Orijinalini görmek için tıklayınız : Hanefi AVCI tutuklandı!
Demokrasinizi yiyim len sizin...29 eylül olmadan apar topar...
http://haber.gazetevatan.com/hanefi-avci-gozaltinda/331483/1/Manset
Aman ha dikkatli olmak lazım. Yakında bizi de götürebilirler silivriye. Ne de olsa komplo teorisyenleriyiz ya.
Akp aleyhine birşey yapan yazan herkesin kaderi belli ya susturulur ya hapsedilir ya gözaltı ya da direk yoketmek.
Hanefi Avcı için sürpriz olmamıştır, zira;
http://www.telgrafhane.com/index.php/basliklar/guncel/1584
http://img109.imagevenue.com/aAfkjfp01fo1i-18290/loc221/91252_sikicemtezgahinizi_122_221lo.jpg
Tuhaf şeyler oluyor.
DEVRİMCİ KARARGAH SORULMAMIŞ
Yapılan operasyon ve ardından basında çıkan 'Devrimci Karargah bağlantıları' ilişkin ise müvekkillerine hiçbir soru yöneltilmediğini açıklayan Tuncer; "Yasadışı örgüt dosyalarında hazırlık aşamasında şüphelilere en azından yasadışı bir örgüte üye oldukları iddia edilirse bu örgüte ne zaman katıldıkları, kimlerle ilişkide oldukları gibi sorular sorulur.Bura da böylesi bir ilişkilendirme söz konusu olsa da hiçbir müvekkilime böylesi bir soru yöneltilmedi, yöneltilemezde zaten. Yasal parti çalışanlarının, açık alanda faaliyet yürütenlerin sürekli olarak idari ve yargısal denetime tabi bir partinin temsilcilerinin zaten silahlı bir örgütle ilişkisi olamaz. Bu illegali tenin kurallarına da aykırıdır. Dolayısıyla müvekkillerimizin hiçbirisine hiçbir şekilde 'Devrimci Karargâh örgütüne ne zaman girdiniz?' 'Kimlerle ilişki içerisindesiniz?' 'Hangi tür faaliyetlere katıldınız?' şeklinde bir soru yöneltilmemiştir" dedi. Tuncer, bu konuda müvekkillerine yöneltilen tek orunun Bostancı'daki olayın ardından polis operasyonuna ilişkin gerçekleştirilen basın açıklamasına neden katıldıkları yönünde olduğunu aktardı. Sorguda bunun dışında oldukça komik sorularla karşı karşıya kaldıklarını kaydeden Tuncer, "Müvekkilim Turan bir parti başkanı partili arkadaşlarıyla neden yemeğe çıktığı gibi absürt sorular sorulmuştur" diye kaydetti.
KILIÇ VE AVCI
Basına yansıyan ve eski Eskişehir Emniyet Müdürü Hanifi Avcı ile tutuklanan Necdet Kılıç arasında ilişki olduğuna dair iddialara ilişkin ise Tuncer, "Kılıç SDP üyesi değil, yıllar önce Kurtuluş davasında tutuklanmış ve tutuklayan kişi Avcı'nın kendisidir. 1997 yılında Aktüel dergisi, 12 Eylül'de sol örgüt davalarından yargılanan ve aralarında Necdet Kılıç'ın da bulunduğu altı kişiyi darbe günlerinde işkencelerine katılan Hanefi Avcı'yla bir araya getirmiş. Mersin'de yapılan buluşmada Hanefi Avcı, altı kişiden, yaptığı işkenceler nedeniyle özür dilemişti. SDP ile doğrudan bir ilişki burada söz konusu değil. Kılıç ve Avcı'nın bu tanışıklığı üzerinden senaryoyu hazırlayan basın Kılıç'ın Devrimci Karargâh üyesi olduğu ve Avcı ile tanışıklığından hareketle derin devletle ilişkide bulunduğu ve bunun üzerinden de SDP'ninde benzer ilişkilerin içinde olduğu izlenimi yaratmaktadır. Ancak bunlar maddi temeli olmayan kara propaganda" diye konuştu.
Tuncer son olarak, ilk günden itibaren hayali senaryolarla yayın yapan kuruluşlar hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi.
http://www.birgun.net/actuels_index.php?news_code=1285590995&year=2010&month=09&day=27
Bağımsız yargıç ve savcılar işte tam da bunun için gerekli. Ne yazık ki anlatamadık bunu referandum sürecinde.
demos cratos
28-09-2010, 22:37
Düşmez kalkmaz bir Allah.
..................................................
Bundan sonra böyle!
Tutuklanma gerekçesi ise Devrimci Karargah Örgütüne üye olma kapsamındaymış:D 12 Eylül harekatının Mersin Emniyetinde görevli ve birçok ölümün failine taktıkları kulba bakın, yoksa o yıllarda piyon muydu?
EVET'çiler sağolsun , sayelerinde bundan sonra aydınlıkta hiç bir şey kalmayacak.
Konuyla ilgili bir haberden alinti ......
ESKİŞEHİR'DEKİ LOJMANDA KALAŞNİKOF BULUNDU
Hanefi Avcı'nın bir zamanlar Eskişehir'de ikamet ettiği tek katlı lojmanında ve eski makamında da arama yapıldı. İstihbarat şube, terörle mücadele ve organize suçlar şube müdürlüğü ekiplerinin sabah saatlerinde geldikleri lojmandaki arama 4 saat sürdü. Lojmandan iki ruhsatlı tabanca ile bir ruhsatsız kalaşnikof silah ele geçirildi. Kalaşnikof silah incelenmek üzere kriminal polis laboratuarlarına gönderildi. Avcı hakkında 6136 sayılı ateşli silahlar kanununa muhalefetten de işlem yapılacağı öğrenildi. Aramalarda bilgisayar, CD, elektronik eşyalar ile veri toplamaya yarayan tüm aletler kontrol edildi. Bazı eşyalara el konuldu, bazı materyaller kopyalandı. Delil niteliğindeki materyaller İstanbul'a gönderildi.
EVİNDEN SAHTE PASAPORT ÇIKTI
Avcı'nın Eskişehir'deki lojmanında yapılan aramada çok sayıda sahte pasaport, nüfus cüzdanı ehliyetin de ele geçirildiği öğrenildi. Avcı'nın evinde yapılan aramalarda kendi resmi kullanılarak farklı bir isme düzenlenmiş bir adet lacivert pasaport, bir nüfus cüzdanı ve bir de sürücü belgesi bulundu. İki savcının nezaretinde yapılan aramaların tamamının kamera ile kaydedildiği bildirildi. Avcı'nın hakkındaki soruşturma nedeniyle söz konusu bu lacivert pasaportla yurt dışına kaçma hazırlığı içinde olduğu iddia ediliyor.
Hanefi Avcı'nın örgüt üyelerine yardım ettiği belgeler ve telefon tapeleriyle ortaya konuluyor. Savcı Kadir Altınışık, yazısında, Avcı'nın örgüt üyelerine yönelik yapılan 'gizli' soruşturmadan haberdar olduğu ve bu kapsamda üyelerin faaliyetlerini saklamalarına yardım ettiği kaydediliyor. Söz konusu yardımın ise üyelere yapılan fiziki ve teknik takibin engellenmesi şeklinde olduğu belirtiliyor. Savcı ayrıca, Avcı'nın örgüt üyelerinin soruşturma kapsamında izlendiklerini deşifre ederek, örgütün illegal faaliyetlerinin ortaya çıkarılmasını güçleştirdiğini vurguluyor. Aynı soruşturma kapsamında tutuklanan ve Avcı ile bağlantılı olduğu belirtilen Necdet Kılıç, ifadesinde Avcı'yı tanıdığını açıklamıştı. Kılıç, Edirne Emniyet Müdürlüğü'nde görevli iken Avcı'nın iki kez evine geldiğini söylemişti.
Kaynak:
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1033364&title=hanefi-avci-teror-orgutune-yardim-ve-yataklik-suclamasiyla-tutuklandi
3.yol
Kaynak zaman gazetesiymiş. Enteresan. Yakında evinin etrafında kazı yapmaya başlarlar 4-5 tanede lav tüfeği bulurlar olay açığa çıkar böylece.
Hanefi Avcı neden Genelkurmay’a gitti?
Dün yaşanan Hanefi Avcı operasyonu, iktidar karşıtlığı üzerinden yürütülen ideolojik kampanyaları alevlendirdi. Avcı’nın kitabı nedeniyle böyle bir operasyona maruz kaldığı algısı oluşturulmaya çalışılıyor.
Oysa üç emniyet genel müdür yardımcısı ve iki emniyet müdürü hakkındaki soruşturmalar, tutuklamalar yaşanırken onların siyasi iktidar veya cemaatle ilgili piyasaya çıkmış kitapları yoktu. Avcı’yı diğer emniyet müdürü dostlarından ayıran en önemli tarafı, kurnazlığıdır. Devrimci Karargah Örgütü operasyonu kapsamında dinlenen Nejdet Kılıç’la görüşmelerinin dinlemeye takılması üzerine, anı kitabına cemaat bölümünü eklemesidir. Kitabı kendisine “zırh” yapmaya çalıştı, bu sayede olası bir operasyondan kurtulabileceğini umdu ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Ancak, kabul etmek gerekir, diğer müdürlere göre kitap sayesinde kendisine kamuoyu desteği bulmayı başardı. Atatürkçü Düşünce Derneği ve İşçi Partisi sempatizanları Avcı’nın kitaplarını dağıtarak böyle bir algının oluşmasına katkıda bulundular. Kitabının yazımına emek harcayan bazı gazeteciler de gönüllüğü avukatlığına soyundu.
Kafalar karışmasın, zihinleri bulandıran bir iki soruya da cevap vermek gerekir. Soruşturmayı yürüten savcılık, Avcı’ya 27 Eylül pazartesi günü saat 12.00’ye kadar ifadesini vermek üzere süre tanıdı. Avcı ise sivil savcılığın bu çağrısına uymak yerine gizli bir şekilde Genelkurmay’a giderek askeri savcı Yavuz Şentürk’le görüştü, Adli Müşavir Hıfzı Çubuklu da bu görüşmede hazır bulundu. Avcı’nın sivil mahkemedeki soruşturmaya direnerek askeri savcılığın yolunu tutması, üstelik bunu gizli şekilde yapması, manidar.
Sizce neden?
Şamil TAYYAR
Hiç bir şey gizli kalmaz,kimbilir daha neler çıkacak.
Savunduğunuz adamlara bak yazık size!
noripcord
29-09-2010, 14:54
inanın şu zaman gazetesindeki habere yarıldım, daha düne kadar "cemaatçi" denilen hanefi avcı, muhalefet olunca birden bire evinden sahte pasaportlar, ruhsatsız silahlar falan çıkabiliyor, dur bakalım daha ne oyunlar oynayacaklar.
@axial'ın dediği gibi evinin etrafını falan kazsınlar belki el bombaları falan bulurlar.
-
@3.yol merak ettiğim bunlara inanıyor mu? ya da diğer liberal arkadaşımız @sangre?
Yılların milliyetçi muhafazakar insanını, kitap yazdıktan sonra "Marksist-Leninist" yaptılar ya, söyleyecek çok fazla birşey yok. Anaokulu zekasıyla iddianame yazıyorlar resmen, insan birazcık akla mantığa uydurur hiç yoktan.
Bu kadar absürt birşey olabilir mi yahu ?
NOT: "Yetmez Ama Evet"çiler en uygun yerlerine kına yakabilirler, eserlerine iyi baksınlar. Bakın ne de güzel işliyor şaşalı demokrasiniz !
arkadaslar hanifi avcinin kitabinda yazilmamis vede anlatilmayan-gercek perdeler-icli disli oldugu karanliklarin-yani cematlerin gercek yüzlerini-
iskence edib-yargitladigi bazi kesimlerin-sonradan cellatlarinla nasil bir karanlik iliskiler icinde olduklarini ne yaziktirki göreceksiniz.
kimin eli kimin cebinde-eskiler ile yeniler-birbirlerinin kirli donlarini sergilemeye basladilar bile?Daha duymadiginiz isitmediginiz olaylara,
sahit olacaksiniz?Benim söylemlerimi belki sifreli olarakdan,yadirgiyacaksiniz?
Benim sizlere tekrar tavsiyem,benim yazilarimi,actigim konulari,söylemlerimi
tekrar bir gözden gecirmenizi isterim.gercekler yoldasiniz olsun.
kitapsızım
29-09-2010, 22:32
Arkadaşlar,
Avcı'nın kitabındakileri ihbar sayarak harekete geçen bir savcı var mı ?
Tutuklanan herhangi biri oldu mu ? Ciddi bir kovuşturma yapılıyor mu ?
HAYIR !
Ve fakat Avcı kodeste. Hem de 40 sene kovaladığı SOL örgütlerden birine yardım etmekten.
Aniden Avcı sevdalısı olmadık, ve kendisine de bayılmayız.
Fakat bu kadar mı kör zaman'dan haber alan forum müdavimleri ? Anlamak zor !
Hiç bir şey karanlıkta kalmaz diyen arkadaşların hali nice olacak ASIL karanlıktakiler ortaya çıkınca ?
Kitabında, "Bu adamlar bana cehennemi yaşatacaklar, biliyorum," diye yazan Hanefi Avcı'nın, lojmanında kalaşnikof, sahte pasaport, sahte ehliyet saklayacak kadar salak olduğuna inananların "düşünmek" eylemini nereleriyle yaptıklarını merak ediyorum doğrusu. AKEPE'nin "ileri demokrasi" yutturmacası "yetmez ama yine de evet" çileri ne zaman vuracak bakalım. O zaman arkalarında onları savunacak kimsenin kalmadığını görecekler. İşin üzücü yanı şu ki, AKEPE'nin def-i hacet ettikçe güç kazandığını gören muhalefet, iktidara giden yolun bu olduğunu görünce, "Biz AKEPE'den daha tumturaklı def-i hacet ederiz!" diye meydana fırlıyor.
Yandı gülüm keten helva. Hukuk mukuk da kalmadı ortalıkta.
Biz de mi dağa çıksak ne?
kemalistcan
29-09-2010, 23:22
Konuyla ilgili bir haberden alinti ......
ESKİŞEHİR'DEKİ LOJMANDA KALAŞNİKOF BULUNDU
Hanefi Avcı'nın bir zamanlar Eskişehir'de ikamet ettiği tek katlı lojmanında ve eski makamında da arama yapıldı. İstihbarat şube, terörle mücadele ve organize suçlar şube müdürlüğü ekiplerinin sabah saatlerinde geldikleri lojmandaki arama 4 saat sürdü. Lojmandan iki ruhsatlı tabanca ile bir ruhsatsız kalaşnikof silah ele geçirildi. Kalaşnikof silah incelenmek üzere kriminal polis laboratuarlarına gönderildi. Avcı hakkında 6136 sayılı ateşli silahlar kanununa muhalefetten de işlem yapılacağı öğrenildi. Aramalarda bilgisayar, CD, elektronik eşyalar ile veri toplamaya yarayan tüm aletler kontrol edildi. Bazı eşyalara el konuldu, bazı materyaller kopyalandı. Delil niteliğindeki materyaller İstanbul'a gönderildi.
EVİNDEN SAHTE PASAPORT ÇIKTI
Avcı'nın Eskişehir'deki lojmanında yapılan aramada çok sayıda sahte pasaport, nüfus cüzdanı ehliyetin de ele geçirildiği öğrenildi. Avcı'nın evinde yapılan aramalarda kendi resmi kullanılarak farklı bir isme düzenlenmiş bir adet lacivert pasaport, bir nüfus cüzdanı ve bir de sürücü belgesi bulundu. İki savcının nezaretinde yapılan aramaların tamamının kamera ile kaydedildiği bildirildi. Avcı'nın hakkındaki soruşturma nedeniyle söz konusu bu lacivert pasaportla yurt dışına kaçma hazırlığı içinde olduğu iddia ediliyor.
Hanefi Avcı'nın örgüt üyelerine yardım ettiği belgeler ve telefon tapeleriyle ortaya konuluyor. Savcı Kadir Altınışık, yazısında, Avcı'nın örgüt üyelerine yönelik yapılan 'gizli' soruşturmadan haberdar olduğu ve bu kapsamda üyelerin faaliyetlerini saklamalarına yardım ettiği kaydediliyor. Söz konusu yardımın ise üyelere yapılan fiziki ve teknik takibin engellenmesi şeklinde olduğu belirtiliyor. Savcı ayrıca, Avcı'nın örgüt üyelerinin soruşturma kapsamında izlendiklerini deşifre ederek, örgütün illegal faaliyetlerinin ortaya çıkarılmasını güçleştirdiğini vurguluyor. Aynı soruşturma kapsamında tutuklanan ve Avcı ile bağlantılı olduğu belirtilen Necdet Kılıç, ifadesinde Avcı'yı tanıdığını açıklamıştı. Kılıç, Edirne Emniyet Müdürlüğü'nde görevli iken Avcı'nın iki kez evine geldiğini söylemişti.
Kaynak:
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1033364&title=hanefi-avci-teror-orgutune-yardim-ve-yataklik-suclamasiyla-tutuklandi
3.yol
Kendinizi yormayınız 3. yol, cemaatci istihbarat ve onun servisçisi malum basın deşifre oldu iyice artık; hem de kör kör parmağım gözüne dercesine. Zaman, STV, Kanal7 gibi yayın organları dinci, muhafazkar kesimi gütmeye yetiyordu ama liberalleri, demokratları, sosyalistleri ancak o kanaldan birileriyle etkileyebilirdiniz; işte bu yüzden taraf doğdu, radikal birnevi taraf gibi davrandı.
Cemaatçi istihbaratın çok güçlü olduğu kesin ama bir o kadar da salak. "Ergenekoncuların" her yere belge saçıp, binbir türlü ihmalle ve her seferinde aynı hataları yaparak büyük puntolarla gel biz burdayız bizi sobele tarzında bir tutumunun olduğuna aklı başında, sağ duyu sahibi kimseyi inandıramazsınız.
Bugün yaşananlar ciddi bir iktidar savaşıdır; cemaat var olan gücünü korumak ve kendine rakip olabilecekleri temizlemek için elinden geleni ardına koymamaktır. Bundan ulusalcılar, solcular kadar sağcılar hatta kimi milli görüşçüler dahi nasibini alacaktır.
kitapsızım
30-09-2010, 00:08
Kemalistcan'ın mesajına ilaveten....
Bilinen ve bayatladı sanılan küçük bir ileti...
Önce sosyalistleri topladılar
Sesimi çıkarmadım,
Çünkü ben sosyalist değildim
Sonra sendikacıları topladılar
Sesimi çıkarmadım,
Çünkü sendikacı değildim.
Sonra Yahudileri topladılar
Sesimi çıkarmadım,
Çünkü Yahudi değildim.
Sonra beni almaya geldiler
Benim için sesini çıkaracak
kimse kalmamıştı...
Papaz "Martin Niomeller" - Hitler Almanyasından şimdi merhum bir yandaş.
Zaman, STV, Kanal7 gibi yayın organları dinci, muhafazkar kesimi gütmeye yetiyordu ama liberalleri, demokratları, sosyalistleri ancak o kanaldan birileriyle etkileyebilirdiniz; işte bu yüzden taraf doğdu, radikal birnevi taraf gibi davrandı.
Doğru söze ne denir...
Ayrıca;
Ülke TV, Kanal 24 ile birlikte muhafazakar kesimin sosyalist, aktüel, bilimsel çığlığı oldu. Dünya TV (http://www.dunyatv.com.tr/) ise büyük kürdistan demokratik halk cumhuriyetinin "F tipi" muhafazakar kanalı olacak. Büyük kürdistanın kurulmasında sözde marxist, leninist Partiye Karkeran Kurdistan da unutulmamalı elbette :)
Lakin ne varki bu kadrolara da alışacağız, alışmalıyız. Zira dün özgürlük için gözlerini kapayanlar da yine buralarda bir yerlerde sallanıyordu dar ağaçlarında. Neden F. Gülen yüzünden mi? AKP yüzünden mi? Hayır... Demek ki o zaman özgür kalmak isteyen "insan" / "adam" için bugünün dünden bir farkı yoktu. Dünde insan gibi yaşamıyorduk şimdi de yaşamıyoruz.
Yalnızca aktörler değişiyor, olan başka birşey yok. Elbette bazen bütünüyle dekoru falan söküp değiştiriyorlar. Bu günlerde olduğu gibi. Ama göreceksiniz oyun yine aynıdır. :)
kemalistcan
30-09-2010, 00:36
Değişen bir çok şey var ama; görebilene, görmek isteyene...
inanın şu zaman gazetesindeki habere yarıldım, daha düne kadar "cemaatçi" denilen hanefi avcı, muhalefet olunca birden bire evinden sahte pasaportlar, ruhsatsız silahlar falan çıkabiliyor, dur bakalım daha ne oyunlar oynayacaklar.
Hanefi Avci'yi "cemaatci" olarak yaftalayanlar kimler ????... isterseniz o kimselere sorunuzu yoneltiniz ..... Ben veya Sangre'nin Hanefi Avci'nin cemaatci oldugunu hic bir zaman iddaa etmedik !!!! Argumaninizin kirilma noktasi burasidir .... Iyice bir dusunun .....
Yılların milliyetçi muhafazakar insanını, kitap yazdıktan sonra "Marksist-Leninist" yaptılar ya, söyleyecek çok fazla birşey yok. Anaokulu zekasıyla iddianame yazıyorlar resmen, insan birazcık akla mantığa uydurur hiç yoktan.
Bu kadar absürt birşey olabilir mi yahu ?
Hizbullahcilara da "serriatcilar" "Iran rejimi yanlilari" deniyordu ... Ne olduklari derin devletle iliskileri ortaya cikmaya basladi ...... Acaba su 'Devrimci karargah" orgutu nedir acaba ? diye suphelenmeye baslamakta haksiz miyiz ? Bu orgut gercekten "Marksist-Leninist" bir orgut mu gercekten ? Bunu da yakinda ogreniriz .....
3.yol
Hizbullahçıların derin devletle "ilgisi" yok. Çünkü derin devlet tarafından "bizzat" kurduruldu. Aynen "Aczmendi" ve "Kızıl İmamcılar" gibi. Aczmendi şeriat anti propagandası için, kızıl imamcılar heron yohya ekibini dağıtmak için. Bunlar için o zaman ki gazeteleri ve ilgili dergileri karıştırmanız yeterli. Başka bir kanıt yok.
"Iran rejimi yanlıları" deniyordu diyorsunuz da kim diyor bunu 3.yol?
Örneğin Doğu Perinçek'in İşçi partisi için söylenenlere göz atalım; maoist, PKK sempatizanı, milliyetçi ulusalcı, anti islamcı ve ergenekoncu. Hangisi doğru? Bunların en doğrusunu ancak yerine gidip araştırarak öğrenebilirsiniz, başka herhangş bşr şekilde değil. Hele uzak diyarlardan zaman, taraf, milliyet, cumhuriyet okuyarak, iki üç partili arkadaşla görüşerek hiç değil.
Şu gerçeği görmek lazım, siyaset aslen bir bilim değildir, tam tersine bilim dışılığı destekler. Zira metodlarıyla birlikte planlı bir kandırmacadır. Bu sebeple her konuda üstüne basa basa "kanıt" sormak çok saçma. Zira ideolojilerin şekillendirdiği birşeyden bahsediyoruz. Burada kimsenin size sağlayamayacağı şeylerin yokluğunu sorgulayarak ancak laf kalabalığı ediyorsunuz.
Türkiye'de sorunlar var, bu sorunlardan beslenen ve bu sorunları besleyen devletler var. Çünkü aynı şeyi bizlerde yapıyoruz, yapıyorduk, yapacağız. Radara yakalanmayan uçağı, gizli istihbarat ajanlarını, yeni teknoloji gizli silahları, nükleer silahların etkisini "somut kanıt" yok diye nasıl reddemiyorsanız siyasetinde böyle ilerlediğini, gizli ve kanıtsız gerçekler olduğunu bilmek lazım diye düşünüyorum.
Size her verilen cevapta "kanıtın ne?" demek "siyaset" için geçerli birşey değil. Siyasetle önceden beri uğraşan herkes bilir ki bazen neyi nerden aldığınızı söyleyemeyeceğiniz anlar olur. Yahu adı üzerinde "siyaset".
Kısaca siyaset ona dokunmadan yapılmaz. Fikirleriniz hep havada durur ve yerçekimsiz varsayımdan öteye gitmez.
spartacus
30-09-2010, 10:46
Zaman(zavazingo) gazetesinin yazdığı manşet olsa ne başkasının(zürriyet, zilliyet, ZUMhuriyet vs) yazdığı manşet olsa ne. Bir gazete de yazıp yazmadığı sonuç da delil oluşturmaz, delil, dayanak denilen şey metinin içinde aranır.
Ben bizim insanımızı anlamıyorum. Her dönem illa birilerini kahraman yapmayı sevmişisizdir. Her dönem de 1(1000 anlayın) kahraman ve 2 taraf oluşturulmuştur.
Ne Hanefi Avcılar gibiler zerre kadar savunılabilecek bir şeye sahiptirler nede AKP...
Günübirlik siyaset her zaman yanıltıcı olmuştur, olacaktır da. Kozlar değiştikçe oyununda mahiyeti değişir, kozlar değiştikçe rollerde değişir, yer değiştirmeler yaşanır vs.... Önemli olan sahneye değil senaryoya bakabilmektir.
Türkiye de karanlık hiç bir şey yoktur, karanlık olarak gördüğümüz şeyler, bizlerin, bizzat kendimizin gölgeleyip karanlıkda bıraktığımız şeylerdir. Bilinmeyen hiç bir şey neredeyse yok gibidir ancak bilinen bir çok gerçek ise, bir çok siyaset önderinin, varlıklı ailelerin, ulemaların, teşkilatların, bürokratların vs maddi-manevi çıkarları ile örtüşmediği içindir ki, düşünülmesini istemezler, zaten kaynaklar olarak karanlıkda bıraktıkları yerlerden beslenirler. Haliyle empoz kültürünü aşamamış bir toplum olarak bize ne empoz edilirse bizde gerisin geri onu dillendiren ebabil kuşlarıyız. Eh kötü öten ebabil kuşu olmak ise yine kendi seçimimiz....
bazı şeyleri değerlendireceksek 10 yıl belkide 20 yıl geriye gitmemiz gerekir. Siyasal tarihe bakış, günden düne dönmekle yapılır.
1990 Lar ne kadar aydınlık ise 2000 lerde o kadar aydınlıktır. 1990 larda zevke adam öldürenler bu günlerde kahraman oluverdiler. yakında otobanda beni geçti diye, silahını çıkartıp kurşun boşaltan Yeşil dahi kahraman olacaktır. Ortaya kozlar seriliyor ve alkış tutmak bize kalmış. Dünün mazlumları, bu gün cellatlarını kutsuyor. ne adına! Belli değil, bir hengame bir kargaşa öten ötene...
Türkiye de bir temizlik olmak zorundamıdır? Evet zorundadır, ama bunun önderliğini AKP yapabilir mi yapamaz, yapamaz çünkü AKP de aynen yıllarca toplum üzerinde, toplumun değer yargılarını kendilerine alet edinmiş kahramanlar gibi(hanefi avcı da bir tanesi işte) bir başka biçimde semeri vurmuş, bir başka kaynaktan(soygun vs birazdan değinecem) beslenmektedir. "Devlet için silah sıkana hain demem" diyen Çiller, o zamanlar bu ülkede başbakandı. Yıl 1990 lar ve Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Turan Dursun, Uğur Mumcu, Onat Kutlar, Ahmet Taner Kışlalı, Abdi İpekçi, Bahriye Üçok ve daha aklıma gelmeyen belkide yüzlerce işkence de öldürülme, gözaltında yokedilme, şantajlarla susturma, Sivas katliamı ve katliam anında yolda eli cebinde aylak aylak gezen polisler, bir hafta öncesinden devletin resmi aracından yapılacak katliamın anonslarının verilmesi vs... Bunları yapan katillerin hepsi birer kahramandı oysa...... Hanefi Avcı gibi bir kahraman. öyle ya bu ülkede çek-senet-naylon fatura mafya, silah-esrar ticaretinin mafyalığının liderliğinde olan bu derin devlet erbapları yeri geldi mi devlet için silah sıkmaktan çekinmeyen birer kahramanlardı... Ortada Toplumu olmayan bir devlet vardı çünkü.... Öyle ya kahraman olmak için risk almak gerekirdi(hırtlar vadisi) onlarda kozlar elinde olduğu sürece risk altında değillerdi, koz değişir risk başlar... Ben gbu paragrafları şimdi detaylandırmayacam...
Bir temizlik yapılmalıdır bu doğru, ama Türkiye de devlet ile toplum hiç bir zaman bütünleşememiştir. Zaten bütünleşmeyecektir de. Türkiye de Cumhuriyet de kurulamamıştır, sözde demokrasiye de geçilememiştir. Ne idüğü belli olmayan, bir o yana, bir bu yana devrilen bir rejim halini almıştır. Bir bir tarafa bir diğer tarafa devrilmek dahi rejimleşmiştir. Bir o yana bir bu yana devrilişler sürekli bir mantar bürokrasi yaratmıştır. Bu yeri gelmiş asker bürokrasisi, yeri gelmiş komprador bürokrasisi, yeri gelmiş soygun yeri gelmiş kirli işler bürokrasisi olarak hep çoğalagelmiştir. Ortada bir masa(toplum) ve üzerinde oynanan çok oyunculu kanlı bir kumar vardır. Yeri geldikçe kozlar paylaşılmıştır...
Şimdi sorsam Sabancı neden öldürüldü, kim öldürdü bunda dahi cevap almak güç olur. Kimisi der, gözü dönmüş solcular, kimisi der teröristler, bir anda ebabil kuşu olur çıkarız. peki neden? diye sorsam...(oysa öldüren de bir konuşursam.... dedi ve öldürüldü) Kumarhaneler kralı Ömer Lütfü Topal neden öldürülmüştü diye sorsam? ya aydınlar neden öldürüldü, aydınları öldüren tezgahın aktörlerinden birisi yada o teşkilatmaların bir neferi olarak Hanefi Avcı uzak bir ihtimal mi sanılıyor?? herneyse;
Değişen koz nedir?
AKP konusunda yanılan 2 kesim 1 dayanak var. ortada 1 dayanak ve 2 kesim var anlayacağınız. nedir o şeriat. 2 kesim var ki AKP'nin şeriat getireceğini düşünegeldi. Oysa Türkiye de 1990 larda darbe ortamı hazırlayarak gerçekleştirilmek istenen aynen ABD deki gibi bir yönetim şekli idi. Zaten bunun temelleri 12 Eylülle gericiliğe ve yeşil sermaye diyebileceğimiz, tarikat vs gibi kuruluşlara, sözde pek kalmamışda olsa Cumhuriyet döneminden eğitim adına yansıyan kırıntıların son zerresinin de dinsel motiflerle doldurulduğu bir dönemde atılmıştı. Avcı da bu devlet için o tarikatlarla birlikde belkide gönül birliği edinerek çalışmış birisidir. çünkü plan-proje, gizli strateji aynen ABD de olduğu gibi locaların, ağır abilerin(çok zenginlerin) şişine kebabına dokunmayacak dinsel hakimiyetlerin toplum ve siyaset üzerindeki etkinliği üzerinde inşa edilecekti. Ama bu olmadı, yani 1990 larda hazırlanan ortam bir taraftan aydınların öne çıkan bilinci diğer taraftan susurluk vs gibi kazalar, yaşanan krizler gibi bir çok etkenden dolayı yapılamadı. 2000 lerde ise taktik değiştirilmiş olmalı. Öyleki mücahit Erbakan kitlesini kaybetmiş bir mücahite dönüşürken, diğer taraftan mazlum ama bir o kadar da yumruğunu masaya vurabilen bir lider yaratıldı. O liderin temel ve arkasındaki güç ise, bir zamanlar kapcı, kacakcı, kapçı, kaçaçakçı, soyguncu, sözde şeriatçı olan ama eylül darbesinden sonra geçen 20 yılda hatrı sayılır bir güç haline gelen yeşil sermaye...
Namaz kılmayanı işe almayan, sakal bırakmayı sevap gören, her işyerine mescit ve bir siyasetçi imam tayin eden, kadın sesi haramdır, televizyon haramdır, maaş haramdır maaş verilmez o helal para hediyedir diyen(maaş demezlerdi, hediye derlerdi ve ücretin standardı olmazdı, öyleki bir ay 100 tl ücret alan çalışan, bir diğer ay 50 alabilir yada bir kaç ay hiç ücret alamazdı, itirazda edemezdi çünkü kimse hediye vermek zorunda değildi, helal olan ise gönülden ne koparsa idi), faiz haramdır diyen ve durmadan tabloda agresif ve istikrarsız bir büyüme gösteren bir sermaye. Hiç bir ekenomik göstergeye uymayan bir yükseliş(oysa ekonomik istatistiklerde, ani çıkışlar ve ani inişler ideal değildir, çan eğrisi gözetilir ve istikrar aranır)... Aynı sermaye 2000 li yıllarda ise yönünü değişti. 20 yıl gibi semer vurduğu toplum üzerinden önce indi, sonra semeri değişti ve devam ediyor. kadın sesi, resim haramken, gazete, TV kurdular, sakallar kesildi, mescitle kaldırıldı, eski şalvarlı, donlu mazlum din kardeşleri şimdi gömlekli, kuymaş pantolon ve parıldayan pabuçları ile beyefendi oldu, villalar kurdu devlet arazilerine, ülkeleri gezdi, yemeği adabıyla yer oldu, en ala otellerde yarı çıplak konakladı, tatillerde kadınların girdiği denize girmeyi haram gören bu soyguncu, dinsel istismar ve inanç sömürücüleri, insanları 20 yıl köle(kul) olarak sömüren, soyanlar kadınlarla kucak kucağa denizlere girdi, artık onlar hayatını yaşıyordu ve hayatın kanunu da bir yerde rayına oturacaktı. Artık göründükleri gibi değil yaşadıkları gibi görünmenin vakti gelmişti. O beyefendi ve güzelim hayatları bunu zorluyor ve semer mevzusununda köprüye geçene kadarki kısmı tamamlanmıştı.....
AKP stratejisi, ABD tarzı bir yönetimin Ortadoğuda model ülkesidir. bu gizli strateji gibi görünsede, burada ki gizlilik ilk başta belirttiğim 1 dayanak ve 2 kesimden de kaynaklanmaktadır. yani şeriat kavramı bazı şeyleri arka planda gösteriyordu. Bir zamanların mücahit Erbakanı şimdi aynaya bakıp, kendisine mücahitlik yapıyor...
ABD tarzlı model derken, devlet ve toplum üzerinde ama yeri geldiğinde taşları oynatabilecek ekonomik bir güce sahip bir kesim, bir sermaye, ABD deki localar gibi örgütlenmiş, toplumu tamamen alıklaştırmış ama birbiriyle kavga eden, hasım olan toplum yerine gönül birlikteliği ile kazanç sağlanabilecek tarzlı bir yönetim olgusu oturtmak. İşte başkanlık sistemi söylemleri, ulemaya sormak lazım söylemleri, liberal söylemlerle sözde kıvrak ve esnek tavırlar, her an her tarafa göz kırpabilen kıvraklıklar hep taktiğin gereklerindendi... Ve bu işin ruhani lideri ve büyük lider ise F.Gülen olacaktı, zaten ABD de yeterince ihtisasıda yapmış oldu... Sorun tepesinde yeşil bir göz olan bir üçgeni hayata geçirme sorunudur, sorun dünya devleti sorunu için kurulmuş stratejileri uzun vadeli de olsa hayata geçirme sorunudur... Bu detayı ise kısa geçiyorum...
Şimdi sıra devletin bir çok noktasına yerleşmiş kenelerin yerinden sökülüp, açılacak boşluğa, soygun sermayesi olan sermayenin bürokratlarını yerleştirmeye geldi... Zaten metalaşmaması gerekn 2 şey sağlık ve eitim de pazara sürüldüğüne ve %90 ı dünün şalvarlı, sidikli yeşil sermayesine peşkeş çekildiğine göre artık kene yi sökebilirdi, sırası gelmişti...
Tabi ülkemizde siyaset öteden beri manevi doygunluklar üzerine kurulmuştur. Abi açsın, çocuğun hasta, ev kiran maaşından fazla, hastasın, yoksulsun, yoksunsun ne gam, mücahit erbakan, lan fenerbahçe destan yazdı oğlum konuşturmam seni, bayrak inmez ezan susmaz, vatan dan öte vatan yok lan, vatan tehlikede, bayrak inmez vatan bölünmez, iç düşmanlar, dış düşmanlar, her şey her yan düşman, herkes düşman, zerre kadar dost olan yok, evetçimisin, hayırcımısın, onlar öyle bunlar böyle, onlar ve bizler, şu, bu, o, biz buyuz siz şusunuz, ötekiler, ötekiler, ötekiler katli vacipler kültürü(alayında bu kültür), vatan hainleri, vatan diye diye vatan satılmış haberi olmayan vatan kuşları, herkes her an öteki ve senin en güzel yerin kahverengi gözlerin......... İşte türkiye deki siyasetin en güzel yeri kahverengi gözleri ve birde bizler, ebabil kuşları...
Bir keneyi savunmak bana düşmez, bir başka keneyi savunmak da ama toplum ne zaman figuranı oynamaktan vazgeçer işte orası malum..
hanefi Avcı ise aynen o zamanların diğer kahramanları gibi aydınlardan nefret eden birisiydi(en azından maden Mühendisi Hüseyin Özlütaş, 30 yıldır felçtir ve mimarıda Avcı'dır). Şimdi sözde aydınlara tabulaştırılmış oyuncaklarını tozlu raflarından çıkartarak, okşayarak sığınıyor, ben kahraman edilmeliyim buna ihtiyacınız var diyerek kozunu açtı ve şimdi karşı tarafın hangi kozu oynayacağı bekleniyor... Az biraz da sessizlik hani, kuşların seslerinden her şey birbirine karıştı anlamak güçleşiyor...
Kitabında, "Bu adamlar bana cehennemi yaşatacaklar, biliyorum," diye yazan Hanefi Avcı'nın, lojmanında kalaşnikof, sahte pasaport, sahte ehliyet saklayacak kadar salak olduğuna inananların "düşünmek" eylemini nereleriyle yaptıklarını merak ediyorum doğrusu. AKEPE'nin "ileri demokrasi" yutturmacası "yetmez ama yine de evet" çileri ne zaman vuracak bakalım. O zaman arkalarında onları savunacak kimsenin kalmadığını görecekler. İşin üzücü yanı şu ki, AKEPE'nin def-i hacet ettikçe güç kazandığını gören muhalefet, iktidara giden yolun bu olduğunu görünce, "Biz AKEPE'den daha tumturaklı def-i hacet ederiz!" diye meydana fırlıyor.
Yandı gülüm keten helva. Hukuk mukuk da kalmadı ortalıkta.
Biz de mi dağa çıksak ne?
Noktasına virgülüne katılıyorum, bu bir!
İkincisi;
Kimse çıkıp buraya bugün, zaman, taraf, star ve benzeri basın organlarından bir şeyler kanıtlamaya çalışmasın!
Zira bu çok mantıksız.
Cemaatin kirli işlerini konu alan bir kitap yazılıyor, yazarı cemaatin yardakçısı medya eleştiriyor.Böyle tutarsız ve saçma bir şey olabilir mi?
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=20557
Bu başlıkta "taraf" ın ne olduğunu, kimlerle nasıl ilişkiler kurduğunu anlattık.Aldığı reklamları yazdık, neredeyse hepsi fetoş finanstan destekliydi, yazdık!
Zamanın ne olduğunu zaten sağır sultan biliyor.Toplam trajının %95 ini bedelsiz dağıttığını hepimiz biliyoruz.
Güvenlikli sitelerin bahçelerine fırlatılan, balkonlara atılan zaman lardan haberim yok diyen var mı?
Hoca, nereden geliyor değirmenin suyu?
Bu yukarıda saydığım gazeteler, ülke tv, kanal 24, logosu kuyruklu yıldız formundaki televizyonlar...
Bunlarla ilgili gerçekleri bilmeyen var mı?Bunların cematten güdümlü, yanlı yayın yaptığını, çifte standart ile gazetecelik ve televizyonculuğun içine ettiğini bilmeyen var mı?
Deniz feneri ile ilgili bu basında çıkan haberleri bir araştırınız, çocuk tecavüzcüsü üzmez ile ilgili ne yazmışlar bir bakınız?
Bu yancı, şekerli, yalaka gurupların en önemli yazarlarını biliyoruz.12 eylülde ne söylediklerini, Kenan Evren'e ne yalakalıklar yapıp evlerinde ağırladıklarını biliyoruz!"Vatanı bir kadın memesine satarım" diyenleri biliyoruz.
Alın size bunlardan biri;
http://arsiv.sabah.com.tr/2002/01/09/y07.html
http://img.fotoambar.com/img/00000/b4373461de5f90c838e41b6427fd0fae.jpg
http://img.fotoambar.com/img/00000/411bd28ad002565b270d6c0c762cac8f.jpg
İnternet aleminde bu kiralık kalemlerden, yüzlerce, binlerce var...
Alın bu da başkası;
http://www.medyatava.com/haberimages/2010/24092010105833.jpg
http://www.medyatava.com/haberimages/2010/24092010105815.jpg
Arkadaşım;
Cemaat finansı, fetofinans, soros finans tan yemlenen, daha dün çocuk pornografisini özgürlük açısından değerlendiren, postal yalayan, darbe şakşaklayan omurgasız, kiralık medyanın; YALAN haberleri ile karşıma gelmeyin!
Son Yalan;
Hanefi Avcı'nın evinden ruhsatsız silah ve sahte pasaport çıkmış...
Denerek verilen haberin dayandırıldığı belgenin EK3 nushasında silahların ruhsatı olduğu yazıyor!
Bunun adı "Yalan Haber" dir!
Zaten başta da belirttiğim gibi, halihazırda cemaatin tetikçiliğini üstlenmiş bazı yayın organlarının; bu cemaati şu ya da bu sebeple suçlayan bir zattı, eleştirmesi, bu zat ile ilgili haberleri, ne objektif olabilir ne de adil!
Bakın ben telgrafhane, odatv, açık istihbarat vesaire gibi bir çok haber kaynağında, sürüyle bilgi okuyorum günlük!
Benimle paralel düşünen bu yayın organlarının haberlerini, objektif olmayacağını düşündüğüm için başka kaynaklardan doğrulamaya çalışıyorum.
Ancak görüyorum ki bazı arkadaşlar sürekli zaman ve taraf mecmualarına dayandırdıkları yalan yanlış bilgiyi buraya sunmaktan imtina etmiyorlar!
Sonuçta hakkaride minibüsün patlaması olayını, TSk nın yaptığını ima etmek gibi ağır ve çirkin bir iftiraya kadar bulaşıyorlar!
Sonuçta bunun bir örgüt içi hesaplaşma olduğuna dair kanıtlar ortaya çıkınca(Kesin değildir!) dut yemiş bülbül kıvamına geliyorlar.
Cemaatin yayın organları ile cemaati savunamazsınız.Ancak mizah yaparsınız!Ahlaki irdelemeniz de kaynaklarınızın ahlaki düzeyine indiğiniz sonucunu verir.
noripcord
30-09-2010, 14:20
Hanefi Avci'yi "cemaatci" olarak yaftalayanlar kimler ????... isterseniz o kimselere sorunuzu yoneltiniz ..... Ben veya Sangre'nin Hanefi Avci'nin cemaatci oldugunu hic bir zaman iddaa etmedik !!!! Argumaninizin kirilma noktasi burasidir .... Iyice bir dusunun .....
ben siz diyorsunuz demedim zaten, "cemaatçi denilen" dedim burdan sizin dediğinizi söylediğimi nerden çıkardınız bilmiyorum.
cemaatçi belki abartı olmuş olabilir, cemaate yakın diyelim. şöyle birşey var çünkü;
Avcı’ya “Kendinizi eski cemaatçi olarak nitelendirebilir misiniz?” diye sordular.
Avcı bu soru üzerine uzun uzun güldü ve şu cevabı verdi:
“Hayır. Kendimi hiçbir yere koymuyorum. İşini düzgün yapan herkese saygı duyuyorum.”
“Eski cemaatçi misiniz” sorusunun pek çok gerekçesi var. Çünkü Avcı gençliğinde Işıkevleri’nde kalmış, çocukları Samanyolu Koleji’nde okumuş. Dahası dönemin Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral ve Emniyet Müdür Yardımcısı Osman Ak’ın hazırladığı “Emniyetteki Fethullahçılar listesinde” ilk sırada ismi olan biri.
http://www.odatv.com/n.php?n=hanefi-avciya-eski-cemaatci-misin-diye-sordular-2308101200
basitrasin
30-09-2010, 15:05
Sayın spartacus.
Olaya çok güzel bir bakış açısı getirmişsiniz. İşte olayın özü budur. Açıklamalarınız düşüncelerimin netleşmesini sağladı.
Teşekkürler
spartacus
30-09-2010, 17:22
Teşekkür ederim sevgili basitrasin.
Ek olarak ki eksik bırakmışım, ordunun değişen rolüne de kısaca strateji temelinde bakmak gerekir...
AKP konusunda yanılan 2 kesim 1 dayanak var. ortada 1 dayanak ve 2 kesim var anlayacağınız. nedir o şeriat. 2 kesim var ki AKP'nin şeriat getireceğini düşünegeldi. Oysa Türkiye de 1990 larda darbe ortamı hazırlayarak gerçekleştirilmek istenen aynen ABD deki gibi bir yönetim şekli idi. Zaten bunun temelleri 12 Eylülle gericiliğe ve yeşil sermaye diyebileceğimiz, tarikat vs gibi kuruluşlara, sözde pek kalmamışda olsa Cumhuriyet döneminden eğitim adına yansıyan kırıntıların son zerresinin de dinsel motiflerle doldurulduğu bir dönemde atılmıştı.
Demiştim, yani 1990-96 arası bir kaç kez denenmiş darbe hazırlığı içeren dönemlerdi. Ama darbe olmadı-belki olamadı-, sadece bakın ayak sesi geliyor korkusu verildi, birileride hizaya gelirken, diğer taraftan da aydınlar susturulmuş, böylelike susturmanın ortamı ise zaten hazır olmuştu, nedense hep devletin o anki kadrolaşmasını gören, az biraz açan, açığa vuran, işleyişi ortaya sermek noktasına gelmiş aydınlar öldürüldü, öldürenler ise kahramandı, devlet için kurşun sıkanlardı ama topluma bakın şeriatçılar öldürdü, ya O'nu, O'nu kim öldürdü canım O'nuda teröristler öldürdü(oysa ölümlerin arkasındaki kurşunlar çoğunlukla devlet malıdır, sıkanlarda kahramanlar, vatan evlatlarıdır, adlarını saydığım, sayamadığım ölenler ise vatan haini).....
12 eylül bir zamanların kontr-goministlerini(yeşil sermaye), şalvarıyla, donuyla, sakalı, tespihi ile üzerindeki muazzam cehaleti ile, içindeki şeriat ama kontr-gominist özelliğiyle devletin her kademesinde etkiyen, söz sahibi olan, sokaklara kadar kur'an kursları açıp, kılık, kıyafet konusunda ortaçağa dahi kapı aralayan bu açılımının, aleni tarikatlaşmaların vs bazı riskleride vardı. İşte o risk kontr-gominist olanın şeriatçıda olabileceği riski idi ve bu durum dünya sisyaseti ile ve geleceğin dünyasındaki tek devlet stratejisi ile uyuşmuyor olabilirdi. Bu yüzden neredeyse 30 yıl asker hep siyasetin belkemiğinde, bir güvence olarak görüldü, (zaten ordu şunları hizaya getir demekle görevli olan siyasetçiler bile var gibiydi, bu gün ise ne olduda ordu bu kadar geriye çekildi). kadrolaşmış bu soygun sermayesi güruhun(ilk yazımda belirttim) kalın kırmızı çizgileri belirlendi, ne zaman ki bu kitle ehlileştirildi yada ehlileşti, düzenin dümen suyuna entegre edildi, ardındaki gücüyle birlik de kırmızı çizgilerden uzaklaştı, orduda uzaklaşmanın her kademesinde gün geçtikçe siyasetden geri çekilmiştir, kırmızı kalın çizgi ya artık çok kıncaldır ya gereksizdir yada kaldırılmıştır... 1990-2000 yılları arası siyaset de ehlileşme yıllarıdır, sağcı yada solcusu farketmiyor, şimdi neredeyse herkesin sivri yanları yuvarlatılmış yada değişen koşullara uygun olarak yuvarlanmış durumda...
spartacus
01-10-2010, 21:58
12 Eylül darbesi yapıldığı zaman, geleneksel tarımın yıkılacağı, kırlardan şehirlere büyük bir göçün başlayacağı, şehir hayatının muhafazakârlaşacağı biliniyordu. Sermaye için örgütsüz, uysal ve ucuz işgücü oluşturacak bu kitleler zaman içerisinde önceki on yıllarda olduğu gibi toplumsal altüst oluşun da nedeni olabilirdi. Onun için bunların bulundukları ideolojik ve politik formasyon içerisinde örgütlenmeleri ve kendisini yeniden üretmesi sağlanmalıydı. Katil Evren’in şehir şehir gezerek, babasının imam olduğunu, kendisinin de sübhanekenin yanında elhamı bile bildiğini anlatması, konuşmalarının içerisine kimi ayetleri olur olmaz yerleştirmesi işte bu muhafazakâr yapının temellerini atmak içindi.
12 Eylül samanlığında beslenen ve kendini yeniden üreten bu muhafazakârlığın önüne daha o tarihlerde Fethullah Gülen geçirilmişti.
Mahir Sayın'ın Açıklaması (http://www.birgun.net/actuels_index.php?news_code=1285925113&year=2010&month=10&day=01)
Diğer açıklamaları linkden okunabilir, amacın Avcı'yı susturmak olduğunu ifade ediyor ve yukarıda alıntıladığım bölüm önceki yazdıklarım açısından dikkatimi çekti... Avcı 90 lı yıllarda yaşamadığı için kendisini şanslı görmelidir aksi, kendisini domuz bağı ile bağlanmış, bir hizbullah bodrumunda ölümü bekler bulabilirdi, belkide PKK tarafından öldürülürdü yada şeriatçılar tarafından, ama sonuçda temizlenirdi.. (öyle sunulurdu yani)
Uçurtma uçurmayı yasak eden Evren, hangi dilde okuyordu o ayetleri acaba merak etmeye gerek var mı? Bu ülkeye ne oldu ise önce darbelerle oldu, eğer bir son tüyü kalmışsa yolunmuş kuşun, eminim yine bir darbe ile sökülecektir ya da darbenin temelini attığı, bu gün iktidarda piyasada ise her köşe başında milyarderler edinmiş darbenin doğurduğu, çocukları, sidikli takımı(soyguncu, istismarcı, para gördümü şekli değişen, tesbihinin boyu 1 metre uzayan, cahilll ama kurnaz sermaye) yapacaktır. Ama görünen o ki, toplumu, ülkeyi daha da uysallaştırmak için artık darbeye gerek kalmamıştır, en azından şimdilik, "bizim çocuklar bir kez daha başarmıştır". nede olsa darbeler asla uçuk gerekçerle yapılmazlar, o gerekçeler yaratılır, 2 sene gibi bir dilimde ortalık kan gölüne çevrilir sonrada haydi darbe gelir, ama gerçek darbelerin asıl nedeni halka karşı, halkın uyanan bilincine karşı yapılmış olduklarıdır. şimdi sorun aslında ülkede ayrışmaları mümkün oldukça ortadan kaldırıp, köşe başlarına dolmuş milyarderler yada okyanus ötesi, sınırlar ötesi trilyonerler için, kavgalı, dövüşlü olmayan ama uysallaşmış, baş eğmeyi bilen yoksul ama ucuz iş gücü ve verimlilik sorunu vardır. Kavgalı toplumlarda ne üretim tam olabilir nede verimlilik sağlanabilir, uzlaşmış ama bu doğrultuda uysallaşmış kitleler şarttır ve uysallaştırmanın birinci koşulu kavgaları bitirmektir. Yani Türkiye neden Çin olmasın? Neyi eksik, dünyanın en sağlam kaslı işgücü var işte. hem daha geçen yıllarda, eğitimin özelleşmesi ile, içi boş, dışı boş, bomboş ve mesleki eğitim üzerine kalifiye eleman yetiştirecek üniversiteler gündem edilmedi mi? Üniversitelerin işçi yetiştireceği bir ülke, neden Çin olma yolunda ilerlemeyi başarmasın, bir engel mi var? hem daha verimli olacaktır hiç olmazsa silah zoru değil gönül rızası!
Asgari ücret bir ev kirası eden, 2000 li yılların göbeğinde, dünyada adını zenginliği ile duyurmuş (anadolu fakir olur mu?), her köşe başı yoksulluğu ile ama bunun ayrıdımında olmayan milyonlarla dolu, aç, yoksul, dünyaları 10-20 m kare odalardan pekde öte ufuklara aşmayan, aşması istenmeyen, her gün Hanım Ağa, Cabbar Ağa, Toynaklı Ağa, Göynekli Ağa, Zortlatan Ağa, Hanımın Çüflüğü, Arka Sıradeküler... gibi dizilere mahkum edilmiş, iğdiş edilmiş, entrikaya boğulmuş bir toplum. ve işi gücü toplumun, saçı, sakalı, mezhebi, kıçı, etnik kökeni, dini, iç düşman, dış düşman ile manevi duygulardan öte kullanım aracına sahip olmayan kof, insan simsarı, empozcu, dayatmacı, pavyon artisti siyasetçileri...
Eğer bu takım-ki diğer hatrı saylır büyüklerle tencere kapak gibiler-, dürüst ve samimi olsa idi işe önce yoksulluktan, yoksunluklardan, sosyal hayatın yaratımı ve yeniden yaratımı, hayat şartları, refah ve bilinç seviyesi, aydınlanma gibi unsurlardan başlardı. - ki bazı hallerde elbette maddi-manevi olarak bir ilerleme, sosyal bir ilerleme vs sözkonusu ise, kimin yaptığına değil, ne yaptığına, içeriğine bakılır bu ayrı ve özeldir, her ilerleme bu doğrultuda tartılabilmiş ise kimden geldiğinin önemi olmadan desteklenmelidir, genel anlamda ise durum ortadadır-
Zaten kısacık sürede (2 haftada) yarım milyon üzerinde satış yapan Avcının kitabı, 50 yılda geçse topluma yoksunluk, karanlık, bilinç aydınlık gibi kendi gerçeğini anlatan bir kitapdan çok daha fazla satar-zaten öyle bir kitap 50 yıl yaşayamaz, 2-3 darbe görüp yasaklanıp yakılır -. Buda bir göstergedir aslında....
spartacus
01-10-2010, 23:42
Yorumsuz mu? Ironik mi? Dramatik mi? işte herneyse... (http://www.telgrafhane.com/index.php/basliklar/guncel/1676)
3.yol
Hizbullahçıların derin devletle "ilgisi" yok. Çünkü derin devlet tarafından "bizzat" kurduruldu. Aynen "Aczmendi" ve "Kızıl İmamcılar" gibi. Aczmendi şeriat anti propagandası için, kızıl imamcılar heron yohya ekibini dağıtmak için. Bunlar için o zaman ki gazeteleri ve ilgili dergileri karıştırmanız yeterli. Başka bir kanıt yok.
Sn. Shibumi,
Hizbullahçıların derin devletle "ilgisi" var demedim "iliskileri" var dedim. "Iliski" ile "ilgi" farkli anlamlar tasiyor oyle degim mi ? Eger derin devlet kurmussa, tabiiki orgutle iliskisi olacak ....
Zaten aciga cikiyor bu iliskiler .... JITEM'in kurucusu iki gundur savciliga gidip itiraf ediyor bunlari .... Yakinda ogrenecegiz .....
Bakiniz:
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=21604
Kizil Imamcilari da bilirim BU'de iken beni de aralarina katmaya calismislardi. Ateist oldugumu ogrenince uzak durdular .... BU'deki Adnancilarin arasina sizip gizli seks video kayitlari ile onlari desifre etmeye calismislardi en son duydugum kadariyla .....
3.yol
"Iran rejimi yanlıları" deniyordu diyorsunuz da kim diyor bunu 3.yol?
Guney Lubnan'da kurulmus Iran yanlisi sii Hizbullah orgutuyle irtibatli oldugu savunuluyordu... Orgut de bu propagandayi yapiyordu. Yoksa siz Lubnan'daki Iran yanlisi Hizbullah ile Turkiye'deki Hizbullah'in bir isim benzerligi olarak mi sanildigini zannediyordunuz Turkiye'deki kamuoyunda ?
Ayrica bana kanit sorarak kendi argumaninizla celisimiyormusunuz !!!! ?
Şu gerçeği görmek lazım, siyaset aslen bir bilim değildir, tam tersine bilim dışılığı destekler. Zira metodlarıyla birlikte planlı bir kandırmacadır. Bu sebeple her konuda üstüne basa basa "kanıt" sormak çok saçma.
Ayrica siyaset bir bilimdir onermesinde hic bulunmadim ... Ama siyasetin de kurallari vardir. Bu kurallar insanlarin birlikte yasayabilmesi icin gerekli olan toplum sozlesmesi (anayasa , kanunlar gibi) icinde belirlenir .... Ornegin adalet de bir bilim degildir ... ama "kanit" adaletin gerceklesmesi icin vaz gecilmez bir unsurdur ..... Eger bir sahis veya kurulus, ozel veya resmi, itham ediliyorsa "kanit" istenir .... "kanit" isteyip bos laf uretiyorsunuz demeniz 'sacma" olur ....
Saygilar,
3.yol
12 Eylül darbesi yapıldığı zaman, geleneksel tarımın yıkılacağı, kırlardan şehirlere büyük bir göçün başlayacağı, şehir hayatının muhafaz........................................... .................................................. .................................................. .... Buda bir göstergedir aslında....
Tamamen katılıyorum.Çok önemli ve dikkat edilmesi gereken bir yazı!
Teşekkür.