Orijinalini görmek için tıklayınız : Ben Neden "Evet" Diyeceğim !
demos cratos
12-09-2010, 05:16
2000 yılı idi galiba.Türkiye üniversitelerinden birinde doktora yapıyordum.Çok ağır hastalıklar geçirmiştim.Ölümlerden ölüm beğenmiştim.
Çok kötü dolandırılmıştım.
Mütahitler!
Vesaire..
Vesaire.
Her şeye rağmen bilime aşıktım.Ağır rahatsızlığıma rağmen hocalarımın teşviki ile doktora sınavlarına girdim.Kazandım.Gerçekten çok iyi idim.
Ve fakat Türkiye'nin sömürge ötesi bir ülke olduğunun henüz ayırdında değildim.
Dünyanın her ülkesinde bilim adamları o ülkenin kendi ana dilinden sınava tabii tutulur.
Meğer Türkiye'de Türkçe'den değil başka milletlerin dillerinden sınava girmek lazımmış.
Asla kabullenemedim.
Ben Türk'tüm.
Burası Türkiye Cumhuriyeti idi.
Bu ülkenin resmi dili Türkçe idi.
Beni başka milletlerin dillerinden sınava soktular.
Sınavlara giriyordum ancak hiç bir zaman bu sınavları kabullenemedim.
Velhasıl..
Başarılı olamadım.
Ne mi oldu?
Delirdim?
Öyle laf olsun torba dolsun deliliği değil.
Adam akıllı delirdim.
Beş bin cilt olan kütüphanemdeki bütün kitapları tek tek ellerimle parçaladım.
Haftalarca süren bir yok edişti,herşeyi.
Delirmiştim.
Tam anlamı ile bir deli.
Bedeli çok ağır olmuştu..
Bu ülkenin sıradan bir sömürge ülkesi olduğunu öğrenmenin.
Böylesine soysuzluklara sesini çıkaramayan üstelik ülkenin en eğitimli kesimi olan bilim adamlarının,devlet adamlarının,halkın,herkesin suskunluğunu,kabullenmişliğini,aşşağılık halini görmek delirmemin ödülü oldu.
Bu ülkenin bilim adamları kendilerinin 13-15 yaşında bir batılı yeni yetme yerine konulmasına ses çıkarmıyorlardı.
kemalistcan
12-09-2010, 12:54
Yani... Ne? Hiç ilgisi var mı bunun referandumda oylanacak maddelerle? Neoliberallerin, yeşil sermayenin anayasasına evet demekle neyi halledecek, neye karşı durmuş olacak?
Küresel sermaye ülkemizin kaynaklarını ve dopal güzelliklerini kirlice, hoyratça sömürürken neyine merhem olacak bu evet?
Emekçilere haklarını savunmak için mahkeme yolu kapanınca neresine kına yakacak acaba?
Vurguncusu, talancısı, hırsızı kıçı sıkıştı mı ülkeyi terkedebilsin diye mi evet diyecek acaba?
İç hukuk yollarını uzatıp, bizi mahkemelerde süründürüp insan hakları mahkemesine gitmemizi engellenmesine mi evet diyecek acaba?
İşte bunların referandumla ilgisi vardır. Oyunu kullanmamış olanlar bir daha düşünsün!
demos cratos
14-09-2010, 19:10
İnanılmaz bir soysuzluk.
Bağımsız bir devlet.
Ordusu dünyanın bilmem kaçıncı büyük ordusu olan bir devlet.
Her tarafı okuyanlarla dolu bir millet.
Üniversitelerinde kendi ana dillerinden değil başka milletlerin dillerinden sınava sokuluyor ve bu soysuzluğa ses çıkarmıyorlardı.
Oysa ben deli oluyordum.
İngiliz'e,Alman'a,Fransız'a,Rus'a,İtalyan'a vel hasıl kimseye yapılamayan bir muamele bana yapılıyordu.
Bu soysuzluğa deliriyordum.
Bir profesörün başka bir milletin dilinden sınava girip o sınavdan yetmiş almasından sitayişle bahsetmesi soysuzluğun ne derece yaygın olduğunu gösteriyordu,bana.
Soysuzluk genetik.
Bin sene..
Tam bin sene..
Arabın ve Farsın dilini "gak guk" layanların ahvadı şimdi İngilizin,Almanın,Fransızın dilini "gak guk" luyordu.
Hiç bir şeye değil bu soysuzluğa deliriyordum.
demos cratos
14-09-2010, 19:32
Deliriyordum..
Ayıptır söylemesi..
Hayatım uzak doğu sporları ile geçti.
Ancak hiç bir zaman saldırgan olmadım.
Ve fakat artık saldırmayı ne saldırmayı yok etmeyi düşünüyordum.
Tabi boş..
Soysuzlardan hangi birini yok edeceksin?
Bir tane değil beş tane değil.
Bir gün sınavdayım.
Ama sinirden zangır zangır titriyorum.
Şiddetle birilerini yok etmeyi istedim.
Ancak..
Kime saldıracaktım ki?
Herkese mi?
Vel hasıl delirmiştim.
Yaşanmış nice zorluklara o dönem pek çok şey üst üste gelince artık akli denge mi yitirdim.
Kendimi kontrol edemiyordum.
Çok ağır fiziksel hastalıklar yaşadım.
Yaşıyorum.
Ama bu bam başka bir şeydi.
Sanki dünya benim dışımda değil tam beynimin ortasında idi.
Çok zordu.
Fiziksel hastalıklarım sırasında öyle ızdıraplar yaşıyordum ki "öldürün beni" diye bağırıyordum.
Ama bu delilik..
Kime ne diyeceğim?
Her şey bütün herşey..
Ne ise artık!
demos cratos
14-09-2010, 19:41
Her şeyden ama her şeyden nefret ediyordum.
Yılların birikimi olan,beş bin ciltlik kitaplığımdaki kitapların hepsini tek tek parçaladım.
Bin beşyüz sayfalık büyük boy çok kaliteli bir kitap düşünün.
Bu kitabı ellerinizle onbinlerce parçaya ayırabilir misiniz?
Ben böyle beş bin cilt kitabı ellerimle parçaladım.
Soysuzlara küfr ede ede parçaladım.
Şarabı kadehle değil şişe ile içe içe parçaladım.
Bir gün gecenin bir yarısı tutum interneti açtım.Birilerine mailler yolluyorum.Sarhoş sarhoş ne küfürler ettim resmi gayri resmi soysuzlara.
Kimi zaman yüzlerine.
Delirmiştim ya!
demos cratos
14-09-2010, 19:55
Bir gün,
Eski üç beş arkadaş bir araya geldik bir vesile ile.
Oturduk konuşuyorduk.
Onların içinde en eskisi olan arkadaşım,birden ;"Hatırlıyor musun seninle ilk tanıştığımız gün bana Türk dilinin bilim dili olmasından söz etmiş ve yapılanları eleştirmiştin" demesin mi?
Daha ortada ne doktora var ne de moktora.
Kendimle gurur duyduğum bir andı.
Ve..
Tanrının olduğuna inanmama neden olan anlardan biri idi.
Benim unutuğum ve fakat benim için çok önemli ve bana ait olan bir yaşanmışı olsa olsa Tanrı bana hatırlatmış olabilirdi,ancak.
Kendimle gurur duyduğum bir andı.
Demek ben hep böyle idim.
O aşşagılık yaratıklardan değildim
Şimdi de değildim eskiden de değil mişim.
TEŞEKKÜRLER TANRIM TEŞEKKÜRLER.
demos cratos
14-09-2010, 20:06
Uzatmayayım!
12 Eylül 2010 referandumunun yapılacağı günün gecesi hiç uyumadım.
Yine şarap aldım.
Uyumadım.
Turan Dursun sitesine referandumda "evet" oyu kullanacağımı herkes duysun bilsin diye bu başlığı açtım.
Saat yediye doğru uyku bastırdı ama soğuk bir duş uykumu dağıttı.
Hemen seçim sandığına gittim.
Daha kimseler yok.
Bir saat referandumun yapılacağı sandığın bulunduğu yerin kapısının önünde bekledim.
Referandum başladı.
Mühürü aldım..
Eveti beyaza bastım.
Şakkk..
Küfürü eksik bırakmadım tabii..
Soysuzlara!
Ana diline ihanet eden soysuzlara.
insan_olmak
14-09-2010, 20:41
sayın demos cratos
Evet'i savunanlara inat olsun diye mi evet dediniz ben anlayamadım?
yani bu insanlara bu yakışır mantığıyla mı hareket ettiniz?
demos cratos
14-09-2010, 20:54
sayın demos cratos
Evet'i savunanlara inat olsun diye mi evet dediniz ben anlayamadım?
yani bu insanlara bu yakışır mantığıyla mı hareket ettiniz?
Sayın insan_olmak,
Üç yıldır bir proje üzerinde çalışıyorum.Türkiye'de üniversiteler özelleştirilecek.Yurt dışından bir üniversite ile irtibat halindeyim.Özelleştirilecek üniversitelerden birini o üniversite adına yönetmeyi planlıyorum.
Bu ülkeye yapılacak en büyük iyilik,bilimi bu soysuzların elinden kurtarmak olacaktır.
İnsanlığa yapılabilecek en büyük iyilik.
Bu nedenle referandumda "evet" oyu kullandım.
demos cratos
14-09-2010, 21:13
Üniversitelerin nasıl özelleştirileceğine dair hazırladığım bir proje daha var.Yakında sitede açıklarım.
spartacus
14-09-2010, 21:38
demos_cratos
delirmiş olmanız, her şeye kızmanız her ne ise, davranışlarınızı mazur görme hakkı tanıyacak sanıyorsanız yanılırsınız.
Seçtiğiniz kelimelere ve insanlara hitap şeklinize dikkat edin, edin ki -yazdıklarınız doğru ise- hele ki üniversiteler özelleşecek* birinde de siz yönetici olacaksanız, olduğunda okulun adını bilmek isterdim. Çocuğum veya çevremden gidecek olursa daha bir forumda anlatmak istediğini kişiselliği öne çıkartmadan anlaşılır dille ifade etmekten aciz, konuyla alakasız kişisel sinir davranışlarının dahi ifade edildiği (şarap, 5000 kitap vs) bir forumda insanlara daha ilk elden "öküz" diye hitap edebilen birisi ile geleceklerini karartmayalım.
Bir şeylere kızmış olmanız diğer insanlara karşı aşağılayıcı tavırlar takınabileceğiniz anlamına gelmediği gibi, inandırıcılığınızı da kaybetmişsiniz demektir.
* özel hastaneler gibi insanların her tarafını mıncıklayıp kadavrasını çıkartan, manyy, manyy diye soyan, korkutup zarf atan, farkına varmayanı soyan, doğum zamanı dolmamış kadınları dahi elden kaçmasın diye doğuma alan, deşen vs özel hastaneler(kasaphane) gibi olacaktır buda. Tabi bir de bilim düşmanı oldukları halde rantı için hastane açan şeyhlerin, tarikatların ağırlığı olacaktır. taktik aynı önce sistemi çökert sonra özelleştir, sebep işlevsizdi! sıyrıl sonra da manyy, manyyy, rant. beyin satacağız üstelik de üstüne para vererek...
Kemaloğlu
14-09-2010, 22:05
Yani... Ne? Hiç ilgisi var mı bunun referandumda oylanacak maddelerle? Neoliberallerin, yeşil sermayenin anayasasına evet demekle neyi halledecek, neye karşı durmuş olacak?
Küresel sermaye ülkemizin kaynaklarını ve dopal güzelliklerini kirlice, hoyratça sömürürken neyine merhem olacak bu evet?
Emekçilere haklarını savunmak için mahkeme yolu kapanınca neresine kına yakacak acaba?
Vurguncusu, talancısı, hırsızı kıçı sıkıştı mı ülkeyi terkedebilsin diye mi evet diyecek acaba?
İç hukuk yollarını uzatıp, bizi mahkemelerde süründürüp insan hakları mahkemesine gitmemizi engellenmesine mi evet diyecek acaba?
İşte bunların referandumla ilgisi vardır. Oyunu kullanmamış olanlar bir daha düşünsün!
genç adamım ben
dahada gençken
küçük anayasa kitapçıkları
varya bir yerden elime geçmiş
geçici maddelerede bir göz gezdirdim
bide 15. madde
vardı
onu okurken
büyük bir haksızlığı okudum
"12 Eylül 1980 tarihinden, ilk genel seçimler sonucu toplanacak Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanlık Divanını oluşturuncaya kadar geçecek süre içinde, yasama ve yürütme yetkilerini Türk milleti adına kullanan, 2356 sayılı Kanunla kurulu millî guvenlik konseyinin, bu Konseyin yönetimi döneminde kurulmuş hükümetlerin, 2485 sayılı Kurucu Meclis Hakkında Kanunla görev ifa eden Danışma Meclisinin her türlü karar ve tasarruflarından dolayı haklarında cezaî, malî veya hukukî sorumluluk "iddiası ileri sürülemez" ve bu maksatla herhangi bir yargı merciine başvurulamaz"
bu madde anayasanda usul usul uyurken hiç utanmıyorsunda
yok yeşil sermaye
yok küresel bilmem ne
saçmalıyorsun
demos cratos
14-09-2010, 22:06
demos_cratos
* özel hastaneler gibi insanların her tarafını mıncıklayıp kadavrasını çıkartan, manyy, manyy diye soyan, korkutup zarf atan, farkına varmayanı soyan, doğum zamanı dolmamış kadınları dahi elden kaçmasın diye doğuma alan, deşen vs özel hastaneler(kasaphane) gibi olacaktır buda. Tabi bir de bilim düşmanı oldukları halde rantı için hastane açan şeyhlerin, tarikatların ağırlığı olacaktır. taktik aynı önce sistemi çökert sonra özelleştir, sebep işlevsizdi! sıyrıl sonra da manyy, manyyy, rant. beyin satacağız üstelik de üstüne para vererek...
Bu söylemler Küba'da bile para etmiyor artık.
spartacus
15-09-2010, 01:31
Bu söylemler Küba'da bile para etmiyor artık.
Doğru! Para! etmiyordur.. para eden söylem değil, uygulamadır! uygulandığına göre demek ki söylediklerim yersizdir. Mükemmel bir cevap olmuş! Yazacaklarıma ise peşinen ne diyeceğinizi yanılma payımıda gözeterek tahmin edebilirim-> Hikaye...
yapman gereken, Sağlığın işlevsiz hale getirildikten sonra, Türkiye de açılmış özel hastanelerin, sermaye sahiplerinin hangi kesimler olduğuna bakmak(çoğunluk tarikat, zaiyat), birde her adımda dinleyebileceğin hastane mağdurlarını dinlemektir. Tabi dünyaya akvaryumdan bakmıyorsak. En basiti, daha vakti gelmeden doğum yaptırılan bebeklerin, hayatlarının ilk dönemlerini neden Devlet hastanelerinin küvözünde geçirmiş olduğunun, geçmiş yıllar ile, bu rant geliri hastaneciklerin açıldığı dönemden sonra sayının ne kadar arttığının, ve küvöz'lere ne kadar özel hastane nakillerinin yapıldığının istatistiğini(ki sayı hayli kabarık), yıllık doğum oranlarına da orantılayarak edinmek mümkün olsa gerek. hayattaki bir çok mağduru dinlemiş olmak istatistiki veri sağlamıyor olabilir, fakat şu an hatrı sayılır düzeyde mağdur kitlesi oluşmuştur. ister yersiz müdahaleler olsun isterse fazladan hiç yokken alınmış(gereksiz kan tahlilleri, röntgenler, korkutmalar-tabi komisyon oranları-), cukkalanmış paralar olsun her ikiside mağdur durumundadır(bir çok kişiden duymaktayız ki, eşini özel hastaneye götürdüğünde doğum vakti gelmiş dendiğinde, ağrım, sızım yok diyen eşiyle devlet hastanesine giden ve orada henüz daha çok erken olduğunu duyan). Zor değil öğrenmek, paran varsa yaşa noktasına gelindi.
Öncelikle bu gün pazar anlamında salt insanların ihtiyaçları değil, zorunlulukları da çok önemli bir hal almıştır. Mesala
Bir otomobil, beyaz eşya, bunlar benzeri metalar(ticaret malı) ihtiyaç iken, Gıda, Eğitim, sağlık gibi sektörler, ihtiyaç(dırlarda) olmaktan çok zorunluluk hali ön plana çıkmaktadır. yani ihtiyaç olması, zorunluluk olmasının gölgesinde kalmıştır ve bunda insanlara verilen reklam bilincinin hatrı sayılır etkisi de çok yüksektir.
peki neden beyaz eşya ihtiyaç oldu da bu diğerleri zorunluluk oldu. çünkü buradaki zorunluluk iradi tercihin üzerine çıkmıştır. Otomobil'i erteleyebilirsiniz, bir televizyon ertelenebilir ama kırık bir kol geleceği belli olmayan bir zamana ertelenemez. Her neyse kanımca bunlar size, okuyucuya çok yüksek perdeden bakan, Ben faktörünü ve ben bilirim'i, okuyucudan onaylanmayı bekleyen aşırı kişisel çıkışlar yapmış birisi için yabancı söylemler.
her neyse, rant dendiği anda akla ilk gelmesi gereken şeylerden bir tanesi de zorunluluktur. Doğal zorunluluk gibi, yüklenmiş zorunluluklar mevcuttur. mesala bu gün yeni çıkan bir telefon için reklam yaparken, reklamcı malı pazarlamak yerine, kişilerin egolarına seslenir, "Farklı ol!" der. Burada meta(ticaret malı) kendi özgünlüğünden soyutlanmış, alıcı ise maddi ihtiyacı dışında yönlendirilmiştir. O telefonu almak ile farklı olunmayacaktır ama kek olunacaktır. Bu tarz reklamcılık dahi toplumalrın psikolojik dönemlerini kullandıkları için rant teşkil ederler. bu rant da daha çok cehaletden faydalanır, her neyse, gelelim eğitime;
Eğitim belki bundan 50 yıl önce ne bu kadar zorunlu ama nede bu kadar yaygın görülebilirdi. Dünyada ve ülkelerde gün geçtikçe nüfuslar artmakda gayri Safi Milli hasıla dediğimiz(GSMH) hesaplar, iş toplam gelirin dağılımı olduğunda rotayı hayli sapıtmaktadır. Zengin daha zengin fakir daha fakir noktaya gitmekte, bunun yanında ise nüfus(bir çok nedenle uzayan insan ömrü doğru orantı) geçmiş zamanlardan hayli hızlı biçimde artmaktadır. ortada olan GSMH dilimi Pastası 2 dilime bölündüğünde, pastanın çok büyük payı(%80) azınlık kalan %20 ye geriye kalan küçük pay ise(%20) %80 e tekabül etmektedir. tabi nüfus artışı bu dengeyi her geçen gün iki diliminde karşıtlığı temelinde geliştirmektedir. yani oranlar arasındaki uçurum derinleşmektedir.
Bu koşullarda doğan işsizlik, gündelik hayatın yarattığı toplumsal stres, eğitimi insanın bilinçlenmesi, aydınlanması amacından çıkartıp, işsiz kalmamak, daha iyi bir hayat sürmek yarışına, bu anlamda bir zorunluluğa dönüştürmüştür.
Zaten günümüz pazar kültürü Rekabet yönünde daha da derinleşirken, beraberinde toplumlara yarış Kültürü aşılamaktadır. Bu aşı toplumsal görünsede yarış kültürü yayılım olarak toplumsal, mahiyet olarak bireyseldir. yani bireyler biribiriyle yarış haline sokulur ve rakip olurlar. telefon reklamını hatırladık mı? farklı ol! herneyse
Eğitimde sağlık gibi zorunluluk hali almışsa artık oda RANT için sağlam bir sektör özelliğine sahip olmuş demektir. Yani bunlar artık pazara-pazarlamacılığa düşmüştür. Rant pastası sağlık gibi büyüktür ve iştah kabartıcıdır. Arada bir çok bürokrat da bu rant pastasından payını alacak, yapılması gereken ise, mümkün olduğunca yerleşik eğitim sisteminin toplum gözünde düşürülmesi, işlevsizleştirilmesi için çalışılacaktır...
Söylediklerim Küba değil Türkiye'de dahi para etmez, para uygulamada açığa çıkıyor!
Sağlık ve Eğitim sektöründe bu güne kadar dönen rantın dökümü yapılsa şok geçirmemek için hiç bir sebebimiz yoktur. Sırf ilaç ve yardımcı malzemeler sektörü adına telaffuz edilen kayıplar 10 milyarlarca dolar değerindedir. (bir zamanlar neşter davaları)
Yanlış işleyen bir sistemin çözümü, o sistemi daha da içinden çıkılmaz bir başka çarka bağlamak değildir. İhtiyaçlar anlaşılabilir ama zorunlulukların-aczin kişilerin elinde birer rant-gelir kapısı olarak kullanılması ne bu gün nede yarın toplum yararına olmayacaktır...
kemalistcan
15-09-2010, 02:10
genç adamım ben
dahada gençken
küçük anayasa kitapçıkları
varya bir yerden elime geçmiş
geçici maddelerede bir göz gezdirdim
bide 15. madde
vardı
onu okurken
büyük bir haksızlığı okudum
"12 Eylül 1980 tarihinden, ilk genel seçimler sonucu toplanacak Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanlık Divanını oluşturuncaya kadar geçecek süre içinde, yasama ve yürütme yetkilerini Türk milleti adına kullanan, 2356 sayılı Kanunla kurulu millî guvenlik konseyinin, bu Konseyin yönetimi döneminde kurulmuş hükümetlerin, 2485 sayılı Kurucu Meclis Hakkında Kanunla görev ifa eden Danışma Meclisinin her türlü karar ve tasarruflarından dolayı haklarında cezaî, malî veya hukukî sorumluluk "iddiası ileri sürülemez" ve bu maksatla herhangi bir yargı merciine başvurulamaz"
bu madde anayasanda usul usul uyurken hiç utanmıyorsunda
yok yeşil sermaye
yok küresel bilmem ne
saçmalıyorsun
Bu maddeyi ben mi oraya koydum?
Bu madde tek başına oylandı da evet mi demedim?
Böyle bir gerizekalılık var mı? Bir değil, beş değil, on değil; 26 madde be! Geriye kalan 25 madde önemli değil mi? Darbeciler sözde yargılanacakmış diye üklemi mi satayım, sömürüye ve eşitsizliğe çanak mı tutayım, faşizme biat mı edeyim?
Bu ülkede darbeciler yargılansın diye birçok kampanya yapıldı. Sen nerdeydin o sıralarda? Bugün darbeci karşıtı olup, dün 82 anayasasına evet diyen halkım neredeydi? Bırakın hikaye okumayı; bir avuç arkası olmayan öğrenciden başka kim vardı o kampanyalarda? Ben kendi okuluma haftalarca giremedim bu yüzden mimlendiğim için; nerdeydin o zaman acaba?
Bu ülkede darbelerden en çok solcular, kürtler ve aleviler çekmiştir. Hemen hemen bütün komünist-sosyalist-sosyal demokrat oluşumlar hayır dedi. Tunceli nerdeyse yüzde doksanla hayır dedi. Alevi köyleri silme hayır dedi. Kürtler boykot dedi. Liberaller bile hayır dedi. Geriye türk-islam sentezciler ve şeyh-ağa vesayetindeki kürtler kalıyor; hangisindensiniz acaba? İlgintir bu ikisinede hiçbirdarbede dokunulmamıştır 28 şubat hariç; onlarda evet dedi; niye acaba?
spartacus
15-09-2010, 09:56
Arkadaşlar insanların siyasi yada düşünsel tercihlerini onların kişiliği üzerinde tespitler yapmak için kullanmayalım. özgürlüklerden, demokrasiden bahsettiğimiz anda bu tür kullanımlar çelişir.
Abartmayalım, evet diyende hayır diyende ister bilinciyle ister yönlendirmeyle şekli her nasıl olursa olsun, seçimini yapmıştır. Bundan sonrası için kimsenin kimseyi kategorlendirmesinin zarardan öte bir yararı olmayacaktır.
Oylama zaten demokratik değildi, kampanyalar ise sırf siyasi ve oy kaygısı ile gölgelenmişti. Ne referandum nede siyasi çalışmalar demokratik işlemedi. Kitle çekmek, siyasi rant arzuları yada kitle kaybetmemek psikozu (http://tr.wikipedia.org/wiki/Psikoz) egemendi. o psikoz'un tesirinden kurtulup, değerlendirmelerimizi tekrar yapmak en sağlıklı yaklaşım olacaktır diye düşünüyorum.
Kemaloğlu
15-09-2010, 20:03
Bu maddeyi ben mi oraya koydum?
Bu madde tek başına oylandı da evet mi demedim?
Böyle bir gerizekalılık var mı? Bir değil, beş değil, on değil; 26 madde be! Geriye kalan 25 madde önemli değil mi? Darbeciler sözde yargılanacakmış diye üklemi mi satayım, sömürüye ve eşitsizliğe çanak mı tutayım, faşizme biat mı edeyim?
Bu ülkede darbeciler yargılansın diye birçok kampanya yapıldı. Sen nerdeydin o sıralarda? Bugün darbeci karşıtı olup, dün 82 anayasasına evet diyen halkım neredeydi? Bırakın hikaye okumayı; bir avuç arkası olmayan öğrenciden başka kim vardı o kampanyalarda? Ben kendi okuluma haftalarca giremedim bu yüzden mimlendiğim için; nerdeydin o zaman acaba?
Bu ülkede darbelerden en çok solcular, kürtler ve aleviler çekmiştir. Hemen hemen bütün komünist-sosyalist-sosyal demokrat oluşumlar hayır dedi. Tunceli nerdeyse yüzde doksanla hayır dedi. Alevi köyleri silme hayır dedi. Kürtler boykot dedi. Liberaller bile hayır dedi. Geriye türk-islam sentezciler ve şeyh-ağa vesayetindeki kürtler kalıyor; hangisindensiniz acaba? İlgintir bu ikisinede hiçbirdarbede dokunulmamıştır 28 şubat hariç; onlarda evet dedi; niye acaba?
100 yaşına dayanmış bir adamı yargılamakla elimize birşey geçmez
sadece utandığım o maddenin orada olması
o madde orada olmamalı
ben istemiyorum inanıyorumki sende istemiyorsun
diğer maddelere gelince
çoğu pozitif ayrımcılık
şehit yakınlarına gazilere pozitif ayrımcılık özgürlük bireysel haklar gibi referanduma bile gerek duyulmayacak hiçkimsenin tartışmayacağı şeyler
Anayasa mahkemesi ve HSYK nın yapısıyla ilgili maddeler ise çok teknik konular
3 kere ardı ardına okumama
ve öncesiyle sonrasını karşılaştırmama rağmen genede %100 kavrayamadım
baktım olacak gibi değil diğer ülkelerle karşılaştırayım dedim
dünyada bu konularda bir hemfikirlik yok
medeni ülkelerin çoğu seçimlerini farklı farklı şekilde yapıyor
Bu konuyuda aşınca
benim için en önemli olan o geçici 15. maddenin kaldırılması
bütün samimiyetimle söyleyeyim ben sadece onun için oy kullandım
Ve ben sadece bu referandumu ya hep ya hiç diye değil bir adım olarak görüyordum.