Orijinalini görmek için tıklayınız : Türkler ve Kürtler ayrılmalı mıdır?
Madem sitede her görüş serbest. Bende kendi fikirlerimi özgürce yazmak istiyorum. Bence türkiyenin en büyük sorunu eğitim ve kürtlerdir. Kürtler milli gelirimizin boşa heba olmasına sebep olmaktadır. Bu sebeptende eğitime ve diğer konulara ayıaracak paramız kalmamaktadr. Bence bir an önce kürtler kendi devletini kurmalı Türkler kendi. Kürtler kendi kurdukları ülked rahat bir şekilde kürtçe konuşabilecek ve kendi dillerinde eğitim hakkına sahip olmuş olacak ve kültürlerini rahatça yaşatabileceklerdir.
Türklerin Türkiyesinde yaşamayı seçen kürtler ise Türkiyenin kurallarını benimsemiş olmalılar. aksi takdirde vatanlarına dönmelidirler. Asimilasyon böylece ortadan kalkmıış olur. Böylece devamlı kürtlerin bölgesine yapılan yatırım ve oradaki aşiret ağalarını zengin edip batı illerine yerleşmesinin önüde kesilmiş olur. Türk kürt sınırına sağlam bir askeri sınır koymak hiçbir kürtün içeriye sızmasına ve ya uyuşturucu silah bilmem ne kaçakçılığı yapmasına izin verilmemelidir.
Böylece işsizlik azalacak, eğitim ve diğer unsurlara harcanabilecek paramız kalabilecek diye düşünüyorum
Bu konuya benzer bir yazıyı ilk defa Ahmet Altan'ın kaleminden okumuştum.. Taraf gazetesi paralı olduğu için, aşağıdaki linkten makale okunabilir;
http://www.bydigi.net/makaleler/390372-ayrilmak.html
Konuyu ilk defa algıladığımda bana da komik gelmişti.. Türklerle Kürtlerin ayrılması, Türk tarafa daha faydalı olacağı malumken, neden Türkler ayrılmamak için bu kadar direniyorlardı.. Çünkü bir konu çok net ki, her zaman 'daha zengin' olan taraf, 'daha fakir olan' taraftan ayrılmak isterler.
Sonra hemen anladım ki, ayrılmayı savunmayan Türk milliyetçilerinin, vatan ve devlet kavramlarına yönelik 'kutsallık' derecesinde biat etmeleri tersine düşünmelerine neden olan bir durumdu.. Fakat şimdi olayı 'zenginlik' ve 'fayda' kavramı çerçevesinde düşündüklerinden, bir anlamda çözüm kafalarına dank ettiği için, biattan ve imandan uyanmaya başladılar.
Neyse, bence Altan'ın yazısı güzel.. Söyledikleriyle de hemfikirim.. Konunun netleşmesi için kesinlikle okunmalı.
Bence de her ulusun kendi kaderini tayin hakkı olmalıdır.Ve derhal bu konu masaya yatırılmalıdır.
Şöyle yazmışım daha evvel;
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=4353&page=244
Ayrılmayı istemeyenler Türkler değil ümmetçi yani sizin şu demokrat fettoş gibileriniz ve de asıl olarak kürtlerin kendileri.
Çünkü sülük gibi yaşamak varken ne gerek var kendi devletini kuracanda uğraşacan. Ekmek elden su gölden. Az önce haberlerde pkk nın meclis uzantısı bdp nin başkanı kendisi söyledi kesinlikle Türkiye yi, bölme gibi bir istekleri olmadıklarını.
Arkadaşların tek derdi kürtçe konuşmakmış. He ya bizde yedik.
Ayrılmayı istemeyenler Türkler değil ümmetçi yani sizin şu demokrat fettoş gibileriniz ve de asıl olarak kürtlerin kendileri.
Çünkü sülük gibi yaşamak varken ne gerek var kendi devletini kuracanda uğraşacan. Ekmek elden su gölden. Az önce haberlerde pkk nın meclis uzantısı bdp nin başkanı kendisi söyledi kesinlikle Türkiye yi, bölme gibi bir istekleri olmadıklarını.
Arkadaşların tek derdi kürtçe konuşmakmış. He ya bizde yedik.
Yani diyorsun ki, aslında bölücü olanlar Türkler, birleştirici olanlar PKK ve Kürtlerdir, öyle mi? :D
Ne diyeyim, haklısın.. Öcalan'a bölücübaşı felan denilmesi de, Cemaatin bir çarpıtmasıdır kesinlikle.
Neyse, biraz ciddi olursak;
Evet, ben kendi adıma Türklerle Kürtlerin ayrılmasını istemiyorum.. Kürtlerin tüm 'doğal haklarını' vererek, sorunun barışçıl bir şekilde çözülmesinden yanayım.. Bana göre 'ayrılmayı düşünmek' öncelikle Türkler için 'utanç verici' bir şeydir.. Kürtlerin haklarını kabul etmeyen, onları 2. sınıf vatandaş olarak gören bir zihniyet ayrılsa dahi, o zihniyeti hastalıklı bulurum.. Bu utanç verici durumu atlatmak için, kesinlikle demokratik ve barışçıl çözümler gerekiyor.. Eğer bu çözümlerde başarılı olunmazsa, o zaman ben de 'ayrılmaya' onay verebilirim.. Ama Türk tarafının da nasıl bir komplekse sahip olduğunu görüp, üzülürüm.. Ve bu kompleksi uzun yıllar daha içinde atamayacağını bildiğimden, bundan sonraki değerlendirmeleri buna göre yaparım.
Ayrılmayı istemeyenler Türkler değil ümmetçi yani sizin şu demokrat fettoş gibileriniz ve de asıl olarak kürtlerin kendileri.
Çünkü sülük gibi yaşamak varken ne gerek var kendi devletini kuracanda uğraşacan. Ekmek elden su gölden. Az önce haberlerde pkk nın meclis uzantısı bdp nin başkanı kendisi söyledi kesinlikle Türkiye yi, bölme gibi bir istekleri olmadıklarını.
Arkadaşların tek derdi kürtçe konuşmakmış. He ya bizde yedik.
Dostum;
-Mazot kaçak
-Bir kilo toz bi otobos
-Ağalık aynen devam
-Jipinde olsa yeşil kart cepte
-Polis karakolu yakabilir, asker taşlayabilirsin.
-Kürtçe şarkı söylemedi diye şarkıcı kurşunlayabilirsin
Sen olsan ayrılırmısın dostum?
Ama ayırmak elzem üstadım...
Kal sağlıcakla..
klucky35
17-12-2010, 20:34
Sayın Axial,
Fikirlerinizi açıklarken kullandığınız küçük düşürücü kelimeler hoş değil.
Fikirlere saygı ancak hakaret olmamak kaydıyla,
Saygılar,
Her zaman ki gibi başka tarafınızdan anlamışsınız. Türkler bölücü değildir, sadece madem beraber yaşamak size batıyor o halde ne hhaliniz varsa göründür.
PKk ve apoya gelecek olursak her ikiside ayrı bir devlet istemediklerini defalarca dile getirdi. aynen senin gibi.
Kürtleri 2. sınıf vatandaş yerine kimkoyuyor biraz açarsan belki tartışma anlam kazanır. Ama yine yorgunum uğraşamam dersen yine sen bilirsin. Kürtlerin hakları nelerdir. Ağzınıza dolamışsınız bir demokrasi ve barışçıl çözüm ama gerisi boş laf. Yahu bu ülkede Türk olarak benim yapıpta kürtlerin yapamadığı ne var. Meclisin bile yarısı kürt.
Daha geçen gün baydemir açıklama yaptı. 17 yaşındayken en yakın arkadaşımla yol ayrımına girdik. O dağa çıkmayı ben ise okumayı tercih ettim diye. Sonunda ne oldu. Birisi terörist birisi belediye başkanı. Meclisin yarısı kürt. Nedir sorun.
Sayın Axial,
Fikirlerinizi açıklarken kullandığınız küçük düşürücü kelimeler hoş değil.
Fikirlere saygı ancak hakaret olmamak kaydıyla,
Saygılar,
Örnek verirseniz bende gerekli düzeltmeyi yaparım.
Sorun yok dostum, herşey güllük gülistanlık.
klucky35
17-12-2010, 20:46
Çünkü sülük gibi yaşamak varken
Sorun yok dostum, herşey güllük gülistanlık.
Bugunku 2. vurkaç taktiğiniz. Teşekkürler bana yardımcı olduğunuz için.
Çünkü sülük gibi yaşamak varken
Burada hakaret nerededir.
klucky35
17-12-2010, 20:54
Sözümü geri aldım..
sayin yanli vede yansiz benim ülkemin insanlarina.
kücük bir anket yapar oldum-cevablarinizi beklerim.gerisi gelecek.
tabiki tenezül edib cevablar verirseniz saygilarimla.
-----------------------------------------------------------------
Kendi kendini bilemedikden sonra
Hic yoksullugu tadib yasadinmi-ac kalib yataga uzanabildinmi
Sogukda tirtir uyuz canlilar gibi-ellerini uyusturup ayaklarini yerlere vurdunmu
Caresiz kalibda sana umursamaz bakan insanlarnan göz göze gelibde
Hakaretlere küfürlere-dövülmelere maruz kaldinmi-nasil kacmayi bilirmisin
Sokak kedisine köpegine tekme tas atilirken ne tepkiler gösterdigini hatirliya biliyormusun
Mahallenin delisiyle safiyla nasil dalga gecildigini-o-zevklere gülmelere ortak oldunmu
Yoksa insanligini hatirlayib,karsi koyub“da dayak yedigini hatirliyormusun isyani bilirmisin
Bagri yanikligi-sevdalanibda gözyaslarinla naralar attigini veyahutta atanla tanisikligin oldumu.
Sirtinda saz tasiyanimi-yoksa elinde sana ayit olmayan calgilar tasiyanimi begendin.
Mahallendeki kadina kiza sana insanca bakisini-aksi yönde algilayib bu yolludur
Deyib uskurunu düsünürmü oldun-yoksa insanca anlayib karsilikmi verdin.
Senden olmayan-sana benzemeyen-insanlara halklara hangi uslubla yanasir oldun.
Kürde kuro-bu ülkede yasiyor daha türkcemizi dahi konusamiyormu dediniz
Vede kücük görenlernen”le ortak tavirmi aldiniz kinli kinli bakarmi oldunuz.
Senden olmayan gayri müslümlerin malina canina kiyar oldunmu.
Yoksa inkar edenlerin dolmusuna binibde,halen bu dolmuslami yolculuk yaparsin.
Beraber yasadigin kizilbas alevileri icine sindire biliyormusun yoksa sana verilen
Din iman gücünle-maraslari corumlari sivaslari-ülkenin diger yerlerinde olan
Katliyamlari zalimlikleri-icine nasil sindire bildin-yok öyle degil kiniyorummu diyorsun
Hangisine inanayim sana harbisini söyliyeyimmi-ne layiklerinize cumhuriyetcilerinize
Kemalislerinize-solculariniza sosyaldemokratlariniza hic birinize yürekden inanamiyorum.
Inanmadigimin göstergesi memleketimimin bugünkü durumudur diyorum.
Söylemlerim devam edecek-sevgiler selamlar-gercekler yoldasiniz olsun.
Kendini bilmez ayrılık senaryoları
Türk tarafından bazı tuzu kurular “Birlikte yaşamak zorunda mıyız?” türünden yazılar kaleme alıyorlar. Daha eskilerde de “ver kurtul” formülasyonu ileri sürülmüştü. Bu “radikal” politikalar ne tür gelişmelere yol açabilir? Bunlar mevcut sosyolojiyi zorlayan birer felaket senaryosudur.
Diyelim ki, Türkiye’nin doğu ve güneydoğusunda Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı bazı illeri kapsayan bir Kürt ülkesi oluştu ve Türkiye de buna razı olmak zorunda kaldı. Yani verdik; peki, kurtulabilecek miyiz? Bu “razı olma zorunda kalma” sürecinde yaşanabilecek çatışmaları ve kıyımları bir kenara bırakıyoruz; Türkiye’nin batı illerinde yaşayan milyonlara ulaşmış Kürt nüfus ne olacak? Bunlara bir ikilem sunulacak: kırk katır mı, kırk satır mı? Ya tamamen Türkleşmeleri (bunu kabul etseler bile uzun süre ikinci sınıf vatandaş olarak kalacaklar), ya da kendi ülkelerine çekip gitmeleri istenecek. 7-8 milyon insanın batıdan doğuya zorla göç ettirilmesinden söz ediyoruz. İstanbul’dan, İzmir’den, Ankara’dan kalkıp Diyarbakır’a ulaşmak için, Sakarya’dan, Bolu’dan, Afyon’dan, Kütahya’dan, Isparta’dan, Burdur’dan, Yozgat’tan, Çankırı’dan, Çorum’dan, Kırşehir’den, Konya’dan, Malatya’dan, Kayseri’den (binlerce evladını yaşanan çatışmalarda kurban vermiş bu illerden) geçmek zorunda kalacak savunmasız milyonlardan söz ediyoruz. İç içe geçmiş iki halkın kör bir bıçakla birbirinden ayrılmasından söz ediyoruz. Ailelerin parçalanmasından, eşlerin birbirine düşman edilmesinden, çocukların ortada kalmasından söz ediyoruz. 20. yüzyılın başındaki Ermeni kıyımına rahmet okutacak bir senaryodur bu! 15 yıl önce Yugoslavya parçalanırken yaşananlar ise, bu senaryo gerçekleşirse yaşanacaklar yanında “küçük bir adli vaka” gibi kalacaktır. Ya iç içe geçmişliğin yaşandığı bir diğer yöre olan sınır bölgelerinde, Erzurum’da, Erzincan’da, Tunceli’de, Elazığ’da, Sivas’ta, Maraş’ta, Antep’te, Hatay’da, Mersin’de, Urfa’da, Kars’ta, Van’da, Iğdır’da… neler yaşanacaktır? Kaldı ki, bütün bunlar yaşandıktan sonra oluşacak iki komşu ülke arasındaki ilişkiler nasıl olacaktır? Kürtlerinden bu yolla “kurtulmuş” bir Türkiye nasıl bir ülke olur? Böyle bir ülkenin rejimi nasıl bir şey olur? O ülkenin halkı, nasıl bir halk olur?
Sırça köşklerinde viskilerini yudumlarken “birlikte yaşamaya ille de mecbur değiliz” diye yazanlara bile dar gelecektir böyle bir ülke. Gerek sosyolojimiz ve tarihimiz, gerekse insanlığımız ve vicdanımız reddediyor böyle bir senaryoyu.
“Kürdistan” nasıl bir ülke olur?
Konuya bir de Kürtler açısından bakalım: Türkiye’den bir parça kopartılarak oluşacak bir “Kürdistan” nasıl bir ülke olur? Lafı dolandırmadan söyleyelim: Yoğun baskı aygıtıyla yönetilen bir Amerikan sömürgesi!
Kuzey Irak’ta fiilen kurulmuş olan “Kürdistan” böyle bir ülkedir. ABD’nin Irak’ı işgali sürecinde, Irak halkına ihanet edip işgalcilerin yanında yer alan Kürt aşiret liderleri tarafından kurulmuştur. Başta Iraklı Araplar olmak üzere bütün komşularıyla husumet içindedir, ABD’nin himayesi olmadan bir gün dahi varlığını koruyamaz, dolayısıyla emperyalist işgalciye mahkûmdur. Kuzey Irak Kürt devleti, deyim yerindeyse, Ortadoğu’nun göbeğine konuşlandırılmış bir Amerikan üssüdür; ikinci bir İsrail’dir.
Günümüz koşullarında Türkiye’den bir parça kopartarak kurulacak bir “Kürdistan” da farklı olmayacaktır. Türkiye’nin bu bölünmeye razı olmayacağı, ancak emperyalistler tarafından mecbur bırakılabileceği ortadadır. Hangi açıdan bakarsak bakalım, son derece çatışmalı bir süreç sonucunda kurulabilecek böyle bir ülke de ABD’nin koruyuculuğu olmadan bir an bile ayakta kalamaz, dolayısıyla ona göbekten bağımlı olacaktır. Üstelik koptuğu kardeşiyle arasında büyük bir husumetle yaşamak zorunda kalacaktır. Kuzey Irak Kürt Devleti, işgalciyle işbirliği yaparak, yani bir ihanet sonucu kuruldu, ama Araplarla savaşarak kurulmadı. Fakat Türkiye’deki “Kürdistan” ancak Türklerle savaşarak kurulabilir. Dolayısıyla iki devlet ve iki halk arasındaki düşmanlığın dozu çok daha yüksek olacaktır. Bu da bir felaket senaryosudur; üstüne üstlük çok daha büyük felaketlere gebe olan bir senaryo. ABD’nin bölgedeki etkinliğinin biraz zayıfladığı anda dört koldan tepesine binilecek bir ülke. Hangi aklı başındaki Kürt böyle bir ülkenin kurulmasını ister, böyle bir ülkede yaşamak ister? Eğer böyle bir ülkede yaşamak isteselerdi, Güneydoğu’daki Kürt vatandaşlar, Türkiye’nin batısına göç etmek yerine koşa koşa Kuzey Irak’taki “ülkelerine” gitmezler miydi?
Kısacası, Türkler ile Kürtlerin ayrışması ve Türkiye’nin bölünmesi sonucunda oluşacak “Kürdistan” da, geride kalacak olan Türkiye de, yaşanacak ülkeler olmaktan çıkarlar. Böyle kurulacak ülkelerde, bırakın sosyalistleri, eşitlikten, özgürlükten, kardeşlikten yana en ufak talepleri dillendirenlerin bile esamesi okunamaz; ancak onlar bastırılarak ve yok edilerek ilerleyebilecek bir süreçtir bu. Böyle ülkelerin rejimleri işbirlikçi-komprador burjuvaların, feodal ağaların, tarikat ve aşiret reislerinin diktatörlüğünden başka bir şey olamaz.
saygılarımla
bakkalmahmud
17-12-2010, 23:00
sn.axial,yarin seriatcilarda ayri yasamak istediklerinde ayni bonkörlüyü onlarada gösterirmisiniz?.saygilar
Millet denilen kavram 6 milyarlık nüfusun zihninden silinmelidir... Buda benim görüşüm.
Aynı gezegenin yolcularıyız.
Çünkü bir konu çok net ki, her zaman 'daha zengin' olan taraf, 'daha fakir olan' taraftan ayrılmak isterler.
Bu temelsiz bir cümle, Pakistanlılark Hindistan'dan, Çeçenler Ruslar'dan, Kıbrıs Türkleri Kıbrıslılar'dan, İrlandalılar İngilizler'den, Hırvatlar, Sırplar, Boşnaklar, vs... birbirlerinden, Trans-sinistralılar Moldovya'dan, vs... daha zengin değiller.
Ha Flamanlar cimriliklerinden Belçikadan ayrılmak istiyorlar; bunun da birkaç diğer örneği vardır lakin standart bir duru değil. Kürtlerin ise ayrılmak için hem haklı, hem haksız çeşitli sebepleri var. Kürtler'in dilllerine yapılan haksızlık, götürülen hizmet eksikliği dışında, geleneksel saçmalıklarını ve ağa sistemlerini devam ettirme arzusu da var ayrılma isteklerinde.
İlk mesajda da denildiği gibi aslında ayrılmaları Türk vergi mükellefinin (benim) lehimedir. Ancak TSK'nın hiç de lehinde değildir.
Kürtler'in ayrılmak istedikleri bir ulusalcı Türk fantezisi midir. Bildigim kadarıyla PKK/BDP saflarında bu tarz tezle r yokturi kimse ayrılıktan bahsetmemktedir. Peki bu ayrıık özleminin altında yatan hazımsızlıgı neye yormak gerekir.
saygılarımla
ha_babam
17-12-2010, 23:50
Dünyada salt bir Irka Mensup bir devlet varmıdır Avrupann ,Asyanın,Amerika nın çeşitli ırklardan oluşan insanlar topluluğu olduğu malum değilmidir..? asıl gaye bu toplluluğu belli hudutlar dahilinde bir araya toplamaktır bununda çaresi Manevi,Milli değerler ön planda tutulur..bu hristyan dünyasındada,İslam Alemindede öyledir..bu birliği Hristiyanlar bir nevi sağlamıştır,Ama gel görki İslam Alemi sağlayamadığından Dünyanın çeşitli bölgelerinde Afganistanda,Çeçenistanda,Filistinde,Çinde,Somalid e,Filipinlerde v.s. yerlerde hep Zulm görenler Müslümanlar değilmidir..
Bilge Engin
18-12-2010, 13:57
Sevgili Axial
konu başlığını ilk gördüğümde keskin bir ifade olarak düşündüm. Sonra biraz daha etraflıca bakınca aslında bir olta izlenimi veriyordu. Şöyle ki
Amerikanın, israilin ve fetoşçuların ortak söylemidir bu. Bu sayede fetoşçuları deşifre etme gibi bir hedef gözlemlediğim için ses çıkarmadım.
Gördüğüm kadarıyla da Sangre oltaya hemen takılmış. bakalım ağa takılan balıklar içerisinde en büyük hangisi
Gördüğüm kadarıyla da Sangre oltaya hemen takılmış. bakalım ağa takılan balıklar içerisinde en büyük hangisi
Ortada olta, balık felan yok güzel kardeşim.. Halen hayal alemindesin.
Yazdıklarım ortada.. Yanlış bir şey mi yazmışım?.. O zaman doğrusunu sen yazabilirsin.
ha_babam
18-12-2010, 16:34
Türkü Kürtden ,Kürdü Türkten ayırmaya çalışan aslında bölücü zihniyetin kan emici emperyalizmin yansımasından başkacada bir şey değildir...madem o kadar yüreklisiniz bölünsene ispanyayı,Amerikayı,İngiltereyi,Fransayı,Yunanista nı orada yaşayan azıklıklarda hürriyetlerine kavuşşsun...yooksa yok o kadarda değil demi...
darkofdeath
22-12-2010, 07:07
bu konuyu ben de çok düşündüm.devlete çok yük oluyolar. vergi vermezler kaçakçılık desen var .yeşil kart desen herkeste.elektirik kaçak.üstüne devletten maaş ve yardım.üstüne üreme sıklığı. daha bilmediğim onlarca şey belki.ama bi konuyu da unutmamak lazım ki o da dış güçlerin bölgedeki faaliyeti.enerji kaynaklarının küresel sermayece ele geçirilmesi operasyonu..ve benim idrak ettiğim bir konu da türklerin diğer türk devletleriyle olan bağlarını koparmak.
biliyorsunuz ki ermenistanın karabağı işgaliyle azerbaycanla olan sınırımız kesildi.bu sınır hayati önemdedir.üstüne bağımsız bir kürdistanla pekiştirmeleri kabul edilebilir bir mevzu olamaz.hem kürtlerin abartı nifusu 20 milyon.. 80 yıl önce türkiyenin nifusu 12 milyondu.bu vatanı birlikte kurduk mevzuları kafamı karıştırıyor.bu da bir yalan olsa gerek.. tabi bir nebze haklılık payları vardır ama bu vatana ortak olucak kadar da değil sanıyorum..
ayrıca idda ettikleri türklerin ve diğer milletlerin kürdistanı işgali de çok saçma bir olaydır.bu dayanaktan yola çıkarak yunanlılarda anadolu da hakkı olduğunu idda edebilir.milletlerin yer değiştirip yurt edinmesi.. tarihsel süreçte buna işgal denmez..o zaman ağalıkla osmanlıya bağlı kalcağına mücadele etseydin bari bir nebze hakkın olsun..burda kürtlerin hiç bir hakkı yok azınlık olarak tanınabilirler bazı haklar taleb edebilirler
ama vatan toprağından bir parça asla kabul edilebilir bir şey değildir.kolay yolu seçip ayrılmak yerine daha akılcı politikalarla bu iş bitirilebilir.orta doğuda bir küçük israil daha kabul edilemez diye düşünüyorum..
ayrılmak da çok mantıklı ama sınırları iyi çizmek gerek..asıl sorun bölgede çakılı durmamız.emekli bir albayın anılarında anlattığına göre kuzey ırağa yapılan operasyonlarda ölen kişi sayısı bir ya da ikiyi geçmiyormuş..ve 1980 lerde ağır darbeler vuruldu hatırlayın.
türk milletine rahat ettirmezler.ayrılık çözüm değil.merkezi oteriteyi iyi kurmak gerek güney doğuyu bdp ye bırakırsak daha kötüsünü de görürüz.
böyle söylediğimde faşist diyolar.doğrudur.bazılarının çok sevdiği kominist rusya zamanında türk ülkelerini işgal ettiklerinde her birine ayrı alfabe dayatıp yarı türk yarı rus kültürünün oluşmasına neden olmuştur.halbu ki Atatürk dillerimizi orta asya dillerine yakınlaştırmalıyız demiştir.neden sizce.anadolu coğrafyasına tıkılıp kalmayalım... bu ülkede kürtleri rahatısz edicez diye diğer türk devletlerini unutmayalım
benim uzun ama saf düşüncem budur :)
evrensel-insan
22-12-2010, 07:25
Saygideger arkadaslar;
Hani bir tekerleme vardir, cogunuz hatirlar.
Mal sahibi, mulk sahibi;
Hani bunun ilk sahibi?
Kim, kimi; kime/neye gore, nerden "def ediyor"?
Bu hakki, kim, kime neye gore nasil veriyor?
Anadolunun her turlu farkli halklar mozayigini bozmaya kimin/neyin gucu yeter?
Bir algilayabilsem.
Sizlerde bu sorulari algilamadan once,kendi dusuncenizdeki sorulari sorun.
Tabi ki emperyalist zihniyetin ve soros ideolojisinin mikroayrimcilik tuzagina dusmezseniz!
Onemli olan farklari ayirmak degil; farklarin bir arada beraberce yasayabilmesini saglamaktir.
Bir seyi yikmak/ayirmak, belki kolaydir, ama; yapmak/birlestirmek zordur.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Bilge Engin
22-12-2010, 12:07
Sevgili Evrensel-İnsan
Onemli olan farklari ayirmak degil; farklarin bir arada beraberce yasayabilmesini saglamaktir.
Bir seyi yikmak/ayirmak, belki kolaydir, ama; yapmak/birlestirmek zordur. -evrensel-insan-
o kadar önemli ve doğru bir yaklaşım ki bu söylediğiniz!
Bu konuda Atatürk üzerinden bir açıklama yapacağım. Atatürk'ün uyguladığı söylemler ve yöntemleri 3 grupta değerlendirebiliriz,
- Kendine göre doğrular
- Zamana göre doğrular
- Evrensel doğrular
Türk söylemleri hatta biraz Türk milliyetçisi söylemleri kendine ve zamana göre doğrulardı. Gerek 1. dünya savaşı sonunda ingiliz ve amerikalıların ayrılıkçı söylemleri, gerekse fransız ve yine ingilizlerin ümmetçi - kralcı söylemleri ile mücadele etmek için tek vatan tek ulus söylemi zamana göre doğru olabilir. Hatta 2. dünya savaşının gelişini öngördüğü bir süreçte bu çok mantıklıydı. Fakat hem ölmesi hem de 2. dünya savaşından sonra ülke yönetiçilerinin Evrensel'i yakalama konusundaki kabiliyetsiz ve basiretsizlikleri ülkemizi bu noktaya getirdi.
Atatürk'ün söylemleri ve ilkeleri içerisinde hep dillendirilen ''evrensel doğru'' bir söz vardır.
Hedefin ''Çağdaş medeniyetler düzeyi olması'' üzerine. Ülkem insanı Atatürk'ün bu söylemi peşinden gitmek yerine hep zamana ve kendine göre doğruların peşinden koştu.
İlkeleri içerisinde evrensel algılanması gereken ''Devletçilik ilkesi'' ülkenin doğusuyla batısıyla gelişmesi olarak değil de ''Devletlüm çok yaşa'' diye algılandı.
Cumhuriyetin kurulmasından bu yana 90 sene geçti ve ülkem insanı evrensel doğrular peşinde gitmek yerine, ya 6. yy'da yada 20. yy'da kaldı. 21. yy'ın doğrularını algılamak peşinde hiç bir zaman gitmedi gidemedi.
Benim kavgamın din ile olmasının en büyük sebebi budur. bizi geçmiş yüzyılların düşünceleri içerisine tıkayan hep bu dinin genlerimize işlediği ''düşünememe algılayamama'' problemidir.
Malesef ki dini düşünüşlerden kurtulamadığımız sürece de bu ayrışma devam edecektir.
Saygılar...
bu konuyu ben de çok düşündüm.devlete çok yük oluyolar. vergi vermezler kaçakçılık desen var .yeşil kart desen herkeste.elektirik kaçak.üstüne devletten maaş ve yardım.üstüne üreme sıklığı. daha bilmediğim onlarca şey belki.ama bi konuyu da unutmamak lazım ki o da dış güçlerin bölgedeki faaliyeti.enerji kaynaklarının küresel sermayece ele geçirilmesi operasyonu..ve benim idrak ettiğim bir konu da türklerin diğer türk devletleriyle olan bağlarını koparmak.
biliyorsunuz ki ermenistanın karabağı işgaliyle azerbaycanla olan sınırımız kesildi.bu sınır hayati önemdedir.üstüne bağımsız bir kürdistanla pekiştirmeleri kabul edilebilir bir mevzu olamaz.hem kürtlerin abartı nifusu 20 milyon.. 80 yıl önce türkiyenin nifusu 12 milyondu.bu vatanı birlikte kurduk mevzuları kafamı karıştırıyor.bu da bir yalan olsa gerek.. tabi bir nebze haklılık payları vardır ama bu vatana ortak olucak kadar da değil sanıyorum..
ayrıca idda ettikleri türklerin ve diğer milletlerin kürdistanı işgali de çok saçma bir olaydır.bu dayanaktan yola çıkarak yunanlılarda anadolu da hakkı olduğunu idda edebilir.milletlerin yer değiştirip yurt edinmesi.. tarihsel süreçte buna işgal denmez..o zaman ağalıkla osmanlıya bağlı kalcağına mücadele etseydin bari bir nebze hakkın olsun..burda kürtlerin hiç bir hakkı yok azınlık olarak tanınabilirler bazı haklar taleb edebilirler
ama vatan toprağından bir parça asla kabul edilebilir bir şey değildir.kolay yolu seçip ayrılmak yerine daha akılcı politikalarla bu iş bitirilebilir.orta doğuda bir küçük israil daha kabul edilemez diye düşünüyorum..
ayrılmak da çok mantıklı ama sınırları iyi çizmek gerek..asıl sorun bölgede çakılı durmamız.emekli bir albayın anılarında anlattığına göre kuzey ırağa yapılan operasyonlarda ölen kişi sayısı bir ya da ikiyi geçmiyormuş..ve 1980 lerde ağır darbeler vuruldu hatırlayın.
türk milletine rahat ettirmezler.ayrılık çözüm değil.merkezi oteriteyi iyi kurmak gerek güney doğuyu bdp ye bırakırsak daha kötüsünü de görürüz.
böyle söylediğimde faşist diyolar.doğrudur.bazılarının çok sevdiği kominist rusya zamanında türk ülkelerini işgal ettiklerinde her birine ayrı alfabe dayatıp yarı türk yarı rus kültürünün oluşmasına neden olmuştur.halbu ki Atatürk dillerimizi orta asya dillerine yakınlaştırmalıyız demiştir.neden sizce.anadolu coğrafyasına tıkılıp kalmayalım... bu ülkede kürtleri rahatısz edicez diye diğer türk devletlerini unutmayalım
benim uzun ama saf düşüncem budur :)
Allah razı olsun kardeşim.. İbretlik bir paylaşım.
İlkeleri içerisinde evrensel algılanması gereken ''Devletçilik ilkesi'' ülkenin doğusuyla batısıyla gelişmesi olarak değil de ''Devletlüm çok yaşa'' diye algılandı.
Yukarıda saydığın ifadelerin hiçbiri 'evrensel doğru' değildir.. Doğru/yanlış kavramları bireylerin, kurumların veya oluşumların ahlaki davranışlarını ifade etmek için kullanılır.. Tıpkı iyi/kötü kavramları gibi.. İktisat bilimine göre de, eğer hükümet/özel sektör en az kaynakla, max. verim elde edecek şekilde bireylerin ihtiyaçlarını karşılıyor, onlara fayda sağlıyorsa, bu iktisadi politika doğrudur/iyidir.
Hükümetlerin, ülke sınırları içindeki bireylerin ihtiyaçlarını karşılamak için uyguladığı 'iktisadi politikalar' hiçbir zaman 'evrensel doğru' olamazlar.. Çünkü iktisat kanunları 'nispi' kanunlardır (istisnalar olmak kaydıyla)
Devletçilik ilkesi, ülkede sermayedar sınıfının olmadığı ve tüm iktisadi politikaları devletin uygulamak zorunda kaldığı Kurtuluş Savaşı sonrasında bir zorunluluk haline gelmişti.. Devlet yaptığı yatırımlarla ülkeyi kalkındırmak, bireylerin ihtiyaçlarını karşılamak zorundaydı.
Ama sermayadar sayısının sınırsız olduğu, piyasaların geliştiği, kullanılan teknolojinin farklılaşmasıyla beraber bugün 'devletçilik ilkesi' bırakın evrensel olmayı, gereksiz bir uygulamadır.. Kaynakların israfından başka bir işe yaramamaktadır.
Doğru olan zamanın iktisadi politikasını keşfetmekle beraber, -bence- günümüzde fırsat eşitliğini, sosyal adaleti tesir edecek, aynı zamanda piyasanın serbestliğinden max. ölçüde yararlanacak iktisadi politikalara ihtiyaç vardır.. Devletçilik kavramı özellikle 80'den sonra Batı'da unutulmuştur.. Bir daha da hatırlamaya hiç kimsenin niyeti yoktur.
Bilge Engin
22-12-2010, 16:59
Yukarıda saydığın ifadelerin hiçbiri 'evrensel doğru' değildir.. Doğru/yanlış kavramları bireylerin, kurumların veya oluşumların ahlaki davranışlarını ifade etmek için kullanılır.. Tıpkı iyi/kötü kavramları gibi.. İktisat bilimine göre de, eğer hükümet/özel sektör en az kaynakla, max. verim elde edecek şekilde bireylerin ihtiyaçlarını karşılıyor, onlara fayda sağlıyorsa, bu iktisadi politika doğrudur/iyidir.
Sayın Sangre
Bir noktada haklısınız. Evrensel doğrular kişilerin bakış açısına göre farklı yorumlanabilir.
Hayata bakış açınız içerisinde sermaye, iktisat, özel sektör, fada; genel itibariyle de para gözüyle baktığınızda dediğiniz gibi evrensel yanlışlar sizin gözünüzde Evrensel yanlış olarak gözükür.
Benim bakış açımda ise farklılıkların azaldığı, dil, ırk, cinsiyet hatta coğrafya farklılıklarının bile göz ardı edilerek tüm insanların eşit refah seviyesini yakalaması için çaba hacandığı, ekosistemin korunduğu ve bu hedef doğrultusunda yönetimlerin hareket ettiği bir sistem evrensel doğrudur.
Eğer bir yaftalama içerisine girmek isterseniz pis anti-feodalist, adi kominist, popilist, hümanist diyebilirsiniz.
Bazı insanlar 100 binlerce milyonlarda dolar kazansın bazıları aç kalsın, bazı bölgeler açlıktan sürünürken, bazı bölgeler zevk sefa sürsün diyemiyorum da keşke herkes 10 bin dolar kazansa ülkemin her köşesi aynı gelişmişlikte olsa, eğitimin kalitesi yükselse, bilim ve sanatta gelişsek vb.
Toz pembe belki ama vahşi kapitalist bir şekilde hayata bakacağıma populist bir kominist olmayı tercih ediyorum.
Hükümetlerin, ülke sınırları içindeki bireylerin ihtiyaçlarını karşılamak için uyguladığı 'iktisadi politikalar' hiçbir zaman 'evrensel doğru' olamazlar.. Çünkü iktisat kanunları 'nispi' kanunlardır (istisnalar olmak kaydıyla)
Tüm ülkede eşit izlenebilecek bir iktisadi politika eğer ki eşit gelişmişlik, eşit eğitim, eşit demokrasi sağlayacaksa benim için evrensel doğrudur.
Devletçilik ilkesi, ülkede sermayedar sınıfının olmadığı ve tüm iktisadi politikaları devletin uygulamak zorunda kaldığı Kurtuluş Savaşı sonrasında bir zorunluluk haline gelmişti.. Devlet yaptığı yatırımlarla ülkeyi kalkındırmak, bireylerin ihtiyaçlarını karşılamak zorundaydı.
Ama sermayadar sayısının sınırsız olduğu, piyasaların geliştiği, kullanılan teknolojinin farklılaşmasıyla beraber bugün 'devletçilik ilkesi' bırakın evrensel olmayı, gereksiz bir uygulamadır.. Kaynakların israfından başka bir işe yaramamaktadır.
Eğer ki kadrolaşma, babasının çiftliği gibi davranma politikaları güdülürse dediğiniz doğrudur. Ama emek sömürümü ve zengini daha zengin, fakiri ise daha fakir yapan insanlığını kaybetmiş kapitalist sermayedar sınıfının karşısına bir tehdit koymazsan senin kaynak israfı olarak nitelediğin şey, insan israfına dönmeye başlar. İşte o noktada benim inandığım evrensel yanlış ortaya çıkar.
Doğru olan zamanın iktisadi politikasını keşfetmekle beraber, -bence- günümüzde fırsat eşitliğini, sosyal adaleti tesir edecek, aynı zamanda piyasanın serbestliğinden max. ölçüde yararlanacak iktisadi politikalara ihtiyaç vardır.. Devletçilik kavramı özellikle 80'den sonra Batı'da unutulmuştur.. Bir daha da hatırlamaya hiç kimsenin niyeti yoktur.
Malesef ki siz ya ciddi bir sermayedarsınız, ya öyle bir hedefiniz var ya da insana yüksek bir nefret ile bakıyorsunuz. Aksi taktirde sınıf ayrımının ve adalet eşitliğinin giderek azaldığı bu sistemi bu kadar katı savunmazsınız.
Saygılar
Neyse, konu amacından sapıyor.. Başlığın şu anda tartıştığımız konuyla ilgisi yok.. Bu yüzden yanıt vermesem daha iyi olur.
Ama şunu belirtiyim, 'Evrensel doğru' kavramını yanlış kullanıyorsun.. Evrensel doğrular kişiden kişiye değişmezler, tüm zamanda ve tüm mekanda geçerli olan kanunlardır.. Senin anladığın şekilde değil.
Örneğin bir devletin bir her hangi bir zamanda uyguladığı iktisadi politika nispidir, görelidir.. Zaman zaman müdahaleci olmak, zaman zaman serbestliği önplana çıkarmak zorundadır.. Ama 'Evrensel Talep Kanunu' dediğimizde, bu kanun her yerde, her zaman için geçerlidir.. Burada evrensel kelimesi bu anlama gelir.
Aynı şey 'evrensel doğrular' için de geçerli.. Kendi adıma 'evrensel bir doğru'nun olduğuna yönelik her hangi bir inancım yok.
Bilge Engin
22-12-2010, 17:47
Tamam uzatmayalım; Ama eklemeden de rahat edemem; iktisadi doğrular peşinde değilim, insan ve etkileşim içerisinde bulunduğu ekosistemi göz önüne alarak değerlendirme yapıyorum. Finansal doğru, ekonomik doğru, siyasi doğru evrensel değildir. Ama insan ve ekosistem evrenseldir.
Saygılar.