PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Dinozorlar yok olduktan sonra memeliler nasıl devleşti?


axial
29-12-2010, 11:30
Dinozorlar 65 milyon yıl önce dünyada hakimiyetlerini yitirene kadar memeliler geri planda bir canlı grubuydu. Yeni bir araştırma, dinozorlardan hemen sonra boşalan ekolojik alanlara yayılan memelilerin, azami vücut büyüklüklerinin 40 milyon yıl boyunca arttığını ancak sonunda çeşitli sınırlara dayandığını gösteriyor.

http://evrimcaliskanlari.org/blog/wp-content/uploads/2010/12/BURIAN_Indricotherium-282x300.jpg (http://evrimcaliskanlari.org/blog/wp-content/uploads/2010/12/BURIAN_Indricotherium.jpg)
"Indricotherium". Z. Burian tarafından 1972'de yapılmış bir çizim (SPINAR 1976).

Günümüzde memeliler, dünyanın hem cüssece büyük, hem de en yaygın hayvan gruplarından biri. Fosil kayıtlarına göre ilk memeli-benzeri canlılar 200 milyon yıl önce, sürüngenimsi atalardan evrildiler. Önce gagalı ve yumurtlayarak üreyen, sonra kanguru gibi keseli ve insan-gibi eteneli (plasentalı) türler ortaya çıktı.
Ancak varlıklarının ilk 140 milyon yılı boyunca memeliler, bugünkü memelilerden farklıydı. O zamanki atalarımız ekseriyetle küçük, en büyükleri de 10-15 kiloyu aşmayan türlerdi. Ayrıca dünyanın sınırlı bölgelerinde yaşamaktaydılar. Bunun sebebi aynı dönemde dinozorların dünyaya hakimiyetiydi.
65 milyon yıl önce dinozorların yokoluşu, memeliler için büyük bir fırsat yarattı. Bu dönemden itibaren memeliler çok hızlı bir değişim geçirmeye başladılar. Bu değişim, dinozorlardan arta kalan alanları ve rolleri memelilerin üstlenmesiyle açıklanır. Örneğin dinozorların hakimiyetindeki Mezozoik dönemde uçan memelilere rastlanmazken, dinozorlar yokolduktan yalnızca 15 milyon yıl sonra yarasalar ortaya çıkmıştı.

Science dergisinde geçtiğimiz hafta yayınlanan bir araştırmada ise, dinozorların ardından memelilerin vücut büyüklüklerinin nasıl bir değişim geçirdiği incelendi. Felisa A. Smith önderliğinde 13 farklı araştırma kurumunda çalışan 20 biyolog, farklı kıtalarda yaşamış bulunan çeşitli memeli takımlarına ait fosil kayıtlarını ele aldılar. Grup, fosillerin vücut ağırlıklarını tahmin ederek bunların zaman içindeki değişimlerini çözümlediler.
Araştırmacılar, 65 milyon yıl öncesinden itibaren memelilerin azami vücut büyüklüklerinin hızla artmaya başladığını gördüler: 15 milyon yıl içinde en ağır türler 10 kilogramdan 1 tona çıkmış, bundan 25 milyon yıl sonra ise 10 tona yaklaşmıştı. Bugün soyu tükenmiş olan Megatherium (dev tembel hayvan) ve mamut gibi türler bu dev memeliler arasındaydı.

Dahası, farklı kıtalarda bağımsız memeli türleri arasında aynı ‘devleşme eğilimi’, aşağı yukarı eşzamanlı yaşanmıştı.
Smith ve ortakları, 65 milyon yıl önce başlayan bu eğilimin 40 milyon yıl içinde zirve yaptıktan sonra durduğunu da tespit ettiler. Yani son 25 milyon yıldır dünyamızda çok sayıda kara memelisi devleşti (örneğin Afrika fili) ancak devleşen yeni türler hiçbir zaman 10 ton sınırını geçmediler.


http://evrimcaliskanlari.org/blog/wp-content/uploads/2010/12/SMITHetal_2010_BodySize-300x154.jpg (http://evrimcaliskanlari.org/blog/wp-content/uploads/2010/12/SMITHetal_2010_BodySize.jpg)
Şimdiye dek yaşamış en büyük ve en ağır kara memelilerinin örnekleri. Paraceratherium (ca. 37-23 Ma), Deinotherium (8,5-2,7 Ma) ve hala varlığını koruyan Afrika fili (Loxodonta africana). Şekildeki en uzun boylu tür ve gergedanların soyu tükenmiş bir akrabası olan Paraceratherium'un ağırlığı 15 tona varıyordu. Öte yandan, bir başka soyu tükenmiş tür olan Deinotherium'un ağırlığı 17 ton civarındaydı. Günümüzde yaşayan bir fil ancak 2 ila 5 ton ağırlığa ulaşabiliyor (şekil: Alison Boyer, Yale Üniversitesi).


Çalışma aynı zamanda, farklı jeolojik dönemlerin ortalama sıcaklıklarını ve her dönemde dünyadaki toplam kara alanını, o dönemde memelilerin azami vücut büyüklükleriyle karşılaştırdı. Örneğin canlılar büyüdükçe yüzey/hacim oranı küçülür; bu nedenle aşırı büyük memeliler sıcak ortamlarda, yüzeylerinden ısı kaybedemedikleri için zorluk çekebilirler. Araştırmacılar, hem ortalama sıcaklığın hem de toplam kara alanının, vücut büyüklüğünü etkilediğini tespit ettiler.
Bu çalışma, dev memelilerin evrimini güdüleyen etkenin, dinozorların boşalttığı ekolojik alanların hızla doldurulması olduğuna işaret ediyor. Devleşme eğiliminin yaklaşık 25 milyon yıl önce durmasını ise, birkaç tonluk dev memelilerin iç (fizyolojik) ve dış (ekolojik) sınırlara dayanmış olmalarıyla açıklayabiliyoruz.
Bahsi birkaç tonluk dev memelilerin bir kısmının, örneğin dev tembel hayvanın, son birkaç onbin yıl içinde avcı-toplayıcı insan gruplarının elinde yok olmuş olması ise ilginç bir ayrıntı. Dev memelilerin yaşam alanları, alet kullanan, hızlı üreyen ve yayılmacı bir türün etkisi altında yeniden kısıtlanmış görünüyor.

Not: Alıntıdır. Hazırlayan: Mehmet Somel

ALKA
29-12-2010, 16:25
Mehmet Somel'in çok güzel ve açıklayıcı bir yazısı. Emek verip bizlere sunduğunuz için çok teşekkürler sayın axial. Bu makaleyi de evrimteorisi.org sitesinde sizin adınıza yayınlamakta yarar var. Bir çok kişi yeryüzünde sadece dinazorlar gibi devasa sürüngen canlıların değil, mesela Paraceratherium ve Deinotherium gibi dev memeli türlerin de yaşamış olduğunu pek bilmez. Bu anlamda bu makalenin özel bilgilendirici bir anlamı da var.

axzel
03-01-2011, 23:39
benim teorime göre:::

dinozorlar büyük devasa (gigantic) organizmaları ile çevrimi hızlandırmışlar ve dünya toprağının gübre bakımından zenginleşmesini sağlamışlardır.

bunun dışında allah onları zamanı gelince insanın daha rahat yaşayabilmesi için kırmışdır, yani hani şu genocide dedikleri cinsden..

hep zaten tartışılır dinolar nasıl yok oldu diye, faraziyeler felan ortaya atılır, yok göktaşı yok buzul çağı sogukları diye, işde bu da benim teorim..

onlar bilinçli bir düşünce sonucu yok edildiler.

şu yazıyıda bir yerde okumuşdum, bir dinozorun ense tarafında bir vurulma işareti vardı,

gerçi ben bu yazıyı okuyarak bu teoriyi düşünmedim..

tıpkı göktaşı düşmüş diyenler kadar aynı miktarda aynı derecede yaklaşımdayım. ne onların ne benim delilimiz var. sadece ikimizinkide mantıkla çizilmiş..

saygılar..

axial
04-01-2011, 09:01
Senin mantığın biraz panteistçe olmuş axzel. Yani doğa öyle istedi ve oldu. Ancak dünyada nesli yokolan sadece dinazorlar değildir. Ayrıca buzul çağı yokolmaları ve dünyada bir kaç kez yaşamın sekteye uğramış olduğu hikaye değil gerçektir. Bu kouda biraz daha araştırmanı öneririm.

kodoman
04-01-2011, 21:04
tıpkı göktaşı düşmüş diyenler kadar aynı miktarda aynı derecede yaklaşımdayım. ne onların ne benim delilimiz var. sadece ikimizinkide mantıkla çizilmiş..


İkisi geçerlilik konusunda yanaşamaz bile birbirlerine.

Öncelikle senin iddianın(teori değil) dayanağı tanrının varlığı kanıtlanmalı ki, ortada ciddiye alınabilecek bir dayanak olsun.

Göktaşı teorisinin ise pek çok kanıtı vardır ve zaten bu yüzden en geniş kabul gören teoridir. Öncelikle göktaşının -ana- krateri bilinmektedir. Meksika körfesinde bulunmaktadır. İkincisi, dinozorların yokolduğu zamana denk gelen jeolojik katmanda global olarak, normalin yüzlerce katı iridium kalıntıları bulunmaktadır. İridyum'un baş şüphelisi hep göktaşı olmuştur. Çünkü göktaşlarında büyük miktarlarda bulunmaktadır... fakat buna rağmen volkanik faaliyetler de iridyum yayılışına neden olabilir. Bu nedenle bu iki gözlemi açıklayabilen yalnızca iki teori var günümüzde, fakat süper volkan teorisinin kanıtları göktaşı teorisinin ki kadar yeterli değil, göktaşı teorisinin kanıtları çok daha fazladır.

Siz atmasyona devam edin... bilim yoluna devam eder.

taylan
04-01-2011, 23:02
bunun dışında allah onları zamanı gelince insanın daha rahat yaşayabilmesi için kırmışdır, yani hani şu genocide dedikleri cinsden..

ŞU cümleyi görünce dayanamadım artık. Bir masala bu denli sarılıp bilimin ırzına geçmek bu olsa gerek. Şu cümlenin akla sığan bir yanı var mı acaba???

Şöyle de diyebilirdi bu arkadaş,

"Tanrı insan daha rahat yaşasın die dinozorları önce kuşa ve onlardan gelen bazı kolları diğer sürüngenlere çevirerek....."

bu daha uygun olurdu :D:D

ewerest
07-01-2011, 17:33
İkisi geçerlilik konusunda yanaşamaz bile birbirlerine.

Öncelikle senin iddianın(teori değil) dayanağı tanrının varlığı kanıtlanmalı ki, ortada ciddiye alınabilecek bir dayanak olsun.

Göktaşı teorisinin ise pek çok kanıtı vardır ve zaten bu yüzden en geniş kabul gören teoridir. Öncelikle göktaşının -ana- krateri bilinmektedir. Meksika körfesinde bulunmaktadır. İkincisi, dinozorların yokolduğu zamana denk gelen jeolojik katmanda global olarak, normalin yüzlerce katı iridium kalıntıları bulunmaktadır. İridyum'un baş şüphelisi hep göktaşı olmuştur. Çünkü göktaşlarında büyük miktarlarda bulunmaktadır... fakat buna rağmen volkanik faaliyetler de iridyum yayılışına neden olabilir. Bu nedenle bu iki gözlemi açıklayabilen yalnızca iki teori var günümüzde, fakat süper volkan teorisinin kanıtları göktaşı teorisinin ki kadar yeterli değil, göktaşı teorisinin kanıtları çok daha fazladır.

Siz atmasyona devam edin... bilim yoluna devam eder.

Öncelikle selamlar kodoman ,

Öncelikle göktaşının "ana" kraterinden bahsetmişsin . Ben bundan büyük bir göktaşının dinozorların yok oluşuna neden olduğu açıklamsını anladım .

Yinede en olası neden sadece bir göktaşının olması biraz uçuk geldi bana . Bu yok oluşun olası nedenlerinin geniş bir coğrafyayı "kalıcı" zararla etkileyecek bir etki olması gerekir . Yani bu etki hem uzun bir süre kalıcı olacak hemde geniş bir coğrafyayı etkileyecek . Bu yüzden olası " meteor çarpması " nın bile bir taneyle sınırlı olmamsı gerekir . Yani bir meteor yağmuru olsaılığı dahada güçlü bir neden olarak görünüyor . "Ana" meteor çukurundan kastın çarpan meteorlardan en büyüğünün çukuru mu bilmiyorum ama bir meteor yağmuru bile tek başına kalıcı bir etki sayılamaz . Volkan patlamasının kalıcı etkisinden bahsedilebilir çünkü etkisi uzun yıllar sürebilen sadece hayvan faunasını değil aynı zamanda tüm bitki ve mikro organizma faunasını da etkileyebilecek zararlı gazları ile hem atmosfer tabakasındaki dengeyi bozabilir hemde dünya için gerekli büyük miktarda güneş enerjisini engelleyebilir .