demos cratos
22-08-2010, 14:35
Türkiye Cumhuriyeti devleti,halkının dindar olması gerektiğine karar vermiştir.Halkın dininin İslam olması yine devletin izlediği politikalara uygundur.
Haklıdır!
Bu nedenle halkın dinle yoğrulması hemen her yerde devletçe desteklenmiştir.
Yurt içinde de yurt dışında da.
Bir örnek vereyim,
Bir zamanlar Türkiye baş örtüsü tamtamları ile inletilirken üniversitelere İslam'ın bütün renkleri yerleştiriliyordu.
Akademisyonerler üniversitelere dolduruluyordu.Sadece bu İslami cemaatlerin isimlerini yazsam burdan tekke'ye yol olur.
Ancak devletin tahmin edemediği gelişmeler oldu.
Bazı dinciler şakanın tadını kaçırdılar.
Devleti ele geçirmeyi hayal ettiler.
Devlet bunlara dibine kadar kullandı ama bunlar "daha" dediler.
Devlet bunları fazla incitmeden uyardı.
Bazı görüntüler filan varmış.
Yine anlamadılar.
Bu defa gittiler yabancı bir ülkenin siyasal politikalarına alet oldular.
İşte devlet tam tarihini de açıklayayım 2003 yılından itibaren Türkiye'de dine karşı din politikasını izlemeye başladı.
Bu politikayı devletin derin adamlarından biri şöyle açıklamıştı:"Türkiye'nin yüzde (verdiği oranı tam hatırlamıyorum) kırkı Hristiyan olsa ne olur?Hem ülke içinde bir denge sağlanır.Hem de Hristiyan ülkelerle olan ilişkiler daha da gelişir."
O günden sonra Türkiye'de bir devlet politikası olarak Hristiyanlık desteklenmeye başladı.
Tarihi seyri anlatmaya gerek yok.
Bir kaç gün önce Trabzon'da Sümela Manastırı'nda bir Ayin düzenlendi.
Her zaman ki gibi Türkiye'ye ot gelmiş ot kalmaya mahkum ve ot gidecek yerlerden tepkiler geldi.
Bunlardan biri olan bir TV kanalında Hristiyanlığa karşıt söylemleri olan bir proğram izledim.
Papa'nın İstanbul'a geldiği gün Fener Patrikhanesine yaptığı ziyaretin görüntülerini veriyor.
O görüntülerde Hristiyan din adamlarını gördüm.
Bizim din adamları gibi suçlu suçlu bakmıyorlardı dünyaya.Bizim din adamları gibi gözleri yarı açık yarı kapalı esro-afyonik bakmıyorlardı etraflarına.Bizim din adamları gibi kin ve nefretle değil sevgi ve saygı ile bakıyorlardı insanlara.
O din adamlarından biri öylesine insanlığını yüceltmiş bir görünümde idi ki inanın "Ben Peygamberim!" dese ilk inananı ben olurum.
Dünyaya ot gelmiş ot gidecek proğram hazırlıyıcıları soruyor;
"AKP nasıl böyle bir şeye izin verir?" miş.
Hala Türkiye'de yaşananları iç güçler,dış güçler,parti,cemaat,tarikat falan filan diye görenlere bir kere daha hatırlatmakta yarar var.
Türkiye'de ne yapılmışsa hepsi devlet politikaları gereği yapılmıştır.
Türkiye'de sadece İslam dininin varlığı,Türk devletinin varlığına yönelik bir tehdit olarak algılanmış ve gereği düşünülüp yerine getirilmiştir.
Dişe Diş,Göze Göz,Dine Din!
Haklıdır!
Bu nedenle halkın dinle yoğrulması hemen her yerde devletçe desteklenmiştir.
Yurt içinde de yurt dışında da.
Bir örnek vereyim,
Bir zamanlar Türkiye baş örtüsü tamtamları ile inletilirken üniversitelere İslam'ın bütün renkleri yerleştiriliyordu.
Akademisyonerler üniversitelere dolduruluyordu.Sadece bu İslami cemaatlerin isimlerini yazsam burdan tekke'ye yol olur.
Ancak devletin tahmin edemediği gelişmeler oldu.
Bazı dinciler şakanın tadını kaçırdılar.
Devleti ele geçirmeyi hayal ettiler.
Devlet bunlara dibine kadar kullandı ama bunlar "daha" dediler.
Devlet bunları fazla incitmeden uyardı.
Bazı görüntüler filan varmış.
Yine anlamadılar.
Bu defa gittiler yabancı bir ülkenin siyasal politikalarına alet oldular.
İşte devlet tam tarihini de açıklayayım 2003 yılından itibaren Türkiye'de dine karşı din politikasını izlemeye başladı.
Bu politikayı devletin derin adamlarından biri şöyle açıklamıştı:"Türkiye'nin yüzde (verdiği oranı tam hatırlamıyorum) kırkı Hristiyan olsa ne olur?Hem ülke içinde bir denge sağlanır.Hem de Hristiyan ülkelerle olan ilişkiler daha da gelişir."
O günden sonra Türkiye'de bir devlet politikası olarak Hristiyanlık desteklenmeye başladı.
Tarihi seyri anlatmaya gerek yok.
Bir kaç gün önce Trabzon'da Sümela Manastırı'nda bir Ayin düzenlendi.
Her zaman ki gibi Türkiye'ye ot gelmiş ot kalmaya mahkum ve ot gidecek yerlerden tepkiler geldi.
Bunlardan biri olan bir TV kanalında Hristiyanlığa karşıt söylemleri olan bir proğram izledim.
Papa'nın İstanbul'a geldiği gün Fener Patrikhanesine yaptığı ziyaretin görüntülerini veriyor.
O görüntülerde Hristiyan din adamlarını gördüm.
Bizim din adamları gibi suçlu suçlu bakmıyorlardı dünyaya.Bizim din adamları gibi gözleri yarı açık yarı kapalı esro-afyonik bakmıyorlardı etraflarına.Bizim din adamları gibi kin ve nefretle değil sevgi ve saygı ile bakıyorlardı insanlara.
O din adamlarından biri öylesine insanlığını yüceltmiş bir görünümde idi ki inanın "Ben Peygamberim!" dese ilk inananı ben olurum.
Dünyaya ot gelmiş ot gidecek proğram hazırlıyıcıları soruyor;
"AKP nasıl böyle bir şeye izin verir?" miş.
Hala Türkiye'de yaşananları iç güçler,dış güçler,parti,cemaat,tarikat falan filan diye görenlere bir kere daha hatırlatmakta yarar var.
Türkiye'de ne yapılmışsa hepsi devlet politikaları gereği yapılmıştır.
Türkiye'de sadece İslam dininin varlığı,Türk devletinin varlığına yönelik bir tehdit olarak algılanmış ve gereği düşünülüp yerine getirilmiştir.
Dişe Diş,Göze Göz,Dine Din!