matillda
07-01-2011, 13:35
http://www.artcorner.com/images/frida_kahlo.jpg
1907’de Mexico City’nin güneyindeki Coyoacan’da, Macar fotoğrafçı Wilhelm Kahlo ve İspanyol asıllı Matilde Calderon Gonzales’in dört kızından üçüncüsü olarak dünyaya geldi. 6 Temmuz 1907 günü doğmuş olmasına rağmen, kendisi doğum tarihini, Meksika devriminin gerçekleştiği 7 Temmuz 1910 günü olarak ilan etmiş, yaşamının modern Meksika'nın doğuşuyla başlamış olmasını istemiştir.
Altı yaşındayken geçirdiği çocuk felcinin sonucu olarak bir bacağı özürlü kalmış, kendisine "Tahta Bacak Frida" denmişti. Kahlo, üç kızkardeşi olmasına rağmen bir erkek çocuk gibi büyümüş, okul yıllarında da daha çok erkek çocuklarla arkadaşlık kurmuştu. Başarılı bir öğrenci olan Kahlo, yıllarca geçirdiği çocuk felcinin etkisinde kaldı ve bu yüzden tıp eğitimi almaya karar verdi. Mexico City'de Ulusal Hazırlık Okulunun Tıp Eğitimi bölümüne kabul edildiğinde okulun tarihinde bir ilk gerçekleşiyordu. Zira daha önce sadece erkek öğrencilerin kabul edildiği ve Meksika'da prestij sembolü olan okulun, hazırlık sınıfına ilk kabul edilen kız öğrencilerden biri olmuştu. Ulusal Hazırlık Okulu'nda Frida'nın vizyonu genişledi, sanat, edebiyat, felsefe gibi alanlarda kendini geliştirme fırsatı buldu. İleride Meksika'nın önemli isimleri olarak anılacak Alejandro Gomez Arias, Jose Gomez Robleda ve Alfonso Villa, Frida'nın okul arkadaşlarıydı. Anarşist bir edebiyat grubuna dahil olan Frida'nın tüm hayatı geçireceği trafik kazasıyla değişecekti.
http://www.bundesregierung.de/Content/DE/Artikel/2010/04/Bilder/2010-04-29-frida-kahlo-selbstbildnis,property=poster.jpg
17 Eylül 1925 tarihinde, erkek arkadaşı Alejandro Gomez Arias ile birlikte otobüsle okuldan dönen Frida için oldukça sıradan bir gündü. Ancak bindikleri otobüs, bir tramvayla çarpıştı. Çok sayıda yolcunun ölümüyle sonuçlanan kazada Frida çok ağır yaralandı. Yolcuların tutunduğu kalın bir metal çubuk Kahlo'nun karnından vücuduna girmiş ve bel omurlarını zedeleyerek dışarı çıkmıştı. Ayrıca omuz ekleminde çıkık, bazı kaburgalarda ve sağ bacağında kırıklar da oluşmuştu. Yaşama şansı olmadığı düşünülen Frida'ya kaza sonrasında dikkat bile edilmemişti. Kazayla ilgili olarak Frida daha sonra şunları söyleyecekti:
''Benim zamanımda otobüsler hiç de güvenilir değildi; henüz yeni kullanıma girmişlerdi ve pek rağbet görüyorlardı. Tramvaylar boşalmışlardı. Alejandro Gomez Arias'la otobüse bindim... Kısa bir zaman sonra otobüs ile Xochimilo hattının treni çarpıştı. Tuhaf bir çarpışmaydı bu; şiddetli değil, ağır ve yavaştı, herkesi sarstı. Beni daha da çok sarstı. Önce başka bir otobüse binmiştik. Ama küçük şemsiyemi unuttuğumu görünce, aramak için indik, beni harabe eden otobüse böylece bindik. Kaza bir kavşakta oldu... İnsanın çarpışmanın farkına vardığı, ağladığı doğru değil. Gözümden bir tek damla yaş akmadı ve demir çubuk, kılıcın boğayı delmesi gibi beni deldi geçti. ''
Kaza sonrası leğen kemiği kırılıp, omuriliğinden sakatlanan ve vajinası paramparça olan bir kadın. Bu kazanın acısını bir ömür boyu çekip de ‘gık’ demeyen, güçlü kadın Kahlo, ülkenin en nevi şahsına münhasır ressamı olan Rivera’ya âşık oluncaysa kelimenin tam anlamıyla dağılıyor. Bir seferinde şöyle diyor hatta, ''Ben sakat değilim, kırgınım.''
Artık iyileşmeye başlamıştı, resim onun için büyük bir motivasyon olmuştu. 1927 yılı sonunda yürümeye başlayan Kahlo, bu dönemde sanat ve politika çevreleri ile yakın ilişkiler kurmaya başladı. Küba'lı önder Julio Antonio Mella ve fotoğraf sanatçısı Tina Modotti bu isimlerden ikisiydi. Birlikte davetlere gidiyor, sosyalistlerin tartışmalarına katılıyorlardı ve Kahlo, 1929’da MeksikaKomünist Partisi'ne üye oldu.
Her şeye rağmen resim çizmeye devam eden Kahlo aynı dönemde bir gün, ‘Meksikalı Michelangelo’ olarak anılan ünlü ressam Diego Rivera’yı görmeye ve resimlerini göstermeye gider. Birbirlerini görür görmez âşık olan iki sanatçı 1929’da evlenirler. Daha sonra ABD’ye giden çift Rivera’nın aldığı duvar resmi siparişlerini bitirinceye kadar orada yaşadılar.
http://bear-star.com/FridaKahlo-image007.jpg
Kahlo ile Rivera’nın fırtınalı bir evlilik yaşamları oldu. Sağlık sorunları nedeniyle bir çocuğunu aldıran ve ard arda iki düşük yapan Kahlo, eşinin sadakatsizlikleri nedeniyle ondan ayrıldı ama bir sene sonra yeniden evlenip Kahlo’nun çocukluğunu geçirdiği Mavi Ev’e yerleştiler.
Kahlo’nun da evlilikleri sırasında çeşitli erkeklerle ilişkileri oldu. Bunlardan birisi de Rus devriminin önde gelen isimlerinden Lev Troçki’ydi.
Sık sık sağlığı bozulan Kahlo, dayanılmaz acılarla başa çıkmak için bütün gücüyle resim yapmış, yalnız ülkesinde değil, Amerika ve Fransa’da sergiler açmıştır. 1938’de New York’ta açtığı sergiyse ona büyük ün getirdi. 1939’daki Paris sergisi ile övgüler topladı. 1943’te ‘La Esmeralda’ adlı yeni bir sanat okulunda öğretim üyeliğine başlayan Frida, sağlık durumu kötüleşmesine rağmen ders vermeyi sürdürdü. 1953 yılında Mexico City’de bir kişisel sergi açtı; temmuz ayında sağ bacağı kesildi.
Frida Kahlo’nun 143 resmi var. Resimlerinin 55 tanesi oto-portrelerden oluşuyor. Yaşamının büyük bir bölümünü yatakta başının üstünde duran, ‘gündüzlerinin ve gecelerinin celladı’ olarak tanımladığı bir aynaya bakarak geçirdiği için sürekli oto-portre çizmiştir. Resimlerindeki ustalık, Pablo Picasso’ya bile “Biz onun gibi insan yüzleri çizmeyi bilmiyoruz” dedirtmiş. Kahlo’nun resimleri sürrealist olarak değerlendirilse de o sürrealizmi reddetti. Resimleri aslında acı ve kesin gerçekliği yansıtıyordu. Kahlo’nun resimlerinde Meksika kültürü ve devrimci ulusal kimlik tuvale aktarılmıştı.
http://lh3.ggpht.com/_ZuH7hK0mlYw/SZhUHC4SVmI/AAAAAAAAASg/FCkQECLjJjQ/Frida%20Kahlo_Mural.jpg
Rivera, alkol ve kadın düşkünü bir ressam olarak biliniyor. Bir de doymak bilmez iştahı ve iri cüssesiyle tanınıyor. Zaten Kahlo’nun minyon yapısına oranla aşırı iri görünen Rivera, Kahlo’nun ailesi tarafından ‘Fil’ diye niteleniyordu. Kahlo ise ‘Güvercin’…
Frida için yaşadıkları tüm sorunlara rağmen Diego'nun anlamı büyüktü, kocasıyla ilgili olarak şunları yazmıştı:
''Başlangıç Diego... Yapıcı Diego... Çocuğum Diego...Babam Diego... Ressam Diego...
Oğlum Diego... Sevgilim Diego... Kocam Diego... Anam Diego...Ben Diego... Evren Diego...
Sık sık sağlığı bozulan Frida, dayanılmaz acılarla başa çıkmak için bütün gücüyle resim yapmış, yalnız ülkesinde değil, Amerika ve Fransa’da sergiler açmıştır. 1938’de New York’ta açtığı sergi ona büyük ün getirdi, 1939’daki Paris sergisi ile övgüler topladı 1943’de 'La Esmeralda' adlı yeni bir sanat okulunda öğretim üyeliğine başlayan Frida, sağlık durumu kötüleşmesine rağmen ders vermeyi sürdürdü; 1950’de omurgasındaki sorunlar nedeniyle hastaneye kaldırıldı ve 9 ay hastanede kaldı. 1953 yılı Nisan ayında Mexico City’de bir kişisel sergi açtı; Temmuz ayında sağ bacağı kesildi.
Frida Kahlo, 13 Temmuz 1954’te, akciğer ambolisi teşhisiyle son nefesini verdiğinde; arkasında bıraktığı son tablosu; ''Yaşasın Yaşam'' isimli bir natürmorttu.
Son sözleri ise, günlüğüne yazdığı şu cümleydi:
“Çıkış yolunun güzel olacağını ve asla geri dönmeyeceğimi umarım.''
1907’de Mexico City’nin güneyindeki Coyoacan’da, Macar fotoğrafçı Wilhelm Kahlo ve İspanyol asıllı Matilde Calderon Gonzales’in dört kızından üçüncüsü olarak dünyaya geldi. 6 Temmuz 1907 günü doğmuş olmasına rağmen, kendisi doğum tarihini, Meksika devriminin gerçekleştiği 7 Temmuz 1910 günü olarak ilan etmiş, yaşamının modern Meksika'nın doğuşuyla başlamış olmasını istemiştir.
Altı yaşındayken geçirdiği çocuk felcinin sonucu olarak bir bacağı özürlü kalmış, kendisine "Tahta Bacak Frida" denmişti. Kahlo, üç kızkardeşi olmasına rağmen bir erkek çocuk gibi büyümüş, okul yıllarında da daha çok erkek çocuklarla arkadaşlık kurmuştu. Başarılı bir öğrenci olan Kahlo, yıllarca geçirdiği çocuk felcinin etkisinde kaldı ve bu yüzden tıp eğitimi almaya karar verdi. Mexico City'de Ulusal Hazırlık Okulunun Tıp Eğitimi bölümüne kabul edildiğinde okulun tarihinde bir ilk gerçekleşiyordu. Zira daha önce sadece erkek öğrencilerin kabul edildiği ve Meksika'da prestij sembolü olan okulun, hazırlık sınıfına ilk kabul edilen kız öğrencilerden biri olmuştu. Ulusal Hazırlık Okulu'nda Frida'nın vizyonu genişledi, sanat, edebiyat, felsefe gibi alanlarda kendini geliştirme fırsatı buldu. İleride Meksika'nın önemli isimleri olarak anılacak Alejandro Gomez Arias, Jose Gomez Robleda ve Alfonso Villa, Frida'nın okul arkadaşlarıydı. Anarşist bir edebiyat grubuna dahil olan Frida'nın tüm hayatı geçireceği trafik kazasıyla değişecekti.
http://www.bundesregierung.de/Content/DE/Artikel/2010/04/Bilder/2010-04-29-frida-kahlo-selbstbildnis,property=poster.jpg
17 Eylül 1925 tarihinde, erkek arkadaşı Alejandro Gomez Arias ile birlikte otobüsle okuldan dönen Frida için oldukça sıradan bir gündü. Ancak bindikleri otobüs, bir tramvayla çarpıştı. Çok sayıda yolcunun ölümüyle sonuçlanan kazada Frida çok ağır yaralandı. Yolcuların tutunduğu kalın bir metal çubuk Kahlo'nun karnından vücuduna girmiş ve bel omurlarını zedeleyerek dışarı çıkmıştı. Ayrıca omuz ekleminde çıkık, bazı kaburgalarda ve sağ bacağında kırıklar da oluşmuştu. Yaşama şansı olmadığı düşünülen Frida'ya kaza sonrasında dikkat bile edilmemişti. Kazayla ilgili olarak Frida daha sonra şunları söyleyecekti:
''Benim zamanımda otobüsler hiç de güvenilir değildi; henüz yeni kullanıma girmişlerdi ve pek rağbet görüyorlardı. Tramvaylar boşalmışlardı. Alejandro Gomez Arias'la otobüse bindim... Kısa bir zaman sonra otobüs ile Xochimilo hattının treni çarpıştı. Tuhaf bir çarpışmaydı bu; şiddetli değil, ağır ve yavaştı, herkesi sarstı. Beni daha da çok sarstı. Önce başka bir otobüse binmiştik. Ama küçük şemsiyemi unuttuğumu görünce, aramak için indik, beni harabe eden otobüse böylece bindik. Kaza bir kavşakta oldu... İnsanın çarpışmanın farkına vardığı, ağladığı doğru değil. Gözümden bir tek damla yaş akmadı ve demir çubuk, kılıcın boğayı delmesi gibi beni deldi geçti. ''
Kaza sonrası leğen kemiği kırılıp, omuriliğinden sakatlanan ve vajinası paramparça olan bir kadın. Bu kazanın acısını bir ömür boyu çekip de ‘gık’ demeyen, güçlü kadın Kahlo, ülkenin en nevi şahsına münhasır ressamı olan Rivera’ya âşık oluncaysa kelimenin tam anlamıyla dağılıyor. Bir seferinde şöyle diyor hatta, ''Ben sakat değilim, kırgınım.''
Artık iyileşmeye başlamıştı, resim onun için büyük bir motivasyon olmuştu. 1927 yılı sonunda yürümeye başlayan Kahlo, bu dönemde sanat ve politika çevreleri ile yakın ilişkiler kurmaya başladı. Küba'lı önder Julio Antonio Mella ve fotoğraf sanatçısı Tina Modotti bu isimlerden ikisiydi. Birlikte davetlere gidiyor, sosyalistlerin tartışmalarına katılıyorlardı ve Kahlo, 1929’da MeksikaKomünist Partisi'ne üye oldu.
Her şeye rağmen resim çizmeye devam eden Kahlo aynı dönemde bir gün, ‘Meksikalı Michelangelo’ olarak anılan ünlü ressam Diego Rivera’yı görmeye ve resimlerini göstermeye gider. Birbirlerini görür görmez âşık olan iki sanatçı 1929’da evlenirler. Daha sonra ABD’ye giden çift Rivera’nın aldığı duvar resmi siparişlerini bitirinceye kadar orada yaşadılar.
http://bear-star.com/FridaKahlo-image007.jpg
Kahlo ile Rivera’nın fırtınalı bir evlilik yaşamları oldu. Sağlık sorunları nedeniyle bir çocuğunu aldıran ve ard arda iki düşük yapan Kahlo, eşinin sadakatsizlikleri nedeniyle ondan ayrıldı ama bir sene sonra yeniden evlenip Kahlo’nun çocukluğunu geçirdiği Mavi Ev’e yerleştiler.
Kahlo’nun da evlilikleri sırasında çeşitli erkeklerle ilişkileri oldu. Bunlardan birisi de Rus devriminin önde gelen isimlerinden Lev Troçki’ydi.
Sık sık sağlığı bozulan Kahlo, dayanılmaz acılarla başa çıkmak için bütün gücüyle resim yapmış, yalnız ülkesinde değil, Amerika ve Fransa’da sergiler açmıştır. 1938’de New York’ta açtığı sergiyse ona büyük ün getirdi. 1939’daki Paris sergisi ile övgüler topladı. 1943’te ‘La Esmeralda’ adlı yeni bir sanat okulunda öğretim üyeliğine başlayan Frida, sağlık durumu kötüleşmesine rağmen ders vermeyi sürdürdü. 1953 yılında Mexico City’de bir kişisel sergi açtı; temmuz ayında sağ bacağı kesildi.
Frida Kahlo’nun 143 resmi var. Resimlerinin 55 tanesi oto-portrelerden oluşuyor. Yaşamının büyük bir bölümünü yatakta başının üstünde duran, ‘gündüzlerinin ve gecelerinin celladı’ olarak tanımladığı bir aynaya bakarak geçirdiği için sürekli oto-portre çizmiştir. Resimlerindeki ustalık, Pablo Picasso’ya bile “Biz onun gibi insan yüzleri çizmeyi bilmiyoruz” dedirtmiş. Kahlo’nun resimleri sürrealist olarak değerlendirilse de o sürrealizmi reddetti. Resimleri aslında acı ve kesin gerçekliği yansıtıyordu. Kahlo’nun resimlerinde Meksika kültürü ve devrimci ulusal kimlik tuvale aktarılmıştı.
http://lh3.ggpht.com/_ZuH7hK0mlYw/SZhUHC4SVmI/AAAAAAAAASg/FCkQECLjJjQ/Frida%20Kahlo_Mural.jpg
Rivera, alkol ve kadın düşkünü bir ressam olarak biliniyor. Bir de doymak bilmez iştahı ve iri cüssesiyle tanınıyor. Zaten Kahlo’nun minyon yapısına oranla aşırı iri görünen Rivera, Kahlo’nun ailesi tarafından ‘Fil’ diye niteleniyordu. Kahlo ise ‘Güvercin’…
Frida için yaşadıkları tüm sorunlara rağmen Diego'nun anlamı büyüktü, kocasıyla ilgili olarak şunları yazmıştı:
''Başlangıç Diego... Yapıcı Diego... Çocuğum Diego...Babam Diego... Ressam Diego...
Oğlum Diego... Sevgilim Diego... Kocam Diego... Anam Diego...Ben Diego... Evren Diego...
Sık sık sağlığı bozulan Frida, dayanılmaz acılarla başa çıkmak için bütün gücüyle resim yapmış, yalnız ülkesinde değil, Amerika ve Fransa’da sergiler açmıştır. 1938’de New York’ta açtığı sergi ona büyük ün getirdi, 1939’daki Paris sergisi ile övgüler topladı 1943’de 'La Esmeralda' adlı yeni bir sanat okulunda öğretim üyeliğine başlayan Frida, sağlık durumu kötüleşmesine rağmen ders vermeyi sürdürdü; 1950’de omurgasındaki sorunlar nedeniyle hastaneye kaldırıldı ve 9 ay hastanede kaldı. 1953 yılı Nisan ayında Mexico City’de bir kişisel sergi açtı; Temmuz ayında sağ bacağı kesildi.
Frida Kahlo, 13 Temmuz 1954’te, akciğer ambolisi teşhisiyle son nefesini verdiğinde; arkasında bıraktığı son tablosu; ''Yaşasın Yaşam'' isimli bir natürmorttu.
Son sözleri ise, günlüğüne yazdığı şu cümleydi:
“Çıkış yolunun güzel olacağını ve asla geri dönmeyeceğimi umarım.''