PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Başbakana Mektup


Jolly Jocker
12-12-2010, 01:03
Başbakan,

Evet sana hitap ederken senin başbakanlık sıfatının önüne 'sayın' ibaresi koymadan mektubuma başlıyorum. Böylece bunu bahane ederek mektubun içeriğini es geçip benim ne kadar da saygısız olduğum üzerinden üste çıkmaya çalışabilirsin! Zira ben, makam ve mevkilerine dayanarak saygı bekleyen, başkalarına tepeden bakan senin gibi patolojik vakalara saygı duymayı reddeden bir ideolojik görüşe sahibim. Bu yüzden beni ve ideolojimi rahatlıkla 'marjinal' de ilan edebilirsin.

Bizlerin yumurta atmamız yerine seni dinlememizi, o zaman senin de bizi dinleyeceğini sana bağlı medyanın bülbülleri yazıp duruyor. Oysa o gün yapmak istediğimiz tam da buydu. Rektörleri karşında süt dökmüş kediye döndürmüşken, senin karşına geçip fikrini aslanlar gibi söyleyen insanlar olmak istiyorduk. Ama sen kafamızda cop kırdırmayı, karnımızdaki bebeği tekmeletmeyi, karakolda işkence etmeyi seçtin. Sonra da, bebeğini kaybetmiş yoldaşımız hakkında bile tek laf etmeden, ''Polis görevini yapıyor!'' diyebildin. O an gördüm ki, polislerdeki sağcı ideolojik nefret aynen sende de var. Hepiniz bu kin ideolojisinin ve ''eski sağ-sol çatışması gene mi başlayacak'' paranoyasının esirisiniz.

Bu olayda senin besleme medyanın onca yılda üzerine attığı tüm demokratlık cilası dökülüverdi. Ama senin derdinin anne karnında tekmalanan bebekler, insan hakları, demokratik özgürlükler v.s. değil, medyanın bizim uğradığımız zulme de yer vermesiyle senin partinin demokrasi cilasının dökülmesine duyduğun öfkeden ibaret olduğu anlaşılıyor. Zira kendi şiddetine medyayı ve üniversite yönetimlerini de ortak etmeyi istiyor, onları bizim uğradığımız zulme sessiz kalmaya çağırıyorsun. Herkesi açık açık insan hakları ihlallerine kayıtsız kalmakta kendine ortak olmaya çağırıyorsun!

Yapabildiğin tek şey, insanlara açıktan baskı yaparken hala demokrasi nutukları atma yüzsüzlüğü oluyor. Senin sayende anlıyoruz ki, faşizmin bile bir etiği varmış! Eskinin faşistleri en azından ne mal olduklarını kabul ederdi; ama senin gibi, doğmamış bebeklerin tekmelenmesini bile haklı bulanların hala demokrat maskesi takabiliyor olması, sende vicdan ve merhametin yanı sıra en küçük bir etik duygusunun bile olmadığını gösteriyor başbakan!

Senin medyadaki beslemelerin, kendi köşelerinden bizi 'patolojik vaka' ilan ediyorlar. Onca zulmüne rağmen polise laf etmiyorlar da, buna tepki olarak yumurta atan bizleri 'psikopat' ilan ediyorlar! Yüzsüzlük, vicdansızlık, nefret ve kudurmuşluk hat safhada! Konser basıp içki içenleri kovalayan 'alperen' faşistlerinin 'demokratik tepki verdiklerini' söyleyen aynı medya, bizde suç bulabiliyor! Resim sergisindeki insanları linç etmeye kalkanlara 'münferit' diyen medya, 'üç beş öğrenci' dediklerinin yumurtası üzerinden bütün bir sosyalist ideolojiyi karalayabiliyor. Üniversite kapılarında tek tip baş örtüsüyle şov yapanların destekçileri, bizim eylemlerimizde tek tip elbise giydiğimizden söz edebiliyor. Utanma duygusu da bir kenara itiliyor.

''Bugün yumurta atanlar yarın taş atar, sonra da silah atar'' deyip bizlerin 'illegal örgüt' taşeronu olduğumuzu iddia edebiliyorsunuz. Akdeniz üniversitesinde silah atan kara sakallı faşistler karşısında gıkınız çıkmıyor ama bizim yumurtamızdan deli gibi korkuyorsunuz. Paranoya ciddi bir psikolojik hastalıktır... Yumurta dünyanın her yerinde protesto sembolüdür. Ve bu ülke dışında dünyanın hiçbir yerinde yumurtalı protesto yapan öğrenciler silahlı örgüt militanı mumelesi görmez! Arapça sözlerle ''Vurana vurulur'' diyorsun başbakan. Yani sana göre yumurta atmak ''vurmak'' oluyor ama polisin zulmü ''vurmak'' olmuyor öyle mi?

Bir de, yumurtalarımızla orada bulunan konuşmacıların söz söyleme, dinleyen diğer öğrencilerin de dinleme özgürlüğüne engel olduğumuz söyleniyor beslemelerin tarafından. O halde polislerin bassın karnımıza copu öyle mi? Ellerini korkak alıştırmamak lazım! Başbakan, sen bu ülkenin başı olarak çıkıp beni, yoldaşlarımı ve tüm siyasi görüşümüzü 'marjinal' ilan edip bizi medya başta olmak üzere her olanaktan yoksun bırakan, her türlü hukuk dışı yolla susturan bir devlet geleneğinin ardılısın. Bunda sorun yok da, buna tepki olarak bizim de sizi bir panelde konuşturmamamızda mı sorun var? Oldu olacak, solcu geçinen ama seninle aynı düzenin rünü olan CHP'nin Süheyl Batum'u gibi bizleri faşist ilan etme terbiyesizliğinde de bulun bari!

Sen gelip benim arkadaşlarımı gözümün önünde döveceksin, bacak aralarımıza ve karnımızdaki bebeğe kadar tekmeleyeceksin, karakola götürüp burnumuzu kırarak salacaksın, sonra da bizi suçlu ilan edeceksin; ben de sana hiç tepki vermeyeceğim öyle mi? Taş olsa tepki verir be! Üstelik çok daha sert bir tepki olmalıydı bu. Biz de sizin burnunuzu kırsaydık, hanginiz itiraz edebilirdi. ''Yapan buldu.'' denirdi en fazla. Ona rağmen biz yumurta kullandık. Ama yine de senin dilinin şerrinden kurtulamadık.

Başbakan, şu son süreçte yaptıkların ve söylediklerinle, sadece sen değil tüm bir partin, hatta muhalefetin ve besleme medyanın bir kez daha gösterdiniz ki; sizin hakkaniyetle, vicdanla, merhametle, çok seslilikle, demokrasiyle zerre kadar ilginiz yok! Ve başbakan, şunu da iyi bil ki, hepimizde tiksinti yarattınız. Sen de, muhalefetin de, medyan da, polisin de, hepiniz sadece tiksinti yaratıyorsunuz. Ve şu an içim size yumurta değil, başka şeyler atmak arzusuyla dolup taşıyor. Bizde bu arzuyu yaratan siz ve sizin düzeniniz, sizin nefret dolu ideolojinizdir.

Hepiniz iyi dinleyin bizi. Vicdan, merhamet, insanlık; bunlar güzel şeylerdir, yaşanası duygulardır. Bunları sizlere de tavsiye ediyoruz. Aksi halde, sizin de dediğiniz gibi, ''Yapan bulur!''

Freddie

ahmetsln
12-12-2010, 07:38
Sevgili yoldaşım Freddie tek kelimeile müthiş bir mektup olmuş.
İçimden geçen neredeyse her şeyi dile getirmişin ya çok teşekkür ederim :)