PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Gözlemlediğim Her Şeyin Ardında Bir Sebep Var


hur-kus
09-10-2010, 00:05
BYRON M. tarafından anlatılmıştır.


KISA ÖZGEÇMİŞ: ABD’de yaşıyorum ve Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) lazer fiziği bölümünde çalışıyorum. Şu anda küresel iklimi, havayı ve gezegenlerle ilgili diğer olguları daha iyi gözlemleyebilmek için teknolojiyi geliştirme çalışmalarına katılıyorum. Ayrıca Yehova’nın Şahitlerinin Kilmarnock (Virginia) bölgesindeki cemaatinde bir ihtiyarım.
Araştırmalarımda sık sık fizik ilkeleriyle çalışırım. Belirli şeylerin nasıl ve neden olduğunu anlamaya çalışırım. Kendi alanımda, gözlemlediğim her şeyin ardında bir sebep olduğunu gösteren net kanıtlar görüyorum.

Tanrı’nın, doğadaki her şeyin asıl sebebi olduğunu kabul etmenin bilimsel açıdan makul olduğuna inanıyorum. Doğadaki yasalar o kadar sabit ki, onların bir Düzenleyici, yani bir Yaratıcı tarafından konduğuna inanmak zorundayım.

Eğer bu sonuç bu kadar açık şekilde görülüyorsa neden bu kadar çok bilim adamı evrime inanıyor?
Bunun nedeni evrimcilerin önceden belirlenmiş sonuçlar doğrultusunda kanıtları ele alması olabilir mi?
Bu, bilim adamları arasında görülmemiş bir şey değildir. Ancak bir gözlem ne kadar ikna edici olursa olsun doğru bir sonucu her zaman garantilemez.

Örneğin lazer fiziğini araştıran biri, ışık çoğunlukla ses dalgası gibi dalgaya benzer şekilde hareket ettiği için onun da bir dalga olduğu konusunda ısrar edebilir. Ancak kanıtlar ışığın, foton olarak adlandırılan parçacıklar grubu gibi de hareket ettiğini gösterdiği için bu kişinin vardığı sonuç eksik olacaktır. Benzer şekilde evrimin bir gerçek olduğu konusunda ısrar eden kişiler de vardıkları sonuçları kanıtların sadece belirli bir kısmına dayandırıyorlar ve varsaydıkları sonuçların kanıtlara bakış açılarını etkilemesine izin veriyorlar.

Evrim “uzmanlarının” kendileri bile evrimin nasıl gerçekleşmiş olabileceği konusunda anlaşamazken, evrim kuramını gerçek olarak kabul eden kişiler olmasına hayret ediyorum.

Örneğin eğer bazı uzmanlar 2 artı 2’nin 4 olduğunu söylerken, başka uzmanlar bunun 3’e, belki de 6’ya eşit olduğuna inanıldığını söyleseydi, aritmetiği kanıtlanmış bir gerçek olarak kabul eder miydiniz?

Eğer bilimin görevi sadece kanıtlanabilen, deney yoluyla incelenebilen ve taklit edilebilen şeyleri kabul etmekse, o zaman tüm canlıların ortak bir atadan gelerek zamanla evrimleştiği kuramı bilimsel bir gerçek değildir.

serseri003
14-10-2010, 18:47
kutsal kitabında hz ademın boyunun 40 metre olduguna ınanıyorsun 1000 yıl yasadıgına ınanıyorsun evrim teorısınemı ınamıyorsun.
kutsal kıtapta uzaylılar hakkında ne dıyor acaba ?

tanrı madem ınsanları bır sınav ıçın yaratmıs nıçın bu kadar buyuk bır evren yaratma zahmetıne gırmıs.. bırde evrenle dunya arasında mılyarlarca yıl var ve bızım aramızda.
tanrı dunyayı yaratıp hemen nıe ınsanı ıçıne koymamısta mılyarlarca yıl beklemıs. gucumu yetmemıs.

yoksa hala everenın 6 gunde yaratıldıhınamı ınanıyorsun.(burda sımdı bana zamanın gorecelıgınden bahsetme)

bi mantıklı dusun tanrınnın sureklı var olduguna ınanıyorsun ama everenın nıe yoktan olmadıgına ınanmıyorsan.
tanrının herseyı bır duzenle yaptıgına ınanaıp o kadar mucıze gonderıp fızık kurallarına alt ust ettıgıne nasıl ınanırsın anlamıyorum.

arkolojıyede bakarsak madem ılk adem gelmıs dunyaya tanrı ona herseyı ogretmıs neden m.ö 4000 m.ö 1500 yılları arasındakı arkelojık kanıtlar çok tanrıyı gosteruyor..
bır yazında ınsanlar eskıdende akıllıydı demısın. madem bu kadar akıllılarmıs ademın ogretılerını tek tanrı ınancını bırakıp kendı yaptıgı putlara yarı ınasanlara gunese aya vs vs vs binlerce tanrıya nıe tapmıslar ?

evrensel-insan
14-10-2010, 19:08
Saygideger Hur-Kus;

Senin gozlemlediginin ardindaki aradigin her turlu sebep; senin teolojik ve teleolojik, insanoglu turu ve birinin inanci ile iceriklenmis ve anlamlandirilmis olandir.

Kendinin nedeni, yani causa sui ile, kendi cinsini ne oldugu, yani sui generis; kendi temelli ikilemdir. Causa sui, Kant'in felsefesinde, noumena, ya da noumena (thing in itself), icerikli, insandisi bir guce verilen icerik ve anlamdir.

Aslinda kendinin ne oldugunu insanoglunun ortaya koyamamasi, tum bu kargasayi olusturur. Cunku KENDI, KENDINI ORTAYA KOYAMAZ. KENDI, KENDI ADINA ELIYLE, AIT, ICIN OLARAK KONUR.

Bu da epistemolojik olarak, insanoglu turu ve biridir. Yani insanoglu turu ve biri dahil; hersey insanoglu turu ve birinin bir monologu, ortaya koyumu, turevi ve soyutlamasidir.

Eger kendinin, ne oldugunu insanoglu turu ve biri olarak algilayabilir ve kendinin kendini kendi adina ortaya koyamadigini da algilarsan o zaman tek yol; kendini kendi adina ortaya koyamayan insanoglunun, kendisini bir insan olarak ortaya koyabilmesi kalirki, bu da zaten; dogal zihniyet disi olan, insansal zihniyettir.

Oyuzden de, gozlemlenenin gozlemi, gozlemleyenden oturudur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

hur-kus
15-10-2010, 00:32
Saygideger Hur-Kus;

Senin gozlemlediginin ardindaki aradigin her turlu sebep; senin teolojik ve teleolojik, insanoglu turu ve birinin inanci ile iceriklenmis ve anlamlandirilmis olandir.

Kendinin nedeni, yani causa sui ile, kendi cinsini ne oldugu, yani sui generis; kendi temelli ikilemdir. Causa sui, Kant'in felsefesinde, noumena, ya da noumena (thing in itself), icerikli, insandisi bir guce verilen icerik ve anlamdir.

Aslinda kendinin ne oldugunu insanoglunun ortaya koyamamasi, tum bu kargasayi olusturur. Cunku KENDI, KENDINI ORTAYA KOYAMAZ. KENDI, KENDI ADINA ELIYLE, AIT, ICIN OLARAK KONUR.

Bu da epistemolojik olarak, insanoglu turu ve biridir. Yani insanoglu turu ve biri dahil; hersey insanoglu turu ve birinin bir monologu, ortaya koyumu, turevi ve soyutlamasidir.

Eger kendinin, ne oldugunu insanoglu turu ve biri olarak algilayabilir ve kendinin kendini kendi adina ortaya koyamadigini da algilarsan o zaman tek yol; kendini kendi adina ortaya koyamayan insanoglunun, kendisini bir insan olarak ortaya koyabilmesi kalirki, bu da zaten; dogal zihniyet disi olan, insansal zihniyettir.

Oyuzden de, gozlemlenenin gozlemi, gozlemleyenden oturudur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Sayın evrensel insan,

Gerçekler hiç de öyle karmaşık falan değildir.

Neden-sonuç ilişkisi üzerinde tarafsızca düşünmek bizi doğru sonuca ulaştırır.

Şu anda karşısında durduğunuz bilgisayar, sahip olduğunuz beynin yanıda bir hiçtir.

Bilgisayarınızın bir tasarım ürünü olmadığnı söyleyebilir misiniz?

Bunu çocuğunuza anlatabilir misiniz?

Lütfen....

Saygılarımla

evrensel-insan
15-10-2010, 00:39
Saygideger Hur-kus;

Benim dusunce ve davranisim, dogrular degil; gerceklerin gozlemi ve ortaya tum resmi ile koyumu uzerine. Siz kendi dogrunuzu, zaten secmissiniz. Ama; en azindan sectiginiz dogruyu hangi gercek resimin hangi karesinden alarak tum resmi o dogruya adapte ettiginizi, dile gelenler ile, belki algilarsiniz.

Ben zaten, tek bir tasarimci, programlayici, planlayicinin var oldugunu ve bunun da soyutlama yetisine sahip, insanoglu oldugunu epistemolojik olarak dile getiriyorum.

Unutmayin, neyin ne oldugunu ortaya koyan tek kim, kim olarak insanoglu turu ve biridir. Baska da kim yoktur ve ne ne olarak, ancak kim eliyle, adina ait ve icin konur. Bu kim de, sen, ben o yani turumuz insanogludur.

Ayrica gercekler, basitlestirir, karmasik yapan aklin inandigi dogrusunu sorgulamaya baslayip, yeni bir inanacagi dogru arayisina yonlenisidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

hur-kus
15-10-2010, 00:58
Saygideger Hur-kus;


Unutmayin, neyin ne oldugunu ortaya koyan tek kim, kim olarak insanoglu turu ve biridir. Baska da kim yoktur ve ne ne olarak, ancak kim eliyle, adina ait ve icin konur. Bu kim de, sen, ben o yani turumuz insanogludur.

evrensel-insan


Sayın evrensel-insan,

Desenize koskoca evrende yalnızız...... (:

Uzaylılar falan da mı yok?

evrensel-insan
15-10-2010, 01:10
Saygideger Hur-Kus;

Konu yanlizlik degil ki! Konu bu epistemolojik gercegin, epistemolojisidir. Yani yarin birgun, insanoglu turu ve birine bir alternatif olarak bir maymun turu, ya da belki bir uzayli cikip; kendi turunun soyutlamasini insanogluna bir rekabet olarak sunabilir. Ya da, insanoglu turu ve biri; tamamen bu dogal zihniyet ve egosunun insandisi ve insanlik disi, aliskanligindan, yerlesmisliginden arinabilir, yani insanlasma zihniyetinin rekabetini kendi turunden yaratabilir. Ben de bu rekabeti dile getiriyorum zaten.

Eger insanoglu monologuna son verecek bir alternatif ortaya bilimsel olarak cikarsa da, o zaman oturur, tekrar dusunuruz.

Saygilarimla;
evrensel-insan

cino
15-10-2010, 01:24
sayin hürkus,insanlara yüzde 96 benziyen maymunlari umursamayan allahiniz sizi niye bu kadar umursuyor?hemde biricik oglunu bütün insanlarin günahini yüklemesi icin yolluyor,,,bu nasil mantik?

cino
15-10-2010, 01:38
hem allah,hemde daldan dala oynuyor,adeta insana yalvariyor.

spartacus
15-10-2010, 10:07
Gün geçtikçe gösteriyor ki, bilimsel alanlarda çalışan insanların ya yeterince altyapısı olmadığı yada vakit kalmadığı yada profesyonellikden kaynaklı olarak felsefe konusunda yetersiz kalmaktadırlar. En öenmli gösterge bilimsel konular üzerinde yaptıkları felsefi yorumlardır.

Bir insan bana göre böyle olur dediği anda bilimsel öngörüden bahsedemeyiz. Kişinin kendisine nasıl geldiği üzerinden bilimsel yargılar üretemeyiz. Olsa olsa bu felsefenin ve insan düşünümünün alanı olabilir. herkes kendine göreleri düşünebilir, herkes bir çok konuda düşünceler üretebilir, herkes çeşitli inaçlar taşıyabilir yada taşımaz. Akademik kimlikler ile bunlar karıştırılmamalıdır.

"Tanrı’nın, doğadaki her şeyin asıl sebebi olduğunu kabul* etmenin bilimsel açıdan makul olduğuna inanıyorum. Doğadaki yasalar o kadar sabit ki, onların bir Düzenleyici, yani bir Yaratıcı tarafından konduğuna inanmak zorundayım."

Doğadaki yasalar o kadar sabit ki? Yasaları belirleyen koşullardır ve hiç bir yerde aynı koşul mevcut değildir. Bu anlamda genel geçer kurallar olarak öngörülen yasalar, üç aşağı beş yukarıdır. kaldı ki, sonsuz uzay'da doğa yasalarının anlamı sadece doğa koşulları ile ilgili ve geçerlidir.

Bir domates fidesini kare bir kavanozda yetiştirdiğimizi düşünelim. Domates büyüyüp ürün verdiğinde ise, domatesi yine kare bir kavanoza yerleştirelim. Ne görebiliriz? İşte yasa değişti. Demek ki yasa dediğimiz şey ona ayak uyduranlar için önceden planlanlanmış bir şey değil, aksine ona uyum sözkonusudur. Gözlemcide eğer uyum sağladığı koşuldan yaklaşacaksa-ki öyle yapacaktır- haliyle uyum sağladığı şeye kendi uygunluğundan ziyade koşulların, yasaların kendisine uyum sağladığını düşünebilir ve makul* görebilir.


"Evrim “uzmanlarının” kendileri bile evrimin nasıl gerçekleşmiş olabileceği konusunda anlaşamazken, evrim kuramını gerçek olarak kabul eden kişiler olmasına hayret ediyorum."

Yazar burada evrimle ilgileniyor gibi görünmekte, devamında ise basit bir aritmetik örneği vererek bilimsel kanıtların tek bir kişi ve ortama bağlı olmadığı evrensel ölçekle gözlemlenebildiği ve sonuçlar edinildiği düşünsel olarak ters yüz edilmekte ve şurada ise evrimden ne anladığını ifade etmektedir.

"Eğer bilimin görevi sadece kanıtlanabilen, deney yoluyla incelenebilen ve taklit edilebilen şeyleri kabul etmekse, o zaman tüm canlıların ortak bir atadan gelerek zamanla evrimleştiği kuramı bilimsel bir gerçek değildir."

Yani bu kişinin evrim dendiği anda aklına gelen şey felsefik akıl yürütmelerden ibarettir. haliyle evrim kuramınıda, evrim konusunda yapılan çalışmalarıda, bilim insanlarınıda bu konuda değerlendirmekten oldukça uzaktır. Çünkü yazar, evrim yada hali hazır koşullarla ve canlılığın gelişimi ile ilgilenmiyor, o sadece ama sadece düğmeye basan bir tanrı inancı ile ilgileniyor. Yani alanı tamamen felsefik ve bilim dışı.

Sebep olarak görülen her şey bir sebebe bağlanmak durumundadır. Sebebin sebebi, yine bir sebep olacaktır. Bunlar türdeş şeylerdir ve hiç bir düşünsel kurgu veya ayrıcalık ile bu zincir kopartılamaz. Tutarlılık burada kişiye göre ele alınamaz ve bu zinciri kopartanlar güvenilmez, tutarsız kişilerdir, o yüzden tutarsızlık bilimle çatışır, çatışmak zorunda kalır. Bu bağlamda tanrı, geriden bakılan bir sonucun sebebi olarak görülürken, ilerisine dönük olarak da bir sebep olduğu görülmek istenmektedir. O halde bu sebebin sebebi nedir sorusu eğer inanırsanız, her daim hayal dünyamızda boşa kürek çekilmiş ve yorgunlukla pes edilmiş gereksiz bir boşluk olmaktan öte gidemeyecektir. Bu durum, insan aklına takılan soruları, aranan cevapları zorlaştırmak ve cevaplara erişmek için girdiği çabayı sonuçsuz kılmak, zorlaştırmakdan öte bir anlam taşımayacaktır. İşte bu başlığa açılan yazı gibi, 3 paragrafda araştırmayı bitirmiş, önüne kocaman bir set çekip dur, hayalindeki tanrı göz kırpıyor eli boş evine dön demiş...

Canlıların atası tabiki ortaktır. her şeyden evvel yapı taşı ortaktır. Domates örneğindeki gibi, kare domatesde domatesdir, yuvarlak domatesde, bunlar arasındaki temel fark koşul farkıdır. her an her yerde aynı koşul mümkün değildir demiştim, buda demektir ki, koşullara uyum, farkı, çeşitliliği ve hatta ayrışmayı doğuracaktır. Aynı koşulda uyum farkı dahi bu farklılığı doğurur. Şehirlere baktığınızda ne kadar farklı değil mi? Aynı tuğladan çok farklı binalar göreceksiniz. Yasalar her daim ve her koşulda aynı değildir, minumum düzeydeki fark dahi maksimum düzeyde yansıyabilir.