PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Materyalizm ve Tanrısızlık


Jolly Jocker
18-01-2011, 01:47
Tanrının neden kesinlikle var olamayacağına ilişkin kendi fikrimi belirtmeden önce, felsefenin temel problemini kısaca hatırlatmam gerekiyor. Felsefe diyordu ki; ya ruh/bilinç birincil ve belirleyicidir, ya da madde/nesnellik. Bu ikisinin aynı anda veya karışık olarak olamayacağını belirtiyordu ve birbirine zıt olan iki ekolden hem düşünceci/idealist ekol hem de maddeci/materyalist ekol bunu böyle kabul ediyordu. Tüm bunlardan çıkan sonuç, bilinç ve maddenin ilişkisi hakkında bildiklerimizi bilmediklerimize genelleyebileceğimizdir. Örneğin, herhangi biçimde maddenin birincil olduğunu kanıtlamışsak, diğer tüm şeylerde de bunun böyle olduğu kabul edilir. Çünkü diğer durumlarda karma olamaz(hem maddeci hem düşünceci olunmaz).

Tanrının varolduğunu iddia edenler, tanrı bir ruh/bilinç/zeka olduğu ve herşeyin ilki kabul edildiği için idealist felsefeye girmektedirler(nesnel idealizm denen tür). Tanrının varolduğunu iddia edenlerin yanısıra, anlamsız bir önerme de olsa ruhsal şeylerin(mesela tanrının) varolma ihtimalinin olduğunu söyleyenler(agnostikler) de var. Bunlar da utangaç idealistlerdir, idealizme açık kapı bırakırlar. Fakat herhangi bir örnekle maddenin bilince göre birincil olduğunu(ve dolayısıyla materyalizmin doğru olduğunu) bunlara gösterirsek, artık o iddialarını taşıyamazlar(yoksa felsefi açıdan tutarsızlaşırlar).

O halde bunlara maddenin birincil olduğunu açıkça gösteren bir örnek vermek lazımdır. Aslında belki de böyle bir örneğe gerek duymuyorlardır çünkü bunu herşey gösteriyor zaten. Gözümüzün önündeki hakikati farketmemiz, yani aydınlanmamız yeterlidir. Ama ben genede örnek vereyim. Mesela insanın tüm fiziksel duyumlarını(görme, duyma, işitme, tatma, koklama, dokunma) kesersek, o kişi henüz yaşıyorsa bile hiçbirşey düşünemeyecektir, çünkü üzerine düşünebileceği bir nesnel etki onun için olmayacak ve kişinin bilinci kapanacaktır. Sadece geçmişte deneyimlediği nesnelerden belleğinde kalanlarla -hafızası sayesinde- düşünebilir. Ama bu da geçmiş nesnel tecrübeleri varsayar. Ama bu kişi bir bebekse(bebeklerin geçmişe yönelik hatıraları yoktur), duyumsaması olmadığı için büyüsede hiçbirşey düşünemez. Bu basit örnekle bilincin maddeden ayrı düşünülemeyeceğini açıkça görüyoruz. Eğer idealizm doğru olsaydı, yani bilinç maddeden bağımsız ve önce olsaydı, bu durumdaki bir kişinin gene de düşünebilmesi gerekirdi.

Yine mesela insanın zihinsel bilgilerini ele alalım. Hiçkimse o ana kadar görmediği birşeyi düşünemez, mesela hiç ağaç görmemiş bir çocuk bunu düşünemeyecektir, daha önceden görmüş olduğu nesneleri kafasında birleştirerek tahmin yürütebilir ancak. Bu basit örnek bize, birşeyi(örneğimizde ağacı), onun hakkında hiçbir nesnel veriye sahip değilsek, düşünemeyeceğimizi açıkça gösteriyor. Eğer idealizm doğru olsaydı, yani bilinç maddeden önce olsaydı, düşünebilmemiz gerekirdi.

O halde eğer evren(yani tüm madde ve nesnellik) henüz yokken bir tanrı/ruh/bilinç varsa, ona düşünme malzemesi verecek hiçbir nesne(evren) henüz varolmadığı için hiçbirşey düşünemeyecektir. Hiçbirşey düşünemeyen bir 'şey'e de bilinç denemez değil mi? Bu koma halidir. Kaldı ki ilk örneğimizden, nesnelerin bilgisini kendisine aktaran hiçbir fiziki duyumsaması olmayan bir bilincin, var olamayacağını da görmüştük. O halde tanrının, yani felsefi idealizmin iddia ettiği gibi maddeden bağımsız ve ona öncü olan bir ruh/bilinç'in, varolması mümkün değildir!

Bu basit -ama kesin- ve çoğaltılabilir örneklerden açıkça öğrendiklerimizi genelleştirebileceğimizi, yani bazı durumlarda idealizmin bazı durumlardaysa maddeciliğin doğru olduğunun iddia edilemeyeceğini de biliyoruz. Bunların ikiside uzlaşmaları ve bir arada bulunmaları mümkün olmayan felsefi ekollerdir. O halde günlük hayatımızda açıkça öğrendiğimiz basit incelemeler bize hakikati gösteriyor. Bana idealizmi kanıtlayan bir örnek verebilecek olan var mı? Yok! O halde tanrı (ister deist ister teist tanrı olsun) kesinlikle yoktur. Olma olasılığı da yoktur. Çünkü eğer maddeciliğin doğru olduğundan eminsek, teizm ve deizm gibi idealist düşünülerin yanlışlığı kadar, agnostisizmin bu konudaki kuşkuculuğu da yanlıştır. Açık olan bir gerçeğe ters şeyler söylemek kadar, bu şeylere olasılık vermek de yanlıştır; çünkü olay açık ve net, çünkü maddeci felsefenin tutumu açık ve net...

evrensel-insan
18-01-2011, 02:04
Saygideger freddie;

Tanrinin varligi konusu, metafizigin, teoloji dalinin konusudur.

Bu temelde, herseyden once bir seye var veya yok diyebilmek icin, onun ne oldugunun ortaya konmasi gerekir.

Mesela soralim.

Nasil bir icerik ve anlamdaki tanri yok?

Neyin/kimin ortaya attigi tanri yok?

Sonucta tanri, aklin bir urunudur. Akilda inandigi dogru temelinde tanriyi ortaya atar.

Oyuzden konu tanrinin varliginin yoklugunun tartismasi degil; tanrinin ne oldugudur.

Teolojik olarak ta felsefi temelde, tanrinin ne oldugu ortaya evrensel onay olarak, yani herkesin tartismasiz kabul edecegi olarak ortaya konamayacagindan, tanrinin aciklanamaz ve soylenemez oldugu ortaya cikar.

Sunu diyebilirsin "Kuran/Tevrat/Incil/Zebur v.s. nin ortaya koydugu gibi bir tanri yok.

Yani belirli bir icerik ve anlam verilmis tanrinin aklin inandigi dogru olarak olmadigina, yokluguna inanabilirsin. Ama bu sadece inanctir.

Sonucta nesnel bir olguya verilen oznel temelli anlam ve icerik, zaten onu tanrilastirir.

Ya da aklin inandigi bir dogruya bulunan nesnel taban (Kuran, put, pitoresk v.s.) onu tanrilastirabilir.

Ya da bir nesnel olgu, tanri ile ozdeslestirilebilir (hyloteizm-madde, panteizm-evren)

Ya da bir nesnel olgu ile tanri esdeger kilinabilir, dualizm (panenteizm-evren=tanri ic iceligi)

Ya da hawking gibi, kurgular (bilimin yasalari), tanrilastirilabilir.

Oyuzden konu tanrinin varligi/yoklugu degil; belirli bir icerik ve anlam verilmis tanrinin (sadece o ozel anlam ve icerik ile sinirli) aklin inandigi dogru temelinde, varligi/yoklugu sadece dogrulayan acisindan gecerli olabilir ve sadece onu baglar.

Ayrica unutmamak gerekiri, tanri kavrami akilda ve lugatta da vardir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Voltaire Darwin
18-01-2011, 08:56
Ayrica unutmamak gerekiri, tanri kavrami akilda ve lugatta da vardir.


Sayın evrensel-insan,

Bunun benzeri bir çok tartışmada da gelinen nokta tanrı kavramı akılda/akıllarda var ise onu varlamış oluyoruz gibi bir yere geliyor. "Akılda olması , bir kavramın olması = tanrıyı varlar" gibi...

Şimdi, "kırmızı bir fil vardır" dersek herkesin aklında bu düşünce oluşur. Yani böyle birşeyin olabileceğini düşünürüz. Aslında düşündüğümüz doğada örneğini gördüğümüz maddesel bir şey olduğu için, bir fili kırmızıya boyasak da bu doğrulanmış olur.

Ancak dediğiniz gibi tanrı deyince..."Hangi tanrı?" , "Nasıl bir tanrı?" ..

Tanrının kesin bir tanımı olmadığı için, maddesel bir karşılığı olmadığı için ve belki de gerçekten hiç olmadığı için her bireyin düşüneceği tanrı kendi küçüklüğünden beri öğrendiği , daha doğrusu kendisine içinde yetiştiği ortamda empoze edilen tanrı bilgilerine eşit olacaktır ki, bu da her birey için farklılık gösterecektir.

Çoğu müslüman için de, kendilerinin kul olduğu ve onun için yerlere kapanmaları gereken bir tanrı olacaktır bu.

Saygılar,

evrensel-insan
18-01-2011, 15:54
Saygideger Voltaire Darwin;

Bunun benzeri bir çok tartışmada da gelinen nokta tanrı kavramı akılda/akıllarda var ise onu varlamış oluyoruz gibi bir yere geliyor. "Akılda olması , bir kavramın olması = tanrıyı varlar" gibi.-V.D.-

Sorun da zaten bilinc alti olarak akilda yer etmis, otomatiklesmis ve alisilagelmis olmasi. Cunku akil, tanri, tanrilasmak, tanrilastirmak, tanrisal zihniyet ve tanrisal yanasimi; metafizigin teolojik temelinde aklinda tasidikca; ya mutlaka kendine kendisine dogru gelen bir tanri bulacak, ya dogumdan kendisine verilen tanri ogretisine "sadik/bagli" kalacak, ya baska bir tanriya yonelecek; ya da kendi aklinca bu tanri varligini dogrulayamayacak ve kendince (kendinin algiladigi tanri hangisi ise ona) var olarak yanasamayacak ve tepkisini gostererek onu yoklayacaktir.

Boylece de tanrinin akilda dogrulanma savasi surup gidecektir.

En azindan dogrulayanin veya yanlisdlayanin, biribirini kendi algisina cekmeme mucadelesi vermemesinin belki de onu acilacak, konu onemini ve guncelligini yitirecek ve akillardan silinecektir.

Ya da bu bilinc alti tanri yerlesmisligi, bilincli ve farkindalikli olarak bilince tasinacak, ve bu konu ile ilgili her hangi bir akil yurutumunun, ne yurutene, ne de bu ugurda mucadele edene bir sey saglamadigi, ustelik yasam ve iliskisini bu mucadele ugruna bosa harcadigi algilanacaktir.

Sonucta hersey aklin tatmin olmasidir. Ama akil, bir sey hakkinda bir fikir uretirse tatminlige yonelir. Eger bir fikir uretmezse, zaten boyle bir tatminlige de ihtiyac ve gerek duymaz.

Boyle olunca da, hem bu akil tatminini olumlu ya da olumsuz arayanlara ve bu ugurda mucadele verenlere, karsi bir notr gozlem uygular. Hem de bu konuda ne olumlu ne de olumsuz bir sahiplik, sabitlik tasimaya ihtiyac duyar.

Sadece konu geldiginde, konu hangi tanri uzerine ise, ya da tanri belirsizse; once o tanrinin belirlenmesini kisiden ister, kisi kendince belirledigi tanrisini ortaya koydugunda da "ben boyle bir tanriya inanc beslemiyorum/tasimiyorum" der ve konuda kapanir.

Eger konu uzayacak ise de; neden bahsedilen icerikteki ve anlamdaki tanriya inanc beslemedigini izah eder, ayrica; bu tanriya inanc besleyen kisiyle de, onu ikna etme gibi bir mucadeleye girmez.

Cunku onun icin tanri ve her turlu akil yurutumunun bir ihtiyac icerigi ve gereksinimi ve de yasam ve iliskisi adina bir faydasi yoktur. Bu gorus serbest dusunurluktur.

Oyuzden bir kisinin aklinin dogrusu ile, kendi algiladigi anlam ve icerikteki bir tanriyi kabulu, ya da reddi; sadece onun tatminidir. Bu tatminlik mucadelesinde; kimse bir sey kazanmaz. Tanri gene akilda yerlesmis olarak durur ve isteyen varlar, isteyen yoklar ve aralarinda da tartisir dururlar.

Saygilarimla;
evrensel-insan

troyya
18-01-2011, 18:31
evrensel insan sana katılıyorum..aklın ürünüdür...çünkü reel akıla göre, kendisini olusturan elementlerde kendisinin payı olmadıgını bildiği icin bir üstün akla gidiyor otomatik olarak...

pianola
11-09-2016, 10:08
*guncelleme

Yıldıztozu
18-09-2016, 22:57
Geçenlerde şu iki soruyu düşünmüştüm:
Bilim, materyalizmi gerektirir mi?
Materyalizm, ateizmi gerektirir mi?

Bilim doğası gereği nesneldir, nesnel olgularla ilgilenir. Materyalizmde de zaten nesnellik ölçütü vardır. Dolayısıyla birinci soruya evet dedim.
Put şeklindeki tanrıları materyalist tanrıya dahil edebiliriz belki. Ya da panteizm tanrısı da materyalist tanrı inancı sayılabilir. Fakat tanrı denilen bu maddelerde irade gözlemlenmiyor. Dolayısıyla materyalist tanrı inancı ancak varsayım olabilir.

Hiççi
29-09-2016, 22:39
Var olmamak demek her zaman için olumsuz manaya mı geliyor sizce :)