Sangre
16-08-2010, 19:58
SHP'nin eski genel başkanı Hüseyin Ergün'ün demokrat biri olduğunu biliyordum.. Ama doğrusu bu kadar olduğunu düşünmemiştim..
Taraf gazetesindeki Neşe Düzel röportajını daha önce okumamıştım.. Bir kaç gün önce okudum.. 'İşte Sosyal demokrat dediğin böyle olur'' dedim kendi kendime..
Bildiğiniz gibi 'yeni sol' çizgisinde kurulan EDP (Eşitlik ve Demokrasi Partisi) ile SHP uzun süre önce birleşmişti (Zaten EDP, SHP bünyesinde kurulmuştu).. Hüseyin Ergün de bu partide şu anda PM üyesi, genel başkanlığını ise Ziya Halis yapıyor..
Ben -okumayanlar için- bahsi geçen röportajların linkini veriyim;
İlk röportaj için; http://taraf.com.tr/nese-duzel/makale-huseyin-ergun-simdiki-irkcilik-esnaf-irkciligi.htm
“Sol, devletçi olmamak demektir. Sol, sivil olmak, darbelere karşı çıkmak, Ergenekon karşıtı olmak demektir. Sol, insanlığın kaliteli yaşam savaşına katkıda bulunmak demektir.”
‘’Sermaye ancak rekabetten korktuğunda, içe kapanmacı ve muhafazakâr olur. Büyük burjuvazinin küreselleşme karşısındaki gerçek korkusu dünyayla yarışamamak, rekabet edememektir. Bazı konularda hâlâ rekabetçi değiller. Ama korumacılık da sürgit olamaz. Küresel dünyada ancak en üretken olanın yaşayabildiğini görecekler.’’
''Geçmişte Avrupa’da ulus-devletler kurulurken, ulus-devlete karşı da dirençler vardı. Şimdi küreselleşmeye karşı dirençler var. Şöyle düşünelim... Ulus-devlet de küreselleşme gibi bir bütünleşme ve genişlemeydi. Ulus-devlet, belli bir toprak üzerinde tek bir hukukun uygulanması demekti. Bundan, derebeyleri, toprak ağaları tabii ki rahatsızdı. Yanaşmanın, marabanın eşit insan sayılmasından memnun değillerdi. Küreselleşmeye gelince... Ulus-devletten farklı olarak küreselleşme, Sadun Aren’in tanımıyla, aynı hukukun bütün dünyada uygulanması demek. Bu bütünleşme sadece Türkiye’de değil AB ülkeleri dahil dünyanın her ülkesinde bazı kesimleri korkutuyor. Küreselleşmeyle sınırların ortadan kalkması ise bazı kesimleri zenginleştiriyor.''
''Bugünün dünyasında aynı anda muazzam paraları bir yerden bir yere aktarıyorsunuz ve malınızı, hizmetinizi alıyorsunuz. Bilişim teknolojiden vazgeçmek demek, dünyanın her tarafına ulaşmaktan, internetten vazgeçmek, dünyanın ekonomik ve ticari hacmini küçültmek demektir. Milliyetçilik, ulusalcılık yapanlar küreselleşmenin kaçınılmaz bir süreç olduğunun, işin ciddiyetinin farkında değiller.''
''Bir ülkede ulusalcılar iktidara gelirse, kendileri de perişan olurlar. Çünkü ulusalcıların yönettiği bir ülkenin dünyayla bağları zayıflar, içe kapanır ve feci fakirleşir. Ekonomi daralır ve insanlar daha da işsizlikten sefalet içinde kalır. Ulusalcılığın hâkim olduğu bir ülkenin yaşamı, bir çağ öncesine geri gider. Küreselleşmeden vazgeçmek, sanayi toplumundan feodaliteye dönmek gibi çok sancılı bir şekilde yaşanır. Zaman zaman küreselleşme karşıtı akımlar kuvvetleniyor gibi gözükse de, küreselleşmeden kopmak mümkün değildir.''
İkinci röportajın linki; http://www.taraf.com.tr/nese-duzel/makale-huseyin-ergun-darbelerde-solun-rolu-fecidir.htm
''CHP laikliği bir yaşam tarzı olarak alıyor ve herkesin o tek tip yaşam tarzına uyması gerektiğini düşünüyor. Biz bunu kabul etmiyoruz. Çünkü bu demokrasiyle bağdaşmıyor. Biz laikliği, devletin kurallarını dinden almayacağı ama devletin de dine karışmayacağı bir sistem olarak kabul ediyoruz. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın da kaldırılmasını istiyoruz. Biz Yeni Demokrasi Hareketi’nde de bunu söylemiştik zaten. Bazıları Diyanet’in kaldırılması çok tehlikeli olur diyor.''
''Bize göre CHP siyasi yelpazede AKP’yle MHP arasında bir yerde duruyor. Yani CHP, AKP’nin sağında kalıyor. AKP, CHP’den çok daha özgürlükçü bir parti. Zaten Mehmet Ali Aybar ve Behice Boran’ın başkanlığındaki İşçi Partisi hariç, Türkiye solu genel olarak, ‘bir punduna getirsek de şu askerlerle birlikte iktidara gelsek’ düşüncesi içindedir. Türkiye’de sol daima askerlerle işbirliği yaparak iktidara gelmeyi düşünür. Çünkü halk oyuyla iktidara gelemeyeceğine inanır. Dolayısıyla bu ülkede solun askerle ilgili düşünceleri sorunludur. Sol akımlar askerle siyasi ittifak kurmakta hiç bir sakınca görmezler. Hatta kargaşa dönemlerinde işbirliği de yaparlar. ''
''Şöyle söyleyeyim. Bir tanıklığımı anlatayım. Yusuf Küpeli 1980 sonrasında cezaevinden çıktıktan sonra bana geldi. “Biz baştan sona kullanıldık” dedi. Ben de “Nasıl farkında değildiniz? Asker adam geliyor, size silahı veriyor. Size, biraz ortalığı karıştırın, biz gereğini yapacağız diyor. Siz bütün bunlara rağmen farkında değil miydiniz” dedim. Bana cevabı şu oldu. “Ben bunu Mahir’le de (Mahir Çayan) konuşurdum. Ona, ‘MİT falan bizim bu kadar içimizde. Ne oluyoruz’ diye sordum. Mahir de bana, ‘Biz güçlü bir siyasi hareketiz. Elbette MİT de bizimle ilişki kuracak’ dedi.” ''
''AB yok olmak bir tarafa gelişmesini sürdürecek ve daha da güçlenecek. Çünkü bu birlikten bütün Avrupa devletleri yararlanıyorlar. AB’den geriye dönüş olamaz. Bugün İrlanda, ortak para birliğine girmediğine pişman. Çünkü bütünleşme, ekonominin gelişmesine, insanlığın zenginleşmesine katkıda bulunuyor. Ulus-devlet derebeylik sınırlarını yok ederek zenginleşme yarattı. Çünkü pazarı büyüttü. Bütün bir ülkeyi pazar haline getirdi. Şimdi küreselleşme aynı şeyi yapıyor. O, pazarı daha da büyütüyor. Bütün dünyayı tek bir pazar haline getiriyor.''
--
Eğer EDP'nin çizgisi Hüseyin Ergün'ün düşüncesiyle paralel olacaksa, direkt oyumu bu partiye atarım :) .. Böylece AK Parti'nin muhafazakar, gerici adımlarıyla da uğraşmak zorunda kalmayız.. Umarım EDP bundan sonraki seçimlerde başarılı olur ve Türkiye ilk defa gerçek bir Sosyal demokrat parti ile tanışır.. Zaten EDP Anayasa paketine de 'Evet' diyeceğini açıklamıştı.. Bu hareketiyle de gönlümü bir defa daha kazandı. (Anayasa değişikliğine 'Evet' diyecek diğer sol parti ise DSİP.. Onlara da demokratik duruşları için teşekkür ediyorum)
Taraf gazetesindeki Neşe Düzel röportajını daha önce okumamıştım.. Bir kaç gün önce okudum.. 'İşte Sosyal demokrat dediğin böyle olur'' dedim kendi kendime..
Bildiğiniz gibi 'yeni sol' çizgisinde kurulan EDP (Eşitlik ve Demokrasi Partisi) ile SHP uzun süre önce birleşmişti (Zaten EDP, SHP bünyesinde kurulmuştu).. Hüseyin Ergün de bu partide şu anda PM üyesi, genel başkanlığını ise Ziya Halis yapıyor..
Ben -okumayanlar için- bahsi geçen röportajların linkini veriyim;
İlk röportaj için; http://taraf.com.tr/nese-duzel/makale-huseyin-ergun-simdiki-irkcilik-esnaf-irkciligi.htm
“Sol, devletçi olmamak demektir. Sol, sivil olmak, darbelere karşı çıkmak, Ergenekon karşıtı olmak demektir. Sol, insanlığın kaliteli yaşam savaşına katkıda bulunmak demektir.”
‘’Sermaye ancak rekabetten korktuğunda, içe kapanmacı ve muhafazakâr olur. Büyük burjuvazinin küreselleşme karşısındaki gerçek korkusu dünyayla yarışamamak, rekabet edememektir. Bazı konularda hâlâ rekabetçi değiller. Ama korumacılık da sürgit olamaz. Küresel dünyada ancak en üretken olanın yaşayabildiğini görecekler.’’
''Geçmişte Avrupa’da ulus-devletler kurulurken, ulus-devlete karşı da dirençler vardı. Şimdi küreselleşmeye karşı dirençler var. Şöyle düşünelim... Ulus-devlet de küreselleşme gibi bir bütünleşme ve genişlemeydi. Ulus-devlet, belli bir toprak üzerinde tek bir hukukun uygulanması demekti. Bundan, derebeyleri, toprak ağaları tabii ki rahatsızdı. Yanaşmanın, marabanın eşit insan sayılmasından memnun değillerdi. Küreselleşmeye gelince... Ulus-devletten farklı olarak küreselleşme, Sadun Aren’in tanımıyla, aynı hukukun bütün dünyada uygulanması demek. Bu bütünleşme sadece Türkiye’de değil AB ülkeleri dahil dünyanın her ülkesinde bazı kesimleri korkutuyor. Küreselleşmeyle sınırların ortadan kalkması ise bazı kesimleri zenginleştiriyor.''
''Bugünün dünyasında aynı anda muazzam paraları bir yerden bir yere aktarıyorsunuz ve malınızı, hizmetinizi alıyorsunuz. Bilişim teknolojiden vazgeçmek demek, dünyanın her tarafına ulaşmaktan, internetten vazgeçmek, dünyanın ekonomik ve ticari hacmini küçültmek demektir. Milliyetçilik, ulusalcılık yapanlar küreselleşmenin kaçınılmaz bir süreç olduğunun, işin ciddiyetinin farkında değiller.''
''Bir ülkede ulusalcılar iktidara gelirse, kendileri de perişan olurlar. Çünkü ulusalcıların yönettiği bir ülkenin dünyayla bağları zayıflar, içe kapanır ve feci fakirleşir. Ekonomi daralır ve insanlar daha da işsizlikten sefalet içinde kalır. Ulusalcılığın hâkim olduğu bir ülkenin yaşamı, bir çağ öncesine geri gider. Küreselleşmeden vazgeçmek, sanayi toplumundan feodaliteye dönmek gibi çok sancılı bir şekilde yaşanır. Zaman zaman küreselleşme karşıtı akımlar kuvvetleniyor gibi gözükse de, küreselleşmeden kopmak mümkün değildir.''
İkinci röportajın linki; http://www.taraf.com.tr/nese-duzel/makale-huseyin-ergun-darbelerde-solun-rolu-fecidir.htm
''CHP laikliği bir yaşam tarzı olarak alıyor ve herkesin o tek tip yaşam tarzına uyması gerektiğini düşünüyor. Biz bunu kabul etmiyoruz. Çünkü bu demokrasiyle bağdaşmıyor. Biz laikliği, devletin kurallarını dinden almayacağı ama devletin de dine karışmayacağı bir sistem olarak kabul ediyoruz. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın da kaldırılmasını istiyoruz. Biz Yeni Demokrasi Hareketi’nde de bunu söylemiştik zaten. Bazıları Diyanet’in kaldırılması çok tehlikeli olur diyor.''
''Bize göre CHP siyasi yelpazede AKP’yle MHP arasında bir yerde duruyor. Yani CHP, AKP’nin sağında kalıyor. AKP, CHP’den çok daha özgürlükçü bir parti. Zaten Mehmet Ali Aybar ve Behice Boran’ın başkanlığındaki İşçi Partisi hariç, Türkiye solu genel olarak, ‘bir punduna getirsek de şu askerlerle birlikte iktidara gelsek’ düşüncesi içindedir. Türkiye’de sol daima askerlerle işbirliği yaparak iktidara gelmeyi düşünür. Çünkü halk oyuyla iktidara gelemeyeceğine inanır. Dolayısıyla bu ülkede solun askerle ilgili düşünceleri sorunludur. Sol akımlar askerle siyasi ittifak kurmakta hiç bir sakınca görmezler. Hatta kargaşa dönemlerinde işbirliği de yaparlar. ''
''Şöyle söyleyeyim. Bir tanıklığımı anlatayım. Yusuf Küpeli 1980 sonrasında cezaevinden çıktıktan sonra bana geldi. “Biz baştan sona kullanıldık” dedi. Ben de “Nasıl farkında değildiniz? Asker adam geliyor, size silahı veriyor. Size, biraz ortalığı karıştırın, biz gereğini yapacağız diyor. Siz bütün bunlara rağmen farkında değil miydiniz” dedim. Bana cevabı şu oldu. “Ben bunu Mahir’le de (Mahir Çayan) konuşurdum. Ona, ‘MİT falan bizim bu kadar içimizde. Ne oluyoruz’ diye sordum. Mahir de bana, ‘Biz güçlü bir siyasi hareketiz. Elbette MİT de bizimle ilişki kuracak’ dedi.” ''
''AB yok olmak bir tarafa gelişmesini sürdürecek ve daha da güçlenecek. Çünkü bu birlikten bütün Avrupa devletleri yararlanıyorlar. AB’den geriye dönüş olamaz. Bugün İrlanda, ortak para birliğine girmediğine pişman. Çünkü bütünleşme, ekonominin gelişmesine, insanlığın zenginleşmesine katkıda bulunuyor. Ulus-devlet derebeylik sınırlarını yok ederek zenginleşme yarattı. Çünkü pazarı büyüttü. Bütün bir ülkeyi pazar haline getirdi. Şimdi küreselleşme aynı şeyi yapıyor. O, pazarı daha da büyütüyor. Bütün dünyayı tek bir pazar haline getiriyor.''
--
Eğer EDP'nin çizgisi Hüseyin Ergün'ün düşüncesiyle paralel olacaksa, direkt oyumu bu partiye atarım :) .. Böylece AK Parti'nin muhafazakar, gerici adımlarıyla da uğraşmak zorunda kalmayız.. Umarım EDP bundan sonraki seçimlerde başarılı olur ve Türkiye ilk defa gerçek bir Sosyal demokrat parti ile tanışır.. Zaten EDP Anayasa paketine de 'Evet' diyeceğini açıklamıştı.. Bu hareketiyle de gönlümü bir defa daha kazandı. (Anayasa değişikliğine 'Evet' diyecek diğer sol parti ise DSİP.. Onlara da demokratik duruşları için teşekkür ediyorum)