Orijinalini görmek için tıklayınız : Mistisizm/Gizemcilik Nedir?
evrensel-insan
05-09-2010, 20:38
Saygideger arkadaslar;
Son zamanlarda, sitemizde en cok ilgi ceken ve mesaj alan konulari gozlemledigimde, bu konulari bir baslik altinda toplayarak, bir baslik acma gereksinimi duydum.
Mistisizm, gizemcilik, tasavvuf, tarikat v.s.; genelde ne oldugu ortaya evrensel onay olarak konulamiyan, bilim ve bilimselligin konusu olmayan ve felsefenin varlik dali ile ilgilenen metafizigin bir ideolojik inancsal dogrusudur.
Mistisizm, genelde bilinemezlik, algilanamazlik ve bunun paralelinde, korku, endise, caresizlik, psikolojik bozukluk ve teslimiyet ile sonuclanan ve gercek hayatta, yasamdadegilde, zihinde var olarak lanse edilen bir metafizik inancsaldir.
Mesela, idealizm; materyalizmi elestirirken, maddenin zihinde yer alan, mistik bir olgu oldugunu ve gercekte olmadigini savunan bir tasavvuf gorusudur.
Mistisizmin, insanoglu ile olan iliskisi, yine bir insanoglu yaratimi olarak, cok eski tarihlere dayanir ve dunya capinda da, her turlu dini, tanrisal, ilahi v.s. inanista da cok yaygindir.
Mistik temelli uygulamalar, dusunce ve davranislar, mistik temelli varliklar v.s. insanoglunun tarihinden ve zihninden hic cikmamis ve cikmamaktadir. Bunlar uzerine, pitoreskler, tarihi yaratilan karakterler, filmler, kitaplar, dini ve ilahi orgutlenmeler, hatta yasamini buna adayanlar dunya cografi dagiliminda cok yaygindir. Kutsallik, ilahilik, yucelik, dokunulmazlik, belirsizlik, sirlik, gizemlilik v.s. temelini teskil eder.
Yoga, meditasyon v.s. temelli ogreti ve uygulamalar da mistisizmin bir parcasidir.
Basta belirttigim gibi, bu konu ne bilimin konusudur, ne de bilimseldir. Fakat insanoglu, bu konu ile her yonlu cikar, iktidar, guc ve teslimiyet, otorite saglamaktadir. Bu konudaki duygu ve dusunceler, somuru ve istismar olarak, kisilere milyarlar kazandirmaktadir.
Konu mistik olarak lanse edilen varliklarin varligi/yoklugu veya mistisizme inanmak/inanmamak degil; insanoglunun tarihler boyu suren bu insandisi ve yerine gore insanlikdisi sistem, uygulama ve davranislarini,mistisizmi yasam yonlendiricisi haline getirmelerini iyi algilamak, analiz etmek, sorgulamak ve insanoglunun her turlu insani dusunce ve davranisini onlemekle kalmayip, yasamini da elinden alan veya baska bir degere teslim eden bu olgu, bulgu ve kurgunun insanoglu turu ve birine, getirdigi her turlu ufuk darligini, tikanikligini ve psikolojik etkilerini iyi etud etmek gerekir.
Mistisizm, sonucta ya bilerek, ya da bilincinde olmayarak kisiyi insandisi bir guce teslim etme ve bir cesit TANRISINA ULASTIRMA yontemi olarak taraftar bulur. Yalniz buradaki tanrisal zihniyet, kitaplasmis ve rehberi olan bir zihniyetten ziyade, kisinin kendi kendisini, kisisel olarak bagladigi bir tanrisal ulastirimdir.
Ayrica mistisizmin, her turlu ve orgutlu, kitapli sekilli dini uygulama ve inanislarin, her turlu tanrilastirmanin ve bir cesit kisinin kendi algisina gore tanri ile butunlesmesinin, ya datanrisina ulasmasinin da bir yolu olarak algilanir.
Anadolu'muzda da, mistisizm; tarihlerdir varligini kilik ve icerik degistirerek surdurmektedir.
Bu temelde siteden dusuncelerinden tanidigim ozgur_beyin lakapli yazarin, hem kisisel tecrubeleri oldugunu, hem de bu konuda derin bir bilgiye sahip oldugunu dile getirdigi, mesajlarinda gozlemledim. Monizm, haniflik, varolus, Budha, ve Anadolu tarihinden gelen kulturdeki gunumuzun ve gecmis mistik orgutlenme, tarihi karakter ve isimlendirmeleri de oldukca yogundur.
Cinlerin, perilerin, buyunun, melegin, seytanin, inegin ekmegin kutsalliginin v.s. olarak ta bunyesine alan mistisizm, kisaca BILINEMEZLIK/GIZEM/SIR genis bir konudur.
Bilhassa bu konuda, konuya disaridan bakabilecek ve notr algi temelinde bu konuyu, icinde yer almadan olumlu/olumsuz bir degerlendirmeye tabi tutmadan, sadece ne oldugunu, ne algiladigini, ya da yasadigi deneyimi, bildiklerini dile getirecek ve bu konuyu bir bilgi, birikim, gozlem v.s. alis-verisine tasiyabilecek dusunceleri olan site yazar arkadaslarin, gorus, dusunceve yorumlariyla, konuyu detaya tasimaya ve masaya yatirmaya cagiriyorum.
Sonucta tek bir konu uzerinde, yapilan tartisma yerine, konuyu genel olarak tek ve belirliyen basliginda toplamak, bu konu ile yakindan ilgilenen, konuyu onemseyen yazar arkadaslar adina da bir rehber basligi olacaktir.
Buyrun, soz siz okurlarin.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Ilginc bir konu, umarim katilim olur.
evrensel-insan
26-09-2010, 20:07
Saygideger neva;
Gozlemledigim kadariyla; bilhassa ozgur_beyin lakapli sitenin "eski" yazarlarindan biri olan arkadasimizin, hem yasam deneyimi, hem de tasavvuf ve tarikat konusundaki, bilgi, birikim ve deneyimi ile; paslicivi arkadasimizin "adi var, kendi yok" meditasyon uzerine olan birikimi, bilgisi ve deneyimi bu basliga eklenirse, konuya acilim, detay ve derinlik kazandiracaktir.
Ayrica tek tek lakabini hatirlamadigim, fakat mesajlarindan gozlemledigim bir cok ve her konuda mistisizmin cesitli dallarinda, bilgi, birikim ve deneyimi olan arkadaslar, sitemizde yazar olarak mevcuttur.
Umarim, bu bilgi, birikim ve deneyimlerini, biz site yazarlariyla paylasmaktan "cekinmezler."
Saygilarimla;
evrensel-insan
Vay anasını ilk defa duydum! :)
Saygideger arkadaslar;
Son zamanlarda, sitemizde en cok ilgi ceken ve mesaj alan konulari gozlemledigimde, bu konulari bir baslik altinda toplayarak, bir baslik acma gereksinimi duydum.
Mistisizm, gizemcilik, tasavvuf, tarikat v.s.; genelde ne oldugu ortaya evrensel onay olarak konulamiyan, bilim ve bilimselligin konusu olmayan ve felsefenin varlik dali ile ilgilenen metafizigin bir ideolojik inancsal dogrusudur.
Mistisizm, genelde bilinemezlik, algilanamazlik ve bunun paralelinde, korku, endise, caresizlik, psikolojik bozukluk ve teslimiyet ile sonuclanan ve gercek hayatta, yasamdadegilde, zihinde var olarak lanse edilen bir metafizik inancsaldir.
Mesela, idealizm; materyalizmi elestirirken, maddenin zihinde yer alan, mistik bir olgu oldugunu ve gercekte olmadigini savunan bir tasavvuf gorusudur.
Mistisizmin, insanoglu ile olan iliskisi, yine bir insanoglu yaratimi olarak, cok eski tarihlere dayanir ve dunya capinda da, her turlu dini, tanrisal, ilahi v.s. inanista da cok yaygindir.
Mistik temelli uygulamalar, dusunce ve davranislar, mistik temelli varliklar v.s. insanoglunun tarihinden ve zihninden hic cikmamis ve cikmamaktadir. Bunlar uzerine, pitoreskler, tarihi yaratilan karakterler, filmler, kitaplar, dini ve ilahi orgutlenmeler, hatta yasamini buna adayanlar dunya cografi dagiliminda cok yaygindir. Kutsallik, ilahilik, yucelik, dokunulmazlik, belirsizlik, sirlik, gizemlilik v.s. temelini teskil eder.
Yoga, meditasyon v.s. temelli ogreti ve uygulamalar da mistisizmin bir parcasidir.
Basta belirttigim gibi, bu konu ne bilimin konusudur, ne de bilimseldir. Fakat insanoglu, bu konu ile her yonlu cikar, iktidar, guc ve teslimiyet, otorite saglamaktadir. Bu konudaki duygu ve dusunceler, somuru ve istismar olarak, kisilere milyarlar kazandirmaktadir.
Konu mistik olarak lanse edilen varliklarin varligi/yoklugu veya mistisizme inanmak/inanmamak degil; insanoglunun tarihler boyu suren bu insandisi ve yerine gore insanlikdisi sistem, uygulama ve davranislarini,mistisizmi yasam yonlendiricisi haline getirmelerini iyi algilamak, analiz etmek, sorgulamak ve insanoglunun her turlu insani dusunce ve davranisini onlemekle kalmayip, yasamini da elinden alan veya baska bir degere teslim eden bu olgu, bulgu ve kurgunun insanoglu turu ve birine, getirdigi her turlu ufuk darligini, tikanikligini ve psikolojik etkilerini iyi etud etmek gerekir.
Mistisizm, sonucta ya bilerek, ya da bilincinde olmayarak kisiyi insandisi bir guce teslim etme ve bir cesit TANRISINA ULASTIRMA yontemi olarak taraftar bulur. Yalniz buradaki tanrisal zihniyet, kitaplasmis ve rehberi olan bir zihniyetten ziyade, kisinin kendi kendisini, kisisel olarak bagladigi bir tanrisal ulastirimdir.
Ayrica mistisizmin, her turlu ve orgutlu, kitapli sekilli dini uygulama ve inanislarin, her turlu tanrilastirmanin ve bir cesit kisinin kendi algisina gore tanri ile butunlesmesinin, ya datanrisina ulasmasinin da bir yolu olarak algilanir.
Anadolu'muzda da, mistisizm; tarihlerdir varligini kilik ve icerik degistirerek surdurmektedir.
Bu temelde siteden dusuncelerinden tanidigim ozgur_beyin lakapli yazarin, hem kisisel tecrubeleri oldugunu, hem de bu konuda derin bir bilgiye sahip oldugunu dile getirdigi, mesajlarinda gozlemledim. Monizm, haniflik, varolus, Budha, ve Anadolu tarihinden gelen kulturdeki gunumuzun ve gecmis mistik orgutlenme, tarihi karakter ve isimlendirmeleri de oldukca yogundur.
Cinlerin, perilerin, buyunun, melegin, seytanin, inegin ekmegin kutsalliginin v.s. olarak ta bunyesine alan mistisizm, kisaca BILINEMEZLIK/GIZEM/SIR genis bir konudur.
Bilhassa bu konuda, konuya disaridan bakabilecek ve notr algi temelinde bu konuyu, icinde yer almadan olumlu/olumsuz bir degerlendirmeye tabi tutmadan, sadece ne oldugunu, ne algiladigini, ya da yasadigi deneyimi, bildiklerini dile getirecek ve bu konuyu bir bilgi, birikim, gozlem v.s. alis-verisine tasiyabilecek dusunceleri olan site yazar arkadaslarin, gorus, dusunceve yorumlariyla, konuyu detaya tasimaya ve masaya yatirmaya cagiriyorum.
Sonucta tek bir konu uzerinde, yapilan tartisma yerine, konuyu genel olarak tek ve belirliyen basliginda toplamak, bu konu ile yakindan ilgilenen, konuyu onemseyen yazar arkadaslar adina da bir rehber basligi olacaktir.
Buyrun, soz siz okurlarin.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Yeni bir konu acmak yerine buradan devam etmek istedim. evrensel-insan'i da anmis olalim bir defa daha. Yoneticiler arzu ederse yeni bir basliga tasiyabilirler.
Sorum: Mistik dusunce kalipli bir beyin ogrenme ile bu kalibin disina tamamen cikmayi basarabilir mi?
Dogustan gelen, genlerimizin belirledigi bedensel ozelliklerimizin dusunme sureclerimize de yansidigini kabul ederim. Beynin noronal yapisi, sayisi ve sinapslari, bunlara destek olan cevrelerindeki dokunun vasiflari hareket ve duyu ile lgili sistemleri etkiledigi gibi, bilissel fonksiyonlari da direkt olarak etkileyecektir. Dogumda noron sayimiz bellidir, yaslandikca azalir. Sinaps (noronlar arasi olan kastedilmektedir) sayilari ve yeni olusumlari ihtiyaca gore degiskenlik gosterebilir.
Iki cesit insan vardir: iyi olanlar ve kotuler. Bu siniflamada oldugu ben de insanlari iki sinifa ayiririm: mistik olanlar ve olmayanlar. Bastaki sorum ile bagintili olarak alt sorularim sunlar:
a- Mistik dusunce yapisi dogumsal midir?
b- Sonradan degisebilir mi cevresel etkilere maruz kalarak?
Simdilik bu sorularla baslamak yeterli olacak kanisindayim. Umuyorum ilgi ceker ve katki saglayacak olanlar cikar hem bilgi, hem de deneyimleriyle, her ne kadar buradaki ana konu sagir kalmis gorunse de.
Şüpheci Dinsiz
08-02-2020, 20:37
Sevgili Enketum,
Sorum: Mistik dusunce kalipli bir beyin ogrenme ile bu kalibin disina tamamen cikmayi basarabilir mi?
Dogustan gelen, genlerimizin belirledigi bedensel ozelliklerimizin dusunme sureclerimize de yansidigini kabul ederim. Beynin noronal yapisi, sayisi ve sinapslari, bunlara destek olan cevrelerindeki dokunun vasiflari hareket ve duyu ile lgili sistemleri etkiledigi gibi, bilissel fonksiyonlari da direkt olarak etkileyecektir. Dogumda noron sayimiz bellidir, yaslandikca azalir. Sinaps (noronlar arasi olan kastedilmektedir) sayilari ve yeni olusumlari ihtiyaca gore degiskenlik gosterebilir.
Iki cesit insan vardir: iyi olanlar ve kotuler. Bu siniflamada oldugu ben de insanlari iki sinifa ayiririm: mistik olanlar ve olmayanlar. Bastaki sorum ile bagintili olarak alt sorularim sunlar:
a- Mistik dusunce yapisi dogumsal midir?
b- Sonradan degisebilir mi cevresel etkilere maruz kalarak?
İnsan olarak doğduğumuz andan ergenliğe kadar geçen süreçte bakıma muhtaç yaşamak zorunda olan bir türüz. Her ne kadar düşünsel özelliklerimiz diğer türlerden açıkça üstün olsa da, bakıma muhtaç olarak geçirilen süre içinde alienin-toplumun-devletin bizim düşünce sistemimize müdahale ederek şekillendirmesinden kaçınma şansımız olmuyor. Çoğumuz bu şekillendirmeyi kıramıyor, onların istediği gibi-onların çıkarına uygun olduğu gibi yaşıyor, haracını veriyor, ölüp gidiyor. Çok azımız perdeyi biraz aralayabiliyor, gördüklerini diğerlerine anlatmaya çalışıyor, ama sistemin efendileri kölelerini çoktan çatlak seslere karşı şerbetlemiş, böyleleri hemen terörist ilan ediliyor, vurun kahpeye diye şu veya bu şekilde sesi kesiliyor.
Bu tür toplumsal şartlandırmalarda din-ırk-milliyet-devlet-ahlak patternleri çok işe yarıyor. Bilgiye dayanan mantıksal dayanaklar, yerini toplumda geçerli kılınan hamasi-hayali dayanaklara bırakıyor. Böylece gerçekte saçma sapan olan gelenekler, ahlak kuralları bile yüzyıllarca toplumdaki yerini koruyabiliyor.
Bu şartlandırmalarla büyüyen bir insan türünün beyni, gerek bilgiyi depoladığı nöron gerekse bilgiler arasındaki ilişkiyi kurduğu sinaps üretiminde olumsuz etkileniyor. Kişinin karar mekanizmasında etkili olan dayanaklar bilgiye göre değil geleneklere göre oluştuğu için kararlarını geleneklere uygun olacak şekilde, yani ona öğretildiği şekilde veriyor.
Bu tam da iktidarı elinde tutan güç merkezlerinin istediği bir şey, öyle değil mi?
Kişinin bu şartlandırmayı üzerinden atması gerçekten çok zor. Çünkü onun doğru-yanlış kavramlarının dayanakları bilerek-isteyerek taammüden yanlış oluşturulmuş. Bu da yetmemiş, geriye ket vurma da var, aksini söyleyenin düşman-vatan haini-kafir-din düşmanı-ırz düşmanı-Israil dölü olduğu belletilmiş.
--/--
Peki bu şartlandırmaları kıranlar tüm şartlandırmalardan kendilerini sıyırabilir mi?
Sıyıramayabilir. Ancak herhangi bir ahlak-etik-hukuk-gelenek maddesi üzerinde yeterince düşünürse bunun şartlandırma olup olmadığını anlayabilir.
Sevgiler
Sevgili Enketum,
İnsan olarak doğduğumuz andan ergenliğe kadar geçen süreçte bakıma muhtaç yaşamak zorunda olan bir türüz. Her ne kadar düşünsel özelliklerimiz diğer türlerden açıkça üstün olsa da, bakıma muhtaç olarak geçirilen süre içinde alienin-toplumun-devletin bizim düşünce sistemimize müdahale ederek şekillendirmesinden kaçınma şansımız olmuyor. Çoğumuz bu şekillendirmeyi kıramıyor, onların istediği gibi-onların çıkarına uygun olduğu gibi yaşıyor, haracını veriyor, ölüp gidiyor. Çok azımız perdeyi biraz aralayabiliyor, gördüklerini diğerlerine anlatmaya çalışıyor, ama sistemin efendileri kölelerini çoktan çatlak seslere karşı şerbetlemiş, böyleleri hemen terörist ilan ediliyor, vurun kahpeye diye şu veya bu şekilde sesi kesiliyor.
Bu tür toplumsal şartlandırmalarda din-ırk-milliyet-devlet-ahlak patternleri çok işe yarıyor. Bilgiye dayanan mantıksal dayanaklar, yerini toplumda geçerli kılınan hamasi-hayali dayanaklara bırakıyor. Böylece gerçekte saçma sapan olan gelenekler, ahlak kuralları bile yüzyıllarca toplumdaki yerini koruyabiliyor.
Bu şartlandırmalarla büyüyen bir insan türünün beyni, gerek bilgiyi depoladığı nöron gerekse bilgiler arasındaki ilişkiyi kurduğu sinaps üretiminde etkili oluyor. Kişinin karar mekanizmasında etkili olan dayanaklar bilgiye göre değil geleneklere göre oluştuğu için kararlarını geleneklere uygun olacak şekilde, yani ona öğretildiği şekilde veriyor.
Bu tam da iktidarı elinde tutan güç merkezlerinin istediği bir şey, öyle değil mi?
Kişinin bu şartlandırmayı üzerinden atması gerçekten çok zor. Çünkü onun doğru-yanlış kavramlarının dayanakları bilerek-isteyerek taammüden yanlış oluşturulmuş. Bu da yetmemiş, geriye ket vurma da var, aksini söyleyenin düşman-vatan haini-kafir-din düşmanı-ırz düşmanı-Israil dölü olduğu belletilmiş.
--/--
Peki bu şartlandırmaları kıranlar tüm şartlandırmalardan kendilerini sıyırabilir mi?
Sıyıramayabilir. Ancak herhangi bir ahlak-etik-hukuk-gelenek maddesi üzerinde yeterince düşünürse bunun şartlandırma olup olmadığını anlayabilir.
Sevgiler
Sevgili Şüpheci Dinsiz,
Teşekkürler yanıtınız için.
Anladığım kadarıyla çevresel etkenlerin yönlendirmesine ağırlık veriyorsunuz. Söylediklerinizde haklısınız, fakat bu benim birinci alt soruma tam bir yanıt vermiyor. Mistik düşünce yapısı doğumsal mıdır? Hadi, yaratıcıya inananlar için farklı bir şekilde de sorayım: insan yaradanı hissetmek üzere mi yaratılmıştır, kodlanmıştır? Bazıları yaradanı tarafından istisna olarak bırakılıp, kalbi ta en baştan mühürlenmiş midir? Bu sorunun yanıtına göre başka sorular sorulabilir ancak. İnanan arkadaşlarımızın da katkılarını bekliyorum inançlarının ışığı altında.
Bahsettiğiniz şartlara doğduk hepimiz, kimimiz yön değiştirdi bir şekilde. Bu yön değişikliği yapanların bu konudaki deneyimleri, düşünerek yönünü değiştirmeyenlerin deneyimlerinden çıkarttığı sonuçlar paylaşılsın isterim sorumun altında. Bilimsel verilere dayanması şart değil paylaşımların.
Sevgiler, saygılar ile...
Ahlaksız
08-02-2020, 23:37
a- Mistik dusunce yapisi dogumsal midir?
b- Sonradan degisebilir mi cevresel etkilere maruz kalarak?
Sn.enketum;mistik düşünceden kastınız sufizm mi?Eğer öyleyse,bunun ve benzeri tüm zırvaların doğumla alakası yoktur..Bizi her anlamda belirleyen,ortaya koyan genlerin içinde böyle mistik veya ateist veya literalist düşüncelere yer yoktur..
Gen tabi ki düşünmemize etki eder ama çevre de çok önemlidir..Doğduğunuz çevre,büyüdüğünüz çevre,mevcut genlerinizin etkin olmasına engel olabilir..
Sn.enketum;mistik düşünceden kastınız sufizm mi?Eğer öyleyse,bunun ve benzeri tüm zırvaların doğumla alakası yoktur..Bizi her anlamda belirleyen,ortaya koyan genlerin içinde böyle mistik veya ateist veya literalist düşüncelere yer yoktur..
Gen tabi ki düşünmemize etki eder ama çevre de çok önemlidir..Doğduğunuz çevre,büyüdüğünüz çevre,mevcut genlerinizin etkin olmasına engel olabilir..
Sufizm ile sınırlı tutmuyorum, değil. Genlerde düşünce yok tabii, ama düşünmeyi sağlayan organı da genler şekillendirir.
Şüpheci Dinsiz
09-02-2020, 08:37
Sevgili Enketum,
Sevgili Şüpheci Dinsiz,
Teşekkürler yanıtınız için.
Anladığım kadarıyla çevresel etkenlerin yönlendirmesine ağırlık veriyorsunuz. Söylediklerinizde haklısınız, fakat bu benim birinci alt soruma tam bir yanıt vermiyor. Mistik düşünce yapısı doğumsal mıdır? Hadi, yaratıcıya inananlar için farklı bir şekilde de sorayım: insan yaradanı hissetmek üzere mi yaratılmıştır, kodlanmıştır? Bazıları yaradanı tarafından istisna olarak bırakılıp, kalbi ta en baştan mühürlenmiş midir? Bu sorunun yanıtına göre başka sorular sorulabilir ancak. İnanan arkadaşlarımızın da katkılarını bekliyorum inançlarının ışığı altında.
Bahsettiğiniz şartlara doğduk hepimiz, kimimiz yön değiştirdi bir şekilde. Bu yön değişikliği yapanların bu konudaki deneyimleri, düşünerek yönünü değiştirmeyenlerin deneyimlerinden çıkarttığı sonuçlar paylaşılsın isterim sorumun altında. Bilimsel verilere dayanması şart değil paylaşımların.
Sevgiler, saygılar ile...
Yılan korkusunu, karanlık korkusunu, anne memesini bulma güdüsünü genetik olarak nakledilen bilgiye örnek olarak verebiliriz. Ama mistik inançlara yatkınlığın bence başka bir sebebi var: bilme, isimlendirme ihtiyacımız.
Tehlikelerden sakınmaya, böylece hayatta kalmaya eğilimli bir yapıya sahibiz. Tehlikeyi tanımak, kaynağını-karakterini bilmek bizim için çok önemli. Bu sayede önlem alıp sakınabileceğiz. Mecburen, ya araştırıp olayı tanımaya çalışıyoruz, ya uyduruyoruz.
Diyelim ki çok eski tarihte materyalist bir avcı grup olarak ormanda yürüyoruz, o sırada deprem oldu, ayağımızın altındaki toprak şiddetle sallandı, biraz uzağımızda toprak yarıldı, müthiş bir ses oldu, ağaçlar sallandı bazıları kırıldı, devrildi. Çok korktuk kaçtık, tanık olduğumuz şeyi kabilemize nasıl anlatırdık?
Neyin sebep olduğunu görmedik ki bir isim verelim. Dev bir hayvandı, bam bam yürüyordu, bastığı yer çöküyordu, çarptığı ağaçlar yıkılıyordu diyemeyiz, çünkü kendisini de ayak izlerini de görmedik, olsa olsa yer altında yaşayan dev bir hayvan uykusundan uyandı, öbür tarafına döndü, tekrar uyuyakaldı diyebiliriz.
Yürüyen avcı grup havayı-yeri-suyu kontrol eden güçlerin olduğu inancına sahipse, tanık oldukları depremi mutlaka bu güçlerden birine-birkaçına bağlayacaktır. Bir prof. geçtiğimiz hafta olan Elazığ depremi için "çocuk evliliklerine engel olunduğu için deprem oldu" dedi örneğin. Düzce-Gölcük depremleri için de "subaylar içki içtikleri için oldu" demişlerdi.
Beyninde karar merkezlerindeki dayanakları bilgiye dayanan kişiler olaylara doğal açıklamalar getirme eğilimindeyken, dayanakları mistik şartlandırmalara dayanan kişiler elbette metafizik açıklamalar getirme eğiliminde oluyor.
Sevgiler
Biraz daha değişik sorayım aynı soruyu. Ezici çoğunluk mistik düşünce kalıplı bir beyne sahip olduğuna göre, bu eğilim bize doğanın veya -kabul edenler için- yaratıcının bir hediyesi midir? Bu kalıp yaşamı sürdürmeyi kolaylaştırıcı olabilir mi insanlar için? Herhangi bir şeye baştan inanabiliyor olmak bilinmeyeni bilme arzusuna karşı, ve böylece bilinmeyenin bilinemez olduğu durumlarda bilememenin yarattığı baskıya karşı rahatlatıcı değil mi?
Ahlaksız
09-02-2020, 13:35
Biraz daha değişik sorayım aynı soruyu. Ezici çoğunluk mistik düşünce kalıplı bir beyne sahip olduğuna göre, bu eğilim bize doğanın veya -kabul edenler için- yaratıcının bir hediyesi midir? Bu kalıp yaşamı sürdürmeyi kolaylaştırıcı olabilir mi insanlar için? Herhangi bir şeye baştan inanabiliyor olmak bilinmeyeni bilme arzusuna karşı, ve böylece bilinmeyenin bilinemez olduğu durumlarda bilememenin yarattığı baskıya karşı rahatlatıcı değil mi?
Sn.enketum;mistik düşünceli bir beyin olamaz..
Beyin denilen organ,doğum anında tamamlanmış bir organ değildir..İlk 6-7 sene beyin için çok önemlidir..Beyin bu süreçte oluşumunu tamamlar,gelişimini de 30 yaşına kadar devam ettirir..
Bu din ve evrim konusu merak uyandırıcı,önemli bir konu..
Okumadım ama şöyle kalın bir kitap okumak lazım;
https://www.dr.com.tr/Kitap/Insan-Evriminde-Din/Arastirma-Tarih/Sosyoloji/urunno=0001719476001
Sn.enketum;mistik düşünceli bir beyin olamaz..
Beyin denilen organ,doğum anında tamamlanmış bir organ değildir..İlk 6-7 sene beyin için çok önemlidir..Beyin bu süreçte oluşumunu tamamlar,gelişimini de 30 yaşına kadar devam ettirir..
Bu din ve evrim konusu merak uyandırıcı,önemli bir konu..
Okumadım ama şöyle kalın bir kitap okumak lazım;
https://www.dr.com.tr/Kitap/Insan-Evriminde-Din/Arastirma-Tarih/Sosyoloji/urunno=0001719476001
Öyle hemen olamaz dememek gerek. Beynin gelişimi sizin dediğiniz gibi olmuyor aslında, ama zaten bu önemli değil buradaki konuda. İletim hızının zamanla artıyor olması nöronlardaki temel kimyasal işlevleri değiştirmiyor. Daha zeki olmaktan/zekadan da bahsetmiyorum zaten. Vakit bulunca/buldukça yazacağım kısa kısa. Bu arada başka katkılar da olur umarım konuya.
Ahlaksız
10-02-2020, 21:52
Öyle hemen olamaz dememek gerek. Beynin gelişimi sizin dediğiniz gibi olmuyor aslında, ama zaten bu önemli değil buradaki konuda. İletim hızının zamanla artıyor olması nöronlardaki temel kimyasal işlevleri değiştirmiyor. Daha zeki olmaktan/zekadan da bahsetmiyorum zaten. Vakit bulunca/buldukça yazacağım kısa kısa. Bu arada başka katkılar da olur umarım konuya.
OLAMAZ..Kesin yani..
Beyin denilen organ,doğum anında bir düşünceyle filan ortaya çık(a)maz..
Düşünce dediğimiz şey,zamanla oluşur..
Beynin içeriğindeki nöronlar arasındaki bağlantı zamanla olur..
Beynin doğum sonrası gelişimi yıllar sürer ve bu süreçte nöronlar arasındaki bağlantılar oluşur..Yani bir çocuğun inançlı veya inançsız olmasının nedeni,çevresindeki insanların ta kendisidir..
OLAMAZ..Kesin yani..
Beyin denilen organ,doğum anında bir düşünceyle filan ortaya çık(a)maz..
Düşünce dediğimiz şey,zamanla oluşur..
Beynin içeriğindeki nöronlar arasındaki bağlantı zamanla olur..
Beynin doğum sonrası gelişimi yıllar sürer ve bu süreçte nöronlar arasındaki bağlantılar oluşur..Yani bir çocuğun inançlı veya inançsız olmasının nedeni,çevresindeki insanların ta kendisidir..
Beyin ve sinirlerle mesleğim gereği uğraşıyorum. Karmaşık terminoloji kullanmadan, kısa ve basitçe anlaşılır olma isteğindeyim, benden kaynaklı nedenlerle bu her zaman mümkün olamasa da.
Başta çok temel bir bilgi vermiştim, kopyalayayım: Beynin noronal yapisi, sayisi ve sinapslari, bunlara destek olan cevrelerindeki dokunun vasiflari hareket ve duyu ile ilgili sistemleri etkiledigi gibi, bilissel fonksiyonlari da direkt olarak etkileyecektir. Dogumda noron sayimiz bellidir, yaslandikca azalir. Sinaps (noronlar arasi olan kastedilmektedir) sayilari ve yeni olusumlari ihtiyaca gore degiskenlik gosterebilir. Bu bölüm anlaşılır ve itiraz yoksa, bu temel akılda tutularak devam edelim.
Beyin iş görmek (düşünce üretmek işlerinden birisidir) için olgunlaşmayı beklemez, öyle bir bilinci yoktur. İçinde olup bitenler bildiğimiz basit kimyasal olaylardır, bunların da bir bilinci yoktur. Belki daha iyi - mükemmel düşünme işi için o dediğiniz zamana ihtiyaç olabilir (ki bazen anatomik olarak, çevresel olumlu etmenler olsa dahi bile zaman içinde bu olgunluğa ulaşma her durumda mümkün ol(a)maz) Sn. Ahlaksız. Bir fetüsün merkezi sinir sistemi donanımı bile düşünme işini yapabilecek kapasitededir. Doğan bebek, daha beyni tam gelişmemiş olsa da büyümekte olan çocuk düşünür. Beyni anatomik olarak yeterince olgunlaşmış olmasına rağmen, mesela, ortalamanın altında bir zeka düzeyine ulaşabilmiş bir birey de düşünür. Bilmem anlatabildim mi?
Yeni bir konu acmak yerine buradan devam etmek istedim. evrensel-insan'i da anmis olalim bir defa daha. Yoneticiler arzu ederse yeni bir basliga tasiyabilirler.
Sorum: Mistik dusunce kalipli bir beyin ogrenme ile bu kalibin disina tamamen cikmayi basarabilir mi?
Dogustan gelen, genlerimizin belirledigi bedensel ozelliklerimizin dusunme sureclerimize de yansidigini kabul ederim. Beynin noronal yapisi, sayisi ve sinapslari, bunlara destek olan cevrelerindeki dokunun vasiflari hareket ve duyu ile lgili sistemleri etkiledigi gibi, bilissel fonksiyonlari da direkt olarak etkileyecektir. Dogumda noron sayimiz bellidir, yaslandikca azalir. Sinaps (noronlar arasi olan kastedilmektedir) sayilari ve yeni olusumlari ihtiyaca gore degiskenlik gosterebilir.
Iki cesit insan vardir: iyi olanlar ve kotuler. Bu siniflamada oldugu ben de insanlari iki sinifa ayiririm: mistik olanlar ve olmayanlar. Bastaki sorum ile bagintili olarak alt sorularim sunlar:
a- Mistik dusunce yapisi dogumsal midir?
b- Sonradan degisebilir mi cevresel etkilere maruz kalarak?
Simdilik bu sorularla baslamak yeterli olacak kanisindayim. Umuyorum ilgi ceker ve katki saglayacak olanlar cikar hem bilgi, hem de deneyimleriyle, her ne kadar buradaki ana konu sagir kalmis gorunse de.
Sezgilerimiz, tamamen dogumsal ve genetik potansiyel,kokeni ise icgudu. Bunun dinsel inancli olma, olmama vb. konularla direk bir ilgisi yok gibi.Tipki anne rahmindeki edindigimiz surecin, bizim ilerideki muzik anlayisimizi sekillendiremeyecegi gibi. Tini kavramini primitif sekilde orada edinsek de, dogum sonrasi ve yetiskinlik vs. donemlerde kendi zevkimiz ve tercihlerimiz babinda akiyor. Kaldi ki sezgi de bilissel kavrayisin bir unsuru.
Iyilik ve kotuluk ise gorecelidir. Buna iliskin sezgisel olmayan/olan seklinde bakis acisi tartisilir.
Ahlaksız
12-02-2020, 18:57
Sn.enketum;insanların çoğunluğunun mistik düşünceli bir beyne sahip olduğunu veya mistik düşünceye eğilimli bir beyne sahip olduğunu söylüyorsunuz..Ben de buna itiraz ediyorum..Niye?
Beyin 3 kısımdan oluşuyor..Sürüngen beyin,limbik beyin ve neokorteks beyin..
Sürüngen beynimiz en altta bulunuyor ve vücut sıcaklığı,solunum gibi şeyleri sağlıyor..
Limbik beyin,bu sürüngen beyni sarıyor ve duyguları kontrol ediyor..(memeli beyni)
Neokorteks veya serebrum denilen beyin ise,alttaki bu iki beyni sarıyor ve dil,soyut düşünce,hayal gücü ve bilinçten sorumlu..(primat beyni)
Yeni doğan bir çocuğun neokorteksi,yani primat beyni ortaya çıkmış mıdır?Bu soruma bir cevap alabilirim..
Geçen sene bu konuda biraz yazmıştım;
https://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=633248&postcount=23
Ayrıca ''İçinde olup bitenler bildiğimiz basit kimyasal olaylardır, bunların da bir bilinci yoktur.'' demişsiniz..Madem beynin bir bilinci yok,o halde ''mistik düşünceli beyin'' nasıl oluyor?
Diğer konu da,nöronlar..Beynimizde 100 milyar nöron var..Bilgi dediğimiz şey de,sinapslar aracılığıyla değil de,dendritler aracılığıyla ortaya çıkıyor ve 1 nöronda 10.000'den fazla dendrit var..Dendritlerin (bilgi) oluşması için de,önceden bildiğimiz şeylerle bağlantı kurmaya veya tekrarlamaya ihtiyacımız var..
Dendrit,bilgi,düşünce,tekrar..Bunlar anne karnında olabilir mi?Hepsi doğumdan sonra belli şeylerin tekrar tekrar yapılması veya ödül/ceza mekanizması sayesinde beynimize kazınır..Bu da neokorteksimizin gelişimini,yani primat beynimizin gelişimini sağlar..
Dipnot:Ben de uzman filan değilim..Okuduğum bir kitaptan kopya çekiyorum,o kadar..:)
Sn.enketum;insanların çoğunluğunun mistik düşünceli bir beyne sahip olduğunu veya mistik düşünceye eğilimli bir beyne sahip olduğunu söylüyorsunuz..Ben de buna itiraz ediyorum..Niye?
Beyin 3 kısımdan oluşuyor..Sürüngen beyin,limbik beyin ve neokorteks beyin..
Sürüngen beynimiz en altta bulunuyor ve vücut sıcaklığı,solunum gibi şeyleri sağlıyor..
Limbik beyin,bu sürüngen beyni sarıyor ve duyguları kontrol ediyor..(memeli beyni)
Neokorteks veya serebrum denilen beyin ise,alttaki bu iki beyni sarıyor ve dil,soyut düşünce,hayal gücü ve bilinçten sorumlu..(primat beyni)
Yeni doğan bir çocuğun neokorteksi,yani primat beyni ortaya çıkmış mıdır?Bu soruma bir cevap alabilirim..
Ayrıca ''İçinde olup bitenler bildiğimiz basit kimyasal olaylardır, bunların da bir bilinci yoktur.'' demişsiniz..Madem beynin bir bilinci yok,o halde ''mistik düşünceli beyin'' nasıl oluyor?
Diğer konu da,nöronlar..Beynimizde 100 milyar nöron var..Bilgi dediğimiz şey de,sinapslar aracılığıyla değil de,dendritler aracılığıyla ortaya çıkıyor ve 1 nöronda 10.000'den fazla dendrit var..Dendritlerin (bilgi) oluşması için de,önceden bildiğimiz şeylerle bağlantı kurmaya veya tekrarlamaya ihtiyacımız var..
Dendrit,bilgi,düşünce,tekrar..Bunlar anne karnında olabilir mi?Hepsi doğumdan sonra belli şeylerin tekrar tekrar yapılması veya ödül/ceza mekanizması sayesinde beynimize kazınır..Bu da neokorteksimizin gelişimini,yani primat beynimizin gelişimini sağlar..
Dipnot:Ben de uzman filan değilim..Okuduğum bir kitaptan kopya çekiyorum,o kadar..:)
Sn. Ahlaksiz,
Uzman olmaniz gerekmez, uzmanlik duzeyinde bir tartisma yapmiyoruz bu konuda. Anlasilabilir olup anlasmak yeterli, deneyimlerden yola cikarak bireysel ornekler verilmesi dahi guzel olur. Farkli bakislar, deneyimler katki saglar. Tabii nihai bir hedefim var sonucta ulasmayi planlamis oldugum, ama mantik icinde fikir cimnastigi ile devam ederek varilmali. Ders vermek ise haddim degil. Zaten beceremem. Eglenceli olsun istiyorum ilgilenen herkes icin.
Anatomi ve fizyolojisine derinleme girmeden devam edelim. Isimlendirdiginiz beyin katmanlari var dogumda ve buralardaki noron sayisi dogumda belli, miyelinlesme ile sayisi artmaz , hacim ve agirligi artar beynin, miyelin sadece ileti hizini arttirir, kullanilan enerji konusuna girmeyecegim. 100 milyar noron abartili rakam. Her bir noronun 10 bin dendriti yok, 1 akson-1 dendritten tesekkul noronlar da var. Dusunme isi ile ogrenme, bilgi depolama/hafiza (kayit) farkli seyler. Primitif beyin primitif olarak hala dusunme isi yapabilir, primitif dusunceler ortaya koyar (bakin etrafiniza, cok sayida ornek bulmaniz mumkun). Henuz sinir sistemi yeterince olgunlasmamis, henuz konusamayan bir cocugun istedigi bir nesneyi eliyle isaret ederek istemesinin bir icgudu kaynakli hareket veya bir refleks olmadigini, dusunme sonucu ortaya cikan bir hareket oldugunu dusunebilirsiniz kolayca. Ayrica, mesela, 10 bin yil onceki atalarimiz bugun bizim kaydettigimiz kadar bilgiye sahip degillerdi, fakat sanmayin ki dusunme kapasiteleri bizden azdi (o gun ve bugunun ortalama insan kapasitesi kiyaslanirsa).
Beynin kendisi mistik dusunceli olmuyor. Buna karar verecek bir bilinci yok. Icinde kimyasal olaylarin suregeldigi bir makine gibi dusunun. Beynin bir beyni yok ki "ben su sekilde dusuneyim" kararina varsin. Imkanlari dahilinde az veya cok is uretiyor, o kadar. Dusunme isi de ustun vasifli olmak zorunda degil (yine etrafinizdaki bireyleri inceleyin ornekleme icin). Sonucta elinde olan imkanlari kadar uretiyor isi. Her beynin imkanlari (noron sayisi, bunlarin fonksiyon kabiliyeti, diger noronlarla kurdugu baglantilar, etraflarindaki destek olan doku, kanlanma dereceleri, kullanabilecekleri oksijen ve enerji icin glukoz, vs) ayni degil, boylece is uretme kapasiteleri de ayni degil.
Bu ustteki konularda anlasabilirsek, beyinlerimiz nasil ve neden mistik dusunmeye egilimli konusuna gecebiliriz umuyorum. Sadece dindarlik egilimi olarak almayin mistik (icinde -magical-sihirsel-buyusel-mucizesel) kalipli dusunmeyi lutfen.
Saygilar...
Ahlaksız
12-02-2020, 22:33
Sn. Ahlaksiz,
Uzman olmaniz gerekmez, uzmanlik duzeyinde bir tartisma yapmiyoruz bu konuda. Anlasilabilir olup anlasmak yeterli, deneyimlerden yola cikarak bireysel ornekler verilmesi dahi guzel olur. Farkli bakislar, deneyimler katki saglar. Tabii nihai bir hedefim var sonucta ulasmayi planlamis oldugum, ama mantik icinde fikir cimnastigi ile devam ederek varilmali. Ders vermek ise haddim degil. Zaten beceremem. Eglenceli olsun istiyorum ilgilenen herkes icin.
Anatomi ve fizyolojisine derinleme girmeden devam edelim. Isimlendirdiginiz beyin katmanlari var dogumda ve buralardaki noron sayisi dogumda belli, miyelinlesme ile sayisi artmaz , hacim ve agirligi artar beynin, miyelin sadece ileti hizini arttirir, kullanilan enerji konusuna girmeyecegim. 100 milyar noron abartili rakam. Her bir noronun 10 bin dendriti yok, 1 akson-1 dendritten tesekkul noronlar da var. Dusunme isi ile ogrenme, bilgi depolama/hafiza (kayit) farkli seyler. Primitif beyin primitif olarak hala dusunme isi yapabilir, primitif dusunceler ortaya koyar (bakin etrafiniza, cok sayida ornek bulmaniz mumkun). Henuz sinir sistemi yeterince olgunlasmamis, henuz konusamayan bir cocugun istedigi bir nesneyi eliyle isaret ederek istemesinin bir icgudu kaynakli hareket veya bir refleks olmadigini, dusunme sonucu ortaya cikan bir hareket oldugunu dusunebilirsiniz kolayca. Ayrica, mesela, 10 bin yil onceki atalarimiz bugun bizim kaydettigimiz kadar bilgiye sahip degillerdi, fakat sanmayin ki dusunme kapasiteleri bizden azdi (o gun ve bugunun ortalama insan kapasitesi kiyaslanirsa).
Beynin kendisi mistik dusunceli olmuyor. Buna karar verecek bir bilinci yok. Icinde kimyasal olaylarin suregeldigi bir makine gibi dusunun. Beynin bir beyni yok ki "ben su sekilde dusuneyim" kararina varsin. Imkanlari dahilinde az veya cok is uretiyor, o kadar. Dusunme isi de ustun vasifli olmak zorunda degil (yine etrafinizdaki bireyleri inceleyin ornekleme icin). Sonucta elinde olan imkanlari kadar uretiyor isi. Her beynin imkanlari (noron sayisi, bunlarin fonksiyon kabiliyeti, diger noronlarla kurdugu baglantilar, etraflarindaki destek olan doku, kanlanma dereceleri, kullanabilecekleri oksijen ve enerji icin glukoz, vs) ayni degil, boylece is uretme kapasiteleri de ayni degil.
Bu ustteki konularda anlasabilirsek, beyinlerimiz nasil ve neden mistik dusunmeye egilimli konusuna gecebiliriz umuyorum. Sadece dindarlik egilimi olarak almayin mistik (icinde -magical-sihirsel-buyusel-mucizesel) kalipli dusunmeyi lutfen.
Saygilar...
Sn.enketum,beyinlerimiz nasıl ve neden mistik düşünmeye eğilimli?
Sn.enketum,beyinlerimiz nasıl ve neden mistik düşünmeye eğilimli?
Bu konunun psikolojisi epeyce karmasik olmasina karsin, ben ancak basit akil yurutebilebildigim ve dogumsal olarak klavye kullanarak yazabilme ozurlu oldugum icin kisa ve basit devam edecegim.
Var olmak ve bunu idame ettirebilmek yeterince anksiyete sebebidir. Bir de bunun ustune yasamin sonlu oldugu farkedilip yok olup gitme (artik var olamama) anksiyetesi eklenmektedir. Yasayan organizmalar icin hazza yonelme (acidan kacinma bir diger acidan) temel icgudusel davranis kalibidir. Asiri bir ornek olarak: "agir depresyonlu bir bireyin bu depresyonun verdigi acidan kacinmak icin yasamina son vermesi" dusunulebilir, her ne kadar catismali olarak gorulebilse de varligin idamesi ile.
Icine dogdugumuz aile ve toplumun yargilari ve baskisi secimlerimizde (ve baska bir secim yapamamizda) cok etkilidir elbette. Bu yargilari kabul etmek catismasiz bir ortam ve sonucta uyumlu ve huzurlu bir yasam saglar. Aksi davranis yol acacagi aci nedeniyle temel icgudusel davranis kalibimiza aykiridir. Kim sikinti ve aci ister ki huzur ve rahatlik diger tarafta dururken? Bu boyleyken, ancak, toplum icinde cok kucuk bir aykiri azinlik fazladan aci cekmeleri soz konusu oldugu halde bu dongunun disina cikar yine de. Bu aykiri azinligin ya akillari ile bir zorlari vardir, ve yahut bunlar deli, aptal veya barudi'nin dedigi gibi "geri zekali" olmayip toplumun agir ekseriyetinden bir farklari vardir. Eger boyleyse, nereden kaynaklanmaktadir bu fark?
5 milyar insan her seye muktedir bir tek tanri fikrini makul ve mantikli bulmakta gunumuzde. Bu her seye muktedir ve hic bir seye ihtiyaci olmayan tanrinin bilinmek istedigi icin insanlari yarattigina inanmakta hic zorluk cekmemekteler. Bu mukemmel duzenli(!) evrenin kendi kendine olamayacagini, bir yaraticisinin olmasi gerektigini dusunebilmekte, fakat evreni "ol" emriyle (aninda veya 6 gunde) yaratabilecek, yarattigi evrenden cok daha mukemmel bir yaraticinin kendi kendine olabilmesinde hic bir beis gormemektedirler. Bias muhtesem, fakat beis yok! Sineklerin, hadi nazik olalim, les ile iliskisi ile benzer olan 5 milyar insanin yanilmis olamayacagi absurd fikri de bu kisilere rahatlik verebilmekte kolaylikla. Nasil mumkun olabilir bu mantik disilik? 5 milyar beyin sahibi insandan bahsediyoruz.
Mistik dusunebilme yetenegi bu semavi inanc sahipleriyle sinirli degil. Dinsel inanc sahibi olmaktan bagimsiz olarak insanlar sansa, ugura/ugursuzluga, evrenin bir adalet bilinci olduguna, karmaya, sihre/buyuye, fala/astrolojiye vb gibi envai cesit farkli rasyonaliteden uzak olguya inanmaktalar. Hepsi beyin sahibi bu insanlar. Peki bu nasil mumkun olabiliyor? Dogal mi bu dusunus?
Burada durup bu sorulara cevaplarinizi, yapmis olabilecegim hatali fikir yurutmelerime karsi elestiri/itirazlarinizi dinlemek isterim.
Ahlaksız
13-02-2020, 16:21
Sn.enketum;bizi biz yapan şey,neokorteks denilen şey..Beynimizin büyük bölümü bu şeyden ibaret ve bu şey,doğumdan sonra oluşmaya başlıyor..Bu şey de,bizim düşüncelerimizi,dilimizi veya hayal gücümüzü oluşturuyor..
Yani beynimizin neokorteks denilen bölgesi olmadan düşünemeyiz,konuşamayız,hayal kuramayız..
İnanç denilen şey,bize doğum sonrasında çevremiz tarafından empoze edilir..Biz inanca dair bir bilgiyle Dünya'ya gelmeyiz..Bu söylediğimi,neokorteksin doğum öncesi var olmadığı gerçeğine dayandırıyorum..
Her canlı gibi,biz de yaşadığımız ortama uyum sağlamakla adeta görevliyiz..Uyum çok önemli..!
Dediğiniz gibi anksiyete denilen şeyle baş etmek için,bir şey yapmamız lazım;çünkü anksiyete öyle hafife alınacak bir şey değil..
Atalarımız bunu zamanında yapmışlar..Mesela Yahudiler sürekli acı çekerken,bu acıyı anlamlandırmaya çalışmışlar..Acı çekmelerinin nedenini,kendi hatalarına değil de,babalarının/dedelerinin hatalarına bağlamışlar..Böyle yaparak içinde bulundukları anksiyeteden kurtulmaya çalışmışlar ve bunda başarılı da olmuşlar..
Yani acıyı bir başka yere havale etmek,acıyı dindirir..
Yalnız bunu,beynimizin bir meyili/eğimi ya da beynimizin bir özelliği olarak görmemek lazım..Beyin bunu çevresinden öğreniyor..Acılarınızdan nasıl kurtulmanız gerektiğini,size çevreniz gösterir..Türkiye'deki beyinler/büyükler,yeni doğan çocuklara Allah'ı öğretirler ki,bu çocuk büyüyünce yaşadığı çevrede anksiyete sorunu çekmesin,yalnız kalmasın,sosyalleşsin,mutlu olsun diye..Bu bir ''uyum'' işte..
Homo sapiensin yetişkinleri,küçük yavrularına yaşadıkları ortama nasıl uyum sağlayacaklarını gösterirler..Yeni doğan ve neokorteksi olmayan çocuklar da,bu lanse edilen bilgilerle,yaşadıkları ortama uyum sağlarlar..Bu yüzden Dünya'da MİLYARLARCA inançlı insan var..
Tekrar edecek olursam;inanç neokorteksin içinde oluşur..Burada şu soru sorulabilir;
''Aslında düşünememe anlamına gelen inanç,nasıl oluyor da düşünmemizi sağlıyan neokorteksle ilişkilendirilebiliyor?''
Çünkü düşünmememizi(inanmamızı) isteyen çevremiz,aslında düşünmemizi sağlıyor..Çevremizin bizden bir şeye inanmalarını istemeleri,aslında o konuda bir düşünce/fikir sahibi olmamızı istemeleri anlamına gelir..
Sn. Neva ve Ahlaksiz, tesekkurler katiliminiz icin. Iyi anlatamadigimi dusunuyorum konuyu.
Sn. Neva, sezgi farkli bir konu olarak tartisilabilir. Anlatmaya calistigim sey farkli. Sezerek muhakeme yapmiyoruz, dusunerek oluyor. Sezgi dedigimiz sey de irrasyonel, hic bir anlamli temele dayanmaz, eger sezgilere dayali hukum verilirse bu da rasyonel sayilmaz. %50 ihtimal var sonucta tesadufen sezdiginizi dusundugunuz ihtimalin gerceklesmesi icin. Batil inanciniz yoksa sezme isine deger vermezsiniz eger mistik bir yaniniz yoksa (buradaki siz genelleme).
Aslinda yazma ve konusma ozurlu oldugumdan tekrarlayan yazmalari gerektirdigi icin bir konu acma planim olmadigini, bunu Sn. Ilahimasal"in ona mistik dedigimi dusunerek alinganlik gostermesinin bir sonucu olarak kararlastirdigimi burada soylemem gerek. https://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=643567&postcount=102 Gidecegimiz yerlerden birinin de ipucu olarak: ateist olmaniz halen mistik yanlarinizin olmadigini gostermez...
Bu anatomik bolgeler, neokorteks kismi biraz daha anlamaya muhtac gibi gorunuyor, on yargi ve/veya bilgi eksikligi var gibi bir miktar Sn. Ahlaksiz. Beyne hakettiginden fazla deger verilmemeli, kisimlari dahil. Cogu isi otomatige baglamis bilinc sahibi olmayan bir organ iste, mukemmel falan degil. Illuzyon/algi yanilmasi ve hallusinasyon hep beynimize borclu oldugumuz eglenceler. https://en.wikipedia.org/wiki/Human_brain#Development orta duzeyde baslangic bilgisi icin. Turkcesi cok kit ve yetersiz olmus maalesef.
Bu da ek: https://en.wikipedia.org/wiki/Cognition
Saygiyla...
Ahlaksız
13-02-2020, 20:47
Gidecegimiz yerlerden birinin de ipucu olarak: ateist olmaniz halen mistik yanlarinizin olmadigini gostermez...
Sn.enketum;ateist olmak demek,tamamen beyninize empoze edilen mistik kalıplardan kurtulmak demektir..Ateist kişinin havsalasında mistisizm/inanç/din/mitoloji yoktur,olamaz da..
Her insan da doğum anında ateisttir..Yani inançsızdır..İnanç denilen şey,doğumdan sonra beynimize çevremiz tarafından zorla sokulur..Ateist kişi,bu beyne zorla sokulan bilgilerden kurtulan kişidir..
Bu anatomik bolgeler, neokorteks kismi biraz daha anlamaya muhtac gibi gorunuyor, on yargi ve/veya bilgi eksikligi var gibi bir miktar Sn. Ahlaksiz. Beyne hakettiginden fazla deger verilmemeli, kisimlari dahil. Cogu isi otomatige baglamis bilinc sahibi olmayan bir organ iste, mukemmel falan degil.
Beyin mükemmel demedim,bilakis beynin (neokorteks) doğumdan sonra yıllar sürecek bir süreçte oluştuğunu söyledim..
Eğer şöyle olsaydı..Neokorteks ve limbik beynimiz doğum anında var olsaydı,o zaman beyne bakışımız değişir,beyin içinde veya ardında bir yaratıcı/tanrı filan arardık ama böyle değil işte..
Doğum anında sürüngen beynimiz ile Dünya'ya geliyoruz..Sürüngen beynin üzerini kaplayan limbik(memeli) ve neokorteks(primat) beynimiz daha ortada yok..Hadi limbik(memeli) beyin var diyelim ama bu da bir anlama gelmez..Çünkü bizi,yani homo sapiensi ortaya çıkaran şey neokorteks beynimiz..Bu da doğumdan önce ortada yok,kesin yani..Haliyle bilgi/düşünce/hayal gibi şeylerin hiçbirini doğumdan önce edinmiş değiliz..Bunlar zamanla dendritler sayesinde,yani tekrarlar sayesinde ortaya çıkıyor ve bu süreçte çevreden başka bir şeyin önemi yok..Yani yaşadığınız çevreniz,her şeyiniz..
Sn.enketum;ateist olmak demek,tamamen beyninize empoze edilen mistik kalıplardan kurtulmak demektir..Ateist kişinin havsalasında mistisizm/inanç/din/mitoloji yoktur,olamaz da..
Her insan da doğum anında ateisttir..Yani inançsızdır..İnanç denilen şey,doğumdan sonra beynimize çevremiz tarafından zorla sokulur..Ateist kişi,bu beyne zorla sokulan bilgilerden kurtulan kişidir..
Beyin mükemmel demedim,bilakis beynin (neokorteks) doğumdan sonra yıllar sürecek bir süreçte oluştuğunu söyledim..
Eğer şöyle olsaydı..Neokorteks ve limbik beynimiz doğum anında var olsaydı,o zaman beyne bakışımız değişir,beyin içinde veya ardında bir yaratıcı/tanrı filan arardık ama böyle değil işte..
Doğum anında sürüngen beynimiz ile Dünya'ya geliyoruz..Sürüngen beynin üzerini kaplayan limbik(memeli) ve neokorteks(primat) beynimiz daha ortada yok..Hadi limbik(memeli) beyin var diyelim ama bu da bir anlama gelmez..Çünkü bizi,yani homo sapiensi ortaya çıkaran şey neokorteks beynimiz..Bu da doğumdan önce ortada yok,kesin yani..Haliyle bilgi/düşünce/hayal gibi şeylerin hiçbirini doğumdan önce edinmiş değiliz..Bunlar zamanla dendritler sayesinde,yani tekrarlar sayesinde ortaya çıkıyor ve bu süreçte çevreden başka bir şeyin önemi yok..Yani yaşadığınız çevreniz,her şeyiniz..
Ne diyebilirim daha fazla bilemiyorum. Tekrar, bilgi eksik ve yaklasiminiz onyargili Sn. Ahlaksiz. Her iki konuda da. Birinciyi bu konuda gelebilecek katki ve diger itirazlar sonrasina birakmak istiyorum.
Ikinci icin basit embriyolojik bilgi: Corticogenesis is the process in which the cerebral cortex of the brain is formed during the development of the nervous system. The cortex is the outer layer of the brain and is composed of up to six layers. Neurons formed in the ventricular zone migrate to their final locations in one of the six layers of the cortex [1] The process occurs from embryonic day 10 to 17 in mice and between gestational weeks seven to 18 in humans.[2] https://en.wikipedia.org/wiki/Development_of_the_cerebral_cortex
Beyin icinde veya ardinda bir yaratici aramaniz yine de gerekmez.
Ahlaksız
13-02-2020, 22:23
Ne diyebilirim daha fazla bilemiyorum. Tekrar, bilgi eksik ve yaklasiminiz onyargili Sn. Ahlaksiz. Her iki konuda da. Birinciyi bu konuda gelebilecek katki ve diger itirazlar sonrasina birakmak istiyorum.
Ikinci icin basit embriyolojik bilgi: Corticogenesis is the process in which the cerebral cortex of the brain is formed during the development of the nervous system. The cortex is the outer layer of the brain and is composed of up to six layers. Neurons formed in the ventricular zone migrate to their final locations in one of the six layers of the cortex [1] The process occurs from embryonic day 10 to 17 in mice and between gestational weeks seven to 18 in humans.[2] https://en.wikipedia.org/wiki/Development_of_the_cerebral_cortex
Beyin icinde veya ardinda bir yaratici aramaniz yine de gerekmez.
Sn.enketum;Ben beyin içinde bir şey aramıyorum zaten,siz beynin mistisizm eğilimli olduğunu söylüyorsunuz..
İngilizce bilmiyorum ve yanıldığımı gösterirseniz,''yanıldım'' derim..
Özellikle neokorteks konusunda ne düşünüyorsunuz?Bu konuda yanlış bilgi mi veriyorum?
Sn.enketum;Ben beyin içinde bir şey aramıyorum zaten,siz beynin mistisizm eğilimli olduğunu söylüyorsunuz..
İngilizce bilmiyorum ve yanıldığımı gösterirseniz,''yanıldım'' derim..
Özellikle neokorteks konusunda ne düşünüyorsunuz?Bu konuda yanlış bilgi mi veriyorum?
Google translate kullanin, fena degil. Mesela ben kullandim size kopyaladigim bolum icin soyle cevirdi: Kortikogenez, sinir sisteminin gelişimi sırasında beynin serebral korteksinin oluştuğu süreçtir. Korteks beynin dış tabakasıdır ve altı katmandan oluşur. Ventriküler bölgede oluşan nöronlar, korteksin altı katmanından birinde son yerlerine göç eder [1] İşlem, farelerde embriyonik gün 10 ila 17 arasında ve insanlarda gebelik haftaları yedi ila 18 arasında gerçekleşir.
Anlasilabilir bir ceviri.
Ahlaksız
13-02-2020, 23:50
Google translate kullanin, fena degil. Mesela ben kullandim size kopyaladigim bolum icin soyle cevirdi: Kortikogenez, sinir sisteminin gelişimi sırasında beynin serebral korteksinin oluştuğu süreçtir. Korteks beynin dış tabakasıdır ve altı katmandan oluşur. Ventriküler bölgede oluşan nöronlar, korteksin altı katmanından birinde son yerlerine göç eder [1] İşlem, farelerde embriyonik gün 10 ila 17 arasında ve insanlarda gebelik haftaları yedi ila 18 arasında gerçekleşir.
Anlasilabilir bir ceviri.
Serebrum ya da neokorteks ile bu alıntı yaptığınız serebral korteks aynı şey değil ama..
https://tr.wikipedia.org/wiki/Serebrum
Serebrum ya da neokorteks ile bu alıntı yaptığınız serebral korteks aynı şey değil ama..
https://tr.wikipedia.org/wiki/Serebrum
Tahmin etmistim boyle dusuneceginizi. Terminolojiye de uzaksiniz bu konuda. Ayni sey oldugunu soyleyeyim sadece.
Ahlaksız
13-02-2020, 23:58
Tahmin etmistim boyle dusuneceginizi. Terminolojiye de uzaksiniz bu konuda. Ayni sey oldugunu soyleyeyim sadece.
Sn.enketum;ben bu konulardan anladığımı söylemedim size..
Yanılıyor muyum?
Neokorteks denilen beyin veya beynimizin bu kısmı,doğumdan önce mi oluşuyor veya oluşmaya başlıyor?
Sn.enketum;ben bu konulardan anladığımı söylemedim size..
Yanılıyor muyum?
Neokorteks denilen beyin veya beynimizin bu kısmı,doğumdan önce mi oluşuyor veya oluşmaya başlıyor?
Olusuyor. Daha en basta yazmistim, sonra tekrar ettim. Tum noronlar dogumda varlar.
Korteks serebrum (beyin)un bir parcasi, kabuk demek, en distaki tabaka(lar).
Sn. Neva ve Ahlaksiz, tesekkurler katiliminiz icin. Iyi anlatamadigimi dusunuyorum konuyu.
Sn. Neva, sezgi farkli bir konu olarak tartisilabilir. Anlatmaya calistigim sey farkli. Sezerek muhakeme yapmiyoruz, dusunerek oluyor. Sezgi dedigimiz sey de irrasyonel, hic bir anlamli temele dayanmaz, eger sezgilere dayali hukum verilirse bu da rasyonel sayilmaz. %50 ihtimal var sonucta tesadufen sezdiginizi dusundugunuz ihtimalin gerceklesmesi icin. Batil inanciniz yoksa sezme isine deger vermezsiniz eger mistik bir yaniniz yoksa (buradaki siz genelleme).
Aslinda yazma ve konusma ozurlu oldugumdan tekrarlayan yazmalari gerektirdigi icin bir konu acma planim olmadigini, bunu Sn. Ilahimasal"in ona mistik dedigimi dusunerek alinganlik gostermesinin bir sonucu olarak kararlastirdigimi burada soylemem gerek. https://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=643567&postcount=102 Gidecegimiz yerlerden birinin de ipucu olarak: ateist olmaniz halen mistik yanlarinizin olmadigini gostermez...
Bu anatomik bolgeler, neokorteks kismi biraz daha anlamaya muhtac gibi gorunuyor, on yargi ve/veya bilgi eksikligi var gibi bir miktar Sn. Ahlaksiz. Beyne hakettiginden fazla deger verilmemeli, kisimlari dahil. Cogu isi otomatige baglamis bilinc sahibi olmayan bir organ iste, mukemmel falan degil. Illuzyon/algi yanilmasi ve hallusinasyon hep beynimize borclu oldugumuz eglenceler. https://en.wikipedia.org/wiki/Human_brain#Development orta duzeyde baslangic bilgisi icin. Turkcesi cok kit ve yetersiz olmus maalesef.
Bu da ek: https://en.wikipedia.org/wiki/Cognition
Saygiyla...
Sevgili Enketum, burada ayrildigimiz nokta, sizin sezgilerimizi sanki bizden bagimsiz olarak ayriymis seklinde ele aliyor olusunuz. Bakin yukarida ornek verdim anne rahmi doneminden, basitce anlasilir olmasi bakimindan.Sayet bulundugumuz forma iliskin konusuyorsak, beyin sivisini kaldirip bir tarafa atamayiz.Nedir yani, bir hidrosefali vakasi icin mistik yahu bu , ittir gitsin mi diyecegiz? Bu tutarli ve anlamli mi sizce?
Sezgilerimiz(icgudusel olarak) anne rahminde sekillenir ve yasam boyu olene degin gider. Bu yuzden farkli degildir ve bagimsiz da degildir. Bunun da direk batil inanclarla veya dinsel inanclarla bir ilgisi yok. Kaldi ki bilim uygulama babinda rasyonel ve irrasyonel sekilde akar.Ancak ele aldiginiz konuya gore sekillenir. Genelleyemezsiniz yani.
Elbetteki cevresel kosullardan etkilenir birey, ama elini bicakla kestiginde yine ilk gosterdigi refleks parmagini emmektir.Veya emmez ama elini agzina goturmeye yeltenir anlik.Veya ne bileyim, toplumda burun karistirmak ayiptir denilir mesela, kimisi rahat rahat karistirirken, Kimi de pundunu buldu mu karistirir, gizli sakli, Icgudusel cunku. Diger ihtimal hesaplariniza iliskinse, ongorebiliriz en fazla. Atiyorum bir bacaga platin yerlestirirsiniz hasar sebepli ama sagaltma donemine iliskin, genetige ve cevresel kosullara bagli oldugundan %100 kesin bir zaman dilimi veremeyiz. Veya baska bir ornek, siz kaldirimda yururken, ilerde karsiya gecmeye calisan cocugu,suratle gelen arabanin carpmasini engellemek icin sezgilerinizide kullanmak suretiyle ceker kurtarirsiniz. Ancak ayni refleksi bir otuz yil sonra sergileyemeyebilirsiniz, ornegin yaslilik, hareket engeli vb. ama bu yine de sezgilerinizin olmadigi anlamina gelmez.
Toplamda, konuya iliskin genel anlamda mistik nedir onu aciklamaniz gerekir sanirim, nedir mesela sizce mistik?
Ahlaksız
14-02-2020, 12:55
Olusuyor. Daha en basta yazmistim, sonra tekrar ettim. Tum noronlar dogumda varlar.
Korteks serebrum (beyin)un bir parcasi, kabuk demek, en distaki tabaka(lar).
100 milyar nöron,doğum anında var yani..!
Bu 100 milyar nörona enerji veren 1000 milyar destek hücresi de var mı?
Peki..Nöronların olması,beynin işlevini açıklar mı?
Sinaps,miyelin,dendrit,akson ne olacak?
(Wikipedia açık:))
Beynimiz dediğimiz şeyi diyebilmemiz için,nöronlar arasında bağlantı olması lazım değil mi?
Doğum anında 1 milyon nöron olsun,ben olmasın demiyorum ki..Beynin kabuğu denilen serepral kortekste olsun..
Ben 2 yaşına basmış bir çocuğun bir anda beyninde kabuğun oluştuğunu,milyarlarca nöronun bir anda oluştuğunu veya bunlar arasında bağlantıların bir anda oluştuğunu söylemiyorum ki..
Dediğim şu;bir şey bilmemiz veya bir şeyi düşünmemiz için,nöronlarımız arasında bir bağlantı (dendrit) olması lazım..Bu bağlantının oluşabilmesi için de,çevremizden gelen girdilerin olması lazım..Bu dediğime itirazınızı nasıl yapacaksınız,merak ettiğim bu..
Sevgili Enketum, burada ayrildigimiz nokta, sizin sezgilerimizi sanki bizden bagimsiz olarak ayriymis seklinde ele aliyor olusunuz. Bakin yukarida ornek verdim anne rahmi doneminden, basitce anlasilir olmasi bakimindan.Sayet bulundugumuz forma iliskin konusuyorsak, beyin sivisini kaldirip bir tarafa atamayiz.Nedir yani, bir hidrosefali vakasi icin mistik yahu bu , ittir gitsin mi diyecegiz? Bu tutarli ve anlamli mi sizce?
Sezgilerimiz(icgudusel olarak) anne rahminde sekillenir ve yasam boyu olene degin gider. Bu yuzden farkli degildir ve bagimsiz da degildir. Bunun da direk batil inanclarla veya dinsel inanclarla bir ilgisi yok. Kaldi ki bilim uygulama babinda rasyonel ve irrasyonel sekilde akar.Ancak ele aldiginiz konuya gore sekillenir. Genelleyemezsiniz yani.
Elbetteki cevresel kosullardan etkilenir birey, ama elini bicakla kestiginde yine ilk gosterdigi refleks parmagini emmektir.Veya emmez ama elini agzina goturmeye yeltenir anlik.Veya ne bileyim, toplumda burun karistirmak ayiptir denilir mesela, kimisi rahat rahat karistirirken, Kimi de pundunu buldu mu karistirir, gizli sakli, Icgudusel cunku. Diger ihtimal hesaplariniza iliskinse, ongorebiliriz en fazla. Atiyorum bir bacaga platin yerlestirirsiniz hasar sebepli ama sagaltma donemine iliskin, genetige ve cevresel kosullara bagli oldugundan %100 kesin bir zaman dilimi veremeyiz. Veya baska bir ornek, siz kaldirimda yururken, ilerde karsiya gecmeye calisan cocugu,suratle gelen arabanin carpmasini engellemek icin sezgilerinizide kullanmak suretiyle ceker kurtarirsiniz. Ancak ayni refleksi bir otuz yil sonra sergileyemeyebilirsiniz, ornegin yaslilik, hareket engeli vb. ama bu yine de sezgilerinizin olmadigi anlamina gelmez.
Toplamda, konuya iliskin genel anlamda mistik nedir onu aciklamaniz gerekir sanirim, nedir mesela sizce mistik?
Sevgili Neva,
Konunun çok dağılmaması amaçlı, verdiğiniz örnekleri tartışmayacağım izninizle.
Tahayyül ettiğiniz, fakat test edip her defasında doğrulayamadığınız, delillendiremediğiniz şeylere inanıyorsanız mistiksinizdir. Örnek: sezgi, mesela.
Az biraz mistik olabilir bu kişiler veya iflah olmaz mistik de olabilirler. Mistiklerle sorunum olmadığını, garezimin ise hiç olmadığını söylemeliyim. Beynin tahayyül yeteneği nedeniyle doğal olarak ortaya çıkıyor bu özellik. Doğal karşılıyorum bu nedenle. Her ne kadar çok küt ve kıt bir tahayyül kapasitem olsa da, empati yapabiliyorum.
100 milyar nöron,doğum anında var yani..!
Bu 100 milyar nörona enerji veren 1000 milyar destek hücresi de var mı?
Peki..Nöronların olması,beynin işlevini açıklar mı?
Sinaps,miyelin,dendrit,akson ne olacak?
(Wikipedia açık:))
Beynimiz dediğimiz şeyi diyebilmemiz için,nöronlar arasında bağlantı olması lazım değil mi?
Doğum anında 1 milyon nöron olsun,ben olmasın demiyorum ki..Beynin kabuğu denilen serepral kortekste olsun..
Ben 2 yaşına basmış bir çocuğun bir anda beyninde kabuğun oluştuğunu,milyarlarca nöronun bir anda oluştuğunu veya bunlar arasında bağlantıların bir anda oluştuğunu söylemiyorum ki..
Dediğim şu;bir şey bilmemiz veya bir şeyi düşünmemiz için,nöronlarımız arasında bir bağlantı (dendrit) olması lazım..Bu bağlantının oluşabilmesi için de,çevremizden gelen girdilerin olması lazım..Bu dediğime itirazınızı nasıl yapacaksınız,merak ettiğim bu..
Sn. Ahlaksız,
Yavaş ve sindirerek (burada her iki anlamında da kullanıyorum) gitmeye bir itirazım yok. Hatta bu şekilde daha sağlam olacağını düşünüyorum. Ama, daha önce yazılanları ve yazdıklarınızı unutarak, geri dönüşlerle olmasa daha iyi. Burada amaç illa haklı çıkmak değil, verilen verilerle sonunda kabul edilebilir bir yargıya varmak. Ortak yargı olmasa da olur.
Dediğiniz: "Dediğim şu;bir şey bilmemiz veya bir şeyi düşünmemiz için,nöronlarımız arasında bir bağlantı (dendrit) olması lazım..Bu bağlantının oluşabilmesi için de,çevremizden gelen girdilerin olması lazım..Bu dediğime itirazınızı nasıl yapacaksınız,merak ettiğim bu.."
Fizyo-anatomisini bilmediğiniz bir organ için küçük yanlışların üzerinde durmadan söyleyeyim. Bu dediğinize bir itirazım yok ki bana bu soruyu yöneltiyorsunuz. Sanırım yanlış anladığınız şey düşünmek için kemale ermiş bir beyin olması gerektiği. Yok böyle bir şey, zaten benim de böylesi bir iddiam olmadı, yok. Yazdım daha önce:"Beynin kendisi mistik dusunceli olmuyor. Buna karar verecek bir bilinci yok. Icinde kimyasal olaylarin suregeldigi bir makine gibi dusunun. Beynin bir beyni yok ki "ben su sekilde dusuneyim" kararina varsin. Imkanlari dahilinde az veya cok is uretiyor, o kadar. Dusunme isi de ustun vasifli olmak zorunda degil (yine etrafinizdaki bireyleri inceleyin ornekleme icin). Sonucta elinde olan imkanlari kadar uretiyor isi. Her beynin imkanlari (noron sayisi, bunlarin fonksiyon kabiliyeti, diger noronlarla kurdugu baglantilar, etraflarindaki destek olan doku, kanlanma dereceleri, kullanabilecekleri oksijen ve enerji icin glukoz, vs) ayni degil, boylece is uretme kapasiteleri de ayni degil." Ne kadar ekmek, o kadar köfte yani. Ne kadar becerebilirse o kadar düşünüyor beyin. Her beynin kapasitesi ve düşünme tarzı aynı değil, fakat lütfen unutmayalım bir şekilde kodlandığı genlere bağlı temel oluşumu ve kapasitesi ve böylece temel çalışma şekli. Buradan ileri geçebilirsek nasıl ve nedenlere gelebiliriz düşünme tarzı için.
Açık ve yalın anlatabildiğimi umuyorum. Değilse söyleyin lütfen.
Saygıyla...
Ahlaksız
14-02-2020, 21:47
Ezici çoğunluk mistik düşünce kalıplı bir beyne sahip olduğuna göre, bu eğilim bize doğanın veya -kabul edenler için- yaratıcının bir hediyesi midir?
Daha önce kurduğunuz şu cümlenin,ısrarla ''hatalı'' olduğunu söylüyorum sevgili enketum..:)
Tanrı'ya inanmıyorsanız,size doğanın mistik düşünceli bir beyin verdiğini söylüyorsunuz..İtirazım buna..Sonra yazdıklarınız,benim yazdıklarımla paralel..Burada bir sıkıntı yok..
Mesele bu cümle..Bu cümle hatalı mı değil mi,mesele bu..Hatalı bir cümle kurduğunuzu düşünüyor musunuz yoksa bu cümlede bir anormallik yok mu?
Bu cümleyi öğrenmek adına sorduğunuzu da sanmıyorum,çünkü bu konularla meşgul olduğunuzu söylediniz..
Doğanın size mistik düşünce kalıplı bir beyin verdiğini mi düşünüyorsunuz?Böyle bir bilgi yığını içerisinde,böyle bir düşünceye sizi iten nedir?
Daha önce kurduğunuz şu cümlenin,ısrarla ''hatalı'' olduğunu söylüyorum sevgili enketum..:)
Tanrı'ya inanmıyorsanız,size doğanın mistik düşünceli bir beyin verdiğini söylüyorsunuz..İtirazım buna..Sonra yazdıklarınız,benim yazdıklarımla paralel..Burada bir sıkıntı yok..
Mesele bu cümle..Bu cümle hatalı mı değil mi,mesele bu..Hatalı bir cümle kurduğunuzu düşünüyor musunuz yoksa bu cümlede bir anormallik yok mu?
Bu cümleyi öğrenmek adına sorduğunuzu da sanmıyorum,çünkü bu konularla meşgul olduğunuzu söylediniz..
Doğanın size mistik düşünce kalıplı bir beyin verdiğini mi düşünüyorsunuz?Böyle bir bilgi yığını içerisinde,böyle bir düşünceye sizi iten nedir?
Ateistim. Cümle hatalı değil. Bir tespit ile başlıyor ve soru ile bitiyor. Tespite katılmayıp itiraz edebilirsiniz, soru ise bana ait ve konuda düşüncesi olanların düşüncelerini öğrenmek amaçlı. Beyin ve sinir sistemi ile mesleki açıdan ilgiliyim, psikoloji konusunda uzman değilim. Öğrenmek ise sonlu bir uğraş değil, olmasını dilerdim her şeyi öğrenmiş olduğum bir sonla.
Doğanın bana çokça mistik düşünce kalıplı bir beyin verdiğini düşünmüyorum bir çoklarına da vermediği gibi. Normalden sapmış olmamı ise doğa kaynaklı veya beynimin gelişmesi sırasındaki herhangi bir etkenin zararlamasıyla hafif otistik, çok zayıf tahayyül yeteneği olan bir beyne sahip olmuş olmam ile açıklıyorum.
Ahlaksız
15-02-2020, 00:52
Cümle hatalı,çünkü o cümlede 2 seçenek var ve ikisi de doğru değil..
Ateistmişsiniz,demek ki doğanın size mistik düşünce kalıplı bir beyin verdiğini düşünüyorsunuz..O cümleden böyle bir sonuç çıkıyor..
O cümleyi bir başkası kursa anlarım ama beyinle ilgili bir ateistin,bu cümleyi kurması bana tuhaf geliyor..
Tekrar tekrar okuyorum,olmuyor..
Kalıp demişsiniz..Kalıp nedir?
Düşünce kalıbı..Nedir bu?
Hem de mistik düşünce kalıbı..!
Kusura bakmayın sevgili enketum,çok kötü bir soru bu..
Dikkatimi çekti,şunu da belirteyim..
-Ezici çoğunluk mistik düşünce kalıplı bir beyne sahip olduğuna göre
-Doğanın bana çokça mistik düşünce kalıplı bir beyin verdiğini düşünmüyorum bir çoklarına da vermediği gibi.
Burada da bir paradoks yok mu?Çoğunluk mistik beyinli mi değil mi?
Cümle hatalı,çünkü o cümlede 2 seçenek var ve ikisi de doğru değil..
Ateistmişsiniz,demek ki doğanın size mistik düşünce kalıplı bir beyin verdiğini düşünüyorsunuz..O cümleden böyle bir sonuç çıkıyor..
O cümleyi bir başkası kursa anlarım ama beyinle ilgili bir ateistin,bu cümleyi kurması bana tuhaf geliyor..
Tekrar tekrar okuyorum,olmuyor..
Kalıp demişsiniz..Kalıp nedir?
Düşünce kalıbı..Nedir bu?
Hem de mistik düşünce kalıbı..!
Kusura bakmayın sevgili enketum,çok kötü bir soru bu..
Dikkatimi çekti,şunu da belirteyim..
-Ezici çoğunluk mistik düşünce kalıplı bir beyne sahip olduğuna göre
-Doğanın bana çokça mistik düşünce kalıplı bir beyin verdiğini düşünmüyorum bir çoklarına da vermediği gibi.
Burada da bir paradoks yok mu?Çoğunluk mistik beyinli mi değil mi?
Sevgili Ahlaksiz,
Kalip lafina takilmayin, bu konuda genel kabul goren ortak bir terminoloji kullanilmaya baslayincaya kadar farkli kelimeler anlasilir olma amacina hizmet edebilir. Dusunme tarzi deyin, temelli deyin, sekli deyin, bazli deyin... Simdi bunlari koyunca kalip yerine anlasilir oluyor mu ifade edilmeye calisilan fikir sizin icin? Mesela, at gozluklu dusunme tarzi desem ve karsisina da genis acili dusunme tarzi desem iki farkli tarzi birbirinden ayirmak icin? (ne olur ne olmaz yanlis anlamayi engellemek icin sunu ekleyeyim: at gozluklu dusunce tarzi (-kalibi, -sekli, at gozluklu bazli dusunme, at gozluklu temelli dusunme, vs, mistik dusunme kalibi yerine kullanilan ifadeler degil). Burada "kalip" tercih etmemin bir nedeni var elbette. Nesne ismi olarak kalip kullanarak ayni kaliptan cikanlarinin benzerligine (esligine degil!) vurgu yapmak istedim. Daha fazla ve acik ornekleme isterseniz lutfen soyleyin, ama ben bu verilen kadarla da anlayacak kapasiteniz oldugunu dusunuyorum. Hepimiz icin gecerli olmak uzere, ateist olmamiz halen mistik yanlarimizin olmadigini gostermez, ve yine, ateist olmamiz halen at gozluklerimizin olmadigini da gostermez. Ayni doganin kalibinda sekillendigimizi unutmayin lutfen. Simdi demeyin bana -ama cevremizden gelenler beynimizin ve boylece dusunce seklimizin olusmasinda etkin oluyor- diye. Oluyor, evet, fakat zaten bir dogumsal kalipla dunyaya gelmis bir organin cevresel etkilerle sekillenmesi soz konusu burada. Elinizde katran varsa kaynatmaniz onu sekere cevirmez, ne kadar kaynatirsaniz kaynatin.
Farkli seyden bahseden cumlelerden alinti yaparak paradoks olusturabilirsiniz, fakat bu durumda kendi cumlenizi kurmus olursunuz paradoks iceren. Tekrar okuyun benim yazdigim bu farkli cumleleri konulari baglaminda, hala paradoks oldugunu dusunurseniz orneklerle anlatmaya calisirim olmadigini. Yardimi olur diye soyleyeyim kisaca. "Doğanın bana çokça mistik düşünce kalıplı bir beyin verdiğini düşünmüyorum bir çoklarına da vermediği gibi." dedigimde benden, arizi durumumdan ve bu konuda yalniz olmadigimdan bahsediyorum. "Bir cok" ve "ezici cogunluk" farkli anlamlar ifade etmiyorlar mi sizin icin? Klavye kullanabilme sorunum nedeniyle en kisa ve kestirme yoldan ifade etmeye calismam anlasilma sorunlari yasamama yol aciyor bazen. Anlasilmayan, mantiksiz buldugunuz yerleri sorun lutfen.
Ahlaksız
15-02-2020, 12:07
Sevgili enketum;''beyin'' dediğimiz şey neokorteks veya serebrum veya serebral korteks(duvar,dış tabaka) denilen şey..Bu organımız doğum anında mevcut mu?Loplar filan oluşmuş mu?
HAYIR..
Beyin denilen organımız doğum anında oluşmaya başlıyor..Öncesinde beyin dediğimiz organın altyapısı oluşuyor..Sürüngen beynimiz,belki limbik beynimiz,belki birkaç milyon nöron filan..
Doğumla birlikte beyin büyümeye,ağırlık kazanmaya,nöronlar arası bağlantı kurmaya filan başlıyor..
Yani beynimiz,doğum anında temiz bir sayfa olarak ortaya çıkıyor..Hatta ''beynimiz olmadan doğuyoruz'' bile deriz..
Beyin denilen organımızın altyapısının oluşması,beynimizin oluştuğu anlamına gelmez..
Beyne bir kas gözüyle bakarsak,kasın oluştuğu yerdeki kemiklerin var olması,orada bir kas olduğu anlamına gelmez..Neokorteksin kapladığı her şey beyin değildir,bu benzetmede söylediğim gibi kemiktir işte..
İlk 5-6 senede,beyin dediğimiz organımızın %90-95'i ortaya çıkıyor,yani bu süreçte beynimiz oluşuyor..
Yani ''doğumsal kalıpla Dünya'ya gelen organ'' diyebileceğiniz bir beyin yok ki..
Bir yerde izledim ya da okudum,hatırlamıyorum..Hamile kadınların mesela dinlendirici müzik dinlemesi,çocuğu gelecekte olumlu anlamda etkiliyormuş..''Doğumsal kalıp'' diye,bu yaşanılan çevreyi işaret edebilirsiniz ya da beynin altyapısını oluşturan genlerin coğrafya ile ilgisini belirtirsiniz..Bunlara bir şey demem ama dediğim gibi bizi biz yapan beynimiz(neokorteks) doğum anında ortada yok..Mesela Hipokampus doğum anında var diyelim..Bu veya başka şeylerin doğum anında var olması,beynimiz diyebileceğimiz organdan bahsetmemiz için yeterli değilki..
Lop yok..Loplar arası miyelin filan yok..
Kemik kas örneğim gibi..Kas yok,kas..Kemiğin olması önemli değil ki..Bizim beynimiz dediğimiz şey kas..Kas,yani neokorteks doğum anında var mı yok mu?Ben buna bakarım..
Sevgili enketum;''beyin'' dediğimiz şey neokorteks veya serebrum veya serebral korteks(duvar,dış tabaka) denilen şey..Bu organımız doğum anında mevcut mu?Loplar filan oluşmuş mu?
HAYIR..
Beyin denilen organımız doğum anında oluşmaya başlıyor..Öncesinde beyin dediğimiz organın altyapısı oluşuyor..Sürüngen beynimiz,belki limbik beynimiz,belki birkaç milyon nöron filan..
Doğumla birlikte beyin büyümeye,ağırlık kazanmaya,nöronlar arası bağlantı kurmaya filan başlıyor..
Yani beynimiz,doğum anında temiz bir sayfa olarak ortaya çıkıyor..Hatta ''beynimiz olmadan doğuyoruz'' bile deriz..
Beyin denilen organımızın altyapısının oluşması,beynimizin oluştuğu anlamına gelmez..
Beyne bir kas gözüyle bakarsak,kasın oluştuğu yerdeki kemiklerin var olması,orada bir kas olduğu anlamına gelmez..Neokorteksin kapladığı her şey beyin değildir,bu benzetmede söylediğim gibi kemiktir işte..
İlk 5-6 senede,beyin dediğimiz organımızın %90-95'i ortaya çıkıyor,yani bu süreçte beynimiz oluşuyor..
Yani ''doğumsal kalıpla Dünya'ya gelen organ'' diyebileceğiniz bir beyin yok ki..
Bir yerde izledim ya da okudum,hatırlamıyorum..Hamile kadınların mesela dinlendirici müzik dinlemesi,çocuğu gelecekte olumlu anlamda etkiliyormuş..''Doğumsal kalıp'' diye,bu yaşanılan çevreyi işaret edebilirsiniz ya da beynin altyapısını oluşturan genlerin coğrafya ile ilgisini belirtirsiniz..Bunlara bir şey demem ama dediğim gibi bizi biz yapan beynimiz(neokorteks) doğum anında ortada yok..Mesela Hipokampus doğum anında var diyelim..Bu veya başka şeylerin doğum anında var olması,beynimiz diyebileceğimiz organdan bahsetmemiz için yeterli değilki..
Lop yok..Loplar arası miyelin filan yok..
Kemik kas örneğim gibi..Kas yok,kas..Kemiğin olması önemli değil ki..Bizim beynimiz dediğimiz şey kas..Kas,yani neokorteks doğum anında var mı yok mu?Ben buna bakarım..
Sevgili Ahlaksız. Hala, bilmediğinizi söylediğiniz ve üstüne üstlük okuduklarınızdan da yanlış sonuçlar çıkardığınız bir konu hakkında yorum yapmaya devam ediyorsunuz. Lütfen daha önce yazdıklarımı ve diğer kaynaklardan okuduklarınızı tekrar okuyup, önce anlamaya çalışın.
Sevgili Ahlaksız. Hala, bilmediğinizi söylediğiniz ve üstüne üstlük okuduklarınızdan da yanlış sonuçlar çıkardığınız bir konu hakkında yorum yapmaya devam ediyorsunuz. Lütfen daha önce yazdıklarımı ve diğer kaynaklardan okuduklarınızı tekrar okuyup, önce anlamaya çalışın.
Biz denedik, yapmıyor :director:
Sevgili Neva,
Konunun çok dağılmaması amaçlı, verdiğiniz örnekleri tartışmayacağım izninizle.
Tahayyül ettiğiniz, fakat test edip her defasında doğrulayamadığınız, delillendiremediğiniz şeylere inanıyorsanız mistiksinizdir. Örnek: sezgi, mesela.
Az biraz mistik olabilir bu kişiler veya iflah olmaz mistik de olabilirler. Mistiklerle sorunum olmadığını, garezimin ise hiç olmadığını söylemeliyim. Beynin tahayyül yeteneği nedeniyle doğal olarak ortaya çıkıyor bu özellik. Doğal karşılıyorum bu nedenle. Her ne kadar çok küt ve kıt bir tahayyül kapasitem olsa da, empati yapabiliyorum.
Sevgili Enketum,
Sezgilerimiz mistik degildir bilissel kavrayisa iliskin, ornegin , ailemizle birlikte ,aile resimlerimize bakiyor olmamiz (imgeliyor olusumuz)bizi mistik yapmaz.
Sezgiye iliskin, genetik olarak reflekslerimiz veya bu yolla kavrayisimiz(sezgi sadece bir yonudur ayrica), istisnasiz her defasinda test edip delillendiremedigimiz davranislar veya bilissel kavrayislar da degildir.
Imgeleme elbetteki dogal.Keza imgelemeye ornek vermek gerekirse, ruya verilebilir guncel olarak. Yani ruyanizda atiyorum olmus(olmek) babanizla karsilikli oturup cekirdek citleyebilir, yediginizin tadini alabilir veya ne bileyim ocakta demlenen cayin kokusunu da alabilirsiniz. Kisaca duyulariniz aktiftir. Ancak uyandiginizda imgelediklerinizin hicbiri ruyanizdaki gibi degildir. Mesela bu sebeple mistikler tarafindan buna bir gizem vs. filan atfedilir,kisaca carpitilir. Fakat bulundugu ortamda hali hazirda, kosullara iliskin caydanlik, ocak, cekirdek vs. mevcut oldugunun ayirdinda degildir.
Insanlarin, evet haklisiniz bir cogunda mistik egilim gorulur. Bunun genel anlamiyla direk inancli veya inancsiz olmakla pek akalasi yok, ancak geleneklerle veya icinde yasanilan kulturle (eko/politik), new age tarzi akimlarla ilgisi vardir. Ornek olarak sozde bilim ile bilimin ayristirilmasi gibi.
Yıldıztozu
16-02-2020, 18:29
ben şu bio enerji dedikleri olaya takıldım bu aralar.
insan bedeninin çevresinde enerji alanı varmış da, kontrol edilebilirmiş de vs.
mistik bir şey olarak görmüyorum tabi, fiziksel sebepleri vardır illa ki.
https://www.youtube.com/watch?v=JvQWrbcqwqI
Sevgili Enketum,
Sezgilerimiz mistik degildir bilissel kavrayisa iliskin, ornegin , ailemizle birlikte ,aile resimlerimize bakiyor olmamiz (imgeliyor olusumuz)bizi mistik yapmaz.
Sezgiye iliskin, genetik olarak reflekslerimiz veya bu yolla kavrayisimiz(sezgi sadece bir yonudur ayrica), istisnasiz her defasinda test edip delillendiremedigimiz davranislar veya bilissel kavrayislar da degildir.
Imgeleme elbetteki dogal.Keza imgelemeye ornek vermek gerekirse, ruya verilebilir guncel olarak. Yani ruyanizda atiyorum olmus(olmek) babanizla karsilikli oturup cekirdek citleyebilir, yediginizin tadini alabilir veya ne bileyim ocakta demlenen cayin kokusunu da alabilirsiniz. Kisaca duyulariniz aktiftir. Ancak uyandiginizda imgelediklerinizin hicbiri ruyanizdaki gibi degildir. Mesela bu sebeple mistikler tarafindan buna bir gizem vs. filan atfedilir,kisaca carpitilir. Fakat bulundugu ortamda hali hazirda, kosullara iliskin caydanlik, ocak, cekirdek vs. mevcut oldugunun ayirdinda degildir.
Insanlarin, evet haklisiniz bir cogunda mistik egilim gorulur. Bunun genel anlamiyla direk inancli veya inancsiz olmakla pek akalasi yok, ancak geleneklerle veya icinde yasanilan kulturle (eko/politik), new age tarzi akimlarla ilgisi vardir. Ornek olarak sozde bilim ile bilimin ayristirilmasi gibi.
Sevgili Neva,
Sezgi ve imgelem deyince siz ve ben farklı şeyler anlıyoruz örneklerinize bakınca. Rica etsem sizin nasıl tanımladığınızı sorabilir miyim bunları? Herhangi bir şekilde olduğundan farklı anlamdırıyorsanız, başka algılamalar üzerinden boşa tartışıyor oluruz. Ayrıca bu durumda mistik kişi, kişilik ve mistisizm konusunda da tanım farklılıkları yaşarız. Ortak dil kullandığımızdan emin olalım önce sizce de sakıncası yoksa.
Mistik kimdir?
İlk olarak, biraz tarih.
Aşama 1: Batıl inanç
İnsanın ilk dünya görüşü Batıl inançtı. Bilgisayarları, Google'ı, referans kitapları, radyoları, TV'leri, gazeteleri, filmleri, akıllı telefonları ya da hayal gücü dışında herhangi bir şeyi yoktu. "NEDEN" bir şeyler olduğunu hayal etti. Gök gürültüsü? Bu da ne? Thor adında görünmez bir tanrı olmalı. Rüyalar nedir? Melekler, şeytanlar ve tanrılar gibi ruhani varlıklar tarafından ölülerin ruhları veya ziyaretler olmalı.
Aşama 2: Din
İnsanlar aileler, kabileler, köyler, şehirler, eyaletler ve milletler halinde örgütlendikçe, "sihir" uygulayan ve "Tanrılar ve Şeytanlar" konusundaki saçmalıklardan bahseden gölgelerden kimlerin çıktığını tahmin edin. Bunlar: rahipler, Şaman, cadı doktorlar, sihirbazlar ve diğer dolandırıcılardı ve bunlar mistikti. Neden "mistik" oldular?
Gözbağını insanların gözlerinin üstüne çektiler ve saçma sapan açıklamalar gerçeklerin yerini aldı.
Aşama 3 Felsefe
Sokrates, Platon ve Aristoteles ('Mesih'ten yüzyıllar önce), öğrencilerin şu soruyu cevaplama yollarını düşünmelerini sağlamak için bir Akademi kurdular: "Ne Biliyorum ve NASIL BİLİYORUM?" Aristoteles, Mantık'ı çelişkisiz akıl yürütme sanatı olarak icat etti. Bu, pratikte bir şeyler buldurmaya başladı. Bir şey bildiğinizi düşünüyorsanız, doğaüstü alana işaret eden hayali açıklamalara dayanarak bir sonuca götüren bir gerçekler zinciri yaratacağınızı düşünebilirsiniz.
4.Aşama BİLİM ve TEKNOLOJİ
Batıl İnanç, Din ve Felsefe insanlığın dünyayı görme ve işlerini hesaba katma şeklini ele geçirdikten sonra, daha iyi bir yol ortaya çıktı: Bilim.
BİLİM KANIT gerektiriyordu. Bilimsel Yöntem, insanların zihninin ürettiği en büyük keşif ve doğrulamanın icadıdır.
Bir Bilim Adamı ifadelerini ve önermelerini (hipotezlere dayalı olarak) TEST EDER ve keşiflerinin (deneylerden sonra) daha fazla keşifle YANLISLANABİLECEĞİNİ belirtir.
Ve bu, dostlarım, bir mistik ile bir Bilim Adamı arasındaki en büyük farktır: herkes (sadece sihirbazlar değil) aynı sonuçları üretebileceğinden daha test edilebilir deneyler.
Con men, hileciler, Mistikler saçma sapan yanlış yönlendirme, saptirma, kamaştırıcı göz boyamacılığı ve performans sanatı ile gizlemede deneyimlidir. Ancak bunlarin dinci evangelistlerin duygularına cazip gelmesine itiraz edilemez.
Havariler, İsa'nın hızlı bir şekilde 'geri döneceğini' düşündü ve şimdi iki BİN YIL'dan fazla zaman gecti ve hiçbir şey bu kehaneti doğrulamadı.
Müslümanlar Muhammed'in geri döneceğine inanıyorlar. (Spoiler: Peygamber 632'de öldü ve gökyüzü kıyamet dönüşlerinden uzak.)
Bilim ve Teknoloji bize anında iletişim sağlar, radyo, televizyon, bilgisayarlar, tıp, uzay yolculuğu, uydular ve gerisini kolayca adlandırabilirsiniz.
Mistikler bize ne verdi? Hayaletler, ESP (extrasensory perception-olağanüstü algı), tanrılar, hayal gücünün fantastik yaratıkları ve her zaman sizi sanatsal Flim-Flam'a inandırmak için bulanık konuşmalar.
Mistik budur.
Terry Walstrom'dan alıntıdır.