PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ve işte bu yüzden... HAYIR!


saroz
05-09-2010, 22:12
Ve işte bu yüzden... HAYIR!

04 Eylül 2010 Cumartesi, 12:53:25

Halis Atış, çarşamba gecesi 23.00’te referandumla ilgili afiş asıyordu. Afiş 30 metre yüksekliğe asılabilsin diye vinç bekliyordu. Günde 16 saat çalıştığı için yorgundu ve İstanbul’da önceki gece kış gibi geçiyordu. Pankart bezine sarınıp yere kıvrıldı. Vinç geldi. Pankartın üzerinden geçti... Çaresizlikten referandum pankartına sarılmış yoksul bir adam ezilerek öldü. İki çocuğu vardı ve 8 kişiye bakıyordu.
Bir yoksul, başka bir yoksulun üzerinden geçti önceki gece, ezerek öldürdü. Muhtemelen biri bir taşeron, öteki başka bir taşeron için çalışıyordu. Muhtemelen ezen de yorgundu en az ezilen kadar. Muhtemelen o da açtı öteki kadar. “Kimse bakmıyor onlara, yoksullar sessizce birbirlerinin hikâyelerini izliyor şehirde” diye yazmıştım önceki günkü gazetede. Yetmezmiş meğer... Meğer “Yoksullar birbirinin katili yapılıyor sessizce” demek de gerekiyormuş, “Yorgun argın birbirlerinin üzerinden geçiyorlar”...

BIRAKMAM
Pankartın üzerinde “Evet” yazıyormuş, malum, AKP’nin referandum reklamları. “Hayır” da yazabilirdi. Yani, “‘Evet’ adam öldürüyor” makamını başkalarına bırakıyorum. Ama bu insanlık cinayetinin taşeronlaşmanın sonucu olduğunu, taşeronlaşmanın AKP’nin elinde bu kadar azgınlaştığı gerçeğini söylemeden bırakmam. Hele “teğet geçen” şu ekonomik krizin bedelinin günde 16 saat çalışan, yine de aç yaşayan Halis’lere ödetildiğini söylemeden hiç bırakmam. Kıdem tazminatı ödememek için her yıl iş akitleri sıfırlanan, buna direnince de Paşabahçe Devlet Hastanesi’nden atılan Türkan Hanım, üniversite harcını ödemek için çalıştığı inşaattan düşerek ölen Edebiyat Fakültesi öğrencisi Ömer... Onları bırakmam.
Ve işte bu yüzden sevgili kardeşim, ben referandumda “HAYIR” demeye karar verdim. Ben “HAYIR” diyorum, size de naçizane tavsiye ediyorum. Çünkü...

MADEM ÖYLE PİSLENELİM!
Boykot edecektim, bu pis kavgaya girmeyeyim dedim. Böyle oluşan bir siyasal zemine “Lanet olsun” dedim. İktidar ve iktidar karşıtları dışında hiçbir kesimin dahil edilmediği bu “darlanmaya” dahil olmayayım dedim. Sadece siyasal olarak değil ahlaken de reddettim bu saçmalığı. Genel seçim havasına sokulan Anayasa değişikliğini aptalca, saçma ve kirli buldum. Nitekim birkaç kanalda ve yazılarda anlattım bu durumu. Bakınız “Bıktık!” başlıklı yazı.
Gel gör ki geçtiğimiz günlerde AKP’nin MKYK üyesi Ayşe Böhürler ile bir canlı yayına katıldık Habertürk’te. Ayşe dedi ki mealen, “Boykotçuların kendilerine göre nedenleri var tabii”. Sonrasında “hayır” oyu verenlere karşı konuştu. Tartışmasına tartıştık. Referandumun 12 Eylül’le hesaplaşma olduğunu savunan biriyle kafa kafaya gelmemiz kaçınılmaz. Hatta bu değişiklikle daha sivil, daha demokratik bir Anayasa’ya kavuşacağımız söylendiğinde... Biz de bir yerde hukukçuyuz, okuma-yazmamız var vesaire, sinirleniyoruz elbette. Fakat tuhaf da bir hava vardı. Sanki boykotçuya “fasulyeden” muamelesi çekiliyor gibi geldi. Fazladan bir şefkat söz konusu. Hani düşman olarak bile adam yerine koymama durumu. Ayşe için söylemiyorum, genel olarak böyle bu.

ENAYİLİK MESELESİ
Sonradan düşündüm. Bu referandum seçim havasına sokuldu mu? Sokuldu. Boykot yaparak eteğimizden silkip kurtulabileceğimiz noktayı geçtik. Görüntü netleşti. İstediğin kadar lanetle, istediğin kadar silk eteğini, zemin bu, ya girersin kavgaya ya tribünden izlersin. Sonradan, “Ay ben tarafsızdım” deyip kurtulunamayacak bir ahlaki sorumluluk da var içinde. Çünkü görüyorsun:
Memleket bildiğin enayi yerine konuyor. 12 Eylül hesaplaşması martavalını alan yürüyor. Paketteki bütün maddeleri beraber referanduma sunmada da nereden baksan bir şantaj, bir tehdit havası var. “HSYK, Avrupa’da da böyle seçiliyor” diyenlerin doğruyu söylemediğini biliyorsun zaten ama bir de Erdal Eren’in hatırasını kullanmak var, mide bulandırıcı. Mideler bulanadursun ama bir de şu Halis’in astığı pankartlardan biri yok mu...
“Yoksulluğa ve işsizliğe karşı Evet” demiyor mu o reklam! Utanmadan, sıkılmadan, ar damarı çatlamış gibi. Sanki Halis’in ölmemesi için HSYK’nın yapısının iktidar partisi lehine değiştirilmesi mecburmuş gibi. Kafamıza silah dayayıp, “HSYK’ya adam sokmamıza izin vermezseniz Halis ölür!” der gibi. “Bizim işimiz HSYK ile, yoksa Ömer’i unutun!” der gibi. “Türkan Hanım elimizde! Gidip evet oyu atmazsanız gerisini siz bilirsiniz” der gibi...

AYAR ÇEKME MECBURİYETİ
Ben bu Allah’ın belası kavgaya girmezdim de onları bırakamam. Düşmanım olan politikalar tarafından düşman olarak ciddiye alınmıyorsam boykot ettiğim için, bırakırım bu temiz pozisyonu, kirlenirim. Kimse bana, “MHP ile aynı noktadasın” zırvasını sıkmasın. Ben de onlara, “Hrant’ın kanına girenlerle, cinayeti savunanlarla, ‘Teröristler sünnetsiz’ diyenlerle aynı yerdesiniz” derim. “Ömer’in, Halis’in kanına girenlerle aynı yerdesiniz” derim. Diyarbakır’da “Kadın çocuk, gereği neyse yapılacak” diyenlerle... Orada da durmam, “Enayi yerine konmaya evet denmez” derim.
Anayasa değişikliğinden sonra neyi ne yapacaklarını ayrıntılarıyla anlatanlar bir kerecik şu 12 Eylül faillerini nasıl yargılayacaklarını niye anlatmadılar? Bunu sorarım. Daha da bin tane cümle kurarım. “Boykotla bu işin içinden sıyrılamayacağımız ortaya çıktı arkadaş!” derim. Yoksulun, açın, işçinin, Kürt çocukların düşmanı beni düşmanı olarak görmüyorsa, onu yeterince sinir etmiyorsam duruşuma ayar çekmem gerekir diye düşünürüm. Hayır çıksa daha demokratik bir ülke olmayacak burası, evet çıksa da. Bari enayi yerine konmayalım derim! Hayır derim, size de tavsiye ederim...




Ece Temelkuran duygularıma tercüman olmuş yine. Paylaşmak istedim...

cenker
05-09-2010, 22:42
Güzel yazı sağol saroz paylaştığın için.

kemalistcan
06-09-2010, 00:48
Ece Temelkuran çok ciddi, yetkin, entellektüel ve duyarlı bir yazar. Ama iktidardan geçinen yazarların, döneklerin yarısı kadar bile tanınmaz; oysa onlara bin basar.

Aklına sağlık gavur izmirlim...

diamat
06-09-2010, 04:21
insanlar söylemlerin etkisi altına alınarak nasıl savruluyorlar ve sonunda nasıl yedekleniyorlar.

her yedeklenenin kendini temize çıkarmak için söyleyebileceği tumturaklı bir söylev mevcut.

ama sonuçta bu kavga pis bir kavga.

bu kavganın iki tarafı var.

ikiside oligarşik, ikisi de faşist, ikiside sermayeden yana.

ve sonunda evetleyeceğiniz de hayırlayacağınız da yazılı bir metin değil.
sadece yüksek bürokraside hangi oligarşinin kadrolarının bulunacağıdır.
somut karşılığı sadece budur.
söylemler ve söylevler; bu kirli kavgayı örtmek için var, ve o nedenle de en az bu kirli kavga kadar kirliler.
kolay gelsin.

saroz
06-09-2010, 23:06
İddia o ki; Darbe Anayasası karşısında “sivil anayasa” yapılıyor!
Bunun yerine, Darbe Anayasası’nı içte sermaye kesimi yaptı, şimdi de emperyalistlerin istediği anayasayı yapıyoruz, deseler!

İddia o ki; anayasa yapmak için mutlaka kurucu meclis oluşturmak gerekmiyor, Avrupa ülkelerinde parlamentolar da anayasa yapabildiklerine göre, Türkiye’de de parlamento anayasa yapabilir!
Bunun yerine; Türkiye’de varolan siyasî partiler yasası ve seçim barajı nedeniyle, parlamentoya hakim olan parti olarak anayasayı yapıyoruz, deseler!
İddia o ki; anayasa değişikliğini parlamentodan geçirecek tek parti çoğunluğu olduğuna göre, böylece parlamentodan geçen tasarıyı halkın da kabul etmesi durumunda, süreç meşrûdur!
Bunun yerine; garip bir seçim yasası ile % 47 oy sonucunda elde edilmiş, siyasî temsil niteliği zayıf meclis çoğunluğunda, kimselerle görüşülmeden, apar topar geçirilen tasarıda gizlenmiş iki çok önemli maddeyi, bazı havuç maddelerin uyuşturucu etkisi altında, halka oylattırılarak anayasalaştırmaya çalışıyoruz, deseler!

İddia o ki; bu anayasa değişikliği AKP’nin projesi değil, halk iradesinin sonucudur!
Bunun yerine; seçim öncesi avantaj sağlamak ve iki maddeyi anayasalaştırarak, seçim sonrasında emperyalistlerin dayattığı uygulamaları daha rahat yapacak ortamı hazırlıyoruz, deseler!

İddia o ki; güzel bir anayasa yaparsak, darbeleri önleriz!
Bunun yerine; Darbe korkusu salıp, darbe fobili kimi aydın görüntülüleri de propagandaya alet ederek, iki önemli maddeyi içeren anayasa değişikliği geçirmeye çalışıyoruz, deseler!

İddia o ki; bugün “Hayır” diyenler, yarın ne diyecekler!
Bunun yerine; bugün içine havuç maddeleri sıkıştırılmış, baskıcı yöntemle yapılmış anayasa değişikliğine “Hayır” diyenlerin, katılımcı ve halkçı bir anayasayı arzuladıkları bildiğimiz halde, hayırlı oyların önünü kesmek için bu sloganı oluşturduk, deseler!
İddia o ki; birden çok sendikal hak getirilerek, emekçilerin hakları korunuyor!
Bunun yerine; emekçileri, aralarında sarı sendikaların da bulunacağı sendikalar arasında bölerek, sendikaların gücünü kısmaya çalışıyoruz, deseler!

İddia o ki; yüksek yargı organları elemanlarının seçim sistemini değiştirerek, yargı reformu gerçekleştiriliyor!
Bunun yerine; yargıya atamada etkili olup, yargıyı yönlendirerek etkisizleştirmek, böylece siyasî manevralarımızı kolaylaştırmak istiyoruz, deseler!
İddia o ki; vergi borcu olan iş adamları yurt dışına çıkabilecek!
Bunun yerine; vergi takibindeki herkesin, hatta siyasîlerin de, yurt dışına kaçabilmelerinin önünü açmaya çalışıyoruz, deseler!
İddia o ki; memurlara toplu pazarlık yapma özgürlüğü getiriliyor!
Bunun yerine; Nihaî kararı siyasîlerde tutarak, memurlara toplu pazarlık havucu verip, oylarını almaya çalışıyoruz, deseler!
İddia o ki; silahlı darbeleri önleyip, toplumu sivilleştirerek, özgürleştireceğiz!
Bunun yerine; Toplumu ezen gücün silahlı kuvvetler olduğu kuşkusu yaratarak, sermaye ve emperyalizmin halklar üzerindeki baskısını örtmeye çalışıyoruz, deseler!
Son perde: Avrupa Parlamentosu Türkiye raportörü Ria Oomen Ruijten de evet oy verilmesinin Türk halkının refah seviyesini yükselteceğini ifade etmiş!
Bunun yerine; emperyalistler, Türkiye üzerine çullanmak amacıyla siyasilere verdikleri görevlerin uygulanmasında ayak bağı olan engellerin temizlenmesi için evet oy kullanılmasını halkımıza emretmiş, desek!
* * *
Bir siyasal iktidar düşünelim ki, dedelerinin miras bıraktığı anti-demokratik bir seçim yasası ile parlamentoda, siyasal temsil gücü olmayan haksız çoğunluğa sahip olarak, çok temel bir yasa olan anayasada fevkalade önemli iki konuda, tüm sistemin temelini sarsan bir değişikliğe, demokrasi ve özgürlüklerin genişletilmesi adına soyunmaktadır. Salt bu tümce bile, yapılan işlemin ne denli çelişkili ve aldatmaca olduğunu açıkça göstermektedir. Zira, dünya emperyalizminin gölgesinde iktidara gelen, hiçbir konuda gücünü paylaşmayan ve bunun siyasal meşruiyet kural ve etiğine uygun olduğunu savunan bir parti, acaba hangi akla hizmetle ve hangi alanlarda halka özgürlük ve demokrasi vaad edebilmektedir!

Seçim barajının dışında kalanlara mı; kendi delegelerini değil, parti başkanının uygun gördüğü delegeleri meclise gönderme durumunda olan seçmenlere mı; YÖK baskısından kurtulamayan üniversite dünyası elemanlarına mı; sermaye zulmü altında ezilen milyonlarca işsize mi; iftar çadırı kuyruğunda bir lokma ekmek için saatlerce bekleyen yoksullara mı; Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yoğun ağa sömürüsü ve baskısı altında sesini duyuramayan, bu zulme gözü kapalı olarak ve emperyalistler doğrultusunda mikro milliyetçilik üzerinden siyaset yapanların gölgesinde geri bıraktırılmış yöre halkına mı!

İş burada da bitmemektedir. Başbakanın ifadesine bakılırsa, özgürlükler alanında bu ilk adım(!) atılırsa, ileriki dönemlerde bunun devamı da gelecekmiş! O zaman insana sormazlar mı, gelecek döneme kim, hangi güçle ve hangi zihniyetle gelip de, neler yapacaktır! İşte, bugünkü referandum oylamasının sihri tam da bu noktadadır. Niyet odur ki, bu oylamadan zaferle çıkıp, seçimde aynı güçle (belki de, kafalarda daha büyük güç yatmaktadır!) iktidara gelip, yüksek yargı organlarının da ayak bağı olma engeli ortadan kaldırıldıktan sonra, istedikleri ve emperyalizmin talepleri doğrultusunda her şeyi yapabilmektir.

Gider ayak böyle bir anayasa değişikliği projesinin gündeme getirilmesi, gelecek seçimi garantilemek; referandumu riske sokmasına rağmen, taslağa iki önemli maddenin yerleştirilmesi ise, gelecek parlamento döneminde istenildiği gibi hareket serbestisi sağlamaktır.

Zaten amaç bu iki maddeyi geçirmektir, gerisi “havuç” maddelerdir! Böyle bir mantığın; ekonomide yaygın eşitlik sağlanmadan, özgürlüklerle ve demokrasi ile bir ilgisi olabilir mi!

Bu projeye “HAYIR” demek, tüm sürece, işleyişe ve zihniyete hayır demektir!

Bu projeye “HAYIR” demek, sermaye anayasasına sarılmak değil, ondan daha da beter olmaya aday emperyalist yapılanmaya hayır demektir!

Bu projeye “HAYIR” demek, emperyalistlerin sırtını sıvazladığı işbirlikçilerin ülkeyi daha da derin çıkmaza sokma çabalarına “DUR” demektir!

EKONOMİ VE POLİTİKA
İZZETTİN ÖNDER
Biraz samimiyet, lütfen!

biraz daha ayrıntılı açıklamış düşündüklerimi.

KızıL
06-09-2010, 23:52
çok güzel bir yazı paylaşmıssın usta emeğine sağlık..

kemalistcan
07-09-2010, 00:15
insanlar söylemlerin etkisi altına alınarak nasıl savruluyorlar ve sonunda nasıl yedekleniyorlar.

her yedeklenenin kendini temize çıkarmak için söyleyebileceği tumturaklı bir söylev mevcut.

ama sonuçta bu kavga pis bir kavga.

bu kavganın iki tarafı var.

ikiside oligarşik, ikisi de faşist, ikiside sermayeden yana.

ve sonunda evetleyeceğiniz de hayırlayacağınız da yazılı bir metin değil.
sadece yüksek bürokraside hangi oligarşinin kadrolarının bulunacağıdır.
somut karşılığı sadece budur.
söylemler ve söylevler; bu kirli kavgayı örtmek için var, ve o nedenle de en az bu kirli kavga kadar kirliler.
kolay gelsin.

İşçiler özlük haklarından, sendikal haklarından, kendilerini hak gasplarına karşı koruma haklarından daha geri giderken sen ordan, rahat koltuğundan seyredecek misin? Yoksa var olanı değiştirme iradesine sahip olana kadar en azından daha kötüsü olmasın diye bir tutum içerisine gireyim mi diyeceksin?

Doğamızın, kaynaklarımızın, emeğimizin daha kolayca, hoyratça, kirlice sömürülmesi seni hiç mi ilgilendir miyor? Yoksa pabucun pahalı olduğunu kürsel sermaye ve işbirlikçi, faşist hükümete gösterecek misin?

Senin ille bu referandum maddelerine olan tavrını o parti bu parti, şu oligarşi bu oligarşi dışında kendin ve sınıfın adına koyma özgürlüğün ve iraden yok mu? Yukarda saydığım şeyler yetmez mi bu tavrı koymana?

Yargıyı gördüğüm kadarıyla beğenmiyorsun ama daha kötü olmasına niye göz göre göre göz yumasın? Üstelik yargının faşist, keyfi, sömürgen, peşkeş çekici bir sürü karar ve uygulamaya dur dediğini bilerek ve hükümetin yargıyı ciddi anlamda hedef gösterdiğini görerek mi yapacaksın bunu? Senin mahkemeye hiç mi işin düşmeyecek, sen faşist hükümetin uygulamalarından hiç mi etkilenmiyeceksin?

Bu referandum şunu oylamaktadır: Emeğin ve emekçinin hakkının daha çok ve kolay gasp edilmesini, ülke kaynaklarımızın yabancı sermaye ve kompradorlarca daha çok ve kolay sömürülmesini ve kirletilmesini, daha faşizan bir yapı ile yönetilmeyi istiyor musunuz?

"Hayır" dersen var olanı durdurmuş olmazsın ama daha kötüsünü yapmak isteyenlere "dur" demiş olursun. Bunun için dahi dur demeye değmez mi? Bu o oligarşi şu oligarşi meselesi değil direkmen emekçinin, yurttaşın konusudur.

barudi
08-09-2010, 05:11
Yeni bir anayasa geliştirilmek istendiğinde meclisteki her muhalefet partisinden milletvekilleri çağrılıp bir kurul kurulmak istenmişti, bunu da tek reddeden parti CHP olmuştu, hem işi yokuşa sürerek referandumu kaçınılmaz kılıyorsun, devleti gereksiz yere zarara da uğratıyorsun bu arada, hemde bu süreç içinde referandum hazırlığı yapılırken can veren vatandaş olunca suçlusu Ak Parti oluyor, yoksulları bibirine öldürttürüyormuş vay anam vay, bu kadar da saçmalık olur mu?

Uzlaşarak bir anayasa geliştirmeye yanaşsaydın o zaman...

kemalistcan
09-09-2010, 02:19
Yeni bir anayasa geliştirilmek istendiğinde meclisteki her muhalefet partisinden milletvekilleri çağrılıp bir kurul kurulmak istenmişti, bunu da tek reddeden parti CHP olmuştu, hem işi yokuşa sürerek referandumu kaçınılmaz kılıyorsun, devleti gereksiz yere zarara da uğratıyorsun bu arada, hemde bu süreç içinde referandum hazırlığı yapılırken can veren vatandaş olunca suçlusu Ak Parti oluyor, yoksulları bibirine öldürttürüyormuş vay anam vay, bu kadar da saçmalık olur mu?

Uzlaşarak bir anayasa geliştirmeye yanaşsaydın o zaman...

Bu yandaş medya için iyi bi rhaber olduğu gibi, bu AKP için biçilmiş kaftan referandum sürecinde demogoji yapabilmesi adına; ikisinide göremedik neden acaba? Klayve aydını seni; daha ülke gerçekliğinden haberin yok. De git işine!

barudi
09-09-2010, 02:41
Bu yandaş medya için iyi bi rhaber olduğu gibi, bu AKP için biçilmiş kaftan referandum sürecinde demogoji yapabilmesi adına; ikisinide göremedik neden acaba? Klayve aydını seni; daha ülke gerçekliğinden haberin yok. De git işine!
demogoji en iyi solcular yapar bu alemde...

cenker
09-09-2010, 21:18
Yeni bir anayasa geliştirilmek istendiğinde meclisteki her muhalefet partisinden milletvekilleri çağrılıp bir kurul kurulmak istenmişti, bunu da tek reddeden parti CHP olmuştu, hem işi yokuşa sürerek referandumu kaçınılmaz kılıyorsun, devleti gereksiz yere zarara da uğratıyorsun bu arada, hemde bu süreç içinde referandum hazırlığı yapılırken can veren vatandaş olunca suçlusu Ak Parti oluyor, yoksulları bibirine öldürttürüyormuş vay anam vay, bu kadar da saçmalık olur mu?

Uzlaşarak bir anayasa geliştirmeye yanaşsaydın o zaman...

akp samimi olsaydı değişiklikleri tek tek oylatırdı mecliste sadece 2 tanesi kabul edilmezdi bu durumda.amaç üzüm yemek değil bağcıyı dövmek.

kemalistcan
09-09-2010, 23:20
demogoji en iyi solcular yapar bu alemde...

Ezilenlerin sınıfından olanların asla demogoji yapma gibi bir dertleri olamaz; çünkü gerçekten ezilmektedirler ve bu ezilme tesadüfen değil planlı bir saldırının sonucudur.

Azıl demogojistler liberallerdir. Onların ağababaları bile kapitalizmi, liberalizmi, serbest piyasa ekonomisini savunurken hiçbir somutluğu olmayan görünmez ellerden bahsetmektedir; görünen o ki o görünmez eller kimi zaman piyasaya küserek kirzlere neden olmaktadırlar.

Sermayenin rahatça dolaşmasının özgürlük ortamı doğuracağını iddia etmişler ama sermaye nereye el atmışsa orası talan edilmiş, viran edilmiştir. Kendi aralarında bile ciddi savaşlara girmekte ve tekelleşmeye yönelmektedirler.

Yoksul halkı sömürüp, yoksulluğunda payı olmasına, konformist yaşamına rağmen adice yoksulları tembellikle, pislikle, cehaletle suçlayabilmektedirler

Burda bir demogoji yoktur. Asıl demogojiyi yapanlar ortadadır.

zahit
10-09-2010, 01:13
Syn.libosizmi savunan-kilikdan kila giren vatandaslarim.
sizler icin bugün,09-09.2010 da,saat 23,45 de yazdigim övgüyü okuyun.
---------------------------------------
LiBOSLAR
Sizlere hic güven olmaz
Suyunuz icilmez ekmeginiz asiniz yenmez
Sizlere hicbir yerde delikanli denmez
Ekmeginiz asinniz bugünden
Sonra hicmi hic yenmez
Cayira gelmeden kacarsiniz
Isiklardan devamli kacarsiniz
Yeri geldimi aydinliklara kosar
Tekrar karanliklara kacarsiniz
Ar ile edebi bilmez
Sahte edebiyat sayfalarinda cosarsiniz
Süleyman türkes özallar
Sizlerden cok amma cok delikanlilar.

barudi
10-09-2010, 01:43
akp samimi olsaydı değişiklikleri tek tek oylatırdı mecliste sadece 2 tanesi kabul edilmezdi bu durumda.amaç üzüm yemek değil bağcıyı dövmek.

Muhalefet hangi konuda samimi oldu bana önce bunu söyleyebilirmisin? Muahalefet Parti'nin görevi herşeye muhalefetlik yapmak değildir..

Ezilenlerin sınıfından olanların asla demogoji yapma gibi bir dertleri olamaz; çünkü gerçekten ezilmektedirler ve bu ezilme tesadüfen değil planlı bir saldırının sonucudur.

Azıl demogojistler liberallerdir. Onların ağababaları bile kapitalizmi, liberalizmi, serbest piyasa ekonomisini savunurken hiçbir somutluğu olmayan görünmez ellerden bahsetmektedir; görünen o ki o görünmez eller kimi zaman piyasaya küserek kirzlere neden olmaktadırlar.

Sermayenin rahatça dolaşmasının özgürlük ortamı doğuracağını iddia etmişler ama sermaye nereye el atmışsa orası talan edilmiş, viran edilmiştir. Kendi aralarında bile ciddi savaşlara girmekte ve tekelleşmeye yönelmektedirler.

Yoksul halkı sömürüp, yoksulluğunda payı olmasına, konformist yaşamına rağmen adice yoksulları tembellikle, pislikle, cehaletle suçlayabilmektedirler

Burda bir demogoji yoktur. Asıl demogojiyi yapanlar ortadadır.

Evet evet aynen katılıyorum asıl demogojiyi yapanlar ortadır..

Oy toplamak için kömür dağıtıyor demişlerdi, ya kendileri?
http://www.facebook.com/video/video.php?v=138560919518723&ref=mf

Abdullah Öcalan'a Sayın demek ile teröristleri meth eden bir insana Sayın demek arasında ne fark var?
http://www.facebook.com/video/video.php?v=117236777721&ref=mf

Başkalarının ayıplarını görmeden önce kendi ayıplarımıza bakmak lazım öyle değil mi?

Rahibe konusuna girmeye bile gerek yok, o kadar beceriksiz ki bu sol partiler kendi kazdıkları çukura düşüyorlar :)

DSP iktidarken seçimde yok oldu, ANAP birleşelim derken yok oldu, CHP beceriksizlikleriyle yok olma durumuna geldi, kim kaldı ki solu temsil eden başka? Hiçbiri solu tanıtamamış yahu...

kemalistcan
10-09-2010, 02:30
Anapı sol sanan bir adamla ne konuşulabilinir?

barudi
10-09-2010, 03:01
doğru siz ezilen sınıfındandınız o yüzden konuşamıyorsunuz..