matillda
17-01-2011, 17:14
''Bir deliyle aramdaki tek fark benim deli olmayışımdır'' diyor uçuk ressam Dali. Fakat kıyafetleri ''Dehamın antenleri'' dediği bıyıkları, elindeki bastonu ve faltaşı gibi açılmış gözleri onun ne kadar sıradan bir insan olabileceği gerçeğini ortaya koyuyor: Hiç!
http://img1.loadtr.com/b-23537-picasso.jpg
Onun bu tamamen farklı insan yapısı, kişiliğinin ve davranışlarının ne derece gerçekçi olduğunu, deli mi dahi mi çıkmazının yanıtını anlamak epey zor. Bunun yanıtını bulmak için ilk gençlik yıllarına bakıldığında kafalar daha da karışıyor.
Salvador Dali 11 Mayıs 1904' te İspanya' nın kuzeyindeki Figueras' ın bir köyünde dikti gözlerini hayata. 6 yaşında menenjitten ölen erkek kardeşi Salvador' dan üç yıl sonra doğdu Salvador. İkizi kadar benzediği ağbisinin adını alması bir tesadüf değildi elbette. Ailesi bu adı yeni doğan çocuklarına vererek ölümsüzleştirmek istiyordu. Bu olayı 1973' te şöyle yazacaktı ''Doğar doğmaz tapınılan bir ölünün ayak izlerinden yürümeye başladım. Beni severlerken hala onu seviyorlardı aslında. Belki de benden çok onu..Babamın sevgisi bu sınırları yaşamamın ilk günlerinden itibaren büyük bir yara oldu benim için..'' Öyle ki Çarmıhta İsa tablosuyla ölen kardeşinin resmi anne babasının odalarında yan yana asılıydı. Tüm bunlar Dali' nin dikkat toplamak için yaptığı davranışlarının nedeni sayılabilirdi. Dali, ilerde şu sözleri söyleyecekti: ''Kendi kendine ölü kardeş değil, yaşayan kardeş olduğumu ispatlamak zorundaydım. Bu nedenle kendimi ölümsüz kılıyorum.'' Yıllar sonra doğan kızkardeşi Anna Maira' da Dali' nin bu çılgınlıklarını sınırlamasına mani olamamış, aksine iyice uçarı bir kişiliğe bürünmesine esin sağlamıştır.
''Hasta Çocuk'' henüz 10 yaşında yaptığı ilk öz-portresini ismidir. Bir süre sonra resim kurslarına başlamış iyi bir resam olan Tuan Nunes' den karakalem dersleri almıştır. İlerki yıllarda kübist akımın içinde yer almış ve neredeyse haftada bir oluşturduğu yeni yeni çizgilerle tekniğini değiştirmiş, geliştirmiştir. Bu dönemlerde her şeyden çok değer verdiği annnesini yitirdi Dali. Bu olay için yıllar sonra şöyle yazdı: ''Annemin ölümünü bana yönelik büyük bir aşağılama saydım, bunun üstesinden gelebilmemem için çok büyük bir ün kazanmam gerekiyordu.'' Beklenmeyen bu ölüm, sanatçı kişiliğine derin yaralar açmış öte yandan da Dali' nin olağanüstü eserler doğurmasına da neden olmuştur.
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/8/89/SalvadorDali-SoftConstructionWithBeans.jpg
20' li yaşlarında babasını güçlükle ikna ederk Madrit Kraliyet Akademisi' kaydını yaptırdı. Fakat buradaki eğitmenler Dali' nin beklediği gibi çıkmadı, onların yeni yeni ilgi duydupu akımları O çoktan geride bırakmıştı. Ressamlığını yetersiz bulduğu bir eğitmenin profesörlüğe atanması Dali' yi iyice çıldırtmıştı. Bu durum eleştirdiği ve diğer öğrencileri de kışkırttığı gerekçesiyle okuldan uzaklaştırıldı. Daha sonraları da sınavları yapanların kendisini değerlendirebilecek seviyede olmadığını söyleyerek sınavlara girmemiştir. Dali, bu çabalarının karşılığını 1926' akademiden atılarak almıştır. Bu dönemlerde içlerinde Pepin Bello, Raphael Barradas ve Garcia Lorca gibi isimlerin bulunduğu grubun lideri oldu. Ünlü şair Garcia Lorca' yla dostlukları giderek artıyordu. Fakat şairin Dali' ye karşı olan sevgisi gittikçe değişmiş, yerini eşcinsel bir tutkuya çevirmişti. Dali bu olaydan şöyle sözeder: ''Garcia Lorca bana sahip olmak istediğinde dehşet içinde karşı koydum''
Dali' nin tabloları bu sırada gittikçe üne kavuşuyor ve her kesimden olumlu eleştiriler topluyordu. Özellikle Gerçeküstücüler' in ilgisini çekmeyi başarmıştı ve içlerinde arkadaşı şair Paul Eluard' ın da bulunduğu bir grup sanatçı Dali' yi ziyarete gelmişti. Bu ziyarete Paol Eluard' ın eşi Gala' da gelmişti. Hayatının bu en önemli günlerinde Dali arkadaşının eşine, Gala' ya aşık olmuştu... Gala Dali' nin resimlerinde ince belli, kürek kemikleri belirgin ve atletik bedene sahip kadının ta kendidisydi. Gala' yı hiç görmediği halde, onu tablolarına farkında olmadan olmadan yıllar önce koymuştu. Ve ne ilginç ki tablodaki kıza ''Galuchka'' adını vermişti.
http://salvadordalimuseum.org/store/files/t_3633.jpg
Buluştukları gün Dali, Gala' nın yanına çılgın bir biçimde gitmişti. Koltuk altlarını traş edip, maviye boyamış, gömleğini göğüs uçları ile göbek deliği açıkta kalacak şekilde kesmiş, üzerine keçi pisliği ve balık tutkalı sürmüş, kulağına da kırmızı bir sardunya çiçeği takmıştı. Bu olayı şöyle anlatıyor: ''O'na (Gala' ya) dokunmak üzereydim... Kollarımı beline saracaktım ki küçük bir devinimle ama sanki ruhunun var gücüyle uzanan eliyle elimi tuttu. İşte bu gülünecek bir şeydi! Güldüm, vicdan azabıyla katlanacak bir tedirginlikle güldüm. Gala gülmeme alınacağına gururlanmış göründü. Başkası olsa düş kırıklığı içinde bırakırdı ama o sanki insan üstü bir güçle daha sıkı sarıldı elime. Bir bilici gibi, içine doğmuş gibi kahkahaların anlamını kavramıştı. Bunun sıradan bir neşe kahkahası olamadığını biliyordu. Hayır, gülüşüm kuşkuculuğun değil, usdışı duyarlığın göstergesiydi. Gülüşüm uçarılıktan değil, karşı karşıya olduğum depremden, korkudandı. Bu kahkahayla kendimi onun aykalarının altına fırlatmıştım hem de en yüksek yerden! 'Küçüğüm birbirimizi hiç bırakmayacağız,' dedi bana. Gerçekten de öyle oldu: Aradan 56 yıl geçinceye, Dali 78 yaşına gelinceye, Gala 1982' de ölünceye kadar hiç ayrılmadılar...
Dali 1929' da Paris' te gerçekleştirilen ilk resim sergisinin açılışına katılmadı çünkü Gala' yla birlikte şehir dışına çıkmıştı. Paris' ten ayrılmadan önce seneryasonu Luis Bunuel' le birlikte yazdığı ''Bir Endülüs Köpeği (Un Chien Andalou)'' filmini izledi.
Dali bu filme çok güveniyordu ve bunu Gizli Yaşam' ında şöyle yorumlayacaktı: ''Film istediğim etkiyi uyandırdı... Savaş sonrasının yarı aydın avant-garde goygoyculuğunu tek gecede yerle bir etti. Filmin ilk sahnelerinde, kızın gözünün usturayla yarıldığını gördüklerinde, soyut sanat denen o iğrenç şey önümüzde diz çöktü, ölümüne yaralandı, bir daha doğrulamadı. Avrupa' da artık o Mösyö Mondrian' ın o küçük manyakça pastillerine yer yoktu.''
http://www.decitre.fr/gi/69/3346030014769FS.gif
Film, gerçekten çok çarpıcı bir etki bırakmıştı izleyenlerde. İki dahi insan tamamen rüyalarındaki imgelerle ifade etmişlerdi filmlerini. Filmi yaparken tek bir kurala uymuşlardı: Akılcı, psikolojik ve kültürel açılımları olabilecek hiç bir imge ya da düşünceyi kullanmayacaklardı. Bu kadar tartışmalı bir filmin bedeli de ağır olacaktı tabi. Filmin galasını izlemeye gelen bir grup insan, Dali' nin ve Bunuel' in fotograflarının yer aldığı çerçeveleri yerle bir etmişlerdir. Buna çok kızan Dali, gazetecilere, yüz yıl sonra bu insanların değil kendinin adının anılacağını söylemiştir.
http://3.bp.blogspot.com/_gMLe10dAtg4/TQOO_k0OrlI/AAAAAAAAAh0/eG4wFOcZPPg/s1600/halsman-philippe-in-volupate-mors-salvador-dali-7200018%255B1%255D.jpg
Parasal sıkıntıların da başladığı bu dönemlerde Dali ve Gala birlikte çalışıp farklı farkıl işlere bulaşmıştı. Dali o zamanlarda en üretken dönemlerini yaşıyordu. İlginç proje tasarımlarıyla yine beğenileri üzerine çekmeyi başardı. Aynı işlevi gören takma tırnaklar, su doldurup içinde kan dolaşımı düzeninde balıkların yüzdürülebileceği vitrin mankenleri. Satın alanın vücuduna göre dökülecek bakalit mobilyalar, sırt için tasarlanmış takma göğüsler, otomobiller için- tüm yapımcıların on yıl sonra kullandığı- aerodinamic formları içeren kapsamlı katalog.. v.b. Bu projelerin en ilginçlerinden biri de, bir apartman dairesi için tasarlanan, Holywood yıldızı Mae West' in fotoğrafına bakılarak yapılan ''Mae West Dudaklarından Divan'' projesidir. Dali, ayrıca şapkalar, kravatlar, yenilebilir düğmeler, gerçek ıstakozlu ve mayonezli giysiler de tasarlamıştır. Gala her sabah bu ilginç projeleri satmak için akşama kadar dolaşırdı.
http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/291901.jpg
Dali artık bu dönemlerde ünü gittikçe yaygınlaşan bir sanatçıydı. Çok iyi fiyatlara satılan tablolarının dışında film prodüksiyonları ve baleler için yaptığı dekorlar, yan gelirleri arasındaydı. Yaratıcılığını ve çılgınlığını bu işlere de yansıtmıştı. Yaptığı son organizasyon da Lady Diana' nın düğün organizasyonudur. Dali, bu kadar çok beğenildiği bu dönemlerde Gerçeksütücüler' le hep bir tatrışma içndeydi. Özellikle Breton artık Dali' yi Gerçeküstücü kabul etmiyor, üstelik Hitler yandaşlığıyla suçluyordu. Dali ve eşi Gala ilk önce İspanya İç Savaşı' ndan sonra da I. Dünya Savaşı' ndan kaçmak için tüm dünyayı gezdi. 1934' te beş yıllık aktif bir işbirliğinden sonra eski sürrealist arkadaşlarından ayrıldı ve küçük burjuvaya dönüşmekle suçlandı. Çünkü politikadan sürekli kaçıyordu. Politikayı kansere benzetiyordu. Newyork' a yerleşti ama ara sıra geri dönüyordu. Ve 1982' de eşi Gala öldü. Dali bu olaydan sonra neredeyse resim yapmayı bıraktı. Ölümsüz olduğu inancına kapılmış ve bunun için de yemek yemesine gerek olmadığını düşünmüştü. Ve midesine takılan bir boruyla yapay beslenme uygulandı. 1989' da kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi. Cesedi ilaçlandı ve Figueras' taki müzesine hakim dev bir kubbenin altına gömüldü. Dali, çılgınlığını yaşamının son anına kadar sürdürmüştür. Öyle ki, ''Bir sürü oijinal Dali imzalı sahte Dali tablosu olmasını istiyorum, her tarafta'' demiş ve geriye 200 kadar altları imzalı boş tuval bırakmıştır.
Yararlanılan Kaynaklar: Kunst perfect- S. Dali- ch., A. Bozdemir
http://img1.loadtr.com/b-23537-picasso.jpg
Onun bu tamamen farklı insan yapısı, kişiliğinin ve davranışlarının ne derece gerçekçi olduğunu, deli mi dahi mi çıkmazının yanıtını anlamak epey zor. Bunun yanıtını bulmak için ilk gençlik yıllarına bakıldığında kafalar daha da karışıyor.
Salvador Dali 11 Mayıs 1904' te İspanya' nın kuzeyindeki Figueras' ın bir köyünde dikti gözlerini hayata. 6 yaşında menenjitten ölen erkek kardeşi Salvador' dan üç yıl sonra doğdu Salvador. İkizi kadar benzediği ağbisinin adını alması bir tesadüf değildi elbette. Ailesi bu adı yeni doğan çocuklarına vererek ölümsüzleştirmek istiyordu. Bu olayı 1973' te şöyle yazacaktı ''Doğar doğmaz tapınılan bir ölünün ayak izlerinden yürümeye başladım. Beni severlerken hala onu seviyorlardı aslında. Belki de benden çok onu..Babamın sevgisi bu sınırları yaşamamın ilk günlerinden itibaren büyük bir yara oldu benim için..'' Öyle ki Çarmıhta İsa tablosuyla ölen kardeşinin resmi anne babasının odalarında yan yana asılıydı. Tüm bunlar Dali' nin dikkat toplamak için yaptığı davranışlarının nedeni sayılabilirdi. Dali, ilerde şu sözleri söyleyecekti: ''Kendi kendine ölü kardeş değil, yaşayan kardeş olduğumu ispatlamak zorundaydım. Bu nedenle kendimi ölümsüz kılıyorum.'' Yıllar sonra doğan kızkardeşi Anna Maira' da Dali' nin bu çılgınlıklarını sınırlamasına mani olamamış, aksine iyice uçarı bir kişiliğe bürünmesine esin sağlamıştır.
''Hasta Çocuk'' henüz 10 yaşında yaptığı ilk öz-portresini ismidir. Bir süre sonra resim kurslarına başlamış iyi bir resam olan Tuan Nunes' den karakalem dersleri almıştır. İlerki yıllarda kübist akımın içinde yer almış ve neredeyse haftada bir oluşturduğu yeni yeni çizgilerle tekniğini değiştirmiş, geliştirmiştir. Bu dönemlerde her şeyden çok değer verdiği annnesini yitirdi Dali. Bu olay için yıllar sonra şöyle yazdı: ''Annemin ölümünü bana yönelik büyük bir aşağılama saydım, bunun üstesinden gelebilmemem için çok büyük bir ün kazanmam gerekiyordu.'' Beklenmeyen bu ölüm, sanatçı kişiliğine derin yaralar açmış öte yandan da Dali' nin olağanüstü eserler doğurmasına da neden olmuştur.
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/8/89/SalvadorDali-SoftConstructionWithBeans.jpg
20' li yaşlarında babasını güçlükle ikna ederk Madrit Kraliyet Akademisi' kaydını yaptırdı. Fakat buradaki eğitmenler Dali' nin beklediği gibi çıkmadı, onların yeni yeni ilgi duydupu akımları O çoktan geride bırakmıştı. Ressamlığını yetersiz bulduğu bir eğitmenin profesörlüğe atanması Dali' yi iyice çıldırtmıştı. Bu durum eleştirdiği ve diğer öğrencileri de kışkırttığı gerekçesiyle okuldan uzaklaştırıldı. Daha sonraları da sınavları yapanların kendisini değerlendirebilecek seviyede olmadığını söyleyerek sınavlara girmemiştir. Dali, bu çabalarının karşılığını 1926' akademiden atılarak almıştır. Bu dönemlerde içlerinde Pepin Bello, Raphael Barradas ve Garcia Lorca gibi isimlerin bulunduğu grubun lideri oldu. Ünlü şair Garcia Lorca' yla dostlukları giderek artıyordu. Fakat şairin Dali' ye karşı olan sevgisi gittikçe değişmiş, yerini eşcinsel bir tutkuya çevirmişti. Dali bu olaydan şöyle sözeder: ''Garcia Lorca bana sahip olmak istediğinde dehşet içinde karşı koydum''
Dali' nin tabloları bu sırada gittikçe üne kavuşuyor ve her kesimden olumlu eleştiriler topluyordu. Özellikle Gerçeküstücüler' in ilgisini çekmeyi başarmıştı ve içlerinde arkadaşı şair Paul Eluard' ın da bulunduğu bir grup sanatçı Dali' yi ziyarete gelmişti. Bu ziyarete Paol Eluard' ın eşi Gala' da gelmişti. Hayatının bu en önemli günlerinde Dali arkadaşının eşine, Gala' ya aşık olmuştu... Gala Dali' nin resimlerinde ince belli, kürek kemikleri belirgin ve atletik bedene sahip kadının ta kendidisydi. Gala' yı hiç görmediği halde, onu tablolarına farkında olmadan olmadan yıllar önce koymuştu. Ve ne ilginç ki tablodaki kıza ''Galuchka'' adını vermişti.
http://salvadordalimuseum.org/store/files/t_3633.jpg
Buluştukları gün Dali, Gala' nın yanına çılgın bir biçimde gitmişti. Koltuk altlarını traş edip, maviye boyamış, gömleğini göğüs uçları ile göbek deliği açıkta kalacak şekilde kesmiş, üzerine keçi pisliği ve balık tutkalı sürmüş, kulağına da kırmızı bir sardunya çiçeği takmıştı. Bu olayı şöyle anlatıyor: ''O'na (Gala' ya) dokunmak üzereydim... Kollarımı beline saracaktım ki küçük bir devinimle ama sanki ruhunun var gücüyle uzanan eliyle elimi tuttu. İşte bu gülünecek bir şeydi! Güldüm, vicdan azabıyla katlanacak bir tedirginlikle güldüm. Gala gülmeme alınacağına gururlanmış göründü. Başkası olsa düş kırıklığı içinde bırakırdı ama o sanki insan üstü bir güçle daha sıkı sarıldı elime. Bir bilici gibi, içine doğmuş gibi kahkahaların anlamını kavramıştı. Bunun sıradan bir neşe kahkahası olamadığını biliyordu. Hayır, gülüşüm kuşkuculuğun değil, usdışı duyarlığın göstergesiydi. Gülüşüm uçarılıktan değil, karşı karşıya olduğum depremden, korkudandı. Bu kahkahayla kendimi onun aykalarının altına fırlatmıştım hem de en yüksek yerden! 'Küçüğüm birbirimizi hiç bırakmayacağız,' dedi bana. Gerçekten de öyle oldu: Aradan 56 yıl geçinceye, Dali 78 yaşına gelinceye, Gala 1982' de ölünceye kadar hiç ayrılmadılar...
Dali 1929' da Paris' te gerçekleştirilen ilk resim sergisinin açılışına katılmadı çünkü Gala' yla birlikte şehir dışına çıkmıştı. Paris' ten ayrılmadan önce seneryasonu Luis Bunuel' le birlikte yazdığı ''Bir Endülüs Köpeği (Un Chien Andalou)'' filmini izledi.
Dali bu filme çok güveniyordu ve bunu Gizli Yaşam' ında şöyle yorumlayacaktı: ''Film istediğim etkiyi uyandırdı... Savaş sonrasının yarı aydın avant-garde goygoyculuğunu tek gecede yerle bir etti. Filmin ilk sahnelerinde, kızın gözünün usturayla yarıldığını gördüklerinde, soyut sanat denen o iğrenç şey önümüzde diz çöktü, ölümüne yaralandı, bir daha doğrulamadı. Avrupa' da artık o Mösyö Mondrian' ın o küçük manyakça pastillerine yer yoktu.''
http://www.decitre.fr/gi/69/3346030014769FS.gif
Film, gerçekten çok çarpıcı bir etki bırakmıştı izleyenlerde. İki dahi insan tamamen rüyalarındaki imgelerle ifade etmişlerdi filmlerini. Filmi yaparken tek bir kurala uymuşlardı: Akılcı, psikolojik ve kültürel açılımları olabilecek hiç bir imge ya da düşünceyi kullanmayacaklardı. Bu kadar tartışmalı bir filmin bedeli de ağır olacaktı tabi. Filmin galasını izlemeye gelen bir grup insan, Dali' nin ve Bunuel' in fotograflarının yer aldığı çerçeveleri yerle bir etmişlerdir. Buna çok kızan Dali, gazetecilere, yüz yıl sonra bu insanların değil kendinin adının anılacağını söylemiştir.
http://3.bp.blogspot.com/_gMLe10dAtg4/TQOO_k0OrlI/AAAAAAAAAh0/eG4wFOcZPPg/s1600/halsman-philippe-in-volupate-mors-salvador-dali-7200018%255B1%255D.jpg
Parasal sıkıntıların da başladığı bu dönemlerde Dali ve Gala birlikte çalışıp farklı farkıl işlere bulaşmıştı. Dali o zamanlarda en üretken dönemlerini yaşıyordu. İlginç proje tasarımlarıyla yine beğenileri üzerine çekmeyi başardı. Aynı işlevi gören takma tırnaklar, su doldurup içinde kan dolaşımı düzeninde balıkların yüzdürülebileceği vitrin mankenleri. Satın alanın vücuduna göre dökülecek bakalit mobilyalar, sırt için tasarlanmış takma göğüsler, otomobiller için- tüm yapımcıların on yıl sonra kullandığı- aerodinamic formları içeren kapsamlı katalog.. v.b. Bu projelerin en ilginçlerinden biri de, bir apartman dairesi için tasarlanan, Holywood yıldızı Mae West' in fotoğrafına bakılarak yapılan ''Mae West Dudaklarından Divan'' projesidir. Dali, ayrıca şapkalar, kravatlar, yenilebilir düğmeler, gerçek ıstakozlu ve mayonezli giysiler de tasarlamıştır. Gala her sabah bu ilginç projeleri satmak için akşama kadar dolaşırdı.
http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/291901.jpg
Dali artık bu dönemlerde ünü gittikçe yaygınlaşan bir sanatçıydı. Çok iyi fiyatlara satılan tablolarının dışında film prodüksiyonları ve baleler için yaptığı dekorlar, yan gelirleri arasındaydı. Yaratıcılığını ve çılgınlığını bu işlere de yansıtmıştı. Yaptığı son organizasyon da Lady Diana' nın düğün organizasyonudur. Dali, bu kadar çok beğenildiği bu dönemlerde Gerçeksütücüler' le hep bir tatrışma içndeydi. Özellikle Breton artık Dali' yi Gerçeküstücü kabul etmiyor, üstelik Hitler yandaşlığıyla suçluyordu. Dali ve eşi Gala ilk önce İspanya İç Savaşı' ndan sonra da I. Dünya Savaşı' ndan kaçmak için tüm dünyayı gezdi. 1934' te beş yıllık aktif bir işbirliğinden sonra eski sürrealist arkadaşlarından ayrıldı ve küçük burjuvaya dönüşmekle suçlandı. Çünkü politikadan sürekli kaçıyordu. Politikayı kansere benzetiyordu. Newyork' a yerleşti ama ara sıra geri dönüyordu. Ve 1982' de eşi Gala öldü. Dali bu olaydan sonra neredeyse resim yapmayı bıraktı. Ölümsüz olduğu inancına kapılmış ve bunun için de yemek yemesine gerek olmadığını düşünmüştü. Ve midesine takılan bir boruyla yapay beslenme uygulandı. 1989' da kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi. Cesedi ilaçlandı ve Figueras' taki müzesine hakim dev bir kubbenin altına gömüldü. Dali, çılgınlığını yaşamının son anına kadar sürdürmüştür. Öyle ki, ''Bir sürü oijinal Dali imzalı sahte Dali tablosu olmasını istiyorum, her tarafta'' demiş ve geriye 200 kadar altları imzalı boş tuval bırakmıştır.
Yararlanılan Kaynaklar: Kunst perfect- S. Dali- ch., A. Bozdemir