.
.....
Ancak bunlara rağmen CHP, MHP gibi faşizan partilerden birkaç adım daha önde ve göreli olarak onlardan daha ilericidir.
......
Milliyetçileri topyekün katil chp yi ve kemalistleri faşizanlıkla suçlarken, bunun yanında akp yi demokrat diye savunan bir ateist.
Enteresan kavramlar.
Sayın cem polemik yapmayın demişsiniz ama yukarıdaki sözleriniz polemik konusu o yüzden bende kendi fikirlerimi söyleyebilirim.
Bana göre liboşlar dönek, terör yanlısı faşistlerdir. Faili meçhulleri işleyenler akpli liboşlardır.
basitrasin
16-08-2010, 22:41
Sayın axial İyice dağıttınız. Alıntı, axial yazmış: Bana göre liboşlar dönek, terör yanlısı faşistlerdir. Faili meçhulleri işleyenler akpli liboşlardır. Bu yazdıklarınızda samimi misiniz yoksa şaka mı yapıyorsunuz. Bu iddanız kronolojik olarak imkansız. Faili meçhullerin en hızlı olduğu zamanda AKP daha portakalda vitamin di. Saygılarımla.
Elbette şaka Basıtrasın;
Ceme gönderme yapmak istedim. Empati kurabilsin diye.
Bu arada Cem bir yerde öldürülen Engin Ceber'in mahkemesinden bahsetmiş ve nadir örneklerden biri olan bu durumu Akp nin demokrasi havariligine yormuş. Olur ama bu kadar tek yanlılık ancak olur. Ben yorumsuz olarak aşagıdaki mektubu veriyorum. Umarım Cem'in AKP adalewti ve demokrasisi konusunda söyleyecek yeni bir şeyleri olabilir :
SUZAN ZENGİN SERBEST BIRAKILSIN !
Merhaba;
Aşağıda mektubunu okuyacağınız Gazeteci- Çevirmen ve İnsan Hakları aktivisti Suzan ZENGİN yaklaşık 1 yıldır tutuklu bulunmaktadır. 26 AĞUSTOS 2010 Perşembe günü saat 10.00’da Beşiktaş 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlanacak duruşmayla, 1 yılın sonunda ilk kez hakim huzuruna çıkmış olacak.
Hiçbir somut delile dayanmayan “örgüt üyeliği” iddiasıyla 1 yıldır hapishanede tutulan Suzan ZENGİN şahsında, sayıları her geçen artan ve bugün 39’a ulaşan tüm tutuklu basın-yayın çalışanları ve gazetecilerin serbest bırakılması talebimizi dile getirmek için, tüm duyarlı kişi ve kurumları 26 Ağustos 2010 saat 10’da Beşiktaş 10. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek duruşmaya katılmaya ve saat: 9.30’da Adliye önünde gerçekleştirilecek basın açıklamasına güç veremeye, Suzan Zenginle dayanışmaya çağırıyoruz.
Ailesi Adına
BEKİR ZENGİN
***
Merhaba;
Ben 10 aydır Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesi’nde tutuklu bulunan bir çevirmen-gazeteciyim. Bu süre içinde hiç mahkemeye çıkarılmadım. İlk duruşmam 26 Ağustos 2010 da. Yani tutuklanmamdan tam bir yıl sonra. Bu tarihin adli tatile denk getirildiğini de ayrıca vurgulayayım.
Tutuklanmamdan tam 8 ay sonra hazırlanan iddianame de “yasa-dışı örgüt üyeliği” ile suçlanmaktayım. Ancak ne iddianamede ne de dosyada yöneltilen suçlamaya dönük tek bir “kanıt” bile yoktur. “Kanıt” olarak sunulmaya çalışılan-sunulan materyallerin tümü çalıştığım İşçi-Köylü Gazetesi’nin çalışmaları kapsamındadır.
Bunlar, gazete de yayınlanmış haber, röportaj, gazetenin açıkça belirtilen büro kirası, telefon vb. hesapları ve de gazetenin irtibat telefonu üzerinden yapılan, gazete çalışması kapsamında görüşmelerdir. Bunların tümü de yasal-meşrudur.
Durumuma ilişkin buraya kadar aktardıklarımı, bir süre önce yazdığım bir mektupla , kamuoyuna duyurmaya çalışmıştım. Aynı mektupta, tutuklanmamın bir komplo sonucu gerçekleştiğine de vurgu yapmıştım. Burada ise daha ziyade nasıl bir komplo ile karşı karşıya bırakıldığımı aktarmaya çalışacağım.
Uzunca yıllardır sistem muhalifi devrimci bir kimliğim var. Bu kimliğimi ise hiçbir zaman ve hiçbir yerde gizleme ihtiyacı hissetmedim. Kimliğimi her zaman, her koşulda açık açık savundum. İkametimi bile 13 yıldır değiştirmedim. Bugüne kadar çok sayıda devrimci-demokratik kurumda, yine açık kimliğimle çalıştım. Bunun yanısıra da, halen üyesi olduğum İnsan Hakları Derneği’nin İnsan Hakları mücadelesine de katıldım.
7 yıldır Umut Yayımcılık bünyesinde çalışmaktayım. Son üç yıldır da Umut Yayımcılık tarafından çıkarılan İşçi-Köylü Gazetesi’nin Kartal bürosundayım. Burada hem gazetecilik hem de yayınevlerine çevirmenlik yapmaktayım.
Kimliğim ve kimliğime uygun bu pratiğim polis tarafından da bilinmektedir. Çünkü bu ülkede polisle-mahkemeyle tanışmamış olan sistem muhalifi neredeyse yok gibidir.
Bu açık ve bilinen kimliğime karşın, 28 Ağustos 2009 tarihinde, sabaha karşı, evim silahlı polisler tarafından basıldı. (Oysa hergün gazete bürosunda olduğum polisce çok iyi bilinmektedir. Çünkü muhalif gazeteler, kurumlar ve çalışanları neredeyse 24 saat polis tarafından izlenir-gözlenir. Bunu da herkes bilir!)
Evde yapılan aramadan sonra götürüldüğüm Emniyet Müdürlüğü’nde, buraya gelen avukatım aracılığı ile, benim dışımda 3 genç erkeğin daha, evleri -aynı saatlerde- basılarak, emniyete getirildiklerini öğrendim. 4 gün kaldığım Emniyet’ten İstanbul Adliyesi’ne götürülmek üzere çıkarıldığımızda ancak görebildiğim ve bir eylemle suçlandıklarını öğrendiğim bu kişileri tanımıyordum. Aynı şekilde onlar da beni tanımıyordu.
Zaten ne Emniyet’e, ne savcılıkta ne de çıkarıldığımız mahkeme de bana ne bu kişilerle ilgili ne de bunlara yöneltilen iddialarla ilgili herhangi bir soru da yöneltilmemişti.
Ortada bu yönlü bir kanıt- tanık- ifade vb. durum da yoktu.
Durum böyle olmasına ve gazeteci olduğumu söylememe, bunun tersini kanıtlayacak hiçbir kanıt olmamasına karşın, çıkarıldığımız mahkeme, bu kişilerin yanı sıra, benim hakkımda da tutuklama kararı verdi.
“Gizlilik” kararı konulan dosya- iddianame tam 8 ay sonra ortaya çıktığında da, daha önce değindiğim, gazeteye ait materyallerin dışında, “yasa-dışı” olarak adlandırılabilecek hiçbir delilin olmadığı bir kez daha görüldü.
Ancak hiçbir temele- kanıta dayanmayan iddianame, benim, eylem vb. suçlamaların- ki bu suçlamaların bana dönük olmadığını da koymuştum- bulunduğu bir dosya da “yasa-dışı örgüt üyeliği” iddiası ile yargılanıyor olmamı ortadan kaldırmadı.
İşte komplo olarak adlandırdığım durum budur. Komplo ise sadece beni hedeflememiştir. Benimle birlikte, muhalif olan gazetemizi de hedeflemiştir. Muhalif basına ve çalışanlarına dönük baskı, sindirme, engelleme vb. girişimlerin bir parçası olarak hayata geçirilmiştir.
Bu arada, tutuklandığım andan itibaren, hem avukatımın hem de benim tutuklanmaya ilişkin yaptığımız tüm itirazlara “matbu” denilebilecek (çünkü noktasına virgülüne kadar aynı içeriktedir) “red” cevapları aldık.
Mektubu sonlandırmadan önce, hapishane koşullaının yarattığı ciddi bir soruna da değinmek istiyorum:
Ben 51 yaşındayım ve hipertansiyon, hızlı kemik erimesi, ülser vb. kronik hastalıklarım var. Bunların düzenli olarak yapılması gereken, tahlil-tetkik de dahil tedavisine dönük koşullarda hapishane ortamında ortadan kaldırılmıştır. Ancak hapishanede olup da tedavisi engellenenin bir tek ben olmadığımı da hemen vurgulayayım. Hapishanelerde, kanser vb. ciddi hastalıkları olan ve aslında hapishane koşullarında yaşamaları mümkün olmayan çok sayıda insanın olduğu bilinmektedir.
“Başı- dişi” ağrıyan “paşaları”, tutuklanmalarından kısa bir süre sonra “sağlığı hapishanede kalmaya elverişli değil” diyerek salıverenler, söz konusu sistem muhalifleri olduğunda, körleri- sağırları oynamaktadırlar!
Komplocu bir yöntemle, hukuksuz ve keyfi olarak tutuklanmamı kamuoyunda teşhir etmeyi sürdürürken, önemli bir soruna, hapishanelerdeki sağlık sorununa da dikkat çekmek istedim.
Tutukluluk, dava vd. sürecime ilişkin daha geniş bilgi ise Avukatım GÜL ALTAY’dan alınabilir.
Av. Gül Altay’a ulaşım: 0532 367 15 33 nolu telefon üzerinden sağlanabilir.
SUZAN ZENGİN
Tutuklu Gazeteci (Çevirmen)
Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesi B- 4
saygılarımla
ahmetaltan
17-08-2010, 11:11
Hukuksal yoldan AKP'yi uzaklaştırma yolu olmadığı için ülkede bir provokasyon yaratıp iç çatışma ortamı yaratmayı ve oluşacak anarşi ortamından faydalanarak darbe yapıp iktidarı ele geçirmeyi planlıyorlar.
Örgüt sadece basit bir plan yapan örgüt değil. Silahlar buluyorlar, örneğin lav roketleri ve bunları olası darbede kullanmak üzere bazı yerlere gömüyorlar. Örneğin Poyrazköy bu silahların saklandığı yerlerden birisi.
Cem bunlar senin yazdıkların. Şimdi darbe yapılacak, kimle orduyla. Güzel burası tamam. İyi de ordu ile darbe yapacak biri lav silahını neden saklasın, orduda lav silahı mı yok.
Saçma olmadı mı biraz.
saygılarımla
Ordu kurumsal olarak darbe yapmaya karar vermiyorki. İçeride cuntacı örgütlenmeler var. Onlarda, "darbeye zemin hazırlamak" üzere yer altına silah gömüyorlar. Zaten darbe yapılma safhasında yeraltındaki silahler değil, depolardaki silahlar kullanılır.
Ama toplum nezdinde darbe yapmanın altyapısı oluşmadan darbeye kalkışılırsa, bu iç savaş çıkarma tehlikesi doğurur.
Ses getirici eylemelr, suikastlar, toplum üzerinde korku ve dehşet oluşturmalar ile darbelere zemin hazırlanır.
Zaten ergenekonun da yaptığı bu....
Yoksa danıştaya saldırının ergenekon zihniyetine ne faydası var? Maksat, "bunu dinciler yaptı" dedirterek, olası darbeden sonra, dindarlar üzerinde baskı kurmaktır.
Saygılar...
kitapsızım
17-08-2010, 16:21
Gömülü veya gömülü olmayan silahlar kullanılarak, şu gün şu yerde şu eylem yapılmıştır diyebiliyor mu iddia makamı ?
Hayır, ama onun yerine şu adam şunu tanır, bu da şurda bununla yemek yedi veya
düğününe katıldı gibi abidik gubidik iddialarla , veya gazetecilerin çalışma notlarıyla iddianame hazırlanıyor.
Ortada henüz olmayan bir suç, çoktan işlenmiş gibi gösteriliyor.
Danıştaya saldıran adam "Allah adına yaptım" diye bir tarafını yırtıyor, her duruşmada olay çıkartıyor, ama her nasılsa ergenekoncu oluyor.
Yahu bu adam her cezayı göze almış, böyle bir örgüt olsa, evet vardır , ben de şundan bu emri aldım ve yaptım demez mi sizce ?
Siz Mustafa Balbay'ın ,Prof. Haberal'ın, veya Tuncay Özkan'ın, hükümeti
silah zoruyla değiştirmeye teşebbüs etmek amacıyla bir örgüte üye olduğuna inanıyor musunuz ? Bu davada Sabih Kanadoğlu'nun sanık sıfatıyla ifadesi alınmış olması,Türkan Saylan'ın evinin basılması, Kuddusi Okkır'ın 5 kuruşu olmadığı halde örgüt kasası olması akla yatkın şeyler midir ?
Biraz elinizi vicdanınıza koyun . İnsanların hayatlarıyla oynanıyor.
Ve bu, sadece AKP kendine muhalif kim var kim yoksa tasfiye edebilsin diye yapılıyor.
Devletin kirli işlerini yapan ve yapacak adamlar her ülkede bulunur.
Ama bu davada tutuklu olanların en az %80'i bedavadan kuzu gibi yatıyorlar.
MİT Ergenekon yok diyor, Emniyet yok diyor, Askeri İstihbarat yok diyor. Ama mahkeme kimseyi takmıyor.
Engizisyondan ne farkı var bu muamelenin ?
basitrasin
17-08-2010, 16:47
Sayın kitapsızım.
Sizce Ergenekon diye bir örgüt yok mu?
(Türkiyeyi yönetilemez hale getirerek darbe yapmayı planlayan bir örgüt?)
Saygılarımla.
emperrordiablo
18-08-2010, 02:38
Sayın başkan, saygıdeğer heyet,
Mustafa Kemal'den, onun devrimlerinden millet olarak şahsi çıkarlarımız adına ödün vere vere Hasdal, Silivri zindanlarına çekildik. Bizi ihanete uğrayan Atatürk devrimleri buralara attı. Hakikatin ağırlığını yüklenemeyen geçim kapısı vatanseverliği de burada tutuyor.
İki sene evvel TSK'nin namuslu ellerinden, birliğimden terörist olma şüphesiyle alındım. Kuvvetli suç şüphemi oluşturan delil klasörü incelendiğinde (252 nolu klasör) Kemalizmin terörist ideoloji ilan edildiğini göreceksiniz. Bilinmelidir ki Atatürk Devrimlerinin nasibi terör iddianamelerine oyuncak olmak değildir. Bunlar Mustafa Kemal'i anlayacak kıratta olmayan hastalıklı kafaların, sefil ruhların ürünüdür. Kurduğu devlette onun sağladığı nimetlerden yararlananlar onu yargılamaya çalışıyor! Bina mimarı, resim ressamı yargılayabilir mi? Şaşırmıyorum, çünkü diğer suç unsurum Nutuk'tan bu mikroplara karşı bağışıklıyım:
"Gelecek kuşakların Türkiye'de Cumhuriyet'in ilan edildiği gün, ona insafsızca saldıranların başında cumhuriyetçiyim diyenlerin yer aldığını görerek asla şaşıracaklarını sanmayınız. Aksine Türkiye'nin aydın ve cumhuriyetçi çocukları böyle cumhuriyetçi geçinmiş olanların gerçek düşüncelerini tahlil ve tespitte hiç de karamsarlığa düşmeyeceklerdir."
Mustafa Kemal'e ait düşüncelerle suçlanıyorum. Ne güzel benim suçum. Ne güzel benim davam. Zulmün hançerlerini üzerime çekecek kadar ona bağlı isem ne mutlu bana! Dilerim kuvveli şüphem katlanarak artar. O zaman hayatım daha da anlam kazanacaktır.
Kürsüye ulaşabilmem 2 senemi çaldı. Yüreğimdeki yurt sevgisi, askerlik gurur ve şerefimle bir de 26 yaşımla oraya yürüyecek ve savunma vereceğim.
Kanun gücüyle askere diz çöktürmeye çalışanlara,
Bu devlet, bu millet için peşinen ölüm tercihi yapmış Türk subayını iki senede iki büklüm yapabileceğini zanneden sığ zihniyetlilere,
Tarihin şanlı sayfalarına layık Mustafa Kemal adını terör sayfalarında lekelemek isteyenlere söyleyeceklerim var!
ISLAH OLMADIM
Bu toplantıya başkanlık eden, gözleri altında olduğumuz Ebedi Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün iradesini, titremeksizin bedenlerinden vazgeçen ve şimdi kabirlerinden başlarını kaldırarak bizleri izleyen şehit ruhlarının dileklerini, Türk milletinin vicdanını kendi sesimde toplayarak bütün dünyaya haykırıyorum: BEN ISLAH OLMADIM!
Hiçbir güç benim vatana olan sevgim ve onun azametini ıslah edemez.
Beni hıyanetin dostu, karanlığın yoldaşı olmama suçundan ıslah edemezsiniz! Utanmayanların yüzkarası olmaya devam edeceğim.
Uçurumlar arasından, ölüm yollarından, topların tüfeklerin namlusundan geçerek zihnimize, yüreğimize intikal eden Cumhuriyetin, Mustafa Kemal devrimlerinin en kıskanç neferlerinden olma suçundan ıslah edemezsiniz!
Ne sandılar Türk subayını? Ben insanlık tarihi boyunca evladı olduğu Türk milletinin boynuna esaret zinciri geçirtmeyen Türk Ordusu'nun subayıyım. Bunları suç kabul edenlerin müebbet okları karşısında ürküp çekilmiyorum. Esaret zincirini gururla bedenime sarıyorum. Görevimi şevk ve ümitle yüklenip onları istekle karşıma alıyorum.
İnancım odur ki Mustafa Kemal düşüncesinin takipçisi olmak, Türk milletinin ortak suçudur, hiç değilse namuslu kalan omurgasız olmayanların ortak suçudur bu. Türk milletinin her bireyi potansiyel suçludur.
Suç sayılan eyleme katılmam tam bir inanç ve bilinçledir. Bu uğurda taşıyacağım prangalardan, mahkûm edileceğim en ağır cezalardan şeref duyarım. Ama zindandan çıkacağımız gün bizi yeniden mahkûm etmeniz gerekecektir. Çünkü biz o gün de bugün olduğumuz kadar suçlu olacağız.
Savunma verdiğimde birtakım ülser kuyusu, ısmarlama basının pis nefesinde lekelenmiş önyargılı hafızalar; Adaletin sarsılmaz takipçileri, Mustafa Kemal'e dost vicdanlar; İki sene rehin alınmış bir muvazzaf subayın, KUVVETLİ SUÇ ŞÜPHESİ'ni görmek üzere,
En azından böyle bir kara lekeye inanırlarsa yüzüme tükürmek üzere burada olmalılar.
Şairin dediği gibi:
Bir şey varsa
Bir şey vardır
Bir şey yoksa
Çok şey vardır
Özdemir ASAF
Vatanıma ihanetten yargılanıyorum. Bir şüphe kırıntısı dahi akıllarda yer ederse eğer, milletimden talebimdir:
Çıkarın o şanlı üniformamı üzerimden.
Yeter olsun! Mübarek vatan havasını ciğerlerime sokmayın.
Lekelenmişse eğer topraklara sürtün alnımı.
Daha fazla değdirmeyin vatan topraklarına ayaklarımı.
Dağ doruklarına bırakın bu bedeni; kuşlar etimi çeke çeke parçalasınlar beni. Bütün varlığımı ovalara saçsınlar ki ibret olsun âleme...
Aklın almayacağı iftira ve isnatlarla bu tezgâhı kuranlar beni iki sene zindanda tutmakla başarılı olmuşlardır. Ancak ben onların bu küçük zaferine izin verecek kadar güçlüyüm. Bugün beni burada tutarak başları göğe erenler, yarın adaletin saf ışığı karşısında başlarını yerden kaldıramayacaklar olacaktır.
Zaman ve hadiseler her türlü hakikati ispat eder, fakat bazen böyle helak eden darbeler indirerek. Aldatmacaların son bulacağı ve kötülüklerin yenileceği gün gelecektir. Varsın o gün benim zindanımın üzerine doğsun, ne önemi var? O mutlu gün 2 yıldır bulunduğum, zulmün tesis ettiği sabit ikametgâhım! Hasdal'da beni bulacaktır.
O zaman zulüm adaletin buyruğuna girecek, tarih hakikati yine göndere çekecek, o sancak yine dalgalanacak ve dosta düşmana o ulvi düşünceyi haykıracaktır: "HARBİYELİ ALDANMAZ!"
Yolları kapattılar, açacağız.
Ufku kararttılar, ağartacağız.
Yurdumuz virandır, şenleteceğiz.
Yüce Heyeti Saygıyla Selamlarım!
Mehmet Ali Çelebi
Tutuklu Kr. Plt. Tğm.
Buyrun Ergenekon Sanığının ifadesini okuyun Sn.Basitrasin,Eğer Kemalist olmak bu dediğiniz suça iştigal ise ben de üye olurum örgüte nasıl olunacak bir fikri olan var mı=?
basitrasin
18-08-2010, 11:09
Sayın emperrordiablo.
Aynı soruyu size sorayım.
Sizce Ergenekon diye bir örgüt yok mu?
(Türkiyeyi yönetilemez hale getirerek darbe yapmayı planlayan bir örgüt?)
Saygılarımla.
Bana göre Türkiye de bağımsız olmayan hiçbir siyasi oluşum, derin değildir, çakma veya çıkmadır. Konjoktüre göre düzen ve düzenin adamları değişse de, bu düzende hiç değişmeyen seçmenlerdir, her kesimden üstelik.