Orijinalini görmek için tıklayınız : Görüntüler Elimizde ! (beni tanıdılar sen kaç)
İstanbul Valimiz demiş ki:
'Başbakan'ı protesto edenlerin görüntü kayıtları elimizde'
A.A 18 Ocak 2011
İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Türk Telekom Arena'nın açılışında protesto eyleminde bulunan kişilere ilişkin görüntü kayıtlarının ellerinde olduğunu belirterek, yapılacak tespitler için bunlar üzerinde çalışıldığını söyledi.
VALi MUTLU'DAN ARENA AÇIKLAMASI / WEB TV
Vali Mutlu, “39 ülke 39 ilçe” tanıtım ve paylaşım projesinin İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünde düzenlenen final programında gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Mutlu, “Türk Telekom Arena'da protesto eyleminde bulunanlar hakkında çalışma başladı mı?” sorusu üzerine, “Protesto eyleminde bulunan kişilere ilişkin görüntü kayıtları elimizde. Yapılacak tespitler için bunlar üzerinde çalışılıyor. Bu tür etkinliklerde, sportif müsabakalarda kayıtlar var. Bunları değerlendireceğiz. Dolasıyla böyle görkemli bir açılış töreninde fevkalade üzücü bir tablonun doğmasına vesile olanlarla ilgili neler yapılabilirse tespit çalışmalarından sonra bunlar değerlendirilecektir” dedi.
Mutlu, Hizbullah terör örgütünün sözde askeri kanat sorumlusu olan Hacı İnan'ın gözaltına alınmasıyla ilgili soru üzerine de “Emniyetimiz İstanbul'daki ilgilileri zaten kontrol altında tutuyordu. Bunlarla ilgili gelişmelere göre de alınması gerekli yeni tedbirler varsa, bu tedbirleri de almayı planlamıştır. Bu çerçevede değerlendirmek lazım” dedi.
Vali Mutlu, bu kişilerin haftada bir gün imza atması gerektiğini ve ilk imzalarını attıklarını belirterek, “Ancak farklı değerlendirmeler çerçevesinde hareket etmek icap etmiştir, bu çerçevede bir planlama yapılmıştır” diye konuştu.
Önce ekşi sözlükte gördüm. Herhalde yine AKP karşıtı üfürmelerdendir diye kuşkulandım; doğruymuş.
Anlı şanlı valimiz ileri demokrasimizde olmaması gereken devletlu büyüğümüz, medar-ı iftiharımız, velinimetimiz başbakanımız hazretlerini protesto eyleminde bulunan binlerce kişinin video kayıtlarının elinde olduğunu beyan etmiş.
Fakat-heyhat- yasal olarak ne yapabileceklerine karar verememişler ki "Dolasıyla böyle görkemli bir açılış töreninde fevkalade üzücü bir tablonun doğmasına vesile olanlarla ilgili neler yapılabilirse" onları değerlendireceklermiş.
Sözün bittiği yerdeyiz. İleri demokraside, yetmez ama evet durağında bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete.. Hayırlara vesile olur inşallah....
klucky35
18-01-2011, 19:47
Bu baskıcı tutum, sonun başlangıcı olacağını düşünüyorum. Libarel cephede artık gerçeği görmeye başladı(sonunda).
Sözün bittiği yerdeyiz. İleri demokraside, yetmez ama evet durağında bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete.. Hayırlara vesile olur inşallah....
Şimdi bunun ileri demokrasiyle, yetmez ama evet ile ne alakası var?
Hükümetin iyi yaptığı şeye 'iyi', kötü yaptığı şeye 'kötü' demek, hükümetin her yaptığını onaylamak anlamına mı geliyor?
Bu otoriter uygulama/söylem anayasa değişikliğinden önce yoktu da, değiştikten sonra mı oldu?
Olumsuz söylemleri olan bir kişinin/topluluğun, iyi yaptığı şeye de karşı çıkmak bizim toplumumuzda çok sık görülüyor maalesef.. Bunda biraz muhaliflerin de payı var.
Sevgili sangre ben her gün yaklaşık 30 km'lik bir yol katederek işe gidiyorum. Yolumun üzerinde 17 üst geçit var.(Referandum sürecinde iş edinip saymıştım :))
Referandum öncesinde istisnasız hepsinde "Yetmez !, ama evet" pankartı, AKP'nin ileri demokrasi, fişlenmeye son, daha özgür bir toplum için, ileri kadın hakları için v.b evet pankartlarına eşlik ediyordu.
Şimdi bu ileri demokrasinin kafa yapısı ortaya dökülmeye başladı. Milliyetçi, dinci ve otoriter bir kafa. Olaya bakar mısın ? Koskoca bir stadyum dolusu insan görüntüleri elinde olan vali tarafından gereği yapılmak üzere incelenmekteymiş.
Peki hiç sormuyor musunuz kendinize yahu bir yerlerde hata mı yaptık diye ? Unutmayın ki liberal dostlarımızın bu otoriter kafa yapısına yaptıkları destek hiç de az değil. Bu şımarıklığın, istediğimi yaparım tavrının "soldan" ideolojik desteğini sağlayan liberal çevreler değil miydi ?
Şimdi padişahımız 12 Hazirandan sonra görüşürüz mealinde şeyler söylüyor. Artık iktidar mücadelesi bitti. "Eski vesayet" yeni vesayet uzlaştı. Şimdi tek vesayet dönemi hayırlı olsun.
Bu otoriter söylem hiç bu kadar kendinden emin ve güçlü olmamıştı. Çünkü yetmez ama evet'in azımsanmayacak desteğiyle son muhalefet noktaları da aşıldı. Sevgili cem'in çok güzel bir tesbiti vardı: AKP kendi varoluşunu sağlamak için demokrasiye dayanmak zorunda demokrasiye inandığı için değil. Bu nedenle de sistemi demokrasiye zorluyor ve bu yüzden olumlu. (onun cümleleri belki biraz farklıydı ama özü buydu).
Ama bu tesbitin bir açmazı vardı ya kendi varoluşunu garantiye aldığı zaman ne olur ?
Yoksa bir stadyum dolusu insanın görüntüleri gereği yapılmak üzere incelenmeye mi başlanır ?
Siyasetle pek ilgim olmasa da, frodo.nun kotumserligine katilmamak mumkun degil. Basbakanin diktatorlesmesi, yeni baslamadi; daha once aleyhine yazdigi bir makale icin, (hangi gazete oldugunu unuttum) gazete sahibine yazari isten atmasini soylemesi, ne mal oldugunu gostermisti zaten. Son gelismeler ise, kotulerin icinde, belki de en iyisi olmadigini gosteriyor. Umarim akli basina gelir, veya aklini basina getirecek birileri vardir.
Sevgili sangre ben her gün yaklaşık 30 km'lik bir yol katederek işe gidiyorum. Yolumun üzerinde 17 üst geçit var.(Referandum sürecinde iş edinip saymıştım :))
Referandum öncesinde istisnasız hepsinde "Yetmez !, ama evet" pankartı, AKP'nin ileri demokrasi, fişlenmeye son, daha özgür bir toplum için, ileri kadın hakları için v.b evet pankartlarına eşlik ediyordu.
Şimdi bu ileri demokrasinin kafa yapısı ortaya dökülmeye başladı. Milliyetçi, dinci ve otoriter bir kafa. Olaya bakar mısın ? Koskoca bir stadyum dolusu insan görüntüleri elinde olan vali tarafından gereği yapılmak üzere incelenmekteymiş.
Peki hiç sormuyor musunuz kendinize yahu bir yerlerde hata mı yaptık diye ? Unutmayın ki liberal dostlarımızın bu otoriter kafa yapısına yaptıkları destek hiç de az değil. Bu şımarıklığın, istediğimi yaparım tavrının "soldan" ideolojik desteğini sağlayan liberal çevreler değil miydi ?
Şimdi padişahımız 12 Hazirandan sonra görüşürüz mealinde şeyler söylüyor. Artık iktidar mücadelesi bitti. "Eski vesayet" yeni vesayet uzlaştı. Şimdi tek vesayet dönemi hayırlı olsun.
Bu otoriter söylem hiç bu kadar kendinden emin ve güçlü olmamıştı. Çünkü yetmez ama evet'in azımsanmayacak desteğiyle son muhalefet noktaları da aşıldı. Sevgili cem'in çok güzel bir tesbiti vardı: AKP kendi varoluşunu sağlamak için demokrasiye dayanmak zorunda demokrasiye inandığı için değil. Bu nedenle de sistemi demokrasiye zorluyor ve bu yüzden olumlu. (onun cümleleri belki biraz farklıydı ama özü buydu).
Ama bu tesbitin bir açmazı vardı ya kendi varoluşunu garantiye aldığı zaman ne olur ?
Yoksa bir stadyum dolusu insanın görüntüleri gereği yapılmak üzere incelenmeye mi başlanır ?
Sevgili Frodo,
Cem'in söylediklerine katılıyorum.. Aynı şeyi bir çok defa ben de dile getirdim.
Bugün Türkiye'de içinde yaşadığımız sistemin 'demokrasiye' el verişli olmadığını, çünkü resmi ideolojinin dışındaki partilerin yaptıkları 'icraatları' engellemeye yönelik kurumların var olduğunu söylemiştim.. Ve bu kurumlar, o ideoloji tarafından öyle bir yapılandırılmışlar ki, kendi dışındaki hiçbir siyasi görüşe yaşam alanı bırakmıyorlar.
Bu bağlamda AK Parti, kendine yaşam alanı açmak için, iktidarda sadece sembolik olarak durmak istemediği için, askeri ve yargı bürokrasinin üzerine gitti.. Diğerlerini bir kenara bırakırsak, 2 önemli icraatından biri askeri kanada yönelik ergenekon operasyonları, diğeriyse yargısal kanada yönelik Anayasa değişikliğiydi.
Bu icraatlar, her ne kadar kendine yaşam alanı açmak için yapılmış olsa da, aslında tüm siyasi partilere yaşam alanı açacağı için Liberaller ve Sosyalistler tarafından desteklendi.
Yeterli olmasa da kendine yaşam alanı bulmuş olan AK Parti, karşısında pasif bir muhalefetin olmasını da avantaja çevirerek sağcı ve muhafazakar yüzünü göstermeye başladı.. Aslında bu durum bile, ülke siyasetinin yeterli olmasa bile normalleşmeye başladığını gösteriyor.. Bir sağ partinin otoriterleşmesi, Liberallerin buna karşı olması 'normal' ülkelerde var olan şeylerdir.. Bu sağcı partinin otoriter, dindar söylemleri çok daha eskiden olsaydı büyük ihtimalle zaman kaybetmeden ya darbe yaparlardı, ya da partiyi kapatırlardı.. Ama bugün böyle bir şey mümkün değil.
Kendine yaşam alanı açmak isteyen AK Parti'den hiç kimse ileri demokrasiye geçiş felan beklemiyor.. Sadece halkın gücünü bu denli yanına almış bir partiden, resmi ideolojinin kurumlarını daha esnek bir hale getirmesini bekliyorlar.. Ama bu parti seçim kaygısı yüzünden son dönemde oy kapma peşinde olduğu için tam tersi uygulamalara yöneldi.
Kurumların tektip, yeknesak bir ideolojide olmasından ziyade, partilerin otoriterleşmesi daha tercih edilebilir bir durumdur.. Çünkü birincisini bozmak uzun zaman alırken, ikincisini bozmak bir seçime bakar, başka bir şeye değil.
Liberaller AK Parti'nin 'demokratik' adımlarını desteklerken, onlara 'Sizi her zaman destekleyeceğiz' diye güvence felan vermiş değil.. Yaptığı doğru şeylere doğru diyoruz, yanlışa yanlış diyoruz.. Hepsi bu.
Askeri vesayet ile hükümet vesayetinin de uzlaşması mümkün değil zaten.. Çünkü hükümet resmi ideolojinin tam karşısında bulunuyor.
Son olarak da, 'AK Parti kendini garantiye aldığı zaman ne olacak?' diye sormuşsun.
AK Parti 'demokrasi'yi zorlaması ile kendi yerini garantiye almak isterse, ben onların bu yönde her icraatını desteklerim.. Bu resmi kurumları daha esnek hale getirerek kendine yaşam alanı bulmak, zaten demokratik adımlar atmaktan geçiyor.
Yargıdaki atamalar gibi yapıp kendini garantiye almak isterse, bu tür icraatlara da her zaman karşı çıkarım.
Ama bu konuda, ilk şekilde yaptıklarının daha ağır bastığını söyleyebilirim.
Sevgili sangre politika yazmayı sevmiyorum. Valinin demeci ve toplumun tepkisizliği çok etkiledi beni ve başlığı açtım. Yazında o kadar çok itiraz edeceğim nokta var ki. Etsem uzayacak sevmediğim alanda yazmış olacağım, etmesem iyi düşüncelerine sırt çevirmiş olacağım.
Birincisi askeri darbeleri "askeri bürokrasi" yapmaz, yapamaz. Tüm darbeleri (gerçekleşenleri) incele ardında senin sevmediğin sınıfsal egemenlerin ve uluslararası işbirliğinin parmak izlerini görürsün. İş bu nedenle Türkiye'nin darbeler tarihini 5 omuzu
kalabalığın canı istediğinde yaptığı densizlik olarak görmek veya göstermeye çalışmak hedef şaşırtmaktır. Bu 12 eylülle hesaplaşma ve askeri vesayet tartışmalarında bilinçli biçimde yapılan bir çarpıtmadır.
27 Mayıs'da dahil tüm askeri darbeler sisteme ulusal-uluslararası işbirliği ile yapılmış müdahalelerdir.
Hükümetin resmi ideolojinin tam karşısında olması da hayaldir. Hükümet tam da resmi ideolojinin kendisidir. Hala farkında değil misiniz o muhalif, mağdur tavrı egemenlerin iktidar kavgasında yerini sağlamlaştırmanın ideolojik ve kitlesel desteğini sağlamanın araçlarıydı. Şimdi katmelisinden resmi ideolojinin yıkılmaz kalesi olacak, oldu. (Bakınız liberallerin eleştiri noktaları, kürt meselesi, Kıbrıs v.b)
AKP artık sistemin bir parçası ve hatta kendisidir.
Uyanın da muhalefete gidelim.
Adayligini koy, ben arkandayim:)
Sevgili Frodo,
Ben darbelerin keyfi olarak yapıldığını hiçbir zaman söylemedim zaten.. Elbette bir grubun/kesimin/sınıfın çıkarlarını korumak için yapılmış darbelerdir.. Bu darbelerin yaradığı/fayda sağladığı kesim ise, benim resmi ideoloji, senin sınıf egemenleri olarak adlandırdığın kesim.. Farklı bir şey söylemiyoruz yani.
Ama ben farklı olarak, bu egemenleri senin tanımladığın gibi hem ulusal, hem de uluslararası anlamda eşdeğer olarak tanımlamıyorum.. Yani senin kabul ettiğin Sosyalist jargondan hareket edersek, 'Bir burjuva sınıfı vardır, bir de işçi sınıfı vardır.. Darbeler de ulusal burjuvayla, ulusaşırı burjuvaların işbirliği ile olmuştur' gibi söylemi kabul etmiyorum.. Sadece burada ayrılıyoruz.. Çıkar konusunda hemfikiriz.
Sen yine haklı olarak, sınıf temelinde değerlendirdiğin için bugünkü hükümet ile ulusalcı resmi ideolojiyi aynı sistemin oyuncuları oldukları için bir tutuyorsun.. Değişen bir şey yok diyorsun.
Ben yine sınıf temelli Sosyalist görüşü kabul etmediğim için, bu iki farklı ideolojiyi siyaset arenasında zıt yerlerde konumlandırıyorum.. Ve bugünkü 'çıkar savaşı'nın muhafazakarların kısmen demokratikleşme ile, ulusalcıların ise tamamen statükoya sarılması ile devam ettiğini kabul ederek, bugünkü siyasi durumu değerlendiriyorum.
Başladığımız yerler farklı olduğu için, çıkardığımız sonuçlar da farklı oluyor doğal olarak.
Sistemden kasıt Kapitalizm ise, 'AK Parti'nin Kapitalizm'in her daim bir parçası olduğu doğrudur', ama Türkiye'nin özel durumunun/sisteminin, resmi ideolojinin bir parçası olduğunu söylemek doğru değildir.. Bir CHP, MHP parçasıdır ama AK Parti bir çok defa dışına çıkarak icraatlarda bulunmuştur, bu anlamda hakkını vermek gerekir.
Şimdi ise mümkün olduğunca yakınlaşıyor orası ayrı.
Biz hiç uyumadık zaten sevgili Frodo.. Dün de muhalefetteydik, bugün de muhalefetteyiz :)
TurkceRap
19-01-2011, 14:15
Sevgili Frodo,
Cem'in söylediklerine katılıyorum.. Aynı şeyi bir çok defa ben de dile getirdim.
Bugün Türkiye'de içinde yaşadığımız sistemin 'demokrasiye' el verişli olmadığını, çünkü resmi ideolojinin dışındaki partilerin yaptıkları 'icraatları' engellemeye yönelik kurumların var olduğunu söylemiştim.. Ve bu kurumlar, o ideoloji tarafından öyle bir yapılandırılmışlar ki, kendi dışındaki hiçbir siyasi görüşe yaşam alanı bırakmıyorlar.
Bu bağlamda AK Parti, kendine yaşam alanı açmak için, iktidarda sadece sembolik olarak durmak istemediği için, askeri ve yargı bürokrasinin üzerine gitti.. Diğerlerini bir kenara bırakırsak, 2 önemli icraatından biri askeri kanada yönelik ergenekon operasyonları, diğeriyse yargısal kanada yönelik Anayasa değişikliğiydi.
Bu icraatlar, her ne kadar kendine yaşam alanı açmak için yapılmış olsa da, aslında tüm siyasi partilere yaşam alanı açacağı için Liberaller ve Sosyalistler tarafından desteklendi.
Yeterli olmasa da kendine yaşam alanı bulmuş olan AK Parti, karşısında pasif bir muhalefetin olmasını da avantaja çevirerek sağcı ve muhafazakar yüzünü göstermeye başladı.. Aslında bu durum bile, ülke siyasetinin yeterli olmasa bile normalleşmeye başladığını gösteriyor.. Bir sağ partinin otoriterleşmesi, Liberallerin buna karşı olması 'normal' ülkelerde var olan şeylerdir.. Bu sağcı partinin otoriter, dindar söylemleri çok daha eskiden olsaydı büyük ihtimalle zaman kaybetmeden ya darbe yaparlardı, ya da partiyi kapatırlardı.. Ama bugün böyle bir şey mümkün değil.
Kendine yaşam alanı açmak isteyen AK Parti'den hiç kimse ileri demokrasiye geçiş felan beklemiyor.. Sadece halkın gücünü bu denli yanına almış bir partiden, resmi ideolojinin kurumlarını daha esnek bir hale getirmesini bekliyorlar.. Ama bu parti seçim kaygısı yüzünden son dönemde oy kapma peşinde olduğu için tam tersi uygulamalara yöneldi.
Kurumların tektip, yeknesak bir ideolojide olmasından ziyade, partilerin otoriterleşmesi daha tercih edilebilir bir durumdur.. Çünkü birincisini bozmak uzun zaman alırken, ikincisini bozmak bir seçime bakar, başka bir şeye değil.
Liberaller AK Parti'nin 'demokratik' adımlarını desteklerken, onlara 'Sizi her zaman destekleyeceğiz' diye güvence felan vermiş değil.. Yaptığı doğru şeylere doğru diyoruz, yanlışa yanlış diyoruz.. Hepsi bu.
Askeri vesayet ile hükümet vesayetinin de uzlaşması mümkün değil zaten.. Çünkü hükümet resmi ideolojinin tam karşısında bulunuyor.
Son olarak da, 'AK Parti kendini garantiye aldığı zaman ne olacak?' diye sormuşsun.
AK Parti 'demokrasi'yi zorlaması ile kendi yerini garantiye almak isterse, ben onların bu yönde her icraatını desteklerim.. Bu resmi kurumları daha esnek hale getirerek kendine yaşam alanı bulmak, zaten demokratik adımlar atmaktan geçiyor.
Yargıdaki atamalar gibi yapıp kendini garantiye almak isterse, bu tür icraatlara da her zaman karşı çıkarım.
Ama bu konuda, ilk şekilde yaptıklarının daha ağır bastığını söyleyebilirim.
Sevgili Sangre,
Ne akp öyle sütten çıkma ak kaşık, Ne de Sizin dediğiniz gibi ikinci ihtimal öyle bir seçimle halledilebilecek bir konu, Hele de Türkiyede.
Bizzat yaşadığım birşeyi burada anlatmak yerinde bir örnek olacaktır sanırım; Geçen yaz ben daha Üniversiteden mezun olmadan önce Bazı seminerler için çeşitli ülkelerden gelenler oldu.
Bunların arasında İrandan gelenler de vardı, tanıştığım 1 tanersine, takılmak için "Mollalarla aran nasıl" dedim.
Akabinde nasıl bir dialo geçti unuttum ama, İranlı eleman "Hayır bizde demokrasi var" dedi.
Açıkçası sözü Beni hem güldürdü hem düşündürdü.
Eğer demokrasiden anladığımız sadece seçimlerin yapılması ve çok partili sistemse, Evet İranda da demokrasi var, ama o halkın yaşayışına, yönetimden bıkkınlığı orada demokrasi var olup olmadığı sorusunun doğru yanıtı olsa gerek.
Evet hangi parti olursa olsun yaptığı doğru icraatları desteklemek yerinde olur, ama o icraatları kendi işine geldiği gibi kullanma ihtimali halkın yararına olması ihtimalinden daha fazla ise, o iktidara karşı gerekli tavrı almamak, iş işten geçtikten ve gerçek yüzlerini ortaya çıkardıktan sonra bu otoriter tutuma isyan karşı çıkmak hiç birşeyi çözmez.
işte onun için, Artık bu iktidarla ilgili daha temkinli davranmanın zamanı geldi de geçiyor bile.
Akp.nin resmi ideolojiye karşı olması ise mümkün olmasa gerek çünkü, ben devletin resmi ideolojisinin sanılanın aksine ulusalcı tek bir yönü olmaktan çok devletin otoriter yüzünü koruma önceliği olduğunu düşünüyorum.
Bu yüzden de Devlet farklı partilerin, farklı yaklaşımlarını kullanarak, onlara istediklerinin bir kısmını vererek otoriter yapısını sağlamlaştırıyor.
Halkın cehaleti ve eğitimsizliği ise, buna karşı muhalefetin yetersiz olmasına sebep oluyor.
diyorsunuz ki, Bu otoriter tutum, bu Anayasa ila değişikliği sonucu ortaya çıkan birşey değil, Evetr ama, önceden bu otoriter yapının var olması, şu anki otoritenin vehametini değiştirmöeye yetmiyor.
Bu yüzden de, Akp Özellikle gerek son günlerde ki Alkol ile ilgili yasa taslağı, gerekse protesto eylemlerine karşı takındığı otoriter tutumuyla gfgerçek yüzünü iyiden iyiye açığa çıkarmıştır.
Bu da bana açıkçası, Eğer olurda akp seçimi kazanırsa, bugünlerimizi arayacağımızı düşündürüyor.
Saygılar.
Bu adamlara yol veren ve hatta yol gösteren, Yargıyı babasının malı haline getirmelerine destek veren,
sonra da böyle ahkam kesenlere bayılıyorum ben. Padişahımız yandaş gazetecilerle de papazı bulmaya
başladılar ama sıra daha bu arkadaşlara gelmediğinden şimdilik sorun yok !
Düşüncelerimizi kültür ve birikim kokan cümlelerle anlatabilir, karşımızdakine ,
"ulen ben senden çok daha iyi biliyorum" havası estirebiliriz..
Sorun değil... Yemeyen gargara yapar.
Ama o süslü laflar gerçeğin üzerini örtmeye yetmiyor. Değil mi ?
dark planet
28-01-2011, 02:33
alkol edinme yaşı 24, silah edinme yaşı sizce kaç ?
evet bildiniz 18...
AlbatrosS
28-01-2011, 03:24
Şimdi bunun ileri demokrasiyle, yetmez ama evet ile ne alakası var?
Hükümetin iyi yaptığı şeye 'iyi', kötü yaptığı şeye 'kötü' demek, hükümetin her yaptığını onaylamak anlamına mı geliyor?
Bu otoriter uygulama/söylem anayasa değişikliğinden önce yoktu da, değiştikten sonra mı oldu?
Olumsuz söylemleri olan bir kişinin/topluluğun, iyi yaptığı şeye de karşı çıkmak bizim toplumumuzda çok sık görülüyor maalesef.. Bunda biraz muhaliflerin de payı var.
sen ne dediğinin farkında mısın? yahu bu adamlar yarın bir gün toplu katliama/lince sebebiyet verecek bir iş yapsa, ama benzer şekilde liberal liberal takılsalar: tamam kötüydü; ama iyi şeyler de yapıyor deyip hoş mu göreceksiniz yoksa iş oraya gelmeden, bu zihniyeti deşifre edip eleştirecek misiniz? adam bildiğin faşist, her türden şövenist söyleme pirim veriyor; ama liberal... yada liberallerin hoşuna giden adımlar atıyor? bu mudur yani???
sen ne dediğinin farkında mısın? yahu bu adamlar yarın bir gün toplu katliama/lince sebebiyet verecek bir iş yapsa, ama benzer şekilde liberal liberal takılsalar: tamam kötüydü; ama iyi şeyler de yapıyor deyip hoş mu göreceksiniz yoksa iş oraya gelmeden, bu zihniyeti deşifre edip eleştirecek misiniz? adam bildiğin faşist, her türden şövenist söyleme pirim veriyor; ama liberal... yada liberallerin hoşuna giden adımlar atıyor? bu mudur yani???
AK Parti, bildiğin muhafazakar refleksleri olan, Avrupa'daki muhafazakar partilerden pek de farkı olmayan bir partidir.
Ne katliamından, ne lincinden bahsediyorsun yahu?
Konu AK Parti'nin Liberal olup olmaması değil.. Bugün solda olduğunu söyleyen partilerden daha demokratik adımlar atması, Türkiye'nin demokratikleşmesine daha fazla katkı sağlamasıdır.
'Ya yarın CHP başa gelince laik refleksleriyle Müslümanları keserse?' diye sormam ne kadar saçma sapansa, muhafazakar reflekslerle hareket eden bir partiye aynı şekilde yaklaşmak o kadar saçmadır.
2011 seçimlerinde Sosyalist/Sosyal demokrat bir partiye oy vermeyi planlıyorum.. Ama senin söylediğin şeyi de aklımda bulundurayım dimi!?
'Ya bu parti başa gelince tüm ülkeyi kamulaştırır, herkesin malına mülküne el koyarsa?'.. Dimi ama!?
AlbatrosS
28-01-2011, 20:08
AK Parti, bildiğin muhafazakar refleksleri olan, Avrupa'daki muhafazakar partilerden pek de farkı olmayan bir partidir.
emin misin? hele şu günlerde? elindeki pompalı tüfekle sağa sola ateş eden bir dalkavuğu ''milletin hassasiyetleriyle kimse oynamasın'' diyerek savunan birinin söyleminin mhp'nin ırkçı/faşist söyleminden ne farkı var? ''muhafakazar refleksler'' dediğin şeyin bu ülkede ülkücü/faşist geleneğin reflekslerinden ne farkı var? kaç tane örnek getireyim ki önüne akp'nin mhp'den alenen rol çaldığı, hatta onun da önüne geçtiğini kabul etmen için?
bugün avrupa'da bile ırkçı/aşırı sağ partiler hızla yükselişe geçerken ve kriz bir türlü sona ermezken; bunun sorumlusu, göçmenlerin/ötekilerin/azınlıkların tembelliklerine/çoğunluğun işlerini çalmalarına bağlanırken... işte ırkçılık, işte populizm ve yabancı düşmanlığı tam da bu şekilde sulandırılıp desteklenir! görmezden gelerek, pirim vererek ve şöven söylemler kullanarak.
Ne katliamından, ne lincinden bahsediyorsun yahu?
ben de onu soruyorum: ırkçı, ötekileştirici, şöven refleksleri giderek mhp'yi bile gölgede bırakan bir parti ve mensupları yalnızca ''muhafakar refleksler'' diyerek hoşgörülebilir mi? zaten yeni anayasa tartışmalarında da temel eleştirilerimizden biri buydu: akp, şöven dili, populizmi ve ötekileştiren milliyetçi duruşuyla mhp'den daha ılımlı bir parti değildir; yalnızca daha pragmatistir. işte bu dil, bu duruş ve mental zihniyet özgürlükçü, demokratik ve eşitlikçi bir organizasyon/kurgu/anayasa yapamaz/yapmadı da? evet, ama yetmez kısmındaki ''yetmez''in tam karşılığı da buydu.
Konu AK Parti'nin Liberal olup olmaması değil.. Bugün solda olduğunu söyleyen partilerden daha demokratik adımlar atması, Türkiye'nin demokratikleşmesine daha fazla katkı sağlamasıdır.
chp ve benzerlerini ''sol''da görmek olsa olsa ahmaklıktır! bazı retorik tonlamalar dışında chp'nin sosyal ve ekonomik yönden akp'den farklı bir sosyal/iktisadi politikası yoktur...
'Ya yarın CHP başa gelince laik refleksleriyle Müslümanları keserse?' diye sormam ne kadar saçma sapansa, muhafazakar reflekslerle hareket eden bir partiye aynı şekilde yaklaşmak o kadar saçmadır.
saçma değil gerçektir... yaşanmamış ve sır bir durum da değildir...
2011 seçimlerinde Sosyalist/Sosyal demokrat bir partiye oy vermeyi planlıyorum.. Ama senin söylediğin şeyi de aklımda bulundurayım dimi!?
'Ya bu parti başa gelince tüm ülkeyi kamulaştırır, herkesin malına mülküne el koyarsa?'.. Dimi ama!?
ırkçılık ve yabancı düşmanlığıyla iktisadi programı aynı kefeye koyamazsın. dahası mülkiyet etik bir tartışma alanıdır ve bu konuda farklı yaklaşımlar mevcuttur. ancak ırkçılık ve zenofobi aklı başında herkesin kabul ettiği etik dışı/gayrı ahlaki bir durumdur. bugün en ağdalı faşisti bile ''ben ırkçıyım'' diyemez mesela :) ama sen ben ''liberalim/kapitalistim'' diyebilirsin yahut ''sosyalistim''...
Kimse AKP'nin muhafazakar reflekslerini hoşgörüyle karşılamıyor.. Prim de vermiyor.
Katliam/kesme konusunu da tartışmaya gerek görmüyorum.. Şeriat getirecekler söyleminden farksız bir konu değil.. Sadece konuyu dinden, ekonomiye/insan haklarına doğru yönlendirmenin bir parçası, o kadar.
Kısaca, bu tartışmanın içeriği boş.
AlbatrosS
28-01-2011, 22:00
emin misin? hele şu günlerde? elindeki pompalı tüfekle sağa sola ateş eden bir dalkavuğu ''milletin hassasiyetleriyle kimse oynamasın'' diyerek savunan birinin söyleminin mhp'nin ırkçı/faşist söyleminden ne farkı var? ''muhafakazar refleksler'' dediğin şeyin bu ülkede ülkücü/faşist geleneğin reflekslerinden ne farkı var? kaç tane örnek getireyim ki önüne akp'nin mhp'den alenen rol çaldığı, hatta onun da önüne geçtiğini kabul etmen için?
mhp'yi ırkçı/faşist bir parti yapan; buna karşın akp'yi yalnızca muhafazakar refleksler yapan şey nedir yahu?
daha dün, bu ülke mahkemelerinin iki sanatçıyı mahkum ettiği haberini vermiştim okuduysan. üstelik biri yalnızca türkü söylediği için! bunun basite indirgenecek neyi var? bu ülkede menderes'i övmek serbest(o da yargılanmıştır, hukuksa hukuk işte); ama devrimcileri övmek suç! ve akp olan bitene seyirci; hatta, pirim veriyor. yahu hangi demokratik rejimde başbakanı sadece protesto edip ıslıkladılar diye insanlar fişleniyor? tüm bu saçma sapan şeylere ''kötü yaptıklarını eleştiriyoruz canım siz de'' denebilir mi?
Turan Dursun sitesi forumundayız,
Turan Dursun 1990 da katledildi , o sonradan ateist olan eski bir imamdı ve öldürülebileceğini biliyordu çünkü islamın ne olduğunu çok iyi biliyordu .
Ne yaptığını da çok iyi biliyordu ve diyordu ki;
"Ölürsem,
O zaman anlarsın.
Ölünce biri,
Pazar, kışın,
İki yüz olur hemen yüzler Hemen!
Dersin, neymiş meğer!
Ben de ölürsem eğer
Ey aydın cemaat!
Lütfen öldürme beni,
Lütfen!"
Ve öldürüldü
Ve siz
Hala hiçbir şey anlamamışsınız ,yazık
basitrasin
29-01-2011, 09:00
Herkese Selam.
Turan Dursun 1990 da katledildi. Katledilen diğer Aydınlarımızda olduğu gibi, karanlık bir planın parçası olarak, ortamı germek, kutuplaşma ve kargaşa ortamı yaratmak isteyenlerin işiydi. Kenan Evrenin dediği gibi ":Şartların olgunlaşması"nı sağlamaya çalışanların işiydi.
Neyse ki artık Türkiye de bu tür yapılanmalar yargı karşısına çıkarılıyor. Artık hiçbir şey tabu değil. Her şey açıkça eleştirilebiliyor.
Daha şeffaf, daha özgürlükçü günler dileği ile.
Saygılarımla.
dark planet
29-01-2011, 16:41
Herkese Selam.
Turan Dursun 1990 da katledildi. Katledilen diğer Aydınlarımızda olduğu gibi, karanlık bir planın parçası olarak, ortamı germek, kutuplaşma ve kargaşa ortamı yaratmak isteyenlerin işiydi. Kenan Evrenin dediği gibi ":Şartların olgunlaşması"nı sağlamaya çalışanların işiydi.
Neyse ki artık Türkiye de bu tür yapılanmalar yargı karşısına çıkarılıyor. Artık hiçbir şey tabu değil. Her şey açıkça eleştirilebiliyor.
Daha şeffaf, daha özgürlükçü günler dileği ile.
Saygılarımla.
hiç bir şeyin yargı karşısına çıkarıldığı yok...
bir çok karanlık odak halen çözülmüş değil
yargı karşısına çıkarılanların hepsi değil ama bir çoğu suçsuz masum insanlar
son olaylardaki polisin bir teğmenin telefonuna hizbul terör örgtününden kişilerin telefonlarını yüklemesiyle skandal olmuştu..
ne yargıya ne polise güvenilir şu zamanda.
bağımsız yargı ve bağımsız kolluk güçleri şart.
Herkese Selam.
Turan Dursun 1990 da katledildi. Katledilen diğer Aydınlarımızda olduğu gibi, karanlık bir planın parçası olarak, ortamı germek, kutuplaşma ve kargaşa ortamı yaratmak isteyenlerin işiydi. Kenan Evrenin dediği gibi ":Şartların olgunlaşması"nı sağlamaya çalışanların işiydi.
Neyse ki artık Türkiye de bu tür yapılanmalar yargı karşısına çıkarılıyor. Artık hiçbir şey tabu değil. Her şey açıkça eleştirilebiliyor.
Daha şeffaf, daha özgürlükçü günler dileği ile.
Saygılarımla.
Her şey hala tabu.
'Mustafa' belgesilenden sonra ortaya çıkan 'Atatürk kutsiyeti'ne ne demeli?
Ya da şu aralar gündemde olan 'Muhteşem Yüzyıl' dizisiyle ortaya çıkan padişah kutsiyeti.
Türkiye'de hiçbir şey özgürleşmiş değil. Yine aydınlanmamış cinayetler var. Vuran kişi bulunur, vurduran kişi bulunamaz bu böyle sürüp gidiyor.
TurkceRap
30-01-2011, 18:04
hiç bir şeyin yargı karşısına çıkarıldığı yok...
bir çok karanlık odak halen çözülmüş değil
yargı karşısına çıkarılanların hepsi değil ama bir çoğu suçsuz masum insanlar
son olaylardaki polisin bir teğmenin telefonuna hizbul terör örgtününden kişilerin telefonlarını yüklemesiyle skandal olmuştu..
ne yargıya ne polise güvenilir şu zamanda.
bağımsız yargı ve bağımsız kolluk güçleri şart.
Bir Spam bot'uyla tartışılmaz Dostum, Bir "Homo sapiens" olsa da ;)
ahmetsln
30-01-2011, 18:15
Her şey hala tabu.
'Mustafa' belgesilenden sonra ortaya çıkan 'Atatürk kutsiyeti'ne ne demeli?
Ya da şu aralar gündemde olan 'Muhteşem Yüzyıl' dizisiyle ortaya çıkan padişah kutsiyeti.
Türkiye'de hiçbir şey özgürleşmiş değil. Yine aydınlanmamış cinayetler var. Vuran kişi bulunur, vurduran kişi bulunamaz bu böyle sürüp gidiyor.
Genelleme yapmayın efendim ve ikisini karşılaştırmanız çok absürt.
Muhteşem yüzyıl için hükümet bile seferber olmuş mecliste tartışılmış, rtürk'e 70 binden fazla şikayet gitmiş, ölüm tehditleri almış senarist vs..
Mustafa filminden sonra çıkan olayları bilmiyorum ama evet Atatürk'ü putlaştıran insanlar var ancak bu insanlar yüzünden yüzeysel eleştiri yapan insanları bir tutamayız.
Atatürk'ün türkiye üzerinde ayrı bir önemi var onu da unutmamak lazım.Hele ki bu devirde.Derslerde bile sahte Atatürk anlatılırken artık bazı insanların filmlerde de bunun yansınmasından sıkıntılı oldugunu bildirmem lazım.
İnsanların bazı gerçekleri öğrenmesi için tarihini iyi bilmesi lazım.Ama artık bir insana sorduğunuz
-Atatürk'ü neden seviyorsan ?
-Bizi kurtardıği için .
İşte bu Atatürk'e ve onun devrimlerine yapılabilecek en büyük hakarettir.Eğer bilimle çakışırsam bilimi seçen bir lider için özellikle.Ben Atatürk seviyorum ama bizi kurtardığı için değil.Düşünmek için özgürlük için bir ortam oluşturduğu için nutuk gibi dev bir eser bıraktığı için.
Her şeyin cahili en kötüsüdür.Ne olursa olsun.Ateist olsun müslüman olsun kemalist olsun solcu olsun şu olsun bu olsun.
Ben cahil olan her insandan nefret etmem.Ama bilmeden konuşuyorsa işte o zaman defolup gitmeli susmalı.O yüzden bazı cahil kemalistler yüzünden herkesi suçlamamak lazım.
Kanuni konusuna gelince o zaten yorumsuz,Padişahların taht için kendi kardeşlerini öldürdüğü açık.öyle insanlardan haremlerinde neler yaptığını bir de siz düşünün. :crazy:
Neyse konuyu dağıttım biraz.İyi günler.
Genelleme yapmayın efendim ve ikisini karşılaştırmanız çok absürt.
Muhteşem yüzyıl için hükümet bile seferber olmuş mecliste tartışılmış, rtürk'e 70 binden fazla şikayet gitmiş, ölüm tehditleri almış senarist vs..
Mustafa filminden sonra çıkan olayları bilmiyorum ama evet Atatürk'ü putlaştıran insanlar var ancak bu insanlar yüzünden yüzeysel eleştiri yapan insanları bir tutamayız.
Atatürk'ün türkiye üzerinde ayrı bir önemi var onu da unutmamak lazım.Hele ki bu devirde.Derslerde bile sahte Atatürk anlatılırken artık bazı insanların filmlerde de bunun yansınmasından sıkıntılı oldugunu bildirmem lazım.
İnsanların bazı gerçekleri öğrenmesi için tarihini iyi bilmesi lazım.Ama artık bir insana sorduğunuz
-Atatürk'ü neden seviyorsan ?
-Bizi kurtardıği için .
İşte bu Atatürk'e ve onun devrimlerine yapılabilecek en büyük hakarettir.Eğer bilimle çakışırsam bilimi seçen bir lider için özellikle.Ben Atatürk seviyorum ama bizi kurtardığı için değil.Düşünmek için özgürlük için bir ortam oluşturduğu için nutuk gibi dev bir eser bıraktığı için.
Her şeyin cahili en kötüsüdür.Ne olursa olsun.Ateist olsun müslüman olsun kemalist olsun solcu olsun şu olsun bu olsun.
Ben cahil olan her insandan nefret etmem.Ama bilmeden konuşuyorsa işte o zaman defolup gitmeli susmalı.O yüzden bazı cahil kemalistler yüzünden herkesi suçlamamak lazım.
Kanuni konusuna gelince o zaten yorumsuz,Padişahların taht için kendi kardeşlerini öldürdüğü açık.öyle insanlardan haremlerinde neler yaptığını bir de siz düşünün. :crazy:
Neyse konuyu dağıttım biraz.İyi günler.
Yukarda hiçbir şey artık tabu değil denmiş bende nasıl tabu olduğunu gösterdim. Burada absürt hiçbir şey yok. Ben Kemalistlerle kimseyide bir tutmadım.
Atatürk tabii ki büyük bir değerdir ve sürekli onu örnek alırım. Benim kızdığım nokta Atatürk'ün içki içtiğini kabullenemeyen insanlar. Bunun adı Atatürkçülük değil putperestliktir. İçki içiyordu Atatürk, kısa boyluydu. Nolmuş yani? Hiçbir şey olmadı. Atatürk yine büyük bir lider, önder, aydın, ilerici.
Benim asıl kızdığım nokta işte bu gerçekleri reddedecek düzeye gelmek. Kanuni'yi seven insan haremi olduğunu ve oğlunu, torunlarını öldürdüğünü, Atatürk'ü sevende içki içtiğini, birilerini astığını kabul etmelidir.
ahmetsln
30-01-2011, 21:31
Yukarda hiçbir şey artık tabu değil denmiş bende nasıl tabu olduğunu gösterdim. Burada absürt hiçbir şey yok. Ben Kemalistlerle kimseyide bir tutmadım.
Atatürk tabii ki büyük bir değerdir ve sürekli onu örnek alırım. Benim kızdığım nokta Atatürk'ün içki içtiğini kabullenemeyen insanlar. Bunun adı Atatürkçülük değil putperestliktir. İçki içiyordu Atatürk, kısa boyluydu. Nolmuş yani? Hiçbir şey olmadı. Atatürk yine büyük bir lider, önder, aydın, ilerici.
Benim asıl kızdığım nokta işte bu gerçekleri reddedecek düzeye gelmek. Kanuni'yi seven insan haremi olduğunu ve oğlunu, torunlarını öldürdüğünü, Atatürk'ü sevende içki içtiğini, birilerini astığını kabul etmelidir.
Sonuçta aynı yere çıkıyoruz cahil insandan korkacaksın.Bende sevmiyorum öyle insanları helede kendilerine Atatürk'ün yolundan gidiyorum demeleri yok mu.
Sonuçta aynı yere çıkıyoruz cahil insandan korkacaksın.Bende sevmiyorum öyle insanları helede kendilerine Atatürk'ün yolundan gidiyorum demeleri yok mu.
Evet. Atatürk'ün yolundan gitmeyi seçen bir insan bilimi, fenni, aklı, sanatı her daim ön planda tutmalıdır. Ve en büyük olanıda cehalete karşı olmalıdır.
ahmetaltan
01-02-2011, 11:09
Geçmişte, (sanırım 2010 yılı başlarıydı) yaşlıca bir bayanın, televizyonda Atatürk ile alakalı hatıralarını dinlemiş ve dehşete kapılmıştım. Bu bayan, Atatürkle ilgili bir hatırasını nakletmişti :
"Biz Atatürkü öyle sever ve öyle hayranlık duyardık ki, bu hayranlıkla adeta onu kutsallaştırmış ve tabulaştırmıştık. Hatta bir gün, aklıma "Acaba Atatürk te bizim gibi tuvalete gidermi?" diye soru geldi. Hemen kendime kızdım ve utançtan kulaklarıma kadar kızardığımı hisssettim. Ve kendi kendime dedim ki :"Sen ne kadar kötü birisin, Atatürk hiç tuvalete gidermi?" diye söylendim. Bu düşüncemden dolayı kendime kızdım."
Burada anlatmak istediğim şu : Atatürk te bir insandı. Hatalarıyla sevaplarıyla tarihte yerini aldı. Ona bir kudsiyet vermek, tabulaştırmak ne kadar yanlış. Bugünki eğitim sistemimiz malesef böyle. Çocuklar amentü ezberler gibi Atatürk ezberliyor. Adeta din peygamberi gibi öğretiliyor. Körpe zihinler de, Atatürkün beşeri olduğunu algılayamıyor. Onu "tuvalete gitmeyen", insanüstü biri olarak algılıyor.
yucemanitu
01-02-2011, 20:26
Neyse ki artık Türkiye de bu tür yapılanmalar yargı karşısına çıkarılıyor.
Yahu Rasin Kardeş, sen herhalde hiç gazete okumuyorsun yoksa Hırant Dink olayının asıl failleri bulundu da bizim mi haberimiz yok? Yoksa Deniz Feneri sanığı Zahit Akman yargılandı da biz mi bilmiyoruz? Yoksa kayıp trilyon davasının bir numaralı sanığı ABDullah Gül yargı karşısına çıktı da biz mi bilmiyoruz? Yoksa kalpazanlık zanlısı Erdoğan da mı yargı karşısına çıktı? Yoksa Kemal Unakıtan da mı yargılandı? Yoksa ...... Uzar gider bu liste daha saymamı ister misin?
Artık hiçbir şey tabu değil. Her şey açıkça eleştirilebiliyor.
Daha şeffaf, daha özgürlükçü günler dileği ile.
Saygılarımla.
Erdoğan Ahmet Altan'a dava açalı kaç gün oldu? Başbakan'a ıslıklı protestoda bulunanlar bile suçlu olarak aranıyor. Meydanlarda sesini duyurmak isteyen işçi, emekçi, öğrenci kıyasıya dövülüyor... Yahu bizle alay mı ediyorsunuz arkadaş?
dark planet
02-02-2011, 00:41
Bir Spam bot'uyla tartışılmaz Dostum, Bir "Homo sapiens" olsa da ;)
hiç bir şey anlamadım :der:
basitrasin
02-02-2011, 08:20
Herkese Selam.
Yazdığım satırların olumlu yada olumsuz tepkiler alması beni sevindirdi.
Sözlerimi eleştirmeye değer bulan bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.
Günümüzde mutlak bir özgürlük ve şeffaflaşma olduğu iddasında değilim.
Sadece bu günü değerlendirirken geçmişi baz aldığımda, bir gelişme olduğu kanısındayım.
En büyük dileğim ise "Daha şeffaf, daha özgürlükçü günlerdir."
Saygılarımla.
dark planet
03-02-2011, 03:14
Herkese Selam.
Yazdığım satırların olumlu yada olumsuz tepkiler alması beni sevindirdi.
Sözlerimi eleştirmeye değer bulan bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.
Günümüzde mutlak bir özgürlük ve şeffaflaşma olduğu iddasında değilim.
Sadece bu günü değerlendirirken geçmişi baz aldığımda, bir gelişme olduğu kanısındayım.
En büyük dileğim ise "Daha şeffaf, daha özgürlükçü günlerdir."
Saygılarımla.
haklısın haliyle çok şey değişiyor.değişmesi de normal. fakat yeterli ve özgün değil kanımca. 80 yıldır aslında pek az şey değişti.