Orijinalini görmek için tıklayınız : Şuursuzluk
kemalistcan
10-10-2010, 19:34
Siyasilerin yönetecekleri halkı seçme şansları olsaydı kesinlikle Türkleri seçerlerdi. Çünkü kara toprak dışında kendine eziyet ettikçe zalimine gülen tek halk Türklerdir. Bunun birçok nedeni vardır.
Bizim insanımızın ufku gelişmemiştir, günü birlik yaşar. Bizim insanımız uzun zaman alacak, onu uzun uzadıya uğraştıracak hiçbir şeyden hoşlanmaz. Uzun yazıları okumaz, uzun cümlelerden hoşlanmaz, uzun vadeli işlere girişmez. Durum böyle olunca zincirin halkaları asla birbirileriyle birleşmez ve süreklilik gerçekleşmez.
Bizim insanımız bilim ve teknolojide ilerlemez. Çünkü bizim insanımız için bilim, popüler bilimdir, deneysiz fen bilgisi dersleridir; bu da dedikodu, polemik, geyiktir. Çünkü bizim insanımız için teknoloji teknosalardan aldığı elektronik cihazlardır. Bu hem emek sömürücülerinin hem de vicdan sömürücülerinin tam da istediği şeydir.
Tarihi bilinci olmayan insan bilinçsizdir. 3000 yılın hesabını yapmayan karanlıkta yolunu bulamaz, günü gününe yaşar demiştir, Goethe. Tarihini, kültürünü, kimliğini, düşüncesini, siyasetini 1300 yıllık geçmişi olan İslam üzerinden ifade eden Türkler için bilinç kaybı tanısı çok kolay konulabilinir. Tüm bunların bütün yükünü yurttaşa çıkardığımı sanmayın; bu resmi, devlet politikalarının sonucudur.
Sanrılar ve delüzyonlar üzerinden ortaya bir tarih ve düşünce biçemi toplumsal, kitlesel üzerinden gerçekleşirse yandı gülüm keten helva; toplam kendini oluşturan parçalardan daha fazlası olduğu için sorunsal devasa, paradoksal bir hal alacaktır. Bütün sorunların kaynağı budur.
Toplumumuzun bu durumdan kurtulması için delüzyonları bir bir yıkmak gereklidir. Bunlardan biri Osmanlıdır. Maalesef Osmanlı hortlatılmıştır. Osmanlı hoşgörünün, huzurun, adaletin, birlikte yaşamanın, refahın simgesi olarak sunulmaktadır. Bununla birlikte bütün bu iyi niteliklerin Osmanlının islamı uygulamasının bir sonucu olarak göstermektedirler. Ayrıca Türk eşittir Müslüman önermesi hiç sorgulamadan kabul gören bir şeydir kitlelerde. Öyleyse Türk eşittir Müslüman ve Osmanlı olmaktadır. Osmanlı ise belli bir dönemden sonra sünnü şeriatını seçmiş, şiar edinmiş bir imparatorluktur. Öyleyse Türk eşittir sünnüdür. Bütün Türk tarihini ve bütün olayları sünnü çerçeveden bakmanın nasıl da büyük bir hata olduğunu ve bunun nasıl sonuçlar doğurabileceğinin farkında mısınız?
Kimi Marksistler bunu inatla görmeyip sadece emek-sermaye çelişmesine indirgenmiş sınıflar üzerinden gitmeyi yeğliyorlar aynı cinsiyet ayrımcılığına yan çelişki olarak görmeleri gibi; meselenin büyüğü buradan çıkmaktadır ama hepsi değil elbette. O sınıfları motomot, robot gibi, kalıptan çıkmış gibi sunuyorlar dolayısıyla. Oysa lümpen ploterya bu bakış açısıyla açıklanamaz. Anlayacağınız Kemalist bir bakış ve duruş şart. Şu an bilinç kaybımızın olduğu bir gerçek ama tamamen şuurumuzu yitirmeden, beyin ölümü gerçekleşmeden elbet bir şeyler yapabiliriz; çünkü çıkmadık candan ümit kesilmez.
Düşüngen
12-10-2010, 18:48
Tarihini, kültürünü, kimliğini, düşüncesini, siyasetini 1300 yıllık geçmişi olan İslam üzerinden ifade eden Türkler için bilinç kaybı tanısı çok kolay konulabilinir. Tüm bunların bütün yükünü yurttaşa çıkardığımı sanmayın; bu resmi, devlet politikalarının sonucudur.
Değerli kemalistcan,
Yazınız güzel gözlemler içeriyor umarım böyle paylaşımlara devam edersiniz. Haklısınız kendinizce lakin herkes sizin gibi değil. Herkesin süreçleri farklı, herkesin yelkenleri okyonusun farklı kıyılarına vurduğu için farklı dünyalarda yaşıyoruz aynı dünya üzerinde. En önemli amacımız varolmak..
Bahsettiğiniz bilinç kaybı sadece Türklerde mi var acaba??
Türklerde diğer dünya insanlarıyla aynı kazanda kaynayan, aynı dna nın hamalları değil mi?
Ayrıca sorunu yurttaşta değil de devlet politikalarında gördüğünüzü belirtmişsiniz. Acaba bu devlet politikalarını belirleyenler dolaylı yoldan yurttaşlar değil midir, yoksa bu politikalar uzaydan mı geldi bu hususta bir açıklama yapar mısınız?
Kısacası şikayetçi olduğunuz devleti (resmi politikaları) yurttaşlar kurmadı mı?
Görünen o ki (benim yelkenden); Her şeyi (Uygarlık, devlet, kültür) insan yaptı ve kendisinin genetik ve memetik proğramı neyse kurduğu düzen de o dur.
Olması gerekenler olmuştur, insanın adı Hıdır elinden gelen şimdilik budur....
Sevgiler...
evrensel-insan
12-10-2010, 19:10
Saygideger arkadaslar;
Bu baslik neden bu forumda? Yazinin felsefe ve psikoloji ile uzaktan yakindan bir bagi yok. Olsa olsa bu basligin yeri, politika olur. Cunku Kemalizm; etigin siyasi bir ideolojik inancsal dogrusudur ve sadece kendi penceresinden ve kendi baktigi yeri gormeden bir AYRIMCI, CIKARCI ideolojidir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
kemalistcan
13-10-2010, 00:38
Değerli kemalistcan,
Yazınız güzel gözlemler içeriyor umarım böyle paylaşımlara devam edersiniz. Haklısınız kendinizce lakin herkes sizin gibi değil. Herkesin süreçleri farklı, herkesin yelkenleri okyonusun farklı kıyılarına vurduğu için farklı dünyalarda yaşıyoruz aynı dünya üzerinde. En önemli amacımız varolmak..
Bahsettiğiniz bilinç kaybı sadece Türklerde mi var acaba??
Türklerde diğer dünya insanlarıyla aynı kazanda kaynayan, aynı dna nın hamalları değil mi?
Ayrıca sorunu yurttaşta değil de devlet politikalarında gördüğünüzü belirtmişsiniz. Acaba bu devlet politikalarını belirleyenler dolaylı yoldan yurttaşlar değil midir, yoksa bu politikalar uzaydan mı geldi bu hususta bir açıklama yapar mısınız?
Kısacası şikayetçi olduğunuz devleti (resmi politikaları) yurttaşlar kurmadı mı?
Görünen o ki (benim yelkenden); Her şeyi (Uygarlık, devlet, kültür) insan yaptı ve kendisinin genetik ve memetik proğramı neyse kurduğu düzen de o dur.
Olması gerekenler olmuştur, insanın adı Hıdır elinden gelen şimdilik budur....
Sevgiler...
DNA'lar aynı, benzer olsada siyasal-sosyal-kültürel-ekonomik süreçler salt genler üzerinden yürümediğinden, farklı dinamikleri barındırdığından sonuçlar farklı olmaktadır. Yani ırksal bir çıkarımdan çok, bir sürecin değerlendirmesi olarak Türk insanını değerlendirdim; aynı süreçleden hangi millet geçse aynı şeyleri yaşayacak, aynı sonuçlar doğacaktır.
Milletin fertlerini bu sonuçtan tamamiyle muaf tutmadım; ancak kabahatin büyüğü "büyüklerimizdedir", dedim. Eğer fertler koyun değil de fert olabilselerdi zaten bu sonuç oluşmazdı; ancak milletimizin koyunlaşma sürecinde "büyüklerimiz" büyük rol oynamıştır. Ülke zenginliğinin yüzde doksanı yüzde onun, yüde onu ise yüzde doksanın elinde olursa burda her kişinin etkinliğinin aynı olmadığı, aynı tesri yaratamayacağı ortaya çıkmaktadır.
kemalistcan
13-10-2010, 00:45
Saygideger arkadaslar;
Bu baslik neden bu forumda? Yazinin felsefe ve psikoloji ile uzaktan yakindan bir bagi yok. Olsa olsa bu basligin yeri, politika olur. Cunku Kemalizm; etigin siyasi bir ideolojik inancsal dogrusudur ve sadece kendi penceresinden ve kendi baktigi yeri gormeden bir AYRIMCI, CIKARCI ideolojidir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Şuursuzluk örneği Şekil 1A
Yazının burda bulunmasının ne denli anlamlı olduğunu şimdi anlayabilmişsinizdir umarım.
Yazının kemalizmle tek ilgisi son paragrafıdır. Konu şuursuzluktur, toplumsal hafıza kaybıdır, birilerinin kendisiyle hamur gibi oynanmasına, şekillendirmesine izin vermesi ve sonuçlarıdır.
evrensel-insan
13-10-2010, 00:51
Saygideger kermalistcan;
Anlayacağınız Kemalist bir bakış ve duruş şart. Şu an bilinç kaybımızın olduğu bir gerçek ama tamamen şuurumuzu yitirmeden, beyin ölümü gerçekleşmeden elbet bir şeyler yapabiliriz; çünkü çıkmadık candan ümit kesilmez.-kemalistcan-
Psikolojinin suur konusunu dunya capinda kalkipta bir goruse mal etmek tamamen KEMALIST PROPAGANDADIR. Bunun suursuzlukla da, felsefeylede bir ilgisi olmadigi gibi; Kemalist olmayanmlara "suursuz" damgasi vurmak ta; ayri bir politik terbiyesizliktir.
Bugun ne felsefe ne de psikoloji, kemalizmi tanimaz bile.
Aslinda, kendi suursuzlugunu, baskalarina yamama girisimidir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
kemalistcan
13-10-2010, 02:36
Saygideger kermalistcan;
Anlayacağınız Kemalist bir bakış ve duruş şart. Şu an bilinç kaybımızın olduğu bir gerçek ama tamamen şuurumuzu yitirmeden, beyin ölümü gerçekleşmeden elbet bir şeyler yapabiliriz; çünkü çıkmadık candan ümit kesilmez.-kemalistcan-
Psikolojinin suur konusunu dunya capinda kalkipta bir goruse mal etmek tamamen KEMALIST PROPAGANDADIR. Bunun suursuzlukla da, felsefeylede bir ilgisi olmadigi gibi; Kemalist olmayanmlara "suursuz" damgasi vurmak ta; ayri bir politik terbiyesizliktir.
Bugun ne felsefe ne de psikoloji, kemalizmi tanimaz bile.
Aslinda, kendi suursuzlugunu, baskalarina yamama girisimidir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Arkadaşım senin beyninin nöronları laylon mu, çin malı mı? Anlayışında niye bir sıkıntı, güçlük var senin?
Cımbızla çekip almışsın o cümleyi; ki yazının bütünü benim sana ifade ettiğim gibidir. Ki markiszme hakkını "sorunun büyüğü burdan kaynaklanmaktadır" diyerekten veriyorum; ama ulusal yozlaşma, irtica, kadın eşitsizliği gibi konuları yan çelişki gibi görmeden üzerine gidilmesi gerektiğini söylüyorum sadece. Çünkü yan çelişki dedikleri şeyler asıl çelişkinin oluşmasında ciddi rol oynamaktadır. Bu anlamda da kemalizm bunlara direk cepheden saldırdığı için tercih edilmelidir diyorum.
evrensel-insan
13-10-2010, 02:55
Saygideger kemalistcan;
Her yazinin yazarinin ve yazi iceriginin vermek istedigi bir anafikir vardir, senin yazinin ana fikri de bu.
Yazi senin, eger degil diyorsan; o zaman ne oldugunu yaz.
Saygilarimla;
evrensel-insan
kemalistcan
13-10-2010, 23:24
Yazının başlığı, konusu, ana fikri aynıdır; her birine verilecek cevap şuursuzluktur, bilinçsizliktir. Ki yazımdan bir alıntı bunu iyice ortaya koymaktadır:
Tarihi bilinci olmayan insan bilinçsizdir. 3000 yılın hesabını yapmayan karanlıkta yolunu bulamaz, günü gününe yaşar demiştir, Goethe. Tarihini, kültürünü, kimliğini, düşüncesini, siyasetini 1300 yıllık geçmişi olan İslam üzerinden ifade eden Türkler için bilinç kaybı tanısı çok kolay konulabilinir.
İslam, popüler kültür, arabesk, ülke gerçeğiyle harmanlanmamış çeşitli dış akımlar, öznel ve resmi tarih anlatımı, siyasetçilerin gerçeği perdeleme arayışları hep bunun sonucudur.
evrensel-insan
13-10-2010, 23:34
Saygideger Kemalistcan;
Bir bireyin bilincliligi, tarihinden, ya da herhangibir veriden ziyade, kendi ve turunun varliginin bilincidir. En buyuk degeri yasamidir. Yasamini, hic bir kendisine dogumdan itibaren verilen degere, tabuya veriye teslim etmemesidir.
Bilinclilikte, bu yasamini kendisi yasamasi ve yasaminin ne oldugunu algilamasi ve farkina varmasi ile paraleldir.
Ustelik, belirli bir cografya ve toplumda dogan bir kisinin, tarihinin ne oldugu; kendisine anlatilandir. Bu da objektiflikten ziyade, anlatanin subjektivizmini icerir. Yani tarihi anlatan, kendi subjektif degerleriyle, tarihin gerceklerini; kendi ideolojik inancsal dogrularina uyarlayabilir.
Boylece, ayni tarih; bir kac subjektif anlatimla, bir kac farkli bir tarihi gercege donusur.
Ayrica kimse, ne tarihini, ne dogacagi cografyayi ve nede toplumunu secme hakkina sahip degildir. Neden bunlardan sorumlu olsun. Tum bu degerler, dogana; dogduktan sonra bir veri olarak verilir ve bu veriler, insanoglu turu butunlugu temelinde de, ayrimci verilerdir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
kemalistcan
14-10-2010, 23:08
Saygideger Kemalistcan;
Bir bireyin bilincliligi, tarihinden, ya da herhangibir veriden ziyade, kendi ve turunun varliginin bilincidir. En buyuk degeri yasamidir. Yasamini, hic bir kendisine dogumdan itibaren verilen degere, tabuya veriye teslim etmemesidir.
Bilinclilikte, bu yasamini kendisi yasamasi ve yasaminin ne oldugunu algilamasi ve farkina varmasi ile paraleldir.
Ustelik, belirli bir cografya ve toplumda dogan bir kisinin, tarihinin ne oldugu; kendisine anlatilandir. Bu da objektiflikten ziyade, anlatanin subjektivizmini icerir. Yani tarihi anlatan, kendi subjektif degerleriyle, tarihin gerceklerini; kendi ideolojik inancsal dogrularina uyarlayabilir.
Boylece, ayni tarih; bir kac subjektif anlatimla, bir kac farkli bir tarihi gercege donusur.
Ayrica kimse, ne tarihini, ne dogacagi cografyayi ve nede toplumunu secme hakkina sahip degildir. Neden bunlardan sorumlu olsun. Tum bu degerler, dogana; dogduktan sonra bir veri olarak verilir ve bu veriler, insanoglu turu butunlugu temelinde de, ayrimci verilerdir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Saygılar benden,
İnsan ne öncesinden ne sonrasından bağımsızdır; ağaç dalından düşmedik usta. Bugünün fotoğrafını çekmek yetmez; geçmişi ve geleceğin filimini çekmeliyiz. Bilinç denen şeyin kendisi bile biyolojik evrim yollu bir süreçtir. Bilinç denen şey insanda var oldu olalı insanın serüveni devam etmektedir; bu serüven toplumsal hafıza yoluyla bireye istesende istemesende aktarılmaktadır; zaten toplumsal hafıza olmasa sen bu halinle burda olmaz, gelişmiş bir maymundan öte gidemezdin.
Bizi biz yapan sadece tarihsel serüvenimiz değildir; bugün itibariyle süren insani, sosyal, ekonomik etkileşimler dışında bir yerde kendimizi tanımlayamayız.
Sonuç olarak bizim varlık nedenimiz hem biyolojik hem de kültürel anlamdaki evrimsel sürecimiz ve şu an ki eetkileşimlerimizdir.
evrensel-insan
14-10-2010, 23:55
Saygideger kemalistcan;
Herseyden once, bir mekanda boslukta yer alan her mustakil var olan varlik, biribirinezincirleme baglidir ve biribiri ile degisim, donusum baskalasim ve olusum icindedir.
Bu temelde bilinci d olusturan, elbetteki bu zincirleme birlikteligin bir butunudur.
Ama; konu bilincin olusmasi degil; insanoglu turunun, mustakil var olan varligi birinin bilincliligi ve bu bilincliligin farkindaligidir.
Bu da ancak, bu turun birinin kendi kendini kendi sorgulamasiyla ve kendisine dogumdan itibaren verilen AYRIMCI CIKARCI degerleri, tabulari algilamasiyla ve yasaminin onune hic bir, kendisine verilen degeri koymamasiyla ve kendi b irinin turu bunyesindeki varligini turu ile birlikte algilamasiyla bilincliligi kazanir.
Tarih dahil; bir insanoglu turu birinin, kendi insiyatifi olmadan icine dogdugu cografya ve toplumun her turlu ona verileni, bilinc degil; OGRETIDIR.
Oyuzden tarih bilinc degil, bir OGETIDIR. Ayni, etigin ve metafizigin tum yonlendiren ve yaptirim iceren degerleri, tabulari gibi.
Burada onemli olan bir konuda, ayni papaganin daogrendigi gibi, neyin ne oldugunu insanoglu turu birinin de ogrenmesidir.
Iste burada, insanoglu turu ve birinin papagandan farki, ogrenileni BILMEYE TASIYABILMEK; yani sadece hafizadan ve ezberden tekrar degil, OGRENILININ NE OLDUGUNU ALGILAYABILMEK VE BILMEKTIR. Bu da ogrenilenin, ogrenen kisi tarafindan sorgulanmasi ve arastirilmasi v.s. ile mumkundur.
Bu temelde de, onemli olan verilen degerleri ogrenmekle kalmayip, BILMEYE TASIMAK ve bilindikten sonra da, insan ve onun insanligi adina degerlendirmektir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
kemalistcan
15-10-2010, 00:16
Çok meraj ettim; senin sözlüğünde "haklısın", "doğru söylüyorsun ama" diye birşey yok mu?
evrensel-insan
15-10-2010, 00:21
Saygideger Kemalistcan;
"Suursuzluk" tibbi, psikolojik ve biyolojik literaturde, fiziksel bir oldudur. Yani kisinin ne yaptigini, ne dedigini v.s. bilmemesidir.
Bu temelde de, suurlulugun karsiti, suursuzluk degil; suuralti, yani bilincalti harekettir.
Bu da benim yukarida sana aciklamaya calistigim; kisinin dogumdan itibaren kendisine verilen her turlu degerin, tabunun verinin; kisi tarafindan ogretiden, bilmeye, tasimadan ve kendi beyni ile degerlendirmeden verilen bu degerlerin yonlendirim ve yaptirimini, bir robot gibi uygulamasidir. Bu verilerin basinda once, din, sonra da milliyet gelir.
Dunyanin neresinde dogarsa dogsun, bir kisiye o cografya ve toplumunun verdigi bir dini uygulamasi ve bir milli kimligi olacaktir. Bugun kisiler, kendilerine verileni sorgulayarak, dini uygulamalardan kendilerini arindirabilirler. Ama; henuz dunya insanoglu turu ve biri, MILLIYETSIZ BIR YASAMA SAHIP DEGILDIR.
Dolayisiyle herkesin, kendisine toplum tarafindan verilen bir milliyeti vardir, hepsi o kadar. Bu temelde de verilen bu milliyeti milliyetcilige tasimak, kendine verilen milliyeti, diger milliyetlerden ustun tutmak, kendi milliyetini diger milliyetlerle mukayese etmek ve milliyetcilik eliyle milli ayrim, milli tanimazlik, milli ustunluk, milli asagilama v.s. dusuncesine ve davranisina sahip olmak, iste tamda bu bilinc alti verilerin, sorgulanmaya tabi tutulmadan yonlendirmesi ve yaptirimidir.
Bu da bilinclilik degil; bilincaltinin kisiyi yonlendirmesi ve yasatmasidir. Cunku kisinin kendi yoktur, milliyeti vardir. Ayni kendi olmayip, dininin, inancinin oldugu gibi.
Tum bu dogumdan itibaren verilen degerler; insanoglu turu ve biri butunlugunde, ayrimci ve cikarci degerler olmasinin yaninda, kisiyi mucadeleye, savasima sokan sahiplenilen ve sabitlenilen, kisinin KENDISINI TESLIM ETTIGI degerlerdir.
Kimsenin dogacagi cografyayi, toplumu secebilme insiyatifi olmadigindan, o kisinin o cografya ve toplumun etik ve metafizik degerlerini sahiplenmesi ve onlara kendini teslim etmesi ve bu degerler arasi ustunluk savasi, tam da emperyalist zihniyetin istedigi, insanoglu turu ve birini, biribirinden ayristirma savaslaridir. Bu savaslar ve insanoglu turu bolunmuslugunun her turlusunu koruklemese, zihniyet olarak varligini surduremez, zaten.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
15-10-2010, 00:28
Saygideger Kemalistcan;
Çok meraj ettim; senin sözlüğünde "haklısın", "doğru söylüyorsun ama" diye birşey yok mu?-Kemalistcan-
Soyliyen zaten, kendi aklinin hakliligina ve dogruluguna inandigi icin, soyledigini soyluyor, taki akli ona baska bir dogruyu ve hakliligi gosterene kadar. Ya da, olunceye kadar tek bir dogru ve haklida tutana kadar. Dolayisiyle, benim disaridan bir kisi olarak, ayrica soyleneni tasdik etme durumum var mi?
Sonucta hakli/haksiz olan kisiler degil; hakkin kendisidir. Hakta bir akil urunudur. Dogruda, kisinin kendi aklinin ya kendi eliyle, ya da bilincalti yonlendirim ile, kendini inandirdigi dusunce ve davranislaridir.
Ama, eger konu bireysel bir teyid, kisiyi kendi inandigi dogrusuna baglamaksa, "sen haklisin." denebilir.
Cunku kisi zaten, aklinca inandigi dogrusunu ve hakliligini dile getiriyordur. Bu durumda da kisiye "haksizsin/yanlissin" demek ise, mudahele etmek ve sanki varmis gibi (bende yok), kendi dogrunun degerlendirmesiyle, kisiyi kendi dogruna cekmektir. Bu da zaten dogruluk ve haklilik savasidir.
Saygilarimla;
evrensel-insan