PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Gerçeklere Uyan Nedir?


hur-kus
04-02-2011, 23:40
OKUYUN VE KARAR VERİN


Eski Mısırlılar bokböceğinin (Scarap) birdenbire yerden çıktığını görünce, kendi kendine oluştuğuna inandılar.
Oysa dişi böcekler, yumurtalarını gübre içine koyup gömerdi ve böylece daha sonra orada döllenen yeni böcekler ortaya çıkarlardı.

Kendi kendine oluşan bir nesil mi?

M.Ö. beşinci yüzyılda, Yunan filozoflarından Anaxagoras ve Empdokles bunu öğrettiler ve bir yüzyıl sonra da Aristo, solucan ve salyangozların, çürüme ürünü olduklarını zannetti. 17. yüzyılda dahi, bilim adamı Francis Bacon, kendi kendine oluşan nesilleri öğretmişti.

İlerleyen bilgi, bütün bunları değiştirdi. 17. yüzyılda, F. Redi, etteki kurtların, ancak sinekler etin üzerine yumurtladıktan sonra ortaya çıktıklarını gösterdi.

Bakteriler böylece bulundu ve hayatın, kendi kendine oluşmasıyla ilgili örnek olarak kabul edildi. Fakat bir yüzyıl sonra Spallanzani, bu fikri çürüttü.

Daha sonraki yüzyılda Pasteur “hayatın ancak hayattan geldiğini” kabul ettirdi.
Bu gerçek artık genellikle kabul ediliyor.
The Origin of Species (Türlerin Kökeni) kitabının son cümlesinde hayatın, “Yaratıcı’nın bir veya birkaç türe, hayatı üflemesi” sonucu oluştuğunu yazan Darwin dahi bunu kabul etmiştir.—Sayfa 450, Mentor baskısı.

Yaratılış, “hayatın ancak hayattan geldiği” gerçeğine uygundur.

Yehova Tanrı hakkında şöyle yazılmıştır: “Hayatın kaynağı sendedir.”—Mezmur 36:9.
Ayrıca fosiller de yaratılışı destekler. Simpson, The Meaning of Evolution kitabında şöyle yazıyor:

“Zamanımızdan 500.000.000 yıl kadar önceye ait ilk kambriyum kayaları fosil doludur. Dünya üzerindeki değişik yerlerde ilk kambriyumdan bu yana hemen hemen bütün devirleri kapsayan fosiller vardır.
Oysa 1.500.000.000 yıllık sürenin en büyük kısmını oluşturan ilk Kambriyum’dan önceki zamana ait olan kayalarda, fosiller az, genellikle belirsiz ve tartışmalıdır.”
Omurgalıların dışındaki bütün ana grupların fosillerinin bu ani meydana gelişini Simpson “hayat tarihinin ana sırrı” olarak adlandırıyor.—Sayfa 16-19.

Harvard Üniversitesi profesörlerinden Romer, Darwin’in bu sır ile ilgili şu yorumunu tekrarladı:

“Tatmin edici bir cevap veremem.” Ve buna şunu ekledi:

“Bugün biz de veremeyiz.”
Daha sonra anlamlı bir şekilde şu gözlemde bulundu:
“Genel görünümün, Kambriyum zamanının başındaki özel bir yaratılış fikriyle uyumlu olduğu makul bir şekilde söylenebilir.”
Ancak, Kambriyum zamanından bu yana elde edilen çok sayıdaki fosil, omurgalıların yaşamının başlangıcını gösterir mi?
Hayır.

The Material of Evolution kitabında zooloji profesörü Goldschmidt şöyle yazıyor: “Deliller, daha üstün sınıflar bir yana, asıl türler hakkında bile bilgi vermiyor.” (Sayfa 165)
Bu, bugünün fosil uzmanları arasında kabul edilen bir gerçektir.

Evrimciler, yaratılışı şiddetle reddetmelerine rağmen, fosillerin evrimden çok yaratılışla uyumlu olduğunun farkındadırlar.

Yıllar önce, birçok evrimci şunu kabul etti:

“Bir kimse paleontolojiyi araştırdıkça evrimin gerçekten iman üzerine kurulu olduğundan daha da emin olur; tıpkı bir kimsenin, dindeki büyük sırlarla karşılaştığı zaman ihtiyacı olan iman gibi . . . . özel yaratılış öğretisi tek seçenektir; ki o da doğru olabilir, ancak mantıksızdır.” (L. T. More)

“Evrim zoologlar tarafından kabul edilir . . . . ancak bu, mantıklı ve birbiriyle bağdaşan delillerle kanıtlanabildiği için değil de, tek seçenek olan özel yaratılışın açıkça inanılmaz olmasındandır.” (D. Watson)

“Evrim kanıtlanmamıştır ve kanıtlanamaz. Biz evrime, sadece onun dışındaki tek seçeneğin özel yaratılış olduğu ve o da düşünülemeyeceği için inanıyoruz.”—Sir Arthur Keith.

Bugün, bazı evrimciler, yaratılışı hâlâ gerçeklere uygun görüyor. Cambridge Üniversitesinden botanikçi evrimci J. H. Corner’in belirttiği gibi:

“Hâlâ peşin hükümlü olmayanlar için bitki fosillerinin özel yaratılışın lehinde olduğunu düşünüyorum.” (Contemporary Botanical Thought, 1961, s. 97)

Physics Bulletin adlı yayının Mayıs 1980 sayısında Profesör Lipson isteksizce şöyle yazdı:
“Bundan da ileri giderek tek uygun açıklamanın, yaratılış olduğunu kabullenmeliyiz.”

Fosiller, evrim kuramını desteklemez.
Oysa, yaratılış, fosil gerçeklerine uyar.

Mutasyonlar bile, evrimi desteklemekte aciz kalıyor.
Mutasyonlar, genetik malzemedeki değişikliklerdir ve organizmada kalıtımla geçebilen yeni özellikler meydana getirirler.
Küçük mutasyonların çoğu zararlıdır; büyükler ise, sakatlayıcı veya öldürücüdür. Mutasyonların organizmaların yozlaşmasında rol oynayıp, birçok hastalık ve sakatlığa neden olduğu tahmin ediliyor.
Buna rağmen evrimciler, mutasyonlara, evrimin mekanizmaları olarak ümit bağlıyorlar. Ancak mutasyonlar yeni türler meydana getirmek konusunda yetersiz bulunmuştur.

Evrimci Bengelsdorf şöyle demiştir:

“Genlerdeki temel değişimleri kapsayan mutasyonlar, iki kişi arasındaki farkların sebebi olabilir . . . . Ancak, tüm evrimi, yani farklı nedenlerle balıkların, sürüngenlerin, kuşların ve memelilerin oluşmasını açıklayamazlar.”

21 Kasım 1980 tarihli Science dergisinin gösterdiği gibi, yaratılışçılar, her zaman için Tekvin’in birinci babındaki türlerin kendi içindeki değişimlerini kabul etmişlerdir.

“Türler, fiziksel ve diğer özelliklerinde küçük değişikliklere uğrama yeteneğine sahiptir, ancak bu sınırlıdır ve daha geniş bir görüş açısından bir orta dağılım niteliğindedir.”
Bunu deneysel olarak doğrularcasına, genetikçiler, çabuk üreyen yaratıklarda çok sayıda mutasyonlar meydana getirmişlerdir, ancak buna rağmen “birkaç günde nesillerce üreyebilen meyve sineklerinin evrimini yönetmekle sadece sineklerde bazı garip değişiklikler görülmüştür. Fakat meyve sinekleri daima meyve sineği olarak kalmıştır.”

Evrimcilere göre, fosil bulguları türlerin milyonlarca yıl boyunca aynı şekilde ürediğini gösterir.

Mutasyonlar, hem gözlemlerde, hem de deneylerde türlerin değişmezliğini gösterir. Tekvin 1:12, 21, 24 hayatın “kendi cinslerine göre” üreyeceğini yazarken bilimsel gerçeklere uyar.

Ve nihayet, hepsinden büyük olan fark! Evrimcilerin insana en yakın saydıkları hayvan ile insan arasında çok büyük bir fark vardır. Dobzhansky, “yakın tarihimiz bile, emin olmadığımız şeylerle doludur” diyor, “yetkililer hem ana konular, hem de ayrıntılar hakkında sık sık çelişmektedirler.” (Mankind Evolving sayfa 168)

Antropologlar, küçük kemik veya diş parçaları bulduklarında hararetli iddialarda bulunup, bulduklarını evrim zincirinin eksik halkaları olarak öne sürerler.
Oysa daha sonra başka benzer parçalar bulunca, öncekini atarak yeni bulduklarının maymun ile insan arasındaki eksik halka olduğunu iddia ederler. Bu arada kendi bulduklarını eksik halka olarak kabul ettirebilmek için de diğer evrimcilerle sürekli kavga ederler.

İnsanın, lisan, mantık, yaratıcı düşünce, müzik ve sanat, geçmişin, bugünün ve geleceğin farkında olma, hayatında başarı, anlam ve amaç ihtiyacı, adalet, şefkat, acıma ve sevgi gibi özellikleri, hayvanın çok daha ötesinde olduğunu gösterir.

Bu, evrimle değil, ancak insanın ‛Tanrı’nın kendi suretinde ve benzeyişine göre’ yaratılması ile açıklanabilir. Bir kere daha yaratılış gerçeklere uyuyor.

Ayrıca, birçok din adamı, Tanrı’nın insanı evrim yoluyla yarattığını söyleyerek evrimi benimser.

Fakat Tekvin’deki kayıt bunu kabul etmez. Yaratıcımız insanı, bir hayvandan yaratmamıştır, çünkü “Yehova Tanrı yerin toprağından adamı yaptı.”—Tekvin 2:7.
Hayatın kökeni, yaratılış diyor!

Fosiller, yaratılış diyor!

Mutasyonlar, yaratılış diyor!

İnsan ve kendine en yakın gösterilen hayvan arasındaki uçurum, yaratılış diye adeta bağırıyor!

Bilimsel gerçeklere uyan evrim değil, yaratılıştır.

Saygılarımla

murted
04-02-2011, 23:51
Bu yazıyı komple mi bir yerlerden aldın da kaynak göstermeyi unuttun yoksa bir yerlerden harmanlayıp biraz çeki düzen verip ortaya karışık bir şeyler mi yaptın? Ben bunu merak ediyorum.

Bir de bize falan evrimci şöyle demiş diye sunduğun referans olarak gösterdiğin alıntıların orjinallerini (muhtemelen cımbızlanmış cümleleri değil, tam metinleri) bizimle paylaşman mümkün mü? Sen onları paylaş, verdiğin isimlerin gerçekten ''evrimci'' olup olmadıklarını da biz araştıralım.

taylan
04-02-2011, 23:53
Yok yaratılışçı dönüp dolaşıp hep aynı yere gelen adama deniomuş bunu sürekli birinci elden görüp gözlemlemek ne kadar güzel:)

evrensel-insan
04-02-2011, 23:58
Saygideger hur-kus;

Bilimsel gerçeklere uyan evrim değil, yaratılıştır.-hur-kus

Gercekten neyi algiladiginizi, hangi inancinizin dogrulamasiyla aklinizin gercegi ortaya nasil ve neye dayanarak koydugunuzu, bilmiyorum ama; Bilimsel olan, gozlem, teorisi ve test edilen teorinin ortaya koydugu yanlislanabilmeye acik, olgulardir.

Oyuzden bilimsel olan, bilimsel method ile ortaya konan, bildirilen, belirtilen bilgidir.

Bu temelde de, evrim; fiziksel bir bilgi, yaratilis ise, sosyal bir bilgidir.

Yaratilisin, gozlem veren bir fenomeni olmadigindan da, olgu olma olanagi yoktur. Evrim ise, tamamen fenomenin gozlemlenmesi ve bunun teori olarak ortaya koyumu ve bu teorinin test edilen ve olgulasanidir. Evrimsel, her bilginin de olgu olmasi gerekmez. Ancak, gozlem teorisi test edileni olgudur.

Bu da en kisa olgu tanimiyla, evrimin bir degisim, donusum, baskalasim ve olusum olusudur.

Bunu gozlemleyebilmek icin de, oyle milyonlarca yil geriye gitmeye gerek yok. Size yansi veren, ne ise onu gozleminizle takip edin, bu yeterlidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

AhbAp
04-02-2011, 23:58
Sayın site sakinleri,

Evrim teorisi çökmüştür. Hepiniz dağılabilirsiniz.

Saygılarımızla

evrensel-insan
05-02-2011, 00:07
Saygideger AhbAp;

Evrim teorisi çökmüştür. Hepiniz dağılabilirsiniz.-AhbAp-

Iyi guzel de, olgu birincisi tartismaya acik degildir, ikincisi insanoglunun aklinin dogrusuna uyarlanamaz. Oyuzden bir olgu, cokmez; ancak gozlem ile yanlislanabilir.

Nitekim bugun, evren ve evrim ile ilgili, henuz olgulasmamis akilci bilgiler de mevcuttur. Ama hem evren, hem de evren bir fenomen olarak gozlem verdigi surece de, teoriler ortaya atilacak, bu teorilerden test edilebilenleri olgulasacak ve gozlem temelinde de yanlislanabilirligi baki kalacaktir. Bu bilginin, surekli suregelen bir surecidir.

Oyuzden evrim ile ilgili neyin olgu, neyin teori oldugu ortaya konmasi gerekir ki, o teorinin de cokebilmesi, gozlem ile mumkun olsun.

Mesela "butun kugular beyazdir" dersin, biri cikar, siyah bir kugu gozlemler,boylece teori coker.

Ayrica, mesajinin ironi icerdigini de algiliyorum.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
05-02-2011, 00:17
Saygideger hur-kus;

Senin aklin;

gercegi (truth, reality degil), inancla (belief) mi, dogruluyor (justify)?, yoksa,

Inanci (belief), gercek (truth, reality degil) lemi, dogruluyor (justify)?

Ya da, aklinin sana onerdigi ucuncu bir sik....

Saygilarimla;
evrensel-insan

Natan
05-02-2011, 00:29
Yanılmıyorsam "evrimcilerin itirafları" adında bir HY sitesi vardı.Yukarıdaki bilgiler adnan hocanın yüzlrce sitesinde yer alan makalelerle örtüşüyor.

Aslında mantıklı bir yanı da var.Çamurdan yaratılış pek bi bilimsel geliyor kulağa.

Çamuradan heykel yaptı Tanrı.

Sonra " üüüffffff " leyiverdi ve hooop insan oldu.

Vay be.Bence adamlar doğru söylüyor.

Evrim mevrim yok. Yaratılış var sayın çamur adamlar :)