PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : TUIK'in büyüme rakamlari dogru mudur?


sargon
14-09-2010, 12:06
TUIK (Türkiye Istatistik Kurumu) bu yilin ikinci ceyreginde de Türkiye'nin yüzde 10.3 büyüdügünü acikladi. Böylece Türkiye ekonomik büyümede OECD sampiyonu olarak görünüyor. Motor sektörler % 21 ile insaat, ardindan % 14 ile imalat.

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/15775517.asp?gid=373

Türkiye'de ekonomik durum üzerine herkes kendi ideolojisine uygun buldugunu söylüyor, bunu sorunca da yine ayni cevaplar gelecektir ama ben yine de sorayim. Bu rakamlar gercegi ifade ediyor mu?

Sangre
14-09-2010, 13:09
Gerçeği yansıtmaması için her hangi bir sebep var mı?

Zaten bu veriler kesinlikle 'gerçek' değil, bir tahmindir.. Çünkü belli bir hata payını içinde bulundurur.

Bu verileri hesaplama yöntemlerinin aynısını çeşitli kuruluşlar da kullanıyor; IMF, ECB vb. kurumların yanında, Goldman, JP Morgan gibi bankaların da tahminleri son tahlilde açıklanan sonuçlarla paralellik gösteriyor.

Bu yüzden bu konuda çok da fazla şüpheye düşmenin anlamlı olduğunu sanmıyorum.

Sangre
14-09-2010, 13:56
Ekonomideki krizden çıkış sonrasındaki 'baz etkisi', aşağıdaki köşe yazısında açıklanmış;

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&ArticleID=1011046&Yazar=TANER%20BERKSOY&Date=13.09.2010&CategoryID=101

Yani bu büyüme hızı sürdürülebilir değil.. 3. ve son çeyrekte büyüme hızı düşecektir.. Ve uluslararası kuruluşların da ifade ettiği gibi sonuçta ortalama %6 ila %8 arasında bir büyüme gerçekleşecektir.. Yine de bu rakamlar krizden çıkış konusunda iyi rakamlar.

kharon
14-09-2010, 17:38
Selamlar,

Son 8 yılın en kötü büyüme oranını 2009 da gördük, 2009 son çeyrekten itibaren oranlar artıyor.

Büyüme oranları, dünya bankasının 2009 raporundaki tahminlerinin üstünde, Türkiye için 2010 da (yanlış hatırlamıyorsam) %4-%4.5 lik bir büyüme tahmin edilmişti.
Sn, sangre nin yazdığı %6-%8 arası büyüme tahmini, beklentinin %50-%100 oranında artması demek. Ekonomi uzmanı değilim ama bence bu çok önemli bir gelişme,çıkış yolu açılmış gibi görünüyor.

Saygılar

Sangre
14-09-2010, 18:10
Selamlar,

Son 8 yılın en kötü büyüme oranını 2009 da gördük, 2009 son çeyrekten itibaren oranlar artıyor.

Büyüme oranları, dünya bankasının 2009 raporundaki tahminlerinin üstünde, Türkiye için 2010 da (yanlış hatırlamıyorsam) %4-%4.5 lik bir büyüme tahmin edilmişti.
Sn, sangre nin yazdığı %6-%8 arası büyüme tahmini, beklentinin %50-%100 oranında artması demek. Ekonomi uzmanı değilim ama bence bu çok önemli bir gelişme,çıkış yolu açılmış gibi görünüyor.

Saygılar

Evet, 2009 yılındaki raporlarda büyüme oranları %3 ila %5 arasında geziyordu.. Ama sonraki süreçte tahminleri revize ettiler.. Belki 2. çeyrekteki olumlu performanstan sonra tekrar revize edebilirler.

Şöyle kısa bir araştırma yaptım;

Dünya Banka'sı 2009 raporunda %3.3 büyüme tahmin etmiş.. Fakat zamanla bu tahminini iki kat arttırarak %6.6'ya çıkarmış..IMF ise %3.2'lik tahminini, %5.2'ye yükseltmiş.

Goldman Sachs %6.5 olarak tahminlerinin devam ettiğini, JP Morgan ise 5.9 olarak açıklamışlar.. İng Bank %7.1 olarak tahminlerinin devam ettiğini, Royal Bank of Scotland ise %7 seviyesinde olacağını söylemişler.

Bunun dışında analizlerine değer verdiğim EkonomiTürk sitesinde de 2010 başında şöyle tahminler var;

http://ekonomiturk.blogspot.com/2010/01/2010-gsyh-ve-buyume-oran-tahminleri.html

Ve şöyle bitiriyorlar;

''Özetlersek ekonomimiz kötü bir performans sergilerse dahi %4 gibi bir hızla büyüyecek, normal bir performans sergilerse büyüme hızımız %6’ya, iyi bir performans sergilerse %7,5’e yükselecektir. Ülkemizdeki ekonomistlerin büyük çoğunluğu %4-5 aralığında tahminler yaptıklarına göre bu kişilerin normal tahminlerinin aslında çok muhafazakar bir tahmin olduğunu söyleyebiliriz.''

Ayrıca takip edebildiğim kadarıyla ikinci çeyrek büyüme oranını Cemil Ertem %9 olarak tahmin etmişti.. Yine de görülüyor ki, hiç kimse bu kadar iyi bir performans ortaya koyulacağını beklemiyordu.. Ama 3. ve son çeyrek rakamlarını görmeden de bir şey demiyelim.. Çünkü son çeyrekte ekonominin resesyona girebileceğini söyleyen uçuk insanlar bile var :)

mhmd
14-09-2010, 18:23
Negatif düşüncemizin temelleri.
TÜİK, başbakanlığa bağlı resmi bir kurum.
Tek partili hükümetlerde tam kontrolün hükümette olduğu bir kurum.
Yunanistan'ın AB ni kendi lehine yönlendirmek maksadıyla, istatistiksel oranlarda yaptığı projeksiyonlar hafızalarımızda iken; bu kurumun dört dörtlük bilgi sağladığı ve işlediğine inancımız zayıflamaktadır.

Pozitif düşüncemizin temelleri.
1926 da temelleri atılan kurum o dönemden bu döneme 55 başbakan değiştirmiş. Kimi sağdan kimi soldan tüm başbakanlara hizmet veren bu kurum hakkında hiçbir yönetim tarafından şimdiye kadar kanıtlanabilen herhangi bir şaibe bilinmemektedir.
Bu gün R. Tayyip ERDOĞAN'a bağlı olan kurum dün Abdullah GÜL'e Bülent ECEVİT'e, Mesut YILMAZ'a, Necmettin ERBAKAN'a, Tansu ÇİLLER'e, Erdal İNÖNÜ'ye, Süleyman DEMİREL'e bağlı idi.
Zıt görüşlere sahip hayattaki eski başbakanlardan böyle bir yakınmayı biz duymadık.

Hal böyle iken; ülkemizin yapısı itibarı ile TÜİK'in sağlıklı bilgilere ulaşması konusunda ciddi endişelerimiz mevcuttur.
Toplum olarak belgelemeye verdiğimiz değer. (Ülkemizde halen daha nüfus cüzdanı olmayan vatandaşların varlığı)
Kent yaşamına uyum sağlayamayışımız. (Kaçak olarak kullanılan elektrik, su v.s.)
Toplumsal sorumluluk bilincimizin yetersizliği. (Kaçırılan vergiler)
Gibi nedenlerden ötürü ülkemizde çok sağlıklı datalar oluşamamaktadır.

Sonuç olarak bu kurumun sonuçlarının sağlığı konusunda var olan endişemiz, hükümetlerin kasti projeksiyonlarının olamayacağı düşüncemizle biraz da olsa dinmektedir.

kharon
14-09-2010, 19:03
Sn.sangre,

Verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim.

Piyasa ekonomileri, beklenti ekonomileri ise eğer, bu oranlara göre tahminlerin üzerinde bir büyüme olacağını düşünmek yanlış olmasa gerek.

Büyüme oranları GSYH oranları, resesyon, iktisatta öğrendiğim anlamda ki resesyonsa, imalatın arttığı, işsizliğin düştüğü, bir ortamda resesyonu düşünmek uçuk bir düşünce :)
(Nüfus artış oranını bilmiyorum) 2009 da bile olmadı.

Saygılar

kemalistcan
14-09-2010, 20:00
Ekonomi uzmanları bunu büyümeden çok toparlanma olarak görüyorlar. Tsunami(benzetme) sonucu kabaran sular, karaları işgal etmişti; şimdi sular duruluyor ve geri çekiliyor.

Bizim montaj sanayi, dananın kuyruğu gibi ne uzar ne kısalır. Batının holdingleri ciddi pazarların sahibiler; o yüzden yaralar çok derin. Bizimkilerin krizi fırsata çevirmek dedikleri de; montaj sanayimizi yaralara merhem kılmak(oysa kelin merhemi olsa başına sürer). Yoksa bizim kıçı kırık montaj sanayinin o pazarlardaki boşlukları doldurabileceğini düşünmek saflık olur.

errata
16-09-2010, 04:52
TUİK doğru diyor. Sayısal veri ve istatistiklerin dışında benim sayıları bütünleyici bir derlemem mevcut. Buyrun.

Biz Türkiye olarak, P.R.C. vari üretim yapıp Amerika, Kanada, Almanya, Hollanda pazarlarını allak bullak edene kadar dünya böyle bir büyüme, kalkınma hamlesi görmemişti. Hakeza bilişim, sağlık, hava indirme-kaldırma-bindirme teknolojileri ihracatında İsveç Norveç Danimarka'dan sonra dördüncü dünya markasıyız.

Dünya otomotiv endüstrisi bizsiz işlerin yürümeyeceğinin farkında. Zaten dünya otomotiv endüstrisi de biziz ya neyse. Dünya içten yanmalı motor ve bunlara bağlı mühendislik dallarının AR-GE kısmı artık tümüyle Türkiye'de yerleşke tutan yerli yabancı firmalarca yürütülmekte. Montaj, hammadde işlemesi vs. amele işlere biz bakmıyoruz, Amerika şimdiden binlerce dönüm arazide montaj fabrikaları kurabileceğini, yatırımcılardan KDV almayacağını bildirmesine rağmen Türkiye dış işleri bakanı Mahmut Karakelle "Bakıcaz artık, o işler öyle kolay değil..." dedi.

Yine hava araçları, savaş teknolojileri, nano elektronik ve nano robotic alanlarında gelişmiş mühendislik yalnızca Türkiye'de geliştirilir oldu. Kahrolası Almanlar, Hollandalılar, Yugoslavlar, Makedonlar, Avusturyalılar ve Çekoslovakyalılaşmamış bir kaç geri "ulus devlet" daha Türkiye'ye göç vermeye başladı. Sürekli göç aldığımız Amerika, Avustralya, Büyük Britanya ve Arap yarımadasından sonra ülkede 14-35 yaş arası genç nüfus 690 milyon, bunların 52 milyonunu ise göçer vaziyetteki Alman göçmenler oluşturuyor. Türkiye'de etnik gruplar için "Tam Entegrasyon Yasası" uygulanacağı söylentileri yayıldı. Zaten bu çok gereklidir.

Boğaziçi, Bilgi ve Orta Doğu Teknik Üniversiteleri ile birkaç ufak Amerikan Üniversitesinin (M.I.T., Stanford, UCLA, Cornell, Texas) daha katıldığı Uzay Araştırma ve İleri Evren Defans Kalkan Gücü (UAİEDKG) konulu fizik-uzay konferansı, Amerikan Üniversitelerinin Türk Üniversitelerine öğrenci gönderebilmek için yoğun erasmus talepleri nedeniyle ertelendi. Türkiye, gelecek konferanslarda Amerika ve AB üyesi okulları konferansa çağırmaycaklarını, zaten bir halta da yaramadıklarını bildirdi. Bakanlardan Cem Menemengeçidi "konferansların suistimal edilmesi üzüntü vericidir." demek suretiyle gıcık verdi.

Universal Maden Tetkik Arama (UMTA) tarafından Afrikada yeni elmas, altın, makarna madenleri bulundu. Yerli halk, Türkiye'yi kendilerini kandırmakla ve değerli yeraltı kaynaklarını emperyal amaçlar için haraç-mezat gaspetmekle suçluyor. Türk Dış Madenler sorumlusu Ahmet Mehmet Tamtakunyacı basın açıklaması yaparak "Bunlar terörist bir kaç çapulcunun uydurması marjinalliklerdir. Bizim için Afrika halkı en birinci halktır." diye beyanat verdi.

Başbakan Erdoğan kızılderili JENOSİDİ için Amerikaya, diğer JENOSİDLER için dünya geneline nota verdi. "Akıllı olmazsanız, sizi özgürleştirmek zorunda kalırız, bu hiç hoş değildir. Demokrasi aracından bizi indirmeyin!!!" dedi. Salak gazetecinin biri Başbakana pis ve kirli ayakkabısını attı.

...

evrensel-insan
16-09-2010, 06:51
Saygideger arkadaslar;

Bu konuda Halk TV'yi izledim. Boyle bir buyumenin gercek olmadigini aksi, yasam standartinin, asgari ucretin ve kisi basina dusen gelirin, gelisen ekonomiye mukayese ile, dustugunu soyledi.

Saygilarimla;
evrensel-insan

sargon
16-09-2010, 10:31
Bilgi verenlere tesekkür ederim. Sanirim Türkiye ekonomisinin büyüme yoluna girmis oldugu, en azindan simdilik, yadsinamayacak bir gercek.

Bunun yanlis olduguna dair gercek bir bilgi, bir veri olmus olsaydi birileri bunu yazardi herhalde. Ben de bu yönde bir bilgi bulamadim.

Ekonominin büyümesi ile gelirin esit dagilmasi ayri ayri seyler. Ben ekonominin büyüyüp büyümedigini soruyorum. Bu büyümenin hangi alanlarda oldugu, paylasiminin esit olup olmadigi zaten baska bir tartisma.

ahmetaltan
16-09-2010, 11:09
Bulunduğum şehirde, evden işe - işten eve giderken kullandığım yol üzerinde son 8 yıl içinde eski, köhne, bozuk yapılar yıkıldı, yerine yeni yeni modern binalar dikildi. Adeta şehir yeniden imar edildi.
Herkes bulunduğu şehiri eskisi ile kıyaslarsa, bu farkı görebilir. Halkımızda büyük oranda zenginleşme, aşikar olarak gözlenmekte. Caddelerde yeni yeni son model araç bolluğu da halkın gelir seviyesinin geliştiğine işaret ediyor.

Ama kuru ekmeğe muhtaç insanların da varlığı bir gerçek. Bu tamamen "paylaşım" ile ilgili.

Fakat ülke genelinde bir zenginleşme ve refah düzeyinde artma, apaçık görülüyor.
TUIK veya TİK verileri de bunun doğruluğunu gösteriyor. Milli gelirin 4 kat arttığı yalan değil.
Geçenlerde Sözcü gazetesi, güya hükümeti tenkit için "Türkiyede milyoner sayısının arttığı" nı yazıyor. Olaya, nereden baktığınıza bağlı olarak bu konu farklı değerlendirilebilir.

Ama Türkiye büyüyor ve gelişiyor. Hemde hızla...

Dış finans ve derecelendirme kurumları, Türkiyeye gıpta ettiklerini söylüyorlar.

Hatta. bunu nasıl başardınız bile diyorlar...

Olaya AkParti muhalifliği olarak değil objektif olarak bakan herkes bunu görür.

Saygıyla...

naper
16-09-2010, 11:28
TUİK doğru diyor. Sayısal veri ve istatistiklerin dışında benim sayıları bütünleyici bir derlemem mevcut. Buyrun.

Biz Türkiye olarak, P.R.C. vari üretim yapıp Amerika, Kanada, Almanya, Hollanda pazarlarını allak bullak edene kadar dünya böyle bir büyüme, kalkınma hamlesi görmemişti. Hakeza bilişim, sağlık, hava indirme-kaldırma-bindirme teknolojileri ihracatında İsveç Norveç Danimarka'dan sonra dördüncü dünya markasıyız.

Dünya otomotiv endüstrisi bizsiz işlerin yürümeyeceğinin farkında. Zaten dünya otomotiv endüstrisi de biziz ya neyse. Dünya içten yanmalı motor ve bunlara bağlı mühendislik dallarının AR-GE kısmı artık tümüyle Türkiye'de yerleşke tutan yerli yabancı firmalarca yürütülmekte. Montaj, hammadde işlemesi vs. amele işlere biz bakmıyoruz, Amerika şimdiden binlerce dönüm arazide montaj fabrikaları kurabileceğini, yatırımcılardan KDV almayacağını bildirmesine rağmen Türkiye dış işleri bakanı Mahmut Karakelle "Bakıcaz artık, o işler öyle kolay değil..." dedi.

Yine hava araçları, savaş teknolojileri, nano elektronik ve nano robotic alanlarında gelişmiş mühendislik yalnızca Türkiye'de geliştirilir oldu. Kahrolası Almanlar, Hollandalılar, Yugoslavlar, Makedonlar, Avusturyalılar ve Çekoslovakyalılaşmamış bir kaç geri "ulus devlet" daha Türkiye'ye göç vermeye başladı. Sürekli göç aldığımız Amerika, Avustralya, Büyük Britanya ve Arap yarımadasından sonra ülkede 14-35 yaş arası genç nüfus 690 milyon, bunların 52 milyonunu ise göçer vaziyetteki Alman göçmenler oluşturuyor. Türkiye'de etnik gruplar için "Tam Entegrasyon Yasası" uygulanacağı söylentileri yayıldı. Zaten bu çok gereklidir.

Boğaziçi, Bilgi ve Orta Doğu Teknik Üniversiteleri ile birkaç ufak Amerikan Üniversitesinin (M.I.T., Stanford, UCLA, Cornell, Texas) daha katıldığı Uzay Araştırma ve İleri Evren Defans Kalkan Gücü (UAİEDKG) konulu fizik-uzay konferansı, Amerikan Üniversitelerinin Türk Üniversitelerine öğrenci gönderebilmek için yoğun erasmus talepleri nedeniyle ertelendi. Türkiye, gelecek konferanslarda Amerika ve AB üyesi okulları konferansa çağırmaycaklarını, zaten bir halta da yaramadıklarını bildirdi. Bakanlardan Cem Menemengeçidi "konferansların suistimal edilmesi üzüntü vericidir." demek suretiyle gıcık verdi.

Universal Maden Tetkik Arama (UMTA) tarafından Afrikada yeni elmas, altın, makarna madenleri bulundu. Yerli halk, Türkiye'yi kendilerini kandırmakla ve değerli yeraltı kaynaklarını emperyal amaçlar için haraç-mezat gaspetmekle suçluyor. Türk Dış Madenler sorumlusu Ahmet Mehmet Tamtakunyacı basın açıklaması yaparak "Bunlar terörist bir kaç çapulcunun uydurması marjinalliklerdir. Bizim için Afrika halkı en birinci halktır." diye beyanat verdi.

Başbakan Erdoğan kızılderili JENOSİDİ için Amerikaya, diğer JENOSİDLER için dünya geneline nota verdi. "Akıllı olmazsanız, sizi özgürleştirmek zorunda kalırız, bu hiç hoş değildir. Demokrasi aracından bizi indirmeyin!!!" dedi. Salak gazetecinin biri Başbakana pis ve kirli ayakkabısını attı.

...

Anlayana.....

Küçük yalanlar, büyük yalanlar bir de istatistik mi vardı?

axial
16-09-2010, 11:42
Mayıs ayında işsizliğin yüzde 10'a düşeceğini öngören Başbakan Erdoğan'ın iddiası tuttu! Uzmanlar, analistler, ekonomistler imkansız, olmaz diyordu. 3 ay içinde 1 milyon kişi iş buldu ve işsizlik yüzde 10.5'e geriledi.

Peki ama bu nasıl oldu?
Hemen belirtelim, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) küçük bir müdahalesi ile oldu.
Son yıllarda açıkladığı rakamlar nedeniyle güvenirliliği sorgulanan TÜİK, Hükümet'in öngörüsü doğrultusunda bir rakam açıklamak için tamda burada devreye girmiş gibi görünüyor.
TÜİK yapmış olduğu ankette bir soru değiştirdi, ve bu soru sayesinde 1 milyon kişi daha iş buldu. Böylece, Hükümet'in öngördüğü işsizlik rakamı da tutmuş oldu.
O SORU NEYDİ, NE OLDU?
TÜİK, geçtiğimiz ay kullanılan anketi ve istatistiği hesaplama yöntemini değiştirdi.
Örneğin;
TÜİK eskiden yaptığı işsizlik anketinde "Son bir ay içinde bir gün çalıştınız mı?" diye soruyor, yanıt hayır ise işsizler arasına kaydediyordu. Evet 1 gün çalıştım derseniz, işsiz sayılmıyorsunuz, işiniz var olarak kabul ediliyordu.
Ancak önceki ay, TÜİK bu soruyu "Son bir ay içinde 1 saat çalıştınız mı?" şeklinde değiştirdi.
Yani 1 saatlik bir işte bile çalışanlar TÜİK istatistiklerinde işsiz kapsamında değerlendirilmiyor.
TÜİK bu konuda bir açıklama yapmadı. Ancak gelinen noktada istatistiki olarak işsizlik oranında Başbakan'ın söyleminin başarılı olduğu bir gerçek.

kaynak (http://finans.mynet.com/haber/AnaSayfaHaberler/16Eylul2010/O1284623088876/0/1-soru-degisti--1-milyon-kisi-is-buldu-?utm_source=mynet&utm_medium=www&utm_campaign=home_finans_image)

errata
16-09-2010, 11:58
PKK ile mücadele, ermeni soykırımı, Atatürk ve insan hakları konusunda "statükocu, tutucu, yalancı ve halkı kandırıyor" gibi şeylerle yaftalanan DEVLET in TUİK verileri herkesçe ne kadar da beğenildi değil mi? Bu nasıl bir denklem ey halkım gel kurtar bizi.

sargon
16-09-2010, 12:45
Issizlik hesaplama yöntemi böyle miymis? Son bir ayda bir saat calismak da, 8 saat calismak da birsey ifade etmez ki. Hem de issizlik rakamini anket yaparak mi buluyorlarmis? Komik :)

Ekonominin büyüme rakamlari nasil bulunuyor acaba?

Sayin naper ve Shibumi, etrafinizdaki dünyayi görmek istediginiz gibi degil, oldugu gibi görmeye calisin biraz. Inanclariniz ile catisabilir, ama bu da gelistirir insani.

hako
16-09-2010, 13:25
Türkiye ekonomisi bahsedilen şekilde büyüdüyse, işsizlik azaldıysa ve ekonomik göstergeler yavan yaptıysa, AKP makarna ve kömürü kime ne amaçla dağıtıyor acaba ? Mangal yapsınlar diye mi ?

errata
16-09-2010, 13:37
"sargon, fikirlerinizi ya da fikir olarak benimsediğiniz herne ise onları, görmek istediğiniz ya da insanların öyle inanmasını istediğiniz şekliyle değilde daha özgün biçimleriyle savunun. Bunu yaparken had, sınır, kabul edilebilirlik sınırlarını aşmamaya özen gösterin. Ve şu sinirlendiğinizde karşınızdakine "öğüt verme" tavrınızdan vazgeçin" dersem, bu da kirli, despot bir öğüt verme olacaktır değil mi?

Aynı kaynaktan gelmesine rağmen bazı verilerin "hatalı, sahte, yanlı, çarpıtılmış" olması ile bazılarının "doğru, aksi kanıtlanamayan" olarak isimlendirilmesi ne ifade eder ilgili birileri açıklayabilirse sevinirim.

sargon, lütfen sizin dışınızda birileri. Zira sizin "elle tutulur, gözle görülür" bir savunma, argüman sunamayacağınız ortada.

axial
16-09-2010, 13:48
Türkiye ekonomisi bahsedilen şekilde büyüdüyse, işsizlik azaldıysa ve ekonomik göstergeler yavan yaptıysa, AKP makarna ve kömürü kime ne amaçla dağıtıyor acaba ? Mangal yapsınlar diye mi ?


Zengin halkı daha da zenginleştirmek için yapıyorlar. Kesinlikle oy derdinden falan değil. :puke:

Sangre
16-09-2010, 13:53
TÜİK'in verilerinin hatalı olduğununa dair her hangi bir kanıt yok.. Bugün Türkiye'de saygın olarak kabul edebileceğimiz ekonomistlerin de bu yönde her hangi bir beyanı yok.

Her zamanki gibi işsizlik rakamlarında oynama yapıldığı ile ilgili verilen bilgiler de yanlış.. Tabii kaynak olarak 'mynet' gibi bir siteyi alırsanız, bunun böyle olması da kaçınılmaz görünüyor.. Aynı siteyi kullanarak evrim teorisinin yanlış olduğunu ispatlarsam, buna da inanacak mısınız?

Neyse, işsizlik konusunda veriler şöyle;

Ocak %14.5 - 3.591
Şubat %14.4 - 3.564
Mart %13-7 - 3.438
Nisan %12.0 - 3.071
Mayıs %11.0 - 2.846
Haziran %10.5 - 2.751

Yukarıdaki rakamlarda görüldüğü gibi son 6 ayda 1 milyon kişinin istihdam edilmesi gibi bir şey söz konusu değildir.. Mynet'in verdiği rakamlar, burada dahi yanlış bilgi vermiştir.. Ve bu düşüş görüldüğü gibi 6 aylıktır.. 3 ayda 1 milyon kişinin istihdam edilmesi söz konusu değildir.

Ekonominin ilk iki çeyrekte çift haneli büyümesiyle birlikte, aynı dönemde bu kadar insanın istihdam edilmesi normal bir durum.

Tabii Türkiye'nin iyiye doğru gitmesi birilerini rahatsız ediyor.. Eleştiri alanlarını daraltıyor.. Biraz da onları düşünmek lazım.. Bu yönden onlara da hak veriyorum.

axial
16-09-2010, 13:57
Sayın sangre yaşadığınız alice harikalar diyarı nerede acaba?

axial
16-09-2010, 14:00
Siz şimdi bu kaynağıda beğenmezsiniz ya neyse. Tabi ki tüik sütten çıkma ak kaşıklarla ve görev bilinci üst düzeyde insanlarla doludur.

Hatalı Veri Açıklayan TÜİK, Çalışanlarına Gizlilik Taahhüt Belgesi İmzalatıyor
26.02.2009 09:20
Son günlerde hatalı veriler açıklayarak dikkatleri üzerine çeken Türkiye İstatistik Kurumu´nun çalışanlarına gizlilik taahhüt belgesi imzalattığı öğrenildi.

http://www.kamudan.com/Haber/hatal%C4%B1-veri-ac%C4%B1klayan-tuik-cal%C4%B1sanlar%C4%B1na-gizlilik-taahhut-belgesi-imzalat%C4%B1yor/145077/

axial
16-09-2010, 14:04
TÜİK Başkanı`ndan nüfus sayımı ve seçmen itirafları


Türkiye İstatistik Kurumu Başkanvekili Ömer Toprak, `Ben nüfus açıklayacağım, gidip İçişleri`nden alacağım....http://st2.tumgazeteler.com/t/2/img/spacer.gif

Türkiye İstatistik Kurumu Başkanvekili Ömer Toprak seçmen sayılarının dayandırıldığı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/adrese-dayali-nufus-kayit-sistemi/)`ni 2008 yılında İçişleri Bakanlığı (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/icisleri-bakanligi/)`na devrettiklerini dile getirerek, `Ben nüfus açıklayacağım, gidip İçişleri`nden alacağım. Ben devrettim. Daha sonra ne oldu bitti ben bilmiyorum. Ben bitirdim devrettim gitti benim işim yok` diye konuştu.

Türkiye İstatistik Kurumu (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/turkiye-istatistik-kurumu/)(TÜİK (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/tuik/)), önce 2007`de gerçekleştirdiği Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/kayit-sistemi/) ile birden bire 6 milyon artan seçmen sayısıyla tartışıldı. Ardından da sanayi üretimine ilişkin açıkladığı hatalı veriyle kamuoyunun gündemine geldi. Bu gelişmeler de TÜİK`in verilerine ilişkin eleştirileri yeniden canlandırdı. Sanayi üretimi verilerinde tekstildeki yüzde 40 hatayı görerek kuruma uyarı görevi yapan Referans Gazetesi (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/referans-gazetesi/) olarak TÜİK`te neler oluyor, gerçekten sistemde mi bir sorun var sorularına yanıt aramak için Ankara (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/ankara/)`da Başkanvekili Ömer Toprak (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/omer-toprak/)`ı ziyaret ettik. TÜİK`in başında 1992`den beri kurumun her kademesinde çalışan Toprak`a tüm bu eleştirileri sorduk, açıklamalarını dinledik. Eleştirileri yanıtlarken zaman zaman üzgün, zaman zaman kızgın bir ifade kullanan Toprak, özellikle 6 milyon yeni seçmen iddialarına ilginç açıklamalar yaptı. Ancak tüm konuşma boyunca TÜİK`in bazen hata yapsa da dünya standartlarında veri üretimi gerçekleştirecek sistemleri kurduğunu anlatan Toprak, `Türkiye (http://www.tumgazeteler.com/haberleri/turkiye/)`de rakam okuma kültürü yok. Bunu oluşturmak istiyoruz` dedi.


http://www.tumgazeteler.com/?a=4788333

axial
16-09-2010, 14:04
Sanırım bu veriler ezberinizi bozuyor ama yapacak birşey yok. Bu devirde babana bile güvenme.

axial
16-09-2010, 14:16
Yanlış hesap 'TÜİK'ten döndü

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) hatasını düzeltti ve Bursa yeniden en fazla ihracat yapan iller arasında ikinci sıraya oturdu. Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB) de Türkiye genelindeki 13 ihracatçı birliği arasında ikinci sıradaki yerini koruyor

Bir süre önce, Türkiye İstatistik Kurumu’nun Bursa’da üretim yapıp da genel merkezi İstanbul’da bulunan otomotiv ve yan sanayi firmalarının yanında çeşitli sektörlere mensup yaklaşık 40 firmanın ihracatlarını İstanbul ya da başka bir kent üzerinden göstermesi Bursa’nın ihracattaki sıralamasına darbe vurmuştu. Hatta TÜİK’in ilk çeyrekteki ihracat verilerinde Bursa’nın ihracatında gösterilen düşüşün de bu yanlış uygulamadan kaynaklandığı sanılıyor. TÜİK’in bu hatalı verileri Türkiye’nin en büyük ikinci ihracatçısı olan Bursa’yı 5. sıraya itmişti. Bu durum da Bursa’yı ayağa kaldırmıştı. Neyse ki şimdilik sorun çözülmüş gibi görünüyor. TÜİK hatasını düzeltti. Bursa yeniden ikinci sırada yerini aldı.

http://www.kentgazetesi.com/habergoster.aspx?id=16731

Sangre
16-09-2010, 14:20
Gazete küpürlerinden haberlere devam.

Demek ki siz gazetede okuduğunuz her yazıya inanıyorsunuz.. Bu da ilginç bir durum.

Aynı gazete küpürlerinden 'Evrim teorisinin yanlış olduğunu, Dünyayı 2012'de bir felaketin beklediğini, aslında uzaylıların var olduğunu, Türklerin MU kıtasından geldiğini' getirirsem, demek ki onlara da inanacaksın.

Üzgünüm ama benim yöntemim bu değil.. O yüzden o gazete küpürleri benim için hiçbir şey ifade etmiyor.

Ben Türkiye'deki ekonomi hakkında yazan saygın ve büyük bir kesim tarafından kabul edilen köşe yazarlarını takip ediyorum.. Ve gerek onların yazılarında, gerek ekonomi hakkında tvdeki tartışmalarda bu verilerin hatalı olduğu ile ilgili her hangi bir tartışma görmedim.. Tüm ekonomistler bu verileri referans alıyorlar.. Sen ise bir iki gazete küpüründen habere dayanarak bunların hatalı olduğunu söylüyorsun.. Ne diyim, allah akıl fikir versin.

frodo
16-09-2010, 14:21
Büyüme "neye" göre ?

Ve bu büyüme neden yoksullaşmaya engel değil.

http://mustafasnmz.blogspot.com/

ve ;

http://www.milliyet.com.tr/toplam-gelir-artmadi-ki-halkin-geliri-artsin/gungor-uras/ekonomi/yazardetay/16.09.2010/1289643/default.htm

Sangre
16-09-2010, 14:25
Bu arada, tabii ki TÜİK'in kesinlikle hata yapmayacağını söylemiyorum.. Sonuçta insan faktörünün olduğu bir yerde hata olması da kaçınılmazdır.. Ama TÜİK'in uyguladığı yöntem Avrupa'daki istatistik kurumlarıyla paraleldir.. Ve bu verilerin yanlış olması, doğrudan hükümete yansıyacağı için, TÜİK en doğru verileri bulmakla yükümlüdür.

Bu verilerin hatalı olduğunu söyleyen, lütfen doğru verileri bir zahmet yazsın.. Biz de bu şekilde doğru verilere ulaşmış oluruz.

Sangre
16-09-2010, 14:28
Büyüme "neye" göre ?

Ve bu büyüme neden yoksullaşmaya engel değil.

http://mustafasnmz.blogspot.com/

ve ;

http://www.milliyet.com.tr/toplam-gelir-artmadi-ki-halkin-geliri-artsin/gungor-uras/ekonomi/yazardetay/16.09.2010/1289643/default.htm

Zaten daha önceden bu başlıkta, bu toparlanmanın 'baz etkisiyle' olduğunu yazmıştım ve aşağıdaki linki vermiştim;

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&ArticleID=1011046&Yazar=TANER%20BERKSOY&Date=13.09.2010&CategoryID=101

Bu esasen bir büyüme değil, bir toparlanmadır.. Çünkü kriz sonrasında doğal olarak toparlanma olur.. Ve bu veriler iyi bir şekilde toparlandığımızın göstergesidir.

axial
16-09-2010, 14:31
Yahu adam kendisi itiraf ediyor hatalı olduğunu sen gazete küpürü diyorsun.

Doğru allah akıl fikir vesin. Tüikin her söylediği doğru ama gazeteci söylerse yalan. Ne kadarda geniş perspektifiniz var.

Seçkin ekonomistler dediğiniz kimler ve tüikle ilgili olumlu eleştirileri neler. Onları mı takip etmişler istatistikleri tutarken. Adamın liberal görüşü varsa hoşuna gider tabii ki tüik verileri. Biraz kaynak verir misinz.

Ya birde yazmışsınız eleştirecek birşeyiniz kalmıyor diye. Sanıyorsunuz ki biz bu ülkenin kötülüğünü isiyoruz. Ekonomi batsın istiyoruz. Sangre sen ekonomistsen bende makina mühendisiyim. Sanayinin göbeğindeyim. Dış piyasaları da iç piyasalarıda yakından görüyorum. Fakirin zenginleştiği falan yok. İşsizliğin azaldığı falan yok. Ellerinden gelse bizide işten çıkaracaklar. Sizin o büyüyen ekonomiiniz buralara pek uğramıyor yani.

sargon
16-09-2010, 14:38
Tesekkürler frodo, bu linkler bence durumu gayet güzel acikliyor. Kriz öncesi döneme dönen, hatta onun da biraz altinda kalan bir büyüme yasanmis.

Güngör Uras'in yazisinin son bölümü dikkatimi cekti:

Milli gelir artmıyor. Hem milli gelir artmadığı hem de nüfus çoğaldığı için kişi başı gelir düşüyor.

Soru şu: Bu durumda nasıl oluyor da lüks otomobil, pahalı mobilya satışlarında, lüks konut piyasasında canlılık var...

Cevap şu: Gelir dağılımındaki çarpıklığı unutmayınız. Kriz dönemlerinde bu çarpıklık daha da artar. Zengin daha zengin, fakir daha fakir olur.

Kriz döneminde ücretlerin düstügü yada artmadigi, isten cikarmalarin oldugu, krizden cikista ise ücretlerin yeniden yükselmedigi düsünülürse, kriz tabii ki calisanlari vurmustur. Ama issizligin azalmasi ileriye dönük bir avantaj. Henüz getirisi olmasa da, ilerde toplusözlesmeler ile yükseltme sansi olabilir. Kriz devam etmis olsaydi, bu daha zordu.

Caglar Keyder'in "Istanbul: Küresel ile Yerel Arasinda" adli bir kitabini okumustum. Orda da Güngör Uras'in sordugu soruyu soruyordu. Kara para ve kayitdisi sermaye ile aciklamaya calisiyordu.

Sangre
16-09-2010, 15:02
http://www.hazine.org.tr/ekonomi/GSYH_kisibasina_2009.gif

http://www.hazine.org.tr/ekonomi/GSYH_2010.gif

http://www.hazine.org.tr/ekonomi/GSYH_buyume_tablo.gif

İlk çeyrek 11.7, ikinci çeyrek 10.3.. Tabii ki bu büyümenin baz etkisinden olduğunu unutmamak gerek.. Ama sonuç olarak %6 ila %8 arasında bir büyüme bekliyorlar.. Bence toparlanma yönünde çok başarılı rakamlar.. Umarım milli gelirimiz kriz öncesine, 2008 yılındaki rakama ulaşabilir.

kitapsızım
16-09-2010, 22:58
AKP vuvuzelası öttürüyor yine yalanları. Forzaaaa !

insan_olmak
16-09-2010, 23:37
sayın axial

Ya birde yazmışsınız eleştirecek birşeyiniz kalmıyor diye. Sanıyorsunuz ki biz bu ülkenin kötülüğünü isiyoruz. Ekonomi batsın istiyoruz. Sangre sen ekonomistsen bende makina mühendisiyim. Sanayinin göbeğindeyim. Dış piyasaları da iç piyasalarıda yakından görüyorum. Fakirin zenginleştiği falan yok. İşsizliğin azaldığı falan yok. Ellerinden gelse bizide işten çıkaracaklar. Sizin o büyüyen ekonomiiniz buralara pek uğramıyor yani.

işte bu söyleminiz çok önemli bir noktaya değiniyor;Gözlem!
sayılardaki gelişme ile gözlerimizin önündeki gelişme aynı değil
kiminle konuşsam eskisinden daha çok geçim sıkıntısı yaşıyor,ama ne hikmetse türkiye gelişiyor zenginleşiyoruz,

saygılarımla

Sangre
17-09-2010, 00:22
sayın axial



işte bu söyleminiz çok önemli bir noktaya değiniyor;Gözlem!
sayılardaki gelişme ile gözlerimizin önündeki gelişme aynı değil
kiminle konuşsam eskisinden daha çok geçim sıkıntısı yaşıyor,ama ne hikmetse türkiye gelişiyor zenginleşiyoruz,

saygılarımla

İkiniz de yukarıdaki söylediklerinizde haklısınız... Sizinkiler de mutlaka gözleme dayanıyor.

Zaten fark da burada;

İkisi de gözlem!.. Birisi (bilimsel yöntemlerle elde edile ampirik verilere dayalı) gözlem..
Diğeri (bilimsel yöntemlerden ziyade subjektif bir yorumu içeren) gözlem.

Evet ikisi de gözlem, ama arada fark var.

kitapsızım
17-09-2010, 00:54
Aynı şeyle ilgili 30 tane gerçek olamaz. Gözlem farkıymış.
Yok artık. Hem de benim gözlemim seninkini aşar diyorsun.
Ya açtır gece yatağa giren adamın karnı, ya da tok.
Sen buraya milyon tane daha yalan yazarsan doyar mı ?

errata
17-09-2010, 05:40
Gözlem, ampirik bilimsel veri, istatistik. Bunları söyleyince bilgi kaynağınızın doğruluğu ispatlanmıyor ne yazık ki. Bu verilerin halkı yönlendirmek, uyutmak, oy toplamak amacıyla oluşturulup oluşturulmadığı tartışmalıdır. Her devirde tartışmalıydı, şimdi içinde değişen birşey yok.

Aynen plansız, programsız hızlı tren, duble yol vs. projelerinde olduğu gibi bu olumlu gözüken ve gerçekte yansıması olmayan verilerin tümü sadece göz boyama kampanyasından ibaret. Piyasaya salınmış sıcak paranın har vurup harman savrulmasından başka birşey değil. Zaten motor sektörlerin cinsinden konunun de ne olduğu da ortada. İnşaat, montaj otomotiv endüstrisi vs.

Bunlarla ilgili olarak bilim adamlarının bildirilerini de şurada (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=18643) aktardım lakin en azından karşıt görüşlü bir iki kişi dahi yorum yapma zahmetine girmedi, zira kimse okumadı. Çünkü sorunlara çözüm üretmek değil taraf tutmak zamanı değil mi? "Bertaraf olmamak gerekliliği" sözüde bu anlamda gayet manalıdır.

Sangre
17-09-2010, 14:27
Gözlem, ampirik bilimsel veri, istatistik. Bunları söyleyince bilgi kaynağınızın doğruluğu ispatlanmıyor ne yazık ki. Bu verilerin halkı yönlendirmek, uyutmak, oy toplamak amacıyla oluşturulup oluşturulmadığı tartışmalıdır. Her devirde tartışmalıydı, şimdi içinde değişen birşey yok.

Aynen plansız, programsız hızlı tren, duble yol vs. projelerinde olduğu gibi bu olumlu gözüken ve gerçekte yansıması olmayan verilerin tümü sadece göz boyama kampanyasından ibaret. Piyasaya salınmış sıcak paranın har vurup harman savrulmasından başka birşey değil. Zaten motor sektörlerin cinsinden konunun de ne olduğu da ortada. İnşaat, montaj otomotiv endüstrisi vs.

Bunlarla ilgili olarak bilim adamlarının bildirilerini de şurada (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=18643) aktardım lakin en azından karşıt görüşlü bir iki kişi dahi yorum yapma zahmetine girmedi, zira kimse okumadı. Çünkü sorunlara çözüm üretmek değil taraf tutmak zamanı değil mi? "Bertaraf olmamak gerekliliği" sözüde bu anlamda gayet manalıdır.

Madem bu veriler halkı uyutmak, göz boyamak amacıyla yapılıyor.. O zaman doğru verileri bir zahmet hesapla da bize aktar.. Madem bu veriler doğru değil, nerde hata yaptıklarını veya nerde oynama yaptıklarını bir zahmet kanıtla da getir.. Her devirde tartışmalı olması, bu verilerin yanlış olduğu anlamına gelmez.. Evrim teorisi de her devir tartışmalıydı, eee??

Plansız programsız yapılan hızlı trenler, bilmem neler benim ilgi alanıma girmiyor.. Başka bir şey de zira öyle.. Bu konu 'GSYİH' üzerinden açılmış bir konu.. Ulaştırma sektöründe hangi dalaverelerin döndüğü ile ilgili konu açarsın, konuyla ilgili olanlardan da yanıt beklersin, tartışırsın.. Hiç kimse bu konulara yanıt verme zorunluluğunda da değildir.. Yanıt vermeyen insanlara, 'Evet başbakan dememiş miydi bitaraf olan bertaraf olur, siz de bu şekilde hareket ediyorsunuz' diyip, onları zan altında bırakamazsın.. Sana mı soracağız hangi konuya yanıt verip vermeyeceğimizi?.. Ben ekonomi okuyorum.. Dolayısıyla ekonomi, siyaset, hukuk gibi konulara ilgi duyuyorum.. Ve genelde bu konular üzerine yazıyorum.. Bu konuya bir şeyler yazıp da, başka bir konuya yazmamam benim yandaş olduğumu felan mı gösteriyor?

Hayret bir şey ya!.. İnsanlar bu kadar mı paranoyak oldular?.. Bir iletide bu kadar mantık safsatası yapılamazdı!

kitapsızım
17-09-2010, 16:36
Sangre,

Sen bir demogoji ustasısın. Eline geçirdiğin istatiksel verileri - desteklemediğini iddia ettiğin- tarikatları ya da cemaatleri ve onların tüm siyasal uzantılarını aklamakta kullanıyor ve liberal olduğunu iddia ediyorsun. Kendini okumuş taraftan gördüğün için , hem ileti yazan kişilerin üslubunu hem de bilgi düzeylerini küçümseyecek kadar kibir sahibisin. Bütün bunlar insana dair ve yine de anlaşılabilir şeyler. Fakat en berbatı hiç durmadan olayları ve failleri kendi yamuk zihniyetinle manipüle ederek gerçeklerin ortaya çıkmasını engellemek veya farklı şekillerde göstermek için çabalaman. İçinde AKP adı geçen neredeyse tüm konularda müdahil avukat konumundasın.

Plansız yapılan trenler ve otoyollara pompalanan kamu harcamalarının büyüklüğü seni ilgilendirmiyor ama bu kalemlerin tamamının hesaplamalara girdiğini , ve ortada büyüme diye bahis edilen şeyin aslında paranın belli odaklarda toplanarak yeni milyonerler yaratılmasında kullanıldığını da gayet iyi biliyorsun.

Her iktidarın kendi zenginlerini yarattığına ve bu durumun kaçınılmaz olduğuna inancın sayesinde AKP'nin davranışlarını ve bunların ekonomik sonuçlarını kendi zihninde aklamak da sana yetmiyor. Üstüne gelip bir de bizlere hikayeler anlatıyorsun. Sen ve senin gibi milletin gözüne baka baka yalan söylemekte sakınca görmeyen insanlar için bu davranış son derece tanıdık. Uğurlar ola !

errata
17-09-2010, 17:50
"O zaman doğru verileri bir zahmet hesapla da bize aktar.. "

Elbette, birgün hükümet eden zümreye dahil olurda parayla ilgili bir bakanlığa müsteşar olursam bol bol istatistik yaparım. Eminim bundan da büyük zevk alırım.

Lakin ekonomi okuyorken TÜİK verilerini alıp bunları buraya yapıştırabilmek sizi "bilimsel adam", "ekonomist" sınıfına sokuyorsa vay bu memleketin haline! Konu ne okuduğunla, bilimsel yaklaşımınla yalnızca dolaylı ve metodolojik olarak ilgilidir, bunlar bu konunun öznesi olamazlar.

Ülke ekonomisinden bahsediyorsan hızlı trenler, duble yollar, köprüler ve bunlara hacanan herşeyle de ilgilisin demektir. Ülkenin IMF politikaları, ithalatının ihracattan iki kat fazla olması, cari açığın 150 katrilyon olması -yarısının faiz-, üretimin hemen hemen olmaması da seninle ilgilidir.

Çin bugün dünyanın 150 ülkesine milyarlarca dolarlık ihracat yapıyorken, binlerce dönüm arazide seninkinin neredeyse binlerce katı liman, tersane işletiyorken, sen "soya sosunu" dahi Çin Halk Cumhuriyetinden ithal ediyorken, kalkıp büyüme hızımız Çin ile aynı dersen kusura bakma senin "iyi niyetli istatistiklerin" benim için yalnızca safsatayı ifade eder.

Bariz kısır döngüleri görememek, olası krizleri yok saymak, kısa vadeli açıkları sıcak paralarla örtmek maalesef "iyi ekonomi" demek değildir.

Sen görmek istediğini görüp söylüyorsun, ben "görmek istediklerine" ulaşabilmen için yapıyor olman gerekenleri söylüyorum. Sen, koşullarda değişiklik olmamasına rağmen "iyi ekonomiyi" yoktan var ediyoruz deyip mucize gösteriyorsun ben mucizenin en azından bu somut küresel ve yerel şartlarda var olamayacağını söylüyorum.

Titan
17-09-2010, 21:53
Korkut Boratav'dan da bir değerlendirme.

http://www.odatv.com/n.php?n=buyume-rakamlari-ne-anlama-geliyor-1509101200

Ayrıca bu büyüme reel mi? Bana göre tamamen sıcak parayla gelen büyüme-küçülme ile bir dengelenme söz konusu, çünkü en verimli işletmeler satıldı, elbette vergisi alınıyor ama ya getirisi?

Sangre
17-09-2010, 22:51
Sangre,

Sen bir demogoji ustasısın. Eline geçirdiğin istatiksel verileri - desteklemediğini iddia ettiğin- tarikatları ya da cemaatleri ve onların tüm siyasal uzantılarını aklamakta kullanıyor ve liberal olduğunu iddia ediyorsun. Kendini okumuş taraftan gördüğün için , hem ileti yazan kişilerin üslubunu hem de bilgi düzeylerini küçümseyecek kadar kibir sahibisin. Bütün bunlar insana dair ve yine de anlaşılabilir şeyler. Fakat en berbatı hiç durmadan olayları ve failleri kendi yamuk zihniyetinle manipüle ederek gerçeklerin ortaya çıkmasını engellemek veya farklı şekillerde göstermek için çabalaman. İçinde AKP adı geçen neredeyse tüm konularda müdahil avukat konumundasın.

Plansız yapılan trenler ve otoyollara pompalanan kamu harcamalarının büyüklüğü seni ilgilendirmiyor ama bu kalemlerin tamamının hesaplamalara girdiğini , ve ortada büyüme diye bahis edilen şeyin aslında paranın belli odaklarda toplanarak yeni milyonerler yaratılmasında kullanıldığını da gayet iyi biliyorsun.

Her iktidarın kendi zenginlerini yarattığına ve bu durumun kaçınılmaz olduğuna inancın sayesinde AKP'nin davranışlarını ve bunların ekonomik sonuçlarını kendi zihninde aklamak da sana yetmiyor. Üstüne gelip bir de bizlere hikayeler anlatıyorsun. Sen ve senin gibi milletin gözüne baka baka yalan söylemekte sakınca görmeyen insanlar için bu davranış son derece tanıdık. Uğurlar ola !

Evet ben bir demagoji ustasıyım.. Tarikatları, cemaatleri aklamak için yazılar yazıyorum, onların siyasi uzantılarının avukatıyım.. Ben tüm bunlar olduğum için yazdıklarım yanlış mı oluyor??.. Madem ben AKP'nin avukatıyım, sen de muhalefetinin avukatı ol.. Yazdıklarıma adam gibi yanıt ver.. Verebiliyor musun??.. Cevap veremiyorsan da, yazdıklarımın sırf birilerinin avukatlığını yapıyorum diye yanlış olduğu sanrısına kapılma!

Diyelim ki bir 'dava'dayız.. Herkes 'adil yargılanma hakkı'na sahiptir!.. Benim avukatlığını yaptığım kişi (AKP), daha önceden bir sabıkası var diye (diyelim ki daha önceden anti-demokratik faaliyetlerde bulundular), bu adam şu anda da bulunduğumuz davada otomatikman suçlu mu oluyor? (Ekonomiyi iyi yönetemiyor mu?)

Ben diyorum ki 'Hayır!'.. Bu adamın önceden bir sabıkası var diye, suç işlemiş diye, yargısız infaz yapmak yanlıştır!.. Ama sen o kişi suçlu olduğu için, bambaşka bir konuda da mutlak hata yaptıklarını söylüyorsun!.. Ben sana hukuki kanıtlar getiriyorum.. Güvenilir ampirik veriler, adli tıp sonuçlarını getiriyorum.. Ama senin bunlara karşılık hiçbir yanıtın yok!.. Bu verilerin hatalı olduğunu söylüyorsun ama neden hatalı olduklarını açıklayamıyorsun.. Onlar hiçbir şey, diyorsun.. Benim için bir şey ifade etmiyor, diyorsun.. Ortaya hiçbir veri getirmeden bu davayı kazanabileceğini zannediyorsun.

Bu işler böyle yürümüyor arkadaşım.. Bu işler mantık safsatalarıyla yürümez.. Bir konu hakkında tartışırken ortaya arguman sunmaktan aciz kalıp, o kişinin kişiliğini, karakterini, vasıflarını karalayarak bir şey kazanamazsın.. Buna 'Ad hominem' derler.. Ve safsata kabul ederler.

Sen benim kimin avukatı olduğumu, hangi cemaatte olduğumu, yalan söyleyip söylemediğimi, gerçekleri saklamak isteyip istediğimi, bir şeyler aklamak için çalışıp çalışmadığımı boşver!.. Sen sunulan argumanlara karşı arguman üretmeye bak.. Senin için insanların kişilikleri değil, konunun özü önemli olsun.. Eğer böyle devam edersen, elbette küçümsenirsin, elbette ciddiye alınmazsın.. Aklında olsun.

Sangre
17-09-2010, 23:03
"O zaman doğru verileri bir zahmet hesapla da bize aktar.. "

Elbette, birgün hükümet eden zümreye dahil olurda parayla ilgili bir bakanlığa müsteşar olursam bol bol istatistik yaparım. Eminim bundan da büyük zevk alırım.

Lakin ekonomi okuyorken TÜİK verilerini alıp bunları buraya yapıştırabilmek sizi "bilimsel adam", "ekonomist" sınıfına sokuyorsa vay bu memleketin haline! Konu ne okuduğunla, bilimsel yaklaşımınla yalnızca dolaylı ve metodolojik olarak ilgilidir, bunlar bu konunun öznesi olamazlar.

Ülke ekonomisinden bahsediyorsan hızlı trenler, duble yollar, köprüler ve bunlara hacanan herşeyle de ilgilisin demektir. Ülkenin IMF politikaları, ithalatının ihracattan iki kat fazla olması, cari açığın 150 katrilyon olması -yarısının faiz-, üretimin hemen hemen olmaması da seninle ilgilidir.

Çin bugün dünyanın 150 ülkesine milyarlarca dolarlık ihracat yapıyorken, binlerce dönüm arazide seninkinin neredeyse binlerce katı liman, tersane işletiyorken, sen "soya sosunu" dahi Çin Halk Cumhuriyetinden ithal ediyorken, kalkıp büyüme hızımız Çin ile aynı dersen kusura bakma senin "iyi niyetli istatistiklerin" benim için yalnızca safsatayı ifade eder.

Bariz kısır döngüleri görememek, olası krizleri yok saymak, kısa vadeli açıkları sıcak paralarla örtmek maalesef "iyi ekonomi" demek değildir.

Sen görmek istediğini görüp söylüyorsun, ben "görmek istediklerine" ulaşabilmen için yapıyor olman gerekenleri söylüyorum. Sen, koşullarda değişiklik olmamasına rağmen "iyi ekonomiyi" yoktan var ediyoruz deyip mucize gösteriyorsun ben mucizenin en azından bu somut küresel ve yerel şartlarda var olamayacağını söylüyorum.

Bizim burada 'gerçek' konumuz ekonominin iyi olup olmadığı değil, bu verilerin doğru olup olmadığıydı.. Madem bu verileri TÜİK yanlış hazırlıyor, verilerde oynamalar yapıyor, hükümet için çalışıyor, yukarıda verdiğin rakamların doğru olduğunu nerden biliyorsun?.. Nerden biliyorsun cari açığın bilmem kaç katrilyon olduğunu?.. Nerden biliyorsun ithalatın ihracattan 2 kat fazla olduğunu?.. Nerden biliyorsun Çin'e 'soya sosu' bile satamadığımızı?.. Hani bu verilerde oynamalar yapıyordu, yanlış hazırlanıyordu?.. Şimdi nerden biliyorsun bu verdiğin rakamların doğru olduğunu?

Cari açık konusu da senin bildiğin gibi değil.. O konuyu da ayrı bir başlıkta, müsait olduğum zaman açıklarım.. Şimdilik konunun özünü kaçırmayalım.

Evet bu konudaki muhaliflerden açıklamalar bekliyorum;

Bunları söyleyince bilgi kaynağınızın doğruluğu ispatlanmıyor ne yazık ki. Bu verilerin halkı yönlendirmek, uyutmak, oy toplamak amacıyla oluşturulup oluşturulmadığı tartışmalıdır.

Sen bu yukarıdaki yazdıklarını söyledikten sonra, hangi yüzle farklı bir konuda aynı yöntemlerle hazırlanmış verileri güvenilir kabul edip, ekonominin kötü olduğunu savunabiliyorsun?

İşte sizin mantığınız buraya kadar.

Sangre
17-09-2010, 23:17
Korkut Boratav'dan da bir değerlendirme.

http://www.odatv.com/n.php?n=buyume-rakamlari-ne-anlama-geliyor-1509101200

Ayrıca bu büyüme reel mi? Bana göre tamamen sıcak parayla gelen büyüme-küçülme ile bir dengelenme söz konusu, çünkü en verimli işletmeler satıldı, elbette vergisi alınıyor ama ya getirisi?

Evet reel büyüme.. Yani enflasyondan arındırılmış rakamlar.. Zaten nominal olsaydı, enflasyonu tavan yapmış bir ülkenin büyüme rakamları da tavan yapardı.

Başlıkta daha önce de bir kaç defa yazdık, bu büyümenin bu kadar yüksek olmasının sebebi 'baz etkisidir'.. Umarım yine bir kaç kişi daha çıkıp 'Yaw krizden çıkıyoruz, o yüzden hızlı büyüyoruz, çok abartmamak lazım' demez.. Veya bundan sonraki çeyreklerde yüzde olarak az rakamları gördüğümüzde, 'Bakın rakamlar kötü gelmeye başladı' demez.. Çünkü zaten bundan sonra rakamlar düşecektir.. Ve ortalama %6 ila %8 arasında olacaktır.. Ayrıca rakamlar 'krizden hızlı çıkmamıza rağmen' iyi rakamlar.. En iyimser tahminler bile 2. çeyrekte %9 civarında büyürüz diyorlardı.

En verimli işletmeler satılmadı, devlet elindekinden daha verimli olsunlar diye satıldı.. Zaten bunun konumuzla da ilgisi yok.

Ayrıca bu büyümenin kaynağı sıcak para felan değil, sanayi, ulaştırma, inşaat, enerji gibi sektörlerdir.. Cemil Ertem'in de aşağıda değerlendirmesi var;

http://friendfeed.com/cemilertem/aca56fae/ikinci-ceyrekteki-10-3-buyumenin-kaynag-sanayi

Ayrıca Cemil Ertem, Boratov'un son çeyrekte resesyona gireceğiz sözünü de gerçekçi bulmuyor.. Bunun doğru olup olmadığını da zaman gösterecek.

taylan
18-09-2010, 00:57
Sayın Sangre tüm bu veriler bi yana biz ne zaman ve nasıl ucuz enerji kullanırız bunu da verilerle açıklar mısınız? Mesela elinizde doğalgaz ve elektrik fiyatlarının giderek ucuzlayacağına dair veriler de var mı? Kışın her ay 300 tl ödemek beni şimdiden titretmeye başladı. Bu konuya da bi el atsanız.

errata
18-09-2010, 01:19
:) İş iyiden iyiye boruyu eline geçirenin kafa şişirdiği bir hal aldı. TÜİK verilerinin güvenilirliği tartışmalıdır. Adı DİE iken de bu şekilde idi, uzun bir süre daha durumun değişeceğini düşünmüyorum.

Çin örneği, verilerin neden güvenilir olmadığına dair kıyas yapabilmeniz için yarı ironik bir içerikle sunuldu. Bu başlığa ilettiğim ilk yazı da bunun benzeri bir temeldeydi. Lakin ya anlaşılamıyor ya da anlaşılmak istenmiyor.

Mehmet Uğur Civelek'in genel ekonomi yazılarını takip etmiyorsanız okumaya şimdi başlayın derim.

[1] (http://www.dunya.com/ates-olmayan-yerden-duman-cikar-mi-mehmet-ugur-civelek_41_100019_yazar.html?)[2] (http://www.dunya.com/ates-olmayan-yerden-duman-cikar-mi-mehmet-ugur-civelek_41_100019_yazar.html?)[3] (http://www.dunya.com/agustos-boceklerinin-kaderi-mehmet-ugur-civelek_41_99559_yazar.html?)[4] (http://www.dunya.com/umudu-yasatmak-icin-mehmet-ugur-civelek_41_98946_yazar.html?)[5] (http://www.dunya.com/illuzyon-yaratacak-kural-araniyor-mehmet-ugur-civelek_41_97846_yazar.html?)

Bu arada Sangre, lütfen şu ekonomi okuyorum, herşeyin farkındayım, biliyorum tavrını terket. Ekonomi okuyorum vs. teranelerinin bu konuya metodoloji dışında katacağı birşey yok. İşe o tarafından bakarsak benim on sene önce eğitimini aldığım teorik matematik senin ekonomi hocalarına fazla gelir. Ki tartıştığımız şeyler, metodolojinin kendisi de değildir. Asıl çarpıtma işi de burada başlıyor ya.

Konu, siyasi gücün vatandaş üzerinde TÜİK ile oluşturabileceği abartılı, geçersiz bir olumlu hava ile doğrudan ilintilidir. Sen ise konuyu sürekli çarpıtıyor ve asıl soruları görmezden geliyorsun. İşi sürekli olarak bildiğini sandığın noktaya getirmeye çalışıyorsun. Lakin o nokta da "elimizdeki verilerden başka neye güvenmeliyiz" sorusuna takılıyorsun. Türkiye'de ille de bir kurumun verilerine neden güvenmeliyiz? Böyle bir ilahi kural mı var? Hangi kurumların, hangi etkinlikleri mutlak güvenilir durumda ki? Saçmalık.

YÖK? DSİ? Ulaştırma? (Ki deniz ulaştırma benim birincil alanımdır.)

Sangre
18-09-2010, 01:59
Bu arada Sangre, lütfen şu ekonomi okuyorum, herşeyin farkındayım, biliyorum tavrını terket.

Ben ekonomi okuduğumu söylediğim yazımda, sadece ilgi alanımın hangi konuda olduğunu belirtmek istemiştim.. Zaten yazıyı anlamak için okuyan herkesin de bunu anlayabileceğini düşünüyorum.

Yukarıda sorduğum sorulara ve gösterdiğim çelişkiye dair bir yanıt alamadım.. 'İroni' yaptım demekle bu çelişkinin içinden maalesef çıkmıyorsun.. O zaman ben de diyorum ki 'Tüm yazdıklarım ironiden ibarettir.'.. Ve bu şekilde, yazdığım/yazmış olabileceğim tüm çelişkiler bir anda ortadan kalkıyor.. Mesela Kuran savunusu yapan bir mümin, 'Kurandaki tüm ayetler ironik olarak veya mecaz olarak yazılmıştır' derse, Kuran'da hiçbir çelişki kalmıyor.. Aman ne güzel.. Bu yöntemi unutmayalım, her çelişkiye düştüğümüzde kullanalım.

Ayrıca yazında da her hangi bir ironik durum söz konusu değildi.. Neyse.

Ben TÜİK'in verilerini güvenilir buluyorum, sen bulmuyorsun.. Ben TÜİK'in verilerini kabul ediyorum, sen etmiyorsun.. Ama aynı zamanda neden yanlış olduğunu da söyleyemiyorsun.. Çünkü elinde buna dair her hangi bir kanıt yok!.. Sadece varsayımsal olarak diyorsun ki, 'Bu kurum Devletin elinde olduğu için Hükümetlerce kullanılması kaçınılmazdır.'.. Ehh tamam sen böyle düşünebilirsin.. Fikrini de söyleyebilirsin.. Ama bu verileri kabul eden bir ekonomisti referans alarak da çelişkiye düşersin.

Nasıl ki bir nihilist her hangi bir bilginin doğru olduğunu kabul etmiyorsa, sen de ekonomik verilerin doğru olamayacağını, şüphe etmemiz gerektiğini söylersin.. Hiç bir veriyi ciddiye almadan, bir nihilist gibi yaşamaya devam edersin.. Ekonomiyle ilgili olan başlıklarda da 'Ben bunlara inanmıyorum, sebebi de şu bu o' dersin ve çeker gidersin.. Ehh sen bilirsin.. Fikrine saygımız sonsuz.

cenker
18-09-2010, 19:29
BÜYÜMENİN NE KADARI GERÇEK?

15 Temmuz 2010
BÜYÜMENİN NE KADARI GERÇEK?

Türkiye referandum sebebiyle epeydir seçim ortamına girmiş durumda, en geç bir yıl sonra da genel seçim var. Seçim ortamında AKP’nin en büyük dezavantajı Türkiye’nin dünya krizinden en ağır etkilenen ülkelerden biri olması, buna bağlı olarak işsizliğin ve yoksullaşmanın yakın tarihte görülmemiş boyutlara ulaşması. Bu yüzden AKP medyası geçenlerde TÜİK’in millî gelirin bu yılın ilk çeyreğinde % 11.7 oranında büyüdüğü iddiasına mal bulmuş mağribi gibi atladı. Hiçbiri ekonominin e’sinden anlamayan malûm tayfanın tetikçi yazarları rakamın yüksekliğinden yola çıkarak Türkiye’nin dünya krizinden en az etkilenen, kriz ortamında en hızlı büyüyen ülke olduğunu çiziktirmeye başladılar. Akıllarınca ne kadar çürük olduğunu birazdan göreceğimiz bir sayıya dayanarak krizde işini kaybeden, iflâs eden veya borç batağında yaşamaya çalışan milyonlarca insanı kandırıp hükümeti başarılı gösterecekler!

İlk olarak herkesin şunu anlaması lâzım: Büyüme oranları izafîdir; tek başına fazla bir şey ifade etmezler, ancak o büyüme oranına baz teşkil eden önceki dönemle birarada ele alınırsa anlam kazanırlar. TÜİK’in bu yılın ilk dönemi için açıkladığı % 11.7’lik büyüme oranı 2009’un ilk dönemine göre ölçülerek elde edilmiştir. O dönemde ise Türk ekonomisi % 14.5 gibi Türkiye tarihinde hiç görülmemiş, dünya ekonomi tarihinde de çok ender görülmüş bir oranda küçülmüştü. İşte ilk bakışta çok yüksek ve dolayısıyla başarılı gibi görünen % 11.7’lik büyüme oranı aslında % 14.5 gibi çok yüksek oranda daralmış bir millî gelir seviyesine göre hesaplandığı için bu kadar yüksek.

Millî gelirde veya başka bir ekonomik değişkende dış şoklardan kaynaklanan böyle olağanüstü boyutta hareketler ortaya çıkmışsa gelinen noktada nerede durduğumuzu anlamak için son durumla değişkenin dış şoktan önceki durumu arasında kıyaslama yapılır. Bu amaçla biz de 2009’un ilk çeyreğindeki % 14.5’lik daralmanın baz seviyesi olan 2008’in ilk çeyreğine gidelim ve o dönemin millî gelirini 100 kabul edelim. O takdirde AKP medyasının büyük başarı olarak lanse ettiği bu yılın ilk çeyreğindeki % 11.7’lik büyümenin sonucunda millî gelirin ancak 95.5’e ulaşmış olduğunu görürüz. Yani bu yılın ilk çeyreğindeki mucizevî (!) büyüme sonucunda Türkiye’nin millî geliri hâlâ 2008 seviyesinin % 4.5 altındadır!

Şimdi uyguladığı akılcı ve milliyetçi ekonomi politikaları sayesinde dünya krizine gerçekten direnç gösteren, krizle gelen ekonomik daralmadan dünya ortalamasına göre daha az etkilenen bir ülkeye, Çin’e göz atalım. İlginç bir tesadüfle bu yılın ilk çeyreğinde Çin ekonomisi bizimkine çok yakın bir oranda büyümüş: % 11.9. Şimdi F tipi televole ekonomistlerinin mantığına göre Türkiye de ilk çeyrekte % 11.7 büyüdüğü için Çin’in performansına eşdeğer bir ekonomik başarı yakalamış durumda! Maalesef yukarıda açıkladığım gibi bu kıyaslama bu şekilde yapılmıyor. Bilimsel, ekonomi mantığına uygun bir sonuç elde etmek için Çin’in 2008 ilk çeyrek millî gelir düzeyini baz alıp 100 kabul ediyoruz ve Çin’de bu yılın ilk çeyreğinde ortaya çıkan millî geliri bununla oranlıyoruz. Basit aritmetik bize Çin’in millî gelirinin son iki yılda bizimki gibi % 4.5 daralmak yerine % 19.5 arttığını gösteriyor, çünkü orada millî gelir geçen yılın ilk çeyreğinde bizde olduğu gibi % 14.5 daralmamış, % 6.8 artmış. İşte gerçek ekonomik başarı bu. Geçen yılki % 14.5’luk daralmayı kedi pisliğini örter gibi unutturmaya çalışıp yalnızca bu yılki % 11.7’i pazarlayarak, bu % 11.7’lik büyümeye rağmen ekonominin 2008’in % 4.5 altında olduğunu gizleyerek kimseyi kandıramazsınız.

Buraya kadar TÜİK’in % 11.7’lik rakamını doğru kabul ederek analiz yaptım ve ona rağmen ortada AKP cephesinin iddia ettiği gibi dünya çapında bir başarı olmadığını da gösterdim. Ama bu hikâye burada bitmiyor, TÜİK’in % 11.7’lik büyüme rakamına da itirazım var. Harcamalar yöntemine göre bu rakamı bileşenlerine ayırdığımızda şu garip durumla karşılaşıyoruz: 11.7 puanlık toplam büyümenin tamı tamına 6.4 puanı, yani yarıdan fazlası stok artışından kaynaklanmış. Bu olabilecek bir şey değil. Türkiye’de veya herhangi bir normal ekonomide iki dönem arasında millî gelirin % 6.4’ü büyüklüğünde bir stok değişimi olamaz. Dolayısıyla bu yılın ilk dönemindeki gerçek büyüme hızının % 5 ilâ 6 arasında bir yerlerde olması çok muhtemel.

Beni izleyenlerin bileceği gibi ben hayalî stoklarla millî gelir rakamının şişirilmesini 2002-2006 yılları için de tespit etmiştim. Bu çarpıtmalar 2004’te muhalefet milletvekillerince Meclis gündemine taşınınca o zaman TÜİK’ten (o zamanki adı ile DİE) sorumlu Devlet Bakanı olan Beşir Atalay DİE’den aldığı bilgilerle benim iddialarımı çürütememiş, dolaylı olarak kabul etmek zorunda kalmıştı. Görüyoruz ki TÜİK yönetimi o zamanki hatasının epeyce afişe olmasından hiç ders almamış.

Aslında TÜİK’in millî gelir hesaplama yöntemi ekonomide şok boyutunda anî bir talep daralması ortaya çıktığında otomatik olarak hayalî stok artışları üretmektedir. 2001 krizinden sonra da böyle olmuştu, şimdi de öyle olduğuna şüphe yok. Teknik dille söylersek, kriz şartlarında ücretler de, kâr marjları da düştüğü için, aynı tutardaki mal veya hizmet satışı eskisine göre daha az katma değer üretir. Bu yüzden millî gelir Türkiye’de olduğu gibi üretim yöntemiyle hesaplanıyorsa, hesaplamada kriz dönemi için de eski parametreler kullanılırsa millî gelir olduğundan büyük çıkar. Bu şişik millî gelir harcamalar yöntemi denklemine eşitlenince oradaki tüketim, kamu harcamaları, yatırım ve net ihracat bileşenlerinin toplamıyla elde edilen millî gelir çok daha düşük kalır, böylece kalıntı rakam olarak akıl dışı boyutlarda stok artışı elde edilir. (Konunun teknik ayrıntılarını merak edenler Makaleler bölümündeki “Ekonomi 2002’de Büyüdü mü?” başlıklı yazıma bakabilirler.)

Elbette bu bir doğa kanunu değil, çözümü zahmetli de olsa var. Hızla gerçekleştirilecek bir dizi anketle TÜİK kriz ortamında gerilemiş olan yeni katma değer parametrelerini ölçebilir ve millî gelir hesabını buna göre yapabilirdi. Bunun çok zahmetli, zaman alan bir iş olduğunu biliyorum, ama en azından iyiniyet gösterirsiniz, yetiştirebildiğiniz kadar veri toplarsınız, açıklamasını yaparsınız, yetiştiremediyseniz “Daha sonra düzelteceğiz” dersiniz, ama her halükârda toplumun karşısına “Müjdeler olsun, ekonomi % 11.7 büyüdü ama bunun 6.4 puanlık kısmı sokağa yansımadı, stok artışı olarak yerini bizim de bilemediğimiz dev ardiyelerde yatıyor” gibi gülünç bir iddiayla çıkmamış olursunuz.

http://www.selimsomcag.org/tr/daily.asp?type=1&ID=397

Sangre
18-09-2010, 21:58
Yukarıdaki yazının 2. çeyrek büyüme rakamlarıyla ilgisi yok.. 1. çeyrekteki rakamlardan bahsedilmiş.. Ve yine 50. defa 'baz etkisi'nden bahseldiği için, pek şaşırmadım.. Bunun dışında 1. çeyrekteki stok değişimleri konusunda doğruya yakın analizde bulunmuş.

Bahsi geçen adamın ise ekonomistler tarafından ciddiye alınır bir yanı yok.. Milliyetçi, muhafazakar ve siyasi tepkisinden dolayı düzgün analiz yapabildiğini pek düşünmüyorum.. O yüzden pek ciddiye aldığım ekonomistler arasında da yer almıyor.. Neyse, üzerinde pek durulacak bir şey değil.

Benim size ekonomi konusunda bilimsel kaynak olabilecek tavsiyem ise 'Ekonomi ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi' olan 'Betam'ı takip etmeniz yönünde olacaktır.

http://betam.bahcesehir.edu.tr/tr/

axial
18-09-2010, 22:31
Bizde tüikin verilerini pek ciddiye almıyoruz sayın sangre. Aynı şekilde liberal görüşlü ekonomistleride.

Sangre
18-09-2010, 23:52
Bizde tüikin verilerini pek ciddiye almıyoruz sayın sangre. Aynı şekilde liberal görüşlü ekonomistleride.

Kimi istiyorsan onu ciddiye al dostum.

kemalistcan
19-09-2010, 01:15
AKP, ABD ile yaptığı sıkı pazarlık sonucunda 8 milyar dolar karşılığında askerimizi Irak'a sokacaktı hatırlarsanız. Öyle bir kamu oyu tepkisi oluştuki bunun altından kalkamayacağını düşünerek meclisteki oylamada AKP'li milletvekillerinden bir çoğu oylamada fire verilmesine neden oldu.

Peki neydi bizi savaşın eşiğine getiren şey? Birçok mütahit ve iş adamı neden savaş davulları çalarken, ellerini ovuşturuyordu? Recep Tayyip başta olmak üzere bilimum medya, kimi "aydınlar", kimi ekonomistler neden Türkiye'nin işgal ordusu olarak savaşa girmesi gerektiğine dair bir yerlerini yırtıyorlardı? BOP eşbaşkanlığı mı yoksa ekonomik bunalım mı veyahut ikiside mi?

Arkasından babalar gibi satma süreci başladı. Borsanın yüzde sekseni kısa bir süre sonra yabancıları eline geçti. Arkasından kamu iktisadi teşekküllerinin peşkeşi başladı. Madenlerimiz, nehirlerimiz bu talandan elbette payını alacaktı. Acaba ne kadar döviz girdi ülkemize? 80 yıldır yaplanlar 8 yılda satıldı; bu işten iyi para kalkmış olmalı; ama memurun bundan aldığı pay aylığına yüzde dört buçuk zam. Nasılda büyümüşüz değil mi?

Türkiye geçen sene küçüldü ve bu senede büyüdü. Böyle bir durumda küçülmeyi büyümeden çıkarmak gerekmez mi? Buna ne buyrulur?