PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kültür Devrimi, Hemen Şimdi!


Jolly Jocker
18-01-2011, 16:05
BirGün gazetesinden M.Pekdemir'in gayet yerinde bir tesbitle ''Laiklik sınırlı islamdır'' demesi üzerine Yeni Şafak'tan bunu onaylayan yorumlar gelmesi 'hayra alamet' bence. Bu konuyu işleyerek muhafazakarların maskesini düşürebilir ve liberalleri bugüne dek kimleri demokrasi cilasıyla ovalamaya uğraştıkları konusunda utandırabiliriz diye düşünüyorum. Zira islamın olduğu yerde laiklik de, demokrasi de, farklı yaşam biçimlerine saygı da, kadın erkek eşitliği de, insan hakları da, çoğulculuk da olmaz. Çünkü islam Allah'ın egemenliğini temel alır, Allah'ın emirlerini uygular. Laiklik, demokrasi, hoşgörü, insan hakları v.s. ise insanı temel alır ve insanın arzularını gerçekleştirebilmeyi, insanı mutlu edebilmeyi hedefler. İnsan istekleri ile Allah'ın istekleri fazlasıyla sık çelişir ve her çelişkide asgari düzey demokrat olanlar ile islamcılar kafa kafaya gelmeye mecburdur. Eğer bunu ortaya serersek, hem seküler değerleri de benimsemiş pek çok gencin ve emekçinin din konusunda aydınlanmasına hem AKP'nin demokrat maskesinin düşmesine hem de liberallerin dinci güzellemelerinin son bulmasına vesile olabiliriz.

Ama bugüne dek bizim bir kusurumuzu da kendimize itiraf etmemiz gerekmiyor mu? İslam tarihi, Osmanlı tarihi ve günümüzde de pek çok ülkede şeriatla yönetilen devletlerin pratikleri ortadayken, Kuran'ın hükümleri ortadayken bu insanlar, yani islamcılar kendilerini demokrat, özgürlükçü, çoğulcu, insan hakkından yana, hatta kadın hakkından yana olarak sunabildiyse demek ki biz sosyalistler ağırlığımızı koymamız gereken bir ideolojik alanı fazlasıyla boş bırakmışız. Bunda bizim kabahatimiz de büyük. ''Aman din düşmanı diye adımız çıkar'' diye endişelenip(sanki adımız çıkmamış gibi) bu konulara hiç girmedik. Onlar devleti, tarihi, herşeyi kendi özgürlük ve demokrasi çarpılmalarına göre irdeler, dağıtır, hatta baştan kurarken; biz onların dogmalarını, kitaplarını, tarihlerini özgürlük ve demokrasi açısından yeterince sorgulamadık. Bunu yapmaya kalkanlar, Lenin'in 1905'ten kalma broşürleriyle susturuldular. ''İşçi sınıfının birliğini dinsel tartışmalar açarak bölmeyin! Bu dünyada bir cennet için fikir birliğine varmak, öte dünya cenneti konusundaki yargılardan daha önemlidir. Zaten din düşmanı olarak görülüyoruz. Bir de siz üstüne tuz biber ekmeyin. Emek mücadelesine odaklanın yalnızca.'' türünden tekiler gelmedi mi/gelmeyecek mi? Sanki işçi sınıfı çok birlik halinde de biz bu konuları tartışınca parça pinçik olacak! Sanki biz din konusuna girmesek kimse bizim ateist olduğumuzu bilmeyecek, herkesin hakkımızdaki fikri değişecek. Bugüne kadar neredeyse hiç girilmedi bu konulara. Girildiğinde ise Muhammed'den de bir devrimci icat edilmeye kalkılıp övgü üzerine övgü yapıldı. Hatta müslümanlarla camilere gidilip 'sınıfla bağ kurmak için' namazlar bile kılındı. Kılındı da ne oldu? Çıkıp dışarı soralım gördüğümüz ilk on ikişiye ''Komünist deyince aklına ilk ne geliyor?'' diye. ''Din düşmanı'' demezler ve bize mesafeli olduklarını belirtmezlerse ben hiçbirşey bilmiyorum.

Demem o ki, biz bu konulara girmedikçe dinciler bizim yerimize de konuşuyor, bize öyle bir portre çiziyorlar ki insan içine çıkacak halimiz kalmıyor. Konuya girmemekle kurtulmak mümkün değil, bunu artık görmemiz gerekiyor. Ve bu toplumdaki herkes bağnaz değil, dine olan eleştiri ve sorgulamalarımızı yaptığımızda pek çok insanın yanımıza toplanacağından da eminim. Biz özgürlükçü solcuyuz. Üretenlerin yönetmesini savunuyoruz. Çünkü üretenlerin, kendilerini yönetebilecek denli sekülerleşebileceklerine inanıyoruz. Biz Stalinciler gibi, ''İktidarı alınca kendi bürokratik baskı aygıtımızla aydınlanmayı gerçekleştiririz. Şimdi köprüyü geçene kadar dinle iyi geçinelim'' diyemeyiz. Sosyalizmin nüvelerini bugünden atacak, geleceği bugünden kuracaksak yeni insanı da şimdiden yaratacak, aydınlanmayı bugünden başlatacağız. 'Devrim, Hemen Şimdi!' diyorsak, buna 'aşağıdan' bir kültür devrimi de dahil olsa gerek.

Jolly Jocker
25-01-2011, 21:23
Yazı Red Dergisinin sitesinde de yayınlandı. :)
http://www.red.web.tr/site/haber_detay.asp?haberID=593

OffSpring
25-01-2011, 23:38
Yazı Red Dergisinin sitesinde de yayınlandı. :)
http://www.red.web.tr/site/haber_detay.asp?haberID=593

Yazını beğenmedim , hç güzel değil.
İyi günler.

Jolly Jocker
26-01-2011, 00:15
Yazını beğenmedim , hç güzel değil.
İyi günler.
Sağol, teşekkür ederim. Başka olumsuz görüşlerin varsa onları da paylaşmanı isterim. Sen beğenmediğine göre demek ki amacına ulaşmış.

Not: Ben de seni sevmiyorum. Öptüm.

AlbatrosS
26-01-2011, 20:00
'Devrim, Hemen Şimdi!' diyorsak, buna 'aşağıdan' bir kültür devrimi de dahil olsa gerek.


yazıdaki eleştiri noktalarının bir kısmına katılmakla birlikte bir kısmına katılmam mümkün değil. islam dini mensubu birçok kimsenin sosyal/iktisadi/kültürel arka planda ve pratikte laik/ateist bireylere karşı ciddi ön yargı ve tavırları olduğu da bir gerçek. her ne olursa olsun, herhangi bir kültürün/dinin tek bir versiyonundan söz etmek, o dine ait bireyleri tekilleşen homojen kitlelermişcesine görmek son tahlilde kültürel bir olgu dediğimiz dinleri anlamamak, onların doğasını/versiyonlarını/çeşitlenmesini gözden kaçırmak olur. kur'anda geçen normlar her ne olursa olsun, gündelik yaşamda birçok insan kendi öznelliğini/seçim ve ahlaki tercihlerini katar/yaşar. bu açıdan sadece bu ülkede dahi yüzlerce/binlerce islam/din/varyasyon söz konusudur.

dinlerin ve islam'ın belli başlı mezhepsel politik yorum ve örgütlenmelerinin laik/seküler/devrimci hatta anarşistler gibi muhalif kesimlere karşı politik/ideolojik saflaşmalarıyla mücadelenin yolu islam vb birçok inanca sahip insanları homojen bir kütle şeklinde davranan/gören yorum ve tezlerimize şüpheyle yaklaşmaktan geçer.

aşağıdan örgütlenecek devrimci bir kültürel kalkışmayı desteklemekle birlikte bunun topyekun islam karşıtı bir saflaşmayı tetiklememesi; bilakis, hak ve özgürlüklerimizi merkeze alan bir tavrı geliştirmesi gerekmektedir. şahsen benim bu tartışmalarda koyduğum temel bir kıstas şudur: inandıklarınız, kazanımları 17oo'lerde cisimleşmiş temel insan hak ve özgürlükleri prensipleriyle çelişiyor mu çelişmiyor mu? ahlaki yargılarımız temel insan hakları ilkelerini ihlal ediyor mu etmiyor mu? insan zihni çoklu zekaya sahip kompleks bir yapıdır ve tek bir kültürel akıma/dine sahip değildir. bugün bu ilkeleri içtenlikle benimsemiş; bir yandan da hak ve özgürlüklere asgari saygıyı gösterip onun bilincinde olan birçok kişi var.

burada mesele şu: şayet kimseye zararı olmadığı, kimseyi kısıtlamadığı sürece insan kurabiye canavarına da inanabilir. bunda bir sakınca yok. sosyal yaşam da böyle enteresan geçişlere, biraradılıklara sahiptir işte. çelişik gibi durabilir; ama bir insan hem bir safsataya hem de başka insanların özgürlüklerine inanabilir...