Sangre
31-08-2010, 13:45
HALKOYUNA SUNULACAK 5982 SAYILI KANUN HÜKÜMLERİ HAKKINDA DÜŞÜNCELER
Anayasa Değişiklik Paketinde, Adalet Hizmetleri ve Askeri Yargı'nın Düzenlenmesi
Prof. Dr. R. Cengiz Derdiman
1- Adalet Hizmetlerinin İdarî ve Yargısal Denetimi
İncelemekte olduğumuz değişiklikle, adalet teşkilâtında görevli olanların “idarî bakımdan görevleriyle ilgili olarak” denetimleri Adalet Bakanlığınca görevlendirilen adalet müfettişleri ve iç denetçiler: soruşturmaları da adalet müfettişleri tarafından yapılacaktır.
Burada dikkat edilmesi gereken, denetimin, yargısal görevlerle ilgili bir denetim olmadığıdır. 5982 sayılı bu kanunun iptali başvurusu sırasında bu hükmün iptali için öne sürülen gerekçelere katılmayan Anayasa Mahkemesi, 2010/87 sayılı kararıyla, bu denetimin, idarî nitelikli görevleri kapsaması dolayısıyla, idarî mekanizmalar tarafından yapılabileceğinde bir aykırılık görmemiştir.
Yeni değişikliğe göre, “Hâkim ve savcıların görevlerini; kanun, tüzük, yönetmeliklere ve genelgelere (hâkimler için idarî nitelikteki genelgelere) uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetleme; görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerini, hal ve eylemlerinin sıfat ve görevleri icaplarına uyup uymadığını araştırma ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma işlemleri, ilgili dairenin teklifi ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanının oluru ile Kurul müfettişlerine yaptırılacaktır. Soruşturma ve inceleme işlemleri, hakkında soruşturma ve inceleme yapılacak olandan daha kıdemli hâkim veya savcı eliyle de yaptırılabilir.” Buradaki denetim ise yargısal faaliyetleri içermekte ve bu denetim ve soruşturmalar dikkat edilirse daha farklı usûl ve şartlara bağlı tutulmaktadır.
Adalet Hizmetlerinin düzenlemesi ile ilgili aşağıdaki alıntı; '' http://www.tasam.org/index.php?altid=3194 '' sitesinden alınmıştır.
''Hakim ve savcılar görevlerinde bağımsızdırlar. Bir hakim ya da savcı duruşma salonundan içeri girdiği an hiç kimseden emir almaz. Hakim ve savcılar arasında, görevli olduğu mahkemelerin niteliği ne olursa olsun hiyerarşik bir ilişki de kurulamaz. Ancak aynı hakim ve savcılar idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığı’na bağlıdır. Zira Adalet Bakanlığı, TBMM önünde adalet hizmetlerinin idari anlamda yönetimi ve denetiminden sorumludur. Şu halde hakim ve savcılar üzerindeki denetimi ikiye ayırmak gerekir:
Yargı görevi açısından denetim yetkisi ve
İdari açıdan denetim yetkisi.
(Örneğin yargı yetkisini kullanan bir hakim bakmakta olduğu davada kasten hukuka aykırı bir davranışta bulunur ise bu yargı görevi yönünden bir denetimi gerektirir. Buna mukabil aynı hakim mesai saatlerine riayet etmez ya da kendisine tahsis edilen aracı başka bir amaç için kullanır ise bu da idari açıdan denetimi gerektirir.)
Halen anayasaya göre Hâkim ve savcılarla ilgili denetim, hem yargı görevi hem de idari açıdan halen Adalet Bakanlığının izni ile adalet müfettişleri tarafından yapılmaktadır. Adalet müfettişleri ise Teftiş Kurulu bünyesinde ve Adalet Bakanlığına bağlı olarak görev yapmaktadır. Bu müfettişlerin hiyerarşik amiri de şüphe yok ki Adalet Bakanıdır. Bu durum, yargı bağımsızlığı ilkesini önemli ölçüde zedelemektedir.
Anayasa değişiklik paketi, hâkim ve savcıların yargı görevi yönünden denetimi yetkisini Adalet Bakanlığından alarak, HSYK’ya devretmektedir. Bu, şüphesiz olumlu yönde bir değişikliktir. Hâkim ve savcıları yargı görevi yönünden denetim yetkisinin HSYK’ya devredilmesi üzerine, Kurulun denetim yetkisinin dışında kalan ve yargı göreviyle ilgili olmayan adalet hizmetlerinin denetimi için Adalet Bakanlığına bağlı yeni bir Teftiş Kurulunun kurulması öngörülmektedir.''
2- Askerî Yargının Görev Alanının Belirlenmesi
Yeni düzenlemeyle, askeri yargının sivil kişileri yargılama yetkileri kaldırılmakta, yargı birliği ilkesinin gereği olarak sırf, askerî suçları işleyen asker kişilerin askerî mahkemelerde yargılanması öngörülmektedir. Yargı Reformu Stratejisinde ve Avrupa Birliği müktesebatının üstlenilmesine yönelik olarak hazırlanan ve Bakanlar Kurulu tarafından onaylanarak yürürlüğe giren 2008 Yılı Ulusal Programında, askerî mahkemelerin görev alanının demokratik hukuk devletinin gerektirdiği ölçüler çerçevesinde yeniden tanımlanması öngörülmüştür.
Hâlihazırdaki düzenlemelerde askeri mahkemeler; asker kişilerin askerî olmamasına karşılık askerî mahallerde işledikleri suçlarla asker olmayan kişilerin özel kanunlarda öngörülen ya da askerî mahallerde ya da asker kişilere karşı işledikleri suçlara da bakmaya yetkiliyken, yeni düzenleme hukuk devleti, yargı birliği ve adil yargılama ilkeleri gereği, bu tür suçların hepsini yerinde bir tercihle sivil mahkemelere bırakmaktadır.
Yeni hükümlere göre, “asker kişiler tarafından işlenen askerî suçlar ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidir. Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar her halde adliye mahkemelerinde görülür.” Gerekçede aynen ifade edildiği gibi, “getirilen düzenlemeyle askerî mahkemelerin görev alanı, askerî suçların yargılanmasıyla sınırlandırılmaktadır. Askerî suç da, askeri ceza mevzuatında sayılan suçların hepsi değildir. Anayasa Mahkemesinin 1994/76 sayılı kararında, askerî suçun unsurları, askerî bir yararı ihlâl etmek ve askerî nitelikte olmak biçiminde açıklanmıştır. Bir suçun Askerî Ceza Kanununda açıkça yer almış olmasının, onun askerî suç sayılmasına yetmeyeceği belirtilmiştir.
Bu Anayasa değişikliğin esas sebeplerinden birisi, askerî yargının görev alanının hukuk devleti ilkelerine uygun olarak daraltılmasına ilişkin olan kanunların hukukî açıdan çeşitli tartışmalara sebebiyet vermesi ve dahası 5918 sayılı kanunla yapılan, askere sivil yargı yolunu açan düzenlemenin Anayasa Mahkemesinin 2010/16 sayılı kararıyla iptal edilmesidir. Anayasa Mahkemesi, verdiği iptal kararının yürürlüğe girmesine kadar, bu tür hükümlerin yürürlüğünü de durdurmuştur. İşte bu yeni değişiklik, konunun Anayasal temele kavuşturulmasının zorunluluğundan kaynaklanmaktadır.
Bununla bağlantı kurulabilecek bir başka değişiklikle, mahkemelerin bağımsızlığını ve teminatını askerlik hizmetlerinin gerekleri ile sınırlayan hüküm de Anayasadan kaldırılmış olmaktadır. Anayasanın 145. maddesinde yapılan bu değişiklik isabetli olarak Askeri Yargıtay ve Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin hâkimleri ve işleyişine yansıtılmıştır. Belirtmek gerekir ki, Anayasa Mahkemesi yıllar önce, 1975 yılında 216 sayılı kararıyla,[1] (http://www.turandursun.com/forumlar/#_ftn2) hâkim bağımsızlığı ve teminatının askerlik hizmetlerine feda edilemeyeceğini ihsasen vurgulamıştır. Dolayısıyla burada yapılan değişiklik bir Yüksek Yargı organının da belirttiği doğrultuda, hukuk devletine ivme kazandırıcı bir değişikliktir. Böylece askerî yargıda sanık, davacı veya davalı olan herkes, yargının bağımsızlığına tam bir güven duyacaktır.
[1] (http://www.turandursun.com/forumlar/#_ftnref2) Gürbüz Önbilgin, - Muammer Oytan, , Öğretide-Uygulamada T. C. Anayasasının İlke ve Kuralları ile Anayasa mahkemesi Kararlar Dizini, Doğan Basımevi, Ankara, 1977, s. 167; Derdiman, Anayasa değişikliği…, s. 3.
Anayasa Değişiklik Paketinde, Adalet Hizmetleri ve Askeri Yargı'nın Düzenlenmesi
Prof. Dr. R. Cengiz Derdiman
1- Adalet Hizmetlerinin İdarî ve Yargısal Denetimi
İncelemekte olduğumuz değişiklikle, adalet teşkilâtında görevli olanların “idarî bakımdan görevleriyle ilgili olarak” denetimleri Adalet Bakanlığınca görevlendirilen adalet müfettişleri ve iç denetçiler: soruşturmaları da adalet müfettişleri tarafından yapılacaktır.
Burada dikkat edilmesi gereken, denetimin, yargısal görevlerle ilgili bir denetim olmadığıdır. 5982 sayılı bu kanunun iptali başvurusu sırasında bu hükmün iptali için öne sürülen gerekçelere katılmayan Anayasa Mahkemesi, 2010/87 sayılı kararıyla, bu denetimin, idarî nitelikli görevleri kapsaması dolayısıyla, idarî mekanizmalar tarafından yapılabileceğinde bir aykırılık görmemiştir.
Yeni değişikliğe göre, “Hâkim ve savcıların görevlerini; kanun, tüzük, yönetmeliklere ve genelgelere (hâkimler için idarî nitelikteki genelgelere) uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetleme; görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerini, hal ve eylemlerinin sıfat ve görevleri icaplarına uyup uymadığını araştırma ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma işlemleri, ilgili dairenin teklifi ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanının oluru ile Kurul müfettişlerine yaptırılacaktır. Soruşturma ve inceleme işlemleri, hakkında soruşturma ve inceleme yapılacak olandan daha kıdemli hâkim veya savcı eliyle de yaptırılabilir.” Buradaki denetim ise yargısal faaliyetleri içermekte ve bu denetim ve soruşturmalar dikkat edilirse daha farklı usûl ve şartlara bağlı tutulmaktadır.
Adalet Hizmetlerinin düzenlemesi ile ilgili aşağıdaki alıntı; '' http://www.tasam.org/index.php?altid=3194 '' sitesinden alınmıştır.
''Hakim ve savcılar görevlerinde bağımsızdırlar. Bir hakim ya da savcı duruşma salonundan içeri girdiği an hiç kimseden emir almaz. Hakim ve savcılar arasında, görevli olduğu mahkemelerin niteliği ne olursa olsun hiyerarşik bir ilişki de kurulamaz. Ancak aynı hakim ve savcılar idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığı’na bağlıdır. Zira Adalet Bakanlığı, TBMM önünde adalet hizmetlerinin idari anlamda yönetimi ve denetiminden sorumludur. Şu halde hakim ve savcılar üzerindeki denetimi ikiye ayırmak gerekir:
Yargı görevi açısından denetim yetkisi ve
İdari açıdan denetim yetkisi.
(Örneğin yargı yetkisini kullanan bir hakim bakmakta olduğu davada kasten hukuka aykırı bir davranışta bulunur ise bu yargı görevi yönünden bir denetimi gerektirir. Buna mukabil aynı hakim mesai saatlerine riayet etmez ya da kendisine tahsis edilen aracı başka bir amaç için kullanır ise bu da idari açıdan denetimi gerektirir.)
Halen anayasaya göre Hâkim ve savcılarla ilgili denetim, hem yargı görevi hem de idari açıdan halen Adalet Bakanlığının izni ile adalet müfettişleri tarafından yapılmaktadır. Adalet müfettişleri ise Teftiş Kurulu bünyesinde ve Adalet Bakanlığına bağlı olarak görev yapmaktadır. Bu müfettişlerin hiyerarşik amiri de şüphe yok ki Adalet Bakanıdır. Bu durum, yargı bağımsızlığı ilkesini önemli ölçüde zedelemektedir.
Anayasa değişiklik paketi, hâkim ve savcıların yargı görevi yönünden denetimi yetkisini Adalet Bakanlığından alarak, HSYK’ya devretmektedir. Bu, şüphesiz olumlu yönde bir değişikliktir. Hâkim ve savcıları yargı görevi yönünden denetim yetkisinin HSYK’ya devredilmesi üzerine, Kurulun denetim yetkisinin dışında kalan ve yargı göreviyle ilgili olmayan adalet hizmetlerinin denetimi için Adalet Bakanlığına bağlı yeni bir Teftiş Kurulunun kurulması öngörülmektedir.''
2- Askerî Yargının Görev Alanının Belirlenmesi
Yeni düzenlemeyle, askeri yargının sivil kişileri yargılama yetkileri kaldırılmakta, yargı birliği ilkesinin gereği olarak sırf, askerî suçları işleyen asker kişilerin askerî mahkemelerde yargılanması öngörülmektedir. Yargı Reformu Stratejisinde ve Avrupa Birliği müktesebatının üstlenilmesine yönelik olarak hazırlanan ve Bakanlar Kurulu tarafından onaylanarak yürürlüğe giren 2008 Yılı Ulusal Programında, askerî mahkemelerin görev alanının demokratik hukuk devletinin gerektirdiği ölçüler çerçevesinde yeniden tanımlanması öngörülmüştür.
Hâlihazırdaki düzenlemelerde askeri mahkemeler; asker kişilerin askerî olmamasına karşılık askerî mahallerde işledikleri suçlarla asker olmayan kişilerin özel kanunlarda öngörülen ya da askerî mahallerde ya da asker kişilere karşı işledikleri suçlara da bakmaya yetkiliyken, yeni düzenleme hukuk devleti, yargı birliği ve adil yargılama ilkeleri gereği, bu tür suçların hepsini yerinde bir tercihle sivil mahkemelere bırakmaktadır.
Yeni hükümlere göre, “asker kişiler tarafından işlenen askerî suçlar ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidir. Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar her halde adliye mahkemelerinde görülür.” Gerekçede aynen ifade edildiği gibi, “getirilen düzenlemeyle askerî mahkemelerin görev alanı, askerî suçların yargılanmasıyla sınırlandırılmaktadır. Askerî suç da, askeri ceza mevzuatında sayılan suçların hepsi değildir. Anayasa Mahkemesinin 1994/76 sayılı kararında, askerî suçun unsurları, askerî bir yararı ihlâl etmek ve askerî nitelikte olmak biçiminde açıklanmıştır. Bir suçun Askerî Ceza Kanununda açıkça yer almış olmasının, onun askerî suç sayılmasına yetmeyeceği belirtilmiştir.
Bu Anayasa değişikliğin esas sebeplerinden birisi, askerî yargının görev alanının hukuk devleti ilkelerine uygun olarak daraltılmasına ilişkin olan kanunların hukukî açıdan çeşitli tartışmalara sebebiyet vermesi ve dahası 5918 sayılı kanunla yapılan, askere sivil yargı yolunu açan düzenlemenin Anayasa Mahkemesinin 2010/16 sayılı kararıyla iptal edilmesidir. Anayasa Mahkemesi, verdiği iptal kararının yürürlüğe girmesine kadar, bu tür hükümlerin yürürlüğünü de durdurmuştur. İşte bu yeni değişiklik, konunun Anayasal temele kavuşturulmasının zorunluluğundan kaynaklanmaktadır.
Bununla bağlantı kurulabilecek bir başka değişiklikle, mahkemelerin bağımsızlığını ve teminatını askerlik hizmetlerinin gerekleri ile sınırlayan hüküm de Anayasadan kaldırılmış olmaktadır. Anayasanın 145. maddesinde yapılan bu değişiklik isabetli olarak Askeri Yargıtay ve Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin hâkimleri ve işleyişine yansıtılmıştır. Belirtmek gerekir ki, Anayasa Mahkemesi yıllar önce, 1975 yılında 216 sayılı kararıyla,[1] (http://www.turandursun.com/forumlar/#_ftn2) hâkim bağımsızlığı ve teminatının askerlik hizmetlerine feda edilemeyeceğini ihsasen vurgulamıştır. Dolayısıyla burada yapılan değişiklik bir Yüksek Yargı organının da belirttiği doğrultuda, hukuk devletine ivme kazandırıcı bir değişikliktir. Böylece askerî yargıda sanık, davacı veya davalı olan herkes, yargının bağımsızlığına tam bir güven duyacaktır.
[1] (http://www.turandursun.com/forumlar/#_ftnref2) Gürbüz Önbilgin, - Muammer Oytan, , Öğretide-Uygulamada T. C. Anayasasının İlke ve Kuralları ile Anayasa mahkemesi Kararlar Dizini, Doğan Basımevi, Ankara, 1977, s. 167; Derdiman, Anayasa değişikliği…, s. 3.