PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Anadolu'daki Manastırlara Ne Oldu ?


Natan
26-09-2010, 13:42
Arkadaşlar bu konuyla ilgili görüşlerinizi paylaşmak ister misiniz ?

Anadolu'da Ermeni manastırları var mıydı ?

Bunlar nerelerdeydi ?

Bu manastırların mülkiyeti ne oldu ?

Her bir manastıra ait binlerce dönüm verimli arazi, bağlar bahçeler ,tarlalar şimdi kimlerin elinde ?

Ne oldu gâvur mallarına ???

Buyrun..

Natan
26-09-2010, 23:34
Sanırım kısa bir girişle konuyu açmam gerekiyor. Umarım gercekten önemsediğim bu konu diğer arkadaşlarımın da ilgisini çeker .

Katılımınızı beklerim.

saygılarımla

Natan
26-09-2010, 23:35
Tarihçiler Ermenilerin yaşadığı coğrafyayı Medz Hayk ( Büyük Ermenistan ) ,Pokr Hayk ( Küçük Ermenistan ) olmak üzere iki ana coğrafi bölgeyi tarif ederler ve bunu tarihsel atlaslara yansıtırlar.

Doğu Anadolunun neredeyse tümünü kapsayan Medz Hayk'ı Tarihsel Ermenistan ve Ermenistan Platosu olarak da adlandıran tarihçiler mevcuttur. Bu bölge, Ermenilerin yaşadığı ve kimliğini oluşturduğu anayurt olarak algılanmalıdır.

Bu bölgede sadece Ermeniler değil çeşitli Anadolu halkları da yaşamış, muhteşem bir uygarlık merkezini oluşturmuştur.

Bölgede Ermenilerin kesin bir hakimiyet içerisinde olduğu tabiiki düşünülemez ; çeşitli krallıklar,prenslikler,devletçikler,derebeylikler
olduğu da hatırlanmalıdır.

Vaspuragan Krallığı Medz Hayk'ın 15 eyaletinden biri olup ,Ermeni tarihinde
önemli bir yere sahiptir. Edebiyat ,sanat, tarih alanlarında binlerce eser üretmiş.Kaleleri,su yolları,köprüleriyle ünlenmiş.Vaspuragan aynı zamanda manastırlarıyla,teoloji eğitimi,elyazmaları,minyatür sanatının önemli eşşiz örneklerini yaratan bir bölgeymiş.

Her bir manastır kendine ait minyatür ekolü yaratmışManastırlar önemli din adamları da yetiştirmiş.Birçok kilisenin din görevlisi bu manastırlardan dağılmış.Akhtamar Gatogigosları ile ilgili başlı başına çalışmalar olduğunu da hatırlatalım. Van bir dönem Ermeni dünyasının Gatoğigosluk merkezi de olmuş.

Bölge, 1915 e kadar Ermenilere evsahipliğini sürdürmüş. Osmanlıda Van bir dönem Muş ve Bitlis ile birleştirilir ve bu Ermeni Ulusu açısından yeni olanaklar yaratır.

Natan
26-09-2010, 23:37
Manastır, kendine ait özel kuralları olan ve keşişlerin (miyapan) sosyal hayat ile ilişkilerini kestiği ,eğitim gördükleri bir yapı yada yapı grupları anlamına gelir.Her manastır bir de kiliseye sahipti.

Anadoludaki Ermeni manastırlarıyla ilgili özet bir döküman sunalım .

Sivas, Amasya,Tokat, Gürün, Merzifon, Şebinkarahisarve Divriği'yi içine alan bölgede toplam 28

Harput, Eğin, Arapgir, Malatya, Çarsancak, Çemişkezek'te toplam 75

Muş'ta 47 ,Adana bölgesinde 73 , Hınıs, Tortum, Bayburt, Tercan ve Erzurum'u içine alan bölgede 229

Diyarbakır cevresinde 25

Trabzon ve cevresinde 14 adet manastır yer alıyordu. Van / Vaspuragan manastırlarının sayısı ise 218'dir.

Günümüz Ermenistanında yer alan manastır sayısı için sadece Karabağ'da 247 adet manastır yer aldığını belirtmekle yetinelim.

Natan
26-09-2010, 23:48
Sadece Van bölgesinde 200'den fazla manastır bulunmaktadır. Tüm bunlara değinmek sanırım şu aşamada mümkün değil. Fakat kısaca Van bölgesinde yer alan manastırları ,kuruldukları coğrafi özellikleriyle birlikte hatırlayalım.

Manastırların inşa edileceği yerler için su ve hava temizliğine,beslenme olanaklarına şaşılacak şey ama manzarasına ,güvenliğine,ulaşım imkanlarına bakılır uygun görülen yerler tercih edilir. Düşman saldırılarına karşı ada manastırları daha güvenli görülürdü.

Gölün kıyısında yer alan Ardzvaper Meryem Ana, Kantsaga,Surp Garabed,Şakhura,Mağda,Kar Meryem Ana manastırları yer alır.

Dağlarda,tepelerde,vadilerde ise Lusabuduğ Surp Sahağ,Garmırag

Meryem Ana, Mağarta, SalnabadPazeni, Ardaz ve SurpTateos Manastırları inşa edilir.

Dağların eteklerinde ve yamaçlarında ise Gabudgoğ,Surp Hagop,Tüyapuyn ,Nareg, Çağar Surp Nişan manastırları kurulur.

Miros Surp Tovmas, Garmıravor Meryem Ana, Hatun Diramor ve İskançelakordzmanastırları ise benzersiz ve şiirsel manzaraya sahip olan tepelerde inşaa edilir.

Van manastırlarının önemli bir kısmı kesme taştan, tek yada iki katlı yapılır. Manastırlar birer yapılar grubudur.Her bir manastırda bir kilise ve çan kulesi ,şapel ,okul, öğrenciler ve din görevlileri için konaklama yapıları vardır. Van'da iki kiliseye sahip manastırları da bilinmektedir.

Manastırlardaki dini görevliler, adak için ziyarete gelenler ve zaman zaman da yolcuların konaklayacağı fazla sayıda odanın yer aldığı binalar da inşaa edilir.


Not: bu yazıyı yazdıktan sonra, internette restladığım şu link Vandaki manastır , kiliseler
hakkında görsel kaynaklarıyla birlikte bilgilendiriyor. Eklemek istedim.

http://www.vilayet26.com/images/news/1014.jpg

(Şurada (http://www.scribd.com/doc/31567390/Van-%E2%80%93-Merkez-%E2%80%93-Bakracl%C4%B1-Koyu-Varakavank-%D5%8E%D5%A1%D6%80%D5%A1%D5%A3%D5%A1%D5%B5-%D5%8E%D5%A1%D5%B6%D6%84-manast%C4%B1r%C4%B1) )

ExEgoist
29-09-2010, 01:25
Sayın natan,

verdiğiniz bilgiler için öncelikle teşekkürler...
ermenilerin oldukca eski bir tarihi var...ama onlardan öncede nice uygarlığa o topraklar ev sahibliği yapmıştır...yani tüm uygarlıklar ve ırklar birer "kiracıdır"...
Anladığım kadarı ile manastırları bir kısım ermeni kendi kültür ve dini varlığı olarak görüyor.
Bunda kınanacak birşey yok elbette...haklarıdır.
Ancak,bir "Tapu" gibi görenlerde var...Yani orada bir manstır varsa..bu o toprakların tapusunun ermenilere ait olduğunun kanıtıdır gözüyle bakanlarda çok...
Sizde bağlar,bahçelerin mülküyeti ve akıbetinin sorduğunuza göre aynı zamanda bir mülkiyeti de sorguluyorsunuz?
Elbette haksız yere ve bedavadan mala-mülke konanlar olmuştur...
Yıllarca yanyana,komşu olarak yaşayanların dahi 1915 olayları sonucu,komşusunun malına-mülküne göz koyanlarda olmuştur...
Buna karşın mağdur ermenileri evinde saklayan ve "dolduruşa gelmiş" halka karşı savunanlarda olmuştur.
Öte yandan Balkan savaşları sonucu toprak kaybeden osmanlının Türk vatandaşları da
malların-mülklerini hatta canlarınıda kurtaramamıştır.
Yıllarca birlikte yaşadığı Sırp,Hırvat ve Bulgarlar onların tüm varlıklarına el koymuşlardır.
Camilerin durumu malum.Oysa 500 yıl ASİMİLE etmek isteyen bir toplum için fazlasıyla yeterli bir süre...Ancak bu yola başvurulmamıştır.
saygılar...

kharon
29-09-2010, 20:06
Sn.Natan,

Bilgiler için teşekkürler.

Kültürel mirasın sahibi olmaz, yanlış anlamadıysam sizin sorduğunuz asıl soru,dini yapıların çevresindeki özel mülkiyete ait araziler ve ermenilerin sahip olduğu diğer mal ve paralara ne olduğu.

Tehcir sonrası Ermeni köylerine yerleştirilen Türkler, kiliseleri cami,diğer yapıları ahır depo vb.. işler için kullandı, köydeki arazilerde buraya yerleşenlere paylaştırıldı.

Diğer mal ve paralar ne oldu derseniz eğer, o malların nasıl oluşturulduğunu tespit edersek sonuca daha kolay ulaşabiliriz.

Osmanlıda müslüman türkler tarım ve askerlik alanında, azınlıklarda ticaret sanayi ve hizmet alanında hakimdi, dünyadaki yeni ekonomik düzene kendilerini çabuk adapte eden azınlıklar, osmanlının çöküş döneminde ciddi bir ekonomik güç durumuna gelmiş, Islahat Fermanı ile özel mülkiyet mal mülk edinme hakları banka ve şirket kurma hakları ile birlikte bu güçlerini daha da arttırmışlardır. Bunlar benim düşündüklerim tabi, resmi kayıtlara göre servet artışı hangi döneme denk geliyor bilemiyorum.

Azınlıkların ekonomiyi ele geçirmesinden sonra milli sermayenin kendilerine düşman olması muhtemeldir, servetin el değiştirmesinde devletin payınında olduğu görünüyor.
1913 Rum kaçırtması, 1915 Ermeni Tehciri, 6-7 eylül olayları, varlık vergisi vb..
Fakat burda el konulan mallar neydi onu bilemiyorum, Osmanlının verdiği her tapu mülkiyet tapusu değildi, devlet, arazilerini kiraladığı zaman da kiralayan kişiye kullanım hakkının kendisinde olduğunu belirten bir tapu veriyordu, bu konuda resmi defterlere bakmak lazım.

Çankaya köşkünün arazisi, Erzurum kongresinin yapıldığı bina, Mustafa Kemal müzesi (şişli) için ermeni bir aile dava açma hazırlığında, aynı ailenin başka bir iddiasına göre Keçiörendeki bağ evi Koç ailesine geçmiş, daha sonradan da müze olmuş.

Gerçekten bir talanmı var, yoksa devlet hakkı olanı mı aldı, bunun cevabını benim vermem mecvut bilgilerime göre imkansız.

Saygılarımla

Natan
02-10-2010, 13:06
Saygıdeğer arkadaşlar ,verdiğiniz yanıtlar ve ilginiz için teşekkür ederim.

Anadoludaki yüzlerce Ermeni manastırı,1915'te halkın ortadan kaldırılmasıyla birlikte yağmalanmış,yıkılmış,harap edilmiş,ve böylece yok olmaya mahkum edilmiştir.

Bu tarihsel gercek,o toprakların asıl sahibinin Türkler yada Ermeniler olduğunu belirlemiyor, Ermenilerin inşaa ettiği yüzlerce manastırların ve o manstırlara bağlı sayısız kilisenin nasıl olupta yok edildiği,mükliyetlerinin ne olduğu sorunsalına kapı aralıyor.

Biz de Anadolunun Ermenilere mi yoksa Türklere mi ait olduğunu tartışmıyoruz. Özellikle syn Exegoist'in bu noktayı kaçırmamasını dilerim.

Vaspuragan Krallığı zamanında kurulan yüzlerce manastırın buharlaşıp uçtuğunu mu düşünmeliyiz?Unutmamamız geeken bir nokta var;özellikle 1915'ten sonra bu manastırlara fiili saldırıyı gercekleştiren kürt aşiretleri ve çeteleridir. Osmanlılar koca bir ulusu kendi topraklarından sürerken bu mallara halkın el koymasına ,yağmalamasına,yıkmasına ses çıkarmamıştır.

Bazı manastırlar yeri gelmiş yakılmış yeri gelmiş top atışlarıyla yerle bir edilmiştir. Şu anda bölgede ne Ermeni nufuzu ne de manastırları vardır. Düşünün ki her bir manastırın kendisine bağlı en az bir kilisesği vardır. Bu sayısız kiliseler ne oldu ?Toprakları,maddi manevi diğer değerleri ?

Enval-ı Metruke ,metruk bırakılmış,kullanılmayan,terk edilmiş mülk demektir. 1915 yılları civarında Ermeniler sözde bu malları terk etmiş ,bırakmıştır. Dönenler de bu malları talep etmemişler de devlet de başkalarına devretmiştir.

Ermenilerin kendi mallarını bıraktığı yada terk ettiği yok. Onlar ZORLA göç etirilmiş ve bu mal mülkleri terk etmeye mecbur bırakılmışlardır.

Vergi konusunda ise kısaca belirtmekte fayda var. Manastırlar vergi öderlerdi.Kişi başına ödenen cizye vergisi ,müslüman halkın önemli bir kısmı hububat örşü ödemezken ,Ermenilerin beşte bir oranında öşür ödemesi ve yerel kişilere devredilen vergi toplama işi manastırların belini büker.

Bu konuda daha fazla bilgi için Agos gazetesinin geçen haftaki sayısına bakılabilir. Konu etraflıca ele alınmıştı.

saygılarımla

vartor
02-10-2010, 17:19
Yok edileni yeniden var etmek imkansiz, ancak, harabe halindekileri restore edip korumak, hem milli zenginlik, hem de sanat ve kulture gosterilmesi gereken bir saygidir.
Kanada'da, yuz senelik bir bina bile "tarihi" ilan edilip korunmaktadir. Hicbir sanat veya mimari guzelligi bulunmamasina ragmen korunmasi, ulkemizdeki sanat ve medeniyet kalintilarina kiyasla, komik bile geliyor desem yeridir.
Taleban'in uc buda heykelini dinamitleyip yikmasina verdigimiz tepkinin daha fazlasini, ulkemizdeki eserleri korumayanlara gosterseydik, belki de koca Ani harabeleri, harabe olmaz, bugun bir milli servet olarak ayakta kalabilirdi.
Hala, Ermeniler hic varolmamis goruntusunu yaratmaya calisanlar, uyduruk isimler takarak, bu eserleri bile Turklestirme cabasindalar. Bir parti baskaninin, orijini bir Ermeni manastiri olan, camiye donusturulmus bir ibadethanede namaz kilmaya kalkismasi ise, Tarihi eserleri bile politikaya alet etmenin amatorce bir ornegidir.

errata
06-10-2010, 01:44
Bir Türkiye Cumhuriyeti x parti başkanın -eski manastır- yeni cami de namaz kılması tam bir saflıktır. Ülkene gelip ayin yapan adama benzer şekilde cevap vermek siyaset dilinde "burası aslında bize de ait değildir" demektir. Yahu senin ne işin var manastırda? Ankara da cami mi tükendi? Bu kadar sığ bir siyaset olabilir mi? Vatandaş bu adamların acizliği, ipe sapa gelmezliği karşısında AKP'ye oy vermeyecekte kime verecek? Neyse...

Tarihi ziyaret, ibadet, tavaf, zıplamak, hoplamak olmalıdır, renkliliktir.
Lakin yüz sene önce -ne şekilde olursa olsun- sonlandırılmış bir pazarlığın, alışverişin yüz sene sonra hesabını kesmeye çalışmak diye bir şey yok. Böyle bir şeyi dünyanın hiç bir yerinde teklif dahi edemezsiniz. Yahu savaşlar olmuş, göç gitmiş yeni bir ülke kurulmuş. Şimdi geriye dönüp bizim buralarda senetimiz vardı sepetimiz vardı... Yok kardeşim öyle bir şey.
İyi o halde atalarının harabelerine iç geçiren Yunan kardeşim de gelsin oralara sahip çıksın? Adamın senete de ihtiyacı yok, tüm harabeler Grekçe yazılarla dolu.

Bu, Türkiye insanını aptal yerine koymaktan, bir parça da biz kopartabilir miyiz acabacılıktan başka bir şey değil. Aynı şey Nevşehir'li Damat İbrahim Paşa'nın torunlarının hak talepleri içinde geçerli. Sürüldünüz ve bitti kardeşim! Neyin hakkını soruyorsun daha? Devrim ordusunun seni kurşuna dizmediğine, halkın ayakları altında çiğnetmediğine şükret.

Bu ülke toprakları, bu ülke insanlarına aittir. Ha! Ne gün olur dünya bütün bir "köy" olur. Gelin buyurun, bizde gidelim...

Natan
14-05-2011, 00:10
Bundan 96 yıl önce başlamıştı herşey. Egemen zihniyetin kendisinden olmayan herkese başlattığı amansız bir yok edişti bu.Yok edilenler insanlardı, çocuğu, genci, yaşlısı, ayırt edilmeksizin. Ermenilerin evleri, bağları, bahçeleri, arazileri, toprakları? Yok edilenler sadece bunlar mıydı? Yazarı, çizeri, aydını, din adamları, yayın kuruluşları, gazeteleri, okulları, kiliseleri ve koca bir ulusa ait olan binlerce değeri.

Birinci mesajımda yok edilen kilise ve manastırlardan bahsetmiştim. Şimdi ise aranan canlardan, okul ve öğrencilerden, gazete ve yazarlarlar bahsedeceğim. Bunlar şimdi nerede diye soracağım en son. Bunlar şimdi nerede?

Eskiden 2.200 adeti aşkın Ermeni kilise ve manastır vardı. Şimdi sadece İstanbulda 30, anadoluda 4 tanesi kaldı.

Diğerleri nerede?

Eskiden Anadolunun dört köşesinde yer alan 683 adet Ermeni okul ve 82 bini aşkın öğrencisi vardı. Şimdi sadece İstanbulda 18 okul ve üç bin öğrencisi kaldı.

Diğerleri nerede?

Eskiden Anadolu topraklarında 636 adet Ermenice gazete ve dergi vardı ?Şimdi sadece 3 tanesini sayabiliriz. 1915'in İstanbulunda 235 gazeteci ve aydın nedenini bilmeyerek ölüm yolculuğuna çıkartıldı. Şimdi kaç yazarı sayabiliyruz?

Peki ermeni miniklerin eğitim gördüğü okullar ne oldu?

İzmit:38 okul 9285 öğrenci 224 öğretmen

Bilecik: 10 okul 1263 öğrenci, 21 öğretmen

Kütahya: 5 okul ,1174 öğrenci, 3 öğretmen

İzmir: 27 okul, 2935 öğrenci, 109 öğretmen

Ankara: 7 okul, 1290 öğrenci, 29 öğretmen

Siirt: 3 okul, 247 öğrenci, 11 öğretmen

Kayseri: 42 okul, 4935 öğrenci, 125 öğretmen

Amasya-Merzifon: 9 okul, 2338 öğrenci, 54 öğretmen

Samsun canik: 27 okul 1075 öğrenci, 59 öğretmen

Urfa :8 okul, 1162 öğrenci, 26 öğretmen

Antep: 9 okul, 1606 öğrenci, 58 öğretmen

Bursa:16 okul, 2078 öğrenci, 54 öğretmen

İstanbul: 40 okul, 5643 öğrenci (başka bir kaynakta 64 okul olduğu da belirtilmektedir)


Peki tüm bu okul ve canlar şimdi nerede?


saygılarımla

ALKA
14-05-2011, 00:48
Ne oldu gâvur mallarına ???

Almanya'daki Yahudi mallarına ne olduysa o oldu. Yani kademedeki yöneticiler arasında dağıtıldı ve o dönemde gerçekleşen Ermeni mallarının dağıtılımı ise bugünün Türk zenginlerinin kapitalını oluşturdu.

En ünlü örneği Ermenilere ait malların yağmalanması ile zenginleşen günümüz Sabancı emperiyum'udur.Soykırımdan kaçan Ermeniler'in, daha sonraki yıllarda yeniden geri almak üzere, mal ve mülklerini "en güvenilir kişi" olan Hacı Sabancı'ya teslim etmeleri, Sabancı ailesinin mallarının kökenini oluşturmaktadır.

Bir İşbirlikçi Aile : SABANCI

Ülkemizdeki işbirlikçi-tekelci burjuvazinin de önde gelen isimlerinden birisinin SABANCI ailesinin sahip olduğu holding olduğunu hemen herkes bilmektedir. Ve çok az kişi Sabancı Holding'in işbirlikçiliğinden, sömürücülüğünden kuşku duyar.
Sabancı şirketler topluluğu, sözcüğün tam anlamıyla emperyalistlerin işbirlikçisi olarak, daha kuruluşlarının ilk anından itibaren kendilerini biçimlendirmişlerdir. Ermenilere yönelik soykırımların yarattığı bir ortamda ilk sermayelerini elde etmişlerdir. Özellikle KAYSERİ ve ADANA Ermenileri'nin kişisel güvenini kazanan Hacı Sabancı, Ermeni burjuvaların altın ve mülklerinin "yeddi-emini" olarak piyasaya çıkmıştır.

Soykırımdan kaçan Ermeniler'in, daha sonraki yıllarda yeniden geri almak üzere, mal ve mülklerini "en güvenilir kişi" olan Hacı Sabancı'ya teslim etmeleri, Sabancı ailesinin mallarının kökenini oluşturmaktadır.
Hacı Sabancı, Adana, Pozantı ve Osmaniye bölgesindeki Kuvay-ı Milliye şeflerine rüşvetler vererek, bölgedeki gücünü artırmıştır. 1922 sonrasında TBMM'ye milletvekili olarak giren bu eski Kuvay-ı Milliye yerel şefleri, Ermeni soykırımına ilişkin Ankara hükümetinin herhangi bir karar almaması için sürekli çabalamışlardır. Böylece Hacı Sabancı, Ermeni burjuvazisinin mallarının sürekli sahibi olarak, ilk "yerli" sermayesini sağlamıştır.

Metnin tümü için bakınız

http://www.kurtuluscephesi.com/kurtulus/cephe905.html

Bunun yanında Ermenilerin sahip olduğu mal ve mülklerin yağmalanması sonucu oluşan ve Alman bankaları olan Reichsbank ile Deutschebank'a yatırılan ve yaklaşık 65 ton altına eş değer olduğu iddia edilen bir mal varlığı da söz konusudur. Yani nasıl Naziler Yahudilerin altınlarını İsviçre bankalarına kaçırdılarsa ve bu İsviçre tarafından uzun yıllar saklanıp ve gerçek ortaya çıkmışsa bizde de İttihak ve Terakiciler Ermeni altınlarını ve mülklerini yurt dışına, Alman bankalarına kaçırmışlardır. Zaten Ermeni Soykırım'ının temel amacı da buydu, Ermeni ile Türkler arasında gerçek bir iç savaş da bulunmuyordu. Ama İttihakçılar bunu körüklemek istediler. sebebi de aslında ganimet zihniyetine dayanıyordu.

Ermeni mallarını yağmayarak zengin olan devlet içindeki diğer portrelere örnek:

Şükrü Kaya: Kırım sırasında Muhacirin ve Aşairin Umum Müdürü. 1923 Menteşe (bugünkü Muğla) milletvekili; Tarım, Dışişleri veİçişleri Bakanı. 1922'de kurulan Türkiye Milli İthalat ve İhracat A.Ş.'nin kurucu üyesi (kurucu üyeler arasında Kılıç Ali, Tunalı Hilmi gibi 54 milletvekili var). 1929'da Kuzguncuk'ta kurulan ve halk arasında Sico olarak bilinen (resmi adı TETKAŞ) eroin fabrikasının sahibi olan bu şirketin ortakları arasında Belçikalı eroin baronu Michaelere ve Meksiaklı mafya babası Lapin de vardı. Aralık 1932'de uyuşturucu meselesinde yapılan düzenlemelerde Şükrü Kaya'nın engelleme çabaları müthiştir.

Ermeni'lerin terk ettikleri(!) mallara ilişkin üç ana dokümandan söz edilebilir: 30 Mayıs, 10 Haziran ve 26 Eylül 1915 tarihli kararlar. Yusuf Halaçoğlu'nun "Ermeni Tehciri ve Gerçekler"inde, Azmi Süslü'nün "Ermeniler ve 1915 Tehcir Olayı" gibi kaynaklarda, tehcirde imha kasdının olmadığına delil olarak sunulur bunlar.

İttihad-Terakki hükumeti Ermeni mallarına nasıl el konulacağı, bunların nasıl kullanılacağı, kimlere nasıl satılacağı gibi hususlarda oldukça ayrıntıyla durmuşken, bu el konan malların bedellerinin sahiplerine iletilmesi konusunda tek bir adım atmamıştır.

Alman büyükleçliği hukuk uzmanlarından Hilmar Kaiser'in "yağmanın meşrulaştırılması" tabiri tam da meseleye uymaktadır.

Bu yağmadan elde edilen paraların hangi İttihadçılar tarafından hangi uluslararası sermaye çevrelerinin hizmetine sunulduğuna da bakmak gerekir.

Nitekim Alman Tarihci Wolfgang Gust, "1915/16 Ermeni Soykirimi. Alman Konsoloslugu politik arsivleri dokumentleri", Klampern- Springe yayinlari sayfa 219'da buna dair Alman konsoloslugunun resmi bir evrakina yer verir.

Tarihci Wolfgang Gust orada söyle der,

1915 Temmuz'una kadar cogu Ermeniler ilk olarak yasadiklari yerlerin ve vilayetlerin ilgili merkezlerinde toplanirlar. Toplanan Ermeniler toplandiklari yerlerde ya derhal Türk polis ve askerleri tarafindan ya da olusturulan Kürt alaylari tarafindan öldürülürler. Bunun yaninda yasamda kalanlar da Talat Pasa'nin 27. Mayis 1915'li emriyle Halep cöllerine dogru ölüm yürüyüslerine zorlanirlar. Bu tehcir uygulamasinda Ermeniler'in bir yerlere yerlestirilmesi hedefi de güdülmüyordu. Zira ayaklandiklari ve düsmanlarla isbirligi yaptiklari söylendigi ve bu gerekceyle tehcir edilen Ermenilerin gitmeleri hedeflenen ve göc yapmalari gerektigi yerler hem düsman askerlerin bulundugu yerler olup hem de savas alaninin tam göbegiydi. Bunun yaninda varmalari gerektigi yerlerde kalabilmek icin tehcir plani geregi hic bir önhazirlik yapilmamisti. Ne cadirlardan olusan yerlesim alanlari ne de herhangi insani yardimlar öngörülmüstü. Bunun yaninda diger ülkelerin tehcire maruz kalan insanlar icin Suriye'de insani yardim ve merkezler kurma önerilerini de red etmislerdi ve bu yönde hic bir yardim konvoyuna da izin verilmiyordu. Erzurum'da o dönem alman vize konsolosu görevinde bulunan Max Erwin von Scheubner-Richter, 1915 Haziran'in sonlarinda diger bir alman elcisi olan Wangenheim'e yaptigi raporlamada,

"Ermeni tehciri uygulamacilarinin kendileri tarafindan da itiraf edildigi gibi, Ermenilere yönelik bu uygulamanin son hedefi Ermenilerin Türkiye'de toptan yok edilmesidir. Bahsi gecen resmi sahsiyetin bize bildirdigi durum kelime anlamiyla "Savastan sonra Anadolu'da hic bir Ermeni kalmayacak" . Eger bu hedefe cesitli katliamlarla ulasilamazsa Mezopotamya'nin elverissiz iklim sartlarinda zorunlu yaptirilan bir uzun yolculugun bu isi halletmesi öngörülüyor. Tüm hükümet ve askeri personelin dahil oldugu bu yoz grup icin Ermeni sorununun bu sekilde bir cözümü ideal görünüyor. Buna ragmen Türk halki Ermeni sorunun bu sekilde bir cözümünü kabul etmedigi gibi rizasini da vermemistir. Ermenilerin sürgünü ile birlikte ülkenin üzerine cöken ekonomik sikintidan dolayi da Türk halki son derece rahatsizlik duymakta."

Natan
14-05-2011, 01:01
Saygıder alka,

Vermiş olduğun bilgiler için çok teşekkür ederim.
Bilmediğim şeylerdi. Tekrar teşekkürler.

vartor
14-05-2011, 01:45
Tarihimizin bilinmeyen yanlari cok, bu da onlardan biri olmali. Zaten Ermeniler diye bir toplum hic var olmamis, Anadolu'da yasamamis zanneder benim zamanimdaki okul tarih kitaplarini okuyanlar. Benim icin de, eger kaynaklar dogruysa, daha once duymadigim olaylar. Bir tesekkur de bendem sevgili Alka:).

ALKA
14-05-2011, 02:16
Rica ederim...

Ermeni Soykırımında sadece Ermeniler söz konusu değildi, yani sadece Ermenilerin malları ve servetlerine göz konulmak istenmemişti. Zaten Ermeni Soykırımı gerçekten Ermenilerle ile çok ciddi sorunlar olduğu için uygulanmamıştır. 1915 olaylarında malları yağmalanan sadece Ermeniler değil, özellikle zengin Süryaniler ve Rumlar da talan edilmiştir. Süryaniler de çok kayıp vermiştir. Hatta bazı tarihçilere göre Süryani Soykırımından da bahsetmek mümkündür. Adana olaylarında öldürülen Ermenilerin önemli bir kısmı Ermeni değil Rumdu. Kamuoyunda Ermenilere karşı başlatılan kampanya başarılı olduğu için Rumlar ve Süryaniler için de ayrıca bir düşmanlık kampanyasına başlatılmasına gerek kalmamıştı. Bunlar Ermeni oldukları ileri sürülerek yağmalandılar veya tehcir edildiler. İttihakçılar sultanı bu konuda kasıtlı olarak daima yanlış bilgilendirdiler. Rum ve Süryanilerin de tehcir edildiğini öğrenen sultan valiliklere durumun düzeltilmesi ve onların tehcirden muaf tutulması için telegraflar çekmiştir. Bu telegraflar da bugün Ermeni Soykırımı olmadığını kanıtlamak için suistimal edilmektedir. Güya 1915 olaylarında sadece Ermenilerin tehciri söz konusuydu, diğerlerine dokunulmamıştı ve yapılan hata güya bu telegraflarla düzeltilmiş olarak gösterilmeye çalışılır.

Olaylarda Ermeni sorunu diye bir şey söz konusu değildi, asıl ilginç olan şey kaos ortamının yaratacağı talan ve yağmala imkanlarıydı. Bunun yanında tahcirinin iç yüzü ne "Ermeni ihanetiyle" ne de "Türklerin vahşiliği"yle filan açıklanabilir. Bu olayların asıl iç yüzü veya nihai hedefi aslında kaos ortamında oluşacak bu yağma ve talan olayları sayesinde İttihat-Terakki'nin Müslüman Türk burjuvazisi yaratma isteği idi. Yani PARA ve KAPİTAL. Nitekim Alman general Liman von Sanders'in teklif ve teşvikiyle, Ermeni kırımının bir ön hazırlığı gibi görülebilecek olan "Rum kaçırtması" 1912-13 tarihlerinde uygulamaya kondu. Bu işin organizatörleri 4. kolordu kumandanı Cafer Tayyar Paşa, İzmir valisi Rahmi Bey, İttihad-Terakki genel sekreteri Celal Bey (3. cumhurbaşkanı Celal Bayar), Halil Menteşe gibi isimlerdi. Yani daha önce de başka bir grupta denendi. Teşkilat-ı Mahsusa şefi Eşref'e göre 1.5 milyon Anadolu Rumu, devlet terörüyle kaçırtıldı ve yaşadıkları yerlerde kalan malları dağıtıldı.

Ermeni tehciri esnasında bölgelere yollanan soruşturma koımisyonları hakkında: Emval-i Metruke (terk edilmiş mallar) komisyonlarını denetlemek amacıyla bölgelere heyetler gönderilmiş ve 15 günde bir rapor yollaması istenmiştir. Bu heyetlerin de esas vazifesi, Ermenilerin bıraktıkları malların yerel yöneticilerin ve şahısların ellerine geçmemesi, tamamen devlet kontrolünde olmasıdır. Kısacası İttihat-Terakki'nin derdi Ermenilerin canı filan değil, bıraktıkları malların sistemli bir şekilde el konmasıdır.

Yeni açılan belgelere tek tek baktığımızda karşımıza çıkan ise şu: Bütün kanuni takibat, tehcir sırasında Ermeni kafilelerin katli, soyulması, tecavüzü vb. suçlardan dolayı değil, Ermenilerin geride bıraktıkları malların yağması, hırsızlığı vb. mali suçlardan. Yani kalan Ermeni mallarını zimmetine geçiren yerel idareciler hakkında. Mesela birkaç örnek:

Ermenilere zorla ferağ muamelesi ettiği anlaşılan Mihalıççık kaymakamı hakkında görüş bildirilmesi (görüş bildirilmesi isteniyor), Ermeni işlerinde memurinin su-i istimaline göz yumulduğu ve bazı eşyaı parasız aldığı tahkikat neticesinde ortaya çıkan Besni kaymakamının Divan-ı Harb'de yargılanmasına dair izin verilmesi, Ermeni sevkıyatına memur edilen Muhacirin Müdürü Şükrü Bey'in Pozantı'dan çektiği telgraf suretine ve Ulukışla'da cereyan eden bir hadise mevzuunda tahkikat yapılmasına dair Emniyet Umum Müdürlüğü'nden Niğde mutasarrıflığına çekilen telgraf... (Halaçoğlu'nun bütün verdiği telgraf örnekleri için: Başbakanlık Osmanlı Arşivleri, Dahiliye Şifre Kalemi, 55-61)

Mesela:

"Malatya ve Akçadağ memurin ile jandarmalarının beş milyon liralık emval-i metrukeyi yağma ettikleri Akçadağ müstinakı Edhem imzasıyla Kangal merkezinden çekilen telgrafla haber veriliyor. Hemen tahkikat icra ve talimatname ahkamının sarfıyyen tatbiki ve inbaı" (Baş. Osm. Arş. Dah. Şif. Kal. 55/255: Dahiliye Nezareti'nden Mamuretulaziz Emval-i Metruke Komisyonu Riyaseti'ne 13 Ağustos 331 tarihli telgraf)

Ekonomik suçları araştırmak amacıyla 3 tane komisyon oluşturulmuştu (ki bahsettikleriniz bunlardır). Sivas, TRabzon, Erzurum, Mamuretulaziz, Diyarbekir ve Bitlis'ten sorumlu olan komisyonun başına Bitlis valisi Mazhar Bey; ADana, Haleb, Urfa, Zor, Maraş'tan sorumlu olan komisyonun başına Mahkeme-i İstıntak birinci reisi Asım Bey; Bursa, Ankara, İzmid, Balıkesir, Eskişehir, Afyon, Kayseri, Niğde'den sorumlu olan komisyonun başına Temyiz Mahkemesi reisi Hulusi Bey getirilmiştir.

Tekraren söylüyorum: Bu komisyonların sorumluluk alanında, katliamları soruşturmak yoktu. Sadece Ermenilerin bıraktıkları malları, yöneticilerin zimmetlerine geçirip geçirmediklerini denetleyebilirlerdi.

Nitekim Mazhar Bey'in soruşturma komisyonundaki Aziz Nedim Bey şöyle ifade verir (ifade!): "Maalesef o zaman bu raporlar nazar-ı dikkate alınmamıştır. Komisyonlar, sırf tahkikat-ı ibtidaiyye memurları sıfatıyle gönderilmiş olup salahiyyetleri olmadığından müttehimin miyanından ancak küçük memurları bera-ı mahkeme Divan-ı Harblere tevdi edebilmişlerdir. Diğerlerine gelince, verilen raporların hemen hiçbir tesiri olmadı denilebilir."

Nitekim bu komisyonların bir işe yaramadığını ve komisyonlardan gelen raporların pratiğe geçmesini bizzat Talat Paşa'nın engellediğini Said Halim Paşa da ifade eder:

"Ermeni kıtalini müteakkib tahkik komisyonları tertib edildi. Bunlar vazifelerini ifa ederek avdet ettiler. Lakin Dahiliye Nezareti netice-i tahkikatı bildirmek istemedi. Her türlü ısrar ve ibramlarıma rağmen hakikati ketmeylemekte taannud etti. Artık Tala Paşa Dahiliye Nezareti'nde bulunduğu müddetçe tahkikattan bir semere hasıl olmayacağı taayyün etti." ()

4 Temmuz 1915'te Alman hükumetinin İttihat-Terakki'ye notası: "Sadece ayaklanmaları engellemek amacıyla askeri zorunluluklar sonucu yapılan Ermeni tehcirin uygun görmekteyiz, fakat sürgünler yağma ve talandan korunmalıdır"

Devlet içindeki Ermeni mallarını talan edip gasp eden kişilerin portelerinden birisi de Adana milletvekili İsmail Sefa (daha sonra İsmail Özler) ;

İsmail Sefa (Özler) aslen Adanalı bir öğretmen iken 23 Nisan 1920'de TBMM'ye Adana Milletvekili olarak girmiş, Mustafa Kemal'in de desteğiyle 5 Ağustos 1920'de Pozantı toplantısı ile "Adana Vali Vekili" görevine getirilmişti. İçişleri ve Eğitim bakanlığı yaptı.

Milletvekiliyken Meclis gizli oturumunda yaptığı konuşmadan: "Efendim, gerek Ziraat Bankası tarafından satılan ve gerek şahısların alacağından dolayı mahkemeden hüküm alınarak icra dairesi vasıtasıyla sattırılan birtakım Hıristiyan emlaki var. Bazı yerlerde Türkiye haricine çıkmış emlak sahiplerinin mal ve eşyası vergiye (aşara) borçlarından dolayı veya şahıslara yahut da Ziraat Bankasına borçlarından dolayı satılıyor. Eğer bugün bu mesele üzerinde tereddüt, müşkülat gösterirsek şahısların alacakları, Hükümetin alacakları zarar görecektir. Bunun sonucunda Mahkemeye sevk etmektense, Meclis'ten idari bir karar almaktansa Maliye Vekaleti'ne veya Heyet-i Vükela'ya Meclis bir emir vermelidir. Meseleyi bitirmelidir. Bendenizin teklifim budur." (TBMM Gizli Celse Zabıtları 3, İş Bankası Yayınları, Ankara 1985).

İşin aslını kurcaladığımızda:, İsmail Sefa Bey'in Adana civarında 12 bin dönüm çiftliğe sahip olduğunu öğreniyoruz. Kardeşi Hazine avukatı Abdurrahman Ali Ceyhan'da 12 bin dönüm çiftlik alır. Hazine Ermeni mallarının satış kararı çıkardıktan sonra, rayiç bedelin çok çok altından bu çiftlikleri satın alırlar. Hem devleti dolandırmışlardır, hem Ermeni mallarını gaspetmişlerdir.

Natan
06-08-2011, 20:56
Şu linkte (http://akunq.net/tr/?p=5723)araştırma yazısı buldum. Daha detaylı bilgiler mevcut.

Ayrıca alıntıda da bulunuyorum. Merak edenler bakabilir.

http://akunq.net/tr/wp-content/uploads/2011/05/Ermeni-Okullar-Haritasi.jpg

( Ermeni Okullar Haritası )

1. İzmit: 38 okul. 5900 erkek, 3385 kız, 9285 öğrenci. 142 erkek, 82 kadın, 224 öğretmen.
2. Bilecik: 10 okul. 1120 erkek, 143 kız,1263 öğrenci. 18 erkek, 3 kadın, 21 öğretmen.
3. Kütahya: 5 okul. 825 erkek, 349 kız, 1174 öğrenci. 16 erkek, 7 kadın, 23 öğretmen.
4. İzmir: 27 okul. 1640 erkek, 1295 kız, 2935 öğrenci. 55 erkek, 54 kadın, 109 öğretmen.
5. Ankara: 7 okul. 895 erkek, 395 kız, 1290 öğrenci. 20 erkek, 9 kadın, 29 öğretmen.
6. Siirt: 3 okul. 163 erkek, 84 kız, 247 öğrenci, 9 erkek, 2 kadın,11 öğretmen.
7. Kayseri: 42 okul. 3795 erkek, 1140 kız, 4935 öğrenci. 107 erkek, 18 kadın, 125 öğretmen.
8. Amasya-Merzifon: 9 okul. 1524 erkek, 814 kız, 2.338 öğrenci. 54 öğretmen.
9. Şebinkarahisar: 27 okul. 2040 erkek, 105 kız, 2145 öğrenci, 38 erkek, 4 kadın, 42 öğretmen.
10. Canik (Samsun): 27 okul. 1361 erkek, 344 kız, 1705 öğrenci, 44 erkek, 15 kadın, 59 öğretmen.
11. Trabzon: 47 okul. 2184 erkek, 718 kız, 2.902 öğrenci. 72 erkek, 13 kadın, 85 öğretmen.
12. Erzurum: 27 okul. 1956 erkek, 1178 kız, 3134 öğrenci. 44 erkek 41 kadın,85 öğretmen.
13. Kıği: 9 okul. 645 erkek, 199 kız, 844 öğrenci. 27 erkek, 5 kadın, 32 öğretmen.
14. Bayburt: 9 okul, 645 erkek, 199 kız, 844 öğrenci, 27erkek, 5 kadın, 32 öğretmen.
15. Diyarbakır: 4 okul. 660 erkek, 324 kız, 1014 öğrenci. 18 erkek, 9 kadın, 27 öğretmen.
16. Harput: 27 okul. 2058 erkek, 496 kız, 2554 öğrenci. 49 erkek, 9 kadın, 58 öğretmen.
17. Eğin: 4 okul. 541 erkek, 215 kız, 756 öğrenci. 13 erkek, 9 kadın, 22 öğretmen.
18. Çemişkezek: 12 okul. 456 erkek, 272 kız, 728 öğrenci. 14 erkek, 1 kadın, 15 öğretmen.
19. Arapgir: 18 okul, 713 erkek, 223 kız, 936 öğrenci. 23 erkek, 2 kadın 25 öğretmen.
20. Çarsancak: 12 okul. 617 erkek, 189 kız, 806 öğrenci. 16 erkek, 2 kadın, 18 öğretmen.
21. Urfa: 8 okul. 1091 erkek, 571 kız, 1662 öğrenci. 19 erkek, 7 kadın, 26 öğretmen.
22. Antep: 9 okul. 898 erkek, 798 kız, 1606 öğrenci. 31 erkek, 27 kadın, 58 öğretmen.
23. Antakya: 10 okul. 440 erkek, 47 kız, 487 öğrenci. 10 erkek öğretmen.
24. Yozgat: 12 okul. 1179 erkek, 557 kız, 1736 öğrenci. 30 erkek, 13 kadın, 43 öğretmen.
25. Gürün: 12 okul. 736 erkek, 78 kız, 814 öğrenci. 18 erkek, 2 kadın, 20 öğretmen.
26. Zeytun: 10 okul. 605 erkek, 85 kız, 690 öğrenci. 14 erkek, 1 kadın, 15 öğretmen.
27. Darende: 2 okul. 260 erkek, 70 kız, 330 öğrenci. 4 erkek, 1 kadın, 5 öğretmen.
28. Divriği: 10 okul. 757 erkek, 100 kız, 857 öğrenci. 18 erkek, 2 kadın, 20 öğretmen.
29. Bursa: 16 okul, 1345 erkek, 733 kız, 2078 öğrenci. 34 erkek, 20 kadın, 54 öğretmen.
30. Bandırma: 8 okul. 700 erkek, 644 kız, 1344 öğrenci. 22 erkek, 13 kadın, 35 öğretmen.
31. Sivas: 46 okul. 4072 erkek, 459 kız, 4531 öğrenci. 62 erkek, 11 kadın, 73 öğretmen.
32. Tokat: 11 okul. 1408 erkek, 558 kız, 1966 öğrenci. 37 erkek, 13 kadın, 50 öğretmen.
33. Bitlis: 12 okul. 571 erkek, 63 kız, 634 öğrenci. 20 erkek öğretmen.
34. Erzincan: 22 okul. 1389 erkek, 475 kız, 1864 öğrenci. 54 erkek, 9 kadın, 63 öğretmen.
35. Kemah: 13 okul. 646 erkek, 28 kız, 674 öğrenci. 16 erkek öğretmen.
36. Beyazıt: 6 okul. 338 erkek, 54 kız, 392 öğrenci. 11 erkek, 2 kadın, 13 öğretmen.
37. Muş: 23 okul. 1034 erkek, 284 kız, 1318 öğrenci. 31 erkek, 4 kadın, 35 öğretmen.
38. Van: 21 okul. 1323 erkek, 554 kız, 1877 öğrenci. 47 erkek, 12 kadın, 59 öğretmen.
39. Lim ve Gıduts Adaları: 3 okul. 203 erkek, 56 kız, 259 öğrenci. 5 erkek, 1 kadın, 6 öğretmen.
40. Akhtamar: 32 okul. 1106 erkek, 132 kız, 1238 öğrenci. 36 erkek öğretmen.
41. Erzurum: 12 okul. 485 erkek, 10 kız, 495 öğrenci. 12 erkek öğretmen.
42. İspir, Artvin: 3 okul. 80 erkek öğrenci. 3 erkek öğretmen.
43. Pasen: 7 okul. 315 erkek öğrenci. 7 erkek öğretmen.
44. Hınıs: 8 okul. 352 erkek, 15 kız, 367 öğrenci. 11 erkek, 1 kadın, 12 öğretmen.
45. Diyarbakır: 2 okul. 180 erkek öğrenci. 5 erkek öğretmen.
46. Palu: 8 okul. 505 erkek, 50 kız, 555 öğrenci. 14 erkek, 1 kadın, 15 öğrenci.
47. Kastamonu: 3 okul. 110 erkek, 50 kız, 160 öğrenci. 2 erkek öğretmen. Giderleri 380 KuruĢ.
48. Konya: 3 okul. 213 erkek, 137 kız, 350 öğrenci. 6 erkek, 6 kadın, 12 öğretmen.
49. Armaş: 2 okul. 190 erkek, 110 kız, 300 öğrenci. 5 erkek, 1 kadın, 6 öğretmen.
50. Kıbrıs: 3 okul. 63 erkek, 37 kız, 100 öğrenci. 8 erkek, 1 kadın, 9 öğretmen.
51. Kilikya, Sis: 7 okul. 476 erkek, 165 kız, 641 öğrenci. 15 erkek, 4 kadın, 19 öğretmen.
52. Adana: 25 okul. 1947 erkek, 808 kız, 2755 öğrenci. 40 erkek, 29 kadın, 69 öğretmen.
53. Malatya: 9 okul. 872 erkek, 230 kız, 1137 öğrenci. 16 erkek, 3 kadın, 19 öğretmen.
54. Maraş: 23 okul. 1261 erkek, 378 kız, 1669 öğrenci. 34 erkek, 10 kadın, 44 öğretmen.
55. İstanbul: 40 okul. 3316 erkek, 2327 kız, 5643 öğrenci. BaĢka bir belgede ise okul sayısı 64 olarak verilmektedir.

Sonuç yerine

1915’in “cansız” canları bu kadar değil. Tiyatro, sağlık, hukuk, spor, ziraat, mizah, müzik, sendika, edebiyat, resim, heykel, gençlik ve kadın dernekleri, ticari örgütleri, fazla sayıda loncaları gibi “cansız” canları da vardı. Bugün hiçbiri yok.

Birinci bölüm: http://akunq.net/tr/?p=5714

İkinci Bölüm: http://akunq.net/tr/?p=5714

ALKA
07-08-2011, 00:05
Anadolu topraklarında yer alan Ermeni kilise ve manastırların bir listesi..

http://akunq.net/tr/wp-content/uploads/2011/05/Ekexecineri-qartezy1.jpg

1. Erzurum: Merkez, Aziziye, Yakutiye, AĢkale, Pasinler, Narman, Ġspir, Oltu, ġenkaya, Horasan, Pazaryolu ve köylerinde 65 kilise.

2. Yusufeli: Artvin merkez köyleri. 4 kilise.

3. Hınıs (Erzurum): Teotig tarafından Hınıs ve köylerinde yer alan kiliseler eki,19 kilise.

4. Eleşkirt (Erzurum): Teotig tarafından EleĢkirt ve köylerinde yer alan kiliseler eki, 6 kilise.

5. Diyadin Erzurum): Teotig tarafından Diyadin köylerine ait. 4 kilise.

6. Pülümür (Tunceli): Pülümür köyleri. 6 kilise.

7. Pasinler (Erzurum): Pasinler köyleri. 4 kilise.

8. Balıkesir: Balıkesir, MustafakemalpaĢa, Biga, Bandırma. 6 kilise.

9. Erzincan: Erzincan merkez köyleri. 52 kilise.

10. Bayburt: Bayburt merkez köyleri. 34 kilise.

11. Bayburt: Teotig tarafından tespit edilen Bayburt ve köylerinde yer alan kiliseler. 23 kilise.

12. Urfa: Birecik, Siverek, Suruç, Hilvan, Harran, Bozova, Halfeti. 12 kilise.

13. Urfa: Teotig tarafından eklenen. 5 kilise

14. Harput (Elazığ): Harput Merkez köyleri, Karakoçan, Palu, Keban. 67 kilise.

15. Çüngüş (Diyarbakır): Çüngüş ilçe ve köyü. 2 kilise.

16. Zeytun (Maraş): Merkez mahalle, belde ve köyleri. 14 kilise.

17. Şebinkarahisar: ġebinkarihisar, Giresun ve Sivas’ın bir bölümüne ait merkez ve köyleri. 32 kilise.

18. Bitlis: Tatvan, Ahlat, Mutki, Hizan. 66 kilise.

19. Çemişkezek (Tunceli): ÇemiĢkezek’e bağlı köyler. 20 kilise.

20. Arganimadeni (Elazığ): Ergani, Siverek, Bulanık, Kahta. 10 kilise.

21. Eğin (Erzincan): Kemaliye, Ġliç köyleri. 17 kilise.

22. Eğin: Teotig tarafından eklenen kiliseler. 3 kilise.

23. Beyazıt (Ağrı): EleĢkirt, Doğubeyazıt, Diyadin, Patnos. 35 kilise.

24. Diyarbakır: Diyarbakır merkez ve köyleri. 11 kilise.

25. Kayseri: Kayseri merkez ve köyleri, Niğde, Aksaray, Bor, NevĢehir, Tomarza, Develi, Bünyan, Talas. 57 kilise.

26. Trabzon: Trabzon merkez ve köyleri. Of, Maçka, Sürmene, Akçaabat, Fatsa, Yorma, Araklı, Maçka ve köyleri. 89 kilise.

27. Samsun: Ordu kazası. 1 kilise.

28. Rize: Yolüstü köyü. 1 kilise.

29. Giresun: Tirebolu. 1 kilise.

30. Ordu: Karadüz, Ulubey. 3 kilise.

31. Gümüşhane: GümüĢhane merkez. 4 kilise.

32. Kemah (Erzincan): Kemah’a bağlı köyler. 14 kilise.

33. Tercan (Erzincan): Teotig tarafından Tercan’a bağlı köyler eki. 33 kilise.

34. Çarsancak (Tunceli): Merkeze bağlı köyler, Mazgirt, Pertek, Pülümür, Hozat. 93 kilise.

35. Arapgir (Malatya): Arapkir ve Kemaliye köyleri. 19 kilise.

36. Kiğı (Bingöl): Kıği köyleri. 58 kilise.

37. Yozgat: Merkez ve köyleri, Boğazlıyan, Sarıkaya, Çayıralan, Sorgun, ġefaatli köyleri. 51 kilise.

38. Palu (Elazığ): Palu merkez, Kovancılar, Karakoçan köyleri. 44 kilise.

39. Van: Merkez ve köyleri, Edremit, Gürpınar, Edremit, Özalp, ErciĢ, Timar, Muradiye, Tatvan, BaĢkale, GevaĢ, Bahçesaray, Çatak, 322 kilise.

40. Adana: Merkez ve köyleri, Yüreğir, Ceyhan, Tarsus, Silifke, Yumurtalık, Dörtyol, Ġskenderun. 25 kilise.

41. Ankara: Merkez, Haymana, Sincan. 5 kilise.

42. Antakya: Antakya merkez, Samandağı, 7 kilise.

43. Antep: Merkez, Nizip, Halfeti 4 kilise.

44. Bilecik (Bursa): Gölpazarı. 4 kilise.

45. Bingöl (Genç): Genç ve köyleri. 11 kilise.

46. Bitlis: Teotig tarafından tespit edilen kiliseler. 30 kilise.

47. Bolu: Düzce, Akyazı. 5 kilise.

48. Bursa: Bursa merkez, Orhangazi. 11 kilise.

49. Dersim: Hozat, Pertek. 28 kilise.

50. Silvan (Diyarbakır): Silvan ve köyleri. 34 kilise.

51. Beşiri (Diyarbakır): BeĢiri ve köyleri. 14 kilise.

52. Siverek: Siverek köyleri. 6 kilise.

53. Lice: Lice ve köyleri. 19 kilise.

54. Ergani: Ergani köyleri. 11 kilise.

55. Mardin: Mardin merkez ve köyleri. 3 kilise.

56. Edirne: Merkez ve köyleri. 4 kilise.

57. Artvin: Merkez ve köyleri. 11 kilise.

58. Samsun (Canik): Samsun merkez köyleri. 43 kilise.

59. Hoşap: HoĢap ve çevresi kiliseleri. 14 kilise.

60. İzmir: Ġzmir ilçeleri, Manisa, Turgutlu, Akhisar, Bergama, Nazilli, ÖdemiĢ. 23 kilise.

61. İzmit: Gebze, Kocaeli, Sakarya, Kandıra, Geyve, Karamürsel. 50 kilise.

62. Armaş (Akmeşe): 2 kilise

63. Kastamonu: TaĢköprü, Boyabat, Ġnebolu. 7 kilise.

64. Konya: Merkez, Bor, Burdur, NevĢehir. 7 kilise.

65. Kütahya: Merkez, TavĢanlı. 7 kilise.

66. Muş: Merkez ve köyleri, Batman, Malazgirt, Bulanık, Varto, Hizan. 142 kilise.

67. Muş: Teotig tarafından eklenen MuĢ kiliseleri. 6 kilise.

68. Sivas: Merkez ve köyleri, Hafik, Zara, UlaĢ, Yıldızeli, Sarız, Bünyan)Ekrek, Gemerek. 110 kilise.

69. Amasya: Vezirköprü, Mecitözü, Merzifon, Havza, GümüĢhacıköy, Ladik. 15 kilise.

70. Divriği (Sivas): Divriği’ye bağlı köyler. 25 kilise.

71. Gürün (Sivas): Gürün’e bağlı köyler. 5 kilise.

72. Tokat: Merkez ve köylerinde. 32 kilise.

73. İstanbul: Trakya yakasında 36, Anadolu yakasında 8, toplam 44 kilise.

Kaynak:
http://akunq.net/tr/?p=5714

Ayrıca bakınız:
http://team-aow.discuforum.info/f133-Les-eglises-de-l-Armenie-Occidentale.htm

Firestorm
07-08-2011, 00:22
Trabzon'daki rumlar hakkında bilgi kaynağı var mı? Özellikle de of bölgesindekiler için...

jadi
07-08-2011, 00:23
Ermenilerden geriye kalan kiliseler ve manastirlar yikildi. Boyle yaparak o insanlarin bu topraklarda bir gecmisi oldugunu unutturacaklarini sandilar. Karadeniz koylerinin de neredeyse tamaminda eskiden kalma kiliseler vardir mesela ama kimse onlari yikmak icin ugrasmamis. Cunku o kiliseler sonradan muslumanlasan yerli halka ait olan kiliselerdi, ittihatcilarin katlettigi ya da kovdugu hristiyanlardan geride kalan yapilar degildi.


Ermenilerden kalan mallarin kimler tarafindan paylasildigi benimde cok merak ettigim bir konu. Turk tezini savunmak icin kendini yirtan tarihciler neden bunu hic arastirmaz bilmiyorum. Ama kendi kendime nacizane yaptigim bir arastirma sonucunda soyle bir tablo var.


Mesela Abdullah Catli'nin dedesi Rumlardan geriye kalan bir konaga yerlesmis oncesinde kalayci veya ayi oynaticisi ya da oyle birseymis. Devlet Bahceli'nin dedesi Adana Ermenilerinden geriye kalan mallara muhtesem bir bicimde coreklenmis olan bir baska isim.


Yani bu adamlar hic para odemeden bu mallari kapistilar, sonra da Ermeniler geri gelip mallartini geri isteyecek diye cok korktuklarindan cocuklarini tc icin kursun atan serefli katiller olarak yetistirdiler. Bu gayri ihtiyari yaptiklari bisey tabi. Sivas, Erzurum illerin sinir bozucu bir sekilde Turk-islam yobazi olmasinin esas nedeni bu yani



Bunun disinda Cankaya Kosku diye bilinen konut, Ankarali Kasapyan ailesine ait bir bag eviymis. Ayrica Vehbi Koc Ermeni mallari uzerine gecirilerek zengin edilen bir baska isim. Aklima geldikce yazarim daha cok var bunlardan oyle boyle degil yani

ALKA
07-08-2011, 00:45
Trabzon'daki rumlar hakkında bilgi kaynağı var mı? Özellikle de of bölgesindekiler için...

Aradığınız tam olarak nedir?

Karadenizdeki Bazı Ermeni Yerleşim Yerleri

Trabzon Vakfıkebir Ruka Rusça ....kol
Trabzon Merkez Kavala Rumca Bir isim
Trabzon Akçaabat Zonida Rumca Kemer
Trabzon Maçka Perariyos Rumca Öte taraf
Trabzon Maçka Solday/Soldoy Rumca Sulak yer
Trabzon Sürmene Petras Rumca Taşlık
Trabzon Sürmene Linostas Rumca ?
Trabzon Of Alisinos Rumca Zincirli
Trabzon Of Anaso Rumca Rumca kelime ama? (manasını bilmiyor)
Trabzon Of Fotinos Rumca Güneşli
Trabzon Of Gorgoras Rumca Rumca kelime ama? (manasını bilmiyor)
Trabzon Of Holo Rumca Bütün,tam
Trabzon Of İstavri Rumca Rum ismi
Trabzon Of Yavan Rumca Yuvan=Yani ?
Trabzon Of Zisno/Zisino Rumca Rumca kelime ama? (manasını bilmiyor)
Trabzon Of Alano Pontos Rumcası Alan=saha,yer
Trabzon Of Bolalis Zevait Pontos Rumcası Bolalis=Çokluk,çok
Trabzon Of Hopşera Pontos Rumcası şera=dul; hopşera=hoppa dul
Trabzon Of Hapşuzin Pontos Rumcası otla yapılan mısır ekmeği
Trabzon Of Korkot Pontos Rumcası mısır,arpa yemeği
Trabzon Of Gorgoras Ermenice gor=eğri
Trabzon Of K.Horhan Ermenice khoran=kilisede ayinin yönetildiği mekan
Trabzon Merkez Kuhla Arapça sürme taşı (nın bulunduğu yer)
Trabzon Merkez Mahmat Arapça Mehmet sözünün tahrif edilmiş hali
Trabzon Akçaabat Cera Arapça cer yapılan,stajer din adamlarını gittiği yer
Trabzon Akçaabat Karziya Arapça karz:borç alıp veren karziya:borç alıp veren yer
Trabzon Akçaabat Kuduma Arapça Kudum:önde olmak,çıkıntı (çıkıntılı yer)
Trabzon Maçka Mulakai Arapça Karşılaşmak,karşılaşılan yer
Trabzon Sürmene Halilli Arapça dostluk (dostluk gösteren yer,misafirperver)
Trabzon Of Harvel Arapça süratle koşmak (süratle koşulabilecek yer)
Trabzon Of Hastikoz Arapça-Farsi has+di+koz:has (Arapçada özel,iyi,koz:Farsçada ceviz=cevizi iyi olan yer
Trabzon Vakfıkebir Caferli Arapça küçük nehir,derenin olduğu yer,bir isim

http://team-aow.discuforum.info/t8820-Karadenizdeki-Yerlesim-Yerleri.htm


Trabzon * - Boztepe - Kaymaklı Manastırı
Surp Amenapırgiç Ermeni Manastırı
http://team-aow.discuforum.info/t7172-Trabzon-Boztepe-Kaymakl-Manast-r-Surp-Amenap-rgic-Ermeni-Manast-r.htm

Soykırımda Kayıpları ve Akrablarını Arayanlar
Bu ilanlar bize 1915’te yaşanan soykırımın, Büyük Felaket’in yarattığı tahribatın boyutlarını hissettiriyor.
5 Mayıs 1921
- Trabzon Vilayeti’nden Gümüşhane’li Aşuğ Yeğiya Jamgoçyan’ın eşi ve kızı hakkında malümatı olanların ‘Cagadmard’a duyurmaları… Adı geçen aile 1915’de Sivas’a ve oradan da Mezopotamya’ya sürülmüştü. Kızları Barkev Batum’da bir Ermeni ailenin yanında bulunuyor.
devamı..
http://team-aow.discuforum.info/t5838-Aran-yorlar-Cagadamard-gazetesi-ilanlar-nda-soyk-r-m-n-kay-p-lar-Agos.htm

Trabzon Ermenileri / Armenians from Trabzon (İngilizce kaynak)
Eğer aileniz, 1915 yılında Trabzon'da ölümden kaçtıysa, Pronyan ailesinin çocuklarının Batum'a ve Rusya'ya kaçmayı başardıklarını bilmeniz önemli olabilir. Trabzon'da ebeveynlerim (benim büyük-büyük dedesi) katledildi. Trabzon'da bu katliam hakkında herhangi bir bilgi arıyorum. Size şimdiden teşekkür ederim.
http://genforum.genealogy.com/armenia/messages/1691.html
http://genforum.genealogy.com/armenia/messages/1685.html

1904 ABD göçmen listesi
http://team-aow.discuforum.info/t8128-1904-ABD-gocmen-listesi.htm

1 Aralik 1922 tarihili Ermeni yetimlerin listesi:
http://team-aow.discuforum.info/t6955-Yetim-listeleri.htm

Akrablarını Arayan Vefat Etmiş Ermeniler
http://team-aow.discuforum.info/t7520-Akrablar-n-Arayan-Vefat-Etmis-Ermeniler.htm

Ermenistan'da Pontus Rum koyu Hankavan
Hankavan koyu Pontus bolgesinde Turk saldirilari neticesinde Giresun'dan goç ederek Ermenistan'a yerlesen Rum koylululer.
http://team-aow.discuforum.info/t3632-Ermenistan-da-Pontus-Rum-koyu-Hankavan.htm

jadi
07-08-2011, 01:04
Trabzon'daki rumlar hakkında bilgi kaynağı var mı? Özellikle de of bölgesindekiler için...

Pontuslularin ve Lazlarin kim oldugunu su forumda guzel tartismistik. Sahsen bu yore hakkinda daha once bilmedigim seyleri ogrendim bu vesileyle. Ayni basligi burda da actim ama cevap yazan olmadi. Link:


http://forum.dusuncedunyasi.net/index.php?/topic/271-lazlar-kimdir/

kharon
07-08-2011, 01:20
sn.natan,

Ermeni mimarisini biraz bilirim ve fotoğraf çekimi için bazı dönemlerde geziler yaparım, verdiğiniz linkte bu yapıları yazılı belgeler dışında nasıl bulabileceğimizi de anlatmışlar, bende dikkat ederim bundan sonra.

Ermeni mimarisi hakkında ve henüz yokolmamış eserler hakkında bilgi almak için şu linke (http://www.virtualani.org/) bakabilirsiniz.

saygılar

Natan
10-08-2011, 19:17
Sayın ahlen link için teşekkür ederim.
Benim de ilgimi çekiyor aslında. Fakt burada vurgulamak
istediğim belirli bir millete ait olan tüm değerlerin
bilinçli ve sistemli bir şekilde imha edilmesi yada yok olmaya bırakılması.
Bu anlaşıldıysa başlık amacına ulaştı demektir.

kharon
10-08-2011, 21:29
sn.Natan,

Vurgulamak istediğinizi anladığımı düşünüyorum.

Tarihi eserlerin korunması ve insanların bilinçlendirilmesi amacı ile amatör bir fotoğraf grubunun çalışmalarına dışardan destek veriyorum, onun için yazmıştım bu eserlere dikkat edeceğimi,tam ifade edememişim.

Saygılar

rastaman
22-02-2012, 20:17
Pontuslularin ve Lazlarin kim oldugunu su forumda guzel tartismistik. Sahsen bu yore hakkinda daha once bilmedigim seyleri ogrendim bu vesileyle. Ayni basligi burda da actim ama cevap yazan olmadi. Link:


http://forum.dusuncedunyasi.net/index.php?/topic/271-lazlar-kimdir/
Bu forumdaki başlığın nerede,getir tartışalım.

Natan
05-01-2014, 19:47
Bir tarihi yok edenler, farklılıkların zenginliğinden bahsetmesin. Yakışmıyor.

Firestorm
30-05-2014, 12:02
Güncelleme