Orijinalini görmek için tıklayınız : Dinazorların bu kadar hızlı evrimleşmesinin sebebi nedir ?
Bir anda ortaya çıkıp,bir anda yok olmuşlar.Acaba sebebi nedir bunun.Bir anda dememin manası diğer canlılara oranla çok daha hızlı evrilmişler.
Hiç bir canlı bir anda ortaya çıkıp bir anda kaybolmaz. Dinozorlar 390 milyon yıl önceki anfibilerden türemişlerdir. İlk reptiller de bu koldandır. Sürüngen camiası bir çok dala ayrılarak evrilmiştir. Kuşlar ve memeliler de dinozorların içinde bulunduğu sürüngen gruplarından türemiştir.
Kertenkele, timsah, kaplumbağa, yılan vs gibi tüm canlılar bu grubun bir üyesidir. Evrimde her tür kendi içinde farklı yönlere evrilen gruplar oluşturur. Dolayısıyla aslında bir türün tamamen yokolduğunu görmeyiz. Sadece atasal gruplar zaman içinde yokolup farklı türlerde genetik miras bırakabilirler.
Dinozorlar diye tabir ettiğin sanırım reptil grubu. 390 milyon-65 milyon yıllık bir dönemde hüküm sürmüşlerdir. Dolayısıyla çok da kısa bir süre sayılmaz. BU süreç içinde oldukça fazla çeşitililik arzeden varyeteler, alt türler ve türler oluşmuştur.
Kuşlar da dinozorların theropod sınfının devamı niteliğindedir. Therapsidler ise memelilerin ön grubunu oluşturur. Dolayısıyla memeliler de dinozorların içinden evrilmiştir.
Şu an neslini sürdüren tek dinozor grubu kuşlardır.
EL_AkSa_ŞeHidLeRi
07-11-2010, 18:45
Kuşlar da dinozorların theropod sınfının devamı niteliğindedir. Therapsidler ise memelilerin ön grubunu oluşturur. Dolayısıyla memeliler de dinozorların içinden evrilmiştir.
Şu an neslini sürdüren tek dinozor grubu kuşlardır.
dinozorlar nasıl kanatlanıp uçmuşlar?
ya zoolojik big bang te denilen Kambriyen Patlaması?
Dinozorlar kanatlanıp uçmadı. Kanat ön koldur. Kanat koldur. Bildiğimiz ön kol yani.
Dinozorların hepsi uçmadı. İçlerinden Theropod denilen, kolları bedenlerine göre daha büyük olan ve bedenleri ufak olan bir tür uçma eylemini geliştirdi.
Bu nasıl oldu????
Theropodların ilk atalarında tüyler ısı yalıtımı, cinsel seçilim ve denge unsuru olarak bulunuyordu. Bu türün avcılık eyleminde kolların yoğun kullanımı görülüyor. Büyük bir ihtimalle böcek yakalamak için ön kollarını yerden belli bi süre havalanabilecek şekilde çırpabiliyorlardı. Canlının tüm gün bu uğraş içinde olduğunu düşünürsek bu yeteneğin zaman içinde daha da fazla havalanabilen ve daha iyi av yakalayabilen bireylere doğru evrilmesi kaçınılmazdır. Ayrıca uçma eylemi öncelikle kısa süreli süzülmelerle başlamıştır. Muhtemelen düşmanlardan korunmak amacıyla yüksek ağaçlar ve kayalık bölgeleri tercih ettiler. Kuşlar bu theropodların torunudur.
Ön kollarıyla daha uzun süre süzülebilen canlılara kuş diyoruz. Bunlar bildiğin dinozordur aslında. Ama dinozorların bir türüdür. Mesela tavuk kuş değildir. Reptildir. Başka bir türdür. Hindi, devekuşu, kivi, moa vs bunlar da dinozordur. Kuş diyen biziz bunlara. Yol hepsinin tüylerini bildiğin dinozoru görürsün zaten.
Kambriyen ise patlama değildir. 25 milyon yıllık bir süreci kapsar. O dönemde sadece bugünkü canlıların vücut formlarının başlangıç aşamalarını görürüz. Bu dönemin Devonien kısmındaki ilk omurgalılar bize giden sürecin ilk kısmını kapsayan devonien in zırhlı balıklarıdır. Bunlar yumurtlama bölgelerine ulaşmak için küçük kara köprülerinden geçerlermiş. Mevzu burdan başlıyor. İlkin böcekler karaya çıktı sonra bu devonien in balıkları. İşte anfibi denilen canlı burda meydana gelir.
Saygılar
SonAkbaba
07-11-2010, 20:44
Sevgili Taylan74 ben de kafamdaki bir soruyu sormak istiyorum. Bilgin varsa ve aydınlatırsan sevinirim.
Şimdi sibiryada bulunmuş soğukta korunmuş bir mamut var. Kopyalanan koyun Doly gibi bu mamutun da genlerinden bir kopya dişi bir filin rahmine yerleştirilerek mamutun doğumu gerçekleştirilebilir mi ? Aynı şekilde bir dinozorun da kopyalanması mümkün mü ? yoksa bunlar biraz bilim kurguya mı kaçıyor bilginiz var mı ? Belki de gizli olarak araştırmalar sürdürülüyor olabilir.
Sayın Protoss, mamutun soğukta nasıl korunmuş olduğuna bağlı. Acaba donmuş bedenden sağlıklı bir DNA parçası alınabilir mi? Ya da DNA bugüne kadar kopyalanabilecek bir konumda korunagelmiş olabilir mi? Ayrıca bir file aşılansa dahi mamut fil karışımı melez bir tür elde edilir. Çünkü saf bir mamut üretmek bu yolla pek mümkün görünmüyor. İşin kimyasal kısmını AERA üstadımız açılayabilir.
Dinozorun kopyalanması ise tamamen bilim kurgu olacaktır. Bir T-Rex'in bugün yaşayabilmesi mümkün değil. Çünkü onu yumurtlayacak kadar geniş rahme sahip bir sürüngen yok ortalarda.
Konu ile ilgili çok fazla bilgim yok. Bu kısmı moleküler biyoloji ve genetik bilen arkadaşlar detaylı şekilde cevaplayacaktır.
Sevgili Taylan74 ben de kafamdaki bir soruyu sormak istiyorum. Bilgin varsa ve aydınlatırsan sevinirim.
Şimdi sibiryada bulunmuş soğukta korunmuş bir mamut var. Kopyalanan koyun Doly gibi bu mamutun da genlerinden bir kopya dişi bir filin rahmine yerleştirilerek mamutun doğumu gerçekleştirilebilir mi ? Aynı şekilde bir dinozorun da kopyalanması mümkün mü ? yoksa bunlar biraz bilim kurguya mı kaçıyor bilginiz var mı ? Belki de gizli olarak araştırmalar sürdürülüyor olabilir.
Değerli Protoss Dostum ;
Bahsettiğiniz mamut Moğol Tungalarında bulunan yavru bir mamut olsa gerek. National Geographic de izlemiştim ve bende merak etmiştim. Lakin konunun uzmanı şahıs mamuttan dekompoze olmamış bir DNA bulunup alınsa bile, bir mamut rahmindeki döllenmiş yumurtanın DNAsı ile değiştirilmedikçe, bu klonlama işinin olamayacağını anlatmıştı. Ne yazık ki ortada yumurtası döllenmiş bir mamut yok. Hal böyle iken o DNA bulunsa da işe yaramaz.
T-Rex hususunda Taylan74 dostum haklıdır. Ortada ne T-rex kaldı, nede o büyüklükte bir yumurta yumurtlayacak canlı. Kaldı ki herhangi bir dinazorun bozulmamış (dekompoze olmamış) bir DNAsı da yok sanırsam.
Esen Kalınız.
Kemaloğlu
08-11-2010, 00:07
T-Rex hususunda Taylan74 dostum haklıdır. Ortada ne T-rex kaldı, nede o büyüklükte bir yumurta yumurtlayacak canlı. Kaldı ki herhangi bir dinazorun bozulmamış (dekompoze olmamış) bir DNAsı da yok sanırsam.
Sayın aera
öğrenmek için soruyorum
kopyalama konusunda
teknoloji ne durumda bilmiyorum
x insanının DNA sı alınsa ve kopyalansa
kopyalanan benzerlik olarak aynen x gibimi olur
eğer böyle olursa tarihte yaşamış kişileride aynen kopyalamak mümkün mü
Sayın aera
öğrenmek için soruyorum kopyalama konusunda teknoloji ne durumda bilmiyorum.. x insanının DNA sı alınsa ve kopyalansa kopyalanan benzerlik olarak aynen x gibimi olur eğer böyle olursa tarihte yaşamış kişileride aynen kopyalamak mümkün mü
Değerli dostum kemaloğlu ;
Kopyalamanın temelinde hamile bir bireyde (dişide) var olan yumurta içindeki DNA nın değiştirilmesi söz konusu.
X : Herhangi bir birey
A : Bir erkek birey
B : Bir dişi birey
Bu noktada, herhangi bir X bireyinin DNA'sı B dişi bireyinde ki A kişisince döllenmiş yumurtaya enjekte edilirse, sadece X kişisi kopyalanır. A değiştirilen yumurtayı döller, B değiştirilen yumurtayı taşır. Ortaya çıkan sadece X kişisinin klonu olur.
Görüldüğü üzere, döllenmiş bir yumurtaya ve X kişisi ile aynı türe sahip bireylere (A-B) ihtiyaç halen var.
Bu metot ile tarihte yaşamış birini aynen kopyalarsınız. Ama unutmayın yeni bireyin DNA kodu ve dış görünüşü eskisine benzer. Başka hiç bir şeyi değil. Kaldı ki dış görünüş bile çevresel etmenlerle değiştirilebilir (beslenme alışkanlıkları mesela). Birde kalıtımsal bozuklukları varsa yenisine aynen geçer.
"Bu neye yarar?" derseniz eğer, kalıtımsal hastalıkların DNA üzerindeki yerlerinin belirlenmesini sağlar. Sürekli belirli kodları değiştirilen canlılar klonlar ve uygun değişimin (hastalığın yok olduğu) gerçekleştiği DNA yı, zararlı olan ile kıyaslarsınız.
Bende bu kadar biliyorum :couch2:
Esen Kalınız.
Kemaloğlu
08-11-2010, 00:34
Değerli dostum kemaloğlu ;
Kopyalamanın temelinde hamile bir bireyde (dişide) var olan yumurta içindeki DNA nın değiştirilmesi söz konusu.
X : Herhangi bir birey
A : Bir erkek birey
B : Bir dişi birey
Bu noktada, herhangi bir X bireyinin DNA'sı B dişi bireyinde ki A kişisince döllenmiş yumurtaya enjekte edilirse, sadece X kişisi kopyalanır. A değiştirilen yumurtayı döller, B değiştirilen yumurtayı taşır. Ortaya çıkan sadece X kişisinin klonu olur.
Görüldüğü üzere, döllenmiş bir yumurtaya ve X kişisi ile aynı türe sahip bireylere (A-B) ihtiyaç halen var.
Bu metot ile tarihte yaşamış birini aynen kopyalarsınız. Ama unutmayın yeni bireyin DNA kodu ve dış görünüşü eskisine benzer. Başka hiç bir şeyi değil. Kaldı ki dış görünüş bile çevresel etmenlerle değiştirilebilir (beslenme alışkanlıkları mesela). Birde kalıtımsal bozuklukları varsa yenisine aynen geçer.
"Bu neye yarar?" derseniz eğer, kalıtımsal hastalıkların DNA üzerindeki yerlerinin belirlenmesini sağlar. Sürekli belirli kodları değiştirilen canlılar klonlar ve uygun değişimin (hastalığın yok olduğu) gerçekleştiği DNA yı, zararlı olan ile kıyaslarsınız.
Bende bu kadar biliyorum :couch2:
Esen Kalınız.
teşekkür ederim aera
hayal olduğunu bilmesem insanların tepkilerini bilmesem
peygamberi görmeyi ne çok isterdim
teşekkür ederim aera
hayal olduğunu bilmesem insanların tepkilerini bilmesem
peygamberi görmeyi ne çok isterdim
Değerli dostum kemaloğlu ;
Öncelikle rica ederim.
Hemen ardından, inandığınız teolojide zaten inanç esasları dahilinde bir hayat sürerseniz Peygamberi görme şansınız (şans değil aslında hakkınız) olacaktır değil mi?
Hal böyle iken, Dünya üzerinde dürüst ve iyi niyetli bir hayat yaşamanızı ayrıca haklı olanın "siz" olmanızı dilerim, ki isteğiniz yerine gelsin.
Esen Kalınız.
EL_AkSa_ŞeHidLeRi
08-11-2010, 02:37
Theropodların ilk atalarında tüyler ısı yalıtımı, cinsel seçilim ve denge unsuru olarak bulunuyordu. Bu türün avcılık eyleminde kolların yoğun kullanımı görülüyor. Büyük bir ihtimalle böcek yakalamak için ön kollarını yerden belli bi süre havalanabilecek şekilde çırpabiliyorlardı. Canlının tüm gün bu uğraş içinde olduğunu düşünürsek bu yeteneğin zaman içinde daha da fazla havalanabilen ve daha iyi av yakalayabilen bireylere doğru evrilmesi kaçınılmazdır. Ayrıca uçma eylemi öncelikle kısa süreli süzülmelerle başlamıştır. Muhtemelen düşmanlardan korunmak amacıyla yüksek ağaçlar ve kayalık bölgeleri tercih ettiler. Kuşlar bu theropodların torunudur.
Saygılar
sayın taylan74, peki bilinci olmayan bir evrimin hedefi olabilir mi? dinozorun avını daha iyi yakalayabilmesi tamda gerekli olan kanatlar rastgele mi ortaya çıkmıştır, asırlardır Afrika da aslanlardan kaçan sığırların ilerde bir gün çita kadar hızlı koşması yada varlığının başlangıcından beri denizlerde yüzen insanlığın suda nefes alması da kaçınılmaz şeylermidir..
sayın taylan74, peki bilinci olmayan bir evrimin hedefi olabilir mi?
Evrim bir kavramdır. Bilinci olamaz zaten. Bakınız matematikte "İntegral", ister tek katlı olsun, ister çift katlı, ister logaritmik olsun ister trigonometrik... Bir bilinci yoktur.
Bilinci olmayan bu İntegral neye yarar ya, bir hedefi olabilir mi?
Şehir içi trafik sinyalizasyonlarının zaman modüllerinden, uzaya atılacak uydunun hız denklemine, hatta karenin alanı olan a2 (a kare) ye kadar herşey integral ile hesaplanır. (Karenin alan formülü aslında, kareyi oluşturacak olan matematiksel fonksiyonun integre edilmesi ile bulunur.) Sayısal zekadan yoksun bir insan için tam bir baş belasıdır, lakin olmazsa olmazdır.
asırlardır Afrika da aslanlardan kaçan sığırların ilerde bir gün çita kadar hızlı koşması
Bu sığırlar Çita'dan daha hızlı koşsalardı Çita aç kalırdı zaten. Ama gel görki sığırların kendi içlerinde daha yavaş koşanları Çitaya av olmuyor mu? Veyahut Çitaların içinde daha hızlı koşanın avını yakalama şansı hali ile hayatta kalma şansı daha fazla değil mi?
yada varlığının başlangıcından beri denizlerde yüzen insanlığın suda nefes alması da kaçınılmaz şeylermidir..
Bunu bilemeyeceğim işte. Bir dene. Gir suya, içerde senin gibi birini bul, üre, nesillerce denizde yaşa. Sonuçları binlerce yıl sonra ileriki jenerasyonlarından birisi burada paylaşsın :)... Bu kadar kolay :)
sayın taylan74, peki bilinci olmayan bir evrimin hedefi olabilir mi? dinozorun avını daha iyi yakalayabilmesi tamda gerekli olan kanatlar rastgele mi ortaya çıkmıştır, asırlardır Afrika da aslanlardan kaçan sığırların ilerde bir gün çita kadar hızlı koşması yada varlığının başlangıcından beri denizlerde yüzen insanlığın suda nefes alması da kaçınılmaz şeylermidir..
Sayın şehit, evrimin hedefi en uyumlu olanın hayatta kalmasıdır. Bundan başka bir hedef yoktur. Yani en süper koşan çitayı, ya da en yüksekten uçan kartalı yaratıcam diye uğraşmaz. Tüm bunlar bir süreç içinde çevre ile adaptasyonun zorunlu sonucu olarak gerçekleşir. Şu an için en hızlı koşan çita aslında en iyi uyumu sağlamış çitadır. Evrimde kararlı strateji diye bir şey vardır. Bu kaçıp kovalamaca geyik ya da çita ışık hızına varana dek sürmez elbette :D
Kanat koldur sayın şehit. Kol ve bacaklar T biçimli vücut planımızın birer üyesi olarak 400 milyon yılı aşkındır varlar. Theropodların ön kollarının bir çok işlev için kullanıldığını söyledik. Isı yalıtımı, denge vs. Bunlardan biri de avlanmada sağladığı kolaylık. Canlı avlansın diye kanat oluşmuş değildir. Kanat, yani tüylerle kaplı bir ön kol, theropodların karakteristik özelliklerindendir. Tekrar belirtelim sadece avlanma için kullanılmaz. Biz nası ellerimizi sadece yazı yazmak için kullanmıyorsak onlar için de aynısı geçerli.
Uçma ise tüm bu olayların sonunda ek bir getiri olarak ortaya çıkıyor. Tekrar belirtelim bir hedef söz konusu değil. Ama burdan geriye bakınca bir hedef varmış gibi görünüyor. İnsani yargılarla bakmamak gerek.
Dünyanın büyük bir bölümünü sularla kaplayacak olan büyük bir doğal felaket sonucu, yaşanacak bir kara parçası bulamayacak olan, hayatta kalmış bazı insan grupları, suni adalar meydana getirerek yeni bir yaşam biçimi meydana getirebilirler. Bu yapay adalarda en iyi yüzebilenler hayatta kalacaktır. Çünkü ani bir fırtına veya başka felaketlere göğüs gerebilmek için en iyi yüzücüler seçilecektir. Bu insanların nasıl olur bilmem ama bugünkü insanlardan çok daha fazla denize adapte olmuş bir beden yapıları olacaktır. Milyonlarca yıl nesillerini sürdürebilirlerse balinaların başına gelenlerin benzeri bu insanların başına da gelebilir. Balık insanlar oluşabilir. Yokolmak yerine böyle bir adaptasyon onların hayatta kalmasını sağlayabilir.
Saygılar
EL_AkSa_ŞeHidLeRi
08-11-2010, 21:27
Bu sığırlar Çita'dan daha hızlı koşsalardı Çita aç kalırdı zaten. Ama gel görki sığırların kendi içlerinde daha yavaş koşanları Çitaya av olmuyor mu? Veyahut Çitaların içinde daha hızlı koşanın avını yakalama şansı hali ile hayatta kalma şansı daha fazla değil mi?
tabi ki, sığırları çitadan kurtarmak için ekstra kas sistemiyle daha hızlı koşturur evrim, tabi evrimin bide çita boyutu vardır hızlanan sığırlara yetişmek için ekstra kas sistemleri hemen devreye girer, bu kısırdöngü de olan hep sığıra olur:bounce:
http://okubeni.com/files/felsefe-794746.JPG
Bunu bilemeyeceğim işte. Bir dene. Gir suya, içerde senin gibi birini bul, üre, nesillerce denizde yaşa. Sonuçları binlerce yıl sonra ileriki jenerasyonlarından birisi burada paylaşsın :)... Bu kadar kolay :)
aynı kombinasyonu denizden çıkıp ormana yerleşen balıklar içinde kurgula bakalım, eminim kendine Komedi Dükkanı için iyi bir skeç çıkartacaksındır..
EL_AkSa_ŞeHidLeRi
08-11-2010, 21:34
sayın taylan74, peki bilinci olmayan bir evrimin hedefi olabilir mi? dinozorun avını daha iyi yakalayabilmesi tamda gerekli olan kanatlar rastgele mi ortaya çıkmıştır, asırlardır Afrika da aslanlardan kaçan sığırların ilerde bir gün çita kadar hızlı koşması yada varlığının başlangıcından beri denizlerde yüzen insanlığın suda nefes alması da kaçınılmaz şeylermidir..
Sayın şehit, evrimin hedefi en uyumlu olanın hayatta kalmasıdır. Bundan başka bir hedef yoktur. Yani en süper koşan çitayı, ya da en yüksekten uçan kartalı yaratıcam diye uğraşmaz. Tüm bunlar bir süreç içinde çevre ile adaptasyonun zorunlu sonucu olarak gerçekleşir. Şu an için en hızlı koşan çita aslında en iyi uyumu sağlamış çitadır. Evrimde kararlı strateji diye bir şey vardır. Bu kaçıp kovalamaca geyik ya da çita ışık hızına varana dek sürmez elbette :D
Kanat koldur sayın şehit. Kol ve bacaklar T biçimli vücut planımızın birer üyesi olarak 400 milyon yılı aşkındır varlar. Theropodların ön kollarının bir çok işlev için kullanıldığını söyledik. Isı yalıtımı, denge vs. Bunlardan biri de avlanmada sağladığı kolaylık. Canlı avlansın diye kanat oluşmuş değildir. Kanat, yani tüylerle kaplı bir ön kol, theropodların karakteristik özelliklerindendir. Tekrar belirtelim sadece avlanma için kullanılmaz. Biz nası ellerimizi sadece yazı yazmak için kullanmıyorsak onlar için de aynısı geçerli.
Uçma ise tüm bu olayların sonunda ek bir getiri olarak ortaya çıkıyor. Tekrar belirtelim bir hedef söz konusu değil. Ama burdan geriye bakınca bir hedef varmış gibi görünüyor. İnsani yargılarla bakmamak gerek.
Dünyanın büyük bir bölümünü sularla kaplayacak olan büyük bir doğal felaket sonucu, yaşanacak bir kara parçası bulamayacak olan, hayatta kalmış bazı insan grupları, suni adalar meydana getirerek yeni bir yaşam biçimi meydana getirebilirler. Bu yapay adalarda en iyi yüzebilenler hayatta kalacaktır. Çünkü ani bir fırtına veya başka felaketlere göğüs gerebilmek için en iyi yüzücüler seçilecektir. Bu insanların nasıl olur bilmem ama bugünkü insanlardan çok daha fazla denize adapte olmuş bir beden yapıları olacaktır. Milyonlarca yıl nesillerini sürdürebilirlerse balinaların başına gelenlerin benzeri bu insanların başına da gelebilir. Balık insanlar oluşabilir. Yokolmak yerine böyle bir adaptasyon onların hayatta kalmasını sağlayabilir.
Saygılar
değerli açıklamalarınız için teşekkürler sayın taylan74..
Komedi olan bilgi sahibi olmadan ahkam kesmeniz. Dusunce tarziniz; bizim ilahimiz kuran, sizinki evrim teorisi seklinde. Bir silkinemiyorsunuz ki gercegi gorebilesiniz.
Bizler dinozorlar evrimlesip devekusu, hindi oldu deyince, sanki abrakadabra hop dedi evrim ve oldu dedigimizi zannediyorsunuz. Cunku size ogretilen, beyninize naksedilen, hop dedi oldu masali. Milyonlarca yillik sureyi idrak edemiyorsunuz bile.
tabi ki, sığırları çitadan kurtarmak için ekstra kas sistemiyle daha hızlı koşturur evrim, tabi evrimin bide çita boyutu vardır hızlanan sığırlara yetişmek için ekstra kas sistemleri hemen devreye girer, bu kısırdöngü de olan hep sığıra olur:bounce:
Koşturamayacağını biliyormusunuz?
Hep istemişimdir sizden de herhangi bir konuya bir tek açıklama gelsin ama...
Karikatürü beğendim :)
aynı kombinasyonu denizden çıkıp ormana yerleşen balıklar içinde kurgula bakalım, eminim kendine Komedi Dükkanı için iyi bir skeç çıkartacaksındır..
Evladım beni ne gerer... Arayış içinde olan sizsiniz? Skeçinizde hazır : "Çamur Deryası"... :)
ÇİTA Deyip Geçmeyelim......)
"Hız soylusu" unvanını kim taşır?
Kısa mesafelerde dünyanın en hızlı koşan hayvanı, çita.
Her çitanın kendine has bir benekli deseni vardır—dolayısıyla “çilli gövde” anlamına gelen Çita ismi Sanskritçe kökenlidir.
Bazısı ilk bakışta, bu kedi sanki sırf bacakmış gibi görünüyor der. Başkaları sırtının sarktığı ve başının çok küçük olduğu gözleminde bulunur. Çitayı ayrıcalıklı yapan da bu özellikleridir Uzun arka bacakların sağladığı kaldırma gücü çitanın güzel yürümesini ve zarafetle koşmasını mümkün kılar. Ve bu hayvan gerçekten çok hızlı koşar. Hareketsiz bir durumdan birkaç saniye içinde saatte 110 kilometreye erişir.
Yüksek hızlar için çita çok iyi biçimde tasarımlanmıştır. Hafif iskeletinde, bir yay gibi sarılıp açılabilen olağanüstü esnek bir belkemiği vardır. Çita, daha doğuştan derin bir göğüs, büyük akciğerler, güçlü bir kalp, dengeyi sağlayan bir kuyruk ve hızlı nefes almaya elverişli büyük burun delikleri ile donatılmıştır—ki bunların hepsi hayvanın eşsiz süratine katkıda bulunur. Bununla birlikte, çitanın enerji patlaması kısa sürelidir. Tam hızla sadece 400 metre gittikten sonra soğumak için durmalıdır.
Çitalar, genellikle, insanlar için bir tehdit oluşturmazlar. Yıllardır çita yetiştiren Ann van Dyk The Cheetahs of De Wildt adlı kitabında şöyle yazıyor:
“Besleme işi bittikten sonra, akşam karanlığından önceki az bir zamanı kedi ailemle geçirmeyi seviyordum. Aramızda bir güven duygusu gelişmişti ve her ne kadar evcil olmasalar da bana zarar vermeyeceklerini biliyordum.”
Ancak insanlar çitalara her zaman pek iyi davranmadılar. Örneğin Afrika’daki avcılar onun olağanüstü postuna göz diktiler ve insan yerleşimleri, çitanın koşabileceği alanı sınırladı. Bu çita nüfusunu büyük ölçüde azalttı. Bir zamanlar çok fazla olduğu Hindistan’da, 1952 yılında çitanın soyu tükendi.
Akdeniz’in doğusunda sınırı bulunan bazı ülkelerde de bu hayvanlar artık bulunmuyor.
Anlayacağınız bu ve diğer bir çok hayvanın soyu tükenmek üzere..... Bu süreç için öyle milyonlarca yıl falan beklemeye gerek yok......
Samimi görünen tüm sembolik çabalara rağmen ne yazık ki gerçek bu.
Doğayı korumak sadece insanoğluna kalacaksa nereye gittiğimiz apaçık belli...
YOK OLUŞ..!
Çok şükür ki, Tanrı elinin eseri olan canlıların evrenden tamamen yok olmasına izin vermeyecek..
Kuracağı yeryüzü Cennetinde hayvanlar artık açgözlü insanlar tarafından tehdit edilmeyecekler! (İşaya 11:6-9)
Belki o zaman, harikulade tasarımlanmış, hız soylusu çitayı görme ayrıcalığına sahip olacağız.
Saygılarımla
ÇİTA Deyip Geçmeyelim......)
"Hız soylusu" unvanını kim taşır?
Kısa mesafelerde dünyanın en hızlı koşan hayvanı, çita.
Her çitanın kendine has bir benekli deseni vardır—dolayısıyla “çilli gövde” anlamına gelen Çita ismi Sanskritçe kökenlidir.
Bazısı ilk bakışta, bu kedi sanki sırf bacakmış gibi görünüyor der. Başkaları sırtının sarktığı ve başının çok küçük olduğu gözleminde bulunur. Çitayı ayrıcalıklı yapan da bu özellikleridir Uzun arka bacakların sağladığı kaldırma gücü çitanın güzel yürümesini ve zarafetle koşmasını mümkün kılar. Ve bu hayvan gerçekten çok hızlı koşar. Hareketsiz bir durumdan birkaç saniye içinde saatte 110 kilometreye erişir.
Yüksek hızlar için çita çok iyi biçimde tasarımlanmıştır. Hafif iskeletinde, bir yay gibi sarılıp açılabilen olağanüstü esnek bir belkemiği vardır. Çita, daha doğuştan derin bir göğüs, büyük akciğerler, güçlü bir kalp, dengeyi sağlayan bir kuyruk ve hızlı nefes almaya elverişli büyük burun delikleri ile donatılmıştır—ki bunların hepsi hayvanın eşsiz süratine katkıda bulunur. Bununla birlikte, çitanın enerji patlaması kısa sürelidir. Tam hızla sadece 400 metre gittikten sonra soğumak için durmalıdır.
Çitalar, genellikle, insanlar için bir tehdit oluşturmazlar. Yıllardır çita yetiştiren Ann van Dyk The Cheetahs of De Wildt adlı kitabında şöyle yazıyor:
“Besleme işi bittikten sonra, akşam karanlığından önceki az bir zamanı kedi ailemle geçirmeyi seviyordum. Aramızda bir güven duygusu gelişmişti ve her ne kadar evcil olmasalar da bana zarar vermeyeceklerini biliyordum.”
Ancak insanlar çitalara her zaman pek iyi davranmadılar. Örneğin Afrika’daki avcılar onun olağanüstü postuna göz diktiler ve insan yerleşimleri, çitanın koşabileceği alanı sınırladı. Bu çita nüfusunu büyük ölçüde azalttı. Bir zamanlar çok fazla olduğu Hindistan’da, 1952 yılında çitanın soyu tükendi.
Akdeniz’in doğusunda sınırı bulunan bazı ülkelerde de bu hayvanlar artık bulunmuyor.
Anlayacağınız bu ve diğer bir çok hayvanın soyu tükenmek üzere..... Bu süreç için öyle milyonlarca yıl falan beklemeye gerek yok......
Samimi görünen tüm sembolik çabalara rağmen ne yazık ki gerçek bu.
Doğayı korumak sadece insanoğluna kalacaksa nereye gittiğimiz apaçık belli...
YOK OLUŞ..!
Çok şükür ki, Tanrı elinin eseri olan canlıların evrenden tamamen yok olmasına izin vermeyecek..
Kuracağı yeryüzü Cennetinde hayvanlar artık açgözlü insanlar tarafından tehdit edilmeyecekler! (İşaya 11:6-9)
Belki o zaman, harikulade tasarımlanmış, hız soylusu çitayı görme ayrıcalığına sahip olacağız.
Saygılarımla
Şaka mı bu insanoğlu yeryüzünde kaçyıldır var, dünya kaçyıldır var bunları öğrenin önce. Saplntılarınızdan kurtulmak bu kadar zor olmamalı. Aç gözlü olan sadece insanlar değildir. Bütün canlılar kendi varlığını idame ettirmek için beyninin elverdiği müddetçe beslenmeye çalşır ve ürerler.
milyonlarca yıl önce yaşayan kısayüzlü ayı günde 1000 kg a yakın et yiyordu. Neden bu kadar aç gözlüydü. neden kimse engel olamıyordu. Çünkü o çağda ona kimse engel olamıyordu. T-rex lere ve megalodonlara olduğu gibi. Şu andada insanoğlu dünyada egemen. Tabiki insanoğlunun farkı beyninin iyi çalışması. Ama sonuçta her hayvan gibi insanda ilk önce kendini düşünür. Gen bencildir.
milyonlarca yıl önce yaşayan kısayüzlü ayı günde 1000 kg a yakın et yiyordu. .
Sayın axial, ne işkembe varmış hayvanda... :)
İyiki de nesli tükenmiş... Yoksa her gün 15 insan telef olurdu.
Anlaşılan, devletlerin ta o zaman başlayan kemer sıkma politikaları sonucu olsa gerek zamanla canlılar da mideleri de ufaldı sanırım..... :(
Şimdi ufak ufak atıyoruz bakın, kuşlara rahatlıkla yetiyor.
Saygılarımla
hürkus sence cennette dinazorlar da olacak mı???
olur kesin,
zeki mürende bizi görecek mi?
darkofdeath
29-12-2010, 04:25
dinazorların yok olmasını iklim değişikliğine bağlıyorum şahsen.o dönemde karbondioksit oranı artmış ve bununla birlikte sıcaklık üst düzeye ulaşmış diye hatırlıyorum.
aşağıdaki yazı da dikkat çekici
http://evrimcaliskanlari.org/blog/2010/12/dinazorlar-yokolduktan-sonra-memeliler-nasil-devlesti/