PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Birikim'den tarihi karar: 'Gelenekçi sol'la yollarımızı ayırdık..


Sangre
15-10-2010, 14:53
Zaten uzun zamandır biliniyordu.. Birikim'den Ömer Laçiner de 'Ekim 2010' sayısında, 'Yeni Bir Dönemin Eşiğinde' başlıklı yazısında bunu açık açık yazdı;

''(...) Türkiye siyaset yelpazesinin düzen dışı, düzene alternatif olma iddiasını taşıyan sosyalist sıfatlı mikrokozmozuna gelince... 30 yıldan beri sadece önceki yıllarda edinebildiği gücünü değil, potansiyelini de giderek tüketip bugünlere gelen bu çok odaklı dünya, vaktiyle içinde ve çevresinde yaşatabildiği entellektüel-fikri ağırlıktan türeyen prestiji ve özellikle ’60-70’li yıllarda verdiği mücadelenin sağladığı moral üstünlüğü de büyük ölçüde aşınmış, artık sözü edilemez düzeye düşürmüştür.

Sosyalist sıfatlı bu mikrokozmoz, böylesi bir eğik düzlemde gidişini sürdürürken, bu yol ve gidişten kurtulabilmek için hepsi de başarısızlıkla sonuçlanan aynı birleşme formülünün değişik varyantları içinde uğraşmaktan başka bir yol da bulamamıştır.

Birikim’de bu durum ve gidişin önlenemez olduğu; çünkü söz konusu odakların tümünün içinde yer aldığı geleneksel, harcıalem tanımlı sosyalizm anlayışının, perspektifinin bu kaderi kaçınılmaz kıldığı başlangıçtan beri vurgulanarak anlatıldı. Sosyalizmin gerçek bir düzen ve insanlık durumu alternatifi olabilmesinin mutlak önkoşulu, sosyalizmin yeni baştan tanımlanmasıdır denildi.

Birikim, bu yeni baştan tanımlamanın “ortak bir eser” olması için anlayışı gereği özel bir çaba gösterdi. Her ne kadar artık apayrı zihniyet dünyalarında olduğumuzu daha bir açıklıkla gördüğümüz bu mikro-dünyanın bileşenleri ile giderek uzlaşma noktalarımızın yok olduğunu fark etmekle birlikte, ortak tarihimiz ve mirasımız hatırına diyalog kanallarını daima açık tutmaya gayret eden bir dil ve tavır içinde olduk bugüne değin.

Ama iki sayı önce de belirttiğimiz gibi bunun, bu yolun sonuna geldiğimizi kabul etmek zorundayız. Bu, yalnızca bir zorunluluk değil ayrıca ahlaki bir yükümlülük, görevdir artık.

Önümüzdeki sayı bu görev başlayacaktır.''

http://www.birikimdergisi.com/birikim/dergiyazi.aspx?did=1&dsid=396&dyid=5864&yazi=Yeni%20Bir%20D%F6nemin%20E%FEi%F0inde

3.yol
16-10-2010, 05:40
Aynen ... Altina imzami atarim bu bildirinin ..... gelenekci sol artik benim gozumde muhafazakar sol olarak varligini surduruyor .... dialektik yapisini kaybedip gunumuze ayak uydurumaz hale geldi ..... Artik kendi baslangic ozu ile celisir hale geldi .......

zahit
16-10-2010, 15:06
bizler ne özümüzü nede yolumuzu kaybettik.sizin sol diye tarif ettikleriniz.
sol görünümlü olanlar hemi kendilerini hemide insanliklarini bitiren,karanliklarin usakligini vede bekciligini yapan,birer zavalli yaratiklar"dir.onun icin sizlerde bu sol zannettiginiz karanligin pisliklerini
hayasizlikla insanlara lanse etmeklemi,görevlendirildiniz sayinlar.
bu soldiye lanse ettiginiz isimler,80 lerin usakligina soyunan,beyinleri vede
özleri sulanmis solun ihanetcileridir-demireli,özallari vs vs demokrat diye
sayisiz toplantilarda dile getirmislerdir-tabiki sizlerinde görevleri-bu karanliklarin usakligina soyunanlari,sol adiyla sola yamamak icin elinizdeki
karalari calmak icin her yolu mübah görüyorsunuz.
Bizler bedeller ödedik halkimiz icin,yinede güzellikler icin güzel bir dünya icin
ne gerekli"ise ödemeye haziriz vede ödüyoruz.
er vede gec gerceklere vede gercek tarihlere hesab verilecek.

dilaver
16-10-2010, 21:14
70 yıllarda Birikim dergisini kim sol içinde saymış ki. Gün geçti, devran geçti koyunun olmadıgı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi dediler.

saygılarımla

Jolly Jocker
17-10-2010, 00:45
Sosyalizmle ilgisi pek sınırlı iki topluluk birbiriyle ilişkisini bitirdiğini ilan etmiş. Peki bundan sosyalistlere ne? Ne bir 'ilişkileri' varken sosyalist bir görüntüleri vardı ne de ayrılıklarının adı konunca birinden birinin böyle bir görüntüsü olacak.

Biri sosyalizmi ''Emperyalist Demokratik Devrim''(EDD) olarak adlandırılabilecek ucube bir liberal teorinin çıktısı olmaya indirgemiş, buna 'yeni sol' demişti; öbür 'taraf' ise hala aynı bürokratik, öncücü, ekonomik indirgemeci zihniyeti devam ettiriyor. Ve topu birden parlamentarizmden, burjuva siyasetine 'müdahil' olmaktan, pasifizmden medet ummaya devam ediyor. İkisinin de üretenlerin yönetmesi demek olan sosyalizmle ilgisi yok. Al birini, vur öbürüne.

Sangre
17-10-2010, 01:46
Ve topu birden parlamentarizmden, burjuva siyasetine 'müdahil' olmaktan, pasifizmden medet ummaya devam ediyor.

Evet her iki kesim de silahlı mücadeleye, dolayısıyla teröre başvurmuyorlar.

Bu her iki tarafın da artısı.

Jolly Jocker
17-10-2010, 02:10
Evet her iki kesim de silahlı mücadeleye, dolayısıyla teröre başvurmuyorlar.

Bu her iki tarafın da artısı.
:)

1) Parlamentarizm dışı mücadele, silahlı mücadeleden ibaret değildir. En başta, devletin egemenlik sahasının dışında alternatif taban örgütlenmeleri kurup, bu özörgütlerde halkın kendini yönettiği pratikleri hayata geçirmek, böylece devletin altını oymaktır. Örneğin, Fatsa'daki yerel yönetim deneyi ve 12 Eylül öncesinin her tarafa yayılan direniş komiteleri deneyleri, devletin egemenliğinin dışında ve ona alternatif olan devrimci-demokratik örgütlenmelerdir. Keza Ekim Devrimi öncesinde Çarlık Rusya'sını sarmış bulunan işçi komiteleri ve işçi, köylü, asker sovyetleri de bu cihettedir. Günümüzde Meksika'daki Zapatist harekette de bunun bir örneğini görebilmek mümkün.

2) Her silahlı mücadele terör değildir. Devrimci şiddet ile terörizm birbirinden farklı şeylerdir. Terörizm, hedef seçerken sivilleri, kadınları, çocukları ayırmaz; devrimci şiddet ise halkı hedef almaz. Ayrıca terörizmin amacı halkı korkutarak sindirmektir ki bu yönteme en çok burjuva devletler başvurur. Devrimci şiddetin amacı ise halkı devrimci mücadele için cesaretlendirmek, düşmanın yenilebileceğini halka görstermek için öncülük etmek, halkın aktif mücadeleye katılımını sağlamaktır.

evrensel-insan
17-10-2010, 02:22
Saygideger freddie;

Bir hareketin, devrim mi, karsi devrim mi, asi bir baskaldiri mi, bir isyan mi, bir anarsist hareket mi olup olmadigini nasil anlarsin?

Ataturk'un Kurtulus savasi, osmanli acisindan ne idi?

Yada Lenin 'in 1917 hareketi, carlik acisindan ne idi?

Bir hareket, kime/neye gore devrim/karsi devrimdir?

Saygilarimla;
evrensel-insan

Jolly Jocker
17-10-2010, 19:55
Saygideger freddie;

Bir hareketin, devrim mi, karsi devrim mi, asi bir baskaldiri mi, bir isyan mi, bir anarsist hareket mi olup olmadigini nasil anlarsin?

Ataturk'un Kurtulus savasi, osmanli acisindan ne idi?

Yada Lenin 'in 1917 hareketi, carlik acisindan ne idi?

Bir hareket, kime/neye gore devrim/karsi devrimdir?

Saygilarimla;
evrensel-insan
Evet bu hakikaten önemli bir soru. Bu soruyu, ''İlericiliğin kıstası nedir? Neyin ileri neyin geri olduğunu nasıl anlayabiliriz?'' şeklinde de sormak mümkün.

İlericiliğin kıstasını kavrayabilmek için materyalizmdeki yabancılaşma olgusunu bilmek gerekir. Yabancılaşma, insanın kendine dair olan herşeyin insanın dışında/üstünde bir görünüm kazanması, aşkınlaşması, metafizikleşmesidir. Örneğin devlet bir yabancılaşmadır çünkü insanların kendilerini yönetmesi yerine toplum-üstü bir bürokratik aygıt tarafından yönetilmelerini anlatır. Sermaye düzeni yabancılaşmadır çünkü sermayenin ve üretimin insan için yapılıp kullanılmasını değil insanın sermayenin büyümesi için kullanılmasını ve basit bir maliyet unsuruna indirgenmesini anlatır. Tanrı bir yabancılaşmadır çünkü insanın kendine dair özellikleri ve hedeflerini kendi kafasında kurguladığı bir varlığa vererek kendi düşüncelerinin esiri olmasını anlatır. Örnekler çoğaltılabilir ama anlatmak istediğimiz herhalde anlaşılmıştır. Yabancılaşma, insana dair herşeyin insana dair olmaktan çıkmasını anlatan bir kavramdır. İnsanlığı ''yöneten-yönetilen'', ''sömüren-sömürülen'' v.s. olarak bölen her tür düşünce ve pratik yabancılaşmaya yol açar.

İlericiliğin ölçütü, yabancılaşmanın aşılması ya da en azından zayıflatılmasıdır. Yabancılaşmayı aşan her pratik ilerici, yabancılaşmayı muhfaza eden ya da artıran her pratik de gericidir. Bu açıdan günümüzde; devletçilik, dincilik, milliyetçilik, gelenekçilik, kapitalizm v.s. birer gericiliktirler.

Lenin'in 1917 Ekim Devrimi, Çarlık Rusyası açısından bir ilerici hamledir, devrimdir. Fakat sonrasında yaşanan bürokratik yozlaşma geriye doğru gidişi anlatır. M.Kemal'in 1923 atılımı da Osmanlı'ya kıyasla ileri bir uygulamadır ama devrim denemez. İlericilik=devrim değildir. Kemalizm, Osmanlı devlet geleneğinin modern çağa göre bir restorasyon girişimi olmanın ötesine gitmez bence. Zira cumhuriyet, ulus devlet, laiklik v.s.'ye dair kanunlar yazmış olsa da gerçek yaşamlarında insanların yabancılaşmadan çıkmasına hizmeti pek güdüktür. Kemalizm sadece şekli değiştirmiştir, içerik büyük ölçüde aynı devam etmiştir.

evrensel-insan
17-10-2010, 20:28
Saygideger freddie;

Lenin'in 1917 Ekim Devrimi, Çarlık Rusyası açısından bir ilerici hamledir, devrimdir. Fakat sonrasında yaşanan bürokratik yozlaşma geriye doğru gidişi anlatır. M.Kemal'in 1923 atılımı da Osmanlı'ya kıyasla ileri bir uygulamadır ama devrim denemez.-freddie-

Iste yukaridaki cumleler, yani senin kendi dusuncelerini dile getirim, tam da senin pencerenden bakmadir. Ayni carin ve osmanlinin bakis acisi ile, Lenin ve Ataturk'un "asi, karsi devrimci, isyankar, vatan haini v.s." ilan edildigi gibi.

Ama onemli olan ideolojik inancsal dogru tarafli degil; ideolojiler, inanclar ve dogrular disi bakabilmek, bir yerde empati kurabilmek ve kendi dogruna karsi olanin yerine kendini koyabilmek ve onun dogrusu ile, onun penceresinden bakabilmektir. Iste bu iki ve de baska pencereler disi bakabilmek, notr algiyi ve tum resmi, tum pencereleriyle gosterebilir, gorunebilir kilmali gozlem dile getirebilmek te disaridan bakis acisini saglar.

Cunku sonucta, her ideolojik inancsal dogru pencere, hem kendi baktigi pencereyi goremez, hem de resim butunu icindeki kendi penceresinin ayrimciligini ve cikarini, yine kendi guc ve otoritesi ile, tum resime kabul ettirmek ister.

Ama, onemli olan ideolojik inancsal dogrularin, kendi dogrusunun cikari ayrimciligi degil; tum insanoglu turunun butunlugu birliginin insan ve insanlik nimetlerinden yararlanmasidir.

Iste bu temelde de, devrim/karsi devrim pencere farki, fakat cikar ve ayrimcilik ortakliginin ic iceligi algilanmalidir.

Bu temelde de toplumun bilinci birey ve insan olarak ortaya cikar. Bu da guce otoriteye dayanan bir devrim/karsi devrim degil; Tum toplumun her turlu farkli halklarinin hak ve ozgurluklerini bir politik dogru yerine, insan hak ve ozgurlugu olarak algilamaktir. Yoksa her pencerenin demokrasisi, diger pencereler icin bir diktatorluk anlamina gelir. Bu da gucu ele alan ve otoriteyi ele geciren pencerenin hakimiyeti, diktatorlugu demektir. Bu sivil olmus, askeri olmus fasizm olmus, sosyalizm olmus, fark etmez. Sonuc ABD'nin Irak ve Afganistan'a yaptiginin aynisidir. Bu da emperyalist zihniyetten baska bir sey degildir. Kendi icin de anti olarak gorunse ve algilansa bile.

Saygilarimla;
evrensel-insan

kemalistcan
18-10-2010, 00:20
Freddie
EDIT.

[COLOR=black]"[B][FONT=Verdana]Ben de devrim gerçekleştirdim. Ama Atatürk'ün yaptıklarını yapamazdım. Türkler sağdan sola doğru yazarken Harf Devrimi ile tam tersi yönde yazmaya başladı. Kıyafet Devrimi ve Medeni Kanun'la kadınlara getirilen statü çok önemliydi. Ona ve devrimlerine hayranım. Kendinize başka bir önder aramayın." diyen Fidel Castro Küba harekatında Atatürk'den ilham aldığını söylüyor.

http://www.haberturk.com/dunya/haber/56938-ataturkun-yaptiklarini-yapamazdim (http://www.haberturk.com/dunya/haber/56938-ataturkun-yaptiklarini-yapamazdim)


"Ben Çin'in Atatürk'üyüm" dedi Mao 1935'de ve 1948'den beri 8. ve 9. sınıf yakın tarih kitaplarında Türk devrimine yer verilmektedir Çin'de.

Sende ciddi anlamda hamızsızlık ve sapla samanı karıştırma durumu var.