PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Avutulan vicdanlar neye işaret?


Düşüngen
23-10-2010, 11:57
Çıkarcılık/bencillik mi vicdanı kandırır yoksa vicdan mı çıkarı/bencilliği kandırır.

Yoksa olması gerekenler oluyorda gerisi vicdan ve benliğin tatmin derdi midir??

Cezaevleri pişmanlık duyan, vicdan azabı çeken mahkumlarla dolu.
Pek çoğu sonradan çok pişman olacağı bir şey yapmıştır.
Kişi bilinçaltı, bilinçdışı süreçlerine hakim olamadığı gibi bu süreçlerinde pek farkında değildir.

Derinlerden bir emir gelir, bilinci örter ve gelen emiri uygulamaya geçilir zaten kişinin başka çıkar yolu kalmamıştır, o eylem artık onun zorunluluğudur. Bu eylem; bazen kırıcı bir söz , bazen tehlikeli bir düşünce, bazen cana/mala yönelik saldırı vs. olabilir.

Gerçekleşen eylemden sonra toplumsal/sosyal benliğimiz suçluluk duygusuyla acı çeker, içsel cezalandırma yaşanılır, vicdan azabı çekilir. Kişi bu eylemi nasıl yapabildiğini anlayamaz, böyle bir şey yaptığına inanamaz.
Sonra sıra acı çeken dolayısı ile yaşama uyumunun bozulmasına sebep olmaya başlayan vicdan azabını susturmaya gelir.

Ve kişi her zaman herkesin yaptığını yapar ve vicdanını kandırmaya başlar böylece toplumsal benliğin acı duyduğu bu sıkıntılı dönem atlatılmaya çalışılır.

Bu kandırma süreci büyük bir ustalılıkla yapılır, kişi bir şekilde haklı durumuna getirir kendisini, yaptığı eylemi akla ve vicdana uydurur. Bu yönde senaryolar kurulur önce bu senaryoların gerçekliğine kendisi inanır sonrada toplumunda inanması beklenilir.

Bir noktada kişi haklıdır çünkü o eylemi yaparken kontrol böbürlendiğimiz benliğimizin/irademizin elinde değildir. Bu karar yanılsama ürünü benliğimiz tarafından değil, arka plandaki beyin donanımımız tarafından alınmıştır. Zaten o yüzden suçu işleyebildiğine inanamaz. Bunun en güzel kanıtı mahkumların kendilerine "kader mahkumu" demeleridir.

Düşüngen
23-10-2010, 12:01
Kişi dış çevre etkilerinin yanı sıra, hormonlarının itkisi, içgüdü, dürtü gibi alt beyin bölümünün dayatmasıyla aldığı kararların pek farkında değildir.
Kendi kontrolünde olmadığı, anlayamadığı bu sürecin tanrının emriyle gerçekleşmiş olduğuna inanır haklı olarak.

Ya da şeytana uyduğunu, şeytanın kendisini kandırdığını düşünür dolayısıyla kişi suçsuzdur, çünkü eylem sırasında orada değildir, kararı kendi irasdesiyle almamıştır yoksa neden pişman olsun ki?

Peki bu pişman olacağımız suçu işlerken biz neredeyiz???

Hatta hakimler ceza vermeden önce ceza ehliyeti olup olmadığının araştırılmasını isterler, bilincinin ne kadar normal düzeyde olduğunu öğrenmek isterler. Kişi hasta ise ceza bile vermezler..

Bazılarımızın vicdanı çok temizdir sebebi ise; Onu hiç kullanmamış olmaları olabilir:yo:.

Bazılarımızda hakikaten o kadar dürüsttür ki; Felekten bir gece bile çalmamışlardır:angel:.

Vicdanlı ya da vicdansız fark etmez, isteyen arkadaşlar konuya yeni açılımlar getirebilirler..

Sevgiler...

Corpse Bride
30-04-2011, 12:04
herşeyi yapabileceğine inanan (zarar verme adına) kişinin, yol arkadaşının(ona iyi ve kötüyü yada kendisinin diğerlerinden üstün olmadığını anlatan anımsatan) olmaması yada seçtiği yolda ona eşlik edenlerin de aynı mantıkta olmasının o eylemlerde kişinin kendisini haklı görmesinde etkisi büyük.

dark screams
03-08-2011, 18:33
kader İslamda anlaşılması zor olan konulardan bi tanesidir bence. ve maalesef bizim cahil İslam toplumumuz sayesinde daha da karmaşık yapı haline dönüşmekte. kader anlayışını anlatmak için bi örnek:

bizler teknolojik gelişmeler neticesinde ay ve güneş tutulmasını dkikasına kadar biliyoruz değil mi hem de önceden ama biz bilsekde bilmesek de güneş yada ay tutulacak değil mi işte Allahın bizim gelecekte yapacaklarımızı bilmesi de böyle bi olay

ve yapdıklarımız da bizim kaderimizdir.

yani anlatmaya çalıştığım şey şu ki yapdıklarımızdan sonra vicdanımızı rahatlatmak için kaderde varmış demek baya bi saçama bir şeydir