PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Uygarlığımızın Sorunları ve Geleceği...


Titan
10-10-2010, 21:03
Bu başlığı açmamda ki nedenlerden biri, internet veya basın yoluyla veya bilimsel dergiler tarafından yayımlanan makale ve gözlemlerle dünyanın sorunlarını ve geleceğe dönük durumunu dillendirmek istedim. Bunun genele orantısını öğrenmek için ise kabaca konu hakkında ki fikirlerimizi ve ne düşündüğümüzü anlamak.

İkinci neden ise, yazı yazarken hata yaptığımız da attığımız kağıtlar ile bozuk musluklardan damlayan suların dünya genelinde oluşturduğu israf aklıma geldi, işe yaramayan bir kağıt atmak veya bozuk bir musluktan damlayan suyu kimse umursamaz ama dünyanın birçok yerinde bunların gerçekleştiğini düşünürsek, dünya kaynaklarının nasıl heba edildiğini daha iyi anlarız.

BU BAŞLIKTA; dünya da ulaştığımız uygarlık düzeyinin sorunları, çözüm önerileri, bu önerilerin bilimsel yönteme uygunluğu ve geleceği hakkında ki görüşlerimizi belirtelim.



1-NÜFUS YOĞUNLUĞU; uygarlığı tehdit eden etmenlerden biri nüfusun bazı ülkelerde orantısız çoğalmasıdır ki bunlara en güzel örnekler gelişmemiş ve gelir düzeyi düşük ülkleredir. Bu ülkelerde eğitimsiz ve kontrolsüz çoğalan nüfus bir sonra ki nesil için de lokomotif görevi görmektedir, bu da, bağlı bulundukları ülkelerde üretime katkılarından çok kambur olmaktadır.

Elbette bu ülkeler de geri kalmışlığın ve gelir düzeyinin düşük kalmasın da, yönetici sınıfların da etkileri vardır. Eğitilmemiş olmaları da bağlı bulundukları sistemin aynı şekilde devam etmesini sağlamaktadır, bu durum ise bilinçli bireylerin sistemin tersine çevrilmesi için harcayacakları zamanı ve enerjinin iki katına çıkmasına neden olmaktadır.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ; İlkokuldan başlayarak nüfusun kontrolü hakkında bir ders programının uygulamaya konulması, sosyal aktivitelere önem verilmesi ve bireyin karşılacağı sorunlar hakkında doğrudan değil dolaylı olarak bilgi verilmesi ve olayların çözümün de düşünce ve sorgulama yönteminin gerektiğinin anlatılması, evlilikten sonra ise çocuk sahibi olmamın geciktirilmesi.

Titan
10-10-2010, 21:03
2-DÜNYADA Kİ SİLAHLI KUVVETLERİN LAĞVEDİLMESİ; dünyayı tehdit en büyük sorunlardan biri de dünyada ki silahlı kuvvetlerdir. Bunların silah geliştirmek için kullandıkları kaynaklar insan, çevre, iklim ve daha birçok faktörlere zarar vermekten ibarettir, bazen ordu adına yapılan bilimsel ve teknolojik gelişmeler günlük hayatımızda kullanıldığından, bazı insanlar dünyanın bilimsel ve teknolojik gelişimde orduların da payının olmasını sölediklerin de, bu bana hiç inandırıcı gelmiyor, tam tersine ordular olmasa ve bunlara ayrılan kaynaklar sadece bilimsel ve teknolojiye ayrılmış olsaydı, şu an ulaştığımız teknolojik gelişmenin çok daha ötesinde olurduk, bunun yanında belki de şu anda dünyada yoksulluk bile kalmazdı, evrenin bilinmeyen derinliklerine insanlı uzay taşıtları bile gönderiyor olacaktık.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ; elbette zor olacak ama bazı ülkeler başardıklarına göre dünyanın kalan diğer ülkeleri de başarabilirler. Bunun için önce dünya genelinde bilim adamlarından oluşan bir konsey aracıyla ordulara olan ihtiyaca gerek olmadığını, dünyanın kaynaklarının verimli kullanılması halinde insanların yararlanabileceği olanakları psikolog veya sosyolog (ya da tanınmış simalar) eşliğinde her türlü görsel medya yoluyla anlatmaları gerek. Ayrıca bunun tam tersi durumları da anlatmalılar ki kalınabilecek durumlar da dünyanın karşılacağı zorlukların nelere malolacağınının bilinmesi sağlanmaladır (günümüzde bu uygulamalar çok yetersiz).

Titan
10-10-2010, 21:03
3-ENERJİ SORUNU; dünyada ki stratejik öneminden de anlaşılacağı ve ordulara daha da muhtaç hale gelecek başka bir etmen de enerjidir. Dünya kaynaklarının çoğu fosil kalıntılarından oluşan petrol ve türevi tarafından karşılanmaktadır. Bu ihtiyaca ise nüfusun artmasıyla her geçen gün artmaktadır, bu artışlar sonucunda ise yeraltından çıkarılan petrolün yeraltı hareketlerini olumsuz etkilemesi (her ne kadar çıkarılan petrolün yerine benim bildiğim "su" dolumu yapılıyorsa da) nedeniyle orada ki yeraltı hareketinin değişmesine yol açabilir. Günümüzde kullanılan ve bu petrol ürünlerinden çıkan atıklar ise gerek insan, gerekse doğa açısından onarımı zor bir sürecin devam etmesine neden olmaktadır.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ; petrol enerjisi sorunu sadece onu tüketenler değil, ülkesinde bulunduğu için de baş belası olan bir türdür. Depolanabilir günej enerjisi veya soğuk füzyon (konu hakkında bilgisi olanlar daha detaylı anlatabilir) deneylerinin yoğunlaştırılması, o zamana kada ise geri dönüşümlü enerji yaratmak için alt ve üst yapı da toplanan artıkların ısı merkezlerinde yakılarak enerji elde edilmesi, ısıdan sonra işe yaramayan artıkların ise inşaat kumu olarak bir karışım maddesi olarak kullanılması, kinetik enerjinin elektrik enerjisine dönüştürülmesi için kullanışlı hale getirilmesi, şehir içi ulaşımında raylı sistemlerin yaygınlaştırılması ve kullanılması.

Titan
10-10-2010, 21:04
4-BARINMA VE YİYECEK; barınma ve yiyecek konusu, dünyada yaşayan tüm canlıların süre gelen başka büyük sorunlarından biri. İnsanların barınması için gerekli olan sağlıklı bir altyapının olmaması hem çeşitli hastalıklara, hem ekonomiye, hem de insanların beslenmesin de rol alan yiyeceklerin alanlarını tehdit etmelerine neden olmaktadır. Günümüzde yiyeceklerin çoğu işlenmiş haldedir, bu da insan metabolizmasının değişmesine neden olmakta ve çeşitli hastalıkların çıkmasına ve bağışıklık sistemin zayıflamasına yol açmasına ve ekonomiye ayrıca fazladan yük binmesine ve iş gücü kaybına neden olmaktadır.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ; barınma için insanların ihtiyacı kadar bir alanın kendilerine tahsis edilmesi, ses ve enerji yaltımının son derece mükmemmel hale getirilmesi, diğer canlıların barınma alanına müdahele edilmemesi, verimli alanlardan çok ekime elverişsiz alanların barınma düzeyine getirilebilmesi, yiyeceklerin uzun süre saklanması için kimyasal değil organik materyallerin kullanılması, altyapı ve üstaypının 100 yıllık planlı bir şekilde yapılması...


Yukarıda yazdığım nedenler birbirinden bağımsız olmayan sorunlardır, birbirini tetikleyen unsurlar içerir, bir i diğerinin nedenidir.Bu yazdıklarım içinde eksik ve hatalar bulunabilir, amacım sadece bizlerin bu sığ politik kuşatma altında dünyanın sorunları hakkında ki düşüncelerinizi öğrenmek, belki de orijinal ve farklı fikirler ile beraber derli toplu bir makale haline getirilebilir.

Subliminal
12-10-2010, 11:56
Bence en güzel ve geçerli çözüm. yeryüzündeki tüm medeniyetleri bi şekilde birleştirip tek bir çatı altında toplanmasını saglamak. dünyadaki gelir dagılımı eşitsizliginide tüm dünyayı tek bir başkanın yönetiyor olması gerekir tam manasıyla bir eşitlik saglanamasa bile en azdından dünyadaki kaynakların ortak kullanılması sonucu bu kadar acık ara fark olacagını düsünmüyorum. Tüm sınırları kaldırıp sadece dünya vatantaşlıgı kavramını yaygınlaştırılıcak millet milliyetçilik vatan ülke gibi kavramların baya bi yontulması insan olmanın degerleri ön planda tutularak kanaatimce böyle bir yol izlenmesi sonucunda gelecekte çok önemli kararların tek agızdan alınması sayesinde etkin kararlar alınabilir böylece zamandan kazanılabilir.

Düşüngen
14-10-2010, 12:39
Bence en güzel ve geçerli çözüm. yeryüzündeki tüm medeniyetleri bi şekilde birleştirip tek bir çatı altında toplanmasını saglamak. dünyadaki gelir dagılımı eşitsizliginide tüm dünyayı tek bir başkanın yönetiyor olması gerekir tam manasıyla bir eşitlik saglanamasa bile en azdından dünyadaki kaynakların ortak kullanılması sonucu bu kadar acık ara fark olacagını düsünmüyorum. Tüm sınırları kaldırıp sadece dünya vatantaşlıgı kavramını yaygınlaştırılıcak millet milliyetçilik vatan ülke gibi kavramların baya bi yontulması insan olmanın degerleri ön planda tutularak kanaatimce böyle bir yol izlenmesi sonucunda gelecekte çok önemli kararların tek agızdan alınması sayesinde etkin kararlar alınabilir böylece zamandan kazanılabilir.

Sevgili göksel, bu güzel insani dileklerinize katılmamak elde değil aynı şekilde titanında..

Dolaylı yoldan rekabetin ortadan kaldırılmasından behsediyorsunuz. Acaba rekabet ve onun sonucu olan ordular ortadan kaldırılırsa, milletler buharlaştırılıp tek millet olunursa ilerleme ne kadar sekteye uğrar???

Rekabet ortadan kalkarsa insan ve uygarlığının gelişimine dinamik kazandıracak itki ne olacak görüşlerinizi paylaşır mısınz??

üye001
16-10-2010, 09:49
Sevgili göksel, bu güzel insani dileklerinize katılmamak elde değil aynı şekilde titanında..

Dolaylı yoldan rekabetin ortadan kaldırılmasından behsediyorsunuz. Acaba rekabet ve onun sonucu olan ordular ortadan kaldırılırsa, milletler buharlaştırılıp tek millet olunursa ilerleme ne kadar sekteye uğrar???

Rekabet ortadan kalkarsa insan ve uygarlığının gelişimine dinamik kazandıracak itki ne olacak görüşlerinizi paylaşır mısınz??
Bence sekteye uğramaz aksine çok ilerleme olur abd nin askeri bütçesinin 500 milyar doların üstünde olduğunu düşününce bunun bilime ,eğitime aktarıldığını düşünün ne olur?İtki ne olucak derseniz itki insanlık düşüncesi ,bilim düşüncesi olacaktır .Bugün gerçek bir bilim adamı amerikayı yok etmek için,türkiyeyi süper güç yapmak için bilim yapmaz insanlık için yapar yarın için yapar,daha rahat ve daha uzun yaşayabilmemizi sağlamak,evreni anlamak için yapar.Bilimsel düşünceyi eğitimin bir parçası haline getirebilirsek herşeyin çok daha hızlı ilerlediğini görebiliriz diye düşnüüyorum.

Subliminal
16-10-2010, 10:00
[QUOTE=Düşüngen;345949]milletler buharlaştırılıp tek millet olunursa ilerleme ne kadar sekteye uğrar???



Ulusalcılık anlayışının küreselleşme sürecinde dünya vatandaşlığı bilinci ile birlikte uyum içinde olup olamayacağı hususuna gelince, küreselleşme süreci ile birlikte dünya adeta küçük bir küreye dönüşmüş; halkların birbirleriyle olan etkileşimleri hız kazanmış, özellikle bilgi teknolojilerindeki gelişmeler ile yazılı ve görsel medyanın insan hayatında etkinliğinin artmasıyla bireyler daha geniş kitleleri kapsayan bir düşünce sistemi ile dünyaya yeni bir pencereden bakmaya başlamışlardır. Diğer bir deyişle insanlık daha evrensel düşünmeye başlamıştır. Örneğin, bilgi teknolojilerinin gelişmesiyle bireyler Somali'deki aç insanları, Pakistan'daki depremde evlerini ve yakınlarını kaybeden insanları, emperyalist ülkelerin sömürü düzenlerini, ülkeler arası gelişmişlik düzeyindeki dengesizlikleri, azalan kaynaklar için sürdürülen kanlı yarışları daha iyi tanıma fırsatı bulmakta, bu durum da evrensel bir bilincin ortaya çıkmasın sağlamaktadır. İşte bu bilinç dünya vatandaşı olma bilincidir. Dünya vatandaşlığı bilinci, bireylerin düşünce sistemlerinde kendi kimliklerini bir kenara bırakarak dünyaya tarafız bir gözle bakabilmesi, kendini yalnızca yaşadığı ülkenin bir vatandaşı olarak değil, dünyanın vatandaşı olduğunun bilincine varabilmesi, ulusal sorumluluk duygusunun yanına evrensel sorumluluk bilincini de ekleyebilmesidir. Bu bilinç sayesinde bireyler, yapacakları her türlü faaliyetlerinde bütün insanlığın ortak çıkarına göre hareket eder, bütün insanlığa karşı bir sorumluluk bilinci geliştirir. İşte ancak böyle bir bilincin gelişmesiyle, faşizan ve ırkçı yaklaşımlar mağlup edilebilir, devletlerarası ilişkiler yeni bir yön kazanır, dünya barışı için önemli bir adım atılmış olur. Peki, acaba böyle bir anlayışla ulusalcılık anlayışı çelişir mi? Irkı, dini, dili, mezhebi kısacası kimliksel bir öğeyi temel alan ulusalcılık anlayışının çelişmesi kaçınılmazdır. Fakat aynı topraklar üzerinde yaşayan insanların dil, din, ırk, mezhep farkı gözetmeksizin ortak çıkarları için çalışmak ve bu çıkarların korunması için mücadele vermek olarak tanımlanan bir ulusalcılık anlayışının, dünya vatandaşlığı bilinciyle çeliştiğini savunmak mümkün değildir. Çünkü bu anlamda bir ulusalcılık anlayışı insanın insani değerlerini ön plana çıkarmakta ve millet içindeki her bireyi tüm kimliksel özellikleriyle kabul etmekte, bireylere ırkına, dinine, diline, mezhebine göre değil yalnızca insan olduğu için değer vermektedir. Ulusalcılık anlayışı ile dünya vatandaşlığı anlayışının birbiri ile uyum içine girmesi ulusal ve küresel barış ortamının yaratılması için gerekli olan en birinci şarttır. Burada küresel barış görevini dünya vatandaşlığı bilinci, ulusal barış görevini ise ulusalcılık anlayışı üstlenmektedir. Ayrıca ulusalcılık anlayışının ülkesel bazda toparlayıcılık unsuru oluşturması ile dünya vatandaşlığı bilincinin evrensel anlamdaki toparlayıcılığı uyumsal açıdan hiçbir çelişki unsuru içermemektedir.

Sonuç olarak, ulusu kimliksel öğelerle değil, aynı topraklar üzerinde yaşama arzusu taşıyan insanlar bütünü şeklinde tanımlayan, toplumu bir araya getirmeyi başarmış ve insanlar arasında her türlü ayrımcılığın karşısında durabilmiş bir ulusalcılık anlayışı ile tüm dünya insanlarını bir araya getirebilme amacını taşıyan dünya vatandaşlığı anlayışı arasında çelişen hiçbir unsur bulunmamaktadır. Geleceğin toplumlarının millet değil de dünyaya içten bir sorumluluk duygusu ile bağlı insanlık temelli düşünceler üzerinde yükseleceğini söylemek yanlış olmasa gerek. Ahlaki temelleri sağlam entellektüel bir bakış yeni dünya düzeni için ihtiyacımız olan en önemli unsurdur.