Jolly Jocker
14-12-2010, 01:33
Polisin 'orantısız' şiddeti, ülkenin günden güne dincileştirilmesi, siyasal islam ve türban tartışmaları... Birbirleriyle ilgisiz gibi mi görünüyor ilk bakışta. Değil aslında! Hani diyalektiğin de ilk 'yasasıdır' ya, ''Herşey birbiriyle ilgilidir.'' İlgili hakikaten.
Polisin, şu ''orantısız'' dedikleri gözü dönmüş şiddetinin temelinde yatan ideolojik güdüleyici nedir? 'Orantısız islam' değil mi? ''İslam zaten yapısı gereği orantısız birşey değil midir?'' sorusunu bir kenara bırakarak, polisin uyguladığı şiddetin düşünsel temelinde fazlasıyla dinsel bir temel bulduğumuzu kendimize itiraf etmemiz gerekiyor.
Ben de protestolarda yer aldım, saldırıya maruz kaldım. İşittiğim küfürler hep benim ''allahsız'' olduğum yargısına dayanıyordu. Ateistlik suç mudur sorusu bir yana, esas üzerinde düşünmek gereken noktayı sağcılardaki ''allahsız'' avcılığı oluşturuyor. ''Sevgi ve hoşgörü dini islam''ın inanırları neden inanmadığını düşündüğü insanlara karşı bu denli merhametsiz ve acımasız olabiliyor? Bu tür saldırıların ve zulümlerin genel olarak resmi ideolojiyle, milliyetçilikle, ataerkillikle ve elbette dinle ilişkisi yok mu hiç?
İnanmayan herkesin, ne kadar iyi insanlar olurlarsa olsunlar sırf inanmadıkları, farklı düşündükleri için cehennem adlı bir yerde sonsuza dek yanmayı, akıl almaz işkencelere uğramayı hak ettiğini vaaz eden bir dinin müminlerinin, polislerinin, başbakanlarının bu kadar 'empati özürlü' ve merhametsiz olmasında kendi adıma şaşılacak birşey görmüyorum. Asıl şaşırdığım, cehenneme iman edip farklı düşünen herkesi içine tıkıp yakanların, kalkıp hiç çekinmeden demokrasiden, farklılıklara tahammülden, çok seslilikten, özgürlüklerden bahsedebilmeleri! Ve demokrasi ile özgürlük gibi değerler dinsel zorbalığa karşı verilmiş tarihsel bir mücadelenin kazanımları olmasına karşın, bir kısım liberallerin halen islami teokrasi taraftarlarını destekleyebilmeleri!
Herşeyin fazlası zarardır. İmanın da fazlası, yani seküler/insani değerlerle dengelenmemişi zarardır. Din, 'sek' halde alındığında fena kafa yapar. Öyle ki, sadece aklı değil vicdan ve merhameti de uyuşturur. ''Allah'ın hakimiyetini kurmak'', ''cennete gitmek'' v.b. yüce amaçlar kondu mu insanın önüne bir kez, Ademoğlu bu amaçlara erişebilmek için her türlü pisliği yapabilecek tıynette bir canlı olduğunu defalarca göstermiştir.
Sadece son coplanmamızda değil, insanlık tarihi boyunca dünyanın her yerinde ezilen ve isyan edenler, orantısız dinin acısını çekti. Zaten gerçek bir laiklik de dinin orantısız yapısını hizaya getirerek kurulabilecek birşey değil midir? Bu gerçeğe biz ateistler de işaret etmeyeceksek kim edecek?
İslam fazlasıyla 'orantısız' bir din. Orantısız şiddete sebep oluyor. Avrupa, katolikliğin orantısızlığını rönesans ve reformla halletti. İslam ise hala kendi Orta Çağını yaşıyor. İslama ayar çekmek gerekiyor. Siz ne düşünüyorsunuz? Cehenneme iman edenlerden hoşgörü, demokrasi ve barış gelebilir mi?
Polisin, şu ''orantısız'' dedikleri gözü dönmüş şiddetinin temelinde yatan ideolojik güdüleyici nedir? 'Orantısız islam' değil mi? ''İslam zaten yapısı gereği orantısız birşey değil midir?'' sorusunu bir kenara bırakarak, polisin uyguladığı şiddetin düşünsel temelinde fazlasıyla dinsel bir temel bulduğumuzu kendimize itiraf etmemiz gerekiyor.
Ben de protestolarda yer aldım, saldırıya maruz kaldım. İşittiğim küfürler hep benim ''allahsız'' olduğum yargısına dayanıyordu. Ateistlik suç mudur sorusu bir yana, esas üzerinde düşünmek gereken noktayı sağcılardaki ''allahsız'' avcılığı oluşturuyor. ''Sevgi ve hoşgörü dini islam''ın inanırları neden inanmadığını düşündüğü insanlara karşı bu denli merhametsiz ve acımasız olabiliyor? Bu tür saldırıların ve zulümlerin genel olarak resmi ideolojiyle, milliyetçilikle, ataerkillikle ve elbette dinle ilişkisi yok mu hiç?
İnanmayan herkesin, ne kadar iyi insanlar olurlarsa olsunlar sırf inanmadıkları, farklı düşündükleri için cehennem adlı bir yerde sonsuza dek yanmayı, akıl almaz işkencelere uğramayı hak ettiğini vaaz eden bir dinin müminlerinin, polislerinin, başbakanlarının bu kadar 'empati özürlü' ve merhametsiz olmasında kendi adıma şaşılacak birşey görmüyorum. Asıl şaşırdığım, cehenneme iman edip farklı düşünen herkesi içine tıkıp yakanların, kalkıp hiç çekinmeden demokrasiden, farklılıklara tahammülden, çok seslilikten, özgürlüklerden bahsedebilmeleri! Ve demokrasi ile özgürlük gibi değerler dinsel zorbalığa karşı verilmiş tarihsel bir mücadelenin kazanımları olmasına karşın, bir kısım liberallerin halen islami teokrasi taraftarlarını destekleyebilmeleri!
Herşeyin fazlası zarardır. İmanın da fazlası, yani seküler/insani değerlerle dengelenmemişi zarardır. Din, 'sek' halde alındığında fena kafa yapar. Öyle ki, sadece aklı değil vicdan ve merhameti de uyuşturur. ''Allah'ın hakimiyetini kurmak'', ''cennete gitmek'' v.b. yüce amaçlar kondu mu insanın önüne bir kez, Ademoğlu bu amaçlara erişebilmek için her türlü pisliği yapabilecek tıynette bir canlı olduğunu defalarca göstermiştir.
Sadece son coplanmamızda değil, insanlık tarihi boyunca dünyanın her yerinde ezilen ve isyan edenler, orantısız dinin acısını çekti. Zaten gerçek bir laiklik de dinin orantısız yapısını hizaya getirerek kurulabilecek birşey değil midir? Bu gerçeğe biz ateistler de işaret etmeyeceksek kim edecek?
İslam fazlasıyla 'orantısız' bir din. Orantısız şiddete sebep oluyor. Avrupa, katolikliğin orantısızlığını rönesans ve reformla halletti. İslam ise hala kendi Orta Çağını yaşıyor. İslama ayar çekmek gerekiyor. Siz ne düşünüyorsunuz? Cehenneme iman edenlerden hoşgörü, demokrasi ve barış gelebilir mi?